Korozyon

119 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yumuşak çeliğin korozyonuna bazı kuruyemiş özütlerinin inhibitör etkisinin araştırılması

Bu çalışmada fenolik bileşenler içeren ceviz, fındık ve yer fıstığı kabuğu özütlerinin yumuşak çelik için inhibitör etkisi asidik (0,2 M HCl çözeltisi), klorürlü (%5 NaCl çözeltisi) ve bazik (0,2 M NaOH çözeltisi) ortamlarda araştırılmıştır. Fındık, yer fıstığı ve cevizin dış kabukları ekstraksiyon işlemine tabi tutulmadan önce temizleme, kurutma, öğütme ve belirli tane boyutunda eleme ön işlemlerinden geçirilmiştir. Ekstraksiyon işlemi sonrasında özütler santrifüjlenerek katısından ayrılmıştır. Uygun çözücünün bulunması için Folin-Ciocalteu yöntemi ile özütlerdeki toplam fenolik madde (TPC) tayin edilmiştir. Yapılan bu analiz sonucunda en yüksek TPC değerine sahip özüt eldesinde kullanılan çözücünün hacimce 75/25 aseton/su olduğu tespit edilmiştir. Aseton ve su karışımının çözücü olarak kullanılmasıyla elde edilen kuruyemiş özütlerinin farklı derişimlerini içeren (500, 1000 ve 2000 ppm) 0,2 M HCl, %5 NaCl ve 0,2 M NaOH gibi korozif ortamlarda yumuşak çeliğin korozyon davranışı dönüşümlü voltametri ve Tafel polarizasyon eğrileri kullanılarak incelenmiştir. Deneyler sonucunda tüm özütlerin derişimlerinin artması ile korozif ortamlarda inhibitör etkinliklerinin arttığı belirlenmiştir. Bazik ortamda (0,2 M NaOH) en iyi inhibitör etkinliği %80,6 ile ceviz, asidik ortamda (0,2 M HCl) %88,6 ile fındık ve klorürlü ortamda ( % 5 NaCl) % 49,2 ile fındık özütleri ile sağlanmıştır.

KorozyonKuru yemişlerÇelik+1
Hacer Ebru Singer
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Termik Santralinde boru yırtılması üzerine kazan besleme suyunun etkisinin araştırılması

Termik santrallerde üretimi kesintiye uğratan en önemli arızalardan biri kazan boru yırtılmalarıdır. Bu çalışmada termik santrallerde enerji kesintilerine yol açan boru yırtılmaları üzerine soğutma suyunun etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla Seyitömer Termik Santralinde soğutma suyunun korozyon hızının ölçümü için deneyler yapılmıştır. Soğutma suyunun pH, kalsiyum karbonat, çinko, fosfat, oksijen, iletkenlik ve demir miktarları tespit edilmiştir. Soğutma suyunun akışının gerçekleştiği fotoselik sisteme korozyon kuponu bağlanılarak sistemin korozyon hızı hesaplanmıştır. Önemli ölçüde üretim kayıplarına yol açan ve santrallerin ömürlerine olumsuz yönde etki eden kazan boru yırtılmaları korozyon ve depozit kalınlığından dolayı ortaya çıkmaktadır. Hasarlı kazan boruları alınarak korozyon ve depozit oluşumu incelenmiştir. Termik Santralde boru korozyonuna etki eden en önemli etkenler suyun pH'ı ve sıcaklığıdır.

KorozyonTermik santraller
Mehmet Alper Demiral
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

SiC nanopartikül ilaveli asitli çinko kaplama banyolarında yapılan kaplamaların malzemenin korozyon direnci ve mekanik özelliklerine etkisinin araştırılması

Metal kaplama yöntemleri, malzemelere hem mekanik özelliklerin iyileşmesinisağlamak hem de korozyon nedeniyle malzeme kaybının önlemesi amacıylauygulanmaktadır. Parçadan beklenen özellikler ve kullanım yerine göre nikel kaplama,krom kaplama, çinko kaplama, kalay kaplama, bakır kaplama, soy metal kaplama ve Ni-Co, Ni-W vb. alaşım kaplama yöntemlerinden en uygun olanı seçilir.Çinkonun elektrokimyasal özelliği ve ekonomik olması çinko kaplamaların, çeliğinkorozyona karşı korunmasındaki kullanımını yaygınlaştırmıştır.Son yıllarda metallerin aşınma dayanımı, yüksek sıcaklık dayanımı ve korozyon direncigibi özelliklerini geliştirmek için kompozit kaplamalar yapılmaktadır. Kompozitkaplama yöntemlerinden biri olan elektrolitik kompozit kaplama, mikron veya nanoboyutlardaki partiküllerin bir kaplama çözeltisine ilave edilip, partiküllerin katottaalaşım ya da metal matris ile birlikte çöktürülmesi esasına dayanmaktadır.2000'li yıllardan bu yana yapılan elektrolitik kompozit kaplama çalışmalarında,nanopartikül ilaveli nikel kaplama banyolarında yapılan kaplamalar ile malzemeninkorozyon direncinin iyileştiği, çinko kaplama banyosuna TiO2 ve silika nanopartikülilavesinin ise kaplamanın korozyon direncini önemli oranda artırdığı sonucunaulaşılmıştır. Yapılan literatür çalışmalarında endüstride yaygın olarak kullanılan çinko kaplama banyosuna SiC nanopartikül ilavesinin korozyon direncine etkisine ilişkinherhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.Çalışmada, asitli çinko banyolarına SiC nanopartikül ilavesinin korozyon direncineetkisi araştırılmış ve bu kapsamda elektrolitik kaplama işlemi, proses adımları, banyoiçerikleri açıklanmış ve standart asitli çinko kaplama banyosunda SiC partikülleriilavesiyle kaplanmış numunelerin korozyon direnci ile akım, süre, sıcaklık gibiparametrelerin korozyon direncine etkisi irdelenmiştir. Ayrıca, değişik organiklerinasitli çinko kaplama banyosuna ilavesi ile kaplanmış numunelerin korozyon direncinindeğişimi saptanmaya çalışılmıştır. Kaplamaların korozyon direnci, korozyon direncininbelirlenmesinde yaygın kullanılan tuz püskürtme testi ile gözlenmiştir. Kaplanmışnumunelerin korozyon öncesi ve sonrası makroyapı resimleri çekilmiş, yüzeyyapılarındaki değişiklikler açıklanmaya çalışılmıştır.

KorozyonÇinko
Mustafa Uyanık
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Korozif etkilere maruz kalmış doğal gaz çelik şebeke vanaları ve vana odalarının rehabilitasyonunun araştırılıması

Doğal gaz; yanıcı, kokusuz, renksiz, havadan hafif ve çevreci bir gazdır. Bu özelliklerinin yanında doğal gazın olası sızıntılar veya kaçaklar nedeniyle kontrolsüz yanma ve patlama gibi riskleri de vardır. Doğal gaz çelik boru şebekesi üzerinde acil durumlarda kapatılmak üzere çelik vanalar tesis edilir. Bu vanalar, şebeke personelinin acil durumlarda kolaylıkla müdahalede bulunabilmesi için yeraltında oda şeklinde ve betonarme olarak inşa edilen vana odalarında muhafaza edilirler. Doğal gaz vana odaları şehrin fiziki şartlarına göre trafiğe açık caddelerde, sokak aralarında, yeşil alanlarda ve park içlerinde olabilmektedir.Bu çalışmada, ilk olarak doğal gaz dağıtım şirketlerinde su girişi yaşanan ve korozyonun yoğun görüldüğü vana odalarındaki incelemelere ve gözlemlere öncelik verilmiştir. Özellikle yağmurlu havalarda vana odalarına su girişinin; menhol kapaklarından, havalandırma bacalarından, yeraltında ise doğal gaz borusunun duvarla bağlantı yerlerinden, beton zeminden ve duvarlardan olduğu görülmüştür. Su girişi olmuş olan vana odalarının suları, vidanjörler veya otomatik kontrollü pompa sistemleri kullanılarak boşaltılmaktadır. Vanaların, zaman zaman bir müddet su altında kaldığı tespit edilmiştir. Su girişi olmuş vana odaları, aynı zamanda çamurla ve kirlilikle dolmuş olabilmektedir. Kar yağışlı havalarda yollara dökülen ve klor içeren tuzların da vana odalarında su girişleriyle birlikte birikmektedir. Odalarda nem ve rutubet oranının yüksek olduğu ve tavanda yoğuşmaların da meydana geldiği gözlemlenmiştir. Korozyon oluşumuna çok müsait olan bu ortamlardaki birçok vana ve boruda kaplama altı korozyonu, aralık korozyonu, homojen korozyon ve pitting korozyonları tespit edilmiş ve fotoğraflanarak verilmiştir. Pitting korozyonu sonucu yer yer boru et kalınlıklarında 2-2,5 mm'ye kadar metal kayıplarının meydana geldiği gözlemlenmiştir.Korozyon nedeniyle vana ve borularda meydana gelmiş metal kayıplarının tamirleri için alternatif uygulama çözümleri ASME PCC-2 ve ASME B31 G Amerikan standartları gibi kabul görmüş uluslar arası standart ve uygulamalar araştırılarak, çözüm önerileri verilmiştir. Bunlardan biri olan, uygulamasını yapıp detaylarını verdiğimiz inovasyon ürünü fiber karbon kompozit tamir sistemleri, kolay ve uygulanabilirliği ile ön plana çıkmaktadır. Ayrıca vana odalarındaki korozyon oluşumuna neden olan su girişlerinin önlenmesi sorununa yönelik kökten ve kalıcı çözümler için de öneriler verilmiştir.

Doğal gazKorozyon
Ömer A. Engin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Betonarme korozyonunu önlemek amacıyla uygulanabilir yöntemlerin geliştirilmesi

Beton ve betonarme demirinin klorürlü ve sülfatlı ortamlarda korozyon davranışına atmosfere açık koşullarda LAS (lineer alkilbenzen sülfonat) ve LAB 'm (lineer alkilbenzen) etkileri potansiyokinetik deneylerle incelenmiştir. Hazırlanan beton örneklerinde su/çimento oranı 0,45 seçilmiş, polarizasyon dirençleri, akım- potansiyel eğrileri elde edilmiştir. Aynı koşullarda basınç testleri yapılmıştır. Yapı analizlerini belirlemek için beton örneklerin X-ışını Difraktometresi ile difraktogramları çekilmiş ve yapıları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, LAS ve LAB betonarme demirinin korozyonunu zayıf bir inhibisyon etkisiyle azaltıcı etki yapmakta ve basınç dayanımına da olumlu katkı yapmaktadır.Anahtar kelimeler:Beton,Korozyon,Beton Çeliği,Korozyon Potansiyeli,Difüzyon

BetonarmeDifüzyonKorozyon
Hülya Kahyaoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Organik kaplamalı metalik malzemelerde kaplama etkinliği ve metal korozyonunun belirlenmesi

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ORGANİK KAPLAMALI METALİK MALZEMELERDE KAPLAMA ETKİNLİĞİ VE METAL KOROZYONUNUN BELİRLENMESİ MUZAFFER ÖZCAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Doç.Dr. İlyas DEHRİ Yıl: 2000, Sayfa: 79 Jüri : Prof.Dr. Mehmet Erbil : Doç.Dr. Melih Bayramoğlu Bu çalışmada polyester kaplamalı galvanize çelik örneklerin atmosferik korozyonuna farklı bağıl nemliliklerde SO2 gazının etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla örnekler bağıl nemlilikleri %60, %70, %80, %90 ve %100 e ayarlanmış test hücrelerinde 16 gün süreyle SO2 gazı etkisinde bırakılmıştır. Test hücresinden çıkarılan örneklerin yüzey fotoğrafları çekilmiş, impedans ölçümleri yapılmış, Nyquist diyagramları elde edilmiş ve akım potansiyel eğrileri çizilmiştir. Nyquist diyagramları semi elips modele göre değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlardan %60, %70, %80, %90 bağıl nemliliklerde organik kaplamanın koruyuculuğunu bağıl neme bağlı olarak kısmen kaybettiği ve %100 bağıl nemde büyük oranda koruyuculuğun kaybolduğu görülmüştür. %60-%90 bağıl nem aralığında ve %100 bağıl nemde bekletilen örneklerin korozyonu için iki farklı elektriksel eşdeğer devre önerilmiştir. Anahtar Kelimeler : galvanize çelik, organik kaplama, SO2, EIS

KaplamaKorozyonKükürt dioksit+2
Muzaffer Özcan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Maya endüstrisinde prosesin çeşitli aşamalarındaki korozyon

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ MAYA ENDÜSTRİSİNDE PROSESİN ÇEŞİTLİ AŞAMALARINDAKİ KOROZYON MERİH ŞAHİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Doç.Dr. Birgül YAZICI Yıl: 2000 Sayfa:52 Jüri : Prof. Dr.Mehmet ERBİL : Yrd.Doç.Dr.A.Bahar YILMAZ Bu çalışmada, hammaddesi organik bir yapıya sahip olan maya çözeltisinin, paslanmaz çelik metal üzerindeki korozif etkileri araştınlmıştır.Mayamn bir yüzey aktif madde olup olmadığı tespit edilmiştir. Günümüze kadar korozif etkisi bulunmadığı düşünüldüğünden maya endüstrisinde, fermentasyon süresince korozif etkiyi kaldırabilmek için herhengi bir önlem alınmamıştır.Bu amaçla, fermentasyondaki korozyon olup olmadığı; kütle kayıpları, korozyon potansiyelleri (Ecor), değişik akımlardaki davranış ile korozyon hızı ve niteliği belirlenmiştir. Ayrıca proses suyunun korozyon davranışıda aynı yöntemlerle takip edilmiş ve fermentasyon süresi ile karşılaştırılacak olursa gözardı edilebilecek kadar az olması sebebiyle sadece örnek teşkil etmiştir.Deneyler sonucunda, mayanın azımsanamaya- cak düzeyde korozif olduğu ve asidik ortamda üreme ile birlikte korozif etkininde devam ettiği gözlenmiştir. Çalışma fermentasyonun tüm aşamaları sırasında korozyon davranışını incelemeye yönelik olduğu için başlangıçtan bitiş saatine kadar korozif etki ölçülmüş ve kıyaslanmıştır. Anahtar Kelimeler: Korozyon potansiyeli, yüzey aktif madde

KorozyonMayalarYüzey aktif maddeleri
Merih Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyoürenin değişik korozif ortamlarda demirli malzemelere inhibitör etkisinin araştırılması

ÖZETKorozyonu önlemek yada kontrol etmek amacıyla kullanılan en yaygın yöntemlerden biri de inhibitor kullanımıdır. Kapalı devre çalışan sulu sistemlerde inhlbitörlerle koruma yapılabileceği gibi sulu olmayan ortamlarda da inhibitor kullanılabilir. Bir maddenin inhibitor etkinliği moleküllerin metalle olan etkileşmesine bağlıdır. Asitli çözeltilerde (1 M HCI, 1 M H2SO4) demirli malzemelerin korozyonu önlemede tiyoüre ve onun türevleri inhibitor olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Tiyourenin inhibitor olarak kullanılmasında karşılaşılan en önemli sorun tiyoüre derişimidir. pH'a bağımlılık ise belirsizdir. Asitli ortamlarda ve düşük derişmekle tiyourenin demirli malzemelerde korozyonu önlediği ileri sürülmektedir. Bu amaçla yapılan çalışmada, saf demirin başlangıç pH'ı 4 olan, Üyoüre içeren ve içermeyen 0,1 M Na25C>4, 0,1 M Na2SÛ4 + 0,01 M Ftalik asit 0,1 M Na2S04 + 0,01 M Ftalik asit + % 3,5 NaCI, 0,01 M Ftalik asit + % 3,5 NaCI, %3,5 NaCI çözeltilerinde korozyon davranışları; kütle kayıpları, korozyon potansiyelleri (H^ct), polarizasyon dirençleri (Rp-1) ve akım-potansiyel eğrileri yardımıyla araştırılmıştır. Başlangıç pH'ı 3 olan 0,1 M NagSC^ çözeltisinde değişik derişimlerde (5, 15, 50 mM) tiyourenin demirli malzemelerin korozyonunu azalttığı elde edilen sonuçlardan görülmektedir. Bu ortamlarda tiyoüre derişimi arttıkça korozyon hızının da arttığı saptanmıştır. Ortam pH'ı 3'e ftalik asitle tamponlandığı 04 M Nag504 + 0.01 M ftalik asit ortamında 5, 15 ve 50 mM derişimlerde tiyoüre çözeltisinde demirli m 1rgrn**lftHT* korozyon hıya oldukça dfopr^kt^İr- Burada ftalik asitteki aromatik halkanın, karboksil gruplarının ve tiyourenin II. bağlarının etkisi ile oluşan yüzeydeki koruyucu tabakası kuroayu hızını azaltmaktadır. Verilere göre tiyourenin yüksek derişimlerinde bu koruyucu5? 0,1 M Na2S04 + 0,01 M ftalik asit çözeltisine (pH - 3) % 3,5 NaCI eklendiğinde korozyon hızının yükseldiği saptanmıyor. CI" iyonlarının yüzeye saldırgan tavırları yüzeyde oluşan Üyoüre kritik bir derişimde (5 mMM - 15 mM) arasında korozyon hızının düşmesinde etkin olmaktadır. Ortamdan SO4"1 fonlarının uzaklaştırılması durumunda yani 0,01 M İtalik asit + % 3,5 NaCI çözeltisinde (pH - 3) demirin korozyon hızı yükselmektedir. SQ4T iyonları, Cr iyonlarının yüzeye saldırısını kısmen önlediği bu ortamda elde edilen sonuçlardan anlaşılmaktadır. 0,01 M ftalik asit + % 3,5 NaCI çözeltesinde (pH « 3) Üyoürenin yüksek derişimlerinde azalmaktadır. % 3,5 NaCI çözültesinde (başlangıç pH'ı 3 olan) üyoürenin yüksek derişimleri demirin korozyon hızını çok az azaltmaktadır.

DemirKorozyonTiyoüre+2
Hatice Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Sonlu karma dağılım modelleri (Sürekli tip-tek değişkenli)

XII öz Sonlu karma dağılım modellerinde ilgilenilen ve çalışılan problemler üç ana grupta ele alınır. Bu problemler: sonlu karma dağılım modelleri için örneklem formunun belirlenmesi, sonlu karma dağılım modellerindeki bileşen sayısının belirlenmesi ve sonlu karma dağılım modellerindeki parametrelerin tahminidir. Bu çalışmanın amacı: sonlu karma dağılım modeli için örneklem formunun bilindiği ve sonlu karma dağılım modelindeki bileşen sayısının belirli olduğu durumlarda sonlu karma dağılım modelindeki parametreleri tahmin etmek; kimyasal, fiziksel ve biyolojik problemler için sonlu karma dağılım modellerinin uygulama alanlarını araştırmaktır.

Dağıtım modelleriKorozyon
Hamza Erol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kahvesinin hidroklorik asit (HCI) ortamında karbon çeliği L 80 üzerindeki yeşil asit korozyon önleme reaksiyonu ve termodinamik parametrelerin incelenmesi

Bu çalışmada, "Türk Kahvesinin Hidroklorik Asit (HCI) Ortamında Karbon Çeliği(C) L 80 Üzerindeki Yeşil Asit Korozyon Önleme Reaksiyonu ve Termodinamik Parametrelerin İncelenmesi" çalışması yapılmıştır. Hidroklorik asit ile asitlendirme, petrol rezervuarlarının geçirgen verimliliğini arttırmak ve petrol kuyularının temizliğini sağlamak amacı ile uygulanır. Bu yöntem, zamanla petrol kuyusunun sondaj ve üretim için kullanılan ekipmanlarında ve borularında korozyona neden olur. Bu sebeple kullanılan HCl'in, karbon çeliği L80 üzerinde meydana gelecek korozyonu önleme çalışmaları önem taşımaktadır. Çevre dostu yeşil inhibitörler korozyon önleme çalışmalarında kullanılmaktadır. Bu çalışmadaki amaç, ağırlık kaybı testi ve yüzey çalışmaları yaparak korozyon hızının hesaplanması ve korozyon önleyici etkinliğin hesaplanması ve değerlendirilmesi çalışmalarıdır. Korozyon hızının 3, 4, 5, 6 saat olduğu ve 30, 50, 60, 70, 80, 90 °C'de korozyon önleyici Türk kahvesinin 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 g ağırlık kaybı yöntemi hesaplamaları yapılmıştır. Sonrasında, inhibitör tarafından inhibisyon verimlilikleri % E ve yüzey kaplaması Ɵ hesaplanmıştır. Ayrıca korozyon sürecinde aktivasyon enerjisi Ea, adsorpsiyon ısısı ΔHads, termodinamik denge halindeyken reaksiyon parametreleri incelendi. Adsorpsiyon süreci için sabit (K), Gibbs serbest enerjisindeki değişim ΔGads ve adsorpsiyon süreci içinde entropi değişimi ΔSads hesaplanmıştır ve farklı sıcaklıklarda gerçekleştirilen denemelerde, adsorpsiyon dengesine ait deneysel veriler Langmuir izotermi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar Langmuir izoterm modelinin daha uygun olduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, korozyon önleyicinin Türk kahvesi, asidik ortamda % 15 HCl'de C - Çelik L 80 alaşımı için iyi bir korozyon önleyici olduğunu göstermiştir. Ayrıca, yüzey çalışmaları için SEM, EDX ve FTIR analizleri yapılarak metal yüzeyin Türk kahvesi inhibitörü ile korunduğunu göstermiştir.

Ağırlık kaybıHidroklorik asitKarbon çeliği+2
Mustafa Yousıf Husseın Husseın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme demirinin korozyonuna karşı katodik yönetiminin geliştirilmesi

IX ÖZ Bu çalışmada, çevresel etkilerle veya beton karma suyu yoluyla beton yapısına giren CI- iyonlarının betonarme demirine etkileri araştırılmıştır. Değişik derişimlerde klorür iyonu içeren elektrolitlerin karma suyu ya/ya da temas suyu olarak kullanıldığı koşullarda hazırlanan betonarme örneklerinin akım- potansiyel değişimleri, katodik (-700 mV) ve anodik (+700 mV) potansiyel uygulandığında 5 saat içerisindeki [CI"], pH ve elektriksel iletkenlikleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; klorür iyonlarının betonarme demirine korozif etki yaptığı, artan klorür iyonları derişimine bağlı olarak anodik alanda (+700 mV) betonarme demirinin daha hızlı çözünerek çözeltiye geçtiği belirlenmiştir. -700 mV ve +700 mV'da beton içerisine ve temas suyuna CI" iyonlarının difüzlenmesinde belirli bir düzenlilik saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: beton, korozyon, katodik koruma, difüzyon, klorür etkisi.

BetonarmeDemirKatodik koruma+1
Ayşe Özcan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Malzemeleri ( çelik, çinko, kurşun, pirinç, alüminyum ) koruyan koruyucu yağların zamanla değişen fizikokimyasal özellikleri

Bu çalışmada, koruyucu yağların ( SAE 30, SAE 40, 10W/40, 20W/50, HD 68, HD 46 ) alüminyum, bakır, çelik, kurşun ve pirinç metallerine etkisi incelenmiştir. Yağların zamanla değişen uçucu madde miktarları, viskoziteleri, yoğunlukları, pH değişimleri, denge potansiyelleri belirlenmiştir. Ayrıca %3,5 NaCl çözeltisi içerisindeki potansiyel değişimleri de incelenmiştir. Bunun yanı sıra metallerin yağlar içerisindeki zamanla değişen korozyon hızları ölçülmüştür. Yağlarda 10 gün bırakılan metal örnekler daha sonra %3,5 NaCl çözeltisi içerisine bırakılıp korozyon davranışlarının değişimleri belirlenmiştir. Yapılan çalışmada koruyucu yağların korozyona engel olduğu görülmektedir.

AlüminyumKorozyonKurşun+1
Serap Toprak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Aluminyum yüzeyindeki oksit tabakasının borik asit sülfürik asit anodizing yöntemiyle geliştirilmesi

Bu çalışmada aluminyumun anodik oksidasyonu, borik asit ve sülfürik asit karışımında, aluminyumun anot olduğu koşullarda elektroliz işlemiyle gerçekleştirilmiştir. Deneysel bulgulara göre anodizing potansiyeli 15 V olarak belirlenmiş ve sabit potansiyelde farklı sürelerde (10, 15, 20, 25, 30, 60, 90, 120 dakika) anodizing işlemi uygulanmıştır. En uygun uygulama süresi 30 dakika olarak belirlenmiştir. Anodizing işlemi oda sıcaklığında (22 oC), 30, 40 ve 50oC'de uygulanmıştır. En üstün korozyon dayanımı oda koşullarında yapılan uygulamalarda elde edilmiştir. Tüm anodizing işlem değişkenleri belirlendikten sonra, Al/ oluşturulan Al2O3 `in % 3.5 NaCl içerisindeki korozyon davranışları 30 gün süreyle izlenmiştir. Bu amaçla ac impedans ölçümleri uygulanmıştır. Ayrıca akım-potansiyel eğrilerinden korozyon potansiyelleri belirlenmiş ve lineer polarizasyon ölçümleriyle Rp değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, aluminyum yüzeyinde oluşturulan oksit, üstün korozyon dayanımı göstermiştir. Aluminyum korozyona karşı, bu anodik koruma yöntemiyle başarılı olarak korunmaktadır. Anahtar kelimeler: Anodizing, Aluminyum, Korozyon

Korozyon
Başak Doğru
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Aluminyumun yüzeyindeki oksit tabakasının fosforik asit (H3PO4) anodizing yöntemiyle geliştirilmesi

Aluminyum oksidin yüzey oksidini geliştirmek üzere 0,5 M fosforik asit içerisinde değişik potansiyellerde, değişik sıcaklıklarda, değişik elektroliz sürelerinde anodizing işlemi uygulanmıştır. Oluşturulan yüzey oksitlerinin korozyon dayanımlarını belirlemek üzere % 3,5 luk NaCl ve 0,2 M Na2SO4 içerisinde örneklerin alternatif akım impedansı (EIS) tekniğiyle polarizasyon dirençleri ölçülmüş ve akım-potansiyel eğrileri çizilmiştir. Koruyucu aluminyum oksit oluşturmak için uygulanan potansiyel, kaplama sıcaklığı ve kaplama süresinin oluşturulan oksidin koruyuculuğu üzerine etkisi araştırılmıştır. Elde edilen kaplamaların Na2SO4 ve NaCl içinde ölçülen EIS diyagramları ve akım-potansiyel eğrileri incelendiğinde, 0,2 M Na2SO4 içinde 4 saat bekletilen kaplamaların koruyuculuğunun % 3,5 lik NaCl içinde 2 saat bekletilen örneklerin koruyuculuğundan daha üstün olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Korozyon, Aluminyum, Anodizing.

Korozyon
Serap Çatal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyumun yüzeyindeki oksit tabakasının sülfürik asit anodizing yöntemiyle geliştirilmesi

Sülfürik asit elektrolit içerisinde, farklı anodik oksidasyon koşullarında (potansiyel, elektrolit sıcaklığı, kaplama süresi ve elektrolit derişimi) aluminyum yüzeyinde oluşturulan oksit tabakalarının koruyuculukları, %3,5'luk NaCl ve 0,2 M Na2SO4 çözeltileri içerisinde incelenmiştir. En koruyucu oksit tabakaları düşük sıcaklıklarda (15 ? 20 OC) ve düşük potansiyellerde elde edilen oksitlerle (15-20 V) sağlanmıştır. Sonuçlar, çözelti içindeki klorür iyonlarının oksit tabakasının koruyuculuğunu azalttığını ortaya koymuştur. Sülfat iyonlarının ise oksit tabakasının koruyuculuğunu arttırdığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Korozyon, Aluminyum, Anodizing.

Korozyon
Suzan Konuklu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Klorürlü ortamdaki betonarme çeliğinin korozyonuna asetat ve yapı kimyasalının etkisinin araştırılması

Betonarme çeliğinin, klorürlü ortamlardaki korozyon davranışlarına asetat ve yapı kimyasalının etkisi araştırılmıştır. Çalışmalarda elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve potansiyodinamik polarizasyon ölçümleri kullanılmıştır. Sabit sıcaklıkta (298°K), çözeltilerin pH'sı 8'e ayarlanmıştır. Klorürlü ortamlardaki betonarme çeliğinin anodik çözünme hızını, asetat iyonu ve yapı kimyasalı inhibe etmektedir. İnhibisyon etkisi, asetat iyonu ve yapı kimyasalının korozyon ürünleri ile oluşturduğu kompleksin yüzeyde fiziksel olarak adsorplanması ile gerçekleşmektedir. İnhibisyon etkisini klorür iyonları azaltmaktadır.

AsetatlarBetonarme çelikKorozyon
Caner Menekşe
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Yumuşak çeliğin asidik ortamdaki korozyonuna bazı organik maddelerin inhibitör etkilerinin incelenmesi

2-aminofenol (2-AF), 4-amino-m-kresol (4-AK), 6-amino-m-kresol (6-AK) ve Tiramin (TR) in 0,1 M H2SO4 çözeltisi içindeki yumuşak çeliğin korozyonuna inhibitör etkileri derişime ve sıcaklığa bağlı olarak incelenmiştir. Ayrıca polimerleşme özelliği saptanan 6-amino-m-kresol'ün elektropolimerizasyonu, platin elektrot yüzeyinde, 0,1 M Na2SO4 çözeltisinde pH 5, 7 ve 9 da gerçekleştirilmiştir. Çalışılan moleküllerin inhibitör etkinlikleri elektrokimyasal yöntemler kullanılarak belirlenmiştir. Orta derecede etkin inhibitör oldukları belirlenen moleküllerin, en etkin olanının TR olduğu bulunmuştur. Adsorpsiyon serbest enerjileri, aktivasyon enerjileri ve sıfır yük potansiyelleri, 2-AF, 4-AK, 6-AK ve TR nin yumuşak çelik yüzeyine adsorpsiyonu fiziksel etkileşimlerle olduğunu göstermiştir.

AdsorpsiyonDönüşümlü voltametriElektropolimerleşme+1
Hülya Keleş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
10
DoctorateOpen AccessTR

Poli(pirol-ko-o-toluidin)'in elektrokımyasal sentezi karakterizasyonu ve demirli malzemeler üzerinde korozyon performansının belirlenmesi

Bu çalışmada, poli(pirol-ko-o-toluidin)'in elektrokimyasal sentezi, klorürlü ve sülfatlı çözeltilerde demirli malzemeler yüzeyinde korozyon davranışları, termal kararlılığı ve fizikokimyasal özellikleri araştırılmıştır. Kopolimer sentezi farklı monomer oranlarındaki pyrrole: o-toluidine 9:1, 8:2 and 7:3 çözeltilerde gerçekleştirilmiştir. Bütün monomer oranlarında sıcaklığın kopolimerizasyonda ve film gelişiminde çok önemli bir rol oynadığı belirlenmiştir. Kopolimer kaplamalar SEM görüntüleri, UV-Vis, FT-IR Spektroskopik teknikleri ve dönüşümlü voltametri ile karakterize edilmiştir. Ayrıca kopolimer filminin termal kararlılığı DSC ile belirlenmiştir. Kopolimer kaplamaların korozyon davranışları Elektrokimyasal İmpedans Spektroskopisi (EIS) ve anodik polarizasyon eğrileri yardımıyla araştırılmıştır.

KorozyonPirol
Süleyman Yalçınkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sicak dadlirma galvanizleme prosesinde farkli ön yüzey işlemlerin kaplama yapisina etkisinin incelenmesi

Dünya'da her geçen gün çelik üretimi artmakta ve üretilen çeliklerin geliştirilmesi için çalışmalar hız kazanmaktadır. Çelik malzemeler atmosferik şartlar altında eğer herhangi bir yöntem ile koruma altına alınmadıysa korozyona uğramaya mahkumdur. Korozyona uğrayan çeliklerde zamanla enkesit kaybı meydana gelecek ve yapı hasar görecektir. Bu hasar manevi sonuçların yanında milli servet kaybı da oluşturmaktadır. Birçok korozyondan koruma yöntemi olsa da en yaygın kullanılan yöntem gerek sağladığı ömür garantisiyle gerek maliyetiyle sıcak daldırma galvanizleme yöntemidir. Sıcak daldırma galvanizleme yöntemi, proses uygunluğunu sağlayan çelik malzemenin bir dizi ön yüzey işlemden geçirilmesi ardından ergimiş çinko banyosuna yaklaşık 450°C'de dalınması adımlarından oluşur. Ön yüzey işlem yağ alma, asit ile dekapaj, durulama, flaks çözeltisine daldırma ve kurutma adımlarını içermektedir. Bu tez çalışmasında, sıcak daldırma galvanizleme prosesi öncesinde uygulanan farklı ön yüzey işlemlerin galvaniz kaplama kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. St52 çeliği üzerine uygulanan kaplamalarda, kimyasal yüzey hazırlama yöntemi olarak asit ile dağlama ve mekanik işlem olarak farklı yüzey kalitesinde çelik bilya (SA 2,5 ve SA3) ve cam küre ile kumlama yöntemleri kullanılmıştır. Her bir ön işlem sonrası yüzey morfolojisi SEM ve mikroyapı analizleriyle incelenmiş, yüzey pürüzlülüğü (Ra), temas açısı (), yüzey enerjisi (), kalıntı gerilim, kaplama kalınlığı ve korozyon dayanımı parametreleri deneysel olarak değerlendirilmiştir. Yüzey pürüzlülüğü ölçümleri, çelik bilya ile kumlananın en yüksek Ra değerlerini (15,9 µm) sağladığını, buna karşın en düşük temas açısı (49,5) ile yüksek ıslatılabilirlik sunduğunu göstermiştir. Wu, Owens-Wendt ve Zisman gibi farklı modellerle hesaplanan yüzey enerjisi sonuçları, düşük temas açısına sahip yüzeylerin yüksek  değerleri ile uyumlu olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, Wenzel ve Young-Dupre modelleri çerçevesinde teorik olarak da desteklenmiştir. Kaplama kalınlığı, özellikle pürüzlülük ve yüzey enerjisi yüksek numunelerde maksimum değerlere ulaşmış; örneğin SA3 yüzey kalitesinde çelik bilya ile işlem gören numunede 109,2 µm'ye ulaşmıştır. Kalıntı gerilim ölçümleri, özellikle cam küre ile yapılan işlemin yüzeyde daha yüksek gerilme (-380 MPa) oluşturduğunu ortaya koymuş, bu durumun kaplama tutunmasını olumlu etkilediği değerlendirilmiştir. Korozyon testleri (Tafel eğrileri) sonucunda, en düşük korozyon akımı ve en yüksek potansiyel değeri SA3 çelik bilya işlemi uygulanan numunede elde edilmiştir. Bu sonuç, ön yüzey işleminin korozyon direnci üzerinde belirleyici rol oynadığını kanıtlamaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışmasında farklı ön yüzey işlemlerinin kaplama yapısına etkisini hem mikroyapısal hem de elektrokimyasal düzeyde incelemiş ve optimum yüzey hazırlama koşullarının galvaniz kaplama kalitesi ve dayanımı üzerindeki etkisini göstermiştir.

Korozyon
Zeynep Ceren Tünçer
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Lazer sinterize alaşımların biyouyumluluklarının döküm alaşımlar ile karşılaştırılması

Yirmi yılı aşkın süredir kullanılan doğrudan seçici lazer sinterizasyon yöntemi (SLS), diş hekimliğinde döküm tekniğine alternatif olan güncel bir yöntemdir. Bu yeni teknoloji dental restorasyonların üretim süresini ve maliyetini azaltması ve mekanik özellikleri yüksek yapıların üretimini sağlaması ve tekniker sağlığı için zararlı olabilecek döküm vb işlemleri içermemesi gibi özellikleri nedeniyle geleneksel yöntemlere göre bazı avantajlara sahiptir. Bu çalışmanın amacı, seçici lazer sinterizasyon yöntemi ile elde edilen CoCr örneklerin korozyon direncini, iyon salınımını ve biyouyumluluğunu, geleneksel döküm yöntemi ile elde edilen NiCr ve CoCr alaşımları ile karşılaştırmaktır. Elektrokimyasal çalışmalar için 11mm çapında ve 3mm yüksekliğinde ortasında 1mm çapında boşluk bulunan silindirik örnekler (n=5/grup) kullanılarak yapay tükürük ortamında test edilmiştir. Bu amaçla elektrokimyasal impedans spektroskopi (EIS) ve potansiyodinamik polarizasyon testleri kullanılmıştır. Aynı örnekler kullanılarak indüktif eşleşmiş plazma kütle spektrometresi (ICP-MS) yardımı ile iyon salınımı nicel olarak değerlendirilmiştir. Hücre kültürü testleri için 3mm çapında 5mm yüksekliğinde örnekler hazırlanmıştır (n=6/grup). 3T3 fare fibroblast hücre kültürü ve Dulbecco'nun Modifiye Edilmiş Eagle (DMEM) besiyeri kullanılarak, grupların biyouyumluluğu bitkisel mavi tiazolil boyasının mitokondrial enzimlerce konversiyonu (MTT) yöntemi ile değerlendirilmiştir. Element salınımı ölçüm sonuçları 2 yönlü ANOVA ve post-hoc Tukey testleri; in vitro hücre kültürü sonuçları ise tek yönlü ANOVA ve post-hoc Tukey testleri ile SPSS istatistiksel analiz programı kullanılarak değerlendirilmiştir (α=0,05). Elektrokimyasal korozyon sonuçları lazer sinterizasyon yönteminin alaşımın korozyon direncini arttırdığını ve iyon salımını azalttığını göstermiştir. Döküm NiCr grubundaki nikel (Ni) salınımı (0.0724 ppm), döküm CoCr grubuna (0.0027 ppm) ve lazer sinterize CoCr grubuna (0.0008 ppm) oranla daha yüksek bulunmuştur. Döküm CoCr grubunda (0.369 ppm) kobalt (Co) salınımı, lazer sinterize CoCr grubundan (0.312 ppm) daha yüksek kaydedilmiştir ve fark istatistiksel olarak anlamlıdır. NiCr disklerin yerleştirildiği hücre kültürlerinin ortalama canlılık yüzde değeri (optik yoğunluk değerleri) (0.333 ± 0.102) kontrol grubuna oranla (0.554 ± 0.06) istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Döküm CoCr (0.404 ± 0.341) ve lazer sinterize CoCr (0.450± 0.051) alaşımları, kontrol grubu ve döküm NiCr grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Mevcut çalışmanın sınırları göz önünde bulundurularak in vitro deneylerin sonucuna bakılarak, seçici lazer sinterleme yönteminin dental alaşımların biyouyumluluklarını olumlu yönde etkilediği söylenebilir.

BiyouyumlulukDental alaşımlarDental materyaller+4
Ayça Açıkalın
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Nikel titanyum eğe sistemlerinin döngüsel yorgunluklarının farklı test yöntemleri ile karşılaştırılması

Nikel-titanyum döner eğeler kök kanal tedavisi sırasında en yaygın kullanılan sistemlerdir. Ni-Ti sistemlerin en büyük dezavantajı kullanım sırasında çeşitli sebeplerle meydana gelen kırıklardır. Bu çalışmanın amacı Reciproc, Waveone, Protaper Next, OneShape ve TF Adaptive Ni-Ti sistemlerin döngüsel yorgunluklarını üç farklı test metodu ile değerlendirmektir. Bu çalışmada 45° ve 60° kurvatür açılarına sahip üç farklı döngüsel yorgunluk test metodu kullanılmıştır. Bu metodlar üç pin yöntemi, eğimli paslanmaz çelik blok ve oluklu metal bloktur. Beş farklı markanın toplamda 300 eğesi üretici firmanın önerdiği tork ve hızda kırılana kadar kullanılmıştır. Kırılana kadarki süre dakikadaki devir ile çarpılarak döngü sayısı hesaplanmıştır. Rastgele seçilen örnekler kırık tiplerini ve uzunluklarını incelemek için stereomikroskop altında x10 büyütmede incelenmiştir. Sonuç olarak 45° üç pin test metodu hariç bütün testlerde kullanılan her marka enstrümanın kırılana kadarki süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Reciproc eğeleri bütün test metodlarında en yüksek dönüş sayılarına sahiptir. Bu fark oluklu metal blok 45° ve 60° gruplarında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Test metodları karşılaştırıldığında kullanılan enstrümanlara bağlı olarak istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. (p<0.05) Karşılaştırılabilir güvenli sonuçlar için döngüsel yorgunluk test metodlarının standardizasyona ihtiyacı vardır çünkü farklı test yöntemleri kullanıldığında aynı eğelerde farklı sonuçlar bulunmuştur.

Dental aygıtlarEndodontiKorozyon+4
Zeynep Özpolat
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek karbonlu çelik tellerin soğuk deformasyonu öncesinde stearat kaplamanın elektrokimyasal davranışlarının incelenmesi

Son yıllarda özellikle demir çelik sektöründe metal yüzey işlemler ile alakalı çalışmalar önemli hale gelmiştir. Yapılan fosfat kaplamaların yerine alternatif olarak yapılan kaplamalar çevre, maliyet ve iş yükü azaltılması açısından önem kazanmıştır. Bu çalışmada fosfat kaplama yerine alternatif kaplama olarak sodyum stearat çalışılmıştır. Çalışmamızda, sodyum stearat ve çinko fosfat kaplamanın korozyona korozyon dayanımı araştırılmıştır ve elde edilen sonuçlar kıyaslanmıştır. %3,5 NaCl çözeltisinde potansiyodinamik polarizasyon, elektrokimyasal impedans spektroskopisi kullanılarak her iki kaplamanın korozyon dirençleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen verilerden sodyum stearat kaplama %3,5 NaCl çözeltisinde çeliğin korozyonunu önlemiştir. Kaplama süresinin artması ile çelik elektrot yüzeyinde kaplama miktarı artmıştır ve bununla birlikte korozyon direncinde artış olmuştur. %3.5 NaCl içinde kaplanmamış elektrotun polarizasyon direnci 1010 ohm iken çinko fosfat kaplamada 4200 ohm ve sodyum stearat kaplamada 4300 ohm olarak ölçülmüştür. Sodyum stearat kaplamanın ticari olarak uygulanan fosfat kaplama gibi korozyona karşı etkin olduğu görülmüştür.

FosfatlarKaplama malzemeleriKorozyon+2
Elvan Araz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yumuşak çelik ve bakırın elektrokimyasal davranışlarına bazı boyar maddelerin etkilerinin sodyum klorür ve sodyum sülfatlı ortamlarda araştırılması

Bu çalışmada, Potansiyodinamik polarizasyon eğrileri ve elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS) teknikleri kullanılarak, variamin mavisi, metil oranj ve fenol kırmızısının 4 farklı konsantrasyonda, %3,5 NaCl ve 0,1M Na2SO4 çözeltisinde yumuşak çelik ve bakır metallerinin korozyon davranışları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Metal yüzeyinin klorür ve sülfatlı ortama maruz kaldıktan sonra yüzey morfolojisi taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenmiştir. Sıcaklığın etkisi 25 0C ile 60 0C aralığında çalışılmıştır. Bazı termodinamik parametreler hesaplanmış ve açıklanmıştır. Variamin mavisi, metil oranj ve fenol kırmızısının %3,5 NaCl ve 0,1M Na2SO4 çözeltisinde yumuşak çelik ve bakır korozyonunu önleyebildiği bulunmuştur. Bununla birlikte, inhibisyon etkinliğinin sıcaklığın artması ile azaldığı gözlemlenmiştir. Boyar maddelerin inhibisyon etkisi; Boyar maddeler ile metal yüzeyine fiziksel olarak adsorbe olan korozyon ürünlerinin metal yüzeyinde koruyucu bir film tabakası oluşturması ile tespit edilmiştir.

BakırBoyar maddelerElektrokimyasal yöntem+2
Sema Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çinko metali ve magnezyum-alüminyum alaşımlarının üzerinde silan filmi oluşturulması ve filmin koruyucu özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, çinko metali ve magnezyum-alüminyum alaşımlarının üzerinde silan filmi oluşturulmuştur. Silan filminin oluşturulması için farklı derişimlerde (%5, %10, %20) oda koşullarında (25 ℃) ve farklı pH değerlerinde (pH=3, pH=10) klorodimetil silan ve viniltrietoksi silan çözeltileri hazırlanmıştır. Hazırlanan çözeltiler alkolde ve suda sol-jel yöntemi ile hazırlanmıştır. Silan filminin oluşturulmasında doğrudan daldırma ve dönüşümlü voltametri ile film oluşturma yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma çinko metali ve magnezyum-alüminyum alaşımları için farklı sürelerde (15, 30, 45, 60 dakika) gerçekleştirilmiştir. En uygun işlem koşulları belirlendikten sonra çinko metali ve magnezyum-alüminyum alaşımlarının korozyon davranışları yapay yağmur suyu içerisinde izlenmiştir. Bu amaçla korozyon potansiyelleri ve lineer polarizasyon ölçümleri yardımıyla Rp değerleri hesaplanmıştır. Bunun yanı sıra AC impedans ölçümleri her iki elektrot için yapılmıştır. Oluşturulan silan filminin morfolojisi için en kararlı silan filmi ile oluşturulan kaplamaların SEM analizleri ve temas açısı ölçümleri yapılmıştır. Sonuç olarak korozyona karşı en kararlı silan filmi çinko elektrot için dönüşümlü voltametri yöntemi ile oluşturulmuşken magnezyum-alüminyum alaşımı elektrot için sol-jel yöntemiyle oluşturulmuştur.

KorozyonMagnezyum alaşımlarıSilanlar+2
Goncagül Aksaray
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Related subjects