Georgia
85 theses under this subject heading
Gürcüceye geçen Türkçe kelimeler üzerine gürcistan'da yapılan çalışmalar
Dil, kültürün en güçlü aynı zamanda en değişken ögesidir. Her ulusun tarihi, maddi ve manevi kültürü, dili diğer uluslarla temas ederek gelişmektedir. Kaynaklara göre, Gürcistan-Türkiye arasındaki ilk ilişkiler IV-XXI. yüzyıllar arasına dayanmaktadır. Kaynaklar Gürcülerin, Kuzey Kafkasya'da yaşayan Türk kökenli Hunlar, Hazarlar ve Kıpçaklar'la sıkı bağlantıları olduğunu göstermektedir. Zaman içinde Gürcüceye farklı alanlarda çok sayıda Türkçe kelime girmiştir. Her iki dilin birbirinden çok farklı bir yapısı ve işleme sistemi vardır. Bu nedenle Türkçeden geçen kelimeler de Gürcücenin ses yapısına uymuş, anlamsal değişikliklere uğramış, anlam genişlemeleri ya da daralmaları ortaya çıkmıştır. Gürcü dilbilimcilere göre Gürcüceye başka dillerden geçen kelimeler; anlamsal özlerine, kullanım alanlarına, Gürcüce dilsel alışkanlıklara göre ve Gürcü realiteye uygun olarak değişmektedir. Bu çalışma Gürcüce ile Türkçe arasında tarihî, sosyal, ekonomik, siyasal ve edebî ilişkilerle gelişen dilsel alış verişin bir sonucu olan "Gürcücedeki Türkçe kelimeler ve bu konuda yapılan çalışmalar"ı kapsamaktadır. Amacımız, Gürcüceye geçen Türkçe kelimeleri sadece liste olarak vermek değil; bu kelimeler üzerinde Gürcistan'da yapılan çalışmaları da incelemektir. Bugüne kadar Gürcistan'da "Gürcüceye Geçen Türkçe Kelimeler" konusunda yapılmış olan tüm çalışmalar; amacına, yöntemine ve kapsamına göre incelenecektir. Böylelikle Türkçe-Gürcüce konusunda çok az sayıda bulunan Türkçe yazılmış kaynaklara bir katkı sağlanması umut edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Türkçe – Gürcüce ilişkiler, dilsel alış veriş, onomatik, toponimi.
Türkiye'deki Gürcü ve Çerkes Diasporasının gözüyle Abhazya meselesi ve kimlik sorunu
Bu çalışma, SSCB döneminden sonra ortaya çıkan Abhazya Meselesinin Türkiye'deki Çerkes ve Gürcü topluluklarının kimlik yapısını nasıl etkilediğini göstermektedir. Bir de bu çalışma, bu topluluklar için Abhazya Meselesi'nin anlamının nasıl değiştiğini anlatmaktadır. 1993'te meydana gelen Gürcü-Abhaz Çatışması, Türkiye'deki Çerkes topluluğunda, özellikle genç Çerkesler arasında ?diaspora? kimliğini oluşturmuştur. Ayrıca Abhazya Meselesi, Türkiye'deki Çerkes topluluğunda ?birleşme?nin sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki Gürcü topluluğu ise 2003 yılındaki ?Gül Devrimi?nden sonra Gürcistan ile ilişkileri güçlendirmiştir. Bu süreçte Türkiye'deki Gürcü topluluğu içinde de ?diaspora? bilinci oluşmaya başlamıştır. Abhazya meselesi de Gürcistan ve Türkiye'deki Gürcüleri bağlayan ?birleştirici? işlevini kazanmıştır. 2008'de Abhazya'nın bağımsızlığının tanınması, 2014'teki Soçi Olimpiyatları'nı ve Çerkes Sürgünü'nü de gündeme getirmiştir. Bu durumun günümüzde Çerkes topluluğu içinde bölünmeler yarattığı söylenebilir. Özellikle Kafkaslarla ilişkileri güçlendirmesi Gürcistan'ın kendi kimliği ile ilgili tartışmalara sebep olmuştur. Sonuç olarak; Abhazya meselesi, hem Çerkesler hem de Gürcüler arasında ?diaspora? kimliğinin oluşumunu hızlandırmıştır. Aynı zamanda, son yıllarda bu toplulukların ?ana yurtları? ile ilişkilerini güçlendirmiştir. Bilhassa teknolojinin gelişmesiyle Abhazya ve Gürcistan'daki gelişmeleri yakından takip etmeleri Türkiye'deki Çerkes ve Gürcüleri daha derinden etkilemeye başlamıştır. Dolayısıyla bu toplulukların yapısı da daha karmaşık olmuştur.
Makro ekonomik göstergelerin ekonomik büyüme üzeri etkileri Yunanistan, Gürcistan, Pakistan ve Tunus'da
This study examines the impact of macroeconomic variables on economic growth in selected four countries. Variables of the models are GDP, Cash surplus/ deficit, money supply (M2), government expenditure and exchange rate. An annual data for the period Hausman test was used because it has an asymptotic chi-square distribution, the results of Hausman test indicated that the Random (FEM) was the most appropriate model for the study. The empirical results of the study indicated a significant and positive impact of macroeconomic indicators such as Cash Surplus Deficit, Government Spending and Money supply are a significant and positive relationships on GDP, but Real Exchange Rate is a significant and negative relationships on GDP (economic growth proxy) in four selected countries
Türkiye-Gürcistan arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkiler
Gürcistan Kafkas ve Karadeniz bölgesinde jeopolitik ve iktisadi bakımından oldukça önemlidir. Türkiye ve Gürcistan'ın tarihi, siyasi ve iktisadi inişli ve çıkışlı olmakla birlikte münasebetleri devamlı olmuştur. Gürcistan'ın Bağımsızlığı ile birlikte Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hatlarının katkısıyla ikili ve çoklu ilişkiler artmıştır. Gürcistan, Türkiye'nin Kafkaslara açılan kapısı olarak da oldukça önemlidir. İki ülke arasında pek çok ticari ve siyasi anlaşma imzalanmış olsa da aralarındaki ticaret hâlâ potansiyelin altındadır. Gürcistan'ın iklimi ve doğal kaynakları zengindir ve bölgeden kısmen müspet ayrışır. İkilinin imzaladıkları 1 Kasım 2008 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması ile Gürcistan Avrupa'ya daha kolay ihracat yapma imkânı elde etmiştir. Gürcistan ile Azerbaycan'ın imzaladıkları "Yüzyılın Anlaşması" ile de iki ülke uluslararası arenada ve kendi aralarında görünürlüklerini arttırmış ve ilişkilerini geliştirmişlerdir. Bu çalışmada, Türkiye ve Gürcistan'ın ithalat-ihracat rakamları, imzaladıkları siyasi, ticari ve kültürel anlaşmalar sayesinde gün geçtikçe büyümektedir. Gürcistan'ın hidroelektrik, tarım, turizm gibi farklı sektörlerde verdiği teşviklerle ülkeye yatırımcı çekmeye çalışılmaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde Gürcistan tarihi, ticari ve ikili ilişkileri incelenmiştir. İkinci bölümde Türkiye'nin 1990 sonrasından günümüze kadar ekonomik durumu ve Gürcistan ile ilişkileri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde iste Gürcistan'ın teşvikleri Türkiye ile karşılaşılan sorunlar, olası iş fırsatları ve öneriler ele alınmıştır.
Georgia's ethnic minority integration policies in Kvemo Kartli region
In multiethnic Georgia, the largest ethnic minorities are Azerbaijanis and they compactly and peacefully live in the Kvemo Kartli region which is also home to people from various ethnic, cultural, and religious backgrounds. This thesis aims to explain the survival and maintenance of Georgian Azerbaijani identity in post-soviet Georgia. We delve into evolving circumstances of ethnic minorities in the Kvemo Kartli region over recent decades and we analyze the nature of Georgia's policies towards Azerbaijanis and other ethnic minorities. The study also endeavors to assess the consequences of governmental policies that have been implemented since Georgia's attainment of independence. We conducted a case study of Azerbaijanis in the Kvemo Kartli region which included documental analyses, and semi structured expert interviews. For documental analyses, we examined main reports, websites, media analyses, and literature on Georgian Azerbaijanis and ethnicity, nationalism. Through conducting a case study, and historical and documental analysis of Georgia's policies for ethnic minority integration, as well as external influences on the region, this study sheds light on the principal accomplishments, shortcomings and future requirements. The research discerns that despite maintaining the cohesion of Georgian Azerbaijanis within the Georgian state and upholding the rich diversity of ethnic communities, disparities in ensuring equality among these groups persist as a hindrance to the successful ethnic-cultural integration of Georgian Azerbaijanis into Georgian society.
II. Dünya Savaşından bağımsızlığına kadar Gürcistan (1939-1991)
Gürcistan Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği'nin güneyinde bulunan Kafkas Dağları'nın batısında küçük bir ülkedir. Gürcü halkı, dünyanın en eski milletlerinden biri olup çok eski ve hareketli bir tarihe sahiptir. Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi durumu ve diğer faktörler sosyal, politik, ekonomik ve kültürel evrimine etki yapmıştır. Gürcistan'ın avantajlı durumu ve doğal zenginliği daima Rusya ve Türkiye dâhil bazı ülkelerin ihtirasını çekmiştir. Ülke, Roma, Bizans, Arap, Hazar, Selçuklu, Moğol, İran, Osmanlı ve Rus istilalarına uğramıştır. Gürcistan, sahip olduğu jeostratejik önem nedeniyle, gerek Kafkasya bölgesi, gerekse Rusya ve Türkiye açısından hayati önem kazanmıştır. Özellikle, Kafkasya ve Orta Asya'ya açılan ulaşım ve ticaret yollarının merkezi konumundadır. Gürcistan açısından Türkiye; Rusya'nın nüfuzunu dengeleyebilecek bir komşu devlet olmanın yanı sıra, hem Batı'ya açılan bir kapı, hem de gelişmesine katkı sağlayabilecek ekonomik bir güçtür. Burada daha çok İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Gürcistan'ın iç politikası ve Gürcistan'da yaşanan etnik sorunlar özetlenecektir. Tarih boyunca yapılan bağımsızlık savaşları yüzünden yıpranan Gürcüler, XIX. yüzyılın başında Çarlık Rusyası'nın istilasına uğradılar. Yıllarca süren mücadeleler sonunda, demokratik bir cumhuriyet kurarak tarih sahnesinde yeniden göründüler. Gürcüler diğer Güney Kafkasyalı milletler olan Azeriler ve Ermeniler gibi 1991 yılında Rusya Federasyonu'nun dağılmasıyla bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Çalışmanın amacı; Gürcistan'ın İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Ermenistan ve İngiltere'nin Güney Kafkasya'da çakışan menfaatlerini, ortak siyasetlerinin bu siyaset çerçevesinde diplomatik ve askeri faaliyetlerinin incelenerek, sonuçlarının analiz edilmesidir. Bu çerçevede II. Dünya Savaşı'ndan sonra Gürcistan'ın Kafkas halkları ile siyaseti ele alınmıştır. Aynı zamanda bağımsızlık öncesi sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı ele alınarak sanayi ve endüstri hakkında da bilgiler incelenmiştir. Ayrıca savaştan sonra Kafkasya siyasetinin başarılı olabilmesi için gerçekleştirilmiş faaliyetler de irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gürcistan, Güney Kafkasya, Transkafkasya, Türkiye, SSCB, Rusya Federasyonu, Stalin.
İki Dünya Savaşı arasında Gürcistan: 1918-1939
Gürcistan Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği'nin güney ucunda Kafkas Dağları'nın batısında küçük bir ülkedir. Gürcü halkı, dünyanın en eski milletlerinden biri olup, çok eski ve hareketli bir tarihe sahiptir.Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi durumu ve diğer faktörler sosyal, politik, ekonomik ve kültürel evrimine etki yapmıştır. Gürcistan'ın avantajlı durumu ve tabii zenginliği daima Rusya ve Türkiye dâhil bazı ülkelerin ihtirasını çekmiştir. Ülke, Roma, Bizans, Arap, Hazar, Selçuklu, Moğol, İran, Osmanlı ve Rus istilalarına uğramıştır.Gürcistan, sahip olduğu jeostratejik önem nedeniyle, gerek Kafkasya Bölgesi, gerekse Rusya ve Türkiye açısından hayati önem kazanmıştır. Özellikle, Kafkasya ve Orta Asya'ya açılan ulaşım ve ticaret yollarının merkezi konumundadır.Gürcistan açısından Türkiye; Rusya'nın nüfuzunu dengeleyebilecek bir komşu olmanın yanı sıra, hem Batı'ya açılan bir kapı, hem de gelişmesine katkı sağlayabilecek ekonomik bir güçtür.Burada daha çok 1917 Rus ihtilalinden sonra Kafkasya'da geçen olaylar özetlenecektir. Tarih boyunca yapılan bağımsızlık savaşları yüzünden yıpranan Gürcüler, XIX. yüzyılın başında Çarlık Rusyası'nın istilasına uğradılar. Yıllarca süren mücadeleler sonunda, demokratik bir cumhuriyet kurarak tarih sahnesinde yeniden göründüler. Gürcüler gibi diğer Kafkasya'lı milletlerden Azeriler ve Ermeniler için, bağımsızlıklarına kavuştukları 1918 yılının Mayıs ayı, özel bir anlam ve değer taşır.Çalışmanın amacı; Gürcistan'ın Bolşevik ihtilali sonrasında, Rusya, Osmanlı Devleti, İngiltere, Almanya ve Güney Kafkasya halklarının I. Dünya Savaşı'nda çakışan menfaatlerini, ortak siyasetlerinin, bu siyaset çerçevesinde diplomatik ve askeri faaliyetlerinin incelenerek, sonuçlarının analiz edilmesidir. Bu çerçevede I. Dünya Savaşı sonlarında Gürcistan'ın İtilaf ve İttifak devletleriyle Kafkasya siyaseti ele alınmıştır. Aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin iç politikası, bu politikaya yön veren akımlar ve Osmanlı'yı Kafkasya'ya yönlendiren dış sebepler incelenmiştir. Ayrıca, savaşla birlikte Kafkasya siyasetinin başarılı olabilmesi için gerçekleştirilmiş faaliyetler de irdelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Gürcüler, Kafkasya, Transkafkasya, Bolşevik İhtilali, Maverayı Kafkasya.
Karapapakların Anadolu'ya göçü (1877-1914)
19. yüzyılın ilk yarısında yaşanan siyasi gelişmeler, Karapapakların Kafkasya, İran ve Osmanlı toprakları dâhilinde göç hareketlerine sebep olmuştur. 1826-28 Rus-İran Harbi sonrası imzalanan Türkmençay Antlaşması gereğince Revan'ın Rusya'ya bırakılması bu bölgede yaşayan Karapapakların göçüne neden olmuştur. Karapapaklar yoğun olarak Anadolu'ya göç etmişlerdir. Bu göçler Kafkasya'dan Anadolu'ya doğru gerçekleştirilen yüzyılın ilk göç hareketidir. Bu ve bunu takip eden diğer göçler Türk-Rus savaşları ve onun getirdiği değişimin sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır.Karapapak göçleri, 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında kitlesel bir boyut kazanmıştır. Bunun en önemli sebebi Rusya'nın savaştan galip çıkması, kurulması muhtemel bir Ermeni devleti ve Kars, Ardahan ve Batum'un Rus işgali altında kalmasıdır. Rus işgali altında yaşamaktansa Osmanlı topraklarına göç etmeyi tercih eden Karapapaklar Anadolu'nun iç kesimlerine doğru yoğun bir göç hareketi gerçekleştirmişlerdir.Sonuç olarak, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi'ne kadar Kafkasya'da ve Elviye-i Selase'de yaşayan Karapapaklar bu tarihten sonra Anadolu'nun iç kesimlerinde yerleşmeye başlamışlardır.Anahtar Sözcükler:1.Karapapaklar2.Göç3.Osmanlı4.Rusya5.Kafkasya
Geç Ortaçağ Güney Kafkasya (Azerbaycan-Gürcistan-Ahıska) Tarihi Coğrafyası (11. YY. başlarından 15. YY. ikinci yarısına kadar)
Çok eski devirlerden beri yerleşmelerin olduğu Güney Kafkasya coğrafyası tarihi süreç içerisinde bulunduğu coğrafi konumu, stratejik açıdan geçiş bölgesinde olması ve yeraltı ve yerüstü kaynaklarının zengin olması bakımından birçok devletin egemenlik sahasında yer aldığı bir bölge oldu. Coğrafyanın otlak bakımından zengin olması Oğuzların Kınık Boyuna mensup Selçuklu Türkmenlerinin dikkatlerinden kaçmamış ve Anadolu'ya yapılacak seferler için önemli üs bölgesi olması bakımından da Selçukluların egemenlik sahasında yer almıştır. Tuğrul ve Çağrı Beylerin başında bulunduğu Türkmen grupları bir taraftan bağımsızlık kurma yolunda iken, bir taraftan da Güney Kafkasya coğrafyasında keşif hareketlerinde bulunmaktaydılar. Yapılan keşif hareketleri sonunda bölgede siyasi bir birlikteliğin olmadığı tespit edilmiş ve bu durum karşısında Selçuklu Türkmenleri siyasi teşekküllerini Güney Kafkasya üzerinde yoğunlaştırdılar. Siyasi vaziyetin mücadeleler için uygun olması ile birlikte Selçuklu akınları meydana gelmiş ve bunun sonunda da Türkmen göçleri yaşandı. Yaşanan göç hareketleri sadece Selçuklular ile sınırlı kalmayıp tarihin belirli dönemlerinde devam etti. Özellikle Moğolların önünden kaçan Türkmen birlikleri Güney Kafkasya bölgesine geldi. Bu göçler sonunda bölgede edebiyat dilinin Türkçe olmasında büyük katkı sağladı. Selçuklular ile başlayan askeri mücadeleler Selçukluya bağlı vasal devletler, Moğollar, İlhanlı Moğolları, Harezmşahlar ve Timur Devleti ile devam etmiştir. Bu devletler ise bölgede egemenlik kurması ile birlikte sanatkârları, edip ve şairleri desteklemeleri sonucunda önemli mimari yapıların ve edebi eserlerin meydana gelmesinde büyük katkıları oldu.
Bağımsızlıktan sonra Gürcistan'daki gelişmeler ve Türkiye'ye olan yansımaları
ÖZET Türkiye'nin bölge geneli ve Gürcistan özeli dış politika amaçlarına ulaşmayı kolaylaştıracak şekilde değerlendirilmesine katkıda bulunmayı hedefleyen çalışmanın birinci bölümünde Gürcistan'ın; jeopolitik ve jeostratejik öneminin azalmayacağı ve petrol nedeniyle daha da artabileceği varsayımından hareketle; Kafkasya'nın jeopolitiği içerisinde coğrafi ve jeopolitik konumu incelenmiş, Rusya'nın ilan ettiği askeri doktrin ve yakın çevre kavramlarıyla Gürcistan'a ve bölgeye müdahaleleri ve bunun bölgesel ve küresel etkileri tespit edilmiş, soğuk savaş sonrasında değişen güvenlik algılamaları ve Kafkasya genelinde oluşan işbirliği imkanları üzerinde durulmuş, Hazar Bölgesi Enerji Kaynakları ve bu kaynakların sevk edilmesi meselesine odaklasan politikalar üzerinde tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde bağımsızlıktan önce Gürcistan tarihine kısa bir şekilde değinildikten sonra bağımsızlık sonrası gelişmeler üzerinde daha detaylı bir şekilde durulmuştur. Bu bağlamda etnik yapı, Abhazya ve Acara Özerk Cumhuriyetleri ile Güney Osetya Özerk Bölgesindeki gelişmeler, Ermeni ve Azeriler olmak üzere Gürcistan'da bulunan ve ülkenin jeopolitikasına etki eden azınlıkların yol açtığı ulusal ve uluslararası sorunlara değinilmiştir. Üçüncü bölümde Rusya'nın ilan ettiği askeri doktrin ve yakın çevre kavramlarıyla Gürcistan'a müdahaleleri ve bunun bölgesel ve küresel etkileri tespit edilmiş, Gürcistan'ın başta Türkiye ve Rusya olmak üzere bölge ülkeleriyle ve aynı zamanda Avrupa ve ABD ile ilişkileri ele alınmıştır. Sonuç bölümünde Türkiye - Gürcistan ilişkilerinde Rusya Federasyonu ve ABD bağlamında yaşanması muhtemel gelişmeler ile Türkiye'nin Kafkasya ve Gürcistan politikasının alması gereken şekil üzerinde tespit ve önerilerde bulunulmuştur.
Borçalı (Gürcistan) Karapapak / Terekeme ağzı (İnceleme-Metinler-Sözlük)
Bu çalışma, bugün Gürcistan sınırları içinde bulunan Borçalı bölgesinde yaşayan Karapapak / Terekeme Türklerinin ses bilgisi, şekil bilgisi ve söz dizimi bakımından ağız özelliklerini ortaya koymayı hedeflemektedir.Çalışmada giriş, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi bölümleri ile sonuç, metinler ve sözlük yer almaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın adı, amacı, kapsamı, yöntemi, kaynakları hakkında bilgi verilmiş, Türkiye'de ağız araştırmalarının tarihî seyrine değinilmiş, ağız araştırmalarında çeviri yazı, deşifre edilen metinlerin içeriğinden bahsedilmiştir. Bu bölümde ayrıca Karapapak/Terekeme Türklerinin tarihî süreç içindeki durumları, bugün Borçalı'da yaşayan Karapapak / Terekeme Türklerinin sosyal, kültürel, coğrafi, demografik, ekonomik, dinî yapıları ve eğitim olanakları hakkında genel bilgi verilmiştir.Ses bilgisi bölümünde ünlüler ve ünsüzler şeklinde iki ana başlık hâlinde Borçalı Karapapak/Terekeme ağzının fonetik özelliklerine değinilmiş, bölge ağzı ile ilgili derlenen metinlerden hareketle ses olayları üzerinde durulmuştur. Şekil bilgisi bölümünde; isim, fiil ve edat olmak üzere üç ana başlık hâlinde yöre ağzında tespit edilen yapım ve çekim ekleri, sıfat, zarf, zamir gibi kelime türleri ile edat başlığı altında değerlendirilen dil unsurları hakkında bilgi verilmiştir.İnceleme bölümünün bir diğer kolunu söz dizimi oluşturmaktadır. Bu bölümde Borçalı Karapapak/Terekeme ağzında tespit edilen kelime grupları, cümle ögeleri ve cümle türleri üzerinde durulmuş, bölge ağzının söz dizimi özellikleri ana hatlarıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır.Sonuç bölümünde araştırmada ele alınan konuların genel bir değerlendirmesi yapılarak Borçalı Karapapak/Terekeme ağzının ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi ve söz varlığı bakımından sahip olduğu nitelikler dile getirilmiştir. Derlenen metinler esasında bölge ağzının söz varlığı hakkında bilgi vermek amacıyla oluşturulan sözlük bölümü de çalışmanın sonuna eklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Borçalı, Gürcistan, Karapapak/Terekeme, ağız, dil bilgisi
Post-Sovyet sonrası Gürcistan'da milliyetçilik
Bu çalışmada milliyetçiliğe/ulusçuluğa ve millet kavramlarına ilişkin son dönem milliyetçilik literatürünün kuramsal bir değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Milliyetçilik ve millet olgusuna ilişkin kuramsal yaklaşımdan bahsedilerek uzun yıllar Rus yönetimi altında olan Gürcülerin milliyetçi yapılarını içermektedir. Millet ve ulus kavramları çerçevesinde şekillenen milliyetçilik olgusu Rusya ve Gürcistan paralelinde incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada 1990-2015 yılları arasında Rusya ekseninde Gürcistan milliyetçiliği incelenmiş ve küçük bir etnik grup olan Gürcistan'ın zamanla milliyetçi bir yapıya nasıl dönüştüğü belirtilmiştir. Çalışmada zamanında Rus himayesinde iken Rus milliyetçiliğine karşı çıkan Gürcistan'ın bağımsızlığını kazandıktan sonra kendi topraklarındaki diğer halklara da aynı milliyetçi politikayı uygulamasıdır.
Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD ve Rusya Federasyonu'nun Güney Kafkasya politikası ve Gürcistan krizi
Sovyetler Birliği'nin çöküşü ile başlayan tek kutuplu düzende, kendisini SSCB'nin varisi olarak gören Rusya Federasyonu ile bölgedeki doğal kaynakların cazibesine kapılan ABD arasında, eski Sovyet coğrafyasında güç ve etkinlik mücadelesi yaşanmıştır. ABD ve RF'nin bölgedeki güç rekabetinin neticelerinden biri olan Gürcistan Krizi, bu iki büyük gücün Güney Kafkasya politikaları bağlamında değerlendirilecektir. Krizi, bölgedeki ABD-RF rekabetinin bir neticesi olmasının yanı sıra, Gürcistan'ın iç dinamiklerine de bağlamak mümkündür. Saakaşvili, 2004 yılında ?Gül Devrimi? adı verilen ABD yanlısı bir örtülü operasyon ile iktidara gelmesinin ardından ilk iş olarak, Gürcistan'daki Acaristan, Güney Osetya ve Abhazya gibi özerk cumhuriyetleri Tiflis yönetimine bağlamak istemiştir.SSCB'nin çöküşü ve Soğuk Savaş'ın bitmesi ile Güney Kafkasya olarak adlandırılan Kafkasların Güney yamacında, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan bağımsızlığını ilan etmiştir. RF'nin ?arka bahçe? olarak gördüğü Güney Kafkasya, stratejik konumu ve sahip olduğu zengin doğal kaynaklarıyla da ABD'nin dikkatini çekmektedir. RF ile Transkafkasya'daki çıkarları çatışan ABD, 1997'ye kadar bu bölgede RF öncelikli bir politika izlemesine rağmen 1997 sonrasında bölgeyi ?yaşamsal çıkar alanı? olarak değerlendirmiş ve RF öncelikli politikasından vazgeçip bölge ülkeleriyle yakından ilişkiler kurmaya başlamıştır. Özellikle Gürcistan'da Kadife Devrim ile Saakaşvili'nin iktidara gelmesi ABD ve RF arasındaki rekabeti ortaya koymuştur. RF'nin ABD'nin bu hamlesine Gürcistan'daki Güney Osetya ve Abhazya gibi bağımsızlık talep eden etnik bölgeleri destekleyerek karşılık vermesi süreci Gürcistan'ın Güney Osetya'ya saldırması ve bu saldırıya da RF tarafından karşılık verilmesiyle başlayacak bir krize kadar götürmüştür. Birinci bölümde SSCB'nin çöküşü ile önemi artan Güney Kafkasya'dan, Güney Kafkasya ülkeleri ve bu ülkelerin yaşadıkları siyasi ve ekonomik sorunlardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD'nin ve RF'nin bölgeye ve bölge ülkelerine yönelik politikaları incelenmiştir. Son bölümde ise ABD ve RF'nin bu politikalarının eseri olan Gürcistan Krizi, kriz öncesi, sırası ve sonrası şeklinde ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Güney Kafkasya, ABD, Rusya, Gürcistan, Güney Osetya
E. Swardnadze Dönemi ve sonrası Türkiye ve Gürcistan ilişkileri
Gürcistan Türkiye ve Kafkasya için jeopolitik statüsünden dolayı hayati öneme sahiptir. Özellikle ulaşım ve ticaret yollarının merkezinde yer alması Gürcistan'ı bölgede önemli bir konuma yükseltmektedir. Soğuk Savaş sonrası bölgede etkili bir güç olmak isteyen Türkiye de komşularıyla iyi ilişkiler kurma politikasının bir gereği olarak Gürcistan ile yakınlaşmıştır. Bu kapsamda çalışmada Şevardnadze dönemi sonrası yaşanan gelişmeleri inceleyerek ikili ilişkilerin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Konunun özünü oluşturan Kafkaslar ve Gürcistan bölgede hâkim güç olan diğer devletlerin de konumları dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Rusya, ABD, İran ve Türkiye'nin bölgedeki çıkarları, çatışmaları ve rekabetleri dile getirilmiş olup; geni bir perspektiften konu hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Türkiye'nin tarihsel süreçlerle beraber, genelde Kafkasya coğrafyasına özelde de Gürcistan'a karşı sergilemiş olduğu siyasal ekonomik politikalar, neden sonuç ilişkileri kurularak incelenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gürcistan, Kafkasya, Türkiye-Gürcistan ilişkileri,
Gürcistan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonraki ekonomik gelişimi
1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Gürcistan bağımsızlığını ilan etmiştir. 70 yıl süren kapalı merkezi planlama ekonomisinden piyasa ekonomisine geçiş yapmıştır. Gürcistan'ın bağımsızlığını ilan etmesiyle, bağımsız demokratik bir devlet kurması ve pisaya ekonomisine dayalı bir sistemin inşa edilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Bu süreç çelişkili ve zor olmuştur. Gürcistan'da özellikle ekonomik reformların ilk aşamasında sistematik hatalar yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı bağımsızlıktan sonra uygulanan tüm ekonomik modelleri incelemektir. Sosyalizmden piyasa ekonomisine geçiş, Gürcistan için son derece kapsamlı ve karmaşık bir süreç olmuştur. Gürcistan'da reformları başlatmak için neoklasik geçiş stratejileri uygulanmıştır. Dolayısıyla uygulanan ekonomik modellerin başarılı olup olmadığı, aynı zamanda hataların nedenleri araştırılmıştır. Yapılan çalışmada görüleceği gibi yanlış stratejilerin uygulanması nedeniyle Gürcistan ekonomisi zor bir dönem yaşamıştır. SSCB'nin dağılması Gürcistan'da yeni bir durumu ortaya çıkarmıştır. Gürcistanın sosyal ve ekonomik sistemi etkilenmiş ve bir dizi politik değişiklikler meydana gelmiştir. Bağımsızlık sonrası oluşan ekonomik kriz, ekonominin birçok alanını yok etmiştir. SSCB döneminde Gürcistan'ın refah düzeyi yüksek olmuş, sistem dağılmasıyla birlikte ekonomide büyük kriz yaşanmıştır. 1990'ların başında enflasyon ve işsizlik artmış, tarım ve sanayi ürünlerinin üretiminde ise azalma görülmüştür. Bağımsızlıktan sonra, Gürcistan en az iki gelişim aşamasını geçmiştir. Birinci aşamada ülke, SSCB'nin çöküşü sonucunda ekonomide ortaya çıkan olumsuz sonuçları aşmaya çalışmıştır. Sovyet sisteminin çöküşü sonucunda pek çok işbirliğinin kopması, işletmelerin kapatılması GSYİH'nin küçülmesi, yaşam standartlarının düşmesi ve işsizliğin artmasına neden olmuştur. İkinci aşama, 2003 yılından sonra yapılan reformları kapsamaktadır. Reformlar, kamu idarelerinin yeniden yapılandırmasını ve ekonomik sistemin yapısal dönüşmesini kapsamaktadır. Tez çalışması kapsamında Gürcistan Cumhuriyetinin ekonomik modelleri incelenmiş, 1990'lı yıllardan sonra uygulanan ekonomik modelleri açıklanmış ve tartışılmıştır. Aynı zamanda Gürcistan ekonomisinin büyümesinde dış ticaretin ve DYY'nin rolü büyük olmuştur. Tez çalışmasının kapsamında Türkiye ve Gürcistan arasındaki ekonomik ilişki incelenmiş ve ülke ekonomisini hangi yönde etkilediğine bakılmıştır. Gürcistan ve Türkiye arasındaki projeler Gürcistan ekonomisinin gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, bulunduğu bölgeden dolayı önemli jeopolitik konuma sahip olan Gürcistan'ın, ekonomik gelişimini incelemek ve literatüre katkı sağlamaktır. Tezin Sosyal bilimlerde yapılacak gelecek araştırmalar açısından Gürcistan'la ilgili Türkçe literatüre katkı sağlayacağı açıktır. Anahtar Kelimeler: Geçiş Sürecinde Gürcistan Ekonomisi, Gürcistan'da Makroekonomik İstikrar, Geçiş Ekonomileri, Neoklasik Geçiş Modeli, Reformlar
Organizational resilience after the pandemic conditions: A comparative study on the small firms in Azerbaijan and Georgia
The COVID-19 pandemic suddenly grew up and aggravated the situation of human life and the economy globally. This thesis investigates negative effects of the pandemic period on small firms in Azerbaijan and Georgia through the lenses of organizational resilience. It presents the problems small firms faced during and after the pandemic in these two countries, what measures were taken and how the enterprises protected themselves against pandemic activities. The discussion is based on secondary data gathered from official statistics of both countries and reports published by international institutions. The conditions of small firms in both countries and the impacts of different measures taken by the governments are compared. It concludes that small enterprises in Azerbaijan remained more resilient than Georgian counterparts mainly because of the effectiveness of state intervention. This thesis contributes to the studies on resilience and pandemic depending on a rich comparison of two developing countries about overall performance of small business and factors behind.
A post-Soviet state under Russian threat: Explaining Georgia's alignment preferences
Since its independence Georgia, as a small state had many difficulties in securing its sovereignty and territorial integrity. Besides many other problems that observed in all post-Soviet states, the ethnic separatism in Abkhazia and South Ossetia and the manipulation of these conflicts by Russia ?the powerful neighbor, put the state in a very vulnerable situation. For that reason Georgia needed external states as allies to balance Russia and consolidate its independence against the former hegemonic power. However Georgia did not choose always to balance Russia and formed an alignment with Moscow, beginning in the end of 1993 that was based on security cooperation. In several years, the Georgian state shifted its alignment strategy to balance again and it became an ally of the US and the European States.This study aims at explaining alignment choices of Georgia that emerged as a response against the Russian threat. It uses Stephen Walt?s balance-of-threat theory and its critics to examine the real reasons for and consequences of the alliances that Georgia formed with the external states including Russia. It also examines the origins of the alignment between Georgia and NATO member states and gives an overview of the NATO-Georgia relations. The implications of the Russia-Georgia war of 2008 on this relations are also discussed.
Geçmişten günümüze değişen Türk dış politikası kapsamında Türkiye-Gürcistan ilişkileri
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan günümüze kadar dış politika alanında tıpkı diğer ülkeler gibi küresel gelişme ve değişimlerden etkilenmiştir. Ekonomi ve siyasi yönden Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde içinde bulunduğu vahim durum, uzun yıllar yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin politika manevralarını kısıtlamıştır. Ankara hükümeti, ülke bütünlüğü ve bağımsızlığına yöneltilen tehditleri bertaraf etmek için büyük devletlerle işbirliği yapıp batılı kurumlara entegre olmayı temel araç olarak benimsemiştirTürkiye, dış politikada bölgesel güç olmayı hedeflemiştir. Ancak Türk hükümetleri, başta ABD olmak üzere Batılı devletlerin Türk dış politikasını kısıtlayan politikaları nedeniyle hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır. Bu nedenle Türkiye yıllar boyu Batı eksenli olarak adlandırılan bir dış politikaya sahip olmuştur. Ancak 2002 yılında AK Parti iktidarının kurulmasının ardından Türk dış politikasında birçok köklü değişim yaşanarak, dünyada Türkiye'nin imajının yeniden yapılandırılması sağlanmıştır. Özellikle akademisyen kökenli Ahmet Davutoğlu'nın Dışişleri Bakanlığındaki varlığı bu değişimlere sistematik bir özellik de kazandırmıştır. Davutoğlu dış politikası ile Türkiye'nin sesi daha önceki hükümet dönemlerine kıyasla uluslararası arenada daha fazla duyulur olmuştur. Tabi ki Türkiye'nin bu yeni imajının tek nedeni Davutoğlu politikası değildir, bunun yanında birçok unsur da mevcuttur. Örneğin 11 Eylül sonrası dönemde tüm dünyadaki teröre karşı işbirliği kapsamında Batılı ülkelerin Müslüman Türkiye'ye ihtiyacının artması da AK Parti hükümeti için bir avantaj niteliğindedir. Türkiye'ye kültürel ve coğrafik olarak yakın olan Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerindeki sorunların çözümü ve bölgenin Batı ile iletişimi için Türkiye stratejik bir öneme sahiptir.Ak Parti ile yeniden yapılandırılan dış politika kapsamında da yakın coğrafyalarda aktif siyaset hedeflenmiştir. Bu doğrultuda tezin ana konusu olan Güney Kafkasya ve daha özel alanda Gürcistan ile ilişkilerde de yeni gelişmeler yaşanmıştır. Tiflis hükümetiyle 1991 yılından önce Sovyetler Birliği vasıtasıyla yürütülen ilişkiler, Gürcistan'ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından geliştirilmiştir. Ancak Türkiye'nin kısıtlı imkânları nedeniyle uzun zaman ilişkiler istenilen düzeyde seyredememiştir. AK Parti döneminde artan imkanlar sayesinde Türkiye yeni dış politika algısı kapsamında yakın bölgelerinde proaktif siyasi uygulamalar yapmaya başlamıştır. Güney Kafkasya ve dahilindeki Gürcistan da bu yakın bölge politikalar içerisinde Türkiye çıkarları için oldukça mühim bir konumdadır.Gürcistan için bağımsızlığının muhafazası, ülkenin kalkınması ve Batıyla entegresyonun yolu Türkiye ile kuracağı iyi ilişkilerle mümkün olabilecektir. Türkiye ise dış politikadaki siyasi ve ekonomik çıkarları kapsamında Gürcü hükümetiyle var olan diyalogu geliştirmenin yolunu aramaktadır. Türkiye 2002 sonrasında yapılanmaya başlayan yeni dış politikası kapsamında Gürcistan ile var olan ilişkilerini geliştirdiyse de henüz tam olarak amaçlanılan hedefe ulaşılamamıştır. Bu noktada Türk dış politikası karar vericilerin klasik dış politika metotları yerine uluslar arası ilişkilerde meydana gelen değişimleri de göz önüne alarak yeni yöntem arayışlarına girmelidir.
Soğuk Savaş sonrası Gürcistan'da Amerika Birleşik Devletleri - Rusya Federasyonu rekabeti
Soğuk Savaş boyunca iki süper güç arasında yaşanan ve 1991'de SSCB'nin dağılması ile sona erdiği iddia edilen rekabet, 2000'li yıllarla birlikte eski Sovyet coğrafyasında farklı bir biçimde kendini göstermiştir. ABD ve RF arasında yenilenmiş bir Büyük Oyun şeklinde gerçekleştiği düşünülen bu rekabetin en açık şekilde görüldüğü devletlerin başında ise Gürcistan gelmektedir. 1990'lı yıllar, Gürcistan için ekonomik ve politik istikrarsızlıklar ve iç savaşlar dönemi olmuştur. 2003 Gül Devrimi ile yeni bir dönemin kapılarını aralayan Gürcistan üzerindeki ABD-RF rekabetinin çeşitli nedenlerle dönem dönem farklılaştığı görülmüştür. Bu farklılaşmaya neden olan kırılma noktaları ve olaylar, tarafların bir sonraki dönem politikalarına da yön vermiştir. Bu tezde, Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD-RF rekabeti Gürcistan üzerinden ele alınacak ve rekabete ilişkin kırılma noktalarının tarafların Gürcistan üzerindeki politikalarını nasıl şekillendirdiği çözümlenmeye çalışılacaktır.
16. yüzyıl son çeyreğinde Osmanlı Devleti Gürcistan eyaletinin idari ve nüfus yapısı
İstanbul'da Başbakanlık Osmanlı Arşiv Kataloğunda Osmanlı dönemi Gürcistan Eyaletine ait Tapu Tahrir Defterleri arasında bulunan 16 yüzyıl son çeyreğinde (H.981 ) M.1573-1574 tarihine ait TT. 0525 numaralı tek defterde yer alan bilgiler ışığında Gürcistan eyaleti yerleşimlerinin idari, sosyal ve ekonomik yapısı açıklanmaya çalışılacaktır. TT. 0525 numaralı tapu tahrir defteri Yüksek Lisans Tezimizin ana kaynağını oluşturmaktadır. Bu defter İstanbul Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden eksiksiz olarak elde edilip transkribe edilmiştir. Bu defterde 16. Yüzyıl Osmanlı Devleti'nin Kuzey Doğu Anadolu topraklarının parçası olan Osmanlı Devleti Gürcistan Eyaletinde bulunan yerleşim birimlerinin isimleri, bu yerleşim birimlerinin barındırdığı nüfusa ait veriler, bu nüfustan alınan vergiler ve İran sınırının kuzey bölgesini oluşturan bu coğrafyadaki Osmanlı idari yapısını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Çalışmamızın ana kaynağını oluşturan T.T. 0525 numaralı Tapu tahrir defterinin daha önce transkribe edilmemiş olması tezin değerini arttıran bir durumdur, ayrıca bu coğrafya ile daha önce yapılmış çalışmalardan da yararlanılarak elde edilen bilgiler karşılaştırılacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Osmanlı Devleti, Gürcistan, Tahrir, Vergi, Nüfus, Eyalet.
Gürcü sineması ve Tengiz Abuladze
Geçmişi çok eski dönemlere dayanan Gürcistan, tarihi boyunca bağımsızlık mücadelesi vermiş bir toplum olmuştur. 1896 yılında henüz Çarlık rejimi ayaktayken, Lumiere kardeşlerin özel gösterimlerinde karşılaşılan sinema faaliyetleri hemen benimsenir. 1917 Ekim Devrimi ve sonrasında kurulan Sovyetler Birliği ile birlikte koşullar değişiklik gösterir. Sovyet Cumhuriyetlerinden biri haline gelen Gürcistan da, bu dönemde yapılan değişiklikler sanat ortamını belirler. Sinemayı en iyi propaganda aracı olarak gören Sovyet hükümeti, bu görüşünden hareketle sinema alanında bir takım uygulamalara başlar. Bu uygulamalar 1925 yılında Stalin'in iktidarıyla daha sert bir hal alır ve 1953 yılındaki Stalin'in ölümüne kadar devam eder.II. Dünya savaşı sonrası ekonomik ve toplumsal sıkıntılar artınca sinemada da gerilemeler yaşanır. Sovyet sinması ve Gürcü sineması da bu durumdan nasibini alır. 1955 yılına gelindiğinde Stalin sonrası yaşanan rahatlığın etkisiyle de Gürcü sinemasında bir hareketlilik başlar. İlk çıkış Moskova Sinema Enstitüsü mezunları (VGIK) Tengiz Abuladze ve Rezo Chkheidze'den gelir. 1955 yapımı ?Magdanas Lurca? filmiyle hem Gürcü sinemasının hem de Sovyet sinemasının ?altın çağı? olarak adlandırılan dönemini başlatırlar. Sovyetlerin yeni yöneticilerin eline geçmesiyle birlikte sinemanın devlet propagandası için çalışması fikri yeniden hız kazanır ve baskıcı uygulamalar kaldığı yerden devam eder. Ama Gürcü sineması bu ortamdan uzak kalmayı başarır. Geçmişte ortaya koyduğu komedi tarzının yanına, yeni gerçekçilik etkisiyle yapılan filmleri ekler. Sonraki süreçlerde ise kullandıkları yöntemi metaforlar oluşturur. Bu dönem Gürcü sineması içinde aktif rol alan kişi yönetmen Tengiz Abuladze olur. Tüm sanat alanlarından yararlanan yönetmenin, en çok yararlandığı alan ise edebiyattır. Yönetmen ilk dönem filmlerinde yeni gerçekçiliğin izlerini taşırken, daha sonraki süreçte metaforların bolca yer aldığı bir sinema dili oluşturur. Filmlerinde ele aldığı kontrastlıklarla hayata bakışını yansıtır ve her dönem ilgiyle karşılanır.
Gürcistan Acara bölgesi halk kültürü (Keda ilçesi örneği)
Bu çalışmada Gürcistan'ın Acara bölgesinde bulunan Keda ilçesinin halk kültürünü araştırılmıştır. Acara bölgesi Gürcistan'ın güneybatısında bulunmaktadır. Bölge Gürcistan'a bağlıdır. Acara'da yaşayan nufüsü Gürcülerden oluşmaktadır. Acara bölgesi; halk kültürü bakımından Gürcistan'ın oldukça zengin ve araştırma için değerli bölgelerinden biridir. Araştırma konusunun kapsamını içeren Keda ilçesi Acara bölgesinde bulunan büyük ilçelerden biridir. Bu ilçede on büyük köy bulunmaktadır. Araştırma için Keda ilçesinin büyük köyleri seçilmiştir ve bilgileri elde etmek amaçlanmıştır. Keda ilçesinin kültürel mirası yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarımını koruyarak günümüze ulaşmıştır. Bu zengin kültürel mirasın izlerini halk inançlarında, adet-gelenek-göreneklerinde, yaşam tarzında ve genel kültüründe yoğun bir şekilde görmek mümkündür. Keda ilçesi üzerine yapılmış bu çalışma alan araştırmasıdır. Alan araştırması için yerlilerle görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın büyük kısmı kaynak kişiler tarafından verilen bilgilerle doldurulmuştur. Köylere giderek bilgileri ve görselleri elde edilmiştir. Bu Araştırmanın temel amacı, Keda ilçesinde yüzyıllarca biriktirilen bu zengin kültürel mirasın izlerinin kayıt altına alınarak korunmasıdır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde Gürcistan, Acara, Batum ve Keda ilçesi hakkında genel bilgilere yer verildi: ikinci bölümünde Keda halkının gelenek-görenekler, yaşamı, geçiş dönemleri başlıkları altında araştırma yapıldı. Üçüncü bölümünde halk edebiyat ürünleri, halk masalları, halk arasında yaygın efsaneleri, alkış-kargışları, dualar, atasözleri, fikralar, bilmeceleri, son bölümünde ise isim-soyisim, yer isimleri ve etimolojiyi başlıkları hakkında inceleme yapıldı. Araştırmaya ek olarak görselleri elkenmiştir.
Representation of Russian-Georgian 2008 war in the Eyes of Georgia: A critical geopolitical perspective
Sharing the historical background, and the same borders in terms of geographical location, Georgia and Russia, have been a core connective bridge. After the demise of the USSR, main ambition for Russia was to retain its influence in the Post-Soviet countries, had instigated a major problem to its neighbors, and particularly to Georgia. The newborn state had been inspired with the western values, which consequently evolved a desire to decrease the pro-Russian attitude and increase the Western-based views by joining NATO alliances. Theses aspirations resulted a dislike to its Big neighbor country, which subsequently developed to a Red Line between Georgian-Russian relationship and caused the unexpected, yet inevitable, August War. Different perspectives about the August war, have been reviewed; Nevertheless, less attention has been paid to the point of view of the main victim, Georgia. As a result, this study aims to review the Georgian statecraft's construction and conceptualization of the 2008 August war. The thesis explores and examines the Georgian perspective of the Five days war, and provides Georgian statecraft discourse analysis of the events related to the Russian invasion from a critical geopolitical perspective. It has been concluded, regarding the Georgian discourse analysis and everyday performance of the statecraft, that the Russian military intervention in the Georgian territory was an "Aggressive military intervention" and "Attack on the West" in order to control the energy resources of Europe. The Georgian statecraft's discourse defined Russia as "Aggressors", "Barbarians of the 21stcentury" and "Occupiers". This war pictured Russia as an enemy to the Georgian statehood and sovereignty, that had broken the international norms, beside the Western values.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Türkiye-Gürcistan ilişkileri
Tez, konusunda görüldüğü gibi Türkiye-Gürcistan genel ilişkilerinin XX.yüzyılın sonları ile XXI. yüzyıl başlarından bu güne kadar geçen süre zarfındaki durumu göz önüne alınarak incelenmiştir. Bu zaman diliminde bu iki ülke, birlikte çalıştığı projelerle (BTE, BTK, BTC), uluslararası örgüt çalışmalarıyla ve çesitli programlarla ikili ilişkilerde bulunmuşlardır. Türkiye, Güney Kafkasya'da yer alan bu ülkenin bağımsızlığını kazandığı ilk günden beri devlet egemenliğini tanımış ve kendi stratejik çıkarlarına uygun olarak ilişkilerini geliştirmeye devam etmiştir. Rusya'dan Enerji ve petrol bağımlılığını azaltmak için Türkiye diğer ülkerde mevcut petrol ve gaz enerji kaynakları için Gürcistan güzargahını kullanarak en uygun müttefiki olmuştur. Gürcistan açısından Türkiye, NATO ve AB kapı olarak görülmesi her iki ülkeyi birbirine yaklaştıran noktaları oluşturmuştur. İki ülke Avrupa Kafkasya Asya Ulaştırma Koridoru(TRACECA), Karadeniz Ekonomi İşbirliği ve Karadeniz İşbirliği Görev Grubu'na dahil olarak çeşitli projelerde birlikte yer almışlardır. Türkiye'nin eğitim, sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetleri sayesinde Gürcistan ile olan beraberliğinde daha da güven vermesine ve ülkelerin ilişkilerinin daha da genişletmesine olanak sağlamıştır. Türkiye Gürcistan ilişkilerinin en önemli noktalardan birisi de bu iki ülkenin dış politikalarının aynı dönemde, birbirine ihtiyaç duydukları anda karşılaşması ve her iki ülkenin çıkarlarının üst üste düşmesidir. Araştırmada yöntem olarak vaka çalışması tercih edilmiş, veri toplama tekniği olarak literatür taraması yapılmıştır. Çalışma kapsamında Sovyetlerin dağılması sonrasında Gürcistan'ın özgür bir devletten bahsedilerek yaşanan iç siyasi gelişmeler incelenmiş ve yaşanan bu gelişmelerin Türkiye-Gürcistan ilişkilerine nasıl yansıdığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda Gürcistan'ın iç sorunu olan Gürcistan-Abhazya sorununa kısaca değinilmiştir.