Hope

80 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirsel deneyimi: Motifler ve anlam ilişkileri üzerine bir inceleme

Bu çalışma, çağdaş Suriyeli şair Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirlerinde yer alan motifler ve anlam ilişkisine odaklanmaktadır. Kamhiyye'nin, Arap ve İslam dünyasının yaşadığı zor yılların yükünü ve gurbetin getirdiği acıları şiirlerine nasıl yansıttığı incelenmiştir. Şairin eserlerinde ortaya koyduğu duygusal deneyimler ve iç dünyasındaki acı ve trajedi, araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Kamhiyye'nin şiirleri, zulüm, baskı ve zorbalığa karşı verdiği mücadelenin bir yansımasıdır. Şiirlerinde samimi bir kaynaktan doğan duygular, onun özgür vicdanı ile olayları gözlemleyip yeniden şekillendirme becerisini göstermektedir. Bu nedenle, Kamhiyye'nin eserleri, hem tarihsel bir belge niteliğinde olup hem de edebi değer taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Kamhiyye'nin şiirsel üslubunu, kullandığı temaları ve dilsel özellikleri belirlemek ve analiz etmektir. Ayrıca, şairin İhya ve Yenilik Okulu'na bağlılığının şiirlerindeki yansımaları da ele alınmıştır. Araştırmada, Kamhiyye'nin divanları ve şiirleri üzerinde içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Şiirlerin tematik analizi yapılarak, şairin duygusal deneyimlerinin ve içsel çatışmalarının nasıl dile getirildiği incelenmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin klasik vezinli şiiri koruma çabası ve İhya ve Yenilik Okulu'na olan bağlılığı da araştırmanın odak noktalarından biri olmuştur. Araştırma sonucunda, Kamhiyye'nin şiirlerinde büyük bir acı ve hüzün temasının hakim olduğu, ancak bu duyguların umut ve aydınlık bir gelecek beklentisi ile dengelendiği görülmüştür. Şairin, klasik Arap şiiri geleneklerine bağlı kalarak, modern temaları ustalıkla işlediği tespit edilmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin şiirlerinde, zulüm ve baskıya karşı özgürlük mücadelesinin güçlü bir şekilde vurgulandığı belirlenmiştir.

AcıBiçimDeneyim+7
Zeynep Muhammed
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde mevsimlik tarım işçisi çocukların okul terki riski ile ilişkili faktörler

Bu araştırmanın temel amacı koronavirüs pandemi döneminde mevsimlik tarım işçisi çocukların öznel iyi oluş, umut, aile yaşam doyumu, okul iklimi ve okul terki risklerini çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre incelemek ve bu değişkenlerin okul terki riskini yordama gücünü ortaya koymaktır. Bu kapsamda Şanlıurfa Suruç'ta ortaokulda kayıtlı olan 369 mevsimlik tarım işçisi çocuğa Öğrenci Öznel İyi Oluş Ölçeği, Umut Ölçeği, Aile Yaşam Ölçeği, Okul İklimi Ölçeği ve Okul Terki Riski Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden toplanan veriler SPSS 26 paket program aracılığıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların okul terki riskinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini test etmek için bağımsız grup t testi, sınıf kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek için de ANOVA analizi uygulanmıştır. Kız öğrencilerin öznel iyi oluş, aile yaşam doyumu ve okul iklimi puanları erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksektir. Sınıf kademesine göre farklılığa bakıldığında ise 8. sınıf öğrencilerinin öznel iyi oluş, umut, aile yaşam doyumu ve okul terki riski puanları diğer sınıflara göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Öznel iyi oluşun, umudun, aile yaşam doyumlarının ve okul iklimi tutumlarının okul terki riskini yordama gücünü belirlemede hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Analiz soncunda elde edilen bulgulara göre öznel iyi oluş, aile yaşam doyumu ve okul iklimi puanları okul terki riskini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılarak yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Okul iklimiOkul terkiUmut+2
Gamze Münüklü
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Nesne ilişkileri ile baş etme tutumlarının ilişkisinde umut ve bilişsel esnekliğin rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme süreçlerinin baş etme tutumları ile ilişkisinde sürekli umut düzeyleri ve bilişsel esneklik düzeylerinin aracı rolünün incelenmesidir. Uygun örnekleme yönteminin kullanıldığı araştırmanın katılımcıları, Türkiye'deki farklı üniversitelerin 629 gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılara ölçekler uygulanmıştır. Çalışmada Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Ölçeği veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Yapısal eşitlik modeli bu araştırmanın veri analiz yöntemidir. Bulgular incelendiğinde, nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme değişkenlerinin sorun odaklı ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları ile ilişkisinde, bilişsel esnekliğin ve umudun aracı rolü anlamlı bulunmaktayken, duygu odaklı başa çıkma tutumları ile ilişkisinde aracı rolü anlamlı bulunmamıştır. Nesne ilişkileri, gerçeği değerlendirme, sürekli umut, bilişsel esneklik, sorun odaklı başa çıkma tutumları, duygu odaklı başa çıkma tutumları ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme değişkeninin, sorun ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları değişkenlerini istatiksel olarak önemli düzeyde yordadığı; duygu odaklı başa çıkma tutumları değişkenini yordamadığı görülmüştür. Çalışmanın sınırlılıkları ile araştırmacılar ve uygulamacılar için öneriler tartışılmıştır.

Baş etme stratejileriErken dönem nesne ilişkileriEsneklik+1
Gizem Sarıgül
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik belirtilerin riskli davranışlarla ilişkisinde içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma, kontrol odağı, umut ve öz-şefkatin etkisi: Türkiye üniversite örnekleminde bir inceleme

Psikolojik belirtilerle sıklıkla birlikte gözlenen ve beliren yetişkinlik açısından önem arz eden (Arnett, 2018; Üner ve ark., 2018) riskli davranışların önlenmesi için, davranış düzeyiyle ilişkili sosyodemografik ve psikolojik etmenlerin bir arada incelenmesi önerilmektedir (Hayes ve ark., 2011). Mevcut çalışma Jessor'un Problem Davranış Kuramı temelinde (Jessor, 2016; 2017) riskli davranışların psikolojik belirtilerle ilişkisinde psikolojik destek almaya yönelik içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma algılarının aracılık rolleri ile kontrol odağı, umut ve öz-şefkat bireysel etmenlerinin düzenleyici rollerini inceleyerek olası müdahalelere zemin hazırlamayı amaçlamaktadır. Türkiye'deki 18-30 yaş aralığında (Ort. = 21.34 , SS = 2.75) 258'i (52,7) kadın ve 232'si (47,3) erkek olmak üzere 490 lisans öğrencisine çevrimiçi anket yöntemiyle ulaşılarak Demografik Bilgi Formu, Riskli Davranışlar Ölçeği-Üniversite Formu (RDÖ-ÜF), Kısa Semptom Envanteri (KSE), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği (PYANSDÖ), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Kendini Damgalama Ölçeği (PYANKDÖ), Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Öz-Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ) uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi, cinsiyet farkları T-testleri, yordayıcı etkileri Hiyerarşik Regresyon, aracılık ve düzenleyicilik rolleri ise SPSS PROCESS basit aracı ve düzenleyici değişken analizleriyle incelenmiştir. İntihar eğiliminde cinsiyet farkı gözlenmezken, antisosyal davranışlar, madde, alkol, sigara kullanımı, okul terki ve sağlıksız beslenme gibi diğer riskli davranışların erkeklerde; psikolojik belirti toplam puanı ile birlikte hostilite dışındaki anksiyete, olumsuz benlik, depresyon ve somatizasyon alt puanların kadınlarda daha yaygın olduğu görülmüştür. Psikolojik belirtiler ve riskli davranış ilişkilerinde alkol, sigara kullanımı, intihar eğilimi ve okul terkinde sosyal damgalanmanın; madde kullanımında kendini damgalamanın; beslenmede her ikisinin pozitif yönde aracılık ettiği görülmüştür. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır. Çalışma sonucunda riskli davranışlara karşı koruyucu çalışmalarda sosyal ve kendini damgalamanın önüne geçmek adına psikolojik yardım almayı normalleştirmenin yararlı olabileceği; intihar eğilimi, antisosyal davranışlar ve okul terkini önleyici müdahalelerde ise umut ve öz-şefkate odaklanılması önerilmiştir.

DamgalamaDenetim odağıKendini damgalama+7
Ayşe Özlem Torunoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Onkoloji hastalarında umudu yordamada algılanan sosyal destek ve spiritüel bakım gereksinimlerinin rolü

Bu tanımlayıcı kesitsel araştırma onkoloji hastalarında umudu yordamada algılanan sosyal destek ve spiritüel bakım gereksinimlerinin rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Ağustos 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında, Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde onkoloji hastalarının takip ve tedavilerinin yapıldığı onkoloji ve dahili/cerrahi servisler ile kemoterapi-radyoterapi tedavi ünitelerinde yürütülmüştür. Araştırmaya 134 onkoloji hastası dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Tanıtıcı Veri Formu", "Herth Umut Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Spiritüel Bakım Gereksinimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, Pearson Korelasyon Analizi ve çoklu doğrusal adımsal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan onkoloji hastalarının umut ve algılanan sosyal destek puan ortalamalarının ölçekten alınabilecek orta puanın üzerinde, spiritüel bakım gereksinimleri puan ortalamalarının ise orta puanın altında olduğu belirlenmiştir. Umut ve algılanan sosyal destek arasında pozitif yönde; umut ve spiritüel bakım gereksinimleri arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Algılanan sosyal desteğin umudun %11,7'sini açıkladığı ve algılanan sosyal destek puanındaki bir birimlik artışın umut puanında ortalama 0,344 birimlik artışa sebep olduğu saptanmıştır. Spiritüel bakım gereksinimlerinin ise umudu yordamada anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, onkoloji hastalarında umudu artırmaya yönelik müdahalelerde sosyal destek algısının geliştirilmesi, sosyal destek kaynaklarının fark ettirilmesi ve dolaylı etkisi olabileceğinden spiritüel bakım gereksinimlerinin de planlamalara dâhil edilmesi önerilebilir.

Algılanan sosyal destekFonksiyonel iyileşmeKanser hastaları+5
Simay Ezgi Budak
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

21.yüzyıl becerilerinin iş umuduna etkisi: Bir vakıf üniversitesi son sınıf öğrencileri üzerine araştırma

Bu çalışmanın amacı 21. Yüzyıl becerilerinin üniversite öğrencilerinin sahip oldukları iş umutlarına etki düzeyini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda üniversite öğrencilerine yöneltilen çok boyutlu 21. Yüzyıl becerileri ve iş umudu ölçeği ile 205 lisans ve MYO son sınıf öğrencilerinden oluşan katılımcıların görüşleri toplanmıştır. Verileri toplamada kullanılan çok boyutlu 21. Yüzyıl becerileri ölçeği 0,847 güven düzeyi elde ederken iş umudu ölçeği 0,982 güven düzeyi elde etmiştir. Araştırma sonuçlarına göre hipotezler kabul edilmiştir. Katılımcıların İş Umudu ve 21. YY Becerilerine yönelik algı düzeylerine sahip oldukları tespit edilmiştir. 21. YY becerilerine sahip katılımcıların iş umudu algı düzeylerinin daha yüksek olduğu ve algılanan Bilgi ve Teknoloji Okuryazarlığı Becerileri, Girişimcilik ve İnovasyon Becerileri ve Kariyer Bilinci boyutu iş umudu algısını anlamlı ve olumlu şekilde yordadığı tespit edilmiştir.

21. yüzyılUmutVakıf üniversiteleri+3
Buşra Karagöl
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Umudu yordamada şükran ve özgecilik

Bu çalışmada temel amaç doğrultusunda şükran ve özgeciliğin birlikte ele alındıklarında umudun anlamlı birer yordayıcısı olup olmadıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Buna ek olarak çeşitli demografik özelliklerin (cinsiyet, ailenin aylık toplam gelir düzeyi, sosyal aktivitelere haftalık katılım sıklığı, algılanan aile tutumu), şükranın ve özgeciliğin ayrı ayrı umut ile olan ilişkileri de incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul'da devlet ve vakıf üniversitelerinde lisans düzeyinde eğitim gören 504 üniversite öğrencisi katılımcı (297 kadın, 207 erkek) oluşturmuştur. Araştırmanın yaklaşımı nicel araştırma yaklaşımlarından olan ilişkisel araştırma yaklaşımıdır. Araştırmada veri toplama araçları olarak katılımcıların demografik bilgilerini elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyo-Demografik Bilgi Ölçeği, umut düzeylerini belirlemek amacıyla Snyder ve diğerleri (1991) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe'ye uyarlaması Tarhan ve Bacanlı (2015) tarafından yapılmış olan Sürekli Umut Ölçeği, şükran düzeylerini belirlemek amacıyla Kardaş ve Yalçın (2019) tarafından geliştirilmiş Şükran Ölçeği, özgecilik düzeylerini belirlemek amacıyla London ve Robert Bower (1968) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe'ye uyarlaması Cantez, Aşkın ve Akbaba (1991) tarafından yapılmış olan Özgecilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin istatistiksel çözümlemesinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Umudun, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği bağımsız değişkenler t testi ile incelenmiştir. Umudun ailenin aylık toplam gelir düzeyine, sosyal aktivitelere haftalık katılım sıklığına ve algılanan aile tutumuna bağlı olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Bağımsız değişkenler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonucuna göre katılımcıların umut puanlarında bahsi geçen demografik özelliklere dayalı anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Şükran ve umut ile özgecilik ve umut arasında korelasyonel bir ilişki olup olmadığı pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Şükran ve umut ile özgecilik ve umut arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Şükranın ve özgeciliğin birlikte ele alındıklarında sürekli umudun anlamlı birer yordayıcısı olup olmadıkları çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Şükran ve özgeciliğin umudu yordama gücünün zayıf olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmanın sonuçları alan yazın göz önüne alınarak tartışılmış ve yorumlanmıştır. Daha sonra yapılacak olan araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Pozitif Psikoloji, Umut, Şükran, Özgecilik

MinnettarlıkPozitif psikolojiUmut+3
Muhammed Akbaş
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Umut temelli müdahale programının Suriyeli mülteci çocukların umut ve psikolojik dayanıklılık düzeylerine etkisi

Mülteci çocuklarla yapılan müdahale çalışmalarında, pozitif özellikleri geliştirmekten çok negatif özellikleri azaltma odaklı bir yaklaşım olduğu görülmektedir. Risk grubunda yer alan çocuklar için, pozitif yönleri geliştirmeyi içeren müdahalelerin son yıllarda önemi artmakla birlikte, Suriyeli mülteci çocuklar temelinde ilişkili çalışmaların yetersiz olduğu gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, umut temelli müdahale programının Suriyeli mülteci çocukların umut ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri üzerindeki etkinliğini incelemektir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Örneklem 5. sınıfta öğrenim gören 42 Suriyeli mülteci öğrenciden oluşmaktadır ve 21 öğrenci müdahale grubu ve 21 öğrenci kontrol grubunda yer almaktadır. Öğrencilerin umut düzeylerini ölçmek için Çocuklarda Umut Ölçeği; psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek için Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği – Kısa formu kullanılmıştır. Ön test sonrası müdahale grubunda yer alan öğrencilere 5 hafta süren ve 6 oturumdan oluşan müdahale programı uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan öğrencilere ise bekleme listesi olarak bu süreçte herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Verilerin analizi için 2x2 Tekrarlı Ölçümlerde Karma Desenli Varyans Analizi, Bağımsız Örneklem T testi ve Bağımlı Örneklem T testi kullanılmıştır. Tekrarlı Ölçümlerde Karma Desenli Varyans Analizi bulguları, müdahale grubunun kontrol grubuna göre umut ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinde daha çok gelişim gösterdiğini ortaya koymuştur. Bağımlı örneklem T testi analizi, kontrol grubunun umut düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaldığını fakat müdahale grubunun umut düzeyindeki artışın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmadığını ortaya koymuştur. Bağımlı örneklem t test sonucu grupların psikolojik dayanıklılık puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir değişimin olmadığını ortaya koymuştur. Grupların son test umut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık bulunmakla beraber, psikolojik dayanıklılık puanları için anlamlı farklılık bulunmamıştır. Araştırma bulguları, Suriyeli mülteci çocukların psikolojik dayanıklılığını geliştirmek amacıyla umut odaklı yaklaşımların uzun vadede yararlı olabileceğini desteklemektedir.

GöçlerGöçmenlerMülteciler+7
Aslıhan Ataman
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the relationship between media-induced vicarious trauma and compassion fatigue: The role of hope and resilience

Our understanding of social learning through exposure has evolved far beyond Bandura's Bobo Doll observations, especially in today's hyper-digital era, where exposure to violence extends far beyond the deliberate act of watching a film. In a world where digital platforms serve as primary sources of information, exposure to traumatic content is constant and often unpredictable. Individuals are inundated with rapid, graphic imagery and algorithm-driven content streams that can have profound psychological effects, including secondary trauma, a phenomenon traditionally linked to healthcare professionals. This study explores the psychological effects of social media-induced Vicarious Trauma and its link to Compassion Fatigue, particularly among young adults who are highly engaged in political and humanitarian issues online. In an era where conflicts—such as those in Gaza — unfold in real time on platforms like Instagram and Twitter, individuals may experience deep emotional distress, despite having no direct involvement. This research also examines whether psychological buffers such as Hope and Resilience can mitigate the intensity of such distress. Using a cross-sectional quantitative design, this study collected data through an online survey employing standardized instruments. The survey sampled university students (n=211), who self-reported their media consumption and emotional responses over the past 21 months. Data were analyzed through IBM SPSS to examine the relationship between Vicarious Trauma and Compassion Fatigue, while testing the moderating roles of Hope and Resilience. Findings aim to highlight the often-overlooked psychological burden carried by socially conscious individuals, and to offer insight into how internal strengths can help reduce the mental health impact of continuous media exposure.

ResilienceHope
Nırmal Shah
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde azim, umut ve öz-yeterliğin depresyon ile ilişkisi

Bugün ruh sağlığı problemleri ve bunun tetikleyicileri olan pandemi gibi küresel salgınların ergenler üzerindeki etkileri görece daha yıkıcı olarak karşımıza çıkmakta ergenlerin bilişsel, duygusal ve sosyal açılardan korunması ve rehabilite edilmesi her geçen gün daha fazla önem arz etmektedir. Bu nedenle pandemi sürecinde ve sonrasında ergenlerin pozitif taraflarını besleyecek psikolojik müdahaleler ve pozitif gençlik programlarının önemi kaçınılmaz olmaktadır. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı umut, azim ve öz-yeterlik karakter güçlerinin ergenlerin depresyon düzeyleriyle ilişkisini incelemek ve bu değişkenlerin depresyon düzeyini etkileme mekanizmasını açıklamaya yönelik olarak alanyazın temelli geliştirilen bir model önerisini sınamaktır. Araştırmanın çalışma grubu, Van Merkezde lise öğrenimine devam eden 491 kız ve 259 erkek olmak üzere toplam 750 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya farklı sınıf düzeylerinden (9, 10, 11 ve 12. sınıf) ve okul türlerinden (Fen, Anadolu, Meslek ve İmam Hatip) lise öğrencileri katılmıştır. Araştırma verilerini toplamak için Sürekli Umut Ölçeği, Azim Ölçeği, Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Analizler için SPSS Statistics 25 ve AMOS 24 programları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında önerilen model, yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiş ve kabul edilebilir uyum değerleri ile doğrulanmıştır. Çalışmada geliştirilen modelin fit uyum indekslerinin iyi uyum verdiği ve elde edilen katsayıların istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada geliştirilen alternatif modelde azim umudu artırmakta, umudun artması özyeterliği arttırmakta, özyeterliğin artması da depresyonu azaltmakta ve depresyona karşı koruyucu bir faktör olmaktadır. Anahtar sözcükler: pozitif psikoloji, umut, azim, öz-yeterlik, depresyon.

AzimDepresyonErgenler+5
Metin Taytaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerde çözüm odaklı düşünme ile mutluluk ilişkisinde sürekli umut ve yaşam doyumunun aracı etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada öğretmenlerde çözüm odaklı düşünme ile mutluluk ilişkisinde sürekli umut ve yaşam doyumunun aracı etkisinin belirlenmesine yönelik bir modeli test etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020 - 2021 eğitim öğretim yılında Muş İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Muş merkez ve ilçelerinde bulunan okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve Rehberlik ve Araştırma Merkezleri'nde görev yapan 479'u kadın, 307'si erkek olmak üzere toplam 786 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada toplanan veriler, Çözüm Odaklı Düşünme Envanteri, Sürekli Umut Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu ile elde edilmiştir. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmada verilerin analizi için SPSS Statistics 25 ve AMOS 24 programları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında önerilen model, yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiş ve kabul edilebilir uyum değerleri ile doğrulanmıştır. Araştırma kapsamında yapılan fark istatistiklerine göre öğretmenlerin çözüm odaklı düşünce ve tüm alt boyutları, sürekli umut, yaşam doyumu ve mutluluk düzeyleri istenilen sosyal ilişkilere sahip olma durumuna göre farklılaşmıştır. Öğretmenlerin çözüm odaklı düşünce alt boyutlarından problemden ayırma, kaynakları harekete geçirme boyutları ile yaşam doyumu düzeyleri cinsiyetlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmıştır. Modelde, çözüm odaklı düşünce ile mutluluk ilişkisinde erkek örnekleminde sürekli umut ve yaşam doyumunun kısmi aracılığı, kadın örnekleminde ise tam aracılık rolü saptanmıştır. Buna göre araştırmada öğretmenlerin çözüm odaklı düşünce düzeyinin sürekli umut ve yaşam doyumu düzeyleri üzerinde, bunların da mutluluk üzerinde anlamlı birer yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Çözüm odaklı düşünce ile mutluluk arasında modelde belirlenen dolaylı etkinin anlamlı olduğu bulunmuştur. Bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış araştırmacı ve uygulayıcılara çeşitli öneriler sunulmuştur.

MutlulukUmutYaşam doyumu+3
Fuat Aydoğdu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zülfü Livaneli'nin Son Ada ve José Saramago'nun Körlük romanlarında distopik bakışla umut teması

Bu çalışmanın amacı Zülfü Livaneli'nin Son Ada ve José Saramago'nun Körlük romanlarında distopik bakış açısıyla umut temasının incelenmesidir. Distopik romanlar özellikle son yıllarda sürükleyici içerikleri sebebiyle okuyucular tarafından ilgi görmektedir. Distopik kurgular ortaya koyan yazarlar kendi distopik dünya algılarını romanlarında başarılı şekilde yansıtmışlardır. Distopik algının oluşumunda ve gelişiminde iç ve dış faktörlerin etkili olduğu söylenebilir. Nitekim bu çalışmada ele alınan Son Ada ve Körlük romanlarının yazarlarının toplum, yaşanılan coğrafya, dönemin siyasi ve ekonomik şartları, alınan eğitim ve kültür düzeyi sonucunda oluşan dünya görüşü gibi faktörlerden etkilendiği söylenebilir. Ayrıca yazarların zihin yapısı, karakterleri, kişilik özellikleri ve psikolojik altyapıları gibi iç faktörler de romanların şekillenmesinde doğrudan etkilidir. Çalışma sonucunda dünya genelinde distopik kurgu türünde eser veren yazarların gelecek ile ilgili endişe ve kaygılarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada her distopik eserde olduğu gibi seçili romanlarda da kötümser senaryoların sonunda bir umut ışığı yakıldığına ulaşılmıştır.

DistopyaKörlükUmut+1
Sevcan Kale Demirel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yıldızın Parlasın Psikoeğitim Programının lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve sürekli umut üzerindeki etkisi

Bu araştırmada, İyilik Hali Yıldızı Modeli temelli geliştirilen Yıldızın Parlasın Psikoeğitim Programı'nın (YP-PEP), lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve sürekli umut üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma, ön test, son test ve izleme testli, deney ve kontrol gruplu yarı deneysel bir desenle yürütülmüş; elde edilen bulgular, iç içe karma desen kapsamında toplanan nitel verilerle desteklenmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği, İyilik Hali Planlama Formu, İyilik Hali Planını İzleme ve Değerlendirme Formu ve Kısa Bilgi Formu kullanılmıştır. Deneysel uygulama, 22 lise öğrencisiyle gerçekleştirilmiş; bu öğrencilerin 11'i deney grubunda, 11'i ise kontrol grubunda yer almıştır. Nicel veriler tekrarlı ölçümler için ANOVA ile analiz edilmiştir. Bulgular, YP-PEP'in öğrencilerin umut düzeylerinde anlamlı ve kalıcı bir artış sağladığını, psikolojik sağlamlık düzeylerinde ise izleme aşamasında gelişme olduğunu göstermektedir. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş ve beş ana tema etrafında yapılandırılmıştır: kendini tanıma ve içsel farkındalık; hedef odaklı mücadele ve motivasyonel süreçler; davranış değişimi ve sürdürülebilir alışkanlıklar; sosyal ve duygusal becerilerin güçlenmesi; yaşamı anlamlandırma ve umut gelişimi. Elde edilen bulgular, YP-PEP'in çok boyutlu, okul temelli bir psikoeğitim programı olarak uygulanabilirliğini ve öğrencilerin iyilik haline katkı sağladığını göstermektedir.

Lise öğrencileriPsiko-eğitim programıPsikolojik sağlamlık+3
Tuğba Terzioğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Jinekolojik kanser hastaları ve bakım verenlerinde maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umuda etkisinin aktör partner karşılıklı bağımlılık modeli ile incelenmesi

Bu araştırma, jinekolojik kanser hastaları ve bakım verenlerinde maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umuda etkisinin Aktör Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeli (APKBM) ile incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipte gerçekleştirilen araştırma iki üniversite hastanesinin jinekolojik onkoloji kliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmaya 107 jinekolojik kanser hastası ve bakım vereni dahil edilmiştir. Araştırma verileri Jinekolojik Kanser Hastası ve Bakım Veren-Tanıtıcı Özellikler Veri Toplama Formu, Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Connor-Davıdson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Sürekli Umut Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Spearman korelasyon analizi ve APKBM kullanılmıştır. Araştırmaya katılan jinekolojik kanser hastalarının yaş ortalaması 57,98 ± 11,43 yıl, bakım verenlerin yaş ortalaması ise 40,83±14,53 'dir. Araştırmaya katılan jinekolojik kanser hastalarının %52,3'ü over kanseri ve %63,6 'sı III. evredir. Araştırmada bakım verenlerin %56,1 'i hastanın kız kardeşidir. Araştırma sonuçlarına göre; jinekolojik kanser hastası ve bakım verenlerinin sırasıyla Spiritüel İyi Oluş Ölçeği toplam puan ortalamasının 126,46 ± 18,77 ve 120,94 ± 21,64; Connor Davıdson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği toplam puan ortalamasının 75,51 ± 20,78 ve 75,07±17,07; Sürekli Umut Ölçeği toplam puan ortalamasının 49,81±7,82 ve 50,82±9,48 olduğu saptanmıştır. Araştırmada jinekolojik kanser hastalarının maneviyatının psikolojik sağlamlık ile pozitif yönlü, yüksek düzeyde (r= 0,706; p=0,001) ve umut ile pozitif yönlü, orta düzeyde ilişkisi (r= 0,656; p=0,001) olduğu belirlenmiştir. Bakım verenlerin maneviyatının ise psikolojik sağlamlık ile pozitif yönlü, yüksek düzeyde ilişkisi olduğu (r= 0,715; p=0,001) ve umut ile pozitif yönlü, orta düzeyde ilişkisi olduğu saptanmıştır (r= 0,675; p=0,001). APKBM'e göre jinekolojik kanser hastalarında maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umut üzerindeki aktör etkilerinin olduğu (sırasıyla; B=0,918 p<0,001; B=0,350 p<0,001 ) ancak partner etkilerinin olmadığı (sırasıyla; B=0,118 p<0,052; B=-0,012 p=0,810); benzer şekilde bakım verenlerde maneviyatın psikolojik sağlamlık ve umut üzerindeki aktör etkilerinin olduğu (sırasıyla; B=0,435 p<0,001; B=0,246 p<0,001 ) ancak partner etkilerinin olmadığı (sırasıyla; B=-0,150 p<0,052; B=0,073 p=0,157) ortaya çıkarılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda maneviyatın hem hasta hem de bakım verenler için umudu ve psikolojik sağlamlığı arttıran önemli bir kaynak olduğu söylenebilir. Bu nedenle jinekolojik kanser hastalarına bakım veren hemşirelerin hasta ve bakım verenlerinin maneviyat, umut ve psikolojik sağlamlık düzeylerini değerlendirmesi ve bakıma maneviyat temelli müdahaleleri dahil etmeleri önerilmektedir.

Bakım verenlerBakım verme yüküJinekoloji+6
Tülay Yıldız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni tanılı bireylerle yapılan ritm-müzik grubunun umut, kaygı, depresyon, duygu düzenleme, işlevsellik ve bilişsel işlevler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Giriş: Müzik terapi, müziğin ve psikoterapinin içindeki farklı alanların birleştiği ve kendi başına bir terapi yöntemi haline gelmiş, çok çeşitli amaçlarla kullanılan bir yöntemdir. Amaç: Bu tezde, farmakolojik tedavi gören, remisyonda olan ve terapi almayan, şizofreni tanılı bireylerle yapılan orta (16 hafta) süreli ritm-müzik grubunun; umut, kaygı, depresyon, bilişsel işlevler, duygu düzenleme güçlüğü ve genel işlevsellik düzeyleri üzerindeki etkisinin ve grup sürecinde hangi grup sağaltıcı etmenlerinin yararlı olduğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, ön-test son-test randomize kontrol gruplu deneysel bir çalışma olarak, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (İÜ İTF) Ruh sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı (AD)'nda gerçekleşmiştir. Örneklem, İÜ İTF Ruh sağlığı ve Hastalıkları AD'da farmakolojik tedavi gören, Sanat Psikoterapisi ve Rehabilitasyon Programı (SPR)'na sevk edilen 18-50 yaş arası 16 gönüllü katılımcıdan (8 kişi araştırma grubu, 8 kişi ise kontrol grubuna dahil olmak üzere) oluşmuştur. Ayrıca deney ile kontrol grubu katılımcıları ve deney grubunun bakım verenleriyle ön ve son görüşme yapılmıştır. Bu görüşmelerde deney ve kontrol grubuna uygulanan ölçekler, "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Umut Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Nöropsikolojik Test Bataryası (Sayı Menzili, Benton Çizgilerin Yönünü Belirleme, Saat Çizimi, Londra Kulesi ve İz Sürme Testi), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Global İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği ve Grup Sağaltıcı Etmenler Listesi"dir ve sosyodemografik bilgi için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Deney grubuna dair gözlem verileri her hafta araştırma yürütücüsü tarafından tutulmuştur ve nitel veri olarak araştırmada yer almıştır. Terapi süreci haftada 1 gün, 2 saat içerisinde, yarı yapılandırılmış bir plan çerçevesinde gerçekleşen, toplam 16 haftalık bir çalışmadır. Terapi yaklaşımı olarak psikodinamik temelde, destekleyici ve "şimdi ve burada"ya odaklı ilişkisel, eklektik müzik terapi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler nonparametrik istatistiksel testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar ve Mann Whitney-U testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Deney grubu katılımcıları için, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği (GAF)'ne bakıldığında Belirtiler ve İşlev Kaybı alt boyutlarında işlevsellikte artış; Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) sonucu Kabul Etmeme ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı azalma görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun DDGÖ puanları karşılaştırıldığında Hedefler ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) deney grubu son test puanlarında anlamlı derecede azalma gözlenmiştir. Deney grubu için Grup Sağaltıcı Etmenler'den "İç Boşaltma (Katarsis), Varoluşsal Etmenler, Aile Ortamının Yeniden Sahneye Koyulması, Grup Bağlılığı ve Evrensellik" alt boyutlarından daha fazla yararlandıkları görülmüştür. Sonuç: Eklektik müzik terapinin kullanımı, kaygı düzeyini azaltmış, öz bakım becerisini ve ilişki kurma kapasitesini geliştirmiş, genel ve mesleki işlevsellik düzeylerini artırmış, duygu düzenleme kapasitelerini geliştirmiş, grup bağlılığıyla birlikte müziğin kapsayıcılığında bir araya gelen kişiler güvenli bir alanda kendilerini ifade etme olanağı bulmuştur.

Bilişsel işlevlerDepresyonDuygu düzenleme+7
Ruhicem Yalabık
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

LGBT bireylerin bazı demografik özellikler açısından umut, kaygı ve mutluluk durumlarının incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada LGBT bireylerin bazı demografik özellikler açısından umut, kaygı ve mutluluk durumlarının incelenmesi ve istatistiksel olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Umudu, kaygıyı ve mutluluğu etkileyen; cinsiyet, yaş, eğitim, cinsel eğilim ve kimlik, ilişki durumları, sosyal çevre ve statü, sosyo-ekonomik durum, ebeveyn tutumları gibi bazı demografik özellikler bağlamında, LGBT bireylerde umut, kaygı ve mutluluk puanları incelenmiştir. Yöntem: Araştırma grubu İstanbul ilinde ikamet eden on sekiz yaş ve üzeri 103 gönüllü LGBT bireylerinden oluşmuştur. Bu araştırmada kullanılan ölçekler "Oxford Mutluluk Ölçeği'', "Beck Umutsuzluk Ölçeği", "Beck Anksiyete Ölçeği", "Lezbiyen Gey Biseksüel Kimlik Ölçeği" ile araştırmacı tarafından hazırlanan "LGBT Kişisel Bilgi Formu" ve "Heteroseksüel Kişisel Bilgi Formu" yüz yüze olarak uygulanmıştır. LGBT ve Heteroseksüel bireylerin umut, anksiyete ve mutluluk durumlarının karşılaştırılması yapılmış olup yöntem bölümünde de konuyla ilgili detaylı bilgi verilmiştir. Elde edilen verilerin istatistik analizi yapılırken "Statistical Package For The Social Sciences" (SPSS) 25 paket programı kullanılmış ve analiz edilmiştir. Veri analizlerinde güven aralığı olan %95 düzeyine göre yapılmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 değeri anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Analizlerde "T-testi, Mann-Whitney U Testi, Anova Analiz, Kruskal Wallis H Testi ve Spearman's Korelasyon Analizi" kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan analizler neticesinde LGBT bireylerin umut, kaygı ve mutluluk durumlarında ilişki durumları, eğitim durumları, geleceğe bakış açıları ve sosyal dışlanma durumları gibi bazı demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık olduğu, medeni durumları, psikolojik destek alma durumları, sahte evlilik yapma gibi bazı değişkenlere göre anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. LGB bireylerine uygulanan LGB Kimlik Ölçeği alt boyutlarına göre yine cinsel yönelimleri, ilişki durumları, eğitim ve gelir düzeyleri gibi bazı demografik değişkenlerde anlamlı farklılık olduğu, yaşam biçimleri ve aile yaklaşımı gibi bazı değişkenlerde ise anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Bazı demografik özelliklere göre hem umutsuzluk, anksiyete ve mutluluk düzeylerinde farklılaşma olduğu gibi bazı değişkenlerde ise sadece mutluluk, anksiyete ve umutsuzluğun farklılaştığı ve/veya farklılaşmadığı görülmüştür. LGBT ve heteroseksüel bireylerin karşılaştırma analizinde mutluluk düzeylerinde anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Umutsuzluk ve anksiyete durumlarında ise anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Sonuçlar: Araştırma sonucunda LGBT bireylerin ilişki durumları, yaşam biçimleri, aile yaklaşımları, geleceğe dair plan yapmaları, psikolojik destek almayı düşünmeleri ve hormon tedevisi görme durumları gibi değişkenlerde umutsuzluk, anksiyete ve mutluluk düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Lezbiyen Gey Biseksüel Kimlik Ölçeğinin alt boyutlarının demografik değişkenler ile yapılan analizlerde ise sorulan demografik soruların alt boyutlar ile tutarlı ve anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Yapılan görüşmeler sonucunda, LGBT bireylerin demografik sorulara verdikleri cevaplar ile umutsuzluk, anksiyete ve mutluluk düzeylerinin birbiri ile bağlantılı olduğu sonucuna varılmıştır. Korelasyon analizinde umut, kaygı ve mutluluk durumları arasında negatif ve pozitif ilişkiler görülmüştür.

Cinsiyet değişimiCinsiyet rolleriDemografik özellikler+5
Mehmet Buğra Burak Gürkan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mülteci çocukların psikolojik sağlamlıkları ve kültürlenme stratejileri

Suriyeli mülteci çocukların (11-18 yaş) psikolojik sağlamlıkları ve kültürlenme stratejilerinin (ayrışma, bütünleşme, asimilasyon ve marjinalleşme) incelendiği bu araştırmada karma yöntemlerden biri olan yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nicel verilerin toplandığı 957 Suriyeli mülteci çocuk ile nitel verilerin toplandığı Suriyeli mülteci çocuklarla çalışma deneyimi olan altı kişiden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak "Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği-12", "Vancouver Kültürlenme İndeksi", "Sosyal Temas Ölçeği-R","Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği","Okula Aidiyet Alt Ölçeği","Genel Öz Yeterlik Ölçeği", "Çocuklarda Umut Ölçeği", "Türkçe Yeterlik Düzeyi Anketi" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile odak grup görüşmesi için hazırlanan "Görüşme Formu"kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından "Vancouver Kültürlenme İndeksi" Türkçe ve Arapçaya; "Sosyal Temas Ölçeği-R" ile "Okula Aidiyet Alt Ölçeği" ise Arapçaya uyarlanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre Suriyeli mülteci çocukların umut, aileden algılanan sosyal destek, sosyal temas sıklığı ve okula aidiyet düzeyleri arttıkça psikolojik sağlamlık düzeyleri de artmaktadır. Bütünleşme stratejisi referans kategori olarak alındığında; sosyal temas niteliği, sosyal temas sıklığı, arkadaştan algılanan sosyal destek ve umut düzeyi azaldıkça, özel birinden algılanan sosyal destek düzeyi ise yükseldikçe Suriyeli mülteci çocuklar, ayrışma stratejisini kullanmaktadırlar. Arkadaştan algılanan sosyal destek, aileden algılanan sosyal destek ve umut düzeyi düştükçe, sosyal temas sıklığı ise yükseldikçe Suriyeli mülteci çocuklar asimilasyon stratejisini; umut, sosyal temas niteliği, aileden algılanan sosyal destek ve okula aidiyet düzeyi düştükçe Suriyeli mülteci çocuklar marjinalleşme stratejisini tercih etmektedir. Araştırmanın nitel verileri de bu sonuçları desteklemektedir. Araştırmada elde edilen bulgular, alanyazın çerçevesinde tartışılmış; araştırmacı, uygulayıcı ve politika yapıcılara yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: zorunlu göç, kültürlenme stratejileri, psikolojik sağlamlık, umut, algılanan sosyal destek, sosyal temas, okula aidiyet

AidiyetAlgılanan sosyal destekKültürleşme+7
Faruk Bozdağ
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almış çocuk ve ergenlerde içselleştirilmiş damgalanmanın benlik saygısı, umut ve depresyon ile ilişkisi

Damgalama, alanyazında kişinin saygınlığını yitirmesi, diğer kişiler tarafından eksik ve kusurlu olarak görülmesi, genel anlamda kötülenmesi ve dışlanması olarak tanımlamıştır. Toplum tarafından damgalamaya maruz kalan kişinin bu damgalamayı içselleştirilmesi, içselleştirilmiş damgalanma olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada DEHB tanısı almış çocuk ve ergenlerde içselleştirilmiş damgalanma ile benlik saygısı, umut ve depresyon gibi değişkenler arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada Çocuklar ve Ergenler İçin İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği geliştirilmiştir. İkinci aşamada, geliştirilen Çocuklar ve Ergenler İçin İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Demografik Bilgi Formu, Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği, Çocuklarda Umut Ölçeği ve Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için kullanılmıştır. Bu çalışma Türk örneklemde DEHB tanısı almış çocuklarda içselleştirilmiş damgalanmayı inceleyen ilk çalışmalardandır. Tez çalışmasının birinci aşaması kapsamında Çocuklar ve Ergenler İçin İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği geliştirilmiş ve alanyazına kazandırılmıştır. Çocuklar ve Ergenler İçin İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği'nin güvenirlik ve geçerlik katsayısı incelenmiş ve Türkiye'de çocuk ve ergenler üzerinde kullanıma uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tez çalışmasının ikinci aşamasında, geliştirilen Çocuklar ve Ergenler İçin İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği kullanılarak benlik saygısı, umut ve depresyon ile ilişkisi incelenmiştir. Yapılan bu araştırma sonucunda DEHB tanısı almış çocuk ve ergenlerde içselleştirilmiş damgalanmanın benlik saygısı ve umut ile negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Buna ek olarak DEHB tanısı almış çocuk ve ergenlerde benlik saygısının umut ile pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Son olarak DEHB tanısı almış çocuk ve ergenlerde umudun depresyon ile negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu bulguları elde edilmiştir.

Benlik saygısıDamgalamaDepresyon+7
İrem Derya Çağlayan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin kimlik gelişimi ile akademik motivasyon ve umudun ilişkisinde psikolojik ihtiyaçların aracı rolü

Bu çalışmanın amacı ergenlik döneminde bulunan lise öğrencilerinin kimlik gelişimi ile akademik motivasyon ve umut düzeyleri arasındaki ilişkideki temel psikolojik ihtiyaçların aracılık rolünün test etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Kocaeli'nin 371.000 nüfuslu bir ilçedeki 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine devam eden 480 gönüllü lise öğrencileri oluşturmuştur. Bu kapsamda Kimlik Gelişiminin Boyutları Ölçeği (KGBÖ), Temel Psikolojik İhtiyaçlar – Lise Formu (TPİ-LF), Akademik Güdülenme Ölçeği (AGÖ), Sürekli Umut Ölçeği (DHS) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçeklerden alınan puanların cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek amacıyla bağımısz örneklem t testi, lise türüne göre anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek bağımsız örneklemler için tek yönlü varyans analizi (tek yönlü anova) yapılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolünün incelenmesi amacıyla yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçlar olan özerklik, yeterlik ve ilişkisellik ayrı ayrı aracı değişken olarak ele alındığı üç farklı yapısal eşitlik modeli testi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre puanlar bazı boyutlar hariç cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı; lise türününe göre puanlar arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapısal eşitlik modeli analizi bulgularına göre kimlik gelişiminin içsel yatırımda bulunma boyutu hariç diğer boyutlar ve değişkenler arasındaki ilişkiye temel psikolojik ihtiyaçlar aracılık ettiği görülmüştür. Çalışmanın sınırlılıklar, araştırmacılar ve uygulamacılar için öneriler tartışılmıştır.

Akademik başarıErgenlerEğitim psikolojisi+5
Goncagül Pala
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkileri

Sağlık Çalışanlarının Pediatrik Onkoloji Hastalarının Annelerinin Umudu Üzerine Etkileri Amaç: Araştırma, sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkilerinin belirlenmesi ve annelerin deneyimlerinin çok boyutlu incelenmesi amacıyla tanımlayıcı niteliksel araştırma türlerinden fenomenolojik (olgubilim) araştırma tipinde yapılmıştır. Görüşmeler Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Pediatrik Onkoloji Ünitesi'nde araştırmaya katılmayı kabul eden 6 anne ile gerçekleştirilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ve annelerin yaşı, eğitim durumu gibi özelliklerini tanımlayan soruları içeren sosyodemografik veri formuyla toplanmıştır. Katılımcılarla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerde, sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla annelerin deneyimlerini, duygularını ve algılarını açığa çıkarmaya yönelik sorular sorulmuştur. Annelerin sorulara verdiği cevaplar ses kaydına alınarak, temel içerikleri çözümlendikten sonra MAXQDA Analytics Pro-18 nitel veri analizi programı ile kodlanarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları dört temaya ayrılarak incelenmiştir. Temalar; umut, tanı ve tedavi süreci, sağlık çalışanlarının yaklaşımları hakkındaki olumlu düşünceler ve sağlık çalışanlarının yaklaşımları hakkındaki olumsuz düşüncelerden oluşmaktadır. Yapılan görüşmelerde annelerin umudunun tanıyı öğrendikleri andan itibaren tedavi süreci boyunca sağlık çalışanlarının yaklaşımlarından etkilendiği saptanmıştır. Çocuğu onkoloji tedavisi alan annelerin umudu sağlık çalışanlarının tavır ve tutumlarıyla artma ya da azalma eğilimi göstermektedir. Annelerin umudunun ilk tanı anında doktorların tanıyı söylerken rahat tavırlar içerisinde olması, hastanede hemşirelerle yaşanan tartışmalar ve annelerin sağlık çalışanlarından yeterli bilgi alamamaları gibi nedenlerden olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarının güler yüzlü ve yapıcı yaklaşımları, hasta çocuğa ilgi gösterilmesi, invaziv girişimler sırasında hemşirelerin hassas yaklaşımları, doktorların tedavide çaba göstermeleri gibi faktörlerin de annelerin umudunu artırdığı saptanmıştır. Sonuç: Kanser gibi kronik hastalıklarda hasta yakınının ruhsal durumunun olumlu olmasının hastaların yaşadıkları zorlukları aşmalarında yardımcı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının, kanser hastası çocukların annelerinin umudu üzerine etkilerinin bilinmesi ve bunun göz önünde bulundurulması, profesyonel bakımın güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler; pediatri, umut, kanser, anne, onkoloji

AnnelerDoktor-hasta etkileşimiHasta yakınları+7
Büşra Gül
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Socio-political reflections and expectations of the Ottoman Armenians after the 1908 Revolution: Between hope and despair

This thesis aims to shed light on perceptions and evaluation of the Ottoman Armenians in the second constitutional period about their relations with the state and the other groups and also about the changes in the state apparatus in making the constitutional government. Besides, it explores the internal relations between different segments of the Armenian community. By doing so, it tries to widen the perspective of the historiography of the second constitutional period in which non-Muslims are rarely handled as autonomous subjects. In the thesis, those Armenians' societal relations are analyzed under the categories of internal and external. Internal relations mean the relations among Armenian institutions, parties, and social classes. External relations, on the other hand, are analytically divided into two as vertical and horizontal relations where the former denotes the relations with the state and the latter the relations with non-Armenian ethno-religious communities, i.e. Turks, Kurds. In order to understand Ottoman Armenians' subjectivity this work largely utilizes the texts, i.e. newspaper articles, books, and booklets which they produced, and which are expected to reflect their mentality. The larger portion of the material are the Armenian newspapers published in Anatolian cities such as Sivas, Tokat, Erzurum, Trabzon, Harput, Adapazarı, and Izmir which constitutes a representative sample of the Anatolian Armenians who constituted the vast majority of the Ottoman Armenians. On the basis of all primary resources it can be concluded that the Ottoman Armenians were living in a continuous ebb and flow of hope and despair, optimism and pessimism just before the catastrophe of the First World Wa

1908 RevolutionArmeniansPessimism+7
Ohannes Kılıçdağı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Between anxiety and hope: The ebb and flow of prefigurative politics after gezi protests

This thesis traces one of the enduring legacies of the Gezi Protests, prefigurative politics. Defined as a set of political actions that seeks to realize now the social relations that are aspired to be experienced in the future, the concept has come to be one of the defining characteristics of the global mass mobilizations in the twenty first century. Although it is possible to point out various remarkable prefigurative political actions throughout the 2000s, it was only after Gezi Protests that prefigurative politics received broader reception and propagation in Turkey. Based on in-depth interviews conducted with various prefigurative politics in Istanbul, this research focuses on the affective micro-dynamics behind the prefigurative experiences within the park and their multiplication into different sites. I argue that prefigurative practices provide certain mechanisms for the production and reproduction of a set of shared feelings that arose in the park, emboldening activists to undertake and sustain their political actions. While these mechanisms have been influential in terms of the initial drive for the proliferation of prefigurative politics right after Gezi Protests, I imply that their effects may have also been important for their sustenance despite the limitations related to the increasing authoritarianism. In that regard, in the last chapter, I focus on a specific case, Kadıköy Cooperative, to discuss how this initial drive has developed into an enduring institutional legacy. After all, I argue that this legacy indicates an emergent subjectivity that developed around the fundamental tenets of prefiguration, self-reflection, and solidarity that seeks to settle itself through a horizontal constitutional order.

Gezi ParkAnxietyPrefigurative politics+5
Fahir Yumuk
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Predictive roles of hope and perceived social support on career decision making self-efficacy of undergraduates

The primary objective of this research is to explore the predictive roles of hope and perceived social support on career decision making self-efficacy of undergraduates. 788 undergraduates are administered using Personal Information Form, Career Decision Making Self-Efficacy Scale (CDSMES), Dispositional Hope Scale (DHS), and Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS). Correlational research method is used in order to examine the relationship among study variables and demographic variables. One-way ANOVA, Pearson Correlation and Multidimensional Regression analyses are carried out within the aim of answering the research questions. According to the results, the predictive role of hope and perceived social support on CDMSE is found. Significant differences are found between the level of CDMSE of undergraduates and school types, department, the educational level of the father, and the SES. However, no significant differences are found between the level of career decision making self-efficacy of undergraduates and gender, class, and educational level of mother. Limitations and the findings of the present study are discussed with regard to related literature; and theoretical implications and applications of the findings and suggestions for future research are presented.

Perceived social supportCareer decision-making self-efficacySocial cognitive career theory+3
Pınar Aylin Yırtıcı
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri meslek lisesi öğretmenlerinin alıştıkları okullardaki yöneticilerin dönüşümsel liderlik yeterliklerine ilişkin görüşleri ile umut düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (İstanbul Anadolu Yakası örneği)

Gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı İstanbul Anadolu Yakasında yer alan Endüstri Meslek Liselerinde çalışan öğretmenlerin algılarına göre umut düzeyleri ile yöneticilerinin dönüşümsel liderlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada temel araştırma türlerinden tarama modelinde olup tarama model türlerinden ilişkisel model kullanılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 2014–2015 öğretim yılında İstanbul ili Ümraniye ilçesinde eğitim ve öğretim yapan tüm Meslek Liselerinde görev yapan 169 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Umutsuzluk Ölçeği ve Dönüşümsel liderlik Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS 17 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin dönüşümsel liderlik algıları ve umut düzeyleri yüksek düzeydedir. Meslek derslerine giren öğretmenler branş derslerine giren öğretmenlere kıyasla daha fazla düzeyde motivasyon kaybı yaşamaktadırlar, erkek öğretmenler daha fazla düzeyde motivasyon kaybı yaşamaktadırlar. Öğretmenlerin yaş ve kıdemleri ile motivasyon kaybı alt boyutundan elde ettikleri skorlar arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Müdürlerin dönüşümsel liderlik özellikleri bekâr ve evli öğretmenler arasında anlamlı seviyede farklılaşmamaktadır. Elde edilen bu bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.

Dönüşümcü liderlikEğitim yönetimiLiderlik+7
Funda Düvenci
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00

Related subjects