Worship
96 theses under this subject heading
Hicri ilk üç asırda yazılan akîde risâleleri ve bu risâlelerde ele alınan temel meseleler
Akâid risâleleri İslâmî ilimlerin inanç esasları konusunda kaleme alınmış önemli klasiklerdendir. Çeşitli inanç ve fikir akımlarına karşı savunma hattını belirleyen tezler akâid risâlelerinde işlenmiştir. Akâid risâlelerinin yalnızca yabancı inançlara karşı savunma amaçlı olmadığı, İslâm'ın inanç esaslarını ortaya koyma gayesiyle te'lif edildikleri çeşitli tabakat kitaplarında ve İbnü'n-Nedîm'in Fihrist'inde ilk dönem müelliflerine nisbet edilen eserlerde görülmektedir. Özellikle ilk üç asırda yazılan bu risâleler, İslâmî fikriyatın teşekkülünde oldukça önemli bir yere sahiptir. "Hicri İlk Üç Asırda Yazılan Akîde Risâleleri ve Bu Risâlelerde Ele Alınan Temel Meseleler" adlı tez çalışmasında evvelâ inanca dair yazılan ancak günümüze ulaşmayan metinler çeşitli tesbit edilmiş ve zikredilmiştir. Daha sonra hicrî ilk üç asırda yazılmış risâlelerden günümüze ulaşanlar tespit edilerek te'lif/tasnif türlerine ve mezhebî oluşuma göre sınıflandırılmıştır. Hicri ilk üç asırda kaleme alınmış risâlelerde işlenen konular bâtıl inanç ve fırkalara karşı yazılan reddiyeler, Kitâbü'l-Îmân, Kitâbü's-Sünne türü eserler, Kitâbü't-Tevhîd, Fıkh-ı Ekber Risâleleri, Mu'tezilî, Mürciî, Şiî, Hâricî akâid risâleleri, hadis, tefsir ve tasavvuf literatüründe akâide açılan bölümler çerçevesinde incelenmiştir. Tespit edilen risâlelerin öncelikle yazarının hayatından kısaca bahsedilmiş, ardından eserin kendi dönemindeki yeri ve ele aldığı meselelerin tematik değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde ise söz konusu metinlerde ele alınan kelâmî meseleler izah edilmiştir. Meseleler, günümüz perspektifinden yaklaşılarak ulûhiyyet, nübüvvet, sem'iyyât, insan fiilleri, imâmet ve iman başlıkları altında ele alınmıştır. Bilhassa dönemlere göre risâlelerde meydana gelen çerçeve genişlemesi ve bunun arka planı çalışmamızın mihenk taşı mahiyetindedir. Anahtar Kelimeler: Hicri ilk üç asır, akâid, risâle, literatür, tefsir, hadis, tasavvuf, ilahiyyat, nübüvvet, sem'iyyât, insan fiilleri, iman, imâmet
Hanefî ve Şâfiîler'in ibadet konularındaki ihtilaflarına hâkim olan usûl kuralları (Tecrîd ve Tahsîn adlı hilaf eserleri özelinde)
Hanefî ve Şâfiîler arasındaki fıkhî ihtilafın anlaşılması ancak iki mezhebin fıkıh usulündeki görüşlerinin bilinmesiyle mümkündür. Zira her ne kadar mezhepler arasındaki ihtilaflar, özünde mezhep âlimlerinin fer'î meselelere verdikleri hükümlere dayanıyor olsa da, bu hükümler tarih süresince mezhepleri temsil eden usûl kurallarıyla tartışılmış ve bunlar vesilesiyle anlaşılmıştır. Bu usûl kuralları fürû fıkhın tamamında benimsenen metotlar haline gelmiş ve mezheplerin hareket noktalarını temsil etmiştir. Dolayısıyla tarihi arka planda fürû fıkhın ifade edilmesi ve mezhep görüşlerinin gelişimi bu usûl kurallarıyla sağlanmıştır. Klasik ve çağdaş araştırmalarda bu iki mezhebin ihtilaflarıyla ilişkili olan usûl kurallarını inceleyen eserler bulunmasına karşın, her iki mezhebin fürû fıkhın hangi alanlarında, hangi usûl kurallarına sıkça atıf yaptıkları araştırılmaya muhtaçtır. Buna bağlı olarak bu araştırmanın ana gayesi Hanefî ve Şâfiîler'in ibadet konularında ihtilaf ettikleri fıkhî hükümlere hâkim olan usûl kurallarını tespit etmek, sonrasında ise Kudûrî'nin (v. 428/1037) Tecrîd ve Gazzâlî'nin (v. 505/1111) Tahsînu'l-meâhiz adlı hilaf eserlerinde bu kurallarla ilişkili fer'î meseleleri karşılaştırmalı olarak göstermektir.
Fıkıh mezheplerinin teyemmüm ve cebire meselelerine dair görüşleri
Namaz ibadeti konusunda tavizsiz bir tutum sergileyen İslâm dini bu ibadeti îfâ edebilme noktasında Müslümanlara bir takım ruhsatlar/kolaylıklar tanımaktadır. Bu ruhsatlardan bazıları da teyemmüm ve cebire meseleleri ile ilgilidir. Teyemmüm, suyu bulamayan veya bulup da bazı mazeretlerden dolayı kullanamayan kimsenin hades hâlini/hükmî kirliliği gidermek gâyesiyle ellerini toprak cinsinden temiz bir şeye sürerek yüzünü ve kollarını onunla meshetmesidir. Cebîre ise, vücudunun herhangi bir yerindeki kırık-çıkık vb. bir yaradan ötürü sargı bulunduran insanın abdest veya gusül sırasında bu sargıyı çözmeden üzerini meshetmekle yetinebilmesidir. Bu iki meselenin meşrûiyyeti kitap, sünnet ve icmâ ile sâbittir. Cumhur-u fukaha bu delillerden yola çıkarak teyemmüm ve cebîrenin meşrûyyetini ve ruhsat oluşlarını kabul etmektedir. Bu iki konunun detaylarında genel mânada birbirine yakın tutumlar sergilemekle beraber mezheplerin ihtilafa düştükleri bazı noktalar da vardır. Bu araştırmada dört büyük mezhebe göre teyemmüm ve cebîrenin tanımları, meşrûiyyetleri, hükümleri, teyemmümün yapılabildiği maddeler, teyemmüm ile cebîrenin farz, sünnet, mendup ve mekruhları, hem abdest almaktan hem de teyemmüm yapmaktan mahrum olan kişinin namazı ve teyemmümlü kimsenin imameti gibi durumlar ele alınmış, teyemmüm ve cebîre ile edâ edilebilen ibadetler ve bu ibadetlerin nihai durumları açıklanmış, dört mezhebin bu konularla ilgili ittifak ettikleri ve ihtilafa düştükleri noktalara dikkat çekilmiştir.
İslam ibadet fıkhında niyet ve hükümlere etkisi
İnsanların yaratılış gayesi Allah Teâlâ'ya ibadet etmektir. İbadet ise Yüce Allah'ın azameti karşısında derin bir saygıyla boyun eğmektir. Dinimizin emrettiği her bir ibadetin kendine göre rükünleri, şartları ve sünnetleri vardır. Nasslarla belirlenen kriterlere göre eda edilmeyen bir ibadet sahih kabul edilemez. Tüm ibadetlerde gerekli olan en önemli kriter hiç şüphesiz niyet olarak kabul edilir. Zira niyet ibadetlerin aslı ve ruhu olarak addedilir. Çünkü halis bir niyet olmayınca yapılan ameller ve ibadetlerin tamamı manevi açıdan değersiz kalır. Niyete bu kadar önem atfedilmesi üzerine biz de bu çalışmamızda "İslam İbadet Fıkhında Niyet ve Hükümlere Etkisi" başlığı altında konuyu araştırdık. Yaptığımız çalışmanın birinci bölümünde niyetin anlam alanı üzerinde durarak ve niyetin tüm bileşenlerini (kasıt, ihlâs, irade, ihtiyar, azim) bu başlık altında ele aldık. Özellikle bu kavramların semantik tahlilini yaparak ve niyetle olan ilişkilerini ortaya koyduk. Ayrıca nasslar açısından niyet, niyetin kısımları, niyeti iptal eden durumlar, niyetin yeri ve niyet-amel ilişkisine de değindik. Bu başlık altında nasslar tarafından niyete büyük bir ehemmiyet verildiğini, niyetsiz hiçbir ibadetin geçerli olmadığını ortaya koyduk. Gerekli şartları taşımayan bir niyetin geçersiz olduğunu ve niyetin yerinin kalp olduğunu bu bölümde ele aldık. İkinci bölümde ise, ibadetlerde (namaz, oruç, hac, zekât, kurban, yeminler, kefaretler, cihat) niyetin hükmü, vakti, şekli ve niyette teşrik gibi konuları inceledik. Niyetin varlığını bazı fakihler şart bazıları ise rükün olarak kabul etmiş, niyetin vakti, şekli ve niyette teşrik gibi konularda ise ihtilafa düşmüşlerdir. Biz de bu konularda mevcut olan ihtilafları ve fakihleri bu ihtilaflara sevk eden sebepleri değerlendirerek çıkarsamalarda bulunduk. Anahtar Kelimeler : Niyet, amel, ihlâs, ibadet fıkhı, hüküm. Sayfa sayısı : 273 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Mehmet Selim ASLAN
Din eğitiminin depresyonu azaltıcı etkileri
Din Eğitimi bireyin doğumundan ölümüne kadar hayatın her alanında bireyle ilişkisi olan bir alandır. Bu açıdan disiplinler arası bir nitelik taşımaktadır. Din eğitimi ve depresyon arasındaki bağlantı bu disiplinler arası özelliğe dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı din eğitiminin insanı disiplinize ve motive eden yönünü depresyonu azaltıcı etkiler ile bütünleştirmektedir. İnsanın sağlığına olumlu etkileri bulunan dini bilgilerin önemini vurgulamak ve bu alanda yapılan çalışmaların genişletilmesine kaynaklık etmek bu araştırmanın en temel amaçları arasındadır. Önemli bir problem durumu olan depresyon hayatın her alanına etki etmektedir. Yapılan bazı araştırmalar Dindarlık seviyesi yüksek olan insanların, kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalandıkları, ölüm nedenlerinin strese bağlı hastalıklardan kaynaklanmaması ve daha uzun süre yaşadıklarını ortaya koymuştur. Bireye verilen dua, tevekkül, inanç, gibi birçok çeşitli öğretinin manevi boyutu ruh sağlığı ile bağlantılıdır. Bu eğitimin depresif belirtiler gösteren bireylere tesirleri bilimsel araştırmalar ışığında ele alınarak depresyonu azaltacak sonuçları ortaya koymayı hedeflemekteyiz. Gerek ülkemizde gerekse yurt dışında yapılan istatistiksel çalışmalarla elde ettiğimiz neticelerle disipliner arası bir faydalı bir çalışma ortaya koymayı umut etmekteyiz.
Kâsım b. Kutluboğa'nın "Muhtasaru'l-Kudûrî" üzerine yazdığı Tashîh ta'lîk ve tercihlerinin metot ve muhteva yönünden incelenmesi (İbadetler bölümü örneği)
Çalışmamız Hanefî mezhebinin temel kaynaklarından olan Kudûrî'nin el-Muhtasar'ı üzerine Kâsım b. Kutluboğa'nın kaleme aldığı et-Tashîh ve't-Tercîh 'ale'l-Muhtasari'l-Kudûrî'nin metot ve muhteva yönünden incelenmesini hedeflemektedir. Kâsım b. Kutluboğa bu eserinde mezhep içerisindeki en muteber görüşleri bir araya getirmeyi amaçlar. Tezimiz giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezimizi temellendirmeye, böyle bir çalışmayı gerektirebilecek sebepleri açıklamaya çalıştık. Konumuzun zihinde canlanabilmesi adına, giriş bölümünde Hanefî mezhebinin kısa tarihi, Ebû Hanîfe'nin ilim senedi, mezhebin teşekkülü, Hanefî mezhebinin imamları, tabakâtu'l-fukahâ ve tabakâtu'l-mesâil, mezhebin muhtasar metinleri, el-Muhtasar'ın mezhep içindeki önemi, el-Muhtasar'ın şerhleri ve eserin müellifi olan Ebu'l-Hüseyn Ahmed el-Kudûrî'nin biyografisi hakkında kısa bilgiler verip, mezhep hakkında bilinmesi gereken temel malumatı özet halinde vermeye çalıştık. Birinci bölümde Kâsım b. Kutluboğa'nın hayatı hakkında bilgiler vermeye gayret ettik. Yaşadığı dönemin siyasi, kültürel ve ilmi durumu, öğrenimi ve hocaları, talebeleri ve eserlerini ele aldık. İkinci bölümde et-Tashîh ve't-Tercîh 'ale'l-Muhtasari'l-Kudûrî'yi metot yönünden incelemeye çalıştık. Eserin mahiyeti, önemi, müellifin eseri kaleme alırken izlediği yöntem, eserin bilinen isimleri ve telif edildiği tarih, kütüphane kayıtlarındaki el yazması nüshaları, eser ve müellif hakkına yapılan çalışmalar ve ibadetler bölümünde müellifin faydalandığı kaynakları tespit etmeye ve açıklamaya çalıştık. Üçüncü bölümde muhteva yönünden eseri incelemeye aldık. et-Tashîh ve't-Tercîh 'ale'l-Muhtasari'l-Kudûrî'in mukaddimesini tercüme edip tehâret bölümü özelinde, Kâsım b. Kutluboğa'nın tercih ettiği görüşleri başta el-Hidâye, Feth-u Bâbi'l-'İnâye, Fethu'l-Kadîr ve başka furû' fıkıh eserlerinden de istifade ederek açıklamaya gayret ettik. Tezimizin, Hanefi âlim Kâsım b. Kutluboğa'nın hayatını ele alması ve mezhebin muteber metinlerinden el-Muhtasar'ın kısa bir şerhi olan ve kendisinden sonraki eserlere de kaynaklık eden et-Tashîh ve't-Tercîh 'ale'l-Muhtasari'l-Kudûrî'yi kısa da olsa tanıtması açısından önem taşıdığını söyleyebiliriz. Anahtar kelimeler: Hanefî mezhebi, Kâsım b. Kutluboğa, el-Muhtasar, et-Tashîh ve't-Tercîh 'ale'l-Muhtasari'l-Kudûrî.
Bedensel engellilerin din hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunlar (Alaşehir örneği)
Engellilik kavramı, kökeni insanlık tarihine kadar uzanan çok eski olgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Toplumların tarihsel gelişim seyirleri içerisinde bilimsel, kültürel ve teknolojik gelişmelerin de etkisiyle engellilere olan bakış açıları olumlu yönde değişmiştir. Son yıllarda engellilere tanınan haklar, engellilerle ilgili yapılan düzenlemeler ve engelliler üzerine yapılan çeşitli çalışma ve araştırmalar olmakla birlikte Dünya'da ve Türkiye'de engelliler yaşadıkları toplumda fiziksel ve sosyal çeşitli engellerle karşılaşmaya devam etmektedirler. Bu açıdan engellilik olgusu, konusu toplum ve toplumdaki bireyler olan sosyolojiyi ilgilendirmekte ve araştırılması gereken geniş bir alan olarak görülmektedir. Yaptığımız çalışmada, bedensel engelli bireylerin din hizmetlerine erişimde karşılaştıkları sorunlar ele alınmıştır. Bedensel engelli bireylerin dine yaklaşımları, ibadet mekanlarına ulaşımda, ibadete hazırlık aşamasında, ibadet mekanlarında, dini eğitimlerinde, dini yayın ve dini kaynaklara ulaşımlarında yaşadıkları sorunlar ve genel anlamda din hizmetlerine erişimlerinde kamu kurum ve kuruluşlarından beklentilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmamız ile Alaşehir ilçesinde yaşayan bedensel engelli bireylerden hareketle Türkiye'deki bedensel engelli bireylerin din hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunların dile getirilmesi gayelerimiz arasındadır. Engelli bireyler üzerine yapılacak olan çalışmaların artması, engellilerin kamuoyunda yeterince gündeme gelip sorunlarının dile getirilmesi açısından önemlidir. Bedensel engelli bireylerin din hizmetlerine erişimdeki sıkıntıları ve bu konudaki beklentilerinin belirlenmesi, araştırma sonucunda ortaya çıkacak bilgilerin bu alanda yapılacak çalışmalara katkı sağlamayı amaçlaması da önemlidir. İnsanların bir araya gelip kaynaştıkları ve sosyalleştikleri yerler olan ibadet mekanlarında engelli bireyleri de görebilmek ve onların toplumla kaynaşmalarına, topluma entegre olabilmelerine katkıda bulunmak araştırmamız açısından elzem bir konudur. Araştırmanın kapsamı, Alaşehir ilçesi sınırlarında oturan 18 yaş üstü 15 bedensel engelli bireyden oluşmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda araştırmada, nitel araştırma desenlerinden fenemonoloji araştırma deseni ve yine nitel araştırma tekniklerinden biri olan derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde literatür taraması yapılmış, elde edilen bilgilerle genel anlamda engellilik tanımlamalarına, engellilikle ilgili genel bilgilere, engellilik ile din ve din hizmeti ilişkisine yer verilmiştir. İkinci bölümdeki bulgular kısmında ise görüşülen bedensel engelli bireylerden elde edilen veriler çözümlenerek yorumlanmıştır. Araştırmada bedensel engelli bireylerin din hizmetlerine erişimleri noktasında ulaşım, ibadete hazırlık, ibadet mekanları, dini eğitim, dini kaynaklar ve dini yayınlar gibi çeşitli alanlarda birçok sorunla karşılaştıkları tespit edilmiş ve yapılan değerlendirmeler sonucunda bedensel engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bedensel Engelli, Din, Din Hizmeti, Erişim, Sorun.
Tarihsel ve kültürel boyutlarıyla Yezidilik -İdil/Midyat örneği
Bu çalışmanın amacı Şırnak'ın İdil ilçesinde ve köylerinde yaşayan Yezidiler ile Mardin'in Midyat ilçesinde ve köylerinde yaşayan Yezidilerin tarihsel, sosyal, kültürel ve dini yaşantıları inceleyip açıklamaktır. Çalışmanın teorik kısmı açıklanırken İslam Mezhepleri Tarihi klasik kaynaklarına, Yezidilerle ilgili kaynaklara ve bu alanda yapılmış bilimsel kaynaklara başvurulmuş; alan çalışmasında ise yoğun gözlem yapılarak daha çok mülakat tekniği kullanılmıştır. Yezidiliğin, birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefi bir sistem yani Senkretist (Bağdaştırmacı) bir yapıya sahip olduğu kabul edilir. İran ve Mezopotamya'da yaşamış ve yaşayan dinlerin izlerinin ve tesirinin görüldüğü Yezidiliğin hem ismi hem tarihi hem de kökeni hakkında farklı görüşler mevcuttur. Yezidiler kendilerini, Melek Tavus‟un seçilmiş halkı olduğunu kabul ederler.Bu yüzden de Yezidiliğe girmek söz konusu değildir ve kastlar arası geçiş kesinlikle mümkün değildir. Yezidilik her ne kadar 12. yüzyılda yaşamış olan Şeyh Adi ile başlatılırsa da bu inancın kökeni daha da gerilere Âdem'e kadar götürülmektedir. Yezidilere göre evreni, melekleri ve Âdem'i yaratan, fakat sonrasında pasif kalmayı tercih eden bir Tanrı anlayışını vardır. Bunun yanında Yezidiler, Tanrı tarafından kendisine dünyanın kontrolü verilen, itibarı yükseltilmiş ve tanrısal özelliklerle donatılmış Melek Tavus'a da iman eder ve ona ibadet ederler. Yezidilikle ilgili yasak ve kurallar iki kutsal kitapları olan Kitab'ul Cilve ile Mushaf-ı Reş'te anlatılmıştır. Sözlü olarak aktarılan Yezidilikte, toplu ibadet edilen bir mekân yoktur. Günlük ibadetlerini bireysel olarak yaparlar fakat ritüel ve bayramlar onlar için önemlidir. Yılın belli dönemlerinde maddi imkânları elverişli olan Yezidiler, kutsal kabul ettikleri ve Musul'a 58 kilometre uzaklıkta olan Laleş Vadisi'ndeki Laleş Tapınağı'nda toplanarak hac vazifelerini yerine getirmiş olurlar.
Haddâd'ın el-Cevheretü'n-neyyire adlı eserinin ibadetler bölümünde İmam Şafiî'ye nispet edilen görüşlerin tahkiki
Haddâd'ın el-Cevheretü'n-neyyire adlı eseri Hanefî mezhebindeki önemli eserlerden biridir. el-Cevheretü'n-neyyire, Haddâd'ın Kudûrî'nin el-Muhtasar isimli eserine yazmış olduğu şerh olan es-Sirûcü'l-vehhâc'ın muhtasarıdır. Haddâd, el-Cevheretü'n-neyyire'de Şâfiî mezhebinin kurucusu olan İmam Şâfiî'ye birçok yerde atıflar yapmıştır. Bu çalışmada Haddâd'ın el-Cevheretü'n-neyyire'de ibadetler bölümünde İmam Şâfiî'ye yapmış olduğu atıflar incelenmiştir. Çalışmamız bir giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde; araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Haddâd'ın hayatına ve eserlerine dair biyografi kaynaklarından yararlanılarak bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise el-Cevheretü'n-neyyire'de İmam Şâfiî'ye atfedilen görüşler Şâfiî kaynaklardan incelenmiştir. Araştırma neticesinde İmam Şâfiî'ye 103 atıf yapılmış bu atıfların 99 tanesinde isabet edilirken 4 tanesinde isabet edilmediği görülmüştür. Sonuç bölümünde ise yapılan atıfların doğruluk oranı tablo halinde verilerek elde edilen bulgular paylaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Haddâd, el-Cevheretü'n-neyyire, İbadetler, İmam Şâfiî, Atıf, Hanefî Mezhebi, Kudûrî, el-Muhtasar.
Cassâs'ın, Ahkâmu'l-Kur'an'da ibâdetlerle ilgili İmam Şâfiî'ye nispet ettiği görüşlerin tahkiki
Cassâs'ın Ahkâmü'l- Kur'an adlı eseri fıkhî tefsir alanında yazılmış eserlerin ilklerinden ve en önemlilerinden kabul edilir. Eserde, Sahabe, müçtehit âlimler ve mezhep imamların görüşlerine bolca yer verilmektedir. "Cessâs'ın, Ahkâmü'l-Kur'an'da İbâdetlerle İlgili İmam Şâfii'ye Nispet Ettiği Görüşlerin Tahkiki " adlı çalışmamızda Şâfiî mezhebinin kurucusu olan İmam Şâfiî'ye ibadetler ili ilgili nispet edilen atıflar incelenmiştir. Tez, giriş, iki bölüm ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konunun konusu, önemi, amacı, yöntemi belirtilmiştir. Birinci bölümde İmam Cassâs'ın hayatı anlatılmış ve tezin konusu olarak ele alınan eserin özellikleri anlatılmıştır. İkinci bölümde Ahkâmu'l- Kur'an adlı eserindeki İbadetlerle ilgili İmam Şâfiî'ye yapılan atıflar incelenerek araştırmanın asıl bölümü yazılmıştır. Bu bölümde Taharet, Namaz, Oruç, Zekât ve Hac konuları ile ilgili atıfların isabetli olup olmadıkları ile tartışılmıştır. Sonuç bölümünde yapılan atıfların isabet oranları tespit edilerek bir oran elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Cassâs, Ahkâmü'l- Kur'an, Şâfiî, Şâfiî mezhebi, İbadet, Namaz, Taharet, Oruç, Zekât, Hac
Salgın hastalıkların fıkhî hükümlere etkisi: COVID-19 pandemisi örneği
İnsanlık, tarih boyunca salgın hastalık gibi birçok olağanüstü durumla karşı karşıya kalmış ve karşılaşılan bu olaylar büyük tahribatlara yol açmıştır. Bu afetler ekonomik, siyasi, sosyal vb. alanları etkilediği gibi dinî ve hukukî alanı da çok yakından etkilemiş ve ulemâyı birtakım tedbirlere ve hükümlere başvurmaya sevketmiştir. Günümüzde de Çin'in Vuhan eyaletinde ateş, öksürük vb. belirtilerle ortaya çıkan Koronavirüs (Covid-19) salgını ile birlikte geçmiş dönemlerde olduğu gibi yetkililer tarafından bir dizi önlem alınmış, din adamları ve fetva kurulları salgının ortaya çıkarmış olduğu birçok meseleyi dinî perspektiften ele alarak, Kur'an ve sünnet ışığında fetvalar vermişlerdir. Bu çalışmamızda öncelikle İslâm tarihinin ilk dönemleri ve Osmanlı döneminde ortaya çıkmış belli başlı salgın hastalıklara yer verilmiştir. Toplumu nasıl ve ne derecede etkilediği, dinî yönden salgın karşısında nasıl tavır takınıldığı ve ne tür hüküm ve içtihatlarda bulunulduğu, kaynaklara dayalı olarak, ibadet ve muâmelât özelinde ortaya konmaya çalışılmıştır. Son olarak karşılaştığımız ve birçok kişinin ölümüne sebep olan koronavirüs salgını sürecinde Fıkhın önemli bir bölümünü teşkil eden ibadet ve muâmelât alanın, bu durumdan ne derece etkilendiği ve hükümlerdeki değişim durumu ortaya konmuştur. Covid-19 salgını ile birlikte ortaya çıkan bazı meselelerde fetva ihtiyacı hâsıl olmuş, uluslararası alanda faaliyet gösteren fetva kurulları ve din adamları, virüsün yayılımını engellemek ve bulaşı önlemek için fetvalar yayımlamışlardır. Bununla birlikte fetva kurullarının ve din adamlarının bu konudaki görüşlerine yer verilerek, topluma yön veren fıkhın bu salgın karşısında nasıl rol oynadığı ve tavır aldığı, ibadet ve muâmelât konuları ekseninde aktarılmış, çıkarımlarda bulunularak, ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: İslâm Hukuku, Fıkhî Hüküm, Salgın (Covid-19), İbadet, Muâmelât.
Mesnevi'de ibadetler ve tasavvufi ahlak
Bu tez çalışmasında Mesnevîdeki ibâdetler, inanç esasları, tasavvufî makamlar ve hâlleri, Hz. Mevlânâ'nın dilinden nakledilmeye çalışılacaktır. Günümüzde Hz. Mevlânâ'nın ifadelerinin farklı nakledilmesi, İslâm'dan uzak ya da ılımlı İslâm çatısı altında gösterilmesi bizi böyle bir çalışmaya yönlendirmiştir. Ilımlı İslâm çerçevesinde "Ne olursan ol gel" hiçbir şey yapma anlayışı ile doldurulan bu yaklaşımın Hz. Mevlânâ'nın İslâm anlayışı ile örtüşmediği tezimizde savunulmaktadır. Mesnevî'yi okurken Hz. Mevlânâ'nın kendine özgü bir üslubu ve dilinin ağır olduğu görülmektedir. Böylece Mesnevî'deki kavramların yorumlanması kişiden kişiye farklılaşabilmektedir. Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî'de "Ney"'in feryadından bahsederken: "Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı." ifadeleri aslında Hz. Mevlânâ'da kendi devrinde bile anlaşılmadığı sonucuna götürmektedir. Çünkü Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî'yi bir eğitim metodu olarak yazdığını düşünmekteyiz. Bu durum tezin önemini daha da arttırmaktadır. Bu çalışma birçok tasavvufî kavramın yanı sıra Hz. Mevlânâ'nın ısrarla üstünde durduğu hususlar: "Namaz nasıl kılınır?", "Orucu ne bozar?" gibi ilmihâl anlatımları değil, daha çok mânâ yönüdür. Böylece bu çalışma Mesnevî'ye aşina olmayanların Mesnevî ruhunu anlamasına da katkı sağlayacaktır. Hz. Mevlânâ beyitler arasında birden fazla örneklendirme yaparken tekrar konunun özüne dönmektedir. Bu da Mesnevî'nin sohbet edasında birbiri ardını tamamladığını söyleyebiliriz. Tezimizde Mesnevî'nin altı cildinden günümüzde sıkça sorgulanan konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çerçevede kaza ve kader, îmân, tevhid, rızık, tevbe, şükür, ihlâs ve samimiyet, takva ve teslimiyet, ibâdetler, akıl, kalp aşk ve muhabbet konuları ele alınmıştır. Veled İzbudak'ın çevirisi üzerinden yaptığımız bu çalışmamızda Mesnevî içinde geçen Türkçe "Tanrı" kelimesine dokunulmamış ancak bizim yazdığımız metinler üzerinde lafzatullah kastedildiğinde cins isim yerine "Allah" lafzı tercih edilmiştir.
İslam fıkhında ibadet muamelat ayrımı
Asırlardan beri, İslam hukuk düşüncesinde tartışılan önemli konulardan biri, ibadet ve muamelat hükümleri arasında yöntemsel olarak bir ayrımın yapılıp yapılamayacağı sorunudur. İbadetler Şarii'nin hakkıdır ve bunların ifa ve şekilleri ancak şer'i naslar yoluyla bilinebilir. Bu itibarla bunlarda bir değişiklik olamaz. Muamelat hükümlerinde ise, maslahata ve örfe riayet esastır. İslam fıkhında, bu şekilde bir ayrıma karşı çıkanlar olduğu gibi, İslam hukukunun sosyal şartların değişimine ayak uydurabilmesi için, böyle bir ayrımın mecburi olduğunu savunanlar da bulunmaktadır. Bu çalışmamızda, konu netliğe kavuşturulmaya çalışılacaktır. Araştırmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve çizildikten sonra, ikinci bölümde ayrım, klasik fıkıh usülü çerçevesinde değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise, konu hakkında modern dönem tartışmalarına değinilmiştir. Anahtar Kavramlar: İbadet, Muamelat, Maslahat, Örf
İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin inanç eğilimlerinin psikolojik açıdan incelenmesi
Ülkemizin çoğunluğu Müslüman (teist) anlayışa sahip bireylerden oluşmaktadır. Ancak son yıllarda, gençler arasında ateizm, deizm, agnostisizm gibi farklı inanç eğilimlerinin yaygınlaştığına dair yazılı ve görsel medyada çeşitli haberlerle karşılaşılmaktadır. Bu durum, özellikle dinî eğitimin yoğun olarak verildiği İmam Hatip Liseleri gençliği arasında da bu tür yönelimlerin arttığı iddialarını gündeme getirmiştir. Bu araştırmanın amacı, İmam Hatip Liselerinde eğitim gören öğrencilerin ateizm, deizm, agnostisizm, teizm ve gnostisizm gibi anlayışlara yönelimlerini tespit etmek ve bu tür akımların İmam Hatip Liselerinde arttığına dair iddiaları, Çorum ili örneği üzerinden incelemektir. Çalışma, öğrencilerin dinî ve felsefi eğilimlerini cinsiyet, yaş ve okul türü (Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Proje İmam Hatip Lisesi) temelinde değerlendirmeyi hedeflemiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde, yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Bu yöntem, öğrencilerin farklı inanç eğilimlerini derinlemesine analiz edebilmek ve kendi beyanlarına dayalı nitelikli veriler elde edebilmek amacıyla tercih edilmiştir. Katılımcılar, araştırmanın amacına uygun olarak seçilmiş ve veriler sistematik bir şekilde toplanarak analiz edilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; öğrenciler arasında ateizm, deizm, agnostisizm ve gnostisizm yönelimlerinin belirgin bir şekilde gözlemlenmediği tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğunun teist anlayışı sahip olduğu, ancak bu inancın pratiğe aktarımı bağlamında, özellikle ibadet ve dua konularında eksikliklerin bulunduğu katılımcı beyanlarıyla ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra, öğrencilerin ateizm, deizm, agnostisizm ve gnostisizm hakkında bilgi sahibi oldukları, ancak bu akımlara yönelim göstermedikleri belirlenmiştir. Proje İmam Hatip Liseleri ile diğer İmam Hatip türleri arasında bu akımlara bakış açısı açısından anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, İmam Hatip Liselerinde farklı dinî eğilimlerin yaygınlaştığına dair iddiaların genel geçer bir gerçeklik taşımadığı, ancak öğrencilerin dinî pratiğe yönelik bazı eksiklikler taşıdığına işaret etmektedir. Anahtar Kavramlar: Din Psikolojisi, Ateizm, Deizm, Agnostisizm, Teizm
Hanefî mezhebine göre ibadetler özelindeki furûk-ı fıkhiyye
Furûk; tefsir, Arap dili, kelâm gibi ilimlerin yanı sıra fıkıh ilminin de alt dalı olarak gelişme göstermiştir. Fıkıh literatüründe şeklen benzediği halde hüküm bakımından farklı olan meselelerin incelendiği alan bu isimle anılmaktadır. Bu ilim dalı füru fıkıh eserlerindeki meselelerin benzer ve farklı yönlerinin incelenmeye başlanmasıyla birlikte gelişme göstermiş hicri 4. asırda ilk müstakil eserler kaleme alınmıştır. Eşbâh ve nezâir türü eserler içerisinde genellikle müstakil bir bölüm olarak furûk bulunmaktadır. Bu bölümlerde fürû fıkhın sistematiği içerisinde furûk örneklerine yer verilmektedir. Diğer yandan usûl eserlerindeki konuların benzerlik ve farklılıklarının ele alındığı eserler de bu isimle anılmaktadır. Klasik fıkıh eserlerindeki içtihatlar arasındaki cem' ve fark noktalarının tespit ve tahlili hâlâ güncelliğini korumakta olup bu alanla ilgili birçok araştırma yapılmaktadır. Bu tezde Hanefî fakîhlerin ibadetlerle ilgili içtihatları furûk yazım yöntemlerinden biri olan fürû metodu kullanılarak tespit ve tahlil edildi. Klasik Hanefî kaynakları doküman analizi yöntemiyle değerlendirildi. Birinci bölümde fıkıh ilminin alt disiplini olarak furûk incelendi. İkinci bölümde taharet, namaz, oruç, zekât ve hac başlıkları altında şeklen benzediği halde hüküm bakımından farklı olan meseleler delilleriyle ele alındı. Bu tezin temel amacı benzer fıkhî meselelerin neden farklı hükümler aldığını tespit etmektir. Sonuç olarak furûkun genellikle içtihadi konularda mevcut olduğu görüldü.
المسيح بن يوسف في التراث الديني اليهودي
Man has been preoccupied with the end of time since the dawn of history. Many various heavenly and earthly answers have been proposed. Many people have been deeply absorbed in thought with the apocalypse, in terms of events, figures, narrations, and both sacred and diligent texts. Religious interpretations have attempted to predict what would happen based on revelations and creativity. The Jews, like other nations, believed in the events of the End of Times and warned about them. Commentators on Jewish religious scriptures have attempted to present apocalyptic events and what they have sanctified. Few of them have been accessible because of the gap between what they wrote and what we now know due to our turning away from the Hebrew language and culture as Muslim and Arab peoples. In this thesis, which consists of an introduction, three main parts, and a conclusion, the researcher attempts to paint a picture of the Jewish narrative of not only the apocalyptic events but also of one of the most significant figures associated with the End of Times, namely "Messiah son of Juseph", who plays an essential part in the events. The researcher will attempt to develop and present this character's structure in the thesis before connecting it to the events of the End of Times. The researcher explores the existence of saviors in various civilizations and explains the idea of the Messiah in the first section. He then provides evidence of the Messiah's existence in the Revealed religions. The researcher explored the personality, the primary objective of the study, in the second section, he discussed how the Messiah was announced, how he appears, where he arouses how it relates to Jewish religious symbols, the way it's connected to spiritual life and religion in Jewish prayers and rituals like the obstetric tree of life. The researcher attempts to investigate the Jewish story, how they portrayed this character, and how they believe in it. In the third section, he correlates the Messiah with the events of the end times in terms of the individuals and events that develop from his emergence. The researcher looks for something novel that was not previously written about at the time of this research, especially in light of his knowledge of Hebrew sources, in the hope of adding this new research to the Islamic library in comparative studies.
Ortodokslukta sakramentler: Makedon Ortodoks Kilisesi örneği
Bu çalışmada Makedon Ortodoks Kilisesi'nde sakramentler konusu incelenmesi hedeflenmektedir. Makedon Ortodoks Kilisesi, VI. yüzyılda bölgedeki Justiniana Prima adlı şehirde kurulan piskoposluktan sonra XII. yüzyılda kurulan Ohri Başpiskoposluğu'nun bir devamı şeklinde günümüze kadar gelmiştir. Ancak günümüzde bağımsız Kuzey Makedonya Devleti kurulmuş olmasına rağmen, Makedon Ortodoks Kilisesi'nin otosefalliği 2022 yılına kadar tartışmalı bir mesele iken Sırp Ortodoks Kilisesi'nin Makedon Ortodoks Kilisesini tanıması ve İstanbul Patrikhanesinden alınan karar ile 9 Mayıs 2022 tarihinde tanınması sonucunda otosefalliği resmileşmiş oldu. Günümüzde Makedon Ortodoks Kilisesi otosefalliğini ilan etmiş bir kilise konumundadır ve kendi içerisinde hiçbir yere bağlı olmadan faaliyetlerini yerine getirmektedir. Makedon Ortodoks Kilisesi yedi sakrament kabul etmektedir. Bunlar: Vaftiz, Evharistiya, Konfirmasyon, Günah İtirafı, Evlilik, Rahip Takdisi, Hastaları Yağlama. Bu çalışmada zikredilen sakramentlerin her biri; anlamı, tarihi süreçleri, sakramentleri kabul etmeden önce aranan şartlar ve ayin uygulamaları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.
Abdülaziz Çâvîş son devir kelâmî problemlere yaklaşımı
Bu çalışmada, son devir âlimlerinden birisi olan Abdülaziz Çâviş'in yaşadığı dönem göz önünde bulundurularak kelâmi konulara nasıl yaklaştığı, inanç esasları konusundaki görüşleri, İslâm'a karşı yöneltilen sorulara verdiği cevaplar açıklanmaya çalışılmıştır. Özellikle Abdülaziz Çâviş'in eserleri incelenerek hazırlanan bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ve birinci bölümde amaç ile kapsam başta olmak üzere Abdülaziz Çâviş'in hayatı, eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise ilahiyyât, nübüvvet ve sem'iyyât konularındaki görüşleri ve bu konulardaki tartışmalı meselelere bakışı incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise tartışmalı kelâmi konuların dışında kalan, siyaset, ahlak, ibadet, din ve İslam konuları hakkında Abdülaziz Çâviş'in görüşlerine değinilmiştir. Daha sonra sonuç bölümü ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdulaziz Çâvîş, Reddiye Geleneği, Hristiyanlık, Anglikan Kilisesine Cevap, Tevhid, Hilafet
Gaziantep Alevi Kültür Dernekleri Cemevi ve Serçeşme Cemevinde cem ibadetleri: Edep-erkân, semâh Ve deyişler
İslamiyet'in tasavvufî bir yorumu olan Alevi-Bektaşiliğin temel ibadeti olarak kabul gören cemler ve icra edilen ritüellerle birlikte Eski Türk inançlarının izlerini de günümüze kadar taşımaktadır. Bu açıdan, Alevi-Bektaşi inancı, Arap etkisinden uzak kalmayı başarabilmiş Türk Tasavvufunun ve sufi yorumların oluşturduğu ortak bir havza olmaktadır. Buna nazaran Alevi-Bektaşiliği kendi izah sınırları içerisinde ve Alevi-Bektaşi toplumunun kabul ettiği kolektif hafıza üzerinden tanımlamaya çalışacağız. Bugüne kadar yapılan müşterek birçok çalışmada genel olarak Alevilik-Bektaşilik inancını heterodoksi İslam olarak nitelendirildiğini görmekteyiz. Alevilik-Bektaşilik inancı değerlendirildiğinde dinî kimlik ve merkezi otorite olarak kabul gören Sünni akım ve mezheplerden farklı oluşu ile heterodoksi kimliğinin sınırları içerisinde yer alabilmektedir. Ancak Aleviliği sadece Sünnilik üzerinden okumaya çalışmak bir kıyaslamaya yol açacaktır. Bu kıyaslama ise bilimsel izahtan uzak ve mezhepçi taassubu üzerinden gerçekleşecektir. Tez çalışmamızda ise akademik etik ve bilimsel nitelik amacı güdülmektedir. Alevi-Bektaşi inancı yöreden yöreye kimi uygulamalarında ritüel farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar Aleviliğin kolektif belleğinde; "Yol bir, sürek bin bir" ifadesiyle çeşitli zenginliklere neden olmuştur. Araştırmamızda Gaziantep ilinde ikamet eden ve farklı ocaklara mensup talip topluluklarının dinî yaşayışlarını gözlemlemek ve alandan elde edilen verilerle de cem ibadeti, on iki hizmetin icrası, cem ibadetinde okunan deyiş ve semahları inceleyip mukayeseli bir izahta bulunmak ve Alevi-Bektaşi toplumunun inanç değerlerini akademik literatüre kazandırmak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevilik-Bektaşilik, Cem İbadeti, Semah, Deyiş, On İki Hizmet
Kur'an perspektifinden ahlakın aktüel değeri
Bu çalışmanın amacı, günümüzde yaşandığı tespit edilen bazı ahlak problemlerine Kur'an perspektifinden çözüm önerileri üretebilmektir. Bu çerçevede öncelikle günümüzde yaşanan anlam kaybına ve bunun tarihsel kökenlerine değinilecek, bu anlam kaybının oluşturduğu ahlaki krize yer verilecektir. Sonrasında ahlak temelli öznenin inşasında vahyin önemi ifade edilerek Allah inancının ahlakla yakın ilişkisi ortaya konacaktır. Kamil bir ahlak, ancak vahiy temelli olduğunda ve Allah'la sağlam bir irtibat kurulması halinde mümkün olduğundan, Allah tarafından emredilen formel ibadetlerin ahlaki önemi ifade edilecektir. Son bölümde ise insanın toplumsal bir varlık olduğu, bu nedenle ahlakın bireyle sınırlı kalmasının mümkün olmadığı ve İslam'ın toplumsal yaşama getirdiği düzenlemelerin ahlak merkezli olduğu ifade edilecek ve tespit edilen problemlere çözüm önerileri sunulacaktır.
Semerkantlı Alim Ebu'l-Fadl el-Kerabisi'nin Kitabu'l-Furûk adlı eseri bağlamında furûk yazım türünün analizi
İslam hukuk tarihinde mezheplerin oluşumunu takip eden dönemde furu fıkıh birikimi üzerinde yapılan çalışmalar sonucu çeşitli yazım türleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de benzer meseleler arasındaki ince farkları konu alan furûk yazım türüdür. Çalışmamız, H. 4. asır Hanefi fukahasından Ebu'l-Fadl el-Kerâbîsî'nin Kitabu'l-Furûk adlı eserini, furûk literatürünün özelliklerini dikkate alarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde furûk yazım türünün genel özellikleri klasik ve modern olmak üzere çeşitli kaynakların taranması sonucu bir araya getirilmiştir. İkinci bölümde müellifin hayatı yaşadığı dönem hakkında bilgi verilmiş ve Kitabu'l-Furûk adlı eseri çeşitli açılardan incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, kitabın temizlik, namaz, oruç ve zekar ile ilgili bölümleri analiz edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Fark, Furûk, Kerabisi, Semerkandi, İbadet
İmam Serahsî'nin el-Mebsût isimli eserinde ibâdât ve ukûbât konularında istihsân delilinin uygulanması
"İmam Serahsî'nin el-Mebsût İsimli Eserinde İbâdât ve Ukûbât Konularında İstihsân Delilinin Uygulanması" adlı tezde, Hanefî fıkıh literatürünün önde gelen başvuru kaynaklarından biri olarak kabul edilen İmam Serahsî'nin el-Mebsût isimli eserinin ibadet ve ceza bahislerinde istihsân yönteminin nerelerde ve nasıl kullanıldığı tespit ve tahlil edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu ve sınırlandırılması, amacı, yöntemi, kaynakları belitilmiş ve İmam Serahsî'nin kısaca hayatından bahsedilmiştir. Birinci bölümde genel olarak istihsân yöntemi ele alınarak istihsâna başvurmanın sebepleri ve hukuki dayanakları açıklanmıştır. Diğer taraftan istihsân ibadet ve ceza bahislerinde hüküm kaynağı olması açısından incelenmiştir. İkinci bölümde el-Mebsût'un ibâdât bahislerinde istihsân delilinin uygulanmış örnekleri tek tek incelenerek bu delilin uygulanma gayeleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde el Mebsût'ta ukûbât konularında istihsânın uygulanışı ele alınıp değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise elde edilen bilgiler ışığında değerlendirmelerde bulunulmuştur.
موافقات الامام زفر لابي حنيفه في كتاب الاختيار قسم العبادات
The present research is considered comparative jurisprudential study of what proven between one of the Islamic imams Abu Hanifa and other jurisprudential opinions . This research aims to shed the light on the jurisprudence of the Hanafi Scholl, and other jurisprudential opinions which have spread into existence through their roles, beginning in witnessing them to the holy book and the prophetic Sunnah. Furthermore, it shows the effects through the books of Al-Sihah Musnds that were narrated from the prophet (peace and blessings of God be him), which is one of the first images of codification. Besides, it presents the honourable Sunnah of the prophet, and their role in enriching Islamic jurisprudence and comparing what was proven from them of jurisprudential opinions with what was proven from righteous predecessors, and those who followed them from the imams of jurisprudence and scholars .The researcher used the inductive-analytical approach to follow the established jurisprudential traces of him and which are attributed to the books of Sunnah and, then compared them with the sayings and jurisprudence of other scholars those deal with the same issues.The researcher has reached several results, the most important of which are: the validity of the opinions that he narrates from the Prophet (peace and blessings of God be upon him), the extent of their attribution to him, the extent to which hadith scholars protest against them, and the extent to which modern scholars and jurists rely on the hadiths and Sunnahs contained in them. Further, what these imams enjoyed from the ability and the jurisprudential faculty, which represents part of the jurisprudential rule on which Islamic jurisprudence was built throughout the ages, and it is the jurisprudence of the owners of schools, and this research reached several issues and demands, dealing with their knowledge distributed over a number of chapters. Keywords: Imam, worship, purity, relics, prayer
Ömer Nasuhi Bilmen'in Ahkâm ayetleriyle ilgili görüşleri
Bu tez son dönem İslâm âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen'in ahkâm ayetleriyle ilgili görüşlerinin ne olduğunu ortaya çıkarmak ve meydana getirdiği tefsir eserindeki görüşlerin kendi içtihadının sonucu ortaya çıkmış görüşler olup olmadığını tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Söz konusu tespit yapılırken ahkâm ayetlerinin tamamı değil örneklendirme metoduyla daha ziyade geçmişten bu yana üzerinde tartışmaların yoğunlaştırıldığı ayetler incelenmiştir. Ayetler incelenirken genel itibarıyla önce konuyla ilgili tarih içerisinde oluşmuş görüşlere yer verilmiş, sonra da Bilmen'in görüşlerine değinilmiştir. Daha sonra ise konuyla ilgili farklı yaklaşım tarzlarına, farklı fikirlere sahip araştırmacıların görüşlerine yer verilerek geçmiş ve günümüz arasında bir anlamda köprü görevi yapmış olan Bilmen'in fikrî olarak nerede durduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırmamız dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümü olarak hazırlanan birinci bölüm tezin konusu, amacı, yöntemi ile bilmenin hayatı ve eserlerine ilişkin açıklamalardan oluşmaktadır. İkinci bölümde temel ibadetlerden namaz, oruç, hac ve zekâtla ilgili ayetlerin açıklanması ve incelenmesine yer verilmiştir. Üçüncü bölüm ise aile hukuku ve ceza hukukuyla ilgili ayetlerin incelenmesine ayrılmıştır. Son bölümde ise diğer bazı ayetlerin tahlili yapılmıştır.Anahtar Sözcükler: Ömer Nasuhi Bilmen, Ahkâm, Ayet, Aile Hukuku, Ceza, Görüş, Faiz, İbadetler