Planning
183 theses under this subject heading
Üçüncü kuşak üniversiteler ve üçüncü kuşak üniversitelerin stratejik planlaması
Bu çalışmada, Üçüncü Kuşak Üniversite kavramı ve Üçüncü Kuşak Üniversitelerin Stratejik Planlanması araştırılmıştır. Tarih boyunca yükseköğretim kurumları araştırılmış üniversitelere tekabül eden Antik Yunan Akademileri ve Medreseler hakkında bilgi verilmiştir. Üniversiteler, Birinci Kuşak Üniversiteler, İkinci Kuşak Üniversiteler (Humboldt Üniversiteleri) ve Üçüncü Kuşak Üniversiteler olarak tasnif edilmiştir. Üniversitelerin kuşak değişimini tetikleyen faktörler araştırılmış Rönesans, Hümanizm, Protestanlığın doğuşu, Ulusçuluk kavramı, Fransız Devrimi gibi olayların üniversitelerin şekillenmesinde ve yeni üniversite tipolojisinin oluşumunda etkili rol oynadıkları tespit edilmiştir. Prof. Dr. J.G. Wissema'nın Üçüncü Kuşak Üniversite teorisi etrafında gelişen çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nden on altı devlet üniversitesi seçilmiş, bu üniversitelerin stratejik planlamalarını hazırlarken Üçüncü Kuşak Üniversite olmaya ne ölçüde yer verdikleri içerik analizi ve kodlama yöntemleri ile belirlenmiş, daha sonra ise TÜBİTAK'ın girişimci ve yenilikçi üniversite endeksi sıralaması ile karşılaştırılıp hazırlanan stratejik planların tutarlılığı üzerine yorumlar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üçüncü Kuşak Üniversite, Stratejik Plan, Yükseköğretim.
Hastanelerde afet planlaması: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi hastanesi üzerine bir inceleme
Afetler insanoğlunun geçmişten bugüne kadar sürekli karşılaştığı ve bundan sonraki zamanlarda da her an yüzleşebileceği, yıkıcı sonuçlar doğuran bir süreçtir. Literatürde birçok tanımı bulunan afet; yerleşim yerlerini olumsuz olarak etkileyerek yerel kaynakların bu olay ile mücadelede yetersiz kaldığı, toplumda maddi ve manevi kayıplar doğuran ani ve beklenmeyen olaylardır. Afetlerin yaşanması kaçınılmazdır. Ancak afetlerin bu yıkıcı etkilerinden korunmak ve en aza indirmek için çalışmalar yapmak, planlar oluşturmak, afet sürecinde de bu planları uygulamak gerekmektedir. Tüm bu süreçler afet yönetimi içerisinde değerlendirilmektedir. Afet yönetim süreci içerisinde sağlık sektörünün önemi oldukça fazladır. Sağlık hizmetlerinin en kapsamlı sunulduğu kurumların başında hastaneler gelir. Hastaneler rutin sağlık hizmetlerini sunmalarının yanı sıra afetlerde artan talebi de karşılamak zorundadır. Çalışmada afet kavramı, afet yönetim sistemi, afetlerde sağlık yönetimi ve hastanelerde afet yönetimi incelenerek Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Hastane Afet ve Acil Durum Planı değerlendirmesi yapılacaktır.
Belediyelerde performans planlarının hazırlanması ve Tekirdağ TESKİ'nin 2019 mali yılı performans programı örneği
Günümüzde teknolojik, toplumsal gelişmeler, değişen yönetim tarzları gibi faktörler birçok alanı etkilemeye başlamıştır. Bununla birlikte vatandaşların talepleri, ihtiyaçları da değişim göstermektedir. Gelişen ve değişen dünyada kamu kurum ve kuruluşları da bu değişime ayak uydurmak zorundadırlar. Bu sebeple, yönetim anlayışları gelişmelere uyum sağlamak zorunda kalmaktadırlar. Kaynakların verimli kullanılması, maliyetlerin azaltılması, kısa zamanda daha az emek harcayarak kaliteli hizmet sunmak kamu kurumlarının amaçları haline gelmektedir. Vizyon, misyon ve hedefler bu amaçlara yönelik olarak revize edilmektedir. Geleneksel yönetimler yerini stratejik yönetimlere, klasik bütçeleme sistemleri yerini performans esaslı bütçeleme sistemlerine bırakmaktadır. Kaliteli, hesap verilebilir, mali şeffaflığı olan yönetim anlayışı benimsenmeye başlanmaktadır. Bu çalışmanın içeriğinde belediyelerin bütçesel değişimleri anlatılmaktadır. Performansa dayalı bütçe sistemlerine geçiş ve sonrasında performans esaslı yönetimlerin benimsenmesi açıklanmaktadır. Geleceği düşünerek, senelik planlar yerini uzun vadeli planlara bırakmaktadır. Bu sebeple beş yıllık stratejik planlar hazırlanmaktadır. Bu tez ile TESKİ (Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) için yapılan Stratejik Plan, Bütçeleme Süreci ve Performans Programı ele alınmaktadır. Bu yöntemlerin kurum için ne kadar önemli olduğu incelenmektedir.
Acil durumlarda ekiplerin etkili hale getirilmesi ve olay komuta sistemi
Acil durumlar, her sene firmalarda hem hayati tehlikelere hem de büyük maddi zararlara neden olmaktadır. Yalnız bu durumlar en aza indirilebilir. Firmaların acil durumlar karşısında bilinçli ve hazır olduklarında zarar ve hayati riskler önlenebilir, etkileri minimuma indirilir ve firmalar olağan hayatlarına daha süratli dönebilir. Bu araştırıda aktif bir acil durum yönetim programı hazırlanması ve uygulanması için takip edilecek yollar içermektedir. 160 ülke tarafından onaylanmış bir standart olan ISO 22301 Toplumsal Güvenlik ve İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Standardı, daha önceden yayınlanan BS 25999 İş Sürekliliği Standardının, ISO standardı olarak çıkarılan, revize edilmiştir. ISO 22301 Standardı, iş sürekliliğini kontrolleri için gerekli programları oluşturmaları, uygulamaları, firmaları, gözlemlemeli, araştırmaları, korumaları ve riskleri azaltmak, yıkıcı olaylardan kurtarmak için belgelenmiş bir yönetim sistemini ilerletmek için gereklilikleri belirtir. Bu çalışmada hastanelerin acil durumlara hazırlıklı olması için acil durum planı gerçekleştirme süreçleri araştırılmıştır. Başka bir anlatımla hastaneler için bir acil durum planı hazırlama raporu sunulmuştur. Acil durum planının süreçleri ele alınmış, örneklemeler yapılarak ve uygulama yapılan hastane için acil durum planları sunulmuştur. Hastanelerde çalışan kişileri acil durum konusunda daha çok bilinçlendirmek için eğitimler verilmiştir.
Yerel yönetimlerde stratejik planlama ve belediye örneği: Başakşehir Belediyesi
Dünyadaki hızlı gelişime ve değişime karşı ayakta durmak için organlzasyonlar pek çok yönetim tekniği geliştirmişlerdir. Stratejik planlama ve stratejlk yönetim teknlklerl içerisinden dinamikliği, geleceğe yönelik olması, bilgiye ve analize dayanması özellikleriyle öne çıkmıştır.Kurumlar bulundukları çevreyle her zaman etkileşim halindedir, varlıklarını ve başarılarını sürdürülebilir yapmak amacıyla kendilerini geliştirmelerine ve bu çevrenin ihtiyaçlarını lyl anallz edlp karşılayabilmelerine bağlıdır. Kurumlar çevrelerinde hızla değişen şartlara duyarlı olmalı ve değişikliklere uyum sağlamalıdırlar. Dolayısıyla, örgütün stratejlk planlama yapması ve stratejlk planı sisteme dahil etmesi kuruma büyük fayda sağlamaktadır.Stratejik planlama ve stratejik yönetim, çağımızda artık tüm örgütler için ve kamu sektörü içinde gerekli olan bir yönetim tarzı haline gelmiştir. Her örgütün kendine özgü özellikleri ve bulunduğu çevre koşullarına göre kendi amaçlarına yönelik blr uygulama modeli yaratma gerekliliği doğmuştur.Yerel yönetimler, İnsanların ihtiyaçlarının artması, şehir nüfus artışının getirdiği ihtiyaçlar, ülkelerde yerelleşme eğilimi gibi nedenlerle lylce önemi artmaktadır. Varlığı ve verdiği hizmetler önem arz eden bir kuruluş plansız ve strateji geliştirmeden amacına hangi yoldan gideceğlnl bllemez.Türkiye de Yerel Yönetimler düzeyinde belediyelere bakıldığında, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca, Nüfusu 50.000'in üzerinde olan belediyeler için stratejik plan hazırlamak yasal bir yükümlülüktür demektedlr. Bu çalışmamızda, hizmet makamı olan yerel yönetimlere değinilmiş ve gün geçtikçe çok daha fazla alanda karşımıza çıkan stratejik planlamanın; kavramı, özellikleri, stratejlk plan ve yapılması süreci ele alınmıştır. Ayrıca stratejik plan yapımında ve uygulanmasında yaşanan sorunlar tespit edilmiş ve çözüm öneleri sunulmuştur. Belediyelerde ki stratejik planlama çalışmalarından örnek bir belediye incelenmiş ve mevcut durum ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Yerel Yönetim Türleri, Yerel Yönetimlerde Stratejik Plan, Stratejik Plan da Yasal Mevzuat, Başakşehir Belediyesi.
Effective decision making process and its impact on strategic planning process: A case study of Nigerian oil industry
This study sought to establish the impact of effective decision making process (EDMP) on strategic planning process (SPP). The purpose was to establish if the dimensions of EDMP which are Decision making Comprehensiveness, Extensiveness and Speed have any impact on the measures of SPP which are Strategic analysis, strategic choice and strategy implementation. This gave rise to nine hypothesis stated in their null form that there is no significant relationship between the dimensions of EDMP and the measures of SPP. The study was carried out on the Nigerian oil industry and data was generated from 250 respondents of 25 small and medium scale enterprises in Port Harcourt. Data generated was subjected to statistical analysis using the Spearman's rank order correlation technique; aided by the Statistical Package for Social Sciences (SPSS) version 21.0. The analysis revealed that there is a strong positive and significant relationship between the dimensions of EDPM and the measures of SPP. Based on the analysis, it was concluded that there exist, a positive and significant impact of the dimensions of EDMP, on the measures of SPP. It was recommended that small and medium scale enterprises should endeavour to pay special attention to the present and future implications of their decision making process to the growth and success of their business as this will enable them come up with reliable strategic plans that will drive their actions towards achieving set objectives.
Stratejik planlama katılımının stratejik planlama tutumu üzerindeki etkisinde stratejik planlama farkındalığının rolü: Kamu sağlık alanında bir araştırma
Kamu Sağlık alanında ilk stratejik planlama döneminin 2010-2014 olduğu düşünüldüğünde stratejik planlamanın Kamu Sağlık alanı açısından daha yeni ve üzerinde birçok araştırma yapılabilecek bir konu olduğu görülmektedir. Kamu Sağlık alanında stratejik planlama literatür ve araştırmalarının çok yeterli olmaması ve alanyazına bir katkı sağlamak üzere Devlet ve Eğitim Araştırma Hastanelerinde görev yapmakta olan Kamu Sağlık çalışanları üzerinde stratejik planlama katılımının stratejik planlama tutumları üzerindeki etkisi incelenirken stratejik planlama farkındalığının aracılık rolü olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda stratejik planlama katılımının tutum üzerindeki etkisi tespit edilmiş, stratejik planlama farkındalığının ise modelde tam aracı rolü olduğu görülmüştür. Stratejik planlama katılımının stratejik planlama tutumu üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu görülürken stratejik planlama farkındalığı değişkeni modele eklendiği zaman bu iki değişken arasındaki etkinin anlamsız olduğu görülmüştür. Çalışma ile stratejik planlamanın Sağlık sektöründeki önemi bir kez daha vurgulanmış olup, Kamu Sağlık alanında planlama başarısını arttırıcı farklı araştırma modeli ve kavramlar çerçevesinde daha fazla çalışma yapılabileceği önerilmektedir.
Kent planlamada ekolojik yaklaşımlar ve eko-kent örneklerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma kapsamında ekolojik yaklaşım kavramı, planlamada ekolojik yaklaşımların nasıl ele alındığı ve bir eko-kentin ekolojik yaklaşımlarda hangi kriterler çerçevesinde geliştirildiği incelenmektedir. Bu araştırmada kavramların taraması yapılarak dünyada ve Türkiye'de var olan eko-kent örnekleri irdelenmekte ve bu örneklerin kriterleri incelenmektedir. Başarılı eko-kentlerin kriterleri doğrultusunda "başarılı bir eko-kent için olması gereken kriterler nelerdir?" sorusuna cevap aranmaktadır. Tezin birinci bölümünde araştırmanın konusu kapsamı ve yönetimine yer verilmektedir. Bu bölümde ortaya konulan bir hipotez, temel soru ve alt sorular yer almaktadır. Tüm bu hipotez ve sorular kapsamında ikinci bölümde kavramların tanımlarına yer verilmektedir. Ekolojik planlamanın kavramı, tarihi, hedefleri ve kriterleri üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar neticesinde ortaya konulan kriterler çerçevesinde oluşturulan dört inceleme stratejisi ile Dünya'dan ve Türkiye'den örnekler incelenmektedir. Bu dört inceleme stratejisi; ulaşım, atık ve geri dönüşüm, ekosistem ve tasarruf ve yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Bu stratejiler çerçevesinde incelenen eko-kent projeleri üzerinde başarı kriterleri beşinci bölümde ortaya konmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde kavramların araştırmaları yapılarak; "Ekolojik yaklaşımların önemi ve kriterleri nelerdir?" ve "Kent planlamada ekolojik yaklaşımların rolü nedir? Kente, insana, kentin ve insanın sağlığına katkıları nelerdir?" sorularına cevap aranmaktadır. Araştırmanın üçüncü bölümünde Dünya'da var olan eko-kent yaklaşımları ele alınarak başarılı eko-kent projelerinin incelenmesine yer verilmektedir. Bu inceleme neticesinde; "Kent planlamada Dünya'daki ekolojik yaklaşımlar nasıl ele alınıyor?" ve "Eko-kentlerde ne tür alt projeler uygulanıyor?" sorularına cevap aranmaktadır. Araştırmanın dördüncü bölümünde Türkiye'de var olan eko-kent tutumu ve planlanan eko-kent projelerinin incelenmesine yer verilmektedir. Bu inceleme neticesinde, "Kent planlamada Türkiye'deki ekolojik yaklaşımlar nedir? Türkiye'de planlanan eko-kent projeleri nelerdir? sorusuna cevap aranmaktadır. Araştırmanın beşinci bölümünde dünyada ve Türkiye'de incelenmiş olan eko-kentlerin başarı elde ettikleri projelerin; hangi kriterlere bağlı kalarak başarı elde ettikleri anlatılmak istenmektedir. Başarı elde etmiş olan bu eko-kentlerin incelenmesi neticesinde başarıya götüren kriterlerin ortaya konması hedeflenmiştir. Bu hedef ile birlikte tezin hipotezi olan "belirli kriterler çerçevesinde ele alınıp planlanmış olan ekolojik kent planlamalarının elde ettikleri başarı kenti ve doğal kaynakları iyileştirici ve koruyucu bir role sahiptir" tezi savunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekolojik Yaklaşım, Kent Planlama, Eko-kent Kavramı
4D-BIM yazılım özelliklerinin tespiti ve önem derecelerinin belirlenmesi
Yapı Bilgi Modellemesi, inşaat endüstrisinde hızla yayılmakta olan ve proje yönetimi alanında önemli faydalar ve avantajlar sağlayan inovasyonların başında yer almaktadır. Sektörde BIM'in benimsenmesine yönelik çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Fakat, zaman verileri ile 3 boyutlu yapı modelinin bir kombinasyonu olan 4D BIM konusunda hem uygulamaların hem de akademik çalışmaların sayısı yetersiz kalmıştır. Bu tez çalışması 4D BIM'i konu almakta ve niteliklerini açıkça ortaya koymaktadır. 4B Planlama, uygulamacıların zamanın 3B nesnelerle ilişkisini görselleştirmesini sağlayan BIM alanındaki gelişmelerden biridir. Sektördeki mevcut verimli çalışmalara rağmen, BIM uygulayıcılarının 4D-BIM özelliklerine ilişkin farkındalığı yeterli düzeye ulaşamamıştır. Bu nedenle, bu çalışma 4D-BIM özelliklerini tanımlamayı ve inşaat sektöründeki önemlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, 4D-BIM özellikleri derinlemesine bir literatür taraması ve 10 uzmanla yapılan bir odak grubu tartışması (FGD) ile tespit edilmiştir. Bu çalışmaların sonucunda 16 tane 4D-BIM özellikleri tespit edilmiştir. Daha sonra listelenen bu özellikler, 4D-BIM alanında deneyime sahip 35 uzman tarafından değerlendirilerek, elde edilen veriler, 4D-BIM özelliklerinin anlamlılık seviyelerini tespit etmek için göreceli önem indeksi (RII) yöntemi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, RII yöntemine göre her bir özelliğin önem seviyesinin 0,5'ten fazla olduğu bulunmuştur, bu da 4D-BIM'deki her birinin projenin planlanmasında kritik önemi olduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın gelecekteki 4D-BIM ile ilgili çalışmaların yolunu açacağına ve inşaat endüstrisinin mevcut ihtiyaçları açısından uygulayıcıların, yazılım geliştiricilerinin ve araştırmacıların farkındalığını artıracağına inanılmaktadır.
Eğitimde 2023 vizyon belgesinin uygulanabilirliği hakkında yönetici ve öğretmen görüşleri
Eğitim sisteminin sorunlarını planlama yöntemi ile çözme eğilimi önemlidir. Planlı dönemde politika ve kararların yaşama geçirilmesi ve hedeflerine ulaşılması, eğitim sorunlarının çözülmesinde önemli nedenler arasındadır. Milli Eğitim Bakanlığı da bu kapsamda beş yıllık planlama çerçevesinde Eğitimde 2023 Vizyon belgesi başlığında çalışmasını tamamlamış ve paydaşlarına açıklamıştır. İyi niyet ve irade beyanı olan, gidilmesi gereken ana yolların belirlenmesi ve eğitimin ana sorunlarını yazılı bir metin olan belgenin sürdürülebilirliği bakımından önemlidir. Belgenin, taşra teşkilatları örgütlerinde yansımaları ve tespiti de sürdürülebilirlik açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla illerde ve ilçelerde vizyon belgesine ilişkin paneller ve çalıştaylar düzenlenmeye başlanmıştır. Bu çalışmada da Van ili Tuşba İlçesinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Eğitimde 2023 vizyon belgesinin kapsamlı değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Büyükşehir belediyelerinin kurumsal kapasitelerinin stratejik planlar ve faaliyet raporları üzerinden karşılaştırmalı analizi
Devletin sorumluluk ve yetki alanlarının azalması, özel sektör yöntem ve tekniklerinin kullanılması ve katılımcılık, şeffaflık ve yönetişim kavramlarının ön plana çıkarılmasını öngören Yeni Kamu İşletmeciliği anlayışı ile birlikte halka yakınlık ilkesi gereği kurulan yerel yönetim birimlerinden birisi olan ve son yıllarda sorumluluk alanı genişleyen büyükşehir belediyelerinin hizmet sunumlarında değişimler meydana gelmiştir. Türk kamu yönetiminde Yeni Kamu İşletmeciliği etkisiyle hazırlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun bir tezahürü olarak 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda nüfusu 50 binin üzerinde olan belediyelere stratejik plan yapma uygulaması getirilmiştir. Bu Tez kapsamında büyükşehir belediyelerinin kurumsal kapasitesi stratejik planlar ve faaliyet raporları üzerinden analiz edilmiştir. Kurumsal kapasitenin kamu amacını yerine getirebilmek için planları ve politikaları formüle ederek yürütmeyi amaçlaması sebebiyle büyükşehir belediyelerinin hizmet sunumunda kurumsal kapasitelerinin etkisi bu tezin ana konusu olmuştur. Yeni Kamu İşletmeciliği ve kamu hizmetinin kavramsal çerçeveyi oluşturduğu tezde büyükşehir belediyelerinin güçlü ve zayıf yönleri ile personel ve bütçe durumları incelenmiş; tez kapsamına alınan 10 büyükşehir belediyesinin ise stratejik planları ve faaliyet raporları yeni kamu işletmeciliği, yerel yönetişim ve kent hizmetleri tema alanları kapsamında 28 adet kod ile analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile hazırlanan çalışmada içerik analizi tekniği kullanılmış ve doküman analizleri nitel veri analizi yazılımı olan Atlas.Ti programı vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Yeni kamu işletmeciliği ve yerel yönetişim alanlarında başarılı olan büyükşehir belediyelerinin kent hizmetleri sunumunda da başarılı olacağı sonucu bulgular arasında yer almıştır. Anahtar Sözcükler Büyükşehir Belediyeleri, Kurumsal Kapasite, Stratejik Plan, Faaliyet Raporu.
Milli Eğitim Bakanlığı stratejik planlarının hedefleri açısından incelenmesi ve uygulamaya dönük yansımalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, Türk eğitim sisteminin Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Stratejik Planları Eğitim Göstergeleri açısından incelenmesi, buna yönelik olarak performans değerleri açısından değerlendirilmesi ve tartışılması amaçlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı Stratejik planlarının değerlendirilmesinde, rapor haline getirilen hedeflerin yıllara göre kıyaslanması üzerine bir yaklaşım sergilenmesi amaçlanmıştır. Türk eğitim sisteminin, Avrupa Birliği (AB) eğitim politikalarına uyum çalışmaları da göz önüne alındığında; planlanan eğitimin hedeflere ulaşmasında, karşılanma durumlarının nasıl bir etki bıraktığı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada Stratejik planların okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim boyutlarında; amaçlanan hedeflere ulaşma açısından genel eğitim sorunları ve kazanımlarının incelenmesi yapılmıştır. Türkçede FÜTZ Analizi veya GZFT Analizi olarak da bilinen, fakat en çok SWOT deyimiyle kullanılan analiz, hem kamu hem de özel sektörde kullanılacak esneklikte genel bir çerçeve sunmuştur. Elde edilen verilerin SWOT analizi şeklinde sınıflandırılması yapılarak, her bir boyutuna ilişkin güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler türleri oluşturulmaya çalışılmıştır. Toplanan ve değerlendirilen tüm analiz verileri açık kaynak erişimi olduğu için herkes tarafından elde edilebilecek değerlerdir.
The impact of terms of trade on the economic growth: Case study Iraq from 1990-2019
The purpose of this thesis is to investigate the effects of terms of trade (TOT) on Iraqi economic growth (GDP) considering capital stock and labor force. Data from the World Bank and Iraqi government statistics were used to create a time series from 1990 to 2019. To investigate the interrelationship among the variables, the ARDL model has been chosen in this study because it can be applied on models where variables included in the equations are stationary at different levels. The empirical findings of the study demonstrate that labor and capital have a beneficial impact on economic growth both in the short and long run. The findings also reveal that TOT has statistically significant, negative long- and short-terms effects on Iraqi economic growth. The negative effect of TOT can be explained by the fact that the import price of products is generally greater than the export price, or that the rate of increase in the import price is generally higher than the rate of growth in the export price.
Kontrol teorisi uygulamaları ile zaman serisi öngörülerinin iyileştirilmesi
İşletme yönetiminin ve fonksiyonlarının başarısı, büyük oranda talep yönetiminde planlama sürecinin doğru şekilde işlemesine ve dolayısıyla talep planlamasındaki belirsizliklerin azaltılmasına bağlıdır. Bu tez çalışmasında; talep planlamasının da fiziksel endüstriyel süreçler gibi ancak soyut bir süreç olduğu, girdilerinin talep öngörüleri ve çıktılarının gerçekleşen satışlar olarak tanımlanıp ölçülebileceği ve bunlara bağlı olarak fiziksel endüstriyel süreçlerinde kullanılmakta olan kontrol sistemlerinin, talep planlamasında hataların azaltılması amacıyla da kullanılabileceği önermeleri yapılmıştır. Buradan hareketle önermeler genellenerek; kontrol teorisi uygulamaları ile zaman serisi öngörülerinin iyileştirilmesi yaklaşımı öne sürülmüştür. Bu yaklaşımla birlikte, zaman serisi öngörü modellerinin soyutlaştırılarak yalnızca girdi ve çıktı ilişkisi üzerinden kara kutu olarak tanımlanabileceği ve bu sayede kontrol sistemlerinin öngörü modelleriyle birleştirilebileceği varsayımında bulunulmuştur. Öne sürülen yaklaşımın doğrulanması amacıyla; önce genel öngörü yöntemleri, zaman serileri ve istatistiksel zaman serisi analizinden bahsedilerek ARIMA modelleri üzerinde durulmuştur. Sonra, kontrol teorisi, kontrol döngüleri ve kontrol sistemlerinin modellenmesine değinilmiş ve PID kontrol detaylandırılarak anlatılmıştır. Daha sonra, kontrol teorisi ile zaman serisi öngörülerinin ilişkisi açıklanmış ve öne sürülen yaklaşım doğrultusunda tasarlanan PID kontrollü öngörü modeli detaylı olarak sunulmuştur. Son olarak, PID kontrollü öngörü modeli yaklaşımı ARIMA modelleri ile birlikte kullanılarak, durağan olmayan farklı tipteki zaman serilerinden oluşan talep ve satış verileri için talep tahmini uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Uygulamalardan elde edilen deneysel bulgular; PID kontrollü öngörü modelleri ile yalın öngörü modellerinin tahminleme hataları kıyaslandığında, PID kontrollü öngörü modellerinin tüm uygulamalarda hata oranlarını büyük ölçüde düşürdüğünü göstermiştir. Aynı zamanda, daha düşük tahminleme başarısı gösteren öngörü modellerinin kontrol sistemleri ile daha büyük oranda iyileştirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Deneysel bulgular ile talep planlamasıyla ilgili yapılan tüm önermeler desteklenmiş, öne sürülen yaklaşımla birlikte öngörü modelleri için bulunulan kara kutu varsayımı doğrulanmıştır. Böylece, zaman serisi öngörülerinin kontrol teorisi uygulamaları ile zaman serilerinin tipinden ve öngörü modellerinin içyapısından bağımsız olarak, iyileştirilebildiği çıkarımına varılmıştır. Bu tez çalışmasının sonucunda; kontrol teorisi uygulamaları ile zaman serisi öngörülerinin iyileştirilmesi yaklaşımı yeni bir metodolojik çerçeve olarak öngörü literatürüne kazandırılmış ve aynı zamanda kontrol teorisi ve kontrol sistemleri için tümüyle yeni bir uygulama alanı sunulmuştur.
Öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulamada özerklik algısı ve beklentileri üzerine bir araştırma
Öğretmenlerin dışarıdan bir denetimin baskısı olmaksızın, eğitim faaliyetleri için kararlar alıp uygulayabilmesi öğretmen özerkliğinin varlığına işarettir. Ancak ders kazanımları ve içeriklerinin merkezi bir otorite tarafından belirlendiği ve öğrencilerin merkezî bir sınavla değerlendirildiği Türk eğitim sistemi, öğretmenlere ancak sınıf-içi faaliyetlerde sınırlı bir özerklik alanı sağlamaktadır. Ülkemizdeki öğretmen özerkliği araştırmaları daha çok yönetsel boyutlarda incelenmiş olup, öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulama süreçlerindeki rolleri ve özerklikleri fazlaca incelenmemiştir. Bu araştırmada, ülkemizde öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulama sürecindeki özerklik algıları incelenerek, eğitim reformları için öğretmen özerkliğini destekleyici strateji ve hedefler belirlenmesi yolunda öneriler sunabilmek amaçlanmıştır. Çalışmada "Öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulama sürecinde özerklik algısı ve özerklik ihtiyacı nedir?" sorusuna yanıt aranmıştır. Bu araştırmada karma araştırma desenlerinden sıralı açıklayıcı desen işe koşulmuştur. Veri toplama aracı olarak İdeal Öğretim Programı Tercihleri ve Öğretim Programı Deneyimleri Anketi, Öğretmen Özerklik Ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutundaki örneklemi, 2017-2018 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı kamu ve özel kurumlarda görev yapmakta olan, basit seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenmiş 422 öğretmen oluşturmaktadır. Nitel veriler için, öğretmen özerkliği ölçeğine göre, özerklik algı düzeyi birbirinden farklı olan (yüksek, orta ve düşük) 10 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Nicel verilerin çözümlenmesinde yüzde-frekans ve varyans analizi; nitel verilerin çözümlenmesi için ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin genel özerklik algı düzeyinin orta seviyenin biraz üstünde olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların özerklik algı düzeyleri yaş, görev yapılan öğretim kademesi, mesleki kıdem ve haftalık ders saati değişkenlerine göre farklılık gösterirken; cinsiyete, çalışılan okul türüne (devlet okulu- özel okul), katılımcıların eğitim durumu ve branşına göre değişmemektedir. Öğretmenlerin özerklik algısının en yüksek olduğu boyut öğretimi planlama ve uygulama süreciyken, en düşük olduğu boyut ise mesleki gelişimdir. Öğretmenlerin ideal bir öğretim programından beklentisi öğretim sürecinin tüm adımlarını ayrıntılı bir şekilde sunup, aynı zamanda süreçte öğretmene esneklik ve uyarlama imkânları ile değişiklik yapabilme hakkı da vermesidir. Öğretmenlerin öğretim programında yaptığı değişikliklerin; "sürenin dışına çıkmak", "yeni etkinlik veya materyal geliştirmek", "içerik sırasında değişiklik yapmak", "yüzeysel işlemek" ve "konu atlamak" olarak tespit edilmiştir. Öğretim programlarının öğretmenlere eğitim durumları açısından sağladığı özerklik incelendiğinde, öğretmenlerin sınıf-içi faaliyetlerinde ve karar almada oldukça özerk olduğu sonucu ortaya çıkarken; katılımcıların öğretim programlarının hazırlanması aşamasında en fazla söz hakkı sahibi olmak istediği öğretim programı öğesi içeriktir. Katılımcıların bu konudaki önerisi ise, öğretmenleri sürece dahil etme yöntemlerinin çeşitlendirilmesi gerektiği yönündedir. Toplantılar, kurullar, online anketler yoluyla daha fazla görüş belirtmek isteyen katılımcılar, öğretim programının hazırlık sürecinin, öğretmenler uzmanlar ve pedagogların kolektif çalışmasıyla şekillendirilmesini önermiştir. Anahtar kelimeler: Öğretmen özerkliği, program özerkliği, özerklik algısı, karma yöntem
Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı stratejik planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyinin değerlendirilmesi: Trabzon Ortahisar ilçesinde bir uygulama
Bu araştırmayla, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyi incelenerek önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini 402 eğitimci oluşturmuştur. Örneklemini ise Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki resmi okul ve kurumlarında 2010-2014 yılı "Stratejik Planlama ve Koordinasyon Ekibi"nde görev alan 266 eğitimci oluşturmuştur. Araştırmanın kapsamı içinde kalan Trabzon ili Ortahisar ilçesinde görevli eğitimcilerin görüşlerini belirlemek için stratejik plan çerçevesindeki alt boyutlarla ilgili 20 madde ve kişisel bilgileri içeren bir anket geliştirilip, geçerliliği ve güvenirliliği sağlandıktan sonra kullanılmıştır. Ankette örneklem yeterliliği 0.949 ile mükemmel çıkmıştır. Anketin varyansı toplamın %75.241'ini açıklamıştır. Anketin güvenirlik çalışmasında cronbach alfa katsayısının 0.7'den büyük değer alması ölçeğin "güvenilir" değer aralığında olduğunu göstermiştir. Veriler, SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiş ve sonuçların güvenirlik düzeyinin % 95 düzeyinde olduğu değerlendirilmiştir. Yapılan analizde, kurumlarında stratejik planlama çalışmasına katılan ve katkı veren eğitimcilerin büyük çoğunluğunun öğretmen olduğu ve yarısının stratejik planlama eğitimi almadığı görülmüştür. MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin; hedeflere ulaşma derecesi, stratejik plan uygulama değerlendirmeleri, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri faktörleri değerlendirmesinde katılımcıların görüşleri "kararsızım" ve "çok katılıyorum" düzeyindedir. Ayrıca, MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin genel algı değerlendirmesi "çok katılıyorum" düzeyindedir. Alt faktörler açısından; "Kurum amiri stratejik plan hazırlama ve uygulama sürecine sürekli destek verir" en yüksek, 'Okulumuz/kurumumuz, stratejik planın uygulanması ve izleme değerlendirmesi konusunda yeterli rehberlik ve danışmanlık hizmeti alıyor' en düşük değeri almıştır. Cinsiyet değişkenine göre stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutu açısından anlamlı fark bulunmaktadır. Erkekler kadınlara göre stratejik plan uygulama yeterlilikleri boyutuna ait gerçekleşmeleri daha yeterli görmektedir. Yine stratejik plan eğitimi alma değişkenine göre hedeflere ulaşma derecesi, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutunda, eğitim alanlar ile almayanlar arasında anlamlı farkın olduğu görülmektedir. Okul ve kurumların stratejik plan hazırlama, uygulama, değerlendirme ve eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyini geliştirmek için, yöneticilerin stratejik yönetim sürecine ait tüm uygulamalarda paydaşların katılımını öne çıkaracak önlemleri almaları sağlanabilir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesindeki Ar-Ge birimlerine Bakanlık tarafından etkili rehberlik yapılmalıdır. Ayrıca Ar-Ge ekipleri geliştirdikleri deneyim ve donanımlarını sahaya daha çok yansıtmalıdır.
Ordu ili okul planlamasının sonuçlarına ilişkin bir değerlendirme
Bu araştırmanın amacı; Milli Eğitim Bakanlığı okul binalarının planlanması, kullanım sürecine ilişkin bir çözümleme yapmak, planlama aşamasında yaşanan sorunları, okul binaları yapılırken dikkate alınan-alınması gereken ölçütleri, okul gereksinimini, okulların gereksinim fazlası (atıl) duruma düşmesinin nedenlerini, atıl duruma düşen okul binalarının eğitim bütçesine getirdiği yükü, kapanan okulların çevrelerine etkisini, atıl duruma düşmüş olan okulların nasıl değerlendirildiğini mercek altına almaktadır. Nitel araştırma tekniklerine uygun olarak tasarlanmış olan bu araştırmada, doküman incelemesinin yanı sıra, çalışma grubu (okul müdürleri, eğitim uzmanları, köy/mahalle muhtarları) daha ayrıntılı bilgiler almak, katılımcıların düşünce ve fikirlerini anlayabilmek amacıyla gözlem, görüşme, doküman incelemesi yöntemiyle veri kaynakları ve veri toplama yöntemlerinde çeşitlemeye gidilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile; atıl duruma düşen okulda müdürlük yapmış olmak, mahallesinde/köyünde atıl duruma düşmüş okul bulunmak ve okul binası yapımı ve kapanma sürecinde görev almış olmak katılımcı seçme ölçütü olarak belirlenmiştir. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmada kullanılan dokümanlar ise Ordu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü kayıtlarından elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin güvenirliği, eş uzman incelemesi, araştırmacı üçgenlemesi ve katılımcı teyidi yoluyla gerçekleştirilmiş; inanılırlık, güvenilebilirlik, onaylanabilirlik ve aktarılabilirlik ölçütleri ışığında araştırmanın nitel boyutunun geçerlik ve güvenirliği test edilmiştir. Görüşme yoluyla elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri yeğlenmiştir. Araştırma verileri her grup için ayrı ayrı çözümlenerek araştırma amacı ve alt amaçları doğrultusunda temalara, kategori ve kodlara ayrılmıştır. Yer yer katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntılar da yapılmıştır. Araştırmada, Ordu ilinde 966 okul binasının atıl durumda olduğu, okul binalarının planlanmasında bilimsel ölçütlerin ve bölge koşullarının dikkate alınmadığı, okul planlamasının yerel veya merkez siyasetçilerinin etkilerine açık olduğu, veriye dayalı bir planlama yapılmadan inşa edilen ve bir süre sonra atıl duruma düşüp kapanan okulların bulundukları bölgenin sosyo-kültürel yapısını olumsuz etkiledikleri, okulların kapanmasıyla birlikte köyden kente göçün arttığı, kapanmış olan okul binalarının çoğunun uygun olarak değerlendirilmediği ve çürümeye bırakıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ulaşılan bulgulardan hareketle; okul binalarının planlamasında çağ nüfusunun, öğrenci sayısının, coğrafi koşulların dikkate alınması, okul planlamasında yerel veya merkezi siyasi odakların istemlerinin değil bilimsel ölçütlerin merkeze alınarak ekonomiye kazandırılmaları, kapanmış olan okul binalarından uygun olanların soyso-kültürel ve eğitimsel amaçlı kullanılmak üzere köy/mahalle muhtarlıklarına veya halk eğitim merkezlerine ayrılması gerektiği önerilmiştir.
İşletmelerde kurumsal kaynak planlaması sistemlerinin kabulü ve kullanımının genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeline göre değerlendirilmesi
İşletmelerin faaliyetlerini daha etkin bir şekilde devam ettirebilmeleri ve küresel rekabette yerlerini koruyabilmeleri, bilgi tabanlı teknolojilere yatırım yapmaları yani yönetim ve imalat süreçlerinde bilişim sistemlerini kullanmalarından geçmektedir. Bu açıdan bakıldığında Kurumsal Kaynak Planlaması sistemleri önemli bir işletme yatırımıdır. Bu nedenle sadece büyük ölçekli işletmeler değil küçük ve orta ölçekli işletmeler de Kurumsal Kaynak Planlama sistemine (KKP) geçişi tercih etmektedir. Tercih edilen Kurumsal Kaynak Planlama sisteminin yeni teknoloji olması nedeniyle, işletme çalışanları tarafından kabulü birçok değişken tarafından etkilenmektedir. "İşletmelerde Kurumsal Kaynak Planlaması Sistemlerinin Kabulü ve Kullanımının Genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeline Göre Değerlendirilmesi" konulu bu tez çalışmasında, Kurumsal Kaynak Planlama sistemlerinin çalışanlar tarafından kabulünün başarıya ulaşmasında etkili olan değişkenler teknoloji kabul modeli çerçevesinde ele alınmış ve bu değişkenlerin sistem kullanımı üzerindeki etki derecelerinin ölçümleneceği bir model oluşturulmuştur. Oluşturulan model hipotezlerle test edilmiştir. Yapılan çalışma sonucu elde edilen bulgular, KKP sistemlerinin kullanım kolaylığı ve fayda algısının kullanıcıların bu sistemleri kabulü ve kullanma niyeti üzerinde etkili olan önemli değişkenler olduğunu göstermektedir. Bunun yanında yönetim desteği de projenin başarıyla sonuçlanmasında en önemli konulardan bir tanesidir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Kaynak Planlama, Teknoloji Kabul Modeli, Teknoloji Kabul Modeli2.
Klasik ve bulanık proje planlama yöntemlerinin karşılaştırılması ve tekstil sektöründe bir uygulama
Rekabetin piyasalarda fazlasıyla zorlaştığı günümüzde işletmelerin diğer işletmelerden bir adım öne geçebilmesi için daha önce yapılmamış çalışmalarda bulunması gerekmektedir. Birçok işletme rekabet şansı elde edebilmek için birden çok projeyi aynı anda yürütmektedir. Bu durum etkili ve verimli proje yönetimini zorunlu hale getirmiştir. Genellikle işletmeler etkili proje yönetimi gerçekleştirmek için proje ekipleri kurmakta ve daha fazla insan gücü kullanmak zorunda kalmaktaydılar. Projelerin içeriklerinin karmaşıklaşması ve kapsamlarının artması ile birlikte işletmeler proje yönetimini kolaylaştırmak için proje planlama tekniklerine yönelmişlerdir. Proje planlama teknikleri ile birlikte karmaşık projelerden daha iyi verim alınabilmektedir. Aynı zamanda proje yönetimi için gereken süreden ve maliyetlerden tasarruf edilebilmektedir. Proje planlama tekniklerinin faydalarından birisi de gerekli insan gücünü azaltmasıdır. Böylelikle işletmeler proje yönetimi için kullanacakları fazla işgücünü işletmenin diğer bölümlerinde istihdam edebilmektedirler. Etkili proje yönetimi gerçekleştirmeye mecbur olan araştırmacılar bir çok proje planlama tekniği geliştirmişlerdir. Bunlardan en önemlileri ve en çok kullanılanları CPM (Critical Path Method) ve PERT (Program Evaluation and Review Technique) teknikleridir. Bu çalışmada klasik CPM, PERT ve bulanık CPM, PERT teknikleri kullanılarak bir uygulama yapılmıştır. Uygulama Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet göstermekte olan bir halı fabrikasında gerçekleştirilmiştir. Gerekli tüm adımlar uygulandıktan sonra sonuçlar karşılaştırılmış ve Klasik PERT yöntemi bu çalışma için en ideal yöntem olarak belirlenmiştir.
State Planning Organization and technocracy: A review of planning documents of 1960-1980 period
In 1960 State Planning Organization was established to plan Turkey's road to development. Comprehensive five-year developmental plans that covered social and cultural as well as economic aspects were prepared by a small number of young planners. For their lack of previous civil service experience, and their basis of hiring being technical educa-tion, these planners were usually called technocrats of Turkey. Although there has been voluminous work on DPT, especially by the former planners themselves, the institution's effectiveness in development, its power vis-à-vis the politicians, and the reasons for Turkey's failed attempt at being a developed country has been the focus. By look-ing at the planning documents that received less public attention and therefore contained relatively independent analyses, I seek to under-stand what planning tried to do rather than was it able to do it. The focus in analysis is how Turkey's problems were identified and in what manner solutions were offered. To do so, specialization theses written by planners and special expertise commission reports prepared for five-year plans by non-DPT personnel are reviewed. A comparison between two groups involved in the planning process shows that DPT planners not always had a technocratic approach, and that a technocratic mentality was also observed in non-DPT personnel.
The first five-year industrial plan: Discussions on Turkish industrialization during the great depression
This work treats the background of the decision to implement the First Five-Year Industrial Plan in Turkey in 1934. The originality of the research relies on its perspective focusing on foreign policy, in a way that has generally been underestimated in most of the academic works on the subject matter. While arguing that Turkish industrialization of the 1930s was carried out despite the West, this research also shows that the conjunctural rapprochement between Turkey and the Soviet Union did not last long. After a general presentation of developmentalist ideas in Turkish political tradition and related practices in economy, a large section is dedicated to the contemporary discussions in a world staggered by the Depression of 1929. Findings show how remedies that Western experts had drawn for Turkish economic development concentrated solely on agricultural production and financial reforms. The Soviet Union appeared in this context as an ally in diplomacy with a bold anti-imperialist discourse and a viable assistant in economy with her model of five-year plans. Thus, there developed a deep collaboration between the revolutionary governments in Ankara and Moscow. However, as World War II approached, priorities began to change rapidly, which had dramatic effects on the existing collaboration in economy. An essential part of the thesis is reserved for explaining the story of Turkish industrialization of the 1930s in relation with Ankara's foreign policy.
The effects of planning time on English language learners' complexity, accuracy, and fluency in writing
The aim of study is to find out if elementary level English as a foreign language students` written accuracy, fluency, and syntactic complexity levels are affected by planning condition of a task. Secondarily, the relationship between writing anxiety and the three language dimensions is examined. The results of study are reported by following two influential task complexity hypotheses: the Cognition and the Limited Attentional Capacity. The former claims that increasing complexity level of a task leads to an increase in accuracy and complexity thanks to multiple attentional capacity of human brain. The latter supports limited attentional capacity models and states that paying simultaneous attention to both accuracy and syntactic complexity is not probable. In the study, twenty university students studying English produced two different narratives based on two sets of pictures under two different task conditions: pre-task planning (PTP) and no pre-task planning (NP). Accuracy of written language production was measured by ratio of errors per T-unit and errors per 100 words. On the other hand, written fluency was measured by counting words and syllables per minute. Syntactic complexity was measured by mean length of T-units and clauses per T-units. Moreover, writing anxiety was measured by Second Language Writing Apprehension Inventory. As a result of the analysis, it was found out that students produced more error free narratives under simpler task condition (PTP) but the planning type did not impact either fluency or syntactic complexity levels. Regarding writing anxiety, correlation was only found with accuracy.
Reklam ortamları planlaması -sayısal yöntemler ve bir model denemesi-
Yeni mamül kararları ve Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.'de bir uygulama
ÖZET Her işletme yönetiminin en önemli, fakat belki de en güç görevlerinden birisi yeni mamuller ya da hizmetler geliştirmektir. Yeni mamuller yenilik derecelerine göre sınıflandırılabilir ve yenilik kavramı gerçek icatlardan, adaptasyonlara ve taklitlere uzanan bir çizgide farklılık gösterir. Yeni mamul kavramı yalnızca işletmeye ve işletmenin pazarda var olan mamullerine değil, aynı zamanda tüketicinin mamulün yeniliğini algılamasına bağlıdır. Örneğin, bir mamul pazarda var olan diğer mallardan farklı faydalar sunuyorsa yenidir. Çünkü, pazarlama kavramı mamulü soyut ve somut faydalar paketi olarak kabul eder. Eğer yeni mamulün getirdiği fayda paketi, pazarda mevcut ürünlerin faydalarından farklı ise, mamulün yeni olduğu söylenebilir. Görüldüğü gibi, işletmenin etkin bir şekilde yeni mamul geliştirebilmesi için, mamul ve yeni mamul kavramlarından tam olarak ne anlaşıldığının ortaya konulması gerekir. Bir işletmenin yeni mamul geliştirmesi için bir çok neden gösterilebilir; değişen yaşam tarzları ve tüketici tercihleri, rekabet şartları, işletmelerin büyüme istekleri, teknoloji, karşılaşılan problemler, atıl kapasitenin ve atıkların tekrar kullanılması isteği, mamullerin hayat seyrinin gittikçe kısalması vb. Yeni mamul fikirleri; işgörenler, müşteriler, aracı kurumlar, tedarikçiler, rakipler, danışmanlar, reklam ajansları, pazarlama araştırması firmaları, ürün uzmanları, endüstriyel tasarımcılar, üniversiteler, araştırma laboratuvarlan, yasaldüzenlemeler, basılı araçlar gibi pekçok kaynaktan gelebilir. Başarılı bir yeni mamul geliştirmede temel faktör; güçlü bir planlama ve organizasyon ile sistematik yeni mamul geliştirme sürecine bağlıdır. Yeni mamullerin geliştirilmesi süreci işletmenin, pazarın ve geliştirilecek olan mamulün özelliklerine göre farklılık göstermekle birlikte beş aşamadan oluşur. Bu aşamalar, fikirlerin doğuşu, fikirlerin elenmesi ve yeni mamul kavramının geliştirilmesi, mamulün ve pazarlama karmasının geliştirilmesi ve ticarileştirmedir. Fikirlerin doğuşu aşamasında beyin fırtınası, zorlanmış ilişkiler, operasyonel yaratıcılık gibi bir kaç teknikten faydalanılabilir. Fikirlerin elenmesi aşamasında ise, fikirlerin işletme amaçlarına ve hedeflenen pazarlara uygun olup olmadığı analiz edilir. Kavram geliştirme aşamasında ise işletme analizleri ve pazarlama araştırmaları yapılır. Bu aşama boyunca yeni mamul fikri ayrıntılı veriler aranarak değerlendirilir. Pazarlama araştırmasının yapılması özellikle bu aşamada, yani yeni mamulün henüz sadece kavram olduğu aşamada, son derece önemlidir. Eğer yeni mamul fikri kavram geliştirmeye yönelik bu aşamaları başarıyla geçerse, mamul somut hâle getirilir, araştırma-geliştirme bölümü ya da mühendislik birimlerince bir ya da bir kaç versiyon halinde üretilir. Bu aşamaya kadar yeni mamul kavramı yönetim nezdinde kendinden beklenen kriterleri karşılamıştır, artık sıra yeni mamulün tüketici nezdinde onay görüp görmeyeceğinin belirlenmesine gelmiştir. Eğer tüketici tercihlerinin değerlendirilme sonuçlan olumlu ise mamul için uygun bir marka adı ve ambalaj geliştirilir. Yeni mamul tüketici tercih testleri yapıldıktan sonraki aşama pazarlama denemesidir. Pazarlama denemesinde mamul gerçek pazar koşullan altında test edilir. Pazarlama denemesi ise işletme yönetimine ürünün pazarlanma nihai karannda gerekli olan bilgileri sağlar. Tüm bu aşamalar sonucu yeni mamul tamamıyle pazara sürülebilecek hâle gelir. Mamulün pazara sürülmesi aşamasında ise bazı kararlar alınır, mamul nerede, ne zaman nasıl ve kime satılacaktır ? Bu nedenle işletme mamulünü pazara sürerken izleyeceği bir hareket planı geliştirir. Örneğin, yeni mamulün fiyatı ne olmalıdır, hangi kanallar ile dağıtılmalıdır ve promosyon stratejisi ne olmalıdır ? Ancak, yeni mamul pazara sürüldüğünde, yapılan tüm bu çalışmalara rağmen karşı karşıya kalınabüecek bazı riskler vardır.