Positive psychological capital
87 theses under this subject heading
Öğretmenlerin duygusal zeka ve psikolojik sermaye düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Kurumların örgütsel yapısında, çalışanları gerek kendi aralarında gerekse yönetim seviyesi ile olan ilişkilerinde etkileyen pek çok faktör vardır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda insan faktörü, duygu kavramı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bağlı olduğu örgüt içerisinde sosyal ilişkileri gelişmiş, problem çözebilen, sorunlar karşısında dayanıklı, iyimser kişilerin iş tatminlerinin yüksek olduğu, buna bağlı olarak örgütün etkinlik ve verimliliğini pozitif etkilediği ileri sürülmektedir. Bu bağlamda çalışmada psikolojik sermaye düzeyleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma amacına uygun nicel bir araştırma tasarlanmış ve gerekli olan veriler anket aracılığıyla toplanmıştır. Çalışma kapsamında Adana İlinde farklı kurumlarda görev yapmakta olan 220 öğretmene ulaşılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile duygusal zeka düzeyleri arasındaki ilişki incelenirken, yaş, cinsiyet, medeni durum, mesleki deneyim gibi faktörlerin bu düzeylere olan etkisi de ele alınmıştır. Araştırma hipotezinin testi için regresyon, t testi ve anova testlerinden yararlanılmıştır. Bulgular incelendiğinde öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ve psikolojik sermaye düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca yaş faktörü haricindeki diğer faktörler ile her iki düzey içinde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Pozitif psikolojik sermayenin iş tatminine ve çalışan performansına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, pozitif psikolojik sermayenin iş tatmini ve çalışan performansına etkisi ile pozitif psikolojik sermayenin çalışan performansına etkisinde iş tatmininin aracılık rolünün incelenmesidir. Örneklem seçiminde kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler anket yöntemi kullanılarak Osmaniye Valiliği Kompleksi içerisinde yer alan kamu kurumlarındaki 373 kamu çalışanından elde edilmiştir. Araştırmada doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi, Process Macro Model 4 (Hayes) aracı değişken analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, pozitif psikolojik sermayenin ile öz yeterlilik, iyimserlik, dayanıklılık ve umut alt boyutlarının ayrı ayrı iş tatmini ve çalışan performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca pozitif psikolojik sermayenin çalışan performansına etkisinde iş tatmininin aracılık rolü olduğu belirlenmiştir.
Beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerindeki etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolü: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerindeki etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolünü incelemektir. Bu kapsamda önce, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerinde etkisi araştırılmış, daha sonra bu etkiye psikolojik sermayenin aracılık edip edemeyeceği ele alınmıştır. Örneklem grubunun çoğunluğu İstanbul ilinde özel sektörde çalışan 325 kişi oluşturmaktadır. Çalışanlara demografik bilgileri, beş faktör kişilik özellikleri, psikolojik sermaye ve iş performansıyla ilişkili sorular anket formu aracılığıyla yöneltilmiştir. Araştırma bulguları SPSS 24.0 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmada veriler frekans analizi, tanımlayıcı istatistikler analizleri, güvenilirlik analizi, Kolmogorov-Smirnov testi, Pearson korelasyon analizi, basit regresyon analizi, çoklu regresyon analizi, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey HSD karşılaştırma testleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerinde etkisinde psikolojik sermayenin kısmi bir aracı rolü bulunduğuna ulaşılmıştır. Beş faktör kişilik özelliklerinin sorumluluk boyutunun, psikolojik sermayenin iyimserlik ve dayanıklılık boyutlarının iş performansı üzerindeki etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışanların kişilik özelliklerinin pozisyon gücüne, yaş grubuna ve mevcut çalıştıkları şirketteki deneyimlerine göre farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Çalışanların psikolojik sermaye eğilimlerinin eğitim düzeyine, cinsiyete, pozisyon gücüne, toplam deneyimlerine ve mevcut çalıştıkları şirketteki deneyimlerine göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş performansının ise çalışılan pozisyonun gücüne göre daha anlamlı hale geldiği tespit edilmiştir.
Kadınlarda pozitif psikolojik sermaye – kariyer algısı ilişkisi: Eskişehir ilindeki siyasi partiler örneği
Pozitif psikolojik sermaye bireylerin kim olduğu ve bireysel gelişimin ardından kim olabileceğini konu edinen bir kavramdır. İyimserlik, umut, dayanıklılık, öz-yeterlilik alt boyutlarını kapsayan pozitif psikolojik sermaye, örgütlerin ve bireylerin gelişimine büyük katkılar sağlayacak potansiyele sahiptir. Bu araştırmanın amacı siyasi platformda yer alan kadınların pozitif psikolojik sermayelerinin bileşenleri ile kariyer algıları arasında bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Buna ek olarak demografik değişkenlerin bu değişkenlerle olan ilişkisinin de değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Pozitif psikolojik sermaye ile siyasi parti üyesi kadınların kariyer gelişimlerini nasıl algıladıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Eskişehir ilinde siyasi parti üyesi olan 135 kadın ile anket çalışması yapılmıştır. Psikolojik Sermaye Ölçeği ve kariyer algısını ölçmeye yönelik sorular kullanılarak yapılan araştırmanın verileri, istatiksel analizler yoluyla demografik değişkenler, pozitif psikolojik sermaye alt boyutları ve kariyer algısı arasındaki ilişkiler açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmaların sonuçlarına göre pozitif psikolojik sermayenin tüm alt boyutlarının; kadınların üyesi oldukları siyasi parti içindeki kariyer algıları ile pozitif yönlü ve orta şiddetli ilişkisi olduğu görülmüştür. Bununla birlikte söz konusu alt boyutların; kadınların genel olarak siyasi platformdaki kariyer algılarını etkilemediği gözlenmiştir.
Sosyal sermaye ve pozitif psikolojik sermayenin kültürel zekâyla ilişkisine yönelik sağlık sektöründe uluslararası bir çalışma
Farklılıkları kavrayarak uyum sağlayabilme yeteneği olarak ifade edilen kültürel zekâ kavramı son yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Bireyin farklılıklar karşısındaki tutumlarını kültürel zekâ ile ilişkilendirerek bireysel ve sosyal özellikleriyle ele alan çalışmalara literatürde rastlanılmamıştır. Bu çalışma ile kültürel zekâ kavramı pozitif psikolojik sermaye ve sosyal sermaye kavramıyla uluslararası düzeyde ele alınmıştır. Sağlık çalışanlarının pozitif psikolojik sermaye ve sosyal sermayelerinin kültürel zekâ ile ilişkisi, Avrupa, Balkan ve Uzak Doğu ülkelerini temsil eden İsveç, Romanya, Güney Kore ve Türkiye bağlamında incelenerek uluslararası bir çalışma ortaya çıkarılmıştır. Çalışmada evreni oluşturan dört ülkedeki 987 sağlık çalışanından anket tekniğiyle toplanan veriler istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonunda sağlık çalışanlarının sosyal sermayeleri ve pozitif psikolojik sermayeleriyle kültürel zekâları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. Demografik faktörler ve alt boyutlar arasındaki ilişkiler dikkate alınarak ülkeler arasında sıralama yapılmış ve Türkiye'nin mevcut durumu ortaya konulmuştur. Bilişsel ve motivasyonel kültürel zekâ boyutları açısından Türkiye, Romanya, Güney Kore ve İsveç sıralaması ortaya çıkmıştır. Pozitif psikolojik sermaye alt boyut düzeyleri bakımından Türkiye iyimserlik dışında son sırada yer alırken sosyal sermayenin alt boyutları açısından dört ülke arasında ortada olduğu tespit edilmiştir.
Pozitif psikolojik sermayenin iş stresi üzerindeki etkisinin belirlenmesi
Araştırmanın temel amacı pozitif psikolojik sermayenin iş stresine etkisini belirlemektir. Araştırmanın ilk değişkeni olan pozitif psikolojik sermaye; öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık boyutlarının bir araya gelmesi ile oluşan üst yapı olarak tanımlanmaktadır (Luthans, Youssef ve Avolio, 2006: 19). Araştırmanın ikinci değişkeni ise iş stresidir. İş stresi; işgörenin iş yerinde yaşadığı (Turunç ve Çelik, 2010: 186) ve işgörenin biyolojik ve fizyolojik sistemini etkisiz hale getiren psikolojik sorunlar (Selye, 1974: 26) olarak ifade edilmektedir. Araştırmada kullanılan pozitif psikolojik sermaye ölçeği Luthans, Youssef ve Avolio tarafından 2007 yılında geliştirilen, 24 ifadeden ve 4 boyuttan oluşan ölçektir. Ölçeğin Türkçe'ye uyarlamasını Çetin ve Basım 2012 yılında gerçekleştirmişlerdir. Bu ölçek iyimserlik, dayanıklılık, umut ve öz-yeterlilik olmak üzere 4 boyuttan oluşmaktadır. İş stresi ölçeği ise House ve Rizzo tarafından 1972 yılında geliştirilen, 7 ifadeden ve tek boyuttan oluşan ölçektir. Ölçeğin Türkçe'ye uyarlamasını Efeoğlu 2006 yılında doktora tezi ile gerçekleştirmiştir. Araştırmanın evrenini Kütahya İli Merkez İlçe'de bulunan liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Evrenden anket aracılığı ile olasılığa dayalı örnekleme tekniklerinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile 314 sağlıklı veriye ulaşılmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve YEM programlarından faydalanılarak fark testleri, faktör analizleri, güvenilirlik analizleri, korelasyon analizi ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda pozitif psikolojik sermayenin ve pozitif psikolojik sermaye boyutlarından iyimserlik ve dayanıklılığın iş stresi üzerinde negatif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelime: Pozitif Psikoloji, Pozitif Psikolojik Sermaye, Stres, İş Stresi.
Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evreni Kütahya il merkezi ve ilçelerindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem büyüklüğü 424 olarak belirlenmiştir. Araştırmada ilkokul, ortaokul, imam hatip ortaokulu, genel lise, meslek lisesi, imam hatip lisesi öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında, Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Öğretmen Yeterlik İnançları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeyleri çok yüksek, öğretmen yeterlik inançları boyutları olan kişisel yeterlik inançları yüksek düzeyde, genel yeterlik inançları ise orta düzeydedir. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerinde yaş ve görev yeri değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin yeterlik inançlarında branş ve okul türü değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile kişisel yeterlik inançları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile genel yeterlik inançları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri yükseldikçe kişisel yeterlik ve genel yeterlik inançları yükselmektedir. Anahtar kelimeler: Öğretmen yeterlik inançları, pozitif psikolojik sermaye.
Öğretmenlerin etik liderlik algısının işle bütünleşme ile olan ilişkisinde pozitif psikolojik sermayenin aracılık etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algılarının işle bütünleşmeye olan etkisinin belirlenmesi ve bu ilişkide pozitif psikolojik sermayenin aracılık rolünün bulunup bulunmadığını incelemektir. Ayrıca öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algılarının işle bütünleşmeye olan etkisine dair öğretmen görüşlerinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntem modellerinden sıralı açımlayıcı tasarım modeli kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemi, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İli Şahinbey ve Şehitkamil Merkez ilçelerindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 982 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel veriler, Luthans ve vd. (2007) tarafından geliştirilen "Psikolojik Sermaye Ölceği", Yılmaz (2005) tarafından geliştirilen "Etik Liderlik Algısı Ölçeği, ve Schaufeli vd. (2002) tarafından geliştirilen Utrecht İşle Bütünleşme Ölçeği ile toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile nicel verilerin toplandığı okullardaki 24 öğretmenden toplanmıştır. Araştırmanın nicel kısmının analizinde yapısal eşitlik modeli analizi ile birlikte, regresyon, korelasyon ve betimsel analizleri; nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algıları ile işle bütünleşmeleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve etik liderlik algılarının işle bütünleşmenin önemli bir yordayıcısı olduğu gözlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin etik liderlik algılarının işle bütünleşme ile olan ilişkisinde pozitif psikolojik sermayenin kısmi aracılık rolü olduğu bulunmuştur. Nitel araştırma sonuçlarına göre ise, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerinin; belirlenen hedeflere ulaşmada, zorluklara karşı farklı çözüm yolları üretmede, beklenen performansı yakalamada işle bütünleşmeyi olumlu etkileme durumu teyit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin algılarına göre etik liderlik özelliklerine sahip yöneticilerin, çalışma ortamındaki atmosferi olumlu etkilediği ve yöneticilerin göstermiş olduğu etik davranışların işle bütünleşmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Pozitif Psikolojik Sermaye, Etik Liderlik, İşle Bütünleşme
Psikolojik sermaye bileşenlerinin sosyal kaytarma davranışına etkisinin incelenmesi: Beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
Bu çalışma ile çalışanların psikolojik sermaye bileşenlerinin, sosyal kaytarma davranışlarına ne şekilde etki ettiğini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Ege bölgesinde istihdam edilen 415 beyaz yakalıdan anket aracılığı ile veri toplanmıştır. Kullanılan anket formu katılımcıların demografik yapısını belirlemeye yönelik ifadeler ve araştırma değişkenlerini ölçmek için kullanılan iki ölçeğe ait ifadelerden oluşmaktadır. Araştırmada psikolojik sermaye ve bileşenleri ile sosyal kaytarma arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Katılımcıların psikolojik sermaye düzeylerini belirlemek için Luthans ve arkadaşları (2007) tarafından geliştirilen, Çetin ve Basım'ın (2012) dilimize uyarladığı psikolojik sermaye ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların sosyal kaytarma düzeylerini belirlemek için de Mulvey ve Klein (1998) tarafından geliştirilen Gök ve Koca (2016) tarafından dilimize uyarlanan kişinin kendi sosyal kaytarmasını ölçen ölçek kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda iki ölçeğin de geçerlilik ve güvenilirlik değerlerinin uygun olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik sermaye ve bileşenlerinin sosyal kaytarma ile negatif ve anlamlı ilişki içinde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca psikolojik sermaye ve bileşenlerinin sosyal kaytarmayı negatif yönde etkilediği de araştırmanın bir diğer bulgusudur.
Otantik liderlik ve psikolojik sermaye ilişkisi: Gaziantep'te bir alan çalışması
Bu araştırmanın amacı; otantik liderlik ve psikolojik sermaye ile bu değişkenlerin boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi; otantik liderlik algıları ile psikolojik sermaye düzeylerinin, katılımcıların demografik özelliklerine göre değişim gösterip göstermediğinin test edilmesidir. Bu nedenle, Gaziantep'de bulunan tekstil sektöründe üretim yapan bir işletmede çalışan, 521 personelin katılımıyla bu anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 programında analiz edilmiştir. Bu analizler neticesinde, Otantik liderlik boyutlarından ilişkilerde şeffalık boyutu ile psikolojik sermaye boyutlarından dayanıklılık arasında; işçelleştirilmiş ahlak anlayışı ile özyeterlilik arasında; öz farkındalık ile tüm psikolojik sermaye boyutları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Genel otantik liderliğin ise dayanıklılık boyutuyla pozitif ilişkisi bulunmuştur. Ankete katılanların demografik özelliklerine göre, otantik liderlik algılarının ve psikolojik sermaye düzeylerinin anlamlı farklılıklar gösterdiği sonucu elde edilmiştir.
Çalışanların otantik liderlik algısında duygusal zekâ ve pozitif psikolojik sermayenin rolü: Aile şirketlerinde bir çalışma
Gelişen ve "sürdürülebilir büyümeyi" hedefleyen günümüz iş dünyasında yararlanılan kaynaklar değişim göstermektedir. İlerleyen zaman içerisinde üretim, satış, pazarlama, inovasyon ve nihayetinde tüketicinin talebine özel geliştirilen kişiye özel ürünlerin pazarlanması iş dünyasının değişen bir gerçeği iken bu değişimi destekleyen ve bu değişimin gerçekleşmesinde aktif rol oynağan örgütlerin iç dinamiklerinin de farklılaştığı yadsınamaz. Zamanla insan kaynağında ve örgütlerde meydana gelen değişimler yöneticilerin liderlik davranışlarındaki değişimi de zorunlu kılmıştır. Artık yönetici ile iş gören arasındaki güven duygusu, ahlaki ve etik değerler ile ilişkilerde şeffaflık önem kazanmıştır. Bu kavramlarla örtüşen bir pozitif liderlik tarzı olarak karşımıza otantik liderlik olarak çıkmaktadır. Bu araştırmada insan kaynaklarında, çalışanların öz-yeterlilik, iyimserlik, umut ve dayanıklılıktan oluşan olumlu duygularının geliştirilmesini temel alan "Pozitif Psikolojik Sermaye"leri ile kendini tanıma, duygularını yönetebilme, motivasyon, empati ve sosyal beceri duygularını temel alan "Duygusal Zekâ"ları ve bu iki kavramın çalışanların "Otantik Liderlik" algısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Kar odaklı aile şirketlerindeki ana hedef kar elde etme ve dolayısıyla sürdürülebilir büyümedir. Sürdürülebilir büyümenin sağlanması ise etkin bir liderlik anlayışı ile olur. Aile şirketlerine bakıldığında birçok farklı liderlik özelliği gözlemlenmektedir. Araştırma konumuz otantik liderliğin algılanması olduğu için amacımız aile şirketlerini sürdürülebilir büyüme yolunda pozitif psikolojik sermaye ve duygusal zekâ kavramlarını analiz etmek ve bu faktörlerin otantik liderlik algılarını ne şekilde etkilediğini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada Adana ilinde faaliyet gösteren otantik liderlik özellikleri taşıdığı düşünülen küçük, orta ve büyük ölçekli aile şirketleri temel alınarak; çalışanların duygusal zekâ ve pozitif psikolojik sermayeleri ile otantik liderlik algıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için nicel araştırma tekniklerinden anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yapılan anket çalışmasında Peekar ve arkadaşları (2017) tarafından geliştirilen "Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği ", Fred Luthans ve arkadaşları (2007) tarafından geliştirilen "Psikolojik Sermaye Ölçeği" ile Walumbwa, Avolio, Gardner, Wensing ve Peterson (2008) tarafından geliştirilen "Otantik Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın bir diğer amacı ise araştırma değişkenleri ile cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim, örgütteki çalışma süresi ve sektördeki çalışma süresini içeren demografik faktörler arasında anlamlı bir farklılaşmanın olup olmadığını test etmek olmuştur. Araştırma konusu verileri korelasyon, anova ve regresyon analizi yöntemleri ilgili istatistiksel programlar kullanılarak elde edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda çalışanların duygusal zekâ ve pozitif psikolojik sermaye algılarının otantik liderlik algısı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
İlk ve ortaokullardaki paylaşılan liderlik ile pozitif psikolojik sermayenin bazı değişkenler açısından incelenmesi ve aralarındaki ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, ilk ve ortaokullardaki paylaşılan liderlik ve öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeyinin ölçülmesi, bu iki değişkenin ilişkisinin incelenmesi ile öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerini artıran yönetici davranışlarının belirlenmesidir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmının örneklemi, 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı'nda Malatya ili, Battalgazi ve Yeşilyurt merkez ilçelerindeki ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 550 öğretmenden oluşmaktadır. Nicel veriler, Paylaşılan Liderlik Ölçeği ve Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Nitel veriler, nicel araştırma örneklemindeki okullarda görev yapan 5 okul ve 50 öğretmenden toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, betimsel istatistik hesaplanmış, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, ilkokul ve ortaokullardaki paylaşılan liderlik ile öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri arasında pozitif yönde anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki vardır. İlkokul ve ortaokullardaki paylaşılan liderlik, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayesini ve bütün bileşenlerini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Araştırma sonucunda ilkokul ve ortaokullarda paylaşılan liderlik ve öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Eğitimin en önemli unsurlarından birisi olan öğretmenlerin pozitif psikoloji geliştirmeleri önemli görülmektedir. Öğretmenlerin pozitif psikolojilerinin geliştirilmesi için; paylaşıma dayalı okul ortamı oluşturmak, öğretmenlerin çabalarını desteklemek, onları karar alma süreçlerine dâhil etmek, bir sorunun çözüm sürecine ve okuldaki tüm değişim ve gelişme çabalarına etkin olarak katılmalarını sağlayarak iş birliği içinde çalışmak önemli görülmektedir.
Pozitif psikolojik sermayenin işe tutkunluk üzerinde etkisi
Bu çalışmanın amacı sosyal mübadele kuramı çerçevesinde pozitif psikolojik sermayenin işe tutkunluk üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaca uygun olarak çalışma Kastamonu ilindeki bir alışveriş merkezinde çalışan 200 kişi ile yürütülmüştür. Çalışma için ihtiyaç duyulan veriler online ve yüz yüze olarak anket vasıtasıyla elde edilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçeklerin keşfedici faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Ölçeklerin güvenirlik düzeyleri Cronbach Alfa katsayısı kullanılarak yorumlanmıştır. Çalışmada pozitif psikolojik sermaye üç boyut ve işe tutkunluk tek boyut üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, pozitif psikolojik sermayenin işe tutkunluğu pozitif yönde anlamlı etkilediğini göstermiştir. Çalışma sosyal mübadele kuramı çerçevesinde ilgili değişkenler arasındaki ilişkileri yorumlaması doğrultusunda alan yazına katkı sağlamaktadır.
İşyerinde maneviyat ve psikolojik sermaye arasındaki ilişkilerin incelenmesi üzerine bir araştırma
İnsanoğlunun varoluşundan bu yana süregelen, kutsala özgü inanışlar zaman içerisinde değişime uğramış ve son zamanlarda daha bireysel bir bakış açısıyla maneviyat kavramı ön plana çıkmıştır. Her ne kadar maneviyat kavramı, din kavramının içerisinde algılansa da farklı kavramlar olarak anlamlandırılmaktadırlar. Çalışmada bir taraftan maneviyat konusu üzerinde düşünülürken, diğer yandan 2000'li yıllarda hızlı bir ivme kazanan, pozitif psikoloji alanında öne çıkan, psikolojik sermaye kavramı üzerinde durulmaktadır. Psikolojik sermaye, diğer sermaye türlerinden ayrılarak, işletmenin değerinin yükseltilmesi konusunda öneme sahiptir. Psikolojik sermayenin boyutları olan, umut, iyimserlik, özyeterlilik ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının, çalışanların çalışma ortamlarında oluşturduğu farklılık göz önünde bulundurulduğunda, işyerinde maneviyatın bu faktörler üzerindeki etkisi merak edilen bir konudur. Çalışmada, bu bağlamda, Kastamonu İli Merkez İlçede bulunan Gürmen Grup Ramsey Tekstil Fabrikası'nda çalışanlar ile "anket" yürütülmüştür. Öncelikle kavramlar ile ilgili literatür taraması yapılmış ve anketlerden elde edilen veriler analiz edilerek araştırma hipotezlerinin doğruluğu kanıtlanmıştır. Ayrıca maneviyat kavramı ile psikolojik sermaye kavramlarının birlikte anlamlandırılması ile literatüre farklı bir bakış açısı kazandırmak hedeflenmiştir.
Pozitif psikolojik sermayenin çalışanların problem çözme becerileri üzerindeki etkisi
Örgütsel hedeflere ulaşmak için, örgütsel değişimi amaçlayan organizasyonların, başlangıç noktasını insanlar oluşturmaktadır. Çünkü örgütün temelini insanlar oluşturmaktadır ve insanlar örgütlere duygu ve düşünceleri ile birlikte gelmektedirler. Bu pozitif ya da negatif duygu ve düşünceler de, çalışmaları ile birlikte örgütün tamamını etkilemektedir. Pozitif düşünceleri olumlu bir etki yaratırken, negatif düşünceleri birtakım problemlere sebep olmaktadır. Bu problemlerin çözüme kavuşturulması için insan kaynakları etkili bir şekilde kullanılmalı, çalışan performansına olumlu yönde etki etmeli ve örgütsel amaçlar doğrultusunda yönlendirilmelidir. Bu araştırmanın temel amacı, çalışanların pozitif psikolojik sermayelerinin problem çözme becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu doğrultuda araştırma verileri, Kastamonu'da faaliyet gösteren Yön Tekstil İşletmesi'nde görev yapan 180 çalışandan anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırma verileri; tanımlayıcı istatistikler (frekans, ortalama, standart sapma, çarpıklık, basıklık) faktör analizi, güvenirlik analizi (Cronbach Alfa), korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, pozitif psikolojik sermayenin problem çözme becerileri ve alt boyutları (problem çözme yeteneğine güven, yaklaşma-kaçınma, kişisel kontrol) üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, psikolojik sermayenin iyimserlik, umut ve psikolojik dayanıklılık boyutlarının problem çözme becerilerini anlamlı bir şekilde etkilediği sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde, psikolojik dayanıklılık boyutunun problem çözme yeteneğine güven boyutu, iyimserlik ve umut boyutlarının, yaklaşma-kaçınma boyutu ve psikolojik dayanıklılık boyutunun ise kişisel kontrol boyutu üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır.
Algılanan örgütsel desteğin pozitif psikolojik sermayeye etkisi
Örgütün, hedeflerine ulaşabilmesi ve verimliliğini arttırabilmesi için çalışanların pozitif psikolojik sermayelerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Bazı araştırmalarda, bunun birincil öncüllerinden birinin, çalışanın algılanan örgütsel desteğinin arttırılması olduğu ifade edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, algılanan örgütsel desteğin pozitif psikolojik sermayeye etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki kamu üniversitelerinde görev yapan akademisyenler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak için anket kullanılmış ve verilerin analizi için SPSS 23.0 istatistik programından yararlanılmıştır. Hipotezlerin desteklenip desteklenmediğini test edebilmek için yapılan korelasyon ve regresyon analizleri sonucunda algılanan örgütsel desteğin, pozitif psikolojik sermayeyi anlamlı ve pozitif yönde etkilediği bulgulanmıştır. Pozitif psikolojik sermayenin alt boyutları (öz yeterlilik, iyimserlik, umut ve psikolojik dayanıklılık) açısından bakıldığında ise algılanan örgütsel desteğin, pozitif psikolojik sermayenin bu alt boyutlarını, anlamlı ve pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Hem yerli hem de yabancı yazın taramasında, algılanan örgütsel destek ile pozitif psikolojik sermaye kavramlarını birlikte inceleyen sınırlı sayıda çalışılmaya ulaşılmış olmakla birlikte, bu kavramlar arasındaki ilişkiyi akademisyenler üzerinden inceleyen herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırma iki kavram arasındaki ilişkiyi akademisyenler üzerinden incelemek isteyen araştırmacılara kaynak niteliği taşıyabilir. Bu kapsamda, bu araştırmanın pozitif psikolojik sermaye ile algılanan örgütsel destek yazınlarına katkı sunabileceği düşünülmektedir.
Psikolojik sermayenin iş-aile çatışmasına etkisi: kadın çalışanlar üzerine bir inceleme
Bu çalışma, bilişim sektöründe çalışan kadınların psikolojik sermayelerinin iş aile çatışması üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini bilişim sektöründe çalışan kadınlar oluşturmaktadır. Veriler çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve "İş-Aile Çatışması Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında bilişim sektöründe çalışan 201 kadına ulaşılmıştır. Toplanan veriler analiz programları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kadın çalışanlarda psikolojik sermayenin iş aile çatışmasına etkisinin olduğu görülmüştür. Öncelikle psikolojik sermaye ile iş aile çatışması ilişkisi incelenmiş, daha sonra psikolojik sermaye boyutlarının iş aile çatışmasına etkisi incelenmiştir. İş aile çatışması boyutu ve psikolojik sermaye boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Öz yeterlilik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Umut boyutuyla iş aile çatışması boyutu arasında da ters yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Dayanıklılık boyutu ile iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Bu sonuçlara göre, öz yeterlilik, umut ve dayanıklılık boyutları iş aile çatışmasını anlamlı düzeyde azaltmaktadır. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı ilişki bulunmamaktadır. Bu araştırmanın bulgularına dayanarak, bilişim sektöründe çalışan kadınların olumlu psikolojik özelliklerini geliştirmelerine yönelik stratejiler geliştirilmesi önem taşımaktadır. Kadın çalışanların psikolojik sermayelerini artırmak, iş ve aile alanları arasında denge kurmalarına katkı sağlayabilir. Bu süreçte, özellikle psikolojik dayanıklılık gibi pozitif psikolojik özelliklerin eğitim ve destek programlarıyla güçlendirilmesi önerilmektedir. Bu tür girişimler, kadın çalışanların iş yaşamındaki v zorluklara daha dirençli hale gelmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda ailevi sorumluluklarını da etkin bir şekilde yerine getirmelerini kolaylaştırabilir. İşverenlerin bu konuda sağlayacağı destek, çalışan memnuniyeti ve verimliliğini artıracak ve bilişim sektörü gibi dinamik alanlarda sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Bilişim sektöründe çalışan kadınların, olumlu psikolojik özellikler geliştirerek iş ve aile yaşamları arasında denge sağlamalarına destek olunması çatışmanın azalmasına yardımcı olacaktır.
Pozitif psikolojik sermayenin iş performansına etkisi: Av sanayii çalışanları üzerine bir araştırma
Günümüz yönetim anlayışında örgütlerin sahip olduğu sermaye içerisinde insanın yeri her geçen gün artmaktadır. Çünkü insan sermayesi çok zor elde edilebilen, kolay kaybedilen bir sermaye türüdür. Sanayi çağının ilk zamanlarında çalışanlara bakış açısı değişmiş, rekabet avantajı elde etmede kritik bir kaynak haline gelmiştir. İş hayatındaki bu değişimler psikolojide yaşanan değişimle de benzerlik göstermektedir. İnsanların yaşamış olduğu psikolojik sorunların tedavisine odaklanma anlayışı, önleyici tedbirlerin alınmasına doğru kaymıştır. Pozitif psikoloji olarak tanımlanan bakış açısı örgütlerde pozitif örgütsel davranış olarak ortaya çıkmaktadır. Pozitif psikolojik sermaye ise örgüt üyelerinin olumsuz davranışlarına odaklanmak yerine, olumlu ve geliştirilebilir davranışlara odaklanmayı ifade etmektedir. Pozitif psikolojik sermayenin olumlu etkileriyle çalışanların iş performanslarının artması beklenmektedir. Pozitif psikolojik sermayenin iş performansına olumlu etkisini sorgulamak amacıyla gerçekleştirilen bu çalışma, Konya'nın Beyşehir İlçesine bağlı Huğlu Mahallesinde av sanayisi fabrikalarında çalışan 313 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çalışanların psikolojik sermayelerine ölçmek amacıyla Luthans vd. (2007) tarafından geliştirilen ve Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış ölçek kullanılmıştır. Çalışanların iş performansını ölçmek amacıyla Goodman ve Syvantek (1999) ile Jawahar ve Carr (2007) tarafından geliştirilen, Bağcı (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre pozitif psikolojik sermaye, iş performansını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Pozitif psikolojik sermayenin alt boyutlarından umut, psikolojik dayanıklılık, öz yeterlilik ve iyimserliğin iş performansı alt boyutlarından görevsel performansı pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Umut, öz yeterlilik ve iyimserliğin, iş performansı alt boyutlarından bağlamsal performansı pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği, psikolojik dayanıklılığın ise bağlamsal performansı anlamlı bir şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
Pozitif psikolojik sermaye ve stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Adana kamu kurumu örneği)
Psikolojinin bir alt dalı olan pozitif psikoloji, bireylerin negatif ve sağlıksız olarak kabul edilen yönlerini iyileştirmenin yanı sıra pozitif ve güçlü kabul edilen yönlerinin de geliştirilmesi ile ilgilenmektedir. Pozitif psikolojik sermaye kavramı pozitif psikoloji temelinde ortaya çıkmış ve daha çok örgütsel alanda kullanılan bir kavram olmuştur. Örgüt içerisinde birçok faktörle etkileşim halinde olan pozitif psikolojik sermaye insan kaynağını psikolojik yönden etkileyen bireyin stresle başa çıkma stratejileriyle de ilişkili görülmektedir. Pozitif psikolojik sermaye örgüt içi stres kaynaklarıyla başa çıkması için bireylerin ihtiyaç duyduğu ve yatırım yapması gerektiği bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra çalışanların iş yerinde stresle daha iyi başa çıkabilmelerine yardımcı olmak için psikolojik sermayesini güçlendirilmesi ve geliştirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı pozitif psikolojik sermaye ve stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışmanın alt amaçları ise; çalışanların stresle başa çıkma stratejileri ve psikolojik sermaye düzeylerinin sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini bir kamu kuruluşunun Adana'da görev yapan 257 çalışanı oluşturmaktadır. Kolayda örneklem yöntemi ile verilerin toplandığı araştırmada 24'er maddelik Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği kullanılmıştır. Bununla beraber araştırmacı tarafından hazırlanmış olan sosyo-demografik bilgi formuyla, örneklemin yaş, cinsiyet, kurumda çalıştığı yıl sayısı, kurumdaki görevi, iş yükü, gelir, eğitim durumu, medeni durumu, çocuk sayısı, bir hafta içerisinde spor yapma sıklığı, bir ay içerisindeki sinema veya tiyatroya gitme alışkanlıkları gibi sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır. Çalışma kapsamında uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Veri analizleri ölçeklerden elde edilen toplam puanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik sermaye ile stresle başa çıkma stratejileri arasında istatistiksel açıdan anlamlı yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunduğu görülmüştür. Bu bulgudan hareketle, çalışanların psikolojik sermayeleri arttıkça stresle baş etme stratejileri de artacağını söylemek mümkündür. Psikolojik sermayenin stresle başa çıkma stratejilerinin alt boyutlarıyla olan ilişkisine bakıldığında; psikolojik sermayenin mantıksal analiz, pozitif yeniden değerlendirme, problem çözme, rehberlik ve destek arama alt boyutları ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişki görülmüştür. Çalışmanın alt amaçları doğrultusunda demografik özelliklerin psikolojik sermaye düzeyi üzerinde oluşturduğu farklılıklara bakıldığında; çalışanların cinsiyet, yaş, kıdem, çocuk sahibi olma durumu, eğitim durumu, haftada kaç kez spor yaptıkları, kurum içerisindeki aylık yaptıkları toplantı sayısına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Demografik özelliklerin stresle başa çıkma stratejileri üzerinde oluşturduğu farklılıklara bakıldığında ise; yaş, çocuk sahibi olma durumu, eğitim, kıdem, spor yapma alışkanlığına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının bazı iş tutumları (iş performansı, iş tatmini, örgütsel bağlılık) üzerine etkilerinin incelenmesi
Pozitif psikoloji, insanların olumlu karakter özelliklerini, erdemlerini ve güçlü yanlarını merkeze alan bir disiplindir ve amacı normal hayatı daha doyurucu hale getirmektir. Pozitif psikolojik sermaye ise çalışanların olumsuz yönlerini merkeze almak yerine çalışanların olumlu davranışlarını merkeze alarak bunu verimliliğe dönüştürebilmeyi hedefler. Bu araştırmada gelecek nesillere örnek teşkil eden öğretmenlerin sahip oldukları pozitif psikolojik sermaye algılarının iş tatmini, iş performansı ve örgütsel bağlılıkları üzerinde etkili olup olmadığı test edilmiştir. Oluşturulan hipotezleri test edebilmek için 421 kişilik örneklem grubuna tüm ölçeklerin yer aldığı 76 sorudan oluşan anket formu internet ortamında katılımcılara sunularak verilere ulaşılmıştır. Verilerin analizi sonucunda öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının örgütsel bağlılık, iş tatmini ve iş performası üzerinde pozitif ve anlamlı etkilerinin olduğu bulunmuştur. Demografik faktörler ile pozitif psikolojk sermaye algılarının arasında anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı incelendiğinde ise sadece branş ve okul türü arasında anlamlı bir farklılaşma belirlenmiştir.
Pozitif psikolojik sermayenin duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaş faktörünün düzenleyici rolü: Özel hastane sektöründe kadın çalışanlar ile bir uygulama
Pozitif psikolojinin örgütsel yaşama yansıması sonucu olarak ortaya çıkan pozitif psikolojik sermaye, iş yaşamında uzun dönemli rekabet avantajı sağlayan ve örgütlerin insan kaynağından en üst seviyede yararlanılmasına katkıda bulunan pozitif psikolojik yetenekler üzerine kurulmuş yeni bir yaklaşımdır. Bireylerin pozitif ve güçlü yönlerinin ortaya çıkarılmasının örgütlere en az diğer sermaye yatırımları kadar fayda sağlayabileceğini göstermektedir. Bu alanda yapılan çalışmalar pozitif psikolojik sermayenin önemli bir örgütsel değer olan duygusal örgütsel bağlılığı beraberinde getireceği görüşünü desteklemektedir. Bu çalışmanın amacı pozitif psikolojik sermayenin duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaş faktörünün düzenleyici rolünü tespit etmektir. Çalışmada veri toplamak amacıyla Luthans, Avolio, Avey ve Norman (2007) tarafından geliştirilen "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" ile Meyer, Allen ve Smith (1993) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" nin duygusal örgütsel bağlılığı ölçen maddeleri kullanılmıştır. Veriler, Mersin ilinde faaliyet gösteren özel hastane kadın çalışanlarından (n=412) toplanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 23 ve Lisrel paket programları kullanılmıştır. Veri analizlerinde doğrulayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistikler, ANOVA, korelasyon analizi ile hipotezleri test etmek için basit regresyon ve hiyerarşik regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Pozitif psikolojik sermaye ve alt boyutlarının duygusal örgütsel bağlılıkla ilişkisini tespit etmek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda pozitif psikolojik sermaye ve alt boyutları ile duygusal örgütsel bağlılık arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Pozitif psikolojik sermayenin duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaşın düzenleyici rolünü test etmek amacıyla yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda; pozitif psikolojik sermaye (B=,421, p<0,05) ile alt boyutları olan iyimserlik (B=,336, p<0,05), psikolojik dayanıklılık (B=,312, p<0,05), umut (B=,401, p<0,05) ve özyeterliliğin (B=,393, p<0,05) duygusal örgütsel bağlılığa etkisi olduğu bulgulanmıştır. Dolayısıyla pozitif psikolojik sermaye algısının arttırılmasının duygusal örgütsel bağlılığı arttıracağı sonucuna varılmıştır. Ancak pozitif psikolojik sermaye ve alt boyutlarının duygusal örgütsel bağlılığa etkisinde klimakterik dönem ve yaşın düzenleyici rolü olmadığı bulgulanmıştır.
Yönetici koçluk davranışının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolü: Otomotiv sektöründe bir çalışma
Bu araştırma, yöneticilerin koçluk davranışlarının çalışanların örgütsel bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisini ve bu etkileşimde psikolojik sermayenin aracı rolünü incelemektedir. Yönetici koçluk davranışlarının çalışan bağlılığını artırmada kritik bir role sahip olduğu varsayımı, psikolojik sermaye boyutları çerçevesinde detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırma, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren beyaz çalışanlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma için Türkiye Otomotiv sektöründe yer alan otomotiv distribütör veya üretim yapan servis, satış ve pazarlama faaliyetlerini yürüten tüm firmalara ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'deki otomotiv sektöründe beyaz yaka olarak çalışan 400'den fazla katılımcıdan elde edilen veriler analiz edilmiştir. Verilerin analizi için Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) kullanılmış ve yöneticilerin koçluk davranışlarının örgütsel bağlılık üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, yöneticilerin koçluk yaklaşımlarının çalışanların psikolojik sermayesini pozitif yönde etkilediği şeklindedir. Koçluk uygulamaları Öz Yeterlilik, umut, dayanıklılık ve iyimserlikte anlamlı artışlar sağlamıştır. İyimserlik ve umut bağlılık türleriyle pozitif ilişkiliyken, Öz Yeterlilik ve psikolojik dayanıklılık bazı bağlılık türleriyle negatif ilişkiler göstermiştir. Yönetici koçluk davranışının devam ve normatif bağlılık üzerinde anlamlı pozitif etkileri olduğu, ancak duygusal bağlılıkla ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, koçluğun "kalma maliyeti" ve "ahlaki sorumluluk" boyutlarını güçlendirdiğini, ancak duygusal bağlılığı tek başına açıklayamadığını göstermektedir. Ayrıca, araştırma bulguları iyimserliğin, koçluk davranışının örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerinde tam aracılık rolü oynadığını ortaya koymuş, Öz Yeterlilik, umut ve dayanıklılığın ise kısmi aracılık sergilediğini göstermiştir.
İşveren marka algısının çalışmaya tutkunluk üzerine etkisi ve pozitif psikolojik sermayenin düzenleyici rolü
Günümüz rekabet koşullarında, insan faktörünün ve işleriyle alakalı psikolojik bağlantılarının önemi giderek artmaktadır. İşveren markası uygulamaları, özellikle insan kaynakları yönetimi sürecinin ve faaliyetlerinin geliştirilerek etkinliğinin artırılmasını (Kunerth & Mosley, 2011, s. 19); beklenen yetkinliklere sahip ve işletmenin temel yetenekleri ile uyumlu, taklit edilmesi zor, ayırt edici ve eşsiz nitelikteki potansiyel insan kaynağının işletmeye çekilmesini (Sehgal & Malati, 2013, s. 57) ve mevcut insan kaynağının örgütsel bağlılığını, motivasyonunu ve performansını artırarak işletmede tutulmasını sağlamaktadır. Seligman ve arkadaşları, çalışanların psikolojik bağlantılarının incelenmesinden hareketle çalışanların fizyolojik ve psikolojik olarak sağlıklı olması, sahip oldukları potansiyellerini gerçekleştirmeleri, mutlu ve verimli bir şekilde çalışabilmeleri amacıyla pozitif psikoloji yaklaşımına duyulan ihtiyacın arttığını ve çalışanların pozitif taraflarına odaklanmanın önemini vurgulamaktadır (Luthans, vd., 2006, s. 26). Pozitif psikolojinin işletmelere yansıması olarak kabul edilen pozitif örgütsel davranış yaklaşımı; nitelikli potansiyel çalışanların işletmeye kazandırılmasının yanı sıra mevcut çalışanların psikolojik kapasitelerinin geliştirilmesi ve performansının arttırılmasına yönelik faaliyetleri de içermektedir (Luthans, 2002, s. 59). İşletmelerin, işveren markası yönetimi kapsamında çalışanların ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak yürütmekte olduğu tüm faaliyetler ve sunulan tüm faydalar; çalışanların dinçlik, adanmışlık ve yoğunlaşma gibi çalışmaya ilişkin pozitif ruh halleri üzerine odaklanarak çalışmaya tutkunluğunun artırılmasına, çalışanların geliştirilebilir nitelikte olan ve performans üzerinde etkili olduğu bilinen öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve esneklik bileşenleri ile ele alınan pozitif psikolojik sermayenin de geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. İlgili literatürde işveren markası, çalışmaya tutkunluk ve pozitif psikolojik sermaye kavramları üzerine yapılan çalışmalar sınırlıdır. Araştırmanın amacı; literatürde sınırlı olarak çalışılan bu alan üzerine odaklanarak, ilgili yazınına katkıda bulunmaktır. Bu çalışmada, kolayda örnekleme yöntemi ile İstanbul'da Lojistik ve Tedarik Zinciri Sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde istihdam eden 275 beyaz yaka çalışanından anket yöntemi ile veriler elde edilmiş ve istatistiki yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre işveren markası algısı, çalışmaya tutkunluk ve pozitif psikolojik sermaye kavramlarının birbirleri ile ilişkili kavramlar olduğu; işveren markası algısının, çalışmaya tutkunluk üzerinde etkisi olduğu ve işveren markasının çalışmaya tutkunluk ile ilişkisinde pozitif psikolojik sermayenin düzenleyici rolünün olduğu sonucuna varılmıştır.
Dönüştürücü liderliğin pozitif psikolojik sermaye üzerindeki etkisi: İstanbul ilinde bir araştırma
Günümüz iş dünyasındaki şiddetli rekabette işletmeler verimliliklerini arttırabilmek, piyasa içerisinde var olabilmek ve başarı stratejisini sürdürülebilmek için işletmeler liderlere ihtiyaç duyarlar. Geleneksel rekabet araçları, yaşanan değişimler sonrasında işletmelere yeterli gelmemektedir. Dönüştürücü liderler gelecek için realist ve daha cazip stratejilere sahiptirler. İşletmelerin geleceğe yönelik stratejilerine, amaçlarına ulaşma konusunda dönüştürücü liderler çalışanlarını isteklendirirler. Bu noktada insan faktörünü önem kazanmaktadır. Araştırmanın değişkenlerinden biri olan pozitif psikolojik sermayeyi ön plana çıkarmaktadır. Pozitif psikolojik sermayesi artan çalışanların motivasyonları da artmakta ve sonrasında performansları yükselmektedir. Söz konusu durum işletmelerin toplam verimliliklerine pozitif anlamda katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada dönüştürücü lider ile pozitif psikolojik sermaye arasındaki ilişkisinin analizi amaçlanmıştır. Bu maksatla söz konusu ilişkilerin varlığını ve derecesini analiz etmek amacıyla İstanbul ili içerisinde çeşitli kurumsal firma çalışanlarının katılımı ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere SPSS programında geçerlilik ve güvenirlik testleri yapılmış sırasıyla faktör, regresyon ve korelasyon analizleri uygulanmış, ek olarak karşılaştırma testleriyle demografik (yaş, cinsiyet, eğitim) verilere göre çalışanların pozitif psikolojik sermayeleri ile dönüştürücü liderlik algılarında farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın neticesinde dönüştürücü liderlik ve pozitif psikolojik sermaye arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.