Risk yönetimi

232 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Finansal istikrar ve risk yönetiminde Takasbank'ın rolü

2008 Küresel Finansal Krizi sonrası ABD ve Avrupa Birliği, bir asırdan bu yana gelişerek kabul görmüş temel regülasyon prensiplerini ve özellikle vadeli işlem piyasaları olmak üzere piyasa geleneklerini gözden geçirme eğilimi göstermişlerdir. Her iki kıtadaki çalışmalarla (ABD-Dodd-Frank Kanunları, AB-CPMI-IOSCO Prensipleri), kanunlardan sıkı kurumsal prosedürlere uzanan değişiklikler yapıldığı gibi, Avrupa Birliği tarafından birlik dışı olmaları sebebiyle "üçüncü dünya ülkesi" olarak tanımlanan ülkelerin bile regülatörlerinin, merkez bankalarının ve finansal sistemlerinin her bir unsurunun uyumlu olmakla yükümlü olduğu bir dizi yenilik geliştirilmiştir. Düzenlemelerin Türkiye'ye yansıması T.C. Sermaye Piyasası Kurulu'nun 2012'de Takasbank'a merkezi takas kurumu yetkisini vermesiyle başlamıştır. Bu yetkiyle birlikte çalışmanın özünü oluşturan Takasbank'ın faaliyete geçirdiği "merkezi takas ve risk yönetimi hizmeti", piyasaları etkileme boyutunda yerel ve uluslararası çerçevede ele alınmıştır. Merkezi Karşı Taraf (CCP) olarak Takasbank, piyasada pozisyonu oluşmuş olan alıcı ve satıcı arasına girerek belirlediği şartlara uygun üyelerinin piyasalarda yaptığı işlemlerden kaynaklanan risklere karşılık topladığı teminatlarla ve MKT olarak kendisini de oyunun içine katarak potansiyel üye iflaslarına karşı tahsis ettiği kaynaklarla risk yönetimini gerçekleştirmektedir. Fakat Borsa bünyesindeki Pay, Vadeli İşlem (VİOP) ve Para Piyasası ile Takasbank'ın işletmekte olduğu Ödünç Pay Piyasaları'nda, bahsedilen koruma kalkanının piyasanın likidite dengesini bozmadan oluşturulması önemlidir. Çalışma 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde merkezi karşı tarafın ortaya çıkma ihtiyacından ve yasal platformdaki dayanağından bahsedilmektedir. İkinci bölümde, Takasbank'ın sermaye piyasalarında fonksiyonel açıdan diğer kurumlarla ilişkisi gösterilmektedir. MKT'nin geçerli olduğu finansal piyasaların yapısı, büyüklükleri, risk yönetimi metodolojileri yer almaktadır. Alternatif piyasaların ve bunların işleyişinin mevcut olup olmadığına yer verilmektedir. Son bölümde VİOP'ta 2016 yılından önce SPAN - Portföy Bazlı Teminatlandırma, bugün ise Pay Piyasası dahil olmak üzere SPAN benzeri bir algoritma sonucu elde edilen teminat gereksinimlerinin veri analizleri özellikle karşı taraf kredi riski, likidite riski ve üyelerin likidite olanakları kapsamında yapılmaktadır. Karşı taraf kredi riskini yönetmekte kullanılan kaynakların piyasaların olağanüstü koşullardaki durumunu ortaya koyan stres testlerine, risk hesaplama yöntemlerine, teminatların piyasa değerindeki düşüşlere karşılık uygulanan indirgeme katsayılarına ve temerrüt yönetim süreci gibi araçlara Brezilya takas kurumu BM&FBOVESPA ile karşılaştırmalı olarak yer verilmektedir.

Finansal istikrarMerkezi karşı tarafRisk+2
Belfin Kara
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrik piyasaları, borsaları ve fiyat riskinin yönetilmesi

Elektrik sektöründe liberalleşme aşamalarının başında devlet kontrolündeki tekel şirketlerin yeniden yapılandırılması gelmektedir. Elektrik sektörünün üretim, iletim ve dağıtım kısımlarına ayrılıp, iletim hariç diğer kısımlara özel sektörün girişinin önünün açılmasıyla birlikte yatırımcılar bu sektörlere yatırım yapmaya başlamışlardır. Böylece elektrik piyasalarında rekabetçi bir yapıya geçiş başlamıştır. Elektrik enerjisi, piyasaların serbestleşmesi sürecinin bir parçası olarak yalnızca bir tüketim maddesi olmaktan çıkmış ve finansal piyasaların bir parçası haline gelmiştir. Bunun başlıca nedenleri olarak elektrik pazarında serbest fiyat hareketlerinin oluşması ve buna bağlı olarak fiyatlarda oluşan oynaklık ve risk gösterilebilir. Bu yüzden elektriğin fiziksel olarak toptan ya da perakende günlük ticaretinin yanında futures, forward ve opsiyon kontratları da alınıp satılmaya başlanmıştır. Özellikle ABD ve Avrupa'da yalnızca enerji ve enerji türev ürünlerinin alınıp satıldığı borsalar kurulmuştur. Son yıllarda Türkiye'de de enerji sektöründe serbestleşme yönünde önemli adımlar atılmış ve ayrı bir enerji borsası kurma safhasına geçilmiştir. Bu çalışmada Avrupa ve Amerika'daki enerji borsaları araştırılarak elektrik ticaretinin enerji borsaları içindeki konumu, elektrik kontratlarının özellikleri ve bu borsaların işleyişleri ile elektrik piyasalarında görülen risklerin ortaya konması, bu bilgiler ışığında da Türkiye için öneriler oluşturulması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elektrik Piyasaları, Elektrik Borsaları, Gün Öncesi Piyasası,Elektrik Kontratları

BorsaElektrikElektrik borsaları+5
Ali Can Koç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Enterprise risk management and its effect on firm value in Turkey

Enterprise Risk Management (ERM) is an integrated risk management approach, which considers risks in the context of business strategy and manages them with a portfolio perspective through well defined risk responsibilities and strong risk monitoring processes. The purpose of this study is to examine the impact of ERM on firm value for 130 firms operating in the manufacturing industry and listed in Borsa Istanbul. To investigate the relationship between ERM and firm value. For this purpose, we utilized panel regression models on financial data collected in the period 2008-2013. The dependent variable is Tobin's Q, which is used as a proxy of firm value. The independent variable is ERM implementation, whereas the control variables are firm size, leverage ratios and profitability ratios. We tested the hypothesis that there is a relationship between ERM and firm value. Our findings suggest that there seems to be no statistically significant relationship between firm value and ERM. We also employed a survey to explore how firms implement ERM and obtain information about motivation behind adoption of ERM, challenges of ERM implementation and effects of ERM adoption etc. 26 of 29 manufacturing companies, which responded the survey questions seems to be implementing ERM. The key driving forces for ERM adoption seem to be request of Board of Directors and compliance with corporate governance principles. The most important changes observed with the implementation of ERM are compliance with corporate governance principles and more coordination with different areas responsible for risk management. The most important problems encountered in the implementation of ERM seem to be resistance to change and organizational structure or corporate culture discouraging ERM.

Firm valueRate of exchange riskEnterprise risk management+3
Muhammad Farhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz ve kurumsal risk yönetimi ile ilgili Türkiye'deki havayolu işletmelerinde farkındalık düzeyinin araştırılması

Havayolu işletmeleri, sektörel dinamikleri, değişkenlik düzeyinin yüksek olması, paydaşların havacılığa olan ilgisi ve nitelikleri itibariyle krizlerin işletmeler üzerinde etki şiddeti daha farklı ve yüksek olabilmektedir. Küreselleşmenin etkisiyle dünyanın herhangi bir bölgesinde meydana gelen bir kriz, havayolu işletmelerinin operasyonlarını dolaylı ya da doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle işletmeler kurumsal sürdürülebilirlik için savunma mekanizmalarını bir anlamda kriz ve risk kaynaklarına yönelik olarak kurumsal stratejiler kapsamında geliştirmektedir. Kriz yönetimi bu savunma mekanizmalarından biridir. Risk, organizasyonların hedeflerini olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek her türlü olaydır. KRY'nin (Kurumsal Risk Yönetimi) geliştirilmesi ile birlikte işletmeler, risklere sadece tehdit gözüyle değil, fırsat gözüyle de bakmaya başlamıştır. KRY'nin kurumsal değere ve performansa pozitif etkisi olduğu kabulünden hareketle kuruma özgü tesis edilen kriz ve risk yönetimi sistemlerinin kurumsal stratejik amaçların başarılmasında kritik rol oynadığı öngörülmektedir. Bu çalışmadaki amaç, hem şirketlerin farkındalık seviyelerinin arttırılmasına destek olacak nitelikte kılavuz bir çalışma sunulması ve hem de literatüre katkıda bulunulmasıdır. Bu çalışmada, kriz ve KRY konuları açıklanmıştır. Farklı iş modellerinde faaliyet gösteren, Türkiye merkezli yedi farklı havayolu işletmesindeki kriz ve KRY uygulamaları incelenmiştir. İşletmelerin bu konudaki farkındalıkları araştırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak işletmelerin üst düzey yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kaynakların etkin kullanımı, işletmeler açısından tehdit olarak görülebilecek risklerin avantaja dönüşebilmesi, iyi bir kriz ve KRY uygulaması ile mümkündür. Bu nedenle işletmeler kriz ve KRY konusunda farkındalık düzeylerini artırarak hem kriz ile risk yönetimi uygulama performanslarını hem de kurumsal performanslarını geliştirebilirler. Bu çalışma yoluyla amaçlandığı üzere, işletmelerin bu özelliğin farkında olmaları onların kriz ve kurumsal risk yönetimi sistemlerine olan paradigmalarını da etkileyebilecektir.

Ekonomik krizFarkındalıkFinansal kriz+6
Serkan Karatay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bankacılık türleri açısından kredi risk yönetiminin analizi

Finans sektöründe farklı alanlarda birden çok işlemi gerçekleştiren bankalar, yaptıkları işlemlerin fazlalıkları ve iş yükümlülükleri sebebiyle her zaman farklı risk gruplarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sebeple bankalar her zaman riskle iç içe ve bu risklere karşı mücadele etmek zorundadır. Bankaların önemli faaliyetleri arasında yer alan kredi işlemleri beraberinde kredi riskini getirmektedir. Kredi riski, firma ya da bi-reysel müşterilerin bankalardan aldıkları kredileri zamanında geri ödememesi, ödeye-memesi ve kredi sözleşmesinde yer alan hükümlere uymamalarından dolayı ortaya çık-maktadır. Kredi riskinin olmaması mümkün değildir. Bu sebeple kredi riskinin düzgün ve etkin yönetilmesi bankalar açısından oldukça önemlidir. Koşulların değişmesi rekabet ortamını da arttırmaktadır. Bu nedenle bankalar rekabet ortamına uyarak varlıklarını sürdürebilmek için kredi vermek durumundadırlar. Fakat verilen krediler iyi bir şekilde yönetilirse bankalara gelir sağlamaktadır. Bu çalışmada bankacılık sektöründen bahsedi-lerek, bankacılıkta kredi riski, risk türleri, kredi riskinin ölçümü ve yönetimi ele alınarak, Türkiye'de faaliyet gösteren özel ve kamu sermayeli bankaların 2007-2017 yılların arasında kredi riskini ortaya koyacak değişkenlerin belirlenmesi amaçlanarak, uygulanan analizler ile bankaların kredi riskine etki eden değişkenler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmada Kamu Sermayeli Mevduat Bankaları olarak sınıflandırılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.Ş. bankaları ile; Özel Sermayeli Mevduat Bankaları sınıflandırılan Akbank T.A.Ş, Anadolubank A.Ş., Fibabanka A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., Turkish Bank A.Ş., Türk Eko-nomi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. bankalarına ilişkin 2007 ve 2017 yılları arasına ait finansal verilere Türkiye Bankalar Birliği sayfa-sından ulaşılarak Logit ve Probit Regresyon Analizleri yapılmıştır. Türkiye' de 3 adet Kamu Sermayeli Mevduat bankası ve 9 adet Özel Sermayeli Mevduat Bankası yer al-masına rağmen Özel Sermayeli Bankalar grubunda yer alan Adabank A.Ş. ait verilerde süreklilik olmadığından çalışmaya dahil edilmemiştir. Takipteki Alacaklar ile Kredi ve Alacaklar hesapları için 2 Model kurgulanmış olup, Model 1 için Logit Marjinal Etki sonuçlarına göre, Toplam Mevduat/ Toplam Aktifler (X15), Toplam Gelirler/ Toplam Giderler (X41), Şube Başına Toplam Aktif (X52) değişkenlerinin pozitif yönde marjinal etkiye sahip olduğu Faiz Gelirleri / Faiz Giderleri (X40), Faiz Giderleri/ Toplam Giderler (X45), Şube Başına Toplam Mevduat (X53) değişkenlerinin ise negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Model 2 sonuçlarına göre de Özkaynaklar / Mevduat + Mevduat Dışı Kaynaklar (X4), Toplam Mevduat (X48) değişkenleri pozitif yönde marjinal etkiye sahip iken, Sermaye Yeterlilik Oranı (X1), TP Mevduat / Toplam Mevduat (X13), Net Dönem Karı- Zararı / Ödenmiş Sermaye (X33) değişkenlerinin negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kavramlar: Türk Bankacılık Sektörü, Takipteki Krediler, Kredi ve Alacaklar, Lojistik Regresyon, Kredi Riski

BankacılıkBankacılık işlemleriBankacılık sistemi+5
Bergen Kakaç
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spor yaralanmalarında spor tesislerinin risk oluşturan kaynak, olay ve etki ilişkisinin incelenmesi

Sporun insan sağlığına olumlu etkilerine rağmen, spor yaralanmaları yaygındır. Fiziksel ve psikolojik sonuçlarına ek olarak yüksek maliyetleri, yaralanmaların önlenmesini öncelikli kılmaktadır. Spor tesislerinin fiziki koşullarına bağlı risk faktörlerini tanımlamak, yaralanmaların önlenmesinde çok önemli bir adımdır. Bu nedenle spor tesislerinin yöneticileri risk yönetimi ve ilgili unsurlara gereken önemi vererek planlama yapmak zorundadırlar. Eğlence ve sağlık amaçlı kullanılan spor tesislerinde fiziki koşullara bağlı gelişen spor yaralanmalarının risk kaynaklarını tespit ederek, tesislerin bağlı bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının bu risk kaynakları için denetleme kriterlerinin yeterliliğini incelemektir. 2015-2018 yılları arası TC. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi fizik tedavi, acil ve ortopedi polikliniklerine müracaat eden 18-45 yaş arası rekreasyonel amaçlı spor yapan bireyler tespit edildi. Katılımcılardan hangi spor tesislerini kullandığı öğrenildi. Elde edilen veriler doğrultusunda yaralanmalarda risk oluşturan kaynak, olay ve etkisi değerlendirildi. Spor tesislerinin bağlı bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının yönetmelik ve denetleme kriterleri incelendi. Yaş ortalaması 33,20±6,91 olan 1565 sedanter (%65,8), amatör (%26,3) ve profesyonel (%7,9) sporcuların %45,8'i kamu sektöründe çalışmaktadır. Bireylerin %62,4'ü halı saha, %15,3'ü fitness salonu, %12,2'si kapalı spor salonu, %6,7'si açık spor alanı ve %3,4'ü ise belediye kültür merkezinde yaralanmıştır. Ortalama 30 (29,72) gün iş gücü kaybı gerçekleşmiştir. En yüksek yaralanma oranları alt ekstremitede (%19,5 ACL rüptürü, %5,5 aşil tendon rüptürü, %16,6 ayak bileği burkulması, %13,3 menisküs, %2,5 alt ekstremite kırıkları, %2,7 hamstring yaralanmaları) gözlemlenmiştir. Yaralanmaların 976 tanesinin gerçekleştiği halı sahalardaki risk kaynaklarının %34,1'i özelliğini yitirmiş zemin, %19,4'ü ıslak zemin, %11,1'i güvenlik önlemleri eksikliği olup bu kaynaklar düşme (%40,88), kayma (%21,51) ve çarpma (%19,57) olaylarına neden olmuştur. Bu olaylar sonucu %24,9 ACL rüptürü gelişmiştir. Diğer spor tesislerinde de benzer kaynak, olaylar ve etkileri gözlemlenmiştir. Spor tesislerinin açılış ve işleyiş yönetmelikleri incelendiğinde spor yaralanmalarını neden olan risk kaynakları ilgili standart olmadığı ve denetlemelerin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor Tesisleri, Risk Yönetimi, Spor Yaralanmaları, Halı Saha, Fitness Merkezi, Risk Kaynağı

FitnessHalı sahaRisk faktörleri+6
Tuba Denizci
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sigortacılıkta risk ve kasko sigortası tercihi üzerine Aydın ili uygulaması

Yatırımlara etkin kaynak sağlamak, ülkede yaratılan kaynakların arttırılması ve yaratılan bu kaynakların varlıklarını korunması işlevlerini yerine getiren sigorta sektörü ekonomik büyüme için büyük bir öneme sahiptir. Bu işlevlerin var olmadığı ekonomi büyüyemez ve oluşan çeşitli riskler sebebiyle zaman içinde kendini tüketir. Risk genel olarak kaybetme ihtimalini akla getirir, kimi zaman riskin gerçeklemesi sonucu olan kayıplar önemsenmeyebilir ve buna katlanılabilir. Bazen ise gerçekleşen bu riskler hayatı yıkıma götürebilecek kadar ağır olabilir, bu yüzden riskten olabildiğince kaçınmak gerekir. İnsanoğlu kazanma ihtimalini yükseltmek ve kaybetme riskini minimuma indirmeye çalışarak yaşamının sonuna kadar heyecan peşinde olurlar. İşte bu yüzden risk yönetimi kavramı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada öncelikle sigorta ve risk kavramı üzerinde durulmuş, sonrasında sigortalanabilir risklerin belirlenmesi, ölçülmesi ve fiyatlandırılması için yapılan çalışmalar üzerinde durulmuştur. Son olarak da kasko sigortası üzerinde durulmuş ve tercihi üzerine aydın ili uygulamasıyla analizlerine ve yorumlarına yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Sigorta, Risk Yönetimi, Kasko, Aydın İli

AydınKasko sigortasıMüşteri tercihleri+5
Serkan Özdemir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticarette kullanılan döviz kuru riski yönetim tekniklerinin finansal bilgi düzeyi bağlamında değerlendirilmesi: TR33 bölgesi örneği

Dış ticaret günümüzde ülkelerin ekonomik kalkınma ve gelişmişlik seviyelerinin artırılmasında son derece önemlidir. Bu nedenle ülkeler dış ticaret hacimlerini artırmaya yönelik politikalar uygulamaktadır. Dış ticaret, ülkelerin yanında firmalar için de karlılığın artırılması ve sürdürülebilirlik açılarından önemlidir. Ancak dış ticaret işlemleri kolay gibi görünse de firmaların karşılaşabileceği çok farklı riskler bulunmaktadır. Bu risklerin en önemlilerinden biri döviz kuru riskidir. Döviz kurlarında küreselleşmenin de etkisiyle sürekli dalgalanmalar yaşanmaktadır. Bu dalgalanmalar farklı ülke para birimleri üzerinden işlem yapan dış ticaret yapan firmaların kârları, rekabet güçleri ve firma değerleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için firmalar döviz kuru riskini başarılı bir şekilde yönetmelidir. Çalışmada TR33 Bölgesi il merkezlerinde faaliyet gösteren, 250 ve üzeri çalışana sahip firmaların döviz kuru riski yönetim teknikleri hakkındaki bilgi düzeylerinin ve bu teknikleri kullanım düzeylerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcı firmaların bu teknikler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve bu nedenle de kullanım düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru riskiFinansal bilgi düzeyi+2
Göksel Karaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zinciri risklerinin azaltılmasında işbirliği yaklaşımı: Üretim işletmelerinde bir araştırma

Tedarik zinciri riskleri son dönemde dünya ticaretinde ve ekonomilerinde yaşanan dalgalanmalardan dolayı tedarik zinciri yönetimi literatürünün en önemli konularından biri haline gelmiştir. Tedarik zinciri risk yönetiminde en önemli soru riskin ne olduğudur. Genel olarak tedarik zinciri riskleri dışsal riskler, tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler ve işletme içi riskler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Tedarik zinciri yönetiminde risk yönetimi süreci risklerin tanımlanması, ölçülmesi ve değerlendirilmesi, uygun risk yönetiminin seçilmesi, risk yönetimin stratejisinin uygulanması ve risklerin azaltılması şeklinde ifade edilmiştir. Uygun risk yönetim stratejisi sürecinin içeriğini tedarik zinciri zaaflarını giderilmesine yönelik uygun risk azaltma yönteminin bulunmasıdır. İşbirliği bu anlamda önleyici bir risk yönetim ve azaltma stratejisi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada risk değişkenlik temelli bir yaklaşımla tedarik zincirinin hedeflerinden saplamalar olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda operasyonel seviyede tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler olarak adlandırılan; talep riskleri ve tedarik riskleri ele alınmıştır. Tedarik zincirlerinde işbirliği ise tedarikçi işbirliği ve müşteri işbirliği olarak ele alınmış ve talep ve tedarik riskleri ile ilişkilendirilmiştir. Türkiye'de yer alan sanayi işletmelerinin tedarik zincirleri boyunca operasyonel risklerinin azaltılmasında işbirliği faaliyetlerinin etkisinin ortaya konması çalışmanın ana amacıdır. Bu amaca yönelik olarak İstanbul Sanayi Odası tarafından 2014 yılına ilişkin belirlenen Türkiye'nin en büyük bin sanayi işletmesi uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında anket uygulamasında Dumlupınar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonundan proje desteği sağlanmıştır ve toplam 214 işletmeden anketler yoluyla veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri Yönetimi, Tedarik Zinciri İşbirliği, Tedarikçi İşbirliği, Müşteri İşbirliği, Tedarik Zinciri Risk Yönetimi, Talep Riski, Tedarik Riski.

RiskRisk azaltma yöntemleriRisk yönetimi+4
Ali Çağrı Buran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye vadeli işlem ve opsiyon borsası türev araçları risk yönetimi: Vadeli işlem piyasası risk yönetimi uygulaması

Firmaların, küreselleşmeyle birlikte finansal riskler veya finansal olmayan risklerle karşı karşıya kaldıkları bilinir. Finansal olmayan riskler, işin bütününe ve organizasyonel yapısına hakim olan firma yöneticileri tarafından ortadan kaldırılabilen değişikliklerdir. Finansal riskler ise firmaların tamamen dışında gelişen döviz kuru, piyasa, kredi, faiz oranı ve likidite riski gibi değişikliklerdir. Firmalar, gelecekte maruz kalabilecekleri finansal risklerden vadeli piyasalarda portföy çeşitlendirme, korunma (hedging) ve arbitraj amaçlı işlem yaparak korunurlar.Bu tezin amacı, vadeli işlem piyasaları hakkında bilgi vermek ve spot piyasalarda gelecekte ortaya çıkabilecek fiyat değişimlerine karşı firmaların karşılaştıkları riskleri, temel amacı risklerin transferini gerçekleştirmek olan, vadeli işlem piyasalarında işlem gören türev araçlarının kullanılarak yönetebileceğini açıklamaktır. Vadeli piyasaların organizasyon yapılarının önemini vurgulamak için 2005 yılında Türkiye'de faaliyet göstermeye başlayan, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası hakkında bilgilere yer verilmiştir.Tezin son aşamasında vadeli piyasalarda işlem gören araçların özellikleri dikkate alınarak hazırlanan anket çalışması 40 firmaya sıralama ölçeği yardımıyla uygulanmıştır. Firmaların gelecekte karşılaşabilecekleri risklere karşı nasıl korunma sağladığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Firmaların risk yönetiminde başarılı olabilmeleri için vadeli piyasalarda işlem yapmaları önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: VOB, VİS, Hedge, Türev Araç, Risk yönetimi, Türev piyasaları, Forward, Swap, Opsiyon, Future, Gelecek sözleşmeleri

BorsaForwardForward sözleşmeler+8
İhsan Kurar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bankalarda kredi riski yönetimi performans analizi ve veri zarflama analizi yöntemi ile uygulama

Bankalar faaliyetleri sebebiyle çok çeşitli risklerle karşılaşmaktadır. Bankaların karşılaştığı riskler ne kadar çeşitli olsa da esas faaliyet konusu olan kredi verme işlevi gereği en büyük risk unsuru olarak kredi riski görülmektedir. Kredi riskini ölçmek artık üretilen yazılımlar ve yapılan uygulamalarla çok daha basit hale gelmiştir. Kredi riski ölçümünde kullanılan yöntemlerin güvenilirliliği de yıllar içerisinde yaşanan tecrübeler ve stres testleri yardımıyla ölçülebilmektedir.Kredi riskini yönetmek her bankanın doğal bir faaliyetidir. Ancak kredi riski yönetiminin başarılı olup olmadığı da ölçülmesi gereken başka bir başarı kriteridir. Kredi riskini yönetmek daha çok finansal metrik içermeyen bir uygulamadır. Ancak kredi riski yönetiminde başarılı olan bir bankanın aktif kalitesi de yüksek olacaktır. Bu sebeple çalışmamızın uygulama aşamasında yöntem olarak seçtiğimiz veri zarflama analizi yönteminde girdi ve çıktı olarak aktif kalitesini ölçen oranlar kullanılmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde kredi riski yönetimi kavramı açıklanmaya çalışılmış, kredi riski yönetiminin amaçları ve temel unsurları üzerinde durulmuş ve son olarak da bankalarda kredi riski yönetiminin organizasyonu ele alınmıştır.İkinci bölümde çalışmamıza temel oluşturan kredi riski yönetiminin performans analizinin finansal ve finansal olmayan metrikleri yer almaktadır.Üçüncü bölümde ise kamu sermayeli, özel sermayeli ve Türkiye'de kurulmuş yabancı sermayeli bankaların 2005-2010 yılları arası verileri kullanılarak veri zarflama analizi yöntemiyle kredi riski yönetim performansları analiz edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bankalarda Kredi Riski Yönetimi, Performans Analizi, Veri Zarflama Analizi, Kredi Riski Yönetimi Performans Analizi.

BankalarKredi riskiKredi yönetimi+5
Gülbahar Keklik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe türev araç kullanımı

Hayatın her alanında karşımıza çıkan risk, finans piyasalarında özellikle bankacılıkta büyük önem taşımaktadır. Küreselleşme ile birlikte başlayan uluslararası sermaye hareketleri, ülkemizdeki bankacılık sektörünü de içine almıştır. Bankalarda varlık yönetimiyle ilgili risklerin önem dereceleri değişmiş ve yenileri eklenmiştir. Bütün bu gelişmeler "risk" kavramının iyi anlaşılması gerekliliğini doğurmuş ve risk ölçme ve riskten kaçınma yöntemlerine olan ihtiyacı arttırmıştır. Risklere karşı önlem olarak, yeni piyasa araçları türetilmiştir. Bu yeni finansal araçlar arasında en önemlileri türev piyasaları kavramı olup bu kavram forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmelerini içermektedir. Tezgah üstü (OTC) piyasalar ve borsalarda işlem gören bu ürünler esas olarak fiyat dalgalanmalarının açığa çıkardığı riskleri ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, dünyada 1980'lerden itibaren ortaya çıkan risk yönetimi anlayışı sonucu ilgi görmeye başlayan türev araç piyasalarının önemi, tarihi gelişimi işleyiş esasları ve Türkiye'de türev piyasalara ilişkin gelişmelere ayrılmış mevcut durum ve sorunlar incelenmiştir. Son yıllarda ülkemizde bu ürünlerin işlem hacminde ciddi artışlar ortaya çıkmıştır. Buna rağmen türev ürünlerin kullanımı Türkiye'de yeterince gelişmemiştir. Çalışmada izlenilen yöntem, türev ürünler ve türev piyasalara ilişkin veri taramasıdır. 2005-2013 dönemi incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de faiz oranına kıyasla döviz kuru riskine karşı daha fazla risk algılamasının olduğuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türev Piyasalar, Vadeli Piyasalar, Opsiyonlar, Swap, Risk Yönetimi

Bankacılık sektörüBankalarOpsiyon+5
Hilal Akiş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal risk yönetimi odaklı iç denetimin analizi ve Ege bölgesindeki üniversiteler üzerine bir araştırma

Risk kavramının günlük hayatımızda daha çok karşımıza çıkmasının nedeni, dünyada her geçen gün daha yoğun fırsatların karşımıza çıkıyor olması ve buna bağlı olarak da daha fazla tehdit unsuru içeriyor olmasıdır. Bir fırsatı değerlendirme tercihimiz, aynı zamanda ilgili tehditleri de hesaba katmamızı gerekli kılmaktadır. Dünya genelindeki, liberalleşme, serbestleşme, ticaret ve rekabet yapısı kamu sektörü ve özel sektördeki gelişme ve değişmeleri etkiliyor olması sebebiyle belirsizlikler ve riskler daha da artmaktadır. Buna bağlı olarak kurumların başarıları, riskleri belirleme, önleme, azaltma ve yönetme durumlarına bağlanmaktadır. Son yıllarda dünya genelinde faaliyet gösteren kurumlarda yaşanan bilgilerin güvenilirliği sorunları iç denetimin etkinliğinin arttırılmasına yönelik yeni yaklaşımların aranmasına nenden olmuştur. Kurumlar iç denetim yanı sıra, daha yüksek riskli alanlara yönelerek kurumsal risk yönetimi anlayışını benimsemeye başlamışlardır. Kurumsal risk yönetimi odaklı iç denetim faaliyeti, kurumların risklerine, bu risklerin yönetilmesine odaklanarak risklerin fırsat ve tehditlerinin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması için kurumlarda uygulanan istikrarlı, tutarlı ve devamlı bir süreçtir. Çalışmanın birinci bölümünde, risk, risk yönetimi, kurumsal risk yönetimi ve iç denetimle ilgili kavramsal çerçeveye yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, kurumsal risk yönetimi süreci ve kurumsal risk yönetim sürecinin bileşenleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise, kurumsal risk yönetimi ve iç denetim sisteminin beraber çalışabileceği düşüncesinden hareketle bu iki süreç birleştirilerek, kurumsal risk yönetimi odaklı iç denetim faaliyetlerinin planlanması, yürütülmesi ve raporlanması aşamaları anlatılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Ege Bölgesindeki üniversitelerde iç denetim birimlerinde görev yapmakta olan iç denetçiler üzerine uygulanan anket çalışmasına ve sonuçların değerlendirilmesine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuçları itibariyle, iç denetçilerin Kurumsal risk yönetimi sürecinde görev aldıkları ve kurumlara danışmanlık ve güvence hizmeti sundukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Risk, Kurumsal Risk Yönetimi, İç Denetim, Risk Odaklı İç Denetim.

DenetimEge bölgesiKurumsal risk yönetimi+4
Keziban Karalar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yatırımların risk yönetiminde risteki değer (VaR) yaklaşımı ve Türkiye` deki hayat sigortası şirketleri için bir uygulama

Finansai piyasaların gelişme süreci içerisinde kurumsal yatırımlar önemli rol oynamaktadır. Gelişmiş ekonomilerin finansai piyasalarında kurumsal yatırımcıların payı büyük olup, sermaye piyasalarının gelişmesinde kurumsal yatırımların büyümesinin etkisi göz ardı edilmemelidir. Kurumsal yatırımcılardan olan hayat sigortası şirketleri hane halkı tasarruflarım toplayarak oluşturdukları uzun vadeli fonları çeşitli yatırım araçlarında değerlendirerek şirketler aracılığıyla ekonomiye kaynak sağlamaktadırlar. Türkiye'de genel olarak kurumsal yatırımlar ve hayat sigortası şkketlerinin finansai piyasalardaki etkisi henüz oldukça sınırlı olsa da bu konuda hızlı bir gelişme beklenmektedir. Bireysel emeklilik sisteminin yerleşmesiyle birlikte özel emeklilik şirketleri ve hayat sigortası şirketlerinin topladıkları tasarruflar ve dolayısıyla yaptıkları yatırımlar artacaktır. Ayrıca vadeli işlemler piyasalarının gelişmesi ile türev ürünler de, kurumsal yatırımcıların yatırım portföylerinde önemli paya sahip olacaklardır. Hızla büyüyen sektörde rekabet edebilmek için yatırımlarda risk yönetimi hayat sigortası şirketleri için her zamankinden daha önemli hale gelecektir. Riskteki Değer (VaR) Yaklaşımı, son yıllarda önce bankalar sonra da diğer kurumlar tarafından kullanılmaya başlanan nispeten yeni bir risk yönetimi aracıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de potansiyel vaad eden hayat sigortası şirketlerinin kullanabilecekleri bir risk yönetimi uygulama yöntemi önermektir. Bu amaçla, mevcut riskteki değer yöntemlerinin Türkiye koşullarında ve hayat sigortası şirketleri için uygulanabilirliği test edilmiştir. Riskteki değer yöntemlerinden Risk Metrics metodolojisinin, uzun vadeli yatırımlara uyarlanmak kaydıyla, bugünkü koşullarda Türkiye'deki hayat sigortası şirketleri için en uygun yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.

Risk yönetimiRiske maruz değerSigorta şirketleri+2
Levent Çıtak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası ticarette risklerin yönetimi ve firma performansı

Dünya genelinde ekonomik, politik, teknolojik, kültürel ve sosyal birtakım dönüşümler ticari kuralları tamamen değiştirmiştir. Yaşanan bu gelişmeler ticaret, lojistik ve ödeme sistemleri gibi birçok ticari unsurun da hızlı bir şekilde değişmesine yol açmıştır. Ancak her değişim içerisinde kolaylıklarla beraber bir takım yeni riskleri de barındırmaktadır. Dolayısıyla yaşanan değişimlerle birlikte firmaların faaliyette bulunduğu koşullar çok daha karmaşık bir hal almıştır. Bu koşullar firmaları içerisinde bulundukları belirsizlik ortamında daha ihtiyatlı davranmaya zorlamaktadır. Bu noktada stratejik risk yönetimi konusu ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle uluslararası ticaretteki risk yönetiminin ve yöneticilerin uluslararası iş bilgisinin, firma performansı üzerindeki etkisinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Ayrıca yöneticilerin uluslararası iş bilgisinin, firma performansı üzerindeki etkisinde uluslararası ticaretteki risk yönetiminin aracılık etkisinin ölçülmesi araştırmanın bir diğer amacıdır. Ancak yapılan literatür taramasında uluslararası ticarette risklerin yönetimine ilişkin bir ölçme aracına tarafımızca rastlanmadığı için literatürde bu boşluğu doldurmak amacıyla bir ölçeğin geliştirilmesi planlanmıştır. Bu kapsamda öncelikli olarak, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde uluslararası ticaret yapan firma yöneticileriyle görüşme yapılmıştır. Görüşmede bu firmaların uluslararası ticarette en çok hangi risklere maruz kaldıkları ve bu riskleri nasıl yönettikleri ile ilgili veriler toplanmıştır. Daha sonra derinlemesine bir literatür taraması yapılarak ölçek için madde havuzu oluşturulmuştur. Ölçek için belirlenen maddeler alanında uzman akademisyenlerle istişare edilerek anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan anket formu Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren 85 dış ticaret firmasına uygulanarak pilot çalışma yapılmıştır. Pilot çalışma neticesinde ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik açısından uygun olduğu tespit edilmiş ve esas çalışmaya geçilmiştir. Esas çalışmanın evrenini İstanbul Sanayi Odası tarafından belirlenen Türkiye'nin 1000 büyük sanayi kuruluşu içerisinde yer alan firmalar oluşturmaktadır. Çalışmanın analizine ilişkin elde edilen sonuçlara göre uluslararası ticarette risklerin yönetimi ve yöneticilerin uluslararası iş bilgisi, firma performansını anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca yöneticilerin uluslararası iş bilgisinin firma performansı üzerinde etkisinde uluslararası ticaretteki risklerin yönetiminin aracılık rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçların önemli ve özgün olduğu ve literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Firma performansıPerformansPerformans değerlendirme+4
Funda Mermertaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılıkta risk yönetimi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı genel olarak, bankacılık'ta risk yönetiminin günümüzde gelmiş olduğu noktayı BDDK raporları, Basel II ilerleme raporları vb. raporlar, araştırmalar yardımıyla tespit etmek, Basel III hakkında fikir oluşturmak, özellikle çalışma esnasında eksikliğini çokça hissettiğim ve yol gösterici olarak bu çalışmaya koyduğum varlıkların tek tek piyasa risklerinin hesaplanmasında kullanılan, teorik temeli onlarca yıl evveline dayanan ancak riske maruz değer hesaplamalarında son dönemlerde kullanılmaya başlanan "Uç Değerler Yöntemi" yönteminin uygulaması hakkında açıklayıcı örnekler oluşturmak, kredi riski ve operasyonel risk uygulamalarına da genel bir bakış açısıyla yaklaşmaktır. Bu amaçla, çalışmada üç temel risk türü olan piyasa, kredi ve operasyonel risklerin hesaplamaları yapılmıştır. Piyasa riski ölçümünde, tarihsel simülasyon ve uç değerler yöntemleriyle ayrı ayrı riske maruz değerler bulunmuş ve mukayeseli olarak çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Kredi riski, ülkemizde faaliyet gösteren bir bankanın sermaye yeterliliği standart oranlarına ilişkin tablolardan yararlanarak hem sadece ana ortaklık olan banka için, hem de konsolide tablo yardımıyla bankanın finansal kuruluşları için hesaplanmış olup oransal değer tespit edilmiştir. Bankaların kullandığı, brüt geliri temel gösterge kabul eden, "Temel Gösterge Yöntemi" ile de operasyonel risk rakamı hesaplanmıştır.Sonuç olarak, piyasa riski hesaplamalarında bulduğumuz RMD'lere baktığımızda, üç varlık için de en büyük RMD'ler Uç Değerler Yöntemi ile bulunmuştur. Kredi riskine maruz değerin, beklendiği gibi operasyonel riske maruz değerden çok daha büyük çıktığı ve kredi riskinin büyük bölümünün, finansal kuruluşlarından ziyade bankanın kendisinden kaynaklandığı saptanmıştır.

Bankacılık sektörüBasel kriterleriRisk yönetimi+4
Engin Bekar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası finansman dış borç yönetimi ve Türkiye

Ill ÖZET ULUSLARARASI FİNANSMAN DIŞ BORÇ YÖNETİMİ VE TÜRKİYE Harun BAL Doktora Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Muammer TEKEOĞLU Ağustos 1999, 340 sayfa Bu çalışma, Gelişmekte olan ülke (GOÜ)'ler ve Türkiye ekonomisinin uluslararası finansman ilişkileri ile bu bağlamda ortaya çıkan dış borç yönetim sorunlarını inceleme ve araştırma amacını taşımaktadır. Sözkonusu bu amacın asıl olarak yoğunlaşma gösterdiği konu, ülkemiz açısından dış borçluluk sorunlarının ve dış borç yönetiminin kurumsal ve risk yönetimi eksenlerinde bir irdelemeye tabi tutularak ne tür ve hangi boyutlarda açılımlara ihtiyaç duyduğunun tespit edilmesidir. Bu amaçlar çerçevesinde hazırlanan ve beş bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü, uluslararası finansman-GOÜ'ler ilişkileri üzerinde odaklanmaktadır. Bu bölümde, GOÜ'lerin uluslararası finansman ihtiyaçlarının sebepleri, dış borçlanma mekanizmaları ve bu ülkelere yönelik uluslararası finansman hareketleri ile dış borçlanmada yaşanan gelişmeler ortaya konulmuştur. Birinci bölümün temel bulgusu, GOÜ'ler-uluslararası finansman ilişkilerinin pratikte yeterince ve istenilir türden sonuçların elde edilmesinde yetersiz kalmasıdır. İkinci bölüm, GOÜ'ler bağlamında dış borç yönetiminin pasif boyutlarının irdelemesini yapmaktadır. Dış borç yönetiminin önemi, kapsamı, organizasyonu, fonksiyonları ve kurumsal boyutları, yönetim birimleri ve bunlar arasındaki koordinasyon sorunları, dış borçların monitörü ve borç servis kapasitesi ölçümleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Sözkonusu inceleme mukayese edilebilir detaylı bilgilerin verilebilmesi ve sorunların ortaya konulabilmesini sağlamak amacıyla sekiz GOÜ'deki dış borç yönetim uygulamalarını da teşhir etmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünün temel bulgusu, GOÜ'lerin büyük bir çoğunluğunun dış borç yönetiminin en temel ilkelerinden dahi uzakIV yapılara sahip olmasıdır. Son dönemlerde, özellikle uluslararası mali kurumların destekleri paralelinde bu ülkelerin önemli bir kısmında dış borç yönetim pratiklerini geliştirme çabalan da dikkat çekici gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Üçüncü bölüm, dış borç yönetiminin GOÜ'ler açısından son derece yeni sayılabilecek "Risk Yönetimi" boyutuna tahsis edilmiştir. Bu çerçevede faiz oranı, döviz kuru ve tarımsal ve metalurjik ürünler fiyat risklerinin dış borç yönetimi ile olan ilişkileri ele alınmış, bu alandaki zorluklar ve bu zorluklan aşmaya yönelik yeni açılımların gerekliliği ortaya konulmuştur. Aynca OECD üyesi beş öncü ülkenin "Bağımsız Dış Borç Yönetim Ofisleri" modelleri ele alınarak bu ülkelerdeki uygulamalann GOÜ'ler dış borç yönetimlerinin geliştirilebilmesindeki rolleri üzerinde durulmuştur. Bu bölümün temel bulgusu, dış borç yönetiminin halihazırda pasif boyutlannda dahi önemli sorunlar yaşayan GOÜ'lerin, sözkonusu riskleri yönetebilmek için aktif bir dış borç yönetimine olan ihtiyaçlannın vurgulanması olmuştur, öncü ülkelerde uygulanmakta olan Bağımsız Dış Borç Yönetim Ofisleri modelleri çerçevesinde olmasa dahi, GOÜ'lerin bu konuyla ilgili olarak özellikle risk yönetim teknikleri konusunda ve aşamalı eylem planlan çerçevesinde yeni açılımlara gitme ihtiyaçlan kaçınılmaz yeni gelişmelerdir. Dördüncü bölüm, Türkiye ekonomisi açısından uluslararası finansman ve dış borçlanmalar ile ilgili temel dinamikleri inceleme ve analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çeşitli dönemlerdeki gelişmelerin net kaynak transferleri ekseninde ele alındığı bu bölüm dış borçlardaki artışlann önemli bir bölümünün makro ekonomik yönetimle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir, özellikle 1980 ve 1990'lı yıllar bir yandan net kaynak transferlerinin pozitif halde tutulabilmesi, diğer yandan da borç servislerinin aksamadan yerine getirilebilmesini hedeflemesi sebebiyle dış borç stokunda önemli artışlara yol açmıştır. Bu süreç 1980'li yıllarda ağırlıklı olarak kamu sektörünün, 1990'lı yıllarda ise sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi ile özel sektörün belirleyiciliğinde bir gelişme göstermiştir. Sözkonusu süreç, Güneydoğu Asya ülkeleri dış borç krizinin neden olduğu olumsuz dış konjonktürün de etkilemesi sonucu 1998 yılından itibaren kesiklik göstermeye başlamıştır. Böylece, uzun yıllardır aksamadan sürdürülebilen net pozitif kaynak transferi süreci, giderek yerini net negatif kaynak transferi sürecine terk etmeye başlamıştır.Çalışmanın beşinci ve son bölümü, Türkiye ekonomisinde dış borçların kurumsal ve mali riskler eksenlerinde yönetimi, dış borç servis kapasitesinin sürdürülebilirliğinin incelenmesi ve dış borç yönetiminin geliştirilmesine yönelik olarak yeni açılımların nasıl sağlanabileceğine ilişkin irdelemelere tahsis edilmiştir. Bu bölümde pasif ve aktif dış borç yönetim yapıları açısından ülkemizdeki uygulamalar tespit edilmiş, dış borç yönetimi bağlamında hukuksal örgütsel ve kurumsal yapılar detaylı olarak analiz edilerek, özellikle borç yönetiminin koordinasyon ihtiyacım temin etmek üzere bir dış finansman komitesinin oluşturulmasının önemi vurgulanmıştır. Ayrıca, borç servis kapasitesi ölçümlerinin cari durum tespitine gidilerek, başta likidite problemleri olmak üzere bu çerçevedeki bazı önemli sorunlar ortaya konulmuştur. öte yandan, dış borç artışlarının önemli sebeplerinden olmak üzere çeşitli finansal risklerin boyutları tespit edilerek, söz konusu risklerden korunmak amacıyla dış borçların optimal döviz komposizyonu (benchmark portfolio) incelenmiş ve bu süreçte çok önemli bir gelişme olarak değerlendirilmesi gereken Euro'nun rolü üzerinde durulmuştur. Beşinci bölüm, Türkiye ekonomisinde dış borç yönetimini geliştirmeye yönelik ayrıntılı bir eylem planı çerçevesinde yeni açılımların gerekliliğine dikkat çekerek tamamlanmaktadır. Çalışmanın sonunda konu ile ilgili genel bir değerlendirmenin yanısıra, dış borç yönetimi ile ilgili olarak bazı temel sorunların ve bunların aşılmasına yönelik irdelemelerin yer aldığı bir sonuç ve öneriler bölümü bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Finansman, Dış Borç, Dış Borç Yönetimi, Risk Yönetim Teknikleri.Türkiye Ekonomisi.

BorçlarDış borç yönetimiFinansman+4
Harun Bal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı içi hava kirleticileri ve risk yönetimi

nsanların en temel gereksinimlerinden bir tanesi barınmadır. nsanlar yasamlarının büyük bir bölümünü kapalı ortamlarda geçirmektedir. Bu nedenle yapı içi hava niteliginin (IAQ) iyi olması insan saglıgı için önemlidir. Yapı içi havasını dogal ve yapay kirleticiler kirletir. Bu kirleticiler yapı dısından (egzoz dumanı, endüstri ve konut bacaları, doga olayları vb.), yapı kullanıcılarının eylemlerinden (canlının biyolojik ve fizyolojik eylemleri, hobileri, mesleki eylemleri, sigara dumanı vb.) ve yapı içindeki ürünlerden (mobilyalardan, kaplamalardan, dogramalardan vb.) kaynaklanan kirleticilerdir. Yapı içi hava kirleticilerinin insan saglıgı üzerinde etkileri yapı kullanıcılarına göre degisebilmektedir. Her kirletici o ortamda bulunan her insanda aynı etkiyi göstermeyebilir ya da aynı etkiyi farklı sürelerde, farklı derecelerde gösterebilir. Yapı içi hava kirleticilerinin risk yönetimlerini olusturabilmek için risklerin kabul edilebilir ya da kabul edilemez olduklarının degerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir. Risk yönetimi, yönetilebilir degerlerdeki riskler için yapılmaktadır. Risk gruplarındaki risklerin düzeyine göre; yapıda iyilestirme yapılabilir, yapı yok edilmeden kullanılması engellenebilir ve ya yapı yıkılabilir. Yapı içi hava kirleticilerinin insan saglıgını olumsuz etkilememesi veya olusabilecek etkilerin en az düzeyde tutulabilmesi için risk yönetimi olusturulacak teknik bir grup tarafından hazırlanmalı ve dogru uygulanmalıdır. Anahtar kelimeler: Yapı içi hava niteligi, yapı içi hava kirleticileri, yapı içi kirletici kaynaklı saglık sorunları, risk süreçleri, risk degerlendirmesi, yapı içi hava kirliligi risk yönetimi.

Hava kirliliğiRisk yönetimi
Gözde Şaylan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Basel - II kriterleri çerçevesinde bankalarda risk yönetimi

Dünya'da ve Türkiye'de Bankacılık sektöründe yaşanan finansal krizlerin Bankaların karlılığı üzerindeki etkisinin anlaşılması neticesinde Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi, IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Enstitüsü gibi kuruluşlar piyasalarda finansal istikrarı artıracak yollar aramaya başlamıştır. Piyasaların yaşadığı olağanüstü durumlarda bankanın karşı karşıya kalabileceği zarar büyüklüğünü önceden ölçerek olağanüstü durumlara hazırlıklı olma imkanı tanıması, risklerin belirlenmesi, risklerin ölçülmesi ve sayısallaştırılmasını mümkün kılması nedeniyle risk yönetim sürecinin önemi anlaşılmış ve iyi bir risk yönetiminin doğru güçlü bir sermaye yapısı oluşturduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada, Basel II kriterlerin Türk Bankacılığı'nda risk yönetimi ve denetim süreçleri üzerindeki etkisi incelenmiş, Basel II'ye geçis yapmakta olan özel bir Türk bankası'nın sermaye yeterlilik oranı kredi riski, piyasa riski ve operasyonel riski hesaplanarak bulunmuş, bu hesaplamalarda operasyonel risk için 3 farklı yöntem (temel gösterge yaklaşımı, standart yaklaşım, alternatif standart yaklaşım) kullanılmış ve kullanılan bu 3 farklı yöntemin sermaye yeterlilik oranı üzerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte, aktif büyüklük olarak birbirlerine yakın iki özel Türk bankasının kredi riski, piyasa riski, operasyonel riski ve sermaye yeterlilik rasyoları karşılaştırılmış, son olarak da Türkiye'de kurulan ve faaliyet gösteren tüm mevduat bankalarının sermaye yeterlilik oranları ile yine bu bankaların bilançolarındaki farklı kalemleri, Şube Sayıları, Personel Sayıları ve borsaya kote olanlarının da piyasa değeri/defter değeri (PD/DD) oranları arasındaki ilişki incelenerek sermaye yeterlilik rasyosunu etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır.

BankacılıkBasel kriterleriRisk yönetimi+1
Esin Demirel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Finansal piyasa riski yönetimi ve Islami finans

The purpose of this thesis is to explore the similarities and differences between conventional financial market risk management and Islamic finance. The scope of the thesis is to identify the key principles of risk management in financial markets system. The method used in this study is a comparative analysis of the principles and practices of risk management in conventional finance and Islamic finance. The study draws on a range of sources, including academic literature, industry reports, and case studies of risk management. The main of this thesis is that there are significant differences between conventional financial market risk management and Islamic finance. The conventional approach is based on the use of derivatives and other financial instruments to manage risk, while Islamic finance relies on a system of ethical principles and risk sharing. The implications of these differences for risk management in Islamic finance are significant, as they require a different approach to risk assessment and mitigation. The findings of this study have important implications for practitioners and policymakers in the field of Islamic finance. The study highlights the need for a greater understanding of the principles of risk management in Islamic finance, and the development of new risk management tools and techniques that are compatible with these principles. Overall, the study contributes to a better understanding of the challenges and opportunities of risk management in Islamic finance and provides a foundation for future research in this area.

Financial marketsFinancial riskRisk+2
Hawa Khaıreh Okıeh
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Taşınmaz geliştirmede değer kestirim analizleri ve İstanbul konut alanı örneğinde bir uygulama

Taşınmaz değerleme; bir taşınmazın, taşınmaz geliştirme projesinin ya da bir taşınmaza bağlı hak ve faydaların belli bir tarihteki olası değerinin, bağımsız, tarafsız ve objektif ölçütler çerçevesinde belirlenmesidir. Taşınmaz değerlemenin ilgi alanlarından biri de taşınmaz geliştirme projeleridir. Bu tezde, taşınmaz geliştirme proje çeşitlerinden biri olan konut geliştirme projeleri üzerinde uygulanabilecek bir risk analiz sistemi ve proje riskini oluşturan en önemli değişkenlerden biri olan birim satış değerinin bilgi yönetimi çerçevesinde belirlenmesine yönelik doğrusal çoklu regresyon modeli geliştirilmiştir.Risk analiz sistemine yönelik olarak, taşınmaz ve konut geliştirme sektörü incelenmiş, Türkiye'de şirketlerin konut geliştirme projeleri kapsamında gerçekleştirmiş olduğu yatırıma yönelik analizler araştırılmıştır. Konut geliştirme pazarında ulusal ve uluslararası durum incelemesi yapıldıktan sonra risk analizinin teorik yapısı oluşturulmuştur.Gayrimenkul yatırım ortaklıklarından elde edilen konut geliştirme proje verileri üzerinde risk analizi çalışmaları yapılmış ve bu analizler sonucunda konut geliştirme yatırımlarında en çok risk oluşturan değişkenler belirlenmiş, konut geliştirme projeleri gerçekleştiren şirketler için riski azaltan bir risk yönetim sisteminin oluşumu araştırılmıştır.Önemli değişkenlerden birisi olduğu görülen birim satış değerinin belirlenmesine yönelik olarak taşınmaz değerleme veri tabanı oluşturulmuş, ulusal bazda bu veritabanının küme değerlemesi ve otomatik değerleme sistemlerine altlık olması amaçlanmıştır. Sermaye Piyasası Kurulu'nca lisans verilmiş değerleme şirketlerinin hazırlamış olduğu değerleme raporlarındaki konut türü taşınmazlara ilişkin veriler, oluşturulan veri tabanına aktarılmıştır. Daha sonra bu veriler düzenlenerek çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanarak istatistiki bir değerleme modeli oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: taşınmaz geliştirme, gayrimenkul yatırım ortaklığı, konut geliştirme, risk analizi, risk yönetimi, değerleme, konut değerleme, çoklu regresyon analizi.

Gayrimenkul geliştirmeMühendislik projeleriRegresyon+3
Bülent Bostancı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsallaşma ile risk yönetimi arasındaki ilişki - Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu örneği

Kurumsal olgunluk denildiğinde kurumsallaşma aklımıza gelebilir. Kurumsallaşma süreci tamamlandığında karar alma sürecinin de hızlandığı görülür. Karar alma süreci hızlandığında, artık kurumsallaşmanın şirketler için vazgeçilmez bir unsur olduğu açıkça ortaya çıkar. Kurumsallaşmanın sadece kurum için olmadığı söylenebilir. Kurumsallaşmanın şirketlerin tüm paydaşlarıyla ilgisi vardır. Kurumsallaşmanın şirket çalışanları, yöneticiler, patronlar, şirketler ve tüketiciler açısından değerlendirilmesi, kurumsallaşmanın tam olarak gerçekleşmesini sağlayacaktır. Her ne kadar kurumsallaşma bununla tamamlanır gibi görünse de, önemli olan bunun devamlılığını sağlamaktır. Her kurum bünyesinde belirli riskleri barındırır. Bu riskler iyi yönetildiği sürece riskin gerçekleşme oranı düşer. Buda problemlerin ortaya çıkmasını engeller. Kurumların büyümeleri, gelişmeleri, bu problemlerin önceden belirlenip tedbir alınmasıyla hızlanır. Kurumsallaşma bu gelişmeyi hızlandırır, devamlılığı sağlar. Kamu kurumlarında, amaç ve işlev, devlet ve vatandaş arasındaki bağ ve bu sebepten kamu idaresindeki değişim, vatandaş merkezli bir kamu hizmeti yaklaşımı ile anlatılan yeni yönetim anlayışını ortaya çıkarmıştır. Bu değişim yasaların çıkarılması ile kalmayıp, toplumsal, politik ve ekonomik kültüre de yansıması gerekliliklerin yerine getirilmesi için vazgeçilmezdir. Bu reform süreci, yönetimin kullandığı araçları da etkisi altına almıştır. Bu reform sürecinin ulaşılmak istenen hedeflere varması için stratejik planlama, performans esaslı bütçeleme, mali yönetimde şeffaflık gibi araçların etkili bir şekilde kullanılması ve iç denetimin kurumlarda işlevsel olması gerekmektedir. Çalışmada risk yönetimi ile kurumsal olgunlaşma arasındaki ilişki ve bu ilişkinin Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu içerisindeki işleyişi çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:Kurum, Kurumsallaşma, Risk, Risk Yönetimi.

Kurumsal risk yönetimiKurumsallaşmaRisk yönetimi+1
Selim Temeltaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık risk yönetimi

2006 yılında Cibuti Cumhuriyeti'nde İslami bankacılık sektörünün kurulması ülkenin ekonomik dinamiklerini değiştirmiştir. Cibuti'nin ekonomisi ağırlıklı olarak hizmet sektörüne dayanmaktadır. Buna karşın finans sektörü ekonomide merkezi bir rol oynamaktadır. Konvansiyonel ve İslami bankalardan oluşan bankacılık sektörü, finans sektörüne hâkim bir yapıdadır. Ülkede dokuzu konvansiyonel ve üçü İslami olmak üzere 12 banka bulunmakta olup İslami bankacılık 2006'da başladı ve kurulduğu günden bu yana nispeten hızlı bir şekilde büyüme göstermektedir. Bugüne kadar İslami bankaların varlıklarının büyüklüğü 50 milyar Cibuti frangı'na ulaşırken İslami bankaların aktifleri %20 artış göstrmiştir. İslami bankaların varlıkları, mevduatları ve kredileri ise sırasıyla %20, %15 ve %14 artış göstrmiştir. İslami bankaların önemli başarılarına rağmen Cibuti'deki İslami finansın çeşitli zorlukları vardır. Öncelikle İslami finans coğrafi, sektörel ve ticari olarak çeşitlendirilmemiştir. Bununla birlikte İslami finansın ikinci sınırlaması, düzenleme eksikliğidir. Bu nedenle Cibuti'deki İslami bankalar tam potansiyellerini gerçekleştirememektedirler. Çünkü İslami bankaların finansmanının üçte ikisi sadece müşareke ve murabaha İslami finans hizmetleri vermektedir. İslami bankaların tam potansiyellerini gerçekleştirmeleri için İstisna, Ijara ve Salam gibi İslami finans hizmetlerini genişletmeleri ve çeşitlendirmeleri gerekiyor. Bu bilgiler ışığında Cibuti'de İslami finansın daha olgunlaşmadığını görülmektedir. Anahtar Kelimer: Bankacılık sektörü, İslami finans, Risk yönetimi, Cibuti.

BankacılıkBankacılık sektörüBankalar+5
Abdourahman Yassın Kaıreh
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı üretiminde risk yönetimi

ÖZET Bina yapımı gibi uzun süreli projelere yatırım yapmak, projenin içinde yer aldığı inşaat endüstrisi koşullarını, proje süresini ve maliyetini etkileyen faktörlerin belirsiz olabilmesi nedeni ile riskli bir iş olarak tanımlanır. Projenin büyüklüğü ne olursa olsun, tüm yapım işleri risk ve belirsizlik içerir. Yıllardan beri, yapım endüstrisinde, risklere gereken ilgi gösterilmemekte, pek çok proje tecrübesi; amaç ve kapsam, kalite, zaman ve maliyet hedeflerine ulaşmada düşük performans gösterildiğini açığa çıkarmaktadır. Bu çalışma içersinde risk yönetiminin pek çok yüklenicinin algıladığı şekliyle sigorta yönetiminin sınırları dışına genişletildiği görülmektedir. Literatür araştırmasıyla bu konuda yapılan çalışmalar ve sistematik yaklaşımlar incelenmiş, ancak yapıda denetim, sorumluluk ve sigorta kavramı ülkemiz açısından olan önemi nedeniyle, uzman kişilerin önerileri ile ayrıca ifade edilmiştir. Amaç, yapı üretimi projelerinde risk yönetiminin önemini ayrıntılarıyla açıklamak ve bu amaca ulaşabilmek için yapı üretimi aşamaları süresince uygulanabilecek yöntemler göstermek, yüklenicilerin, müşterilerin ve proje yöneticilerinin bu konuda daha fazla bilinçlenmelerini sağlamaktır. Araştırma Sonucu Elde Edilen Genel Bulgular. Riskler genellikle ihmal edilmekte veya formal ve sistematik bir yöntemle değerlendirilmemektedirler; Genel olarak, maliyet tahminleri, deterministik tek rakamlı yaklaşım şeklinde ifade olunmakta, %10 gibi bir olasılık payı eklenmektedir. Yapım gibi karışık bir işte böyle bir yaklaşım yetersiz kalır. Pahalı gecikmelerle ve hatta yüklenicinin iflasıyla sonuçlanabilir.... Bir proje döngüsü boyunca en büyük belirsizlikler ilk safhalarda mevcuttur, ve ayrıca en etkili kararlar bu aşamalarda alınırlar. Bu aşamada riskleri hesaba katmak gerekir. Yapım projelerinin çoğunda, müşterinin proje değerlendirme ve bütçe belirleme aşamalarında, basit maliyet ve zaman tahminleri istemesi uygun değildir. Belirli olasılıklar ve belirsizlikler için toleranslar içeren kapsamlı tahminler yapılmalıdır. Mümkün olduğu sürece, proje maliyet tahmini, bir programa göre yapılmalıdır. Sadece bu şekilde, gecikmelerin maliyet tahminleri üzerindeki gerçekçi etkileri ortaya çıkarılabilir. Uzun yıllardan beri, bir projenin içerdiği risklerin daha kesin değerlendirmesini veren analitik teknikler mevcuttur. Günümüzde küçük şirketler dahi bu teknikleri kullanabilirler. Sadece bir mikro bilgisayara ihtiyaçları vardır. Riskin değerlendirilmesinde, benzer kapsamdaki ve birbirleriyle etkileşen çeşitli faktörlerin değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle analiz, bu alandaki uzman kişilerce ixyapılmalı ve tercihen tekrar edilmelidir. Proje ve sözleşme riskine gereken önem verilmeli, bahaneler uydurulmamalıdır.. Analitik teknikler, riskle başardı bir şekilde ilgilenmenin tek yolu değildir. Geleneksel sözleşme düzenlemeleri, bugünün yüksek riskli projelerinin yönetiminde yetersiz kalmaktadır. Amerika'da yapılan çalışmalar doğru tip sözleşme seçimi ile proje için önemli miktarda maliyet tasarrufu sağlandığını göstermektedir. Bu nedenle, bütçe önerileri (sanction) sözleşme stratejisinin gözden geçirilmesini içermelidir.. Rekabet ortamındaki ihaleler ve geleneksel sözleşme düzenlemeleri, risklere karşı gerçekçi bir tutumu engellemektedirler. Teklif fiyatlarının mümkün olduğunca düşük tutulması, bir takım tersliklerin oluşması durumunda bazı provizyonlar bırakılmış olmasına rağmen, yüklenicileri ve işverenleri yüksek bir finansal risk altına sokmaktadır. Bu provizyonlar toplam teklif fiyatı içersinde kaybolmaktadırlar. Bu etkili bir risk yönetimini engellemektedir.. Günümüzde bu gibi durumlara daha fazla imkan vermeyecek olan gelişmiş risk değerlendirme yöntemleri mevcuttur. Müşteriler, teklif dokümanlarında risk dağılımının net bir şekilde ifade edilmiş olduğunu ve yüklenicilerin tekliflerindeki provizyonu kesinlikle belirtmiş olduklarını garanti etmelidirler.. İşin en düşük teklif fiyatını verene verilmesinden çok, proje sponsorları tarafından "kabul edilebilir en düşük risk" kriterinin kullanılması gerekir. Risk analizi böyle bir kriterin kullanımına imkan verir.. Belirsizliklere sahip olan bir yapım projesinde; riskleri olası sonuçlarıyla erkenden ve doğru bir şekilde görebilecek, etkin proje planlama ile kontrol sistem ve yöntemleriyle gerekli tedbirleri alıp takibini yapacak böylece; proje başarısını engelleyecek olası zararlı sonuçları azaltacak bir risk yönetimi gücüne ihtiyaç vardır. Bu yöntemi sağlayabilecek proje yönetimi sözleşmesi ise böyle yüksek belirsizliklere sahip projelerde sıkça uygulanacaktır.. Yapıda tasarım hatasından, plan hatasından, kusurlu malzemeden ve inşaat işçilik ve işlerinden doğan riskler şeklinde belirlenen 4 risk grubu gözönünde tutulacak olursa, bir yandan hukuki normların düzenlenmesi ve yetkili makamlarca bu normlara göre uygulamanın sağlanması; diğer yandan bilinçli olarak yeterli bir sigorta üe bu risklerden doğacak tehlike ve zararların azaltılacağı açıktır.. Sorumluluk-Denetim-Sigorta arasında sıkı bir işbirliğinin olduğu unutulmamalıdır.. Yapım projeleri ve sözleşmeleri içersindeki tüm gruplar finansal kararlardan önce belirsizliğin azaltılmasından büyük fayda sağlamalıdırlar. Sözleşmelerin seçiminde ve teklif prosedürlerindeki kısıtlamalar, verimsizliğe sebep oldukları durumlarda kaldırılmalıdırlar. Proje döngüsü boyunca Risk yönetimi' ne daha fazla çaba gösterilmelidir.. Hong Kong'da yapılmış olan bir alan çalışması, risk yönetimi tekniği kullanımının potansiyel faydalarının bina servis hizmetleri endüstrisi tarafından genel olarak kabul edildiğini ve yaygın bir şekilde benimsendiğini göstermektedir.

Risk yönetimiYapı üretimi
Ebru Nalan Dirgeme
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00

Related subjects