Siyasi parti programları

98 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş dönemi sonrası Amerika Birleşik Devletleri Cumhuriyetçi başkanlarının dış politika perspektiflerinin realizm kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi

Soğuk Savaş, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği arasındaki iki kutuplu dünya düzeninin hâkim olduğu dönemi kapsar. Soğuk Savaş döneminin 1990'lı yılların başlangıcında bitmesiyle beraber ABD'nin küresel bir hegemonya gücünü üstlendiği, tek kutuplu dünya düzenine geçiş yaşandı. Bunun en temel nedenleri; SSCB'nin dağılması ve siyasal egemenliğinin sona ermesi, yeni devletlerin kurulmasıyla beraber politik istikrarın korunması yönündeki girişimlerin artması, ABD'nin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek konuma erişmesi, demokrasi geleneğini sürdürmesi ve küresel piyasa ekonomisinde rol oynamasıdır. Bu çalışma ABD'nin iki ana partisi olan Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ele almaktadır. Çalışmanın asıl amacı ise ABD'nin özellikle Soğuk Savaş sonrası uluslararası arenada benimsediği realist perspektifin Cumhuriyetçi başkanlar döneminde dış politikadaki yansımalarını açıklamaktır. Bu bağlamda, Cumhuriyetçi Parti'ye mensup başkanlardan Ronald Reagan, George H. W. Bush, George W. Bush ve Donald Trump'ın dış politika kararları incelenecektir. Çalışmada Cumhuriyetçi başkanların seçilmesinin temel sebepleri realist kurama dayandırılarak açıklanmaktadır. Tarihsel örnekler özellikle dış politikada Cumhuriyetçi başkanların Demokrat başkanlara kıyasla dış politikada daha aktif rol üstlendikleri ve daha radikal kararlar almaya meyilli olduklarını göstermiştir. Dolayısıyla çalışma ABD'nin dış politikada Cumhuriyetçi başkanlar döneminde Demokrat başkanlara kıyasla daha etkin olduğuna odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: ABD, Başkanlık, Cumhuriyetçi Parti, Realizm, Soğuk Savaş.

Amerika Birleşik DevletleriBaşkanlık sistemiCumhuriyetçi Parti+6
Sadettin Alp Özata
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslami siyasetin seyri bağlamında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının İslami tonu

Bu çalışmada çağa uyum ve yenileşme girişimlerine karşı gelişen, tepkiden talebe dönüşen İslami refleksin izi sürülecek; Müslüman hassasiyetlerinin tarihsel seyri izlenerek AK Parti'nin bu hassasiyetler ikliminde biçimlendiği ve muhtevasındaki İslami tonun görünürlüğünün, iktidarının muhkemliğiyle doğru orantılı olarak arttığı tezi ileri sürülecektir. Tanzimat'la başlayan hayatın her alanındaki dönüşümün beraberinde getirdiği yeni düzenlemeler ve yenileşme girişimleri, "Müslüman hassasiyetleri" biçiminde görünür olan bir tepkiye de neden olmuştur. Bu durumun yarattığı tepki; ekonomik, siyasi, askeri alanlarda devletin bedbahtlığıyla da iyice derinleşmiştir. Şeriata göre Milleti Hâkime olan Müslümanların toplumdaki "üstün" pozisyonlarını yitirmiş olmalarının yanı sıra idarecilerin devleti tadil etmek için batıdan aldıkları kaide ve kurumların İslamiyet'i gerilettiği ve Müslümanlığı bozduğu düşüncesi güç kazanmış, yenileşme faaliyetlerine karşıtlık artmıştır. Bu faaliyetlere karşı tepkisini İslami hassasiyetler temelinde ortaya koyan Said Halim Paşa, gerilemenin nedeni olarak Müslümanların İslam'dan uzaklaşmalarını ve "Batı taklitçiliğini" göstermiştir. Cumhuriyet Devrimleri ise Tanzimat'la başlayan çağa uyum sürecinin doruk noktası olmuştur. Müslüman hassasiyetleri ve bunun üzerinden yükselen tepki bu dönemde de devam etmiştir. Batı taklitçiliğini ve "hak-batıl" mücadelesini siyasi söyleminin merkezine alan siyasal örgütlülükle ortaya çıkan İslami tepki, Milli Görüş adıyla kurumsal bir niteliğe bürünmüştür. Milli Görüş adıyla özgün bir karakterde var olan İslami örgütlülük, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni var eden zihinleri şekillendirmiştir. Sonrasında her ne kadar İslami gelenekten ayrışmış olsa da AK Parti'nin siyasetindeki İslami tonlar mevcudiyetini muhafaza etmiştir. İktidarını muhkem hale getirdikten sonra da özellikle eğitim alanında yürütülen politikalar ve bir zaman sonra partinin karar alıcı tek aktörü haline gelen Recep Tayyip Erdoğan'ın "dindar nesil" tasavvurları; İslami yaklaşım temelinde bir toplumsal inşa niyetiyle girişilen edimleri görünür kılmıştır. Anahtar Kavramlar: İslamlaşma, Milli Görüş, Muhafazakâr Demokrasi, AK Parti.

Adalet ve Kalkınma PartisiDin-siyaset ilişkileriMilli görüş+5
Mustafa Yaşar Rüzgar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de milli burjuvazi: Tek Parti dönemi

Batı toplumlarında doğal seleksiyon süreci içerisinde ortaya çıkan burjuvazi, Türkiye iktisat tarihi içerisinde bir proje olarak İttihat ve Terakki Fırkası'nın, milli iktisat politikası bağlamında oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu nedenle tasarlanan sınıf milli olarak düşünülmüştür. 1. Dünya Savaşı, İttihatçıların projelerini gerçekleştirmesinde bir şans ortamı yaratmış, fakat Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunun gelmesi ile birlikte bu proje en azından Milli Mücadele sona erene kadar askıya alınmıştır. Milli Mücadele'nin zaferle bitişinin ardından Tek Parti Dönemi'nde, İttihatçıların milli iktisat politikaları devam ettirilmiştir. Dolayısıyla bu açıdan Tek Parti Dönemi'nin iktisadi sistematiği içerisinde milli burjuvazi oluşturulmaya çalışılmıştır. Sermayenin yokluğu, 1929 Ekonomik Buhranı gibi sebepler milli burjuvazinin tasarlandığı haliyle, yani güçlü bir sermaye birikimiyle ortaya çıkışını engellemiştir. Fakat bu noktada 2. Dünya Savaşı, milli burjuvazi için bir şans ortamı yaratmıştır. Yürütmüş oldukları karaborsa faaliyetleri ile sermaye birikimlerine ivme kazandırmışlardır. Ancak uygulamış oldukları bu faaliyetleri ile birlikte hem halkın hem de iktidar partisi olan CHP'nin tepkisini çekmişlerdir. Savaş sonrasında SSCB tehdidi nedeniyle, Türkiye ve ABD arasında yakınlaşma sonucu, Türkiye'de liberal politikalar açık bir şekilde uygulanmaya başlamıştır. Bu durum CHP'nin iktidarı, DP'ye devredinceye kadar sürmüştür. Neticesinde milli burjuvazi bu süreçte de güçlenmiş ve Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren ortaya çıkarılması hedeflenen milli burjuvazi, Tek Parti Dönemi iktisat politikaları içerisinde de kendisine yer bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Burjuvazi, Tek Parti Dönemi, Türkiye Ekonomisi, Milli Burjuvazi.

BurjuvaziCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+6
Hasan Yapıcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1923-1960 yılları arası hükümet ve siyasal parti programlarında tarım

Osmanlı Devleti'nin tarıma dayalı ekonomisi; özellikle Osmanlı-Rus savaşından sonra yaşanan büyük göç dalgası ve Balkan, I. Dünya Savaşları ve Milli Mücadele süreciyle istikrarsız ve sürdürülemez bir üretimsiz döneme girmiştir. Savaşın getirdiği zorlu şartlar ve göç, Anadolu topraklarında hem işgücünü azalmasına hem de üretimin düşmesine sebep olmuştur. Bu sebeple Cumhuriyet'in kuruluş döneminde Atatürk, kırsal kalkınmaya öncelik vermiş, Anadolu'nun köylülerin üretici hale dönüşmesi ve modern tarım teknikleriyle tanışarak güçlendirilmesiyle kalkınmasını planlamıştır. Bu sebeple bu dönem tarımsal ve tarıma dayalı sanayi planlarını uygulama konulduğu bir dönem olarak görülmektedir. İsmet İnönü' dönemi ise II. Dünya Savaşı'nın getirdiği olumsuz ekonomik koşulların kendini hissettirdiği bir dönem olmuştur. Uzun yıllar boyunca savaşa girme ihtimaline karşı desteklenen ordu mühimmat ve asker giderleri ağır vergilerin uygulanmasına sebep olmuş, Varlık Vergisi ve Milli Korunma Kanunu gibi vergilerin getirilmesi toplumda özellikle üretici köylü kesimde sıkıntılara sebep olmuştur. İnönü dönemi bu sebeple her ne kadar kuruluş dönemi alınan kalkınma modelinin uygulanmasını siyasal parti programlarında belirtmiş ise de uygulamada ağır vergiler üreticilerin daha fakirleşmesine tarımda verimin düşmesine sebep olmuştur. Adnan Menderes dönemi ise dış politikanın getirdiği sükûnetin ülkenin tarım politikasına da yansıdığı bir dönem olmuştur. Menderes döneminde vergilerde hafifletme ve tarım politikasında modern tekniklere geçiş ve makineleşme sürecinin başlatıldığı görülmektedir. Çiftçinin desteklendiği ve sulama politikalarının güçlendirildiği bu dönemde köylü çiftçiye destek politikasının siyasal parti politikalarında da yer bulduğu görülmüştür. Bu çalışma da Türkiye Cumhuriyeti'nin bu üç önemli döneminin hükümet ve siyasal parti programlarında tarım politikası incelenmiştir. Birinci bölümde yeni devletin kırsal kalkınma politikasının temelleri incelenirken ikinci bölümde dış ve iç siyasal koşuların getirdiği zorlukların tarım politikasına etkisi incelenmiştir. Adnan Menderes döneminde ise tarımda makineleşme ve sulama ağırlıklı politikanın hükümet ve siyasal parti programlarında işlenişi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Balkan, I. Dünya Savaşları, Milli Mücadele, Atatürk, İsmet İnönü, II. Dünya Savaşı, Adnan Menderes.

Hükümet programlarıSiyasi parti programlarıTarım+2
Ümit Yurtoğlu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk basını'na göre sol'da birleşme çabaları (12 eylül 1980 darbesinden 20 ekim 1991 seçimlerine)

Demokrasi ile yönetilen sistemlerde siyasi partilere dayalı çok seslilik esas unsurdur. Türkiye'de çok partili hayat döneminde demokrasinin temel ilkeleri kimi zaman iktidar ki-mi zaman ise askeri kanat tarafından çiğnenmiştir. Fakat sistem koşullara göre varlığını sür-dürebilmiştir. Özellikle çok partili hayata geçiş çok sancılı olmuştur. Mustafa Kemal Ata-türk döneminde çok partili hayata geçiş denemeleri başarısız olurken, İsmet İnönü dönemin-de ise ancak 1945 yılı itibariyle çok partili hayata geçilebilmiştir. 1945 yılı ve sonrasında kurulan sol partiler Türkiye'nin dış politikada Batı bloğuna yaklaşması ile tehdit unsuru olarak görülmüştür. Bu evrede devletin resmi organı olan Cumhuriyet Halk Partisi de sol eğilimli partilerin bizzat yargı erki tarafından kapatılmasına ön ayak olmuştur. CHP'nin iktidar koltuğunu 1950 yılında Demokrat Parti'ye bırakmasından sonra da bu durum değiş-memiştir. Buna karşın 27 Mayıs 1960 Darbesinden sonra 1961 Anayasası'nın verdiği ser-bestlik ortamında sol partilerin kurulması ve faaliyet göstermesi etkin bir hal almış ve Tür-kiye İşçi Partisi solda büyük bir atılım gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi bu koşul-lar altında 1965 yılında kendini ortanın solu stratejisine kaydırarak iç politikadaki yeni ko-numunu ifade etmiştir. CHP'de İsmet İnönü'nün koltuğu yeni genel başkan Bülent Ecevit'e bırakması ile solun tanımı da genişlemiştir. Ancak diğer sol partiler bu aşamada büyük bir başarı gösterememiştir. 12 Eylül 1980 Darbesi ise sol için tam bir yıkım olmuş ve sol akım kendi içinde bölünmeler yaşamıştır. Bu bölünmüşlük sol partilerin kimi zaman birleşmesi ile kimi zaman da temel ilkelerden dahi uzak kalan ayrışmalar ile neticelenmiştir. Bu çalış-mada esas olarak 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında bölünen solun birleşme, bütünleşme ve ayrışma süreci dönemin süreli yayınlarından olan Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet ve Tercü-man gazeteleri ile Yankı dergisi ele alınarak incelenmiştir.

BasınBirleşmelerGazeteler+7
Dilan Deniz Arun
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise sosyoloji ders kitaplarında iktidarlara göre ideolojik kurgular (1950-2012 arası karşılaştırmalı bir çözümleme)

Bu araştırmada 1950-2012 arası yedi dönem halinde (1950-1960, 1960-1971, 1971-1980 1980-1989, 1989-1997, 1997-2002, 2012-2013) MGK kararları-bildirileri, iktidar partilerinin tüzükleri ve hükümet programlarındaki önceliklerinin (ideolojik duruşlarının) neler olduğu ve bunların sosyoloji ders kitaplarına yansıma düzeyleri incelenmiş; böylece iktidarlara göre ders kitaplarındaki içeriğin/söylemin farklılaşıp farklılaşmadığı ve dönemler arası nasıl bir ortaklık veya farklılaşma olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda dünyadaki gelişmelerin (İki Kutuplu Dünya, Yeşil Kuşak Projesi, AB vs.) Türkiye'deki iktidarları, iktidarların söylemlerini etkilediği; iktidarların da kendi ideolojik yönelimlerini ders kitaplarına yansıttığı görülmüştür. Ders kitaplarının, Atatürkçülük, milliyetçilik, muhafazakârlık, laiklik, ötekileştirici (etnik/dinsel/ideolojik/mezhepsel) ve militarist söylemleri büyük oranda benzeşirken özellikle din, İslam, kadın ve Osmanlı konularının farklı dönemlerde farklı tarzda aktarıldığı görülmektedir. En çok benzerlik darbe dönemlerinde (1960-1971-1980-1997 arasında) iken en çok farklılaşma 1950-60 ve 2002 sonrası dönemlerde (ilgili ders kitaplarında) görülmektedir. Daha genel bir çıkarım ise siyasi iktidarların makro gelişmelere ve kendi ideolojilerine uygun şekilde toplumu yeniden üretmek için ders kitaplarını araçsallaştırdığıdır.

Ders kitaplarıEğitimEğitim araçları+7
Emin Nergüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal parti programlarında insan hakları: 26'ncı dönem TBMM örneği

İnsan hakları yüzyılı olarak ifade edilen XXI. yüzyıl aynı zamanda insan hakları ihlallerinin yüzyılıdır. Doğal hakların insan haklarına dönüşmesi ile yeniden kavranan haklar tarihsel perspektifte mücadelelerin bir kazanımı olarak ele alınmaktadır. Çevre kirliliği, teknolojik ve kimyasal silahlar, gelir eşitsizliği, yoksulluk, savaş ve terör unsurlarına bağlı olarak insan hakları içeriğinin giderek genişlemesine yol açmaktadır. Genişleyen içeriği hakların kazanımında ve korunmasında itici bir güç oluştururken ihlallerin önlenmesine ilişkin propagandist söylem üretiminde de siyasal açıdan elverişli bir zemin kurmaktadır. Bu açıdan hakkın ve ihlalinin aynı yüzyıla tekabül ettiği insan hakları olgusunun siyasal yaşamın en önemli unsurlarından biri olan siyasal partiler bakımından nasıl değerlendirildiği de önemli hale gelmektedir. Çalışmada siyasal parti programlarında ele alınan insan hakları yaklaşımlarının boyutu, parlamento pratikleri bakımından ele alınan dönemde parti tutumlarının irdelenmesine, parti hedeflerinin insan hakları kategorileri bakımından parti programlarının dönemin güncel siyasal koşulları ile uyumlulaştırılarak karşılaştırılmasına ve buna ilişkin bulgulara yer verilmiştir.

Siyasi parti programlarıSiyasi partilerTBMM Hükümeti+1
Burcu Büyükekmekci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınların yerel siyasetteki konumu ve yerel karar alma sürecindeki etkileri: Siyasi partilerin kadın kollarında bir araştırma

Bu çalışmada kadınların siyasetin neresinde olduğu anlaşılmaya çalışılmış ve bunun üzerine çalışmaya öncelikle siyaset ve yerel siyaset ile ilgili temel kavramların tanımı ile başlanılmıştır. İkinci bölümde tezin asıl konusu olan kadının siyasal hayata katılımı, Osmanlı, Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemi olarak ayrı ayrı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise kadınların siyasette oynadıkları roldeki mevcut durum ele alınarak, parlamento, komisyonlar ve mahalli idarelerdeki temsili incelenmiştir. Son bölümde ise alan araştırması yapılarak, üç partinin kadın kollarından ondört kadın ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda aslında kadınların siyasette istenilen seviyede olamadıklarını, daha fazla yöneten ve karar veren mekanizmalarda yer almak istediklerini ve bunun için partilere, kurumlara ve kişilere görevler düştüğünü ifade etmişlerdir.

Kadın kollarıKadınlarKarar verme+5
Seda Göksoy
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Turgut Özal dönemi kamu mali politikaları

Bu tez çalışmasında, 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanından sonra, siyasi partilerin iktidar çekişmeleri, uygulanan iktisadi ve mali politikalar, dış ticaret olguları, borçlanma gereksinimleri, ulusal gelirler, giderler ve bütçe açıklarına dair bilgiler verilecektir. 1923'ten 1930'a kadar geçen zamanda iktidar ve muhalefet arasında uyuşmazlıklar süreklilik kazanmıştır. 1939-1945 dönemi savaş dönemi olduğu için kamu gelirlerinde azalış meydana gelmiş ve ekonomide gerileme kendini hissettirmiştir. 1950-1960 döneminde ise, Demokrat Parti iktidara gelmiş ve gerek ekonomi de gerek siyasette önemli ve olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. 1960-1980 arası dönemde ise darbeler sosyal, siyasi ve ekonomik anlamda ülkeyi derinden etkilemiştir. Ekonomide iyileşme sağlamak amacıyla Turgut Özal Başbakanlık Müsteşarı olduğu dönemde 24 Ocak Kararlarını hazırlamıştır. 24 Ocak 1980'de yayımlanan kararlar, Turgut Özal'ın başbakanlık döneminde uygulama alanı bulan ve Türk ekonomisine yön veren en önemli istikrar politikalarından biridir. Tarihe "24 Ocak Kararları" olarak geçen bu program ile liberal ekonomi politikası benimsenmiş, dış ticarette serbestleşme, devlet müdahalesini minimum seviyeye düşürme, Türk Lirası'na değer kazandırma, enflasyonu düşürme, fiyat istikrarını sağlama, kamu iktisadi teşebbüslerini özelleştirme gibi politikaların uygulanması kararı alınmıştır. Sıkı para ve maliye politikası benimsenmiştir. Uluslar arası Para Fonu (IMF) ile yapılan Stand-By anlaşması ile 24 Ocak Kararları'nın uygulanması için kaynak sağlanmıştır. İzleyen yıllarda, 20 Mayıs 1983'te Turgut Özal tarafından kurulan Anavatan Partisi, ilk seçimlerde iktidar olmuş ve hükümeti kurma görevi de Özal tarafından üstlenilmiştir. Özal'ın başbakanlığıyla birlikte 24 Ocak Kararları'nın birçoğu hayata geçirilmiş ve liberal politikalarla ekonomide canlanma görülmüştür. Özal döneminden sonra 1993-2018 döneminde ise zaman zaman ekonomik krizler baş göstermiş ve 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidar olması ile birlikte ekonomide krizlerle mücadele ve ekonomik büyüme politikaları izlenmiştir.

Devlet politikalarıEkonomiEkonomi politikaları+7
Selin Vardar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TBMM' de grubu bulunan partilerin seçim programlarının ideolojiler açısından analizi

Birey ve toplum refahını gerçekleştirmek üzere teori ve kuramlar ileri süren ideolojiler dünyada yaşanan değişim ve dönüşümlere göre şekil almaktadır. Bazıları güncelliğini korumakla birlikte bazıları kendilerine gösterilen ilgiyi kaybetmiştir. İdeoloji referanslı siyasal söylemler, siyasetçilerin belli bir seçmen kitlesine değil de, bütün seçmenlere yönelik çalışmalarıdır. Seçmen beklenti ve isteklerinin öneminin günümüzde daha da artması nedeniyle seçmen ilişkileri temel olarak siyasetçilerin tüm söylemlerini etkilemektedir. Bu nedenle artan siyasal rekabet koşularında, seçmen-siyasetçi ilişkilerine ve siyasal söylemlerin neler getirip neler götürebileceğine dair partilerin ve adayların bilgilendirilmelerine özellikle önem verilmelidir. Siyasal çekişmelerin ve parti sayılarının çok olduğu ülkemizde, büyük seçmen kitlelerine sahip partilerde yarışma, küçük partilere oranla çok daha ince çizgilerde gidip gelmektedir. Ülkemizde son yıllarda seçmen ihtiyaçlarına daha fazla önem verildiği ve partilerin söylemlerini bu doğrultuda oluşturdukları görülmektedir. Bu nedenle partilerin daha başarılı olabilmesi için seçmen ilişkilerine daha çok önem verilmesi; parti içi eğitim ve seminer programlarıyla adayların yetiştirilmesi niteliğinde olan gerekmektedir. Bu çalışmada ülkemizde 7 Haziran 2015 genel seçimi ile bu seçimin tekrarı olan 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin, parti programları ile internet sayfalarından derlenen verilere göre seçim sürecindeki söylemleri ve bu söylemlerin ideolojik orjinleri hakkında bir araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Birey ve Toplum, Genel Seçimler, İdeoloji, Seçmen, Seçmen Kitlesi, Siyasi Söylem, Siyasi Partiler.

Genel seçimlerSeçim faaliyetleriSeçimler+4
Mehmet Fatih Aslan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2002 sonrası siyasi partilerin seçim vaatleri ve bunların uygulanması

Siyasal partiler geçmişten günümüze demokratik yapının en temel unsurları ve uygulayıcılarıdır. Siyasal partiler, toplumdaki farklı kitlelerin istek, arzu ve sorunlarını merkezi yönetime sunulmasında önemli rol oynamaktadırlar. İstek ve arzuların, merkezi yönetime sunulması sonucunda ülkedeki yönetim anlayışı gelişmekte ve içtimaî siyaset anlayışı ortaya çıkmaktadır. Bu durum siyasi bir meşruluğu doğurmaktadır. Partilerin siyasi arenada yer almasını sağlayan unsurlar siyasi meşruluktan doğmaktadır. Partiler siyasi alanda aktif oldukça ülke yönetimi daha sistematik ve aktif yapıya dönüşmektedir. Siyasal oluşumlar toplumun her kesimine ulaşmak ve her konuya parmak basmak durumundadır. İdari yapı sadece bir grup, bir alan ve bir oluşuma dayanmamaktadır. Bu şekilde tek yanlı gelişim gösteren siyasi oluşumlar toplum tarafından kabul görmemektedir. Partiler yalnızca bir kesime hitap etmesinin aksine tüm topluma hitap edebilmelidir. Türkiye, siyasi yapısı ve demokratikleşme açısından gelişimine devam eden bir ülkedir. Partilerin topluma sundukları, onların siyasal oluşum içine dâhil olmasını sağlamaktadır. Topluma hitap eden ve sorunlarına cevap veren partiler ülke yönetiminde yerini almıştır. Genç siyasi oluşum içerisinde olan Türkiye demokratikleşme sürecini hızlandırmış ve ülkede 1946 yılında tek parti döneminden çok partili yaşama geçilmiştir. CHP'nin iktidarı kaybettiği 1950 seçimlerinden itibaren her on yılda bir askeri darbe gerçekleşmiş ve demokrasi kesintiye uğranmıştır. Bu dönemlerde siyasi partiler de kapatılma davaları ile karşı karşıya kalmış siyasi yöneticilerin sistemde olması yasaklanmıştır. 12 Eylül 1980 Darbesinin ardından 1989 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine kadar askeri vesayet devam etmiştir. 1989 yılında Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle birlikte sivilleşme sağlanmıştır. 1990'lı yıllar ise ülkenin koalisyon ve faili meçhul cinayetler ile anılmasına sebep olmuştur. Bu dönemde terör yeniden hortlamıştır. Koalisyon hükümetleri ve toplumsal olaylar ile siyasi istikrar bir türlü sağlanamamıştır. Türk Siyasi Yaşamına, 1994 yılında gerçekleştirilen yerel seçim ile Refah Partisi ile birlikte ''muhafazakâr'' olgusu girmiştir. Bu olgu 2001'de kurulan AK Parti ile güçlenmiştir. Türk siyasi hayatına AK Parti ile kendini muhafazakâr, çağdaş ve Batı yanlısı olarak nitelendiren bir parti girmiştir. 2002 seçimlerinde 365 milletvekili çıkararak siyasal yapıda en başarılı parti olma özelliğine sahip olan AK Parti 2002 yılının ardından gerçekleşen tüm seçimlerde açık ara birinci parti olarak çıkmıştır. Bu çalışmada girdiği her seçimde başarılı olan AK Parti'nin kazanmasındaki unsurları incelemektir. Bu incelemede yalnızca iktidar partisi değil Türk siyasal hayatında önemli bir yere sahip diğer partilerin de parti programları, anlayışları, seçim propagandaları incelenmiş ve mukayese gerçekleştirilmiştir. Türkiye Genel Seçimleri ve belediye seçimlerinde partilerin vatandaşa sunduğu vaatler ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), İYİ Parti ve Halkların Demokratik Partisi (HDP)'nin başvurdukları propaganda yöntemleri, sundukları mesajlar seçim afişleri, seçim söylemleri analiz edilmiştir. Son olarak ise AK Parti'nin iktidar uygulamalarında hükümet programları analiz edilmiştir. Çalışma meydana getirilirken konu ile ilgili kurum ve kuruluşlarının resmi verilerinin yanında kitaplardan, makalelerden, internet kaynaklarından, parti programlarından, ilgili kanun maddelerinden ve tezlerden yararlanılmıştır.

Genel seçimlerSeçim kampanyalarıSeçim vaatleri+5
Yılmaz Oluçay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal iletişim temelinde siyasi parti programlarının "kamu yönetimi anlayışı" nın AKP ve CHP örneğinde incelenmesi

Modern siyasi partiler basit anlamda ülke yönetimi için belirli fikirleri olan bir kadro hareketidir. Bu kadro mevcut fikirleri daha iyi bir ülke yönetimi için geliştirmek ve yaymak zorundadır. Fikirlerin geliştirilmesi; içinde filizlendikleri toplumun siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel tarihsel gelişmelerinden ve bu gelişmeleri anlamlandırmak için yaşadıkları düşünsel süreçlerden beslenen "öz fikirleri"ni mevcut konjonktüre uygulamak olarak izah edilebilir. Fikirlerin yayılması ise, kadronun siyasi iktidarı elde edebilecek bir çoğunlukta seçmen kitlesini, bu fikirlerin daha iyi bir ülke yönetimi sağlayabileceği konusunda ikna etmek ve bu doğrultuda tercih kullanmasını sağlamak anlamına gelir. Bu anlamda siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vaz geçilmez bir unsuru olmakla beraber, modern ve refah seviyesi yüksek bir toplum inşasında da çok önemli bir role sahiptir. Ülke yönetiminin özünü kamu yönetimi oluşturmaktadır. Kamu yönetimi, yapısal anlamda devletin örgütsel yapısını ifade ederken, ekonomi, eğitim, sağlık gibi kamu ile alakalı konular bütününün de sevk ve idare edilmesi anlamına gelir. 1970'li yıllara değin siyaset ve yönetimi birbirinden ayıran, siyasetin kamu yönetimi politikalarını üretmek, yönetimin yani bürokrasinin ise teknik bir iş olarak bu politikaları hayata geçirmek olduğu ilkesini benimseyen geleneksel kamu yönetimi anlayışı hâkimdir. Geleneksel anlayışın siyaset ve yönetim ayrımı ilkesinden kaynaklı hantallığı yeni kamu yönetimi anlayışı arayışlarına zemin hazırlamıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışıyla birlikte özel sektördeki işletme-müşteri ilişkisine benzer kamu yönetimi-halka ilişkiler düzleminde bürokratik örgütlenmenin hantallığından ve kırtasiyecilikten uzak, esnek, etkin, yerinde ve sonuç odaklı pratikler kamu yönetiminde kullanılmaya başlanmıştır. Çağımızın bir gerekliliği olarak ve günümüz kamu yönetimi anlayışının hızlı ve üretken bir model olmasının bir zorunluluk olduğu kabul edildiğinde, siyaset sahnesinde yer alan partilerin de bürokrasiden uzak ve katılımcı bir yapıda yönetim sergileyebilmeleri önemli bir süreç haline gelmektedir. Bu tezin özünü, katılımcı bir demokrasi modelinin geliştirilmesi açısından siyasi partilerin önemli bir siyasal katılım aracı olması ve bu bakımdan partilerin doğuş teorileri ve sonrasında gerçekleştirmiş oldukları faaliyetlerin kamu yönetimi anlayışlarında önemli bir yer edinmesi oluşturmaktadır. Kamu yönetimi anlayışı kendisine, siyasi partilerin parti programlarında, ülke yönetiminde nasıl bir kamu politikası izleyeceklerini tarihi gereklilikleriyle birlikte geniş, kesin ve açık bir şekilde yer bulmuştur. Türk Kamu Yönetimi anlayışının günümüzde önemli bir yer edinmesi ülkemizde faaliyet gösteren siyasi partilerin de bunu önemli bir görev haline getirmesine sebep olmaktadır. Bu çerçevede hızlı, üretken ve çağdaş bir devlet sisteminin oluşmasında kamu yönetiminin de hızlı, üretken ve çağdaş bir yapıya sahip olması önem arz etmektedir. Bu kapsamda Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programlarında kamu yönetiminin şekillenmesi noktasında dikkate aldığı hedefler önemli bir süreç haline gelmektedir. Dolayısıyla bu tezde, Cumhuriyet'in kurulmasından bu yana siyaset arenasında yer almış tüm unsurları iki farklı çatı altında toparlayarak tüm bu tarihsel süreçten beslenen günümüz Türkiye'sinin başat iki siyasi aktörü olan, kitle partisi olduğu iddiasındaki Adalet ve Kalkınma Partisi ile kadro partisi görünümündeki Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel arka planlarının irdelenmesi, siyasi parti tipolojisi açısından çözümlenmesi, Türk Kamu Yönetimi Anlayışı üzerindeki etkileri ve siyasi parti programlarındaki mevcut kamu yönetimi söylemlerine odaklanılmıştır. Tezde kıyaslamaya yardımcı olması ve dünyadaki örnekleriyle ülkemizdeki mevcut görüntünün daha da netlik kazanmasını sağlamak maksadıyla modern politik yaşamın çok uzun bir geçmişe sahip olduğu ve ülkemizdekine benzer bir şekilde siyasi partiler döneminin bağımsızlık savaşı ile birlikte başladığı Amerika Birleşik Devletleri siyasi parti sistemi ve parti programları geniş bir şekilde irdelenmiştir. Anahtar kelimeler: Siyasi Partiler, Parti Programları, Parti Tipolojileri, AKP, CHP.

Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiKamu yönetimi+3
Semih Sayınta
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The AK Party's ideological shift: From "post-Islamism" to "Muslim nationalism"

Existing literature on Turkish politics emphasizes that Turkey had an authoritarian turn in the second AK Party term (2013 - ). However, existing literature has been silent on discourses of the AK Party's leaders before and after the authoritarian turn. This thesis focuses on discourses of the AK Party's leaders in general elections to examine the AK Party's authoritarian turn and asks "Is there any ideological shift in these two periods and can we follow this shift by considering the discourse of AK Party leaders in general elections (2002-2013, 2013-2018)?" To answer these questions, discourses of the AK Party's leaders are examined in six general elections. Thesis claims the AK Party's authoritarian turn can be seen by considering discourses of party leaders of the AK Party in general elections. This thesis shows that the first period of the AK Party (2002-2013) was a result of post-Islamist ideology that is relevant to Turkey's democratization, the second period (2013-2018) was a result of Muslim nationalist ideology that cause authoritarian turn.

Adalet ve Kalkınma PartyDemocratizationNationalism+7
Yusuf Evirgen
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Milliyetçi hareketteki fikir ayrılığı: Cumhuriyetin ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası

Fransız Devrimi'yle birlikte kapsamı genişleyen haliyle milliyetçiliğin ortaya çıkışı ve Türk milliyetçiliğinin bundan etkilenmesi Osmanlı Devleti'nin son dönemine denk gelir. Türk milliyetçiliğin Osmanlı Devleti için bir çözüm reçetesi olarak sunulması 1800'lerin sonuna doğru gerçekleşse de milliyetçi hareketin filizlenip bir devlet politikasına dönüşmesi 1900'lerin başlarına rastlar. I.Dünya Savaşı dönemi milliyetçi politikaların uygulandığı ilk dönemdir. I.Dünya Savaşı'nın yıkımı neticesinde milliyetçi hareket, vatan topraklarının işgalinin önüne geçmek için harekete geçer. Bu mücadelede ise tek müttefiki halktır. Türk milliyetçiliği ideolojisi, halkı bu mücadeleye dahil etmek için kullanılır. Türk milliyetçi hareketi Milli Mücadeleyi başarıyla sonuçlandırır lakin milliyetçi hareket savaşın ardından kurulacak rejimde fikir ayrılığı yaşamaktadır. Bu fikir ayrılığı rejimin mahiyetine ilişkindir. Önce ittihatçılar sonra İkinci Grup ve son olarak da Terakkiperverler ile girdiği iktidar mücadelesinde Mustafa Kemal galip olarak ayrılmıştır. Lakin milliyetçi hareketteki bu fikir ayrılığı süreci ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması; cumhuriyetin ilk muhalefet partisi olması nedeniyle, İttihat Terakki'den geriye kalanları içinde barındırması nedeniyle, Halk Fırkası'na nazaran daha muhafazakar bir çizgide olması nedeniyle ve milliyetçi hareketin özellikle Milli Mücadele'de Mustafa Kemal ile birlikte hareket eden grubuna mensup kişiler tarafından kurulması nedeniyle incelemeye değerdir.

Milliyetçi akımlarMilliyetçilikMuhalefet+7
Necmeddin Alper Kızılok
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

AKP'nin Doğu Akdeniz politikası

Tezde Türk dış politikasının liberal, idealist ve konstrüktivist teoriler çerçevesinde; analitik eklektisizm yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. İncelenme alanı olarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın bir izdüşümü olarak değerlendirilebilecek Doğu Akdeniz bölgesi seçilmiştir. Türkiye'nin bulunduğu bölgede; gerçekleştirilmek istenen bölgesel iş birlikleri, örgütler, devlet dışı aktörler, radikal grup eylemleri bulunmaktadır. Bu maddeler Türkiye'nin beka kaygısı yaşamasına neden olmaktadır. AKP yönetimiyle birlikte Türk dış politikasında önceki dönemlere göre farklı aktörler ortaya çıkmıştır. AKP dönemi Türk dış politikasında; yeni Osmanlıcılık, ılımlı İslam gibi nitelemeler olsa da değişen bir şey olmadığı şeklindeki yaklaşımlar da mevcuttur. Buna göre Türk dış politikasının iktidar değişikliğinden etkilenmeyecek iki kurucu unsuru bulunmaktadır: Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" yaklaşımıyla Batıcılık ilkesidir.

Adalet ve Kalkınma PartisiDoğal gaz boru hatlarıDoğal gaz krizi+6
Hazal Çakaloğlu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi partilerin seçim beyannamelerinde spor ve gençlik programlarına yaklaşımlarının araştırılması

Siyasi partiler, demokrasi ile yönetilen tüm ülkelerin önemli unsurlarındandır. Bu çalışmanın amacı; TBMM içerisinde grup kurmuş olan beş siyasi partinin, iktidar ve muhalefet partilerinin seçim beyannamelerinde spora yönelik hedeflerinin karşılaştırılmasıdır. Bu bağlamda partilerin spora yönelik seçim beyannameleri incelenmiş ve benzerlikler, farklılıklar belirlenmiştir. Çalışmada içerik ve durum çalışması yöntemi tercih edilmiştir. Türkiye'de faaliyet içerisinde bulunan tüm siyasi partiler içinden TBMM'de grup oluşturan beş siyasi partinin seçim beyannameleri çalışmaya dahil edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinin neticesinde, Türk kültürüne ait "Türk, Türk Milleti" gibi birlik ve beraberliği yansıtan ortak kültürel unsurların siyasi partilerin seçim beyannameleri içerisinde farklı şekillerde yer aldığı saptanmıştır. Çalışma içerisine dahil edilen siyasi partilerin seçim beyannamelerinde vurgu yapılan hususlar; sosyal vatandaşlık, inisiyatif alma becerileri, iletişim, medyatik beceriler, finansal okuryazarlık şeklinde sıralanabilmektedir. Bireylerin sahip olması gereken özellikler dikkate alındığında ise siyasi partilerin birbirlerinden ayrıştıkları görülmektedir. Bu özellikler sosyal ve toplumsal değerler şeklinde vurgulanmıştır. Değerlere en fazla dikkat çeken parti AK Parti iken en az dikkat çeken siyasi topluluk HDP'dir. Değer kaynakları arasında çeşitlilik olması gerektiğini ifade eden ve çeşitliliğe ise en fazla yer veren parti MHP'dir. Çalışma neticesinde siyasi partilerin yayınlamış oldukları seçim beyannameleri, değerler, tutumlar ve değerlerin kaynakları bağlamında bütüncül olarak değerlendirilmiştir. Siyasi partilerin kuruluş aşamasında belli olan en temel amaçları oy çoğunluğunu sağlayarak siyasal iktidarı elde edebilmektir. Birçok siyasi parti kendilerini ifade edebilmek adına halkın anlayacağı vaat ve önerilerini ifade ettiği seçim beyannameleri hazırlamaktadır. Bu çalışmanın amacı; 24 Haziran 2018 yılı genel seçimlerinde (Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi) yer alan siyasi partilerin seçim beyannamelerinde "spor" konusunda hangi hususlara dikkat ettiklerini ortaya çıkarmaktır. Verilerin elde edilmesinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bu analiz yönteminin tercih edilmesindeki sebep sistematik ve tarafsız sonuçlar ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. 24 Haziran 2018 Seçim Beyannameleri üzerinde yapılan içerik analizleri sonucunda spor kavramını Adalet ve Kalkınma Partisi 97, Cumhuriyet Halk Partisi 38, İyi Parti 35, Halkların Demokratik Partisi 19, Vatan Partisi 17 ve Milliyetçi Hareket Partisinin 1 kez kullandığı tespit edilmiştir.

Gençlik politikalarıGençlik sorunlarıSeçim faaliyetleri+6
Havva Şebin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal partilerin halkla ilişkiler çalışmaları ve seçmen memnuniyeti (Elazığ ili örneği)

Siyasal halkla ilişkiler, siyasal iletişim sürecinin en demokratik yöntemlerinden biridir. Bu demokratik sistem içerisinde ise ikna kavramı oldukça önemlidir. Demokratik sistemin ikna unsuruna dayanmasından dolayı halka verilen önem de zamanla anlaşılmıştır. Halka verilen önemin anlaşılması sonucu siyasal iletişim süreci de değişmiş ve siyasal halkla ilişkiler faaliyetleri oldukça sık yapılmaya başlanmıştır. Siyasal halkla ilişkiler faaliyetlerinin sık yapılmasıyla birlikte seçmenler ile siyasal partiler arasında karşılıklı iletişime dayalı bir süreç ortaya çıkmıştır. Özellikle yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle beraber seçmenlerin de artık siyasal sürece aktif olarak katılmasının önü açılmıştır. Böylece siyasal aktörler, seçmenlere gerekli bilgileri aktarırken; seçmenler de duygu, düşünce, istek ve beklentilerini siyasal aktörlere iletebilme olanağına sahip olmuştur. Yapılan bu çalışmayla yeni iletişim teknolojileri başta olmak üzere kitle iletişim araçlarıyla yapılan siyasal halkla ilişkiler çalışmalarının seçmenlerin duygu, düşünce, tutum ve davranışları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmaya Elazığ'da yaşayan 1.127 örneklem kitlesi dahil edilmiştir. Elde edilen sonuçlar istatiksel olarak SPSS 25.0 programı ile ölçülmüş ve veriler analiz edilmiştir. Bu çalışmanın yapılması sonucunda elde edilen en önemli bulgu, siyasal partiler ile seçmenler arasında iletişim yetersizliğinin mevcut olduğudur. Bu çalışmayla siyasal aktörlerin, seçmenlere kendilerini yeterince tanıtmadığı; seçmenlerin de siyasal aktörlerle iletişim kurmada yeterince çaba sarf etmediği tespit edilmiştir.

ElazığHalkla ilişkilerKitle iletişim araçları+5
Yeşim Şener
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Demokrat Parti Dönemi Türkiyede sanayi politikaları

Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde çok partili hayat geçilmesinin ardından iktidara gelen Demokrat Parti döneminde izlenen sanayi politikalarını ele alarak, Türk Sanayisinin 1950-1960 yılları arasında kurulan Menderes hükümetleri tarafından nasıl şekillendirildiği hakkında detaylı bilgiler vermektedir. Bu bağlamda, Demokrat Parti İktidarının sanayileşme politikalarında benimsediği temel esaslar, sanayileşme politikalarına etki eden ulusal ve küresel gelişmeler hakkında bilgiler içermektedir. Türk Sanayisi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında izlenen müdahaleci yaklaşımlar ve savunma giderlerine ayrılan bütçenin artması neticesinde duraklama dönemine girmiştir. Demokrat Parti iktidarı, sanayi politikaları gereği, liberalizm ve devletçiliği bir arada sürdürerek bir yandan uzun yıllar boyunca devlet politikası olarak görülen yerli sermayenin güçlendirilerek milli burjuvazinin oluşturulmasını amaçlamış, öte yandan özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda gerekli yatırımları yaparak sanayileşme de oluşan boşluğun devlet tarafından doldurulmasına yönelik sanayi politikaları gütmüştür. 1950-1960 yılları arasında sanayileşme politikalarının belirlenmesinde iç unsurlar kadar dış gelişmeler de belirleyici unsur olmuştur. CHP döneminde üye olunan İMF, IBRD, OEEC gibi teşkilatlar ile olan ilişkiler neticesinde Demokrat Parti İktidarı döneminde hazırlanan kalkınma raporlarının izlenen sanayi politikalarına ne denli etki ettiği sorusuna cevap vermeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, Sanayi Politikaları, Adnan Menderes, Ekonomi, Marshall Yardımları, Liberalizm.

Demokrat PartiEkonomiEkonomi politikaları+5
Murat Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat Parti tarım politikaları (1950–1960)

Tarım, ekonominin ve Üretimin temelini oluşturur. Bunun sebebi tarımın bir ülkenin geçim kaynakları arasında birinci sırada yer almasıdır. Geçmişteki ve günümüzdeki güçlü devletler tarıma özel bir önem göstermişlerdir. Tarımda dünyadaki en ileri teknikler kullanılsa bile, tarım doğa koşullarına büyük ölçüde bağlılık gösterir. Bu sebepten dolayı Türkiye; Tarım için avantajlı bir ülkedir. Sahip olduğu yüzey şekilleri, iklim, toprak ve bitki örtüsü ile çeşitliliğe sahiptir. Bu fiziki koşulların birbiri ile bağlantılı bir biçimde çalışması sonucu tarımsal ürünlerin büyük bir kısmı, yüksek kalitede üretilmektedir. Türkiye'nin tarımsal geleceği için, tarıma ilişkin tüm konular üzerinde hassasiyetle duran, engelleri kaldıran bir politika ortaya koymak hayati önem taşımaktadır. Bu politikanın getirdiği uygulamalar, tarımda verimlilik ve gelir artışı sağlayarak Türkiye'yi bol, kaliteli, ucuz ve dünya ile rekabet edebilen ürünler yetiştiren bir tarım ülkesi haline getirecektir. Türkiye'de Demokrat Parti'nin 1950-1960 yılları arasındaki tarım politikaları, tarımla ilgili icraatları önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Üretim alanındaki ıslah çalışmaları, tarımda makineleşme gibi gelişmeler, bu dönemin genel özelliklerindendir. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, Tarım, Politika.

Demokrat PartiSiyasi parti programlarıSiyasi partiler+2
Ahmet Kürklü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de siyasi partiler ve lider değişiminin yansımaları üzerine bir inceleme: CHP örneği

Siyasi partiler demokrasinin temel yapı taşlarıdır. Ancak kavramın tanımlanması konusunda yazarlar arasında tam anlamıyla sağlanmış bir görüş birliği yoktur. Bu bağlamda kavram, siyaset bilimcilerin konuya bakış açısına göre farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Bu çalışma ile siyasi partilerde yaşanan lider değişiminin etkileri, topluma ve partiye yansımaları Cumhuriyet Halk Partisi örnek model seçilerek verilmektedir. Çalışmanın amacı, yaşanan her bir lider değişimi sonrasında partide nasıl bir değişim ve dönüşüm olduğunu ortaya koymaktır. Cumhuriyet'in en eski partisi olma özelliğine sahip olan bir partinin bu bakımdan inceleme konusu edilmesi önem arz etmektedir. Atatürk'ün kurmuş olduğu CHP'den başlanılarak, Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'sine gelinen süreçte yaşananların, temel söylemlerin, değişen siyaset tarzlarının elit teorisi bağlamında ortaya konması ile yürütülen çalışmada dört liderin, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu, parti için arz ettiği önem ve ortaya konan farklı tarzda siyaset anlayışları, özellikle son iki lider karşılaştırmalı olarak verilerek, inceleme konusu edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siyasi Partiler, CHP, Elit Teorisi, Lider Değişimi,

Cumhuriyet Halk PartisiDeğişimElitist teori+3
Kader Yıldırım
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi parti programlarında temel hak ve hürriyetler meselesi

Türkiye'de siyasi partilerin büyük oranda parti programına önem verdikleri anlaşılmaktadır. Ülkemizde programı olmayan partiden söz etmek mümkün değildir. Ancak iktidar olunması halinde veya parlamentoda muhalefette iken bile, varolan programlara bağlı kalınamadığı hatta programa aykırı pek çok uygulamaya imza atıldığı görülmektedir.Tezimizin esasını oluşturan temel hak ve özgürlüklerle ilgili siyasi partiler, programlarında birkaç genel ifadeye yer verdikten sonra, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin bazılarını sayma ile yetindikleri, bazılarında da programlarda vurgulanan hak ve özgürlüklerin, ilgili partinin ideolojisinin üzerine kurduğu somut değere karşılık gelen hak ve özgürlükler olduğu ve bunların özellikle üzerinde durulduğu görülmüştür.Çalışmanın birinci bölümünde; insan haklarının kavramsal çerçevesi çizilerek, genel olarak hak, hürriyet ve insan hakkı kavramları tanımlanmıştır.İkinci bölümde; Türk Kamu Yönetiminin genel görünümü ele alınarak, yasama- yürütme-yargı ile devlet örgütlenmesinin anayasal ve yasal temelleri ana başlıkları altında açıklanmıştır.Üçüncü bölümde; çok partili dönem öncesi ve sonrası tarihi süreçte ülkemizde siyasi partilerin gelişmesi irdelenmiştir.Dördüncü bölümde siyasi parti programları ve temel hak ve özgürlüklerin siyasi parti programlarına yansıması ele alınmıştır. Çalışmanın bu bölümünde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Barış ve Demokrasi Partisi ile parlamento dışından da Saadet Partisi incelenmiştir.

Siyasi parti programlarıSiyasi partilerTemel haklar+2
Tevfik Ziyaeddin Akbulut
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessEN

Men of the people a comparative analysis of the 2019 mayoral election campaigns in Istanbul and Budapest

In illiberal settings, the defeat of long-standing populist governments by opposition parties presents a significant challenge. In this dissertation, I explore the party strategies that resulted in opposition victories in the 2019 mayoral elections in Istanbul and Budapest using three methodologies. The central methodology of the study is an integrated quantitative content analysis (N = 14,668) capturing various aspects of election campaign rhetoric, including issues such as policies, populism, and character, as well as tone. Aligned with the content analysis findings, I conduct four in-depth qualitative studies on election campaigns. Finally, I introduce the Dynamic Polarization Model, employing time-series analysis on elite rhetoric to observe the emergence of affective polarization and analyze how parties leverage various issues to delineate in-group and out-group dynamics. I argue that, lacking office experience, the opposition leverages strategic communication to defeat entrenched populist incumbents. This involves selectively emphasizing salient issues distinct from government agendas. As a result, elite confrontation shifts towards populist issues rather than policies. This process also tends to draw opposition parties towards populism. However, unlike governments, they emphasize people-centric approaches over anti-elitism to establish credibility and ownership of selected policy issues. Furthermore, the opposition's choice of issues boosts positive communication, while their outreach to diverse voter bases shapes their strategies in confronting the respective governments. The study concludes that while these tactics aid opposition victories over populist incumbents, they can also exacerbate partisan divides and impede democratization efforts in these contexts.

Polical party manifestsSocial polarisationLocal electiond+2
Zsofia Flora Bocskay
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet ve Kalkınma Partisi ve Türk Milliyetçiliği

Milliyetçilik akımının başlangıcı konusunda çeşitli fikirler mevcut olsa da dünya çapında bir şöhrete Fransız Devrimi ile kavuşmuştur. Çok sayıda etnik grubun birlikte yaşadığı Osmanlı Devleti ise bu akımdan en çok yara alan devletlerin başında gelmektedir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Cumhuriyetin kurulması ve yapılan devrimlerle birlikte ülke, hem şekil olarak hem de zihinsel olarak köklü bir değişime gitmiştir. Modern anlamda bir ulus-devlet kurma gayreti ile girişilen yenilikler, kimi çevreler tarafından sıkı sıkıya benimsenmiş olsa da hala tartışmalar sürmektedir. Bu tartışmaların başında ise millet ve milliyetçilik konusu gelmektedir. AK Parti hükümeti ise etnik söylemlerden uzak durması ve ırk temelindeki bir milliyetçilik anlayışını reddettiklerini sıkça dile getirmeleri nedeni ile milliyetçi olmayan bir parti ya da milliyetçilik karşıtı bir parti izlenimi uyandırmış olsa da, aksine milliyetçi söyleme belirli noktalarda sahip çıkan bir partidir. AK Parti kendisini milliyetçi bir parti olarak tanımlamamaktadır. Fakat genellikle Osmanlı ve İslam temasına dayanan muhafazakâr bir milliyetçilik anlayışına sahip bir parti olduğu söylenebilir. AK Parti, Cumhuriyet döneminde uygulanan politikaların milletin birleştirici unsuru olan İslam faktörünü etkisizleştirdiğini ve ayrılıkçı hareketlere sebep olduğunu savunur. Özellikle, AK Parti'nin ilk kez iktidara geldiği 2002 yılında bir ekonomik krize ek olarak devraldığı Kürt sorunu, partinin milliyetçilik çerçevesinde kullandığı söylemlerde her zaman ağırlığını hissettirmiştir. Küresel güçlerin sürekli kaşıdığı Kürt sorunu, AK Parti tarafından Müslüman-Osmanlı kimliği kapsamında çözüme kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Buradan hareketle AK Parti, etnik kimlik izlerini muğlaklaştırmaya çalışılırken İslam, birleştirici bir üst kimlik olarak kurgulanmakta ve Osmanlı ise ortak tarih unsuru olarak sunulmaktadır. Bu millet tahayyülüne hizmet etmek ise milliyetçiliğin özü ve en yücesi olarak kabul edilir.

Adalet ve Kalkınma PartisiMilliyetçilikSiyasi parti programları+2
Gökhan Kuruoğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ak Parti iktidarları döneminde Türkiye ve İran'ın bölge politikalarında din faktörü

Din olgusunun kişisel ve toplumsal etkilerinin büyük olması, tarihsel süreç içerisinde değişen koşullara da eklemlenmesini beraberinde getirmiştir. Bu eklemlenmeyi Orta Doğu'da özellikle İslam dininde görmek mümkün olmuştur. Küreselleşen ve modernlik kazanan dünya düzeninde meydana gelen siyasi-politik düzlemde, entegrasyon ve liderlik düsturuyla bölgedeki içsel dinamikler, yarı değişken yapılarla harekete geçirilmiştir. Bu yarı değişkenliğin değişmeyen tarafı dogmatik ve tarihi kültürel bağlar olurken, değişken tarafı ise entegrasyon yolunda oluşturulan doktrin ve yapılanmalar olarak vuku bulmuştur. Özellikle Sünni ve Şii mezheplerinin siyasi tasavvurunda, bu manada bölgede etkinlik içerisinde olduğu görülmüştür. Türkiye ve İran'ın bölge politikaları, bu iki mezhep dahilinde, din olgusuna uygun şekillendiği iki örnek olarak öne çıkmıştır. Dolayısıyla 2000'li yıllarda İslam dini, mezheplerin yarı değişken yapısıyla Türkiye ve İran tarafından politik bir hüviyet olarak kullanılmıştır. Bu sayede hem bölgedeki içkin kültürden doğan bazı gruplara -Hizbullah, Hamas, Müslüman Kardeşler, Özgür Suriye Ordusu vb.- hitap etme işlevinin hem de siyasi ihtirasın ifa edilmesi amaçları gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve İran, bölgesel vizyonda Filistin Sorunu ile dini-kültürel yaklaşımını sürdürmede ısrarcı davranırken, Orta Doğu'da başlayan Arap Baharı sürecinde bu ısrarcı davranışlarını politik eksende arttırmaya koyulmuşlardır. Özellikle İran, Arap Baharı sürecinin hemen başında net bir tavır ortaya koyarken; Türkiye, Avrupalı devletlerle beraber hareket etme kararı doğrultusunda, "tedbirli hareket etme" tarzında bir politik yaklaşım içerisinde olmuştur. Türkiye'nin bu yaklaşımı, bölgeye yönelik politikasında bazı "git-gel"lere neden olduğu gibi, birtakım olguların da beklenerek görülmesini sağlamıştır. Suriye İç Olayları, Soğuk Savaş Dönemi'ni andırır tarzda uluslararası sistemde güç mücadelesinin doruğa çıkmasına ve ülkesel bazda her aktörün pragmatik bir bakış açısıyla kendi güç unsurlarını tekrardan gözden geçirmesine neden olmuştur. Suriye'deki bu olayların başlaması; Türkiye'yi Arap Baharı'yla yakından ilgilenen baş aktörlerden biri haline getirirken, İran'ın Batı'ya ve bölge sınırlarında kendisine karşı savaşanlara yönelik mücadele ritmini arttırmıştır. Bu iki ülke kendi güç unsurlarını, mezhepsel anlayışları da kapsayacak şekilde "ortak din, ortak kültür, ortak tarih" üzerinden belirlemeye devam etmiştir. Ilımlı-radikal, modernist-anti modernist gibi birbirinden farklı format ve anlayışları barındıran bu unsurlarla politik eksenini oluşturan Türkiye ve İran, "avantaj" kıstası çerçevesinde, Batılı devletler nazarında ilişkilerin seyri konusunda önemli yer tutmuşlardır.

Adalet ve Kalkınma PartisiDinSiyasi parti programları+7
İbrahim Şahin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects