Anadolu University
Discipline

İlköğretim Anabilim Dalı

Anadolu University

2,634

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmen adaylarının biyoteknoloji okuryazarlık düzeyleri

Günümüzde bilimde en hızlı gelişen alanlardan biri biyoteknolojidir. Biyoteknoloji alanındaki yenilikleri öğrencilere tanıtmada en önemli öğenin öğretmenler olduğu düşünülmektedir. Bu durumda öğretmenlerin kendi biyoteknoloji okuryazarlıkları, öğrencilerde biyoteknoloji okuryazarlığı oluşturmada önem arz etmektedir. Bu nedenle çalışmada fen bilimleri öğretmen adaylarının biyoteknoloji okuryazarlık düzeyleri ortaya çıkarılmak istenmiştir. Ayrıca araştırma ile fen bilimleri öğretmen adayların biyoteknolojideki değişim ve yenilikleri ne ölçüde takip ettikleri belirlenmek istenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, uygun örneklemle metodu ile seçilen Türkiye'deki yedi üniversitenin fen bilimleri öğretmenliğinde öğrenim gören 4. sınıf fen bilimleri öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma türlerinden tarama araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, öğretmen adaylarının biyoteknoloji okuryazarlık düzeylerini ortaya çıkarmak için test geliştirme sürecine uygun olarak hazırlanmış biyoteknoloji okuryazarlık testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında oluşturulan testin, 325 kişilik fen bilimleri öğretmen adaylarıına uygulanması sonucu adayların biyoteknoloji okuryazarlık boyutları olan nominal, fonksiyonel, prosedürel ve çok boyutlu okuryazarlıkların her birinde alt seviyede oldukları gözlemlenmiştir. Bu çalışma sonucunda fen bilimleri öğretmen adaylarının biyoteknolojideki değişim ve yenilikleri yeterli oranda takip etmedikleri, biyoteknolojide kullanılan model organizmaları az tanıdıkları, insan yaşamını doğrudan etkileyen medikal biyoteknoloji uygulamaları hakkında çok az bilgi sahibi oldukları gözlemlenmiştir. Ayrıca fen bilimleri öğretmen adaylarında genetik ve biyoteknolojiye ait çok sayıda kavram yanılgısı da tespit edilmiştir.

Naki Alkaya
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Videolarla zenginleştirilmiş mühendislik tasarım temelli etkinliklerin 5. sınıf öğrencilerinin STEM kariyer ilgileri ve fene yönelik motivasyonlarına etkisi

Araştırmanın amacı videolarla zenginleştirilmiş mühendislik tasarım temelli etkinliklerin, beşinci sınıf öğrencilerinin STEM mesleklerine yönelik ilgilerine, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına, geleceğe yönelik kariyer bilinci geliştirmelerine ve tasarım becerilerine etkisinin incelenmesidir. Ayrıca araştırma kapsamında kullanılan etkinliklere ve videolara yönelik görüşlerin belirlenmesi de alt amaçlar arasında bulunmaktadır. Çalışma Ankara iline bağlı bir devlet okulunda üç farklı şubede eğitim görmekte olan toplam 75 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veri toplama araçları olarak fen, teknoloji, matematik ve mühendislik mesleklerine yönelik ilgi ölçeği, fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği, geleceğiniz anketi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel veri toplama araçlarını ise odak grup görüşmeleri, araştırmacı gözlem notları, etkinlik kâğıtları, etkinlik ve video değerlendirme formları oluşturmaktadır. Ayrıca etkinlikler sonucunda ortaya çıkan tasarımların mühendislik tasarım sürecini değerlendirme dereceli puanlama anahtarı kullanılarak değerlendirilmesiyle öğrencilerin tasarım becerileri incelenmiştir. Fen, teknoloji, mühendislik, matematik mesleklerine yönelik ilgi ölçeği bulgularına göre başlangıçta bilim insanlarının çalışma hayatına yönelik kesitler sunan video izlemenin öğrencilerin mühendislik mesleklerine yönelik ilgilerinde diğer gruplara göre anlamlı düzeyde artış sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ölçeğin matematik boyutu için bilim insanlarına ait videoların öğrencilerin fen, teknoloji, mühendislik ve matematik mesleklerine yönelik ilgilerinin artmasına olumlu yönde katkı sağladığı söylenebilir. Video izledikten sonra etkinlik yapan öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği ön test – son test puan ortalamaları arasında "araştırma yapmaya yönelik motivasyon" alt boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca bu gruptaki öğrencilerin geleceğiniz anketinde bulunan mesleklere yönelik ileride bu alanlarda çalışmaya yönelik ilgilerinde özellikle mühendislik alanında artış tespit edilmiştir. Sonuçlar doğrultusunda mühendislik tasarım temelli etkinliklerin videolar ile zenginleştirilmesi ve tasarım sürecinin başında öğrencilere izletilmesi önerilmektedir.

Feride Karagöz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken çocuklukta zorbalığa yönelik farkındalık programının çocuk ve öğretmen açısından incelenmesi

Bu araştırma, 60-72 çocukların; zorbalığa yönelik farkındalıklarını, zorbalığı diğer saldırganlık davranışlarından ayırt ederek, gerektiğinde ihtiyaç duyabilecekleri zorbalıkla baş etme ve zorbalığa müdahale stratejilerini benimsemelerine; onlara bu bilgi becerileri kazandıracak öğretmenlerin ise; zorbalığın ne olduğunu, türlerini, zorbalığı önleme ve müdahaleye yönelik bilgi ve becerileri kazanmalarına katkı sağlamayı hedeflemiştir. Bu kapsamda Erken Çocuklukta Zorbalığa Yönelik Farkındalık Programı (ZOYFA) geliştirilerek çocuk ve öğretmen açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Çalışma grubunu, 60-72 ay arası, alt sosyo-ekonomik düzeydeki ailelere mensup 12 çocuk ve onların üç öğretmeni oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak; Erken Çocuklukta Zorbalığa Yönelik Farkındalık Çocuk Görüşme Formu, Erken Çocuklukta Zorbalığa Yönelik Farkındalık Resimli Çocuk Görüşme Formu, Zorbalıkla Baş Etme Stratejileri Problem Hikayeler Formu, Gözlem Notları, Çocuk Resimleri, Erken Çocuklukta Zorbalığa Yönelik Farkındalık Öğretmen Ön Görüşme Formu ve Erken Çocuklukta Zorbalığa Yönelik Farkındalık Öğretmen Son Görüşme Formu kullanılmıştır. Veriler tümdengelimsel ve tümevarımsal yaklaşımın bir arada kullanıldığı hibrit ve tematik yaklaşım ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular; Erken Çocuklukta Zorbalığa Yönelik Farkındalık Programının (ZOYFA) çocukların zorbalığı tanıma, anlama ve ayırt etmelerine, zorbalıkla etkin baş etme ve müdahale etme stratejilerini benimseme ve öğrenmelerine, öğretmenlerin ise, zorbalığa yönelik bilgi ve becerileri geliştirmelerine katkı sağladığını göstermektedir.

Erken müdahale eğitim programıOkul öncesi çocuklar
Şifa Kevser Çakmak
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin disiplinlerarası bakış açısıyla araştırma ve sorgulamaya dayalı davranış amaçlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, planlanmış davranış teorisi kullanılarak, fen bilimleri derslerini yürüten ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin disiplinler arası bakış açısıyla araştırma ve sorgulama odaklı ders işleme davranış amaçlarını incelemektir. Araştırmada Planlanmış Davranış Teorisi baz alınarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Disiplinler Arası Bakış Açısıyla Araştırma ve Sorgulama Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin geliştirilme aşamasında öncelikle detaylı literatür taraması yapılmış Planlanmış Davranış Teorisini baz alan açık uçlu sorular hazırlanmıştır. Öğretmenlerin verdikleri cevaplar doğrultusunda taslak ölçek hazırlanmıştır. Uzman görüşleri alınıp gerekli düzeltmeler yapılan taslak ölçeğin son haline pilot uygulama yapılmıştır. Pilot uygulama sonunda faktör analizi yapılmış ve ölçeğin boyutları ve tüm alt boyutlarının Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. Araştırma kapsamında 2022-2023 eğitim-öğretim yılının bahar yarıyılında Ankara'da görev yapan, fen bilimleri derslerini yürüten toplam 350 ilkokul ve ortaokul öğretmenleriyle çalışılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 ve AMOS 23 programları kullanılmıştır. Ölçekten elde edilen veriler yapısal eşitlik modellemesiyle analiz yapılmıştır. Araştırma sonucunda fen bilimleri derslerini yürüten ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin "Davranış Amacını" açıklamada en fazla "Davranışa Yönelik Tutumun" etkili olduğu "Öznel Normun" ve "Algılanan Davranış Kontrolünün" etkisinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada "Davranış Amacını" etkileyen üç faktörü oluşturulan inançlar da analiz edilmiştir. Disiplinler arası bakış açısıyla ders işleme amaçlarını ve sorgulama odaklı öğretim yapma davranışları için normatif inançları temsil eden kişi ve kurumlar: "İl-ilçe milli eğitim müdürlüğü", "Milli Eğitim Bakanlığı", "okul müdürleri" ve "diğer branş öğretmenleridir.

Vildan Gaye Bala Çağlarca
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Davranış düzenleme becerilerini destekleyen öğretmen eğitimi programına yönelik öğretmenlerin görüşlerinin ve uygulamalarının incelenmesi

Araştırmalar okul öncesi öğretmenlerinin sınıf- içi uygulamalarının çocukların davranış düzenleme becerilerini etkilediğini ortaya koymaktadır. Davranış düzenleme becerisi ise çocukların akademik başarısı ve sosyal uyumu açısından önemli bir etkiye sahip görünmektedir. Bu araştırmanın amacı, çalışma kapsamında geliştirilen Davranış Düzenleme Becerilerini Destekleyen Öğretmen Eğitimi" programı kapsamında okul öncesi öğretmenlerinin uygulama öncesi ve uygulama sonrası görüşlerinin ve programın sınıflarında uygulanması yoluyla edindikleri deneyimlerinin incelenmesidir. Program, Vygotsky'nin Kültürel- Tarihsel Gelişim Kuramı temel alınarak geliştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması benimsenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Kayseri ilinde görev yapan, amaçlı örnekleme ile seçilmiş 3 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak uygulama öncesinde, sürecinde ve sonrasında olmak üzere görüşme formu, gözlem formu, vignette formu, portfolyo dosyası, araştırmacı günlükleri ve uygulama güvenirliği formu, yansıtıcı rapor ve poster kullanılmıştır. Elde edilen veriler düzenlenerek içerik analizi yapılmıştır. Davranış Düzenleme Becerilerini Destekleyen Öğretmen Eğitimi Programının uygulanması sonrası okul öncesi öğretmenlerinin öz-düzenleme ve davranış düzenleme becerisine yönelik görüşlerinde söylemsel değişiklikler olmuştur. Uygulama sonrası görüşlerinde uygulama öncesine göre daha detaylı tanımlar yaptıkları ve üst söylem kullandıkları görülmüştür. Uygulama sürecinde öğretmenler sınıfın fiziksel düzenlenmesi ile ilgili olumlu değişiklikler yapmış ve sınıf içi uygulamalarında kuralların belirlenmesi, güne başlama zamanının planlanması ve oyun planlama modelinin uygulanması ile ilgili uygulamalarında olumlu değişiklikler göstermişlerdir. Sınıf düzenlemesinde sembollerin kullanılması, sınıf rutinlerinin belirlenmesi, sınıf içi iletişimin düzenlenmesi ve aile eğitimi düzenlenmesi ile ilgili uygulamalarda ise zorluk yaşadıkları görülmüştür.

Almıla Elif Altan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

5E modelinin yüz yüze, ters yüz ve çevrim içi öğrenme ortamlarındaki etkililiğinin incelenmesi

Araştırmada, 5E yapılandırmacı yaklaşım modeline dayalı öğretim uygulamalarının yüz yüze, ters yüz ve çevrim içi öğrenme ortamlarında işlenen fen bilimleri dersleri için geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Eleştirel düşünebilen, kişilerarası yeterlikleri gelişmiş, yüksek motivasyonlu, gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurabilen başarılı öğrencilerin yetiştirilebilmesi için uygulamalar geliştirilmiştir. Çalışmalar 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Ankara ilinin Gölbaşı ilçesinde bulunan özel okulda okuyan 7. sınıf toplam 60 öğrenciyle, 6 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. 5E modeline dayalı derslerin, öğrencilerin beceri temelli fen bilimleri başarılarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına, eleştirel düşünme eğilimlerine, kişilerarası yeterlik alanlarına olan etkileri ve bu uygulamalara yönelik görüşleri incelenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı "Karma Yöntem" ve "Yakınsayan Paralel Desen" tercih edilmiştir. Nicel yöntem boyutunda "Ön-Test Son-Test Kontrol Gruplu Yarı Deneysel Desen", nitel yöntem boyutunda ise "Durum Çalışması Deseni" çalışmanın araştırma yöntemini oluşturmaktadır. Nicel veri toplama araçları Beceri Temelli Fen Bilimleri Başarı Testi, Fen Eğitiminde Motivasyon Ölçeği, Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Kişilerarası Yeterlik Ölçeği ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Nitel veri toplama araçları ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, dokümanlar ve gözlem notlarından oluşmaktadır. Araştırma sonucunda hem nicel hem de nitel bulgulara göre fen bilimleri derslerinde yapılan uygulamaların öğrencilerin bilişsel süreç becerileri temelli fen bilimleri başarılarının, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının, eleştirel düşünme eğilimlerinin ve kişilerarası yeterliklerinin gelişmesine katkı sağladığı belirlenmiştir. Öğrencilerin görüşlerinden elde edilen veriler, 5E modeline dayalı derslerin yüz yüze, ters yüz ve çevrim içi öğrenme ortamlarına uyarlanabildiğini ve başarılı, motivasyonu yüksek, eleştirel düşünebilme eğilimine sahip ve kişiler arası yeterlikleri gelişmiş öğrenciler yetiştirmekte etkili bir öğretim yöntemi olduğunu göstermektedir. Anahtar sözcükler: 5E yapılandırmacı yaklaşım modeli, yüz yüze öğrenme ortamı, ters yüz sınıf ortamı, çevrim içi öğrenme ortamı, bilişsel süreç becerileri temelli fen bilimleri başarısı, fen öğrenmeye yönelik motivasyon, eleştirel düşünme eğilimi, kişilerarası yeterlik alan

5E ModeliBilişsel süreçEleştirel düşünce+7
Zehra Tuğçe Cumaoğlu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmalarındaki söylemsel yapıların incelenmesi

Bu çalışmada beşinci sınıf Fen Bilimleri dersinde TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmaları sırasında grup üyelerinin etkileşimsel rollerinin neler olduğunu, grupların akıl yürütme şekillerini, söylem desenlerini ve öğretmenin etkileşimsel müdahalelerini inceleyebilmek için video ve ses kaydı aracılığıyla veri toplanmış ve söylem analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturmuştur. Araştırma sonucunda a) öğrencilerin etkileşimsel rolleri "Birlikte anlamayı teşvik eden" ve "Birlikte anlamayı engelleyen roller" olarak kodlanmış ve görülme sıklıkları belirlenmiştir. b) Grup çalışması sırasında açığa çıkan rollerin grupların akıl yürütme şekillerini etkilediği görülmüştür. Yüzeysel akıl yürüten gruplarda görev dışı konuşmaların sıkça yer aldığı, derinlemesine akıl yürüten gruplardaki öğrencilerin ise iş birlikli çalışma sırasında bilgiyi birlikte yapılandırdığı, birbirlerinin fikirlerini geliştirdikleri ve detaylandırdıkları görülmüştür. c) Yüzeysel ve derinlemesine akıl yürüten gruplara öğretmenin etkileşimsel müdahalelerinin farklı olduğu belirlenmiştir. Bulgulara göre öğretmenin genel olarak derinlemesine akıl yürüten gruplarda en fazla öğretici müdahalede bulunduğu, yüzeysel akıl yürüten grupta ise en fazla yeniden yönlendirici müdahalelerde bulunduğu gözlenmiştir. d) Öğrencilerin grup içi etkileşimlerinde genellikle üçlü desen görülürken öğretmenin sürece dahil olduğu zamanlarda etkileşimde zincir deseninin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, işbirlikli grup çalışması sırasında grup rollerinin belirlenmesi ve grupların akıl yürütme şekillerinin ortaya konması; grup dinamiklerini anlama ve öğrencilerin işbirlikli öğrenme stratejilerini geliştirme açısından önemlidir. Öğretmenin etkileşimsel müdahaleleri öğrencilerin daha derinlemesine düşünmelerini ve fikirlerini açıklamalarını teşvik ederek söylem desenlerini zenginleştirebilir. Bu nedenle hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerde işbirlikli grup çalışmalarında öğretmen müdahalelerinin etkisinin çalışılması öğretmen eğitimlerinin kalitesinin artmasını sağlayacaktır.

Akıl yürütmeEtkileşimFen bilgisi dersi+7
Betül Şen Gümüş
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarında çokkültürlü ve ayrımcılık karşıtı farkındalığın geliştirilmesi: Bir model önerisi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarına çokkültürlü ve önyargı karşıtı farkındalık kazandırmak için uygulanan bir eğitim modelinin etkililiğini araştırmaktır. Araştırmada ön test-son test-izleme testi tek gruplu karma müdahale deseni kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından çokkültürlü ve ayrımcılık karşıtı eğitimin temel felsefesi dikkate alınarak geliştirilen; film izleme, haber analizi yapma, makale tartışması, çocuk kitaplarını inceleme gibi çeşitli öğretim stratejilerinin kullanıldığı model "müdahale" programı olarak 12 hafta boyunca ikişer saatlik oturumlar halinde uygulanmıştır. Çalışmada seçmeli olarak açılan derse gönüllü olarak katılan 21 okul öncesi öğretmen adayı yer almıştır. Çalışmanın nicel verileri, 21 okul öncesi öğretmen adayına ön test, son test ve izleme testi olarak uygulanan "Öğretmenler İçin Çokkültürlü Tutum Ölçeği", "Çokkültürlü Kişilik Ölçeği-Kısa Formu" ve araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlanan " Çokkültürlü Farkındalık, Bilgi ve Beceri Anketi-Öğretmen Formu" ile elde edilmiştir. Uygulanan eğitim modeline ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemek amacıyla son test uygulamasında, modelle ilgili açık uçlu dört soru sorulmuştur. Açık uçlu sorulardan elde edilen veriler çalışmanın nitel kısmında kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmış ve etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda uygulanan eğitim modelinin öğretmen adaylarının çokkültürlü tutumları, çokkültürlü farkındalık, bilgi ve becerileri ile çokkültürlü kişilik özelliklerinden sadece esneklik alt boyutunda anlamlı bir fark yarattığı görülmüştür. Nitel kısmında katılımcıların görüşleri "modelin uygulanması", "modelin katkıları" ve "modelin geliştirilmesi" olmak üzere üç tema altında yer almıştır. Sonuç olarak uygulanan eğitim modelinin öğretmen adaylarının çokkültürlü ve önyargı karşıtı farkındalık kazandırılmasında etkili olduğu ortaya çıkmıştır.

Aday öğretmenlerAyrımcılıkAyrımcılık karşıtı eğitim programları+4
Şadiye Can Gül
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin desteklenmesi: Tasarım temelli hizmet içi eğitimin etkisi

Bu araştırmanın amacı, tasarım temelli öğrenme yaklaşımı ile hazırlanan hizmet içi eğitim programının, okul öncesi öğretmenlerinin kodlama ve bilgi-işlemsel düşünme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, 20 deney ve 20 kontrol grubu olmak üzere 40 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri, eğitim programının uygulanmasının öncesi ve sonrasında nicel ve nitel olarak toplanmıştır. Bu nedenle araştırma karma araştırma yöntemi desenlerinden biri olan müdahale deseni olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, ön test son test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutu durum çalışması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında deney grubu öğretmenlerine 21 oturumdan oluşan 3 modül hizmet içi eğitim programı beş günlük bir eğitimle uygulanmıştır. Bu kapsamda nicel veriler, "Kodlama ve Bilgi-İşlemsel Düşünme Hakkında Öğretmen İnanışları Ölçeği", "Bilgisayarca Düşünme Ölçeği" ve "Hesaplamalı Düşünmenin Öğretimine İlişkin Öz yeterlik Algısı Ölçeği" ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, tekrarlı ölçümler için çok faktörlü varyans analizi (MANOVA) ve bağımlı örneklemler için t testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi kapsamında çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda tasarım temelli hizmet içi eğitim programının okul öncesi öğretmenlerinin kodlama ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırmanın nicel bulguları nitel bulguları tarafından desteklenmektedir.

Bilgi işlemsel düşünmeHizmet içi eğitimHizmet içi eğitim programları+5
Merve Avşar
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Oyun temelli empati programının çocukların empati, arkadaşlık ve duyguları yönetme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı Oyun Temelli Empati Programı'nın (OTEP) beş yaş çocuklarının empati becerilerine, arkadaşlık ilişkilerine ve duyguları yönetme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma karma yöntem deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu benzeşik örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma grubu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara İli Etimesgut İlçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokulunun beş yaş gruplarında eğitim gören 69 çocuktan (34 deney, 35 kontrol grubu) ve bu çocukların aileleri ile öğretmenlerinden oluşmaktadır. Deney grubunda yer alan çocuklara yedi hafta süresince araştırmacı tarafından OTEP uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan çocuklar ise öğretmenleriyle birlikte günlük eğitim rutinlerine devam etmişlerdir. Araştırmacı tarafından geliştirilen OTEP, bütünleştirilmiş on dört etkinlik ve altı aile katılımı etkinliğinden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları "4-5 Yaş Empati Becerileri Ölçeği", "Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) Ana-baba ve Öğretmen Formu Arkadaşlık İlişkileri ve Duyguları Yönetme Becerileri alt ölçekleri", "Öğretmenler için Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları" ve "Aileler için Açık Uçlu Anket Formundan" oluşmaktadır. Elde edilen nicel veriler Bağımlı ve Bağımsız Gruplar t Testi, ANOVA ve ANCOVA testleri ile nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Oyun Temelli Empati Programının çocukların empati becerileri, arkadaşlık ilişkileri ve duyguları yönetme becerileri üzerinde istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı etkiye ve kalıcılığa sahip olduğu; deney grubu öğretmenlerinin ve ailelerinin de bu sonucu destekler görüşte olduğu tespit edilmiştir.

Akran ilişkileriArkadaşlıkDuygu yönetimi+6
Selda Ata Doğan
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Reggio Emilia temelli proje çalışmalarında okul öncesi dönem çocuklarının karar verme süreçlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının Reggio Emilia Yaklaşımı temelli proje çalışmaları yoluyla karar verme süreçlerindeki gelişimini incelemektir. İşbirlikçi eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunda, bir okul öncesi öğretmeni ve 14 çocuk yer almıştır. Veriler iki eylem planı geliştirilerek dört ay süre boyunca toplanmıştır. Araştırmada veriler görüşme, gözlem, günlük, öz değerlendirme formları ile "Karar verme becerileri değerlendirme aracı-çocuk ve ebeveyn formları" kullanılarak toplanmıştır. Nitel veriler, içerik analizi tekniğiyle, nicel veriler ise wilcoxon analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, çocukların karar verme becerilerinin geliştiği, çocukların karar verme süreçlerinin "Amaç oluşturma", "Seçenek belirleme/ var olan seçenekleri göz önüne alma", "Oluşturulan/var olan seçeneklerden birini seçme" ve "Sonucu değerlendirme" aşamalarıyla projelerde yinelemeli olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Bununla birlikte çocukların sürecin sonuna doğru amaç oluşturmada daha başarılı oldukları, daha az öğretmen desteğine ihtiyaç duydukları, daha çok sayıda seçenek geliştirebildikleri ve geliştirdikleri seçeneklerde tahmin yolunun kullanımı dışında geçmiş deneyimlerden faydalanma ve analojiyi kullanma şeklindeki farklı yolları kullandıkları görülmüştür. Ayrıca, çocukların sürecin sonuna doğru seçim işlemine daha aktif katıldıkları, bireysel seçimlerde kararsız kalma, önerileni seçme ve yardım isteme yerine bağımsız karar verme davranışlarını gösterdikleri, ortak seçimlerde ise arkadaşlarının söylediklerine uyma veya karşı çıkma davranışları yerine sayışmaca, ikna etme ve oylama yapma şeklinde daha demokratik davranışlar gösterdikleri görülmüştür. Öğretmenin uygulama sürecinde ise çocukların karar verme süreçlerini destekleme ve Reggio Emilia Yaklaşımı temelli proje çalışmalarını uygulama davranışlarının geliştiği görülmüştür. Anahtar sözcükler: okul öncesi eğitim, reggio emilia yaklaşımı, düşünme becerileri, karar verme süreci, proje

Düşünme becerileriKarar vermeKarar verme süreci+5
Tuğba Aydemir Özalp
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde 48-72 ay çocukların ebeveynleri ile ilişkileri ve yılmazlık özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı pandemi döneminde okul öncesi dönem çocuklarının yılmazlığı ve ebeveyn-çocuk ilişkisi ile mizaç, bağlanma, duygu düzenleme arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Nicel desende gerçekleştirilen bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinden uygun örnekleme yolu ile seçilen 330 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci yarılında toplanmıştır. Değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre çocukların toplam yılmazlık puanlarını cinsiyet, sıcakkanlılık ve sebatkarlık anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Çocukların öz-düzenleme/sosyal yeterlilik düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özellikleri anlamlı derecede yordamaktadır. Çocukların duyguları anlama beceri düzeylerini sıcakkanlılık ve sebatkarlık mizaç özelliği, empati/sorumluluk düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özelliği anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Araştırmada ebeveyn-çocuk olumlu ilişki düzeylerini yordamada çocukların duygu düzenleme ve bağlanma düzeyleri istatistiksel olarak anlamlıdır. Ebeveyn-çocuk çatışma puanlarını ise sebatkarlık ve duygu düzenleme becerisi negatif yönde yordarken, tepkisellik mizaç özelliği pozitif yönde yordamaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular alan yazında var olan araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinden tartışılmaktadır.

BağlanmaCOVID 19Duygu düzenleme+7
Feyza Özkan Yıldız
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörler: Bir yol analizi çalışması

Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırma, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli (TKKBM) kapsamında yapılan bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımları; algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, davranışsal niyet, kaygı, kullanıma yönelik tutum, kolaylaştırıcı durumlar, algılanan eğlence, mesleki uygunluk, öz yeterlik, zorlaştırıcı durumlar ve yaş, öğrenim durumu, hizmet öncesi/içi eğitim alma durumu ve mesleki deneyim değişkenleri ile incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında devlet okulları ve özel okullarda görev yapmakta olan 442 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak ¨Erken Çocukluk Eğitiminde Teknoloji Kullanımı¨ anketi ve ¨Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği¨ kullanılmıştır. Araştırmanın analizleri LISREL sürüm 8.8 ve SPSS sürüm 24 paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilişkiye yönelik hipotezlerinin test edilmesinde Yol Analizi tekniği kullanılmıştır. Yol Analizi sonuçları test edilen kuramsal modelin kabul edilebilir uyum indekslerine sahip olduğuna işaret etmektedir. Araştırmanın bulgularına göre önerilen modelde; okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanıma yönelik tutumlarının %75 oranında algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence ve mesleki uygunluk değişkenleriyle açıklandığı belirlenmiştir. Teknoloji kullanımına yönelik davranışsal niyetleri ise %72 oranında kullanıma yönelik tutum, algılanan eğlence, mesleki uygunluk ve kaygı değişkenleriyle açıklanmaktadır. Kolaylaştırıcı durumlar, zorlaştırıcı durumlar, davranışsal niyet ve kullanıma yönelik tutum değişkenlerinden araştırmanın bağımlı değişkenleri olan teknoloji kullanım sıklığı ve teknoloji kullanım süresine olan yol katsayılarının ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: okul öncesi, okul öncesi öğretmenler, teknoloji, teknoloji kabul ve kullanım birleştirilmiş modeli, yol analizi

Eğitim teknolojisiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+5
Işıl Ömrüuzun
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve bu becerilerinin cinsiyet, sınıf seviyesi, matematik başarısı açısından incelemektir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama ve ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Marmara Bölgesi'ndeki bir ildeki devlet ortaokullarında öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri olmak üzere toplam 286 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan olasılıksal akıl yürütme ölçeği kullanılmıştır. Olasılıksal akıl yürütme becerisi örnek uzay, bir olayın deneysel olasılığı, bir olayın teorik olasılığı, olasılık karşılaştırmaları, bağımlı olasılık ve bağımsızlık olmak üzere altı anahtar kavramda incelenmiştir. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin belirlenmesinde betimsel istatistik kullanılmıştır. Ayrıca bu düzeyler ile cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı değişkenleri ile ilişkisinin olup olmadığı ki-kare analizi kullanılarak belirlenmiştir. Bu istatistiksel analizler için Microsoft Office Excel ve SPSS paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda örnek uzay, bir olayın deneysel olma olasılığı, bağımlı olasılık ve bağımsızlık kavramlarında en fazla düzey 1; bir olayın teorik olma olasılığı ve olasılık karşılaştırmaları kavramlarında en fazla düzey 3 olarak öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme becerisine sahip oldukları bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni ile sadece örnek uzay arasında ilişki bulunmuştur. Sınıf seviyesi değişkeni ile tüm kavramlarda ilişki bulunmuştur. Matematik başarısı değişkeni ile bir olayın deneysel olma olasılığı ve bağımsızlık haricinde diğer kavramlarda ilişki bulunmuştur.

Akıl yürütmeBaşarıCinsiyet+6
Hayriye Merve Sarıbaş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Meslekte yeni olan ilkokul öğretmenlerinin sınıfta düzeni yeniden sağlamaya ilişkin uygulamaları

Bu araştırmada meslekte yeni olan ilkokul öğretmenlerinin sınıf yönetiminin düzeni yeniden sağlama boyutuna ilişkin deneyimlerini ve uygulamalarını betimlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda amaçlı örnekleme çerçevesinde ölçüt örneklem türü kullanılarak 2016-2017 eğitim öğretim yılında Muş ili merkezinde bulunan bir ilkokulda görev yapan üç yıl ya da daha az deneyime sahip dokuz ilkokul öğretmenine ulaşılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı kullanılmış ve nitel araştırma türlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseninden yararlanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşmeler ve gözlemler yoluyla toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Gözlem sürecinde ise katılımcılar, araştırmacı tarafından katılımcı olmayan gözlemci rolüyle sınıf ortamlarında gözlemlenmiş ve gözlem formuna notlar alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin fiziksel ve öğretimsel düzen görüşlerinin yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca her öğretmenin sınıfında istenmeyen davranışların sıklıkla görüldüğü ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin düzeni yeniden sağlamaya yönelik en çok "aile ile iletişim kurma", en az "soru sorma, bireysel görüşme, farklı etkinlik yaptırma, rehberlik servisine yönlendirme, kuralları hatırlatma" gibi uygulamalarda bulundukları belirlenmiştir. Araştırmada öne çıkan sonuçlardan biri, fiziksel cezaların öğretmenler tarafından kullanılmadığının görülmüş olmasıdır. Sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda düzeni yeniden sağlamaya yönelik uygulamalarının belirlenmesinde "meslekte geçirilen toplam süre/mesleki deneyimin" etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

DüzenMesleki uygulamaSınıf+5
Şeyma Aydın
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri ders kitaplarındaki etkinliklerin alana özgü beceriler yönünden sınıflandırılması

Bu çalışmada 2018–2019 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurumu tarafından onaylanıp, yayınevleri tarafından basılmış olan ilköğretim 5, 6, 7 ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarında yer alan etkinliklerin, 2018 yılı fen bilimleri öğretim programında belirtilen beceriler yönünden incelemesi yapılmıştır. Alana özgü beceriler öğretim programında üç ana kategoriden oluşmaktadır. Bunlar bilimsel süreç becerileri, yaşam becerileri ve mühendislik becerileridir. Bu kategorilerin altında toplam 15 adet beceri programda belirtilmektedir. İlköğretim 5, 6, 7 ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarındaki etkinlikler tek tek incelenerek öğretim programında belirtilmiş olan bu becerilerden hangilerine hitap ettiği tespit edilmiştir. Becerilerin belirlenmesi aşamasında altı farklı uzman kitaplardaki tüm etkinlikleri inceleyerek görüşlerini bildirmişlerdir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Etkinliklerin incelenmesi sonucu ortaya çıkan veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. İçerik analizi için belirlenmiş olan alt kategorilere bakılarak analiz tamamlanmıştır. İnceleme sonucunda, ilköğretim 5, 6, 7 ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarındaki etkinliklerde sorgulanan 2018 fen bilimleri öğretim programında belirtilen alana özgü becerilerin ünitelere ve sınıf seviyelerine göre durumları saptanmıştır. Kullanım sıklıkları frekans ve yüzde tablolarına işlenerek, ünitelere göre becerilerin dağılımı gözlemlenmiştir. Sınıf düzeylerine göre alana özgü becerilerin dağılımı belirlenmiştir. Bilimsel süreç becerileri, yaşam becerileri ve mühendislik becerilerinin ünitelere göre ve sınıf seviyelerine göre kullanımları saptanmıştır. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda da çeşitli öneriler yapılmıştır.

Bilimsel beceriDers kitaplarıFen bilgisi+5
Gamze Alın Uran
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

"Güvenli Çocuk" (Safe child) Programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; 54-90 ay aralığındaki anasınıfı ve ilkokul birinci sınıfa devam eden çocukların kendilerini istismar ve benzer tehlikeli durumlardan korumalarına, kendilerine duydukları güveni artırmaya yönelik olarak uyarlanan Güvenli Çocuk Programı'nın etkililiğini incelemektir. Bu araştırmada ön-test-son-test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmış, 2x3x3 modelinde yürütülmüştür. Bu araştırmanın deney grubunu Güvenli Çocuk Programı'na katılan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri, kontrol grubunu bu programa katılmayan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri oluşturmaktadır. Her bir grupta 19 çocuk olmak üzere toplam 114 çocuk yer almıştır. Nitel veriler, altı sınıf öğretmeni ve her gruptan gönüllü olarak katılmak isteyen beşer aile ile görüşmeler yürütülerek elde edilmiştir. Deney grubunu oluşturan çocuklara altı hafta boyunca, haftada iki gün ve dört oturumdan oluşan program uygulanmıştır. Plasebo grubuna benzer şekilde altı hafta süresince toplam 24 oturumdan oluşan etkinlikler uygulanmış, kontrol grubuna ise müdahalede bulunulmamıştır. Programın uygulanmasından sonra son-test ölçümleri yapılmış ve son-test ölçümlerinden sekiz hafta sonra izleme testleri uygulanmıştır. Çocuklardan veri elde etmek amacıyla 'Güvenlik Bilgi ve Beceri Değerlendirme Aracı', 'Akran Zorbalığı Değerlendirme Aracı', 'Kültür Bağımsız Özgüven Kontrol Listesi' ve 'İnternet Güvenliği Değerlendirme Aracı' kullanılmıştır. Öğretmen ve aile boyutunda 'Öğretmen Görüşme Formu' ve 'Aile Görüşme Formu' programın etkisine dair görüşleri belirlenmiştir. Verilerin analizinde Kruskal-Wallis H testi kullanılmış ve gruplar arasında anlamlı farklılıklar görüldüğünde Post-Hoc Çoklu Karşılaştırma Testi ile birbirinden farklı olan gruplar tespit edilmiştir. Grupların ön-test-son-test ve son-test-izleme testi puanlarının karşılaştırılmasında ilişkili ölçümler için Wilcoxon işaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, Güvenli Çocuk Programının, çocukların kendilerini korumalarına yönelik becerilerini olumlu yönde etkilediği ve yapılan bireysel görüşmelerde de öğretmen ve ailelerin programla ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir.

Akran zorbalığıGüvenli davranışGüvenli Çocuk Programı+5
Emine Hande Aydos
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik ders kitapları cebir öğrenme alanındaki soruların PISA matematik yeterlik düzeylerine göre incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 2018-2019 yeni matematik öğretim programına göre hazırlanmış ve ülkemizde okutulmakta olan 6-8. sınıf matematik ve matematik uygulamaları ders kitaplarındaki cebir alt öğrenme alanına ait birlikte öğrenelim, sıra sizde, öğrendiklerimizi uygulayalım, örnekler, konu değerlendirme ve problemleri PISA matematik yeterlik ölçeğine göre incelemektir. Bu çalışma ile farklı sınıf düzeylerine ait kitaplardaki soruların matematik yeterlik ölçeğinde belirlenen düzeyleri ne derece kapsadığı ve farklı sınıf düzeylerine göre nasıl bir değişim gösterdiği incelenmiştir. Araştırma, PISA matematik sınavında öğrencilerin performanslarının ölçüldüğü dört alandan biri olan "Değişim ve İlişkiler" alanını kapsayacak şekilde yapılmıştır. Değişim ve ilişkiler alanında; cebirsel ifadeler, denklemler, eşitsizlikler, tablo ve grafik gösterimi bulunmaktadır. Kitapların incelenmesi sürecinde PISA matematik yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeğe göre toplam 6 düzey bulunmaktadır ve altıncı düzey en üst düzey, birinci düzey en düşük düzey olarak belirlenmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi yöntemiyle Türkiye'de okutulmakta olan 6-8. sınıf matematik ve matematik uygulamaları ders kitaplarından her sınıf düzeyine ait 2 adet, toplam 6 ders kitabı belirlenerek incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, incelenen tüm ders kitaplarında bulunan soruların büyük bir bölümünün PISA yeterlik ölçeğine göre 1 ve 2. düzey sorulardan oluştuğu görülmüştür. Matematik ders kitaplarında 5 ve 6. düzey soruya rastlanmamıştır. PISA Matematik Yeterlik ölçeğine göre üst düzey olarak tanımlanan 5 ve 6. düzey sorulara matematik uygulamaları ders kitaplarında rastlanmıştır. Sınıf seviyesi artıkça soruların zorluk düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir.

CebirDers kitaplarıKitaplar+4
İbrahim Halil Şaban
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı bilgi kaynaklarından edinilen bilgilerin sosyobilimsel konularda oluşturulan argümantasyonların kalitesi ve fen başarısı üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin farklı kaynaklardan bilgi edinmelerinin bilimsel tartışma sürecinde ürettikleri argümantasyonların kalitesi ve fen başarıları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında, Ankara'nın Altındağ ilçesindeki bir kamu ortaokulundaki 36 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Baz istasyonları ve genetiği değiştirilmiş organizmalar sosyobilimsel konularında uygulamalar yapılmıştır Tartışmacı Anketi (TA) ve Biyoteknoloji Akademik Başarı Testi (BABT) katılımcılara uygulanmış, elde edilen verilere göre birbirine denk üç grup oluşturulmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin sosyobilimsel konulara ilişkin görüşlerini belirlemek için kavram karikatürleri kullanılmıştır. Her bir gruba, bilgi edinme kaynakları (araştırma, sunum, röportaj) rastgele atanmıştır. Her bir grup içerisinde TA ve BABT puanları bakımından homojen, sosyobilimsel konulara ilişkin görüşleri açısından heterojen üçer kişilik dört alt grup oluşturulmuştur. Önce küçük grup tartışmaları, ardından toplu sınıf tartışmaları yapılmıştır. Argümantasyon süreçleri ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi yoluyla, nicel analizler ise ön test ve son test puanlarının karşılaştırılmasıyla yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, tüm gruplarda en fazla ikinci seviyede argümantasyon üretilmiştir. İkinci seviyeden sonraki düzeylerde frekansların giderek azaldığı görülmüştür. En kaliteli sözlü argümantasyonlar araştırma grubunda üretilirken, röportaj grubu kalite bakımından diğer iki grubun gerisinde kalmıştır. Ön ve son uygulama süreci karşılaştırıldığında, son süreçte daha fazla sayıda ve daha kaliteli argümantasyonların üretildiği gözlemlenmiştir. Konu içerikleri bakımından incelendiğinde, baz istasyonları konusunda daha fazla ve daha kaliteli argümantasyonlar üretildiği tespit edilmiştir. Nicel verilere göre, farklı kaynaklardan bilgi edinen gruplardaki öğrencilerin akademik başarılarının biraz arttığı fakat grupların erişi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmadığı görülmüştür. Bu bağlamda tüm bulgular tartışılmış, elde edilen sonuçlar doğrultusunda çalışmaya özgü çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

ArgümantasyonArgümantasyon tabanlı bilim öğrenmeFen başarısı+7
Esra Ergunt
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

5. ve 6. sınıf öğrencilerinin kazanım değerlendirme uygulaması sonuçlarının bilişsel alanlar açısından karşılaştırılması

Bu çalışmanın konusunu uygulamayı hazırlayan A eğitim şirketi ile anlaşmalı olan özel okullarda 2017 ve 2018 yıllarında uygulanmış olan 4 tane Kazanım Değerlendirme Uygulaması (KDU)'nın hepsine katılım sağlamış olan aynı 5 ve 6. sınıf düzeyindeki öğrencilerin, çoktan seçmeli sorulara ait sonuçlarının bilişsel alanlar bazında incelenmesi oluşturacaktır. Bu çalışma nicel bir araştırma olup tarama araştırması özelliklerini taşımaktadır. Ocak KDU ve Mayıs KDU olmak üzere yılda iki kez, ortaokul öğrencilerinin bilgi ve beceri düzeylerinin bilişsel süreçler çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir uygulama olan KDU'ya ait soruların bilişsel alanları; bilme, uygulama ve akıl yürütmedir. KDU'ya ait soruların öğrenme alanları ise sınıf seviyesine ve sınavın kapsamına göre değişmektedir. KDU sınavındaki soruların öğrenme alanları ortaokul matematik dersi öğretim programında belirtilen şekilde sayılar ve işlemler, cebir, geometri ve ölçme, veri işleme ve olasılık ile sınırlıdır. Araştırmanın verilerini belirtilen yıllardaki uygulamalara katılan aynı 440 öğrencinin KDU sonuçları oluşturmaktadır. Öğrencilerin sonuçlarının incelenmesi ile bilme, uygulama ve akıl yürütme bilişsel alanından soruların puanlarının ortalamalarının bilişsel alana göre farklılık gösterip göstermediği yorumlanmıştır. Bununla birlikte bilme, uygulama ve akıl yürütme sorularının puanlarının ortalamalarının beşinci ve altıncı sınıf seviyesinde farklılık gösterip göstermediği analiz edilerek yorumlanmıştır.

Bilişsel becerilerBilişsel gelişimKazanılmış değer+3
Selin Taşyaran
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci sınıf öğrencilerinin görsel okuryazarlığı üzerine bir araştırma

Türkiye'de görsel okuryazarlık eğitimi incelendiğinde verilen eğitimin öğretmen kılavuz kitaplarında yer alan etkinliklerle sınırlı kaldığı ve görsellerin incelenmesinden öteye gitmediği görülmektedir. Son yıllarda önemi oldukça artan görsel okuryazarlık eğitiminin ülkemizde diğer ülkelere nazaran daha az kanıksandığı düşünülmektedir. Bu araştırmada Türkçe 1-5. Sınıflar Programında yer alan ilkokul 2. sınıf görsel okuma ve görsel sunu kazanımlarıyla ilgili etkinlikler hazırlanarak, öğrencilerin görsel okuryazarlığını geliştirmek ve sonuçlarını bilimsel ölçütlere göre açıklamak amaç edinilmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2. sınıflarda geçerli olan görsel okuma ve görsel sunu kazanımlarına yönelik çoktan seçmeli test ve 16 adet etkinlik hazırlanarak eylem araştırması yaklaşımı doğrultusunda uygulanmıştır. Tez kapsamında hazırlanan tüm etkinlikler; öğretim programı, içerik, öğrenci düzeyi, dil ve anlatım bakımından araştırmacı ve uzmanlarca incelenerek son şekli verilmiştir. Çalışma dört bölüm, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Bunlardan ilki kavramsal çerçevedir. Kavramsal çerçevede okuma ve okuryazarlık, görsel, görsel algı ve görsel okuryazarlığın ne olduğu incelenmiş; görsel okuryazarlığın Türkiye'de ve diğer ülkelerdeki tarihi gelişimine bakılmış; görsel okuryazarlığın medya okuryazarlığıyla ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde, araştırmanın amacı, önemi, problem cümlesi, çalışma grubu, veri toplama araçları ve verilerin analizi açıklanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseninde yürütülmüştür. Ancak araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden de faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu öğrencilerini, İstanbul Küçükçekmece'de bulunan Sefaköy 100. Yıl İlkokulunun 2-C sınıfında öğrenim gören 10 kız ve 10 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmadaki veri toplama araçları ise; katılımlı gözlem, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, öğrenci ürün dosyaları, video kayıtları ve doküman analizi olarak ifade edilebilir. Üçüncü bölümde, görsel okuma ve görsel sunu etkinliklerinden elde edilen bulgular ortaya koyulmuş; öğrencilerin çalışma kâğıtlarından alınan örneklerle bulgular betimlenmiş; bazı veriler içerik analizine tabi tutularak kodlanmış ve kategorilendirilmiş; ön test ve son test sonuçları ise karşılaştırılarak öğrencilerin gelişme düzeylerine bakılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. Dördüncü bölüm sonuç ve öneriler bölümüdür. Bu bölümde öğrencilerin görsel okuryazarlığına dair tespit edilen bulgular uygulanan etkinliklerin ve eylem araştırmasının işlevselliği ve geri bildirimi yönünden açıklanarak bu doğrultuda öneriler getirilmiştir.

Eylem araştırmasıGörsel okuryazarlıkGörsel sunum+2
Esra Örs
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mavisel Yener'in çocuklara yönelik hikayelerindeki eğitsel iletiler üzerine bir araştırma

Eğitimde kazandırılmak istenen değerler öğrenciye çeşitli yollarla verilebilir. Bu yollardan biri de yazınsal değeri olan edebî eserlerdir. Bu bağlamda hikâyeler, eğitsel ileti aktarılması konusunda önem taşıyan edebî türlerden biridir. Yazarların eserleri aracılığıyla aktardıkları iletilerin, eğitselliği ve sunuluş biçimleri yazınsal metin ölçütlerine uygun olmalıdır. Yazınsal nitelikteki kitaplardaki iletilerin sunuluş biçimine göre aktarılmasında, didaktik yönünün olmaması ve örtük olarak verilmesi önemlidir. Hikâyelerde aktarılan iletiler, çocukların kişisel özelliklerinin gelişimine katkı sağlarken, yaşadığı toplumun kültürel öğelerini öğrenmesine ve toplumsallaşma sürecine katılmasına yardımcı olur. Bu düşünceden hareketle araştırmada, Mavisel Yener'in çocuklara yönelik yazdığı hikâyelerde eğitsel iletileri tespit etmek ve bu eğitsel iletilerin sunuluş biçimlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yazarın incelenen 72 hikâyesinde yer alan eğitsel iletiler nitel araştırma kapsamında doküman incelemesi yöntemiyle saptanmış ve yorumlanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniklerinden kategorisel içerik analizi kullanılmıştır. Mavisel Yener'in incelenen hikâyeleri analiz edilmiş ve 56 farklı eğitsel ileti tespit edilmiştir. Bu iletiler bir araya getirilerek incelenmiş, benzerlik ve farklılıkları doğrultusunda tematik bir kodlama yapılmıştır. Bu tematik kodlama sonucu 4 kategori oluşturulmuştur. Daha sonra bu kategoriler altına yerleştirilen iletilerin sunuluş biçimlerine bakılarak doğrudan ve dolaylı yoldan aktarılanlar olmak üzere 2 farklı kategori belirlenmiş ve kodlama tekrar yapılmıştır. Mavisel Yener'in incelenen eserlerinde toplam 592 ileti tespit edilmiştir. Bu iletilerin, amaçlarına göre 478 tanesi kişisel gelişimi, 96 tanesi toplumsal gelişimi, 15 tanesi ulusal gelişimi, 3tanesi ise evrensel düşüncenin gelişimini destekler niteliktedir. Bu iletilerin sunuluş biçimlerine bakıldığında 537 tanesinin dolaylı yoldan, 55 tanesinin de doğrudan aktarıldığı görülmektedir. Mavisel Yener, çocuklara yönelik eserler veren önemli yazarlardan biridir. Yazar, çocuklarda okuma kültürü kendi deyimiyle okuma gereksinimi kazandırmayı amaçlamaktadır. Yazarın, eserlerinde bulunan iletilerinin eğitsel oluşu ve satır aralarına gizleyerek aktarması yazınsal ölçütlere uygun olarak yazdığını göstermektedir. Çalışma sonuçları gerek eğitimcilerin gerek de ebeveynlerin çocuklar için seçtikleri hikâyelerde, iletiler konusunda nelere dikkat etmeleri gerektiği noktasında rehberlik edecek ve ilkokul düzeyindeki çocukların Mavisel Yener'in hikâyelerinden ne derece faydalanacakları konusunda yardımcı olacaktır.

Edebi sanatlarEdebiyatEğitim+7
Enise Cesur
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisi: Yozgat ili Akdağmadeni ilçesi örneği

Bu araştırma okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim-öğretim yılı Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Yozgat ilinin Akdağmadeni ilçesinde görev yapan random yoluyla seçilen sınıf öğretmenlerinden meydana gelmiştir. Araştırmada Ebru Dündar Kırık'ın (2011) geliştirdiği bir anket seçilmiştir. Beşli Likert tipinde hazırlanmış 37 madde ve 1 açık uçlu sorudan oluşan bu anket Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinden tesadüfü yolla seçilen 110 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilen SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada uygulanan anket sonuçlarına göre; okul öncesi eğitimi alan çocukların almayan çocuklara oranla; akademik başarılarının ve sosyal, duyuşsal ile psikomotor gelişim alanlarının daha iyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi eğitimde; çocukların becerilerinin olumlu yönde geliştiği, okula uyum sağlamada diğer çocuklara oranla daha az zorlandıkları, çocukların duygu ve düşüncelerini anlatırken daha iyi iletişim kurabildikleri, öz güven, öz denetim, öz bakım becerilerinin daha üst düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açık uçlu sorulara verilen cevaplardan yola çıkarak; sınıf öğretmenleri okul öncesi eğitimin zorunlu olmasını ve köyler de dâhil olmak üzere tüm okullarda yer alarak 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamına alınmasını istedikleri görülmektedir. Bununla birlikte öğretmenler, okul öncesi eğitime gereken önemin verilmesini, ailelerin, basının ve yetkili kuruluşların bu konuda bilgilendirilmesini, katılımın sağlanması için gerekli şartların sağlanarak çalışmaların yapılmasını önermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, zorunlu eğitim, ilköğretim başarısı, aile katılımı, öğretmen görüşleri.

Aile katılımıAkademik başarıBaşarı+6
Nur Taşcı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çizgi filmlerin söz varlığı üzerine bir araştırma

Öğrencilerin söz varlığı edinimini doğrudan etkileyen medya yayınlarından biri de çizgi filmlerdir. Bu çalışmada, ilkokul öğrencilerinin en çok izlediği çizgi filmlerin, söz varlığı unsurlarını inceleyerek öğrencilerin söz varlığı gelişimlerine katkılarını belirlemek ve bu söz varlığı unsurlarını ilkokul öğrencilerinin kelime hazineleri ile karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çalışma, 2014-2015 tarihleri arasında İstanbul'daki bir ilkokulda okuyan, 1-4. sınıf yaş aralığında olan, her sınıf seviyesinden 75'er öğrenci olmak üzere toplam 300 öğrenciye "En çok izlenen çizgi film tespit formu" dağıtılarak yapılmıştır. Çalışmada, öğrenciler tarafından seçilen 10 çizgi filmin her bölümünden 5'er dakikalık kesitler izlenerek her çizgi filmden 3.000'er kelime alınmıştır. Böylelikle 10 çizgi filmden toplamda 30.000 kelimelik bir liste oluşturulmuştur. Çalışmada, doküman incelemesi ve kategorisel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Söz varlığı unsurları, kelime hazinesi, deyimler, atasözleri, ikilemeler, kalıp sözler ve argo kelimeler kategorilerinde incelenmiştir. Özel isimler de ayrıca gösterilmiştir. İşlemler, Baş'ın (2011) söz varlığı araştırmaları için belirlediği ölçütler dikkate alınarak yapılmıştır. Kelimeler sadece şekil bakımından değil anlam bakımından da incelenmiştir. Sayılar ve tarihler de kelime olarak kabul edildiğinden yazı ile ifade edilmiştir. Kelime analizleri yapılırken, ayrı yazılan birleşik kelimeler, birden fazla sözcükten oluşan sayılar ve tarihler "+" ile; deyimler "#" ile; özel isimler "*" ile işaretlenmiştir. Metinlerdeki kesme işaretleri kaldırılarak çekim ekleri, kelimelerdeki olumsuzluk ekleri, sıfat ve zarf fiil ekleri kalıcı isim yapanlar hariç silinmiştir. Eş sesli kelimeler ve uydurma kelimeler açıklamaları ile belirtilmiştir. Listedeki kelimelerden aynı kökten türeyen kelimeler toplanmış ve düzenlenerek analiz edilmiştir. Çalışmada, yapılan işlemlerden sonra, 27.946 söz varlığı unsuru elde edilmiştir. Bu söz varlığı unsurlarının, 424'ü deyim, 4'ü atasözü, 72'si ikileme, 205'i kalıp söz, 4'ü argo kelime, 1.592'si ise özel isimdir. Çizgi filmlerdeki ve ilkokul öğrencilerindeki söz varlığı unsurları karşılaştırılarak 1.916 farklı kelimenin ortak olduğu görülmüştür. Bu durumda, çizgi filmlerdeki söz varlığı unsurlarının öğrencilerin sahip olduğu söz varlığı unsurlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Söz Varlığı Unsurları, Çizgi Film, Kelime Hazinesi

Söz varlığıÇizgi filmİlkokul öğrencileri
Selin Ayan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Fen Bilimleri dersinde araştırma-sorgulamaya dayalı uygulamaların etkileri

Öğrencilerin eğitim hayatı boyunca edindikleri bilgi ve becerilerini günlük hayatlarında da uygulamaları ve geliştirmeleri beklenmektedir. Yeni bilgi ve becerilerden bir tanesi 2005 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığınca uygulamaya konulan yapılandırmacı öğrenme kuramının temele aldığı uygulamalardan biri öğrencinin merkeze alındığı araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımıdır. Çalışma, 4. sınıf öğrencilerine araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenmeye temel oluşturan bilimsel süreç becerilerinin 5E modeline uygun olarak yapılan uygulamalarla kazandırılması, 4. sınıf öğrencilerinde fen bilimleri dersine karşı görüşlerindeki değişiklikleri belirlemek, öğrenme ortamı algısındaki değişiklikleri tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla 2013-2014 eğitim-öğretim yılının I. döneminde İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesinde bulunan Munis Faik Ozansoy İlkokulu 4. sınıfta olan 54 öğrenci ile çalışma yürütülmüştür. Bu araştırma nicel araştırma yöntemi olan deneysel yöntemle gerçekleştirilmiştir. 15 adet 5E Modeline uygun olarak 'Maddeyi Tanıyalım' ünitesindeki araştırma-sorgulamaya dayalı fen deneylerinin uygulamasından önce ve sonra 16 sorudan oluşan Bilimsel Süreç Becerileri ön test ve son test şeklinde uygulanmıştır. Deneylerin bitiminden sonra 'Maddeyi Tanıyalım' ünitesi ile ilgili öğrencilerin görüşlerini saptamak için 5 sorudan oluşan Öğrenci Görüşleri anketi uygulanmıştır. Öğrencilere öğrenme ortamı algısındaki değişiklikleri tespit etmek amacıyla deney uygulamalarını gerçekleştirmeden önce sürecin başlangıcında ve tüm deneylerin bitiminde resim yaptırılmıştır. Bilimsel süreç becerileri testinin verileri öğrenci görüşleri anketinin verileri SPSS programında frekans ve yüzdelik analiz ile hesaplanmıştır. Öğrencileri çizdikleri resimler alt başlıklarla kodlanarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Resim analizleri araştırmacılar ve resim analizleri konusunda alanda uzman bir Yrd. Doç. tarafından analiz edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde öğrencilerin fen deneyi uygulamalarından sonra bilimsel süreç becerilerinden gözlem yapma, sonuç çıkarma, değişkenleri belirleme ve kontrol etme, verileri yorumlama, sınıflama ve ölçme becerilerinin geliştiği, deneyleri yaparken dersten zevk aldıkları, görüşlerinin olumlu olduğu ve kalıcı öğrenmelerin gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin yaptıkları ilk ve son resimler karşılaştırıldığında öğretmenin rehberlik rolünün açığa çıktığının, araştırmaya dayalı deney uygulamalarının işbirliğine dayalı, somut materyallerle gerçekleştirildiğini ve öğrencilerin deney malzemelerini deney uygulamalarında öğrendikleri tespit edilmiştir. Öğretmen deney uygulamalarında öğrencileri destekleyici, ilişkilerinde olumlu dil kullanması deneylerin öğrencilere aktarılmasında oldukça önemli olduğu kanısına varılmıştır. Eğitim fakültelerinde sınıf öğretmenlerine yönelik öğretim yöntem ve teknikleri dersinde araştırmaya dayalı öğrenme ya da farklı yöntem ve teknikler uygulamalı olarak gerçekleştirilmelidir. Ayrıca öğretmenlere bu konuda uygulamalı hizmet içi eğitimleri verilmelidir. İlköğretim 4. Sınıf öğrencilerine yönelik Fen Bilimleri dersinde yaratıcı düşünmeye yönelik etkinlikler eklenmeli ve etkinliklerin uygulanışı öğretmenlerle birlikte gerçekleştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme, bilimsel süreç becerileri, fen bilimleri öğretimi, öğrenci görüşleri.

Araştırma-inceleme yoluyla öğretimBilimsel işlem becerisiFen bilgisi dersi+5
Zeliha Ayça Demirkıran
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün / özel yetenekli öğrencilere yönelik destek eğitim odası uygulaması: Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlikleri ve görüşleri

Bu çalışmanın amacı, özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenciler için destek eğitim odaları uygulamasına dahil olan İstanbul İli Bahçelievler İlçesi ilkokul sınıf öğretmenlerinin; Okullardaki destek eğitim odası uygulamaları hakkında görüş ve önerilerini ve destek eğitim odalarında çalışan sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeylerini belirlemektir. Çalışma, İstanbul İli, Bahçelievler İlçesindeki ilkokullarda görev yapan ve destek eğitim odası eğitimi almış 23 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Karma (Mixed) model araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, veriler 13 açık uçlu sorudan oluşan "Özel Yetenekliler İçin Destek Eğitim Odaları Görüşler Formu" ve "Üstün Yeteneklilerin Eğitimine İlişkin Öz yeterlik Ölçeği" ile elde edilmiştir. Nitel veriler, içerik analizi yöntemi ile nicel veriler ise SPSS programı ile analiz edilmiş olup güvenirlik ve geçerlik araştırmacı ve uzmanlar tarafından sağlanmıştır. Araştırma sonucunda destek eğitim odası eğitimi almış ve bu odalarda çalışan sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğu verilen hizmet içi eğitimin yetersiz olduğunu belirtmiş, bu eğitimlerin öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimlerine yönelik farklılaştırılmış öğretim tasarımı hazırlayabilme yeterliliklerini yetiştirecek şekilde olmasını beklediklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca yine fiziki ortamın iyileştirilmesi gerektiği, öğrencilerin potansiyellerini artırabilmeleri ve becerilerinin ortaya koyabilmeleri için gerekli donanım ve eğitim materyallerinin teknolojik gelişmelere uygun karşılandığı bir destek eğitimi odası beklentisi içerisinde oldukları belirlenmiştir.

Destek eğitim odasıDestek eğitim programlarıSınıf öğretmenliği+6
Batuhan Nar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarının incelenmesi

Bu çalışma 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerinin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılarak yapılan bu çalışmanın evreni 2015-2016 eğitim öğretimde yılında İstanbul İli Avrupa yakasında yer alan, Başakşehir, Bakırköy, Bağcılar, Bahçelievler, Beylikdüzü, Esenyurt, Küçükçekmece, Sultangazi ve Zeytinburnu ilçelerinde bulunan özel ve resmi anaokulu ve ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise kolay ulaşılan örneklem seçme modeline göre seçilen 460 öğretmen oluşturmaktadır Anketin Kapsam geçerliği için 8 uzman görüşüne başvurarak Lawshe tekniği ile kapsam geçerliliği indeksine bakılmıştır. Bu tekniğin sonucunda 60-84 aylık öğretmenlerin kavram haritası bilgi durumu anketinde testin maddelerinin alabileceği minimum değerinin yüzde 0, 91 olduğu sunucu ulaşılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumu anket formu" anketi kullanılmıştır. Kavram haritalarına ilişkin öğretmenlerin bilgi durumlarını belirlemek için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi istatistiksel tekniklerden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin aldıkları puanlara göre "düşük", "orta", "yüksek" düzey bilgi durumları belirlenmiştir. Düzeyin belirlenmesinde alınan maksimum ve minimum puan aralığı üç eşit parçaya bölünmüştür. Bu işlem sonucunda puanı "1, 00- 1, 67" arasında olanlar "Düşük", "1, 68-2, 33" arasında olanlar "Orta" ve "2, 34-3, 00" arasında olanlar "Yüksek" düzeyde yer almışlardır. Verinin yapısını incelemek için betimsel analiz yapılmıştır. Yapılan bu analizde verinin normalliğini test etmek amacıyla veri grubunun 30'dan büyük olmasından dolayı "Kolmogorov-Smirnov" testi yapılmıştır. Ayrıca verilerin dağılımını ortaya koymak için "Normal Q-Q Grafiği" verilmiştir. Yapılan Kolmogorov-Smirnov normallik testinde p (.00) değeri .05'den küçük olduğu için normal dağılım ile aralarında fark olduğu, normalliğin sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca normal dağılım değerleri ile gözlenen gerçek değerler arasındaki ilişkiyi gösteren Normal Q-Q (Quantile-Quantile) grafiği yapılmıştır. Grafikteki dağılıma bakılarak verilerin doğru üzerinde konumlanmadığı ortaya çıktığından dağılımın normal olmadığı sonucuna varılmıştır. Verinin yapısını normal dağılımın olmamasından dolayı fark testlerinden non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri tercih edilmiştir. Buna göre yapılan analizler doğrultusunda çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları öğrenim durumlarına göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuca göre, lisans mezunu olan xiii öğretmenlerin puanının, ön lisans mezunu olan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca lisans mezunu öğretmenlerin puanının, lisansüstü öğretmenlerin puanına göre de daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları ile ilgili bilgi durumları, çalıştıkları kurum türüne göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Devlet okulunda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanları özel okulda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanlarına göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öte yandan çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları, cinsiyete, yaş aralığına, branşa, mesleki kıdeme göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler doğrultusunda çalışmanın sonucunda 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumları incelenmiş ve çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları hakkında "yüksek" düzeyde bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgi düzeyiEğitimKavram haritaları+3
Münevver Yılmaz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim sınıf öğretmenlerinin köy enstitüleri hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra, kurucu iradenin en çok önem verdiği konulardan biri de eğitimdir. Eğitimin amacı, toplumu oluşturacak ve toplumsal hayatın devamını sağlayacak vatandaşlar yetiştirmektir. Cumhuriyetin halkta karşılık bulması ve yapılan uygulamaların halka ulaştırılmasın aracı olarak eğitime özel bir anlam yüklenmiştir. Eğitimin doğası gereği, öğretmenler aracılığı ile yürütülmesi ve halkın büyük bir çoğunluğunun düşük eğitim düzeyine sahip olması ve kırsalda yaşaması sebebiyle farklı eğitim modelleri arayışına yönelme çabaları göze çarpmaktadır. Köy enstitüleri de bu çabanın ürünüdür. Köy enstitüleri; 17 Nisan 1940'ta 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu ile köylüyü bilgilendirecek ve köyün kalkınmasını gerçekleştirecek eğitimcileri yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Eğitim yoluyla köy canlandırılacak, eğitimde sağlanacak fırsat eşitliği ile gelişmiş, uygar ve çağdaş bir toplum yaratılmak istenmiştir. Üretime yönelik, katılımcı, öğrenci merkezli ve sanatın da içinde olduğu bir eğitim anlayışını benimsemiştir. Köy enstitülerinin bu farklı eğitim anlayışı, eğitimde demokratik bilincin egemen olduğu iş içinde eğitim anlayışını ve kişinin bedensel, zihinsel tüm yönlerini kapsayan, çok yönlü gelişimini amaçlamıştır. Köy enstitüsü sistemi tamamen ulusal bir hareket olması sebebiyle kültürün yerel kalan yanlarının ulusallaşmasını sağlamıştır. Enstitülerde, halk oyunları, müzik, tiyatro gibi etkinlikler ile yerel unsurlar belirlenip, sergilenmiştir. Köy enstitüleri, 24 Ocak 1954 tarihinde ilk öğretmen okullarıyla birleştirilerek kapatılmışlardır. Kapatılma gerekçesi ise köy enstitülerinde öğrencilerin yurtsever yetiştirilmemesi, onlara ideolojik olarak ülke yapısını bozacak davranışların öğretilmesi, ahlaki yönden kız ve erkek öğrencilerin bir arada öğrenim görmelerinin sakıncalı olmasıdır. Köy enstitülerinin, kurulması üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen halen tartışmaları sürmektedir. Çünkü enstitüler sadece birer eğitim kurumu olmamışlar, Türkiye'nin kültürel alanda, sosyal alanda ve ekonomik alanda eksikliklerini tamamlamak ve sorunlarını çözmek amacıyla oluşturulmuşlardır. Bu nedenle, hala güncelliğini korumaktadır. Bu araştırmada, günümüzdeki ilkokul öğretmenlerinin Köy Enstitüleri hakkındaki farkındalıklarını incelenmiştir. Araştırma, demografik özellikler ile 25 sorudan oluşturulan "Köy Enstitüleri Değerlendirme Ölçeği" maddeleri arasında kurulmuştur. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır Araştırmanın evreni Balıkesir'in Susurluk ilçesinde 2015-2016 öğretim yılı ikinci yarısında görev yapan tüm sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Toplanan anket cevapları SPSS for Windows 22.0 (IBM) programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, demografik özelliklere göre köy enstitüleri hakkında günümüz öğretmenlerinin bakış açısı değişmektedir hipotezi kısmen kabul edilmiştir. Cinsiyete, yaşa, mesleki tecrübeye, mezuniyet durumuna göre köy enstitüleri hakkında günümüz öğretmenlerinin bakış açısı değişmektedir. Bu araştırma sayesinde elde edilecek bulguların öğretmen eğitim programları hazırlayan birimlere rehber olması araştırmanın amacını daha anlamlı hâle getireceği düşünülmektedir.

Köy enstitüleriKöy enstitüleriSınıf öğretmenleri+3
Hüseyin Tansu Aksu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda tablet bilgisayar yoluyla sunulan etkinlik çizelgesi ile dosyadan sunulan etkinlik çizelgesinin etkililiğinin karşılaştırılması

Özel eğitimin bir grubu olan otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerin eğitimleri gelişimsel açısından oldukça önemlidir. Bu çocukların eğitiminde kullanılan önemli eğitimsel araçlardan bir de etkinlik çizelgeleridir. Gelişen teknoloji özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitimlerinde de önemli katkılar sunmaktadır. Geleneksel etkinlik çizelgeleri yerine tablet tabanlı etkinlik çizelgesi ile yapılan uygulamanın etkililiği araştırmanın amacıdır. Bunun için İstanbul ilinde bir özel eğitim kurumunda eğitim gören iki öğrenci katılımcı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak 3 hedef davranış (tişört giyme, el yıkama ve uçak yapma ve boyama) belirlenmiştir. Araştırma modeli tek denekli deneysel desenlerden ABC desenine göre tasarlanmıştır. Uygulama sonucunda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin dosya ile yapılan etkinlik çizelgelerine göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. İlerideki çalışmalarda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin kullanımında etkili olabilecek farklı değişkenlerin etkisi araştırılabilir.

Bilgisayar destekliBilgisayar destekli eğitimEtkinlik+6
Yurtsever Yılmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi

Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. İçerisinde bulunduğu bu dönemde, çocuğun çevresindeki uyaranların çokluğu ve özellikleri çocuğun gelişimini etkileyerek öğrenmesini de kolaylaştırır. Bu dönemde gelişmeye başlayan problem çözme becerisi, okul ortamında, sınıf içinde ve dışında, günlük yaşam becerilerinin kazanılmasında etkin rol almasıyla birlikte çocuğun sorgulayan, araştıran ve eleştirel düşünen bir birey olmasını sağlar. Çocuk karşı karşıya kaldığı problemlere verdiği çözümler ile üreten ve aynı zamanda değişen çağın gerekliliklerine ayak uyduran bir birey olacaktır. Bu araştırma 60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında elde edilen bulgular ile çocukların demografik değişkenleri arasındaki ilişki de incelenmiş ve aşağıda ki şu sonuçlara varılmıştır Genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa ve Anadolu yakasından seçilen ilçelerden Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet okulları rastgele (random) yöntemi ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle seçilen 60-84 aylık 76 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada 60-84 ay arasındaki öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri ile yaratıcı problem çözme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak üç ayrı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla; öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek üzere "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel A Formu" ve yaratıcı problem çözme düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından rubrik formunda geliştirilmiş olan "Yaratıcı Problem Çözme Formu"dur. Çalışma grubundaki çocuklar arasında 49 çocuk 60-71 (%61,6) aylık iken, 27 çocuk 72-84 (%38,4) aylıktır. Çocukların 30'u (%39,5) kız iken, 46'sı (%60,5) erkektir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan çocukların demografik, betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri tablolar halinde sunulmuştur. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının okula devam süresi 25 ay ve üzeri olan çocukların yaratıcılık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer yandan 7-12 ay okula devam eden öğrenciler ile 13-24 ay okula devam eden çocuklar ve 13-24 ay okula devam eden çocuklar ile 25 ay ve üzeri okula devam eden çocuklar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel toplam puanın çocuğun devam ettiği okul türü değişkenine göre hangi gruplar arasında farklılaştığını belirlemek üzere yapılan Scheffe Testi söz konusu farklılığın resmi okul, kreş ve bakımevinde eğitim gören çocuklar lehine p<.05 düzeyinde gerçekleştiği saptanmıştır. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının devam ettiği okul türü resmi okul olanların özel okula göre; kreş ve bakımevinin özel okula göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan resmi okul ile kreş ve bakımevi arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Çalışma grubunu oluşturan çocukların Torrence Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyut puanları ve Yaratıcı Problem Çözme puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan Pearson analizi sonucunda Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyutu ile yaratıcı problem çözme (r= -.099; p>.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Aynı şekilde çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeyleri, 36'sı (%47,4) "düşük", 39'u (%51,3) "orta" ve 1'i (%1,3) "yüksek" düzeyde bulunmuştur. Yaratıcı problem çözmeye ilişkin geliştirilen rubriğin güvenirlik düzeyi, Cronbach Alfa güvenirlik yöntemi kullanılarak hesaplanmış ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,678 olarak bulunmuştur. Bu değer iç turtalığın orta düzeyde olduğunu ifade etmektedir. Yapılan analizler doğrultusunda, Yaratıcı Problem Çözme Rubriği' nin çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeylerini değerlendirildiği ve çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme becerinin "orta" düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+4
Aygül Gökmen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkileri

Bu araştırmanın amacı, İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ilkokullarında bulunan 4. Sınıf öğrencilerinin ölçek sonuçlarından yararlanarak; ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkilerini ve çeşitli değişkenler açısından aile tutum ölçeği alt faktörleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan 13 devlet okulunda yer ilkokul 4. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi bu okullar içerisinden seçilen 319 öğrenciyi kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak, Prof. Dr. Işıl Bulut'un hazırladığı ''Aile Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Veriler toplandıktan sonra SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan bilgiler bilgisayar ortamına aktarılarak yanıt olarak ''Aynen Katılıyorum'' seçeneği bir( 1) puan, ''Büyük Ölçüde Katılıyorum'' iki (2) puan, ''Biraz Katılıyorum'' üç (3) puan, ''Hiç Katılmıyorum'' dört (4) puan olarak değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda araştırmaya katılan kız öğrencilerin oranının %53, erkek öğrencilerin oranının ise %47 olduğu anlaşılmaktadır. Akademik ortalaması 70 ve altı olan öğrencilerin oranı %26,6; 70-80 arası olan öğrencilerin oranı %18,5; 80-90 arası olan öğrencilerin oranı %32,3 ve 90 ve üzeri olan öğrencilerin oranı ise %22,6'dır. 100. Yıl ilkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %4,1; Bekir Sami Dedeoğlu İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %5,6; Gaziosmanpaşa Fevzi Çakmak İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,8; Gaziosmanpaşa Aliya İzzet Begoviç İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %10; Gaziosmanpaşa Karlı Tepe İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %9,7; Gaziosmanpaşa Preveze İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,5; Gaziosmanpaşa Selahattin Eyyubi İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,2; Gaziosmanpaşa Şükrü Yemenci İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Yenimahalle İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Mithat Paşa İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %12,5 ve Havuz Başı Atilla Baykal İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı ise %4,4'tür. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeğinde elde edilen puanlar ve akademik not ortalamaları arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeği boyutlarının akademik başarı üzerindeki etkisini belirlemek için; Aile Değerlendirme Ölçeği boyutları (bağımsız değişken) ile akademik puan ortalamaları (bağımlı değişken) arasında basit doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanınamacı doğrultusunda öğrencilerin; problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilme boyutu puan ortalaması cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Erkek öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi algılarının daha sağlıksız olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerin; problem çözme, gereken ilgiyi gösterebilme ve davranış kontrolü boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, akademik ortalaması "70 ve altı" olan öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi algıları, akademik ortalaması "80-90 arası" ve "90 ve üzeri" olan öğrencilerininkine göre daha sağlıksızdır. Öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile problem çözme ve gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamsız ilişkilerin bulunduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamlı ilişkilerin bulunduğu anlaşılmaktadır . Öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik sağlıklı aile işlevi algıları arttıkça, akademik puan ortalamaları da artış göstermektedir.

AileAile içi iletişimAkademik başarı+3
Murat Torun Demir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dokunmatik cihaz kullanan 4-7 yaş arası çocukların görsel algı düzeylerinin incelenmesi

Dokunmatik cihaz kullanan 4-7 yaş grubu çocukların görsel algı düzeyi puanlarını belirlemeyi amaçlayan bu araştırma nicel verilere dayalı genel tarama modelinde ve ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırma çalışma evreni; İstanbul ili Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde öğrenim gören okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri, adı geçen öğrenim basamaklarındaki öğrencilerin çalışma evreni sayısı ise (α=245) olarak tespit edilmiştir.Araştırmada İstanbul ili Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde öğrenim gören okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin oluşturduğu çalışma evrenini (n=150) kişiden oluşacak bir örneklem grubunun temsil edeceği düşünülmüş ve evrenden kolay örnekleme alma yöntemiyle seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi kullanılmıştır. Test çalışmaları sonucunda İstanbul ilinde Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde okul öncesi ve ilkokul 1. sınıfta okuyan çalışma örnekleminde yer alan çocuklardan 150' sine Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi uygulanmıştır. Araştırma genelinde çocukların görsel algı puanları alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif bir ilişkinin olduğu, çocukların görsel algı düzeyi puanlarının yaş, ebeveynlerinin eğitim düzeyi ve dokunmatik cihazlarla zaman geçirme süresi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Frostig Görsel Algı TestiGörsel algılamaOkul öncesi çocuklar+2
Merve Nur Sancak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okuma yazmaya geçişte drama yönteminin kullanımına dair ilkokul birinci sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi

İlk okuma yazma öğretimi bireyin yaşamı boyunca gerekli bilgileri edinebilmesinin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle, ilk okuma yazma hayat boyu öğrenmenin ilk basamağıdır. İlk okuma yazma öğretiminde verilecek bilgilerin kalıcı ve etkili olması bu dönemde yapılan çalışmaların özelliğine bağlıdır. Bu araştırmada, ilköğretim birinci sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretiminde Okuma yazmaya geçişte drama yönteminin, kullanımına dair birinci sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi ile ilgili görüşlerini belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın uygulaması, 2016-2017 öğretim yılında İstanbul il merkezinde İstanbul ili Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 22 ilkokul ve ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Küçükçekmece, Fatih, Kadıköy, Avcılar, Bahçelievler, Tuzla, Bağcılar, Bakırköy, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Şişli ilçelerinde 13 devlet 9 özel okulda görev yapan 80 tane birinci sınıf öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma verileri, öğretmen görüşlerini daha net ortaya çıkarabilmek amacıyla, nitel araştırma yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin toplanmasında deşifre yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler "Betimsel Analiz" tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin görüşlerinden elde edilen bulgular araştırma sorularına göre sınıflandırılmış ve tablolar halinde sunulmuştur. Ayrıca öğretmenlerin görüşlerinden birebir alıntılar yapılarak bulgular desteklenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; görüşülen birinci sınıf öğretmenlerinin bayan olduğu, çoğunluğun devlet okullarında çalıştığı, çoğunluğun sınıf öğretmenliği mezunu olduğu, mesleki deneyim olarak 16-20 yılları arasında çoğunluğu oluşturduğu görülmüştür. Görüşülen öğretmenlerin, çoğunluğu lisans eğitimi dışında bir eğitim almamışlardır. Yapılan araştırmada görüşülen öğretmenler genellikle dramanın tanımını yapmışlar ve drama hakkında bilgiye sahip oldukları görülmüştür. Araştırmada görüşülen öğretmenlerin çoğunluğu dramayı, okuma yazma öğretiminde kullandıkları, drama etkinliklerinin yapılacağı sınıflın yeteri kadar büyük olması gerektiği, öğretmen önce kendisi uygulamalı rol model olmalı , öğretmen Rehber olmalı, Öğrenme ve bilgiler kalıcı olur, Drama yönteminin zayıf yönünün Olduğunu Düşünmüyorum, Öğrencileri daha iyi tanıma fırsatı doğar. Drama yönteminin sorun olabileceğini düşünmüyorum ve dramayı öğrtmenler tüm dersler için kullanmalı sonuçlarına ulaşılmıştır.

DramaOkuma-yazmaOkuma-yazma öğretimi+1
Figen Gültekin
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cezaevi anaokuluna devam eden 36-72 aylık çocuklar ile ilkokul bünyesinde bulunan ana sınıfına devam eden 36-72 aylık çocukların sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılması

Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar akademik becerilerini geliştirirken sosyal çevreye de uyum sağlamaya çalışırlar. Çocuğun doğduğu çevrenin ona sunduğu imkânlar sosyal gelişimi için son derece önemlidir. Çocuk toplumsal kurallara uygun hareket etmeyi, model alarak iletişim kurmayı sosyalleşirken öğrenir. Sosyalleşme sürecinde bir takım sosyal kurallarla yüzleşen çocuk, çevresindekilerin sosyal kurallara uyma konusundaki beklentilerini ve toplumsal kuralları bu süreç içerisinde öğrenmeye başlar. Çocuğun yetişmekte olduğu ortamın, tüm gelişim alanları üzerinde etkisi büyüktür. Yetiştiği ortamın yapısı, sosyokültürel ve ekonomik özellikleri, çocuğun sosyalleşme sürecini kapsayan sosyal-duygusal gelişim alanının biçimlenmesini sağlar, sosyal becerilerin oluşmasına katkıda bulunur. Aile, çocuğun varlığı ve gelişimi için en önemli kurumdur. Ancak her çocuk aile ortamında büyüme şansına sahip değildir. Çeşitli nedenlerle olağan gelişimi desteklenmeyen koşullar altında bulunan çocukların genel gelişimleri diğer çocuklara göre farklılık gösterebilmektedir. Cezaevinde dünyaya gelen veya erken çocukluk döneminin önemli bir kısmını orada devam ettiren dezavantajlı çocuklar, aile ortamının sağladığı olumlu rol modellerinden, destekten, sıcak ve yoğun ilişkilerden yoksun oldukları için sosyal becerileri öğrenme, uygulamada sorunlar yaşayabilmektedirler. Bu durumun onların topluma entegre olmalarını, toplumla yaşama bilinçlerinin oluşmasını, sosyal beceri ve iletişimlerinin gelişmesini olumsuz etkilediği bilinmektedir Sosyal beceri eğitimine ihtiyaç duyulan üç neden vardır; ilki temel sosyal kurumlar hızla gelişmektedir ve bu kurumlar artık sosyalleşme işlevlerini yerine getirememektedir, ikincisi nüfus gittikçe daha fazla hareketlenmektedir ve sosyal ilişkiler zayıflamaktadır ve son olarak da bireyselliğin aşırı vurgulanması, bireyleri başkalarının ihtiyaçlarına karşı daha duyarsız ve daha az tepkici hale getirmektedir. Hem ailede hem de okulda farklı eğitim ortamlarında yetişen çocukların sosyal becerilerinin de farklılaşması kaçınılmazdır. Ülkemizde de sosyal beceri konusunda çalışmaların yapılmasına ve sosyal beceri eğitiminin eğitimle bütünleştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu eğitimin gerçekleştiği eğitim ortamları sosyal beceri eğitimini belirleyici olan unsurdur. Buradan hareketle Cezaevi Anaokuluna Devam Eden 36-72 Aylık Çocuklar ile İlkokul Bünyesinde Bulunan bir Ana Sınıfına Devam Eden 36-72 Aylık Çocukların Sosyal Beceri Düzeylerinin Karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ilinden, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuktan ve cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuktan oluşmaktadır. Araştırmanın uygulanabilirliği ve nesnelliğinin sağlanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuk, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa yakasındaki okullar içerisinden rastgele (random) örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuğa ise İstanbul'daki tek cezaevi anaokulundan ulaşılmıştır. Araştırma için gerekli makamlardan izinler alınmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme (OSBED)-Öğretmen Formu kullanılmıştır. Ölçekte beceriler 4 kategori altında toplanmıştır. Bunlar; Başlangıç Becerileri, Akademik Destek Becerileri, Arkadaşlık Becerileri ve Duygularını Yönetme Becerileridir. Veri toplama sürecinde ölçeği cevaplayan öğretmenler, ölçekte yer alan ifadeyi okuduktan sonra değerlendirmesini yaptıkları çocuğun sahip olduğu sosyal becerilerin karşısındaki duruma uygun olanı işaretleme yapmışlardır. Araştırmanın verileri toplanmış, analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan öğrencilerin demografik özellikleri yaş, cinsiyet, öğretmenin öğrenim durumu gibi değişkenlere göre hesaplanmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanların, bazı değişkenler bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşmaya neden olup olmadığını araştırmak üzere uygun istatistiksel analizler uygulanmıştır.

AnasınıflarıCeza infaz kurumlarıOkul öncesi eğitim+3
Tuğba Eryiğit
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin akran eğitimine ilişkin tutumları

Akran eğitimi, eğitim alanında kullanılan yeni bir kavramdır. Literatürde, akran öğretimi, akran destekli öğretim, akran yardımcılığı, akran öğrenimi gibi birçok farklı ifadeyle kullanılmaktadır. En geniş manasıyla akran eğitimi; öğretici ve öğrenen akrandan oluşan bireylerden akademik olarak ya da yaş olarak daha üst olanın diğerine öğretmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma, akran eğitiminin okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin akran eğitimine ilişkin tutumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaca uygun olarak hazırlanan problem ve alt problemlere çözüm bulmak amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma sürecinde nicel veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumlarını ölçmek ve sayısal olarak açıklama amacı güden nicel araştırmanın niteliğine uygun olarak tasarlanan bu çalışmada, araştırmacı tarafından geliştirilen "Akran Eğitimi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında geliştirilen ölçek, araştırmacı tarafından belirlenen örneklemde yer alan 270 okulöncesi ve sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde hazırlanan güvenirlik ve geçerliliği yapılarak en son şekli verilen "Akran Eğitimi Tutum Ölçeği" İstanbul ilinde bulunan Fatih ve Küçükçekmece de görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır. Araştırmanın evreninin Fatih ilçesindeki 338, Küçükçekmece'deki 66 okulöncesi ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırma kapsamında iki ilçeden uygun örnekleme göre seçilmiş, gönüllülük esasına bağlı kalınarak oluşturulan 404 okulöncesi ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Akran eğitimi tutum ölçeğinin güvenirliliği iki yolla hesaplanmıştır. Birinci yol ölçeğin Crombach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanmış ölçeğin tümü için 0,889; birinci boyut için 0,931; ikinci boyut için 0,711 olarak bulunmuştur. İkinci yol olarak yarılama yöntemi kullanılarak ölçeğin güvenirliği hesaplanmış, testin Spearman Brown iki yarı test korelasyonu 0,864 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda Crombach alfa iç tutarlılık katsayısının 0,70'den ve Spearman Brown iki yarı test korelasyonunun 0,60'dan büyük olmasından dolayı Akran Eğitimi Tutum ölçeği öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumlarını ölçmek için kullanılabilecek güvenilir bir ölçme aracıdır. Bu araştırmada, araştırma grubunu oluşturan öğretmenlerin demografik özelliklerini (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, branş, kıdem, çalıştığı kurum türü, öğretmenlik mesleğinden memnuniyeti, çalıştığı ilçe ve akran eğitimine ilişkin eğitim alma durumu) betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri çizelgeler halinde sunulmuştur. Araştırmanın bu bölümünde örneklem grubunu oluşturan öğretmenlerin Akran Eğitimi Tutum Ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, branş, çalıştığı kurum türü, çalıştığı ilçe ve akran eğitimine ilişkin eğitim alma durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız t testi; yaş, eğitim durumu, kıdem ve öğretmenlik mesleğinden memnuniyeti değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ANOVA sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılığın kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu) belirlemek için post-hocScheffe analizine yer verilmiştir. Akran Eğitimi Tutum Ölçeği ve Alt Boyutlarına İlişkin Betimsel İstatistik sonuçlarına göre araştırmaya katılan öğretmenlerin akran eğitimine yönelik tutumlarının puan ortalaması 4,02 olarak bulunmuş, bu değerin ise yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Akran eğitimine ilişkin tutumun 1.boyutunun puan ortalaması 4,18 olarak bulunmuş olup bu değerin yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Tutumun 2.boyutunun puan ortalaması ise 3,41 olduğu ortaya çıkmış, bu değerin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak yapılan çalışmada öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumları, kullanım ve içerik boyutu cinsiyete göre incelendiğinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Akran eğitimi tutum puanlarının ve alt boyutlarının puanları genç öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum puanı, kullanım boyutu ve içerik boyutu meslek lisesi ve ön lisans mezunu öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin tutum puanları, içerik ve kullanım alt boyutu puanları sınıf öğretmenlerinden daha yüksek çıkmıştır. Daha az kıdeme sahip öğretmenlerin tutum puanları, kullanım ve içerik boyutları daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum ölçeği puanları ve program içeriği alt boyutu tutum puanları, özel okulda çalışan öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Öğretmenlik mesleğinden memnun olmayan öğretmenlerin akran eğitimi tutum puanı ile kullanım boyutu meslekten memnun olan öğretmenlerden daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum puanı, kulanım boyutu ve içerik boyutu akran eğitimi alan öğretmenlerde yüksek çıkmıştır.

Akran eğitimiOkul öncesi öğretmenlerSınıf öğretmenleri+3
Büşra Özdemir
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4.sınıf Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler öğretim programlarının üstbilişsel açıdan incelenmesi

Eğitim ile ilgili yapılan tartışmaların ardından doğru eğitim kavramı ile ilgili yüzyıllardır birçok eğitim yöntem ve tekniği ortaya çıkmıştır. Tüm bu yöntem ve tekniklerin temel amacı; anlamlı öğrenmeyi sağlamak ve öğrenmeleri kalıcı hale getirmek olmuştur. Anlamlı ve kalıcı öğrenme ile literatüre giren üstbiliş; bireylerin zihinsel faaliyetleri üzerinde tahmin, planlama, izleme ve değerlendirme süreçlerini kapsamaktadır. Kişilerin kendi öğrenme süreçlerinde rol aldıklarında anlamlı öğrendiklerini kabul eden üstbiliş kavramının, yenilenen ilköğretim eğitim programımızdaki kazanımların, becerilerin ve ölçme değerlendirme uygulamalarının üstbilişsel düzeylerini belirlemek bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, İlköğretim 4.sınıf Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler dersleri program kazanımları, becerileri ve ölçme değerlendirme yöntemleri üstbilişsel açıdan incelenmiştir. Araştırma bir durum çalışmasıdır.Program kazanımları incelenirken Kratthwohl ve diğerleri (2001) tarafından yenilenen Bloom Taksonomisi, program becerileri ve ölçme-değerlendirme yöntemleri incelenirken araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen ölçekler kullanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda; program kazanımlarının üstbilişsel bilgiye yönelik (%9,24) olmadığı, daha çok kavramsal bilgi boyutunda kaldığı (%37,04), kazanımların tüm bilgi düzeylerine eşit şekilde dağılmadığı görülmüştür. Ancak eski ilköğretim 4.sınıf programına kıyasla öğretim programında üst düzey becerilerin daha çok yer aldığı görülmüştür. Program becerileri bakımından yapılan incelemede ise, İlköğretim Türkçe öğretim programının kendine ait becerilerinin olmaması nedeniyle incelemeye dâhil edilmemiş, İlköğretim 4.sınıf Matematik, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri öğretim programlarında yer alan 41 becerinin bilişsel kazanıma yönelik olduğu (%51,03), üstbilişsel becerilere yönelik kazanımların da programda bulunduğu (%48,06) saptanmıştır. Öğretim programlarının ölçme değerlendirme süreçlerinin ise üstbiliş destekler nitelikte olduğu belirlenmiştir. Uluslararası sınavlardaki başarıların arttırılması ve eğitim sistemimizin anlamlı öğrenmeyi bir plan dâhilinde sağlaması amacıyla üstbilişsel eğitimin öğretim programına dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler : Üstbiliş, program incelemesi, kazanım, ölçme ve değerlendirme, program becerileri.

Fen bilgisi öğretimiMatematik öğretimiProgram değerlendirme+6
Tuğçe Değirmenci
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi

Dikkat ve konsantrasyon becerileri bireyin hayatında kullanacağı önemli beceriler arasındadır. Bu becerilerin kazandırılmasında okulöncesi dönem oldukça önemlidir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreninin İstanbul İlinde görev yapan okulöncesi öğretmenler oluştururken, örneklemini İstanbul İli Bahçelievler ilçesinde çalışan şans örnekleme metoduna göre seçilen 200 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde alınmıştır. Veri toplama araçları olarak demografik bilgi formu, Dikkat ve Konsantrasyon Becerilerini Geliştirme Öz Yeterlilik Ölçeği (DKBGÖ) kullanılmıştır. DKBGÖ, 24 maddeden ve 7 boyuttan oluşan 5'li likert tipte bir ölçektir. DKBGÖ'nün Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı 0,95 bulunmuştur. Araştırma sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri (X ̅= 4.00) ortalamanın üzerinde olduğu bulunmuştur. Alt problemler için yapılan analizler için yaş, kıdem, görev yapılan okul türü ve eğitim düzeyine göre öğretmenlerin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri anlamlı farklılık görülmemiştir (p<0,05). Ölçeğin diğer alt boyutlarının da sadece dikkat ile ilgili bilimsel bilgileri takip edebilme alt boyutunda yaşa göre anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (F(7,192))=1,069; p<0,05). Program geliştirmeci ve uygulayıcılara okulöncesi dönemde dikkat ve konsantrasyon becerilerini geliştirmeye yönelik okulöncesi öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Dikkat, Konsantrasyon,Öz Yeterlilik

DikkatKonsantrasyonOkul öncesi eğitim+4
Tansu Kübra Kestanlıoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerde matematiksel yaratıcılığı teşvik etme öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi

Çocukların önemli becerileri kazandığı kritik bir dönem olan okul öncesi dönemde, becerilerin kazanılmasında okul öncesi öğretmeni önemli bir role sahiptir. Bu dönemde çocuğun psikomotor, bilişsel, sosyal-duygusal ve dil gelişiminin yanı sıra yaratıcılık gelişiminin desteklenmesi onun, ileriki yıllarda yaşamını kolaylaştırması açısından önem taşımaktadır. Burdan yola çıkarak okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerde matematiksel yaratıcılığı teşvik etme öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma karma modelde olup, nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul ili, örneklemi ise Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçeleri olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği ve Yarı-yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen öz değerlendirme ölçeği toplam puan ortalaması ise (X = 3.89) şeklinde olduğu bulunmuştur. Alt boyutlara bakıldığında ise en düşük ortalamanın Matematiksel Yaratıcılığı Geliştirici Öğretimsel Yöntemler konusunda olduğu görülmektedir. Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği öz-yeterlilik puanlarının kıdeme göre Öğretim Tasarımı Hazırlayabilme boyutunda farklılaştığı görülmektedir (p<0,05). Bu farklılaşmaya göre 25-30 yıllık öğretmenlerin lehine yöneliktir. Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği öz-yeterlilik puanlarının görev yapılan okul türüne göre de farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Bu farklılaşmaya göre devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanları, özel okulda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanlarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin diğer alt boyutlarından biri olan "Matematiksel Yaratıcılığı Geliştirici Öğretimsel Yöntemler" boyutunda ise özel okulda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanlarının, devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanından daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Nitel araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel yaratıcılığı teşvik etmeye yönelik olarak benzer yöntemleri ve etkinlik temalarını tercih ettikleri ayrıca yaratıcılığı engelleyen tutum ve davranışların bilincinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Yaratıcılık, Matematiksel Yaratıcılık, Öz Yeterlilik

Matematik eğitimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+3
Bahar Sağlar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Okul öncesi dönemi yetenek gelişiminde için kritik bir dönemdir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma modeli nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de Kayseri ili merkezinde yer alan resmi ilkokullar ve bağımsız anaokullarında görev yapan 261 okul öncesi öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları; Üstün Yetenekliler Eğitimine İlişkin Öz yeterlilik Ölçeği, Üstün Yetenekliler Eğitimi Bilgi Testi ve Üstün Yetenekliler Eğitimi Algı Testi kullanılmıştır. Bu ölçekler 5'li likert tipte ölçeklerdir. Veri analizinde yüzde, frekans ve pearson momentler çarpıı kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda okul öncesi öğretmenlerin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlilik öz yeterlik ve algı düzeyleri yüksek çıkmıştır. Ancak okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuklara yönelik bilgi düzeyleri düşük çıkmıştır. Okulöncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlilik, algı ve bilgi düzeyi ölçüm verileri eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0.05). Okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitime ilişkin öz yeterlik düzeyleri, üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgi düzeyleri arasında anlamlı ilişkiye bakıldığında; okul öncesi öğretmenlerin öz yeterlilik düzeyleri ile üstün yetenekli çocuklara yönelik algı düzeyleri arasında pozitif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=.813) bir ilişkini olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerin öz yeterlilik düzeyleri ile üstün yetenekliler eğitimi bilgi testi düzeyleri arasında negatif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=-.790) bir ilişkini olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerin üstün yetenekli çocuklara yönelik algı düzeyleri ile üstün yetenekliler eğitimi bilgi testi düzeyleri arasında negatif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=-.776) bir ilişkini olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üstün Yetenekli, Öz yeterlilik, Algı, Üstün Yetenekliler Eğitimi Bilgisi

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerÖz yeterlilik+4
Merve Sarar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterliliklerinin ve öz-düzenlemeli öğretimi kullanımları hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Okulöncesi ve ilkokul dönemi öğrencilerin önemli becerilerinin kazanıldığı kritik bir dönemdir. Bu becerilerin kazandırılmasında okulöncesi ve sınıf öğretmeni kilit roldedir. Bu dönemde öğrencinin kendi öğrenmelerini kontrol edebilen birey haline gelmesini sağlayan öz düzenleme becerilerinin kazandırılmasına yönelik okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz yeterliklerinin belirlenmesi bu tezin amacıdır. Araştırma karma modelde olup, nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenin İstanbul İli oluştururken, araştırmanın örneklemi Bayrampaşa, Bahçelievler, Zeytinburnu ve Bakırköy ilçeleri belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Öz-Düzenlemeli Öğretime Yönelik Öz yeterlik Ölçeği ve Yarı-yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterlik ölçeği toplam puan ortalaması ise (X ̅=4,29) şeklinde olduğu bulunmuştur. Alt boyutlara bakıldığında ise en düşük ortalamanın Üstbilişsel Beceri Öğretimi konusunda olduğu görülmektedir. Öz düzenlemeli Öğretime İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği öz yeterlik puanlarının cinsiyete göre sadece Bilişsel Beceri Öğretimi boyutunda farklılaştığı görülmektedir (p<.05). Bu farklılaşma kadın öğretmenlerin lehine yöneliktir. Okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğretime ilişkin öz yeterlik ölçeği ve alt boyutlarından ise Yönetimsel Beceri Öğretimi, Bilişsel Beceri Öğretimi puan ortalamaları eğitim durumlarına anlamlı farklılık göstermektedir (p<.05).Nitel araştırma bulgularında da öğretmenlerin öz düzenleme becerilerinin öğretimine yönelik hizmet içi eğitim alma konusunda istekli olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin yapılması düşünülen hizmet içi eğitimin modüller şeklinde, uygulamalı, etkinlik örneklerinin verilmesi şeklinde olması gerektiği belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öz Düzenleme Becerileri, Okul Öncesi Dönem, İlkokul Dönemi, Sınıf Öğretmeni, Okul Öncesi Öğretmeni

Okul öncesi öğretmenlerSınıf öğretmenliğiÖz düzenleme becerisi+3
Büşra Yılmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anasınıfı öğretmeninin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması

Bu çalışma anasınıfı öğretmenlerinin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılarak yapılan bu çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde İstanbul ilinde özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışma grubu gönüllülük esasına dayalı olarak oluşturulmuş olup ölçme araçları 109 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterliklerini belirlemek amacıyla Bay (2008) tarafından geliştirilen ''Okul Öncesi Öğretmenlerinin Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarına İlişkin Yeterlikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin oyun seçimi hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla İnan (2011) tarafından hazırlanan "Özel Okulöncesi Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Oyun Seçimi Hakkındaki Görüş" anketi kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlikleri ve oyun seçimi hakkındaki görüşlerini incelemek üzere ortalama puanları ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Bunun yanında okul öncesi öğretmenlerinin oyun hakkındaki görüşlerinin düzeyinin belirlenmesinde puanı "1- 2,33" arasında olanlar "Düşük", "2,34- 3,67" arasında olanlar "Orta" ve "3,68- 5,00" arasında olanlar "Yüksek" düzey olarak kabul edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin tümü IBM SPSS 21.0 paket programı ile analize tabi tutulmuştur. Çalışma grubunu oluşturan okul öncesi öğretmenlerinin demografik özelliklerini özetlemek açısından değişkenlerinin frekans ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Okul öncesi öğretmenlerine uygulanan okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlikleri ölçeği' nin normal dağılım gösterip göstermediği basıklık-çekiklik değerlerine, histogram grafiğine bakılmış ve dağılımının normal olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin, demografik özelliklerinden yaş ve çalışılan okul değişkenine göre okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterliliğin anlamlı farklılaşma olup olmadığını araştırmak üzere ilişkisiz (bağımsız) gruplar t-testi yapılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin, demografik özelliklerinden kıdem yılı, mezun olunan okul türü ve eğitim verdikleri öğrencilerin yaşlarına göre anlamlı farklılaşmanın olup olmadığını belirlemek üzere tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVA sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılığın kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu) belirlemek için post-hoc Scheffe analizine yer verilmiştir. Buna göre yapılan analizler doğrultusunda elde edilen sonuca göre, 30 yaş altında olan öğretmenlerin puanının, 31 ve üzeri olan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca 6 yaş grubunda eğitim veren öğretmenlerin puanının, 4 ve 5 yaş grubunda eğitim veren öğretmenlerin puanına göre yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmaya katılan öğretmenlerin bilgi durumları, çalıştıkları kurum türüne göre incelenmiş ve anlamlı bir fark bulunmuştur. İlköğretim anaokulunda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanları bağımsız anaokulunda çalışan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öte yandan çalışmaya katılan öğretmenlerin okuma yazmaya ilişkin bilgi durumları, mezun oldukları okul türü ve mesleki kıdeme göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler doğrultusunda çalışmanın sonucunda anasınıfı öğretmenlerinin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması incelenmiş ve çalışmaya katılan öğretmenlerin oyun hakkında "yüksek" düzeyde bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, İlkokul Dönemi, Okul Öncesi Öğretmeni, Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları, Okul öncesi Dönemde Oyun

AnasınıflarıOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+6
Halide Özkaya
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıklarının düzeyi nedir

Bu çalışmanın amacı, 2015-2016 öğretim yılında İstanbul ilinin Avrupa yakasında bulunan ilkokullardan rastgele bir şekilde seçilen ilkokullarının 4. sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıklarını incelemektir. Araştırmada 806 öğrencinin kitap okuma alışkanlıkları üzerinde; cinsiyet farklılığı, anne ve babanın öğrenim durumu, ailenin sosyoekonomik durumu ve kardeş sayısının etkileri analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir: Kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha çok kitap okumaktadırlar. Annenin eğitim düzeyinin öğrencilerin kitap okuma alışkanlığını etkileme oranı babaya göre daha yüksektir. Ailenin gelir düzeyi arttıkça öğrencilerin kitap okuma alışkanlık düzeyleri de artmaktadır. Buna karşılık özel okulda eğitim alan öğrenciler ile merkez okulda eğitim alan öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Ayrıca öğrencilerin kardeş sayılarına göre inceleme yapıldığında okuma alışkanlıkları önemli bir şekilde farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Anne Eğitim Düzeyi, Okumanın Aşamaları, Okuma Alışkanlığı, Sessiz Okuma, Aile Gelir Düzeyi

Ana-baba eğitimiKitap okumaOkuma alışkanlığı+2
Murat Karademir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 1. sınıf ilk okuma yazma kitabının "yapım eklerinin kullanılması" açısından değerlendirilmesi

Okuma becerisi, çocukluk döneminde, ilkokul düzeyinde kazanılır. Okuma, dil edinim sürecinin önemli basamaklarından biridir. Bu süreçte, her dil kendi yapısal özelliklerini kullanarak hareket etmelidir. Türkçe eklemeli bir dil olduğundan, bu yapı okuma ve anlama sürecinin gelişimiyle doğrudan ilgilidir. Bu çalışmada ilk okuma yazma kitabının incelenmesi yoluyla okuma-yazma öğretimi sürecinde Türkçenin kelime türetme özelliğinden yararlanma durumunun ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmanın inceleme nesnesi, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında devlet okullarında okutulan MEB yayınlarına ait "İlkokul 1. Sınıf İlk Okuma Yazma Kitabı" dır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmış, Türkçedeki tüm harflerin 5 grup halinde öğretimine yönelik olarak kitapta verilmiş tüm kelimeler araştırma kapsamına alınmıştır. Veri toplama araçları, uzman görüşü değerlendirmesinde yapılandırılmış, elde edilen veriler Türkçedeki yapım ekleri doğrultusunda Korkmaz (2003) Türkiye Türkçesi Grameri esas alınarak çözümlenmiştir. Elde edilen veriler yorumlanırken, ortaya çıkan temalara göre birbiriyle ilişkilendirilerek sunulmuştur. Bulguların yorumlanmasında İlkokul 1. Sınıf İlk Okuma Yazma kitabının ilgili sayfalarının resimleri de işlenip kullanılarak düz yazı biçiminde rapor edilmiştir. Sonuç olarak; kitapta yapım eklerinin kullanıldığı ancak Türkçenin kelime türetme işlevinden yararlanılmakta sınırlı kalındığı, yapım eki çeşitleri arasında oransal olarak bakıldığında ek kullanım ağırlığının fiilden fiil yapan eklerde olduğu, yapım eklerine genel olarak bakıldığında isim türeten eklerin daha fazla kullanıldığı, türetilen sözcüklerin tekrarlanmadığı, çok işlek ve verimli eklerle birlikte türetme özellikleri sınırlı ve canlılığını yitirmiş eklerin de kullanıldığı, kelime türetme özelliği kullanılırken öğrencilerin yazma ve konuşma sırasında kullandıkları üretici kelime hazinesinin dikkate alınmadığı, kullanılan yapım eklerinin ağırlıkla hece değeri taşımadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul 1.Sınıf İlk Okuma Yazma Kitabı, Yapım Ekleri,

Ders kitaplarıDil bilgisi-yapım ekleriOkuma-yazma+4
Hülya Çora
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu çitlenbiğinin (Celtis tournefortii L.) sıçanlarda oluşturulan bakır toksisitesi üzerine koruyucu etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, Bakırsülfat ile karaciğerlerinde toksisite oluşturulmuş sıçanlarda Doğu Çitlenbiğinin(Celtis tournefortii) koruyucu etkisine bakıldı. Otuz iki adet Wistar albino sıçanlar toplam dört gruba ayrıldı (n=8) (Kontrol, Bakırsülfat, Bakırsülfat+Celtis, Celtis). Kontrol grubundaki her bir fareye 28 gün boyunca 1 ml serum fizyolojik verildi. Bakırsülfat ve Bakırsülfat+Celtis grubundaki farelere ise 28 gün boyunca Ct ekstraktı bunun yanında Pazartesi ve Cuma günleri Bakırsülfat çözeltisi verildi. Celtis grubuna ise 28 gün boyunca Ct ekstraktı verildi. Aspartat Aminotransferaz (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT), Laktat Dehidrojenaz (LDH), ve Alkalen Fosfataz (ALP) seviyeleri belirlendi. Ayrıca karaciğer dokusunda malondialdehit (MDA) içeriği, glutatyon (GSH) miktar tayini yapıldı. Yine Antioksidan antioksidan savunma sistemi parametrelerinden Superoksit Dismutaz (SOD), Glutatyon Peroksidaz (GPx) ve Katalaz (KAT) aktiviteleri ölçüldü. Bununla birlikte Total Antioksidan Seviyesi (TAS) ve Total Oksidan Seviyesi (TOS) de belirlendi. Elde edilen bulgulara göre BS grubunda AST, ALT, LDH ve ALP seviyeleri yükselmesine rağmen, BS+Ct grubunda düştü. Karaciğer dokusunda MDA ve TOS, BS grubunda istatistiki olarak artmakla birlikte BS+Ct grubunda azaldı. GSH ve TAS, BS grubunda anlamlı olarak azalırken BS+Ct grubunda anlamlı olarak artmıştır. Karaciğer dokusunda bulunan antioksidan enzimler SOD, KAT ve GPx aktiviteleri BS grubunda anlamlı olarak azalırken BS+Ct grubunda anlamlı olarak artmıştır. Elde edilen bu sonuçlara göre Ct bitkisinin terapötik olarak bakır zehirlenmelerine karşı koruyucu etkisi olabilir.

AntioksidanlarBakır sülfatOksidatif stres+3
Muhammed Yusuf Akgeyik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sıçan karaciğerinde karbon tetraklorür (CCl4)'ün oluşturduğu hasara karşı doğu çitlembiğinin (celtis tournefortii) koruyucu etkisi

Bu çalışma, CCI4 ile oluşturulan karaciğer hasarına karşı Celtis tournefortii (Ct)(Doğu Çitlembiği)'nin iyileştirici ve koruyucu etkilerinin araştırılması amacıyla planlanmıştır. Çalışmada 32 adet Wistar-albino türü sıçan kullanıldı. Sıçanlar kontrol grubu, CCI4, CCI4+Ct ve Ct olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Celtis tournefortii yaprak ekstraktının 28 günlük muamele sonrası; aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), laktat dehidrogenaz (LDH) ve alkalen fosfataz (ALP) enzim seviyeleri, karaciğer dokusu süperoksit dizmutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GPx), katalaz (KAT) enzim aktiviteleri ile glutatyon (GSH) ve malondialdehit (MDA) içerikleriyle birlikte total antioksidan seviye (TAS) ve total oksidan seviye (TOS) spektrofotometrik yöntemle tespit edilerek değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular CCI4 grubunda serum AST, ALT, ALP ve LDH enzim seviyelerinin yükseldiğini, CCI4+Ct grubunda ise düştüğünü göstermiştir. Karaciğer dokusunda MDA, TOS ve OSI düzeyleri istatistiki olarak artmakla birlikte, CCI4+Ct grubunda azaldı. SOD, GPx, KAT, GSH ve TAS düzeyleri CCI4 grubunda anlamlı olarak azalırken, CCI4+Ct grubunda anlamlı olarak artmıştır. Gruplardaki anitoksidan enzim seviyelerindeki bu değişiklik ve iyileşmenin nedeni doğu çitlembiği yaprağının karaciğer koruyucu etkisi ve antioksidan rolünden kaynaklanmaktadır.

Karbon tetraklorürSıçanlarÇitlembik
Nuri Mustafa Sürücü
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik görüşlerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, Fen Bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konular hakkındaki tutumları ve görüşlerinin belirlenmesidir. Bu çalışma da özel durum yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van il merkezi ve ilçelerinde görev yapmakta olan 289 (134-kadın, 155-Erkek) Fen Bilimleri öğretmeni ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılan Fen Bilimleri öğretmenleri içerisinde amaçlı örneklem yöntemi yardımıyla seçilen 10 öğretmen ile mülakat yapılmıştır. Çalışma da veri toplama aracı olarak Sosyobilimsel Konular Hakkındaki Görüş ve Tutum Ölçeği ve yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler; tanımlayıcı istatistik tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Bu çalışma sonucunda Fen Bilimleri öğretmenlerinin, sosyobilimsel konular hakkında yeterli bilgiye sahip oldukları, Fen Bilimleri dersinde bu konulara yer verdiklerini ve günlük hayatta önem verdikleri belirlenmiştir. Bazı öğretmenlerin ise bu konular hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve Fen Bilimleri dersinde yeteri kadar bu konulara zaman ayırmadıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sosyobilimsel konulara karşı olumsuz tutuma sahip oldukları da belirlenmiştir. Fen Bilimleri öğretmenleri bu konuların toplumu ilgilendiren ve öğretim programında yer alması nedeniyle sosyobilimsel konularla ilgili bilimsel tartışmaları ve çalışmaları takip ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler bu konuların tartışmalı konular olduğu için, başka görüşlere saygılı olmayı, muhakeme becerilerini ve eleştirel düşünme becerilerine katkı sağladığını belirtmişlerdir. Fen Bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konular hakkındaki tutum ve görüşlerinin daha net görülebilmesi için geniş katılımlı çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Fen bilgisiFen bilgisi eğitimiSosyobilimsel durum temelli öğretim yaklaşımı+4
Rıdvan Gürbüzkol
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin biyoçeşitliliğe ilişkin bakış açılarında öğretmenlik yaşantılarının rolü

Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin biyoçeşitliliğe ilişkin bakış açılarında öğretmenlik yaşantılarının rolünü araştırmaktır. Araştırmanın katılımcıları Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir anaokulunda görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşmeler uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nitel veri analizi kullanılarak içerik ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin biyoçeşitliliğe ilişkin birçok kavram yanılgılarının olduğu, buna karşın biyoçeşitliliğe yönelik olumlu bakış açısına sahip odukları ortaya çıkmıştır.

Biyolojik çeşitlilikEğitim yaşantıları memnuniyetiOkul öncesi eğitim+5
Kevser Havva Şeker
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elma (Van)kabuğundan elde edilen aktif karbonile boyar maddelerin giderilmesi

Bu çalışmada; adsorban madde olarak Elma kabuğundan elde edilen aktif karbon kullanılmıştır. Aktif karbon ZnCl2 ile kimyasal aktivasyona tabii tutulmuştur. BET yüzey alanı 1067,01 m2/g olarak ölçülmüştür. Boyarmadde olarak Crystal Violet ve Malachite Green kullanılmıştır. Başlangıç boya derişiminin ve sıcaklığın adsorpsiyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Her iki boyar madde için beş farklı başlangıç derişimi kullanılmıştır. Beş farklı adsorpsiyon izotermine uygunluk araştırılmış olup, Freundlich adsorpsiyon izotermine uyduğu tespit edilmiştir. Üç farklı sıcaklıkta, farklı başlangıç derişimleri ile deneysel çalışmalar yapılarak, kinetik hız modelleri incelenmiştir. Çalışmamızın Pseudo 2. Derece Kinetik modele daha uygun olduğu görülmüştür. Ayrıca termodinamik parametreler hesaplanarak adsorpsiyonun tersinir ve ekzotermik karakterli olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler Adsorpsiyon, aktif karbon, boyarmadde, izoterm, kinetik.

AdsorbentlerAktif karbonBoyar maddeler+7
Ayten Zeyrek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin FeTeMM ve sosyobilimsel konular ile ilgili görüşlerinin incelenmesi

İçinde bulunduğumuz yüzyılın bir gerekliliği olarak, öğrenilecek bilgiler çok yönlü düşünerek, sorgulayarak mevcut bilgilerimizle yapılandırılarak elde edildiği düşünülmektedir. Bu becerilere sahip bireyleri yetiştirmek öğretim programlarının amaçları arasında bulunmaktadır. Bu öğrenci profilini elde ederken yapılması gereken ilk adım, Fen Bilimleri dersi ile diğer alanlar arasında disiplinler arası bir bağ kurabilmektir. Bu disiplinler arası yaklaşımlardan en fazla bağ kurulabilecek olanlar Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarıdır. Son yıllarda, disiplinler arası entegrasyonun sağlanabilmesi için Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında değişiklikler yapılmıştır. Yapılan bu değişikliklerle birlikte, bu disiplinlerin derinlemesine öğrenilmesine olanak oluşturan, öğrenilen bilgilerin günlük yaşam ile ilişkilendirilmesini sağlayan ve 21.yy yaşam becerilerine olumlu etkileri olan FeTeMM eğitimi 2017 yılında öğretim programlarına dâhil edilmiştir. Bu eğitimin istenilen düzeyde başarılı olabilmesi için öğretmenlerin bu eğitim yaklaşımına yönelik görüş ve bilgilerinin araştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda araştırmanın ilk amacı fen bilgisi öğretmenlerinin FeTeMM eğitimi hakkındaki bilgi ve görüşlerinin araştırılması olarak belirlenmiştir. Eğitim sisteminin daha da iyiye gidebilmesi için diğer önemli nokta fen bilimleri dersinde öğrenilen bilgilerin günlük yaşamda kullanılabilmesidir. Fen bilimleri dersinde öğrenilen Sosyobilimsel konular ile bu bilgilerin günlük kullanılmasını kolaylaştırmaktadır. Sosyobilimsel konular, öğrencilerin çevrelerinde gerçekleşen durumlarla iç içe olmalarını ve bu sayede onların dersi daha kolay anlamlandırmalarını sağlar. Bununla birlikte, Sosyobilimsel konular bireylerin sadece düşünmelerini ve tartışmalarını değil aynı zamanda sosyal gelişimlerine de katkı sağlamaktadır. Bu bakımdan öğrencilerin Sosyobilimsel konularda yeterli seviye gelebilmeleri için öğretmenlerin bu konulardaki bilgi ve görüşlerinin araştırılması gerekmektedir. Böylelikle bu çalışmanın ikinci amacı olarak, fen bilimleri öğretmelerinin Sosyobilimsel konular hakkındaki bilgi ve görüşlerin araştırılması olarak belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi ise, Van İline bağlı Merkez ilçelerinde (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) görev yapan 50 Fen Bilimleri öğretmenin gönüllü katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırmada veriler, açık uçlu anket, yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonrasında bulgular kendilerine ait kategoriler altında kodlanarak belirtilmiştir. Çalışma sonucunda Fen bilimleri öğretmenlerinin STEM ve Sosyobilimsel konular ile ilgili yeterli alan bilgisine sahip olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca onların STEM eğitimini ve Sosyo bilimsel konularını sınıf ortamlarında uygulamada zorluklar yaşadıkları gözlenmiştir. Özellikle, FeTeMM eğitiminde öğretim yöntem/stratejileri kullanmada ve öğrencilerin değerlendirilmesinde fen bilimleri öğretmenlerinin çoğunun yeterli olmadıkları bulunmuştur. Çalışma ile ilgili öneriler tartışılmıştır.

FeTeMMFen bilgisiFen bilgisi dersi+4
Aslı Nur Deniz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri dersinde öğretim materyali olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin başarı, tutum ve kalıcılık üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf Fen Bilimleri dersi "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesi öğretiminde, materyal olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin ders başarısına, bilgilerin kalıcılığına ve derse olan tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmada yöntem olarak ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep ilinde yer alan MEB'e bağlı Karacaoğlan ortaokulunda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinden, deney (N=35) ve kontrol grubu (N=33) olarak belirlenmiş 68 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen Vücudumuzdaki Sistemler Başarı Testi (VSBT) ve Geban vd., (1994) tarafından geliştirilen Fen Bilgisi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca başarı testi 4 hafta sonra kalıcılık düzeyini belirlemek için Kalıcılık Testi olarak tekrar uygulanmıştır. Araştırma sürecinde "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konular deney grubunda Fen Bilimleri öğretim programında yer alan öğretime ek materyal olarak şarkıların kullanımıyla işlenirken, kontrol grubuna ise şarkı kullanılmadan geçerli müfredata uygun etkinlikler ile öğretim yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25 programında yapılmıştır. Başarı ve tutum ölçek puanlarının karşılaştırılmasında deney ve kontrol grupları için bağımsız örneklem t-testi ve deney ve kontrol grubunun kendi içindeki puanlarının karşılaştırılması için eşleştirilmiş t-testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konuların öğretiminde materyal olarak kullanılan şarkıların öğrencilerin akademik başarısını arttırdığı ve konuya ait bilgilerin kalıcılığının istenilen düzeyde olmadığı görülmüştür. Ayrıca Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarının her iki grup için olumlu yönde artış olduğu görülmüştür.

Fen bilgisiFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+5
İlknur Aksu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00