Baskent University
Discipline

Business Administration

Baskent University

5,921

Archived Theses

33

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Duygusal emek davranışının iş stresi üzerindeki etkisi: Eğitim sektöründe bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, genel anlamıyla örgütün formel ya da informel biçimde işgörenlerin müşterileri ile etkileşimleri sırasında duyguları üzerinde çeşitli ayarlamalar yapmasına bağlı olarak işgörenlerin söz konusu durum için duygularını ayarlama çabası olarak da ifade edilebilen duygusal emek kavramının, iş stresleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu doğrultuda, İzmir'de özel bir dershanede görev yapan 130 öğretmen üzerinde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında üç soru formu kullanılmıştır. Birinci soru formu olan Genel Bilgi Formu, 6 sorudan oluşmakta ve örneklemin demografik özellikleri hakkında bilgi toplanması amacını taşımaktadır. İkinci soru formu; Basım ve Beğenirbaş (2012)ın uyarladığı 13 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeğidir. Üçüncü soru formu ise Ekinci (2006)' nin ilköğretim okulu yöneticileri ile iş streslerini incelediği araştırmasında kullandığı ve özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerde iş stresini ölçmek amacı ile geliştirdiği 24 sorudan oluşan İş Stresi Ölçeğidir. Araştırmadan elde edilen verilere uygulanan analizler neticesinde duygusal emek davranışlarından samimi davranış, erkek öğretmenler tarafından kadın öğretmenlere göre daha sık gösterilmektedir. Bunun yanı sıra medeni durum, duygusal emek davranışları bakımından farklılık göstermezken bekâr öğretmenlerin belirli açılardan daha fazla iş stresi yaşadıkları anlaşılmıştır. Duygusal emek davranışları yaşa bağlı olarak farklılık göstermezken iş stresi için farklılık göstermektedir. Duygusal emek bakımından toplam çalışma süresinin, mevcut işyerinde çalışılan süre bakımından ise iş stresinin farklılık göstermediği anlaşılmıştır. Araştırmada yüzeysel davranış ile iş stresi arasında çeşitli yönlerden ilişkinin olduğu ve iş stresi yaratan bazı faktörler konusunda yüzeysel davranış göstermenin iş stresini arttırıcı etkisi olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, İş Stresi, Eğitim

Duygusal emekEğitim sektörüStres+1
Ayşegül Özgün
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal piyasalarda risk yönetimi;Risk ayrıştırma ve bir uygulama

Finansal risk, fiyatların oynaklığı karsısında firmaların ya da yatırımcıların aktif veya pasif değerlerinin değişmesidir. Yakın geçmişte finansal riski yönetemeyen firmaların.(Enron ,Demirbank,Worldcom,Barings v.b) mali başarısızlığa uğradıkları görülmüştür. Risk yönetimi son dönemde gelişerek; kur risklerini ve mal fiyatlarındaki değişmelerden kaynaklanan riskleri de kapsayan bir şekilde, kar amacı taşımayan kurumlar tarafından da uygulanır duruma gelmişlerdir. Bu bakımdan risk yönetim tekniklerinin geniş bir uygulama alanı vardır. Kur, faiz ve fiyatlardaki dalgalanmalar, yalnızca kar amacı güden kuruluşlar açısından değil; devlet kurumları ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar açısından da önemli ölçülerde risk nedeni olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı ; riskin iki temel bileşenini tanımlayıp, arasındaki farklılığı ortaya koymak ve risk ayrıştırmasının önemini belirlemektir. Bu bağlamda risk ayrıştırması yapmak bireysel yatırımcıların ve firmaların finansal başarıyı sürdürülebilir bir biçimde devam ettirebilmeleri için önemli bir gerekliliktir. Bu kapsamda çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde risk kavramı,çeşitleri ve risk yönetimi kavramı üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde riske maruz değer kavramı ,boyutları ve riske maruz değer hesaplama yöntemleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise örnek bir uygulama ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Risk, Risk Yönetimi, Riske Maruz Değer, Finansal Risk, Risk Ayrıştırma

Finansal piyasalarRiskRisk yönetimi+3
Mücahit Yıldırım
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Süreç yönetimi tekniklerinin uygulanması ile kamu sektöründe hizmet kalitesinin iyileştirilmesi: bir uygulama

Değişmenin hızla yaşandığı günümüzde, müşteri beklentileri de hızla değişmektedir. Dolayısıyla da sadece en iyi organizasyonlar ayakta kalabilmektedir. Bunun için de yapılması gereken şey müşteriye odaklanmaktır. Bunun için de yapılması gereken şey müşteriyi tanımak, daha sonra müşterinin gereksinim ve beklentilerini bilmek ve bunları karşılamaktır. Kuruluşların müşteri ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaları için artık değişmeleri ve iyileşmeleri gerekmektedir. Kamu sektöründe de hizmet kalitesini yükseltmeye ilişkin olarak yapılan çalışmalar, sektörün verimliliğini, kaynaklarını etkin kullanmasını ve rekabet gücünü etkileyecektir. Kişiler de aldıkları hizmet karşısındaki memnuniyetlerini, görevlerini yerine getirme olarak göstereceklerdir. Bunun yanı sıra kuruluşların geleneksel organizasyon düşüncesini bırakıp kalite yönetim ilkelerinden en önemlisi olan süreç yönetimini benimsemeleri gerekmektedir. Kısacası artık kuruluşların süreç bakış açısıyla bakmayı öğrenmeleri ve süreçleri değiştirip geliştirmeleri gerekmektedir.

Hizmet kalitesiKamu sektörüSüreç iyileştirme+4
Gözde Altundemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal girişimcilik olgusu ve bir örnek olay incelemesi

Sosyal girişimcilik, sosyal girişimci ve bu kişiler tarafından kurulan sosyal girişim örgütleri akademik literatürde yer alan nispeten yeni kavramlardır. Yaşadığımız yüzyılın günden güne çoğalan sosyal sorunlarını çözmeye yönelen sosyal girişimcilik, sosyal etki için sürekli yenilikçilik, proaktiflik içeren faaliyet olarak ifade edilebilir. Sosyal girişimciler yaşadığımız sorunların farkında olup, eldeki kaynakları kullanarak, yaratıcı düşünmeleri ile fırsatları keşfederek, sosyal değer yaratmak için çalışmaktadırlar. Bu çalışmada sosyal girişimcinin kim olduğu ve sosyal sorunların ne tür faaliyetlerle çözüldüğü araştırılmaktadır. Bu bağlamda; sosyal sorunların ortadan kalkmasında etkili bir çözüm olarak sosyal girişimcilik önemli bir rol oynamaktadır. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; girişimcilik ve girişimci, sosyal girişimcilik ve sosyal girişimci kavramlarının genel tanımları; ikinci bölümde ise sosyal girişimcileri destekleyen küresel kuruluş Ashoka'nın yaptığı faaliyetler ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; Türkiye'de genç işsizlik sorunu üzerinde çalışan bir örnek olay incelemesi yapılmaktadır. Bu bölümde, örnek olay incelemesi gerçekleştirilen kurumun tanımı, çalışmaları, hedeflerine ulaşma yolları ifade edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Girişimcilik, Sosyal Girişimci, Sosyal Sorun Çözümü.

GençlerGirişimcilikSosyal girişimci+4
Dilara Gusseinova
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Exploring country of origin effect: A qualitative analysis of Turkish consumption practices

Country of origin is an important aspect of perceived quality and it plays a crucial role in product evaluations and purchase intentions. It has been subject of many studies in the field of international marketing and consumer behavior. Especially perceived quality of a product from a specific country is very important for understanding the country of origin effect. Although there are some studies investigating purchase intentions, country of origin effect is not well understood since the literature does not give importance to actual purchase decisions. A considerable literature has grown up about the country of origin effect. Product categories, country image, product price, brand name, perceived risk, product familiarity and experience have an influence on this concept. However, country of origin research has also some conceptual and methodological drawbacks that inflate this effect. To overcome existing drawbacks, this study was designed to explore country of origin effect with a qualitative methodology. Actual purchase decisions of Turkish consumers were analyzed in different product categories and country of origin effect was found to be product-specific. This study showed that brand image and product price have moderator effect on country of origin effect. It has also developed a general country of origin effect model that shows its antecedents and consequences by making a new interpretation of its formation. Keywords: Country of Origin, Country of Origin Effect, Country Image, Product Evaluation, Purchase Decision, Brand Image.

Qualitative analysisBrand imageCountry of origin+4
Burcu Genç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu Hastaneleri Birliklerinde tedarik zinciri yönetimi ve örnek bir uygulama

Her ne amaçla faaliyet gösterirse göstersin bütün işletmeler varlıklarını sürdürebilmek için faaliyetlerini devam ettirmek zorundadır. İşletmelerin faaliyetlerini devam ettirmesi tedarik faaliyetinde bulunmalarına bağladır. Tedarik faaliyetlerinin aksamadan ve en uygun seviyede işlemesi için işletmelerin kendileri için uygun tedarik zincirini oluşturması ve bu zinciri iyi yönetmesi gerekmektedir. Tedarik zinciri yalnızca ürün veya hizmetlerin bir yerden başka bir yere hareketi değil, aynı zamanda bilgi ve para akışını da ifade eden bir kavramdır. Sağlık kuruluşları kısaca hasta ve yaralarının, sağlığından şüphe edenlerin, teşhis, tedavi ve rehabilite edildikleri kuruluşlardır. Sağlık kuruluşlarının bu hizmetleri verebilmeleri için ihtiyaç duydukları en önemli girdiler insan gücü ve tıbbi malzeme ve cihazlardır. Bu girdilerin uygun zamanda, uygun yerde, uygun fiyata ve optimal kalitede sağlanması önemli sağlık hizmetlerinin aciliyeti ve hizmetin uygun şekilde yerine getirilmemesi durumunda telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği göz önüne alındığından sağlık kurumlarında tedarik zincirinin yönetiminin önemi daha açık anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın birinci bölümünde tedarik ve tedarik zinciri kavramlar ile bu kavramların tarihsel gelişimi ve tedarik zincirinin yapısı, tasarımı ve amaçları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde tedarik zinciri yönetiminin amacı, gelişimi, gelişimine etki eden faktörler performans ölçütleri ve önemi üzerinde durulmuştur. Ayrıca tedarik zinciri yönetiminin işletmeler için avantaj ve dezavantajları açıklanmış, işletmelerin etkin bir tedarik zinciri oluşturabilmesi için dikkat etmesi gereken unsurlar ve tedarik zinciri yönetiminde kullanılan bilgi teknolojileri ve önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde tedarik zinciri yönetimin sağlık hizmetleri için neden önemli olduğunun daha açık bir şekilde ortaya konulabilmesi ve tedarik zincirinin nasıl işlediğinin anlaşılabilmesi için sağlık hizmetleri ve sağlık hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu olan kamu hastaneleri birliğinin yapısı, genel özellikleri ve sağlık kuruluşlarında bir bütün olarak tedarik zincirinin nasıl yapıldığı açıklanmıştır. Dördüncü bölümde bir kamu hastaneleri genel sekreterliğinde yasal mevzuat çerçevesinde TZY' nin nasıl uygulandığı ve uygulama sırasında yaşanan sorunlar açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri Yönetimi, Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri Birliği,

HastanelerKamu Hastaneleri BirliğiTedarik zinciri+1
Ayten Serdar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sakız adası'nın turizm açısından pazarlanması :Türk turistlere dönük bir araştırma

Bu çalışmanın amacı Türk turistlerin bakışlarını ele aldıktan sonra Sakız Adası'nın turistik mevcut durumunun değerlendirilmesi ve önerilerin sunulmasıdır. Sakız Adası Ege Denizi'nin doğusunda, Çeşme kıyısının karşısında bulunmaktadır. Sakız , birçok nedenle dünya turizm haritasına ancak 80'lerde girebilmiştir. Buna rağmen turizmi deniz- güneş-kum modeline dayanan ada son 30 yıldır turistik destinasyon olarak ülke çapında bile ün kazanmayı başaramamıştır. Son yıllarda Türk vatandaşları için vize zorlukları kaldırıldıktan sonra adanın Türkiye'ye yakınlığı Türk pazarına bir üstünlük kazandırarak Türkler için keşfedilmeye cazip bir destinasyon olmuştur. Artık adaya gelenlerin çoğu Türkiye'den gelmektedir. Ancak Sakız adası'nın çeşitlendirilmemiş turistik ürünü ve alt yapısında var olan eksiklikleri turistlerinin memnuniyet seviyesini etkilemektedir. Bu tezin kapsamında Türk turistlerin memnuniyetini ölçen bir alan araştırması yapılmıştır. Türk turisti adayı yeterince tanıyor, sunulan hizmetlerden ve üründen memnundur ama memnuniyeti daha yüksek seviyeye yükselebilir, ve daha çok para harcayabilirler. Sakız Adası'nın turistik açıdan gelişmesi amacıyla aynı zamanda, birbirine bağlı üç alanda birden eylemlerlerin yapılması gerekmektedir. Adanın alt yapısının iyileştirilmesi ve genişletilmesi ile turizm sektöründeki çalışanların eğitim alması çok önemlidir. Stratejik turizm planması yapıldıktan sonra adanın turizm ürününün çeşitlendirilmesi gerekir. Bu ürün belli olduktan sonra, mevcut ve yeni turistik hedef pazarlara doğru pazarlama iletişimi araçları ile tanıtılması gerekmektedir. Adanın turistik konumunu geliştirecek bu üç ana eylemin eşgüdümlü uygulanması ve bir eşgüdüm komitesi ile periyodik şekilde denetlenmesi sağlanmalıdır. Tezin birinci bölümünde turizm ve pazarlama kavramları sunulmaktadır. İkinci bölümde Sakız adası'nın profili, SWOT ve PEST analizi ve istatistikleri incelenmektedir. Üçüncü bölümde gerçekleştirilmiş araştırma sunulmaktadır. Tezin son kısmında Sakız Adası'nın turistik gelişimesi ile ilgili tespitler ve öneriler verilmektedir.

DestinasyonMüşteri tatminiPazarlama+5
Georgios Brilis
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok ürünlü sezonluk hazır giyim perakendeciliğinde dinamik fiyatlandırmayla gelir optimizasyonu

Bu çalışmanın amacı, perakendecilik sektöründe faaliyet gösteren hazır giyim firmalarında talep tahmin modeline ve çeşitli oranlarda etkili olan stok maliyetlerine bağlı olarak dinamik fiyatlandırma yoluyla optimal fiyatların belirlendiği gelir optimizasyon modeli kurmak ve çeşitli kaynaklardan temin edilen ürünlerden maksimum gelir elde edecek şekilde optimal envanter düzeylerinin belirlenmesini sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda firmanın satış verilerinden yararlanılarak lojistik regresyon analiziyle talep tahmin modeli kurulmuştur. Talep tahmin modelinden elde edilen talep oranlarına, satış fiyatlarına, satılan ürün miktarlarına ve üç aşamalı olarak belirlenen satış sezonlarında farklı oranlarda etkili olan stok maliyetlerine bağlı olarak sekiz farklı durum senaryosu için gelir optimizasyon modelinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Ayrıca firmanın farklı kaynaklardan temin edilen ürünleri için belirlenen ilk dört durum senaryosuna göre maksimum gelir sağlayacak optimal envanter düzeyleri belirlenmiştir. Bu çalışma talebin zamandan bağımsız olarak envanter düzeylerinden ve satış fiyatlarından etkilendiği sınırlı bir zaman periyodunda sezonluk ürün satışı yapan firmalar için sezon sonuna doğru değişen oranlarda etkili olan stok maliyetlerine göre maksimum gelir sağlayacak envanter düzeylerinin ve kaynak seçimlerinin belirlenmesi konusunda önemli bir katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Gelir Optimizasyonu, Hazır Giyim Perakendeciliği, Dinamik Fiyatlandırma.

Dinamik fiyatlandırmaFiyatlandırmaGelir optimizasyonu+7
Aysel Çetindere
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

The role of regulatory focus in interpersonal trust

This study examined the influence of regulatory focus on interpersonal trust among strangers. An experimental design was used to test cause and effect relationship between individuals' regulatory foci and their trusting behavior in a subsequent and unrelated domain considering the potential influence of regulatory closure. According to the results, people with a promotion focus (those who were exposed to nurturance need activation) showed higher trusting behavior in an independent domain (trust game) than did individuals with a prevention focus (those who were exposed to security need activation). The other finding is that people whose security needs were satisfied in a completely unrelated domain trusted strangers more than did individuals whose security needs were activated but not satisfied. Findings of the present thesis make an important contribution to the literature by identifying the role of self-regulatory focus, psychological safety and regulatory closure in interpersonal trust in a causal design. Different from the previous studies which have predominantly used less malleable factors to explain trusting behavior among strangers, this study employed a situational variable which allows opportunity for manipulation and adaptation. Taking into consideration the fact that trust among strangers in Turkey is quite low and requires immediate action; in light of the findings of this study, priming individuals with a promotion focus or satisfying salient security and safety needs in a domain unrelated to social interactions could be used to develop policies for improvement of trust in Turkey. Keywords: Regulatory focus, trust, regulatory closure, need satisfaction,activation

Regulatory operationRegulatory focusConfidence+3
Sevgi Bakar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sisteminde rekabet ve kırılganlık

Bankacılık sektörü, finansal sistem içerisindeki finansal aracılık işlevini yerine getiren en önemli yapıtaşıdır. Finansal sistem, diğer sektörlere kıyasla devletin ağır düzenlemeler yaptığı alanlardır. Bankalar da bu düzenlemeler al-tında faaliyetlerini sürdürmeye çalışırlar. Büyüyen bankacılık sektörü finansal sistem içerisinde en büyük paya sahiptir. Sektörün etkin ve verimli çalışan bir piyasa yapısına sahip olması ekonomiyi derinden etkilemektedir. 2001 krizi sonrası bankacılık sektöründe yapılan düzenlemeler, birleş-meler ve yabancı sermayeli yeni bankaların girişi sistemde yoğunlaşmayı arttı-rırken, sektörün aracılık işlevi ve araç çeşitliliği artmıştır. Bu gelişmeler ürün ve fiyat bazında rekabetçi eğilimleri güçlendirmiştir. Finansal kriz dönemlerinde devlet politikasının önceliği finansal piyasa-ların normal işleyişine dönmesi ve istikrarın yeniden kurulmasıdır. Bu amaçla kriz süresince piyasalara müdahale edilerek, çeşitli önlemler alınmaktadır. Krizlerin ayrıca rekabet-istikrar ikileminin en yoğun yaşandığı dönemler olma-sı, finansal istikrara öncelik verilerek rekabetin korunması amacının geri plan-da kalmasına ve rekabet politikasından ödün verilmesine neden olabilmektedir. Son yıllarda bankacılık sektöründe rekabetin istikrarı azalttığı görüşü-nün zayıflamasının ve rekabet politikasının güçlenmesinin, kriz döneminde bankacılıkta rekabet kurallarının uygulanmasını etkilemesini beklemek olasıdır. Türk Bankacılık Sektöründe rekabet düzeyinin arttırılması gerektiği, böylece kırılganlık ve kriz olasılıklarının azalacağı gerçeğidir. Banka ölçekleri-nin giderek büyüdüğü bir dünyada, ulusal kaynaklarda daha fazla sayıda bü-yük ölçekli banka tesis ederek rekabetin arttırılması mümkün görünmemekte-dir. Bunun yerine sistemde yer alan küçük ve orta ölçekli bankaların varlıkları-nın korunması ve sisteme yeni bankaların girişlerinin cesaretlendirilmesi ye-rinde olur. Bu çalışmada Türk Bankacılık Sisteminde rekabet ve kırılganlık ilişkisini analiz etmek için panel veri ve panel logit modelleriyle uygulama yapılmıştır. Analiz sonucu, Türk Bankacılık Sektöründe rekabet ve kırılganlık arasında negatif bir ilişkiyi göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Sistemi, Rekabet, Kırılganlık, Panel Veri ve Pa-nel Logit.

BankacılıkBankacılık sistemiEkonomik kırılganlık+5
Nurşen İstanköylü Karabulut
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının performanslarının değerlendirilmesi: TOPSİS ve PROMETHEE yöntemi ile uluslararası karşılaştırma

Kurulmalarının üzerinden yarım yüzyıl geçmemesine, karşılaştıkları zorluklar ve engellere rağmen, katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki rolü günler gittikçe daha önemli hale gelmektedir ve dünya finans piyasasındaki payını artırmaktadır. Bugün katılım bankacılığı sadece İslam ülkelerinde değil; İngiltere, Almanya, Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ekonominin çok ileri düzeyde olduğu ülkelerde de bulunmaktadır. Bu çalışmada, katılım bankacılığı kavramının ne olduğuna, bu kavramın içeriğine ve detayına değinildikten sonra dünyadaki 21 katılım bankası seçilip performansları ölçülmüştür. Bu ölçüm 2009-2013 yılları arasını kapsamaktadır. Bu ölçüm yapılırken öncelikle katılım bankaları bilanço ve gelir tablolarından veriler elde edilmiştir. Bu verilerden gereken oranlar hesaplanmıştır. Analizde kullanılan oranlar: Likidite oranlar, karlılık oranlar, faaliyet oranlar (verimlilik oranlar) ve finansal yapı oranlarıdır. Bu oranlar hesaplandıktan sonra gerek ağırlıklandırılarak gerekse de AHP metodu kullanılarak Topsis ve Promethee yöntemleriyle performans puanları hesaplanmış ve bu puanlara göre bankaların puanı sıralanmıştır. En yüksek puanı alan bankalar birinci sıralara yerleşmiş ve bunun tersine en düşük puanı alan bankalar son sıralarda yer almıştır. Anahtar kelimeler: Katılım bankacılığı, Topsis Yöntemi, Pomethee Yöntemi

BankalarKatılım bankacılığıPROMETHEE yöntemi+3
Zakaria Kallo
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal DNA'nın iş doyumu üzerine etkisi: Büyük ölçekli bir sağlık kurumundaki hemşirelerin algılarına yönelik analitik bir araştırma

Örgütlerin yaşayan birer organizma olduğu ve kendilerine ait tipik özellikleri ile aynı zamanda diğer kurumlardan farklılaştığı söylenebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda bu özelliklerin tanımlanmasında ve kurumsal yapıların modellenmesinde Kurum DNA'sı metaforunun kullanılması yaygınlaşmaktadır. Çalışanların beklentileri ile örgütsel özelliklerin uyuşmaması halinde doyumsuzluk artabilmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmanın amacı, işletmelerin Kurum DNA'sı ile iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemektir. İzmir ilinde büyük ölçekli bir sağlık kurumunda çalışan 262 hemşireye, Kurum DNA'sı ve iş doyumu ölçekleri survay yöntemi kullanılarak uygulanmış, örgüt yapılanması tespit edilmiş, kurum DNA'sı profilleri ile hemşirelerin iş doyumu arasındaki ilişki irdelenmiştir. Bu çalışmada hemşirelik mesleğini yapan işgörenlerin örneklemi oluşturmasının nedeni, ülkemizde hemşirelerin, özellikle özel sektörde iş gücü devir hızlarının yüksek olması ve ülke genelinde hemşire açığının kamuda da fazla olması etkili olmuştur. Kurumun özel sektörden seçilmesinin nedeni ise; değişen çevre ile rekabet edebilmek için daha proaktif ve etkin bir yönetim yapısına sahip olmasının beklenmesidir. Elde edilen sonuçların, diğer sektör işletmelerine fayda sağlayacağı ve gelecekte özel sektör için özellikle sağlık hizmetleri alanında yapılacak yeni çalışmalara yol göstereceği düşünülmektedir. Kurum DNA'sı ile iş doyumu arasındaki ilişkinin daha önce Ülkemizde yapılan çalışmalarda incelenmemiş olması da bu çalışmayı önemli kılmaktadır.

DNAHemşirelerSağlık işletmeleri+4
Ali Bancar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil pazarlamanın tüketicilerin marka algıları üzerine etkileri ve bir uygulama

Günümüzde rekabetin artmasıyla beraber tüketicilerde olumlu bir marka algısının oluşturulması pazarlamacılar açısından daha fazla önem taşımaya başlamıştır.Tüketicilerin bir markayı nasıl algıladıkları ön plana çıkmıştır. Bir marka ve ürünlerinin marka değerinin araştırılması, faaliyette bulunduğu pazardaki stratejilerinin belirlenmesinde önem taşımaktadır. Bununla birlikte marka algısı üzerinde etkili olan pazarlama yöntemlerinden bir tanesi mobil pazarlamadır. mobil pazarlamanın marka algısı üzerinde nasıl bir etki yarattığını ölçmek çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Çalışma beş ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci bölümde pazarlama kavramının tanımından, tarihsel gelişiminden ve pazarlama türleri konu edilmiştir. İkinci bölümde mobil pazarlama konusu detaylıca ele alınmış, mobil iletişim teknolojilerinden yola çıkarak, mobil pazarlamanın geçmiş, bugünü ve gelecek stratejileri aktarılmıştır. Üçüncü bölümde marka alıgısı ve bunu oluşturan unsurlara değinilmiştir. Dördüncü bölümde uygulanan anketlerden elde edilen sonuçlar aktarılırken, beşinci ve son bölümde literatürden gelen bilgiler ışığında analiz verileri yorumlanarak öneriler getirilmiştir.

AlgıMarkaMobil+4
Serkan Çapraz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Impact of paternalism, nepotism and fatalism values on recruitment and selection practices in Turkish context

The study was focused on the effects of cultural values on the relationship between, recruitment, selection practices and perceived fairness where previous studies were mainly focused only on the effect of selection practices on perceived fairness and other organizational outcomes without considering recruitment practices and the role of culture. Studies which also considered the culture are found to be covering only some of the values such as individualism, collectivism and power distance. Perceived fairness and the role of cultural values on this relationship were not addressed clearly yet but considering some countries have high nepotism, paternalism and fatalism values, perceived fairness and how these cultural values affect this relationship is sensitive. Specifically, when Turkish context is analyzed cultural values make the relationship between recruitment, selection and perceived fairness more salient to study. The study aimed to investigate the recruitment and selection methods preferred in Turkey and by focusing on the cultural values which are assumed to be pervasive in Turkey it is also aimed to investigate the roles of these values on the relationship between recruitment and selection practices and perceived fairness, and to develop a conceptual model. With regards to the aims of the study, paternalism, nepotism and fatalism are analyzed as the cultural values. Since, the aforementioned values are not investigated in this context, it shows the originality of the research study. To test the hypotheses, data is collected from 424 employees. After confirming the factor structure of the model using AMOS, hypotheses are tested through regression analyses. The results of the study showed that both recruitment and selection practices have effects on perceived fairness and these effects are moderated by cultural values. Nepotism and fatalism are found to be the values which are moderating the relationship between recruitment and selection practices and perceived fairness. Keywords: Paternalism, Nepotism, Fatalism, Recruitment and Selection Practices, Perceived Fairness

JusticeFatalismFatalism+7
Nihan Kütahnecioğlu İnan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri ilişkileri yönetiminin etkinliğinin ölçülmesinde veri zarflama analizi uygulaması

Yoğun rekabetin yaşandığı günümüzde, müşteri memnuniyetinin sağlanması müşteri odaklı yönetim anlayışı ile gerçekleştirilir. Müşteri odaklılık, müşteri sadakatini, toplam müşteri memnuniyetini, sürekli iyileştirmeyi ve şikayet yönetimini etkin biçimde uygulamaya yönelik bir yönetim anlayışıdır. Müşteri İlişkileri yönetimi ise uzun vadede değer elde edebilmek amacıyla müşterileri seçme ve yönetmeye yönelik bir pazarlama stratejisidir. İşletmelerin değişen dünya ve artan rekabet koşulları karşısında kârlılıklarını sürdürebilmeleri için kaynaklarını etkin ve verimli bir şekilde kullanarak, en az girdi ile en fazla çıktıyı elde etmeleri gerekmektedir. Veri Zarflama Analizi (VZA), benzer mal ve hizmet üreten ekonomik karar birimlerinin göreli etkinliklerinin ölçülmesi amacı ile geliştirilmiş doğrusal programlama esaslı bir yöntemdir. Bu çalışmada gıda sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin etkinliğinin veri zarflama analizi yöntemi ile ölçülmesi amaçlanmıştır. Modellerin çözümünde Veri Zarflama Analizinin doğrusal programlama modeli olarak çözümünü sağlayan yazılımlarından olan QM For Windows kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda girdi odaklı CCR modeline göre 15 adet karar verme biriminden 5 tanesi etkin olarak bulunmuştur. Ayrıca etkin bulunmayan karar verme birimlerinin etkin olabilmeleri için referans kümeleri bulunmuş olup, etkin olunması için hedefler belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: müşteri ilişkileri yönetimi, veri zarflama analizi, etkinlik

EtkinlikMüşteri ilişkileri yönetimiVeri zarflama analizi+2
Seda Şenlik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çok amaçlı dinamik programlama modelinin ulaştırma sorunlarına uygulanması

İşletmelerin birbiriyle çatışan birden fazla amaç ile karar vermesi gerektiğinde dikkate alınan matematiksel bir model olan çok amaçlı karar verme kantitatif karar verme tekniklerinden biridir. Söz konusu tekniğin kullanımında süreçte birden fazla amaç veya bir amacın çözümü için birden fazla seçenek karşımıza çıkmaktadır. Modelde hedef, çeşitli etkileşimleri göz önünde bulundurup, değer alabilen amaçların birleşimi ile arzu edilen düzeylere erişimi sağlamak ve bu sayede karar vericinin karşısına "en iyi" seçeneği sunmaktır. Geleneksel en kısa yol problemlerinin geliştirilmiş bir şekli olan çok amaçlı en kısa yol problemi genel olarak çatışan iki veya daha fazla amaca ilişkin etkin yollar setinin bulunmasını sağlar. Çok amaçlı en kısa yol problemlerinin çözümünde kullanılan algoritmalardan biri olan Dinamik Programlama, probleme tek bir aşamada çözüm aramak yerine ana problemi daha küçük alt problemlere ayırarak, her yeni alt problem için bir çözüm üreterek ana problemi çözüme ulaştırır. Bu çalışmada bir firmanın ulaştırma sorununda ikiden fazla amacı olması sebebiyle çok amaçlı dinamik programlama modeli ile karar vericinin optimum yolu belirlemesine yardımcı öneri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: karar verme, çok amaçlı karar verme, en kısa yol problemi

Dinamik programlamaKarar verme teknikleriProgramlama+5
Gizem Ersöz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Satış geliştirme tekniklerinin hazcı (hedonik) tüketim üzerindeki etkisi üzerine bir araştırma

KüreselleĢme, teknolojik geliĢmeler, hızlı nüfus artıĢı, kültürel ve sosyoekonomik yapıda meydana gelen değiĢmeler vb… çeĢitli nedenlerle tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarında, yaĢam tarzlarında ve dolayısıyla satın alma davranıĢlarında değiĢiklikler meydana gelmiĢtir. Gelinen noktada tüketiciler artık sadece ihtiyaçlarını gidermek için alıĢveriĢ yapmamakta; bunun yanında alıĢveriĢten haz almaya çalıĢmaktadırlar. Tüketicileri satın alma davranıĢına iten faktörler arasında mal ya da hizmetlere ihtiyaç duymalarının yanında bu mal ve hizmetlerin onlar için ne anlam ifade ettiği gelmektedir. Bu da hedonik tüketim kavramını ortaya çıkarmıĢtır. ĠĢletmeler de hızla değiĢen tüketici istek ve ihtiyaçlarına zamanında ve doğru cevap verebilmek için, çeĢitli farklılaĢma yolları arayarak farklı satıĢ ve pazarlama yöntemleri geliĢtirmeye baĢlamıĢlardır. Pazarlama iletiĢimi karması unsurlarından olan satıĢ geliĢtirme bunlardan biridir. Bu çalıĢmada; pazarlama iletiĢimi karması unsurlarından olan satıĢ geliĢtirme tekniklerinin hedonik tüketim üzerindeki etkisi incelenmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama iletiĢimi, SatıĢ GeliĢtirme, Hedonik Tüketim.

FelsefeHedonizmPazarlama iletişimi+6
Necla Kuduz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgören sessizliğinin kavramsal yapısına yönelik keşifsel bir inceleme

İşgörenler sahip oldukları bilgi ve farklı bakış açılarıyla yönetimsel kademelere destek yönünden hem değerli hem de ucuz bir kaynaktır. Çünkü çeşitli uzmanlıklara sahip olan işgörenler, örgüt içinde ve dışında gerçekte neler olduğuna dair farkındalık yaratan en önemli bilgi kaynaklarıdır. Ancak bu bilgilere sahip olan işgörenlerin çeşitli nedenlere dayalı olarak sessizleştikleri akademik araştırmalara son dönemlerde sıklıkla konu olmaktadır. Örgütlerde oldukça yaygın görünen bu olgu, kavramsal düzeyde İşgören Sessizliği/Örgütsel Sessizlik olarak ifade edilmektedir. İşgören Sessizliği/Örgütsel Sessizlik, genel olarak işgörenler tarafından bilginin amaçlı ve bilinçli bir biçimde gerekli ve/veya ilgili yerlere aktarılmaması olarak tanımlanmaktadır. Çalışmada örgütler açısından yaşamsal olan insan kaynağının hangi nedenlere bağlı olarak ne şekilde sessizleştikleri sorusuna yanıt aranmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada, işgörenlerin deneyimlemiş oldukları sessizlik olgusunu oluşturan faktörlerin keşifsel yöntemle ortaya çıkarılması ve betimleyici bir bakış açısıyla kavramsal olarak modellenmesi amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini, Türkiye' de faaliyette bulunan farklı türden örgütler içerisinde (özel sektör, kamu sektörü, yerel örgütler, sivil toplum örgütleri, siyasi örgütler) değişik kademelerde görev alan bireyler oluşturmaktadır. Nitel bir yaklaşımla tasarımlanan araştırmada veri toplama tekniği olarak, Alan Araştırması Yöntemi içerisinde değerlendirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme ve odak grup veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler nitel içerik analizine tabi tutularak tematik olarak kodlanmıştır. Daha sonra kodlananmış olan bu veriler sınıflandırılarak belirli temalar altında toplanmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak işgörenlerin sessizleşmelerine neden olan faktörler temel iki tema altında kodlanmıştır. Bunlar örgüt içi ortamsal faktörler ve kişisel faktörlerdir. Örgüt içi ortamsal faktörlere bağlı olarak işgörenler en fazla yönetsel uygulama ve tutumlardan etkilenmektedirler. Yine aynı bağlam içerisinde değerlendirilen örgüt yapı ve özellikleri temelde yapısal sessizliğe vurgu yaparken, işgöreni daha çok düşünsel temelde sessizleştirmektedir. Kişisel faktörler bağlamında ise, işgörenler, bir kısım kişisel ve demografik özelliklerinden kaynaklı olarak sessiz kalmaktadırlar. Bu çalışmanın temel yönelimlerinden birini de kavramsallaştırma çabası oluşturmaktadır. Bu bağlamda işgören sessizliği ve örgütsel sessizlik kavramlarını ayrımlaştırmaya ve kavram karmaşasını ortadan kaldırmaya yönelik emik bağlam içerisinde yeni tanımlar geliştirilmiştir. Bu araştırma sonuçları içerisinde "işgören sessizliği" kavramının yerine "davranışsal sessizlik" kavramı tercih edilmiş ve Davranışsal Sessizlik ve Örgütsel Sessizlik kavramlarının farklılıkları irdelenmiştir. Ayrıca Davranışsal sessizlik ve Örgütsel Sessizlik olgularının alt boyutları araştırma bulgularına bağlı olarak belirlenmiş ve tanımları yapılmıştır. Bu kısımda ayrıca sessizlik formlarına ilişkin bir sınıflandırma ve kavramsallaştırmaya yönelik bir araştırma sonuç modeli oluşturulmuştur.

SessizlikÇalışan sessizliğiÇalışanlar+2
Zeki Uçar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İhracatta devlet yardımları ve muhasebeleştirilmesi

Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik gelişmenin gerçekleştirilebilmesi ihracatın arttırılmasına ve dolayısıyla ihracatın teşvik edilmesine bağlıdır. Gelişmiş ülkelerde ise ihracatın arttırılması ve teşviki dış pazarlardaki mevcut payı korumak ; arttırmak ve yeni pazarlardan pay alabilmek açısından önem taşır. 1980 yılından itibaren ?İhracata Dönük Büyüme Modeli? izleyen Türkiye'de de ihracatın arttırılmasına büyük önem verilmiş ve bu kalkınma stratejisine bağlı olarak çeşitli ihracat teşvik önlemleri uygulanmıştır. Uygulanan bu teşviklerin amacı ihracatı arttırmak, Türk ihraç ürünlerine uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazandırmak ve de ihraç ürünlerini çeşitlendirmektir.Anahtar Kelimeler: 1) İhracat, 2) Teşvik, 3) Devlet Yardımları,4) Dış Ticaret Muhasebesi

Devlet yardımıMuhasebeTeşvikler+3
Mine Akgündüz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

An overview of company valuation techniques and an application

The selection of appropriate valuation methods has been the matter in the literature over the last years and will probably continue to be for many years. Analysts have used different methods which are discounted cash flow, relative valuation, dividend discount model, economic value added, residual income and real options models throughout the literature.Even if all these models have advantages and disadvantages, analysts have admitted that the companies? specific properties influence which model to be used. Yet, they have concluded that the most appropriate model is the discounted cash flow model.The aim of this paper is to find out the market value of a company (Ereğli Demir Çelik) traded in Istanbul Stock Exchange (ISE) using the Discounted Cash flow valuation method (DCF). The results are then compared to the actual market price of the company in order to determine whether the company is trading at a premium, at a discount or at par. The analysis tool is the financial statements covering 2005-2009 period. It is found that, the Company is undervalued which means that it is traded at a discount.

ValuationValuation modelsCash flow statement+2
Yelda Işık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

The assessment of independent external auditing performed in Turkey in terms of generally accepted auditing standards

Audit scandals experienced recently in world and in Turkey have better shown the importance of independent external audit in the sense of producing transparent financial statements and earning confidence of financial statement users.Competence and quality of external audit can be guaranteed only when certain criteria are developed. These criteria are auditing standards. ?Generally Accepted Auditing Standards (GAAS)? that have reached today with very few changes are the minimum standards required to be followed during audit activities.The aim of this study is to reach a conclusion on the extent to which the arrangements in Turkey concerning independent external audit within the scope of the legislations on capital market, certified public accountancy and sworn-in certified public accountancy and banking comply with GAAS.Following the study, it is concluded that arrangements regarding independent external audit in Turkey within the capital markets legislation comply with GAASs, while those within the banking legislation are in parallel with GAASs, though not as much as capital market?s arrangements. However, arrangements made within the frame of the certified public accountancy and sworn-in certified public accountancy legislation are far from meeting GAASs.Key Words: 1) Auditing, 2) Independent External Auditing, 3) Generally Accepted Auditing Standards

ControlAuditing standardsExternel audition
Şerife Mutlu Duman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaklı imalat yapan işletmelerde uluslararası sertifikasyon sistemleri

Küresel ekonomi için önemi büyük olan kaynak, mühendislikmalzemelerini sürekli bir yapı oluşturacak şekilde birleştirmek için kullanılanen güvenilir, verimli ve ekonomik imalat yöntemidir. Günlük yaşamda, yemekpişirilen tencereden, köprülere, raylı taşıtlara, otomobillere, uçaklara kadar birçok üründe kaynaklı birleştirmeler ile karşılaşılmaktadır. Bu tür yapıların veyaürünlerin kaynak olmadan imal edilmesi mümkün değildir.Özel bir proses olarak tanımlanan kaynağın en önemli zayıflığı içindetespiti zor olan hatalar bulundurabilmesidir. Bu hataların sadece bir kısmıtahribatsız muayene metodları ile tespit edilebilirken, kaynaklı bağlantılarınbeklenen dayanım ve kalite şartlarını sağlayıp sağlamadıkları tam olarakbelirlenememektedir. Kaynakta kalitenin imalat sırasında yaratılması ve tümprosesin etkin bir kalite sistemi tarafından kontrol edilmesi gereklidir. Bunedenle ISO 9001'in tek başına yetersiz kaldığı kaynak prosesinin yönetimikonusunda imalatçılar için uluslararası sertifikasyon sistemleri ve standartlarıoluşturulmuştur.Kaynak prosesinin etkin kontrolünün sağlanması konusunda EN ISO3834; her türlü imalata uygulanabilmesi, farklı kalite seviyelerinde tanımlanmışbölümlerden oluşması, ülkemizin de kabul edip uyguladığı Avrupa Birliğidirektif ve standartlarının gerekliliklerini karşılaması nedeniyle sertifikasyonsistemleri arasında ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada kaynaklı imalat yapan işletmelerin uygulayabileceklerisertifikasyon sistemlerinin tanıtılması, sertifikasyon sistemlerine duyulanihtiyacın ortaya konması, sertifikasyonların işletmelere faydalarının altınınçizilmesi, sistemlerin hayata geçirilmesi sırasında üzerinde durulması gerekenkonuların açıklanması ve ülkemizdeki kaynaklı imalat yapan sektörlerindurumunu ortaya koyarak işletmeler için uygun sertifikasyon sistemlerininbelirlenmesi ile ilgili kriterlerin tanımlanması amaçlanmıştır. Ayrıcaçalışmanın, yeni bir sertifikasyon sistemini kurup uygulayacakorganizasyonlara veya halihazırda çalışan bir sisteme sahip olanlara darehberlik yapabileceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Kaynak, İmalat, Kalite, EN ISO 3834, Sertifikasyon

EN ISO 3834KaliteKalite kontrol+6
İhsan Bilge Ayan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastane işletmelerinde sıfır stok yönetimi (just-ın-time) uygulamalarının stok maliyetleri ve müşteri memnuniyeti üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

Hastane işletmelerinde toplam maliyetlerin yaklaşık %30-40'ını tedarik zinciri yönetimi süreci içerisinde stoklar oluşturmaktadır. Özellikle kamu hastanelerinde, artan finansman açıklarından ve Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamalarından dolayı ilaç/malzeme maliyetlerinin etkisi daha yoğun hissedilmekte; artan maliyetler, teknoloji, çalışma sermayesinin etkin kullanılması isteği, daha fazla denetim ve kontrol güdüsü stok yönetimi ve/veya hastane diğer alt sistemleri için farklı derecelerde yeniden yapılandırma ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.Bu görüşlerden hareketle hazırlanan tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, sağlık hizmetleri ve kalite kavramları tanımlanarak hastane işletmelerinde kalite olgusu ele alınmış, sağlık hizmetlerinin özellikleri ve sınıflandırılmasına yer verilmiştir.İkinci bölümde, hastane işletmeleri için stokların tanımı yapılarak türleri açıklanmış, stok maliyetleri ele alınmıştır. Hastane işletmelerinde stok kontrolünün tanımı yapılarak yararları anlatılmış ve stok kontrol modelleri açıklanmıştır.Üçüncü bölümde ise hastane işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi ele alınarak JIT felsefesinin hastane işletmelerine uyarlanabilirliği ve sonrasında bu entegrasyonun gerek stok maliyetleri gerekse de müşteri memnuniyeti üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesine yönelik bir anket çalışması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tam Zamanında Malzeme Yönetimi, Tam Zamanında Satınalma, Stok Kontrolü, Hastanelerde Malzeme Yönetim Sistemi

Hastane işletmeleriMüşteri tatminiStok maliyetleri+3
Sinan Aytekin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

KOBİ'lerin rekabetçi avantaj sağlamalarında kümelenme stratejisinin rolü ve bir uygulama

Kümeler ekonomi tarihi boyunca dünyanın bir çok yerinde doğal kaynaklara olan yakınlık, bir girişimcinin ortaya çıkması, potansiyel müşterilerin firmaları fark etmesi, teknolojik bir yeniliğin o bölgede ortaya çıkması, uygun insan kaynaklarının bölgede yer alması gibi özellikler sonucunda ortaya çıkmışlar, zaman içerisinde gelişme göstermişler, bazen bölünerek alt kümelerle çoğalmışlar bazen de yaşamlarını tamamlayarak tarihten silinmişlerdir.Kümeler KOBİ'lerin rekabetçi özellikler kazanmalarında önemli bir rol oynamaktadırlar. Belli bir coğrafyada aynı sektörde veya birbirini tamamlayan sektörlerde yeralan, ortak tehdit ve fırstalardan etkilenen, gelişmek ve büyümek için işbirliği yapan firma gruplarıdır kümeler.Kümeler ve bölgesel kalkınmışlık birbirinden ayrılmaz iki parçadır. Kümelerin gelişmişliği bölgesel kalkınmayı olumlu yönde etkilerken diğer yandan da bölgelerin kalkınmışlığı da kümelerin ortaya çıkması için doğal avantajlar sunmaktadır.Günümüzde kümelerin varlığı, bölgesel ve ulusal gelişim açısından oynadıkları önemli rol tüm dünyada kabul edilmektedir. Öte yandan kümeleri iyi anlayabilmek, gelişimlerine destek olabilecek politikaları oluşturabilmek, ve kümeleri geliştirecek doğru çalışmaları yapabilmek her geçen gün daha büyük bir önem kazanmaktadır. Gelişen kümeler bir bölgenin ve ülkenin ekonomik kalkınmasında; sağladıkları istidam, yeni açtıkları iş alanları, geliştirdikleri teknoloji, uluslararası ticari işbirlikleri, ihracat geliri, insan kaynakları gelişimine katkıları, üniversite ve araştırma kuruluşları ile yaptıkları işbirlikleri açısından çok önemli rol oynamaktadırlar.Bu çalışmada kümeleri ve kümelenmeyi tanımak hedeflenmekte ve kümelerin KOBİ'lerin gelişiminde ve rekabetçi avantajlara sahip olmalarında oynadıkları rolün önemi; farklı sektör ve ülkelerden örnekler incelenerek ve Türkiye'de doğal olarak ortaya çıkmış bir kümenin ve bu kümenin geliştirilmesi için yapılan bilinçli çalışmaların analiz edilmesiyle ortaya konmaya çalışılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Küme, kümelenme, yenilikçilik, rekabet, bölgesel kalkınma, işbirlikleri, istihdam, değer zinciri

Bölgesel kalkınmaKOBİKümeler+6
İbrahim Vedat Kunt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin dış ticaretinde deniz taşımacılığının önemi ve sorunları

Sınırların ortadan kalktığı günümüz dünyasında, ülkelerin birbirleriyle ekonomik ilişkiler içinde olması kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu ekonomik ilişkilerin en büyük desteklerinden olan taşımacılık ve ulaştırma günden güne önem kazanmaktadır. Ulaştırma, günümüzde karayolu, havayolu, demiryolu, denizyolu ve boru hattı gibi alt sistemlere bölünmüştür. Ayrıca bu alt sistemlerin birkaçının bir araya gelerek bütünleşmesi ile oluşan tümleşik taşımalar da günümüzde ulaştırma sektöründe sıkça adı geçen verimliliği yüksek bir sistemdir.Zorlu rekabet koşullarının olduğu piyasalarda mamulün pazara girebilmesi ve pazarda tutunabilmesi için birim maliyetlerin en alt düzeyde olması gerekmektedir. Mamulün birim maliyetini etkileyen kalemlerden biri de taşımacılık maliyetidir. İşte üretim için gereken hammaddelerin ucuz ve kalite düzeyi yüksek ancak fiziki olarak uzak pazarlardan temin edilmesi en ucuz deniz taşımacılığı ile mümkündür. Bu yüzden de dünya dış ticaretinin % 90'ı denizyolu ile yapılmaktadır ve bu payın artması beklenmektedir.Günümüz dünyasında deniz ve denizcilik; yük ve yolcu taşımacılığı başta olmak üzere, gemi inşa sanayi, liman hizmetleri, deniz turizmi ile bir ticaret ve hizmet dalıdır. Denizyolu ulaştırmasının faaliyet alanı uluslararası bir özellik taşımaktadır. Bu yüzden de uluslararası ticaret üzerinde büyük bir öneme sahiptir. Ülkelerin dış ticaretlerini arttırmalarının yolu deniz ticaretinden geçmektedir.Bir yarımada ülkesi olan Türkiye ise, denizcilik sektöründe mevcut potansiyelini kullanamayarak, kendisi için en ekonomik ulaştırma alt sisteminden gerektiği payı alamamaktadır. Tüm gelişmiş ülkeler, en küçük ekonomik kaynağı bile sonuna kadar kullanarak kazanç sağlamaya çalışırken Türkiye, sınırsız bir ekonomik kaynak olan denizlerine hak ettiği değeri vermemektedir.

Deniz ticaretiDeniz yolu taşımacılığıDeniz yolu taşımacılığı+3
Bihter Kol
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

işletmelerin yabancı pazarlara girişinde elektronik ticaret ve endüstriyel pazar(B2B) uygulamaları

Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde (BiT) son çeyrek asırda ortaya çıkan gelişmelerin üretim araçlarına uygulanması ile üretim süreçlerinde verimlilik ve etkinlik artışı sağlanmıştır. Bu gelişmeler, özellikle pazarlama ve reklam bütçeleri kısıtlı olan işletmeler için büyük fırsatlar ortaya çıkarmıştır. Ayrıca internet üzerinden bütün dünya pazarına hitap edilebilmesi ile işletmelerin daha önce ulaşamayacakları yeni fırsatlar ve imkanlar ortaya çıkmıştır.Ekonominin en dinamik taşıyıcı unsuru olan işletmelerin, e-ticaret karşısındaki tutumu, e-ticaret uygulamalarını benimseme düzeyi ile ülke ekonomisinin geleceği üzerinde ciddi etkiler yaratacak durumdadır. İşletmeler, elektronik ticaret uygulamaları sayesinde internet aracılığıyla sınırları ortadan kaldırarak iç ve dış pazarlara kolayca ulaşarak rekabet şanslarını artırmaktadır.Çalışmamız, işletmelerin, e-ticaret, iş hızını arttırması, maliyetleri düşürmesi, rekabet avantajı yaratması, müşteriye kolay ulaşım sağlaması, pazarı genişletmesi gibi avantajlarının farkında olduklarını ve dışa açık ve ciro, sermaye ve istihdam bakımından büyük işletmelerin B2B ve B2C ticareti ve Bilgi ve İletişim Teknolojilerini daha bilinçli kullandıklarını göstermiştir.Bu çalışmada işletmelerin elektronik ticarete geçmelerinin gerekliliği savunulmuştur. Elektronik ticaretin işletmeler açısından ne kadar önemli olduğu açıklanmıştır. Yeni bir pazara girmenin faydaları, dolayısı ile isletmelerin bu faydalardan yararlanmaları için nasıl hareket etmeleri gerektiği açıklanmıştır. İşletmelerin genel yapıları ve özellikleri, elektronik ticaretin tarihçesi, sağladığı avantajlar ortaya konmuştur. Ayrıca işletmelerin elektronik ticarete geçebilmeleri için sahip olmaları gereken özelliklerin neler olduğu, örgütsel yapılarının, tedarik zincirlerinin nasıl islemesi gerektiği incelenmiştir. Elektronik ticarete geçis süreci ve bu süreçte işletmelerin karşılaşabileceği problemler tartışılmıştır. Son olarak elektronik ticarete geçen altı işletme örneği verilmiş; bu örnekler aracılığı ile işletmelerin ticarete geçmelerinin gerekliliği ve bu geçiş sürecinde yaşanabilecek zorluklar bir kere daha ortaya konmuştur.

Elektronik pazar yerleriElektronik pazarlamaElektronik ticaret+4
Emre Güler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Markalaşma stratejileri ve markanın işletme değeri üzerine etkisi

Markasız ürünlerin pazardan pay alma ihtimalinin çok düşük olduğu günümüz dünyasında marka yaratmak ve markaya değer katmak uzun bir planlama süreci gerektirmektedir. Marka değerinin şirket değerine etkilerinin bilindiği, bu amaçla çeşitli hesaplama yöntemlerinin geliştirildiği günümüzde, bir şirketin ürünlerine uygun markalaşma stratejileri kullanması zorunludur. Ürüne, sektöre, pazara ve firmanın pazarlama stratejilerine uygun marka stratejileri uygulanması durumunda, firmalar bu yarışta kendilerine avantaj sağlamaktadırlar.Markanın şirket değerine etkisinin belirlenebilmesi için öncelikle marka kavramının yakından incelenmesi gerekmektedir. Markalar, günümüzde bir ürün için olmazsa olmazların başında yer almaktadır. Bilişim sektöründeki gelişmeler, sadece internet üzerindeki tanıtımları ile varlığını kabul ettirmiş, başlı başına yüksek marka değerine sahip iş sahalarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. 1980 öncesinde şirketlerin sahip oldukları maddi varlıkların, şirket değerini oluşturduğunu savunan yaklaşımlara rağmen, günümüzde marka değerinin farkına varılmış ve marka değerinin hesaplanmasını sağlayan çeşitli yöntemler ortaya çıkmıştır.1980'lerde Avrupa'da ve ABD'de hız kazanan şirket satın alma ve birleşmeleri, markanın, değeri korunması gereken bir varlık olarak şirketler tarafından ciddiye alınmasında ve marka değerini ölçme konusundaki çalışmaların ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır. Marka değerini ölçme konusunda ortaya çıkan yöntemler, temelde şirket değerleme yöntemleri ile pazarlama stratejileri içinde önemli bir yere sahip markanın bileşenlerini bir arada değerlendiren yaklaşımlardan oluşmaktadır.Özellikle Amerika'daki danışmanlık şirketlerinin deneyimlerine bağlı olarak finansal göstergelerin ve pazarlama stratejilerinin şirket değerine etkilerini bir arada değerlendiren yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bu tez kapsamında markalaşma stratejileri ele alınmış, marka ve şirket değeri hesaplama yöntemleri açıklanmış ve marka değeri ile şirket değeri arasındaki ilişki incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Marka, Marka Stratejileri, Şirket Değerleme, Şirket Değeri, Marka Değeri.

MarkaMarka bağımlılığıMarka yönetimi+2
Esen Fakıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

RFID (radyo frekanslı tanıma) teknolojilerinin işletme performansı üzerindeki etkileri

Michael Porter'ın dediği gibi; küreselleşen rekabet ortamında işletmeler, bir adım daha öne geçebilmek için çabalar göstermek zorundadırlar. İşletmeler, dünya pazarlarında rekabet edebilirliğini en üst seviyeye çıkarmak için çeşitli yöntemler, teknikler geliştirirler ve yatırım yaparlar. Bu yatırımlardan en gereklisi belki de teknolojik yatırımlardır. Ancak maliyeti yüksek olan bu yatırımları gerçekleştirirken sahip olduğu varlıklar ile bu yatırımları karşılayacak kaynaklar arasında optimizasyonu sağlamak zorundadırlar.Bu teknolojik yatırımlardan bir tanesi de RFID (Radyo Frekanslı Tanıma) teknolojisidir. RFID teknolojisi yeni duyulmaya başlamış olmasına rağmen aslında geçmişi çok eski bir teknolojidir. İş alanında daha çok bilinmesine hatta adına fuarlar düzenlenmesine rağmen akademik alanda çok fazla çalışmaya rastlanmamıştır. İşte bu nedenle akademik olarak araştırma gereksinimi duyulmuştur.Bu çalışmada RFID teknolojisi ile ilgili literatür taraması sonucu elde edilen bilgilere, kavramsal açıklamalara, örneklere, sektörel çalışmalara, bu teknolojinin kullanılması ile iş süreçlerinde oluşabilecek değişikliklere uygulama yoluyla yer verilmiştir. Uygulamada perakendecilik sektöründe faaliyet gösteren ve RFID teknolojisi kullanan bir işletme incelenmiş, görüşme tekniği ile veriler toplanmış ve toplanan veriler sonucunda çeşitli bulgular elde edilmiş ve bulgular ile ilgili sonuçlar ve öneriler ortaya konmuştur.

Otomatik tanımaPerformansRadyo frekanslı tanıma+4
Pınar Ayşem Karamustafaoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal itibar yönetimi ve kamuya bağlı bir kurumda kurumsal itibarın ölçülmesi üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın genel amacı; kurumsal itibar kavramından yola çıkılarak, kurumsal itibar yönetimi kavramını incelemek ve paydaşların kurumsal itibara ilişkin algılamalarını tespit etmektir.İlk bölümde itibar ve kurumsal itibar kavramlarına genel bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra kurumsal itibarla yakından bağlantılı ve etkileşim halinde olan ?kurumsal kültür?, ?kurumsal kimlik? ve ?kurumsal imaj? kavramları incelenmiş ve aralarındaki ilişki açıklanmıştır.İkinci bölümde ise; kurumsal itibar yönetimi ayrıntılarıyla incelenmiş, bu yönetim süreci açıklanmaya çalışılmıştır. Bunun yanında var olan itibarın korunması gerektiğinin de üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda ölçülemeyen itibar yönetilemez düşüncesinden hareketle soyut bir kavram olan itibarın çeşitli ölçekler aracılığıyla ölçülebileceği vurgulanmıştır.Üçüncü ve son bölümde ise; T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlı olarak kurulan Uludağ İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği'ndeki paydaşların, kurumun itibarını nasıl algıladıklarını ölçmek amacıyla Fombrun tarafından geliştirilen, itibar ölçeği kullanılmıştır. Buradan hareketle bu kurumun itibarına yönelik olan algılamalar ölçülmeye çalışılmıştır.

Kamu kuruluşlarıKurumsal itibarİtibar
Seval Yirmibeş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Risk analysis of payment and delivery terms in export development: A field study on Aegean exporter companies

In recent years, the volume of international trade has increased enormously due to the effects of globalization and liberalization of trade which created both opportunities and threats. In this globally changing world, export?s static and dynamic benefits are vital for governments to reach long term sustainable economic growth and for firms to compete in this uncertain global environment. Therefore, the firms which desire to compete in the global market are obliged to implement dynamic strategies and action plans. Their action plan must include thorough analyses of the market dynamics to eliminate or minimize the risks while maximizing the opportunities. The main objective of this study is to analyze the Trade Risk (Delivery and Payment Risk) which are mostly encountered and more controllable by exporters in international markets. The field study will analyze Aegean Exporter Companies? perceived risk from international market and its prevention methods.Keywords; economic growth, export development, export risk management, risk management, delivery terms, payment terms, trade risk.

Economic growthRiskRisk Perception+7
Erdal Demiralay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu sektöründe uygulanmakta olan orta vadeli harcama sisteminin ulusal ve uluslararası açıdan incelenmesi

Bu çalışmada Orta Vadeli Harcama Sisteminin ülkeler tarafından neden uygulanmak istendiği ve sistemin Türkiye açısından kamu giderlerini kontrol altına alabilme noktasında ki kabiliyeti incelemeye tabi tutulmuştur. Çalışmada ağırlıklı olarak uluslararası kuruluşların ortaya koyduğu kitaplar, araştırma raporları ve anketlerden istifade edilmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde Orta Vadeli Harcama Sisteminin tanımı ve uygulama aşamalarına yer verilerek teorik bir çerçevenin oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Orta Vadeli Harcama Sisteminin uygulanışına ilişkin ülke örneklerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise sistemin Türkiye özelinde incelenmesi gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonucunda ülkelerin Orta Vadeli Harcama Sistemini uygulamak istemelerindeki temel nedenlerin bütçe performansının iyileştirilmesi, hükümet öncelikleri ile hazırlanan bütçeler arasındaki bağlantının kuvvetlendirilmesi ve kamu hizmet sunumunun kalitesinin arttırılması hususlarının olduğu tespit edilmiştir.Bu bağlamda sistemin incelemeye alınan ülkeler arasında kamu giderinin kontrolü anlamında en iyi olarak Avustralya'da uygulandığı görülmüştür. Türkiye'de uygulanmakta olan Orta Vadeli Harcama Sistemi, kamu giderlerinin kontrolü anlamında ekonomik daralmanın yaşandığı 2009 yılı hariç tutulduğunda 2006 yılından itibaren bir iyileşme sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Orta Vadeli Harcama Sistemi, Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan

Kamu harcamalarıKamu kuruluşlarıKamu sektörü+1
Mirac Gülçiçek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sisteminde ticari kredilendirme süreci üzerine bir inceleme

Günümüzde gelişmiş olarak nitelendirilen ülkelerin ekonomileri incelendiğinde etkin ve başarılı bir bankacılık sisteminin kurulu olduğu görülmektedir. Bu sistemin başarısında ise optimum kaynak dağılımını sağlayan ticari bankaların etkin ve doğru kredilendirme konusundaki rolü büyüktür. Kredi, bir ülkede ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi ve ekonomik büyümenin sürekliliği açısından kullanımı zorunlu olan bir finansal kaynaktır. Ticari bankalar, atıl fonların en doğru yatırımlara dönüşmesi için işletmelerin kredilendirilmesi hususunda çok titiz davranmaktadırlar.Ticari bankaların kredilendirme süreçleri incelendiğinde, krediler ile ilgili işlerin işlemsel ve analitik olmak üzere iki temel bölümde yürütüldüğü görülür. İşlemsel bölüm, kredi başvuruları, araştırma ve incelemeler, kredi dosyasının doldurulması, sekreterlik işlemleri ve raporların hazırlanması, analitik bölüm ise kredi gözetimi ve denetimi, yeni kredi başvurularının analizi, eğitim ve araştırma gibi işlemleri yerine getirir.Finans sektöründe, tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de kredi ilişkisi, müşterinin ilgili birime başvurusu ya da pazarlama görevlisinin bizzat müşteriye ulaşmasıyla başlamakta ve kredinin ödeme planındaki koşullar çerçevesinde itfasıyla son bulmaktadır.Ticari kredilendirme süreci ticari kredilerin pazarlanması süreci, ticari kredilerin değerlendirilmesi süreci, ticari kredilerin izlenmesi süreci olarak üç ana başlık altında değerlendirilebilir.

Bankacılık sistemiBankalarKredi pazarlama+4
Hasan Kuas
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkmenistan pazar çevresini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi: Sektörel bir inceleme

Gıda Sanayii gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınma sürecinde önemli rol oynayan bir sanayii dalıdır. Bu sanayii dalı çok kısa tarihi olan ve yeni yeni dışa açık ekonomik politikalara önem vermeye başlayan Türkmenistan içinde sağladığı istihdam ve yabancı doğrudan yatırımlar bakımından önemli bir yere sahiptir. Türkmenistan'da Gıda Sanayiinin gelişim süreci 1990'lı yılların ortalarında başlamış ve özellikle türk girişimcilerinin yatırımları ile önemli ölçüde gelişim göstermiştir.?Türkmenistan Pazar Çevresini Etkileyen Faktörlerin Değerlendirilmesi: Sektörel Bir İnceleme? konulu bu çalışmada, Türkmenistan'ın gıda sanayiisi ve gıda pazarı ele alınmıştır. Bu kapsamda ilk olarak, pazar çevresi ve pazar çevresini etkileyen faktörler ele alınmıştır. Bir sonraki bölümde, tanıtım amaçlı Türkmenistan'ın genel yapısı incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, dünya gıda sanayiine genel bir bakış ele alınmış, Türkmenistan Gıda Sanayisinin ve Gıda Pazarının özellikleri ve üstünlükleri analiz edilmiştir. Bu bölümde ayrıca, Türkmenistan Gıda Sanayiinin ve Gıda Pazarının ?güçlü? ve ?zayıf? yönleri belirlenerek SWOT analizi yapılmıştır. Sonuç kısmında ise, genel değerlendirme yapılarak öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: 1) Türkmenistan Gıda Sanayii, 2) Pazar Çevresi, 3) Pazar Çevresine Etki Eden Faktörler, 4) Pazar Değerlendirmesi, 5) SWOT Analiz

Gıda endüstrisiGıda sektörüPiyasa analizi+3
Rustam Seyıdov
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Performans değerleme ve performansa dayalı ücretlendirmenin analizi

Son zamanlarda örgütlerin performansları arttırabilmek için kullandıkları en önemli insan kaynakları fonksiyonlarından biri performans yönetimidir. insan kaynağının önem kazanmasıyla birlikte, performans değerleme işletmelerde önemli olmaya başlamıştır. Performans Yönetim Sistemi, bir işte çalışan personelin performansını belirleme, teşvik etme, ölçme, değerlendirme, geliştirme ve ödüllendirmeden oluşur. Performans Değerlemenin, işletmelerde sadece bir personelin performansının değerlenmesinde kullanılan tekniğin seçimi olarak algılanması sorununu ortadan kaldırmak amacıyla geliştirilen bir sistemdir.Temel amacı personel motivasyonu, performans ve ödüller arasında bağ kurmak olan Performansa Dayalı Ücret, personeli geçmiş dönem başarısından dolayı ödüllendirmek ve gelecekte daha iyi performans göstermesini sağlamak için parasal ve para dışı araçların bir arada kullanıldığı bir sistemdir.Günümüzde şiddeti giderek artan rekabetle birlikte işletmeler gerek ulusal gerekse de uluslararası piyasalarda faaliyetlerini sürdürebilmek ve gelişebilmek amacıyla insan kaynaklarına önem vermeye başlamışlardır. İnsan kaynağının önem kazanmasıyla birlikte geleneksel ücret sistemleri yerine performans ve ücret arasında ilişki kuran Performansa Dayalı Ücret Sistemine önem verilmeye başlanmıştır. Personeli gösterdiği performansa göre ücretlendirerek motive etmek ve ondan daha fazla verim almak istenmiştir.Bu çalışma üç ana bölüm şeklinde planlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, performans, performans değerleme ve performans yönetim sistemi kavramlarına yer verilmiş, performans yönetim sistemi ayrıntılı bir biçimde anlatılmaya çalışılmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde, ücret ile ilgili kavramlar, ücret yapısının kurulması ve ücret sistemlerine özellikle performansa dayalı ücret sistemiyle ilgili bilgiere yer verilmiştir.Çalışmanın son kısmı olan üçüncü bölümde ise, bankacılık sektöründen bir uygulama örneğine yer verilmiştir.

PerformansPerformans değerlendirmeÜcret sistemleri+1
Müge Aksoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt kültürünün örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Analitik bir inceleme

Öğrenilen ve paylaşılan değerler, normlar, inançlar, davranış özellikleri ve semboller olarak ifade edilen örgüt kültürü, örgütün iç ve dış çevredeki kimliği olarak, örgütsel hedeflerin anlaşılmasını ve benimsenmesini sağlayan bütünleştirici bir unsurdur. Bu anlamda işletmeler, başarılı olabilmek için, geliştirilen ve yönetilen, güçlü ve eşsiz bir örgüt kültürüne ihtiyaç duymaktadırlar.Krizlerin giderek artması ve piyasa koşullarının zorlaşması, işletmeleri küçülme ve yeniden yapılanma faaliyetleri ile yüz yüze getirmektedir. Bu noktada işletmedeki insan faktörü, örgütlerin başarı ve verimliliğinin ana unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. İşletmelerin insan kaynağının verimliliğini ve etkinliğini arttırarak, iş yerinde başarılı olmasını sağlamak ise, işgörenlerin örgütlerine bağlılığı ölçüsünde mümkün kabul edilmektedir. Hızla değişen rekabet koşullarına uyum sağlayabilecek, güçlü bir örgüt için, donanımlı ve nitelikli işgücü gereksinimini getirmekte, bu da işletmelerde örgütsel bağlılık seviyesinin yüksek olmasını gerektirmektedir.Farklı çevresel koşullar altında faaliyet gösteren işletmelerin, farklı kültürel kimliklere sahip oldukları gözlemlenmektedir. Farklı örgüt kültürü tipleri ise, farklı örgütsel bağlılık seviyeleri yaratabilmektedir. Bu tez kapsamında, Türkiye'de İzmir ilindeki akademik örgütlerinin örgüt kültürü tiplerinin, örgütsel bağlılık seviyelerine etkisini inceleyen bir uygulama yapılmıştır.Araştırma bulguları, klan ve adhokrasi örgüt kültürü tiplerinin duygusal bağlılığı yüksek ve düşük biçiminde ayırıcı bir özelliğe sahip olduğunu, buna karşın ise devam bağlılığı ve normatif bağlılık üzerinde ayırma özelliğine sahip olmadığını göstermektedir.

Örgüt kültürüÖrgütsel bağlılık
Ozan Durmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İMKB' de işlem gören firmaların muhasebe değişkenleri ile betaları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı muhasebe değişkenleri ile sistematik risk arasındaki ilişkiyi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası verilerini kullanarak incelemektir.Çalışmanın birinci bölümünde getiri ve risk kavramı ele alınmıştır. Getiri ve risk kavramı genel hatlarıyla açıklandıktan sonra risk ile belirsizlik kavramı arasındaki farklar üzerinde durulmuştur. Riskin sınıflandırılması yapılmaya çalışılmıştır.İkinci bölümde minimum riskle maksimum getiriyi elde edebilmek için çeşitlendirmeyi en iyi şekilde oluşturmak amacıyla portföy ve portföy yönetimi kavramları üzerinde durulmuştur. Buna ek olarak Portföylerin getiri hesaplamaları ve portföy riski çeşitlerinden olan çeşitlendirmeyle ortadan kaldırılan sistematik olmayan risk ve bütün pazarı etkileyen sistematik risk kavramı üzerinde durulmuştur. Tekli ve çoklu indeks modellerinden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde ise Markowitz'in modern portföy teorisi üzerine kurulmuş olan ve finans literatürünün önemli konularından biri olan FVFM üzerinde durulmuştur.Modelin temel varsayımları, risksiz varlık, ayrım teorisi, sermaye piyasası doğrusu ve pazardaki bütün hisse senetlerinin risklerini temsil eden beta kavramı üzerinde durulmuştur.Dördüncü bölümde ise bütün hisse senetlerinin riskliliğini ifade eden beta katsayısı ile muhasebe betası arasındaki ilişkiyi inceleyen uluslar arası piyasalardaki çalışmalar ile ulusal piyasada yapılan çalışmalara değinilmiştir.Beşinci bölümde muhasebe değişkenleri ile risk arasındaki ilişki İMKB verileri kullanılarak modellenmektedir. Örnekleme dahil edilen 29 hisse senedinin betaları günlük fiyatlar kullanılarak hesaplanmış, hisse betasının bağımlı değişken, sekiz adet muhasebe değişkeninin bağımsız değişken olduğu bir çoklu regresyon modeli çalıştırılmıştır.

BetaBeta katsayılarıFinansal varlık değerleme modeli+8
İbrahim Kaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik şebekelerinde biçimsel ve ilişkisel yönetişim: Türk otomotiv endüstrisinde bir araştırma

Türk otomotiv endüstrisi tedarik şebekesinde yürütülen bu çalışmada tedarik zinciri yönetiminde şebeke ortakları tarafından ortaklaşa üretilen operasyonel ve stratejik faydaların, işbirlikçi bir yönetişim stratejisinin uygulanmasıyla tedarikçi firmaların rekabet konumunu güçlendirebileceği ve böylece tedarik şebekesinin rekabet performansını arttırabileceği fikri savunulmaktadır. Şebeke ortakları arasındaki ortak eylem davranışını biçimsel ve ilişkisel yönetişimin üstünlüklerini birleştiren bir işbirlikçi uyarlanma stratejisi olarak kullanan bu çalışma, işlem maliyeti teorisi, kaynak temelli bakış açısı ve ilişkisel yönetişim bakış açısının birbirlerinin tamamlayıcıları oldukları tezine dayanmaktadır. Ortak eylem biçimindeki iki yönlü yönetişim, sadece işlem maliyetlerinden tasarruf sağlamak için ekonomikleştirme güdüsüyle, özgül varlıkları fırsatçılık riskine karşı korumamakta, aynı zamanda, örgütler arası rantlar elde etmek için strateji oluşturma güdüsüyle, işlem belirsizliğini bir şebekedeki karşılıklı bağımlı üyelerin işbirlikçi tepkisiyle yönetmektedir. Bir başka ifadeyle ortak eylem işlerin planlanması ve uygulanmasında belirsizliği azaltan ve eylemleri etkin kılan bir yönetişim stratejisidir. Bu stratejinin kullanımı işlem ve üretim maliyetlerini azaltan operasyonel faydalar kadar ilişki taraflarının çevresel değişimleri tanımlama ve bu değişimlere yanıt verme yeteneklerini arttıran stratejik faydalar yaratmaktadır. Örneğin, yeni ürün geliştirme kapasitesi tedarik şebekesinin rekabet performansını arttıran uzun süreli stratejik bir fayda olarak düşünülmektedir.Bu çalışmada işbirlikçi bir uyarlanma stratejisi olarak ortak eylem davranışı biçimsel kontrol ve güven mekanizmalarıyla ilişkilendirilmiş ve bu suretle Türk otomotiv endüstrisi tedarik şebekesinde yönetişim mekanizmalarının tamamlayıcı unsurları araştırılmıştır. Yönetişim mekanizmaları arasındaki ilişkilerin daha geniş bir teorik çerçevesini geliştirmeyi amaçlayan bu çalışmada mülakat tekniğine dayalı nitel yöntem ve soru formu tekniğine dayalı nicel yöntem birlikte kullanılmıştır. Teorik model ve hipotezleri test etmek için ampirik veri, Türk otomotiv endüstrisinde faaliyet gösteren birinci kademe yan sanayi işlemlerinden elektronik posta tekniğinin kullanımıyla toplanmıştır. Araştırma sonunda ulaşılan, etkin kullanılabilir soru formu sayısı 104'tür. Teorik model LISREL paket programında yapısal eşitlik modellemesinin kullanımıyla tahmin edilmiştir. Türk otomotiv endüstrisinden elde edilen bulgular, biçimsel kontrol ve güven mekanizmaları ortak eylem davranışının bir düzeyiyle pozitif ilişkiliyken, yönetişimin tamamlayıcı bakış açısına destek sağlamaktadır.Literatürdeki boşluktan hareketle bu çalışma şu katkıları sağlamaktadır: İlk olarak, bu çalışma işlem maliyeti teorisi, kaynak temelli bakış açısı ve ilişkisel yönetişim bakış açısı temelinde bütünleştirici bir model geliştirerek ilgili literatürü genişletmektedir. Biçimsel kontrol ve güven sadece teşvik yoğunluğu ve uyarlanma işlevine (işlem maliyeti teorisi temelinde) değil, aynı zamanda bilgiyi paylaşma ve üretme işlevine (kaynak temelli bakış açısı ve ilişkisel yönetişim bakış açısı temelinde) sahiptir. İkinci olarak, kaynak temelli bakış açısının gerekçeleri temelinde ilişkiye-özgü yatırımlar işlem maliyeti teorisinde varsayıldığı gibi dışsal bir değişken değildir, belirsizlik ve biçimsel kontrol arasında aracı olarak işlev görmektedir.İlişkiye-özgü yatırımlar tedarikçi firmaların ilişkideki merkez firma konumundaki imalatçı firmaların tedarikçi değiştirme maliyetlerini arttırmakta ve stratejik varlıklara yapılan yatırımlardan elde edilen değerin daha adaletli tahsisine olanak tanımaktadır. Bu anlayış, şebeke ortakları arasındaki ilişkilerin, ortak değer yaratmak için sözleşme öncesi işbirliğinin ve yaratılan ortak değerin tahsisi meselesinden kaynaklanan sözleşme sonrası çıkarcı pazarlıkların karmaşık bir etkileşimini içerdiğini yansıtmaktadır (Ghosh ve John, 1999; Subramani, 2004). Karmaşık ve belirsiz iş çevrelerinde bilgiyi işleme gereksinimi iş süreçlerine dayalı rutinlerin ve değişimlere yanıt vermeyi kolaylaştıran eylemlerin işbirlikçi yönetişimini zorunlu kılmaktadır. Şebeke ortakları arasındaki ilişkilerin yapı ve süreç mekanizmalarının birlikte kullanımıyla desteklenen ortak eylem stratejisi imalatçı firmaların sözleşme sonrası fırsatçı eylemlerini azaltmaktadır.Sonuç olarak bu çalışma, yüksek işlem belirsizliği altında gerçekleştirilen işlemlerin örgütler arası rantlar yaratmak için eş özgül varlıklara ve örgütler arası rutinlere daha fazla yatırımlar yapmayı teşvik eden işbirlikçi bir stratejiyle yönetilmesi gerektiği (Asanuma, 1989; Rangan vd., 1993; Mahapatra vd., 2010) fikrini desteklemektedir. Bu yüzden, Vivek vd. (2008) çalışmasıyla uyumlu olarak bu çalışma, açıklamalarını işlem maliyetlerinden değer yaratma anlayışına kaydırarak, ilişkiye-özgü yatırımların temel kimliğindeki değişimi açıklamaktadır. Ayrıca literatürdeki temel araştırma bulgularıyla karşılaştırıldığında bu çalışmadaki ampirik araştırma, biçimsel ve ilişkisel yönetişim mekanizmalarının kullanımını etkileyebilen farklı bir kurumsal çevre olarak Türkiye'deki otomotiv endüstrisinde gerçekleştirilmiş, böylece mevcut bilgi birikimine katkı sağlanabileceği düşünülmüştür.

Otomotiv endüstrisiTedarikTedarik birimleri+4
Tuğba Gürçaylılar Yenidoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri yönlü konaklama işletmelerinde pazarlama departmanı örgütlenme yapısı

Pazar yönlülük kavramı, pazarlama anlayışı ve kavramlarının işletmeler tarafından örgüt performansını ve rekabet avantajını yükseltmeye yönelik uygulanmaya başlamasıyla, özellikle 1990'lı yıllardan itibaren akademik çalışmaların da yoğunlaştığı bir konu haline gelmiştir. Hem pratikteki uygulamalar, hem de kuramsal bulgular pazar yönlülük kavramının çok çeşitli yönlerden incelenmesini, bileşenlerinin belirlenmesini, uygulama ve yoğunlaşma düzeylerinin çeşitlenmesini sağlamıştır. Birçok akademisyen ve yönetici için, pazar yönlülüğün en önemli elemanı müşteri yönlülük olarak değerlendirilmekte ve işletmelerde strateji olarak kabul edildikten sonra, planlamalar müşteriye yönelik yapılmaktadır. Müşteri yönlülük, rekabetçi ortamda ayakta kalmanın ve örgüt performansını yükseltmenin vazgeçilmez bir önceliği olarak kullanılmaktadır.Müşteri yönlü olma stratejisini benimseyen işletmelerin, en başta yoğunlaştıkları konulardan biri de, örgütlenme yapısı olmuştur. Bu anlayışın yerleşmesi ve çok çeşitli uygulamalarla ortaya koyulması, örgütlenme ve özellikle pazarlama faaliyetlerini yürüten işlevlerin örgütlenmesine yönelik birçok model üretilmesini ve kullanılmasını sağlamıştır.Bu çalışmanın amacı, hem pazar yönlülüğün en önemli unsuru olan müşteri yönlülük, hem de bu stratejinin kabul görmesiyle gelişen ve değişen pazarlama örgütlenmeleri konularındaki bilgi, fikir ve modelleri açıklamak, bu kavramların, uygulama alanı olarak Antalya'daki 5 yıldızlı oteller seçilerek, özellikle pazarlama örgütlenmeleri yapısı ve içeriğinde, pratikteki kullanım biçimlerini ortaya koymaktır.Bazı ölçütlere göre müşteri yönlü olduğu belirlenen konaklama işletmelerinin satış ve pazarlama yöneticileri ile görüşülerek, pazarlama örgütlenmeleri, çalışan profili ve görevleri ile bu özelliklerin müşteri odaklı uygulamalardaki yeri üzerine tespitler yapılmıştır.

Beş yıldızlı otellerKonaklama işletmeleriMüşteri odaklılık+4
Hanım Kader Şanlıöz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Dağıtım kanalı işlem maliyetlerinin fırsatçılık ve işbirliği açısından değerlendirilmesi: Türkiye otomotiv sektörü dağıtım kanalı üzerine bir uygulama

Bu çalışma, işbirliği ve fırsatçılığın sözleşme ilişkilerindeki karşıt rollerini işlem maliyeti yaklaşımı açısından açıklama amacıyla gerçekleştirilmiştir. Varlık özgüllüğü ve belirsizlik ortamında taraflar arasında yapılan sözleşmelerde eksikliklerin olması taraflar arasında fırsatçı davranışlara zemin hazırlamaktadır. Bu durumda taraflar varlık özgül yatırımlarını teminat altına almaya yönelik girişimlerde bulunmaktadır. İşbirliği literatürde varlık özgül yatırımları güvence altına alan bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Bu anlamda bu çalışma işbirliğinin, fırsatçı davranışlardan doğabilecek işlem maliyetlerine yönelik bir savunma mekanizması olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini sorgulamaktadır. Çalışmada fırsatçılık ile işbirliği arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinin ardından bu iki kavramın işlem maliyetleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir.Otomotiv sektörü hızlı ve dinamik yapısı dolayısıyla bu çalışmanın ilgi odağını oluşturmuştur. Bayilik sözleşmesi temelinde yapılanan otomotiv sektörünün dağıtım kanalının bu anlamda araştırmaya uygun bir zemin olduğu düşüncesiyle ampirik uygulama Türk otomotiv sektörü dağıtım kanalında yer alan bayiler üzerinden yürütülmüştür. Bu kapsamda literatürdeki çeşitli araştırmalardan oluşturulan bir anket formu, bayi yöneticilerine, bağlı bulundukları ASF ile ilişkilerini değerlendirmeleri için, internet üzerinden dağıtılmış, ve toplanan 54 anket üzerinden analizler yapılmıştır. Toplanan anketler, SPSS 13 ve Minitab 16 paket programları kullanılarak tahmin edilen regresyon modelleri çerçevesinde analiz edilmiştir.Bu çalışmanın, bayi ASF ilişkisinden doğan işlem maliyetlerini değerlendirmede, fırsatçılık ve işbirliğinin rolünü belirlemesi açısından literatüre katkı sağlaması beklenmektedir. Bu kapsamda fırsatçılığın belirleyicileri olarak teoride genel kabul görmüş olan varlık özgüllüğü ve belirsizliğin bu çalışmada işbirliğinin belirleyicileri olarak ele alınıp alınamayacağı sorgulanmış ve söz konusu ilişkiyi destekleyici nitelikte bulgular elde edilmiştir. Bu anlamda çalışmanın, sözleşme ilişkilerinde varlık özgüllüğü ve belirsizliğin işbirliğinin belirleyicileri olarak değerlendirilmesi yönünde elde ettiği bulgular açısından da literatüre katkı sağlaması ümit edilmektedir. Çalışmada, otomotiv sektörü dağıtım kanalını oluşturan bayilerin karşı karşıya geldikleri işlem maliyetlerinin fırsatçılık ve işbirliği boyutunda değerlendirilmesinin bu konuda alan yazınında mevcut boşluğu doldurması beklenmektedir. Bu çalışmanın hem işlem maliyeti teorisinde işlem özellikleri olarak ele alınan varlık özgüllüğü ve belirsizliğin işbirliğini açıklamadaki rolü, hem işbirliği ve fırsatçılık arasındaki ilişkiyi ampirik bulgularla destekleyerek ortaya koyması, hem de dağıtım kanalı işlem maliyetlerinin değerlendirilmesine ampirik bulgularla destek sağlaması açısından önem taşıdığı düşünülmektedir.

Dağıtım kanallarıFırsat değerlendirmeOtomotiv+3
Sibel Düden
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde dengeli performans karnesine dayalı strateji haritalarının geliştirilmesi: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi için bir model önerisi

Bu tez çalışmasının amacı Dengeli Performans Karnesi olarak bilinen performans değerleme sisteminin hastane uygulamalarını inceleyerek Türkiye'deki hastanelere örnek oluşturması açısından bu sistemin Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde oluşturulması için bir model önerisi geliştirmektir.Dengeli Performans Karnesi 1990'lı yıllarda Kaplan ve Norton tarafından geliştirilen bir performans ölçüm sistemidir. Dengeli Performans Karnesi yaklaşımı, bir organizasyonun yönetim sisteminin tüm boyutlarının bütünleştirilmesini sağlamakta ve yöneticilerin işletmelerini değerleme tarzları ile zaman ve kaynaklarını kullanış şekillerini önemli ölçüde etkilemektedir. Dengeli Performans Karnesi, kısa ve uzun dönemli amaçları, finansal olan ve olmayan performans ve sonuç göstergeleri arasındaki ilişkiyi, neden sonuç hiyerarşisi içerisinde dengeli bir şekilde işletme stratejisine yansıtmayı amaçlamaktadır.Bu çalışmanın ilk bölümünde performans kavramı, performans yönetimi sistemi, gelişimi, özellikleri, yararları ve aşamaları üzerinde durulmuştur. Daha sonra Dengeli Performans Karne tanımı, tarihsel gelişimi, boyutları, tasarımı, yararları ve strateji haritaları kavramlarından bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ilk olarak farklı ülkelerden farklı özelliklere sahip hastanelerin Dengeli Performans Karnesi uygulama örnekleri verilmiştir. Bu örneklerde Dengeli Performans Karnesi uygulayan hastanelerin özellikleri, Dengeli Performans Karnesi uygulama nedenleri, yöntemleri ve uygulama sonuçları anlatılmıştır. İkinci olarak alan yazında Dengeli Performans Karnesi ile ilgili yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Üçüncü olarak alan yazında önerilen modeller ve incelenen Dengeli Performans Karnesi hastane uygulamaları çerçevesinde örnek bir Dengeli Performans Karnesi uygulama modeli oluşturulmuştur.Çalışmanın üçüncü bölümünde ilk olarak Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nin tanıtımı yapılmış ve hastane Dengeli Performans Karnesinin dört boyutu açısından incelenmiştir. Hastanenin misyonu, vizyonu, stratejik planı ve hizmet süreçleri incelenerek performans değerlendirmede kullanılan finansal ve finansal olmayan göstergeler elde edilmiştir. İkinci olarak, geliştirilen Dengeli Performans Karnesi uygulama modeli hastanenin organizasyon yapısı da dikkate alınarak uygulanmıştır. Modelin uygulamasının her aşamasında yapılması gerekenler anlatılmış ve hastanenin mevcut misyon ve vizyonu stratejik amaçlara ve göstergelere çevrilerek örnek bir Dengeli Performans Karnesi ve strateji haritası geliştirilmiştir. Son olarak sonuç bölümünde hastanede böyle bir yöntemin uygulanabilmesi için yapılması gereken değişiklikler ve uygulamalar anlatılmıştır.

Dengeli ölçüm kartıHastanelerHastaneler-üniversite+6
Selma Erzurumlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Fason imalatın sektörel farklılığının araştırılması

Günümüzde firmalar sertleşen piyasa koşullarına karşı koyabilmeleri, pazar paylarını korumaları ve hayatlarını devem ettirebilmeleri için yeni üretim sistemlerine yöneldiler. Bu yeni üretim sistemleri; yüksek ürün ve hizmet kalitesi, müşteri odaklı politikaları, strateji, maliyet minimizasyonu gibi problemlerin çözümleri konusunda firmalara yardımcı olmaktaydı. 1960'lı yıllarda ortaya çıkan fason imalat sistemi problemlerin büyük kısmını çözerken, firmaların sorumluluklarını azaltıp karlarını arttırmalarını sağlamıştır. Fason kelime anlamı olarak ?gerçek olmayan? olarak anlamındadır. Fason imalat ise bir sözleşme karşılığı yaptırılan ürün ya da hizmetler olarak tanımlanabilir.Çalışmada; TÜİK tarafından imalat sektöründe faaliyet gösteren firmaların katıldığı İmalat Sanayi İstatistikleri raporlarından elde edilen ikincil veriler ışığında, fason imalatın yıllara ve sektörlere göre farklılığı araştırılmıştır. Ayrıca sektördeki değişimleri göstermek amacıyla değişim indeksi hesaplanmış, sektör bazında fason imalat ile imalat harcamaları birlikte değerlendirilmiştir. Fason giderler / toplam giderler oranının sektörler ve yıllara göre değişip değişmediği varyans analizi ile incelenmiştir.Fason giderler ve toplam giderlerin 1997-2001 ve 2003-2007 dönemlerinde yapılan analizler sonucu farklı olmadığı görülmüştür. Her iki dönem için fason gider/toplam gider oranlarının ortalamaları yıllara göre farklılık göstermemektedir. Tutar olarak yıllar itibari ile artışlar görülse de fason gider / toplam giderler oranlarının birbirlerinden istatistiksel olarak farklı olmadığı görülmüştür.İmalat sanayinde 1997-2001 ve 2003-2007 dönemlerinde fason giderler ve toplam giderlerin sektörlere göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. İmalat sektöründe 1997-2001 yılları arası fason giderlerin ve toplam giderler artış eğiliminde olduğu gözlenirken, diğer sektörlerde 2003-2007 yıllarında, 1997-2001 yılları arasındaki artan trend görülmektedir. 2003-2007 yıllarında yapılan çalışmalarda ölçülen fason gider ve toplam gider oranları sektörlere göre artış göstermiş, düşüş göstermiş, sabit kalmış veya yıllara göre inişli çıkışlı bir trend izlemiştir.

Fason üretimÜretimÜretim endüstrisi
Deniz Hizay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Entelektüel sermaye, yenilik ve işletme performansı ilişkisi: Otomotiv yan sanayi sektöründe bir araştırma

Yenilik çevre koşullarının giderek değiştiği bir ortamda ürün ve süreç iyileştirmelerine yol açmakta, sürekli gelişmeler ile işletmelerin varlığını sürdürmesine yardımcı olmakta, işletmelerin daha hızlı büyümelerini, etkin olmalarını ve yenilik yapmayan işletmelere göre daha fazla kar elde etmelerini sağlayarak sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamalarına yardımcı olabilmektedir. Günümüz bilgi çağında rekabet üstünlüğünün maddi varlıklardan ziyade maddi olmayan varlıklardan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Geleneksel üretim faktörleri olan doğal kaynakların, işgücünün ve sermayenin öneminin azalmasıyla birlikte maddi olmayan varlıklardan olan entelektüel sermayenin önemi artmıştır. İşletmelerin temel stratejik varlıklarından biri olan entelektüel sermaye işletmelerin yenilikçilikleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.Bu çalışmanın temel amacı, yenilik yapma konusunda öncü sektörlerden biri olan otomotiv yan sanayi sektöründe entelektüel sermaye ve alt boyutlarının (insan sermayesi, ilişkisel sermaye, yapısal sermaye ve yenilenme sermayesi) işletme yenilikçiliği (ürün, süreç, organizasyonel ve pazarlama) üzerindeki etkisi ile yenilikçiliğin işletme performansı üzerindeki etkisini ayrıntılı olarak incelemektedir. Araştırma sonuçlarına göre, insan sermayesinin, ilişkisel sermayenin ve yapısal sermayenin, ürün yenilikçiliği ve organizasyonel yenilikçilik üzerinde pozitif yönde bir etkiye sahip olduğu ve ayrıca insan sermayesinin ve ilişkisel sermayenin süreç yenilikçiliğini ve pazarlama yenilikçiliğini pozitif olarak etkilediği görülmüştür. Diğer yandan insan sermayesinin işletme performansı üzerindeki etkisi pozitif yöndedir. Ayrıca çalışmada ürün ve süreç yenilikçiliğinin işletme performansının arttırılmasında rol oynadığı bulunmuştur. Bu sonuçlar entelektüel sermayenin yenilikçilik üzerindeki ve yenilikçiliğin işletme performansı üzerindeki önemini ve etkisini vurgulamaktadır.

Entelektüel sermayeFirma performansıOtomotiv yan endüstrisi+2
Murat Atalay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kültürlerde iş görme ve yönetim anlayışı: Türk çalışanlar ve yabancı yöneticiler üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Küreselleşen ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren işletmelerin sayısında görülen büyük artışlar, yöneticilerin yönetim tarzlarının ülke kültürleriyle uyumu işletmenin durumunu bazen olumlu, bazen de olumsuz yönde etkilemektedir.Farklı ülkelerde ticaret yaparken, yöneticilerin o ülkenin kültür yapısıyla ve değerleriyle sahip oldukları kültürlerin bazı boyutları farklılıklar gösterebilmektedir. Bazı başarılı şirketlerin bile yabancı ülkelerde yaptıkları ticaretlerde yönetim anlayışlarının ülke yapısına çok farklı olması nedeniyle başarısız olabildikleri gözlemlenmiştir.Bu çalışma yöneticilerin sahip oldukları kültürlerle içinde bulundukları farklı kültürlerin yöneticilik anlayışları üzerine etkisini araştırmak üzere hazırlanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmada:İlk bölümde kültür ve kültürel farklılıklar kavramlarının literatürdeki farklı tanımlamalarına yer verilmiş, kültürün özellikleri üzerinde durulmuştur. Kültür kavramının hangi unsurlardan oluştuğu ve kültürün boyutları açıklanmıştır.İkinci bölüm kültürün işgörme ve yönetim anlayışlarının üzerine etkisinden bahsedilmektedir. Kültürün örgütsel yapı, takım çalışması, çatışma ve iş motivasyonu üzerine etkisi incelenmiştir.Üçüncü ve son bölümde nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle farklı kültürlerde yönetim ve yönetim işinin kültürel göreliliğe açık olan yönlerinin anlaşılması ve bu analiz ve değerlendirmeler neticesinde kültürel açıdan farklılıklar ve benzerlikler saptanmıştır.

Avrupa kültürüKültürKültürel farklılık+7
Fahrettin Kayan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İstatistiksel güç analizi: Sosyal bilimler alanında bir uygulama

Güç analizi, güvenirliği, geçerliliği yüksek bir araştırma planlamayı ve araştırma sonucunda alınacak kararların geçerliğini, güvenirliğini ve duyarlılığını garanti altına almayı sağlayan bir yöntemdir. İstatistiksel güç, araştırmada bir amacın denetlenmesi için kullanılan istatistiksel testler sonucunda varılan kararın ne kadar güvenilir, geçerli olduğunu olasılık olarak tahmin eden bir yaklaşımdır. Güç analizi, diğer istatistiksel yaklaşımlardan önemli ölçüde farklıdır. Birçok istatistiksel analiz mevcut veri ile analize başlamakta ve sonuçların yorumuna odaklanmaktadır. Hâlbuki güç analizi veri toplama öncesinde anlamlıdır ve hipotez ifade sürecinde önemlidir.Bu bağlamda tezin amacı;i.Sosyal bilim çalışmalarında güç analizinin ne olduğu konusunda farkındalık oluşturarak araştırmalara katkı sağlamak,ii.Bir sosyal bilim çalışmasında güç analizinin nasıl kullanılacağı konusunda araştırmacılara rehberlik etmektir.Bu çalışmada, 2005-2012 yılları arasında ?İnsan Kaynakları? alanında başarıyla tamamlanmış olan Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi'ne kayıtlı yüksek lisans ve doktora tezleri, istatistiksel güç seviyesi belirlemek amacıyla incelenmiştir. Çünkü ilgili yazında böyle bir güç analizi araştırmasına rastlanmamıştır ve bu çalışmanın yazındaki mevcut istatistiksel güç bilgisine önemli ölçüde katkı yapması beklenmektedir.Tezin yazın taraması bölümünde istatistiksel güç analizi konusunda ayrıntılı bilgi verilirken, uygulama bölümünde bir örnek üzerinde istatistiksel güç analizi sürecine yer verilmiştir. Cohen'in güç tablolarından ve G-Power 3.1.3 istatistiksel güç analizi programından yararlanılarak gerçekleştirilen istatistiksel güç analizi sonucunda araştırmaya dâhil edilen yüksek lisans ve doktora tezlerinin istatistiksel güçleri sırasıyla küçük, orta ve büyük seviyedeki etki büyüklükleri için 0.23, 0.72 ve 0.92 olarak bulunmuştur. Bu güç değerleri, büyük seviyedeki etki büyüklüğünü belirlemek dışında küçük ve orta seviyedeki etki büyüklüklerini belirleyebilmek için Cohen'in tavsiye ettiği %80 seviyesinin altındadır. Buna karşılık, uygulamada elde edilen güç değerleri, yazında mevcut olan istatistiksel güç analizi çalışmalarında elde edilen değerlerden nispeten daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca uygulama kısmında, tezlerde uygulanan anlamlılık testlerinden elde edilen sonuçlar incelenmiş ve toplamda uygulanan 2970 adet anlamlılık testinden 1685'i (%56,73) anlamsız olarak, 1285'i (%43,27) de anlamlı olarak bulunmuştur. Uygulanan anlamlılık testlerinin sonuçlarının genellikle anlamsız olması, bunun nedeninin düşük istatistiksel güç olabileceği ihtimalini artırmaktadır. Buradan hareketle, anlamsız olarak sonuçlanan anlamlılık testlerinin, yeterli istatistiksel güç sağlandıktan sonra tekrar edilmeleri faydalı olacaktır.

AnalizGeçerlikGüvenilirlik+5
Burak Keskin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Enflasyonun çeşitli ekonometrik modeller kullanılarak ölçülmesi ve tahmin performanslarının karşılaştırılması

ÖZETTüm ülke ekonomilerinin ortak sorunu olan enflasyonunun, modellenmesi ve öngörülebilmesi, enflasyonun yarattığı maliyetlerden önemli ölçüde kurtulmak anlamına geldiğinden büyük önem taşımaktadır. Çünkü beklenen enflasyonun reel değişkenler üzerindeki etkisi çok azdır veya herhangi bir etki yaratmamaktadır. Bu amaçla pek çok iktisadi model geliştirildiği gibi ekonometrik modellerle de enflasyon tahmini yapılmaktadır. Fakat genellikle her iki modellemeyi birden kullanan çalışma pek fazla olmadığı gibi, model karşılaştırması yapan az sayıda çalışmanın da kısıtlı sayıda model ve değişken kullandığı görülmektedir.Bu çalışma ile öncelikle Türkiye için 2003-2011 dönemine dair en iyi enflasyon tahminini veren modelin bulunması amaçlanmış, bu çerçevede ilgili yazında yeralan çok sayıda model denenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, teorik modellerin Türkiye için uygunluğuna bakılmış, ayrıca uygun olabilecek zaman serisi modelleri de denenmiştir. Çalışmanın sonucunda model karşılaştırmasının yanı sıra, ilgili yazına model ve değişken anlamında katkı yapmak da amaçlanmıştır.Faiz oranı, döviz kuru, para arzı ve çıktı enflasyon dinamikleri olarak tanımlanan ve enflasyonla karşılıklı ilişki halinde olan değişkenler olarak kullanılmaktadırlar. Bu çalışmada bu değişkenlere ek olarak enflasyon sürecini açıkladığı düşünülen enflasyon beklentileri ve belirsizliği değişkenleri de kullanılmıştır. Merkez Bankası tarafından 2003 yılından beri yayınlanan Beklenti Anketi verileri, iktisadi ajanların enflasyonla ilgili beklentilerini yansıtmak için kullanılmış; enflasyon belirsizliği ise ARCH (Otoregresif Koşullu Değişen Varyans) Modeli ile elde edilmiştir. Enflasyon oranından elde edilen belirsizlik değişkeninin modellerde anlamsız sonuçlar vermesi nedeniyle, enflasyon belirsizliği tanımlanan bir enflasyon süreci kullanılarak elde edilmiştir.Zaman serileri kestirimlerinde VAR (Vektör Otoregresyon Modeli), ARIMA (Otoregresif Entegre Hareketli Ortalama) ve ARDL (Otoregresif Dağıtılmış Gecikmeler) Sınır Testi yaklaşımları kullanılmıştır. Enflasyon dinamikleri olarak enflasyon beklentileri ve belirsizliği değişkenlerine de yer verilen modeller, hem M1 hem de M2 para arzı tanımı ile kestirilmiş, başarılı tahmin sağlayanlar tercih edilmiştir. Yapılan kestirimler sonucunda, VAR ve ARIMA modelleri, TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) yıllık değişim oranını, TÜFE aylık değişim oranına nazaran daha iyi tahminledikleri bulunmuştur.ARDL modellerinin ise TÜFE aylık değişim oranı tahminleri, yıllık tahminlerinden daha başarılı olmuştur. Enflasyon beklentileri ve belirsizliği değişkenlerinin eklenmesiyle daha başarılı VAR ve ARDL modelleri elde edildiği görülmüştür. Çalışmanın diğer bir katkısı da daha önce Türkiye'de enflasyon tahmininde kullanılmamış olan ARDL sınır testi yaklaşımıyla elde edilen TÜFE aylık değişim oranlarının, gerçekleşene çok yakın tahminler verdiğinin görülmesi ve bu anlamda ileriki çalışmalara ışık tutmasıdır.Enflasyonu tahminlemede teorik model olarak Phillips Eğrileri'ne yer verilmiştir. Phillips Eğrisi analizlerinde işsizlik oranları ile GSYİH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) değerleri kullanılmıştır. Analizlerin tümünde bağımlı değişken olarak TÜFE yıllık ve/veya aylık değişim oranları alınmıştır. Geleneksel Phillips Eğrisi, Beklentilerle Genişletilmiş Phillips Eğrisi ve NAIRU'yu (Enflasyonu Hızlandırmayan İşsizlik Oranı) içeren Beklentilerle Genişletilmiş Phillips Eğrisi formlarının hiçbirisi, bu veri aralığında, Türkiye'nin enflasyonunun tahmin sürecinde kullanılmaya uygun bulunmamıştır. Fakat çıktı açığının kullanıldığı Beklentilerle Genişletilmiş Phillips Eğrisi, kullanılan tüm endeksleme yöntemleri için anlamlı sonuçlar vermiştir. TÜFE çeyrek yıllık verilerle kestirilen model, çeyrek yıllık ve yıllık enflasyon öngörülerinde hemen hemen aynı derecede başarılı tahminler vermiştir.Çalışmada, Phillips Eğrileri bir bütün şeklinde sunulmuş; Geleneksel Phillips Eğrisi'nden, Beklentilerle Genişletilmiş Phillips Eğrisi modellerine kadar geniş bir yelpazeye yer verilmeye çalışılmıştır. Fakat aylık verilerin kullanıldığı Phillips Eğrileri'nin uygulandığı daha önceki çalışmalarda olduğu gibi bu çalışmanın döneminde de anlamsız sonuçlar vermesi, aylık verilerle oluşturduğumuz zaman serisi modelleri ile iktisadi modellerin karşılaştırılamamasına neden olmuştur. Çalışma kapsamında anlamlı sonuçlar veren tek Phillips Eğrisi Modeli olan çıktı açığının kullanıldığı Beklentilerle Genişletilmiş Phillips Eğrisi'nde kullanılan GSYİH değişkeninin çeyrek aylık bir veri olması çalışmanın kısıtlılığını oluşturmuştur.

Ekonometrik modellerEnflasyonPerformans+5
Pınar Kaya Samut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya kesme çiçek ihracatçılarının küresel rekabet gücünün Porter'ın Elmas modeli ve kaynak temelli yaklaşım açısından araştırılması

Bu çalışma Antalya kesme çiçek sektörünün küresel rekabet gücünü Porter'ın Elmas modeli ve kaynak temelli yaklaşımın kavram ve çerçevesi içinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ulusların belli endüstrilerdeki rekabet üstünlüklerini açıklamada yaygın biçimde kullanılan Porter'ın Elmas Modeli'nin eksik bıraktığı dahili faktörleri de değerlendirmek üzere her iki yaklaşımın birlikte kullanılması uygun görülmüştür. Bu temel çerçeve içinde yürütülen saha çalışmasının Antalya'da yakın bir tarihte hızla büyüyen ve dünya kesme çiçek ihracatında bir yer edinmeye başlayan kesme çiçek sektörünün rekabet gücünü engelleyen yapısal problemlerine ışık tutması beklenmektedir.Antalya kesme çiçek ihracatçılarının küresel rekabet gücünün araştırılması önemli bulunmuştur, çünkü Antalya'da faaliyette bulunan bu ihracatçı kümesi Türk kesme çiçek ihracatının %95'ini gerçekleştirmekte olup, küresel mal zincirine dahil olmuş durumdadır. Diğer yandan Türkiye'de kesme çiçek sektörüne yönelik bazı yayınlar bulunmakla birlikte, özellikle küresel rekabet gücüne yönelik derinlemesine analiz ve alan yazın çalışması bulunmamaktadır. Türk kesme çiçek endüstrisinde etkin olan Antalya'daki bu ihracat kümesinin analizi, alan yazındaki bu eksikliği gidermiş olacaktır.Bu tez çalışmasında önce dünyada ve Türkiye'de kesme çiçek sektörü tanıtılmış, ardından ulusal endüstrilerin rekabet gücünün açıklanması için ortaya atılan çeşitli teorilere yer verilerek, dünyada kesme çiçek sektöründe önemli yeri olan ülkelerin kesme çiçek endüstrilerinin küresel rekabet gücünü inceleyen çalışmalar açıklanmıştır. Tez çalışmasının son bölümünde Antalya kesme çiçek kümesinin küresel rekabet gücünün değerlendirilmesine yönelik saha çalışmasının bulgularına yer verilmiştir. Araştırmanın örneklemini Antalya kesme çiçek ihracatını yönlendiren 35 aktif firma oluşturmaktadır. Bu örneklem grubunun resmi kayıtlardaki Türk kesme çiçek ihracatının %95'ini gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Değerlendirme Elmas Modeli belirleyicileri ve kaynak temelli yapıyı açıklayan anket soruları ile yapılmış olup, ilgili anket soruları araştırmacı tarafından alan yazında yer alan çeşitli kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır, anket soruları firma yöneticilerine yüzyüze görüşme yoluyla yöneltilmiştir.Araştırma bulguları Antalya kesme çiçek ihracatçılarının Elmas'ın belirleyicilerinden önemli bazı faktör koşullarında ve talep koşullarında yetersiz kaldığı, firmaların küçük ölçekli ve ar-ge ve yenileşim konularındaki stratejilerinin yetersiz olduğu, bağlantılı ve destekleyici sektörlerden bazılarında bölge dışına ve yurtdışına bağımlılık bulunduğu, yerel düzeyde sağlanan kurumsal işbirliklerinin ve devlet desteğinin yetersiz görüldüğü, kaynak temelli bakış açısından da sektör firmalarının sahip olduğu kaynakların genellikle vasat düzeylerde kaldığı tespit edilmiş, bu çerçevede sektöre yönelik öneriler geliştirilmiştir.

AntalyaKaynak tabanlı maliyetlemeKesme çiçekler+7
Nurcan Akbaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Temsil teorisi çerçevesinde sahiplik yapısının işletmelerin finansal kararları üzerine etkisi:IMKB uygulaması

Bu tez çalışmasında işletmelerin sahiplik yapılarının, işletme temel kararları üzerine etkileriincelenmektedir. Sahiplik yapısı kavramı sahiplik yoğunluğu ve sahiplik kimliği bileşenleriile ele alınırken, temel finansal kararlar sermaye yapısı kararlarını, kar dağıtım kararlarını veyatırım kararlarını içermektedir.İşletmelerin sahiplik yapıları ile temel finansal kararları arasındaki ilişkiyi incelemekamacıyla 2002-2010 yılları arasında İMKB'de işlem gören 162 işletme ele alınmıştır. Her birtemel karar için üç model kurulmuştur. Modelleri incelemek için panel veri analiziuygulanmıştır. Modellerde sermaye yapısı kararlarını temsil eden bağımlı değişkenler toplamborç/toplam varlık oranı, kısa vadeli borç/toplam varlık oranı ve uzun vadeli borç/toplamvarlık oranı, kar dağıtım kararlarını temsil eden bağımlı değişkenler kar payı ödemeleritoplamı, nakit kar payı/piyasa kapitalizasyon oranı ve temettü verimi ve yatırım kararlarınıtemsil eden bağımlı değişkenler maddi duran varlık yatırımı, maddi duran varlıkyatırımı/satışlar ve maddi ve maddi olmayan duran varlık yatırımıdır. Modellerde yer alansahiplik yapısını temsil eden bağımsız değişkenler ise en büyük hakim ortağın payı, en büyükdiğer ortağın payı, dağınık sahiplik yapısı, yönetimde görev alan hissedarların elde tuttuklarıpay, devlet sahipliği, holding sahipliği, kurum sahipliği, yabancı sahiplik, vakıf sahipliği veaile sahipliğidir.Sahiplik yapılarının tek bir bileşenle ifade edilememesi ve buna bağlı olarak çok sayıdasahiplik yapısı göstergesinin olması, sahiplik yapılarının temel kararlar üzerinde farklıetkilerinin olmasına neden olmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlar genel olarakdeğerlendirildiğinde sahiplik yoğunluğu göstergelerinden hakim sahiplerin, temel işletmekararlarının tümünü etkilediği görülürken, bu etkinin sermaye yapısı kararları ile yatırımkararları üzerinde pozitif, kar dağıtım kararları üzerinde negatif olduğu görülmektedir. Temelkararların tümünü etkileyen bir diğer sahiplik yapısı değişkeni, sahiplik kimliğigöstergelerinden biri olan yönetsel sahipliktir. Yönetsel sahiplikte işletme temel kararlarındansermaye yapısı kararları ile yatırım kararlarını pozitif, kar dağıtım kararlarını negatif yöndeetkilemektedir. Ayrıca sahiplik yapısını ifade eden göstergelerden her birinin, temel kararlarüzerine etkisi değişmekte, bu etkiler çalışmada ele alınmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sahiplik Yapısı, Sahiplik yoğunluğu, Sahiplik Kimliği, SermayeYapısı, Kar Dağıtım Kararları, Yatırım Kararları

Finansal kararlarKar dağıtım politikalarıKarar verme+4
Eda Oruç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

KOBİ 'ler için Türkiye finansal raporlama standartları (KOBİ TFRS) ilk geçişe ilişkin bir uygulama

Bu çalışma, 9 Temmuz 2009 tarihinde KOBİ'ler için Uluslararası Finansal RaporlamaStandartlarının yayınlanması, söz konusu standartlarla uyumlu olarak ülkemizde de TMSKtarafından KOBİ'ler için TFRS'lerin 1 Kasım 2010 tarih ve 27746 sayılı Resmi Gazete'deyayınlanmasıyla birlikte işletmeler tarafından uygulanacak finansal raporlama şekil veşartlarını açıklamak ve örnek uygulama yapılarak işletmelere yol gösterici bilgiler vermekamacıyla yapılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak dünyada ve ülkemizde Uluslararası MuhasebeStandartlarının oluşum süreci ve bu sürece katkı sağlayan kurum, kuruluşlar ve düzenlemelereyer verilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde ise KOBİ'ler için Uluslararası Finansal RaporlamaStandartları 35 Bölüm olarak ayrı ayrı ve kapsamlı bir şekilde açıklanarak UluslararasıFinansal Raporlama Standartları ile karşılaştırılması yapılmıştır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise Türkiye'de faaliyet gösteren, kamuya hesapverme yükümlülüğü bulunmayan ve dış kullanıcılar için herhangi bir genel amaçlı finansaltablo yayınlamayan, KOBİ niteliğine sahip bir otel işletmesinin finansal tablolarını KOBİ'leriçin TFRS uyarınca yeniden düzenlenip söz konusu standartlara ilk geçiş uygulamasıyapılmıştır.

Finansal raporlama standartlarıKOBİStandartlar+1
Murat Erdoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Meta-analiz:Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Tatmini Ölçeğinin (MSLSS) güvenilirlik genelleştirmesine ilişkin bir uygulama

Yazın araştırmalarında birçok sistematik gözden geçirme tekniği kullanılmaktadır. Bu yöntemlerle elde edilen sonuçlardan daha kapsamlı ve nicel sonuçlara ulaşabilen meta-analiz yöntemi bir tür yazın araştırma ve değerlendirme tekniğidir. İstatistik yöntemlerinin olgunlaşması, araştırma konusuyla ilgili çalışmaların büyük bölümünün analize dahil edilebilmesi ve internet olanaklarının artması da meta-analiz tekniğinin güvenilirliğini büyük ölçüde artırmıştır.Bu tez çalışmasının amacı, meta-analiz hakkında ayrıntılı bilgi vermek, meta-analizden faydalanarak bir ölçümgüvenilirlik genellemesinin nasıl yapıldığını Huebner (1994) tarafından geliştirilen Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Tatmini Ölçeği (The Multidimensional Students' Life Satisfaction Scale- MSLSS) üzerinde uygulamalı olarak anlatmaktır. Araştırmada, yayınlanmış çalışmalardaki MSLSS skorlarının güvenilirliğini açıklamada Vacha-Haase (1998) tarafından tanımlanan güvenilirlik genelleştirmesi yaklaşımından faydalanılmıştır.Yapılan yazın taraması sonucunda ulaşılan ve MSLSS'yi kullanan 265 çalışma belirlenmiş ancak bu çalışmalardan, belirlenen dahil etme kriterleri doğrultusunda, sadece 14 adet çalışma araştırma kapsamına alınmıştır. Seçilen 14 adet çalışmadan toplam 23 farklı örneklem elde edilmiştir. Yayın havuzundan alınan gerekli veriler SPSS 19.0 programına girildikten sonra, tanımlayıcı istatistikler, Q Homojenlik testi, Fisher'in z-dönüşümü gibi istatistiksel hesaplamalar sonucunda MSLSS skorlarına ilişkin genel güvenilirlik değerleri ile %95 güven aralığı değerleri elde edilmiştir. Ayrıca güvenirlik genelleştirmesini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır.MSLSS'yi oluşturan beş boyutun (benlik, aile, arkadaş, yaşam çevresi ve okul) skorlarının genel güvenilirlik katsayılarının ve bu katsayıların %95 güven aralığı değerlerinin yeterli düzeyde olduğu bulunmuştur. MSLSS'nin beş boyutu için oluşturulan hiyerarşik regresyon modellerinin hiçbirinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı dolayısıyla cinsiyet, yaş ortalaması, orijinallik kodu, örneklem büyüklüğü, yıl kodu, ülke kodu değişkenlerinin genel güvenilirlik katsayısını etkilemediği sonucuna varılmıştır.

GeçerlikGüvenilirlikMeta analizi+3
Cansu Şeten
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay arı kolonisi algoritması ve permütasyon akış tipi çizelgeleme problemine uygulanması

Akış tipi çizelgeleme problemi endüstri mühendisliği alanında son 50 yılın muhtemelen en çok bilinen problemidir. Bir ve iki makine durumu için kesin çözümler olmakla beraber, makine sayısının üçten fazla olduğu durumlarda problem NP-Zor sınıfına girmekte ve optimum çözümü bulmak zorlaşmaktadır. Bu zorlayıcı ortam, pek çok araştırmacının ilgisini çekmektedir. Yapay arı kolonisi (ABC) algoritması, Karaboğa (2005) tarafından arıların doğadaki davranışları temel alınarak geliştirilen popülasyon tabanlı bir optimizasyon tekniğidir. Öncelikle sayısal optimizasyon problemlerinde kullanılan algoritma, son zamanlarda çeşitli mühendislik problemlerinde de başarıyla uygulanmıştır. Bu tez çalışmasında, ABC algoritması permütasyon akış tipi çizelgeleme problemine uygulanmıştır. Geliştirilen algoritmanın performansı literatürde sıklıkla kullanılan Carlier, Reeves ve Taillard test problemlerine uygulanmış ve sonuçları farklı metasezgisel yöntemlerle karşılaştırılmıştır. Geliştirilen algoritma Carlier ve Reeves problem gruplarında literatürde yer alan pek çok çalışmadan daha başarılı sonuçlar üretmiştir. Reeves23 test problemi için, yeni bir en iyi değer elde edilmiştir. Taillard test problemlerinde ise, karşılaştırma için kullanılan diğer metasezgisel algoritmalarla rekabetçi sonuçlar elde edilmiştir. Bazı problemlerde diğer algoritmalardan daha başarılı değerler bulunurken, kimi problemlerde de küçük farklarla rakip algoritmaların gerisinde kalmıştır

Akış tipi atölyelerOptimizasyonOptimizasyon modelleri+3
Ömür Tosun
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00