
1,198
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Değişik dozlarda nano teknolojik yaprak gübresi ve salkım seyreltme uygulamalarının syrah üzüm çeşidinin (V. vinifera L.) kalite özellikleri üzerine etkileri
Bu araştırma 2018 yılı gelişme döneminde Tekirdağ iline bağlı Karaevli köyünde yer alan özel üretici bağında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 110R anacı üzerine aşılı çift kollu kordon terbiye şekli verilmiş Syrah üzüm çeşidine ait 12 yaşlı asmalar kullanılmıştır. Denemede 4 değişik dozda (0, 750, 1500 ve 2250 ppm) nano teknolojik yaprak gübresi ve salkımlarda %50 oranında seyreltme işlemi uygulanmıştır. Çalışmada değişik dozlarda nano teknolojik yaprak gübresi ve salkım seyreltme uygulamalarının Syrah üzüm çeşidinde tane ve salkımın fiziksel özellikleri ve kalite özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Yapılan uygulamaların özellikle çeşidin toplam fenolik madde miktarını, toplam antosiyanin miktarını ve antioksidan kapasitesini olumlu etkilediği görülmüştür. Araştırma sonucunda, 1500 ppm NTYG + SS uygulamasının Syrah üzüm çeşidinin tane ve salkım fiziksel özellikleri ile üzüm kalite özellikleri üzerinde önemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir.
Perlit, ponza ve cocopeatte, farklı besin çözeltileriyle yetiştirilen salata çeşitlerinde, gelişme ve verimin karşılaştırılması
Bu deneme perlit, ponza ve cocopeatte, farklı besin çözeltileriyle yetiştirilen salata çeşitlerinde, gelişme ve verimin karşılaştırılması araştırmak amacıyla, soğuk serada gerçekleştirilmiştir. Denemede 3 kök ortamı (Cocopeat, Perlit ve Ponza), 2 çeşit (Lactuva sativa var. crispa Aleyna kıvırcık çeşidi ve baş salata Lactuca sativa var. capitata Bombola çeşidi) ve 2 hidroponik çözelti (Bölüm çözeltisi ve Yeni Zelanda çözeltisi) kullanılmıştır. Faktöriyel olarak 12 kombinasyon olup, ayrıca her çeşit için toprak parseli kontrol olarak denemeye katılmıştır. Buna göre 14 konu, tesadüf blokları deneme desenine göre iki blok halinde düzenlenmiştir. Hidroponik ortamlarda her parselde 2 bitki bulundurulmuştur. Hidroponik konularda 24×2=48 bitki, toprak parsellerinde her parselde 10 bitki, iki blokta 4parsel x10=40 bitki bulunup, Toplamda 88 bitki yetiştirilmiştir. Sonuç olarak Çeşit ana etkisi yönünden Bombola, Aleyna çeşidinden daha fazla yaprak oluşturmuş fakat bitki ağırlığı yönünde çeşitler arasında bir fark bulunmamıştır. Farklı çözeltilerin yaprak sayısı ve bitki ağırlığına etkileri arasında da istatiksel olarak bir fark yoktur. Kök ortamı yönünden cocopeat ve ponza perlitten daha iyi sonuç vermiştir. Fakat sadece verimin değil, bu kök ortamlarının maliyetinin de tercih yapılırken dikkate alınması gerekir. Bu kök ortamlarının Ocak, 2021'deki m3 fiyatları şöyledir: cocopeat 2000TL,perlit 1000 TL, ponza 500TL'dır.Buna göre en uygun önerilecek ortam ponza, sonra perlit ve önerilemeyecek olan ortam ise çok pahalı ithal ürün olan cocopeattir. Çeşitlerden önerilecek olan ise Aleyna'dan daha iyi sonuç veren Bombola'dır. Buna göre en uygun önerilecek ortam ponza, sonra perlit ve önerilemeyecek olan ortam ise çok pahalı ithal ürün olan cocopeattir. Cocopeatin diğer bir sakıncası da iç yapraklarda uç yanıklığı oluşturmasıdır.
Farklı kök ortamı ve gübrelerin, soğuk serada yetiştirilen domates çeşitlerinde, gelişme ve verime etkisi
Bu denemede, farklı kök ortamı ve gübrelerin, soğuk serada yetiştirilen domates çeşitlerinde, gelişme ve verime etkisi araştırılmıştır. Denemede 3 kök ortamı (cocopeat, perlit ve ponza), 2 çeşit ( M1103F1: Yer,erik domates ve Legend: Yer, etli domates) ve 2 hidroponik çözelti (Bölüm çözeltisi ve Florida çözeltisi) kullanılmıştır. Faktöriyel olarak 12 kombinasyon olup, ayrıca her çeşit için, toprak parseli, kontrol olarak denemeye katılmıştır. Buna göre 14 konu, tesadüf blokları deneme desenine göre iki blok halinde düzenlenmiştir. Ortam ana etkisine göre, verim yönünden birinci cocopeat , ikinci perlit, üçüncü sırada ise ponzadır. Çeşit ana etkisine göre ise,verim(kg/bitki) olarak çeşitler arasındaki fark, istatistiksel olarak önemli değildir. Florida çözeltisi erkencilik yönünden bölüm çözeltisine göre daha iyi sonuç vermesine karşın toplam verim yönünden çözeltiler arasında bir fark yoktur. Toprak kontrol bitkileri diğer konularla karşılaştırıldığında, toprak bitkileri tüm konular içinde en düşük meyve sayısı, meyve ağırlığı, pazarlanabilir meyve sayısı ve pazarlanabilir meyve ağırlığını vermiştir. Çeşit ana etkisi yönünden M1103 F1 çeşidi, Legend çeşidinden daha fazla meyve sayısını vermiş fakat meyve ağırlığı yönünde çeşitler arasında bir fark bulunmamıştır.Sonuç olarak, verim sıralamasında, birinci cocopeat, ikinci perlit ve üçüncü sırada ise ponza olmasına karşın, kök ortamlarının maliyetleri dikkate alındığında, önerilecek en uygun ortam en ucuz olan ponza ve sonra da perlittir. En pahalı olan ithal cocopeat ise önerilmeyecek ortamdır. Erkencilik yönünden Florida çözeltisi yeğlenmelidir. Anahtar kelimeler: Domates, cocopeat, perlit, ponza, bölüm çözeltisi, florida çözeltisi
Merlot üzüm çeşidinde yaprak su potansiyeli ile yaprak alma uygulamalarının olgunluk indislerinin yönetimi ve bunların üzüm verim ve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışma 2019-2020 ve 2020-2021 vejetasyon periyodunda iki yıl süreyle Tekirdağ ili Şarköy ilçesi sınırları içinde yer alan özel üretici bağında yürütülmüştür. YSP uygulamaları (S0, S1, S2 ve S3); her alt parselde de bir yaprak alma konusu Kontrol (Yaprak Alma Yapılmamış) (K), Tam Pencere (TP), Sağ Pencere (SAP) ve Sol Pencere (SOP) olarak sıralanmıştır. Sonuç olarak, Merlot üzüm çeşidinde Tekirdağ ili koşullarında şeker birikiminin yavaşlaması ve olgunluk indislerinin kontrolü ve böylece hasat tarihinin yönetilmesi amaçlanıyorsa ben düşmeden sonra TP uygulaması yaparak 7. ve 12. boğumdaki ana yapraklar ve koltuk sürgünlerinin çıkarılmasını tercih edilebilir. Amaç ikincil metabolitlerin artışıyla birlikte şıra kalitesi ise; SAP uygulaması ve asmaların ben düşme ile hasat arasında S2 stres seviyesinde tutulması önerilebilir.
Eğimli bağda farklı anaç ve salkım seyreltme uygulamalarının Cabernet Franc üzüm çeşidinin verim ve kalite üzerine etkisi
Bu çalışma 2019-2020 ve 2020-2021 vejetasyon periyodlarında iki yıl süreyle Tekirdağ ili Şarköy ilçesi sınırları içinde yer alan özel üretici bağında yürütülmüştür. Deneme alanı 40° 39' 12.00" K ve 27° 03' 20.00" D koordinatları içerisinde yer almaktadır. 13 yaşındaki Fercal ve 140Ru anaçları üzerine aşılı Cabernet Franc üzüm çeşidi kullanılmıştır. Bağ; 2,1 m X 1,0 m sıra arası ve sıra üzeri mesafede dikilmiş, gövde yüksekliği 70 cm, Espalye (duvar) sisteminde tek kollu kordon terbiye şeklindedir ve K-G doğrultuda dikilmiştir. Bağ parselinin rakımı en yüksek 327 m ile en düşük 309 m arasındadır. Bu araştırmada; anaç, konum, salkım seyreltme uygulamalarının yaprak su potansiyeli ile üzüm verim ve kalitesi üzerine etkileri belirlenmiştir. Tekirdağ ilinde; sıcaklıkların yıllar içerisinde arttığı ve yağış rejimlerinin değişiklik gösterdiği söylenebilir. Özellikle ben düşme ile hasat arasında yükselen sıcaklıklar ve yağışın az olması asmayı, salkımları ve dolayısıyla taneleri olumsuz etkilemektedir. Tekirdağ ili Şarköy ilçesi koşullarında Cabernet Franc üzüm çeşidinden yüksek kalitede verim almak için, istenen amaca göre Fercal (yüksek şeker, asit, pH) veya 140 Ru (yüksek antosiyanin, polifenol, tanen) anacı seçilebilir. Eğimdeki konum açısından Üst uygulaması tercih edilebilir. Salkım seyreltme uygulamalarından da %25 S yapılması önerilebilir bulunmuştur.
Cabernet-sauvignon ve merlot üzüm çeşitlerinde bazı abiyotik ve biyotik streslerin primer ve sekonder metabolitlere etkileri
Araştırmada, 2016 ve 2017 yıllarındaTekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesi Te-Ha danışmanlık Tarım Sanayi ve limited şirketinin ait deneme bağında bulunan SO4 anacı üzerine aşılı 13 yaşındaki Cabernet-Sauvignon ve Merlot üzüm çeşitleri kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; Hasat zamanından 5 gün önce olgunluk öncesi sabah ve akşam olmak üzere canlı omcalar üzerine, 1 Kontrol, 1 biyotik stres uygulaması (Botrytis cinerea Pers ex. Fr.), 5 abiyotik stres uygulaması (darbe, yaprak yaralama, yaprak alma, UV-C, vibrasyon) yapıldıktan sonra meydana çıkacak savunma mekanizması ile gelişen, primer ve özellikle sekonder metabolitlerin biyosentezi ve etkileri üzerine çalışmaktır. Uygulama şekillerinde ise; kontrol, darbe (plastik çekiç ile 08.00'de birkez ve 19.00'de 1 kez 1 dakika süreyle), yaprak alma (tüm yaprakların alınması), yaprak yaralama (yaprakların çubuk ile yaralanması), UV-C (08.00'de ve 19.00'de 1 kez 1 dakika), vibrasyon (08.00'de ve akşam 19.00'de 1 kez 1 dakika titreşim) ve Botrytis cinerea Pers ex. Fr ile bazı uygulamalar sabah ve akşam, bazı uygulamalar da 1 kez yapılarak gerçekleşmiştir. Sonuç olarak; çevresel faktörler ve stres uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda, Merlot üzüm çeşidi Cabernet-Sauvignon'a göre daha fazla resveratrol sentezlemiştir. Yaprak yaralama uygulaması, sekonder metabolitlerin tamamını önemli ölçüde etkileyerek artırmıştır. Resveratrol, en fazla Botrytis cinerea izolatlarından etkilenmiştir. Yapılan tüm stres uygulamaları, primer metabolitler üzerinde istatistiki düzeyde bir etki yaratmamıştır.
Soğuk serada perlitte yetiştirilen domates çeşitlerinde, meyvelere, farklı dozlarda kalsiyum nitrat ve kalsiyum klorür püskürtmenin, çiçek burnu çürüklüğü ve çatlamaya etkisi
Bu denemede, Soğuk Serada Perlitte Yetiştirilen Domates Çeşitlerinde, Meyvelere, Farklı Dozlarda Kalsiyum Nitrat ve Kalsiyum Klorür Püskürtmenin, Çiçek Burnu Çürüklüğü ve Çatlamaya Etkisi araştırılmıştır.Denemede 3 kalsiyum dozu (A/H %0Ca, %0.0475Ca ve %0.1425Ca), 2 çeşit (Brandywine:Sırık,etli meyveli domates, ve Moneymaker: Normal meyveli, sırık domates.) ve 2 Kalsiyum kaynağı (Kalsiyum nitrat (Ca(NO 3 ) 2 ) ve Kalsiyum klorür (CaCl 2 )) kullanılmıştır. Faktöriyel olarak 12 kombinasyon olup, ayrıca her çeşit için, toprak parseli, kontrol olarak denemeye katılmıştır. Buna göre 14 konu, tesadüf blokları deneme desenine göre iki blok halinde düzenlenmiştir. Sonuç olarak,çeşit ana etkisine göre, meyve sayısı yönünden Moneymaker çeşidi daha fazla meyve vermiştir. Fakat meyve Ağırlığı yönünden ise verim(kg/bitki) olarak ,Brandywine çeşidinde daha yüksektir.Tek meyve ağırlığı ve tek meyve çapı da, Brandywine çeşidinde, Moneymaker domates çeşidinden daha fazladır. Kalsiyum doz ve kalsiyum kaynağı ana etkilerine göre % 0.0475Ca ve %0.1425Ca içeren CaCl2 daha düşük ÇBÇ ve Çatlak meyve vermiştir.
Organik ve inorganik kaynaklı gübrelerin subsrat kültüründe yetiştirilen fesleğende verim ve kalite üzerine etkisi
Bu çalışma serada, organik ve inorganik gübre kaynaklarının substrat kültürüyle yetiştirilen fesleğende (Ocimum basilicum L.) taze, kuru verim ve kalite üzerine etkisini belirlemek amacıyla Kırklareli ili Pınarhisar ilçesinde bulanan doğal havalandırılmalı, ısıtılmayan, Kuzey güney yönünde kurulu, yay çatılı ve polietilen örtülü bir üretici serasında (41°62' K, 27°59' D) yürütülmüştür. Standart ve iri yapraklı bir fesleğen çeşidinin tohumları 3x4cm gözlü ve Klasmann marka TS 1 serisi torf ile doldurulmuş viyollere ekilmiştir. Fideler 2-3 gerçek yapraklı dönemde yerden 40 cm yükseklikte oluşturulmuş ahşap iskelet sistemi üzerindeki kanallara yerleştirilen ve hindistan cevizi torfu (kokopit) ile dolu, 100 cm uzunluğunda, 10 cm yüksekliğinde, 15 cm genişliğinde torbalara dikilmiştir. Gübrelerin etkisini incelemek amacıyla, ikisi organik ve biri inorganik gübre rejimi bitkilere 18 Eylül ve 4 Aralık 2019 tarihleri arasındaki vegetasyon periyodunda uygulanmıştır. Organik gübre kaynağı olarak Türkiye'de organik sertifikasına sahip olan ticari, pellet formunda kompost (Organoferm) ve ticari katı organik solucan gübresi (Vermis) kullanılmıştır. Mineral gübre (Kontrol) rejiminde ise topraksız tarım pratiklerine uygun olarak hazırlanmış tam besin çözeltisi vejetasyon periyodu boyunca kullanılmıştır. Organik gübre kaynaklarının element içerikleri farklılık gösterdiği için uygulanacak kompost ve solucan gübresi miktarları bitki başına toplam1,1g saf azot gelecek şekilde belirlenmiş ve bitki başına hesaplanan toplam N'un %80'i bitki dikiminden 35 gün önce olacak şekilde ve yetiştirme ortamına karıştırılarak, kalan %20'lik kısmı ise; dikimden 18 gün sonra/sökümden 28 gün önce olmak üzere damlatıcıların alt kısmına serilerek uygulanmıştır. Taze ve kuru verim, bitki boyu, gövde çapı, boğum arası sayısı, dal sayısı, yaprak boyu ve yaprak sayısı bakımından en iyi sonuçlar pellet compost uygulamasından alınmıştır. Fesleğende hem taze hem kuru verimin pellet kompost uygulaması ile arttığı ve taze verimde 195,9kg/da, kuru verimde 22,33kg/da'a ulaştığı belirlenmiştir. En düşük taze ve kuru verimler ise sırasıyla 73,9kg/da ve 7,7kg/da olacak şekilde vermikompost uygulanan bitkilerden elde edilmiştir.
Cabernet-sauvignon (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinde bazı abiyotik streslerin primer ve sekonder metabolitlere etkileri
Araştırmada, 2017 ve 2019 yıllarında Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesi Karaevli köyü Derince Mevkii'de Bar-El Şarapçılık Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ait deneme bağında bulunan 110R anacı üzerine aşılı 15 yaşındaki Cabernet-Sauvignon üzüm çeşidi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; 3 farklı zamanda uygulanarak (ben düşme, ben düşme-hasat ve hasat zamanı) 5 gün süre ile sabah ve akşam olmak üzere canlı omcalar üzerine, 1 Kontrol, 3 abiyotik stres uygulaması (darbe, yaprak yaralama, UV-C) yapıldıktan sonra meydana çıkacak savunma mekanizması ile gelişen, primer ve özellikle sekonder metabolitlerin biyosentezi ve etkileri üzerine çalışmaktır. Uygulama şekillerinde ise; kontrol, darbe (plastik çekiç ile 08:00'da birkez ve 19:00'da 1 kez 1 dakika süreyle), yaprak yaralama (yaprakların çubuk ile yaralanması) ve UV-C (08:00'de ve 19:00'de 1 kez 1 dakika) bazı uygulamalar sabah ve akşam, bazı uygulamalar da 1 kez yapılarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak; tüm stres uygulamaları, primer metabolitler üzerinde istatistiki düzeyde bir etki yaratmamıştır. Sekonder metabolitler yapılan üç uygulamadan da etkilenmiştir.
Deveci armut çeşidinde semperfresh, salisilik asit ve metil salisilat uygulamalrının depolama süresince meyve kalitesine etkileri
Bu çalışmada, Deveci armut çeşidinde depolama süresi üzerine hasat sonrası yenilebilir yüzey kaplayıcı olarak Semperfresh (SMF) ile Salisilik asit (SA) ve Metil Salisilat (MeSA) uygulamalarının etkisi araştırılmıştır. Uygulamalardan sonra armutlar kasalara yerleştirilmiş ve 0-1°C sıcaklık ve %85-90 oransal nemli soğuk hava deposunda 6 ay süreyle depolanmıştır. Uygulamalar sonrasında meyve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla, ağırlık kaybı, suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, meyve eti sertliği, askorbik asit miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan miktarı, solunum hızı, çürüme oranı, dış görünüş ve iç kararması analizleri yapılmıştır. Tüm analiz dönemleri ve yapılan ölçümler dikkate alındığında SA ve MeSA uygulamalarının SMF ile birlikte kullanımının depo süresince Deveci armut çeşidinde olgunlaşmanın geciktirilmesi, biyokimyasal bileşiklerin ve kalite özelliklerinin korunumu bakımından daha olumlu sonuçlar verdiği söylenebilir.
Farkli Amerikan asma anaçlar üzerine aşılı papazkarası üzüm çeşidinde tane ebat gruplarına göre şıra fitokimyasal bileşimlerinin incelenmesi
ÖZET FARKLI AMERİKAN ASMA ANAÇLARI ÜZERİNE AŞILI PAPAZKARASI ÜZÜM ÇEŞİDİNDE TANE EBAT GRUPLARINA GÖRE ŞIRA FİTOKİMYASAL BİLEŞİMLERİNİN İNCELENMESİ Semih ERİŞKEN Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Prof. Dr. Elman BAHAR Araştırma 2021 yılında Kırklareli ili Pınarhisar ilçesi Poyralı köyü Karadere Mevkii'nde Mustafa Çamlıca Danışmanlık Hizmetleri ve Tarım İşletmeleri Ltd. Şti. bağında yapılmıştır. Denemede 10 yaşındaki 1103P/Papazkarası, 110R/Papazkarası, 420A/Papazkarası aşı kombinasyonlarına ait omcalar kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; 3 farklı Amerikan asma anacı üzerine aşılı Papazkarası çeşidinin salkımlarındaki taneler, 1 Kontrol ve 5 ebat grubuna ayrılarak anaç ve ebat etkilerinin morfolojik ve fitokimyasal açıdan farklılıklarının incelenmesidir. Çalışmada taneler ≤12 mm; 12,00-14,00 mm; 14,00-16,00 mm; 16,00-18,00 mm ve ≥18 mm ebatlarındaki elekler kullanılarak ebatlarına ayrılmıştır, kontrol grubu ise salkımlar üzerinde bulunan toplam tane sayısının ebat dağılımına göre oluşturulmuştur. Sonuç olarak; morfolojik açıdan bölge şartlarına en iyi adaptasyonu 420A/Papazkarası kombinasyonu göstermiştir. Fitokimyasal bileşim açısından incelendiğinde şıradaki primer metabolitlerin anaç ve ebatlar arasında 1103P/Papazkarası kombinasyonunun ≥18,00 mm'lik ebat grubu ön plana çıkmaktadır. Bölgedeki bu kombinasyonlarla yapılan çalışmada olgunluk indisleri, °Brix ve % alkol değerleri anaç ve ebat açısından yetersiz görülmüştür. Bu kriterlerin istenen seviyeye çıkarılması için kupaj ve şaptalizasyon gibi işlemlerin yapılması önerilmektedir. Sekonder metabolitleri anaç bazında incelendiğinde 1103P/Papazkarası, 110R/Papazkarası ve 420A/Papazkarası kombinasyonlarının ≤12,00 mm ve 12,00-14,00 mm'lik ebat grupları yüksek değerler vermiştir. Şıra kalitesinin dışında şarap kalitesini belirlemek amacıyla şarapta duyusal analizlerin belirlenmesi için bu tarz çalışmaların sürdürülmesi tavsiye edilmektedir. Eleme yöntemiyle veya tane ebadını küçültecek farklı yöntemler uygulanarak daha kaliteli şaraplar elde edilebilir. Farklı Amerikan asma anacı kombinasyonlarıyla da bu konu üzerine çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Amerikan Asma Anacı, Tane Boyutu, Fitokimyasal, Papazkarası, 1103P, 110R, 420A
Trakya bölgesindeki farklı terroirlardan alınan papazkarası üzüm çeşidi salkım ve tanelerinin iriliklerine bağlı olarak morfolojik ve fitokimyasal özelliklerin belirlenmesi
ÖZET TRAKYA BÖLGESİNDEKİ FARKLI TERROİRLARDAN ALINAN PAPAZKARASI ÜZÜM ÇEŞİDİ SALKIM VE TANELERİNİN İRİLİKLERİNE BAĞLI OLARAK MORFOLOJİK VE FİTOKİMYASAL ÖZELLİKLERİN BELİRLENMESİ Bilge YAYLAK Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Prof. Dr. Elman BAHAR Bu araştırma 2021 yılında, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesi Yavuz mevki de yer alan Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsüne ait bağda, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesi Yağcı mevkide yer alan Savaş ÇELİK'e ait bağda, Kırklareli Pınarhısar İlçesi Poyralı'da, Karadere'de ve Köy Altı'da yer alan Mustafa ÇAMLICA Danışmanlık Hizmetleri ve Tarım İşletmeleri Ltd. Şti. ait bağlarda ve Edirne Uzunköprü İlçesi Yeniköy'de yer alan Hasan Ali ERKAN'a ait bağlarda yapılmıştır. Farklı terroirlardan alınan aşısız (kendi kökü üzerinde) ve 110R, 1103P, 140Ru, Kober 5BB ve Rupestrisdu Lot asma anaçları üzerine aşılı Papazkarası üzüm çeşidi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; Farklı terroirlardan alınan salkım ve tane ebat etkilerinin morfolojik ve fitokimyasal açıdan farklılıklarının bölgeye etkisini incelemektir. Çalışmada salkımlar ≤100 g, 100-200 g, 200-250g, 250-400 g ve >400 g olmak üzere 5 gruba hassas terazi ile ayrılarak morfolojik ölçümler yapılmıştır. Salkım gruplanmasından sonra taneler ≤10mm, 10-12 mm, 12-14 mm, 14-16 mm, 16-18mm, ≥18 mm ebatlarındaki elekler kullanılarak, 6 ebat ve 1 kontrol grubu oluşturulmuştur. Kontrol grubu ise salkımlar üzerinde bulunun toplam tane sayısının ebat dağılımına göre oluşturulmuştur. Sonuç olarak; Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne illerinden alınan örneklerden, 200-250 g salkım grubunda ve ≤10 mm, 10-12mm tane ebat grubunda sekonder metabolitlerde yüksek değerler vererek benzerlik göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Terroir, Papazkarası, Salkım Grubu, Tane Ebatı, Fitokimyas
Trakya bölgesinde yetiştirilen acı biber meyvelerinde kapsaisin miktarının belirlenmesi
Bu çalışma, Trakya bölgesinde farklı illerde ekimi yapılan acı sivri tipteki biber çeşidinde acılık oranlarının bölgesel farklılık durumunun biber meyve analizleri ile belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu amaç ile Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne İllerinde ekimi yapılan aynı çeşit acı sivri biber parsellerinden alınmış olan biber meyve örneklerinde kapsaisin ve diğer laboratuvar analizleri yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçları ile meyvede yapılan kapsaisin analizi ve diğer analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. İncelemesi yapılan çalışma alanları arasındaki ortam koşullarının aynı biber çeşidi üzerinde değişim oranları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bakımdan araştırmamız Trakya bölgesinde ve ülkemizde bu amaçla yapılan ilk çalışma örneğini teşkil etmektedir. Araştırma sonuçlarına göre, Trakya bölgesinin 3 farklı ilinde yetiştirilen aynı çeşide ait biber meyve örnekleri, numune alınan lokasyonlar ve tarihlerin veri ortalamaları değerlendirildiğinde en yüksek veriyi veren iller; kapsaisin 97,40 ppm ile Kırklareli, meyve ağırlığı 7,22 g ile Edirne, toplam kuru madde miktarı 9,15 g ile Tekirdağ, meyve boyu 19,06 cm ile Edirne, meyve çapı 10,86 mm Tekirdağ, meyve plasenta ağırlığı 0,97 g Tekirdağ, meyve et kalınlığı 1,31 mm Kırklareli, meyvedeki tohum sayısı 79,6 adet ile Tekirdağ, toplam mineral madde % 0,74 ile Kırklareli, protein %15,73 Edirne, toplam klorofil 122,78 mg ile Tekirdağ, Klorofil a 86,58 mg, Klorofil b 38,39 mg, karotenoid 25,59 mg ile Kırklareli, renk L değeri 59,39 ile Kırklareli, renk a değeri 10,97 ile Tekirdağ, renk b değeri 49,06 ile Kırklareli'nde gözlemlenmiştir.
Değişik vejetasyon dönemlerinde uygulanan farklı tuz konsantrasyonlarına sahip sulama sularının alabaşın büyüme ve gelişimine olan etkileri
Bu araştırmada materyal olarak Kolibri F 1 ve Korist F 1 alabaş (Brassica oleracea var. gongylodes L.) çeşitleri kullanılmıştır. Bitkiler, ısıtmasız plastik serada sera toprağında yetiştirilmiştir. Tohumlar torf doldurulmuş multipotlara ekilmiş ve ilk gerçek yapraklar görülünceye kadar standart bakım işlemleri yürütülmüştür. Fideler ilk 4-5 yapraklı olduğu dönemden itibaren seraya dikilmiş ve iki farklı vejetasyon döneminde farklı konsantrasyonlarda hazırlanan tuzlu su ile sulama yapılmıştır. Bu amaçla alabaşın iki farklı vejetasyon döneminin başından (genç fide döneminden gövde başlangıcına kadar, gövde başlangıcından hasada kadar) itibaren sulama suyuna dört farklı dozda NaCl tuzu (Kontrol, 5 dS/m, 10 dS/m ve 20 dS/m) ilave edilmiştir. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Tüm denemede toplam 48 parsel, her parselde 10 bitki ve tüm denemede toplam 480 bitki kullanılmıştır. Sonuç olarak, sulama suyundaki NaCl konsantrasyonundaki artışa paralel, yaprak sıcaklıklarında ve hasar indeksinde artış gözlenirken, diğer morfolojik ve fizyolojik özelliklerde düşüş gözlenmiştir. Bitkilerin genç fide döneminden gövde başlangıcına kadar tuz stresinden daha fazla etkilendiği, ayrıca Korist F 1 'in tuz stresinden Kolibri F 1 'e göre daha az zarar gördüğü belirlenmiştir.
Farklı organik, mineral kök ortamları ve karışımlarının Catharanthus roseus Cezayir menekşesinde gelişme ve çiçeklenmeye etkisi
Deneme, farklı kök ortamları ve karışımlarının, Catharanthus roseus' un gelişme ve çiçeklenmesine etkilerini araştırmak amacıyla, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü'nün kış bahçesinde yapılmıştır. Denemede 5 tane kök ortamı (perlit, ponza, cocopeat, zeolit, torf) ve bunların 7 karışımı olmak üzere, 12 konu ele alınmıştır. Deneme deseni tesadüf blokları olup, iki blok halinde düzenlenmiş ve 24 parselde her parselde iki bitki bulundurularak toplamda 48 bitkiyle deneme yapılmıştır. Hacmi 330 ml olan saksılara dikim yapıldıktan sonra, %100 perlit, ponza, zeolit için saksı altlıklarında besin havuzu oluşturulmuş, her sulamada, ½ Morgan (Yeni Zelanda) çözeltisi kullanılmış ve her sulamada altlıktan %20 drenaj çözeltisi dışarı verilmiştir. Cocopeat ve karışımlarında havuz oluşturulmamış fakat dikimden hemen sonra çözelti uygulamasına başlanmıştır. Torf ve torf karışımlarına ise, dikimden bir ay sonra çözelti verilmesine başlanmış ve altlıklarda havuz oluşturulmamıştır. Üç kök ortamı içeren %37.5 torf + %37.5 cocopeat + %25 perlit ortamında ise havuz oluşturulmamış ve dikimden 15 gün sonra çözelti uygulamasına başlanmıştır. Ölçütlerin varyans analizine göre, kök ortamlarının Catharanthus roseus'un gelişimi ve çiçeklenmesi üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli çıkmamıştır. Sadece çiçek sayısı/bitki yönünden konular arasındaki farkların önemlilik sınırına yaklaştığı görülmüştür. Buna göre, %75 cocopeat + %25 ponza ve %75 torf + %25 ponza ortamları çiçeklenme yönünden önerilebilir.
Asmada (Vitis vinifera L.) erkencilikten sorumlu aday genleringenom düzeyinde belirlenmesi
Bu çalışmada, üzümde erkencilikten sorumlu aday genlerin genom düzeyinde belirlenmesi amacıyla transkripsiyonel çalışmalar yürütülmüştür. 3'ü erken 2'si geç olgunlaşan toplamda 5 çeşitte, 3 biyolojik tekrarlı olacak şekilde (toplamda 15 adet) RNA dizileme tekniği kullanılmıştır. Dizileme sonucunda, örneklerden düşük hata oranları ve yüksek kalite skorlarına sahip 27 milyon ile 34 milyon arasında temiz okumalar elde edilmiştir. Gen ifade analizlerinin erkenci-geççi karşılaştırma gruplarında toplamda 25.736 gen tespit edilmiş, bunların 8271 tanesi farklı ifade edilen genler olarak tespit edilmiştir. Farklı ifade edilen genler arasında ise 4474'ü ifadesi artan, 3797'si ifadesi azalan olarak belirlenmiştir. VIT_05s0029g01480 ve VIT_12s0034g00380 genleri erkenci-geççi karşılaştırma gruplarının tamamında ifadesi artan genler arasında yer almışlardır. VIT_12s0034g00380 ve VIT_05s0029g01480 genlerinin, sırasıyla patojenlere dayanımla ilgili proteinler (TMV resistance protein N-like) ile protein kinaz bölgesi içeren proteinlerin (Protein kinase domain-containing protein) aktivasyonlarından sorumlu oldukları belirlenmiştir. Çalışılan 15 örnek ile üzümün referans genomu arasında toplamda 2.466.585 adet SNP tespit edilmiş, bunlardan erkencilikle ilişkili olduğu düşünülen 2 adet SNP 12. kromozomda belirlenmiştir. VIT_12s0034g00380 genindeki SNP'lerden C/T nükleotid değişimi tüm erkenci çeşitlerde referans genoma göre değişim gösterirken, geççi çeşitlerde referans genomla aynı kalmıştır. Dolayısıyla bu noktadaki genetik varyasyonun üzümde erkenciliği tetiklediği düşünülmektedir. Son olarak, RNA dizileme verileri, rastgele seçilen dört gende yürütülen gerçek zamanlı PCR çalışmaları ile doğrulanmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bulguların, erken olgunlaşma karakterini moleküler düzeyde tespitinde kullanılacak markır geliştirilmesi çalışmalarına hizmet edeceği düşünülmektedir.
Siirt yöresinde doğal olarak yetişen Cynara syriaca B. tipleriile Cynara scolymus L. türü enginarlarında etken madde tespiti
Bu proje, festivallere adını vermiş olan kadim ve ilginç bir sebze olan enginar bitkisinde etken madde içeriklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Özellikle sağlık açısından insanoğlunun çok önem verdiği bir sebze olan enginar mitolojide de yer edinmiştir. Deneme, Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde yürütülmüştür. Proje yeri, Cynara syriaca türünün yetiştiği ender yerlerden biridir. Bitkisel materyal olarak, kültüre alınmış Cynara scolymus (Sakız ve Bayrampaşa) ile Cynara syriaca türüne ait (1 dallı, 7 dallı, 14 dallı, 21 dallı ve 28 dallı) tipler kullanılmıştır. Farklı türlerdeki enginar çeşit ve tiplerine ait yaprak örneklerinde etken madde içeriklerinin tespiti gerçekleştirilmiştir. Her iki türe ait bitkilerde, baş sayısı, dal sayısı, dikenlilik, tohum sayısı, tohum ağırlığı, yaprak şekli, brakte rengi, brakte ucu şekli, taze yaprak ağırlığı, kuru yaprak ağırlığı, biomass, toplam baş ağırlığı, baş ağırlığı/baş sayısı, baş sayısı/dal sayısı, etken madde/baş ağırlığı, etken madde/baş sayısı, etken madde/dal sayısı, tohum ağırlığı/baş ağırlığı, baş ağırlığı/dal sayısı ve tohum sayısı/dal sayısı özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonunda; beklenilenin aksine kültüre alınan enginar çeşitlerinin etken madde açısından Cynara syriaca türüne ait bitkilerden daha zengin olduğu saptanmıştır. Etken madde/dal sayısı, etken madde/baş ağırlığı, etken madde/baş sayısı, tohum ağırığı/baş ağırlığı, baş ağırlığı dal sayısı, taze yaprak ağırlığı, kuru yaprak ağırlığı, biomass, yaprak şekli, brakte rengi, brakte ucu rengi, dikenlilik, dal sayısı ve baş sayısı açısından Cynara syriaca genotiplerinin daha yüksek değerlere sahip olduğu, tohum sayısı, tohum ağırlığı, baş ağırlığı/baş sayısı, baş sayısı/dal sayısı ve tohum sayısı/dal sayısı açısından ise kültüre alınmış Cynara scolymus türüne ait çeşitlerin (Sakız ve Bayrampaşa) üstün değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir.
Yoğun tarımsal üretimin yapıldığı yukarı Dicle havzasında toprak kalitesinin farklı yöntemlerle değerlendirilmesi
Yoğun tarımsal üretimin yapıldığı alanlarda sürdürülebilirlik toprak kalitesinin doğru bir şekilde belirlenmesi ve buna göre amenajman yöntemlerinin geliştirilmesi ile mümkün olabilir. Bu tez çalışmasının amacı; yoğun tarımsal üretimin yapıldığı Yukarı Dicle Havzasında toprak kalitesi indeksinin farklı yöntemler kullanılarak belirlenmesi ve alansal değişkenliğinin jeostatistiksel yöntemlerle haritalanmasıdır. Bu amaçla 5 farklı arazi kullanımının yer aldığı 9847,29 km2 genişliğindeki çalışma alanı, 5km*5km boyutunda gridlere bölünmüş ve gridlerin yaklaşık köşelerinden 386 noktadan 0-20 cm derinlikten toprak örnekleri alınmıştır. Beş km'den daha kısa mesafelerdeki değişkenlikleri tanımlayabilmek için grid köşeleri arasında 66 noktadan (250m, 750m ve 1750m) ilave toprak örneği alınmıştır. Toprak örneklerinin tekstür bileşenleri (kil, kum ve silt), agregat stabilitesi (AS), pH, elektriksel iletkenlik (EC), organik madde (OM), alınabilir fosfor (P) ve potasyum (K), sodyum adsorpsiyon oranı (SAR), kireç içeriği, hacim ağırlığı (Ha), yarayışlı su içeriği (YSİ), toplam gözeneklilik (TG) ve su ile dolu gözenek hacmi (SDGH) ile örneklenen alanın ortalama eğimi belirlenmiştir. Parametreler Temel bileşenler Analizi (PCA) yöntemi yardımı ile değerlendirilerek toprak kalitesini en iyi şekilde temsil edecek indikatörlerin yer aldığı minimum veri setleri (MVS) oluşturulmuştur. Minimum veri setine dahil edilen parametrelerin toprak kalitesine katkılarını ifade eden ağırlıklar hem PCA hem de Analitik Hiyerarşi süreci (AHP) yardımı ile belirlenmiştir. Böylece üç farklı yöntem ile toprak kalite indeksi (TKİ, TKİPCA ve TKİAHP) değerleri elde edilmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonuçları toprak kalitesi indekslerinin birbirlerinden önemli düzeyde farklı olduğunu göstermiştir. Uzman görüşü ile belirlenen toprak kalite indeksine (TKİAHP) en yüksek katkı yapan parametre tekstür (%22) ve en düşük etki eden parametre ise kireç içeriği (%4) olmuştur. Farklı kullanımlar altındaki araziler için yapılan değerlendirmede, toprak kalite indekslerinin en kötü olduğu arazilerin tarla bitkileri ekili alanlar ile meyve bahçeleri olduğu görülmüştür. Yoğun tarımsal üretimin yapıldığı alanlarda OM içeriği AS, Ha, pH ve EC'nin toprak kalite indeksi üzerinde önemli düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, toprak kalitesinin uzman görüşüne yer verilerek yapılan değerlendirmeler ile daha sağlıklı bir şekilde belirlenebileceğini göstermiştir.
Melez badem ve şeftali anaçlarının çelikle çoğaltılması
Türkiye, badem ve şeftali üretimi bakımından Dünyada önde gelen ülkelerdendir. Badem ve şeftali üreticilerimiz için de önemli meyvelerdir. Ülkemizde klonal anaç konusunda problemler vardır. Tescil edilmiş, klonal olarak çoğaltılan ve nematoda dayanıklı badem ve şeftali anacımız yoktur. Bu konuda yabancı ülkelere bağımlıyız. Türkiye'de son yıllarda ıslah edilen klonal, nematoda dayanıklı yeni badem ve şeftali anaçları vardır. Bu anaçlar henüz tescil edilmemiştir. Üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bu tez çalışması 2019 -2020 yıllarında Gaziantep ve Kahramanmaraş'ta yürütülmüştür. Proje ile yeni ıslah edilen klonal, nematoda dayanıklı badem ve şeftali anaçlarının çelikle çoğaltım performanslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Atlı ve ark. (2019 ve 2021) nın iki TUBİTAK projesi kapsamında ıslah ettiği 16 melez ve 4 ebeveyn (Kontrol) materyal olarak kullanılmıştır. Melezler ve ebeveynlerin (20 adet) odun çelikleri Şubat ayı başında hazırlanmış, 4 IBA (Indol Butirik Asit) dozu (0 ppm, 2000 ppm, 4000 ppm, 6000 ppm) uygulanmıştır. Her IBA dozu için 16 çelik, 3 yinelemeli olacak şekilde, toplam 960 çelik kullanılmıştır. Köklenme ortamına alınan çeliklerin; köklenme yüzdeleri, kök sayıları, kök uzunlukları, sürgün sayıları ve sürgün uzunlukları saptanmıştır. Melezlerin çelikleri genel olarak 2000 ppm lik IBA dozunda en iyi sonucu vermiştir. Çalıştığımız melezler içerisinde en iyi sonucu da FG-69 nolu melez vermiştir. Yaptığımız araştırmada FG-69 nolu melezin odun çeliklerine 2000 ppm IBA uygulaması sonucunda; köklenme oranı %94.3, kök uzunluğu 12.33 cm, kök sayısı 12.8 adet, sürgün sayısı 2.84 adet, olarak elde edilmiştir.
Batman ili bağcılık potansiyelinin belirlenmesi
Bu çalışma, 2020-2021 yılları arasında Batman ili Merkez ilçe ile Gercüş, Hasankeyf, Beşiri, Sason ve Kozluk ilçelerindeki çiftçi kayıt sistemine kayıtlı toplam 3.231 üreticiden oransal örnek hacmi formülüyle belirlenen 105 katılımcı ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, üreticilerin sosyodemografik özellikleri ile bağların genel özellikleri, fidan dikimi, toprak analizi, zirai mücadele yöntemleri, sulama, gübreleme, budama, toprak işleme, kullanılan alet ve ekipman varlığı, yabancı iş gücü kullanımı, pazarlama ve satış, tarım sigortası ve organik tarıma ilişkin bilgileri ortaya konulmuştur. Sosyodemografik özellikleri bakımından üreticilerinin yaş ortalamalarının 51,55 olduğu, öğrenim durumları bakımından ise %49,5'inin ilkokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Öğrenim durumları ile bağını kurarken teşvikten faydalanma, bağında toprak analizi yaptırma, aşılı fidan kullanma, tarım sigortası yaptırma gibi yetiştiriciliğe etki edebilecek bazı faktörler karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Ancak öğrenim durumları ile bağında gübreleme yapma durumu arasındaki ilişki istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Üreticilerin dekardan elde ettikleri verim ile gübre kullanımı, kullanılan gübre türü, budama yöntemi ve yaz budaması gibi verime etki edebilecek bazı faktörler karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenememiştir. Fakat verim ile kullandıkları sulama yöntemi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Anket sonuçlarına göre; katılımcıların büyük çoğunluğunun öğrenim durumlarının temel düzeyde olduğu, arazilerinin miras yoluyla kaldığı ve maliyetli olduğu için yeni bağcılık sistemlerini kullanmadıkları, üzümden elde edilen kardan memnun olmadıkları için alternatif ürün olarak badem ve Antepfıstığına yöneldikleri, toprak analizi ve kültürel işlemler konusunda bilgisiz oldukları ve sorunları diğer çiftçilerle birlikte çözdükleri belirlenmiştir. Bu sorunların giderilebilmesi için yetiştiricilikten pazarlamaya kadar üreticilere eğitimler verilmesi, kooperatifler aracılığıyla örgütlenmelerinin sağlanması, danışmanlık sisteminin yerleştirilmesi, üreticilerin bilinçlendirilmesi gibi çözümlerin biran önce hayata geçirilmesi gerekli görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağcılık sorunları, frekans analizi, karlılık, khi-kare analizi, kültürel işlemler, sosyodemografik özellikler
Siirt fıstığı yetiştiriciliğinde karşılaşılan bazı biyotik etmenlere karşı zirai ilaç kullanımı ve üretici görüşleri
Dünyada Pistacia cinsine ait birçok tür görülmesine rağmen, fıstık (Pistacia vera L.) türü diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizin de sıcaklık toplamı bakımından yüksek olarak bilinen bölgelerinde yetiştirilmektedir. Ayrıca yetiştirilen ürünler arasında önemli gelir payına sahip ürünlerden bir tanesidir. Çok geniş bir üretim alanına sahip antepfıstığı yetiştiriciliğinde iyi bir verimin elde edilmesinde önemli faktörlerden bir tanesi de hastalık, zararlılar ve yabancı otlarla mücadeledir. Siirt ilinde Siirt fıstığı yetiştiriciliği yapan üreticilerin bazı biyotik etmenleri (hastalık, zararlılar ve yabancı otlar, vb.) kontrol etme alışkanlıkları ile bu etmenlerle mücadele yöntemlerinin ortaya konulması amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Çalışmada oransal örnekleme yöntemi kullanılarak tespit edilen 96 yetiştirici ile anket yapılmıştır. Anket çalışmasında yetiştiricilerin %94.79'unun Siirt çeşidini fidan olarak kullandığı, %35.4'ünün sıra arası ve sıra üzeri mesafe olarak 6x6 mesafeyi uyguladığı, %91.7'sinin sulama yapmadığı, %100'ünün budama yaptığı, %63.5'nin aşı yaparken alet-ekipmanları dezenfekte etmedikleri, %69.8'inin yılda iki defa ilaçlama yaptığı, %64.6'sının hastalık ve zararlılar ile mücadele konusunda kendilerini orta derecede bilgili gördüklerini, %73.96' sının ilaç seçimi yaparken hem son kullanma tarihi hem de ilacın etkili maddesini dikkate aldıkları, hastalık ve zararlıya hangi ilacın atılacağına karar verirken %91.67'sinin Ziraat Mühendisinin önerilerine çok önem verdiği, %83'ünün yabancı ot mücadelesinde kimyasal ilaç kullanmadıkları, %44.8'inin ilaç kullanımı ve ilaçlama ile ilgili karşılaştıkları sorunların ilaç fiyatlarının yüksek olmasına bağlı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Siirt fıstığı, hastalık ve zararlı, yabancı otlar, zirai ilaç, ekonomik kayıp
Siirt ilinde meyve-sebze ürünlerine yönelik tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi
Bu araştırma Siirt İlinde hane halklarının meyve-sebze ürünlerine yönelik tüketim tercihleri ile tüketimlerini etkileyen faktörleri analiz etmek, tüketiminde karşılaşılan sorunları ortaya koymak ve bazı öneriler getirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmamızın ana materyalini, Siirt'in Merkez ve Kurtalan ilçelerindeki hane halklarıyla yüz yüze yapılan anket çalışmalarından elde edilen veriler oluşturmuştur. Çalışmamızda %90 güven aralığı ile %5 hata payı esas alınarak hesaplama yapılmış ve kapsama alınan hane halkı sayısı 271 olarak saptanmıştır. Tüketicileri; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, ailedeki nüfus ile ilgili bilgiler, medeni hal, çalışma durumu gibi temel sorular ve meyve-sebze ile ilgili teknik sorular sorularak mevcut tüketim alışkanlıkları ve mevcut durum ortaya konularak, görülen problemlere karşı çözüm yolları öneri olarak sunulmuştur. Çalışmamızın sonucunda anket yapılan tüketicilerin %85,3' ünün herhangi bir kronik rahatsızlığının olmadığı, %93,7' sinin düzenli olarak meyve- sebze satın aldıkları, %60,4' ünün haftada 2-3 kez meyve-sebze satın aldıkları, %44,2' sinin birlikte meyve-sebze alımına karar verdikleri, %35,1' inin meyve-sebzeleri semt pazarlarından aldıkları ortaya konulmuştur. Tüketicilerin %62,2' sinin organik meyve-sebze tükettikleri, %43,5' inin meyveleri sadece akşam tükettikleri,%52,4' ünün sebzeleri hem öğlen hem de akşam tükettikleri, %91' inin mevsimine göre sebze-meyve tükettikleri, %90,7' sinin dondurulmuş gıdaları tüketmedikleri, %91,4' ünün meyve ve sebzeleri taze ve çiğ tükettikleri, %30,8' inin sebzeleri turşu olarak sakladıkları, %45'8' inin meyveleri reçel-marmelat yaparak sakladıkları, %69,5' inin meyve ve sebze haşlama sularını döktükleri ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Siirt, sebze, meyve, tüketim alışkanlıkları, logit analizi
Siirt fıstığında verimi etkileyen bazı faktörler konusunda yetiştiricilerin uygulamaları
Bu çalışma, Siirt ilinde bulunan antepfıstığı yetiştiricilerinin, Siirt çeşidinde verimi etkileyen bazı faktörler konusunda uygulamalarını analiz etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın ana materyalini, Siirt İli ve İlçelerinde ikamet eden Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)'ne kayıtlı fıstık yetiştiricileri ile yapılan yüz yüze anketlerden elde edilen orijinal veriler, çalışmamızın birincil verilerini oluşturmuştur. Ulaşım, terör olayları, yetiştirici sayısının fazla olması gibi sebeplerden dolayı tüm yetiştiricilerin yerine, örnek hacmi formülünden yararlanılmış ve %90 güven aralığı ile %8 hata payı esas alınarak örnek hacmi 103 olarak belirlenmiş olup 103 yetiştirici ile görüşülmüştür. Öncelikle yetiştiricilerin kültürel işlemler ile ilgili kararlarında arazi büyüklüğünün etkili bir faktör olabileceği düşüncesi ile yetiştiriciler arazi büyüklüğü açısından 4 gruba ayrılmışlardır. 1. grupta 1-15, 2. grupta 16-50, 3.grupta 51-100, 4.grupta 101 dekar ve üzeri araziye sahip yetiştiriciler yer almaktadır. Anket yapılan yetiştiricilerin %38,83' ünün 1. grupta yer aldığı, %93.21'inin erkek olduğu, %37,86'sının 31-45 yaş aralığında olduğu, %26,22'sinin lise mezunu olduğu %75,72'sinin Siirt Fıstık Üreticileri Birliği'ne üye olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca anket yapılan tüm yetiştiricilerin 182 parselde 8,862 dekar alanda fıstık yetiştiriciliği yaptıkları, dekardan ortalama 40,8 kg ürün elde ettikleri, %65,04'ünün ürünlerini tüccara kilogramını ortalama 44,20 TL'den sattıkları, %50,48'inin dikimde sıra arası ve sıra üzeri mesafelerde 6*6 metre mesafeleri dikkate aldığı, %81,55'inin gübreleme yaptığı, %87,37'sinin budama yaptığı, %46,58'inin fıstık fiyatlarının düşüklüğünden şikayet ettiği, %53,39'unun kendini döllenme ve tozlanma konusunda orta düzeyde bilgili gördüğü, %55,91'inin sulama ile ilgili eğitimler verilmelidir dediği ortaya konulmuştur. Çalışmamızın sonucunda, Siirt ilinde fıstık yetiştiriciliği yapanların büyük çoğunluğunun babadan kalma ilkel yöntemleri yavaş yavaş bırakmaya başladığı ve fıstık yetiştiriciliği konusunda bilinçlenmeye başladıkları görülmüştür. Ancak bazı yetiştiricilerin yeniliklere karşı oldukça katı bir tutum sergiledikleri ve geleneksel yöntemler ile yetiştiricilik yaptıkları tespit edilmiştir. Öncelikle fıstık yetiştiriciliği konusunda eğitimler verilerek yetiştiricilerin modern yetiştiricilik tekniklerini öğrenmeleri ve uygulamaları sağlanmalıdır. Bunların yanında özellikle üretim girdilerinin fazla olması ve fiyatlarının yüksek olması nedeniyle kamu kuruluşları aracılığıyla hibe destekleri veya düşük faiz oranıyla kredi imkanları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Siirt, Antepfıstığı, Yetiştirici, Uygulama, Kolmogorov Smirnov, Kruskal Wallis
Badem üretiminin teknik ve ekonomik yönden incelenmesi; Diyarbakır ili örneği
Çalışmamızda Çiftçi Kayıt Sisteminde (ÇKS) kayıtlı olan badem üreticilerinin sayısı esas alınarak 108 üretici ile anket çalışması yapılmıştır. Yetiştiricilerin; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, aile nüfusu ile ilgili bilgiler, sahip oldukları arazi miktarı, budama, sulama, gübreleme, üretimde karşılaşılan hastalık ve zararlılar ile mücadele, bilgi kaynaklarının neler olduğu gibi temel sorular sorularak üreticiler analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamıza katılan üreticilerin %91,03 sinin erkek, %8,97'inin bayan olduğu, % 50'sinin İlköğretim mezunu olduğu, badem üreticilerinin bölgede badem üretiminin yanı sıra fıstık, buğday, pamuk, üzüm, nar, arpa, mısır ve diğer sebze ve meyve ürünlerinin yetiştiriciliği yaptığı tespit edilmiştir. Bölgede 108 üreticiden 50 üreticinin badem üretimi ile birlikte buğday üretimi yaptığı, 30 üreticinin bununla birlikte arpa üretimi yaptığı, 70 üreticinin pamuk üretimi yaptığı, 63 üreticinin mısır üretimi yaptığı,7 üreticinin Baklagiller üretimi yaptığı, 40 üreticinin üzüm ürettiği ve 45 üreticinin fıstık üretimini aktif olarak yaptığı tespit edilmiştir. Üreticilerimizin %65,4'ünün hayvancılık faaliyetlerin yürüttüğü, badem üreticilerinin %57,5'i 0-10 yaş aralığında badem fidanları ile üretim yaptıkları, üreticilerin %48,2'sinin 6*6 dikim aralığında üretim yaptıkları, üreticilerin %46,2'sinin üretim döneminde toprak analizi yaptırdığı, %94,9'unun badem ağaçlarında budama yaptıkları, üreticilerin %57,7'sinin ilkbahar da budama yaptıkları, üreticilerimizin %23.1'inin sulama yapmadıkları, Sulama yapan üreticilerin %55,1'inin Salma sulama sistemi ile sulama yaptıkları tespit edilmiştir. Anket yapılan badem üreticilerinin üretim döneminde %67,9'unun boş meyve ile karşılaştığı, üreticilerin %41'inin boş meyve oluşumuna sebep olan faktörlerin ne olduğuna dair bilgisinin olduğu tespit edilmiştir. Bölgede bulunan badem üreticilerinin %8,3'ünün ihracatının tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonucunda, Diyarbakır ilinde badem yetiştiriciliği yapanların büyük çoğunluğunun modern bahçe tesisleri ile ilgili bilgi sahibi oldukları, damla sulama sistemleri ile yeni bahçe kurdukları ve bölge de bulunan kamu kurum ile kuruluşları ile sürekli olarak çalışma halinde oldukları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda bölge de badem üretiminin arttırılması ve doğru üretim kaynakları ile üreticilere yönelik olarak çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Badem, Üretici, Verim, Ekonomi, Gelir, Diyarbakır
Siirt yerel sebze genotiplerinin toplanması morfolojik ve pomolojik karakterizasyonlarının yapılması ve çoğaltılması
Türkiye'de mevcut bitkisel çeşitliliğin, günümüzden geleceğe aktarılması, bunların korunması ve saklanması ile mümkündür. Bu amaca yönelik olarak söz konusu bitkisel çeşitliliğin sürveyi, toplanması, muhafaza ve değerlendirilmesi çalışmalarına başlayan ilk ülkelerden biri olarak bugün de bu çalışmalar devam etmektedir. Bu proje, bitki ıslahının temelini ve kültür çeşitlerinin iyileştirilmesini ve yeni çeşitlerin elde edilmesinde kullanılan yerel genotiplerin toplanması çoğaltılması ve bu yerel genotiplerin ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla yürütülmüştür. Deneme, Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde yürütülmüştür. Siirt yerel sebze genotipleri (pembe domates, emzikli hıyar, gelin karpuzu, şimam saliho ve cefan kavunu vb.) toplanarak ve UPOV kriterleri baz alınarak karakterizasyonlargerçekleştirilmiştir. Pomolojikkarakterizasyonlar ise; Parsel verimi, ortalama meyve ağırlıkları, meyve boyu ve eni, çekirdek evi çapı, tohum sayısı, kabuk kalınlıkları terazi, cetvel ve kumpas yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Siirt yerel genotiplerinin çoğaltılması için ise kendilemeler yapılarak elde edilen ve iki kademe saflaştırılmış tohumlar bölüm sebzecilik tohum depolama alanında muhafaza edilmiştir.
Siirt/Eruh'ta Antepfıstığı bahçelerinin gelişme, verim, fenolojik ve pomolojik özelliklerinin araştırılması ve üreticilerin sosyo-ekonomik koşullarının değerlendirilmesi
Antepfıstığı Siirt/Eruh ekolojisi için çok uygun bir meyve türüdür. Başka meyve türlerinin yetişemeyeceği toprak şartlarında da yetişebilmektedir. Diğer meyve türlerinden maddi getirisi daha fazladır. Son yıllarda dikim alanları ve üretim artmıştır. Bu tez çalışması; Eruh'taki antepfıstığı bahçelerinin gelişme, verim, fenolojik ve pomolojik özelliklerinin araştırılması ve üreticilerin sosyo-ekonomik koşullarının değerlendirilmesi için 2020-2021 yıllarında yürütülmüştür. Materyal olarak Siirt'in Eruh ilçesindeki Bayramlı, Çeltiksuyu, Ekinyolu ve Gölgelikonak köylerinde 18-20 yaşlarında birer bahçe belirlenmiştir. Her bahçede 3 er antepfıstığı anacı kullanılmıştır. Çalışmada; bahçelerdeki antepfıstıklarının verim, fenolojik ve pomolojik özellikleri belirlenmiştir. Üreticilerin sosyo-ekonomik durumlarının araştırılması için üreticilerin %11'i ile anket çalışması yapılmıştır. Eruh'ta antepfıstığı Siirt çeşidinin çiçeklenmesi, değişik rakımdaki bahçelerde 7-11 Nisan tarihlerinde başlamıştır. Çiçeklenme 15-18 Nisanda sona ermiştir. Çiçeklenmeler toplam 7-8 gün sürmüştür. Hasat 7-14 Eylül tarihlerinde gerçekleşmiştir. Dekara kuru sert kabuklu meyve verim değerleri ortalamasında (2020 ve 2021 yılları) kısıtlı sulama yapılan bahçenin olduğu Gölgelikonak köyü (195,9 kg) ilk sırada yer almış bunu sırasıyla sulama yapılmayan Ekinyolu (155,1 kg), Bayramlı (155,0 kg) ve Çeltiksuyu (147,0 kg) köyleri takip etmiştir. Bahçelerin ortalama kuru sert kabuklu 100 dane ağırlığı 103,8 g, iç meyve randımanı %50,8 ve meyve çıtlama oranı %81,2 olarak saptanmıştır. Meyveler kurutulduğunda, kırmızı kabuklu meyvede nem kaybı (ağırlık kaybı) %46,9, sert kabuklu meyvede %29,8 olduğu belirlenmiştir. Bir dekar sulanmayan antepfıstığı net geliri 8.957 TL (943 $), bir dekar kısıtlı sulanan antepfıstığı bahçesinin net geliri 11.540 TL (1.215 $) olarak hesaplanmıştır. Sulamanın verimi %57 artırdığı belirlenmiştir. Eruh'ta bir antepfıstığı üreticisinin ailesinin geçimini sağlayabilmesi için 21,4 dekar kuru (sulanmayan) veya 16,6 dekar sulanan (kısıtlı) antepfıstığı bahçesine ihtiyacı olacağı belirlenmiştir.
Siirt ili Kurtalan ilçesi (Yunuslar) ekolojik koşullarında bazı yerli standart kayısı çeşitlerinin (Çağataybey, Hacıhaliloğlu) meyve ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Siirt Kurtalan Yunuslar köyü ekolojisinde beş yıllık Hacıhaliloğlu ve Çağataybey kayısı çeşitleri üzerinde yürütülen bu çalışmada söz konusu çeşitlere ait fenolojik gözlemler, morfolojik ölçümler, pomolojik ve kimyasal analizler yapılmıştır. Tam çiçeklenme Hacıhaliloğlu 26-30 Mart Çağataybeyde 6-10 Mart, hasat başlangıç tarihi Hacıhaliloğlu 4-8 Temmuz Çağataybey 14-17 Haziran ve tam çiçeklenme ile hasad arasında geçen süre Hacıhaliloğlu 101-104 gün Çağataybeyde ise 96-100 gün olarak gözlemlenmiştir. Meyve ağırlığı Hacıhaliloğlu 11,79g Çağataybey 54,08g, SÇKM Hacıhaliloğlu %22,33 Çağataybey %19,13, meyve pH' sı Hacıhaliloğlu 4,04 Çağataybey 4,53, TEAO Hacıhaliloğlu %0,53 Çağataybey %0,17 olarak belirlenmiştir. Kimyasal analizler sonucunda her iki kayısı çeşidinde bazı fenolik madde içerikleri, toplam fenolik madde miktarı (Gallik asit Hacıhaliloğlu 0,683±0,0496mg/kg, Çağataybey 0,642±0,52mg/kg, Quinic acid, Fumaric acid, Chlorogenic acid, Rutin), DPPH yöntemi ile antioksidan aktivite tayini (Hacıhaliloğlu 11,872±2,437 mg/kg, Çağataybey 11,278±0,627 mg/kg), ABTS yöntemi ile antioksidan aktivite tayini (Hacıhaliloğlu 15,068±0,6703 mg/kg, Çağataybey 13,756±1,251 mg/kg), toplam flavonoid tayini (Hacıhaliloğlu 11,743±0,633 mg/kg, Çağataybey 5,778±0,491 mg/kg), olarak belirlenmiştir.
Yuvarlak çekirdeksiz (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinde deniz yosunu uygulamalarının verim ve kalite kriterlerine etkileri
Bu çalışma, Siirt Üniversitesi Kezer Yerleşkesi'ndeki Bağcılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü bünyesinde yetiştiriciliği yapılan Yuvarlak Çekirdeksiz üzüm çeşidinde yürütülmüştür. Üç farklı zaman ve dört farklı dozda [kontrol (0 ppm), 1. uygulama (çiçeklenmeden önce 1000 ppm), 2.uygulama (çiçeklenmeden önce 1000 ppm + çiçeklenmeden sonra 1000 ppm), 3. uygulama (çiçeklenmeden önce 1000 ppm + çiçeklenmeden sonra 1000 ppm + ben düşmede 1000 ppm)] uygulanan sıvı deniz yosununun fenolojik safhalara olan etkisi ile verim, tane ve şıra parametrelerine olan etkileri karşılaştırılmıştır. Fenolojik dönemler kontrole göre karşılaştırıldığında; 1. uygulamanın tam çiçeklenme safhasını üç gün, ben düşme safhasını ise altı gün öne çektiği saptanmıştır. Tam çiçeklenme-ben düşme arasındaki Etkili Sıcaklık Toplamı (EST) değeri 659,78-819,98 gd arasında olduğu belirlenmiş ve 1. uygulamanın kontrole göre vejetasyon süresini kısalttığı, diğer iki uygulamanın ise vejetasyon süresini uzattığı tespit edilmiştir. Verim parametreleri bakımından elde edilen veriler kontrol ile karşılaştırıldığında, asma başına ortalama salkım ağırlığı 1. uygulamada %12,51; 2. uygulamada %19,57 ve 3. uygulamada %7,63 oranında artışa; asma başına üzüm verimi 1. uygulamada %22,10; 2. uygulamada %25,97 ve 3. uygulamada %18,84 oranında artışa neden olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yaprak klorofil miktarının 1. uygulamada %0,80; 2. uygulamada %2,52 ve 3. uygulamada %0,58 oranında artışa; ortalama yaprak ağırlığının ise 1. uygulamada %9,80; 2. uygulamada %19,89 ve 3. uygulamada %22,69 oranında artışa neden olduğu saptanmıştır. Asma başına ortalama salkım sayısı 46,87-48,56 adet arasında; salkım eni 14,58-16,09 cm arasında; sakım boyu 24,12-25,48 cm arasında; tane eni 14,28-15,49 mm arasında ve tane boyu ise 14,55-15,65 mm arasında olduğu tespit edilmiştir. Şıra parametreleri bakımından elde edilen veriler kontrol ile karşılaştırıldığında; SÇKM miktarında 1. uygulama %1,92; 2. uygulama %6,55 ve 3. uygulama %10,64 oranında azalışa; olgunluk indisinde 1. uygulama %5,19; 2. uygulama %11,05 ve 3. uygulama %12,41 oranında azalışa; toplam fenolik bileşik miktarında 1. uygulama %8,51; 2. uygulama %12,05 ve 3. uygulama %12,13 oranında artışa; toplam flavanoid miktarında ise 1. uygulama %0,32; 2. uygulama %2,56 ve 3. uygulama %17,44 oranında artışa neden olduğu tespit edilmiştir. pH değeri 4,05-4,26 arasında; şıra randımanı 1.563,33-1.873,33 mL arasında; yoğunluk miktarı 1,03-1,32g/mL arasında; toplam asitlik miktarı ise 3,25-3,41 g/L arasında olduğu saptanmıştır. L* değeri 22,50-25,01 arasında; a* değeri -3,70 ile -2,48 arasında; b* değeri ise 9,49-12,11 arasında tespit edilmiştir. Kroma değeri 10,18-12,36 arasında; Hue açısının ise 101,56-111,32 arasında belirlenmiştir. Tüm yapılan değerlendirmeler ışığında, üç farklı zaman ve dört farklı dozda uygulanan sıvı deniz yosunu uygulamalarından verim ve kalite kriterleri bakımından en etkili olanının 2. Uygulama (çiçeklenmeden önce 1000 ppm + çiçeklenmeden sonra 1000 ppm) olduğu kanaatine varılmıştır. Sıvı deniz yosunu uygulaması, Siirt ekolojisinde yetiştirilen Yuvarlak Çekirdeksiz üzüm çeşidinde yapılan ilk çalışma olması nedeniyle bilimsel anlamda önem arz etmektedir.
Vişne yetiştiriciliğinde üretici davranışları üzerine bir araştırma: Akşehir örneği
Bu çalışma Konya ili Akşehir ilçesindeki vişne üreticilerinin yetiştiricilik sürecindeki davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Burada vişne yetiştirme sürecinde çiftçilerin kullandığı materyallerden faydalanılıp üreticilerden işletme, arazi, rakip ürünler, kullanılan bitki materyalleri, gübreleme, sulama, bakım vb. yetiştiricilik sürecindeki değerlendirmelerle vişne üretimindeki üretici davranışları incelenmiştir. Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı vişne üretimi yapan toplam üretici sayısının 1170 olduğu tespit edilmiştir. Bu üretici sayısına göre örneklem kümesi belirlenmiştir. Bu amaçla Newbold, 1995 yöntemine göre ve %90 güven aralığı ile %5 hata payı esas alınarak örnek hacmi 100 olarak belirlenmiştir. Çalışmanın ana materyalini, Akşehir ilçesi ve köylerinde ikamet eden 100 adet vişne yetiştiricisi ile yapılan yüz yüze anketlerden elde edilen orijinal veriler oluşturmuştur. Çalışmamızda elde edilen bulgulara göre; vişne üreticilerinin yaş ortalamasının 51, okur-yazarlık oranının %73, ağaç başına düşen ortalama verimin %38 oranında 55 kg, %27 oranında 65 kg olduğu, fidan temini için üreticilerin %78'inin fidan üreticisini tercih ettiği, %22'sinin kendi fidanları ile üretim yaptığı belirlenmiştir. Ayrıca üreticilerin %20'sinin toprak analizi yaptırdığı, %71'inin kimyasal mücadeleyi tercih ettiği, %98'inin budama ve sulama yaptığı, tozlanma ve döllenme konusunda %42'sinin bilgi düzeyinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Üreticilerin, %38'inin yetiştiricilik konusunda Ziraat Mühendislerinin danışmanlığının önemli olduğu düşüncesini desteklediği belirlenmiştir. Çalışmamızın sonucunda, Akşehir ilçesinde vişne yetiştiriciliği yapan üreticilerin büyük çoğunluğunun geleneksel yöntemlerle üretimi sürdürdüğü, yeni nesil üreticilerin ise daha çok tarım il ve ilçe müdürlüklerinde görevli teknik personelin tavsiyeleriyle üretim yaptıkları gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Akşehir, Prunus cerasus L., üretim, üretici tutumları, verim, vişne
Antepfıstığında (Pistacia vera L.) matkap aşı uygulaması
Çalışmamız, Siirt ili Merkez ilçeye bağlı Gökçebağ beldesinde, Menengiç anacı üzerine Siirt çeşidinin aşılanmasıyla tesis edilmiş 40-45 yaş aralığında antepfıstığı ağaçlarının bulunduğu bir bahçede yürütülmüştür. Bahçedeki antepfıstığı ağaçlarını gençleştirmek amacıyla ağaçlara matkap aşı yöntemi uygulanmıştır. Aşılamalar, iki zamanlı olarak erken ilkbahar döneminde ve çiçeklenme döneminde gerçekleştirilmiştir. Her iki dönemde de üçer adet farklı antepfıstığı ağacına uç çapı 1-1,2 cm olan matkap ile üstünde iki tane sürgün tomurcuğu bulunan kalemlerle Siirt çeşidi aşılanmıştır. 01.05.2022 tarihinde yapılan kontrollerde her iki farklı zamanda da yapılmış olan aşıların sürgün gözlerinin uyandığı görülmüştür. Erken ilkbahar döneminde yapılan aşılamada 9 adet aşı kaleminden 5 adedinin (%55,5) ve 18 adet sürgün gözünden ise 9 adedinin (%50) uyandığı; çiçeklenme döneminde yapılan aşılamada ise aşılanan 9 adet aşı kaleminden 3 adedinin (%33,3) ve 18 adet sürgün tomurcuğundan 3 tanesinin (%16,6)uyandığı tespit edilmiştir. 06.06.2022 tarihinde yapılan ikinci kontrollerde 1. ve 2. aşı uygulamalarında aşı gözlerinin tümünün tamamen kuruduğu ve aşılama sırasında bitkide açılan yara dokularında yoğun zamk oluşumu ve zamk salgısının olduğu belirlenmiştir. Ağaç gövdelerinin ağırlıklı olarak mantar dokularından oluşması, matkap ucunun kalın olması, aşı deliği ve kalem çapının geniş yüzey alanına sahip olması zamk oluşumunu daha da artırmış ve aşılanan kalemlerin ağaç gövdesindeki kambiyum doku ile kaynaşma olasılığını önemli ölçüde olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle 06.03.2024 tarihinde aynı bahçedeki ağaçların genç dallarına sadece erken ilkbahar döneminde 1-1,2 cm çapındaki matkap uçları yerine 0,6-0,8 cm çapındaki matkap uçları kullanılarak aşılama işlemi tekrarlanmıştır. 17.04.2024 tarihinde aşılar kontrol edilmiş ve aşılı 9 kalemden 4'ünün (%44,4) ve 18 sürgün gözünden 8'inin (%44,4) uyandığı görülmüştür. 17.05.2024 tarihinde yapılan son kontrollerde uyanan aşı gözlerinin bir kısmının kuruduğu, kalanların ise kuruma belirtileri gösterdiği gözlenmiştir. Yaptığımız çalışma sonucunda fıstık ağaçlarının odun dokusunda bulunan anaç ile kalem arasındaki boşluğu dolduran sakız salgısı nedeniyle kambiyum dokularının birbirine teması engellenmiş ve matkapla aşı uygulamaları başarılı olmamıştır.
Batman ilinde sulu ve kuru koşullarda badem yetiştiriciliğinin karşılaştırılması
Badem, Batman ekolojisinde yetiştirilmeye uygun olan bir meyvedir. Maddi getirisi fazla olduğundan son yıllarda üreticiler tarafından tercih edilmekte ve badem yetiştiriciliği her geçen sene artmaktadır. Bu tez çalışması ile Batman'daki badem bahçelerinin sulu ve kuru koşullarda çiçeklenme, verim, meyve özellikleri belirlenmiş, ayrıca üreticilerin sosyo-ekonomik koşullarının geliştirilmesi için gerekli uygun bahçe büyüklükleri saptanmıştır. Çalışma 2022-2023 yıllarında yürütülmüştür. Batman'da 2 sulanan, 2 sulanmayan badem bahçesi seçilerek veriler alınmıştır. Batman'ın Oymataş köyünde seçilen sulanmayan (kuru) ve sulanan (sulu) bahçelerde Nonpareil badem çeşidi, Eymir köyünde seçilen kuru bahçede ve Kütüklü köyünde seçilen sulu bahçede Ferragnes çeşidi üzerinde çalışılmıştır. Batmanda sulanan koşullardaki Ferragnes çeşidi çiçeklenme süresi 16 Mart–3 Nisan tarihleri arasında, sulanmayan koşullardaki Ferragnes çeşidinde ise 13 Mart–30 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Batmanda sulanan koşullardaki Nonpareil çeşidinde çiçeklenme süresi 9 Mart – 28 Mart tarihleri arasında, sulanmayan koşullardaki Nonpareil çeşidinde ise 6 Mart–25 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Batman'daki sulanmayan bahçemizden ortalama 2023 yılında bir dekardan 283 kg badem elde edilmiştir. Bir kg bademin sektörde 55 TL'den işlem gördüğü belirtilmiştir. Bir dekar badem bahçesinden 2023 yılında elde edilen net gelir 11.093 TL (465 $) olmaktadır. Batman'da ortalama ailedeki birey sayısı 8 olduğundan yoksulluk sınırı 2023 yılında yıllık 560.400 TL (23.487 $) olmuştur. Buna göre Batman'da bir badem üreticisi ailesi geçindirebilmesi için 50,5 dekar kuru (sulanmayan) badem bahçesine ihtiyacı olacaktır.
F1 hibrit domates çeşit adaylarının agromorfolojik ve moleküler yöntemlerle tanımlanması
Bu tez çalışmasında, F1 hibrit domates (Lycopersicon lycopersicum) çeşit adaylarının morfolojik ve moleküler yöntemlerile tanımlaması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 94 çeşit adayı üzerinde morfolojik ölçümler ve gözlemler gerçekleştirilmiştir. Bu ölçüm ve gözlem sonucunda belirlenen 52 çeşit adayı, Basit Dizi Tekrarı (SSR), Dizi İlişkili Çoğaltılmış Polimorfizm (SRAP) ve Ekleme-Silme Mutasyonu (INDEL) yöntemleriyle incelenmiştir. Bu süreçte Meloidogyne incognita, Tomato Mosaic Virus (ToMV), Tomato Yellow Leaf Curl Virus (TYLCV), Verticillium dahliae, Fusarium oxysporum f. sp. Lycopersici ve Tomato Spotted Wilt Virus (TSWV) karşı dayanıklılık seviyeleri belirlenmiş ve genetik tanımlamaları yapılmıştır. Morfolojik analizler sırasında, UPOV kriterlerinden yararlanılmış ve uygun bulunan özellikler üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Sera koşullarında yapılan ölçümler, büyüme tipi, yaprak duruşu, yaprak uzunluğu ve genişliği, yaprak ayası, çiçek salkımındaki çiçek sayısı, ilk boğumdaki çiçek salkımı ve meyvede yeşil omuz oluşumu gibi faktörleri kapsamıştır. Hasat sonrası meyveye yönelik gözlemler ise meyve boyutu, uzunluk/çap oranı, boyuna ve enine kesit şekli, perikarp kalınlığı, karpel sayısı, meyve sertliği, kuru madde içeriği, meyve rengi ve pH değeri gibi kriterler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında, SSR, SRAP ve INDEL markörlerine ait veriler var/yok (1/0) şeklinde skorlanmış ve elde edilen veri seti DARwin programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, NJ (Neighbor-Joining) dendrogramı oluşturularak F1 hibrit domates çeşit adayları arasındaki genetik ilişkiler ortaya konulmuş ve çeşit adaylarının üç ana gruba ayrıldığı belirlenmiştir. Yapılan Mantel testi, uzaklık matrisi ile NJ dendrogramı arasında güçlü bir korelasyon olduğunu göstermiştir (r = 0.862). Ayrıca, F1 hibrit domates çeşit adaylarında bazı hastalıklara karşı dayanıklılık düzeyleri belirlenmiştir. İncelenen beş hastalık etmeni ve bir zararlıya karşı çeşit adaylarının dayanıklılık düzeyleri belirlenmiştir. Tomato Mosaic Virus (ToMV)'a karşı 20, Fusarium oxysporum f. sp.'ye karşı 17, Fusarium spp. ve Phytophthora spp.'ye karşı ise 15 çeşit adayı homozigot dayanıklı (RR) bulunmuştur. Tomato Spotted Wilt Virus (TSWV) etmenine karşı 9 çeşit adayı hassas (rr), 2 çeşit adayı ise heterozigot dayanıklı (Rr) olarak belirlenmiştir. Zararlılar arasında yer alan Meloidogyne incognita (kök ur nematodu)'ya karşı ise 17 çeşit adayının heterozigot dayanıklı (Rr) olduğu tespit edilmiştir. Yapılan genel değerlendirme sonucunda, 123x6, 103x10, 256x10, 222x10,105x4 numaralı çeşit adaylarının hastalık etmenlerine karşı 4 farklı dayanıklılık genini bir arada taşıdığı tespit edilmiştir. Sonbahar ve ilkbahar dönemi yapılan ölçümler ve gözlemler, temel bileşenler analizi (PCA) ile değerlendirilmiş ve sonbahar döneminde tek bir temel bileşen ekseni elde edilmiştir. Bu eksen, toplam varyasyonun %69,80'ini açıklamış, ilk beş temel bileşene ait score plot ve loading plot grafikleri oluşturulmuştur. Bahar döneminde ise bağımsız altı temel bileşen ekseni belirlenmiş, bu eksenler toplam varyasyonun %76,57'sini temsil etmiştir.
Hatay' klonal elma anaç adayının (Malus sylvestris L. mill. subsp. orientalis) in vitro şartlarda tuz stresine toleransının belirlenmesi
Tuz stresi, bitkilerin büyüme ve gelişimini olumsuz yönde etkileyen önemli bir çevresel faktördür. Meyve türleri arasında elma, tuz stresine en hassas bitkilerden biridir. Bu çalışmada, 'Hatay' klonal elma anaç adayının in vitro şartlarda tuz stresine toleransı incelenmiştir. Araştırmada farklı tuz konsantrasyonları (1/4 seyreltik MS, 1/2 seyreltik MS, MS (kontrol), MS + 1 g l-1 NaCl, MS + 2 g l-1 NaCl, MS + 4 g l-1 NaCl, MS + 6 g l-1 NaCl, MS + 8 g l-1 NaCl, MS + 10 g l-1 NaCl) kullanılmıştır. Tuz stresi sonucunda bitki boyu, yaprak alanı, stoma iletkenliği, bitki yaş ve kuru ağırlığı, köklenme oranı, kök sayısı, kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı ölçümleri yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, en fazla bitki boyu MS (kontrol) ortamında elde edilirken, en düşük bitki boyu 1/4 MS ortamında belirlenmiştir. Bitki yaş ağırlığı ve bitki kuru ağırlığı bakımından en yüksek değerler MS + 1 g l-1 NaCl ortamında bulunurken, en düşük değerler 1/4 MS ortamında tespit edilmiştir. Yaprak alanı açısından en yüksek değer MS (kontrol) ortamında elde edilirken, en düşük değer MS + 1 g l-1 NaCl ortamında ölçülmüştür. Stoma iletkenliği en yüksek olan ortam 1/2 MS, en düşük olan ortam MS + 1 g l-1 NaCl'dir. Köklenme oranı bakımından en yüksek değer MS + 1 g l-1 NaCl, en düşük değer 1/4 MS ortamında bulunmuştur. Kök sayısı, kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı açısından genel olarak en iyi sonuçlar 1/2 MS, en düşük sonuçlar 1/4 MS ortamında tespit edilmiştir. MS + 2 g l-1 NaCl, MS + 4 g l-1 NaCl, MS + 6 g l-1 NaCl, MS + 8 g l-1 NaCl, MS + 10 g l-1 NaCl ortamlarında ise bitkicikler ölmüştür. Sonuç olarak, 'Hatay' klonal elma anaç adayının tuz stresine karşı hassas olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elma anacı adayı, in vitro, Stres, Tuz stresi, Morfolojik özellikler
Karasal iklim koşullarında melatonin uygulamalarının farklı anaçlara aşılı 'black magıc' asmalarının fizyolojisi ve gelişmesine etkileri
Bağcılık kültürü ve çeşit zenginliği bakımından önemli avantajlara sahip olan ülkemiz, dünyada özellikle sofralık ve kurutmalık üzüm yetiştiriciliği bakımından ön sıralarda yer almaktadır. Ülkemizin yaklaşık her bölgesinde, yüzyıllardır süregelen yöreye özgü geleneksel yetiştiricilik teknikleri ile ekolojiye özelleşmiş üzüm çeşitlerinin birlikteliğinden günümüze ulaşan köklü bir üzüm yetiştiriciliği faaliyeti mevcuttur. Ancak, dünya bağcılığında olduğu gibi ülkemizde de tarımsal faaliyetleri baskılayan çevresel stres faktörleri verim ve kalitede önemli kayıplara neden olarak üzüm üretiminde sürdürülebilirliği olumsuz etkilemektedir. Artan çevresel stres faktörlerinin etkisi altında, dünya nüfusunun sürdürülebilir nitelikte beslenebilmesi için bitki gelişimini olumsuz etkileyen çeşitli stres faktörlerinin azaltılması ve bitkinin bu olumsuz şartlardan etkilenmesini en aza indirmeye yönelik çalışmalar yapılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda melatonin, bitkilerde çeşitli abiyotik ve biyotik streslerle mücadelede hayati rol oynayan önemli bir moleküldür. Farklı bitki türlerinde melatonin uygulamalarının bitkileri çeşitli stres faktörlerine karşı korumada olumlu sonuçlar alınmıştır. Üzüm üretiminde ise melatonin uygulamasının oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bağ Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı Araştırma ve Uygulama Bağı'nda yürütülen bu çalışma kapsamında, 2023 yılında dikilen ve farklı anaçlara (41B ve Rupestris du Lot) aşılı 'Black Magic' asma fidanlarına yapraktan melatonin uygulamalarının asmaların fizyolojisi ve gelişmesine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen genel bulgulara göre, karasal iklimin hüküm sürdüğü çoklu stres faktörlerinin (sıcaklık dalgalanmaları, düşük nem, yüksek pH gibi) etkisi altında ülkesel bağcılığımızın sürdürülebilirliği için melatonin uygulamaları hakkında öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Yaz sezonu boyunca yapraktan dört defa gerçekleştirilen melatonin uygulamaları, asmaların fizyolojik ve vejetatif özelliklerinin desteklenmesinde ve hücrelerde oksidatif stresin azaltılmasında olumlu etkiler göstermiştir. Araştırma da kullanılan dozlar içerisinde ise 200 µM melatonin birçok parametre bakımından ön plana çıkmıştır. İklim değişikliğinin etkisi altında stres faktörlerinin olumsuz etkilerine karşı asmaların desteklenmesine yönelik olarak sürdürülebilir bağcılıkta melatonin uygulamalarının önerilebileceği kanaatine varılmıştır.
Farklı melatonin dozlarının yüksek sıcaklık stresinde yetiştirilen bazı sofralık üzüm çeşitlerinin gelişimine etkileri
Asmalar, eski çağlarda kültüre alınan ve dünyada en fazla üretilen bahçe bitkilerindedir. Vitaminler, mineraller, fenol maddeler başta olmak üzere insan sağlığı için faydalı zengin besin içeriğine sahip olan üzümün, tanesi, çekirdeği, kabuğu, yaprağı ve çeşitli türevleri değerlendirilmektedir. Üzüm, yaş ve kuru haliyle, gıda sanayisinde işlenmesi ile şarap, üzüm suyu, pekmez, sirkenin yanı sıra birçok yerel ürüne dönüştürülerek zengin tüketim şekilleri olan bir üründür. Asmalar Anadolu'da yaklaşık 6000 yıldan bu yana yetiştirilmektedir. Türkiye asma genetik kaynaklarının korunması kapsamında "Milli Koleksiyon Bağı'nda 1500'e yakın çeşit/genotip bulunmaktadır. Bu köklü geçmişi ve zengin genetik çeşitliliği ile Anadolu, literatürde asmanın anavatanı coğrafyası içinde sayılmıştır. Ancak artan çevresel stres faktörlerinin etkisi altında, dünya nüfusunun sürdürülebilir nitelikte beslenebilmesi için bitki gelişimini olumsuz etkileyen değişik stres faktörlerinin azaltılması ve bitkinin bu olumsuz şartlardan etkilenmesini en aza indirmeye yönelik çalışmalar yapılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda melatonin, bitkilerde çeşitli abiyotik ve biyotik streslerle mücadelede rol oynayan önemli bir moleküldür. Farklı bitki türlerinde melatonin uygulamalarının bitkileri çeşitli stres faktörlerine karşı korumada olumlu sonuçlar alınmıştır. Üzüm üretiminde ise melatonin uygulamasının oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bağ Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalında cam serada yürütülen bu çalışma kapsamında, Rupestris du Lot anacına aşılı dört sofralık üzüm çeşidinin ('Müşküle', 'Mevlana', 'Hamburg Misketi' ve 'Razakı') yüksek sıcaklık stresi altında yapraktan melatonin uygulamalarına verdiği fizyolojik ve vejetatif tepkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada eşit miktarlarda ponza ve torf içeren katı hacimli topraksız kültür ortamında yetiştirilen asmalar kullanılmıştır. Melatonin, cam sera ortamında yüksek sıcaklık koşullarının (40 °C) başlangıcından itibaren üç hafta ara ile üç defa yapraktan 0.1, 1.0 ve 10 mM yoğunluklarında uygulanmıştır. Uygulamaları takiben stoma iletkenliği, yaprak sıcaklığı ve yaprak klorofil içeriği değerleri kaydedilmiştir. Büyüme dönemi sonunda ise bitkilerde gelişme özellikleri incelenmiştir. Yapraktan uygulanan melatonin, kullanılan doza ve genotipin tepkisine bağlı olarak birçok parametrede olumlu katkılar sağlamıştır. Uygulama dozları içerisinde 0.1 mM melatonin, kaydedilen birçok parametrede ön plana çıkmıştır. Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, Konya ve benzeri ekosistemlerde kıraç arazilerde yaygın karşılaşılan vejetatif gelişme yetersizliğine karşı asmaların desteklenmesinde yapraktan melatonin kullanımının tavsiye edilebileceği kanaatine varılmıştır.
Farklı klon anaçları ve bu anaçlar üzerine aşılı jeromine elma çeşidinin kuraklık stresi altında morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal tepkilerinin belirlenmesi
Elma dünyanın ekonomik açıdan en önemli meyvelerinden olup, kuraklık stresi küresel elma endüstrisinin gelişimini sınırlayan önemli bir faktördür. Bu çalışmada, 2020 ve 2022 yıllarında 3 farklı klonal elma anaçları ve bu anaçlar üzerine aşılı Jeromine elma çeşidinin kuraklık stresine verdiği morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal tepkiler değerlendirilmiştir. Çalışmada, kontrol grubu tam sulama (%100 tarla kapasitesi) altında yetiştirilirken, diğer grupta bitkiler susuz bırakılmıştır. Morfolojik bulgulara göre, MM111 ve MM106 anaçları, özellikle Jeromine ile kombinasyonlarında, kuraklık altında sürgün uzunluğu, sürgün çapı, yaprak alanı ve kök biyokütlesi gibi büyüme parametrelerini yüksek düzeyde korumuştur. MM111/Jeromine kombinasyonu her iki yılda da en yüksek sürgün uzunluğuna ulaşırken (23.23-20.50cm), M9 ve M9/Jeromine kombinasyonları stres şartlarında ciddi büyüme kayıpları yaşamıştır. Kök yaş ve kuru ağırlığı açısından da MM111 anacı güçlü kök gelişimiyle öne çıkmış, M9 anacı ise en zayıf kök kütlesi sergilemiştir. Fizyolojik değerlendirmeler, yaprak oransal su içeriği (YOSİ), özgül yaprak ağırlığı ve membran geçirgenliği gibi kuraklık stresine duyarlı parametreler üzerinden yapılmıştır. MM106/Jeromine ve MM111/Jeromine kombinasyonları, yaprak içi su dengesini ve hücre zarı bütünlüğünü koruma açısından en başarılı gruplar olmuş; M9 anacı ise en fazla su kaybı ve zar geçirgenliği artışı ile stresin etkilerine karşı en duyarlı anacı olarak belirlenmiştir. MM111 anacı ise zar stabilitesini en iyi koruyarak biyolojik bütünlüğünü sürdürmüştür. Biyokimyasal analizlerde, bitkilerin oksidatif strese karşı enzimatik savunma cevapları ölçülmüştür. Kuraklık uygulamaları ile süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT) ve peroksidaz (POD) aktivitelerinde artış gözlenmiş; bu artışlar kombinasyonlara göre farklılık göstermiştir. MM106/Jeromine kombinasyonu her iki yılda da en yüksek SOD ve POD artış oranlarına ulaşarak oksidatif zarara karşı en aktif savunmayı oluşturmuştur. Öte yandan, MM111/Jeromine kombinasyonu, özellikle KAT aktivitesinde en yüksek değerleri vererek hücre içi hidrojen peroksit (H₂O₂) düzeylerini düşürmede etkili olmuştur. M9 ve M9/Jeromine ise hem enzim aktiviteleri, hem de H₂O₂ birikimi açısından stresle baş etmede en zayıf gruplar olmuştur. Kuraklık stresine toleranslı anacı tercihinde MM111 ve MM106 anaçları öne çıkmakta; bu anaçlar, kurak ve yarı kurak iklim şartlarında Jeromine elma çeşidinin sürdürülebilir yetiştiriciliği için tavsiye edilmektedir.
Farklı demir kaynaklarının "ın vitro" şartlarda böğürtlenin gelişimi üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma, demir eksikliğinin bitki gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla, farklı demir formlarının böğürtlen bitkileri üzerindeki etkilerini araştırmak üzere gerçekleştirilmiştir. Özellikle nanopartikül demirin, geleneksel demir kaynaklarına göre daha etkili olup olmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma, sürdürülebilir tarım uygulamalarında yeni nesil gübrelerin potansiyel kullanımını değerlendirmek açısından önem arz etmektedir. Denemede Sequestrene® 330, FeSO4·7H2O, C10H12N2NaFeO8 ve Fe3O4 NP (0.01, 0.10, 1.00 mgL-1) formları kullanılmış; yaş ve kuru ağırlık, bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak alanı, gövde çapı ve klorofil ile karotenoid içerikleri değerlendirilmiştir. Yaş ağırlık açısından en yüksek değer Sequestrene® 330'da 0.759 ± 0.004 g, en düşük değer kontrol grubunda 0.164 ± 0.001 g olarak bulunmuştur. Kuru ağırlıkta Sequestrene® 330 0.205 ± 0.000 g ile öne çıkmıştır. Bitki boyu 4.166 ± 0.030 cm, yaprak sayısı 9.169 ± 0.940 adet, klorofil-a 0.026 ± 0.006, karotenoid 0.056 ± 0.730 değerleriyle yine bu uygulamada en yüksektir. Fe₃O₄ NP (1.00 mg L-1) ise 2.694 ± 0.006 cm² ile en yüksek yaprak alanını sağlamıştır. Sonuç olarak, Sequestrene® 330 geleneksel demir kaynağı olarak biyokütle üretimi açısından en etkili uygulama olurken; Fe3O4 nanopartiküller özellikle yaprak alanı ve klorofil-a gibi fizyolojik parametrelerde dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Bu bulgular, uygun dozaj ve formülasyonla nanopartikül demir kaynaklarının alternatif gübre olarak kullanılabileceğini, ayrıca bitki gelişimini destekleyerek biyokütle ve verim artışına katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Gelecek çalışmalarda, nanopartikül demir dozlarının optimize edilerek toprak koşullarında test edilmesi önerilmektedir.
Çivril koşullarında yetiştirilen şeftalide farklı ürün yükü uygulamasının verim ve meyve kalitesine etkileri
Bu araştırma 2023- 2024 yılları arasında, Denizli İli Çivril İlçesinde Garnem anacına aşılı Red Haven şeftali çeşidinde farklı derecedeki ürün yükü uygulamalarının verim ve meyve kalite özelliklerine etkilerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Şeftalinin büyümesi ve gelişimi sırasında tam çiçeklenmeden yaklaşık 40 gün sonra, gövde kesit alanına farklı meyve yükü uygulamaları ile bitki materyalleri dört uygulamaya ayrılmıştır. Uygulamalar sonucunda; meyve büyümesi ve gelişimi sırasında ağaçtaki meyve yükü azaldıkça meyvenin boyutunun, ağırlığının, renk kalitesinin artarken, suda çözünen kuru madde içeriğinin (SÇKM), meyve eti sertliğinin ve toplam asit içeriğinin kısmen değişiklik gösterdiği belirlenmiştir. Meyvelerin seyreltilmediği kontrol uygulamasıyla karşılaştırıldığında meyve ağırlıkları 3 meyve/cm² de yaklaşık % 91, 5 meyve/cm² de % 62, 7 meyve/cm² de ise % 37 artış gösterirken; dekardan alınan verim miktarlarında sırasıyla 3 meyve/cm² de % 37 ve 5 meyve/cm² de % 27 azalma olurken, 7 meyve/cm² de % 17 artış tespit edilmiştir. Sonuç olarak GKA (Gövde Kesit Alanı) farklı ürün yükü uygulamalarında meyve yükünün azalmasıyla meyve olgunlaşmasının ilerlediği, bazı uygulamalarda verim miktarlarında azalma olsa da meyve ağırlığının, meyve kalitesinin ve aromasının ürün yükünün azalmasına paralel olarak artış göstererek büyük ölçüde iyileştiği tespit edilmiştir.
Biberde uygulanan su kısıtının tohum verimi ve kalitesine etkisi
Küresel iklim değişikliği ile birlikte etkisini artıran kuraklık stresi bitkilerde büyüme ve gelişmeyi olumsuz yönde etkileyen en önemli abiyotik faktörlerden birisi olmuştur. Kuraklık stresinin bitkilerdeki etkileri değişmekle beraber, olumsuz etkilerini azaltmak için farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Biberde de kuraklık stresi verim ve kalite kayıplarına yol açmasının yanı sıra tohum kalitesi üzerine etkilerinin ne olduğu bilinmemektedir. Bu amaçla Burkalem sivri biber çeşidine bir tam sulama konusu (I100) ve iki stres konusu (tam sulama konusunun %75'si ile sulananlar-I75 ve tam sulama konusunun %50'si ile sulananlar-I50) olmak üzere üç sulama konusu uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, su stresi arttıkça hem karotenoid hem de protein içerikleri artmış ve en düşük karotenoid ve protein içeriği I100 uygulamasından elde edilmiştir. Bibere uygulanan su kısıtı, su stresinin şiddetine bağlı olarak verim ve verim unsurları üzerinde istatistiksel olarak önemli etkilere sahip olmuş, bitki başına en yüksek meyve verimi 191 g ile tam sulamadan elde edilirken, su kısıtı arttıkça verimde önemli kayıplar meydana gelmiştir. Bibere su kısıtı uygulaması tohum kalitesi üzerinde istatistiksel olarak önemli etkilere sahip olmuştur. Tam sulamadan bitki başına 2,99 g tohum elde edilirken, I50 konusundan 0,20 g tohum elde edilmiştir. En yüksek bin tohum ağırlığı tam sulama ve %25 açık sulama uygulamalarından sırasıyla 3,87 ve 3,45 g olarak elde edilmiştir. Ayrıca, su kısıtı biberde tohum çimlenmesini ve çıkış performansını önemli ölçüde kısıtlamıştır. Sonuç olarak, biber tohumu sektörü için tohum üretiminde, tohumlarda ortaya çıkan önemli kalite kayıpları nedeniyle bitkilerin su kısıtına maruz bırakılmaması gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Abiyotik stres, Capsicum annum, küresel iklim değişikliği, fotosentez, tohum kalitesi
Kısıntılı sulama şartlarında topraksız kültür ortamında farklı anaçlar üzerine aşılı Spil Karası sofralık üzüm çeşidinin fizyolojik ve vejetatif gelişmesine kaolin ve deniz yosunu (Ascophyllum nodosum) uygulamalarının etkileri
Sanayi devrimiyle birlikte hızla artmaya başlayan sera gazları, küresel ısınmayı tetikleyerek yeryüzünün ikliminde önemli bir sorun haline gelen değişimlere neden olmuştur. Bu değişimler dünyanın birçok bölgesinde farklı düzeylerde etkiler göstermiş ve diğer tarım kollarında olduğu gibi bağcılığı da etkilemiştir. Özellikle azalan yağış miktarı ve değişen yağış dağılımının bağcılığı birçok yönden etkileyeceği öngörülmektedir. Dünya bağ bölgelerinin genel olarak kurak ekolojilerde olması sebebiyle özellikle kurak ve yarı kurak tarım alanlarında, asmalarda verimliliği sınırlandıran başlıca faktörün su olduğu bildirilmektedir. Bu olumsuzlukları azaltmak amacıyla araştırmacılar, son yıllarda özellikle kuraklığın etkilerini hafifletmek için uygun bir çözüm bulmaya odaklanmışlardır. Bu amaçla, bu çalışmada tam ve kısıntılı sulama şartlarında, farklı anaçlara aşılı (1103 P, 5 BB ve 41 B) ve kendi kökü üzerinde yetiştirilen 'Spil Karası' üzüm çeşidinin kaolin ve deniz yosunu uygulamalarına fizyolojik ve vejetatif tepkileri araştırılmıştır. Çevre faktörlerinin etkilerini sınırlandırmak ve uygulamaların etkilerini daha doğru anlayabilmek amacıyla çalışma topraksız kültür ortamında (eşit hacimde torf ve perlit karışımı) örtü altı koşullarında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen fizyolojik bulgulara göre, kısıntılı sulama ortamındaki aşılı ve aşısız asmalarda klorofil değerleri, yaprak oransal su içeriği ve stoma iletkenliği azalırken, yaprak sıcaklığı, malondialdehit miktarı ve hücre membran geçirgenliği artmıştır. Vejetatif parametreler dikkate alındığında ise, yaprak sayısı, alanı, yaş ve kuru ağırlıkları ile sürgün uzunluğu, sürgün çapı ve odunsu sürgün uzunluğunun kısıntılı sulama ortamında tüm asmalarda azaldığı belirlenmiştir. Kısıntılı sulama şartlarına kaolin ve deniz yosunu uygulamalarının birkaç istisna dışında asmalarda fotosentez verimliliğinde, fizyolojik sürecin daha iyi yönetilmesinde ve dolayısıyla asmalarda stresin etkisinin azaltılmasında olumlu etkiler gösterdiği anlaşılmıştır. Tüm parametrelerde kaolin ve deniz yosununun asmalarda fotosentetik verimliliği arttırmış ve asma fizyolojisi ile vejetatif gelişimini olumlu etkilemiştir. Çalışmada kullanılan anaçlar arasında, 1103 P anacının en iyi fizyolojik ve vejetatif performans gösteren anaç olduğu ve kurak şartlarda önerilebileceği anlaşılmıştır. Bunun dışında genel olarak en iyi sonuçlar sırasıyla aşısız asmalarda, 41 B ve 5 BB anacına aşılı asmalarda görülmüştür. Bu araştırmada, tam ve kısıntılı sulama ortamlarında 1103 P anacının, üzerine aşılı olan 'Spil Karası' üzüm çeşidinin genel özelliklerini belirgin şekilde olumlu etkilediği belirlenmiştir. Kaolin ve deniz yosununun tam ve kısıntılı sulama ortamlarında anaçlara bağlı olarak değişmekle birlikte benzer oranlarda olumlu sonuçlar verdiği belirlenmiştir.
Salisilik asit uygulamalarının topraksız kültürde kısıntılı sulama şartlarında cardinal ve victoria asmalarının fizyolojisi ve gelişimine etkileri
Artan çevresel stres faktörlerinin etkisi altında dünya nüfusunun sürdürülebilir nitelikte beslenebilmesi için, bitki gelişimini olumsuz etkileyen çeşitli stres faktörlerinin yönetimi ve bitkinin bu olumsuz şartlardan etkilenmesini en aza indirmeye yönelik çalışmalar önem arz etmektedir. Bu kapsamda salisilik asit (SA), bitkilerde çeşitli abiyotik ve biyotik streslerle mücadelede rol oynayan önemli bir moleküldür. Farklı bitki türlerinde SA uygulamalarının bitkileri çeşitli stres faktörlerine karşı korumada olumlu sonuçlar alınmıştır. Literatür bulgularına göre, bağcılıkta SA uygulamasının oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bağ Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı'na ait cam serada yürütülen bu çalışma kapsamında, Rupestris du Lot anacına aşılı 'Cardinal' ve 'Victoria' sofralık üzüm çeşidinin tam sulama (TS; tarla kapasitesi) ve kısıntılı sulama (KS; tarla kapasitesinin %50'si) şartlarında yapraktan SA uygulamalarına verdiği fizyolojik ve vejetatif tepkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada eşit miktarlarda ponza ve perlit içeren katı hacimli topraksız kültür ortamında yetiştirilen asmalar kullanılmıştır. SA uygulamaları, cam sera ortamında gün ortası sıcaklığının 40 °C'ye ulaştığı ve sürgün uzunluğunun yaklaşık 40 cm olduğu yaz başlarından itibaren bir ay ara ile üç defa yapraktan 0.5 mM yoğunluğunda uygulanmıştır. KS koşulları, asmalarda yaprak oransal su içeriği ve stoma iletkenliğinde azalma; bitkilerde fizyolojik stres maddelerinden malondialdehit ve elektrolit sızıntı değerlerinde ise artışlara neden olmuştur. KS, asmaların vejetatif gelişme özelliklerini de önemli oranda olumsuz etkilemiştir. Diğer taraftan, yapraktan uygulanan SA, özellikle KS şartlarında asmaların fizyolojik aktiviteleri ile vejetatif gelişiminde önemli artışlar sağlamıştır. Bu nedenle yapraktan SA uygulamaları, iklim değişikliğinin etkisinde artan kuraklık şartlarında sürdürülebilir bağcılık için önerilebilecek bir kültürel uygulama olarak değerlendirilmiştir.
Kayısıda kültür öncesi bor ve kalsiyum uygulamalarının mikroçoğaltım başarısına etkisi
Bu çalışmada materyal olarak, Konya'da yapılan önceki çalışmalar sonucunda anaçlık özellikleri bakımından üstün bulunan 42-25 kayısı genotipine ait, Selçuk Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde mikroçoğaltma ile elde edilmiş 3 yaşındaki fidanlar kullanılmıştır. Kayısı genotipinde eksplant alınacak bitkilere kültür öncesi uygulanan bor (150 ve 300 ppm), kalsiyum (%1 ve %2 CaCl₂) ve bunların kombinasyonlarının in vitro mikroçoğaltma ve köklendirme başarısına etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Kültür öncesinde belirlenen dozlarda Ca ve B püskürtülen bitkiden alınan çelikler, sterilizasyon işlemlerinden geçirilmiş ve MS besi ortamına aktarılmıştır. Çoğaltma aşamasında eksplantlar, yeterli sayıya ulaşıncaya kadar düzenli olarak alt kültüre alınmış ve bu süreç toplam yedi alt kültür boyunca devam etmiştir. Her alt kültürde sağlıklı gelişim gösteren sürgünler bir sonraki ortama aktarılmıştır. Bu aşamada bitki canlılığı, sürgün sayısı, sürgün uzunluğu ve camlaşma oranı değerlendirilmiştir. Köklendirme aşamasında ise köklenme oranı, kök sayısı, kök uzunluğu ve apikal nekroz oranları incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre sürgün sayısı en fazla kontrol grubunda (9,40 adet/eksplant) belirlenmiştir. Sürgün uzunluğu ise en yüksek 300 ppm B uygulamasında kaydedilmiştir. Camlaşma oranı en yüksek yine 300 ppm B'de gözlenmiş ancak %1 CaCl₂ ve bazı kombinasyonlarda tamamen engellenmiştir. Köklenme oranı kontrol dahil tüm uygulamalarda %100 gerçekleşirken, kök sayısı özellikle %1 CaCl₂ ve kontrol'de öne çıkmıştır. Kök uzunluğu %1 CaCl₂ ve kombinasyonlarında en yüksek seviyelere ulaşmıştır. Ayrıca apikal nekroz oranı en düşük %1 CaCl₂ uygulamasında kaydedilmiş ve bu uygulamanın önemli bir baskılama etkisi yaptığı belirlenmiştir.
Erkenci domates hatlarında bazı biyokimyasal özelliklerin belirlenmesi
Bu çalışmada Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin gen bankasında bulunan; Domates Mozaik Virüsü (ToMV), Domates Sarı Yaprak Kıvırcıklık Virüsü (TYLCV), Domates Lekeli Solgunluk Virüsü (TSWV), Nematod (Mi), Verticillium dahlie (Vd), Fusarium (Fol) ve Domates Yaprak Küfü (Clad) gibi hastalıklara dayanıklık kazandırılmış 20 erkenci domates saf hat kullanılmıştır. Bu hatların meyve kabuk rengi, pH, toplam karoten ve ksantofil, titre edilebilir asitlik, briks, toplam fenolik, toplam şeker, indirgen şeker, askorbik asit (C vitamini), likopen ve β-karoten gibi özellikleri üzerinde durulmuştur.Yürütülen bu tez çalışmasında, ıslah programlarında verim, hastalıklara ve zararlılara dayanıklılık gibi konuların yanında meyve kalite özelliklerinin önemi vurgulanmıştır. Biyokimyasal özellikleri bakımından üstün hatların belirlenmesi ile daha sonra yapılacak çalışmalarda kaliteli ticari çeşitlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan hatların bitki başına verimleri 2.5-9.2 kg arasında değişirken, ortalama meyve ağırlıklarının 86-246 g arasında değiştiği saptanmıştır. Çalışma sonucunda domates meyvelerindeki L*değerleri 30.87-45.35, a* değerleri 8.36-21.48, b* değerleri 15.28-42.17 arasında değişim göstermiştir. Domates meyvelerindeki toplam karoten içeriğinin 80.2-197.5 mg/100 g, toplam ksantofil içeriğinin 115.3-256.6 mg/100 g, titre edilebilir asitliğin %0.27-0.40, pH'nın 3.75-4.95, briks değerlerinin %2.60-6.30, C vitamini içeriğinin 10.50-28.78 mg/100 g, likopen içeriğinin 1.6-4.09 mg/100 g arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Toplamve indirgen şeker içerikleri ise sırasıyla 7.31-17.51 mg/g ve 2.46-6.57 mg/g arasında bulunmuştur. Bu değerlerin incelenmesi sonucunda H7, H17 ve H3 hatlarının biyokim yasal özellikleri bakımından üstün hatlar olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu veriler genetik kaynaklar ile geliştirilecek yeni çeşitlere yarar sağlaması ümit edilmektedir.
Oksalik asit uygulamalarının marulda verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırmada, marul yetiştiriciliğinde farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerini belirlemek hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışmada bitkisel materyal olarak Yedikule 5107 çeşidi kullanılmış ve marul bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0, 2, 4 ve 6 mM) oksalik asit uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda marulda uygulamalara göre bitki ağırlığının 343.02-432.57 g/bitki, bitki boyunun 28.0-30.35 cm, bitki çapının 26.67-28.72 cm, yaprak uzunluğunun 21.23-22.44 cm, kök boğazı çapının 19.11-21.49 mm ve yaprak sayısının 47.57-55.63 adet/bitki arasında değiştiği saptanmış ve en yüksek verim değerlerinin 2 mM oksalik asit uygulamasından elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada klorofil SPAD değeri ve toplam fenolik madde içeriği sırasıyla; 37.47-39.31 SPAD ve 67.35-103.98 mg/100g arasında değişim göstermiştir. En yüksek klorofil SPAD değeri 2 mM oksalik asit dozundan elde edilirken; en yüksek fenolik madde değeri 4 mM oksalik asit dozundan elde edilmiştir. Çalışma sonucunda uygulamalara göre L*, a*, b* ve C* değerlerinin sırasıyla; 47.43-48.76, -17.55- -18.26, 27.89-28.68 ve 32.95-34 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiş ve en yüksek L* değerine 2 mM oksalik asit uygulamasında, en yüksek a*, b* ve C* değerlerine ise 2 mM ve 4 mM oksalik asit uygulamalarında ulaşılmıştır. Ayrıca marul yapraklarındaki antiradikal değerleri %42.36-82.64 arasında değişirken; P, K, Mg, Fe ve Mn değerlerinin sırasıyla; 7.39-8.40 g/kg, 54.4-75.4 g/kg, 2.13-2.71 g/kg, 161-202 mg/kg ve 38.3-48 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde oksalik asit uygulamalarının marulda verim, kalite ve besin elementi içeriklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.
Bazı beef tipi domates hatlarının morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmada 20 adet beef tipi domates hattının verim, bazı kalite özellikleri, bazı zararlı ve hastalıklara karşı dayanımlarının ortaya konulması ve bu hatlarda bazı morfolojik özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada UPOV kriterlerine göre yapılan gözlem ve değerlendirmelerin sonucunda; hatların tamamında hipokotilde antosiyan oluşumunun olduğu ve bitki büyüme tipinin sırık (indeterminate) olduğu belirlenmiştir. Çalışmada Bd 24 hattı dışındaki tüm hatlarda meyve olgunluk renginin kırmızı ve meyve olgunluk aşamasından önce yeşil omuz oluşumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada Tomato Brown Rugose Fruit Virus dayanıklı bir hat tespit edilememesine karşılık; 5 domates hattının (Bd 3, Bd 9, Bd 11, Bd 16 ve Bd 24) Fusarium oxysporum f. sp. radicis-lycopersici etmenine karşı dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma sonucunda domates hatlarının toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, suda çözünebilir kuru madde miktarı, askorbik asit miktarı, likopen, ß-Karoten ve toplam fenolik madde miktarlarının sırasıyla; 6.60-14.93 ton/da, 200.80-384.00 g, 71.95-98.29 mm, 53.68-75.05 mm, %6.10-9.60, 20.03-25.57 mg/100 g, 4.69-9.68 mg/100 g, 0.83-2.17 mg/100 g ve 13.28-30.72 mg/100 g arasında değişim gösterdikleri tespit edilmiştir.
Bazı biyostimülant uygulamalarının öküzgözü üzüm çeşidinde verim ve kalite üzerine etkileri
Bağlarda yoğun sentetik kimyasal kullanımı ile doğal dengenin bozulması, çevre kirliliklerinin oluşması ve canlılarda hayati tehlikelerin ortaya çıkması sürdürülebilir bağcılık tekniklerinin ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Sürdürülebilir bağcılık kapsamında uygun maliyetli, çevre dostu tekniklerden biri de biyostimülant uygulamalarıdır. Bu çalışmada biyostimülant uygulamalar kapsamında Colostrum (hayvansal amino asit), Vulcano (bitkisel amino asit) ve BlackJak (humik asit) ticari isimli preparatların Öküzgözü çeşidinde verim ve kalite üzerine etkileri incelenmiştir. Biyostimülant uygulamaların etkileri tane eni, boyu, 100 tane ağırlığı, salkım eni, boyu, ağırlığı, verim, pH, SÇKM, titrasyon asitliği, olgunluk indisi, renk değerleri, toplam fenolik madde, toplam flavanoid miktarı, antosiyanin ve L-askorbik asit değerlerinin saptanması ile belirlenmiştir. Biyostimülant uygulamaları arasında salkım boyu, tane L değeri, titrasyon asitliği, olgunluk indisi, SÇKM ve L- askorbik asit değerlerinde önemli farklılıklar belirlenmiştir. Salkım boyu en yüksek değeri Colostrum (HA=21.99 cm) uygulamasında, tane L değeri (33.67) BlackJak (HU) uygulamasında tespit edilmiştir. En yüksek SÇKM değeri Vulcano (BA=17.37°Brix), Kontrol (17.22°Brix) ve Colostrum (HA=17.10°Brix) uygulamalarında belirlenmiştir. Titrasyon asitliği Kontrolde (5.82) en düşük, BlackJak+Colostrum (HU+HA=7.98) ve Colostrum (HA=7.73) uygulamalarında en yüksek değerleri almıştır. Tanelerde en yüksek antosiyanin miktarı BlacJack+Colostrum da (HU+HA=1396.20 mg/100g TA) olurken L- askorbik asit değeri Vulcano uygulamasında (BA= 8.47 mg/100g TA) belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular genel olarak göz önünde bulundurulduğunda üretim sırasında yapraktan uygulanan biyostimülantların asmalarda verim ve kalitenin arttırılmasına yönelik olarak tavsiye edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Ebeveyn potansiyeli yüksek bazı domates hatlarının verim ve meyve kalite niteliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin gen havuzundaki beef, salkım ve tekli özellik gösteren oturak ve sırık domates (Solanum lycopersicum) grubuna ait genotipler kullanılarak yapılmıştır. Yürütülen bu tez çalışmasında, ıslah programlarında en önemli kriterler arasında yer alan; verim, hastalık ve zararlı dayanıklılığı gibi konuların yanısıra meyve kalite nitelikleri de ön planda tutulmuştur. Genotiplerde morfolojik ve agronomik özellikleri değerlendirmek için bitki ve meyveden fenotipik gözlemler alınmıştır. Boğum arası uzunluk, bitki boyu, toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meye çapı, meyve kabuk rengi, meyve sertliği, SÇKM, titre edilebilir asitlik, pH, EC değerleri, duyusal analizler ve toplam fenolik, toplam antioksidan, Vitamin C, likopen, B-karoten gibi özellikler bakımından tüm genotipler değerlendirilmiştir. Biyokimyasal özellikleri bakımından üstün olan genotiplerin belirlenmesi ile gen havuzundaki varyasyon görülmüştür. Bu sonuçlardan elde edilen bilgiler melezleme çalışmalarında ebeveyn seçiminde kullanılacak olup kaliteli ticari çeşitlerin geliştirilmesine olanak sağlayacaktır. Bu çalışmada kullanılan genotiplerin bitki başına verimleri 1.20-5.24 kg/bitki arasında değişim gösterirken ortalama meyve ağırlıklarının 60.22-579.5 g arasında değiştiği görülmüştür. Çalışma sonucunda domates meyvelerindeki L* değerlerinin 34.43-45.68, a* değerleri 23.67-39.82, b* değerleri 15.62-46,84 arasında değişim gösterdiği görülmüştür. Meyvelerdeki, titre edilebilir asitliğin %0.21-0.56, pH'nın 3.70-4.81, SÇKM miktarının %2.50-4.91, C vitamini içeriğinin 5.48-15.39 mg/100 g, likopen miktarının 3.90-12.89 mg/100 g, B-karoten miktarının 0.65-3.10 mg/100g, toplam fenolik madde içeriğinin 0.74-3.13 mg/g, antioksidan kapasitesinin ise %22.61- 67.11 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Bu kalite niteliklerinin incelenmesi sonucunda TBT2110, TBT2115, TBT2133, TBT2147, TBT2188 numaralı genotiplerinin biyokimyasal içerik yönünden üstün özellikte olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu veriler mevcut genetik kaynaklar ile geliştirilerek yeni çeşit eldesine katkıda bulunması beklenmektedir.
Melez armut (Pyrus communis L.) popülasyonunda ağaç ve meyve kalite özelliklerinin kombinasyon kabiliyetleri ve bu özelliklerin genetik parametre tahminleri
Bu çalışma, armutta hedef odaklı ıslah çalışmalarının planlanabilmesi maksadı ile yürütülmüş olup, çalışma sonucunda fenolojik, pomolojik, kimyasal ve morfolojik özelliklere ait genetik parametreler ile ebeveyn çeşitlerin incelenen özellikler yönünden damızlık değerleri hesaplanmıştır. İncelenen tüm özelliklerin kantitatif yapıda olduğu tespit edilirken, tam çiçeklenme zamanının (%31) kalıtımında, genotip etkisi, hasat zamanı (%83) ve tam çiçeklenmeden hasada geçen süreye (%86) göre çok daha düşük düzeyde tespit edilmiştir. Meyve eni ve meyve boyu özelliklerinin dar anlamlı kalıtım dereceleri sırası ile %11 ve %10 olarak hesaplanırken, armudun piriform şeklinden dolayı meyve ağırlığının kalıtım derecesi (%38) daha yüksek düzeyde bulunmuştur. İncelenen kimyasal özelliklerin dar anlamlı kalıtım dereceleri ise titre edilebilir asit (%17) < suda çözünebilir kuru madde (%23) ve pH (%27) şeklinde sıralanmıştır. Ağaç özelliklerinden dallanma açısı, sürgün uzunluğu ve boğum sayısı özellikleri ise sırası ile %35, %40 ve %52 düzeylerinde dar anlamlı kalıtım derecesine sahip bulunmuştur. Erkenci genotiplerin eldesinde, 'Akça' çeşidi hem ana (204.88 gün) hem de tozlayıcı (211.32 gün) olarak ön plana çıkarken, geçci genotiplerin geliştirilmesinde ise benzer sonucu ana ebeveyn olarak 236.11 gün ile 'Kieffer', tozlayıcı olarak 'Ankara' (239.09 gün) göstermiştir. Meyve ağırlığının arttırılması bakımından ana ebeveyn olarak 'Kieffer' (109.53 g), tozlayıcı olarak ise 'Williams' (137.63 g) ön plana çıkmıştır. Melezlerinde yanak oluşumu yönünden ana ebeveyn olarak 'Kieffer' (73.49), tozlayıcı olarak ise 'Moonglow' (68.54) ümitvar sonuçlar sergilemiştir. 'Ankara' hem şeker (%15.67) hem de asit miktarı (%0.39) yüksek genotiplerin ıslahında tozlayıcı olarak üstün performans göstermiştir. 'Maggness' (%15.71) şeker, 'Kieffer' ise (%0.39) asitlik bakımından ana ebeveyn olarak dikkat çekmiştir.
Farklı anaçlar üzerine aşılanan J.H. Hale şeftali çeşidinde aşı kaynaşma mekanizmasının anatomik ve biyokimyasal olarak incelenmesi
Bu araştırmada, aşı uyuşmazlığı mekanizmasının farklı yöntemler ile açıklanması ve erken tespit edilebilmesi amacıyla metodolojik protokollerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bitkisel materyal olarak J.H.Hale şeftali çeşidi ile şeftali çöğürü, Garnem, GF 677, badem çöğürü ve Myrobolan 29C anaçları kullanılmıştır. Uyuşur homograft ve heterograft aşı kombinasyonları ile uyuşmaz heterograft aşı kombinasyonlarında anatomik-histolojik incelemeler, biyokimyasal analizler ve morfolojik gözlemler yapılmıştır. Tüm aşı kombinasyonlarında, kallus dokusunun meydana geliş zamanı ve nekrotik alan yoğunluğu aşı elemanları arasındaki uyuşma/uyuşmazlığa ve homograft/heterograft olma durumlarına göre farklılıklar göstermiştir. Aşılamadan 24 ay sonra J.H.Hale/Myrobolan 29C aşı elemanlarının birbirinden kesin bir çizgi ile ayrıldığı, diğer aşı kombinasyonlarının ise tek bir bitki formunu aldıkları gözlemlenmiştir. Toplam fenolik ve toplam flavonoid madde miktarlarının aşılı bireylerde, aşısızlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aşılamadan 24 ay sonra toplam fenolik madde miktarı en düşük J.H.Hale/Şeftali çöğürü (32.97 mg/g), en yüksek J.H.Hale/Myrobolan 29C (68.14 mg/g) kombinasyonlarında, toplam flavonoid madde miktarı ise en düşük J.H.Hale/Şeftali çöğürü (15.19 mg/g), en yüksek J.H.Hale/Myrobolan 29C (39.34 mg/g) kombinasyonlarında belirlenmiştir. Uyuşmaz heterograft J.H.Hale/Myrobolan 29C kombinasyonunda Rf=50 bandı, uyuşur homograft J.H.Hale/Şeftali çöğür kombinasyonunda Rf=46 bandı bulunmuştur. En yüksek peroksidaz aktivitesi uyuşmaz J.H.Hale/Myrobolan 29C kombinasyonunda (7.8 ΔAg-1dk-1), en düşük peroksidaz aktivite değeri ise J.H.Hale/Şeftali çöğürü kombinasyonunda (4.1 ΔAg-1dk-1) belirlenmiştir. Aşılamadan sonra tüm kombinasyonların fotosentetik pigmentlerinde azalma görülmüştür. Aşılamadan 24 ay sonra toplam klorofil-klorofil a değerleri en yüksek J.H.Hale/GF 677 (1.73 mg/g-1.08 mg/g), en düşük J.H.Hale/Myrobolan 29C (0.42 mg/g-0.29 mg/g) kombinasyonlarında tespit edilmiştir. Morfolojik gözlemlerde, J.H.Hale/Myrobolan 29C fidanlarının diğer aşı kombinasyonu fidanlarına göre zayıf gelişim gösterdiği belirlenmiştir.
Bazı elma çeşitlerinde hasat sonrası kuşburnu esansiyel yağı ve kalsiyum klorür uygulamasının muhafaza süresi ve meyve kalitesine etkisi
Bu çalışmada, 'Starkrimson Delicious', 'Golden Delicious' ve 'Granny Smith' elma çeşitleri meyvelerinde derim sonrası kalsiyum klorür (CaCl2), kuşburnu esansiyel yağı (KEY), ve CaCl2 ile KEY'ının kombinasyon şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamalarının meyvelerin depo ömrü ve depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, meyveler derim sonrası 4 gruba ayrılmış, 1. gruptaki kontrol meyveleri saf suya daldırılmış, 2. gruptaki meyvelere %1.5 CaCl2, 3. gruptaki meyvelere %2 KEY ve 4. gruptaki meyvelere de CaCl2 (%1.5) ile KEY'nın kombinasyon (%2) şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamaları yapılmıştır. 'Starkrimson Delicious' çeşidinde en düşük ağırlık kaybı (%2.59) CaCl2 + KEY kombine uygulamasında, 'Golden Delicious' çeşidinde (%0.80) KEY uygulamasında saptanmıştır. 'Starkrimson Delicious' ve 'Golden Delicious' çeşitlerinde depolama sonunda en yüksek meyve eti sertliği (sırasıyla 7.90 ve 6.05 lb) KEY uygulamasından elde edilmiştir. 'Granny Smith' çeşidinde KEY uygulaması (%56.48) meyve sertliğini diğer uygulamalara göre daha iyi korumuştur. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde titre edilebilir asitlik kaybı en az (sırasıyla %8.20 ve %40.21) CaCl2 uygulamasında, 'Golden Delicious' çeşidinde KEY uygulamasında (%21.9) olmuştur. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde depolama sonunda en düşük solunum hızı KEY uygulamasında (sırasıyla 43.02 ve 44.64 µLCO2/kg.s), 'Golden Delicious' çeşidinde CaCl2 + KEY kombine uygulamasında (35.27 µLCO2/kg.s) kaydedilmiştir. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde meyve kabuğu rengini ve canlılığını en iyi koruyan uygulama KEY olmuştur. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde 'Starkrimson Delicious', 'Golden Delicious' ve 'Granny Smith' elma çeşitleri meyvelerinde derim sonrası CaCl2, KEY, ve CaCl2 ile KEY'nın kombinasyon şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamalarının depolama boyunca meyvelerin kalite özelliklerinin korunmasında olumlu katkılarının olduğu saptanmıştır.