Tokat Gaziosmanpaşa University
Discipline

Coğrafya Anabilim Dalı

Tokat Gaziosmanpaşa University

851

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin ekolojik bölgeleri: Holistik coğrafi yaklaşım

Ekolojik bölgeler, çevre toplum ilişkisinin sürdürülebilir yönetimi sürecinde benzer coğrafi koşullara sahip alanların sınıflandırıldığı ve tanımlandığı önemli platformlar olarak kabul edilmektedirler. Bu platformlar iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve sürdürülebilir olmayan arazi kullanımı gibi antropojenik etkilerin üstesinden gelebilmek için yardımcı olabilecek rehberler, doğal dinamiklerin ve insan faaliyetlerinin etkilerini değerlendirmenin ve izlemenin mümkün olduğu referans modellerdir. "Türkiye'nin Ekolojik Bölgeleri: Holistik Coğrafi Yaklaşım" isimli bu doktora tez çalışması, 1926 yılından günümüze kadar ki sürece dair bölgeleme çalışmalarını literatür kritiği bağlamında değerlendirerek Türkiye'nin ekolojik bölgelerinin holistik ve ilişkisel bir yaklaşımla, yeni veri ve yöntemlerle güncel bir haritasını oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda uygulama sürecinde ilk olarak 5 ana çevresel koşul içerisinden 21 girdi coğrafi değişken belirlenmiş, coğrafi değişkenlerin CBS ortamında ön hazırlık sürecinin ardından Lebart modeli ile sentezi gerçekleştirilmiştir. Lebart modeline dayanarak üretilen Türkiye'nin ekolojik bölgeleri haritası, tekrarlanabilir, her aşamasında istatistiki göstergelerle sınanabilir ve savunulabilir bir yapıda 6 km2'lik yüksek çözünürlük ve lejant tablo bilgileriyle yüksek ayrıntı düzeyi sunmaktadır. Ana bulgu olarak elde edilen Türkiye'nin ekolojik bölgeler haritası ve lejant tablosu, dört ana küme ve alt kümelerinde sunulan 20 bölge içermektedir. Sonuç olarak Türkiye'nin zengin ortamsal çeşitliliğini ayırt etmede başarılı, her girdi değişkenin çıktı haritada temsil olduğu, örüntüleri keşfetme noktasında hassas, açıklayıcı ve ilişkisel öznitelik bilgisi sunma becerisi olan, çevresel değişken, olay ve olgular ile ilişkilendirilebilecek kapasitede özgünlük ve doğruluk arz eden bir yapıya sahip Türkiye'nin ekolojik bölgeleri haritası ve lejant tablosu üretilmiştir. Çalışma, izlediği yöntemsel süreç ve ortaya koyduğu bulguları bazında çevre toplum ilişkisine çevre okur yazarlığının sentez dili olarak katkı sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Aynı zamanda günümüz dünyasında katlanarak artan ve çözümlenmesi bir probleme dönüşen büyük mekânsal veri hacmini çözümleyebilme ile örüntüsünü tanımlama noktasında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Beşeri coğrafyaFiziki coğrafyaTürkiye coğrafyası
Ahmet Köse
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Endemik bitki coğrafyaları: Sultan Dağları örneği

Bu tez çalışması, Sultan Dağları'nda endemik bitki taksonlarının dağılımı ile bu dağılımda etkili olan bitki tür çeşitliliği (alfa ve beta çeşitliliği) ve çevresel değişkenler (topoğrafya, litoloji, iklim, bitki ve insan) arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, 95 ana örnek alanda ve 380 alt örnek alanda arazi çalışmaları gerçekleştirilmiş ve bitkilere ait tür bilgisi, birey sayısı, tür bolluk verisi, kapladıkları alan ve habitat özellikleri gibi bitki verileri elde edilmiştir. Elde edilen endemik bitki verileri ile alfa çeşitlilik değerleri ve beta çeşitlilik değerlerinin arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Alfa çeşitlilik indis değerleri ile endemik bitkilerin çevresel değişkenler ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada, çeşitlilik değerlerinin dağılım özellikleri mekânsal analizler ve ekoloji tabanlı modellemeler kullanılarak haritalar oluşturulmuştur. Çalışma sonuçlarına göre, Sultan Dağları'nın endemik bitki taksonları ve bitki çeşitliliği açısından dağlık alanın kuzey ve doğu kesimlerinin diğer alanlara göre daha zengin olduğu tespit edilmiştir. Alfa çeşitlilik indisleri ile endemik bitki taksonları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunurken, beta çeşitliliği ile de genel olarak pozitif ilişki görülmektedir. Çevresel değişkenler arasında, eğim ve engebelilik değerlerinin bitki çeşitliliği ile endemik bitki dağılımında etkili olduğu görülmektedir. Engebelilik ve eğim değerleri ile çeşitlilik ve endemik bitkiler arasında pozitif bir korelasyon olduğu saptanmıştır, ancak iklimsel değerler ile endemik bitkiler arasında negatif bir ilişki belirlenmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen bilgiler ve veriler, alanın biyolojik çeşitliliğini ve endemik bitki taksonlarının dağılım özelliklerini, çeşitlilik değerlerini ve çevresel değişkenler ile ilişkisini ilk kez kantitatif bir yaklaşımla belirlemektedir.

Seda Kaya Köse
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Toprak erozyonuna duyarlı alanların değerlendirilmesi: Yarışlı Gölü alt havzası örneği

Doğal ve jeomorfolojik bir süreç olan toprak erozyonu, bugün dünyada tarım, doğal kaynaklar ve çevre üzerinde olumsuz etkiler yaratan önemli problemlerden biridir. Sürdürülebilirliğin temel ilkesi, arazi bozulumunun engellenmesine yönelik çalışmaların yapılmasıdır. Çalışma alanı genel olarak gözlendiğinde arazi planlama anlayışından kaynaklanan sorunların doğal ortam üzerinde baskı yarattığı anlaşılmaktadır. Yarışlı Gölü alt havzası dik ve eğimli yamaçlara sahip olması nedeniyle arazi bozulumuna ve toprak erozyonuna duyarlı bir alan olduğundan yanlış arazi kullanımlarının sonucunda uzun vadede yıpratıcı sonuçlara yol açan toprak kayıplarına sebebiyet verebileceği öngörülmektedir. Bu çalışmada Yarışlı Gölü alt havzasındaki yanlış arazi kullanımının yıllar içerisinde geçirdiği değişimin jeomorfolojik birimler üzerinde oluşturduğu etkilerin erozyon duyarlılığı ile değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma alanında farklı çevresel koşullardaki hidrolojik olayları detaylandırarak canlandırma yeteneğine sahip bir hidrolojik model olan SWAT (Soil and Water Assessment Tool) Model kullanılarak arazi simule edilmiştir. Modellenen arazi, çalışma sahasında elde edilen yersel ölçümlerle desteklenerek sınıflandırılmış ve birçok harita üretilmiştir. Erozyon değerlendirme çalışmaları, toprak kaybının boyutunu belirlemek, erozyona duyarlı bölgeleri tanımlamak ve uygun koruma ve yenileme stratejileri geliştirmek için temelini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile yapılmak istenen, Türkiye'de ve Dünya'da doğal bir tahribat olarak karşımıza çıkan erozyonun sonuçlarını Yarışlı Gölü Alt Havzasında değerlendirmektir.

Toprak erozyonu
Bedran Abi
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Burdur ilinde kültür turizmi: Çekici faktörler ve engeller

Bu araştırmada, Burdur ilinde kültür turizminin gelişmesini teşvik etmek amacıyla üç konu üzerinde durulmaktadır. Araştırmanın ilk amacı, Burdur ilinin kültür turizmi potansiyelini ortaya koymak için Burdur ilinde yer alan kültürel çekicilikler ile Burdur ilini kültür turizmi açısından çekici kılan faktörleri ele almaktır. Araştırmanın ikinci amacı ortaya konulan kültür turizmi potansiyelinin turizm alanında kullanılmasını engelleyen faktörleri tespit etmektir. Araştırmanın üçüncü amacı ise yapılan görüşmelerden ve saha çalışmalarından hareketle, Burdur ilinde yer alan kültürel miras değerlerinin sürdürülebilirliğini temel alan ve kırsal kalkınmayı destekleyen kültür turizminin gelişmesini teşvik edecek öneriler getirmektir. Araştırmanın verileri, Burdur ilinde turizm alanında faaliyet gösteren turizm paydaşları ile yapılan görüşmeler ile Burdur ili genelinde bulunan kültür varlıklarının yer aldığı alanlara yönelik 2022-2023 yılları içerisinde yapılan arazi çalışmalarından elde edilmiştir. Görüşme yolu ile elde edilen veriler, Burdur ilinde turizm alanında çalışan turizm paydaşları arasından amaçlı örneklem ve kartopu örnekleme yöntemi ile seçilen 61 turizm paydaşı ile 2022 yılı içinde, Mayıs ve Aralık ayları arasında yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen veriler, ilk olarak manuel olarak içerik analizine tabi tutulmuş ve daha sonra MAXQDA 2020 programına yüklenerek, bu program aracılığı ile kodlamalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonrasında Burdur ilinde kültür turizminin geliştirilmesi açısından ili çekici kılan özellikler ve kültür turizminin gelişmesini engelleyen faktörlere dair turizm paydaşlarının görüşleri ile ilgili ana temalar, alt temalar ve kodlar belirlenmiştir. Sonraki aşamada ise elde edilen bulgular, Hiyerarşik Kod Alt Kod Modeli aracılığı ile görselleştirilerek analiz edilmiştir. Araştırmada Burdur ilinin sahip olduğu somut ve somut olmayan kültürel miras zenginliği, coğrafi özellikleri ve doğal çekicilikleri gibi başlıca özelliklerin Burdur ilini kültür turizmi açısından çekici kıldığı ancak altyapı ve üstyapı yetersizlikleri, tanıtım ve pazarlama yetersizlikleri, kamusal-idari problemler, insan kaynağı yetersizlikleri, koruma problemleri, politika oluşturma ve planlama yetersizlikleri gibi engelleyici faktörler nedeniyle, bu potansiyelin turizme kazandırılamadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle araştırmanın son aşamasında, kültür turizmi aracılığı ile Burdur ilinde kırsal kalkınmayı desteklemek, yerel halkı ve diğer turizm paydaşlarını sürece dahil etmek ve ildeki kültürel değerlerin korunması ile sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik öneriler getirilmiştir. Bu kapsamda kültürel ve doğal miras öğelerini bütüncül bir şekilde ele alan kültür rotası önerileri getirilmiştir.

Beşeri coğrafyaKültürel turizmTurizm coğrafyası
Uğur Tozkoparan
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Karadeniz Bölgesindeki örnekleri ile farklı oluşum şartları altında gelişen heyelan set göllerinin jeomorfolojik indislerle değerlendirilmesi

IPCC iklim raporlarına göre Türkiye'nin güneyinde yoğun sıcaklıklar orman yangınlarına neden olurken, artan sıcaklık ve buharlaşma kuzeyde ani ve yoğun yağışları tetiklemektedir. Bu senaryo, Akdeniz'deki orman yangınları ve Karadeniz'deki ani yağışlarla yaşanan sel ve taşkınlarla doğrulanmıştır. Bu bağlamda, Karadeniz Bölgesi'ndeki yoğun yağışların heyelan set gölleri üzerindeki etkilerini araştırmak bu tez çalışmasının amacını oluşturur. Çalışma, Karadeniz Bölgesi'nde seçilmiş sekiz heyelan set gölünün (Sülüklü, Sünnet, Boraboy, Zinav, Gaga, Sera, Uzungöl, Karagöl) jeomorfolojik indislere göre değerlendirilmesini hedeflemektedir. Araştırma, sekiz heyelan set gölünün jeolojik ve jeomorfolojik dinamiklerini değerlendirerek, göllerin oluşum süreçlerini, fiziki coğrafya özellikleri ve göllerin sürekli olma ve bozulma durumları ayrıntılı olarak incelemiştir. Bu durumları belirlemek için jeomorfolojik indisler kullanılmış ve arazi çalışmalarında farklı yöntemler uygulanarak veriler toplanmıştır. Çalışma sonucunda her bir gölün kendine özgü oluşum süreçleri ve dinamikleri belirlenmiştir. Sülüklü, Sünnet, Boraboy ve Zinav Gölleri tektonik hareketler ve litolojik faktörlerle meydana gelmiştir. Gaga Gölü, farklı bir dinamik sistemin ürünü olarak yeni bir tipte gelişmiş heyelan set gölü olarak sınıflandırılmıştır. Gaga ve Sera Gölleri'nin oluşumunda ani yağışlar etkilidir. Uzungöl ve Karagöl'de ise kar yağışı ve kar erimeleri göllerin oluşmasında etken olmuştur. Sekiz göl arasında risk ve tehdit potansiyeli değerlendirildiğinde, en fazla risk Zinav'da, ardından Sera ve Uzungöl'de bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Heyelan set gölleri, heyelan, jeomorfolojik indisler.

Fiziki coğrafyaFlüvyal jeomorfolojisiJeomorfometrik analiz
Onur Yayla
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Arzu coğrafyalarının yeniden üretimi: Yerli hamamda yabancı göçmen kadın çalışanlar

Günümüzde Asyalı kadınların küresel beden emeği göçleri, ağlar ve aracı firmalar aracılığıyla giderek yaygınlaşmaktadır. Bu göç dinamikleri, hamam sektöründe faaliyet gösteren yabancı masözlerin kümelenmesini artırırken, aynı zamandatemas temelli arzu coğrafyalarının genişlemesine olanak tanımaktadır. Dolayısıyla bu araştırmada, Asyalı kadınların göç ve istihdam süreçlerine odaklanılmakta ve göçmen kadınların kullandığı aracı firmaların ve ilişki ağlarının rolü detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bu kapsamda nitel bir metodoloji ile yürütülen araştırmada, Asyalı göçmen kadınlar, aracı firmalar, işverenler ve müşteriler olmak üzere toplamda 51 kişi ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bulgular, hamamın arzu coğrafyasının çok aktörlü bir mekânını oluşturduğu yönündedir. Aracı firmalar ve ağlar vasıtasıyla giderek artan bu görünüm, Alanya'daki geleneksel hamamların içine masaj gibi yeni bir formun eklenmesine yol açarken, aynı zamanda arzu coğrafyalarının yeniden üretilmesine de olanak sağlamıştır. Sonuçta, Asyalı göçmen kadınların hamam sektöründeki etkin varlığı, göçün kadın boyutunu vurgulayan önemli bir örnektir. Bu göçmen grubunun kullandığı ara yapılar, küresel beden emeğinin farklı coğrafyalara yayılmasını kolaylaştırarak çeşitli bölgelerde arzu coğrafyalarının oluşumuna katkıda bulunmaktadır.

Aycan Özlü
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Post-modern coğrafyaların turizm mekânları üzerinden incelenmesi: Antalya örneği

Dünyada 20. Yüzyılın sonlarına doğru modernizmin sert ve kuralcı kurumlarına karşı eleştirel hareketlenmeler başlamıştır. Bu hareketlenmeler 'post-modern' olarak adlandırılmış, kavramsallaştırılmış ve teorize edilmiştir. Dolayısıyla toplumları içerisinde barındıran mekânsal düzlemler, üretim-tüketim ilişkileri çerçevesinde yeniden yapılanma süreçlerine maruz kalmış, farklılaşmış, parçalanmış ve ifade ettikleri anlamlar çoğalmıştır. Turizm mekanları da bu değişimlerden etkilenmiş, giderek daha 'post-modern' görünümlere kavuşmuş, 'temalarla' ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu çalışma kapsamında, üretim-tüketim ilişkileri ve toplumsallık kapsamında post-modern turizm mekanlarının meydana geliş ve oluş süreçlerinin, mekanların içerisinde bulunan unsurlar üzerinden anlamlandırılmaya çalışılacaktır. Bu amaca yönelik Antalya il sınırları içerisinde yer alan üç adet turizm mekânı belirlenmiş, bu mekanlarda post-modernizmin izlekleri aranmıştır. Araştırma sahaları "The Land of Legends, Digiverse ve Sandland"dir. Bu çalışmanın yöntemi olarak ise nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Dolayısıyla bu kapsamda 30 katılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, gözlem ve doküman verileri üzerinden incelemeler yapılmıştır. Buradan elde edilen veriler, temalara ayrılmış ve bu şekilde analiz edilmiştir. İncelemeler sonucunda, araştırılan turizm mekanlarının yoğun bir şekilde post-modern unsurlar ile donatıldığını; The Land of Legends'ın eklektik mimari yapısı ve farklı kültürel temalarla çok katmanlı bir mekânsal yapı oluşturduğunu, Digiverse'de dijitalize edilen gösterim yöntemlerinin, etkileşimli bir deneyim sağladığını ve Sandland'de ise mekân içerisinde bulunan 'simulakr' unsurlarının mekânın heterojenliğini ve kültürel entegrasyonları mümkün kıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan bu mekanların sosyal dışlanmaya sebep olabileceği ve yerel mekanlar üzerindeki yeniden yapılanmaların olumsuz etkilerine ulaşılmıştır.

Beşeri coğrafyaPostmodernTurizm coğrafyası+1
Fatih Volkan Tırı
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşam kalitesini artıran bir unsur olarak kentsel açık yeşil alanlar: Gölbaşı ilçesi şehir parkı örneği

Endüstrileşme ve teknolojik ilerlemeler, insanların iş süreçlerini daha verimli hale getirerek iş saatlerinin düzenlenmesine ve daha çok boş zamanın ortaya çıkmasına katkı sağlamıştır. Özellikle 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren artan boş zaman, doğal değerlerin önem kazanmasına ve kamu bilincinin yükselmesine önemli bir katkı sunmuştur. Rekreatif amaçlı park ve bahçeler geliştirilerek halka yönelik kamu alanları açılmıştır. Kentleşen toplumlarda şehir parklarının önemi artmış, bu parklar kentsel yaşam kalitesini yükselten, kent yapısını güçlendiren ve çeşitli açılardan şehirlere fayda sağlayan kamusal alanlar haline gelmiştir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar, kent insanının yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyen kamusal mekanlar olan parklara odaklanmaya başlamıştır. Bu araştırmalar, kent yaşamının kalitesini yükseltmek, toplumun genel refahını artırmak ve çevresel sürdürülebilirliği desteklemeye odaklanır ve parkların kentsel alanlardaki kritik rolünü vurgulayarak çeşitli yönleri inceler. Doğa ile insan arasındaki bozulan dengeyi yeniden sağlamada ve şehir yaşamının koşullarını iyileştirmede kritik bir rol oynayan kent parkları, kent içinde sosyoekonomik ve fiziksel çevrenin kalitesini belirleyen, insanların farklı amaçlar için kullanımına imkân sağlayan, toplumun her kesiminin erişimine ve kullanımına açık olan ortak alanlardır. Bu araştırma ile, Gölbaşı ilçesindeki kentsel açık yeşil alan olarak Gölbaşı Şehir Parkı üzerinden yaşam kalitesine etkilerinin araştırılması hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, kentsel parkların mekân üzerindeki etkisi, toplumsal etkileşim, insan sağlığı, çevresel sürdürülebilirlik, parkın kullanım yoğunluğu, çeşitli kullanıcı profillerinin parktan beklentileri, kullanıcı görüşleri, kullanıcı memnuniyet düzeyleri, kentliler tarafından kullanım motivasyonu ve mekânsal gelişim gibi faktörler üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Bu çalışma, mekânsal düzeyde kentsel yaşam kalitesi ile yeşil alan arasındaki ilişkiyi destekleyerek benzer araştırmalara önemli bir katkı sunacaktır.

Gizem Beyhan
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Turizmde alternatif bir yaklaşım olarak küçülme: Antalya ili örneği

Turizmde yaşanan krizlerin önlenmesi, etkisinin azaltılması ve kriz sonrası toparlanmanın sağlanmasında dönemlere göre farklı yaklaşımlar öne çıkmıştır. Sürdürülebilirlik ve dayanıklılık gibi yaklaşımlar belirli teorik altyapılar oluşturmuş ancak uygulamalarda yetersiz kalmış; neoliberal politikaların büyümeye odaklanması ve kapitalist sistemin kaynakların aşırı tüketimine neden olması alternatif yaklaşımlara ihtiyacı artırmıştır. Araştırmanın amacı farklı alanlarda önemi gittikçe artan "küçülme" yaklaşımını turizm alanına taşımak, Antalya örneğinde Türkiye turizminin sürekli büyümeye dayalı gelişim sürecini tartışmaya açmak, arz ve talep olarak belli bir gelişim seviyesini yakalamış Antalya turizminde artık niceliksel büyüme yerine niteliksel gelişmeyi düşünmeye yönelik bir koridor açmak, turizmde sınırsız büyümenin ve aşırı turizmin olumsuz etkilerini sorumlu ve adaletli turizm çerçevesinde yeniden yapılandıran küçülme yaklaşımıyla incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye turizmini en iyi temsil eden ve turizm gelişimi açısından belli bir seviyeye ulaşmış turizm mekanlarından Antalya ili çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışmada krizlere yönelik hâkim yaklaşımları ve büyümeden kaynaklanan sorunların etkilerini tüm yönleriyle ele almaya; gözlem, görüşme ve doküman araştırması yaparak derinlemesine betimleme yapmaya imkân sağlamasından dolayı nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Turizm alanında yönetici pozisyonundaki 27 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapılmış, bulgular literatür ve kamu kurumlarının raporlarıyla desteklenmiştir. Bulgulara göre; Antalya'da turizmin niceliksel olarak yeterli seviyeye ulaştığı ancak sürekli büyümeye bağlı ekonomik, toplumsal, çevresel ve mekânsal sorunların arttığı, dolayısıyla geçmiş yıllarda uygulanan büyümeye dayalı politikalar ve uygulamalar yerine farklı yaklaşımlara yönelik politikaların, planların ve projelerin tartışılması gerektiği, merkezi ve yerel yöneticilerin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel toplumun ve akademik çevrelerin, her ne kadar kabul görmesi zor olsa da farklı alternatif yaklaşımları düşünmesinin zamanının geldiği sonucuna varılmıştır.

KrizTurizmTürkiye
Mehmet Fatih Bağmancı
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tektonik aktivitenin zamansal olarak jeoinformasyon yöntemleri ile değerlendirilmesi, Hatay Havzası örneği

Bu çalışmada, 6 Şubat 2023 depremlerinin Hatay Havzası'nda neden olduğu topoğrafik değişimler, uzaktan algılama (UA), Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Coğrafi Ağırlıklı Regresyon (GWR) yöntemleri ile çok yönlü olarak incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, havza genelinde tektonik aktivitenin mekânsal dağılımını değerlendirmek ve elde edilen sonuçları arazi gözlemleriyle destekleyerek bilimsel olarak geçerli kılmaktır. Analiz sürecinde 17 farklı parametre (Hipsometrik İntegral, LS-Faktör, Topoğrafik Islaklık Endeksi, Plan Eğrisi, Profil Eğrisi, Yakınsama Endeksi, Kapalı Depresyonlar, Toplam Havza Alanı, Kanal Ağ Mesafesi, Vadi Derinliği, Göreceli Eğim Pozisyonu, Eğim Gradyanı, Eğim Yüksekliği, Orta Yamaç Konumu, Arazi Engebeliliği Endeksi, Arazi Yüzey Dokusu, Vektörel Engebelilik Ölçüsü) kullanılmıştır. Bu parametreler, hem tek tek hem de regresyon modelleri aracılığıyla değerlendirilmiş ve özellikle GWR yöntemi ile mekânsal varyasyonlar detaylı şekilde ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar, aktif fay hatlarının ve deprem lokasyonlarının çoğunlukla "orta" ve üzeri tektonik aktivite bölgelerinde yer aldığını, dolayısıyla oluşturulan modelin saha gerçekliğiyle büyük ölçüde örtüştüğünü göstermektedir. Ayrıca, heyelanların dağılımı da modelin doğruluğunu desteklemekte ve bu analizlerin ikincil afet risklerini öngörmede etkili olduğunu ortaya koymaktadır. GWR analizine göre havzanın yaklaşık %64'ü "orta ve üzeri" aktivite düzeyine sahiptir; bu durum, bölgenin tektonik olarak oldukça dinamik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.

Coğrafi bilgi sistemleriFiziki coğrafyaMorfotektonik
Batuhan Albayrak
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de zeytin fenolojisi: Keçiborlu (Isparta) örneği

Bu çalışma, Türkiye'de zeytin yetiştiriciliğinin tarihini araştırmakta ve Göller Yöresinin kuzey kesiminde Burdur Gölü yakınında yer alan Isparta ilinin Keçiborlu İlçesinde zeytin yetiştiriciliğinin fenolojik özelliklerini incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, Türkiye'de zeytin yetiştiriciliğinin tarihsel gelişimini incelemek ve Keçiborlu İlçesinin üretim potansiyelini değerlendirmektir. Bu amaca ulaşmak için çalışma, tarih öncesi dönemden günümüze Türkiye'deki zeytin üretimini ekolojik yönlerine odaklanarak analiz etmektedir. İklimsel değişikliklerin ve antropo-jenik faktörlerin etkilerini değerlendirmek için tarihsel belgelerden yararlanılmış ve zeytinin Türkiye'nin tarımsal peyzajındaki rolünü anlamak için kapsamlı bir kaynak sağlanmıştır. Keçiborlu İlçesi için 1973-2023 arası sıcaklık ve yağış kayıtlarını içeren meteo-rolojik veriler Meteoroloji Genel Müdürlüğünden temin edilmiştir. Yağış verileri, ku-raklık analizlerini yapmak için DrinC yazılımı kullanılarak işlenmiştir. Türkiye İstatis-tik Kurumu tarafından kaydedilen ilçeye ait zeytin üretim istatistikleri de üretim geçmişini ortaya çıkarmak için incelenmiştir. Sıcaklık verilerinin analizi, ilçenin zeytin yetiştiriciliği için fenolojik olarak bü-yük ölçüde uygun olduğunu göstermiştir. Ayrıca, kuraklık analizleri bölgedeki yağış seviyelerinin başarılı bir zeytin yetiştiriciliği için gerekli şartları karşıladığını ortaya koymuştur. Bu çalışmanın bulguları, ilçede zaman zaman aşırı sıcaklık olayları yaşansa da, uygun zeytin çeşitlerinin seçilmesiyle ilgili don zararının en aza indirilebileceğini gös-termektedir. Bu araştırma, bölgedeki zeytincilik potansiyeline ilişkin değerli bilgiler sunmakta ve daha ileri tarımsal ve ekolojik çalışmalar için bir temel oluşturmaktadır.

Tulpar Ata Tık
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kayaboğaz'ın doğusu ve Sağlarca arasında Botan Çayı Vadisinin (Siirt) gelişimi üzerine kütle hareketlerinin etkisi

Siirt il merkezin güneyinde yer alan çalışma sahası 55,60 km2'lik bir alan kaplamaktadır. Sahanın yükseltisi 449-1294 metre arasında değişmektedir. Çalışma sahasında meydana gelen kütle hareketlerinin birçok sebebi vardır. Bunlar; jeolojik, jeomorfolojik, klimatik, flüviyal özellikler, vejetasyon ve insan faaliyetleridir. Sahanın jeolojik özellikleri değerlendirildiğinde; litololojik olarak karasal kırıntıların olduğu yamaçlarda genellikle heyelan ve toprak kaymaları yaşanmaktadır. Kireçtaşından oluşan yamaçlarda, kütle hareketleri şeklinde düşme ve devrilmeler meydana gelmektedir. Sahanın güneybatısı olan Ilısu barajı mevkiinde, kuzey ve güneyde iki fay geçmektedir. Fayların geçtiği bu bölgelerde diklikler daha keskindir. Sahada eğimin 23° ile 73° arasında değişen yerler heyelan açısından duyarlı alanlar olarak değerlendirilmiştir. Bakı faktörü değerlendirildiğinde güneşlenme süresi daha fazla olan yamaçlarda, fiziksel parçalanma olayı şiddetli olduğu için aşınım daha fazladır. Sahada kütle hareketlerini tetikleyen en önemli unsur şüphesiz iklim faktörüdür. Yarı kurak iklim şartlarının egemen olduğu sahada mevsimsel ve günlük sıcaklık farklarından ötürü meydana gelen fiziksel parçalanma olayı, aşınan malzemenin taşınımını hızlandırmaktadır. Aşınan malzemeler, yağış şartları oldukça yüksek olan sahada, seyelan sularının ve sellenmenin etkisiyle hızla taşınmaktadır. Vejetasyon örtüsünün sahada oldukça seyrek olması aşınmayı hızlandırmaktadır. Kütle hareketlerine neden olan bir durum ise flüviyal aşındırma süreçleri ve kurvature değerleridir. Yana ve geriye aşındırmanın etkisiyle alttan oyulan kütleler, yerçekiminin etkisiyle bir süre sonra devrilmelere ve kaya düşmelerine neden olmaktadır. Çalışma sahasında paralel yamaç gerilemesi ve litolojiye uygun olarak kornişli vadiler sıkça yer yer alır. Konkav yamaçlarda kütle hareketlerinin etkileri de bariz görülmektedir. Sahada, özellikle Rasıl Hacar (Delikli Taş) bölgesinde dik yamaçların oluşmasında neritik kireçtaşının etkisi vardır. Bu bölgede yana aşındırmanın etkisiyle devrilmeler ve kaya düşmeleri görülmektedir. Sahamızda özellikle yamaçlarda farklı enine vadi profillerinin görülmesinde fiziksel parçalanmanın etkisi fazladır.

Hatice Kezer Üzüm
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kurtalan Ovasında tarım, arazi kullanımı ile fiziki coğrafya unsurlarının etkileşimi

Bu çalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Kurtalan Ovası'nın tarım ve arazi kullanım özelliklerini, fiziki coğrafya unsurlarıyla olan çok boyutlu ilişkisi bağlamında incelemektedir. Çalışma sahası; Garzan ve Botan çayları arasında konumlanan, jeomorfolojik olarak genç alüvyal yapılarla karakterize edilen, tarımsal üretim potansiyeli yüksek bir ovadır. Araştırmada, jeomorfoloji (eğim, bakı, yükselti), iklim (sıcaklık, yağış, buharlaşma), toprak özellikleri ve hidrolojik koşulların tarımsal üretim ve arazi kullanımı üzerindeki etkileri detaylı biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca 1970-2025 dönemine ait uzaktan algılama verileri ve CBS teknikleri kullanılarak arazi kullanımındaki zamansal değişim ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, tarım arazilerinin alüvyal tabanlarda yoğunlaştığını, eğim ve drenajın ise ürün desenini doğrudan belirlediğini göstermektedir. Son 50 yılda ova genelinde sulu tarım alanlarının genişlediği, buna karşılık mera alanlarının daraldığı tespit edilmiştir. NDVI analizleri, sulama projeleriyle birlikte bitki örtüsü yoğunluğunun arttığını, ancak yanlış sulama uygulamalarının bazı bölgelerde tuzluluk sorununu tetiklediğini ortaya koymuştur. İklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, tarımsal üretim dönemlerini kısaltmakta ve su kaynakları üzerinde baskıyı artırmaktadır. Sonuç olarak, Kurtalan Ovası'nda tarımsal sürdürülebilirlik, fiziki coğrafya koşulları ve sosyo-ekonomik koşullar arasındaki hassas dengeye bağlıdır. Araştırma, sürdürülebilir arazi yönetimi, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması ve iklim değişikliğine uyum stratejilerinin geliştirilmesi yönünde öneriler sunarak hem akademik literatüre hem de bölgesel kalkınma planlamasına katkı sağlamaktadır.

Muhammed Yüksel
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt'te Botan Çayı üzerinde kurulan barajların iklim parametrelerine etkisi

Küresel ısınma ve iklim değişikliği 20 yy'ın sonları ve 21. yy'ın en önemli sorunlarından birisi haline gelmiştir. Doğal değişikliklerin yanında şüphesiz insan faaliyetleri de küresel anlamda iklim değişikliğini etkilemektedir. Ancak küresel ısınma ve iklim değişikliği bölgeden bölgeye önemli farklılıklar göstermektedir. Özellikle orta kuşak ve Akdeniz makro iklim kuşağı en çok etkilenen alanlarının başında gelmektedir. Sıcaklık artışları ve buna bağlı olarak yağış azalması söz konusudur. Çalışma sahasında da ortalama sıcaklıklar, maksimum sıcaklıklar ve minimum sıcaklıklar da artışlar belirgindir. Yağış parametrelerinde de net düşüşler görülmektedir. Bu düşüşleri genel olarak iklim değişikliklerine bağlamanın yanında lokal olarak barajlara da bağlayabiliriz. Sahada birçok baraj mevcutken en büyükleri Ilısu ve Alkumru barajlarıdır. Barajların Siirt iklimine etkilerini 2010 yılından sonra lokal olarak sıcaklık, yağış, nem ve buharlaşma parametrelerinde görmekteyiz. Bu etkiler bitki örtüsünden, tarım faaliyetlerine kadar birçok alanda hissedilmektedir. Çalışma sahası için, bölgedeki en büyük barajın sınırları içinde kalan Siirt, Batman, Şırnak ve Mardin istasyonlarının verileri kullanılmıştır. Her istasyonun baraj yapılmadan önceki 1970-2010 arası iklim parametreleri ve baraj yapımından sonraki 2010-2024 arası iklim parametreleri karşılaştırılmıştır. Bu kıyaslamalardan biri olan buharlaşma parametresi, büyük oranda buharlaşmanın gerçekleştiği okyanuslar ve denizler kadar yüksek olmasa da barajın etrafındaki yerleşmeleri etkilmektedir. Topografya, barajın etkisinin iç bölgelere girmesini engellemektedir. Halk arasında yaygın olarak ortaya çıkan barajların iklimi etkilediği görüşü, bizim verilerimizde de görülmektedir. Bu çalışmada, bu görüşü desteklemek için sahanın çevresel şartları, iklim parametreleri, Mann-Kendall testi ve Theil-Sen estimator trend analizi kullanılmıştır. Sonuçlar 1970-2010 ve 2010-2024 arası verilerle tutarlı görülmektedir.

Nergiz Aydın
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliğinin etkilerine karşı sünger şehirler: Batman örneği

Küresel ısınma ve iklim değişikliği 20. yüzyılın sonları gündeme gelen 21. yüzyılınsa henüz başında en önemli sorunlarında biri olmuştur. İklim değişikliği tetikleyen doğal sorunların yanında bir diğer faktör insanın yaptığı faaliyetlerdir. İnsan faaliyetleri içerisinde ise şüphesiz küresel ısınmaya etki edecek en önemli faktörlerden birisi de çarpık ve yanlış kentleşmedir. Bu durum şehirlerde birçok afeti karşımıza çıkarmaktadır. Çalışma sahasında petrol arama faaliyetlerinin sıklaşması ve buna bağlı olarak gelişen sanayileşme süreci şehrin hızla göç almasına neden olmuştur. Birinci sınıf alüvyal topraklar ve birikinti konisi üzerinde kurulan şehir 1940'lı yıllarda köy yerleşmesi iken, günümüzde yaklaşık 500.000 nüfusu ile büyükşehir olma yolunda ilerlemektedir. Bu durum şehrin yanlış yerde konumlanmasıyla adeta afetlere davetiye çıkarmaktadır. En son 2023 Kasım ayında 4 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan ve maddi kayıpların oluştuğu sel ve taşkın olayı meydana gelmiştir. Sahanın litolojik yapısı ve jeomorfolojik özelliklerinin de etkisiyle sağanak yağış sonrası sel ve taşkın olaylarının yaşanması muhtemeldir. Sel ve taşkınların önüne geçmek için Çin'de sünger şehir konsepti ortaya atılmış ve birçok ülkede bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada Batman şehir merkezinde de sel ve taşkın olaylarının önüne geçmek için yağışlarla yeyüzüne düşen suyun yavaşlatılması, yeraltına sızdırması ve yeniden kullanımıyla ilgili planlama yapılmıştır. Çalışma sahasında Çamlıtepe Mahallesi, Yaşar Kemal Ormanı ve çevresi pilot alan olarak belirlenmiştir.

Mehmet Emin Dinç
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Etkili faktörleriyle Söğütlü Deresi Havzası'nda (Trabzon) taşkınlar ve taşkın risk analizi

Bu çalışmada, Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer alan Trabzon İli sınırları içerisindeki Söğütlü Deresi Havzası'nda taşkın risk analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sahası havza olması nedeniyle su bölümü çizgileri ile sınırlandırılmıştır. Havzanın toplam alanı 275,7 km2 yüz ölçümüne sahiptir.Dünya nüfusunun hızlı artışı insanların doğal kaynakları kullanmasını arttırmakta ve bu artış nedeniyle doğal kaynaklarda gün geçtikçe değişimler meydana gelmektedir. Doğada yaşanan değişimlerle beraber doğal afetlerde hızlı bir artış görülmektedir. Meydana gelen doğal afetlerde can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Son yıllarda gelişen teknoloji ile doğal afetler önceden tahmin edilmekte ve zararları en aza düşürmek için tedbirler alınmaktadır.Çalışmada öncelikle Söğütlü Deresi Havzasının fiziki ve beşeri coğrafya faktörleri incelenmiş ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile Uzaktan Algılama (UA) yöntemlerinden yararlanılarak analizler yapılmış; daha sonra taşkınların oluşmasında etkili olan coğrafi faktörler belirlenmiş ve taşkınlar üzerindeki etki değerleri Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Coğrafi faktörlerden litoloji, jeomorfoloji, yükselti, eğim, bakı, toprak, normalize edilmiş bitki örtüsü indeksi (NDVI), akarsuya yakınlık ve arazi kullanımı faktörlerinin inceleme alanında taşkın üzerindeki etki değerleri belirlenmiş ve CBS ile taşkın risk analizi yapılmıştır. Çalışma sahasının coğrafi özelliklerinin incelenmesi ve risk haritasının oluşturulması sonucunda havzanın %62,1 (171,3 km2)'i çok düşük riskli, %23,5 (64,7 km2)'i düşük riskli, %12,2 (33,5 km2)'ü orta riskli, %1,7 (4,6 km2)'si yüksek riskli, % 0,6 (1,6 km2)'i çok yüksek taşkın riskine sahip olduğu belirlenmiştir. Taşkın riski çok yüksek olan alanlar genel olarak havzanın aşağı çığırında olup akarsuya yakın, eğim değeri düşük, yükseltisi az, bitki örtüsünün zayıf, geçirimsiz yapının fazla ve beşeri faaliyetlerin yoğun olduğu yerlerde görülmektedir.

CoğrafyaDoğu Karadeniz bölgesiKaradeniz bölgesi+4
Furkan Saltoğlu
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fatsa (Ordu) ilçesi'nin doğal ve kültürel miras envanterinin coğrafi analizi

Fatsa ilçesi, Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz bölümünde yer alır. İdari bakımdan Ordu iline bağlıdır. İlçenin kuzeyinde Karadeniz, batısında Ünye, doğusunda Perşembe, güneyinde ise Çamaş, Çatalpınar ve Gürgentepe ilçeleri yer almaktadır. Çalışmada doğal ve kültürel miras unsurları tespit edilerek gözlem ve incelemeler yapılmıştır. Geçmişten günümüze yöre ve bölge üzerinde çeşitli siyasi, iktisadi ve politik emelleri olan uluslar olmuştur. Bu sebeple yörede farklı tarihi dönemlere ait kalıntı, yapı ve kültürel miras unsurları yer almaktadır. Ayrıca sahamızın doğal çevre özelliklerinin izin verdiği ölçüde meydana gelen doğal oluşumlar, doğal miras kategorisinde değerlendirip açıklanmıştır. Doğal ve kültürel mirasın yöre ekonomisine kazandırılması önem arz etmektedir. Yöre ekonomisine kazandırıldığı takdirde, çalışmanın önemli bir eksikliğini gidereceği kanaatindeyiz. Çalışmanın amacı, Fatsa ilçesinde yer alan doğal ve kültürel mirası coğrafi açıdan incelemektir. Bununla birlikte Fatsa ilçesinde yer alan doğal ve kültürel zenginliklerin tanıtımı ve bu değerlerin sürdürülebilirlik ilkeleri kapsamında korunması önem arz etmektedir. Doğal (göl, mağaralar, plajlar, mesire alanı, anıt ağaç, göller, şifalı sular, şelaleler) ve kültürel miras (köprüler, camiler, el sanatları, kaleler, değirmenler, konaklar) değerlerinin ekonomik anlamda fayda sağlaması ancak sürdürülebilirlik ile mümkün olacak ve gelecek nesillere aktarılacaktır. Çalışma sahasında miras turizmi için ulaşım, reklam, konaklama, tanıtım ve tesis yapımında birtakım eksiklikler söz konusudur. Mevcut bu sorunlar tespit edilmiş ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirilmiştir. Çalışmanın hemen her aşamasında Coğrafi Bilgi Sistemlerinden (CBS) faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Miras, Koruma, Doğal Miras, Fatsa, Kültürel Miras, Gelecek Nesil

Şaduman Saka
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem sonrası afet toplanma alanlarının belirlenmesi: Malatya merkez ilçesi örneği

Türkiye aktif fay zonları üzerinde konumlanması sebebiyle sık sık depremlere maruz kalmaktadır. Depremlerin etkilerini azaltma açısından alınacak önlemlerden biri de afet toplanma alanlarının belirlenmesidir. Bu alanlar afet sonrası süreçte can güvenliğini sağlamak ve afetlerin etkilerini en aza indirmek için büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Malatya il merkezini oluşturan Yeşilyurt ve Battalgazi ilçeleri olarak belirlenen çalışma sınırı içerisinde 186 mahalle için 16 adet toplanma alanı bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında mevcut toplanma alanlarına ek olarak 15 adet alternatif toplanma alanı önerilmiştir. Toplanma alanlarının uygunluk durumlarını değerlendirmek amacıyla faylara mesafe, jeolojik yapı, eğim durumu, akarsulara mesafe, yola mesafe, yapılara mesafe, sağlık merkezlerine mesafe, nüfus yoğunluğu ve trafolara mesafe olmak üzere toplam dokuz parametre belirlenmiştir. Bu parametreler Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemiyle değerlendirilmiştir. Alternatif toplanma alanlarının yanı sıra mevcut toplanma alanları da bu parametreler doğrultusunda değerlendirilerek uygunluk durumları ortaya koyulmuştur. Yapılan analizler sonucunda çalışma sahasının %79,24'ü (1424 km²) uygun alanları kapsamaktayken az uygun alanlar %16,08'lik (289 km²) bir orana sahiptir. Toplanma alanları için en uygun alanlar toplam alanın %4,12'lik (74 km2) bir kısmını oluşturmaktadır. Bu alanlar içerisinde mevcut toplanma alanlarından yalnızca 2 tanesi, önerilen alternatif alanlardan ise 6 tanesi yer almaktadır. Buna karşılık uygun olmayan alanlar sahanın %0,56'sını (10 km2) kaplamakta ve bu alanlar içerisinde herhangi bir toplanma alanı bulunmamaktadır.

Analitik hiyerarşi süreciCoğrafi bilgi sistemleriDeprem+1
Emine Güler
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Atakum'da (Samsun) kentsel yeşil alanların afet riskleri bakımından değerlendirilmesi

Dünya nüfusunun büyük bir bölümü kentlerde yaşamakta ve bu oranın giderek artacağı öngörülmektedir. Yaşadığımız alanlarda küresel iklim salınımlarının neden olduğu ani ve beklenmedik hava olaylarının olumsuz etkilerini azaltmak ve kentleri bu etkilere dirençli hale getirmek mümkündür. Sel, taşkın, heyelan ve fırtına gibi doğa olayları yağış şekli ve yoğunluğu, toprak özellikleri, bitki örtüsü ve rüzgar yönü/hızı gibi birçok doğal faktör ile tarım alanlarının açılması, şehirleşme gibi beşeri kaynaklı faktörlerin etkisiyle oluşmakta ve yeterince önlem alınmadığında afete dönüşmektedir.. Şehirli nüfusun önemli ihtiyaç alanlarından olan çocuk oyun alanları da afetlerden zarar gören şehirsel mekânlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Karadeniz'in hızlı betonlaşan ilçelerinden birisi olan Atakum, bu hızlı şehirleşme ve hızlı nüfus artışı sonucu meydana gelen doğal afetlerden en fazla etkilenen ilçelerden biri olarak görünmektedir. Şehirli insanın doğayla ilişkisini sürdürdüğü, sosyalleşme mekânı olarak etkin bir rolü olan, psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik ihtiyaçları için gerekli çocuk oyun alanlarının Atakum ilçesinde artan meteorolojik kaynaklı afet risklerini belirlemek çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Atakum ilçesinde hâlihazırda oransal olarak yetersiz olan yeşil alan ve parklar son yıllarda artan olumsuz iklim koşullarına bağlı olarak afet riski altındadır. Bu anlamda çalışmamız afetlerin çocuk oyun alanları üzerindeki baskısını ve risklerini ortaya koyacağı için ayrıca önem taşımaktadır Bu doğrultuda çalışmamızda öncelikle Atakum ilçesindeki çocuk oyun alanlarının yer tespiti yapılarak CBS ortamında dağılışları gerçekleştirilmiş ve haritalandırılmıştır. Ardından şehrin taşkın, sel ve heyelan gibi doğal afet risk haritaları oluşturulmuş ve yine CBS ortamında oyun alan haritaları ile eşleştirilmiştir. Bu eşleştirme sonucunda bazı park alanlarında heyelan ve taşkın riski tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Coğrafya, İklim Değişikliği, Doğal Afetler, Çocuk Oyun Alanları, CBS

Betül Çakıcı Altıntaş
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin klimatolojik zaman dizilerinin çözümlenmesi ve çölleşmeye eğilimli alanların belirlenmesi

Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası arazi bozulumu ve çölleşme süreçlerinden diğer birçok bölgeye göre daha fazla etkilenmektedir. Özellikle ülkemizde Güneydoğu Anadolu Bölgesi bu açıdan etkilenebilirlik derecesi en yüksek olan hassas yerlerden biri olduğu için kuraklık olaylarına eğilimlidir. Ne yazık ki iklim değişikliği/değişkenliği ve kuraklıkla birlikte şiddetlenen çölleşmenin insan kaynaklı bir fenomen olduğunu kabul etmek önem arz etmektedir. Herhangi bir yere özgü biyofiziksel, ekonomik, politik, sosyal sistemlerle birlikte çölleşme, karmaşık ve çok yönlü doğası gereği çevre- insan etkileşimlerinden kaynaklanır. Küresel ısınma ve iklimdeki geniş dalgalanmalar yağış modellerini de etkilediği için yağışın mevsimsel dağılımında ve yoğunluğunda değişikliklere neden olmaktadır. Yıl boyunca veya mevsimsel olarak önemli ölçüde değişkenlik gösteren yağışlar kuraklık ve dolayısıyla çölleşme açısından pozitif bir geri besleme yaratmaktadır. Bu çalışmada çölleşmenin nedenleri, sonuçları ve kuraklık, aridite gibi kavramlar geniş literatür taranarak açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın ana amacı çalışma sahası olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çölleşme süreçlerinin ulaştığı boyutu tespit etmektir. Bu nedenle bölgeyi temsil eden 19 istasyona ait Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uzun dönemli yağış ve sıcaklık verilerinden yararlanılmıştır. Çölleşmenin niceliğini ve alansal dağılımını ortaya koymak için Aridite indeksi (Aİ) kullanılmıştır. Uzun süreli yağış ve kuraklıkta meydana gelen dalgalanmalar ise yıllık kuraklık indeksi ve normalize edilmiş yağış anomalisi indeksi (NYİ) zaman serileri kullanılarak incelenmiştir.

Betul İzol
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Anadolu Bölgesinde göçler ve demografik sonuçlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın konusu, Doğu Anadolu Bölgesinde iç göçler ve demografik sonuçlarının değerlendirilmesidir. Günümüzde yaşam koşullarında meydana gelen hızlı değişimler insanların daha çok göç etmelerine neden olmuştur. İtici veya çekici faktörlerin etkisinden dolayı insanların doğdukları ya da ikamet ettikleri yerlerden göç etmeleri gerek göç veren gerekse göç alan yerlerde ekonomik, sosyal, siyasal, demografik, kültürel ve mekânsal sorunlar başta olmak üzere birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Göçlere bağlı olarak ortaya çıkan bu sorunların zamanında çözümlenememesi gelecekte daha büyük sorunların oluşmasına yol açmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi ülkemizde önemli iç göç hareketliliğinin yaşandığı bölgelerden biridir. Göçlerin birçok nedeni olmakla beraber bölgedeki göçlerin en önemli nedeni sosyoekonomik, siyasal ve doğal nedenlerdir. Bölgede insan yaşamımı etkileyen itici faktörlerin fazla olmasından dolayı araştırmanın yapıldığı yıllarda bölgenin verdiği göçler aldığı göçlerden daha fazla olmuştur. Bu nedenle bölgenin gerek net göçü gerekse net göç hızı da negatif değerler göstermiştir. Sürekli net göç veren bölgede özellikle ekonomik nedenlerden dolayı göçlerin akım yönü de sosyoekonomik bakımdan gelişmiş ve sanayileşmiş batı illerine doğrudur. Göçler; Doğu Anadolu Bölgesinin özellikle ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve mekânsal yapısını etkilediği gibi demografik yapısında da önemli değişikliklere neden olmuştur. Bu demografik değişikliklerin en önemlisi nüfusun gelişimi ve yapısı üzerindeki etkisidir. Nitekim bölgede doğum oranları fazla olmasına rağmen göçler bölge nüfusunun gelişimi üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda göçlerden dolayı bölgede ikamet eden Doğu Anadolu Bölgesi doğumlu nüfusun; diğer bir ifade ile yerli nüfusun oranları da son dönemlerde azalan bir eğilim göstermiştir. Göçler nüfusun miktarını etkilediği gibi yapısını da etkilemiştir. Dolayısıyla erkeklerin kadınlardan ve genç nüfusunda yaşlı nüfusundan daha çok göçlere katılması bölgenin toplam nüfusu içerisinde erkek nüfusu ile genç nüfusun daha çok azalmasına neden olmuştur. Coğrafya biliminin ilke ve yöntemlerine göre değerlendirilen bu çalışmada iç göç ve doğum yeri nüfus verilerinden faydalanarak bölgedeki iç göçlerin nitelikleri, boyutu, nedenleri ve akım yönleri araştırılmıştır. Çalışmada DİE ve TÜİK'in genel nüfus sayımı verilerinden faydalanılarak elde edilen veriler Microsoft Excel ortamına aktarılmış ve daha sonra bu veriler tablo, grafik ve haritalara dönüştürülmüştür. Haritalar coğrafi bilgi sistemleri programlarından olan Arcgis 10.8 programında yapılmıştır.

Süleyman Yılmaz
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bozova İlçesi'nin antropojenik jeomorfoloji yönünden incelenmesi

Antropojenik jeomorfoloji; farklı insanlar tarafından, farklı zamanlarda doğrudan veya dolaylı olarak doğal çevre üzerinde yaptığı değişimler olarak tanımlanabilir. Günümüz insanı var olduğu günden bu yana sürekli olarak doğal ortamı kendi yaşam koşullarına uydurmaya çalışmıştır. Bu durum tarihin ilk çağlarında avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan insanların basit ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmuştur. Yerleşik hatara geçtikten sonra insan kurduğu yerleşim yerleri, tarımsal faaliyetleri ile jeomorfolojik yapıyı şekillendirmeye başlamış, ve bu durum teknolojik gelişmelerle birlikte hız kazanmıştır. Günümüz insanı hergeçen gün artan ihtiyaçlarını karşılamak için arazi üzerinde yeni yapılar kurmakta ve jeomorfolojik görünümün değişimine katkı sağlamaktadır. Bugün alanı yüzlerce kilometreyi bulan şehir alanları, otoyollar, köprüler, barajlar, tüneller, çeşitli aıtsal yapılar bunun en açık örneğini oluşturmaktadır. Bu araştırmada Bozova ilçesinin Antropojenik Jeomorfoloji yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Bozova ilçesi, güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Şanlıurfa ili sınırları içinde yer almaktadır. Araştırma kapsamında değişik zaman dilimlerinde gerçekleştirilen arazi çalışmalarında elde edilen gözlemler, uydu görüntüleri ve faklı yıllara ait haritalar incelenmiş, Bozova ilçesinde Antropojenik Jeomorfoloji açısından oluşan değişim ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Bozova ilçesinde jeomorfolojik görünümde önemli antropojenik kökenlki değişimlerin olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma kapsamında Atatürk Baraj Gövdesi ve göl alanı, eski kil ocaklarından dönüştürülmüş yapay göletler, su kanalları, taş ocakaları, moloz biriktirme alanları, höyükler, jeomorfolojik görünümü değiştiren en önemli unsurlar olarak tespit edilmiştir.

AntropojenikAntropojeomorfolojiAtatürk Barajı+4
Zeynep Taşçıoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı turistlerin Gaziantep kültür turizmine yönelik algıları

Turizm insanların gezi, eğlenme, dinlenme ve zevk gibi çeşitli nedenlerden dolayı geçici süreliğine seyahat edilmesi ve mevcut turizm hizmetlerinden yararlanılması olarak ifade edilmektedir. Günümüzde turizm içerisinde mevcut şartların gelişmesi ve turistlerin ilgi ve merak duyguları farklı alanlara yönelmesi ile beraber alternatif turizm çeşitlerinin gelişmesine neden olmuştur. Alternatif turizm çeşitleri içerisinde kültür turizmi öne çıkarak hızlı bir şekilde gelişim göstermiştir. Günümüzde birçok ülke de turistlerin kültür turizme olan ilgilerinden dolayı ülkeler mevcut kültürel değerlerini korunması ve sürekliliğini sağlamak amacıyla birden fazla planlama yapmaktadır. Bununla birlikte turizm ve kültür turizmde turistlerin seyahatlerine ilişkin algılarının belirlenmesine yönelik akademik çalışmalar turizmin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Ülkemiz kültür turizmi potansiyeli bakımından önemli bölge ve illere sahiptir. Bu illerden biri hiç şüphesiz Gaziantep'tir. Gaziantep mevcut coğrafi konumu yanı sıra bünyesinde barındırdığı kendine has kültürel değerleri ile son on yıl içerisinde kültür turizmi gelişim göstermiştir. Çalışma içerisinde şehri her yıl ziyaret eden turistlerin daha çok merkez ilçeleri ziyaret ettiği görülmüş ve bu durum istatistik veri ve harita yöntemi ile ifade edilmiştir. Bu çalışmada Gaziantep'in kültür turizm potansiyeli ve şehri ziyaret eden yabancı turistlerin seyahat ve şehrin turizmine yönelik algılarının belirlenmesine yönelik olarak ele alınmıştır. Bu nedenle yabancı turistlere yönelik hazırlan anket formu ile seyahat ve şehre yönelik turizm algılarının saptanması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, "Yabancı turistler yoğun olarak hangi ilçeleri ziyaret etmektedir?", "Yabancı turistlerin şehre ilk kez gelme durumu cinsiyetlerine göre farklılık gösteriyor mu?", "Katılımcıların Gaziantep'i ziyaretlerine ilişkin memnun kalma durumları demografik özelliklere göre farklılık gösteriyor mu?", "Yabancı turistlerin en çok hangi ülkeden katılım sağlamaktadırlar?" gibi temel bazı sorulara cevap aranmıştır.

İbrahim Halil Yılmaz
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Analysis of land use/ land cover characteristics by different indexes and remote sensing methods: A case study of Erbil city

This study addresses concerns about urban sprawl in developed countries, focusing on the major metropolitan city of Erbil in northern Iraq. Rapid urbanization and economic growth in Erbil have led to environmental challenges, including land preservation issues, air and noise pollution, and a decline in annual precipitation. Using remote sensing data from Landsat, MODIS, and Sentinel-2 satellites, we investigate the spatio-temporal variation of land use and land cover (LULC) over 30 years (1991-2021). Employing classification techniques and various vegetation indices, such as NDVI, GNDVI, NDWI, and LST, we assess urban expansion and its impact on the ecosystem. Our findings reveal a 16.55% increase in urban expansion and a decline in agricultural land cover from 4.94% (1991) to 2.59% (2021). The predictive model indicates a further 6.92% increase in built-up areas by 2026, with 6.83% of barren land converted due to urban expansion. Correlations between spectral vegetation indices, particularly NDWI and LST, and the Standardized Precipitation Index (SPI) highlight significant LULC changes. Notably, Landsat-8 and Sentinel-2 data prove more effective than MODIS in monitoring urban expansion and its environmental impact. This study underscores the potential of time-series data for detecting and mitigating urban sprawl, providing valuable insights for future LULC trends and proposing policies to curb the adverse effects on agriculture and the environment in Erbil city.

Muayad Salah Mohammad Mohammad
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi coğrafya açısından Suriye iç savaşının değerlendirilmesi

2011 yılında Suriye'de protestolar patlak vermiştir. Bu protestolar, Arap dünyasındaki (Arap Baharı olarak adlandırılan) daha geniş bir protesto dalgasının parçasıdır. Suriye'deki protestoların nedeni Esad hükümetine yönelik hoşnutsuzluktu. Esad hükümeti, okullarının duvarlarına Esad aleyhinde slogan yazan bir grup çocuğu Suriye'nin Dera kentinde hapsetmiştir. Esad hükümeti bölge sakinlerinin bu çocukların serbest bırakılması yönündeki taleplerini reddetti. Bunun sonucunda Dera şehrinde büyük gösteriler düzenlenmiştir. Bu gösteriler Suriye rejim güçlerinin silah sesleri ile karşılanmıştır. Rejim güçlerinin açtığı ateş sonucu göstericiler arasında ölenler ve yaralananlar olmuştur. Bu da Suriye genelinde protestoların patlak vermesine yol açmıştır. Suriye rejim güçleri bu protestoları baskı, öldürme, işkence ve tutuklamalarla karşılamıştır. Esad güçlerinin gerçekleştirdiği bu suç eylemleri sonucunda protestolar silahlı çatışmaya dönüşmüştür. Bu silahlı çatışma, Beşar Esad rejimi güçleri ile silahlı muhalif gruplar arasındaki Suriye iç savaşı olarak bilinmektedir. Siyasi Coğrafya açısından Suriye'nin konumunun önemli olması bu çalışmayı da önemli kılmaktadır. Suriye'nin stratejik konumda olması, birçok eski medeniyetin (Babilliler, Asurlular, Fenikeliler, Yunanlılar, Kenanlılar, Fenikeliler ve Romalılar) burada ortaya çıkmasının da nedenidir. Aynı zamanda, Suriye'nin bu stratejik konumu Suriye iç savaşının da ortaya çıkması ve devam etmesinin nedenidir. Çünkü Suriye'nin konumunun önemi nedeniyle, Suriye iç savaşı, uluslararası ve bölgesel ülkelerin konusu haline gelmiştir (örnek: Rusya, ABD, Türkiye ve İran). Bu ülkelerin her biri, Suriye'deki yerel bir grubu askeri olarak desteklemektedir. Suriye bu temelde askeri kontrol alanlarına ayrılmıştır. Çünkü bu alanların her biri bu ülkelerden biri tarafından desteklenen yerel bir grup tarafından kontrol edilmektedir. Bu ülkelerin her biri Suriye bölgelerindeki jeopolitik çıkarlara ve hedeflere ulaşmak istemektedir. Bu hedefler, Suriye halkının özgürlük ve demokrasideki isteklerinden ve umudundan uzaktır. Suriye iç savaşının uzun süre devam etmesinin nedeni budur. Bu çalışmanın temel amacı Suriye iç savaşını siyasi coğrafya açısından değerlendirmektir. Buna ek olarak, Suriye'ye uluslararası müdahalenin nedenlerini ve bu ülkelerin Suriye'deki hedeflerini siyasi coğrafya açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, yereldeki duruma göre Suriye'deki çözüm için olası senaryolar önerilmektedir. Bu çalışmanın ortaya çıkmasında çeşitli kitap, makale ve gazete referans olarak kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada çeşitli haritalar oluşturulmuş, bunun için de ArcGIS 10.7.1 programından faydalanılmıştır.

Ali El Hamdo
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçim coğrafyası bağlamında Hatay ilinde yapılan seçimlerin mekansal analizi (1973-2019)

Seçim coğrafyası, herhangi bir coğrafi bağlamda, geçmişte ve günümüzdeki siyasal yönelimleri ve siyasal güç dağılımına ait özellikleri değerlendirmeye imkân oluşturmasının yanında geleceğe dair çıkarımlara da temel oluşturmaktadır. Seçmen ile seçilecek aday arasındaki ilişkinin mekânsal dağılımını, bu dağılımı etkileyen etmenleri, temsil durumunu, bölgesel farklılıkları ve bunların nedenlerini araştıran bir disiplindir. "Seçim coğrafyası çalışmalarında ölçek ulusal, bölgesel ya da yerel olabileceği gibi, yerleşme türlerine göre belirlenebilmekte ya da nüfus bir ölçek gibi kullanılabilmektedir" (Çitçi 2005). Seçim coğrafyasında "ilk Çalışmalar 1913'de Fransa'da Andre Siegfried tarafından yapılmıştır. Son yıllarda seçim coğrafyası alanındaki yayın ve toplantılarda politik bilimciler ve coğrafyacılar tarafından çalışma başlıklarında mekânsal model (spatial model) terimi sıkça kullanmaya başlanmıştır. Bu model özellikle seçimlerin analizinde kullanılmaktadır" (Karadoğan ve Yeşilorman 2008). Siyasi coğrafyanın seçimlerle ilgilenmeye başlamasıyla Coğrafyacılar, seçim bölgeleri ve seçmenlerin sosyo-ekonomik özelliklerine göre, seçimler hakkında görüş ve tahminde bulunarak, seçim yöntemleri ve sonuçları hakkında değerlendirmeler yaparak, sonuçların beşerî ve fiziki faktörlerle ilgisinin bulunup bulunmadığını tespit etmeye yönelik araştırmalar yapmışlardır (Canakay 2004). Bu genel çerçeveden hareketle çalışmanın konusunu Seçim Coğrafyası kapsamında Hatay ilinin mekânsal analizi oluşturmaktadır. Çalışmada 1973 yılından itibaren yapılmış olan genel ve yerel seçim sonuçlarının Hatay ilinin zamansal gelişiminde meydana getirdiği etkiler incelenecektir.

İsmail Ölmez
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gömeç ilçesinin (Balıkesir) kırsal turizm potansiyelinin değerlendirilmesi

Turizm, Dünya'da en hızlı gelişen sektörlerin başında gelmektedir. BM verilerine göre, yılda 1,5 milyar insan seyahat etmekte ve turizm etkinliklerine katılmaktadır. Özellikle yaz turizmi ve şehirlerde gerçekleştirilen diğer turizm etkinliklerinin beraberinde getirdiği sorunlar, alternatif turizm faaliyetlerinin son yıllarda önemli hale gelmesini sağlamıştır. Bu tez çalışmasında, kırsal turizm kavramı "sürdürülebilirlik" çerçevesinde kavramsal ve kuramsal olarak açıklanmıştır. Gömeç'in kırsal turizmle ilgili mevcut durumu ortaya konmuş ve kırsal turizm potansiyelini arttırmaya yönelik çözüm önerileri sunulmuştur.Arazi dolaşılarak, kırsal turizm potansiyeli belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma sonucunda SWOT analizi yapılmış, Gömeç'in kırsal turizm açısından güçlü ve zayıf yanları ile barındırdığı fırsat ve tehditleri ortaya konmuştur. Gömeç ilçesi bulunduğu konum itibariyle kırsal turizm faaliyetlerine uygun alanlar barındırmaktadır. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda Karaağaç, Ulubeyler, Hacıhüseyinler, Kumgedik ve Kobaşlar mahallelerinin kırsal turizm potansiyelinin görece daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu mahallelerde Atatürk Kayalıkları, Koca Çınar, İnkaya, Deliktaş, Kozak Yaylası gibi alanların varlığı turizm potansiyeli açısından önemlidir. Dursunlu, Hacıosman, Kuyualanı ve Hacıoğlu kırsal mahallelerinde de turizm potansiyelinin, diğer kırsal mahallelere kıyasla, görece daha düşük olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Sürdürülebilir Kırsal Turizm, Alternatif Turizm, Kırsal Kalkınma, Gömeç, Turizm Potansiyeli

Özgür Çam
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksekova (Hakkari) ilçesinde jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişki

Nüfus artışına paralel olarak artan tüketim oranı, doğadaki kaynakların da hızla tüketilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da doğada sınırlı bulunan kaynakların tüketiminde sürdürülebilirlik ilkesini gözetmeyi zorunlu hale getirmektedir. Nitekim artan nüfus ve gelişen teknoloji, üretim-tüketim kalıplarını da değiştirmektedir. Buna bağlı olarak insan-doğa ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Doğal alanların kullanımı ile birlikte arazi kullanımında yaşanan değişimler, etkin bir arazi kullanım planlamasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu noktada bahsi geçen arazi kullanımı kavramı, kişilerin gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla doğaya yönelmelerini ve doğal kaynaklardan en iyi şekilde yararlanmalarını ifade etmektedir. Bu tez çalışması Hakkâri iline bağlı Yüksekova ilçesindeki jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişkinin belirlenmesini konu edinmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı ise Yüksekova ilçesinin fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerini detaylı bir şekilde saptayarak bu özelliklerin arazi kullanımı üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmada nitel (doküman inceleme) ve nicel (CBS analizleri) verilerden yararlanılarak karma yöntem kullanılmıştır. Yüksekova ilçesindeki arazi kullanımına büyük ölçüde fiziki şartların etkilediğini görmektedir. İnceleme sahasının merkezinde bulunan ovanın bulunduğu alan morfolojik özellikler bakımından daha sade bir topoğrafya oluştururken, ovanın etrafı oldukça dağlık ve engebelidir. Çalışma sahasının jeomorfolojik durumuna bağlı olarak nüfus, yerleşme, tarım, sanayi, ticaret, hayvancılık faaliyetleri ağırlıklı olarak iç kesimlerde buna karşılık madencilik, ormancılık gibi faaliyetler ise güney kesimlerde yayılış göstermiştir. Kuzey kesimlerinde ise topoğrafyanın elverişsizliği beşeri ve ekonomik faaliyetleri sınırlandırmıştır.

Ekonomik coğrafyaFiziki coğrafya
Cemal Şimşek
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriye göçünün Duhok şehrinde entegrasyon açısından analizi

2011 yılında Suriye'de başayan iç savaş sebebiyle milyonlarca insan zorunlu göçe maruz kalmıştır. Irak Kürdistan Bölgesi'nin Suriye'ye yakın olması ve hükümetin izlediği "açık kapı politikası" gibi sebeplerle, çok sayıda Suriyeli, Irak Kürdistan Bölgesi'ne sığınmıştır. Başta Duhok şehri olmak üzere, sınır şehirleri bu göçten etkilenmiştir. Buradan hareketle bu çalışma, Suriyelilerin Duhok şehri üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Ağırlıklı olarak, nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, yer yer nitel araştırma yöntemine de başvurulmuştur. Araştırma kapsamında, Eylül-Ekim 2022 tarihleri arasında Duhok şehrinde bir alan çalışması yapılmıştır. Alan çalışmasında ise, bir nicel araştırma tekniği olarak anket tekniğine başvurulmuştur. Ayrıca, nitel araştırma teknikleri olarak da iki odak grup görüşmesi yapılmış, sahada gözlemlerde bulunulmuş ve yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Alan araştırmasında, 125'i Duhoklu ve 125'i de Suriyeli olmak üzere toplam 250 katılımcıya anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler, EXCEL programı aracılığıyla sayısallaştırılarak ARGIS ve SPSS programlarına aktarılmıştır. Veriler, ARGIS aracılığıyla tematik haritalara dönüştürülürken, SPSS aracılığıyla da betimsel ve Ki Kare (Chi Square) analizlerine tabi tutulmuştur. Elde edilen verilerden hareketle, Duhoklular ve Suriyeliler arasındaki kimi benzerliklere rağmen Suriyelilerin ekonomik, sosyal ve kültürel farklılıklar nedeniyle zorluklarla karşılaştıkları anlaşılmıştır. Kitlesel Suriyeli göçü, Duhok'un ekonomik olarak aktif nüfusunu %3-%5 oranında artırmış, bu da reel saatlik ücretlerde %5-%8 oranında düşüşe yol açmıştır. Suriyeli işçilerin daha yüksek sosyal beceriler gösterdiği (ortalama 4,56) ve bunun da ekonomik etkisinin yüksek olduğu (ortalama 4,16) görülmüştür. Suriyeliler ve yerel gençler arasındaki iş rekabeti de ortalama 4,54'tür ve bu oran da dikkate değerdir. Sonuç olarak, Irak Kürdistan Bölgesi'nin Mülteci Sözleşmesi'ni imzalamamış olması ve yetersiz mevzuat nedeniyle yerel entegrasyon ve gönüllü geri dönüş pratik değildir. Güvenlik endişeleri ve kalkınma eksikliği Suriye'ye gönüllü geri dönüşü engellemektedir. Bu sebeple, elde ettiğimiz veriler, Suriyelilerin çoğu için tercih edilen çözümün üçüncü ülkelere yerleştirme olduğunu göstermektedir.

Salıh Husın
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Gümrük Birliği sürecinde Türkiye-AB arasındaki bitkisel ürün ithalat ve ihracatı

Günümüz dünyasında ülkelerin en başta gelen hedeflerinde birisi toplumsal refah seviyesini yükseltmektir. Bu kapsamda bütün sektörlerde (tarım, sanayi ve hizmetler) verimliğin artırılması yoluyla üretim kapasitelerinin genişletilmesine ihtiyaç vardır. Belirtilen hedefe ulaşmak için uluslararası ticari ve ekonomik entegrasyonlara katılmak istenmektedir. Türkiye gümrük birliğine aşamalı bir süreçten sonra 1996 yılında katılmıştır. Türkiye'nin AB ile yürüttüğü bitkisel ürün dış ticaretinde gümrük birliğine katılımdan sonra ürün grupları itibariyle önemli değişmeler yaşanmıştır. Bazı ürün gruplarında (meyve ve sebzeler) ihracat gerek miktar gerekse oransal olarak genelde artış kaydederken bazı ürün gruplarında (tahıl ve yağlı tohumlar gibi) ithalatta bir artış yaşanmıştır. Ancak şunu ifade etmek gerekir ki, Avrupa Birliği'nde tarımsal verimin yüksek olması Türkiye'nin birlikle yaptığı bitkisel ürünlerle ilgili dış ticaret rekabet gücünü olumsuz etkilemekledir. Türkiye'nin tarımsal ürün ithalatı için uyguladığı gümrük tarifeleri genellikle çok yüksektir .Dünya Ticaret Örgütü'ne göre; Türkiye'nin tarımsal ithalat tarifelerinin ortalaması %40 civarında iken, AB'nin ortalaması ise yaklaşık %14'tür. Dolayısıyla ikili ticaretin serbestleştirilmesi ve tarım için AB'nin ortak gümrük tarifesinin kabul edilmesi belirli ürünlere yönelik ithalat korumasının önemli ölçüde düşmesi anlamına gelecektir. Gerekli fonlar sağlanıp tarıma kullandırıldıktan sonra AB'ne karşı uyguladığımız gümrük korumasının zaman içerisinde kademeli olarak indirilmesi, tarımdaki işgücü kaybı, üretim düşmesi ve dolaysıyla dış ticaretin olumsuz etkilenmesinin önüne geçmesi açısından önemlidir.

Fatime Nas
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Beşeri coğrafya açısından Suriye kaynaklı zorunlu göçlerin Kilis şehrine etkileri

Araştırmada Suriyeli göçünün Kilis şehrinde beşeri fonksiyon ve fonksiyon alanlarına etkileri ele alınmıştır. Bu doğrultuda Kilis şehrinin nüfus, yerleşme, sağlık, eğitim, güvenlik, teknik altyapı, yeşil alanlar ve mezarlık alanları incelenmiştir. İnceleme yapılırken 20 yıllık süreç (2002-2021 yılları arasında) 10 yıllık iki dönem (2002-2011 yılları arasında ve 2012-2021 yılları arasında) şeklinde ele alınmıştır. Araştırmada Suriyeli göçünün Kilis şehrinin beşeri fonksiyonları ve fonksiyon alanları üzerinde meydana getirdiği değişimleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma Suriyeli göçünün Kilis şehrinin beşeri fonksiyonlarına ve fonksiyon alanlarına etkileri bağlamında mekânsal değişimi ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Araştırmada kaynak taramasıyla elde edilen, resmi kurum ve kuruluşlardan temin edilen verilerden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra 2022 yılında Kilis şehrinde alan araştırması yapılmış ve bu doğrultuda şehri oluşturan bütün mahallelerin muhtarlarıyla derinlemesine görüşme yapılarak veri temin edilmiştir. Analizler yapılırken nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Bu yöntemler kronolojik, betimsel, karşılaştırmalı analiz ve yaklaşımlar kullanılarak uygulanmıştır. Bütün bu yöntemler ve yaklaşımlar tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (indüksiyon) gibi akıl yürütme yöntemleriyle desteklenmiş ve coğrafya biliminin temel ilkeleri olan dağılış (yayılış), neden-sonuç ilişkisi (nedensellik) ve ilişki kurma (bağlantı kurma) ilkelerine bağlı kalınarak uygulanmıştır. Araştırmada Suriyeli göçü öncesinde Kilis şehrinin beşeri fonksiyonlarında ve fonksiyon alanlarında değişimler meydana geldiği, Suriyeli göçüyle birlikte bu değişimlerin hızla artmaya ve belirginleşmeye devam ettiği görülmüştür.

Murat Dinç
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

GAP turizm destinasyonunda biyoklimatik konfor koşullarının turizm faaliyetleriaçısından değerlendirilmesi

Biyoklimatik konfor; insanların bulundukları ortamdaki hava koşullarından memnuniyet durumunu ifade eder. Söz konusu memnuniyet durumu insan ile ortam arasındaki etkileşimden kaynaklandığı için tamamı ile öznel bir husustur. Biyoklimatik konfor kavramı sıcaklık, nem, rüzgâr, küresel radyasyon gibi iklimsel etmenlerin yanında kıyafet, aktivite düzeyi (metabolizma hızı), yaş, boy-kilo oranı, cinsiyet, sağlık gibi kişisel unsurların bir arada değerlendirilerek hesaplandığı bir olgudur. Araştırmada GAP Turizm destinasyonunda termal sıcaklık indisi (Physiological Equivalent Temperature) aracılığı ile biyoklimatik konfor koşullarının tespit edilmesi ve bu doğrultuda turizm açısından en ideal dönem ve saat dilimlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu çalışmada biyoklimatik konfor koşullarını hesaplamak için 10 lokasyon belirlenmiştir. Belirlenen lokasyonlara ait 22 yıllık meteorolojik veriler RayMan yazılımı ile analiz edilerek Fizyolojik Eşdeğer Sıcaklık (PET) değerleri tespit edilmiştir. Fizyolojik Eşdeğer Sıcaklık (PET) verilerinden yararlanarak 10 ayrı lokasyon ile ilgili saatlik PET grafikleri ile PET haritaları oluşturulmuş olup bu grafik ve haritalar analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan haritalar Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımlarından ArcGIS 10.5 programı (demo) kullanılarak hazırlanmıştır. Biyoklimatik konfor koşullarının mekânsal dağılımlarının haritalanmasında ArcGIS 10.5 (Demo) programından faydalanılmış olup bu programda enterpolasyon tekniklerinden CoKriging yöntemi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda GAP Turizm Destinasyonunda gündüz kuşağında mart, nisan vekasım aylarında konforlu ve hafif serin koşulların hâkim olduğu, gece kuşağında ise haziran, temmuz, ağustos, eylül aylarında serin, hafif serin ve konforlu zaman aralıklarının bulunduğu gözlenmiş olup söz konusu ayların turizm faaliyetleri için en ideal zaman aralıklarını teşkil ettiği tespit edilmiştir. Araştırma sahasında mayıs ve ekim ayında saat 05.00 ile 09.00 ve 15.00 ile 18.00 arasında konforlu, hafif serin ve hafif sıcak koşullar gözlenmiş olup söz konusu koşulların termal bakımdan turizm faaliyetleri için ideal zaman aralığı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sahası genelinde gündüz kuşağında; mayıs(saat 09.00 ile 15.00 arası), haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında aşırı sıcak stres, çok sıcak stres ve sıcak stres koşulları hakim olduğundan aralık, ocak, şubat aylarında ise soğuk stres ve çok soğuk stres koşulları gözlendiğinden ötürü gündüz kuşağında turizm faaliyetleri için ideal zaman aralığı yoktur; fakat araştırma sahasında aralık, ocak, şubat aylarında çoğunlukla soğuk ve çok soğuk stres koşulları gözlenmesine rağmen İslahiye, Gaziantep, Birecik, Mardin, Nusaybin lokasyonlarında aralık ve şubat aylarında saat 11.00 ile 14.00 arasında serin ve hafif serin termal koşular gözlendiğinden basit tedbirler alınmak koşulu ile (vücudu sarmalayan kıyafet kullanımı) turizm faaliyetleri için kısa süreli ideal koşulların oluştuğu saptanmıştır. Araştırma sahası genelinde gece kuşağında; ocak, şubat, mart, nisan, kasım, aralık aylarında soğuk stres ve çok soğuk stres koşulları gözlendiği için turizm faaliyetleri bakımından ideal zaman aralığı yoktur; fakat mayıs ve ekim aylarında gece kuşağında serin ve hafif serin koşullar gözlendiği için basit tedbirler almak şartı ile (vücudu sarmalayan kıyafet kullanımı) turizm faaliyetleri bakımından uygun koşulların oluştuğu tespit edilmiştir.

Ramazan Fıratoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İnce Burun Dağları'nın (Hani-Diyarbakır) batı kesiminin karst jeomorfolojisi açısından araştırılması

İnce Burun Dağları Güneydoğu Torosların orta kısmında Hani İlçesi'nin kuzeyinde Diyarbakır-Elazığ Bingöl sınırlarının kesiştiği noktada yer alır. Bitlis Zagros kenet kuşağının hemen güneyinde yer alan araştırma sahası tektonik açıdan kenar kıvrımları kuşağı üzerinde yer alır. İnce Burun Dağları'nın (Hani-Diyarbakır) batı kesimini oluşturan araştırma sahası Türkiye Karst Bölgeleri sınıflandırılmasına göre Güneydoğu Anadolu Karst Bölgesi (GDK) ile Doğu Anadolu Kıvrım Kuşağı Alanı (DAKK) içerisinde yer alır. Bu çalışmada İnce Burun Dağları'nın batı kesiminde karstik süreçler ve karstik şekillerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Muhtelif zamanlarda gerçekleştirilen arazi çalışmalarında yörede karstlaşmaya etki eden faktörler belirlenmiş ve sahada mevcut bulunan karstik şekiller ortaya konulmuştur. Araştırma sahasında karstlaşma üzerinde litoloji, tektonizma, iklim, bitki örtüsü, toprak ve zaman faktörlerinin değişik oranlarda etkileri mevcuttur. Neotektonik dönem yer hareketlerinden oldukça yoğun bir şekilde etkilenmiş olan araştırma alanının günümüz jeomorfolojik görünümünü almasında tektonizma, flüvyal ve karstik süreçlerin etkisi büyük rol oynamıştır. Sahadaki önemli dağlık kütleler antikilanler veya bindirmelere tekabül ederken makro karstik şekilleri ise senklinal alanları içerisinde gelişmiştir. Yörede tektonik yapılar yüzeyde karstlaşmanın boyutları ve yönelimi üzerinde belirleyici olurken, aynı zamanda karstlaşmanın derine doğru inmesini de sağlamıştır. Araştırma sahasında karstik çözülme şekillerini lapyalar, harabe reliefi, düden, mağaralar, dolin, uvala, polye, kanyon vadiler, karstik kaynaklar ile birikim şekillerini traverten, sarkıtlar-dikitler, kalker kabuk-kaliş, terra-rossa ve terra-fusca ve karstik ebuli oluşturur. Herhangi bir bölgede doğal süreçlerin bilinmesi, o bölgenin doğal potansiyelinin doğru planlanması açısından önemlidir. Bu yönüyle bu çalışmanın genelde Hani İlçesi; özelde İnce Burun Dağları ve çevresinin doğal ortam potansiyelinin belirlenmesine yönelik çalışmalara önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Sinan Yılmaz
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin coğrafya dersine karşı tutumlarının incelenmesi: Şanlıurfa Şehri örneği

Şanlıurfa Şehri'ndeki meslek lisesi, fen lisesi ve Anadolu lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine yönelik tutumlarını inceleyen bu araştırma, öğrencilerin derse karşı ilgi, algı ve motivasyonlarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Coğrafya, çevreyi anlama, mekânsal düşünme ve küresel farkındalık kazandırma açısından önemli bir ders olmasına rağmen, öğrencilerin bu derse olan ilgisi okul türüne göre farklılık gösterebilmektedir. Araştırma, yerel dinamiklerin bu tutumlara etkisini ortaya koymak açısından da önem taşımaktadır. Araştırmada nicel yöntem kullanılarak, farklı okul türlerinden seçilen öğrencilere Coğrafya dersine yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler, öğrencilerin Coğrafya dersine olan ilgisi, motivasyonu ve algıları açısından analiz edilmiştir. Bulgular, fen lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine daha yüksek bir ilgi gösterdiğini, Anadolu lisesi öğrencilerinin orta düzeyde bir tutum sergilediğini ve meslek lisesi öğrencilerinin bu derse yönelik ilgisinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, dersin akademik önemi, kariyer hedefleri ve öğretim yöntemleri ile ilişkilendirilmiştir. Fen lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine yönelik daha olumlu bir tutum sergilemesinde akademik başarı odaklı yaklaşımın etkili olduğu düşünülmektedir. Anadolu lisesi öğrencileri, farklı ders yoğunlukları ve genel müfredatla dengeli bir tutum sergilerken, meslek lisesi öğrencilerinin düşük ilgisi, dersin mesleki hedefleriyle doğrudan ilişkilendirilmemesiyle açıklanabilir. Öğretmenlerin, her okul türünün ihtiyaçlarına uygun öğretim stratejileri geliştirmesi, Coğrafya dersine olan ilgiyi artırabilir. Özellikle meslek liselerinde Coğrafya dersinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesi ve uygulamalı etkinliklerin artırılması önerilmektedir. Bu şekilde, öğrencilerin derse olan tutumlarının olumlu yönde değişmesi sağlanabilir.

Hamiyet Solğun
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay yemek kültürü ve üzerinde etkili olan coğrafi faktörler

Beslenme insanların en temel ihtiyaçlarından biridir. Bu temel ihtiyaç toplumdan topluma değişen yemek kültürünün oluşmasına olanak sağlamıştır. Yemek kültürünün şekillenmesinde coğrafi, toplumsal, tarihî, dinî, kültürel birçok faktör etkili olmaktadır. Bu yüzden yemek kültürü birçok bilim dalının inceleme konusu olmaktadır. Yemek kültürü konusu Beşeri Coğrafyanın alt araştırma alanı olan kültür coğrafyasının alanına girmektedir. Kültür coğrafyası; coğrafyacılar tarafından bir kültürün hem beşeri hem de çevresel etkilerini mekânsal olarak gözlemleyerek ve yorumlayarak ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada yemek kültürünü etkileyen faktörler, yemek kültürünün mekân ve zaman içindeki değişimi coğrafyanın ilkeleri esas alınarak incelenmektedir. Bu çalışmada Hatay yöresinin yemek kültürü, fiziki ve beşeri coğrafyanın bakış açısıyla incelenecek ve elde edilen bulgular ortaya konulmuştur. Hatay tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu ve Suriye kültürünün kesiştiği noktada yer almaktadır. Bulunduğu coğrafi konum itibariyle de İpek Yolu'nun Akdeniz ile birleştiği noktada bulunmaktadır. Günümüzde hâlâ birçok kültürü içinde barındıran Hatay ili kendine has yemek kültürü ile UNESCO tarafından dünyada 26 tane bulunan Gastronomi şehirleri arasına alınmıştır. Bu yemek kültürünün ortaya çıkmasında coğrafyanın etkilerini görebilmek adına bu çalışma hazırlanmaktadır. Hatay'da yaşayan etnik toplulukların kendine has yemekleri, birbirinden farklı olarak yapılan yemekler ve Hatay yemekleri olarak hepsinin ortak yaptıkları geleneksel yemeklerin coğrafi şartlarla ilişkisi üzerinde durulmuştur. Ayrıca bir dinler mozaiği olan Hatay'da farklı dinlerin ve mezheplerin yaptıkları yemekleri ve bu yemeklerin Hatay yemek kültürüne etkileri ele alınmıştır. Çalışmada yöre halkı ile bire bir görüşme, çalışma sahasında gözlem ve incelemeler yapılmıştır. Arazi gezisi sırasında gerçekleştirilen görüşmelerle beraber ses ve kamera kayıtları alınmış ve fotoğraflar çekilmiştir. Elde edilen bulgulara göre yörenin yemek kültüründe doğal şartların önemli bir yeri bulunmaktadır. Yöre insanı doğanın sunmuş olduğu zenginliklerden faydalandığı için doğal şartların etkisi mutfak kültüründe önemli bir yer edinmiştir. Yörenin kışları yağışlı yazları sıcak iklimi yörede Akdeniz iklim elemanlarının oluşmasına sebep olmuştur. Birçok endemik bitki barındıran bölgede bu durum yemek kültürüne de etki etmiştir. Bölgenin Anadolu ve Arap yarımadası arasında yer alması her iki kültürün de yemeklerine ev sahipliği yapmasına neden olmuştur. Yeryüzü şekillerinin farklılık göstermesi Hatay yemeklerinin ana malzemelerinin temin edildiği tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yapılmasına olanak sağlamıştır. Hatay'da yemek kültürü zamanla değişikliklere uğrasa da coğrafi özelliklerin fazla değişmemesinden dolayı hâlâ önemini korumaktadır. Yemek kültürünün geleceğe aktarılması için hem doğal ortam şartlarının hem de beşeri özelliklerin korunması gerekmektedir.

Doğal çevreYemek kültürü
Mercan Uçar
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çifthisar Havzası ve yakın çevresinin (Adıyaman) kütle hareketleri açısından CBS tabanlı duyarlılık analizi

Yeryüzünün değişmesinde ve şekillenmesinde etkili olan doğal olaylardan bir tanesi kütle hareketleridir. Kütle hareketlerine duyarlık, günümüzde "kütle hareketine maruz kalan alanlar gelecekte de kütle hareketlerine maruz kalabilir" savından yola çıkarak kütle hareketlerinin gerçekleşme potansiyelinin belirlenmesidir. Duyarlılık haritaları, kütle hareketlerinin oluşumları üzerinde etkili olan günümüzdeki hazırlayıcı ve tetikleyici faktörlerin, gelecekte de etkili olabileceği düşünülerek hazırlanır. Duyarlılık analizi, alansal bazda yapılan kütle hareketleri çalışmalarında ilk adımı oluşturup, kütle hareketi oluşumuna ilişkin risk ve tehlikenin belirlenmesine yönelik çalışmaların yürütülmesinde etkin rol oynar. Araştırma sahası olarak seçilen Çifthisar Havzası ve çevresi Doğu Anadolu Bölgesinin, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. İdari olarak Adıyaman ili Gerger ilçesi sınırları içerisinde kalan Çifthisar Havzası, Nemrut Dağı Milli Parkı'nın doğusunda yer alır. Gerger ilçe merkezi havzanın kuzeydoğusunda konumlanmıştır. Çifthisar Havzası ve yakın çevresinde kütle hareketleri belirlenmesi ve sahanın kütle hareketleri açısından duyarlılığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için parametre haritalarının ağırlıklı çakıştırtılması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında litoloji, eğim, bakı, paleo kütle hareketleri, baraj gölüne yakınlık bitki örtüsü, yükselti, hazırlayıcı parametreler olarak; fay hatlarına yakınlık, yağış tetikleyici parametreler olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda sahanın kütle hareketleri duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Bu haritaya göre sahada duyarsız alanlar 1,95 km2, çok az duyarlı alanlar 173,93 km2, duyarlı alanlar 249,54 km2, olarak hesaplanmıştır. Duyarsız alanda kütle hareketlerinin gerçekleşmediği, gerçekleşmiş hareketlerinin %17sinin çok az duyarlı alanlarda, %83'nün duyarlı alanlarda olduğu saptanmıştır. Sahada kütle hareketlerinin, stratigrafik olarak geçirimliliğin düşük olduğu formasyonların üzerine gelen jeolojik birimlerde, Adıyaman fayı tarafından yoğun bir şekilde parçalanmış dik yamaçlarda, yüksek eğimli çevresine göre yüksek yamaçlarda, geçmiş dönemlerde Fırat nehrinin alttan oyduğu yamaçlarda, günümüzde Atatürk baraj gölü kenarında nispi dalga aşındırmasının görüldüğü alanlar ile bitki örtüsünün olmadığı veya cılız olduğu alanlarda gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma doğrultusunda üretilen duyarlılık haritası, alanda yürütülecek risk ve tehlike çalışmalarına öncülük edecek, özellikle de "Risk ve tehlike çalışmaları nerede yapılmalıdır?" sorusuna cevap olacaktır. Anahtar Kelimeler: Adıyaman, Gerger, Kütle Hareketleri Duyarlılık Analizi, Parametre Haritalarının Ağırlıklı Çakıştırılması Yöntemi, Heyelan

AdıyamanAdıyaman-GergerCoğrafi bilgi sistemleri+7
Faruk Bingöl
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyelilerin Gaziantep kentinin sosyo-ekonomik yapısına etkileri

Göç olgusu, hedef bölgede toplumsal değişmeye neden olurken aynı zamanda da göç edenlerin de dönüştüğü bir sürece karşılık gelir. 2011 yılında Suriye'de meydana gelen iç karışıklık ve kaotik ortamdan kaynaklı olarak göç etmek zorunda kalan Suriyelilerin hedef bölge yer seçiminde Türkiye ilk sırada gelmektedir. Türkiye'ye yönelen Suriye kaynaklı göç dalgası, başta Türkiye'nin sınır illeri olmak üzere diğer birçok il de bu göçlerden etkilenmiştir. Sınır illerinden Gaziantep, 2011 Suriye savaşı sonrası Suriyelilerin en fazla tercih ettiği illerden biridir. Akrabalık, tanıdık ilişkileri, coğrafi yakınlık gibi nedenlerin yanında göç öncesi süreçte Gaziantep ve Halep arasında ciddi bir ekonomik ilişki olması da Gaziantep kentine yönelik Suriyeli göç sürecini etkilemiştir. Suriyelilerin kentsel mekâna yayılımları ve sosyoekonomik yapı kaynaklı mekânda oluşturdukları ayrışma/kümelenme şekillerinin hangi faktörlerden kaynaklı olarak meydana geldiği çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak, Gaziantep kentinin merkez ilçeleri olan Şahinbey ve Şehitkâmil araştırma evreni olarak belirlenmiştir. Ön araştırmalar neticesinde, ilçelerde, Suriyeli nüfusun fazla ve yoğun olduğu 40 mahalle örneklem olarak tespit edilmiştir. Belirlenen sahada bulguların elde edilmesi için hem yerel hem de Suriyeli nüfus için ayrı ayrı anket formu hazırlanmıştır. Sorular yarı yapılandırılmış ve açık uçlu olmak üzere iki şekilde katılımcılara yöneltilmiştir. Anket formları her mahalleden rastgele 10'ar Suriyeli ve 10'ar yerli kaynak kişi olmak üzere toplam 800 kişiye yüz yüze uygulanmıştır. Ayrıca her bir mahalle muhtarı ile görüşülerek Suriyelilerin nüfus verilerinin yanında mahallelerdeki Suriyeliler hakkında genel bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Suriyelilerin ekonomik gelirlerinin düşük olmasına ilk kümelenmeleri buna bağlı olarak gerçekleşmiştir. Kümelenmenin ve mekânsal ayrışmanın ikinci adımı etnik ve dil yapılarına göre oluşmuştur. Son olarak Suriyelilerin mekânsal kümelenmesi ağ ilişkilerine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Suriyelilerin sosyoekonomik yapısına bağlı olarak gerçekleştirdiği kümelenmelere ek olarak yerel halkın da dışlama pratikleri ve söylemleri Suriyelilerin mekânsal ayrışmasında bir diğer önemli unsurdur. Bu bakımdan çalışma sahasındaki Suriyelilerin mekânsal yer seçimi ve mekânsal ayrışması hem Suriyelilerin iç dinamiklerinden hem de yerel halkın dışlayıcı tutumlarına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Araştırmanın ulaştığı en kapsamlı sonuç yerel halkın son dönemlerde Suriyelilere karşı dışlama pratiklerinin arttığına dair çıkarımlar, yapılan saha çalışması sonucunda belirlenmiştir. Gaziantep kentinde mekânsal ayrışma pratikleri göç süreci ilerledikçe yerel halkın davranış biçimlerine göre daha da derinleşeceği öngörülmektedir.

CoğrafyaMekansal ayrışmaSosyo-mekansal ayrışma+2
Emrah Türkoğlu
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal mekânın üretimi: Şanlıurfa şehrinde Suriyeli ve Şanlıurfalıların karşılaşması

İnsan topluluklarının karşılaştıkları ve iç içe geçiştikleri mekânlarda, mekân, insanları bedensel olarak birbirine yakınlaştırarak, temas ve etkileşimi sağlar. Mekân, insanları bir araya getirip nüfus yoğunluğunu artırdığı gibi (nicel olarak) ilişkileri de (nitel olarak) yoğunlaştırır. Kendisi de bu ilişkilerin bir sonucu olarak yeniden üretilir. Bu sebeple, ilişkisel mekân ve toplumsal mekân kavram ve kuramlarının merkezine oturtulduğu bu çalışmada, belli bir mekânı daha önce kullananlar ile bu mekâna göçle gelenlerin gündelik hayat deneyimleri üzerine eleştirel bir okuma yaparak, bu deneyimlerin ayaklarının oturtulduğu mekânı ve bunun toplumsal örüntülerdeki yerini, böylelikle toplumsal mekânın yeniden üretiminde göç olgusunun rolünü anlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, Şanlıurfa şehrindeki Suriyelilerin ve Şanlıurfalıların, karşılaştıkları ve iç içe geçtikleri mekânlarda her iki halk arasındaki "uyum" ve "çatışma" noktalarının neler olduğuna ve bunların toplumsal mekânı nasıl ürettiğine odaklanmaktadır. Temelde alan araştırmasına dayanan bu çalışmada, nicel ve nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin bir arada olduğu karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmada, gözlem, görüşme, anket ve derinlemesine görüşme teknikleri birlikte kullanılmıştır. Buna göre, araştırma, Şanlıurfa şehrine bağlı, Haliliye ve Eyyübiye merkez ilçelerinin şehirsel alanında yer alan 45 mahallede, rastgele/tesadüfi yolla seçilen 360'ı Şanlıurfalı ve 360'ı da Suriyeli olmak üzere toplamda 720 kişiye uygulanan yarı yapılandırılmış ankete; Suriyelilerin görece yoğun olarak yaşadıkları 37 mahallenin muhtarıyla yapılan görüşmelere; 5'i Şanlıurfalı 5'i de Suriyeli olmak üzere toplam 10 kişiyle yapılan derinlemesine görüşmelere ve saha gözlemlerine dayanmaktadır. Şanlıurfa şehri, etnik ve kültürel çeşitlilik açısından Türkiye'nin başat şehirlerinden birisidir. Suriyelilerle birlikte, bu etnik ve kültürel çeşitlilik artmıştır. Ancak bununla birlikte, kültürel çatışma ve sosyal entegrasyon bağlamında çeşitli sorunların ortaya çıkması da kaçınılmaz olmuştur. Böylelikle Suriyeliler, Şanlıurfa şehri için bir taraftan "çok kültürlülüğe" ve "birlikte yaşama" katkı sağlarken, diğer taraftan da "sosyal entegrasyon" bağlamında yaşanan sorunların, "kültürel çatışmaların" ve "sosyal dışlanmaların" da merkezinde yer alarak sosyolojik dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlamışlardır. Netice itibariyle, yoksulların karşılaşması ve karşılaşma krizleri olarak kavramlaştırılan bu durum, toplumsal mekânın üretiminde önemli bir rol oynamıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Mekân, İlişkisel Mekân, Suriyeliler, Karşılaşma Krizleri, Şanlıurfa.

CoğrafyaEkonomik entegrasyonGöçler+7
Recep Baydemir
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamusal yer adları ve mekânın ideolojik kurulumu: Ankara şehri örneği (1923-2020)

Bu çalışmanın konusunu, Ankara şehrindeki kamusal yer adları oluşturmaktadır. Kamusal yer adları sözcüğü; Ankara şehrindeki cadde, bulvar, meydan, park ve lise (okul) adlarını ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı ise, Türk siyasi tarihinde, iktidar değişimlerine bağlı olarak Ankara şehrindeki kamusal yer adlarında meydana gelen ideolojik dönüşümleri incelemektir. Bu inceleme, 1923-2020 yılları arasındaki tüm dönemi kapsamaktadır. Hem yerel yönetimin cadde, bulvar, meydan ve park adlandırmaları hem de merkezi yönetimin lise adlandırmaları, üç dönem halinde ve her bir dönem birbiriyle karşılaştırılarak incelenmektedir. İktidar, ad, adlandırma, ideoloji, ulusal/milli kimlik ve toplumsal hafıza arasındaki ilişkinin anlaşılması adına, adlandırmak ne anlama gelir? Kim adlandırır? Ad ile adlandırılan yer arasında nasıl bir ilişki vardır? Şehir mekânında yapılan değişiklikler ve yeniden adlandırmalar ulusal kimlik tartışmalarıyla ilgili olsa da bu değişikliklerin toplumsal hafızayla nasıl bir ilişkisi vardır? Daha geniş siyasi anlamları ve içerikleri var mıdır? Kamusal yer adları üzerindeki mücadele hangi gruplar ya da ideolojiler arasında yaşanmaktır, sorularından hareket edilmektedir. Bu sorular, elde edilen verilerle bir arada tartışılmaktadır. Elde edilen veriler, eleştirel toponimi yaklaşımından hareketle göstergebilimsel bir analize tabi tutulmuştur. Bu çalışmada üç temel bulguya ulaşılmıştır. Birincisi, 1923-1949 yılları arasındaki adlandırma pratikleri, Türk Tarih Tezi'ni veri almaktadır. İkincisi, 1950-2003 yılları arasında yapılan adlandırmalar, Türk-İslam Sentezi'ni yansıtmaktadır. Üçüncüsü ise 2004-2020 yılları arasındaki adlandırma pratikleri, Yeni-Osmanlıcılık düşüncesini şehirsel mekânda maddileştirmektedir.

Beşeri coğrafyaKent coğrafyasıSiyasi coğrafya
Selim Bozdoğan
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yahyalı ilçesi'nin kırsal turizm potansiyeli ve rota planlaması

"Yahyalı İlçesi'nin (Kayseri) Kırsal Turizm Potansiyeli ve Rota Planlaması" adlı bu tez çalışmasında kırsal turizm konusunun doğuşu ve gelişimi, geleneksel turizm aktivitelerine alternatif olarak kırsal turizmin durumu kavramsal olarak ele alınmıştır. Kırsal turizm kavramının; tarım turizmi, ekoturizm, yayla turizmi, dağ turizmi gibi farklı tanımlarla dile getirildiği görülmektedir. Kırsal turizm adından da anlaşılacağı üzere kırsal alanda yapılan bütün turizm alanlarını kapsamaktadır. Kırsal turizm konusu kapsamında yapılan bu çalışmada Yahyalı ilçesinin çalışma alanı olarak belirlenmesinde doğal varlıkları, kültürü, tarihi ve kendine özgü doğal ve beşerî değerlere sahip olmasının yanında bu değerlerin yeterince bilinmemesi olmuştur. Çok eski zamanlardan itibaren farklı medeniyetlerce sahip olunan ilçe bu medeniyetlerden önemli izler taşımakla kalmayıp, akarsular, kanyonlar, ormanlar, dağlar, göller, yaban hayatı, şelaleler gibi doğal güzellikleri de bünyesinde barındırmaktadır. Kültürel değerler olarak eski yerleşmeler, kaleler ve eski mezarların oldukça fazla olduğu ilçede bu değerlere gerekli önem verilmemiş, araştırmalar yapılmamış ve tahribata açık bir şekilde bırakılmıştır. Geçmişten günümüze kadar özellikle sanayi devrimden sonra gerçekleşen teknolojik gelişmeler etkilerine her alanda olduğu gibi turizm anlayışında da göstermiştir. Şehirlerde yaşayan insanların geleneksel turizm anlayışının artık yerini kırsal turizm alanlarına doğru itilmesiyle birlikte kırsal alanların turizm değerleri de artmıştır. Bunun yanı sıra kırsal alanların en büyük sorunlarında olan göç verme durumunu önleyebilecek ve ekonomik gelirlerini çeşitlendirebilecek bu durum günümüzde oldukça önemli bir konu olarak göze çarpmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda Yahyalı İlçesi'nin kırsal turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması amacıyla ilk olarak literatür çalışması yapılmıştır. Daha sonra belirli periyotlarla arazi çalışmalarıyla gözlemler ve tespitler yapılmış, turizm destinasyonlarının konumları belirlenmiş, yöre halkıyla görüşmeler yapılmış ve kırsal turizm değerleri ortaya konulmuştur. Doğal alanlar içerisinde çok sayıda farklı özelliklere sahip şelalelerin, akarsuların, göllerin, dağlık ve ormanlık alanların yanı sıra tarihi, kültürel ve ekonomik yönden eski yerleşmelerin ve bu yerleşmelerde yaşayan medeniyetlerin izleri de tespit edilmiştir. Tüm bu çekicilikler çalışma alanında dağcılık, doğa yürüyüşü (trekking), kampçılık, dağ bisikletçiliği, rafting, yaylacılık, tarihi ve kültürel ziyaretlerin yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. İlçe nüfusu günümüzde giderek azalmaktadır. Bunun başlıca nedenleri arasında ekonomik durum dikkat çekmektedir. Ulaşım ve altyapı eksikliği ilçedeki diğer itici faktörleri teşkil etmektedir. Halihazırda var olan alt-üst yapının büyük bir turist akışını kaldıramayacağı açıktır. Alt-üst yapı sorunlarının giderilmesi, yerel yönetimlerin iş birliği içinde faaliyetlerini sürdürmesi, büyük tahribata maruz kalan doğal ve kültürel değerlerin korunması, tanıtım eksikliğinin giderilmesi, bölgenin kırsal turizm potansiyelini aktif bir şekilde kullanması için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırsal Turizm, Kırsal Alan, Yahyalı, Rota Planlama

Kayseri-YahyalıTurizmKırsal turizm+3
Yusuf Çapan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bozova (Şanlıurfa) ilçesinin turizm potansiyelinin belirlenmesi ve planlamaya yönelik öneriler

"Bozova (Şanlıurfa) İlçesi'nin Turizm Potansiyelinin Belirlenmesi ve Planlamaya Yönelik Öneriler" adlı araştırma konumuz, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Şanlıurfa ili Bozova ilçesinin potansiyel turizminin belirlenmesi nedeniyle alandan elde edilen veriler çerçevesinde planlamaya yönelik önerilerle değerlendirilmesini kapsamaktadır. Bozova ilçesi sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel kaynakları bakımından kültür turizmi potansiyeli ile önemli destinasyona sahiptir. Ancak bu araştırma alanı, coğrafi sınırlılıklar nedeniyle sosyal ve ekonomik göstergeler açısından Türkiye ortalamasının oldukça gerisinde kalmıştır. Oysa önemli bir tarihsel geçmişe sahip olan ilçe, birçok medeniyetin uğrak noktası olmuştur. Ancak zaman içerisinde bu özelliğini yitirerek yerel faktörlerden kaynaklı sorunlar nedeniyle bugünkü durumuna gelmiştir. Bu sorunların başlıcaları ilçenin gelişmiş bölgelere uzak olması, ekonomik nedenlerden kaynaklanan gerileme, sosyo-kültürel nedenler, hızlı nüfus artışı ve yine bunun sonucu olarak genç nüfusun göç etmesi, savaş ve siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelere yakınlıktan kaynaklı mülteci göçü olarak sıralanabilir. Ancak tez konusu seçilirken hareket edilen nokta ilçede var olan doğal, kültürel ve tarihi çekiciliklerin kültürel turizm ve turizm planlaması çerçevesinde ele alınarak önerilerle desteklenmesini göstermektir. Bu bağlamda ilçede çevresel, ekonomik ve sosyo-kültürel göstergeleri dikkate alan bir turizm planlaması ile gelir elde etmeye yönelik turizm etkinliği, Bozova'da gelişmenin bir aracı olarak düşünülmektedir. Öyle ki bu durum ilçede var olan turizm potansiyelinin doğru belirlenmesi ve bu sektörün doğru bir şekilde planlanarak ele alınmasını gerektirmektedir. Zira hem yöre halkı için hem de ülke geneli için başta ekonomik katkı olmayacağı gibi bir takım yapısal, sosyal ve doğal çevreyle ilişkili olan önemli kayıpların oluşmasına da fırsat verilmiş olacaktır. Bu kapsamda birçok doğal, tarihi ve kültürel çekiciliklere sahip olan Bozova ilçesi maalesef bunları kullanma noktasında oldukça etkisiz kalmıştır. Bu etkinin çeşitli nedenleri söz konusudur. Özellikle bir turizm politikasının geliştirilmemiş olması, diğer turizm arzlarının eksik ve yetersiz olması, bölgede yaşanan sosyal huzursuzluk gibi etkiler turizmin gelişmesini olumsuz yönde etkilemiştir. Ancak turizmin önemli bir motive edici unsuru yörede yapılabilecek çalışmalar, bir nebze de olsa olumsuzlukların giderilmesi noktasında etkili olacaktır. Bu bağlamda bu çalışma, turizm potansiyelinin belirlenmesi sürdürülebilir turizm ve planlama ile Bozova yöresinin ekonomik kalkınmasına yeni bir bakış kazandırmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Şanlıurfa- Bozova, turizm, kültür turizmi, planlama, doğal ve beşeri çekicilikler.

TurizmŞanlıurfa-Bozova
Tansu Karaçizmeli
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin/Dargeçit'de kadın işgücü profili üzerine bir araştırma

Kadının işgücüne ücretli olarak katılması sanayi devrimiyle gerçekleşmiştir. Gelişen sanayi, kadının ücret karşılığı emeğini satmasının yolunu açmıştır. Kadın işgücünün en sık karşılaştığı sorunlar emek yoğun işlerde düşük ücretle istihdam edilmeleri, enformel sektörde istihdam edilmeleri ve sosyal güvenceden yoksun bir şekilde çalıştırılmalarıdır. Ayrıca işverenin cinsiyet ayrımcılığı yapması önemli bir sorundur. Kadının işgücüne katılımı, ülkenin ekonomik olarak kalkınması açısından önemlidir. Fakat genel itibarı ile Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranları düşüktür. Kadının işgücü piyasalarında daha da aktif rol alması için gerekli olan yasal düzenleme ve eğitimin kadınlara sağlanması gerekir. Ülkenin kalkınmışlığının önemli göstergelerinden biri kadınların işgücüne katılım oranlarıdır. Bu çalışma Türkiye'de kadının işgücüne katılımı ve kadın istihdamı üzerinedir. Dört bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümde genel kavramsal ve kuramsal çerçeveye açıklık getirilmiştir. Çalışmanın İkinci bölümünde kadın işgücünün tarihsel gelişimi ve kadın işgücüne yönelik yasal düzenlemeler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise kadının işgücüne katılımını belirleyen faktörler ve Türkiye'de kadın işgücünün bölgesel dağılımı ele alınmıştır. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde araştırma sahasının genel özelliklerine ve araştırma sahasında yapılan anket çalışması verilerinin değerlendirilerek tez çalışması sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kadın İşgücü, İstihdam, İşgücüne Katılım Oranı, Mardin/Dargeçit

Beşeri coğrafyaKadın iş gücüKadın işçiler+3
Emine Akman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal kalkınmanın aracı olarak Van'da hayvancılık faaliyetleri

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kırsal alana yönelik bilimsel çalışmaların arttığı görülmektedir. Dünyada ve Türkiye'de kırsal alanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, kırdan kente göçün artmasına neden olmuştur. Göç olgusu kentleşmeyi de beraberinde getirmiş fakat kentlileşme aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum kırsal sorunların kentlere taşınmasına neden olmuş ve kırsal yapının bir bütün olarak kentlere taşınması "Kırsal Kalkınma" olgusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal nüfusun ekonomik gelirlerini ve yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlayan kırsal kalkınmanın kapsadığı çalışmaların başında özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleri gelmektedir. Bu çalışmanın temel amacı bölge ve Türkiye küçükbaş hayvancılığında birinci sırada yer alan Van'ın hayvancılık faaliyetlerinin kırsal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Yörenin sosyo-ekonomik yönden kalkınması bakımından hayati öneme sahip olan hayvancılık faaliyetlerinin önünde yatan engelleri tespit etmek hedeflenmektedir. İl hayvancılığının kültürel temellere dayanması, coğrafi koşullardan dolayı tarımın sınırlı olması ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağının sadece hayvancılık olması bu çalışmanın en önemli gerekliliklerindendir. Van, toplam hayvan sayısı bakımından Türkiye'de Konya'dan sonra ikinci sırada, küçükbaş hayvan sayısı bakımından da 2,7 milyon hayvan ile birinci sırada yer almaktadır. Buna rağmen yeterli verim sağlanamamakta ve hayvancılık faaliyetleri gittikçe azalmaktadır. Bu durumun temel nedenlerini ise toplam kırsal alanın yaklaşık % 30'unda güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla ve mera yasakları, yem ve saman fiyatlarının yüksek olması, yayla ve meraların aileler tarafından bölünmesi-sahiplenilmesi ve bazı yıllar etkili olan kuraklık oluşturmaktadır. Hayvan sayısı bakımından önemli olması, verimin yetersiz olması ve aşılabilir engellerin olması bu çalışmanın gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. "Kırsal Kalkınmanın Aracı Olarak Van'da Hayvancılık Faaliyetleri" adını taşıyan bu çalışma doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü alan ile ilgili temel coğrafi bilgileri ve çalışmanın metodolojisini içermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kırsal kalkınma olgusuna yönelik temel kavramlar ve dünya ile Türkiye'deki durumları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyada ve Türkiye'de hayvancılığın tarihsel gelişimi, mekânsal dağılışı ve güncel durumu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde Van'da hayvancılığının coğrafi temelleri, mekânsal dağılışı, yapılan hayvancılık faaliyetleri ile türleri, Van'da hayvancılığın tarihsel gelişimi, hayvancılığın il ekonomisi üzerindeki etkisi ve hayvansal üretim ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırmasına dayanan son bölümünde ise elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Alan araştırması kapsamında Van'ın 75 kırsal mahallesinde (köyünde) 225 kişi ile görüşülerek karma yöntem ile veri elde edilmiştir. Sahadan elde edilen veriler ışığında Van'da hayvancılığın temel sorunları tespit edilmiş ve muhtemel çözümleri üzerinde durulmuştur. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemlerinin mekânsal betimleme teknikleriyle görselleştirilmiş ve çalışmanın zenginleşmesi sağlanmıştır. Çalışmada aynı zamanda TÜİK ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerinden faydalanılmıştır.

Ekonomik coğrafyaHayvancılıkHayvancılık+5
Numan Ertaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karabük şehri ve çevresinde doğal ortam ile insan arasındaki ilişkiler

Çalışma sahası, Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde, Filyos çayı havzası içinde yer alır. Alan yapısal bakımdan oldukça karmaşık ve jeomorfolojik açıdan da farklı reliefleri bir arada bulundurmaktadır. Ortalama 1000 km²'lik bir alanı kapsayan çalışma sahanın ana jeomorfolojik birimlerini; Dağlık sahalar, Platoluk sahalar, Vadi tabanları, Dik yamaçlar meydana getirmektedir. Araştırma sahasında, 1300 – 1700 metreler arasında zirve düzlükleri, 950 – 1300 metreler arasında yüksek düzlükler, 650 – 950 metreler arasında yüksek platoluk alanlar, 300 – 650 metreler arasında alçak platoluk alanlardan oluşmaktadır. Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi Alt Kretase'den Kuaterner'e kadar süren yapısal oluşum faaliyetleri meydana gelmiştir. Çalışma sahası Alp Orojenik kuşağı içinde yer alan, Üst Eosen – Alt Miyosen arasındaki dönemde Türkiye orojenik kuşağının sıkışması ile Tetis denizi çekilmiş ve Pontid – Anatolid kuşağı yükselerek kara haline gelmiştir. Sahada buna bağlı farklı jeolojik yaşlarda litolojik birimler oluşmuştur. Araştırma alanında, farklı arazi kullanım kabiliyet sınıflarına ait araziler bulunmaktadır. Bu sahaların büyük çoğunluğunu orman ve fundalık araziler oluştururken, yer yer kuru tarım, bahçe tarımı, çayır ve mera arazileri de yer almaktadır. Karabük Merkez ilçesi zengin bitki örtüsüne sahip arazilerden oluşmaktadır. Hayvancılık faaliyetleri yönünden de uygun sahalar mevcuttur. Arazinin geneli dağlık ve engebeli olması sebebiyle tarımsal faaliyetler kısıtlı bir sahada yapılmaktadır. Doğal ortamın meydana getirdiği zenginlik, turizm faaliyetlerini de desteklemektedir. Mevcut akarsuların vadi tabanları ve alçak plato sahaları dar bir alanı kapsamaktadır. Araştırma sahasını oluşturan bölgede yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı sahanın verim potansiyelinin düşmesine, ortadan kalkmasına ya da daralmasına neden olmaktadır. Böylece arazide tahribatlar, kirlilik ve bozulmalar ortaya çıkmaktadır. Akarsu vadi tabalarının oluşturduğu kısıtlı sulu tarım alanlarının yerleşme ve ticari sahalar olarak kullanılması, büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnceleme alanı içerisinde yapılan beşeri faaliyetler, genel olarak sahanın fiziki şartlarına bağlı kalınarak gelişme ve ilerleme göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Doğal Ortam – İnsan İlişkileri, Filyos Çayı, Havza, Karabük

Batı Karadeniz HavzasıCoğrafyaDoğa+4
İlyas Çağlayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pervari (Siirt) Sinebel Yarma Vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın alanı, Siirt ili Pervari ilçesinin GD'sunda yer almaktadır. Çalışmaya konu olan Sinebel Vadisi Neotektonik hareketler sonucu faylanmaya yoğun şekilde maruz kalan bir alanda bölgesel yükselmeye ayak uyduran akarsuyun açtığı yarma karakterli bir vadidir. Antesedant özelliklerin görüldüğü Sinebel Yarma Vadisi' nde tektonizmayı yansıtan çok sayıda jeomorfolojik belirteç vardır. Bitlis Zagros Bindirme Zonu üzerinde yer alan Sinebel Yarma Vadisi, kireçtaşlı litolojide açılan bir vadidir. Bölgede kalkerlerin fazla olması ve diğer koşulların elverişli olmasından dolayı karst topoğrafyasına ait jeomorfolojik birimler de oluşmuştur. Sinebel Vadisi' nin aşağı çığırında ise azalan eğim değerlerinden dolayı flüvyal birikim şekilleri görülmektedir. Çalışma alanı faylanmaya yoğun şekilde maruz kaldığı için değişen eğim değerlerinden dolayı gevşek yapıda olan fliş tabakalarında kütle hareketleri görülmektedir. Çalışma alanında yer alan başlıca akarsular; Sinebel, Mansur, Çemekari, Kışlacık, Çatak ve Botan akarsularıdır. Bu akarsuların beslenme havzalarında yer alan litoloji ve iklimden dolayı rejimleri düzensizdir, debi değişkenliği oldukça fazladır. Nisan – Mayıs aylarında azami seviyeye ulaşan akarsularda Sonbahar ve Kış mevsimlerinde akım asgarisi yaşanmaktadır. Çalışma alanında litoloji, iklim, tektonizma ve flüvyal süreçlerin ortak ilişkisinden kaynaklı zengin bir jeomorfolojik görünüm vardır. Bu jeomorfolojik yapı tektonizma ile yakından ilişkili olduğu için morfotektonik anlamda çalışma alanı ve yakın çevresi aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer almaktadır

CoğrafyaJeomorfolojiSiirt-Pervari+1
Yahya Öztürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve mekân bağlamında Suriyeli sığınmacılarda doğurganlık analizi: Mersin örneği

Bu çalışma Mersin kent merkezinde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların doğurganlık özelliklerini belirlemeye yönelik olarak yapılmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacıların sosyoekonomik özellikleri ve doğurganlıkları arasındaki ilişki, Suriye ve Türkiye gibi farklı mekânlarda yaşamanın göçle bağlantısı kurularak mekân değişikliğinin Suriyeli sığınmacıların doğurganlıkları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Göç ve doğurganlık üzerine ayrı ayrı çalışmalar literatürde ziyadesiyle yer almasına rağmen göç ve doğurganlık arasındaki ilişki pek incelenmemiştir. Bu amaçla 302 Suriyeli sığınmacı kadına Demografik, Sosyoekonomik ve Sağlık-Doğurganlık özelliklerinden oluşan 75 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerde SPPS ile çeşitli analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen önemli bulgulara göre eğitim seviyelerinin düşüklüğü, olumsuz ekonomik koşullar, gebeliği engelleyici yöntemlerin pek kullanılmaması ve din gibi faktörlerin kadınların doğurganlıklarını pozitif yönde etkilediğidir. Yine Suriyeli kadınlar arasında çocuk yaşta evlilikler oldukça yaygın görülmekte ve bu da Suriyeli kadınlar arasında doğurganlığın oldukça yüksek olmasına yol açmaktadır. Ayrıca elde edilen bulgulara göre her 10 kadından 4'ü Türkiye'de doğum yapmış bulunmaktadır.

FertiliteGöçlerGöçmenler+3
Vedat Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir gecekondu mahallesinin dönüşümü: Macun örneği (Ankara / Yenimahalle)

Kentsel dönüşüm sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve fiziksel açıdan çöküntüye uğramış kentsel alanlardaki yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla uygulanması gereken bir planlama aracı olup sadece fiziksel olarak değil sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel boyutlarıyla, bütün olarak anlaşılması ve uygulanması gereken kapsamlı bir faaliyettir. Türkiye'de 2000'li yıllarla birlikte uygulamada yoğunlaşan kentsel dönüşüm faaliyetleri, kentsel dönüşüm projesi başlığı altında gerçekleştirilip, uygulama şekli bakımından çeşitlilik göstermektedir. Özellikle büyük kentlerdeki gecekondu alanlarına odaklanan projeler, bu alanlarda uygulanan örneklerde ihtilafların ortaya çıkmasından dolayı eleştirilmektedir. Sorunsallaşan gecekondu bölgelerinin, dönüşüm projelerinin uygulama biçimiyle süreklilik kazandığına yönelik izlenimler, dikkatimizi bu konuya çekmiş ve yapılan bu tez çalışması ile Ankara-Yenimahalle-Macun Mahallesi'nde TOKİ (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) ve Yenimahalle Belediyesi işbirliğiyle gerçekleştirilen "Ankara-Yenimahalle-Macun Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi'ni, araştırmak üzere ele almamıza neden olmuştur. Çalışma, proje ile dönüşüm alanında demografik, sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel anlamda ne tür değişimlerin ortaya çıktığını ve fiziksel mekânda meydana gelen değişimin, projenin muhatabı olan mahalle sakinleri üzerinde hedeflenen etkiyi yaratıp, yaratmadığını saptamayı amaçlamaktadır. Ayrıca proje bölgesindeki mahalle sakinlerinin süreçte nasıl bir akışla karşılaştıkları, sürece bakış açıları, gecekondudan TOKİ konutlarına geçiş süreci ve sonrasında, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik bağlamda yaşamlarında nelerin üretilmiş ve tüketilmiş olduğu ile memnuniyet düzeyini ortaya koymayı da amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler analiz edildiğinde, kentsel dönüşümün tüm boyutları ile gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Macun Mahallesi, Gecekondu, Kentsel dönüşüm, TOKİ.

Ankara-Yenimahalle-MacunGecekondu bölgesiGecekondular+2
Sevgi Erdem
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van gölü havzasının doğusunda heyelan duyarlılık analizi

Çalışma kapsamında heyelan duraylılığı haritası üretilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla heyelan yoğunluğu görece daha yüksek olan Van ilinin kuzeyi seçilmiştir. Analizlerde yükselti, eğim, bakı, yamaç eğriselliği, ana faylara yakınlık, akarsu aşındırma gücü indeksi, arazi örtüsü, litoloji ve toprak parametreleri, oluşturulan heyelan envanter haritasına göre değerlendirilmiş ve yeniden sınıflandırılmış parametre haritaları üretilmiştir. Bu parametreler haritaları coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla üretilmiş ve arazi çalışmaları ile teyit edilmiştir. Daha sonra her bir parametre için frekans oranları elde edilmiş ve heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Frekans oranı yöntemine göre hazırlanan heyelan duyarlılık haritası çok düşükten çok yükseğe doğru 5 sınıfa ayrılmıştır. Çalışma alanına ait yol ağı ve yerleşme yerleri verileri üretilerek heyelan duyarlılığının bu faktörlere etkisi incelenmiştir. Çalışma alanının özellikle kuzey ve kuzeybatı kesimlerinde duyarlılık değerleri yüksek çıkmıştır. Buralarda yapılacak her türlü beşerî etkinlikten önce mutlaka heyelan değerlendirilmesi yapılmalıdır.

CoğrafyaFiziki coğrafyaFiziki coğrafya+4
Hasan Sayın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çermik-Çüngüş (Diyarbakır) arasında kalan sahanın karst jeomorfolojisi

Çermik-ÇüngüĢ (Diyarbakır) arasında kalan saha Güneydoğu Toroslar kuĢağında Diyarbakır havzasının kuzeybatısında yer almaktadır. AraĢtırma sahası, karstlaĢma koĢulları ve oluĢan karstik erime Ģekiller açısından oldukça zengin bir sahadır. Ġnceleme sahasındaki formasyonlar Paleozoyik ve Senozoik yaĢ aralığındadır. Ġnceleme sahasının en yaĢlı kayaç grupları Jura-Kratse yaĢ aralığında Koçali ve Karadut karmaĢıklarıdır. Sahanın en genç formasyonu Alt Miyosen yaĢ aralığındaki Lice formasyonudur. Sahada karstlaĢma koĢullarının yaygın olduğu formasyonlar Fırat, Gaziantep ve Hoya formasyonlarıdır. Fakat karstik Ģekiller yaygın olarak saf kireç taĢlarından oluĢan Fırat formasyonu üzerinde geliĢmiĢlerdir. Miyosen ortalarında baĢlayıp günümüze kadar devam eden neotektonik süreçler, güneydeki Arabistan levhasının Anadolu levhasını kuzeye doğru itmesi Güneydoğu Toroslar kuĢağında faylı, kırıklı bindirme sistemlerinin geliĢmesini neden olmuĢtur. Bu hareketler aynı zamanda sahadaki kireçtaĢlarının bol kırıklı ve çatlaklı olmasının sağlamıĢtır bu da sahada karstik erime Ģekillerinin geliĢimini hızlandırmıĢtır. YağıĢ, sıcaklı, hidrografya ve bitki örtüsü koĢulları sahadaki karstik Ģekillerin geliĢimini sağlayan diğer önemli faktörlerden olmuĢtur. Bunun sonucunda sahada karstik jeomorfoloji açısından oldukça zengin tipik ve zengin Ģekiller çıkmıĢtır. Bunlar içinden en önemlileri; Yeniköy Polyesi, Sinek Çayı Kanyonu, Hoya Kanyonu vadileri, Yeniköy Düdeni, ElifuĢağı Boğazı ve Gelincik Dağı Peribacaları sayılabilir. AraĢtırma sahasında yapılan incelemeler neticesinde karstik saha ve doğal ortam insan iliĢkisi çerçevesinde incelemeler yapılıp tarım hayvancılık faaliyetleri ve sahanın turizm potansiyeli değerlendirilmiĢtir.

CoğrafyaDiyarbakır-ÇermikDiyarbakır-Çüngüş+4
Berzan Dindaroğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van'ın uluslararası turizm pazarı ve turistlerin Van algısı

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Van'ın uluslararası turizm pazarı ve turistlerin Van algısını tespit etmeye odaklanmıştır. Şehirler kendilerini geliştirmek ve uluslararası alanda kabul görmek için sürekli rekabet ederler. Bu rekabetin temel nedenlerinden biri de yeterli düzeyde turizme konu olmaktır. Şüphesiz turist almak için öncelikle doğal ve beşeri çekim kaynaklara sahip olmanız ve sonrasında bunları pazarlayabilmek için doğru stratejiler geliştirmeniz gerekmektedir. O nedenledir ki ürün ve pazar ilişkisi turizm araştırmalarının en popüler (önemli) konularından olmuştur. Bu bağlamda bu Yüksek Lisans Tezi, Van'ın turizme konu olan kaynakları, turizm pazarı, uluslararası turistlerin profilleri ve Van'ı nasıl algıladıkları sorularına cevaplar bulmayı amaçlamaktadır. 1970'lerden beri uluslararası turizme konu olan Van, önemli turizm çekiciliklerine (kaynaklarına) sahip olmasına karşın karar vericiler tarafından doğru kararlar verilmediği ve geleneksel turizmde ısrar edildiği için yeteri kadar gelişememiştir. Dahası oransal olarak gerileme gerçekleşmiştir. Ayrıca ilin doğal şartlarının olumsuzluğu, gelişmiş bölge ve illerden uzak olması, doğal afetlerin (deprem) yarattığı yıkım, iş imkânlarının az olması, hızlı nüfus artışı ve beraberinde il dışına yönelik yaşanan göç hareketleri de eklenince Van maalesef uluslararası turizme yeterince konu olamamıştır. Ancak il bir bütün olarak incelendiğinde gelişmesini ve kalkınmasını büyük ölçüde turizm üzerinden gerçekleştirebileceği anlaşılmaktadır. Üç bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde destinasyon kavramı açıklanmıştır. İkinci bölümde Van ilinin turizm altyapısı ve turizm çekicilikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın bulguları değerlendirilmiş ve analizler yapılmıştır. Araştırma, Van'a gelen yabancı ziyaretçilerin büyük bir kısmının İran'dan gelen ziyaretçiler olduğunu göstermektedir. Van'ın Batı Avrupa ve Uzak Doğu (Asya) pazarlarında eskisi gibi etkin olamadığı görülmektedir. Van yabancı turistlerce daha çok kısa süreli eğlence ve dinlence yeri olarak görülmekte ve transit bir güzergâh olarak seçilmektedir. Van'ın hem fiziki hem de sosyo-kültürel yakınlığı turistler için cazip gelmektedir. Bununla birlikte araştırma Van'da aradıkları eğlenceyi bulamayan bir turist kitlesinin olduğunu ortaya koymaktadır.

Turist niyetleriTuristlerTurizm+4
Cihat Şit
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00