Sağlık ekonomisi
60 theses under this subject heading
The role of health in economic growth
Sustainable economic growth depends heavily on human capital. It is also well-established that higher quality of health affects the quality of human capital. And health indicator can be considered as a good proxy for human capital. The purpose of this study is to shed some light on the empirical nature of the health role on the long-run economic growth. In this study, two different models are used to see health role on the long-run economic growth using panel least squares method with fixed effects by considering various control variables for the selected group of countries that are classified by income group and geographic region. In the first growth regression, life expectancy is used a health indicator over the period from 1960 to 2014 with 10-year average. In the secong growth regression, health expenditure per capita growth is used as a health indicator over the period from 1995 to 2014 with 5-year average.
Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda kamu ve özel sektör ortaklığının analizi
ÖZET TÜRKİYE'DE SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA KAMU ve ÖZEL SEKTÖR ORTAKLIĞININ ANALİZİ KÖSTEKÇİ, Ahmet Yüksek Lisans Tezi, Maliye Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Yusuf KARAASLAN Temmuz, 2014, 152 sayfa 1980'lı yıllarda ortaya çıkan neo-liberal ekonomi politikaları, devletlerin kamusal hizmet sunma anlayışını değiştirmiştir. Kamusal hizmet sunum anlayışındaki değişikliğin bir sonucu olarak ortaya çıkan kamu ve özel sektör ortaklığı modelinin sağlık sektöründe uygulanması 1990'lı yıllarda gerçekleşmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan Türkiye'de kamu ve özel sektör ortaklığı modeli kapsamında yarı kamusal nitelikteki sağlık hizmetlerinin sunumu düşüncesi ise sağlık sektörünün büyük bir gelişim göstermeye başladığı 2000'li yılların başına dayanmaktadır. Bu model ile sağlık sektörü için ayrılan kaynakların daha etkin ve daha verimli kullanılması amaçlanmaktadır. Aynı zamanda kamu ve özel sektör ortaklığı modeli ile özel sektör fonlarının kamuya yararlı sağlık hizmetlerinde kullanılması amacıyla risklerin, getirilerin ve sorumlulukların taraflar arasında en uygun şekilde paylaştırılması suretiyle daha kaliteli ve daha hızlı bir hizmet sunumu hedeflenmektedir. Türkiye'nin yönetim anlayışında yeni bir finansman yöntemi olan sağlık hizmetlerinin kamu ve özel sektör ortaklığı kapsamında sunulması bu çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Sağlık ekonomisi, sağlık hizmetleri ve bu ortaklık modeli teorik olarak değerlendirilerek modelin çeşitli ülke uygulamaları üzerinde durulmuştur. Son olarak bu finansman yönteminin kullanılacağı sağlık sektörünün Türkiye'deki durumu analiz edilerek bu model kapsamında gerçekleştirilmek istenilen mevcut projeler detaylandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Ekonomisi, Sağlık Hizmetleri, Sağlık Sektörü, Kamu ve Özel Sektör Ortaklığı.
Sağlık sistemlerinin ülkeler bazında karşılaştırılması: Türkiye için politika önerileri
Tüm dünyada, her bireyin din, dil, ırk ve sosyo-ekonomik statü ayrımı gözetilmeksizin sağlıklı yaşam hakkı olduğuna dair genel bir kabul söz konusudur. Bununla birlikte insan sermayesinden maksimum verimlilikte faydalanmanın en önemli koşulu da bireylerin sağlıklı olmasıdır. Bu kapsamda her ülke, vatandaşların sağlık statüsünü yükseltmek amacıyla sağlık sektörüne önemli oranda kaynak aktarmaktadır. Bu kaynakların verimli kullanılması hem ülke ekonomisi açısından hem de toplumsal açıdan oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Ülkeler yaşlanan nüfus, yeni hastalık koşullarının ortaya çıkışı ve tıbbi teknolojinin gelişmesi nedeniyle artan sağlık harcamalarına bağlı olarak kaynaklarının önemli bir kısmını sağlık hizmetlerine tahsis ettiği için özellikle son yıllarda sağlık alanında etkinlik ölçümüne yönelik yapılan analizler önem kazanmıştır. Sağlık harcamalarındaki artış her ülkede farklı etmenlere bağlı olarak devam ederken, ilgili harcamaların etkinliğini yükseltmeye yönelik uygulamalara gidilmediği takdirde, harcama etkinliği düşük olan ülkelerin hem sağlık sistemlerinde hem de sosyal ve ekonomik göstergelerinde olumsuzlukların gözlenebileceğini ileri sürmek mümkündür. Bu kapsamda sağlık hizmetlerinde etkinliğin gerçekleştirilmesi ekonomik istikrar ve büyüme için de en önemli koşullardan biri olup, her ülkenin sağlık politikaları belirlerken bu kaideyi göz önünde bulundurması gerekmektedir. Bu noktada kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığını değerlendirmek ve ülkeler arasında karşılaştırma yaparak sistemlerin başarısını ölçmek, etkinliği artıran politikaların belirlenebilmesi için büyük önem arz etmektedir. Bu doğrultuda ortaya konan "Sağlık Sistemlerinin Ülkeler Bazında Karşılaştırılması: Türkiye için Politika Önerileri" isimli çalışmada sağlık sistemlerinin etkinliği ülkeler bazında karşılaştırılarak, Türkiye için dikkate alınması gereken unsurlar belirlenmiştir. Bu kapsamda ilk olarak sağlık sistemlerinin kavramsal çerçevesi çizilmiş olup, ardından seçili ülkelerde kullanılan sağlık sistemleri incelenmiştir. Çalışmanın sonunda ise Veri Zarflama Analizi kullanılarak sağlık sistemlerinin etkinliği karşılaştırılmış olup, her bir ülke için etkinlik ve etkinsizlik gerekçeleri değerlendirilmiştir. Bu gerekçeler doğrultusunda Türkiye açısından sürdürülebilir etkinliği tehdit eden faktörler göz önünde bulundurularak bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Sağlık sistemi, Sağlık finansman modelleri, Sağlık politikaları, Türk sağlık sistemi, Sağlık sistemlerinin karşılaştırılması.
Sağlık sektörünün yoğunlaşma analizi ve ekonomik etkileri: E7 ve G7 ülkeleri üzerine bir inceleme
Çalışmada gelişmekte olan ülkelerde (E7) ve gelişmiş ülkelerde (G7) sağlık sektöründeki yoğunlaşma düzeyinin ve bu yoğunlaşmaların ekonomik etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. 2000 ile 2020 yılları arasını kapsayan çalışmada, E7 ve G7 ülkelerinde önce sağlık sektörü yoğunlaşmaları ölçülmüş, bu yoğunlaşmaların ekonomik etkilerini belirleyebilmek adına panel veri yöntemi kullanılmıştır. Yoğunlaşmaların analizi için Ticaret Yoğunlaşma Endeksi (CR), Herfindahl-Hirschman Endeksi (HHI) ve Entropi Endeksi kullanılmıştır. Coğrafi yoğunlaşma analizlerinde sağlık sektörüne ilişkin ihracat düzeylerini belirlemek için Standart Uluslararası Ticaret Sınıflandırması (SITC) 2 haneli tıp ve eczacılık ürünleri ihracat değerleri esas alınmıştır. Yoğunlaşma değerleri hesaplandıktan sonra belli makroekonomik göstergeler üzerindeki ekonomik etkilerini (GSYH büyüme, enflasyon, işsizlik ve dış açıklık oranı) analiz edebilmek için "Dinamik Panel Veri" yöntemi uygulanmıştır. Bu bağlamda, Arellano-Bond İki Aşamalı Genelleştirilmiş Momentler Tahmincisi (GMM) kullanılmış ve analiz edilmiştir. Sağlık sektöründeki coğrafi yoğunlaşma analiz sonuçları, E7 ülkelerinde G7 ülkelerine göre daha yüksek bir yoğunlaşma seviyesi olduğunu göstermektedir. E7 ülkelerinin genel olarak yüksek seviyede ihracat yoğunlaşması söz konusu iken, G7 ülkelerinde nispi olarak daha düşük düzeyde (orta düzeyde) yoğunlaşma bulunmaktadır. Yoğunlaşmanın ekonomik etkilerini analiz edebilmek için yapılan GMM tahmincisi, her iki ülke grubunda birbirinden farklı sonuçlar vermiştir. Analiz sonuçlarına göre, E7 ülkelerinin sağlık sektörü yoğunlaşması büyüme, işsizlik ve dış açıklık üzerinde etkili iken, yoğunlaşmanın enflasyon üzerinde herhangi bir etkisi gözlemlenmemiştir. G7 ülkelerinde ise sağlık sektörü yoğunlaşması büyüme, enflasyon, işsizlik ve dış açıklık üzerine etkilidir.
Vergisel yönüyle Türkiye'de sağlık hizmeti veren kuruluşlar ve bazı mal ve hizmetlere uygulanan vergilerin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında değerlendirilmesi
Sağlık, bedenen ve ruhen bir iyilik hali olarak tanımlanır. Sağlık hizmeti ise, bireylerin ihtiyaç duydukları sağlık taleplerini karşılamak için üretilen ve sunulan hizmetlerdir. Bu kapsam itibariyle sağlık hizmetinin sunumu, bireylerin yararlanacağı sağlık hizmetinin kalitesini belirler. Sağlık hizmeti genel özellikleri itibariyle yarı kamusal mal ve hizmet özelliği taşır. Sağlık hizmetinin, genel ekonomiden ayrı olarak bir piyasası ve kuralları vardır. Piyasada var olan arz ve talep kanunlarından farklı olarak dizayn edilmiş bir sağlık hizmeti talebi ve arzı söz konusudur. Bu sebeple sağlık piyasası, genel serbest piyasadan farklı işlemektedir. Devlet, sağlık alanına etkili bir şekilde müdahale etmektedir. Müdahalenin yanında, sağlık hizmeti sunucusu olarak da piyasada bulunmaktadır. Bu sebeple devletin rolü, sağlık piyasasını ve sağlık sistemlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Türkiye'nin bu konudaki gelişimi, dönemlere ayrılarak değerlendirilir. Cumhuriyet'in ilanı ile beraber değişen düzen, sağlık hizmeti sunumunu da etkilemiştir. Günümüze kadar gelen süreçte sağlık hizmeti, kamu ve özel kuruluşlar ile birlikte sunulmaktadır. Anlaşılacağı üzere Türkiye'de sağlık hizmeti, çok boyutlu ve karmaşık olmaktadır. Toplum sağlığını korumak, koruyucu sağlık hizmetidir. Bu nedenle devletler, toplum sağlığını korumak amacıyla politikalar gerçekleştirir. İnsan ve çevre sağlığını korumak amacıyla devletler, insan sağlığına zararlı olabilecek ürünlere yönelik politikalar geliştirmektedir. Bu kapsamda ortaya çeşitli vergiler atılmaktadır. Türkiye'nin bu konudaki durumu, etkinliği ve mevcut vergi düzenlerinin çevre ve insan sağlığını dikkate alıp almaması araştırılması gerekilen bir konudur. Ülkemizde var olan vergilerden, çevre temizlik vergisi hariç hiçbiri doğrudan çevre sağlığına yönelik değildir. Nitekim çevre temizlik vergisi de ele alınış yöntemiyle çevre sağlığını değil mali amaç gütmektedir. Bu sebeple Türkiye'de çevre ve insan sağlığını önceleyen destekleyici vergiler bulunmamakta ve var olan vergiler bu konuda yetersiz kalmaktadır.
Sağlık harcamalarının bileşenleri: Dünya sağlık örgütü kurucu ülkeleri örneği
Ekonomik büyümenin önemli bir alt sektörü haline gelen sağlık ekonomisi, ulusal ve uluslararası karşılaştırmalarda kullanılmaktadır. Çünkü sağlık ekonomisi değişkenleri, ülkenin ekonomik büyümesi hakkında bilgi vermekte ve ekonomik büyümeyi etkilemektedir. Bu çalışmada sağlık kavramının kavramsal çerçevesi, temel sağlık göstergeleri, sağlık ekonomisi, harcaması, hizmetleri detaylarıyla aktarılmıştır. Analizde kullanılan Dünya Sağlık Örgütü Kurucu Ülkeleri'nin sağlık sektörlerinin karşılaştırılması yapılmıştır. Orta gelir tuzağı açısından sağlık, ekonomik ve demografik değişkenlerin ekonomik büyümeye olan etkisi ortaya konulmuş ve son bölüme konu olan değişkenler bu etki altında belirlenmiştir. Panel veri analizi yapılan son bölümde Dünya Sağlık Örgütü kurucu ülkeleri alt orta, üst orta ve yüksek gelirli ülkeler olarak ayrılmıştır. Orta gelir tuzağına etkenliği açısından belirlenen değişkenlerin ülkelerin gelir seviyeleri ile ilgisi araştırıldığı için bu ayrım yapılmıştır. Ülkelerin orta gelir tuzağına takılı kalmaması ve bir üst seviyeye geçebilmeleri için bu etkenlerin etkinliğini ölçmek, ülkelerin büyüme sürecinde sağlık, ekonomik ve demografik değişkenler etkilerini belirlemek bir diğer amaçtır. Her ülke grubu için model belirlenmiş, değişen varyans, otokorelasyon ve yatay kesit bağımlılığından oluşan temel varsayımlar test edilmiştir. Bu varsayımlar ile ulaşılan sonuç sonrasında model yeni bir tahminciyle tekrar kurulmuş ve yeniden yorumlanmıştır. Birim kök testi ile serilerin hangi seviyelerde durağan oldukları kontrol edildikten sonra değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini bakmak için Toda-Yamamoto nedensellik analizi yapılmıştır. Sağlık ekonomisinde kullanılan değişkenlerin birbiriyle, diğer sektörlerle ve orta gelir tuzağı ile olan ilişkisi incelenmiştir. Çalışmada uygulanan Toda-Yamamoto nedensellik analizi sonucunda alt orta ve üst orta gelirli ülkelerin ekonomik büyümeyi sürekli hale getirmede analize konu olan değişkenlerin etkin olduğu görülmüştür. Ancak yüksek gelirli ülkelerin büyüyen ekonomisini stabil tutmasında bu etkenlerin etkisi görülmemiş, etkenler dışında kalan makroekonomik değişkenlere yönelmesi gerektiği belirlenmiştir.
Sağlık ekonomisi çerçevesinde sağlık teknolojisi değerlendirmesi
Sağlık sistemlerinin birincil amacı sağlığı korumak, iyileştirmek ve geliştirmektir. Sağlık hakkının sağlanabilmesi, sağlığa ayrılan kaynakların etkin şekilde kullanıldığı doğru politikalar, doğru hedefler ve doğru stratejilerle mümkün olabilir. Sağlık Teknolojisi Değerlendirmesi (STD), sağlık teknolojilerinin kullanımı ile ilgili politika yapıcı ve karar vericilere, sürdürülebilir sağlık politikaları geliştirip uygulamalarında, kanıta dayalı bilgi sağlayan bir araçtır. Sağlık hizmetlerinin istenilen kalite, miktar, etkililik ve güvenilirlik ile uygun maliyetlerle sağlanabilmesi için gerek politika yapıcılar gerekse kurumsal karar vericiler bilinçli olarak STD süreçlerini uygulamalıdır. Çalışmamızın öncelikli amacı Türk Sağlık Sistemi'nin, STD uygulamasını içselleştirmesini sağlayarak etkin bir şekilde işlemesini sağlayacak politika önerilerini ortaya koymaktır. Çalışmamızda öncelikle farklı bir bakış açısı sağlamak amacıyla dünya çapında farklı özelliklere sahip ülkelerin sağlık teknolojisi değerlendirmesi yapıları ve uygulamaları incelenmiştir. Ardından ülkemizde sağlık teknolojisi değerlendirmesi çalışmalarının kurumsal yapısı ve uygulamaları irdelenmiş, incelenen dünya örnekleri ile ülkemiz uygulamaları karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, STD uygulamalarının sağlık hizmetleri piyasasında birçok alanda olumlu yönde katkı sağladığı, merkezi ve bağımsız kurumsal yapıya sahip uygulama örneklerinin dağıtık yapıya sahip uygulama örneklerine göre daha iyi sonuçlar ürettiği tespit edilmiştir. STD uygulamalarının politika yapıcılar ve karar vericiler üzerindeki özellikle finansal baskıyı azaltma yönünde oldukça yararlı sonuçları olduğu gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar ışığında STD uygulamalarının tüm ülke sağlık sistemleri için vazgeçilmez bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Sağlık, Sağlık Teknolojisi, STD, HTA.
Sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkileri: 1980 sonrası Türkiye ekonomisi analizi
Bu çalışmada Türkiye'de 1980'den günümüze kadar takip eden yıllarda gerçekleşen toplam sağlık harcamalarının kamu ve özel sektör ayrıştırması yapılarak, ekonomik büyüme üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın amacı; Türkiye'de 1980'den günümüze kadar gerçekleştirilen kamu ve özel sektör sağlık harcamalarının iktisadi büyüme üzerindeki etkinlik derecelerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda gerekli görüldüğü takdirde yeni politika önerileri sunulması ya da hâlihazırda uygulanan sağlık politikalarının desteklenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; sağlık ve ekonomik büyüme kavramları ile ilgili genel bilgiler verilmiş, izleyen bahiste sağlık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; Türkiye'de gerçekleştirilen sağlık harcamalarının yapısı hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde; Türkiye'de 1980 sonrası yıllarda gerçekleştirilen toplam sağlık harcamalarının kamu ve özel sektör ayrıştırması yapılarak, iktisadi büyüme üzerindeki etkileri varyans ayrıştırması ve etki tepki analiz yöntemleri ile ortaya konulmuştur. Ayrıca yapılan nedensellik analizi ile değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığı araştırılmıştır. Analiz sonucunda Türkiye'de 1980'den itibaren gerçekleştirilen kamu sağlık harcamalarının iktisadi büyüme üzerinde daha etkin rol oynadığı sonucuna ulaşılmış olup, değişkenler arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlığa Dayalı Büyüme Hipotezi, Kamu ve Özel Sağlık Harcamaları, Ekonomik Büyüme, VAR Model Analizi, Varyans Ayrıştırması, Etki – Tepki Analizi, Wald Testi.
Türk sosyal güvenlik sistemi kapsamında sağlık harcamalarının finansman sorunu ve çözüm önerileri
Tarihsel süreç içerisinde ülkeler toplumların ekonomik ve kültürel anlamda önemli yer tutan sağlık hizmetlerinin sunumuna büyük önem vermişlerdir. Toplum içerisinde yaşayan bireylerin sağlıklı olması ülkelerin kalkınması ve gelişmesine katkı sağlamaktadır. Özelliklede eğitim seviyesi yüksek ülkelerde sağlık hizmetlerine verilen önem daha da artmıştır. Günümüzde, sağlık hizmetleri hem özel kesim hem de kamu kesimi tarafından yerine getirilmektedir. Oldukça geniş bir çerçevede sunulan sağlık hizmetlerinin finansmanı ve finansman yöntemleri de kendisi kadar önemli bir konu haline gelmiştir. Sağlık hizmetlerinde farklı finansman yöntemlerinin bulunmasına rağmen genellikle vergi ve sosyal sigorta primleri ile finanse edilmektedir. Bu çalışmada; sağlık hizmetlerinin finansmanında uygulanan yöntemler, ülkemizde sağlık hizmeti sunan sosyal güvenlik kuruluşlarının yapmış olduğu sağlık harcamaları, finansman kaynakları ve finansmanda karşılaştıkları sorunlar üzerinde durulacak ve konunun çözümüne ilişkin önerilerde bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler; Sağlık Harcamaları, Sosyal Güvenlik Kurumları, Sosyal Güvenlik Sistemleri, Sağlık Ekonomisi, Finansman
Türkiye'de sağlık politikaları göstergeleri ve makro ekonomik büyüklükler ile olan etkileşimi
1980'lerden bu yana Türkiye'nin içinden geçtiği neoliberal dönüşüm süreci, ekonomik politikası süreçlerini yeniden tanımlayarak, başta sağlık politikaları olmak üzere, ülkemizdeki diğer sosyal politika yapım süreçlerini de kaçınılmaz olarak etkilemiş ve yeniden yapılandırmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de ve bütün dünyada, sağlığın sosyal bir politikası sahası olarak devletin ve diğer kamusal mekanizmaların ilgili sahaya müdahale ve sağlık sektörünü neoliberal önceliklere göre şekillendirme girişimleri yoğunlaşmıştır.Sağlık ekonomisi yaklaşımları sağlık sektöründe devam ede gelen neoliberal dönüşüm sürecine koşut olarak, paradigmatik değişimler yaşamıştır. Kapitalizmin yeni bir evresi olarak değerlendirilebileceğimiz ve `küreselleşme' dönemi olarak adlandıracağımız uluslararası konjonktürde, ekonominin bir alt disiplini olarak sağlık ekonomisi yaklaşımları, 1960'lardaki sağlığı bir beşeri sermaye olarak gören ve kendi bakışını temel makro ekonomik modellere entegre eden temel paradigmasını, sağlık kavramını sadece mikro-ekonomik modellemeler dahilinde harcamalar, harcamaların etkinliği ve sağlık kurumu örgütlerinin etkinliği ve verimliliğini konu alan neoliberal sağlık paradigmasıyla değiştirmiştir.Türkiye'deki sağlık sektöründe yaşanan dönüşümü ülkemizde devam edegelen neoliberal dönüşüm sürecinden ayrık düşünmek olanaksızdır. Bu kapsamda çalışmamız ilgi neoliberal yapısal değişimlere paralel olarak şekillenen ekonomik göstergeler ve bu dönüşümünün sağlık politikalarında izdüşümü ve sonucu olarak sağlık göstergeleri arasındaki ekonometrik ilişkiselliği saptamayı amaçlamaktadır.Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölümde sağlık ekonomisi ve kavramlarını disiplinin uluslararası ve ülkemizde tarihsel evrimi ile harmanladıktan sonra sağlık hizmetleri piyasalarının belli başlı özelliklerini ve ilgili piyasalarda arz ve talep kavramı tartışılacaktır. Üçüncü bölüm Türkiye'deki sağlık politikası yapımındaki yapısal aktörleri ve unsurları tarihsel evrimi ile sunacak ve temel sağlık göstergelerinin tanımını yaptıktan sonra, belli başlı sağlık göstergeleri ve belirli ekonomik göstergeleri arsındaki ilişkiyi betimsel istatistikler yardımı ile değerlendirecektir. Sağlık ekonomisi üzerine yapılan ampirik çalışmaların literatür taramasını yapan çalışmamızın dördüncü bölümü üçlü bir ampirik çalışma yapacaktır. Birinci kısımda, belirli sağlık göstergeleri ve ekonomik büyüme; temel kamusal harcamaları olan sağlık, ulusal savunma, eğitim harcamaları arasında ilişkinin sınanmasını VAR Ayrıştırması, Etki Tepki Analizi, Granger nedensellik testi gerçekleştirilirken, toplam, özel ve kamusal sağlık harcamalarının yapısal kırılma dönemlerini belirleyebilmek için CUSUM testleri uygulanacaktır. Son deneysel kısım ise sağlık harcamalarının gelire karşı duyarlılığı Johansen eşbütünleşme prosedürü ile toplam sağlık harcamaları, ulusal gelir ve nüfus büyüme oranı değişkenleri yardımı ile test edilecektir.Anahtar Kelimeler: Sağlık göstergeleri, ekonomik göstergeler, sağlık harcamaları,Türk Sağlık Sektörü, Granger nedensellik testi, CUSUM yapısal kırılma testi, Johansen Eşbütünleşme testi; Sağlık Harcamlarının Gelir Esnekliği
OECD üyesi AB ülkelerinin sağlık ekonomisi yönünden karşılaştırılması
Sağlık ekonomisi, ekonominin bir alt dalı olup günümüzde gittikçe önemi artan bir alandır. Ekonominin alt dalı olması sağlık hizmetlerinin iktisadiliği yönünü ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede dünya sağlık harcamaları da sağlık ekonomisi göstergeleri çizgisinde şekillendirilmektedir. Sağlık harcamalarının yanı sıra finansman kaynakları ve yöntemleri de ülkelerin öncelikli konuları arasında yer almaktadır.Bu çalışmada yüksek gelir grubuna dahil OECD Üyesi AB Ülkeleri'nde sağlık düzeyi etkinliği demografik, hastane ve ekonomik gösterge bağlamında ele alınmıştır. Grup üyesi olmayan ve en yüksek sağlık harcaması yapan ABD ayrıca Türkiye de grup içerisinde değerlendirilmiş, sağlık harcamalarını arttıran nedenler tablolardaki rakamlar aracılığıyla raporlarla desteklenmiştir. Nitekim sağlık harcamalarında kamuya ve özel sektöre ayrılan paylar ülkenin benimsediği sağlık sistemini belirlemeye yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte sağlık ekonomisinin temel konularından biri olan sağlık sistemi modelleri ve genel işleyiş mekanizması üzerinden ülkeden ülkeye değişen çeşitli sınıflandırmalar yapılmıştır. Grup ülkeler içerisinde sağlık finansman sistemlerine adını veren Bismarck, Beveridge, Özel Sigorta gibi belirgin modeller ülke temsilinde ayrı ayrı incelenmiş, hizmet sunumu ve ağırlıklı finansman şekillerine yer verilmiştir.
Uluslararası sağlık turizminin ekonomik, hukuki ve idari yönden değerlendirilmesi, Türkiye'deki hastaneler üzerinde örnekleme
Bu çalışmada; sağlık turizmi tüm yönleriyle ele alınmıştır. Çalışma dokuz ana kısımda incelenerek kapsamlı bir değerlendirme ortaya konulmuştur. İlk kısımda; "Giriş" mahiyetinde genel bilgiler verilmiş Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı kavramları açıklanmış, sağlık turizminin olumlu ve olumsuz kısımlarından kısaca söz edilmiştir. İkinci kısımda; Genel bir literatür taraması yapılmış bu konuda yazılmış olan yerli ve yabancı kaynaklardan derlemeler yapılmıştır. Üçüncü kısımda; Sağlık turizminin temel kavramları ele alınmış olup gelişimi, ana unsurları, avantajları ve dezavantajları, ekonomisi, gelecek potansiyeli ve sağlık turizmi ile turistin sağlığı kavramları gibi genel bilgileri ortaya koyan hususlar ele alınmıştır. Dördüncü kısımda ise; sağlık turizminin ekonomik boyutları ele alınmıştır. AB, Orta Asya, Orta Doğu, Latin Amerika, ABD ve Afrika Ülkelerinde sağlık turizmine yönelik geniş bilgiler verilerek Dünyada sağlık turizmi alanında öne çıkmış olan destinasyonlardan söz edilmiştir. Beşinci kısımda; ülkemizde sağlık turizminin durumu ele alınmıştır. SWOT analizi kullanılarak Türkiye'nin sağlık turizmi potansiyeli, sağlık turizmi alanında ülkemizin örgütlenmesi, tanıtım araçları ve ana aktörleri üzerinde durulmuştur. Altıncı kısımda; sağlık turizminin üzerinde çok fazla çalışılmamış kısmı olan hukuki boyutu ele alınarak bu konuda oluşturulmuş olan kamu politikalarına yer verilmiştir. Yedinci kısımda; Türkiye'de sağlık turizmi ile ilgili son yıllara ait istatistikler ele alınmıştır. Bu verilerin büyük bir çoğunluğu Sağlık Bakanlığı, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü, Sağlık Turizmi Daire Başkanlığı'ndan yazılı izinle alınmış olup bu alandaki en güncel değerler olması nedeniyle önem arz etmektedir. Sekizinci kısımda; Türkiye'de sağlık potansiyeline yönelik kapsamlı bir araştırma ortaya konulmuştur. Çalışmanın bu kısmı 17 ay devam etmiş olup İstanbul ve Antalya başta olmak üzere toplam 5 ilde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada sağlık turizmi alanında hizmet veren sağlık profesyonelleri ile hizmet alan uluslararası sağlık turistlerine ulaşılarak birebir yüzyüze mülakatlarla yapılan anket çalışmaları ile Türkiye'nin sağlık turizmi alanındaki portresi çizilmeye çalışılmıştır. Son olarak tez çalışmasının 9. Bölümü olan Sonuç ve Öneriler kısmında ise; sağlık turizmi politikasının oluşturulması, önceliklerinin belirlenmesi, risklerin önlenebilmesi, hukuki altyapının ve veri tabanının oluşturulması gibi hususlarda öneriler ortaya konularak tez tamamlanmıştır.
Sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye'de iller düzeyinde ampirik bir araştırma
Teknolojik gelişmelerin ve bilgi çağının yaşandığı günümüzde sağlık, temel bir hak olmanın yanı sıra sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve küreselleşen dünyada rekabet edilebilirliği sağlayan beşeri sermayenin geliştirilme sürecinin en önemli unsurlarından biridir. Bir refah ve gelişmişlik ölçütü olan sağlık, kalkınmanın en temel anahtarlarından biridir. Üretimde girdi olarak kullanılan işgücünün rehabilite edilmesi sürecinde kritik bir rol oynayan sağlık yatırımları, sağlıklı toplumların teminatıdır. Sağlıklı toplumlarda, yaşam kalitesinin yükselmesine paralel olarak beşeri sermayenin de kalitesi artmaktadır. Sağlıklı toplumlar ise şüphesiz eğitim ve sağlık gibi beşeri sermayeye yönelik yapılan harcamalarla oluşmaktadır. Sağlıklı toplum koşullarında kaliteli beşeri sermayenin istihdamı ise daha verimli sonuçların alınmasını mümkün kılmaktadır. Bu bağlamda beşeri sermayenin geliştirilmesi, korunması ve sonuç olarak sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin sağlanmasında kritik bir önem sahip olan sağlık harcamalarının ülke ekonomisindeki öneminin saptanması, bilimsel yazında üzerinde yoğun çalışılan bir araştırma konusudur. Bu çalışmanın amacı, sağlık harcamalarının kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla üzerindeki etkisini araştırmaktır. Sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelendiği bu çalışmada, Türkiye'de 81 ilin yıllık verilerden oluşan 2004-2020 dönemine ait sağlık ve eğitim harcamalarının, kişi başına düşen milli gelir ile olan ilişkisi panel veri analizi ile incelenmiştir. Çalışmada yapılan panel ARDL analizinden elde edilen sonuçlara göre, uzun dönemde sağlık harcamalarındaki % 1'lik bir artışın, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılayı % 0.353 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Bir kontrol değişkeni olarak kullanılan eğitim harcamalarındaki artışın ise kişi başına düşen milli geliri arttırdığı ve eğitim harcamalarındaki % 1'lik bir artışın kişi başına düşen geliri % 1.058 oranında artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Panel Granger (1969) nedensellik testi kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkilerin incelendiği çalışmada elde edilen bulgulara göre; sağlık harcamaları, eğitim harcamaları ve kişi başına düşen gelir arasında çift yönlü nedensellik ilişkileri bulunmuştur.
Seçilmiş OECD ülkelerinde hastane göstergelerinin iyileşen hasta sayısı üzerindeki etkisi: Panel veri analizi
Bu çalışmanın amacı hastane göstergelerinin iyileşen hasta sayısı üzerindeki etkisini ölçmektir. Bununla birlikte sağlık hizmet sürecini iyileştirmeye yönelik önerilerde bulunmak araştırmanın alt amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma amacı kapsamında çalışmada üç model tasarlanmıştır. Söz konusu modeller, her bir model kapsamında yer alan değişkenlere uygun olacak şekilde sağlık sunucuları, tedavi hizmetleri ve kurum modeli olarak isimlendirilmiştir. Bu konuda hekim (lnhekim), hemşire (lnhemşire) ve ebe sayısının (lnebe) iyileşen hasta sayısı (lniyileşen) üzerindeki etkilerini analiz edebilmek için sağlık sunucuları modeli tasarlanmıştır. Yatak doluluk oranı (lnyatakdoluluk), hastanede ortalama kalış süresi (lnortalamakalış), bir hastanın ortalama kalış süresinin (lnhastaortalamakalış) iyileşen hasta sayısı (lniyileşen) üzerindeki etkilerini analiz edebilmek için tedavi hizmetleri modeli tasarlanmıştır. Hastane sayısı (lnhastane) ve yatak sayısının (lnyatak) iyileşen hasta sayısı (lniyileşen) üzerindeki etkilerini analiz edebilmek için de kurum modeli tasarlanmıştır. Tasarlanan modeller çalışmanın yazarları tarafından literatür göz önünde bulundurularak bundan sonraki çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülerek tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini OECD ülkeleri oluşturmaktadır. Örneklem ise, evrende yer alan dokuz OECD (Kanada, İsrail, Slovenya, Türkiye, Almanya, Fransa, Slovakya, Lüksemburg, Hollanda) ülkesinden ibarettir. Araştırmanın örnekleminde yer alan ülkeler, çalışmada yer alan değişkenlere ilişkin verilerin bulunma durumuna göre belirlenmiştir. Tasarlanan üç model, 2003-2019 dönemi baz alınarak analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan veriler, doğal logaritmaları alınarak analize dahil edilmiştir. Araştırma verileri Eviews 10.0, Gauss 6.0 ve Stata 12.0 paket programlarıyla test edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmada yer alan veriler yatay kesit bağımlılığı, homojenite, panel birim kök, LM, CCE ile AMG ve panel nedensellik testleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre hekim sayısındaki artış iyileşen hasta sayısını artırırken, hemşire sayısındaki artış iyileşen hasta sayısını azaltmaktadır. Ayrıca yatak doluluk oranının da iyileşen hasta sayısını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada yapılan Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) nedensellik testi sonuçlarına göre, sağlık sunucuları modeli için ebe sayısından hemşire sayısına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Tedavi hizmetleri modelinde hastanede ortalama kalış süresinden yatak doluluk oranına doğru da tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Kurum modeli için ise değişkenler arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi bulunmamıştır.
Türkiye'de hanehalkının yaptığı cepten sağlık harcamaları ve bu harcamaları belirleyen faktörler: 2000-2010 dönemi
Cepten yapılan sağlık harcaması, hanelerin veya bireylerin sağlık hizmetine ulaşabilmek için direkt olarak hizmet sunucusuna yaptıkları ve kendilerine geri ödenmeyecek olan harcamalardır. Sağlık hizmetleri finansman yöntemlerinden biri olan cepten yapılan sağlık harcamaları, hem bireyleri hem de sağlık sektörü finansmanını etkilediği için bu harcamaların boyutu tespit edilmelidir.Bu çalışmada sağlık, sağlık hizmetleri, sağlık ekonomisi, Türkiye'de sağlık sistemi ve finansmanı üzerinde durulmuştur. Türkiye'de hanelerin yaptığı sağlık harcamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla TÜİK tarafından yayınlanan 2010 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi mikro veri seti kullanılarak, lojistik regresyon ile model tahmin edilmeye çalışılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda; Türkiye'de hane reisinin isteğe bağlı sigorta kapsamında olduğu, kadın olduğu ve evli olduğu haneler ile hanede 5 yaş ve altı, 65 yaş ve üstü birey bulunan ve hanede günlük faaliyete engel fiziksel ya da zihinsel problemi olan bireyin olduğu hanelerin, diğer hanelere göre cepten sağlık harcaması yapma olasılıklarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gelir düzeyi arttıkça hanelerin cepten sağlık harcaması yapma olasılığının arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yapısal kırılma etkisinde Türkiye'de sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme ilişkisi
Küresel çapta gerçekleşen ekonomik krizler, politika değişiklikleri, doğal afetler gibi anlık şoklar karşısında tüm toplumlar ve ülkeler Dünya'da var olma mücadelesi vermektedir. Tüm varlıkların devamlılığı için dünyaya gelmelerinden itibaren vermiş ve vermekte oldukları yaşam mücadelesinde, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve çeşitliliği, toplumların gelişmişlik düzeyi fark etmeksizin günümüz toplumları için kilit rol oynamaktadır. Çünkü arzu edilen güçlü, mutlu ve istikrarlı bir toplum ancak sağlıklı bireylere sahip olma yolundan gelmektedir. Ancak sağlık sektöründeki sınırlılıklar, dünyanın herhangi bir ülkesinde sağlık hizmetlerine erişime anında cevap verebilecek bir sağlık politikasını oluşturmayı imkansız kılmaktadır. Sağlık piyasasındaki bu sınırlılıklar, kıt kaynaklar ile seçimlerin doğru yapılmasını, artan sağlık harcamalarının denetlenmesini, kontrol altında tutulmasını, kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlanması noktasında, ekonomistlerin ve sağlık yöneticilerinin önemini COVİD 19 pandemisinde bir kez daha gündeme getirmiştir. Küresel ve ulusal çerçevede etkin bir sağlık sistemi yaratma konusunda Türkiye, 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı ile ülkenin sosyoekonomik özelliklerine eş, geliştirilebilir ve devam edilebilir şekilde sağlık sisteminde düzenlemeler yapmıştır. Sağlık politikaların düzenli bir işleyiş seyri için, aşamalı ve süreklilik gösteren bir döngü içerisinde oluşturulan bu program; temelde etkin ve etkili bireyler ile sağlık hizmetlerinin kaliteli, devamlı ve yeterli finansman kaynağı sağlayarak ekonomik ve sağlık statüsünü yükseltmeyi hedeflemiştir. Bireylerin ya da toplumların yaşamsal ve ekonomik faaliyetlerin devamlılık göstermesi adına yapılan sağlık harcamaları pozitif bir yönde ilerleme gösterdiğinde toplumun yaşam süresi ve kalitesinde beklenebilir bir şekilde olumlu sonuçlar vermektedir. Bu bağlamda çalışmada Türkiye'de ekonomik büyüme ile sağlık harcamaları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışmada 1980-2018 dönemleri esas alınmıştır. Çalışmada geleneksel birim kök testlerinin yanı sıra yapısal kırılmanın esas alındığı birim kök testleri uygulanmıştır. Çalışmada geleneksel birim kök testlerinden ADF ve PP testi uygulanırken, yapısal kırılmanın esas alındığı birim kök testlerinden Zivot Andrews birim kök testi ve Lee ve Strazicich (2003) birim kök testi uygulanmıştır. Ayrıca değişkenler arasında ilişkinin varlığı Engle ve Granger (1987) ve yapısal kırılmanın esas alındığı eşbütünleşme testlerinden olan Gregory ve Hansen Eşbütünleşme test edilmiştir. Gregory ve Hansen Eşbütünleşme Testi Sonuçlarına göre sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme üzerinde uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi olduğunu yani, sağlığın ekonomik büyüme üzerinde etkili olduğu belirlenirken, Engle Granger Nedensellik Testinde değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin var olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlardan görülmektedir ki yapısal kırılmanın var olması durumunda geleneksel yöntemler ile elde edilen ekonometrik bulgular sonuçlarda yanılmalara neden olabilmektedir.
1980 sonrası sağlık harcamalarının bütçedeki gelişimi ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetlerinin özellikleri hakkında genel bilgiler verilmiş ve sağlık harcamaları ile bu harcamaları etkileyen faktörler hakkında açıklamalarda bulunulmuştur.Günümüzde teknoloji ve sağlık bilincindeki gelişmeler ile sosyal refah kavramının hakim görüş olarak benimsenmesiyle birlikte sağlık harcamalarının tüm dünyada hızla arttığı görülmektedir.Türkiye'de kamu sağlık harcamaları, toplam sağlık harcamalarının yaklaşık %70'ine tekabül etmektedir. Bütçeye ağır mali yükler getiren bu harcamaların kontrol altına alınması zorunludur. Sağlık hizmet sunumu ve finansmanı bakımından karmaşık bir yapıya sahip olan ülkemizdeki bu yapı, 2003 yılından itibaren başlayan süreç içerisinde disipline edilmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında birleştirilmiş, SSK ve diğer kamu kurumu hastaneleri Sağlık Bakanlığı'na devredilerek, hizmeti sunan ve finanse eden kurumlarının ayrılmasına çaba gösterilmiştir.Bu çalışmada, artan kamu sağlık harcamalarının kontrol altına alınmasına yönelik olarak çözüm önerilerinde bulunulacaktır.
Türkiye'de sağlık harcamaları ekonometrik bir uygulama
Çalışmanın asıl amacı, sağlık harcamalarının toplam, kamu ve özel ayrımında uzun dönem ilişkilerini incelemektedir. Sağlık harcamalarının, uzun dönem ilişkileri, 1988-2008 yılları arasında, Türkiye için demografik değişkenler olan 65+ yaş nüfus oranı, kişi başına düşen doktor sayısı ve doğum hızıyla, makroekonomik değişkenler olan GSYİH, sağlık fiyat endeksi ve kamu karşılama oranı değişkenleri arasında Johansen Eş-bütünleşme Analizi kullanılarak incelenmiştir. Türkiye'de de bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar çok kısıtlıdır. Özellikle son yıllarda yapılan sağlık reformu çalışmalarından sonra bu konuda çok az sayıda çalışma yapılmıştır. Bu konuda OECD ülkeleri ile ilgili yapılan çalışmalarda da, Türkiye'yi çalışmalara dahil etmemişlerdir.Çalışmada, demografik ve makroekonomik değişkenlerin yer aldığı modellerden kurulan sağlık harcaması modelleri 1988-2008 yıllarını kapsamaktadır. Yıl bazında verilerin azlığından ve sağlık verilerinin geçmişe dayalı veri sorunu olduğundan modellere çok fazla değişken ilave edilemediği için karma model kurulamamıştır. Yapılan eş-bütünleşme analizi sonucunda hem demografik, hem de makroekonomik değişkenler için kurulan modellerde (toplam, kamu, özel sağlık harcamaları) uzun dönemli ilişkiler tespit edilmiştir. Bunun sonucunda ilişkilerin hangi değişkenden kaynaklandığı sonucuna ulaşmak için modellerin etki-tepki grafikleri çizilmiş ve varyans ayrıştırması yapılmıştır.Johansen eş-bütünleşme vektörleri incelendiğinde toplam sağlık harcamaları ve kamu harcamaları lüks bir mal olarak bulunurken, özel sağlık harcamaları zorunlu bir mal olarak bulunmuştur. Buna bağlı olarak GSYİH meydana gelecek %10'luk bir artışın toplam sağlık harcamalarında %12,4'luk, kamu harcamalarında %10,9'luk, özel sağlık harcamalarında ise %8,3'lük bir artışa neden olduğu tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: sağlık harcamaları, gelir, eş-bütünleşme, varyans ayrıştırması, etki-tepki, sağlık reformu
Bolu il merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde çalışan sağlık personelinin aile hekimliği sistemi ile ilgili düşünceleri ve memnuniyet durumunun değerlendirilmesi
Bu çalışma aile hekimliği hizmetlerinde görev yapan sağlık personelinin AH hizmeti ile düşüncelerini ve memnuniyetlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırma Bolu AH hizmetinde görev yapan hekim ve hemşireler ile yapılmıştır.Verilen değerlendirmelerde istatistiksel araştırma yönetmenlikler olarak T testi kullanılması olup anlamlılık deneği 0,05 alınmıştır.Araştırmaya katılan sağlık personelinin 67,9 aile hekimliği hasta ile sağlık hizmetlerine erişimin artığı %45,7 Personel gelirinin arttığını ifade etmiştir.AH uygulamasında ücret artışının sade hekime değil aile sağlığı hekimi olarak görev yapan personele de verilmesi ve eleman sayısının artırılması, sisteme fayda sağlayacağı düşünülmektedir.Araştırma verileri analizi sonucu alınan husus genel olarak aile hekimliği uygulamasına olumlu bakılmakla birlikte, ücret durumu, personel yetersizliği, geçmişten gelen uygulama usulsüzlüklerinin ortadan kaldırılması, mevzuatla ilgili olumsuz algılar görülmüştür.Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de aile hekimlik sistemi ağırlığını giderek hissettirmektedir.WHO ( Dünya Sağlık Teşkilatı) 1978 Alma Ata konferansında aldığı kararlar doğrultusunda birinci basamak hizmetlerinin aile hekimleri tarafından verilmesi karar verilmiştir. Bunun birlikte aile hekimliğinin her ülkenin kendine özgü bir yapılandırılması gerekmektedir. Ülkemizde bu anlamda bir ortak model gerçekleştirilmesi gerekir. Bu çerçevede sosyalizasyon yasası ile birlik de düşünülen sağlık ocakları sistemiyle araştırmaya bir model olmalıdır.Ayrıca AH de görev alan aile sağlığı elemanı olan personelin eş durumu tayini, mazeret, hastalık ve böyle anayasadan kaynaklanan taleplerin karşılanması gerekir.Aile Hekimliğinde yeterli hekim bulunmamasına ayrı bir sorundur. Bu alan da yeteri kadar hekim olmağı bir gerçektir. Yeterli hekim ve alt yapısı bulunmayan illerde AH sistemine geçilmemesi gerekir.Anahtar Kelimeler: Aile Hekimi, Sağlık Bakanlığı, Sağlık Personeli, Hastalık
Sosyal güvenlik sisteminde ilaç geri ödeme politikalarının ilaç harcamalarına etkisi
Sosyal Güvenlik Sisteminde İlaç Geri Ödeme Politikalarının İlaç Harcamalarına Etkisi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Hastane İşletmeciliği Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2009. Geri ödeme, en genel anlamıyla tıbbi ürün veya sağlık hizmet bedelinin tamamının veya belirli oranının kişiye/hastaya veya hizmeti/ürünü sunan kuruluşa sigorta kurumu tarafından ödenmesidir. İlaç sanayinin büyümesi, ilaç pazarında sürekli artan rekabet, sosyal güvenlik kurumlarının yaşadığı darboğazlar, ulusal ve uluslar arası ilaç politikaları, sağlık-ilaç harcamaları, jenerik ilaç uygulamaları, paralel ticaretteki faaliyetler ilaçların fiyatlandırılmasını ve geri ödemeye ilişkin politikaları önemli kılmıştır. Türkiye' de sağlık harcamalarının artışına paralel olarak ilaç harcamaları da artış eğilimi göstermektedir. Bu durum, son yıllarda ilaç harcamalarını kontrol altına almak amacıyla, kısıtlı bir bütçeye sahip olan ülkemizde tasarruf tedbirlerinin alınmasına yol açmıştır. Sosyal güvenlik reformu çerçevesinde 2004 yılından itibaren bir dizi geri ödeme politikaları uygulanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; Türkiye'de ilaç geri ödeme politikalarını gözden geçirmek; ilaçlara erişim, ilacın bireylere ve kamu ödeyicilerine maliyeti ve ilaç politikaları bağlamında diğer ülkelerle kıyaslama yapmak, sorunları ve dikkat edilmesi gereken hususları belirlemek ayrıca sosyal güvenlik kurumlarının sağlık harcamaları içerisinde önemli bir paya sahip olan ilaç harcamalarının eğilimini inceleyerek, uygulanan ilaç geri ödeme politikalarının ilaç harcamaları üzerindeki etkisini analiz etmektir. Uygulanan teknikle temel problem alanları belirlenmiş ve çözüm yolları üretilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Geri Ödeme, İlaç Geri Ödeme Politikası, İlaç Harcamaları
Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin sağlık sistemleri ve sağlık göstergelerinin karşılaştırmalı analizi
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği süreci, 1959 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortaklık baĢvurusu yapması ve 1963 yılında ortaklık anlaĢması imzalamasıyla baĢlayan; akabinde 1987 yılında tam üyeliğe baĢvurması ile devam eden ve en nihayetinde 1996 yılında Gümrük Birliğine dahil olunması ve 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine baĢlanması ile ivme kazanan bir süreçtir. Görüldüğü üzere Türkiye - AB iliĢkileri hâlihazırda AB üyesi olan pek çok ülkeden daha eskilere uzanmaktadır. Ancak buna rağmen Türkiye‟nin muasır medeniyetler seviyesine ulaĢma hedefi yolunda AB üyeliğine bir mihenk taĢı olarak anlam yüklemesi nedeni ile Türkiye ile AB arasındaki uzatmalı niĢanlılık durumu devam etmektedir. 2004 yılından itibaren Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya, Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan ve özellikle Kıbrıs Rum Kesimi gibi ülkelerin Avrupa Birliği üyeliğine alınmaları, Türk hükümeti ve Türk kamuoyunda uzun zamandır var olan, Avrupa Birliği‟nin çifte standart uyguladığına iliĢkin zanlarını derinleĢtirmiĢtir. Günümüzde AB ülkeleri ve ülkemizin de dahil olduğu tüm demokratik devletlerin nihai hedefi sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleĢtirerek, vatandaĢlarına daha kaliteli yaĢam sunmak ve refah düzeyi yüksek bir toplumu inĢa etmektir. Bu ise ancak beĢeri sermayeye yatırım yapmak ile mümkündür. Ġnsan unsuruna yatırımın yolu ise eğitim hizmetlerinin yanı sıra; kaliteli, ulaĢılabilir, kapsayıcı ve yeterli düzeyde sağlık hizmetlerinden geçer. Kalkınma yalnızca iktisadi bir kavram değildir. Kalkınma ekonomik büyümeye ek olarak (kiĢi baĢına düĢen milli gelirdeki artıĢ yanında), bir ülkede iktisadi, sosyal, kültürel ve siyasal yapının da geliĢmesini içerir. Bu bağlamda; anne ölüm oranı, bebek ölüm oranı, doğumda beklenen yaĢam süresi gibi sağlık göstergeleri ülkelerin kalkınmıĢlık düzeyini belirleyen en birincil kriterler olarak kabul edilmektedirler. Türkiye‟nin Avrupa Birliği adaylığı süresince, Türkiye ile Avrupa Birliği ülkelerinin sağlık sistemlerinin ve sağlık sektörlerinin ele alındığı yeterince akademik çalıĢma olduğu söylenemez. Bu boĢluğu doldurmak amacıyla hazırlanan bu çalıĢmada; Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinin sağlık sistemleri ele alınmıĢ ve ülkelerin doğumda iii beklenen yaĢam süresi, bebek ölüm oranı, hasta bakım kalitesi gibi temel sağlık göstergelerinin yanı sıra, sağlık sektörlerinin fiziki sermaye birikimleri ve sağlık harcamaları gibi sağlık ekonomisine iliĢkin göstergeleri karĢılaĢtırmalı bir Ģekilde analiz edilmiĢtir. Anahtar kelimeler: Sağlık, Sağlık Hizmetleri, Sağlık Ekonomisi, Türkiye, Avrupa Birliği, Temel Sağlık Göstergeleri.
Yaşlı nüfus ile sağlık harcamaları arasındaki ilişki: Dünya ölçeğinde ampirik bir çalışma
Günümüz dünyasında karşılaşılan temel sorunlardan biri toplumların yaşlanmakta olduğudur. Son elli yıldır dünya genelinde, ölüm ve doğum artış hızları düşmekte, yaşam süresi uzamakta, sağlık teknolojileri gelişmekte ve bu gelişmeler sonucunda da başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünya ülkelerinde yaşlı nüfus oranında hızlı bir artış yaşandığı görülmektedir. Bu artış beraberinde sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı ve sağlık hizmeti maliyetlerini de artırmakta ve elbette hükümetlerin üzerindeki maliyet yükünün de artmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada ele alınan temel sorun, dünyada toplam nüfus içerisinde yaşlı nüfus oranının artmasının hem kamu hem de özel sektör sağlık harcamalarını ve dolayısıyla hükümetlerin üzerindeki ekonomik yükü arttırıp artırmadığıdır. Bu sorunsala bağlı olarak çalışmanın temel amacı, demografik gelişmeler ışığında yaşlı nüfus oranı ile toplam (kamu-özel) sağlık harcamaları arasında ampirik bir ilişkinin var olup olmadığının tespitidir. Bu çalışmada elde edilen sonuç, yaşlı nüfus oranındaki artış ile sağlık harcamaları arasında pozitif yönlü bir ilişkinin var olduğu yönündedir.
Sağlık harcamalarının milli gelire etkisi ve Bilecik ili özelinde Türkiye'de sağlık harcamaları
Sağlık, kişi ve toplumların hem fiziksel hem de zihinsel olarak iyi halde olmaları, bu durumun onlar için sürdürülebilir olması ve korunması olarak tanımlanabilir. Sağlıklı bir toplum için ülke ekonomilerinde sağlık hizmetlerine önem verilmesi gerekmektedir. Sağlık, insanların ve ülkelerin kalkınmalarında önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişilerin ve toplumların sağlıklı olabilmesi için, ülke ekonomilerinin güçlü ve sürdürülebilir olması gerekmektedir. Bu noktada ülke ekonomisi, sağlık harcamaları ve beşeri sermaye arasında etkili bir ilişki olduğu söylenebilir. Sağlıklı birey ve toplumların üretime ve ekonomiye katkıları pozitif yönde olurken, hastalık halinde olan ve bu duruma bir alternatif sunamayan ülke ekonomilerinin negatif yönde ilerlediği söylenebilir. Bu noktada beşeri sermayenin ülke ekonomileri ile ilişkisini açıklayan içsel büyüme modelleri konu hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmamıza yardımcı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, sağlık ekonomisi ve sağlık harcamalarının incelenmesi, sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme yapılırken kişi başı gayri safi yurt içi hâsıla (KBGSYH), il kişi başına GSYH değerleri, hastane sayısı, hekim sayısı, 100.000 kişi başına hastane yatak sayısı gibi sağlık göstergelerinden faydalanılmıştır. Çalışmada, Türkiye verilerinden hareketle Bilecik İl'i sağlık sektörü ile çözümlemesi yapılarak, elde edilen istatistiki verilerle birlikte Bilecik İl'i sağlık ve ekonomik büyümesi arasında karşılaştırma ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Daha sonra analiz bölümüne geçilerek, il kişi başı GSYH değerleri ile 81 ilin, hastane yatak sayısı, uzman doktor sayısı, hemşire sayısı, diş hekimi sayısı ve sağlık memuru sayılarının panel veri ekonometrisinde sabit etkili model ile incelemesi yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında Eviews 9 programı kullanılmıştır.
Sağlık ekonomisi alanında yapılan lisansüstü tezlerin incelenmesi
Sağlıklı bir yaşam her bireyin en temel hakkıdır. Kişi ve toplumlar için büyük önem taşıyan sağlık, devletler için de büyük öneme sahiptir. Çünkü sağlık beşeri sermayenin önemli bir unsurudur. Sağlık alanında yapılan harcamaların bireysel faydalarının yanında toplumsal faydaları da yadsınamaz düzeydedir. Bu sebeple sağlık harcamalarının GSMH içindeki payı her geçen yıl artan bir seyir izlemektedir. Artan bu harcamaların etkinlik ve verimliliğinin analiz edilebilmesi için de ne sağlık bilimi ne de ekonomi bilimi tek başına yeterli değildir, sağlık ve ekonomi biliminin ortak çalışmasına ihtiyaç vardır. Bu sebeple artan sağlık harcamaları sonucunda ekonomi teorilerinin sağlığa uygulanması ile ilgilenen, ekonomi biliminin alt dalı olarak sağlık ekonomisi önem kazanmıştır. Sağlık harcamalarının sağlık üzerindeki pozitif etkileri sonucu beşeri sermayede meydana gelen iyileşme ekonomik büyüme üzerinde de etkilidir. Bu çalışmada YÖK'ün tez veri tabanında "sağlık ekonomisi" başlığı taratılarak ulaşılan tezler incelenmiş, sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin pozitif yönlü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.