Acil servis
80 theses under this subject heading
COVID-19 pandemisi sürecinde acil sağlık hizmetleri çalışanlarında anksiyete, koronavirüs fobisi, uyku kalitesi ve psikolojik esneklik durumlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma; Covid-19 pandemi döneminde Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının anksiyete durumlarında, uyku düzenlerinde ve psikolojik esnekliklerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığının araştırılması ve varsa bu değişikliklerin koronavirüs enfeksiyonu ile ilişkisinin ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla; salgınla mücadelede büyük rol oynayan, hastaların tedavi ve tanı süreçlerinde bizzat bulunan yoğun çalışma temposu, riskli alanlarda çalışma ve ölüm haberleri üzerine salgınla mücadele eden sağlık çalışanlarının, özellikle birinci basamakta olan sağlık personeli tercih edilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel araştırma Ağustos 2020 – Ocak 2021 tarihleri arasında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi Acil Servis çalışanları, Siirt Devlet Hastanesi Acil Servis çalışanları, VM Medicalpark Kocaeli Hastanesi Acil Servis çalışanları ile Kocaeli 112 Acil Sağlık Hizmetleri sağlık çalışanları ile gerçekleştirilmiştir. Veriler uzman görüşleri ve literatür bilgisi çerçevesinde; Sosyodemografik Bilgi Formu, Koronavirüs 19 Fobisi (Cp19-S) Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 Ölçeği (YAB-7), Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) ve Kabul ve Eylem Formu-2 (KEF-2) anket formları ile toplanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular SPSS 21.0 programında değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uygun verilerin analizinde parametrik testler student t testi ve One way Anova, Pearson Korelasyon Analizi ve Ki-Kare testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven aralığında ve anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmadaki 287 katılımcının %43,2'si erkek, %56.8'i kadın, %78'i 20-34 yaş arası, %22'si 35-55 yaş arası, %46,3'ü evli, %53,7'si bekar, %63,1'i çocuksuz, %19,5'i 1 çocuk sahibi, %16,0'ı 2 çocuk sahibi, %1,4'ü 3 çocuk sahibi iken; katılımcıların %35,2'si 0-5 i, %41,1'i 6-10, %23,7'si 11 yıl ve üstü çalışma süresine sahiptir. %36,9'u haftada 0-48 saat, %38,7'si haftada 49-64 saat, %24,4'ü haftada 65 saat üzeri çalışmaktadır. %32,1'i ATT, %28,2'si AABT, %7,3'ü sağlık memuru, %20,9'u hemşire ve %11,5'i doktor olarak görev yapmaktadır. 62,11 ortalama ile en yüksek koronavirüs fobisi ATT'lerde görülmüştür. Somatik ve Sosyal alt boyut değerleri sırasıyla 13,14 ve 16,70 ortalama ile en yüksek ATT'lerde, YAB-7 değeri 9,46 ortalama ile en yüksek ATT'lerde, PUKİ ortalaması 11,28 ile en yüksek Siirt DH'sinde, PUKİ ortalaması 9,85 ile en yüksek hemşirelerde, PUKİ ortalaması 9,47 ile en yüksek bekarlarda, uykuda geçirilen saat değerleri 6,51 ortalama ile en yüksek evlilerde, haftalık çalışma saat değerlerine göre PUKİ ortalaması 10,27 ile en yüksek 0-48 saat aralığı çalışanlarda, uykuda geçirilen saat ortalaması 6,59 ile 49-65 saat aralığı çalışanlarda gözlemlendi. Araştırma sonucunda koronavirüs fobisinin en yüksek olduğu meslek grupları ATT ve sağlık memurları iken onları AABT'ler ve hemşireler izledi, en düşük fobi düzeyi doktorlarda tespit edildi. Anksiyete düzeyleri en yüksek ATT'lerde tespit edildi, ATT'leri sırasıyla; AABT'ler, doktorlar, hemşireler izledi, en düşük oran sağlık memurlarında tespit edildi. Sağlık personellerindeki uyku kalitesi en düşük olan sağlık kurumu Siirt Devlet Hastanesi olarak tespit edilirken, onu sırasıyla; Kocaeli 112 ve Göztepe EAH izlerken, kurumlar arasındaki en iyi uyku kalitesine sahip sağlık çalışanlarının Kocaeli Özel VM Medikalpark'ın sağlık çalışanları olduğu belirlendi. En düşük uyku kalitesi hemşirelerde tespit edildi, hemşireleri sırasıyla; ATT'ler, AABT'ler, doktorlar ve sağlık memurları izledi. Evlilerin bekarlara göre uykuda geçirilen saat değeri ve uyku kaliteleri daha yüksek tespit edildi. En düşük uyku kalitesi ve uykuda geçirilen en düşük saat değerleri, haftalık çalışma saatleri 0-48 saat arasında olanlarda tespit edilirken onları sırasıyla; haftalık 65 saat ve üstü çalışanlar ve 49-65 arası haftalık çalışma saati olanlar izledi. Psikolojik esneklik düzeyleri düşük tespit edilen sağlık çalışanlarında; anksiyete düzeyleri ile Covid-19 fobileri daha yüksek gözlemlenirken uyku kalite düzeylerinin de daha düşük olduğu tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Uyku Kalitesi, Anksiyete, Psikolojik Esneklik, Sağlık Çalışanları
Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde yeni bir birim olan vaka formu onay biriminin retrospektif analizi
Bu çalışmada hastane öncesi acil sağlık hizmetini yürüten İstanbul Acil Sağlık Hizmetlerine bağlı çalışan 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği (Avrupa) bünyesinde 2019 Aralık ayında kurulmuş olan Vaka Formu Onay Biriminin 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları tarafından ASOS'a (Acil Sağlık Otomasyon Sistemi) manuel olarak bilgilerin girildiği Vaka Formlarını incelediği ve hatalarla ilgili geri bildirimde bulunarak hastanın tıbbi geçmişi, sağlık personelinin yaptığı uygulamalar, kullanılan malzemeler ve faturalandırma açısından iyileştirmeye sebep olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Retrospektif bir analiz olan çalışmada Ki-kare testi, bağımsız örneklem t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği (Avrupa) yakasında hizmet veren Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarına bağlı sağlık personellerinin 2020 Ocak - 2020 Kasım ayları arasında doldurduğu 614.957 vaka formu oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi olarak 11 ay içerisinde hata tespit edilen 26.919 vaka formu incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı ile çözümlenmiştir. Bu çalışmada Vaka Formu Onay Biriminin aktif olarak çalışmasının vaka formlarında var olan vaka bilgisi, uygulama, malzeme hatalarının tamamında azalmaya yol açtığını göstermiştir. Çalışmada incelenen veriler istasyonların bulunduğu ilçelere ve aylara göre incelenmiştir. Hataların tamamı ay bazından incelendiğinde Ocak ayı itibariyle kademeli olarak hataların vaka bilgisi, malzeme ve uygulama alanlarının tamamında %90'dan fazla oranında azalma olduğu tespit edilmiştir.
COVID-19 pandemi döneminde Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi acil servisine başvuran ve 112 ambulans ekipleri tarafından getirilen kardiyopulmoner arrest vakalarının retrospektif analizi
Kardiyopulmoner arrest (KPA) spontan solunum ve dolaşım işleminin herhangi bir nedenle ani olarak durmasıdır. KPA tedavisi için yapılan işlemlerin tümü kardiyopulmoner resüsitasyonu (KPR) oluşturmaktadır. Avrupa Resüsitasyon Konseyi 2021 kılavuzu verilerine göre; koroner kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin ise yüzde %50'sini ani kardiyak arrestler oluşturmaktadır. Covid-19 pandemisinde acil servisler tüm dünyada ilk başvuru basamağı olarak büyük yük altında kalmıştır. Bu çalışmada Covid-19 döneminde acil servise getirilen hastane dışı kardiyak arrest (HDKA) vakaları incelenmiştir. Bu çalışma etik kurul onayı alındıktan sonra Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Hastanesi acil servisine getirilen non-travmatik, 18 yaş üstü 190 KPA vakası dahil edilerek retrospektif olarak yapıldı. Hastane bilgi işlem merkezinden KPA tanı koduna sahip hastaların acil servis epikriz raporları alındı. Bu hastalardan verilerine tam olarak ulaşılamayan ve başvuru anında exitus kabul edilip müdahale edilmeyen vakalar çalışma dışı bırakıldı. Tüm olgular yaş grupları, cinsiyet, Covid-19 durumu, hastaneye geliş şekilleri, hasta sonlanımı, komorbidite varlığı, ilaç kullanımı, hastane dışında uygulanan havayolu, arreste tanıklık durumu, acil servise geliş saati gibi demografik ve klinik özellikler bakımından araştırıldı. Bu özelliklerin hasta sonlanımına etkileri istatiksel olarak analiz edildi. Çalışmamıza 190 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 66,2 olup %66,3'ünü (n=126) erkekler, %33,7'sini (n=64) kadınlar oluşturmaktaydı. 65 yaş ve üstü hastaların %57,6 (n=110) ile daha fazla HDKA ile acil servise başvurdukları görüldü. KPR uygulanan vakaların %67,9'unun (n=129) exitus olduğu tespit edildi. KPA şahitli vakalarda Spontan Dolaşımın Geri Dönüşü (SDGD) oranı %33,5 olarak anlamlı seviyede yüksek görülmüştür (p=0.04). Eşlik eden komorbidite durumuna göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Hastane dışında uygulanan KPR sürelerinde 10 dakika ve altında KPR süresi olan vakaların SDGD oranı %42.3 ile anlamlı seviyede yüksek tespit edilmiştir (p=0.03). Çalışmamızda acil sağlık hizmetlerinin müdahalesi olan KPA olguları erkek cinsiyette daha fazla oranda görülmektedir (%66.3). Komorbit hastalık olarak HT (%76,5), DM (%56.3), SVH (%54.5), KBH (%57.9) ve Malignite (%72.4) bulunan olgularda exitus oranları daha fazladır. Acil servis öncesi uygulanan entübasyon işleminin SDGD oranını ve acil servis sonlanımını (%45,3) pozitif etkilediği görülmektedir. Acil sağlık hizmetlerinin havayolu güvenliği sağlama girişimleri desteklenmelidir. KPA şahitli olan olgularda exitus oranlarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir (%66,5). 21 dakika veya üzeri uygulanan KPR'de mortalite yüksektir (%94,3). Acil servise getirilen KPA vakalarının tıbbi kayıtlarının daha açık ve eksiksiz kaydedilmelidir. Covid-19 döneminde KPA arrest vakalarını inceleyen daha fazla çalışma yapılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Kardiyak arrest, Kardiyopulmoner resüsitasyon, acil servis, Covid-19
Investigation of the risk of violence in nurses working in the emergency departments of Diyala city hospitals in Iraq
Health facilities, professional associations, and governmental groups are all working to prevent violence in the medical field. However, workplace violence (WPV), especially violence toward nurses, continues to be a concern in medical institutions worldwide. In the Iraqi emergency departments, violence against nurses has become very common, and many nurses think that violence is part of their job. This study aims to investigate the risks of violence on the nurses handling the emergency department and to examine the relationship between nurses' level of exposure to violence, their intention to leave the job, the risk of violence, the potential for exposure to risks of violence in the future and the quality of the work environment. A descriptive and relational cross-sectional study was performed. The sample consisted of 200 nurses working in emergency departments of hospitals in Diyala city in Iraq, which was reached using the non-probability (targeted) sampling method. Data was collected through a self-report tool that includes socio demographic data for nurses, general information about violent incidents, scales of Intention to Leave Work, Risk of Violence, Violent Events at Work, Probability of Future Exposure to Violence and The Quality of the Work Environment. The data was analyzed using the Statistical Package for Social Sciences (SPSS) version 26. The study revealed that nurses are exposed to a high risk of violence, 30.5%, in their workplace. 31.9% of nurses had experienced violence four or more times in the previous year. 54% of the nurses reported being exposed to four or more incidents of physical violence in the previous year. Patients' relatives committed 79% of violent incidents. The study's results regarding nurses' views on the quality of the work environment showed that 38% of nurses strongly disagree with the idea that the quality of work environment is sufficient. The rate of exposure to violence in the workplace in the emergency department varied according to the years of experience in the emergency department. There was a high incidence of violence at work from 1 to 9 years of experience (49.5%) compared to other years of experience (10 to 19 years, 20 to 29 years, and 30 to 40 years) by 31.0%, 11.0%, 8.5%, respectively. After being subjected to violence, half of the nurses reported feeling of anger, followed by disappointment (26%), stress (13%), aggrieved (6%) and reduced work enthusiasm (5%). 35.6% of the nurses expressed the possibility of violence in the future. They agreed and strongly agreed (28%) to look for a job in a new profession other than nursing next year, while 63% of them agreed or strongly agreed to look for a new job outside their current hospital. In addition, exposure to violence at work and the level of risk for violence were negatively correlated with the quality of work environment. The level of risk for violence were positively correlated with exposure to violence at work. The possibility of violence in the future was positively correlated with the nurses' decision to leave their jobs. The researcher concluded that relatives of patients cause the most violent incidents in the emergency department. Young nurses have less nursing experience, less experience in the emergency department, and are at greater risk of violence. Many nurses reported being at constant risk of violence four or more times during different work periods. When they experience violence, they seek help and feel angry and disappointed. Therefore, many nurses are considering leaving their jobs due to increased violence in the workplace and reporting the possibility of future violence. As a result, work-related violence toward nurses is an important topic to focus on in producing effective preventive policies.
Sağlık sosyolojisi bağlamında acil servis hizmetlerinin çalışan ve hizmet alan gözünden değerlendirilmesine yönelik nitel bir araştırma Bursa Yıldırım ilçesi örneği
Acil servisler, hayati tehlikesi olan ve acil müdahale edilmesi gereken hastalara gerekli müdahalenin yapıldığı alanlardır. Kendini acil olarak gören her hasta acildir ilkesiyle 7 gün 24 saat hizmet veren birimlerdir. Çalışma, bu birimlerin verdiği hizmeti ve bu birimde çalışanlarla hizmet alanların birbirlerine karşı düşüncelerini değerlendirmek için yapılmıştır. Çalışmada, Bursa ili Yıldırım ilçesinde acil servislere başvuran hastalarla, hastanelerin acil servisinde doktor, hemşire, veri personeli ve güvenlik olarak görev yapan personellerle yaptığımız görüşmelerden elde edilen veriler kullanıldı. Acil servise devamlı başvuran vatandaşlarla yüz yüze görüşme yapılarak acil servise ve acil servis çalışanlarına karşı genel düşünceleri değerlendirilmeye çalışıldı. Diğer taraftan doktor, hemşire, veri personeli ve güvenlik görevlisi olarak görev yapan acil servis çalışanlarıyla yüz yüze görüşme yapıldı. Bu görüşmelerde önceden belirlenen açık uçlu sorularla acil servislerin yoğunluğu, fazla çalışma süreleri, şiddete karşı korunma yolları ve hukuki güvenceleri, ekonomik durumları, kurum içi iletişim, hastane çevresinin kültürel yapısı ve hastalık arasındaki ilişki, medya ve sosyal medyanın etkisi gibi birçok konu görüşüldü. Vatandaşın acil servislere karşı olumsuz düşünceler içerisinde olmasına neden olan ve aslında görülmeyen etkenler anlaşılmaya çalışıldı. Sosyoloji bağlamında sağlık, sağlık ve kültür ilişkisi, sağlık ve iletişim, medya ve sosyal medyanın sağlık iletişimine etkisi, kurum içi iletişim gibi konularlrın acil servis çalışanı ve hizmet alanlar arasındaki ilişkide ne kadar belirleyici olduğu araştırıldı. Araştırma sonucunda bu konuların sağlık çalışanı ve hizmet alanlar arasındaki iletişimde doğrudan ve dolaylı olarak etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Üzerinde önemle durulması gereken konuların başında şiddet olgusu gelmektedir. Şiddet kanayan yara olmaya devam ederken bu konuda alınan önlemlerin yetersizliği ve sadece teoride kalması sağlık çalışanlarınında hayal kırıklığı yaratmaktadır. Davaların yıllar sürdüğünü ve ne için şikâyet ettiklerini bile unuttuklarını anlatan çalışanlar, bir sonuç çıkmaması ve yapanın yanına kar kaldığı için çoğu zaman şikâyet bile etmediklerini aktarmışlardır. Medyada sağlıkta şiddet haberleri yapılırken kullanılan dilin bile çoğu zaman zedeleyici olduğunu dile getiren çalışanlar, bu haberler hiç medyada çıkmasa sağlık çalışanlarının dövülmesi fikri kimsenin aklına gelmez demektedirler. Anahtar Kelimeler: Acil servis, Sağlık hizmetleri, Şiddet.
Akrep sokmasına bağlı zehirlenmelerde sitokinlerin tedavi ve prognoza etkisi
Amaç: Akrep sokmasına bağlı zehirlenmelerde sitokinlerdeki değişikliklerleilgili bilgiler sınırlı sayıda yayın ve olgu raporlarına dayanmaktadır. Çalışmamızdaakrep sokmasına bağlı zehirlenmelerde sitokin düzeylerindeki değişikliklerin tedavi veklinik seyir üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntem: İleriye dönük olarak yapılan bu çalışmada fakülte etikkurulunun onayı alındıktan sonra iki yıl boyunca akrep sokmasına bağlı zehirlenmenedeniyle acil servise başvuran yetişkin 40 hasta ve kontrol grubu alındı. Olguların yaşı,cinsiyeti, hastanede kalış süresi, elektrokardiyografi bulguları kaydedildi. Hastalarınbaşvuru anındaki tümör nekroz faktör alfa, interlökin 6, interlökin 8, interlökin 10,düzeyleri ile klinik seyir arasında istatistiksel bir bağlantı olup olmadığı değerlendirildi.Bulgular: Çalışmamıza 21'i kadın (% 52,5) 19'u erkek (% 47,5) toplam 40hasta alındı. Akrep sokmasına bağlı zehirlenmelerin en sık Temmuz-Ağustos aylarındave akşam vakti 16:00-20:00 saatleri arasında olduğu ve sokmanın daha çok elparmaklarında görüldüğü tespit edildi.. Hastaların ortalama hastanede kalış süresi,13±12 saatti. Ortalama tümör nekroz faktör alfa değeri (19,8±55,3), interlökin 6 değeri(29,5±41,7), interlökin 8 değeri (82,5±130,4), interlökin 10 değeri (34,4±74,5)bulundu. Olguların % 80'inde sokma yerinde ağrı, kızarıklık, parestezi mevcuttu.Hastaların % 50'si Evre 1,% 50'i Evre 2 idi. En sık elektrokardiyografi bulgusu sinüstaşikardisi idi. Hastaların tamamının tedavileri acil serviste yapıldı. Takip süresisonrasında hastalar tam iyilik haliyle sorunsuz olarak taburcu edildi.Sonuç: Tarım bölgesi olan Çukurova'da özellikle yaz aylarında akrep sokmasınabağlı zehirlenmeler nedeniyle acil servise başvurular artmaktadır. Tümör nekroz faktöralfa ile hastanede kalış süresi ile anlamlı bir ilişki bulunurken diğer sitokinlerle ilişkianlamlı değildi. Akrep sokması ile acil servise başvuran hastalarda komplikasyongelişmemiş olması bölgemiz akreplerinin düşük toksik düzeyde olduğunugöstermektedir. Tümör nekroz faktör alfa ile hastanede kalış süreleri arasında anlamlıilişkinin olması riskli hastalarda bu bu pareametrenin yol gösterici olabileceğinidüşündürmüştür. Ancak bu konuda daha fazla hasta sayısını içeren çok merkezliçalışmalar konunun aydınlatılmasında kesin veriler sağlayabilir.
Travmalı hastalarda korku, anksiyete ve ağrı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Amaç: Araştırma acil servise başvuran travma hastalarıda ağrı, anksiyete ve korku arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı türdeki bu araştırmaya Acil Servise el, kol ve ayak travması (fraktürü) ile gelen 400 hasta alındı. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Visual Analog Skala (VAS), Ağrı Felaketleştirme Ölçeği (AFÖ), Kısaltılmış Yaralanma Ölçeği (AİS), Glaskow Koma Skalası (GKS), Spielberg Durumluluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI) ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, tek değişkenli analizler ve yapısal eşitlik modellemesi ile yol analizi kullanıldı. Bulgular: Hastaların ölçeklerden aldıkları puan ortalamaları sırası ile; AİS:3,98±1,46, VAS-ağrı:7,05±1,74, VAS-korku: 5,66±2,12, AFÖ toplam: 24,19±12,37, STAI durumluluk: 46,60±6,40, STAI-süreklilik: 44,07±6,13 olduğu saptandı. Travma hastalarında VAS-Ağrı ve VAS-Korku arasında pozitif yönlü yüksek, VAS-Ağrı, VAS-Korku ve durumluluk kaygı ve AFÖ puanları arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki belirlendi. Çalışmada ağrı ve korkunun durumluluk ve sürekli kaygıyı dolaylı olarak etkilediği belirlendi. Ağrı düzeyi korku ve AFÖ puanlarını, AFÖ de durumluluk ve sürekli kaygıyı etkilemektedir. Korku düzeyi de AFÖ puanlarını, AFÖ puanları da durumluluk ve sürekli kaygıyı etkilemektedir. Ağrı, korku ve AFÖ üzerinden dolaylı olarak durumluluk ve sürekli kaygıyı etkilediği bulundu. Sonuçlar: Araştırma sonucunda hastaların ağrı, korku, anksiyete ve ağrı felaketleştirme puanlarının ortalama düzeyde olduğu saptandı. Ayrıca çalışmada ağrı ve korkunun durumluluk ve sürekli kaygıyı dolaylı olarak etkilediği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Travma Hastası, Ağrı, Korku, Anksiyete, Ağrı Felaketleştirme
Baş ağrısı ile acil servise başvuran hipertansiyonlu hastaların tedaviye uyumları ağrı ve hemodinamik parametreleri etkiler mi?
Amaç: Çalışmada baş ağrısı şikayeti ile acil servise başvuran hipertansiyonlu hastaların, mevcut hipertansiyon tedavisine uyumları neticesinde gözlemlenen hemodinamik parametreleri ve ağrıları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu çalışma, baş ağrısı ile başvuran hipertansiyon tanısı almış 295 hasta ile yapıldı. Hastaların hemodinamik parametreleri ve ağrı şiddeti değerlendirildi. Hastaların tedaviye uyumu değerlendirmek için Hill- Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği kullanıldı. Bulgular: Hastaların sistolik kan basıncı puan ortalaması 184,97 ± 20,02, diyastolik kan basıncı puan ortalaması 92,97 ± 14,11, nabız hızı puan ortalaması 79,05 ± 15,18, O2 saturasyon değeri puan ortalaması 97,24 ± 1,51, vücut sıcaklığı değeri puan ortalaması 36,57 ± 0,35, solunum sayısı puan ortalaması 15,50 ± 2,67, ağrı şiddeti puan ortalaması 7,14 ± 1,11 olarak bulundu. Hastaların HT tedavisine uyum ölçeği ve alt boyutları değerlendirildiğinde; medikal alt boyutu 63 ± 2,53, beslenme alt boyutu 5,54 ± 1,70, görüşme alt boyutu 5,30 ± 1,64, tedaviye uyumu 21,48 ± 4,32 olduğu belirlendi. Hastaların tedaviye uyumun solunum sayısını etkilediği (p=0,027) ve solunum sayısı hipertansiyon tedavisine uyumun %17' sini tek başına açıkladığı saptandı (R2 =0,017). Sonuçlar: Hastaların sistolik kan basıncı ve diyastolik kan basıncı yüksek değerlerde, nabız hızı, O₂ saturasyonu, vücut sıcaklığı ve solunum sayısı da normal olduğu görüldü. Ağrı şiddetinin ise çok şiddetli sınıfında yer aldığı tespit edildi. Baş ağrısı ile acil servise başvuran hipertansiyonlu hastaların tedaviye uyumları ağrıyı ve kan basıncını etkilemedi ancak nabız hızını ve solunum sayısını etkiledi. Hastaların hipertansiyon tedavisine uyumsuz olduğu belirlendi.
Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı erişkin acil servisi maliyet analizi
Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servisinin 2011 yılı idari, mali ve tıbbi verilerinin kullanılarak acil servis birim hasta maliyetini hesaplamayı amaçladık.Acil Tıp Anabilim Dalı'na bağlı olarak çalışan erişkin acil serviste 01.01.2011 ile 31.12.2011 tarihleri arasında faturalandırılan tüm hizmetler ve bu süre içinde belgelenmiş olan tüm gelirler ve giderler çalışmaya alındı. Verilerin analizinde Geleneksel Maliyet Analizi yöntemi kullanılarak; acil servis birim hasta maliyeti hesaplandı. Veriler Microsoft Office Excel programı kullanılarak analiz edildi.Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servis'in 2011 yılı personel brüt maaş dâhil toplam gideri 4.026.436,70 TL, toplam geliri 3.682.551,21 TL olarak hesaplandı. Aynı yıla ait toplam zarar 343.885,49 TL olarak tespit edilmiştir. Toplam maliyetlerin % 46,15 i gibi yüksek bir oranını personel giderleri oluşturmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hasta başına hastaneye ödenen ortalama birim gelir (muayene ücreti ve hastalara yapılan tüm girişimsel işlem ücretleri dâhil) 49,47 TL olarak hesaplanmıştır. Acil servis personel brüt maaş dâhil birim hasta maliyeti 54,09 TL olarak hesaplanmıştır. Personel maaşları merkezi bütçeden ödendiğinden brüt maaşların dâhil edilmediği maliyet hesaplamasında 403.655,12 TL kâr elde edilmiştir. Acil servis personel brüt maaş hariç birim hasta maliyeti 44,05 TL olarak hesaplanmıştır. Birim hasta başına düşen personel brüt maaş maliyeti 10,04 TL olarak bulunmuştur. Birim hasta başına düşen personel brüt maaş+katkı payı maliyeti 24,96 TL olarak tespit edilmiştir. SGK tarafından 2011 yılında ödenen acil birim muayene fiyatı 15,50 TL'dir.Kamu hastaneleri kâr amacı gütmeyen sağlık işletmeleridir ve asli görevi vatandaşların sağlık ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılanmasıdır. Bununla birlikte kaliteli ve sürekli hizmet sunabilmek için kurumun gelir-gider dengesinin kâr lehine gözetilmesi gereklidir. Bu bağlamda sağlık hizmeti sunan bu kurumların ayrıca bir işletme olarak dikkate alınması ve değerlendirilmesi gereklidir. Özellikle kamu hastanelerinde maliyet analizinde en önemli soru genel bütçeden ödenen personel maaşlarının maliyet analizine dâhil edilip edilmeyeceğidir. Kuruma ödenen eşit birim hasta muayene ücretinden ziyade, hastanın tıbbi ağırlığına, triyaj koduna ve-veya acil serviste geçireceği tahmini süreye göre ücretlendirilmesi daha uygun olacaktır.
Yapay zekâ optimizasyon yöntemleri ile yaralı toplanma merkezlerinin konuşlandırılması
Yaralı toplanma merkezleri, deprem, kasırga, sel veya savaş gibi büyük afetlerde çok sayıda yaralıya bir anda acil sağlık hizmeti verebilen ilk müdahale merkezleridir. Bu merkezlerin yerleri en uygun şekilde önceden saptanmalı ve olası bir afette halk, hangi merkezlerden hizmet alacağını bilmelidir. Bu çalışmada, Düzce ili için oluşturulacak yaralı toplanma merkezlerinin (YTM) optimum belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik, tesis yerleştirme problemlerinin çözümü için yaygın olarak kullanılan P- Medyan Tesis Yerleştirme Modeli seçilmiştir. Çalışmanın uygulandığı bölgede toplanma merkezi olabilecek yerler ve sayısı, bölge sınır koordinatları, yerleşim birimleri koordinatları ve güncel nüfus verileri Düzce il valiliği ilgili birimlerinden alınmıştır. Bu veriler kullanılarak yerleşim birimleri ve aday toplanma merkezleri arası uzaklıklar Google Maps programı vasıtasıyla hesaplanmıştır. Çalışmanın matematiksel modelini analiz etmek için Sitation tesis yerleştirme yazılımı kullanılmıştır. Sitation yazılımının ara yüzleri kullanılarak çalışmanın modeli hem Lagrange Çarpanları yöntemi hem de Genetik Algoritma yöntemi ile ayrı ayrı analiz edilerek karşılaştırılmıştır. Çalışmanın modeli, ilk olarak Düzce il merkezindeki 56 yerleşim biriminde kurulacak üç adet Yaralı Toplanma Merkezi ile maksimum talebin karşılanması için Lagrange Çarpanları yöntemi kullanılarak kapsama mesafesi 2 km için analiz edildiğinde Düzce merkez nüfusunun % 99.44'ü yani 142217 kişinin talebi Kültür, Sallar ve Çamköy merkezleri ile karşılanmıştır. Bir yerleşim biriminin (Kemal Işıldak) yani 800 kişinin talebi karşılanamamıştır. Daha sonra model Genetik Algoritma yöntemi kullanılarak kapsama mesafesi 2 km için analiz edildiğinde Düzce merkez nüfusunun % 99.46'sı yani 142245 kişinin talebi Bayram Gökmen, Bahçelievler ve Kültür yaralı toplanma merkezleri ile karşılanmıştır. Bir yerleşim biriminin (Soğukpınar) yani 773 kişinin talebi karşılanamamıştır. İki farklı optimizasyon yöntemi ile yapılan analizler karşılaştırıldığında Genetik Algoritma ile yapılan analiz sonuçlarının optimum ve daha fazla toplumsal fayda oluşturduğu izlenmiştir. Elde edilen sonuçlar afet koordinasyon yetkilileri ile paylaşılmış ve ilgili afet planlarına dâhil edilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tesis Yerleştirme Problemleri, P-medyan Tesis Yerleştirme Modeli, Yaralı Toplanma Merkezleri
Düzce acil sağlık hizmetleri çalışanlarının etik iklim algılarının örgütsel güven ve örgütsel bağlılık ile ilişkisi
Acil sağlık hizmetlerinin başarılı bir şekilde yerine getirilmesinde insan faktörü büyük öneme sahiptir. Çünkü tüm hizmetler insanlar tarafından sunulmaktadır. Bu nedenle kaliteli bir acil sağlık hizmeti için çalışanların kurumuna bağlı, yöneticisine ve kurumuna güvenen, etik kurallara uyan kişilerden oluşması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, Düzce acil sağlık hizmetleri çalışanlarının etik iklim algılarının örgütsel güven ve örgütsel bağlılık ile ilişkisinin ortaya konmasıdır. Araştırmada nicel veri analiz tekniklerinden tarama modeli kullanılmış olup, saha araştırması kapsamında hazırlanan anket formu çalışanlara uygulanmıştır. Çalışanlara uygulanan anket formunun ilk bölümünde katılımcıların demografik bilgileri, ikinci bölümünde örgütsel bağlılık ölçeği, üçüncü bölümünde örgütsel güven ölçeği ve son bölümünde de etik iklim ölçeği yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre; Acil sağlık hizmetleri çalışanlarının etik iklim algıları ile örgütsel güvenleri arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, çalışanların etik iklim algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişkinin olduğu ve son olarak da çalışanların örgütsel güvenleri ile örgütsel bağlılıkları arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır.
Acil servis ünitelerinin kullanıcı katılımlı tasarımı
Acil servis ünitelerini konu alan bu çalışmada; kullanıcı gereksinmelerinin karşılanamamasının, acil servis ünitelerindeki kullanıcı memnuniyetsizliği üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Çalışmanın amacı; acil servis ünitelerindeki gereksinmelerin; detaylı bir biçimde sorgulanabilmesi, değerlendirilebilmesi ve ünitelerin niteliklerinin belirlenebilmesi için planlama ekibine kaynak ? rehber teşkil edebilecek bir çalışma sunabilmektir. Çalışmada; acil servis ünitelerindeki kullanıcı gereksinmeleri ile ilgili bir değerlendirme formu oluşturulmuş ve Ankara ilindeki iki acil servis ünitesi kullanıcılar üzerinden değerlendirilmiştir. Alan çalışmasında; gözlem ve incelemeler, fotoğraflama ile mevcut durum tespitlerinin yapılması, hasta yakınları ve teknik ? tıbbi personelin katılımı ile anket çalışması yöntemleri ile veri toplanmış, elde edilen veriler ile gereksinmelerdeki eksikliklerin giderilebilmesine yönelik olarak bir değerlendirme tablosu oluşturulmuştur.
Kanser hastalarının erken dönem mortalite tahmininde ECOG (Eastern Cooperative Oncology Group Scale) ile REMS (Rapid Emergency Medicine Score) karşılaştırılması
Giriş: Toplumun kanser bilincinin artması ve teknolojik gelişmeler erken tanı olanakları sağlamakta, yeni tedavi yaklaşımlarıyla kanser olgularının daha uzun takip sürecine ve acil servis başvurunun artmasına neden olmaktadır.Amaç: Acil servise herhangi bir nedenle başvuran kanser hastalarının erken dönem prognozunun tahmininde, Eastern Cooperative Oncology Group Scale (ECOG) performans skoru ve Rapid Emergency Medicine Score (REMS) skorunu karşılaştırdık.Gereç ve Yöntem: Prospektif gözlemsel bir klinik çalışma olarak dizayn edilmiş olup, yıllık erişkin hasta sayısı 48000 olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi (GÜTF) Acil Tıp Anabilim Dalı Erişkin Acil Servisinde 15/01/2010 ile 15/07/2010 tarihleri arasında yapılmıştır.Bulgular: 598 (%2.08) kanser başvurusu çalışmaya alındı. 598 başvurunun 347'sinin (%76.9) bir kez başvurduğu, 324'ü (%57.2) erkekti. Ortalama yaş 59.11±15.58 dir. 149'u (%25) nefes darlığı en sık başvuru şikayettir. Hastaların 267'sinde (%44.6) metastaz vardı. 5'inin (%0.84) acil serviste yeni kanser tanısı aldı. 327'si (%54.2) acil servisten taburcu edildi. 27'si (%4.5) acil serviste öldü. AS'de ölenlerin 12'si (%44) ilk 24 saatte ölmüştür. 243'ünde (%40.6) ECOG puanı 4 tür. 114 (%19.1) başvuruda ise REMS puanı 5 tir. Bunlardan 12'si (%44) ilk 24 saatte acil serviste ölmüştür.Ölen hastaların içinde en yüksek ortalama ECOG değeri 24.Saat- 7. Gün arasında ölenlerde, en yüksek ortalama REMS değerine ise ilk 24 saatte ölenlerdendi. 30.gün sonunda tüm ölenlerin ECOG ve REMS değerleri arasında pozitif yönde zayıf ve istatistiksel olarak anlamlı, korelasyon olduğu saptandı, (Spearman's rho: p<0.001, r= 0.263 ve p<0.001, r= 0.286),Sonuç: REMS skorunun ilk 24 saat içerisindeki mortaliteyi tahmin etmede ECOG'dan daha üstün olduğunu saptandı (0,779, p<0,001). 24.saat-7.gün arası ve 7.gün-30.gün arası mortalitenin saptanmasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı.
Baş dönmesi şikayetiyle acil servise başvuran hastalarda Head-thrust (Baş çevirme) testinin periferik ve santral vertigo ayırıcı tanısındaki yeri
Giriş: Baş dönmesi ayaktan hasta başvurularının en sık sebeplerinden biridir[3] ve acil servis (AS) başvurularının %1.3-2.5'ini oluşturur.[4,5] Şikayetin hasta tarafından tarifi zor, fizik muayene bulguları ile uyumsuz veya güvenilmez olabilir.[1,2] Uygulaması kolay, ucuz, non invaziv, fazla zaman almayan yatakbaşı testlerin özellikle santral vertigo ayırıcı tanısı için acil tıp hekimi için önemi büyüktür.Çalışmada, AS'ye baş dönmesi şikayeti ile başvuran hastalarda, periferik ve santral vertigo ayırıcı tanısında head-thrust (baş çevirme) testinin (HTT) yerinin araştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Prospektif gözlemsel klinik bir çalışma olarak dizayn edilmiş, acil servisimizde 01.02.2011-31.07.2011 tarihleri arasında yapılmıştır. Periferik vertigo grubundaki tüm hastalara odyovestibüler testler, santral vertigo grubundaki hastaların hepsine nörogörüntüleme yapılmıştır.Bulgular: AS başvurularının %0.78'ini baş dönmesi/vertigo hastaları oluşturmaktadır. Santral vertigo grubu hastalar istatistiksel anlamlı olarak daha yaşlı (Mann-Whitney U, p=0.007), özgeçmişinde HT ve antiagregan kullanımına sahip (Fisher'in kesin testi, sırasıyla p=0.026 ve p<0.001), baş dönmesi baş hareketleri ile ?tetiklenmeyen? (Pearson ?² testi, p<0.001), vertikal nistagmus paternine sahip (Pearson ?² testi, p<0.001), HTT sonuçları normal (Pearson ?² testi, p<0.001), tandem yürüyüş, Romberg ve diz-topuk testleri bozuk olan (Fisher'in kesin testi, sırasıyla p<0.001, p<0.001 ve p=0.026) hastalardır. HTT'nin normal olmasının santral vertigo için duyarlılığı %95, özgüllüğü ise %75.6 olarak saptanmıştır. Yine bu hastalarda hastane yatışı, AS'de nörogörüntüleme oranları ve ortalama SKB değerleri daha yüksek bulunmuştur. Periferik vertigo grubunda en sık üç tanı BPPV, meniere hastalığı ve vestibüler nörittir.Sonuç: HTT'nin acil tıp hekimlerince kullanılması ayırıcı tanı açısından önem taşıyabilir. Testin kolay uygulanabilirliği, kısa sürmesi, ek ekipman gerektirmemesi, tekrar edilebilirliği ve hastanın tedavisini geciktirmemesi gibi avantajları da düşünülürse AS'de vertigo başvurularında kullanılması uygun görünmektedir.
Antalya ili acil sağlık hizmetleri'nde çalışan paramediklerin üniversite eğitimlerinin mesleki yeterliliklerine etkisinin araştırılması
Paramedikler afet ve acil tıbbi durumlarda sağlık hizmetinin öncül sağlayıcıları ve ayrılmaz parçalardır. Sağlık hizmeti insanın var olduğu her alanda ve koşulda verilmek, organize olmak durumundadır. Kurumsal, yerleşik hizmet alanlarında işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarını tam ve kalıcı sağlamak daha çok mümkün iken, acil ve olağan dışı durumlarda alanda insana yönelik sağlık hizmetinin verilmesinde sağlık çalışanları için çalışma koşulları çok daha fazla tehlike ve risk içermektedir. Özellikle ilk ve acil yardım hizmetlerinde sağlık çalışanları olumsuzluklardan daha fazla etkilenmekte, zarar görmekte ve hatta yaşamını kaybetmektedir. Çalışmada, Acil Sağlık Hizmetlerinde çalışan Paramediklerin üniversitede aldıkları eğitimin yeterliliğin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nde çalışan paramedikler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kaynak taraması sonrasında araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Anket formu, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sosyodemografik değişkenlere ilişkin sorular; ikinci bölümde Paramediklere Göre Paramedik Programının Eğitim Yönünden Yeterliliğine yönelik sorular yer almaktadır.
Ankara 112 Acil sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve iş memnuniyetlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma Ankara ili ve ilçelerinde görev yapan 112 Acil Sağlık Çalışanlarının çalışma koşullarını ve çalışma esnasında yaptıkları işten memnuniyet durumlarını ölçmek için yapılmış bir çalışmadır. Araştırmaya Ankara 112 ASH' de görev yapan 1055 personelden 510 kişi katılmıştır.Yapılan bu çalışmada veri toplama yöntemi olarak yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. Anket 18 tanımlayıcı, 7 ana başlık altında 47 sorudan oluşan memnuniyet sorusu olmak üzere toplam 65 sorudan oluşmaktadır. Tanımlayıcı sorulardan ikisi açık uçlu 16'sı kapalı uçludur. Memnuniyet soruları derecelendirmeli olmak üzere kapalı uçludur.Anket çalışması 23 Eylül?30 Kasım 2009 tarihleri arasında 112 ASH Çalışanlarına uygulatıldıktan sonra toplanmış, toplanan veriler SPSS 15,0 istatistiksel analiz programına yüklenerek değerlendirilmiştir. Veriler ortalama±standart sapma, frekans dağılımı yüzde olarak sunulmuştur. İstatistiksel analizde ölçümle belirtilen değişkenler için Varyans analizi ve t testi kullanılmıştır. p<0,05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.Araştırmaya katılanların % 57,3' ü kadın, % 42,7'si erkektir. Çalışanların % 8,4'ü Doktor, %36,5'i DSP, %17,1'i Paramedik, % 28,2'si Att, %9,8'i Memur ve Şofördür.İşin kendisinden en çok memnun olan grup istasyonda çalışanlar, en az memnun olan grup ise 10 yıl üzeri çalışanlardır. İş arkadaşlarıyla ilgili memnuniyet derecesi en yüksek olan grupParamedikler iken, en az memnun olan Şube çalışanlarıdır. Amir ve idari ilişkilerde en memnun grup memur ve şoförler iken en az memnun grup, iş ya da meslek hastalığına bağlı iş görmezlik raporu alan gruptur. Mesleki eğitimde en memnun olan grup istasyonda çalışanlar, en az memnun grup, memur ve şoförlerdir. İşin ekonomik ve kültürel boyutunda en memnun grup, Att ve evli olanlar, en az memnun grup 10 yıl üzeri çalışanlardır. İşin sosyal boyutunda en memnun grup 1001 TL üzeri geliri olanlar, en az memnun olan grup ise Kaza/Hastalığa bağlı iş görmezlik raporu alanlardır. İşin kaynak boyutuna bakarsak en memnun grup, en az memnun grup şube çalışanları iken en az memnun grup, Kaza/Hastalığa bağlı iş görmezlik raporu alanlardır.Anahtar kelimeler: Acil Sağlık Hizmetleri Çalışanları, Memnuniyet, Çalışma koşulları
Acil servis kalabalığının bilimsel yöntemler ile ölçümü
Acil servis kalabalığı, acil serviste mevcut hastaların ihtiyaçları ve bekleme salonundaki hastaların acil servis kapasitesini aşması sonucu ortaya çıkan durumu tanımlamaktadır. Hastaneler, kendi kurumlarının hasta akımındaki problemleri sistematik olarak tanımlamak üzere input ? throughput - output modelinden yararlanarak, iş akışında en büyük etkiye sahip sorunları tespit ve kontrol edebilirler. Öte yandan gerçek zamanlı acil servis kalabalık ölçümlerinin kullanılması, acil servis bilgisinin sürekli gözlemlenmesi ve değerlendirilmesine imkân tanıyarak gelişmelerin anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu ölçümlerin sonuçları kısa ve uzun vadeli stratejiler geliştirmek ve uygulamak için kullanılabilir. Acil servis kalabalığına neden olan bir çok faktör içinde literatürde en çok atıf alan sebep acil servislerin yatış kararı verilen hastaları hastanenin diğer yataklarına transfer edememesidir.Tez çalışmasında acil servis kalabalığının tanımı, nedenleri, sonuçları ve çözüm önerileri incelenerek, kalabalık ölçümlerinin yararlarının ortaya konması ve mevcut ölçüm metotlarından ulusal acil servis kalabalık çalışması skalasının (NEDOCS) ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Erişkin Acil Servisinde uygulanması amaçlandı.31.03.2008 ve 07.04.2008 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Hastanesi Erişkin Acil Servisinde NEDOCS metodu ile yaptığımız ölçümlerin sonuçları skalanın tehlikeli şekilde kalabalık bölgesinde yer aldı. Bu sonuca acil servis sedyelerinin doluluk oranının ve hastane yatağı açılmasının bekleyen hasta sayısının yüksekliği, mekanik ventilatör kullanan hastaların varlığı ve 238 saat gibi uzun yatış zamanlarının yol açtığını tespit ettik. Literatürde istenmeyen sonuçlarla ilişkilendirilen ve etkin olmayan AS bakımının göstergeleri olarak belirtilen, değerlendirilmeden acil servisten ayrılan hastalar ve ambulans retleri ile acil servisimizde de karşılaştık.Acil servis kalabalığının önlenmesine yönelik strateji ve planlar bölgeye ve hastaneye göre değişmekle birlikte, tüm uygulamaların kesişişinde yer alan iki nokta öne çıkmaktadır. Öncelikle hastaneler acil servis kalabalığını sadece acil servisin değil, tüm hastaneye ait bir sorun olarak kabul etmelidir. Bu krizi bir acil servis problemi olarak gören hastaneler sorunun doğasını anlamayacak ve girişimleri başarısız veya kısmen başarılı olacaktır. Diğer nokta ise hastane yönetiminin, hasta akımının iyileştirilmesinin öncelikli olduğuna dair kesin ve net mesajlar vermesi gerektiğidir. Aksi takdirde başarı şansı dramatik olarak düşecektir.Yakın gelecekte gerekli düzenlemeler ve iyileştirmeler yapılmadıkça, toplumun acil servislerde kaliteli ve zamanında acil bakım hizmetine güvenmeleri mümkün olamayacak ve bu durum bu ülkedeki tüm insanların sağlık güvenliğini riske edecektir.
Muş ili 112 Acil Sağlık Hizmetleri personelinin afet hazırlığının genel öz yeterlilik inancı ile ilişkisi
Son yıllarda afetlerde meydana gelen artış ve afetlerin ortaya çıkardığı fiziksel, sosyal, ekonomik kayıplar nedeniyle kamuoyunu meşgul eden bir olgu haline gelmiştir. Hazırlık çalışmalarına birey, toplum ve işletmeler eş zamanlı ve bir bütün olarak dahil edilmesi afetlerin olumsuz etkilerini azaltmada önemli strateji olmaktadır. Bireysel afet hazırlıkları, bireylerin zarar görebilirliğini azaltmasının yanı sıra toplumun ve işletmelerin de zarar görebilirliğinin azalmasında rol oynamaktadır. Genel öz yeterlilik inancı, bireylerin afet öncesi edindiği bilgi ve tecrübeleri afet anında etkin kullanmasında yardımcı olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, 112 personelinin afet hazırlığının genel öz yeterlilik inancı arasındaki ilişkiyi irdelemektir. Çalışma, Muş 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görevli 156 sağlık personeli arasından 146 tanesine uygulanmıştır. Böylece çalışma, evreninin tamamına değil %95,4' üne ulaşmıştır. Kesitsel çalışmanın verileri; çalışanların sosyo-demografik özelliklerini ve afet hazırlıklarını özetleyen 33 soruluk anket, 17 sorudan oluşan genel öz yeterlilik inanç ölçeği ile toplandı. Katılımcı personelin %50'si herhangi bir afet eğitimi almamıştır. Bunun yanında afetlerde can ve mal kaybını azaltacak en önemli evrenin hazırlık aşaması olduğunu düşünenlerin oranı %45,2'dir. Muş'ta meydana gelebilecek bir afetin kötü yönetilmesinin ana sebebini koordinasyon eksikliği olacağını düşünenlerin oranı %76,7'dir. Katılımcıların ölçek puan ortalaması 63,44 olup; 112 personelinin kitlesel olaylarda bulunması gereken konumu bilme, görevde yaralanma durumunda tazminat hakkını bilme, kurumunda afet tatbikatı yapılması ile Genel Öz-Yeterlilik İnancı puanı ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuşken (P<0,05); afetler hakkındaki mevzuatları ile genel öz-yeterlilik inancı puanı ortalaması arasında anlamlı fark bulunmamıştır(P>0,05). Yaş, deneyim ve öğrenim ile genel öz yeterlilik puanı arasında anlamsız bir korelasyon ortaya çıkmıştır. Afet öncesinde öz yeterlilik inancını artıracak etkinlikler geliştirilmelidir. Katılımcıların iş güvenliği mevzuatları sağlık personelini kapsayacak şekilde güncellenmeli ve sağlık personelinin afet hazırlığı çabaları desteklenmelidir. Anahtar kelimeler: Afet, Afet Hazırlığı, Muş İli, 112 Personeli, Öz Yeterlilik.
112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarında görevli sağlık personellerinin afetlerde ilk yardım uygulamalarının bilgi düzeylerinin ölçülmesi: Bitlis örneği
Tüm dünyada olduğu gibi ve Ülkemizde de her yıl yaşanan afetler yüzünden çok sayıda insan hayatını kaybetmekte veya yaralanmaktadır. Afetler sırasında acil sağlık hizmetlerinin yerinde ve zamanında müdahalesi afetlerle mücadelede oldukça önemlidir. Bu nedenle acil sağlık ekiplerinin afet tıbbı konusunda yeterince bilgi ve beceriye sahip olmaları gerekir. Bu tezin amacı 112 acil sağlık personellerinin afetler sırasındaki ilk yardım konusunda bilgi ve becerilerini ölçmektir. Bu amaçla Bitlis ili kapsamında sağlık çalışanları üzerinde bir anket çalışması yürütülmüştür. Bu anket çalışmasında yaş, cinsiyet, meslek, eğitim gibi tanımlayıcı sorularının yanında bilgi düzeylerini ölçmek için 20 adet çoktan seçmeli soru sorulmuştur. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için bir dizi istatiksel analizler yapılmıştır. Öncelikle örneklerin dağılımlarının normal dağılıma uyup uymadığı test edilmiştir. Daha sonra, normal dağılıma uyan örnekler üzerinde parametrik testler, normal dağılıma uymayan örnekler üzerinde ise parametrik olmayan (non-parametrik) testler uygulanmıştır. Analizler sonucunda, yaş, tıbbi eğitimi, tecrübe gibi değişkenlerinin acil sağlık çalışanlarının başarı düzeyleri açısından anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Sonuç olarak, afetler sırasında daha etkin bir acil müdahale için acil sağlık çalışanlarının teorik ve uygulamalı eğitimlerine ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Acil servis hasta memnuniyeti: Özel ve kamu hastaneleri örneği
Bu çalışmanın temel amacı, birçok faktörden etkilenen hasta memnuniyetinin belirlenmesi, beklentilerin karşılanması ve hizmet kalitesinin nasıl artırılacağı ile ilgili sonuçlar elde edilmesine çalışılmıştır. Hasta memnuniyetinin artırabilmesi için, sağlık sektörünün sürekli rekabet içerisinde olarak büyüme ve gelişmesinin gerektiği çalışmamızda ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda, acil servis hasta memnuniyeti kamu ve özel hastaneleri örneği ile İstanbul ilindeki hastanelerin acil servislerinde gönüllü olarak katılan 338 kişiden toplanan geçerli anketlerle analiz yapılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Memnuniyeti etkileyen çeşitli unsurlar görülmüş ve kaliteli hizmetin memnuniyetle ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu nedenle de literatürde hasta memnuniyetinin temelinde hastanın beklentileri geniş ölçüde vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, hasta memnuniyetinin beklentiyi karşılama ile anlamlı bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Hastaların memnuniyetini artırmak için kişilerin tedavi ve bakım süresinde hasta haklarını ve hasta güvenliğini göz önünde tutarak beklentilerini en iyi şekilde karşılamamız gerekmektedir.
Çalışma hayatında motivasyon (Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi acil servis çalışanları örneği)
Küreselleşme, teknolojik açıdan gelişmeler, bilginin geniş alana yaygınlaşması ve iletişim olanaklarının artması gibi faktörlerin etkisi ile daha rahat bir hale gelen çalışma hayatında;örgütlerin başarısı sahip olduğu insan faktörünü etkin bir şekilde yönetip yönetmediğine bağlıdır. Hangi alanda olursa olsun bütün kurum ve kuruluşların, işletmelerin asıl ulaşmak istediği çalışanların emeklerini ortak bir hedefe ulaştırması gerekmektedir. Bu çalışmada, hem tarihçi metod ve kaynak taraması tekniğinden, hem de alan araştırması metodu ve anket tekniğinden yararlanılmıştır. Motivasyon kavramına ilişkin kuramsal tartışmalar bir yandan motivasyon sürecine ilişkin bir boyut taşırken diğer taraftan kapsamına ilişkin kuramsal tartışmalarda mevcuttur. Önemli olan bu noktada sosyo-ekonomik, psikososyal ve örgütsel açılımları, konunun içeriği olan hastane çalışanları üzerindeki motivasyon süreçleri ve kapsamı ile tamamlanabilmektedir. İstanbul Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan tüm personeli üzerinde yapılan anket çalışması sayesinde tezin sunduğu kavramsal ve kuramsal çerçeveye dayalı bulgularla,varsayımların güvenilirliği ve geçerliliği ortaya konulmuştur.
Hastanelerde sunulan acil sağlık hizmetlerinin yönetim ve organizasyonu
Bu tez hastanelerde sunulan acil sağlık hizmetleri yönetim ve organizasyonunda; Türkiye'deki hastanelerin acil sağlık hizmetlerinin Dünya'daki örneklerle karşılaştırılarak anlatıldığı, mevcut uygulamalara yönelik düzenlemeleri ve bu düzenlemeler konusunda ki eksikliklerin farkındalığının arttırılması ve bu eksikliklerin giderilmesi için çözüm önerileri içermektedir. Kısaca bu araştırma günümüzde özellikle hastane acil servisinde yönetim ve organizasyon yapısının değişmesi, yeni yaklaşımlar ve teknikler uygulanması, sağlık hizmetlerinin bireysel olması, kapsamlı ve detaylı bir planlama içermesi bakımından önem arz etmektedir. Özellikle sağlık hizmetleri yönetimi karmaşık ve kompleks yapılı olması ve bu yapılanmanın bireylerin yaşamlarını ve hayat kalitelerini etkileyecek olması bakımından incelikle tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Bu durum bu tarz araştırmaların önem kazanmasını sağlar. Türkiye'deki hastanelerde uygulanan acil sağlık hizmetlerinin, Amerika ve Almanya'da uygulanan acil sağlık hizmetleri ile karşılaştırılarak, uygulamada ki eksikliklerin farkındalığının sağlanması ve tespit edilen eksikliklere çözüm oluşturması amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler : Acil Servis, Acil Servis Yönetim ve Organizasyonu, Hastane
Çalışma hayatında tükenmişlik: Edirne 112 Acil sağlık çalışanları örneği
Tükenmişlik, çalışanların iş yaşamında yaşadıkları stresten dolayı etrafındaki insanlara karşı duyarsızlaşmaları, duygusal olarak kendilerini tükenmiş hissetmeleri ve kişisel başarı duygusunun eksilmesi durumu olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada Edirne 112 Acil Sağlık Hizmetleri personelinin demografik değişkenlerinin, tükenmişlik üzerinde etkisi incelenmiştir. Araştırma kısmında, "Kişisel Bilgiler Anket Formu ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmış, yoğun ve stresli çalışma ortamlarda sıklıkla yaşanan tükenmişlik sendromunun, hayati önem taşıyan görevlerde çalışan personelin demografik özellikleri ve mesleğe bakış açılarıyla ilişkilendirilebilmesi amacıyla oluşturulan anketten edinilen veriler SPSS 17.0 istatistik paket programı kullanılarak değerlendirilmiş ve ortaya çıkan sonuçlar yorumlanmıştır. Analiz sonuçlarının değerlendirilmesinde, 116 kişiden oluşan örneklemin büyüklük açısından faktör analizi için veri yapısının uygunluğu Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) örneklem yeterliliği ölçütü ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuncunda çalışma koşulları aynı olmayan bölümler arasında tükenmişlik düzeyinin farklılık gösterdiği, meslek seçimi, kıdem ve beklentilere göre tükenmişlik düzeyinin değiştiği, yaş arttıkça tükenmişlik düzeyinin arttığı ve düşük kişisel başarı algısının meslek ve öğrenim durumuna göre değişiklik gösterdiği sonucuna varılmıştır.
112 acil yardım istasyonlarında çalışan sağlık personelinin adli olaylara yaklaşımı, bilgisi ve karşılaştıkları zorluklar (Konya örneği)
112 acil sağlık hizmetlerinde çok sık adli olaylarla karşılaşılması nedeniyle bu konu seçilmiştir. Çalışmada hem tarihçi metot hem de alan araştırması metodundan yararlanılmıştır. Ülkemizde hastane öncesi acil yardım sistemi, acil sağlık hizmetleri konusunda eğitim almış sağlık ekibi ve tıbbi donanımlı ambulanslar ile yapılmaktadır. 112 acil sağlık hizmetleri tam gün kanunu ve sağlıkta dönüşümle birlikte 112 acil yardım istasyonlarında çalışma sistemi değişime uğramıştır. 112 acil sağlık hizmetlerinde hizmet sunumu sırasında sık sık adli vakalarla karşılaşılmakta ve acil sağlık hizmetlerinde görev alan personelinin adli olgular konusunda yeterli bilgilerinin olmaması nedeniyle sorunlar çıkmaktadır. Çalışanlar yapmış oldukları kusurlu davranışlar nedeniyle hukuki yaptırımlara ve tazminatlara maruz kalabilmektedirler. Adli olaylarda olay yerine ilk gelen resmi devlet memuru genellikle sağlık personelidir. Sağlık personelinin olay yerinde nasıl hareket etmesini bilmesi ve insanların hayatını kurtarırken olayla ilgili delillere zarar vermemesi gerekmektedir. Hekim dışındaki sağlık personelinin mali mesleki sorumluluk sigortası yaptıramaması, yeniden düzenlenen 112 acil sağlık hizmetleri sistemindeki en büyük eksikliklerdendir. Yönetmelikte; AABT'ler ve ATT'ler görev tanımları gereğince sadece, tıbbi yetkileri belirtilen acil vakalarda algoritmalarla belirlenmiş sınırlı uygulamaları yapabilmektedirler. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde, kurumların ve çalışan sağlık personelinin almış oldukları eğitim ve kadrolarına göre tıbbi yetki ve sorumlulukları yeniden gözden geçirilmeli ve düzenlenmelidir.