Adjustment

204 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kıpçak grubu Türk dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümleler

Bağımlı bir biçimbirim olan -GAn, Eski Türkçe döneminde az sayıda örnekte görülmekle birlikte sonraki dönemlerde farklı sözdizimsel çevrelerde kullanılabilen çok işlevli bir ek haline gelmiştir. Günümüzde ekin kullanımı açısından Türk dillerinin iki gruba ayrıldığı görülmektedir. Kıpçak dillerinin de yer aldığı ilk grup, eki birden fazla alanda sıklıkla kullanmaktadır. Kıpçak dillerine bakıldığında ilk işlevi temel cümle işaretleyicisi olarak kullanılmasıdır. Aynı zamanda sınırlı olmakla birlikte yeni sözcüklerin türetiminde kullanıldığı görülmektedir. Türkçede bir üst cümleye sözdizimsel açıdan bağımlı olan cümleler belirli ekler aracılığı ile kodlanır ve -GAn eki bunlardan biridir. Yan cümlelerin üç türünde, niteleme, tümleç ve zarf yan cümlelerinde kullanılmaktadır. Bu cümleler uyum işaretlemesi, öge sıralaması ve öge yönetimi gibi belirli iç sözdizimsel özelliklere, üst cümlede edindikleri sözdizimsel işlevler açısından dış sözdizimsel özelliklere sahiplerdir. Aynı zamanda belirli anlamsal özellikleri barındırırlar. Bu özellikler yan cümle türleri arasında farklılık göstermektedir. Çalışmanın ilk amacı eş zamanlı bir bakış açısıyla Kıpçak dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümlelerin bu özelliklerini betimlemektir. Çalışma kapsamında Kıpçak dillerinden Kazakça, Karakalpakça, Nogayca, Kırgızca, Karayca, Karaçayca-Balkarca, Kumukça, Tatarca ve Başkurtça incelemeye dahil edilmiştir. Öte yandan Türkiye Türkçesinin yer aldığı diğer grup eki sınırlı bir alanda, niteleme yan cümlelerinde kullanmaktadır. Bu grupta -GAn ekinin diğer alanlardaki kullanımları için farklı işlevsel karşılıklar bulunmaktadır. Niteleme yapılarında ek seçime bağlı olarak –(y)An ve -DXK olmak üzere farklı karşılıklar bulunurken tümleç yan cümlelerinde olgusallık bağlamında -DXK ekinin yanında -mA eki ile kullanılabildiği görülmektedir. Zarf yan cümlelerinde ise kodladığı anlamsal ilişkiye göre farklı karşılıklar edinir. Kıpçak dilleri ve Türkiye Türkçesinde yukarıda sıraladığımız işlevsel karşılıkların biçim-sözdizimsel ve anlamsal özellikler açısından karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınması çalışmamızın diğer bir yönünü oluşturur. Böylelikle iki grup arasındaki yapısal benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Dil bilgisi-eklerFiilimsilerKıpçakca+4
Ayşegül Özkan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Neşet Ertaş türkülerinde söz ve ezgi uyumu

Neşet Ertaş; genelde Türk Halk Müziği'nin, özelde ise Abdal müzik geleneğinin en bilinen temsilcilerindendir. Bu çalışmada, Neşet Ertaş'ın türküleri, söz ve ezgi uyumu açısından incelenmiştir. Araştırma içerisinde Ertaş'ın hayatına, yaşadığı dönem ve toplumdaki müzik kültürü ve Türk Halk Müziği geleneği içerisindeki yerine de değinilmiştir. Araştırma, Neşet Ertaş'ın TRT Türk Halk Müziği repertuvarında kaynak kişi olarak atfedildiği ve onun tarafından da seslendirilen türküler çerçevesinde oluşmuştur. Bunların arasından söz ve müziğinin Neşet Ertaş'a ait olduğu bazı basılmış kaynaklarla tespit edilen ve ses kayıtlarından da öne çıktığı teyit edilen 25 türkü araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler Neşet Ertaş, türkü, söz, şiir, ezgi, uyum. Durum tespitine yönelik bu nitel betimsel araştırma, tekil tarama modeline dayalıdır. Neşet Ertaş'ın bu araştırmada örneklem olarak seçilen türküleri söz ve müzik formu ilişkilerinin uyumu açısından karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. İlgili notalar üzerinde yapılan analizler sonucunda, 25 türkünün söz ve ezgi formları arasında uyumlu bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Ertaş, NeşetEzgiHalk müziği+6
Meryem Şirin Sarıoğlu
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbulda bulunan ortaokul kurumlarında görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada, ortaokullarda görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma)yaşama düzeyleri ve bu düzeyin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasında 14 ilçede bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan toplam 145 görsel sanatlar öğretmenine, kişisel bilgiler, olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık ölçekleri uygulanarak, öğretmenlerin olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık puanlarının demografik özellikleriyle olan ilişkisi ve olumsuz davranış uygulanma düzeyinin örgütsel bağlılıklarına etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; ortaokul kurumlarında çalışan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin yıldırma eylemlerine maruz kalma düzeylerinin düşük olduğu (%30),mobbing'e uğrayan öğretmenlerin, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme düzeylerinde düşüş yaşandığı, Görsel Sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeylerinin okul türü, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, görsel sanatlar öğretmenliğindeki kıdem ve eğitim durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı bir fark göstermeyip eşit düzeyde yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinde okul türüne göre, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin mobbing (yıldırma) ölçek puanları ile örgütsel bağlılık puanları arasındaki ilişki incelendiğinde; yıldırma ile örgütsel bağlılık alt boyutlarından uyum arasında anlamlı bir fark olmamakla birlikte mobbing ve örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık alt boyutları kendi içinde değerlendirildiğinde ise; uyum ile özdeşleşme ve içselleştirme arasında anlamlı bir fark olmakla birlikte, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

BağlılıkEğitim psikolojisiGörsel sanatlar+7
Selda Arslan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde engelli bireylerin kentsel yaşama uyumu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği

Yapılan araştırmalar, dünyanın her yerinde engellilerin çok büyük çoğunluğunun toplumun yoksul kesimlerinden geldiğini ve yoksulluk içinde yaşadıklarını göstermektedir. Bu belirleme gelişmiş ve endüstrileşmiş ülkeler için de geçerlidir. Kuşkusuz bu gerçek, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çok daha çarpıcı ve dramatik yönleriyle yaşanmaktadır. Engelli bireylerin sorunları sadece işsizlik ve yoksullukla sınırlı değildir. Bu bireyler, eğitim alanından seyahat konusuna kadar pek çok yerde engellerle karşılaşmaktadırlar. Medeni bir toplumda sosyal adaletin sağlanabilmesi kilit rol oynamaktadır. Yerel yönetimlerin görevi, yerel topluluğun sorunlarına hizmet üretmek olduğuna göre, bu gruplara, hayatlarını kolaylaştıracak ve idame ettirebilecek ortamı sağlamakla ilgili projeler geliştirmesi ve uygulamaya koyması gerekmektedir. Bu araştırma, fiziksel engelli bireylerin kentsel yaşam içinde karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlar karşısında yerel yönetimlerin aldığı tutumu incelemeyi amaçlamaktadır. Yerel yönetimlerin, engelliler için sunduğu hizmetler ve bu hizmetlerin yeterliliği incelenecektir. Araştırma İstanbul Büyükşehir Belediyesi kapsamında tutulacaktır.

BelediyelerEngelli kişilerKentsel yaşam+5
Metin Gürek
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Dış göçle Türkiye'ye gelen öğrencilerin okullarda yaşamış oldukları uyum sorunları

Göç, tüm dünyayı ilgilendiren önemli bir olgudur. Göç, sadece bireylerin yer değiştirmesi değildir; aynı zamanda bireylere ait kültür, dil, yaşam tarzı ve değerlerin de yer değiştirmesidir. Bu yüzden göç eden bireyler gittikleri ülkelerde ekonomik, kültürel, sosyal ve dilsel açıdan birçok uyum problemiyle karşılaşmaktadır. Eğitim uyumu ise göç edenlerin maruz kaldığı en önemli uyum problemlerindendir. Göç eden ailelerin çocuklarının okula, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve eğitim sistemine uyum sağlayamaması hem göç eden öğrenciler için hem de mevcut öğrenciler için sorun teşkil etmektedir. Bu çalışma ile göç eden öğrencilerin okullarda yaşadığı uyum sorunları incelenmiştir. Araştırma nicel tarama modelindedir. Araştırmanın verileri İstanbul ili Esenler ilçesinde göçmen öğrenci barındıran ortaokullarda çalışmakta olan öğretmen ve idarecilerin görüşlerine dayalı olarak Pirliyev (2010), Bozan (2014) ve Selçuk (2014) tarafından yapılan araştırmalarda kullanılan anket formlarından uyarlanan anket aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin en çok kültür ve dil farklılıklarından ötürü uyum sorunu yaşadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca dış göçle gelen öğrencilerin yaşadığı uyum problemlerinin arkasında göçle gelen ailenin yaşadığı ekonomik problemlerin de etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma ile ortaya çıkan bilgiler bu alanda çalışma yapan uzmanlar ve akademisyenler için bilgiler sunmaktadır.

GöçmenlerUluslararası göçUyum+2
Murat Göze
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 69 1. sınıf öğrencisi ve öğrencilerin anneleri olmak üzere 138 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin 25'i (13'ü kız, 12'si erkek öğrenci) üstün zekâlı çocuklara eğitim veren özel bir okulda okuyan, yapılan WISC-R testi raporuna göre üstün zekâ tanısı almış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırya katılan diğer öğrencilerin, 44'ü (22'si kız, 22'si erkek öğrenci) üstün zekâ tanısı almamış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Marmara Sosyal ve Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin sosyal duygusal uyum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde iki grubun uyum düzeyleri, sosyal çevreye pozitif yaklaşım hariç, tüm alt boyutlar ve genel olarak farklı bulunmuştur ve bu fark üstün zekâ tanısı almış öğrencilerin lehine olduğu bulunmuştur. Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin, ebeveyn tutum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde ebeveynlerin sadece aşırı koruyucu tutumları arasında anlamlı fark olduğu ve bu farkın tanı almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerin ebeveynleri lehine olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin diğer tutumları arasında ise öğrencilerin üstün zekâ tanısı almış veya almamış olmasına göre anlamlı fark yoktur (tutumları benzerdir).

Ana-baba tutumuDuygusal uyumPsikososyal uyum+7
Duygu Güneş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin değer yönelimlerinin cinsiyetçilik düzeylerinin evlilik uyumlarına etkisi

Bireylerin kendilik, çevre ve dünya algılarının oluşumunda ve değişiminde önemli bir boyut olan değerlerinin incelenmesi; onların hem mevcut tutum ve davranışlarını anlamaya, hem de gelecekte ne tür davranışta bulunacaklarını öngörebilmemize imkân vermektedir. Bu noktadan hareketle evli bireylerin sahip olduğu bireysel değerlerinin ve bu değerlerle bağlantılı olan cinsiyetçi tutumlarının; evlilik uyumlarını ne düzeyde yordadığının belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Toplumsal huzurun iyileştirilmesi ve devamlılığının sağlanması büyük oranda ruh sağlığı yerinde bireylerin oluşturduğu aile birlikteliğinde yaşanan evlilik uyumuyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu uyumu yordayan değişkenler bağlamında; demografik özelliklerin (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, gelir durumu, evlilik durumu, evlilik süresi), eşlerin bireysel cinsiyetçilik tutumlarının ve sahip oldukları değerlerinin aralarındaki etkileşim düzeyi önemlidir. Araştırmaya İstanbul ilinde ikamet eden ve gönüllü olarak katılımcı olan 100 evli bireyden 45 (% 50) kadın ve 45 (% 50) erkek olmak üzere toplam 90 kişi çalışma grubu olarak alınmıştır. Veri toplama için; araştırmacı tarafından geliştirilmiş nitel soruları da kapsayan Demografik Bilgi Formu ile birlikte Portre Değerler Anketi, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği ve Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgularda; evli çiftlerin değer yönelimlerinin cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ancak bireylerin evlenme durumlarına göre yeniliğe açıklık değer boyutunda farklılaşma gözlenmiştir. Evli çiftlerin cinsiyetçilik tutumları analiz edildiğinde, katılımcıların tutumlarının anlamlı düzeyde cinsiyete, eğitim ve gelir durumuna göre farklılaştığı, diğer demografik değişkenler açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Katılımcıların evlilik uyumu düzeylerinin sadece evlilik süresi değişkeni bağlamında anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Nitel bulgulara bakıldığında, kadın ve erkeklerin evliliğe ilişkin değerlendirmelerinin evlilik öncesi ve sonrasına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Evlilik ilişkisinde kadına ve erkeğe düşen rollere ilişkin katılımcı görüşlerinin de farklı temalarla ifade edildiği gözlenmiştir. Bu bulgular ilgili alan yazım bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değerler, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik, Evlilik Uyumu.

CinsiyetCinsiyetçilikDeğer orientasyonu+5
Dilek Malik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde anne baba algısı uyum düzeyi ve problemli internet kullanım ilişkisinin incelenmesi

Teknolojinin hızla ilerlemesi ile birlikte internetin kullanımı da hayatın vazgeçilmez gerekliliklerinden biri olmuştur. Özellikle risk grubu olarak ergenlerde internet kullanım sıklığı ve buna bağlı olarak problemli internet kullanımı her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada problemli internet kullanımı ile ergenlerin anne baba algısı ve uyum düzeyi arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016- 2017 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ili Avcılar ilçesinde liselerde eğitim gören 9. 10. 11. ve 12. sınıf 400 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma da Kişisel Bilgi Formu, Robbins Anne Baba Algı Ölçeği, Reynolds Ergen Uyum Envanteri, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği kullanılmıştır. Problemli İnternet Kullanımı artarken Anne Baba Algısı azalmaktadır. Problemli İnternet Kullanımı ile Anne Baba Algısı arasında zayıf ve ters ilişki bulunmuştur.

Ana-baba algısıErgenlerProblem davranış+4
Kıymet Yaman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği sürecindeki reformlar ışığında Türkiye'de yerel yönetimler

Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği serüveni yarım asrı aşkın bir zaman önce başlamıştır. Bu serüvende Avrupa Birliği ile ilişkiler kimi zaman askeri müdahalelerden dolayı, kimi zamanda ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktan dolayı sekteye uğramış olsa da, hiçbir zaman tamamen bir yol ayrımı yaşanmamıştır. İktidara gelen her hükümet birliğe üyelik yolunda çaba göstermiş ve birliğe tam üyelik amacıyla reform çalışmalarına katkıda bulunmuştur. 2000'li yıllardan sonra hız kazanan yolculukta, Birliğin Türkiye'den istediği şartlar uyum paketleriyle bir bir yasalaşmaya başlamıştır. Toplumda da etkisi hissedilmeye başlanan reformlar, yerel yönetimleri de kapsayacak hale getirilmiştir. Çünkü uzun yıllar köklü değişimlere uğramayan yerel yönetimler, Avrupa Birliği'nin standartlarını karşılayamayacak duruma gelmiştir. Özellikle aşırı merkeziyetçilik, yerel yönetimlerin hantallaşmasına, bürokratik işlemlerin artmasına, yerel ihtiyaçların iyi tespit edilememesine, şeffaflık ve demokratiklik gibi unsurların gelişememesine neden olmuştur. Avrupa Birliği ise, ortaya koyduğu antlaşmalar ve kabul ettiği ilkelerle, yerel yönetimlerde çok daha çağdaş ve çok daha demokratik kurallar benimsemiştir. Avrupa Birliği'ne girmek için yoğun reformlar yapan Türkiye de, en önemli sınavlarından birisini yerel yönetimler alanında vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Avrupa Birliği, Türkiye, Yerelleşme

Avrupa BirliğiUyumYenilik+3
Mehmet Ülker
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Pomak Türkleri ve sosyo - kültürel uyum süreci

Her milletin halkı, hatta aydınları arasında çeşitli karakter ayrımlarının ve çeşitli tipolojilerin yapıldığı görülmektedir. Bilimsel olarak "Irk Peşin Hükmü" de denilen ve aslında insanların pratik amaçlarla yaptıkları fakat genelde yanlış hüküm veren birer karakter sıralamasından başka bir şey değildir. Gerek Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyet sonrası göçler ve mübadeleler, Balkanlardan ve de özellikle Bulgaristan'dan ülkemize bu sıralama neticesinde yaşanmıştır. Balkanlarda yaşayan Türklerin kültürel olarak yaşadıkları sorunlar çoğunlukla ölümlerle sonuçlanmış, en hafif tabiri ile asimilasyona uğramışlardır. Ne etnik olarak kabul görmüşler ne de farklı olarak yaşamalarına izin verilmiştir. Bu süreçte yerlerinden ve yurtlarından olan göçmenler Türkiye'ye gönderilmiş, aileler parçalanmış ve herkes için yeni bir yaşam başlamıştır. İşte Balkanlar'da yaşayan Pomak Türkleri de bu süreçleri yaşamış soydaşlarımızdır. Gerek Yunanistan'da gerekse Bulgaristan'da benzer sorunlar yaşatılarak göçe zorlanmış ve hatta öldürülmüşlerdir. Yüzyıllarca yaşadıkları bölgelerden zorla gönderilmiş, kültürlerini ve inanışlarını yaşadıkları bölgelerde korumalarına izin verilmemiştir. Bulgarlar Pomak Türklerini, Müslüman Bulgarlar olarak nitelerken, Yunanlar da benzer şekilde Müslümanlaşmış Yunan olarak görmüşlerdir. Savunulan her iki tez de kendi milletlerindenmiş gibi görse de Müslüman olmaları, onların "öteki" olarak yorumlanmasına engel olmamıştır. Bu çalışmada, Balkanlar'da yaşayan Pomak Türklerinin etnik ve kültürel kökenlerini. ayrıca onlar hakkında ortaya atılan Bulgar ve Yunan tezlerini değerlendirerek yaşadıkları göç süreci incelenmiş ve sonuç olarak ülkemizde kurdukları bu yeni yaşantıda uyum sorunu yaşayıp yaşamadıkları Pomak Türkleriyle yüz yüze yapılan sözlü mülakat ve anketler aracılığıyla değerlendirilmiştir.

BalkanlarPomaklarSosyokültür+4
Derya Ergene
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Avrupa Birliği'nin bölgesel politikalarının Türkiye'ye etkisi

Avrupa Birliği, kuruluşundan beri sürekli genişlemekte ve bünyesine yeni ülkeler almaktadır. Yaşanan bu genişlemeler neticesinde hem üye ülkeler arasında bulunan hem de ülkelerin kendi bölgeleri arasında bulunan, sosyo-ekonomik farklılıklardan kaynaklı sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla Avrupa Birliği, bu sorunları ortadan kaldırmak ve gerçek anlamda ekonomik bir bütünleşmeyi sağlamak amacıyla, "Avrupa Birliği Bölgesel Politikası" nı oluşturma gereği duymuştur. Dayanışma ve uyum kavramları üzerine inşa edilmiş olan bölgesel politikalar hem bir iş birliği aracı hem de ekonomik entegrasyonu destekleyen önemli bir faktördür. Avrupa Birliği, bölgesel politikalar kapsamında bölgeler arasında bulunan sosyo-ekonomik farklılıkları azaltmak amacıyla, AB üyesi ülkelere ve AB'ye girmeye aday ülkelere mali destekler sağlamaktadır. Bu doğrultuda, Avrupa Birliği, Birliğe aday ülkelere ekonomik olarak yardım etmek için çeşitli fonlar oluşturmuştur. Türkiye'nin de on yıllardır devam eden, gelir düzeyi, nüfus yapısı, fiziki ve sosyal altyapı, eğitim seviyesi, sağlık hizmetlerine erişim, çevre kalitesi, yerel kaynakların etkin kullanılması gibi alanlarda bulunan farklılıklardan kaynaklanan, sosyo-ekonomik dengesizlikleri bulunmaktadır. Bu bağlamda, Avrupa Birliği Bölgesel Politikaları, Türkiye'nin çeşitli nedenlerle ortaya çıkmış dengesizliklerinin azaltılması ve hatta ortadan kaldırılması için önemli bir doktrindir. Bu çalışmada, Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde, Türkiye'nin ve Avrupa Birliği Bölgesel Politikalarının analizi yapılarak, Avrupa Birliği Bölgesel Politikalarının Türkiye üzerindeki etkileri incelenmektedir.

Avrupa BirliğiBölgesel politikalarEkonomik bütünleşme+5
Mehmet Emin Çalış
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliğine uyum sürecinde Trakya'nın ekoturizminin gelişmesine yönelik bilinç algısı, tutum ve davranışları: Tekirdağ örneği

Bu araştırmada Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Trakya bölgesi halkının ekoturizme yönelik algı, tutum ve davranışları araştırılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında gerekli olan veriler anket yardımıyla toplanarak SPSS 22.0 ve AMOS 26.0 programlarında analiz edilmiştir. Araştırmada ilk olarak katılımcıların demografik özelliklerine göre frekans analizi yapılmıştır. Daha sonra ekoturizm faaliyetleri algıları incelenmiştir. Son olarak katılımcıların ekoturizm algıları, ekoturizmin potansiyeline yönelik tutumları, AB sürecinde ekoturizm birimlerinin kurulması yönelik ihtiyaç algıları ve ekogirişimcilik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ekogirişimcilik algısı ve AB sürecinde ekoturizm birimlerinin kurulmasına yönelik ihtiyaç algısı ekogirişimciliği etkilemektedir. Anahtar Kelimeler : Ekoturizm, Trakya, Ekogirişimcilik, Ekoturizm Potansiyeli

Avrupa BirliğiEkoturizmGirişimcilik+4
Bülent Akarçay
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Adjustment issues of international students in Turkey

In this study, it is intended to develop a scale to measure the adjustment of international students to Turkey. In addition, the relationship of various demographic characteristics (age, gender, education level, marital status, religious belief, length of stay in Turkey, accommodation, the number of countries previously lived before) with adjustment and its sub-dimensions were examined separately. The sample of the study consisted of 339 international students (156 females, 183 males) studying at the state and private universities in Turkey. The International Students Adjustment Scale (ISAS), which was developed within the scope of the study, was used as a data collection tool in the research. SPSS (Statistical Package for Social Sciences) program was used in the statistical analysis of the data of the study. The validity and reliability of the scale have been found in the study. As a result of the explanatory factor analysis (EFA), it was determined that the scale had 5 sub-dimensions. These sub-dimensions were named academic adjustment, social adjustment, personal adjustment, general living adjustment, and institutional adjustment & discrimination. As a result of the research, a significant difference was found between the length of stay and the academic adjustment of the students (p<0.05). It has been determined that male students have a higher level of adjustment than female students. In addition, results showed that students who lived in more than five countries have a higher general living adjustment. Moreover, a significant difference was found between the education levels of the students and their social adjustment (p<0.05). The data obtained as a result of the study were discussed and interpreted in light of the information in the literature. Suggestions have been presented to researchers for studies to be carried out in this area.

Demographic characteristicsTürkiyeInternational student+4
Lütfiye Sevde Yiğit
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup üniversite öğrencisinde sosyal kaygı, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmelliyetçilik eğilimleri ve üniversiteye uyum arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin sosyal fobi, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmeliyetçilik eğilimleri ve üniversiteye uyum arasında ilişkileri incelemek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında; sosyal fobi, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmeliyetçilik eğilimlerinin üniversiteye uyum üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı olarak Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında Spearman Korelasyon ve Regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında Yeditepe Üniversitesi'nin farklı fakültelerinin 1., 2., 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 196 öğrenci katılmıştır. Araştırma kapsamında; üniversite öğrencilerinin üniversiteye uyumu ölçmek için, "Üniversiteye Uyum Ölçeği"nin; sosyal kaygı düzeylerini belirlemek için Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, depresyon düzeylerini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği, anne-baba tutumlarını değerlendirmek için Ana Baba Tutum Ölçeği ve mükemmeliyetçilik düzeylerini belirlemek için Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği ve diğer demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, alan yazın ile paralellik göstermektedir. Üniversiteye uyum ile sosyal kaygı, depresyon, mükemmeliyetçilik ve koruyucu-istekçi anne-baba tutumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, otoriter anne-baba tutumu ile üniversiteye uyum arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken; üniversiteye uyum ile demokratik anne-baba tutumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Sosyal kaygı, depresyon, mükemmeliyetçilik ve koruyucu-istekçi anne-baba tutumunun üniversiteye uyumu azalttığı, demokratik ve otoriter anne-baba tutumunun ise arttırdığı saptanmıştır. Öğrencilerin mükemmeliyetçilik düzeylerinin cinsiyet ve sınıf düzeyine göre; akademik uyum düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sosyal kaygı, depresyon, anne-baba tutumu mükemmeliyetçilik, uyum, öğrenci

Ana-baba tutumuDepresyonMükemmeliyetçilik+4
Merve Gökkaya
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza infaz kurumlarındaki mahkumlarda algılanan sosyal desteğin kurumdaki uyum ve ruhsal durum ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada ceza infaz kurumlarındaki mahkumların (hüküm almış olan hükümlü ve hüküm özlü kişilerin) çevrelerinden algıladıkları sosyal destek ile kurumda kaldıkları süre zarfında ruhsal durumları ve kurum uyumları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Bu yolla, topluma kazanımı istenen bireylerin hüküm sürecinde, aile ve yakınları ile bağlarının önemini keşfederek, infaz süresini verimli geçirebilme konusunda, suçu ve suçluluğu önlemekle ilgili aile ve aile üyelerini de iyileştirmede paydaş kılacak etkili müdahaleler geliştirebilmek hedeflenmiştir. Yöntem: Bu araştırma Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nden alınan resmi izin doğrultusunda Metris 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü ve hüküm özlü bulunan, 18-65 yaş arası gönüllü 200 mahkum birey ile yapılmıştır. Araştırmada öncelikle katılımcılara bilgilendirilmiş gönüllü onam formu verilmiştir. Sonrasında sırası ile Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Ziyaret Değerlendirme Formu, Kısa Semptom Envanteri (KSE) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) verilerek uygulanmıştır. Araştırmada nominal veriler frekans analiziyle, ölçüm verileri ise ortalama ve standart sapma ile tanımlanmış ve ölçeklerin iç tutarlılık değerleri madde geçerlilik analizi ile verilmiştir. Araştırmada Spearman Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, kategorik değişkenler arasındaki farklılığın tespiti için χ2 bağımsızlık testi, iki kategorili değişkenler için medyanlar arası farklılık için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla kategorili değişkenler için medyanlar arası farklılık için Kruskal-Wallis H testi ve yordayıcı değişkenlerin bulunması için regresyon analizi kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS.22 (Statistical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan katılımcıların 179'u (%89,5) hükümlü, 21'i (%10,5) hüküm özlü bireyden ve bu örneklemin %70,5'i şiddet suçu işlemiş, %29,5'i mala karşı suç işlemiş bireyden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan bireylerin algıladıkları sosyal destek seviyeleri, ruhsal durumu, kurum içi uyumu değerlendirildiğinde; Algılanan sosyal destek ile Kısa Semptom Envanteri, anksiyete altboyutu , depresyon altboyutu , olumsuz benlik altboyutu ve somatizasyon altboyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu görülmüştür. Ek olarak yüksek algılanan sosyal desteği olanların psikolojik rahatsızlık puan medyanları genel olarak düşük olduğu görülmüştür. Analiz daha önce cezaevi geçmişi olan ve olmayanlar biçiminde şekillendirildiğinde; daha önce cezaevine girmemiş olanların kurum içi uyum ve algılanan sosyal destek puan medyanlarının en yüksek olduğu ve algılanan sosyal desteğin; aile/yakınlardan para yatırılması, mektup alma sıklığı, aile/yakınlarla telefon görüşmesi sıklığı ve depresyon tarafından yordandığı bulgular arasındadır. Ayrıca; kişinin suçunun kayda geçtiği yaşın (18 yaş altı-19 yaş üstü) ve işlediği suç türünün (şiddet suçu-mala karşı suç) mükerrer suçu yordadığı, yine aynı değişkenin kurum içi uyum toplam puanının %22'lik kısmını pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmanın bulgularının sonuçlarına göre; kişinin algıladığı sosyal destekteki artışın, kişinin ruh sağlığındaki iyileşmeyle ilişkili olduğu, kişiyi topluma kazandırma ve ruhsal iyilik halliliği için aile ve yakınları ile iletişiminin devam etmesinin yani algıladığı sosyal desteğin önemi keşfedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ceza İnfaz Kurumu, Ruh Sağlığı, Algılanan Sosyal Destek.

Algılanan sosyal destekCeza infaz kurumlarıHükümlüler+3
Asburçe Ravanoğlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik özellikleri ve karanlık üçlü kişilik özelliklerinin eş uyumu ile olan ilişkileri: Evli çiftlerde kesitsel bir çalışma

Amaç: Bu araştırmada Beş Faktör kişilik özellikleri (uyumluluk, deneyime açıklık, sorumluluk, nörotizm ve dışadönüklük) ve Karanlık Üçlü kişilik özellikleri (Makyavelizm, narsisizm ve psikopati) ile evli çiftlerde eş uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma örneklemini Adana ve İstanbul'dan seçilmiş 226 çift oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcıları Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Karanlık Üçlü Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT) ve Çift Uyum Ölçeği'ni doldurmuşlardır. Bulgular: Araştırmanın bulguları Makyavelizm, narsisizm, psikopati ve nörotizmin eş uyumunu olumsuz, sorumluluk ve uyumluluğun ise olumlu yönde yordadığını göstermektedir. Bunun yanında cinsiyetlere göre incelendiğinde kadınların Makyavelizm, narsisizm, uyumluluk, sorumluluk ve nörotizm puanlarının erkeklerin eş uyumunu yordadığı, erkeklerin psikopati, narsisizm, nörotizm ve uyumluluk puanların kadınların eş uyumunu yordadığı gözlenmiştir. Çiftlerin puan farkları ile ölçülen eş benzerliği ile çiftlerin eş uyumunun ilişkili olduğu gözlenmiştir. Sonuç: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Beş Faktör kişilik özellikleri ve Karanlık Üçlü kişilik özellikleri eş uyumunu etkilemektedir. Bunun yanında sosyodemografik özelliklere göre de bireylerin kişilik özellikleri ve eş uyumları farklılıklar göstermiştir. Elde edilen sonuçlar ve sınırlılıklar literatür ışığında tartışılmıştır.

Beş faktör kişilik modeliEvli çiftlerEvlilik uyumu+4
Yaprak Yurdakul
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Impact of standardization and adaptation strategies while entering new international markets: Case studies of McDonald's and Ikea

Globalization has emerged and developed significantly since the early 1980s, that's when the debates evolving around companies' searching for developing and applying suitable strategies to tap into different international markets. As an example, standardization of certain products and services in all market locations, is one way a strategic goal of some companies, on the controversy some companies may go for adaptation strategies in various markets to be able to satisfy tastes, likes, preferences and habits of the consumers. Any business that wishes to expand its operations and go international, is entitled to choose between changing its marketing mix and strategies to adapt to the new market properties and customer segments and keeping its original marketing strategies without changing them. This thesis aims to look into the standardization and adaptation of marketing mix activities by conducting descriptive case studies in the international firm context by using primary and secondary data. Two international firms coming from different industries are set under investigation, McDonald's, and IKEA. There are some distinctions between two cases as first company being a franchising organization and the other one is a multinational company. The results show that adopting either of the strategies depends on many factors, such as the type of industry, difference in cultures, characteristics of the penetrated market, and their previous experiences in other markets with similar situations and cases. This research showed that the difference in cultures is a basic component to be taken into consideration when making the decision of going international and implement certain strategies. Companies choose either standardization or adaptation strategies, or even both of them in a specific market based on the characteristics of this market. In the discussed cases here, some markets did not require using the adaptation strategy, since the culture and the customers in these markets were similar to the already followed marketing strategies, such as IKEA in the UK. However, the same company couldn't succeed in using only the standardization strategy in another market that is completely different than the UK market which is the Chinese market. IKEA was smart enough to change its strategies and switched to the adaptation strategy which revealed a huge success later on. On the contrary, McDonald's which is coming from an industry that is widely distinct from that of IKEA's, proved that the food industry cannot succeed in multinational dimensions without using the adaptation strategy. Going back to the main point, the culture as mentioned is the most important factor to be considered, and food is indeed a big part of any country's culture. However, at the same time, McDonald's uses a bit of the standardization strategy in markets that are relatively similar with small modifications to fully adapt to the place where it's operating.

IKEAMcDonaldMarketing+4
Sanaa Ghamraouı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadınların boşanma sonrası yaşama uyumu: Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı psikoeğitim programının etkililiği

Bu araştırmanın amacı, Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı geliştirilen psiko-eğitim programının boşanmış kadınların boşanma sonrası duygusal/sosyal uyum düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından iç içe karma desen kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın nicel deneysel aşamasında ön test-son test-izleme ölçümlerinin yapıldığı kontrol gruplu gerçek deneysel model kullanılmıştır. Ayrıca deney öncesinde boşanmış kadınların boşanma sonrası yaşama uyuma ilişkin ihtiyaç ve görüşlerini belirlemek ve programın alt yapısını oluşturmak amacıyla 12 kadınla yüz yüze görüşmeler yapılmış ve araştırmanın nitel verileri toplanmıştır. Araştırmanın deneysel sürecine her iki grupta 15 kadınla başlanmış ancak deney sürecindeki deney kayıpları soncunda deney grubunda 12 kadınla, kontrol grubunda 11 kadınla grup süreci tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri Fisher Boşanmaya/Ayrılığa Uyum Ölçeği-Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı geliştirilen psiko-eğitim programının boşanmış kadınların boşanma sonrası yaşama uyumunu arttırmada etkili olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda psiko-eğitim programı kadınların yas tepkilerini, ilişkiden duygusal ayrışma düzeylerini, öfke tepkilerini azaltmada ve kendilik değerlerini arttırmada etkili olmuştur. Kontrol grubunda anlamlı farklılıklar görülmemiştir. Beş hafta sonra gerçekleştirilen izleme ölçümlerinde psiko-eğitim programının etkililiğinin devam ettiği görülmüştür.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel-yaşantısal teoriBoşanma+5
Nilüfer Uyar
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Uyum sınıflarındaki göçmen öğrencilerin Türkçedeki sesletim sorunlarının giderilmesinde eğitsel oyunların etkisi

Bu çalışmada uyum sınıflarında öğrenim gören Suriyeli öğrencilerin ana dillerinden kaynaklanan Türkçe sesletim sorunlarının giderilmesinde eğitsel oyunların etkisi araştırılmıştır. Karma yaklaşımla yürütülen bu çalışma yakınsak desene göre yapılandırılmıştır. Bu kapsamda nicel ve nitel veri toplama araçları birlikte işe koşulmuştur. Nicel veri toplama aracı olarak dikte ve sesli okuma çalışması, nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı gözlem formu, öğretmen gözlem notları, öğretmen görüşme formu, öğrenci ve öğretmen odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubu belirlenirken ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcı grubunu oluşturmak için belirlenen ölçütlerden ilki göçmen öğrencilerin uyum sınıflarında yer almasıdır. İkincisi ise öğrencilerin Türkçe A2 seviyesinde olmasıdır. Eğitsel oyunların kullanıldığı ve kullanılmadığı uyum sınıflarında ölçütlere uyan 8'er öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma 10 hafta sürmüş, 8 hafta boyunca toplam 24 ders saati öğrencilere eğitsel oyunlar oynatılmıştır. Araştırmanın tamamlanmasının ardından 1 ay sonra dikte ve sesli okuma çalışmalarıyla kalıcılık testi uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde non-parametrik testler kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda eğitsel oyunların kullanıldığı grupta eğitsel oyunların ana dillerinden kaynaklanan Türkçe sesletim sorunlarının giderilmesinde sesli okuma ve dikte çalışması bakımından etkisinin anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Eğitsel oyunların uygulandığı gruba yapılan kalıcılık testinde de eğitsel oyunların Türkçe sesletim sorunlarının giderilmesindeki etkisinin kalıcı olduğu da bulgularda ulaşılan bir diğer konudur. Bu durumlara ilave olarak öğrencilerin eğitsel oyunlarla birlikte eğlendikleri, Türkçe öğrenimine karşı motivasyonlarının arttığı ve öğrenciler arasındaki sosyal ilişkilerinin geliştiği görülmüştür. Bulgulardan yola çıkarak araştırma sonunda ikinci dil öğretiminde oyunların kullanımına ilişkin hem öğretmenlere hem de program yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Dil eğitimiDil problemleriGöçmenler+7
Mehmet Arif Bozan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Conceptions of parental authority and the roles of parent-adolescent conflict and parental control behaviors on adolescent adjustment

The main purpose of the current study is to understand Turkish mothers' and adolescents' conceptualizations of the parental authority in terms of their legitimacy beliefs as well as their conflict perceptions over moral, prudential, personal and social conventional domains within the framework of social domain theory. The secondary purpose of this study is to illustrate the mediator roles of adolescents' general legitimacy beliefs and their perception of conflict frequency in the relation between their perception of parental behavioral and psychological control and their adjustment (depressive symptoms and self-esteem) in order to elaborate this direct relation by determining possible underlying mechanisms. This study was conducted through two steps (semi-structured interviews and questionnaires) with a sample of 151 mothers and their adolescent children (Mage = 13.91, Sage = 1.54) who were from low and middle-high SES in Ankara. Results indicated that mothers viewed more legitimate parental authority over social conventional domain than did adolescents. Mothers and adolescents also reported highest conflicts over social conventional domain. Findings also indicated that psychological control was related with high depressive symptoms and low self-esteem both directly and indirectly via conflict frequency. Behavioral control was indirectly related with low depressive symptoms and higher self-esteem via legitimacy beliefs and conflict frequency. It is concluded that investigating domain specific legitimacy beliefs of parental authority enhanced our understanding of parent-adolescent relationship as well as adolescents' adjustment.

Parental authority stylesParents controlParenting behaviors+7
Aylin Evrankaya
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde evli ebeveynlerin aile uyumu

Bu araştırmanın temel amacı COVID-19 pandemisinde evli ebeveynlerin psikolojik sağlamlıkları ile aile uyumu arasındaki ilişkide anne-baba stresinin, ilişkisel yılmazlığın ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik tutumun sıralı aracılık rolünün incelenmesidir. Veri toplamak amacıyla Aile Uyumu Ölçeği Kısa Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, İlişkisel Yılmazlık Ölçeği, Anne-Baba Stres Ölçeği, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, Türkiye'nin herhangi bir ilinde yaşayan evli ebeveynler iken örneklemi %72.2'si (n = 355) kadın, %27.8'i (n = 137) erkek olmak üzere 492 katılımcıdır. Katılımcıların aile uyumunu etkileyen olası faktörleri belirlemek amacıyla ilgili değişkenlerle regresyon modelleri elde edilmiştir. Hesaplanan regresyon katsayılarının ve dolaylı etkilerin anlamlılığı Bootstrap tekniği ile (5000 örneklem) %95 güven aralığında incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre ilk modelde bireylerin psikolojik sağlamlığı anne-baba stresi üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. İkinci modelde psikolojik sağlamlığının ve anne-baba stresinin ilişkisel yılmazlık üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Üçüncü modelde psikolojik sağlamlığın, anne-baba stresinin ve ilişkisel yılmazlığın toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik tutumlar üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Son modelde ise katılımcıların psikolojik sağlamlıklarının, anne-baba stresinin, ilişkisel yılmazlıklarının ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik tutumların aile uyumu üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Aracılık (dolaylı etki) analizine yönelik Bootstrap tekniği ile hesaplanan regresyon katsayıları ve güven aralığı (%95) değerleri doğrultusunda ise psikolojik sağlamlığın aile uyumu üzerindeki etkisinde anne-baba stresinin, ilişkisel yılmazlığın ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik tutumların birbirinden ayrı olarak ve üçünün birlikte anlamlı sıralı dolaylı etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılarak yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: aile uyumu, evli ebeveynler, psikolojik sağlamlık, ilişkisel yılmazlık, ebeveynlik stresi, toplumsal cinsiyet eşitliği, COVID-19

Aile uyumuCOVID 19Ebeveynler+4
Sibel Maral
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Adaptation process of the Syrian women living in Turkey

There is no much Literature on Arab Syrian women as immigrants and there is limited information about the nature and quality of their experiences. In spite of early Arab immigration to the different parts of the world, there are limited data regarding the problems they faced in their integration into their new society. The study describes the lived experiences of Syrian women who immigrated to Türkiye and the focus is on shedding light on the stress and suffering accompanied their immigration experience. The background of this study also focuses on understanding the Syrian refugee issue in the context of the adaptation to their current circumstances in Türkiye, and this was one of the main topics in collecting the required data related to the Syrian refugees based on textual analysis and personal observation. Women experience many challenges and annoyance in their daily routines while trying to settle down in their new environment and in their attempt to restore peace, comfort and tranquility. The current study focuses on the Syrian immigrant women, and it presents an overview of the challenges that these women face in order to support themselves and families and to maintain some sort of balance in work and life in Türkiye. The themes to be discussed are essential to decide on how to support them regarding social adaptation and health issues.

EmigrantsWomenSyrians+3
Mina Fakhar Aldın
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of cultural adaptation of refugees on their entrepreneurship intentions

The goal of this thesis was to investigate the effect of cultural adaptation of refugees on their entrepreneurship intentions in turkey to study this effect three dimensions of the cultural adaptation (general adjustment , work adjustment and interaction adjustment ) have been taken as an independent variables and also three dimension from the entrepreneur intention (nascent entrepreneurship ,commitment and choice) have been taken as an dependent variables.to study the relation between these factors the questionnaire has been chosen as a toll to gather data. The convenient sampling method was employed, and the questionaries were delivered both in electronic form and paper. A total of 145 questionnaires were filled out and submitted. 28 incomplete questionnaires were excluded from the analyses The Partial Least Squares Structural Equation Modeling (PLS-SEM) and path analysis were being used to configure out the hypotheses in this study . The results showed that general adjustment affects the Choice to become an entrepreneur positively and significantly and the work Adjustment affects commitment to entrepreneurship positively and significantly.

EntrepreneurshipEntrepreneurial intentionEmigrants+2
Alyah Jasım Mohammed Al-abbası
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The contribution of rapport between interviewer and respondent on interview quality from non-sampling error perspective: Evidence from 2014 research on domestic violence against women in Turkey

The dissertation aims to introduce two latent constructs in surveys which are rapport between interviewer and respondent, and interview quality. The third main objective is to investigate rapport impact on interview quality. Furthermore, secondary objectives are to determine levels of rapport and interview quality, to reveal differences among women whose interviews were completed with high rapport according to selected characteristics, and to investigate effect of interviewer characteristics on interview quality. From quantitative perspective, sophisticated measurement models are utilized to achieve thesis objectives. Data set of Research on Domestic Violence against Women in Turkey, which is a household survey conducted in 2014, is used for statistical analyses within the dissertation. The nationwide, cross-sectional, face-to-face survey was carried out by Hacettepe University Institute of Population Studies (HUIPS) in collaboration with Turkish Republic Ministry of Family and Social Policies, the General Directorate on the Status of Women (GDSW). The Field Staff data set was constructed separately and merged with women data set. In the first stage of the thesis, rapport and interview quality operationalization were given with several models. Afterwards, all phases to reach final measurement models for latent constructs were discussed and, finally, rapport impact on interview quality was investigated on the basis of structural equation model. In the second stage of the results section, differences among women interviews in terms of high rapport according to selected characteristics were revealed based on significance levels. Lastly, interviewer characteristics' impact on interview quality was investigated under the control of covariates, and influential interviewer characteristics on the likelihood of high interview quality were given. Operationalization of rapport and interview quality are found useful to make interpretations on survey related constructs which we cannot measure directly. Findings showed that timing and frequency of visits, socio-demographic and socio-economic similarity between interviewer and respondent, and dynamic interview factors contribute to measurement of rapport. Interviewer workload, respondent burden and response quality are detrimental factors on interview quality in a negative way. Not only factors behind rapport and interview quality, but also the impact of rapport on interview quality showed importance of interviewer recruitment, workload allocation, interviewer training, field management, and motivation.

Domestic violenceField researchInterview quality+5
Melike Saraç
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2021
00

Related subjects