Başarısızlık
54 theses under this subject heading
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sigara bırakma polikliniklerine başvuran hastalarda başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi
Giriş ve Amaç: Tütün kullanımı, başarısız bırakma girişimi yani nükslerle seyreden, tedavi edilebilir kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Tedavinin başarısını etkilen pek çok faktör mevcuttur. Bu çalışmada sigara bırakma polikliniklerine başvuran kişilerde sigara bırakmada başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi ve ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Ocak 2016- 15 Haziran 2016 tarihleri arasında yürütülmüş olup vakakontrol tipinde bir çalışmadır. Çalışmaya Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği bünyesindeki sigara bırakma polikliniklerine başvurmuş ve en az 6 aydır takip edilen kişiler dâhil edilmiştir. En az 3 aydır sigara içmediği belirlenen kişiler kontrol grubuna seçilmiştir. Veriler hasta dosyalarından elde edilmiş ve elektronik ortama aktarılmış, Statistical Package for Social Sciences Version 15.0 (SPSS 15) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular:Çalışmaya toplamda vaka grubunu oluşturan 82 kişi, kontrol grubunu oluşturan 116 kişi olmak üzere 198 kişi dâhil edildi. Kadın/erkek oranı 0,33 olarak saptandı. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 43,6 ± 11,6 yıl olarak bulundu. Lojistik regresyon analizinde siga-rayı bırakma deneme sayısının 2'den az olmasının, ek kronik hastalık bulunmasının, günlük içilen sigara miktarının 15'ten fazla olmasının sigara bırakmada başarısızlık riskini artırdığı saptanırken, çocuk sahibi olmanın sigarayı bırakmada başarı şansını artırdığı belirlendi. Sonuç: Sigarayı bırakma her yaş grubu için önem arz etmektedir. Gençlerin sigaraya başla-masını önlemek ve sigara içenlerin bir an önce bırakmasına yardımcı olmak tüm hekimlerin hedefi olmalıdır. Fiziksel bağımlılık skoru yüksek olanlarda farmakolojik tedavi iyi değerlen-dirilmelidir. Daha önce başarısız girişimi olan hastalara ilk denemelerden sonra başarı şansının arttığı anlatılarak motive edilmelidir.
Farmakolojik ve nonfarmakolojik destek tedavisi başlanmasına rağmen sigarayı bırakamayan hastalardaki başarısızlık nedenlerinin araştırılması
Amaç: Bu çalışmada, sigara bırakmada kullanılan farmakolojik ve non-farmakolojik tedavi alanların 12. aydaki bırakmış olma durumlarının değerlendirilmesi ve bırakamayanların başarısızlık nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Retrospektif çalışmamız, 01.05.2015 ile 31.12.2017 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları sigara bırakma polikliniğine gelen hasta dosyalarının incelenip, kişilerin aranıp sigarayı bırakıp bırakamamaları ile ilgili 12 soruluk bir anket uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri, yaşları ve medeni durumları, sigara bırakma durumlarını istatistiksel olarak anlamlı etkilememiştir (p>0,05). Ancak, eğitim düzeyleriyle sigarayı bırakma durumları incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir (p:0,027). Üniversite mezunları ile ilkokul ve ortaokul-lise mezunları arasında olduğu ve bu farkın sigara bırakma durumu açısından üniversite mezunu lehine olduğu bulunmuştur (Sırasıyla p:0,003 ve p:0,007). Önerilen tedavilerin kullanım sonuçlarında vareniklin ile nikotin sakızı (p:0,013), nikotin bandı (p:0,025) ve bilişsel davranışçı terapi (p:0,029) arasında vareniklin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Başarısız olma sebeplerinden, stres (p:0,001), kahvaltıdan sonraki sigaradan vazgeçememe (p:0,0001), uyandıktan sonraki sigara isteğinden vazgeçememe (p:0,001), boş vakitlerinde sigaranın aklına gelmesi (p:0,001) ve "diğer" seçeneği (p:0,047) istatistiki açıdan diğer seçeneklere göre daha etkili bulunmuştur. Sigara, sadece içen kişiyi değil bütün toplumu etkilemektedir.
Türkiye'deki imalatçı şirketlerde finansal başarısızlığın genelleştirilmiş lineer modeller ile tahmini
Bu çalışmanın amacı, çeşitli bağımsız değişken kullanılarak yüksek performanslı finansal başarısızlık tahmin modellerinin oluşturulmasıdır. Seçilen değişkenler muhasebe verilerine dayalı değişkenler (finansal oranlar), makroekonomik büyüklükler ve piyasa değişkenleri olup finansal başarısızlık tahmin modellerinin oluşturulması için, bu değişkenler arasında çeşitli kombinasyon yapılmıştır. Yalnızca muhasebe verilerine ve piyasa değişkenlerine tabi modeller de oluşturulmuştur. Bu bağlamda, beş tür model oluşturulmuştur ve bunlar finansal başarısızlıktan bir yıl önce (t-1), iki yıl önce (t-2) dönemlerine ve çapraz bir dizayna (t-1 ve t-2) tabi tutulmuştur. Dolayısıyla, toplam olarak on beş model oluşturulmuştur ve bu modeller Genelleştirilmiş Lineer Modellerdir (lojistik regresyona tabidir). Aslında, bu istatistik yöntem finansal durum (başarısız veya başarılı) gibi ikili olan bağımlı değişkenler için uygundur. Makroekonomik büyüklükler standart olup kullanılan diğer veriler Borsa İstanbul'da kayıtlı imalatçı şirketlerden temin edilmiştir. Tüm veriler (makroekonomik büyüklükler dâhil) 2009-2013 dönemine aittir. Elde edilen sonuçlara göre, t-1 döneminde en performanslı model, muhasebe verilerine dayalı değişkenler ile sağlanmıştır. Bunun anlamı, bu değişkenlerin finansal başarısızlığın bir yıl önceden tahmin edilmesinde yeterli olmasıdır. Ancak, t-2 döneminde bu değişkenler finansal başarısızlığın tahmininde yetersiz bulunmuştur ve bu dönemde güvenilir bir model elde edilmesi için başka değişkenler (özellikle piyasa değişkenleri) ile bir kombinasyon yapılmıştır. Makroekonomik büyüklüklerin finansal başarısızlığın saptanmasında önemli bir rol oynadığı bulunmuştur. Fakat veri setindeki çoklu doğrusal bağlantı sorunu (korelasyon ve kısmi korelasyona göre) nedeniyle modellerin çoğunda yer almamıştır. Aslında, yalnızca GSYH t-1 döneminde bir modelde yer almıştır. Bu modeldeki diğer değişkenler piyasaya dayalı olmak üzere, piyasa değişkenlere karşı GSYH'in finansal başarısızlık riski ile pozitif ilişkide olduğu saptanmıştır. Bu durum, makroekonomik şokların ve para politikasının imalat sanayi sektörü üzerindeki muhtemel etkilerine bağlanmıştır. Ayrıca, çapraz dizayn modellerin tahmin gücü zayıf bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal başarısızlık, muhasebe verileri (finansal oranlar),makroekonomik büyüklükler, piyasa değişkenleri, Genelleştirilmiş Lineer Modeller (lojistik regresyon)
Altman Z skoru ile finansal başarısızlık tahmini ve COVID 19 pandemisinin finansal başarısızlık üzerindeki etkileri: BIST 100 imalat sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada finansal başarısızlık kavramı detaylı olarak incelenerek, finansal başarısızlığın nedenleri, maliyeti ve tahmin yöntemleri teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Finansal başarısızlık tahmin yöntemleri tek değişkenli ve çok değişkenli yöntemler olmak üzere 2 grupta karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Çalışmanın yoğunlaştığı nokta ise finansal başarısızlık tahmin yöntemlerinden olan Altman Z skor yöntemi olmuştur. Altman Z modeli, çalışma mekanizması, parametreleri ve katsayıları açısından detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın uygulama aşamasında ise BİST 100 endeksinde yer alan imalat işletmelerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na paylaşmış olduğu bilanço ve gelir tablosu verilerinden hareketle 2019, 2020 ve 2021 yılları için Altman Z skorları her bir işletme için hesaplanarak işletme ve alt sektörler bazında verilmiştir. Çalışmanın bir diğer odak noktası ise COVID 19 pandemisinin işletmelerin finansal başarısızlıkları üzerindeki etkilerini ölçmek olmuştur. Örneklem seçilen işletmeler için hesaplanan Altman Z skorlarına göre pandeminin etkisi taş ve toprağa dayalı sanayi, tekstil giyim eşyası deri ve metal eşya elektrikli cihaz ve ulaşım alt sektörlerinde hissedilir boyuttayken kimya-ilaç-petrol ve gıda-içecek-tütün alt sektörlerinde büyük bir etkiye ulaşılamamıştır.
Üretim işletmeleri için finansal başarısızlığın tahmininde veri madenciliği uygulaması
Finansal başarısızlığın tahmin edilmesi ve buna ilişkin çalışmalar kırk yılı aşkın süredir ilgi gören ve literatürde geniş yer edinen alanlardan biri olmuştur. Gerek akademik gerek sektörel açıdan önemini her zaman koruyan finansal başarısızlığın tahmin edilmesine ilişkin; farklı veri setleri ve yöntemlerinden faydalanan pek çok model geliştirilmiştir. Fakat her durum ve şartlar altında geçerli olabilecek genel bir tahmin modeline rastlanmasa da; önemi itibariyle bu konuda araştırmalar artan hızla devam etmektedir. Bu çalışmada, işletmelerin finansal olarak başarısızlığını yüksek bir doğruluk yüzdesiyle tahmin edebilecek ve pek çok durum için genellenebilecek bir model geliştirilmesi amaçlanmaktadır. 2008 – 2017 yılları arasında BİST'te (Borsa İstanbul) işlem gören üretim işletmelerinin finansal verilerinden faydalanılmış, ilgili işletmelerin başarısızlığının tahmin edilmesinde veri madenciliği tekniklerinden Karar Ağaçları, Rassal Ormanlar ve Yapay Sinir Ağları yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, işletmeleri finansal olarak başarılı ve finansal olarak başarısız şeklinde sınıflandırmanın yanında; tahmin doğrultusunda önlemlerin alınması ve stratejilerin geliştirilmesi açısından finansal olarak riskli işletmeler sınıfının da ele alınmasının faydalı olacağı düşünülmüştür. Çalışmanın bu yönüyle farklılaşacağı ve literatüre katkı sağlayacağı umulmaktadır. Çalışmada işletmelerin başarısızlığına ilişkin geliştirilen altı tahmin modeli, veri indirgeme işlemlerine göre farklılaştırılmıştır. Ayrıca geliştirilen modellerden elde edilen sonuçlar klasik yöntemle karşılaştırılmıştır.
Finansal başarısızlığın öngörülmesinde yapay sinir ağı kullanımı ve ampirik bir uygulama
Finansal başarısızlığın öngörülmesi tüm bilgi kullanıcılarını yakından ilgilendiren bir konudur. Finansal başarısızlığı öngörmek amacıyla finansal oranları değişken olarak kullanan çok sayıda model içinde, çok değişkenli ayırma analizi en yaygın kullanılan istatistik tekniktir. Bununla beraber ayırma analizinin, ancak dayandığı varsayımlar gerçekleştiğinde doğru sonuçlar üreteceği söylenebilir. Yapay sinir ağı sahip olduğu avantajlar nedeniyle, finansal başarısızlığın öngörülmesinde kullanılabilecek alternatif bir teknoloji durumundadır. Bu çalışmada; finansal başarısızlığı öngörme konusunda ayırma analizi tekniği ve yapay sinir ağı teknolojisi karşılaştırılmış, yapay sinir ağının finansal başarısızlığı öngörmede daha başarılı olduğu görülmüştür.ANAHTAR KELİMELER: 1. Finansal başarısızlık 2. Yapay sinir ağları
Üniversite öğrencilerinde akademik erteleme davranışının yordanmasına ilişkin bir çalışma
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin akademik erteleme davranışları ile beş faktör kişilik özellikleri, başarısızlık korkusu, akademik kontrol odağı ve algılanan öğretmen etkinliği değişkenlerinin arasındaki ilişkileri incelemek ve akademik erteleme davranışının açıklanmasında ilgili değişkenlerin katkılarını ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini 2017 - 2018 eğitim–öğretim yılında Çukurova Üniversitesi'nin en fazla öğrenci sayısına sahip dört fakültesinin (Eğitim Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi) farklı program ve sınıf düzeylerinde öğrenimlerine devam eden lisans düzeyindeki toplam 587 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 425' i (%72,4) kadın ve 162'si (%27,6) erkektir. Sınıf düzeylerine göre ise; 1.sınıfta okuyan 186 (% 31,7), 2.sınıfta okuyan 166 (%28,3), 3.sınıfta okuyan 173 (%29,5) ve 4.sınıfta okuyan 62 (%10,6) öğrenci bulunmaktadır. Araştırmada veriler Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen "Akademik Erteleme Ölçeği"; John, Donahue ve Kentle (1991) tarafından geliştirilen ve Karaman, Doğan ve Çoban (2010) tarafından Türk kültürüne uyarlanan "Beş Faktörlü Kişilik Envanteri Türkçe Formu"; Akın (2007) tarafından geliştirilen "Akademik Kontrol Odağı Ölçeği"; Kandemir (2012) tarafından geliştirilen "Başarısızlık Korkusu Ölçeği" ve Blatt ve Carolyn (1993) tarafından geliştirilen ve Türk kültürüne uyarlanması Ergin ve Geçer (1999) tarafından yapılan "Öğretim Elemanlarını Değerlendirme Envanteri" ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 21.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin incelenmesine başlanmadan doğrusallık ve normallik sayıltısını bozacak aykırı değerler Mahalonobis uzaklık değerlerine bakılarak belirlenmiş olup uç değerler veri analizinden çıkarılmıştır. Verilerin analizinde Parametrik testlerden Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi metodlarından Adımsal Seçim Metodu (Stepwise Selection) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin akademik erteleme davranışları ile dışsal kontrol odağı ve başarısızlık korkusu arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde ilişki; algılanan öğretmen etkinliği, dışadönüklük ve deneyime açıklık arasında negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinde akademik erteleme davranışını anlamlı düzeyde açıklayan değişkenler dışsal kontrol odağı, algılanan öğretmen etkinliği ve dışadönüklük olarak ortaya çıkmıştır. Akademik erteleme davranışını üniversite öğrencileri örnekleminde en çok açıklayan değişkenin ise dışsal kontrol odağı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları ilgili alanyazın kapsamında değerlendirilmiş; ileride yapılacak araştırmalara yönelik araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Akademik erteleme, beş faktör kişilik özellikleri, akademik kontrol odağı, başarısızlık korkusu, algılanan öğretmen etkinliği.
Girişimcilerin başarısızlık nedenleri ile ilgili bir çalışma: Kars ili örneği
Nitel yöntemle yapılan bu çalışmada, Kars ilinde çeşitli hibe programlarından faydalanıp, işletme açmış fakat başarısız olmuş girişimcilerin başarısızlığını etkileyen faktörler araştırılmıştır. Yaşadıkları sorunlar daha detaylı incelenmesi bakımından yaş, cinsiyet, eğitim ve faaliyette bulunulan süre faktörleri ele alınarak çalışmalar sonucunda başarısızlığa etki eden faktörler tasnif edilmeye çalışılmış, elde edilen sonuçlarla yeni girişimcilere tecrübe aktarımı yapılması amaçlanmıştır. Görüşmecilerle ilk olarak telefonla irtibata geçilmiş ve randevu alınmıştır. Başarısız olmuş toplam 14 girişimciyle yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle yüz yüze görüşme yapılarak araştırmanın verileri toplanmıştır. Başarısızlık faktörleri yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve faaliyet gösterilen iş koluna ve işletmenin faaliyette bulunduğu süreye göre farklılık göstermiştir. Başarısızlığa neden olan faktörler incelendiğinde girişimcilerin büyük kısmı, seçtikleri sektörün, yeterli özsermayelerinin olmamasının, bankalarla olan ilişkilerin, ülkenin ekonomik durumunun, öngörülemeyen olayların, kuruluş yeri seçimindeki hataların ve kişilik özelliklerinin temel başarısızlık nedenleri olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Girişim, Girişimci Kavramı, Başarısızlık Nedenleri
Yapay zekâ yöntemleri ile işletmelerin finansal başarısızlığının tahmin edilmesi: Bist imalat sektörü uygulaması
Finansal başarısızlık, işletmelerin geleceğini tehdit etmesi yanı sıra başarısız işletme sayısının artmasıyla ülkenin ekonomik büyümesi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Başarısızlığı önceden öngörmek ve bunun neticesinde tedbirler alıp sıkıntılı durumdan kurtulmak, işletmeler açısından hayati derecede önemlidir. Finansal başarısızlığın önceden tahmini konusunda birçok modeller geliştirilmiştir. Bu modeller daha çok istatistiki teknikler ve yapay zekâ teknikleridir. Bu çalışmada finansal başarısızlık tahminleri yapay sinir ağları, destek vektör makineleri ve ensemble öğrenme modelleri kullanılarak yapılmıştır. BİST imalat sektöründe işlem gören/görmüş olan 140 şirket örneklem olarak alınmıştır. Modele girdi değişkenleri olarak literatürde sık kullanılan 26 finansal oran kullanılmıştır. Çalışmada modellerin sınıflandırma performansları karşılaştırılmış, yapılan sınıflandırmanın doğruluk, özgüllük ve duyarlılık yüzdeleri hesaplanmıştır. Ayrıca çalışmanın değişkenlerini teşkil eden 26 finansal oranın modeldeki önem değerleri hesaplanmıştır. Tahmin modellerinin performansları sınıflandırma problemlerinde kullanılan ROC eğrileri ile ölçülmüştür. Çalışma sonucunda yapay sinir ağları, destek vektör makinelerine göre daha iyi sınıflandırma performansı gösterirken, ensemble diğer iki makine öğrenmesi modeline göre daha iyi bir sınıflandırma yapmıştır.
Finansal başarısızlık tahmininde veri madenciliğinin kullanılması: İMKB'de bir uygulama
Finansal başarısızlık tahmini, işletmelerin faaliyetlerine uzun süre devam edebilmeleri ve karşılaşabilecekleri güçlükleri önceden görebilmeleri açısından çok önemlidir. Özellikle 1970'li yıllardan sonra uluslar arası finansal sistemdeki gelişmeler paralelinde risk olgusundaki artışla birlikte firmalar daha fazla finansal sorunlar yaşamaya başlamıştır. Bu ortamda finansal başarısızlığı tahmin etmeye yönelik çalışmalar daha önemli bir hale gelmiştir. Tahmin konusunda yapılan çalışmalarda teorik olarak elde edilen bulguların pratik hayatta da uygulanabilirliği, bu konunun önemini daha da artırmıştır. Bu çalışmanın amacı İMKB'de işlem gören ve imalat sektöründe faaliyet gösteren firmaların finansal başarısızlıklarının tahminine yönelik faktörlerin belirlenmesidir. Tahmin modeli geliştirmek amacıyla son yıllarda sıklıkla kullanılmaya başlanan veri madenciliği yöntemlerinden karar ağaçları C5.0 ve sinir ağları teknikleri kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 2005-2010 yılları arası 12 aylık bilanço ve gelir tabloları verileri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre finansal başarısızlığı en fazla etkileyen değişkenin ?Faaliyet Kârı / Aktif Toplamı? oranı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sinir ağları tekniğinin finansal başarısızlığı tahminlemedeki performansının karar ağaçları C5.0 tekniğine göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yoğun bakım hastalarında gelişen kan dolaşım enfeksiyonlarında tedavi yanıtının değerlendirilmesi ve tedavi başarısızlığının nedenleri
Çalışmada yoğun bakımdan edinilmiş KDE olgularında tedavi yanıtlarını ve tedavi başarısızlığı nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır.Gözlemsel, prospektif, kohort çalışması niteliğinde olan çalışma, Ekim 2010-Ekim 2011 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, 4 YBÜ'de (Anestezi ve Reanimasyon, İç hastalıkları, Nöroloji, Beyin cerrahisi YBÜ'leri) gerçekleştirilmiştir. Yoğun bakıma kabul sonrası, ilk KDE atağı nedeniyle izlenen toplam 70 hastanın 20'sinde (%28,6) tedavi başarısı elde edilirken, 50 hastada (%71,4) tedavi, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.Tedavi öncesi hastalığın ağırlığını göstermek üzere, bakteriyemi başlangıcından 48 saat öncesinde bakılan APACHE II skorunun; başarısız tedavi grubunda daha yüksek olduğu görülmüştür. Tedavi başlanmasıyla hastalığın ağırlığındaki değişimin izlenmesine ait sonuçların analizi ile, tedavi 3. gününde saptanan APACHE II yüksekliğinin, tedavi başarısızlığına katkısı olan önemli bağımsız değişken olduğu saptanmıştır.Etkene yönelik tedavi ve uygun olmayan ampirik tedavi grubu; ?uygun olmayan başlangıç tedavi seçimi? olarak birlikte değerlendirildiğinde, başarılı tedavi grubunda uygun olmayan başlangıç tedavi seçimi %35, başarısız tedavi grubunda %64 olarak bulunmuştur (p= 0,027). Bu farkın etkene yönelik tedavi seçimindeki yüksek oranlardan kaynaklandığı düşünülmüştür.Antibiyotik başlangıç zamanının bakteriyemi başlangıç gününe göre değerlendirilmesi sonucunda, uygun tedaviye başlamada gecikme (?2gün) tedavi başarısızlığını artıran bağımsız değişken olarak saptanmıştır.Tedavi başarısızlığının en sık nedenleri ?eş zamanlı başka bir enfeksiyon odağı? ve ?süper enfeksiyon? varlığıdır.Sonuç olarak, yoğun bakımdan edinilmiş KDE'de tedavi başarısızlığına etkili, en önemli bağımsız etken, uygun tedavinin geç başlanmasıdır. Ek olarak, tedavi başarısızlığında ?KDE'ye eşlik eden diğer enfeksiyonlar? ve ?süperenfeksiyon? varlığı diğer önemli nedenlerdir. Bizim çalışmamız, yoğun bakımdan edinilmiş kan dolaşım enfeksiyonlarında tedavi yanıtını tümüyle değerlendiren ilk çalışmadır. Çalışmamızı sınırlı kılan en önemli faktör; özellikle alt grup değerlendirmesini etkileyen, hasta sayısının düşük olmasıdır.
KOBİ'lerde inovasyon (yenilikçilik) çalışmalarında başarı ve başarısızlıkların nedenleri
Bu araştırmanın amacı günümüz piyasa koşullarında önemli bir kavram haline gelen inovasyonun türlerinin, KOBİ'lerin inovasyon yapma yeteneklerinin ve yeni ürün geliştirmedeki başarı ve başarısızlıkların genel bir literatür taramasıyla bir araya getirilerek kullanıma sunulmasıdır.KOBİ'lerin araştırmaya konu olmasındaki en büyük etken ekonominin dinamosu olmalarına rağmen mikro, orta ve küçük ölçekteki işletmelerin sorunlarına fazla eğilinmediğinin görülmesi ve bu konudaki sınırlı sayıda araştırmaya katkı sağlamaktır.Günümüzde, inovasyon adından çok söz ettiren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki dünya ekonomisinin rotasını artık sermaye ve emek değil inovasyon, yani ?kar getiren yenilik? ler çizmektedir. Bu yenilikler öyle baş döndürücü bir hızla gerçekleşmektedir ki, değişimlere direnmek imkansız hale gelmiştir. Böylesi bir piyasa şartlarında sürekli olarak farklı, çarpıcı inovasyon yapan firmalar ayakta kalabilecektir.Bu açıdan bakıldığında, sahip olduğu imkanlar nedeniyle, büyük ölçekli işletmelerin daha avantajlı oldukları düşünülse de KOBİ'lerin (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi İşletmeleri) de birçok avantajı bulunduğunu unutmamak gerekir. Önemli olan inovasyonun bir şirket kültürü haline getirilmesi ve sürekliliğinin sağlanmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta her Ar-Ge çalışmasının her zaman başarılı bir yenilik getirmeyebileceğidir. Bununla birlikte başarılı inovatif fikirlerin zaman zaman çok basit süreçler sonucunda ortaya çıkabileceği de unutulmamalıdır. Bazen hiç önemli görülmeyen bir fikir müşteri tarafından beğenilebilirken, çok beğenileceği düşünülen bir ürün pazarda tutunamayabilmektedir.Bu inovasyon fikirlerini firma içi veya dışı kaynaklardan sağlamak mümkündür. Günümüz yöneticilere düşen görev ise yeniliğe açık ve teşvik edici bir politika izlemeleridir. Ancak bu şekilde hem işletme bazında hem de ülke çapında kalkınma ve refah sağlanabilecektir.Yeni ürün geliştirme süreci, fikir üretme ile başlayıp bu fikirlerin ayıklanması, yeni ürün kavramının geliştirilmesi, pazarlama stratejisinin belirlenmesi, finansal analizlerin yapılması, ürünün geliştirilmesi ve ürün testinin yapılması ile devam edip pazar testi ve ticarileştirme ile sonuçlanan faaliyetlerden oluşmaktadır. Bu sürecin iyi işlemediği durumlarda firma büyük maddi kayıplara uğrayabilecektir. Bu nedenle tüm aşamaların titizlikle yürütülmesi gerekmektedir.KOBİ'lerde bu aşamalar tam olarak büyük ölçekli firmalar gibi işlememekte, işletme sahibinin aynı zamanda yönetici olması nedeniyle birçok işlem işletme sahibi tarafından yapılmakta ve bir çok önemli karar işletme sahibi tarafından tek başına verilmek zorunda kalmaktadır. Ülkemizde KOBİ yöneticilerinin genellikle yeterli eğitime sahip olmadığı, finansal sıkıntılar yaşadığı, gerekli makine ve teçhizata sahip olmadığı gerçeğinden hareketle KOBİ'lerde bu süreç başarıyla işlememektedir diyebiliriz. Hükümetler eliyle KOBİ'lerin bu sıkıntılarına en kısa sürede çözüm bulmak, toplumsal refah adına büyük önem taşımaktadır.Bu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, inovasyon kavramı ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, yeni ürün geliştirme süreci ve stratejilerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde, KOBİ'lerin yeni ürün geliştirme çalışmalarına ve sorunları, son bölümde de yeni ürünlerin başarı ve başarısızlıkları masaya yatırılmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ, Yeni Ürün Geliştirme, İnovasyon.
Ortaokul öğrencilerinin matematik dersindeki başarısızlık nedenlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin matematik dersindeki başarısızlık nedenlerine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmış nitel bir araştırma olup tarama modeline dayalı betimsel bir çalışma niteliğindedir. Araştırmada konuyla ilgili kaynaklar taranarak matematik öğretimi, matematik öğretim programları, başarı ve başarısızlık, başarısızlığa neden olan faktörler hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Elazığ ilinden rastgele seçilen okullardaki13 öğretmen ve 26 öğrenci oluşturmaktadır.Çalışmada nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Örnekleme alınan öğretmen ve öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizinde ise N-Vivo12 programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin derse karşı ön yargılı olmasının, akran zorbalığının, matematik ders saatinin yetersiz olmasının, ezbere dayalı öğretim yöntemi kullanılmasının, öğrencinin derse hazırlıksız gelmesinin, konuyu önceden bilmemesinin, kiminle ve nerede oturduğunun; çok konuşan, başarısız, karşı cinsten biriyle, sınıfın arka tarafında oturmasının, çalışma alışkanlığının, az çalışmasının, düzensiz çalışmasının, teknolojik aletlere fazla vakit ayırmasının, sınıfın bakımsız olmasının, okul kitaplarındaki soru sayılarının yetersiz olmasının, ailenin maddi olanaklarının yetersiz olmasının, ailenin eğitim seviyesinin düşük olmasının, çözümlü örneklerin karmaşık olmasının, derslere ve ödevlere aileden kimsenin yardımcı olmamasının, ev koşullarının ve çalışma ortamının çalışmaya elverişsiz olmasının, çalışmak için yeterli ek kaynağın olmamasının matematik dersindeki başarısızlığa neden olan değişkenler arasında olduğu görülmüştür. Ancak, matematik öğretmenlerinin derste araç gereç kullanımının, kaynak kitap kullanımının, derse hazırlanarak gelmesinin, ölçme araçlarının, öğretim programının önceden okunmasının, öğrenme ortamının sıcaklığının ve ışık miktarının, öğrencinin ders çalışma yöntemlerinin matematik dersindeki başarısızlığa neden olan değişkenler arasında olmadığı görülmüştür.
Success and failure attributions of academic staff studying for foreign language achievement tests
In this paper, how the academic staff who study for YDS exam conceptualize their success and failure attributions is studied. Academic staff who studied for YDS examination took part in this study. This study refers to 2 different subjects:
İlkokul öğrencilerinin başarısızlık nedenlerinin sınıf öğretmenlerin denetim odağı bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin öğrenci başarısından ve başarısızlığından sorumluluk algılarının denetim odağı ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin denetim odağı, öğrenci başarısı ve başarısızlığından sorumluluk algılarının belirlenen değişkenlere göre farklılık oluşturup oluşturmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. İlişkisel tarama modeli ile şekillenen araştırmanın evrenini Diyarbakır il merkezinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Evreni temsil etmek üzere 508 sınıf öğretmeni kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma için gerekli verileri toplamak amacıyla öğretmen denetim odağı ölçeği ve öğretmenlerin öğrenci başarısından sorumluluk algısı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analiz sürecinde betimsel istatistik, Bağımsız t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H Testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin öğrenci başarısından sorumluluk algılarının yüksek ancak öğrenci başarısızlığından sorumluluk algılarının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin denetim odağı özelliğinin cinsiyet ve yaş değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği ancak okulun bulunduğu bölge, kıdem, istihdam tipi, öğrenci sayısı, öğrenim durumu değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermedikleri görülmüştür. Başarıdan sorumluluk alma boyutunun ise öğrenci sayısı ve yaş değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği; başarısızlıktan sorumluluk alma boyutunda ise istihdam tipi, okulun bulunduğu bölge ve yaş değişkenleri açısından anlamlı farklılığın olduğu görülmektedir. Son olarak sınıf öğretmenlerinin denetim odağına ilişkin görüşleri ile başarıdan sorumluluk almaya yönelik görüşleri arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Akademik başarı, başarısızlık, denetim odağı, sorumluluk alma, sınıf öğretmeni.
Le Français en Turquie situation actu elle et perspectives d'avenir
Günümüzde uluslarası ilişkilerin siyaset, ekonomi, turizm, yatırımlar ve teknolojik açılardan giderek yoğunlaştığı bilinen bir gerçektir. Öte yandan iletişim araçlarının tüm dünya insanlarını biribirine daha da yaklaştırdığı gözönüne alınacak olursa, çağdaş ülke olma yolunda hızla bu gidişe ayak uydurma çabası içinde olan ülkeler arası yarışa Türkiye'nin de katılımı kaçınılmazdır. Kalkınmış ülkeler arasında Türkiye'nin de, hakettiği yerini alması en büyük temennimizdir. Konu bu doğrultuda ele alındığında, yukarıda sözünü ettiğimiz tüm uluslarası ilişkiler çerçevesinde yabancı dil öğrenimi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'de son zamanlarda yabancı dil öğrenimine duyulan ihtiyaç gittikçe artmakta ve artık bir değil ikinci bir yabancı dili de öğrenme gereksinimi duyulmaktadır. Ancak şurası da bir gerçektir ki, günümüzde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokul ve liselerde yabancı dil Öğretimi yetersiz kalmaktadır. Biz bu tezde, fransızcanın yabancı dil olarak ortaokul ve liselerdeki eğitim ve öğretimindeki bu başarısızlığın nedenlerini irdelemeye çalıştık. Sorunun temeline inip konuya günümüzdeki çağdaş eğitim anlayışıyla yeni bakış açıları getirmeye çalıştık. Bu etapta Milli Eğitim Bakanlığına bağlı YADEM bünyesinde, fransızca komisyonu tarafından hazırlanan ve 1992-93 eğitim öğretim yılında bazı ortokul birinci sınıflarda uygulamaya konulan "Je Voyage en Français,l" kitabını kuramsal olarak ele aldık. Yeni eğitimsel yaklaşımlar doğrultusunda hazırlanan bu kitabın, fransızca öğretimine büyük katkıları olacağı ve iyileştirmeler getireceği kuşku götürmez bir 64gerçektir. Ancak şunu da eklemek gerekir ki, sorun tek başına metot olmayıp yeni bir eğitim anlayışımda beraberinde getirmektedir. Bu durumda, hazırlanan yeni yöntemin uygulamada başarılı olması için öğretmenlere düşen görev çok büyüktür. Bu nedenle, onlara gereken eğitim formasyonunun sağlanması ve hizmetiçi eğitim programlarıyla bu yeni yönteme hazırlanmaları gerekmektedir.
Başarısız devletlerin bölgesel güvenliğe etkisi: Afganistan-Pakistan etkileşimi
11 Eylül saldırıları sonrasında terörizmin uluslararası güvenlik sorunları arasında oldukça öne çıkması, bu terörist aktivitelerin doğup büyüdüğü, devlet kontrolünün azaldığı ülkeleri uluslararası kamuoyunun gündemine taşımıştır. Her bir ulus-devletin, sınırları içerisinde yaşayan halka karşı belirli görevleri bulunmaktadır. En basit ifadesi ile bu görevlerin yerine getirilmemesi, devlet başarısızlığı kavramını doğurmuştur. Bu tezin amacı, başarısız devletlerin bölgesel güvenlikteki yerini ortaya koyarak diğer devletleri de başarısızlığa sürükleyip sürüklemediklerini saptamaktır. Bu bağlamda, başarısızlığın askeri, ekonomik ve sosyal etkileri ortaya konulmuştur. Yayılma ve bulaşma teorileri çerçevesinde bu etkilerin ilk olarak mekânsal yakınlığın ve sosyo-kültürel etkileşimin fazla olduğu komşu devletlere yansıdığı saptanmıştır. Ayrıca, istikrarsız bir devlette meydana gelen iç çatışma, siyasi ayaklanma ve mülteci akınları gibi olumsuz gelişmelerin komşu devletlerde görülme olasılığının oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Durum çalışması kapsamında Afganistan ve Pakistan incelenmiştir. Özellikle iki toplum arasındaki mevcut etnik ve dini bağların etkileşim seviyesini oldukça yükselttiği, bu nedenle de Afganistan'ın Pakistan'ı istikrarsızlaştırıcı bir etki yarattığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Başarısız Devletler, Başarısız Devletler İndeksi, Bölgesel Güvenlik, Afganistan, Pakistan
Ailenin eğitim ve gelir düzeyinin öğrencinin derse olan tutumuna ve başarısına etkisi
Bu Tez Çalışmasında; Ailenin eğitim ve gelir düzeyinin çocuğun derse olan tutumuna ve başarısına etkisi ele alınmaktadır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; eğitim, okul, öğretmen, öğretim, aile, okul başarısı ve okul başarısını etkileyen etkenlerin tanımları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise; yapılan anket çalışmaları ve elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Araştırmamız İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan on farklı resmi ilköğretim okulunda okuyan 406 tane 5.sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sonucu, ailenin eğitim ve gelir seviyesinin yüksek olması çocuğun derse olan tutumunu ve başarısını olumlu yönde etkilemektedir.Anahtar Kelimeler: Aile, Eğitim Düzeyi, Gelir Düzeyi, Okul Başarısı, Okul Başarısızlığı
Why can't we learn English? : Students' opinions at Akdeniz University
Language learning in Turkey has been perceived as an irresolvable problem for many years. It has been emphasized by several researchers, teachers and even English learners that learners cannot use English effectively. Therefore, the purpose of this study is to find out underlying social, personal and educational reasons for learners' failure in learning English. With this purpose in mind, a quantitative approach was employed. To collect data, a questionnaire as a data collecting instrument was developed by using related literature, considering field experts' opinions and the data obtained from an open-ended question examining English preparatory school students' opinions on their failure in learning. The questionnaire was distributed to students from different faculties and schools at Akdeniz University (n=1414). The collected data was analyzed using SPSS 21.0 and the results were reported with the help of descriptive statistics, frequency, mean, percentage and standard deviation. According to the results of the study, it is evident that students generally do not learn English mostly due to educational reasons rather than personal and social reasons.
Dünyada mevduat sigorta sistemleri ve Türkiye incelemesi
Mevduat sigorta sisteminin yapısının, Dünya'daki ve Türkiye'deki uygulamalarının ortaya konduğu bu çalışma, tam kapsamlı mevduat sigorta sisteminin banka başarısızlığı üzerindeki etkisini, Türkiye'de faaliyet gösteren özel sermayeli ticaret bankalarının 1998-2009 dönemi finansal değişkenleri, makroekonomik değişkenler ve tam kapsamlı mevduat sigorta sistemi eşliğinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Yapılan analiz sonucunda tam kapsamlı mevduat sigorta sistemi ile banka başarısızlığı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir başka deyişle, tam kapsamlı mevduat sigorta sistemi banka başarısızlığında önemli bir faktördür.
Genel liselerde İngilizce öğretimindeki başarısızlık nedenleri hakkında öğrenci, öğretmen ve veli görüşlerinin incelenmesi: Antalya ili örneği
Bu araştırmanın amacı genel liselerde İngilizce dersindeki başarısızlık nedenlerini öğrenci, öğretmen ve veli görüşlerini dikkate alarak ortaya koymaktır.Araştırma evrenini 2011-2012 öğretim yılında Türkiye'deki tüm genel liselerde çalışan İngilizce öğretmenleri, öğrenim gören öğrenciler ve onların velileri; örneklemini ise Antalya ilindeki beş merkez ilçede (Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı ve Muratpaşa) bulunan onbe? resmi genel lisede öğrenim gören 402 öğrenci, 58 veli ve bu okullarda görev yapmakta olan 50 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Öğrenci, öğretmen ve velilerin seçiminde tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılmı?tır. Veri toplama aracı olarak ise ara?tırmacı tarafından geliştirilen Genel Liselerde İngilizce Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar Hakkında Öğrenci / Öğretmen / Veli Görüşleri Anket Formları uygulanmıştır.Araştırma sonucunda İngilizce sınıflarının kalabalık olmasının öğrenmeyi olumsuz etkilediği, İngilizce derslerinde seviye sınıfları uygulaması yapmanın öğrenmeyi olumlu etkileyebileceği, ders ve çalışma kitaplarının öğrenci ilgi alanları ve seviyeleri göz önüne alınarak hazırlanması gerektiği, İngilizce dersinin haftalık ders saatinin yetersiz olduğu, ders saatinin artırılmasının ve İngilizce dersinin seçmeli ders olarak öğrenciye sunulmasının uygun olacağı, dersliklerde çağdaş eğitim-öğretime katkı sağlayabilecek ders araç ve gereçlerinin bulundurulması ve kullanılmasının öğrenmeyi olumlu etkileyeceği, İngilizce dersini alan sınıflar ve haftalık ders saatleri ile ilgili yapılan değişikliklere uygun ders içerikleri, kitaplar ve programların hazırlanmasının iyi olacağı sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: İngilizce Öğretimi, Başarısızlık Nedenleri, Öğrenci / Öğretmen / Veli Görüşleri
Türkiye'de iç güvenlik istihbaratında mantıksal değişim ihtiyacı: İstihbarat analizi temelli bir yaklaşım
Bu çalışma, Türkiye'deki mevcut iç güvenlik istihbaratı sisteminin algı, mevzuat ve kurumlar yönleriyle ele alarak değerlendirmeyi ve akabinde sistemin geliştirilmesine yönelik bir model sunmayı amaçlamıştır. Bu kapsamda tez çalışmasında, iç güvenlik, iç güvenlik istihbaratı, istihbarat analizi ve istihbarat başarısızlığı kavramlarının incelenmesi, bu kavramların farklı ülke örneklerindeki yansımalarının ortaya konması ve Türkiye'deki mevcut sistemin avantajları ve dezavantajlarının tespit edilmesi amacıyla bir yazın taraması yapılmıştır. İç güvenlik istihbaratı, istihbarat çalışmalarında görece yeni bir kavramdır. Geleneksel iç ve dış istihbarat kavramlarının hem kapsam hem de kurumlar açısından anlamlarının aşındığı bir süreçte gündeme gelen bu kavram hem teorik hem de pratik düzlemde yeni bir istihbarat yaklaşımını gerektirir. İç güvenlik istihbaratının kapsamı ve sınırları ile bu faaliyetin nasıl bir kurumsal yapılanma ile sürdürüleceği bu düzlemlere karşılık gelen sorun alanlarıdır. Bu husustaki tartışmalar genellikle istihbarat başarısızlığı zamanlarında gün yüzüne çıkar. Yakın tarih açısından bu durum en belirgin örnekleri Amerika Birleşik Devletleri'nde 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleşen terörist saldırılar akabinde görülmüştür. Benzer şekilde devam eden yıllarda Avrupa'nın farklı ülkelerinde meydana gelen terörist saldırılar iç güvenlik istihbaratı tartışmalarının membaı olmuştur. İstihbarat başarısızlığı tartışmalarının temel gündem maddeleri ise kurumsal yetersizlik, koordinasyon eksikliği ve analitik eksiklikler olarak görülmektedir. Terörle mücadele konusunda hem mücadele hem de saldırıların hedefi olma yönüyle diğer ülkelerden ayrılan Türkiye'de de gerçekleşen terörist saldırılar akabinde benzer tartışmalar söz konusu olmuştur. Bu tablo içerisinde, kavramsal çerçeve ve diğer ülke örneklerini ele alan karşılaştırmalı çalışmalardan yola çıkarak, Türkiye'de son yıllarda gündeme gelen başlıca istihbarat başarısızlığı tartışmalarına yönelik bir inceleme yapılmış; elde edilen bulgulardan yola çıkarak da bir istihbarat reformu önerisi sunulmuştur.
Bankalarda mali başarısızlık tahmini ve örnek bir uygulama
Finansal başarısızlık ülke ekonomisi açısından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Finansal başarısızlığa uğramış işletmelerin sayısındakı artış ülke kaynaklarının iyi değerlendirilmediğinin bir göstergesidir. Kıt kaynakların iyi kulanılmaması ,sonuçta enflasyonu artırıcı yönde etki yapmaktadır.finansal başarısızlık konusunun önemini artıran diğer husus, finansal başarısızlığın son noktası olan iflasın, yalnızca küçük işletmelerin karşılaşdığı bir konu olmaktan çıkıp, büyük işletmeleri de etkisi altına alan bir boyut kazanmış olmasıdır.Ömürleri sonsuz olarak kabul edilen işletmeler çesitli nedenlerin ve giderek artan rekabetin etkisiyle zaman zaman mali başarısızlığa düşmektedirler. Başarısız işletmeler ise iflas etmekte, tasfiyeye gitmek zorunda kalmaktadırlar. Bu tür işletmeler ekonomiye yük oldukları gibi, kendilerine fon saglamış kredi kurumlarını ve kendilerine yatırım yapmış küçük tasarruf sahiplerini de zor durumlara sokabilmektedirler.Bu çalışmanın amacı mali başarısızlığa uğramış bankaların 1, 2 ve 3 yıl öncesinden tespit edilmesine ilişkin bir model oluşturmak ve buna bağlı olarak böyle bir tahminin yapılmasında önemli katkısı olan finansal oranları ve bankaların başarısızlık nedenlerini ortaya koymaktır.
İlköğretim 2. kademesindeki başarılı ve başarısız öğrencilerin kişilik özellikleri ile ilgili öğretmen ve veli görüşleri
İlköğretim 2. Kademesinde eğitim ve öğretim gören 80 öğrenci, bu öğrencilerin velileri ve 39 öğretmen üzerinde, öğrencilerin kişilik özellikleri ile ilgili anket uygulayarak bir çalışma yapılmıştır. Bu araştırma, ilköğretim II. Kademesindeki başarılı ve başarısız öğrencilerinin kişilik özelliklerini ve bu kişilik özelliklerinin aile ve öğretmenleri tarafından ne kadar tanındığını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Afyon merkezindeki bütün ilköğretim okulları ve Anadolu Liselerinde görevli öğretmenler ile öğrenimini sürdüren öğrenciler ve öğrenci velileri araştırmanın çalışma evrenini oluşturmaktadır. Kocatepe Anadolu Lisesi, Milli Piyango Anadolu Lisesi, Fatih İlköğretim Okulu ve Yunus Emre İlköğretim okullarında, Matematik, Türkçe, Sosyal Bilgiler, Fen bilgisi ve Yabancı Dil branşlarında görevli öğretmenler ile 100 tane öğrenci ve velileri bu araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.Başarılı öğrencilerin kişilik boyutlarına ilişkin öğretmenlerin görüşlerine bakıldığında, öğretmenler öğrencilerini dışadönük, duyumsama, düşünme ve yargılama boyutunda algılamışlardır. Başarısız öğrenciler, öğretmenleri ve velileri tarafından dışadönük, sezgisel, düşünme ve yargılama kişilik boyutlarında algılamışlardır. Ancak, değerlendirmelerde başarısız öğrencilerin velileri öğretmenlere göre daha fazla kararsız kalmışlardır. İlköğretim 2. kademesindeki başarılı ve başarısız öğrencilerin kişilik özellikleri ile ilgili öğretmen ve veli görüşlerinin karşılaştırıldığında öğretmenlerin daha objektif oldukları görülmüştür. Öğretmenlerin branşlarına göre anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Fen Bilgisi, İngilizce ve Matematik öğretmenleri, Sosyal Bilgiler ve Türkçe öğretmenlerine göre daha gerçekçi ve tutarlı bir tavır ortaya koymuşlardır. Sonuçlarda kararsız kalma oranı da bu iki branştaki öğretmenlerde daha fazladır. Başarılı ve başarısız öğrenci velilerinin görüşleri karşılaştırıldığında başarılı öğrencilerin velileri, başarısız öğrencilerin velilerine göre daha objektif yaklaşımlar göstermişlerdir.