Bilim ve sanat merkezleri
Bu konu başlığı altında 87 tez
Üstün zekalı öğrenciler için "Bir Mentor Çiz Testi" nin geliştirilmesi
Bu araştırma üstün zekalı öğrencilerin eğitiminde sıklıkla kullanılan eğitim stratejilerinden biri olan mentorluk desteğinin aktif yürütücüsü mentora ilişkin öğrencilerin tercihlerini belirlemeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Mentorluk hizmeti sürecinde mentor seçimi sürecin en kritik parçası durumundadır. Bu çalışma kapsamında üstün zekalı lise öğrencilerinin faydalı bir mentorluk hizmeti alması amacıyla mentor seçiminin önemi doğrultusunda öğrencilerin ideallerindeki mentorle, alternatif mentorlerin eşleştirilmesini kolaylaştıracak dolayısıyla hizmetin kalitesine katkı sağlayacak bir ölçme aracının geliştirilmesine odaklanılmıştır. Bu odak doğrultusunda BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi)'e devam eden üstün zekalı lise öğrencilerin ideallerindeki mentorun belirlenmesi için "Bir Mentor Çiz" testinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yöntemi açısından "geçerlilik ve güvenirlilik kanıtları sağlamaya odaklı ölçme aracı geliştirme süreçleri (basamakları)" işe koşulmuştur. Çalışmanın katılımcılarını, Ankara'da dört BİLSEM'deki lise 9-12. sınıf düzeyinde olan 125 öğrenci oluşturmuştur. Ölçme aracı olarak bireysel bilgi formu, "Bir Mentor Çiz" ve Bir Mentor Seç Testi kullanılmıştır. Testten elde edilen sonuçların geçerlilik ve güvenirliliklerinin iyi düzeyde olduğu bulunmuş (Bir Mentor Seç= X2(5, n = 123) =15.488, p= .008; Bir Mentor Çiz, α= .73), testin uygulanabilirliği ise katılımcı görüşlerine göre mükemmel olarak belirlenmiştir. "Bir Mentor Çiz" testi ve Bir Mentor Seç testi bulgularının da birbiri ile örtüştüğü belirlenmiştir, bu durumda bu geçerlilik kanıtı olarak kabul edilmiştir. "Bir Mentor Çiz" testinin test-tekrar test uygulamaları sonucunda ölçeğin aynı yapıyı ölçtüğü (Z=-.244, p= .808) görülmüştür.
Türkiye'de özel yeteneklilerin eğitimine yönelik üretilen politikaların ve BİLSEM modelinin incelenmesi
Türkiye Cumhuriyeti bilim ve aklın önderliğinde çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkma idealiyle kurulmuştur. Bu ideale ulaşmanın en önemli basamaklarından biri; özel yetenekli bireylerin büyük potansiyellerini insanlık ve ülke yararına kullanmalarını sağlayacak yeterli, sağlam ve uygulanabilir politikalar ortaya koymak ve onların eğitimi için çağdaş ve ülkeye özgü modellerin geliştirilmesini sağlamaktır. Cumhuriyet tarihi boyunca özel yetenekliler ile ilgili pek çok kanun çıkarılmış, farklı politikalar uygulanmıştır. Ancak özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinin tam olarak sağlandığı, bu potansiyelin yeterince insanlık ve Türkiye için doğru şekilde işlenip kullanıldığı söylenemez. Alan yazın tarandığında; özel yetenekli öğrencilerle ilgili stratejiler ortaya konulmasına, çalıştaylar, kongreler yapılmasına ve hedefler belirlenmesine rağmen, uygulamada büyük aksaklıkların yaşandığı görülmektedir. Bu araştırmada, özel yeteneklilerle ilgili var olan politikalar değerlendirilmiş ve BİLSEM modeli olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alınmıştır. Özel yeteneklilerin eğitimlerine dair politikalarla ilgili problemlere ve BİLSEM modelinde karşılaşılan sorunlara, çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çalışma farklı yönlerden ve farklı paydaşlar açısından özel yetenekli öğrencilerin eğitimini ele aldığı için önemlidir. Bu araştırma, nitel durum çalışması desenine göre hazırlanmıştır. Çalışmaya, Ankara'daki BİLSEM'lerde görev yapmakta olan 9 yönetici, 10 öğretmen ve özel yetenekliler ana bilim dalında çalışmakta olan 9 akademisyen katılmıştır. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Elde edilen verilere göre; özel yeteneklilerin eğitimine yönelik politikaların daha çok kâğıt üstünde kaldığı, uygulanan politikaların ise takibinin sistemli bir şekilde yapılmadığı, özel yetenekli bireyler için tutarlı, sistemli, sürdürülebilir politikalara ihtiyaç duyulduğu ve BİLSEM modelinin pek çok aksayan yönü olsa da modelin aksaklıkları giderilerek ve geliştirilerek sürdürülmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Üstün zekâlılar ve yeteneklilere eğitim veren öğretmenlerin öğretimde rol değiştirmeye ilişkin yeterliliklerinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı üstün zekâlı ve üstün yetenekli öğrencilere eğitim veren BİLSEM'de çalışan öğretmenlerin etkili rol değiştirme yeterliliklerini araştırmaktır. Çalışma iki basamaklı, ilki betimsel ikincisi ise karşılaştırmalı bir araştırmadır. Çalışmada odaklanılan değişkenler, öğretmenlerin halihazırda uyguladıkları roller, rol değiştime becerileri ve öğrencilerin öğretmenlerinin uygulardıkları roller ve rol değiştirme becerilerine ilişkin değerlendirmeleridir. Bu çalışmanın örneklemi, Ankara BİLSEM'de eğitim gören üstün yetenekli ve üstün zekâlı 298 ( 144 kız, 154 erkek ) ilk ve orta okul öğrencisi ve Ankara BİLSEM'de eğitim veren 173 (114 kadın, 59 erkek) öğretmenden oluşmaktadır. Bu araştırmada öğretmenlerin öğretimde girdiği rollerin belirlenmesi ölçeği, öğretmenlerin öğretimde rol değiştirme becerileri ölçeği ve öğretmenlerin öğretimde rol değiştirme becerilerinin öğrenciler tarafindan değerlendirilmesi ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi, açımlayıcı faktör analizi, Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanması, betimsel istatistiksel analizler, Pearson korelasyonu ve t-testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin hem halihazırda uyguladıkları roller hem de rol değiştirme becerileri açısından kendilerine ortalamanın üzerinde puanlar verdikleri belirlenmiştir. Yine, öğretmen farklı rolleri uygulama puanları ve öğrencilerin öğretmenlerinin farklı rolleri uygulama düzeylerine ilişkin verdikleri puanlar arasında anlamlı farklılık görülmüştür (t[22]= -3,06; p< ,05). Öğretmenlerin halihazırda uyguladıkları rollere ilişkin algıları (X= 3,8), öğrencilerin öğretmenlerinin halihazırda uyguladıkları rollere ilişkin algılarından (X= 3,3) yüksek olduğu görülmektedir. Yine, öğretmenlerin rol değiştirme becerilerine ilişkin algılarının (X= 3,8), öğrencilerin öğretmenlerinin rol değiştirme ilişkin algılarından (X= 3,3) yüksek olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular öğretmenlerin hem uyguladıklarını düşündükleri roller hem de rol değişimi becerileri açısından öğrencilerce sağlanan bulgularla tutarlı bir sonuç vermediklerini göstermiştir.
Farklı disiplinlerde özel yetenekli öğrencilerin uzamsal görselleştirme yetenekleri üzerine
Uzamsal yeteneğin bileşenlerinden biri olan uzamsal görselleştirme, gerçek hayatın içinde yansımalarını görebileceğimiz disiplinler arası bir konu alanıdır. Matematik ile ilişkisine daha çok vurgu yapılsa da eğitimden mimarlığa, tıptan mühendisliğe, birçok alanda gösterilen başarıda uzamsal görselleştirmenin rolü büyüktür. Bu bağlamda araştırmanın bir amacı, farklı disiplinlerde özel başarı gösteren ve eğitim-öğretimlerine devam eden özel yetenekli öğrencilerin uzamsal görselleştirme problemlerinin çözümünde kullandıkları stratejilerin belirlenmesidir. Araştırmanın bir diğer amacı, öğrencilerin tanı aldıkları disiplinlere göre bu stratejilerin benzerlik ve farklılık gösterdiği durumları belirlemek ve bu durumların nedenlerini araştırmaktır. Öğrencilerin uzamsal görselleştirme yeteneklerini belirlemek için Purdue Uzamsal Görselleştirme Testi bölümlerinden "oluşturma" ve "bakış" bölümlerindeki sorular kullanılmıştır. Çalışma grubu, Ankara ilinde Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) eğitim-öğretimlerine devam eden ve farklı disiplinlerde özel yetenek tanısı almış lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde tasarlanmış olup, verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda farklı disiplinlerde özel yetenek tanısı almış öğrencilerin uzamsal görselleştirme sorularında kullandıkları çözüm stratejilerine göre kategoriler oluşturulmuştur. Sonuç olarak oluşturma bölümündeki sorulara ait 10, bakış bölümündeki sorulara ait 10 çözüm kategorisi ortaya çıkarılmıştır. Öğrencilerin kullandığı bu çözüm stratejilerinin, özel yetenek alanlarına göre farklılık gösterip göstermediğine ilişkin bazı sonuçlara ulaşılmıştır; sayısal ve sözel bölümdeki öğrencilerin kullandığı stratejilerde branş bazında benzerlikler görülürken, sanat bölümündeki öğrencilerin kullandığı stratejilerde branşlara özgü farklılıklar gözlenmiştir. Ayrıca ileride yapılacak çalışmalara yönelik araştırmacılara öneriler sunulmuştur
Özel yetenek tanılı olan ve olmayan öğrencilerin basamak değerini kavrayışlarına yönelik zihinsel modellerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul dördüncü sınıfa devam eden özel yetenek tanılı ve tanılı olmayan öğrencilerin basamak değerinin sayma, tahmin, adlandırma, yeniden adlandırma, karşılaştırma, temsil etme ve hesaplama boyutlarına yönelik zihinsel modellerini ortaya koymak ve karşılaştırmaktır. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni ve durum çalışması desenlerinden de bütüncül çoklu durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu, Ankara'da Bilim Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden özel yetenek tanılı öğrenciler ve özel yetenek tanılı olmayan dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Verilerin analizinde mikro analizin alt birimi olan Kare İzleme Metodu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre en fazla zihinsel modele özel yetenek tanılı öğrenciler sahipken, en az zihinsel modele düşük başarı düzeyindeki öğrencilerin sahip olduğu görülmüştür. Öğrencilerin hatalı zihinsel modelleri incelendiğinde en çok hatalı zihinsel model düşük ve orta başarı seviyesindeki öğrencilerde mevcutken, en az hatalı zihinsel model özel yetenek tanılı öğrencilerde görülmüştür. Tüm düzeylerde şu zihinsel modellerin mevcut olduğunu söylenebilir: Sayma, model kullanma, çözümleme, gruplama, yeniden gruplama, sayıları okuma ve yazma, sıfırın yer tutuculuğunu kullanma, sayıları büyüklüklerine göre karşılaştırma, sayıları sayı doğrusu üzerinde karşılaştırma, sayıları alışılmış şekilde modelleme, algoritmaya dayalı işlem yapma, işlem sürecinde aritmetik gerçekleri kullanma, işlemlerin matematiksel ve günlük kullanımı, işlemlerin diğer işlemler ile ilişkisi.
Üstün öğrenciler için hazırlanan çalışma etkinliklerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmada üstün zekâlı öğrenciler için hazırlanan çalışma etkinliklerinin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan, ön test-son test deney kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmaya Ankara İlinde bir Bilim ve Sanat Merkezi'ne (BİLSEM) devam eden, 8 deney ve 8 kontrol grubu olmak üzere 16 üstün zekâlı 7. sınıf öğrencisi dahil edilmiştir. Deney grubuna üstün zekâlı öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik hazırlanan çalışma etkinlikleri 8 hafta boyunca uygulanmış, kontrol grubu ise BİLSEM'in normal eğitim programına devam etmiştir. Çalışma grubunu oluşturan üstün zekâlı öğrencilerin ön test son test yaratıcılıklarının ölçümü için Torrance Yaratıcı Düşünce Testi kullanılmıştır. Elde edilen veriler Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı kullanılarak analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiş, gerektiğinde Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Mertebeler Testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında üstün zekâlı öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesi için uygulanan çalışma etkinliklerinin ön test ve son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular ve analizler sonucunda, üstün zekâlı öğrenciler için hazırlanan çalışma etkinliklerinin öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular ve elde edilen sonuçlar tartışılıp yorumlanmış ve gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Kentsel düşünce merkezinin kuruluşu ve bir uygulama örneği olarak Esenler Belediyesi
Son yıllarda hızlı bir gelişim ve dönüşüm sürecine girmiş olan dünyada, gerek sosyo-kültürel gerekse ekonomik ve politik alanlardaki yapısal reformlarla birlikte değişen kent dinamikleri kentlerin kimliklerini de değiştirmektedir. Günümüzde küreselleşme ile yaşanan teknik gelişmeler yerel kültürleri de dünyaya açmaktadır. Artık devletlerin yerini kentler ve örgütlenmiş olan kurumlar alırken, kentlerin sosyal ve ekonomik yaşamdaki önemi de gitgide artmaktadır. Kentsel dönüşüm, bir kentin bütünü veya belli yerleşim bölgelerine yönelik sistemli ve planlı eylemler olmaktadır. Küreselleşme olgusu genel anlamda yeni bir dünya düzeni oluşturma amacıyla ortaya çıktığı için, her kent bu doğrultuda bir kıpırdanış içine girerek yeniden yapılanmalara girişmişlerdir. 1980?li yıllarla birlikte kent dinamiğinde önemli bir yere sahip olan kentsel dönüşüm projeleri yerel yönetimler için önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Bu tür projelerde farklı düşünce merkezlerinin de rolü büyük olmaktadır. ?düşünce fabrikaları? olarak da tanımlanan düşünce üretim merkezleri, belli kesimleri özel gereksinimlerini projelendirmek yerine, ürettikleri stratejiler ile gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde etki yaratmaktadırlar. Özgür ve yenilikçi düşünceler yaratabilmek için hükümet dışı fonlardan beslenen bağımsız düşünce merkezlerinin hedefi olabildiğince çok düşünce üreterek yenilikçi ve yaratıcı politikalar belirlerler. Anahtar kelimeler: kentsel dönüşüm, düşünce merkezi, kentsel kimlik, kent imajı
Probleme dayalı fen öğrenme etkinliklerinin üstün ve özel yetenekli öğrenciler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
Bu araştırma, probleme dayalı fen öğrenme sürecinin üstün ve özel yetenekli öğrencilerin kavramsal öğrenmeleri üzerindeki etkisini ve öğrencilerin süreçteki problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden iç içe gömülü desen kullanılmıştır. Uşak Bilim ve Sanat Merkezinde 4. sınıfa giden destek eğitim grubundaki 22 üstün ve özel yetenekli öğrenciyle gerçekleştirilen çalışma 8 hafta sürmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Günlükler", "Kavramsal Öğrenmeye Yönelik Görüşme Formu" ve "Probleme Dayalı Etkinlikler Hakkındaki Üstün ve Özel Yetenekli Öğrencilerin Görüşlerini Belirlemeye Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öğrencilerin, probleme dayalı öğrenme uygulamaları sürecinde karşılaşılma sıklığına göre sırasıyla sorgulama, değerlendirme ve nedenlemeye ilişkin yansıtmalar yapabildikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin çalışmalar sırasında genellikle problemi en kısa yoldan çözerek sonuca ulaşmak istedikleri, problem çözerken hangi işlemi neden yaptıklarını düşünmedikleri, geliştirme ve değiştirme çok az yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda veriler; probleme dayalı öğrenme uygulamalarının, üstün ve özel yetenekli öğrencilerin kavramsal öğrenme düzeylerini olumlu yönde geliştirdiğini göstermektedir. Probleme dayalı öğrenme uygulamalarının öğrencilerin alternatif kavramlarını gidermede de etkili olduğu belirlenmiştir. Probleme dayalı etkinlikler hakkında yapılan görüşmelerde ise, öğrencilerin genel olarak olumlu görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu görüşmelerde; öğrenciler günlük hayatta karşılaşabilecekleri olay ve durumlardan bahseden senaryoların ilgilerini çektiğini, probleme dayalı öğrenme yöntemiyle problem üretme ve çözme becerilerinin geliştiğini, grup çalışmasıyla iş birliği yapabilmeyi öğrendiklerini ve araştırma alışkanlığı kazandıklarını ifade etmişlerdir.
Üstün zekâlı öğrencilerin tanılama sonrası sağlanan üst düzey etkinliklere aday gösterilmesine ilişkin iki stratejinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) kayıtlı üstün zekâlı 3. ve 4. sınıf öğrencilerin tanılama sonrası çeşitli üst düzey etkinliklere (projeler, yarışmalar, olimpiyatlar) aday gösterilirken zekâ puanı, akıl yürütme becerileri, geçmiş deneyimler ve çalışma belleği değişkenlerinin temel alındığı çoklu veriye dayalı bir stratejinin sadece öğretmen kanaatine dayalı aday gösterme stratejisiyle farklı kriterler açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Özellikle farklı stratejiler kullanılarak aday gösterilen öğrencilerin farklı olup olmadığı, öğrencilerden elde edilen bireysel bilgilerin aday gösterme kararıyla uyumlu olup olmadığı, öğrenci beklentisiyle aday gösterme kararının uygunluğu ve uygulanabilirlik açısından stratejilerin farklı olup olmadıklarını incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesinden seçilen iki BİLSEM'de öğrenim gören öğrenciler ve onların öğretmenlerinden oluşturmaktadır. Durum araştırması desenlerinden çoklu durum deseninin kullanıldığı bu araştırmada iki farklı strateji incelenmiş olup bulgular alanyazındaki örneklerle tartışılmıştır. Veri toplama amacıyla Bireysel Bilgi Formu, Çalışma Belleği Ölçeği, Raven Renkli Progresif Matrisler Testi, TONI-4 Zekâ Testi, Öğretmenler için Aday Gösterme Envanteri, BİLSEM'ler için Üst Düzey Etkinliklere Yönelik Çağrı Metni ve Aday Gösterme Formu ve bireysel görüşmeler kullanılmıştır. Öğretmenlerin üst düzey etkinliklere öğrencilerini kendi kanaatlerine dayalı olarak aday gösterirken konuya yönelik motivasyonlarını dikkate alarak aday gösterdikleri ve kendi kanaatlerine dayalı aday gösterdiklerinde belirledikleri öğrencilerle çoklu veriye dayalı aday gösterme süreci sonucu belirledikleri öğrencilerin farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin rutin olarak kullandıkları aday gösterme stratejisinin, önerilen çoklu veriye dayalı stratejiye göre dezavantajlı yönlerinin dikkate değer olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları alanyazındaki örneklerle ve öğretmen görüşmesi sonucu elde edilen bulgulara dayalı olarak tartışılmıştır.
Özel yetenekli öğrencilerin davranış problemlerinin ve öğretmenlerin bu davranışlarla baş etme yöntemlerinin belirlenmesi
Özel yetenekli öğrenciler eğitim-öğretim sürecini olumsuz etkileyen bazı davranış problemleri sergilemektedirler. Bu araştırmada Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim alan özel yetenekli öğrencilerde gözlemlenen davranış problemlerinin neler olduğu ve bu davranış problemleriyle başa çıkmada öğretmenlerin kullandıkları yöntemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Samsun Rotary Kulübü Bilim ve Sanat Merkezi'nde görev yapmakta olan öğretmenler ve burada eğitim alan özel yetenekli ilkokul ve ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veriler yapılandırılmış görüşmeler ve sınıflarda yapılan gözlemler aracılığıyla toplanmış; içerik analizi ile analiz edilmiştir. Ayrıca elde edilen verilerin yorumlanmasında araştırmacı günlüklerinden yararlanılmıştır. Öğretmenler, sınıflarında en çok karşılaştıkları davranış problemlerinin dinlememe-başkalarının sözünü kesme ve çok soru sorma olduğunu; davranış problemleriyle başa çıkmada en çok rehberlik servisi ve aileyle iş birliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Sınıf gözlemlerinde en çok karşılaşılan davranış problemlerinin sınıfta gürültü yapma, sınıfta izinsiz hareket etme olduğu; öğretmenlerin sınıflarda davranış problemleriyle baş ederken en çok doğru davranışa yönlendirme tekniğini kullandıkları görülmüştür. Elde edilen sonuçlar tartışılarak uygulamaya ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
BİLSEM proje sürecinin işbirlikli problem çözme açısından değerlendirilmesi: Bir acemi- deneyimli karşılaştırması
İş birlikli problem çözme (İBPÇ); bireyin, bir problemin çözümü için gerekli çabayı ve anlayışı diğer takım üyeleriyle paylaştığı girişim süreçlerini etkili bir şekilde iç içe kullanma kapasitesidir. Proje yürüten özel yeteneklilerin etkin bir İBPÇ süreci yaşamalarının, onların daha üretken olmalarını, öğrenmelerinde daha üst kazanımlara ulaşmalarını sağlayabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla proje çalışmasına katılan özel yetenekli öğrencilerin mevcut İBPÇ algılarının proje deneyimi olan yetişkinlerin algılarıyla karşılaştırılmasının, BİLSEM'lerde yapılan proje çalışmalarındaki İBPÇ ile ilgili mevcut durumun belirlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, proje çalışmasına katılan özel yetenekli öğrencilerin İBPÇ algılarının proje deneyimi olan yetişkinlerin algılarıyla karşılaştırılmasıdır. Bu araştırma, nicel karşılaştırmalı araştırma yöntemine göre yürütülmüştür. Araştırma 7-12. sınıf düzeyinde, özel yetenekli tanısı almış, BİLSEM proje aşamasında olan 178 öğrenci ve farklı sektörlerde aktif olarak projelerde görev almış deneyimli 105 yetişkinle yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak için likert tipte maddelerden oluşan İBPÇ Becerisini Kullanmaya İlişkin Algı Ölçeği, İş Birliğine Yönelim (İBY) Ölçeği, Marlowe-Crowne Sosyal Beğenirlik Ölçeği (MCSAÖ) ve bireysel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde ölçek uyarlamada açıklayıcı faktör analizi; veriyi tanımlamada frekans ve yüzde değerleri; çıkarımsal analizlerde korelasyon, regresyon analizi ve bağımsız gruplar için t-testi kullanılmıştır. Regresyon analizi, öğrencilerin İBY ve İBPÇ algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bağımsız t-testi sonuçları ise, İBPÇ ve İBY algılarında deneyimli yetişkinler ve öğrenciler arasında deneyimli yetişkinlerin lehine anlamlı bir farklılık olduğunu, BİLSEM'lerde yürütülen proje çalışmalarında öğrencilerin, deneyimli yetişkinlerin sahip olduğu İBPÇ ve İBY algısına sahip olmadıklarını göstermektedir. Sonuçlar, "proje aşamasında" yürütülen etkinliklerin İBPÇ ve İBY açısından detaylı değerlendirilmesinin gerekliliğini göstermektedir.
Eğitim reformunun başarısında etkili olan etmenler: BİLSEM modelinin politika nitelikleri kuramı bağlamında analizi
Bu araştırmada, eğitim reformlarında başarılı olan etmenlerin belirlenmesi amacıyla BİLSEM ile ilgili gerçekleştirilen reformlar, Politika Nitelikleri Kuramı bağlamında analiz edilmiştir. BİLSEM'de gerçekleştirilen reform ve inovatif uygulamalar, PNK'nin belirginlik, tutarlılık, otorite, güç ve istikrar boyutları ölçüt alınarak BİLSEM ile ilgili sistemin her katmanında görev yapan paydaşların görüşleri ile değerlendirilmiştir. Bu görüşler bağlamında BİLSEM'de gerçekleştirilen reformların başarısını kolaylaştıran ve engelleyen etmenler tespit edilmiş, ayrıca BİLSEM'de gerçekleştirilen reformist uygulamalarda, kuramın hangi boyutlarının işlevsel olduğu, hangi boyutlarının ise sapma gösterdiği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra kuramın boyutlarının niteliği ve birbiri ile olan ilişkisi de değerlendirilmiştir. Araştırma durum çalışması desenine göre tasarlanmıştır. Maksimum çeşitlilik yaklaşımı ile belirlenen araştırmaya, 2020-2021 eğitim öğretim yılında BİLSEM'ler ile ilgili birimlerde görev yapan 45 kişi katılmıştır. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler, kuramsal tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, BİLSEM'lerde uygulanan reformların tasarımının ve hedeflerinin açık, net, belirgin olduğu, fakat gelen reform uygulamalarının önceki uygulamalarla tutarlı olmadığı, yapılan reform çalışmalarında sahanın karara katılım gösterdiği, buna karşın her kararın uygulamaya dönükleştirilmediği, reform uygulamalarını benimsemeseler de bürokratik zorunluluktan dolayı yapmak zorunda oldukları, bu noktada da çocukların yararına olduğunu düşünmediklerinde sadece uygulamayı kağıt üzerinde gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca reform uygulamalarının otoritenin yetkisi ile başlasa da sürdürebilirliğinde teşvikin gücünden yararlanılmadığı, otorite-güç dengesinin olmadığı saptanmıştır. İstikrar boyutunda da öğretmenler reformların politik hareketlilikten kaynaklı sürekli değiştiğini belirtseler de, diğer katmanlardaki tüm yöneticiler reformların istikrarlı bir şekilde sürdürüldüğü görüşündedir. Ayrıca kuramın boyutlarının niteliği ve birbiri ile ilişkisi değerlendirildiğinde, kuramın boyutlarının 'gerçek' bir değerler kümesi olduğu ve boyutların birbiri ile güçlü bir ilişkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: eğitim reformları, eğitim politikaları, üstün yetenekli çocukların eğitimi, BİLSEM, politika nitelikleri kuramı, öğretmen.
BİLSEM'de görev yapan fen bilimleri ve matematik öğretmenlerinin STEM eğitim uygulamalarının araştırılması
Dünya'da bilim ve teknolojideki neredeyse ışık hızında yaşanan değişim ve ilerleme; bireyin ve toplumun ihtiyaçları, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında verilen eğitimin yeniliklere ayak uydurmasını zorunlu kılmıştır. 21. yüzyıl bireylerin üretken, bilgi temelli hayat problemlerini çözebilen, eleştirel düşünen, girişimci, kararlı bireyler olmasını gerektirmektedir. Özel yetenekli öğrencilerin bu gereklilikleri yerine getirmenin yanı sıra potansiyellerini ortaya koyarak geleceğe katkı sağlamaları için eğitimlerinde kullanılacak programların farklılaştırılması gerekmektedir. Günümüzde kullanılan farklılaştırılmış eğitim yaklaşımlarından biri Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (Science, Technology, Engineering, Math [STEM]) eğitimidir. Bu araştırmada özel yetenekli öğrencilerin okul dışı zamanlarda eğitim gördüğü Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) fen bilimleri ve matematik öğretmenlerinin STEM eğitimi uygulamalarının araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan ve uzman görüşü ile son şekli verilen yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplan veriler betimsel analiz ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. BİLSEM fen bilimleri ve matematik öğretmenleri arasından uygun örnekleme yöntemi ile seçilen on fen bilimleri ve on matematik öğretmeni çalışma grubunu oluşturmaktadır. Özel yetenekli öğrencilerin eğitiminde fen bilimleri ve matematik dersinde STEM eğitimi kullanılma düzeyi; öğretmenlerin, özel yetenekli öğrencilerin eğitiminde kullanılan STEM eğitiminin öğrenmeye, beceriye, BİLSEM'e yönelik tutum ve motivasyona faydaları ile ilgili görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. STEM eğitiminin özel yetenekli öğrencilerde disiplinler arası ilişkilendirme, günlük hayatla ilişkilendirme, öğrencilere 21. yüzyıl becerilerinin ve bilimsel süreç becerilerinin kazandırılması, üst düzey düşünme becerilerinin geliştirilmesi, öğrencilerin kişisel, duygusal ve sanatsal gelişimlerini desteklemek, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınması, öğrencilerin STEM alanlarında kariyer yapması için gerekli görüldüğü sonucu ortaya çıkmaktadır.
Bilim sanat merkezlerinde kurulan çocuk korolarının koro çalışmalarına yönelik motivasyonlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Bilim ve Sanat Merkezlerinde kurulan çocuk korolarının koro çalışmalarına yönelik motivasyonlarının ne düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni belirlenirken Türkiye'deki bulunan ve korosu olan 8 BİLSEM seçilmiştir. Örneklemi ise, random tekniği ile belirlenen Samsun, Antalya, Ordu, Isparta, Burdur, Çanakkale, Mersin BİLSEM'lerin çocuk korosu öğrencilerinden 8-18 yaş aralığında bulunan 174 öğrenciden oluşturmaktadır. Araştırmada Aykut Önder Sarıçiftçi ve Hüsniye Seval KÖSE'nin geliştirdiği KDMÖ kullanılmıştır. KDMÖ'ğinin Cronbach-Alpha güvenirlik katsayısının ise 88 olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın geçerliği için DAF yapılmıştır. Hangi analizin kullanılacağına karar vermeden önce, verilerin normal dağılıma uyup uymadığı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk sınamaları ile değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uyan verilerin; analizi için ikili karşılaştırmalarda Bağımsız Örneklem t testi, ikiden daha fazla değişkenin karşılaştırılmasında ise; ANOVA kullanılmıştır. Anlamlı çıkan analizlerde hangi gruplar arasında fark olduğunun belirlenmesi için Levene testi sonuçlarına göre Games-Howell post hoc analizi uygulanmıştır. Ölçe ve alt boyutlar arasındaki ilişki Pearson korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde SPSS v23 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında; koro motivasyonu ile en ileri düzeyde ilişkiye sahip alt boyutun potansiyel farkındalığı olduğu, en düşük ilişkili alt boyutun ise değerlilik alt boyutu olduğu tespit edilmiştir. Tüm alt boyutların ileri derecede ilişkili olduğu, potansiyel farkındalık arttıkça daha fazla koro motivasyonunun arttığı, değerlilik boyutu arttıkça koro motivasyonunun diğer boyutlara göre daha az arttığı tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş ve okul türü değişkenine göre anlamlı bir fark görülmüştür. Sonuçlara göre, kız öğrencilerin değerlilik düzeylerinin, erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaşa göre koro dersi motivasyon ölçeği ve alt boyutları değerlendirildiğinde; 15 yaş ve üzeri grubun değerlilik düzeyinin, yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okul türüne göre, devlet okulu öğrencilerinin değerlilik düzeylerinin, özel okul öğrencilerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalgı çalma, enstrüman türü, meslek olarak seçme durumu, konsere gitme sıklığı ve dinlenen müzik türüne göre bir fark görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: BİLSEM, Koro, Çocuk Korosu, Motivasyon, Koro Motivasyonu
Özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özelliklerinin incelenmesi
Özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özelliklerinin (tutum, kaygı, öz yeterlik, beklenti değer algılarının) farklı değişkenler açısından incelenmesinin amaçlandığı bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin yedi bölgesindeki Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden 488 özel yetenekli 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. sınıf öğrencileridir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Benlik ve Görev Algısı Ölçeği" ve "Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Duyuşsal Özellikler Ölçeği", ile veriler toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde parametrik testlerden t-testi ve tek faktörlü varyans (One-Way ANOVA) analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özellikleri yüksek, kaygıları oldukça düşük çıkmıştır. Kız öğrencilerin beklenti değer ve duyuşsal özellik algıları erkek öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Resim yarışmalarında dereceye giren, resim sergisi/galerisi ya da müze ziyaret eden, resim sergisinde eserleri sergilenmesi için başvuran, resim sergisinde eserleri sergilenen, sosyal medyada resimle ilgili hesapları takip eden, kendisini iyi hissetmek için resim yapan ve görsel sanatlar öğretmenleri hakkında iyi düşünceleri olan, sanatla ilgilenen arkadaşları olan, 3 yaşında düzenli resim yapmaya başlayan özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer ve duyuşsal özellik algılarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Destek eğitim programında olan özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik içsel değer ve toplam beklenti değer algılarının BİLSEM BYF, ÖYG ve Proje programında olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer algılarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Resim ve genel zihinsel yetenek ve resim olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik yönelik içsel, yarar/önem, dışsal, yeterlik beklentisi, görev zorluğu ve toplam beklenti değer algılarının, özel yetenek alanı genel zihinsel yetenek olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer algılarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonucunda özel yetenekli öğrencilerin resim yarışmalarına katılmaya, sergilerde aktif rol almaya, resim sergilerini/ galerilerini ve müzeleri ziyaret etmeye, sosyal medyada resimle ve sanatla ilgili sayfaları tanıyıp takip etmeye, görsel sanatlar dersine karşı olumlu tutumlar geliştirebilecekleri öğretmenlerinin olmasına, benzer özellikteki akranları ile tanışıp arkadaş olmaya, erkek öğrencilerin de ilgisini çekebilecek konuların görsel sanatlar dersi programına dahil edilmesine ve çocukların 3 yaşından itibaren resimle/sanatla tanışmaya ihtiyaçları olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın sonuçları, özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinde görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özellik algılarının önemine dair farkındalığın oluşmasını sağlayacak ve gelecek araştırmalara ışık tutacaktır.
The investigation of the relationship between career and talent development self-efficacy, self-esteem, and perfectionism in gifted students
The study aimed to investigate the difference in career development self-efficacy in terms of gender and making occupational decision in gifted students. The other aim was to examine the predictive role of positive-negative perfectionism and self-esteem on talent development, work habits and values, and career exploration for gifted students. The sample of the study consisted of 275 participants (152 girls and 122 boys) from BİLSEMs in Istanbul. Demographic Information Form, Career and Talent Development Self-Efficacy Scale (CTDSES), Positive-Negative Perfectionism Scale (PNPS), and Rosenberg Self-Esteem Scale (RSS) were used as data collection tools in the study. Multiple Variance Analysis (MANOVA) was used to test whether the subscale scores of the CTDSES, namely talent development, work habits and values, and career exploration differ according to gender and making occupational decision. The findings of the study showed that there was a statistically significant difference only between work habits and value subscales of CTDSES in terms of gender. Moreover, career exploration subscale of CTDSES demonstrated a significant difference considering occupational decision. In addition, whether positive-negative perfectionism and self-esteem predict career and talent development self-efficacy was tested with Multivariate Linear Regression analysis. It was found that positive perfectionism and self-esteem significantly predicted career and talent development self-efficacy. On the other hand, no significant results were found for negative perfectionism.
Bilim ve sanat merkezlerinde görevli öğretmenlerin dijital yeterliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Bilim ve sanat Merkezlerinde görevli öğretmenlerin dijital yeterliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ülkemizdeki 81 ilden 879 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Toker, vd. (2021) tarafından geliştirilen Eğitimciler için Dijital Yeterlik Ölçeği'nden faydalanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışmada toplanan veriler sonucunda BİLSEM'de görev yapan öğretmenlerin dijital yeterlikleri ölçeği toplam puanlarının Uzman seviyesinde olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin dijital yeterliklerinin cinsiyete, yaşa, BİLSEM'de çalışma süresine göre değişmediği bulunmuştur. Eğitim düzeyi yüksek lisans seviyesinde, mesleki çalışma süresi 11-15 yıl arasında, derslerinde dijital kaynak kullanan ve meslektaşları ile fikir alışverişinde bulunan öğretmenlerin dijital yeterliklerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler derslerinde dijital kaynakları en çok öğrenci ilgisini ve dikkatini çekmek için kullandıkları ve yaygın olarak Canva Web 2.0 aracını kullandıklarını belirtmiştir. Öğretmenlerin dijital yeterliklerinin yüksek olmasının öğrenci açısından olumlu katkılar sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu katkının öğrencilere dijital becerilerin öğretilmesi ve teknolojik araçların etkin bir şekilde kullanılması şeklinde olabilir. Öğretmenlerin artan dijital yeterliklerinin eğitim-öğretim faaliyetlerine pozitif katkı sağladığı sonucundan hareketle dijital yeterlikleri artıracak eğitimlerin, kaynakların, stratejilerin geliştirilmesi önerilerine yer verilmiştir.
BİLSEM'lerdeki öğrencilerin sanat ve yaratıcılık ile harmanlanmış İngilizce dersi öğretim tasarımına ilişkin tutum ve görüşleri
Bu araştırmada, Bilim ve Sanat Merkezlerindeki (BİLSEM) özel yetenekli öğrencilerin sanat ve yaratıcılıkla harmanlanmış İngilizce dersi öğretim tasarımına ilişkin tutum ve görüşlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, karma araştırma yöntem desenlerinden birleştirme (çeşitleme) desenine göre kurgulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 Eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Balıkesir ili Karesi ilçesinde bulunan Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Bilim ve Sanat Merkezi ÖYG (Özel Yetenekleri Geliştirme) Programı'nda öğrenim gören 19 öğrenci oluşturmaktadır. İngilizce alan dersi kapsamında çalışma grubuna araştırmacı tarafından geliştirilen 16 saatlik "Sanat Eğitimi ve Yaratıcılık ile Harmanlanmış Öğretim Tasarımı Programı" etkinlikleri uygulanmıştır. Nicel veri toplama araçları olarak İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği özel yetenekli öğrencilere öğretim tasarımının uygulanması öncesi ve sonrasında kullanılmıştır. Uygulamanın bitiminde uygulanan son-test yanında çalışma grubundan gönüllü seçilen 8 öğrenciye "Sanat ve İngilizce Dil Becerileri Öğrenim Sürecine İlişkin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Öğrencilerin Dil Öğrenimine Karşı İlgilerinde Farklılık Olup Olmadığına Dair Düşüncelerini İçeren Etkinlik Değerlendirme Formu" uygulanarak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubuna uygulanan "İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ön-test ve son-test puanlarını karşılaştırmak için ilişkili örneklemler t testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak "Sanat ve İngilizce Dil Becerileri Öğrenim Sürecine İlişkin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Öğrencilerin Dil Öğrenimine Karşı İlgilerinde Farklılık Olup Olmadığına Dair Düşüncelerini İçeren Etkinlik Değerlendirme Formu", görüşmelerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin İngilizce dersine yönelik tutumlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmasa da aritmetik olarak puanlarında artış görülmüştür. Bu noktada 16 saatlik sanat eğitimi ve yaratıcılık ile harmanlanmış öğretim tasarımı programının, öğrencilerin İngilizce dersine karşı tutumlarını değiştirmede etkili olmadığı görülmüştür. Ancak nitel verilere göre; etkinliklerin sanat ve yaratıcıkla harmanlanmasının öğrencilerin, İngilizce dersine karşı olumlu tutumlar geliştirmelerine, derse katılma isteklerinin artmasına, dersi eğlenceli bulmalarına, derste öğrendiklerini yaşantılarına aktarmalarına, sanat dallarına ilgilerinin oluşmasına, yaratıcılıklarının artmasına ve özgüvenlerinin gelişmesine katkı sağladığı elde edilen bulgular arasındadır. Araştırmanın sonunda, elde edilen sonuçlardan yola çıkılarak İngilizce derslerinde sanat ve yaratıcıkla ilgili etkinliklerin kullanılmasına yönelik öneriler sıralanmıştır.
Sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeler ile ebeveyn desteğinin öğrencilerin BİLSEM'e yerleşmelerine etkisi
Bu çalışmada Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) seçilen öğrencilerin sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeleri ile okul algıları ve ebeveyn desteklerinin akranlarından farklılıklarına odaklanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın amacı; ilkokul öğrencilerinin sosyal, kültürel ve ekonomik sermayesi ile okul algıları ve ebeveyn desteklerini ortaya koyarak bu değişkenlerin BİLSEM'e yerleşmelerindeki etkisini incelemek olarak belirlenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımlarından nedensel-karşılaştırma modeli kullanılarak yapılandırılan çalışma iki farklı katılımcı grubu ile gerçekleştirilmiştir. İlk grubu küme örnekleme yöntemiyle belirlenen BİLSEM öğrencilerinin yoğun olduğu ilkokullarda öğrenim gören 489 ilkokul öğrencisi ve ebeveyni oluşturmaktadır. İkinci grup ise BİLSEM'e devam eden 1,257 öğrenci ve 74 mezundan oluşmaktadır. Çalışmada veriler; biri öğrencilere yönelik diğeri öğrencilerin ebeveynlerine yönelik olarak iki farklı veri toplama formu kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler; betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, ki-kare, korelasyon, ikili ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışmada elde dilen başlıca bulgular şunlardır: (a) BİLSEM'e kabul edilen öğrenciler özel aile pozisyonundadır (tek çocuk veya tek kardeş) ve akranlarına göre erken çocukluk dönemlerinde daha fazla okuryazarlık ve aritmetik etkinliğiyle ilgilenmişlerdir. (b) Kültürel sermaye, ev ortamındaki eğitimsel kaynak yoğunluğu, okul yaşamı algısı ve öğrencilerin okula hazır bulunuşluk düzeyleriyle birlikte BİLSEM'e yerleşme değişkenliğinin %32'sini açıklayabilmektedir. (c) Somutlaştırılmış kültürel sermaye ve aile içi kültürel iletişim BİLSEM'e yerleşmede baskın itici kültürel sermaye güçleridir. (d) Sosyal ve ekonomik sermayenin BİLSEM'e yerleşme üzerinde herhangi bir anlamlı yordayıcılığı yoktur. Mevcut bulgular, temelde zekâ testleri ile öğrenci seçimi yapan BİLSEM'lere kabulün ana belirleyicilerinin ailenin kültürel sermayesi, ev ortamındaki eğitimsel kaynaklar, ebeveyn desteği ve erken okuryazarlık ve aritmetik etkinliklerini gerçekleştirme düzeyleri olduğunu göstermektedir.
Muğla iline bağlı bilim ve sanat merkezlerinde verilen görsel sanatlar eğitimine yönelik yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleri
Bu araştırmanın temel amacı, Muğla ilindeki Bilim ve Sanat Merkezleri'nde sunulan görsel sanatlar programlarının özel yetenekli öğrenciler için yeterliliği, merkezlerin fiziksel altyapısı ve maddi imkânlarının değerlendirilmesi, öğrenci tanılama ile seçme sınavlarının güvenilirliği; yönetici, öğrenci, öğretmen ve velilerin görüşlerine göre belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve velilerin merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimine ilişkin algıları ve farkındalıkları tespit edilmiştir. Merkezlerin görsel sanatlar alanındaki eğitim ve seçme sınavlarına yönelik yeterlilik düzeyini belirlemek ve tespit edilen bulgularla ilgili öneriler sunulmuştur. Çalışmada ayrıca Muğla ilindeki ilçeler arasındaki farklılıkların belirlenmesi ve özel yetenekli çocukların eğitimlerinin geliştirilmesi için öneriler sunulması hedeflenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içerisinde Muğla'nın 6 Bilim ve Sanat Merkezinde (Muğla, Fethiye, Bodrum, Milas, Marmaris ve Köyceğiz) görev yapan 6 yönetici ve 8 görsel sanatlar öğretmeni, görsel sanatlar eğitimine devam eden 83 öğrenci ve 80 veli ile yürütülmüştür. Araştırmada, nicel araştırma yönteminin genel tarama modeli kullanılmıştır. Görsel sanatlar görüşme anketi başlıklı anket tüm katılımcılara uygulanmıştır. Araştırma süreci, anketin uyarlanması ve uygulanması, verilerin istatistiksel olarak analiz edilmesi ve yorumlanması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde, betimsel istatistiksel frekans ve yüzde çözümlemeler, aritmetik ortalama, standart sapma, ilçe değişkenleri arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için KWH (Kruskal Wallis H-Testi) kullanılmıştır. Merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimi, maddi olanak, fiziki donanım ve seçme ile tanılama boyutlarına göre kadınların erkeklere nazaran ankete daha olumlu yaklaştıkları, yaş faktöründe ise genç yaşlarda olan katılımcıların olgun yaştakilere göre daha olumlu yaklaştıkları, eğitim seviyesi yükseldikçe ise olumsuz bir tutum edindikleri görülmüştür. İlçelere göre bakıldığında çok büyük farklar olmamakla birlikte, bilim ve sanat merkezlerindeki görsel sanatlar eğitimi olumlu değerlendirilmiştir. Bu sonuçlar, cinsiyet, yaş ve eğitim gibi değişkenleri, bireylerin görsel sanatlar eğitimine olan tutumlarını az da olsa etkilediğini göstermektedir. Ankete katılanlar arasında yapılan bir araştırmaya göre, merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimi, maddi olanak, fiziki donanım ve seçme ile tanılama boyutlarına göre kadınların erkeklere oranla daha olumlu bir tutum sergilediği görülmüştür. Yaş faktöründe ise genç katılımcıların, olgunlara oranla daha olumlu bir görüşe sahip olduğu tespit edilmiştir. Eğitim seviyesi yükseldikçe ise olumsuz bir tutum edinildiği görülmüştür. İlçelere göre bakıldığında, bilim ve sanat merkezlerindeki görsel sanatlar eğitimi yöneticilerinin Muğla ve Fethiye, öğretmenlerinin Marmaris, öğrencilerinin Marmaris, velilerinin ise Fethiye'de olumlu bulunduğu görülmüştür. Görsel sanatlar öğretmenleri, öğrenciler ve veliler arasındaki merkezlerde verilen görsel sanatlar eğitim programlarının tam gün eğitime dönüştürülmesinin, gerekli sosyal yaşam için zamanın sağlanması bakımından önemli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin sanat eğitimlerinin bütüncül olarak desteklenmesinin tüm katılımcılar açısından önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin yükseköğrenimde konusunda uzman hocalardan ders alabilme, üniversitelerin fiziki imkânlarından yararlanabilme olasılığının arttırılması gerektiği vurgulanmıştır. Öğretmenler, öğrenciler ve veliler, merkezlerin maddi olanaklar ve fiziki donanım boyutuna ilişkin olarak yeterli araç gereç ve görsel sanatlar uygulamaları yapmak için yeterli iç ve dış mekân imkânlarına sahip olmadıklarını düşündüklerini belirtmişlerdir. Ancak yöneticiler, böyle bir fiziki imkânsızlığın olmadığını savunmuşlardır. Tüm katılımcıların ortak görüşü, merkezlerdeki görsel sanatlar seçimine ilişkin öğrenci tanılama yöntemlerinin yeterli ve uygun olmadığıdır. Özel yetenekli öğrencilerin tanılaması için gözlem ve portfolyo (ürün dosyası) gibi alternatif seçme yöntemlerinin eklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin ve yöneticilerin özel eğitim konusunda desteklenmesinin önemli olduğu belirtilmiştir.
Çocuklar için felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin ilkokul BİLSEM öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) ilkokul öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemektir. Çocuklar için Felsefe dersi kapsamında uygulanan hipotetik düşünme yönteminin yer aldığı etkinliklerin doğuştan standartların üzerinde yaratıcılık becerisine sahip üstün yetenekli ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi olup olmadığı araştırma konusunu oluşturmaktadır. Literatür incelendiğinde Çocuklar İçin Felsefe ve Düşünme Eğitimi ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Fakat bu çalışmalarda üstün yetenekli ilkokul öğrencileriyle çalışılmamış ve hipotetik düşünme yöntemine rastlanılmamıştır. Araştırmada tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Uygun örneklem yoluyla araştırmanın örneklemi oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Menteşe İlçesinde Bilim ve Sanat Merkezinde eğitim ve öğretim gören 36 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT)" kullanılmıştır. Araştırmanın başında ön test olarak TYDT Sözel A form uygulanmıştır. Ardından öğrencilere 8 hafta boyunca 40 dakikalık 2 oturum şeklinde Çocuklar İçin Felsefe eğitimi hipotetik düşünme yöntemi ile etkinlik olarak verilmiştir. Eğitim sonrasında son test olarak TYDT Sözel B formu uygulanmıştır. Araştırma verileri öğrencilerin TYDT testlerine verdikleri yanıtlardan oluşmaktadır. TYDT'nin A ve B formlarından her bir öğrenci için; sözel toplam puanlar ve alt puan türleri elde edilmiştir. Elde edilen bu verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Erişi verilerin normallik dağılımlarına bakıldıktan sonra İlişkisiz Örneklemler T Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile veriler analiz edilmiştir. Analiz sonucunda Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin sözel yaratıcılık toplam, akıcılık, esneklik ve orijinallik puanlarına tüm gruplar ve 3. sınıf düzeyinde olumlu etki ettiği, 4. sınıflar için ise akıcılık ve sözel toplam puanlarında anlamlı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak BİLSEM ilkokul öğrencilerine verilen Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine olumlu yönde geliştirdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: çocuklar için felsefe eğitimi, BİLSEM, üstün yetenekli, hipotetik düşünme, yaratıcılık
Bilim sanat merkezlerindeki matematik öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel gelişimine dönük yaptıkları uygulamalara ilişkin deneyimleri
Bu araştırmada, Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) görev yapan matematik öğretmenlerinin yaptığı matematiksel uygulamaların, üstün yetenekli öğrencilerin gerçekliğine ne ölçüde hizmet ettiğine yönelik genel resmi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın modeli nitel araştırma yöntemi kapsamında fenomenoloji (olgubilim) deseninde yürütülmüştür. Bu desende amaç, bir fenomene ilişkin günlük yaşam tecrübelerimizin doğasını derinlemesine anlamaya çalışarak özüne ulaşmaktır. Fenomene ilişkin deneyimlere ulaşmak amacıyla gönüllü katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formunda bulunan sorular çevrimiçi görüşme ortamında yöneltilmiştir. Araştırmanda katılımcıların deneyimlerine yönelik görüşleri fenomenoloji analiz yöntemi ile incelenmiştir. Analize araştırmacı, veri analizine katkı sunan akademisyen ve bilim uzmanı önyargıları ayraç içine aldıktan sonra başlanmıştır. Analizde katılımcıların deneyimlerine ilişkin kendi görüşleri, indirgeme, anlam birimleri ve temalar tablo halinde düzenlenmiştir. Fenomene ilişkin katılımcı deneyiminin özü, dokusal ve yapısal betimlemelerle okuyucuya sunulmuştur. Araştırma sonunda BİLSEM'lerde alt yapı eksikliği tespit edilmiştir. Öğretmenlere sunulan özerk alanın standart temelli yapılandırılmasının, öğrencilerin düşünce sistematiğini temellendirmeye yönelik bakış açısını geliştireceği sonucuna ulaşılmıştır. BİLSEM'de üstün yeteneğin resmini ortaya koyan niteliklerin ve karakteristik özelliklerin kanıta dayalı ilkelerle belirlenmesi önerilmiştir.
Algılanan anne tutumu, mükemmeliyetçilik ve psikolojik sağlık ilişkisinde ruminasyonun aracı rolü: Üstün yetenekli ergenlerle bir çalışma
Bu çalışmanın amacı üstün yetenekli ergenler tarafından algılanan anne tutumu ve mükemmeliyetçilik düzeyleri ile psikolojik sağlık ilişkisinde ruminasyonun aracı rolünün incelenmesidir. Psikolojik sağlık ise depresyon ve benlik saygısı değişkenleri ile değerlendirilmektedir. Çalışmaya 10-17 yaş aralığında olan ve Ankara ilindeki Bilim Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden 156 üstün yetenekli ergen katılmıştır. Katılımcılardan bilgi toplamak için, demografik bilgi formu, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği (EMBU)-Anne Formu, Ruminasyon Ölçeği Kısa Formu, Çocuklar için Depresyon Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği-Benlik Saygısı alt ölçeği kullanılmıştır. Toplanan bilgiler, korelasyon, bağımsız örneklem t-testi, regresyon ve aracı değişken (mediation) analizleri ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda üstün yetenekli ergenlerin mükemmeliyetçilik düzeyleri ile psikolojik sağlık ilişkisinde ruminasyonun aracı rolünün anlamlı olduğu görülmüştür. Benzer şekilde üstün yetenekli ergenlerin algıladıkları anne tutumları ile psikolojik sağlık ilişkisinde de ruminasyonun aracı rolü anlamlıdır. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
Bilim ve sanat merkezlerine öğretmen seçim standartlarının belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı; bilim ve sanat merkezlerine öğretmen seçimine ilişkin standartların oluşturulmasıdır. Standartlar oluşturulurken delphi tekniği kullanılmıştır. Delphi tekniği, uzman bir grubun görüşlerine başvurmak suretiyle, mevcut görüşlere kontrollü geri bildirim sağlayarak, mutabakata varılan güvenilir bir anket elde etme sürecidir. Bu çalışmanın uzman grubunu bilim ve sanat merkezleri öğretmen seçim süreçlerini başarı ile tamamlamış ve halen bilim ve sanat merkezlerinde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmada uzman grup belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Uzman grup içerisinde; 15 öğretmen, 6 yönetici ve alanda uzman 2 akademisyen olmak üzere toplam 23 kişi bulunmaktadır. Delphi tekniği 3 tur üzerinden uygulanmıştır. İlk turda 5'li likert ölçek kullanılmış, diğer turlarda ise mevcut performans göstergeleri üzerinde uzlaşı sağlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma neticesinde; kişisel özellik, ilgi ve istek, beceri, iletişim, akademik, teknoloji ve entelektüel düzey olmak üzere yedi standart alan belirlenmiştir. Belirlenen standart alanlara ilişkin görüşler analiz edilerek performans göstergelerine dönüştürülmüş ve uzmanların bu göstergeler üzerinde görüş birliği sağlama durumları ortaya konulmuştur. Yedi standart alanda, kişisel özellik (17), ilgi ve istek (8), beceri (14), iletişim (7), akademik (8), teknoloji (5) ve entelektüel düzey (5) olmak üzere toplamda 64 performans göstergesi elde edilmiştir. Elde edilen standartlar ve performans göstergeleri, öğretmenlerin kendilerini geliştirebilecekleri alanları bilmeleri ve iyileştirebilecekleri nitelikler konusunda özdenetim mekanizması oluşturabilmeleri açısından önem arz etmektedir.