Speed
125 theses under this subject heading
12-14 yaş grubu futbolcularda ınterval, MAS ve dar alan antrenman metotlarının MaxVO2 üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 12-14 yaş grubu futbolculara uygulanan İnterval, MAS (Maksimum Aerobik Sürat) ve DAO (Dar alan oyun) antrenman metotlarının MaxVO2 (Maksimum Oksijen Tüketim Kapasitesi) üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Araştırmaya bir futbol kulübünün altyapısında futbol oynayan 32 çocuk gönüllü olarak katılmıştır. Yaş ortalamaları 12.63 ± 0.71 yıl, boy uzunluğu 150 ± 8.94 cm ve vücut ağırlığı 40.51 ± 10.48 kg olan 16 futbolcu kontrol grubunu, yaşları 13.25 ± 0.68 yıl, boyları 154.31 ± 8.06 cm ve vücut ağırlığı 49.18 ± 14 kg olan 16 futbolcu deney grubunu oluşturmuştur. Kontrol grubunun sadece öntest- sontest ölçümleri alınmış ve kendi antrenmanlarına ek hiçbir antrenmana tabii tutulmamıştır. Deney grubuna ise haftada 2 gün kendi antrenmanlarına ek 30 dakika olacak şekilde ve 6 hafta boyuncu düzenli olarak antrenman uygulanmıştır. Deney grubu; yapılan öntest ve ölçümler sonrasında kendi içerisinde 3 gruba (MAS, DAO ve İnterval) ayrılmış ve farklı antrenman metotları uygulanmıştır. Antrenmanlar öncesinde kontrol ve deney grubundaki sporculara antropometrik ölçümler ile 30-15 IFT ve Shuttle Run testleri uygulanmıştır. Yapılan bütün ölçümler sonucunda istatistiksel hesaplamalar IBM SPSS İstatistik 26.0 versiyon programında analiz edilerek bulgularla sunulmuştur. Altı haftalık çalışma dönemi sonunda Shuttle Run öntest- sontest değerleri arasında MAS, DAO ve İnterval gruplarında anlamlı farklılık tespit edilirken (p<0.05), kontrol grubunda anlamlı farklılık bulunamamıştır. 30-15 IFT öntest- sontest değerleri incelendiğinde ise MAS, DAO, İnterval ve kontrol gruplarında anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Sonuç olarak 12-14 yaş grubu futbolcularda 6 hafta boyunca haftada 2 gün şeklinde düzenli olarak uygulanan MAS, DAO ve İnterval antrenman metotlarının MaxVO2 seviyesini artırdığı tespit edilmiştir.
Yüzmede kullanılan farklı antrenman şiddeti göstergelerinin zirve oksijen tüketimi ile ilişkisi
Denizli G., Yüzmede Kullanılan Farklı Antrenman Şiddeti Göstergelerinin Zirve Oksijen Tüketimi ile İlişkisi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Spor Bilimleri ve Teknolojisi Programı Doktora Tezi, Ankara, 2023. Bu çalışmada yüzücülerde laktat eşiğindeki yüzme hızı, kritik hız, maksimal yüzme hızı ve farklı mesafelerdeki yüzme hızları (50m, 100m, 200m ve 400m) ile VO2zirve ve karşılık gelen yüzme hızı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu amaçla katılımcılara 25m, 50m 100m, 200m ve 400m maksimal yüzme testleri ile 7x200m kademeli artan test protokolü serbest stilde yüzdürülmüştür. Yüzülen farklı mesafeler süreye karşılık grafiğe geçirilerek elde edilen regresyon eğrisinin eğiminden kritik hız hesaplanmıştır. 7x200 m kademeli artan test esnasında alınan kan örneklerinden laktat konsantrasyonu ölçülmüş ve laktat dönüm noktası yöntemi ile laktat eşiği belirlenmiştir. Bu çalışmanın örneklemini 500 ve üzeri FINA puanı almış 15-16 yaş ulusal ve uluslararası düzeydeki kadın ve erkek Türk yüzücülerden 16 kadın ve 19 erkek toplam 35 yüzücü oluşturmuştur. Kademeli artan test sonunda hemen havuzdan çıkmadan önce her ekspirasyon havasını analiz eden portatif bir gaz analiz sistemiyle 20 saniye süreyle oksijen tüketimleri ölçülmüş ve geri kestirim formülü ile oksijen tüketim değerleri belirlenmiştir. Testler sonrası parmaktan alınan kan örneğinden bir el analizörü ile laktik asit ölçümü yapılmıştır. Çalışma sonucunda hem kadın hem de erkek yüzücülerin kritik hızları VO2zirve yüzme hızlarının %93, 200m yüzme hızları %97, 400m yüzme hızları %95 olarak bulunmuştur. Anaerobik eşik yüzme hızı erkeklerde VO2zirve hızının %91' i bulunurken kadınlarda %87' si olarak bulunmuştur. Erkek yüzücülerde VO2zirve değeri ve anaerobik eşik yüzme hızı (AnE YH), kritik hız (KH), 200m, 400m yüzme hızları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Erkeklerden farklı olarak kadın sporcularda VO2zirve ve AnE YH arasında anlamlı ilişki bulunamamıştr. Sadece erkeklerde maksimal yüzme hızı ve 50m yüzme hızı (50m YH) arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Erkek sporcularda VO2zirve yüzme hızı ve AnE YH, KH, 100m YH, 200m YH, 400m YH arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Erkek sporculardan farklı olarak kadın sporcularda VO2zirve yüzme hızı ve KH arasında ilişki bulunamamıştır.
Yüksek hızlı demiryolları, gelişim süreci ve diğer ulaştırma modlarıyla rekabetçiliği
Yüksek hızlı demiryolları; konvansiyonel demiryollarının altyapı, hizmet parametreleri ve kapasite gibi kriterlerinin 40 yılı aşkın bir süredir geliştirilmesiyle elde edilen yeni bir demiryolu sınıfı olarak düşünülebilir. Kırk yıldan fazla bir süre önce ilk olarak Japonya'da kullanılmaya başlayan yüksek hızlı demiryolu hattı zamanla Shinkansen koridorunu ortaya çıkarmış olup günümüzde halen dünyanın en gelişmiş yüksek hızlı demiryolu hattını teşkil etmektedir. Japonya'yı takiben Almanya ve Fransa'da yüksek hızlı demiryolu yatırımları gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Uzun yıllar sektörde bu üç ülkenin önceliğini takiben Avrupa Birliği'nin Beyaz Kitap başta olmak üzere aldığı ulaştırma kararları ve Çin'in ekonomik gelişiminin ulaştırmalarına yansımalarına paralel, yüksek hızlı demiryolu dünya geneline daha fazla yayılmaya başlamıştır. Bu çerçevede, Çin ve İspanya, yüksek hızlı demiryollarının lider ülkeleri arasına 15-20 yıl gibi bir sürede girmişlerdir. Günümüzde sektörün lider ülkeleri olarak Japonya, Fransa, İspanya ve Çin anılabilir. Ülkemizde de son on yılda yüksek hızlı demiryollarına hızlı bir giriş söz konusu olup kayda değer yatırımlar yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. İlk olarak Ankara-Eskişehir Yüksek Hızlı Demiryolu hattı tamamlanmışken, ardından Ankara-Konya Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı işletime alınmış, takibinde de Konya-Eskişehir Yüksek Hızlı Demiryolu Hat bağlantısı açılmıştır. Son olarak da Eskişehir-İstanbul etabı tamamlanarak Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı işletimi sağlanmıştır. İstanbul-Edirne Yüksek Hızlı Demiryolu Hattının inşasına bu yıl başlanacak olup kısa sürede tamamlanması öngörülmekteyken Ankara-Yozgat-Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars Yüksek Hızlı Demiryolu hattının ise inşası hızlı devam etmektedir. İnşası devam eden bir diğer önemli hat ise Ankara-Afyon-İzmir Yüksek Hızlı Demiryolu Hattıdır. Bunun yanı sıra planlanan ve inşa edilen birçok hat söz konusudur. Havayolu sektöründe de ülkemizde son on yılda çok ciddi büyümeler kaydedilmiş olup çok sayıda şehirde havaalanları inşa edilmektedir. Bu noktada, özellikle ülkemiz için yüksek hızlı demiryolları ve havayolları arasındaki rekabetçilik ve entegrasyon unsurlarının tespiti önemli bir noktadır. Tezin amacı, sektörün gelişim sürecini ortaya koymak, yapılan tanımlamaları ele almak, kapasite ve hizmet parametreleri yönünden incelemek ve diğer modlarla karşılaştırmalar yapmaktır. Anahtar Kelimeler: Hız, Kapasite, Modlar Arası Entegrasyon, Yolcu Taşımacılığı, Yüksek Hızlı Demiryolları
Profesyonel futbol oyuncularında hamstring kası kısalığının koşu hızına etkisi
Bu çalıĢmada, profesyonel alt yapı futbol oyuncularında hamstring kas kısalığının koĢu hızına etkisi olup olmadığının araĢtırılması amaçlanmıĢtır. Gözlemsel, kesitsel metotla yapılan bu çalıĢma Kasım 2019-Haziran 2021 tarihleri arasında Mersin Mezitli Spor KlübüAlt Yapı Takımı‟nda yapılmıĢtır. ÇalıĢmaya yaĢları 9-18 yaĢ grubunda yer alan 25 lisanslı futbol oyuncuları dâhil edilmiĢtir. ÇalıĢmanın yapılabilmesi için "Haliç Üniversitesi GiriĢimsel Olmayan Klinik AraĢtırmalar Etik Kurulu‟ndan gerekli izin ve onay alınmıĢtır (30.12.2019, GO 13/273-21)". ÇalıĢmaya katılan tüm bireylere çalıĢma öncesi uygulama ve değerlendirme yöntemleri ayrıntılı olarak açıklanmıĢtır. ÇalıĢmaya dâhil edilen futbolcular 9-18 yaĢ grubunda oldukları için ailelerinden veli onam formu alınmıĢtır. Futbolculara tarafımızca hazırlanmıĢ olan kiĢisel bilgi formu doldurulmuĢtur. ÇalıĢmamızda; gonyometrik ölçümlerde kullanılan en yaygın referans değerler Kendall McCreary ölçümleri üzerinde değerlendirilmiĢtir. Futbolculara hamstring kısalık ölçümü pasif düz bacak kaldırma yöntemiyle sağ ve sol bacak için eklemin hareket açısı gonyometreile tespit edilerek kısalık değeri derece cinsinden kaydedilmiĢtir. Bunun yanı sıra Otur ve Uzan Testi (Sit and Reach Flexibility Test) ve 100 m Sürat KoĢusu testleri uygulanmıĢtır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 24 (Statistical Package for the Social Sciences-IBM®) istatistiksel yazılım programı kullanılmıĢtır. Anlamlılık %95‟lik güven aralığında değerlendirilmiĢ olup, p <0.05 değeri anlamlı olarak kabul edilmiĢtir. ÇalıĢmada profesyonel alt yapı futbol oyuncularında hamstring kası kısalığı ile koĢu hızı arasında iliĢki tespit edilmiĢtir. ÇalıĢmada yer alan; futbolcuların otur-uzan testi sonucu ortalama 2,48±4,68 (min:-11 max:+11) olurken, kısalık dereceleri ortalama 41,48±15,08 (min:15 max:75) olarak saptanmıĢtır.Kısalık derecesi, koĢu testi arasındaki korelasyon katsayıları (r) degerlerine göre boy uzunlukları ile yaĢları,ağırlıkları vücut kitle indeksi (VKĠ), futbola baĢlama yılı arasında, koĢu testi (r:-0,456, p<0,05), ile futbolcuların, ağırlıkları ile yaĢları boy uzunlukları VKĠ futbola baĢlama yılı koĢu testi (r:-0,439, p<0,05), arasında anlamlı orta düzeyde negatif yönlü bir iliĢki tespit edilmiĢtir. Futbola baĢlama yılları ile yaĢlar, boy uzunlukları, ağırlıkları, haftada antrenman sayısı, koĢu testi (r:-0,512, p<0,01), arasında ise anlamlı orta düzeyde negatif yönlü bir iliĢki tespit edilmiĢtir. ÇalıĢmamız sonucunda profesyonel futbol oyuncularında hamstring kası kısalığının koĢu hızına etkisinin bulunduğu tespit edilmiĢtir. Hamstring kası kısalığı arttıkça, koĢu hızının azaldığı, hamstring kası kısalığı azaldıkça da koĢu hızının arttığı söylenebilir.
Genç erkek futbolcularda farklı iki dikey sıçrama testi ile sprint ve yön değişim zamanı arasındaki ilişki
Güç üretiminin hızlanma, maksimum hız ve çeviklik nitelikleri için bir temel sağladığına inanılmaktadır. Bu çalışma ile genç futbolcularda, dikey sıçrama performansları ile ivmelenme, maksimal hız ve yön değişim performansları arasındaki ilişki incelendi. Çalışmaya, Uşak ilinde farklı amatör kulüplerde futbol oynayan, düzenli antrenman yapan, gönüllü 77 sağlıklı erkek sporcu katıldı. Katılımcıların sıçrama performansları, Aktif Sıçrama (AS) ve Skuat Sıçrama (SS) testleri ile hız değerleri, 10 m ve 30 m testleri ve çeviklik değerleri, 505 çeviklik ve T-test ile belirlendi. Tüm parametreler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Analizi ile değerlendirildi. Sporcuların AS ve SS ile 505 Çeviklik test değerleri arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon olduğu tespit edildi (p=0.00). Anaerobik güç ile çeviklik performansları değerlendirildiğinde, Aktif Gmaks ile Skuat Gmaks ve T-test değerleri arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon tespit edilirken, 505 Çeviklik testi değerleri arasında ise negatif yönde orta bir korelasyon tespit edildi (p=0.00). AS ile 10 m ivmelenme testi ve 30 m maksimal hız değerleri arasında negatif yönde orta bir korelasyon olduğu tespit edilirken (p=0.00), SS ile 10 m ivmelenme testi arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon (p=0.01), 30 m maksimal hız testi arasında ise negatif yönde orta bir korelasyon olduğu tespit edildi (p=0.00). Anaerobik güç ile hız testleri arasındaki ilişki incelendiğinde, Aktif Gmaks ile 10 m ivmelenme testi arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon (p=0.01), Skuat Gmaks ile 10 m ivmelenme testi arasında negatif yönde zayıf bir korelasyon (p=0.03) olduğu tespit edildi. Aktif Gmaks ve Skuat Gmaks ile 30 m maksimal hız testi değerleri arasında ise negatif yönde orta bir korelasyon olduğu bulundu (p=0.00). Sporcuların 10 m ivmelenme test değerleri ile 505 Çeviklik test ve T-test değerleri arasında negatif yönde orta bir korelasyon, 30 m maksimal hız testi değerleri ile 505 Çeviklik testi ve T-test değerleri arasında ise negatif yönde orta-güçlü bir korelasyon olduğu tespit edildi (p=0.00). Sonuç olarak, bu çalışma amatör futbolcularda gücün hız yeteneği üzerinde olumlu etkileri olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Futbol, çeviklik, güç, yön değişimi, doğrusal hız
Uşak ili için koridor ortalama hız ihlal tespit sistemleri kurulumu
Günümüz trafik koşulları altında araç sayısındaki artışlar ile beraber trafik kazalarının sayısı artmakta ve buna bağlı olarak trafikte can ve mal kayıpları meydana gelmektedir. Trafik güvenliğinin tehlikeye atılmasında ve meydana gelen kazalarda, insan faktörünün ön planda olduğu görülmektedir. Ayrıca kazalara sebep olan nedenler arasında aşırı hız kavramı, pek çok kaza ile ilişkilendirilmektedir. Aşırı hızın kontrol altına alınması isteği sonucunda sistemler geliştirilmekte ve teknolojik imkânların artması ile bu sistemler daha verimli hale getirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışma kapsamında, Uşak ilinde meydana gelen son beş yıl trafik kaza verileri Uşak Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Müdürlüğü'nden temin edilmekte olup D300 karayolu üzerindeki kaza yoğun bölgelerin tespit edilmesi ve bu bölgeler içerisinden koridor ortalama hız tespit sistemi kurulumuna uygun olanın tespit edilmesi amaçlanmıştır. D300 karayolu üzerindeki trafik kazalarının yoğunluklarına göre seçilen bölgelerden ortalama hız ölçümleri yapılmış olup ortalama hız verilerine dayanarak kurulması planlanan sistem ile aşırı hıza bağlı olarak meydana gelen ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı kazaların önlenmesi hedeflenmektedir. Çalışma sonucunda, seçilen bölgelerden elde edilen ortalama hız verilerinin hız limitlerine olan uygunlukları ve muhtemel koridor ortalama hız tespit bölgeleri içinde en uygun karayolu kesitinin tespiti sunulmaktadır.
Aktivasyon sonrası potansiyasyonun sürat performansına etkisinin sirkadiyen ritme göre incelenmesi
Bu araştırma, aktivasyon sonrası potansiyasyonun (ASP) sürat performansına etkisinin sirkadiyen ritme göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya takım sporlarıyla ve bireysel sporlarla uğraşan 15 erkek sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar sirkadiyen ritme göre performans farklılıklarının belirlenmesi için sabah (8:00-10:00) ve akşam (17:00-19:00) saatlerinde rastgele sırayla ASP uygulaması olarak 1TM'nin % 85 ile her set arası 2 dakika dinlenmeli 3x3 skuat egzersizi gerçekleştirmiş ve sonrasında 15.sn, 2.dk, 4.dk, 8.dk, 12. dk ve 16. dakikalarda 10m ara zamanlı 30 metre sürat testine katılmışlardır. Ayrıca her ASP uygulaması öncesinde referans ölçüm olarak kullanılacak 30 m sprint performansının belirlenmesi için katılımcılar 30 m sürat testine katılmışlardır. Sabah ve akşam yapılan ASP öncesinde katılımcılardan kan örnekleri alınarak kortizol ve testosteron hormon düzeyleri belirlenmiştir. Ayrıca sabah ve akşam ASP ölçümleri öncesinde katılımcıların oral vücut sıcaklıkları, dinlenik kalp atım hızları (KAHDİN) ve laktik asit düzeyleri (LADİN) belirlenmiştir. Bunların yanında ASP sonrasındaki performans değişkenlerine ek olarak her ölçüm zamanı için maksimal kalp atım hızı (KAHMAKS), minimum kalp atım hızı (KAHMİN), laktik asit yanıtları (LA) ile algılanan zorluk derecesi (AZD) yanıtları fizyolojik değişkenler olarak belirlenmiştir. Günün saatine göre sabah ve akşam ölçümleri öncesinde referans sürat performansı ile ASP uygulaması sonrasında 6 farklı zamanda (15sn, 2dk, 4dk, 8dk, 12dk ve 16dk) ölçülen sürat performansındaki ASP etkisi ve zamana bağlı değişim 2x7 (günün zamanı x ölçüm zamanı) tekrarlı ölçümlerde çift yönlü varyans analizi (ANOVA) ile test edilmiştir. F istatistiği anlamlı çıktığında farkın hangi ölçümlerden kaynaklandığını belirlemek için Bonferroni post hoc testi kullanılmıştır. Sirkadiyen ritmin göstergelerinden olan vücut sıcaklığının günün saatinden etkilenmediği saptanmıştır(p0.05). Sirkadiyen ritim gösteren testosteron ve kortizol hormonunun sabah saatlerinde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). 10 m, 20 m ve 30m sürat performansının günün zamanından etkilenmediği ve ayrıca günün zamanı x ölçüm zamanı etkileşiminin de anlamlı olmadığı görülmüştür(p>0,05), ancak bunun yanında bu mesafelerdeki ölçüm zamanı etkisinin anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0,05). 10 m sürat performasındaki bu etkinin 15.sn, 12.dk ve 16.dk sürat performanslarının referans sürat performansından yavaş olmasından kaynaklandığı, 20 m sürat performansında bu etkinin 15.sn, 12.dk ve 16.dk sürat performansının referans sürat performansından yavaş olmasından, 15.sn ve 12.dk sürat performansının ise 2.dk sürat performansından yavaş olmasından kaynaklandığı görülmüştür (p<0,05)). 30 m sürat performansında ise 15.sn sürat performansının referans, 2.dk ve 4.dk sürat performansından yavaş olması ve 16.dk sürat performansının 2.dk sürat performansından yavaş olmasından ölçüm zamanı etkisinin anlamlı olmasına neden olmuştur (p<0,05). Hızlanmalı 10 m ve 20 m sürat performanslarına bakıldığında ise günün zamanı ve ölçüm zamanı etkisi ile günün zamanı x ölçüm zamanı etkileşiminin anlamlı olmadığı görülmüştür (p<0,05). Fizyolojik yanıtlarda KAHMAKS, KAHMİN ve LA yanıtlarında günün zamanı etkisi ile günün zamanı x ölçüm zamanı etkileşimi anlamlı değildir (p>0.05), ancak ölçüm zamanı etkisi anlamlıdır (p<0,05). Anlamlı ölçüm zamanı etkisinin KAHMAKS için 15.sn KAHMAKS değerinin 8.dk,12.dk ve 16.dk KAHMAKS değerlerinden yüksek olmasından kaynaklandığı (p<0,05), KAHMİN içinse 15.sn değerinin 4.dk ve 8.dk değerlerine göre, 2.dk değerinin ise 8.dk değerine göre yüksek olmasından kaynaklandığı görülmüştür (p<0,05), Son olarak LA değerlerindeki ölçüm zamanı etkisi 16.dk LA değerinin 2.dk LA değerinden yüksek olmasından kaynaklanmıştır (p<0,05). AZD yanıtlarına bakıldığında ise günün zamanı ve ölçüm zamanı etkisi ile ölçüm zamanı x ölçüm zamanı etkileşiminin anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0,05). Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları ASP'nin sürat performansına etkisinin günün zamanına göre değişmediğini göstermiştir. Anahtar Kelimeler : Aktivasyon Sonrası Potansiyasyon, Sirkadiyen Ritm, Sürat
Futbolda aerobik dayanıklılığın sürate etkisinin incelenmesi
Futbol doğası gereği birçok motor beceri ve farklı enerji sistemlerinin ihtiyaç duyulduğu, sporcunun hem kendi fiziksel kapasitesi hem de rakibin fiziksel kapasitesiyle mücadele ettiği karmaşık bir spordur. Günümüzde futbolun popülaritesi ile doğru orantılı olarak gelişen teknoloji ve spor bilimi yeni arayış ve ihtiyaçları doğurmuştur. Bu tez çalışmamızda futbolda kullanılan aerobik enerji sisteminin sürat ile ilişkisinin olup olmadığı eğer herhangi bir ilişki var ise bunun ne derecede olduğu araştırılması amaçlanmıştır.
Farklı ülkelerde temel futbol eğitimi alan 9-14 yaş grubu çocukların antropometrik ve motorik yeterliliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Farklı Ülkelerde Temel Futbol Eğitimi Alan 9-14 Yaş Grubu çocukların Antropometrik ve Motorik Yeterliliklerinin Karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya aktif olarak temel futbol eğitimi alan Kazakistan'dan 57 ve Türkiye'den 58 sporcu katılmıştır. Çalışmamızda sporcuların yaşı, boyu, kilosu, vücut yağ yüzdesi, bel ve kalça çevresi, esneklik, çeviklik, dayanıklılık, sürat testleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler ortalama ve standart sapma olarak belirtilmiştir. Normallik testi için kolmogrovf ve simirnov testi kullanılmış olup verilerin normal dağılması üzerine iki grubun karşılaştırılması için bağımsız gruplarda T testi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS for Windows 25.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan sporcuların demografik özellikleri karşılaştırıldığında vücut yağ ağırlığı ve boy parametrelerinde istatistiksel bir farklılık görülürken (p<0,01) vücut ağırlığında ise istatistiksel anlamda farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Diğer ölçümlere bakıldığında bel çevresi parametresinde anlamlılık izlenirken (p<0,01) boyun çevresi ve kalça çevresi parametresinde herhangi bir anlamlılık saptanmamıştır. Antropometrik özellikler incelendiğinde şınav, mekik ve illinois (çeviklik) parametrelerinde anlamlı bir farklılık görülürken (p<0,01) solunum fonksiyonları testi, Sprint, esneklik ve dayanıklılık parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Motorik özelliklerin ortalamalarına bakıldığında Kazak sporcuların sprint değerlerinin ortalaması 5,405±,474 sn. olurken, Türk sporcularda 5,540±,506 olarak ölçülmüştür. Kazak sporcularda şınav değeri ortalaması 15,160±5,754 olarak ölçülürken, Türk sporcularda 12,807±5,228 ad. olarak belirlenmiştir. Kazak sporcuların mekik çekme değeri 15,821±3,747 ad. olurken, Türk sporcularda 13,982±3,870 ad. olarak belirlenmiştir. Kazak sporcuların esneklik değerinin ortalaması 21,678±,6,630 cm olurken, Türk sporcularda 19,946±5,797 cm olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların dayanıklılık değerinin ortalaması 47,071±16,634 olurken, Türk sporcularda 42,631±17,396 olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların İllinois(çeviklik) değerinin ortalaması 18,613±1,452 sn. olurken, Türk sporcularda 19,691±2,385 sn. olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların Solunum fonksiyonları test değerinin ortalaması 2,080±,552 olurken, Türk sporcularda 2,222±,620 olarak ölçülmüştür. Araştırmanın sonucunda Temel Futbol Eğitimi Alan 9-14 Yaş Grubu çocukların Antropometrik ve Motorik Yeterlilikleri arasında birçok değerde Kazak sporcuların Türk sporculara göre anlamlı farklılıkları olduğu sonucuna varılmıştır.
İstanbul Anadolu yakasında bulunan 8-12 yaş arasında olan erkek futbol oyuncularının fiziksel özelliklerini incelenmesi
Yapılan bu çalışmanın amacı; İstanbul Beykoz ilçesinde spor yapan ve yapmayan 8-12 yaş grubu çocukların fiziki gelişim ve fiziki uygunluk parametrelerinin incelenmesidir. Araştırmaya deney grubu olarak 80, kontrol grubu olarak da 40 gönüllü çocuk katılmıştır. Araştırmaya tabi tutulan deney grubu ve kontrol grubunda yer alan çocukların antrenman öncesi ve sonrası antropometrik ve fiziksel test ölçümleri testleri uygulanmıştır. Boy ölçümü için stadiometre, oturarak boy ölçümü özel oturma yüksekliği aleti, vücut ağırlığı ölçümü için Tanita HD 358 baskül, esneklik testi için özel otur-uzan esneklik sehpası, dikey sıçrama ölçümü için elektronik Smart Speed Lite marka ped, 30 saniye mekik testi için kronometre, durarak uzun atlama ve 1 kg baş üstünden sağlık topu atış testleri için metre kullanılmıştır. Grupları karşılaştırmak için Paired t test, yaşlarına göre motorsal ölçümlerinin karşılaştırılması için Kruskal Wallis H testi, korelasyon ölçümleri için Pearson kolarasyon programı ve SPSS analiz programı kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde (p<0.01) ve (p<0.05) güven aralıkları kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarında ilk test ve son test arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür (p<0.01). Elde edilen sonuçlar ve öneriler spor biliminde ve beden eğitimi derslerinde öğretmenlere faydalı olacağı düşünülmektedir.
Genç futbolcularda anaerobik dayanıklılık, çeviklik ve sürat parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, genç futbolcularda anaerobik dayanıklılık, çeviklik ve sürat parametreleri arasındaki ilişkilerin ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, İstanbul Kağıthane İlçesindeki Seyrantepe Of Spor amatör futbol takımının bünyesinde olan 14 yaşındaki 24 futbolcu katılmıştır. Sporcuların, kilo ölçümleri (Vücut ağırlığı ve boy ağırlığı 0,1 kg hassaslıkta bir elektronik terazi ile ölçülürken), boy ölçümleri (boy uzunluğu 0,01 cm hassaslıkta dijital boy ölçer aletiyle ölçülmüştür), anaerobik dayanıklılık ölçümleri tekrarlı sprint yeteneği testi ile, çeviklik ölçümleri T-çeviklik testi ile, sürat ölçümleri 30 metre sürat testi uygulanarak ölçümler yapılmıştır. Sürat ve çeviklik testi için FusionSport Smartspeed marka fotosel kullanılmıştır. Yapılan bütün ölçümler sonucunda tüm istatistiksel hesaplamalar SPSS 25.0 paket programında analiz edilerek bulgularla sunulmuştur. Çalışmaya katılan sporcular normal dağılım göstermesi sebebiyle parametreler arasındaki korelasyonu incelemek için pearson krelasyon (r) analiz yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışma ilişkisel tarama modeli ile yapılmıştır. Genel tarama modeli türlerinden, ilişkisel tarama modeli iki ya da daha fazla sayıdaki değişken arasında birlikte değişim varlığı veya derecesini belirlemeyi amaçlayan bir araştırma modelidir. Bulgular: Çalışmaya gönüllük esasına bağlı olarak katılan sporcuların düşüş yüzdesinin yorgunluk indeksini etkilediği ve toplam varyansın %59'unu açıkladığı görülmektedir. Yapılan çalışmada çeviklik ile sürat arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişki ortaya çıkmıştır. Sürat parametresinin çevikliği etkilediği ve toplam varyansın %23'ünü ifade ettiği görülmektedir. Çeviklik parametreleri ile sürat parametreleri arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişkiye rastlanırken (p=,017, r=,483), düşüş yüzdesi parametresi ile yorgunluk indeksi arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir (p=,000, r=,771). Regresyon katsayısının anlamlılığına ilişkin test sonuçları incelendiğinde, düşüş yüzdesi parametre düzeyinin (t= 5,675, p= ,000), yorgunluk indeksini etkilediği ve toplam varyansın yaklaşık %59 ' ünü açıkladığı görülmektedir. Sonuç: Genç futbolcularda, sürat ve çeviklik parametreleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. (p<0,05). Ancak anaerobik dayanıklılık ile çeviklik ve sürat arasında anlamlı ilişkiler saptanamamıştır. (p>0,05).
13-16 yaş gruplarındaki erkek çocuklarının monopalet ve yüzme branşlarındaki dayanıklılık çalışmalarının kritik yüzme hızına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 13 -16 yaş grubundaki monopalet ve yüzme sporu yapan erkek yüzücülere, 10 haftalık karada yapılan dayanıklılık antrenmanlarının kritik yüzme hızına ne düzeyde etki ettiğini T – 1000m yüzme testi yapılarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Araştırmaya 15 monopalet ve 15 yüzücü olmak üzere toplam 30 sporcu katılım göstermiştir. Araştırmada yer alan sporcular, Bahçelievler Belediyesi yüzme kulübü, Bakırköy Ata Spor kulübü, Marmara yüzme ihtisas kulübü ile Okyanus koleji Spor Kulübünden seçilmiştir. Araştırmaya katılan sporculara Skinfold yağ ölçüm testleri (Biceps, Subscapula ve Suprailiac) 'a yapılmıştır. Motor özelliklerin ölçümü için dikey sıçrama ve durarak uzun atlama testleri, Antropometrik ölçümler için kulaç uzunluğu, Vücut ağırlığı ve Boy ölçümü alınıp Suda dayanıklılık testi için de T – 1000m testi uygulanmıştır. Yapılan ölçüm ve testlerden elde edilen verilerin gruplar arası karşılaştırılmasında grup büyüklüğünün 50'den küçük olması dolayısıyla Shapiro-Wilk testi İstatistiksel işlem olarak T testi ve Paired T analizinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler incelendiğinde elde edilen bulgular sonucu her iki spor dalında belirli bir düzeyde gelişim olduğuna ulaşılmıştır. Fakat ön ve son testlere bakıldığında belirgin düzeyde farklılık olarak, yüzme sporcularında durarak uzun atlama ve T1000m testlerinde, monopalet sporcularında ise scapula paremetresinde pozitif yönde bir gelişim olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dayanıklılık Antrenmanı, Kritik Yüzme Hızı, Vücut Ölçüm Değerleri
Özel yetenek sınavlarına hazırlanan sedanter bireylerin yapmış oldukları direnç egzersizlerinin bazı fiziksel parametrelere etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, 18 yaş ve üzeri özel yetenek sınavlarına hazırlanan sedanter bireylere uygulanan direnç egzersizlerinin fiziksel parametrelere etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya İstanbul ilinde ikamet eden 7 kişi deney grubu, 7 kişi ise kontrol grubu olarak toplamda 14 sedanter birey katılmıştır. Araştırmamızda özel yetenek sınavına hazırlanan sedanter bireylere, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, koordinasyon, antropometrik ölçümler ve 10-20-30 metre sürat testleri uygulanmıştır. Çalışmada verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun test değerlerinin karşılaştırılmasında Repeated meausure anova testi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, katılımcıların grup içi ön ile son ölçümleri incelendiğinde bazal metabolizma hızı, kas kütlesi, vücut iç yağ, 10, 20, 30 metre sürat testleri, koordinasyon değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Vücut yağ oranı, vücut ağırlığı oranı, beden kitle indeksi değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak yapılan çalışmada spor bilimleri alanında yükseköğrenim görmek için özel yetenek sınavına katılım sağlayan adaylarda yapılan sürat ve koordinasyon çalışmalarının yanı sıra yapılan direnç egzersizlerinin olumlu performansa pozitif bir etkisi olduğu görülmüştür.
Propriosepsiyon antrenmanlarının profesyonel kadın futbolcularda bazı seçilmiş motorik özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, propriosepsiyon egzersizlerinin profesyonel kadın futbolcular üzerinde uygulanması sonucu dikey sıçrama, sürat, çeviklik ve denge parametreleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma grubumuzu Kadın Futbol Süper ligi İstanbul ili Fatih Vatan Spor Kulübü'nde faal futbol oynayan 22 kadın futbolcu oluşturmuştur. Futbolcular, yansız atama ile propriosepsiyon (n=11) ve kuvvet (n=11) grubu olarak iki gruba ayrılmıştır. Katılımcılara, fiziksel ve kondisyonel performanslarını değerlendirmek için vücut ağırlığı, boy uzunluğu, statik denge, illinois çeviklik, 30 m sürat ve dikey sıçrama testleri ön test olarak uygulandıktan sonra 8 hafta boyunca haftada 2 gün olmak üzere kuvvet grubuna sadece kuvvet antrenman programı uygulatılırken, propriosepsiyon grubuna kuvvet antrenman programına ek olarak propriosepsiyon antrenman programı uygulanmıştır. Çalışma süresi sonunda son testler tekrarlanmıştır. Çalışma sonunda elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Kişilerin ön test-son test ölçüm skorlarının parametrik ve nonparametrik dağılım durumlarına, dağılım eğrilerine ve çarpıklık-basıklık (Skewness-Kurtosis) değerlerine bakılmıştır. Çıkan sonuçlara göre istatistiksel işlem olarak, antrenman gruplarının zamandaki (ön ve son test) etkisini belirlemek için iki yönlü tekrarlı ölçüm (Two-way Repeated Anova) analizi kullanılmıştır. Çıkan sonuçlar incelendiğinde propriosepsiyon egzersizlerini uygulayan grubun dikey sıçrama, sürat, çeviklik ve denge parametreleri üzerinde grup içi ön ve son test değerlerinde anlamlı farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arası yapılan karşılaştırmada tüm parametrelerde herhangi bir anlamlılık bulunamamıştır (p>0,05). Uygulanan antrenman programının propriosepsiyon grubu üzerinde geliştirici etkiye sahip olduğu ifade edilebilir. Sonuç olarak, propriosepsiyon egzersizleri pozitif yönlü bir etki göstermiş olduğu söylenebilir. Buna bağlı olarak antrenman programlarının içinde yer verilmesi sonucu sporcularımız üzerinde performans gelişimine yönelik fayda oluşturacağı görülmektedir.
12-14 yaş erkek tenisçilerde pliometrik antrenmanların kuvvet, sürat, denge ve çeviklik parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma erkek tenisçilerde 4 haftalık pliometrik antrenmanların kuvvet, sürat, denge ve çeviklik parametreleri üzerine etkisinin incelemesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya Tenis Eskrim Dağcılık Spor Kulübünden 20 erkek tenis sporcusu katılmıştır. Ön ve son testler aynı ekip tarafından aynı yerde yapılmış ve çalışmaya katılan sporcular 10'u çalışmada, 10'u kontrol grubunda olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Testler kapsamında boy ve kilo ölçümleri, 20 metre hız performans testi, T-testi, pro-agility çeviklik testi, durarak uzun atlama, şınav, mekik, flamingo denge testi ve otur-uzan testi yapılmıştır. Çalışma grubuna 4 hafta (6 gün/hafta) pliometrik egzersiz eğitimi verildi. Araştırmanın istatiksel analizi SPSS 22.0 paket programıyla yapılmıştır. Verilerin normallik dağılımları için Kurtosis-Skewness analizi, betimleyici istatistik için Describtive analizi, grup içi ve gruplar arası karşılaştırılmaların yapılması için eşleştirilmiş paired-samples t test, ve bağımsız iki örneklem independent-samples t testi, testi yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. İstatiksel analiz sonuçlarına göre çalışma grubundaki sporcuların 20 metre sürat, T-testi, pro-agility, durarak uzun atlama, şınav, mekik flamingo ve otur-eriş testlerinde anlamlı düzeyde bir gelişme görülmüştür p<(0,01). Kontrol grubunda 20 metre sürat, T-testi, pro-agility, şınav, mekik flamingo denge testi ve otur-eriş testlerinde anlamlı düzeyde bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Kontrol grubunda durarak uzun atlama testinde anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur p<(0,05) fakat gruplar arasındaki gelişim kıyaslandığında çalışma grubundaki gelişimin anlamlı derecede daha fazla geliştiği görülmüştür p<(0,05). Araştırma sonucunda tenis antrenmanlarına ek olarak yapılan pliometrik antrenmanların 12-14 yaş tenisçilerin kuvvet, sürat, çeviklik ve denge gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
12-14 yaş tenisçilerde self-miyofasyal gevşetme tekniklerinin esneklik kuvvet ve sürat üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, 12-14 yaş tenisçilerde self-miyofasyal gevşetme tekniklerinin esneklik kuvvet ve sürat üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Göktürk tenis kulübü sporcularından araştırmaya gönüllülük esası ilkelerine göre katılan 20 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılar rastgele yöntemle deney grubu 10 kontrol grubu 10 olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Bu çalışmada ön-test son-test kontrol gruplu araştırma modeli kullanılmıştır. Kontrol grubu 8 hafta boyunca normal tenis antrenmanı programına devam ederken deney grubu ısınma sonrası 8 hafta boyunca haftada 3 seans miyofasyal gevşetme protokolünü uygulamıştır. Uygulamalar eğitmen bir hoca eşliğinde gerçekleştirilmiştir. Veriler IBMSPSS 26.0 paket program ile analiz edilmiştir. Grup içi farklılıkları tespit etmek için bağımlı örneklem t testi, gruplar arası farklılıkları tespit etmek için bağımsız örneklem t testi, kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, deney grubu ile kontrol grubu son-test ölçümleri arasında üst ekstremite hareket açıklığı ve esneklik puanlarında, deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Deney grubu ön-test son-test puanlarının karşılaştırılmasında üst ekstremite hareket açıklığı, esneklik ve üst ekstremite kuvvet puanlarında gelişim yönünden anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Sürat testinde ise ön-test son-test ölçümlerinde grup içi ve gruplar arası anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.
14- 16 yaş erkek futbolcularda sanal ortamda yapılan core antrenmanların bazı motor yetilere etkisi
Bu çalışmada Başakşehir ilçesinde bulunan Fenerbahçe spor okullarında futbol oynayan 14 – 16 yaş erkek oyuncuların yaptığı 8 haftalık core antrenmanın bazı motor yetilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada İstanbul/ Başakşehir İlçesi Fenerbahçe spor okullarında futbol oynayan 100 erkek oyuncu içerisinde 14 -16 yaş arasında ki olan 17 erkek oyuncu gönüllü olarak katılmışlardır. Araştırmada, boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), sürat, koordinasyon, top kontrol becerisi ve anaerobik güç ölçümü amacıyla Hüfa (Hacettepe Üniversitesi Futbol Araştırma) testi toplu ve topsuz olarak, patlayıcı güç (çabuk kuvvet)'i ölçmek amacıyla durarak uzun atlama ve core kuvvetini ölçmek amacıyla sağlık topu fırlatma testleri ile sürat, branşa özgün beceri ve koordinasyon, patlayıcı güç (çabuk kuvvet) ve core kuvveti farklarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Araştırma grubundan elde edilen verilerin analizinde elektronik yazılım ile test sonuçlarının normalliğini test etmek amacıyla Shapiro-Wilk testi yapılmış, histogram grafikleri, çarpıklık ve basıklık değerleri incelenmiştir. Sonucun normalliği nedeniyle betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum, maksimum), ilişkili örneklemler t testi hesaplanmıştır. Araştırma kapsamında verileri analiz etmede IBM SPSS 25 yazılımından yararlanılmış ve p < 0.05 anlamlılık seviyesinde değerlendirilmiştir. Analizlerin sonuçlarına göre hüfa top sürme ile ve hüfa topsuz koşu, durarak uzun atlama ve sağlık topu fırlatma (öne,arkaya ve sağ tarafa) ön test ve son test değerlerinin sonucunda anlamlı farklılık gözlemlenmiştir (p<0,05).Sağlık topu fırlatma (sol tarafa) da ise ön test ile son test arasındaki farkın sonucu birbirine yakın seyretmesi nedeniyle istatiksel olarak anlamlı farklılık bulamamıştır (p>0,05). Bu yapılan araştırmada ve literatürün vermiş olduğu bilgiler ışığında core antrenmanın performansı koruma ve ilerletmede fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Elit boksörlerde sitrülin malat takviyesinin maksimal anaerobik güç üzerine akut etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, elit boksörlerin egzersizden 1 saat önce 8 gram sitrülin malat takviyesi kullanımının maksimal anaerobik güç düzeyine akut etkisini belirleyebilmek için bench press fırlatma ve landmine yumruk atma (sağ-sol kol) testleri ile üst ekstremite zirve gücü ve hızını ölçümlemeyi amaçlamıştır. Araştırma grubu; İstanbul Gelişim Üniversitesinde öğrenim gören yaşları 18-22 yaşları arasında değişen, en az 3 yıl düzenli boks tecrübesi olan ve aktif olarak müsabakalar katılan, 13 elit boksörden oluşmaktadır. Araştırma, tek gruplu ön test-son test deneysel desen ile tasarlanmıştır. Araştırma öncesinde yapılan familirizasyon aşamasında sporculara araştırmanın amacı anlatılmış ve tüm testler ikişer kere denetilmiştir. Ardından araştırmanın birinci ölçüm gününde sporcuların yaş hesaplaması, boy, ağırlık ve 1TM bench press ölçümleri yapılmıştır. 48 saat sonra yapılan ikinci ölçüm gününde sadece bench press fırlatma ve landmine yumruk atma (sağ-sol kol) testleri uygulatılmıştır. İkinci ölçüm gününden 48 saat sonra yapılan üçüncü ölçüm gününde ise tüm sporcular sitrülin malat takviyesini 10 dakika arayla tüketmiş olup sırayla ölçüme alınmıştır. Takviyenin etkisinin doruk noktadayken ölçülmesi hedeflendiğinden katılımcılar ilk 40 dakika gözlem altında tutulmuştur. Her katılımcı 40. dakikada ısınma protokolüne başlamış, 55 ve 65. dakikalarda da bench press fırlatma ve landmine yumruk atma testlerini tamamlamıştır. En son sitrülin malat takviyesi kullanmadan ve kullandıktan sonra kaydedilen sonuçlar karşılaştırılarak sitrülin malat takviyesinin elit boksörler üzerinde etki düzeyi incelenmiştir. Araştırmadaki verilerin istatistiksel analizi SPSS 25 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Güvenilirlik analizinde, tüm değişkenlerin Sınıf İçi Korelasyon Katsayısı (ICC) değerleri hesaplanmıştır. Verilerin normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi ile kontrol edilmiştir. Grubun öncesi ve sonrası performans ölçümleri Paired T-Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; elit boksörlerde egzersizden 1 saat önce 8 g sitrülin malat takviyesinin akut olarak kullanılması bench press fırlatma zirve hız (p=0.024) ve zirve güç (p=0.048), sağ kol landmine yumruk atma zirve hız (p<0.01) ve zirve güç (p<0.01), sol kol landmine yumruk atma zirve hız (p<0.01) ve zirve güç (p=0.007) üzerinde istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05).
Judocularda 8 haftalık core egzersiz programının çabukluk, çeviklik ve denge üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Elit judocuların antrenmanlarına ek olarak 8 hafta süre ile uygulanacak olan core egzersizlerin sporcularda çabukluk, çeviklik ve denge düzeyleri üzerine etkisinin olup olmadığını, etkiliyse ne derecede etkili olduğunu incelemektir. Motorik özelliklerden olan çeviklik, çabukluk ve dengenin judo sporcularının performansları üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın Araştırma grubunu Gaziantep ilinde yaşayan 18-25 yaş arası erkek, judo sporu yapan 40 gönüllü birey oluşturmuştur. Yaş, kuşak tipi, aktif spor yapma durumu ve hiçbir engeli ve sağlık problemi olmama kriterlerine göre katılımcılar belirlendi. Bu kriterlere uygun olan 40 sporcu zarf yöntemiyle rastgele olarak 20 sporcu deney, 20 sporcuda kontrol gruplarına ayrıldı. Her iki grupta yer alan sporcular genel antrenmanlarına devam etti. Deney grubunda yer alan katılımcılara 8 hafta boyunca haftada 3 gün statik ve dinamik core egzersiz programı uygulanmış olup, kontrol grubunda yer alan katılımcılar herhangi bir egzersiz programına dâhil edilmedi. Uygulama öncesi ve sonrası ön test ve son test ölçümleri alındı. Araştırma grubundan elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 24.0 paket programından faydalanıldı. Verilerin normal dağılımlarını incelemek için yapılan normallik testi sonucunda (Skewness-Kurtosis) normal dağılım gösterdiği sonucuna ulaşıldı. Sosyodemografik verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde analizinden faydalanıldı. Ön test ve son test değerlerinin karşılaştırılmasında Independent-Samples T Testi ve grupların kendi içerisindeki karşılaştırmalarında Paired- Samples T Testi uygulanmıştır. Kullanılan analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak 8 hafta süresince uyguladığımız core egzersizleri neticesinde T testi, İllionis testi, Reaktif çeviklik testi, Zigzag testi ve Kare drill testlerinin kontrol grubu üzerinde herhangi anlamlı bir sonucunun olamadığı görülmüştür. Deney grubunda ise T testi, İllionis testi, Reaktif çeviklik testi, Zigzag testi ve Kare drill test sonuçlarında anlamlı bir sonuca ulaşılmıştır (p < 0,05). Çabukluk, çeviklik ve denge üzerinde core egzersizlerinin olumlu yönde katkısının olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Elit futbolcularda dayanıklılık parametreleri ile pas değerleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada elit futbolcularda müsabaka dönemindeki dayanıklılık parametreleri ile pas değerleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve ilişki var ise ortaya çıkan ilişkinin hangi düzeyde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Spor Toto Süper Lig takımlarından Ümraniyespor A futbol takımı sporcularının 25 haftalık müsabaka verileri incelenmiştir. Müsabaka verileri küresel konumlandırma sistemi (GPS) ile elde edilmiştir. Aynı zamanda verilerin normal dağılıp dağılmadığını belirlemek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Verilerin normal dağılım göstermemesinden dolayı parametrelerin ilişkisinin incelenmesi için spearman korelasyon testi uygulanmış ve istatistiksel değerlendirme için anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programında analiz edilmiştir. Bulgular: Yapmış olduğum araştırmada toplam pas sayısı ile toplam mesafe (p= ,000; r= ,691**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde yüksek olduğu, toplam pas sayısı ile yüksek hız mesafesi (YHM) (p= ,000; r= ,389**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde zayıf olduğu, toplam pas sayısı ile sürat mesafesi (SM) (p= ,001; r= ,162**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitifi yönde çok zayıf olduğu, toplam pas sayısı ile hızlanma mesafesi (p= ,000; r= ,583**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde orta şiddette olduğu, toplam pas sayısı ile yavaşlama mesafesi (p= ,000; r= 518**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde orta şiddette olduğu, isabetli pas yüzdesi ile TM (p= ,000; r= ,213**) arasındaki korelasyon ilişkinin pozitif yönde zayıf olduğu, isabetli pas yüzdesi ile hızlanma mesafesi (p= ,000; r= 174**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde çok zayıf olduğu, isabetli pas yüzdesi ile yavaşlama mesafesi (p= ,004; r= 144**) arasındaki korelasyon ilişkisinin pozitif yönde çok zayıf olduğu tespit edilmiştir. Diğer parametreler ile İsabetli pas yüzdesi arasında korelasyon ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Futbolcuların oyunda kaldığı süreye, toplam kat ettiği mesafeye, sprint mesafelerine bakıldığında toplam pas sayısının arttığı görülürken, futbolcuların müsabaka içerisindeki rakip futbolcuların pozisyonlarına, taktik durumlarına ve gösterdikleri reaksiyonlara bağlı olarak isabetli pas yüzdesinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Futbol, pas, sürat, dayanıklılık
Erkek basketbolculara uygulanan farklı germe yöntemlerinin patlayıcı kuvvet, çeviklik ve sürat performans düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı uygulanan farklı germe yöntemlerinin erkek basketbol sporcularının sıçrama, çeviklik ve sürat performans düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırma, tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmaya en az 5 yıl basketbol oynamış ve hala oynamaya devam eden yaş ortalamaları 17,69±1,08 yıl olan 16 basketbolcu katılmıştır. Sporculara 72 saat arayla farklı günlerde sırasıyla germe olmayan Koşu Yöntemi (KY), Statik Germe (SG), Dinamik Germe (DG) ve Self - Miyofasyal Gevşetme (SMFG) yöntemleri uygulanmış ve ardından belirlenen sıçrama, sürat ve çeviklik testleri alınarak gösterdikleri performans düzeylerine bakılmıştır. Veriler IBMM SPSS 25 programına aktartılarak analizler uygulanmıştır. Değişkenlerin normallik analizi Shapiro-Wilk analizi ile değerlendirilmiş olup verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Tanımlayıcı istatistik olarak betimsel analiz farklılıkların karşılaştırılması için ise Oneway ANOVA analizi tercih edilmiştir. Ortaya çıkan farklılığının belirlenmesi için post hoc analizlerinden bonferonni tercih edilmiştir. Countermovement Jump (CJM) ve 20 metre sürat testlerinde KY ve DG yöntemlerinin SMFG yöntemi uygulandıktan sonra alınan performans skorlarına kıyasla daha iyi seviyede olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan diğer yöntemler arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. T-Test çeviklik testinde ise yöntemler arası anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Sonuç olarak, maç ya da antrenman sırasında oyuncuların performans özelliklerini arttırmak için öncesinde uygulanacak ısınma aşamasında başlangıçta SMFG ve statik germe uygulamalarının optimal olarak entegre edilmesi ardından dinamik germe uygulamalarının kullanılması ile performansta akut olarak yükselişlerin sağlanabileceği düşünülmektedir.
Balistik antrenman yönteminin atletlerin bazı motorik özelliklerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı disk atıcı atletlerde 6 haftalık balistik kuvvet antrenmanlarının performans parametreleri olan sürat, çeviklik, patlayıcı kuvvet ve disk atma özelliklerine olan etkisini incelemektir. Araştırma grubu Filistin Atletizm Federasyonu'nda kayıtlı olan aktif disk atma sporu yapan 20 kişiden oluşmuştur. Gruplar rastgele dağılım ile 10 deney, 10 kontrol grubu şeklinde ikiye ayrılmıştır. Araştırmaya dahil olan atletlere 30 Metre Sürat testi, T Çeviklik testi, Durarak Uzun Atlama testi ve Disk Fırlatma testi 6 haftalık balistik kuvvet antrenmanları öncesinde ve sonrasında ikişer tekrarla 2 kez uygulanmıştır. Veri dağılımının analizi için Shapiro-Wilk normallik analizi kullanıldı. Normal dağıldığı görülen verilerin grup içinde ön test ve son test ölçümleri arasındaki istatistiksel farklılığın belirlenmesi adına Paired T Testi kullanıldı. Analizlerde istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p <0,05 olarak kabul edildi. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında araştırmaya dahil olan atletlerin deney grubu boy ortalamaları 176,5±2,12 kontrol grubunda ise boy ortalamaları 177,1±4,20 deney grubu vücut ağırlığı ortalamaları 91,3±2,86 kontrol grubu vücut ağırlığı ortalamaları 91,1±2,80 kilogram olarak bulunmuştur. Deney grubunun verilerine bakıldığında patlayıcı kuvvet parametresi ve disk atma parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubuna bakıldığında ise patlayıcı kuvvet parametresinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arasında yapılan karşılaştırmada ise disk atma parametresinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak disk atıcı atletlerde balistik antrenmanlarının fiziksel performans parametrelerini olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır.
Farklı önyüklemeli pliometrik egzersizlerle uygulanan aktivasyon sonrası potansiyasyonunu sürat performansına etkisi
: Aktivasyon sonrası potansiyasyon, maksimal ya da maksimale yakın bir şiddette uygulanan istemli bir kasılma sonucu meydana gelen, sonraki kasılma sırasında zirve gücü ve güç gelişim oranını artırdığı gözlemlenen bir durum olarak ifade edilir (Tillin ve Bishop, 2009). Potansiyasyonun ortaya çıkmasına sebep olan iki ana fizyolojik faktör olduğu düşünülmektedir: Miyozin düzenleyici hafif zincirinin fosforilasyonu (MZF) ve harekete katılan motor ünite sayısındaki artış (Hodgson ve ark., 2005). MZF ile birlikte troponin-C sayesinde sarkoplazmik retikulumdan salgılanan Ca+2 iyonu hassasiyeti artar, Ca+2 salınması ile birlikte daha çok ATP fosforilasyona uğrar ve aktin-miyozin çapraz-köprü oluşumunda artış gözlemlenir (MacIntosh ve ark., 2012). Bu durum her bir çapraz-köprüde üretilen gücün artmasına sebep olur ve patlayıcı egzersizlerde pozitif bir etki gözlemlenir (Patikas ve ark., 2015). Aktivite kaynaklı potansiyel artışının temelinde yüksek şiddetli bir kuvvet egzersizinden sonra bu aktiviteye biyomekanik olarak benzeyen bir egzersiz içeren kompleks antrenman metodu yatmaktadır (Sparks, 2015). Ön kondisyonlanma sonrası, potansiyasyonun maksimum, yorgunluğun minimum olduğu bu avantajlı zaman periyodu fırsat penceresi olarak görülmektedir (Ebben, 2002). McBride ve ark (2017) 15 erkek futbol oyuncusunda yaptığı çalışmada 1 set 3 tekrar 1RM %90 nında skuat yaptırmış ve 4 dakika dinlenme verdikten sonra 40 metre sprint zamanının azaldığını gözlemlemişlerdir. Bir diğer çalışmada Seitz ve ark (2017) 13 elit rugby oyuncusuna 1RM %90 nında 1 set 3 tekrar skuat yaptırmış ve 20 m sprint zamanının azaldığını gözlemlemişlerdir. Aktivasyon sonrası potansiyasyon son yıllarda spor ve antrenman bilimcilerin oldukça ilgisini çeken bir konu olmuş ve bu konuda yapılan çalışmalarda artmıştır. Farklı şartlar altında PAP miktarı birçok faktörden etkilenir (Tillin & Bishop, 2009; Xenofondos ve ark , 2010). Geçmişte yapılan birçok PAP uygulamasında farklı yoğunlukta , şiddette, set sayısı ve tekrar bakımından farklı testler uygulanmıştır (Rixon, Lamont, Bemben, 2007 ). Bu çalışmalardaki sonuçlara göre ilki PAP uygulamasının şiddetidir ve maksimale yakın olmalıdır ayrıca izometrik kasılma dinamik kasılmaya göre daha iyi PAP yanıtı oluşturmaktadır (Rixon, Lamont, & Bemben, 2007 ). Tekrarlayan koşullandırma uyarıcıları uygulandığında birikmiş bir PAP etkisinin olduğu belirtilmektedir (Gossen &Sale, 2000 ; Tillin, Bishop, 2009 ). Dahası hızlı seğiren tıp2 kas fiberleri yavaş seğiren tıp1 kas fiberlerinden daha fazla miyozin hafif zincir kinazı içerir ve daha az veya antagonist miyozin hafif zincir fosfatı içerir (Moore & Stull, 1984 ). Bu nedenle daha fazla tıp2 kas fiberine sahip kaslar daha iyi PAP yanıtı oluşturur (Hamada, Sale, MacDougall, Tarnopolsky, 2000 ; Xenofondos, Patikas, Kocejas ve ark, 2014 ). PAP'ı etkileyebilecek diğer bir faktör ön kondisyonlanma uyarısından sonra değişebilecek kas mimarisidir (Reardon ve ark 2014). Maksimum gönüllü bir kasılmadan sonra 3-6 dakika içerisinde pennasyon açısı azalmaktadır (Reardon ve ark 2014). PAP uygulandıktan sonra etkisinin en iyi şekilde görülmesi için geçecek zamanda çok önemlidir. En iyi PAP yanıtı olarak literatürde 8 dakika gözlenmektedir (Matthews ve ark 2010). PAP kas seviyesinde meydana gelen bir fenomendir ve bu nedenle kas çevresi ve içindeki olayların ifadesinden sorumlu olması beklenir (Sale 2002). Bununla birlikte ön kondisyonlanma uyarısı sadece PAP etkisine neden olmamakla birlikte aynı zamanda yorgunluğu da tetiklemektedir (Sale 2002). Yorgunluk ve PAP antogonistik olarak etki eder ve bu nedenle ölçülen kas performansı hem PAP hem de yorgunluğun sonucudur (Rassier ve.Maclntosh 2000). Bu nedenle ön kondisyonlanma uyarısından sonra son performansın hem merkezi hem nöral hem de kassal (periferik) durumlardan etkilenebileceği belirtilmektedir (Sale 2002). Kevın A Tıll ve diğerlerinin (2009) erkek futbol oyuncularında aktivasyon sonrası potansiyasyonun sürat ve sıçrama performansına etkisinin incelendiği çalışmada ön kondisyonlanma egzersizi olarak 5 RM deadlıft , 5 tekrar tuck jump, 3 tekrar maximum gönüllü kasılma , control grubu kullanılmış ve 10 m, 20 m sürat performansını 4, 5, 6.dakikalarda , dikey sıçrama performansındaki değişimleri 7, 8, 9. dakikalarda incelemişlerdir.Çalışma sonucunda ne ön kondisyonlanma çeşidi ne de süre bakımından herhangi bir fark bulunmamıştır.Aynı çalışmada futbol oyuncularını 5 RM deadlift hareketindeki performansa gore güçlü ve zayıf diye ayırmış ve ayırdığı gruplarda herhangi bir fark gözlenmemiştir..Laurent B. ve diğerlerinin (2014) farklı ön kondisyonlanma egzersizlerinin yaratacağı potansiyasyon derecelerinin sürat performansı üzerine etkisinin incelendiği çalışmada skuat ve power clean egzersizi 1TM %90 ınında ön ondisyonlanma egzersizi olarak uygulanmış ve 7 saniye dinlenme aralığı verildikten sonra 20 metre sürat değerlerine bakılmıştır. Çalışma sonucunda ön kondisyonlanma egzersizi olarak kullanılan power clean egzersizinden sonra skuat egzersizine gore sürat performansında daha fazla artış gözlemlenmiştir. Anthony P Turner ve diğerlerinin (2015) önkondisyonlanma egzersizi olarak pliometrik egzersizin kullanılıp sürat performansı üzerine etkisinin incelendiği başka bir çalışmada 23 erkek sporcu 3 set 10 tekrar alternate leg bounds egzersizini her set dinlenme ile birlikte 25 saniye sürecek şekilde öncelikle vucut ağırlığında bir diğerinde vucut ağırlığına %10 eklenerek uygulamış ve 15.sn, 2, 4, 8, 12. dakikalarda ki sürat performansları incelenmiştir. Çalışma sonucunda en iyi sprint zamanı 8.dakikada ve vucut ağırlığının %10 u eklenerek yapılan uygulamada elde edilmiştir. Paul. J Byrne ve diğerlerinin (2014) sürat performansı üzerinde akut potansiyasyon etkisi olarak dept jump ın kullanıldığı başka bir çalışmada control gurubu, dinamik ısınma grubu ve dinamik ısınma+3 dept jump grubu olmak üzere üç grup oluşturulmuş ve 1 dakika sonra 20 metre sürat performans değerleri incelenmiştir.Çalışma sonucunda potansiyasyon derecesi en iyi dinamik ısınma ve dept jump yapan gurupta gözlemlenmiş ve 20 metre sürat değerleri en düşük bulunmuştur. Javier Sanchez ve diğerlerinin (2018) futbol oyuncularının tekrarlı sprint yeteneği üzerinde farklı aktivasyon sonrası potansiyon derecelerinin etkisi incelenmiş ve 1TM %60 ve 1TM %90 nında skuat egzersizi yapılmış ve sonucunda tekrarlı sprint yeteneğini artıran etkili ağırlık 1TM %90 ı olarak belirtilmiştir. Jose C. Bonfım ve diğerlerinin potansiyasyon etkisi olarak drop jump ın kullanıldığı ve sprint vre dikey sıçrama performansının incelendiği çalışmada 2x5 drop jump uygulanmış ve 5, 10, 15. dakikalarda dikey sıçrama ve 50 metre sürat değerlerine bakılmıştır. Aktivasyon sonrası potansiyasyon etkisi sürat ve dikey sıçrama üzerinde en iyi 15. dakikada gözlemlenmiştir
Kız ve erkek çocukların olgunlaşma ve antrenman düzeylerine göre gerilme kısalma döngüsünün incelenmesi
MAVİLİ C. Kız ve Erkek Çocukların Olgunlaşma ve Antrenman Düzeylerine Göre Gerilme Kısalma Döngüsünün İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Spor Bilimleri ve Teknolojisi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. Bu çalışma, çocuk ve ergenlerin biyolojik olgunlaşma ve antrenman yapma durumlarına göre, gerilme kısalma döngüsünün (GKD) incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Çalışmaya 141 erkek, 120 kız (Yaş: 13,1±2,0 ve 12,7±2,6 yıl, Boy: 12,7±2,6 ve 154,1±12,6 cm, Vücut Ağırlığı: 59,6±17,2 ve 51,0±12,8 kg) olmak üzere toplam 261 katılımcı katılmıştır. Katılımcılar cinsiyet farkı göz önüne alınarak, düzenli antrenman (Erkek n=65, Kız n=59) yapan ve yapmayan (Erkek n=76, Kız n=61) olmak üzere 2 gruba ayrılmışlardır. Katılımcılar, çalışmaya haftalık antrenman ve etkinliklere katılım sürelerine göre gruplandırılmışlardır.Antropometrik ölçümlerin ardındankatılımcıların biyolojik olgunlaşma durumları Mirwald yöntemi ile hesaplanmıştır. Biyolojik olgunlaşma durumları 'zirve boy uzama hızı (ZBUH)' belirlenmiş olup 3 dönemde incelenmiştir (ZBUH öncesi n=87, ZBUH sırası n=70, ZBUH sonrası n=104). GKD ölçümü için, katılımcılara 20 metre sürat testi ve derinlik sıçraması (DS) testi yaptırılmıştır. Derinlik sıçraması testine, 20 cm yükseklikten başlamış ve yükseklik, 5 cm arttırılarak devam etmiştir. Katılımcıların en yüksek reaktif kuvvet indeksi (RKİ) verisinin elde edildiği yükseklik, optimal düşüş yüksekliği (ODY) olarak belirlenmiştir. Derinlik sıçraması testinde, yerde kalış süresi (YKS), sıçrama yüksekliği (SY) ve reaktif kuvvet indeksi (RKİ) değerleri alınmıştır. Katılımcılar iki deneme yapmış, en iyi derece kayıt altına alınmıştır. Elde edilen veriler üç yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir. Sonuçlarda farklılık bulunması halinde farklılığı yaratan grupların araştırılmasında Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Bu çalışma için istatistiksel anlamlılık düzeyi, p<0.05 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, 0-5 metre (p<0.05), 5 – 10 metre ve 0 – 20 metre süresinde (p<0.001); antrenman, cinsiyet ve olgunlaşma etkileşimlerinde anlamlı farklılıklar görülmüştür. Derinlik sıçraması testi, YKS parametresinde, antrenman ve olgunlaşma etkileşimlerinde (p<0.05); SY parametresinde; antrenman, cinsiyet ve olgunlaşma etkileşimlerinde (p<0.001); RKİ parametresinde; antrenman ve olgunlaşma etkileşimlerinde (p<0.001) ve cinsiyette (p<0.05) gruplar arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Sonuç olarak GKD; daha fazla olgunlaşmış sporcular tarafından daha etkili kullanabilmektedir. Antrenman faktörü, GKD'yi olumlu etkilemekte ve cinsiyet farklılığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler; Gerilme kısalma döngüsü, sıçrama, sürat, olgunlaşma hızı, cinsiyet, antrenman etkisi, çocuk ve spor