Sigara
Bu konu başlığı altında 64 tez
Yeşilay'ın sigara ile mücadeleye ilişkin kamu spotlarının sigara içen bireyler tarafından alımlanması: Diyarbakır Bismil örneği
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de sigara bağımlılığına karşı pek çok kampanya ve çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmaların bir kolunu kamu spotları oluşturmaktadır. Kamu spotları, sağlıklı yaşam için gerekli olan iletilerin toplumun tüm kesimine en kolay ve en hızlı şekilde ulaşması için kullanılan en etkin araçların başında gelmektedir. Bu çalışmanın amacı da kamu spotu iletilerinin bireyler tarafından nasıl alımlandığıdır. Alımlama analizi; sağlık iletişimi kapsamında yapılan sigara bağımlılığıyla mücadelede, Yeşilay'ın yaptığı kamu spotu çalışmalarının belirlenen hedef kitle tarafından nasıl alımlandığının/okuduğunun anlaşılması açısından katkı sağlamıştır. Bu bağlamda Yeşilay'ın sigara ile mücadele kapsamında yaptığı güncel 5 adet kamu spotu Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde yaşayan yaşları 18-25 yaş arası değişen ve farklı demografik özelliklere sahip 12 kişiye izletilmiştir. Bu kişiler, kamu spotlarının iletilerini ve içeriğini alımlamada farklı değerlendirmede bulunmuşlardır. Elde edilen bulgular neticesinde ise kamu spotlarının inandırıcılıktan yoksun ve sigara tüketme alışkanlığını terk ettirmede yetersiz olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık İletişimi, Yeşilay, Kamu Spotu, Sigara Bağımlılığı ve Alımlama Analizi.
The role of affect-related smoking outcome expectancies in relations between emotion dysregulation/negative urgency and smoking dependence
The aim of the present study was to examine the relations between difficulties in emotion regulation/negative urgency and smoking dependence through the mediator roles of affect-related smoking outcome expectancies (i.e., negative affect reduction and boredom reduction expectancies). With this purpose in mind, firstly, the Brief Smoking Consequences Questionnaire – Adult (BSCQ-A; Rash &Copeland, 2008) was adapted into Turkish to measure smoking outcome expectancies of Turkish smokers. Next, two multiple mediation models between emotion dysregulation/negative urgency and smoking dependence with the mediator roles of affect-related smoking outcome expectancies were tested using multiple mediation analyses (Hayes, 2013). The results demonstrated that affect-related expectancies from smoking mediated the relationship between difficulties in emotion regulation and smoking dependence, as well as, the relationship between negative urgency and smoking dependence. In the light of the literature, findings, strengths and implications, as well as limitations and future suggestions of the present study were discussed. Keywords: Smoking Dependence, Smoking Outcome Expectancies, Negative Urgency, Emotion Dysregulation
Farmakolojik ve nonfarmakolojik destek tedavisi başlanmasına rağmen sigarayı bırakamayan hastalardaki başarısızlık nedenlerinin araştırılması
Amaç: Bu çalışmada, sigara bırakmada kullanılan farmakolojik ve non-farmakolojik tedavi alanların 12. aydaki bırakmış olma durumlarının değerlendirilmesi ve bırakamayanların başarısızlık nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Retrospektif çalışmamız, 01.05.2015 ile 31.12.2017 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları sigara bırakma polikliniğine gelen hasta dosyalarının incelenip, kişilerin aranıp sigarayı bırakıp bırakamamaları ile ilgili 12 soruluk bir anket uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri, yaşları ve medeni durumları, sigara bırakma durumlarını istatistiksel olarak anlamlı etkilememiştir (p>0,05). Ancak, eğitim düzeyleriyle sigarayı bırakma durumları incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir (p:0,027). Üniversite mezunları ile ilkokul ve ortaokul-lise mezunları arasında olduğu ve bu farkın sigara bırakma durumu açısından üniversite mezunu lehine olduğu bulunmuştur (Sırasıyla p:0,003 ve p:0,007). Önerilen tedavilerin kullanım sonuçlarında vareniklin ile nikotin sakızı (p:0,013), nikotin bandı (p:0,025) ve bilişsel davranışçı terapi (p:0,029) arasında vareniklin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Başarısız olma sebeplerinden, stres (p:0,001), kahvaltıdan sonraki sigaradan vazgeçememe (p:0,0001), uyandıktan sonraki sigara isteğinden vazgeçememe (p:0,001), boş vakitlerinde sigaranın aklına gelmesi (p:0,001) ve "diğer" seçeneği (p:0,047) istatistiki açıdan diğer seçeneklere göre daha etkili bulunmuştur. Sigara, sadece içen kişiyi değil bütün toplumu etkilemektedir.
Ergenlerde sigara kullanımı üzerine anne- baba tutumu ve sosyal destek algısının etkisi
Sigara kullanımı gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımları genellikle ergenlik dönemine denk gelmekte ve ergenin hayatını birçok yönden olumsuz etkilemektedir. Anne baba tutumu ve ergenin algılamış olduğu sosyal destek kaynakları, ergenin istenmeyen zararlı alışkanlıklar edinmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada sigara kullanan ve kullanmayan ergenlerin anne-baba tutumları ile algıladıkları sosyal destek düzeylerini karşılaştırmak ve bu iki değişkenin ergenin sigara kullanım davranışı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte yürütülmüş olup, 18.04.2024–08.06.2024 tarihleri arasında Çorum merkezde Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde gerçekleştirilmiştir (N=14,756). Çalışmaya, belirlenen örneklem kriterlerini karşılayan ve ebeveyn izni alınarak katılım sağlayan 640 öğrenci dâhil edilmiştir. Veri toplama sürecinde "Öğrenci Tanıtıcı Bilgi Formu", "Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ)" kullanılmıştır. Bulgular, SPSS Statistics V26 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Tanımlayıcı veriler; frekans, yüzde, minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuş; verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. İki grup arasındaki farklılıklar bağımsız örneklemler t testi veya Mann Whitney U testi ile incelenmiş; kategorik değişkenler için Pearson ki-kare ve Fisher exact testleri uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler ise Spearman korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. Katılımcı olarak 640 ergenin yer aldığı bu çalışmada %53,44'ünü erkekler oluşturmakta ve bu erkek öğrencilerin de %66,9'u (n=119) sigara kullanmaktadır. Sigara kullanan erkek öğrenci oranı kızlara göre anlamlı düzeyde yüksektir (p<0,001). Sigara kullanan ergenlerin %51,7'si çoğu arkadaşının, kullanmayanların ise %35,9'u bazı arkadaşlarının sigara kullandığını belirtmiş ve aralarındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,001). Sigara kullanan ergenlerin ABTÖ psikolojik özerklik ve denetleme/kontrol alt boyutlarından aldıkları puan kullanmayanlara göre daha düşük olup, bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Yine sigara kullanan öğrencilerin ÇBASDÖ aile, arkadaş alt boyutlarından ve ÇBASDÖ toplam puanlarının kullanmayan öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ergenlerin ABTÖ kabul/ilgi alt boyutu ile ÇBASDÖ aile, arkadaşlar, özel bir insan alt boyutları ve ÇBASDÖ toplam puanı arasında (sırası ile; r=0,298; r=0,374; r=0,605; r=0,480), ABTÖ psikolojik özerklik alt boyutu ile ÇBASDÖ özel bir insan alt boyutu ve ÇBASDÖ toplam puanı (sırası ile; r=0,224; r=0,108) arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmış olup, pozitif yönde bir ilişki belirlenmiştir. Ergenin sigara kullanan arkadaşının olması, ailede sigara kullananların olması, sigara kullanımı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Psikolojik özerklik ve denetleme/ kontrol değerinin düşük olması sigara kullanımı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, sigara kullanan ergenlerin anne babaları tarafından psikolojik özerkliklerinin, denetleme ve kontrollerinin daha az sağlandığı ve kendilerinde aile ve arkadaş desteğini kullanmayanlara göre daha yüksek algıladıkları belirlenmiştir. Ailelerin çocuklarına psikolojik özerklik sağlamaları ve denetimi uygun şekilde yapmaları ergenlerin sigara kullanımı konusunda koruyucu olabilecektir. Doğru sosyal destek, ergenlerin olumlu duygularını artırırken, hemşireden alınan profesyonel destek bu süreci tamamlayıcı niteliktedir.
Sigara bağımlılığı mücadelesinde mali uygulamalar ve etkileri
Türkiye'de her yıl sigara kullanımı sonucu 100.000 civarı vatandaş hayatını kaybetmektedir. 2025 yılına kadar sigara içenlerin sayısının 1.6 milyona ulaşması beklenmektedir. Sigara dumanında ise hangi sigarada ne kadar olduğu bilinmemekle birlikte yaklaşık 1400 katkı maddesi bulunmaktadır. Tütün kullanımının önlenebilir bir ölüm nedeni olması ve sigara bağımlığının vazgeçilebilir bir alışkanlık olması devletlerin düzenleyici rolünü arttırmaktadır. Sigara ile mücadele kapsamında alınan önlemler, yapılan çalışmalar ve verilen eğitimlerle, sigara bağımlılığından kurtulan pek çok insan bulunmaktadır. Türkiye'de tütün kontrolü, Sağlık Bakanlığı'nın temel önceliklerinden biri olmuştur. Dolayısıyla tütünle mücadelede çeşitli kanunlar çıkarılmış ve uluslararası sözleşmelere imza atılmıştır. Ulusal Tütün Kontrol Programı Eylem Planı (2015-2018) ile 2018 yılına kadar sigara kullanımını azaltmaya yönelik çeşitli amaçlar belirlenmiştir. Sigara vergileri yıllar itibariyle genel olarak arttırılmıştır. Bu çalışmada odaklanılan temel soru, artan vergilerin sigara kullanımını azaltıp azaltmadığıdır. Elde edilen verilerde görülmektedir ki tütün ürünlerinden alınan toplam vergilerin miktarı önemli miktarda artmaktadır. Diğer taraftan tüketicilerin kaçak sigara kullanımı ve kayıt dışı ekonominin arttığı görülmektedir. Artan vergi oranlarının sigara kullanımını önemli derecede azaltmadığı ve devletin gelirlerini artırdığı ifade edilebilir. Bu nedenle devletin bu alanda elde ettiği vergileri sigara kullanımını azaltmaya yönelik eğitim ve uygulamaya dönük yaptırımlarda kullanması gerekliliği ortaya çıkmakta ve gerçek amacına daha da yaklaştıracağı düşünülmektedir.
Gecekonduda yaşayan kadınların sigara içme davranışlarına etki eden sosyo-ekonomik faktörler
Uluslararası tütün şirketlerinin Türkiye pazarına girmesiyle yaygınlaşan sigara içme davranışı, günümüzde sağlık sorunlarının önlenebilir nedenlerinin başında yer almaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, tütün şirketleri için hedef konumundadır. Özellikle, barındırdığı genç nüfusuyla Türkiye önemli bir pazardır ve gelecek için umut vaat etmektedir.Tütün şirketlerinin ve reklamlarının hedefi kadınlar olduğundan, geçmiş yıllara oranla, günümüzde kadınlar daha çok sigara içmeye başlamışlardır. Bununla birlikte yaşanılan toplumsal değişimler de kadınların sigara içmelerine olanak vermektedir.Bu çalışmada, kentleşme ile birlikte yaşanan toplumsal değişimin, gecekondularda yaşayan kadınların, sigara içme davranışları üzerinde nasıl bir etki yarattığı incelenmektedir. Gecekondu ve kent bağlamında, kadınların sigara içme davranışını nasıl anlamlandırdıklarına bakılmaktadır. Gecekondudaki yaşam tarzı kırsal alandaki yaşam tarzından farklılıklar içerdiği için; bu farklılıklar uyum sağlama problemini de yaratmıştır. Kent ortamında ilişkilerin formelleşmesi, kadınların daha rahat hareket etmelerine olanak vermektedir. Kent yaşamında sosyal baskı ve kontrol azalmıştır. Bununla birlikte, kırsal yaşam kalıpları kısmen de olsa devam etmektedir. Böyle bir ortamda, sigara içme davranışı da yeni anlamlar kazanmaktadır.
Sigara paketlerindeki yazılı mesajların üniversite öğrencilerinin sigara alışkanlıkları üzerine etkileri
Bu çalışmada sigara kullanımının üniversite gençliği arasındaki yaygınlığı, nedenleri ve sosyal pazarlamanın gençliğin sigaraya bakışını değiştirip değiştiremediği konuları incelenmeye çalışılmıştır. Üniversite öğrencilerinin sigara alışkanlıkları ile ilgili bilgiler, öğrencilerin demografik özellikleri, dini inanışları ve aile yapıları ile ilişkilendirilmiştir. Bu bilgiler yardımı ile de sigara kullanma davranışını paketler üzerindeki uyarı yazılarının etkileyip etkilemediği analiz edilmiştir.Çalışma için araştırma ve verilerle analiz yöntemi takip edilmiştir. Verilerin elde edilmesi aşamasında yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. İstatistiksel ve ekonometrik temel teknikler kullanılmıştır.Sigaraya karşı yürütülen savaşta tekniklere bakış anlamında sigara paketi üzerindeki uyarıların erkekler ve kadınlar tarafından çok iyi bir strateji olarak kabul edilmediği görülürken, en çok kapalı yerlerde sigara yasağının kabul gördüğü izlenmiştir.Anne ve baba eğitiminden dini inancın sigaraya karşı durabilmekte daha önemli bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Dini inanç arttıkça sigaraya bağımlılık oranı azalırken, ailenin aylık geliri arttıkça gençlerin sigaraya bağımlılığı artmaktadır.Üniversiteli genç için kardeşlerinin ve arkadaşlarının sigara kullanma alışkanlıklarının anne ve babanın alışkanlıklarından daha önemli olduğu tespit edilmiştir.
Sigara içenlerde antioksidan enzimler, ferritin ve hemoglobin düzeylerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma ortalama 10 sene ve günde 1 paket sigara kullanan ve alkol kullanmayan, 19-45 yaşlan arasında sağlıklı 16 erkek ve 23-43 yaşları arasında 16 bayan ile hiçbir sağlık şikayeti ve klinik bulgusu olmayan, hayatı boyunca sigara ve alkol kullanmamış, 19-45 yaşlan arasında sağlıklı 15 erkek ile 21-44 yaşlan arasında 17 bayan denek üzerinde gerçekleştirilmiştir, ikinci grup kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. SOD ve G-Red tayinleri kinetik metodla, Hemoglobin değeri oksihemoglobin metoduyla, Ferritin tayini ise enzim immunoassay (EIA) metoduyla elde edilmiştir. Hem erkek hem de kadın grubunda elde edilen numunelerden SOD parametresi eritrositlerde, G-Red ve Ferritin parametreleri plazmada, Hemoglobin analizi ise total kanda tayin edilmiştir. Sonuç olarak eritirosit içi SOD aktivitesi erkek sigara içenlerde istatistiki açıdan önemli olmamakla (p>0,5) beraber kontrol grubuna göre düşük olarak bulunurken kadın sigara içenlerde ise biraz yüksek bulunmuştur, (p>0,4). GSH-Red aktivitesinde sigara içen kadın grubunda bir değişme olmazken sigara içen erkeklerde ise istatiski yönden önemli olmamakla beraber hafif bir yükselme gözlenmiştir (p>0.5). Sigara içen her iki grupta da ferritin düzeyi yüksek olduğu halde istatiski açıdan bir önemlilik tespit edilememiştir (p>0,4). Hemoglobin düzeyinde erkeklerde istatiski olarak bir farklılık bulunmadı. Buna karşılık kadın sigara içenlerde istatiksel açıdan önemli oranda (p<0,025) hemoglobin oranında düşme olduğunu gözlemledik. Sigara içenlerde antioksidan enzim sonuçlan sigara dumanının oksidatif hasarla ilişkili olduğunu desteklemektedir. Ancak insanlarda oksidatif stresi gösteren testlerin düşük güvenirliği nedeniyle in vivo şartlarda bu ilişkinin varlığı henüz tartışmalıdır. Anahtar Kelimeler : Sigara içenler, SOD, GSH-Red, Ferritin, Hemoglobin.
Evaluation of renal function tests and electrolytes in males with repeated smoking and alcohol abuse
The phenomenon of excessive smoking and alcohol usage is very frequent around the globe, despite acknowledging its downsides to human health in general and to adolescent health in particular. Alcoholic cigarette smoking greatly increases morbidity and mortality from infectious illnesses and the risk of a variety of diseases. The purpose of current research is to reveal the impact of heavy smoking and alcohol usage on renal function tests and electrolytes in men. Experimental participants aged between 30-65 years smoked for 10 years at least, Venous blood samples were taken, and assess the biochemical parameters for kidney function tests and electrolytes for repeated smoking and alcohol consumption in males. Depending on the results of the current study, it has been discovered that alcohol consumption was associated with a decline in kidney function, there are several possible explanations for the inverse relationship between alcohol consumption and decline in kidney function. To begin with, polyphenolic compounds found in alcoholic beverages have antioxidant and anti-inflammatory properties, both of which may have renal protective effects. Alcohol has both negative and positive impacts on renal function. Glomerular and tubulointerstitial damage are possible side effects, especially in people who already have kidney disease or who drink too much alcohol.
Sigara dumanı maruziyetine bağlı damar hasarının moleküler temeli ve yeni tedavi yaklaşımı: Alfa-linolenik asit
Sigara dumanı maruziyeti damar hasarına neden olmaktadır. Ve bu hasarın mekanizması moleküler düzeyde yeterince aydınlatılmamıştır. Bundan dolayı şimdiki çalışmada farelerde antiinflamatuar etkisi olduğu bilinen ve doğal olarak gıdalarda bulunan alfa-linolenik asid'in sigara dumanı maruziyeti ile oluşan damar hasarını önleyip önleyemeyeceğini araştırmayı planladık. Bu amaçla fareler çeşitli gruplara ayrıldı: Kontrol (duman varlığında ve yokluğunda), alfa-linolenik asit (duman varlığında ve yokluğunda) grupları oluşturuldu. Bu gruplara ayrı ayrı 2 ay boyunca (haftada 5 gün) sigara dumanı ve ilgili ajanlar uygulandı. 2 ay sonunda uygulama yapılan fareler servikal dislokasyon ile öldürülerek torasik aortları izole edildi. İzole edilen torasik aortların bir bölümü endotel fonksiyonlarını değerlendirmek için organ banyosuna asıldı. Daha sonra dokular fenilefrin ile kastırılıp asetilkolin ile gevşetildi. Alfa-linolenik asit uygulaması asetilkolin gevşemelerini artırdı. Duman uygulaması gevşeme yanıtlarını azaltırken duman ile birlikte Alfa-linolenik asit uygulaması bu azalmayı geri çevirdi. Düz kas fonksiyonlarını değerlerlendirmek için ise KCl ile kastırıldıktan sonra papaverine verdiği gevşeme yanıtları ölçüldü. Sigara dumanı, alfa-linolenik asit ve indometazin uygulaması papaverin ile oluşturulan gevşeme yanıtlarını değiştirmedi. Torasik aortların bir bölümü de nitrik oksid sentaz, fosfolipaz A2 ve siklooksijenaz enzimlerinin düzeyleri belirlemek için kullanıldı. Sigara dumanı siklooksijenaz-2 ve fosfolipaz A2 enziminin miktarında artışa neden oldu. Alfa-linolenik asit bu artışı azalttı. Sigara dumanı endotelyal nitrik oksit sentaz enziminin miktarında azalmaya neden oldu ancak bu azalma anlamlı bulunmadı. Çalışmamız, sigara kullanımı ve duman maruziyeti kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörü olduğu ve alfa-linolenik asit içerikli besin kullanımının bu hastalıkların riskini azaltabileceğini göstermiştir.
T.C. Sağlık Bakanlığı "Tütün ve mamulleri ile mücadele kampanyası" kapsamında görsel-işitsel medyadaki "sigarayı bırak hayatı bırakma" kamu spotlarının üniversite öğrencilerinin sigara kullanmaya ilişkin tutum ve davranışları üzerindeki etkisi
Kamu spotları, devletin vatandaşlarını bir konu hakkında bilgilendirmesi veya yönlendirmesi için kullandığı kamusal reklamların bütünüdür. Kamu spotlarının genel konuları; alkol, sigara, trafik kazalarını önleme vb. kamu sağlığını korumaya ve refahını arttırmaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarından oluşmaktadır. Bu çalışmada; "sigarayı bırak, hayatı bırakma" konulu kamu spotlarının, üniversite öğrencilerinin sigara kullanmaya ilişkin olarak sahip oldukları tutum ve davranışlarda etkisinin olup olmadığı sorusuna cevap aranmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, ilgili kamu spotlarının içerisinde yer aldığı "sağlık iletişimi" konusu tarihsel bağlamda incelenmiştir. Üçüncü bölümde, T.C. Sağlık Bakanlığı "Tütün ve Mamulleri ile Mücadele Kampanyası" kapsamında, görsel-işitsel medyada yer alan "sigarayı bırak, hayatı bırakma" konulu kamu spotlarının, izleyiciler üzerinde hedeflediği tutum ve davranış değişikliğini açıklayabilmek için, "tutum ve davranış" kavramları incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü, söz konusu kamu spotlarının, üniversite öğrencileri arasında sigara kullanmaya ilişkin olarak sahip oldukları tutum ve davranışlarda etkisinin olup olmadığı hakkında yapılan saha çalışmasıdır. Saha araştırmasında, evreni Gaziantep Üniversitesi öğrencilerinden oluşan 556 kişilik bir örneklem grubu ile anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket çalışmasında elde edilen verilerin frekans analizleri yapılmış, aritmetik ortalamaları hesaplanmış, verilere t testi ve varyans analizi (anova) testleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, T.C. Sağlık Bakanlığı "Tütün ve Mamulleri ile Mücadele Kampanyası" kapsamında görsel-işitsel medyada yer alan "Sigarayı Bırak Hayatı Bırakma" kamu spotlarının, üniversite öğrencileri üzerinde sigara kullanma konusunda caydırıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sigara, Kamu Spotu, Kampanya
Adana ili DR. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylerin sigaraya yönelik beklentilerinin sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi
Sigara bağımlılığı sosyal, psikolojik, tıbbi ve ekonomik yönleri olan çok yönlü bir problemdir. Dünyada 1,1 milyar tütün kullanıcısı bulunmakta olup tütün kullanıcılarının %85'i sigara kullanıcısıdır. Tütün kullanımı ile başa çıkabilmek için arz ve talep ile mücadelenin yanı sıra tedavi edici yöntemler küresel politika araçları kullanılmaktadır. Sigara kullanıcılarının sigarayı bırakmasını sağlamak amacıyla ülkemizde 2009'da kurulan Sigara Bıraktırma Polikliniklerinin sayısı günümüzde 502'ye ulaşmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte yapılan bu çalışmada Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylere ait sosyodemografik verilerin, tütün bağımlılığı düzeylerinin ve sigaradan beklentilerin öğrenilebilmesi için "Sosyodemografik Veri Toplama Formu" "Fageström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT)" ve "Sigaradan Beklentiler Ölçeği (SBÖ)" uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylerin FNBT puan ortalaması ve standart sapması (4,68±2,018) olarak bulunmuştur. Cinsiyet (p=0,280), yaş (p=0,192) ve eğitim durumu (p=0,417) değişkenlerine göre FNBT puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran bireylerin Sigaradan Beklentiler Ölçeği toplam puan ortalaması ve standart sapması 5,36±1,30 olarak bulunmuştur. Sigaradan Beklentiler Ölçeği (SBÖ) sonuçlarına göre, sigara bırakma polikliniğine başvuran bireylerin cinsiyet (p=0,280), yaş (p=0,192) ve eğitim durumu (p=0,417) değişkenlerine göre SBÖ ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). FNBT ile SBÖ ve alt ölçekleri arasındaki korelatif ilişki değerlendirildiğinde sadece iştah/kilo kontrolü alt ölçeği ile FNBT arasında pozitif yönlü ve çok zayıf anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p>0,05).. Sigara bağımlılığının bireyler üzerindeki karmaşık etkisi göz önünde bulundurularak Sigara Bırakma Polikliniklerinde SBÖ uygulanması gerekmektedir.
Sigara kullanan ve sigara kullanmayı bırakmış bireylerin sigaraya karşı tutumlarının değişmesinde kamu spotlarının etkisi
Bu araştırmanın amacı sigara kullanan ve sigara kullanmayı bırakmış olan bireylerin sigaraya karşı tutumlarının değişmesinde kamu spotlarının etkileyiciliğini ölçmektir. Araştırma Hatay il sınırları içerisinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini Hatay ilinde ikamet eden yaş aralığı 18-60 arasında olup, son 6 ay içerisinde yayınlanan kamu spotlarını izleyen, en az asgari ücret ile çalışan sigara kullanan ve en az son 1 yıldır sigara kullanmayı bırakmış olan bireyler oluşturmuştur. Araştırmaya 154'ü sigara kullanan 54'ü ise sigara kullanmayı bırakmış olan 208 birey katılmıştır. Verilerin toplanmasında demografik bilgi formu, kamu spotu tutum anket formu, kamu spotları akut ölçeği ve sigara kullanımı ile ilgili inanç ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; sigara kullanan bireylerde kamu spotlarının kişiler üzerinde sigarayı bırakmaya yönelik beklenen düzeyde etkiyi yapmadığı saptanmıştır. Sigara kullanmayı bırakmış bireylerde kamu spotlarının kişiler üzerinde yeniden sigaraya başlamayı azaltıcı etkisi olduğu saptanmıştır.
Sigara markalarının görsellerinde kadın imgesi ve ikna odaklı anlam aktarımı: Görsel göstergebilimsel çözümleme uygulama örneği
Reklam iletileri, iletişim etkisini arttırmak, etkili algılanma, öğrenme ve hatırlanmayı sağlamak için iknayı en etkili biçimde kullanmaktadır. Dolayısıyla yapılan reklam çalışmalarında kullanılan görsel veya iletilerde, tüketiciyi etkilemek için pek çok yöntem bulunmaktadır. Göstergebilim bu yöntemlerde kullanılan imgelerin hangi anlamlara geldiği konusunda bize yardımcı olmaktadır. Bir reklam görselinde anlam taşıyan her sembolün detaylı bir şekilde analizini yaparak, ne tür ikna yöntemleri kullanıldığını açıklamamıza olanak sağlayan bir analiz yöntemi olarak bilinmektedir. 19. y.y'dan beri reklamlar hayatımızın içindedir. Teknolojinin bulunduğumuz zamandaki kadar gelişmemesine rağmen, reklamlarda ikna teknikleri yoğun olarak kullanılmaktaydı. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte reklamlarda kullanılan tüm göstergeler ilk anlamın yanında, mutlaka ikna metotlarından renk, vurgu, dilsel veya görsel bir unsur bulundurarak ikinci bir anlam taşımaktadır. Çalışmaya konu edindiğimiz sigara reklamları görselleri için Stanford Üniversitesi'nin yapılan SRITA araştırması kapsamında oluşturulan veri tabanı kullanılmıştır. Araştırmada çevrimiçi erişimi olan reklam kategorileri bulunmaktadır. Her bir kategoride ayrıntılı bir biçimde alt başlıklar bulunmaktadır. Bu kategorilerden sigara seçilmiş olup, bu kategoriye ait alt başlıklardan Targeting Women seçilmiştir. "Targeting Women" başlığı altında bulunan 16 başlıktan da 5 başlık belirlenmiş ve araştırma bu şekilde amaca uygun ayrıcı özelliği olan, farklı anlamlar aktaran görseller seçilerek belirlenmiştir. 1900 - 2011 (111 yıl) yılları arasında yayınlanmış 1168 görsel içerisinde, 1994 - 2004 yılları arasındaki görseller veri tabanından seçilmiştir. Çalışmada tarih kriteri çerçevesinde, 25 adet kadını hedefleyen sigara markası ve reklam görseli ele alınmıştır. Araştırmanın evreni oldukça geniş olduğundan, sınırlıkları belirlemek adına amaca uygun yöntemler belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan, amaçlı örnekleme yönteminin alt birimi olan benzeşik örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Böylece çalışmanın amacına uygun görseller seçilmiştir. Bu çalışma Stanford Üniversitesi veri tabanında bulunan SRITA araştırma verileri baz alınarak yapılmıştır. Sigara markası görsellerinin özellikle kadını hedefleyen olanları seçilerek; reklam tasarımı açısından, reklam betimlemesi ve Aristoteles'in ikna kurallarına göre göstergebilimsel analizi yapılmıştır.
Bir üniversite hastanesinde görev yapan hekimlerin sigara bırakma tedavisi hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Tütün kullanımı, bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar açısından en önemli risk faktörlerinden birisi olmakla beraber önlenebilir bir morbidite ve mortalite sebebidir ve tüm dünyayı etkileyen küresel bir halk sağlığı sorunudur. Dünya genelinde ölümlerin en sık nedeni olan kardiyovasküler hastalıklar, kanser, kronik solunum sistemi hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların gelişmesinde risk faktörleri arasında sigara kullanımının önemli bir yeri vardır. Hekimler ve sağlık çalışanlarının temel görev ve sorumlulukları arasında hastalıkların önlenmesi ve mevcut sağlığın geliştirilmesi bulunmaktadır. Hekimlerin kendilerine başvuran her hastaya sigara kullanım durumunu sorması ve eğer kullanıyorsa bırakmasını tavsiye etmesi, tütün kontrolü kapsamında hem kolay hem de etkili bir yöntemdir. Hekimlerin sadece bu sorgulama ve tavsiyeyle bile hastaların %5-10'una sigarayı bıraktırabildikleri bilinmektedir. Özellikle topluma çeşitli sağlık hizmetleri sunmakta olan birinci basamak hekimleri olmak üzere tüm hekimlerin, dünyada önlenebilir hastalıkların birçoğu için risk faktörü olan sigara kullanımı konusunda farkındalıklarının artması, bilgi düzeylerinin yükselmesi, olumsuz tutum ve davranışlarının değişmesi gerekliliği açıktır. Bu çalışma, bir üniversite hastanesinde görev yapan hekimlerin sigara bırakma tedavileri ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışmanın evrenini, Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde 1 Ocak 2023 – 1 Nisan 2023 arasında görev yapmakta olan hekimler (asistan, uzman, öğretim üyesi) oluşturmaktadır. Araştırmaya, katılmayı kabul eden 203 hekim dahil edilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacıyla basılı anket formu kullanıldı. Oluşturulan anket formu tüm katılımcılara elden ulaştırıldı. Sigara kullanan katılımcıların nikotin bağımlılığı Fagerström nikotin bağımlılık testi (FNBT) ile değerlendirildi. Veriler SPSS 23.0 istatistik paket formunda değerlendirildi. İstatiksel anlamlılık için p<0,05 değeri kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 203 hekim katıldı. Hekimlerin %47,8'i (n=97) kadın, %52,2'si (n=106) erkekti. Katılımcıların genel branşları incelendiğinde; %4,9'u (n=10) preklinik, %68,5'i (n=139) dahili, %26,6'sı (n=54) cerrahi branş hekimleriydi. Çalışmaya katılan hekimlerin %80,8'i (n=164) araştırma görevlisi, %2'si (n=4) uzman, %17,2'si (n=35) öğretim üyesiydi. Katılanların yaş ortalaması 31,34±6,87 (minimum=24, maksimum=61) idi. Katılımcıların sigara bırakma danışmanlığı ile ilgili bilgi düzeyini ölçen toplam 20 soruya verdikleri doğru cevap sayılarının ortalamasının 13,41±3,80 (minimum=1, maksimum=20) olduğu belirlendi. Çalışmaya katılan hekimlerin %15,8'i (n=32) sigara kullandığını, %8,4'ü (n=17) sigarayı bıraktığını, %75,9'u (n=154) hiç sigara içmediğini belirtti. Sigara kullanan 32 katılımcı; ortalama 9,81±6,32 yıldır sigara kullanıyor ve günde ortalama 13,78±6,86 adet sigara içiyordu. Paket/yıl değerlerinin ortancası 5,00 (minimum=0,25, maksimum=37,50) iken, FNBT skorlarının ortalaması 3,39±2,75 idi. Sigara kullanan katılımcıların FNBT skorları değerlendirildiğinde; %41,9'unun (n=13) çok düşük, %25,8'inin (n=8) düşük, %12,9'unun (n=4) orta, %12,9'unun (n=4) yüksek ve %6,5'inin (n=2) çok yüksek derecede nikotin bağımlısı olduğu belirlenmiştir. Hekimlerin %14,3'ü (n=29) sigara bırakma danışmanlığı eğitimi almış, %85,7'si (n=174) herhangi bir eğitim almamıştı. Yaş ile hekimlerin sigara içme durumlarına bakıldığında yaş arttıkça sigara kullanım oranı anlamlı olarak artmıştı (p=0,002). Katılımcıların cinsiyetlerine göre sigara içme durumları incelendiğinde erkek hekimlerin kadın hekimlere oranla anlamlı fazla sayıda sigara kullandığı görüldü (p=0,004). Katılımcıların sigara bırakma danışmanlığı eğitimi alma durumlarına göre bilgi puanları incelendiğinde, eğitim alan katılımcıların bilgi sorularına verdikleri doğru cevap ortalamalarının anlamlı olarak daha yüksek olduğu görüldü (p=0,023). Sonuç: Katılımcıların sigara bırakma danışmanlığı eğitimi almalarının yanı sıra, uzman ve öğretim görevlisi olmak gibi tıp eğitimi içerisinde geçirilmiş sürenin daha fazla olması durumu da sigara ile ilgili farkındalığın yüksek, sigara bırakma tedavileri ile ilgili tutum ve davranışın daha olumlu olması ile ilişkili bulunmuştur. Sigara ve sigara bırakma danışmanlığı ile ilgili hem tıp fakültesindeki hem de mezuniyet sonrası dönemdeki eğitimlerin sayı ve kalitesindeki artış; hekimlerin bu konudaki farkındalık, bilgi, tutum ve davranışlarına önemli katkılar sağlayacaktır. Tüm toplumu kapsayacak şekilde koruyucu sağlık hizmeti sunan aile hekimleri başta olmak üzere tüm hekimlerin, çağımızın en önemli toplum sağlığı sorunlarından birisi olan ve doğru stratejilerle sağlığa olan zararlarının önüne geçilebilecek sigara ve tütün bağımlılığı konusunda daha bilinçli ve daha etkin rol alması gereklidir. Bu konuda gerekli politikaların üretilmesine, sigara bırakma konusuna gereken değerin ve ağırlığın verilmesine, eğitimlerin sayı, kalite ve erişilebilirliğinin artırılmasına ve bu konuda daha kapsamlı bilimsel araştırmalar yapılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Sigara, Sigara Bırakma Tedavisi, Hekimler
Sigara kullanımının periodontitisli hastalarda diş eti oluğu sıvısı sklerostin ve tümör nekroze edici faktör alfa (TNF-α) düzeylerine etkisi
Sigara, periodontal hastalıkların başlaması ve ilerlemesinde aktif olarak etkilidir ve etkisini lokal ve sistemik yollarla göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; sklerostin ve TNF-a değerlerini dişeti oluğu sıvısı (DOS) örneklerinde ölçmek ve klinik periodontal parametreler ışığında, periodontitis ve sigara arasındaki ilişkinin patofizyolojisi ile ilgili yeni verilere ulaşmaktır. Çalışma grubuna, sistemik olarak sağlıklı, klinik ve radyografik olarak periodontitis tanısı konulmuş 36 birey (18 sigara içen, 18 sigara içmeyen) ve periodontal açıdan sağlıklı 36 birey (18 sigara içen, 18 sigara içmeyen) dahil edilmiştir. Hastalardan sondlama cep derinliği (SCD), klinik ataşman seviyesi (KAS), plak indeksi (Pİ), gingival indeks (GI) skorları kaydedildi ve DOS örnekleri alındı. DOS'daki sklerostin ve TNF-a düzeyleri Enzyme Linked Immunosorbent Assay (ELISA, Enzim bağlı immunosorbent yöntem) yöntemi ile belirlendi. Örneklerin istatistiksel analizinin yapılmasında Shaphiro Wilk testi, Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis testi ve Ki kare testi kullanılmıştır. Çalışmamızda, periodontitisli bireylerin periodontal klinik indeks ortalamaları ve DOS'taki tnf-α miktarları periodontal olarak sağlıklı bireylerden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Sigara içen periodontitislilerin sigara içmeyen periodontitislilere göre TNF-α değerlerinin yüksek olduğu görülmüştür. Periodontitisli bireylerin DOS'taki sklerostin seviyelerinin ise sağlıklı bireylerden istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları bulunamamıştır. Çalışmamıza göre, sigaranın DOS'ta bulunan tnf-α seviyesini arttırdığı sklerostin seviyesinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır.
Düzce ili çiftlik köyü erişkin nüfusta kalp ve damar hastalıkları için risk faktörleri sıklığı ve ilişkili faktörler
Amaç: Bu araştırmada Düzce ili Çiftlik Köyü'nde yaşayan yetişkinlerde kalp ve damar hastalıkları için risk faktörleri sıklıkları ve yaş, cinsiyet, eğitim gibi sosyo-demografik değişkenlere göre dağılımlarının gösterilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Çiftlik köyünde ikamet eden 583 yetişkin araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırma örneklem seçilmeden evrenin tamamında yürütülmüştür. Araştırma süresince 390 kişiye ulaşılmış, araştırma 373 kişi ile tamamlanmıştır. Veriler araştırmacı ve intern doktorlar tarafından yüz yüze anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Katılımcıların fiziksel ölçümleri yapılmıştır. Araştırmadaki veriler bir istatistik paket programı ile değerlendirildi. Yapılan analizlerde p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırma grubunun %47.7'si erkek, %52.3'ü kadındır. Yaş ortalaması 46.50 ± 15.58 olup, en küçük yaş 18, en büyük yaş 84 ve ortanca yaş 48'dir. Eğitim düzeyine göre %49.9'u ilkokul mezunudur. Medeni duruma göre %79.4'ü halen evlidir. Araştırma grubunun %43.7'si ev hanımıdır. %68.1'i gelir getirir bir işte çalışmamaktadır. Sağlık güvencesine göre %71.6'sı SSK üzerinden sağlık sigortasına sahiptir. Aile tipine göre %64.9'u çekirdek ailede yaşamaktadır. %62.2'si kendine göre gelir düzeyini orta olarak ifade etmiştir. Araştırma grubunun %24.4'ü tütün ürünlerinden en az bir tanesini kullandığını belirtmiştir. Lojistik regresyon analizi sonucunda tütün ürünü kullanımı açısından cinsiyete göre erkek olmak 4.204 kat riskli bulunmuştur. Yaşa göre 50 yaş altındakiler, 50 yaş ve üzerindekilere göre 3.643 kat riskli bulunmuştur. Gelir getirir bir işte çalışanlar, çalışmayanlara göre 2.717 kat riskli bulunmuştur. Araştırma grubunun alkollü içecek kullanımına göre %3.0'ı alkollü içecek kullanıyor. Araştırma grubunda günlük ortalama 1.15 ± 0.99 porsiyon meyve, ortalama 1.40 ± 1.05 porsiyon sebze tüketilmektedir. Araştırma grubunun fizik aktivite yapma durumuna göre %57.4'ü fizik aktivite yapmamaktadır. Lojistik regresyon analizi sonucunda fiziksel inaktivite açısından öğrenim düzeyi lise altında olanlar, lise ve üzeri öğrenim görenlerden 1.702 kat riskli bulunmuştur. Araştırma grubunun obezite sıklığına göre %33.0'ı BKİ'ye göre obezdir. Araştırma grubunda hipertansiyon sıklığı %46.4 dür. Lojistik regresyon analizi sonucunda hipertansiyon olma durumu açısından kadınlar, erkeklerden 1.860 kat riskli bulunmuştur. 50 yaş ve üzeri kişiler, 50 yaş altı kişilerden 5.100 kat riskli bulunmuştur. Geniş aileler, çekirdek-tek ebeveyni olanlardan 1.829 kat riskli bulunmuştur. Araştırma grubunda hipertansiyon tanısı olanlardan %23.6'sının tansiyonu kontrol altında bulunmuştur. Hipertansiyon tanısı olmayanlardan %33.6'sı hipertansif olarak saptanmıştır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonuçlarına göre tütün ve alkol kullanımı erkekler ve yaşı küçük olanlarda fazla görülmekte, obezite ve hipertansiyon kadınlarda ve yaşlılarda daha fazla görülmektedir. Kalp ve damar hastalıkları, risk faktörleri konusunda topluma yönelik bilgilendirici kampanyalar sürdürülmeli. Toplumda kalp ve damar hastalıkları ve risk faktörleri farkındalığının arttırılmasını sağlayarak kalp ve damar hastalıkları gelişimi riskinin azaltılması sağlanmalıdır.
Sigara ile ilgili yazılmış risalelerin İslam Hukuku açısından değerlendirilmesi
Sigara İle İlgili Yazılmış Risalalerin İslam Hukuku Açısından Değerlendirilmesi konulu çalışmamız üç bölümden oluşturuldu. İlk bölümde tütün ve ondan üretilen sigara tanıtıldı. Tütün ve sigaranın tarihi serüveni ele alınarak tezimizin amacına uygun bir zemin oluşturulmaya çalışıldı. İkinci bölümde sigara hakkında İslam âleminde meşhur olan klasik diyebileceğimiz günümüzde de sigara hakkındaki tartışmalarda kendilerine referans olarak atıf yapılan çeşitli dönemlerde kaleme alınmış risâleler ele alındı. Bu risaleleri tanıtarak öncelikle sigaranın dini hükmüne dair müelliflerin görüşlerine yer verildi. Çalışmamızdaki risâleler sigaranın helalliğini savunanlar, haramlığını iddia edenler, tarafsız kalanlar ve farklı yönlerine değinenler olmak üzere dört kısımda değerlendirildi. Bu eserleri yazan müellifler hakkında kısa bilgilere yer verildi. Üçüncü bölümde risalelerde sigaranın haramlığı hakkında dayanak olarak gösterilen gerekçe ve sebepler ele alındı.
Yeni nesil e-sigara bileşenlerinin insan bronşiyal epitelyal hücrelerinde bulunan ENaC, CFTR, CaCC kanalları ve solunum yolu yüzey sıvı yüksekliği üzerine etkileri
Elektronik nikotin verme sistemi olarak da bilinen elektronik sigaralar (e-sig), tütüne kıyasla nispeten daha güvenli olduğu düşünülen, minimal bir araçla aerosol haline getirilmiş nikotini vermek üzere tasarlanan cihazlardır. E-sigara bileşenlerinin, anormal solunum yolu iyon transport değişiklikleri de dahil olmak üzere protein fonksiyonunda değişikliklere yol açtığını bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, yeni nesil e-sigara bileşenlerinin insan bronşiyal epitelyal hücrelerinde bulunan ENaC, CFTR ve CaCC kanalları, solunum yolu yüzey sıvı (SYYS) yüksekliği ve iyon transportu üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışmada e-sigara bileşenleri olan; nikotin tuzu, benzoik asit, sodyum hidrojen tartar, propilen glikol/vegetable gliserin (PG/VG), serbest baz nikotin ve nikotin tuzu+benzoik asit karışımı kullanılmıştır. Her bir bileşenden 100 µM olacak şekilde 6 grup oluşturulmuştur. Kontrol grubu olarak PBS kullanılmıştır. E-sigara bileşenlerinin iyon kanalları ve solunum yolu yüzey sıvısı üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla in vivo solunum yolu epitel morfolojisini taklit eden primer insan bronşiyal epitel hücreleri (HBEC) kullanılmıştır. Elektronik sigarada bulunan bileşenlerin sitotoksisite etkilerini belirlemek amacıyla bir immortal hücre hattı olan HEK-293T hücreleri kullanılmıştır. Bunlara ek olarak e-sigara aromalarının üçüncü el maruziyetleri de incelenmiştir. İstatistiksel analizler GraphPad Prism v8.0 programı kullanılarak yapılmıştır. E-sigara bileşenleri uygulanan HBEC kültürlerinde SYYS yüksekliğinin zamana bağlı olarak azaldığı belirlenmiştir (P<0,0001). E-sigara bileşenlerinin iyon değişimi üzerindeki etkileri belirlemek için yapılan çalışmada gruplar arasında ΔIsc'ler ve ΔTER'ler bakımında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). E-sigara bileşenlerinin 0,0999 µM konsantrasyonundan daha yüksek dozlar sitotoksik bulunmuştur (p<0,01). E-sigara bileşenlerinin yüzeylerde birikim miktarları değerlendirildiğinde Fruit Medley aroma grubunun RFU değeri 450 nm'de en yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak e-sigaralarda bulunan bileşenlerin solunum yolu yüzey sıvısı yüksekliğini azalttığı, ENaC, CFTR ve CaCC kanallarını etkilediği, sitotoksik etkilere sahip olduğu bulunmuştur.
Sigara dumanına maruz bırakılmış farelerde epigallokateşin gallat (EGCG) uygulamasının karaciğer toksisitesi ve kotinin düzeyine etkisi
Tüm dünyada tütün ve türevlerinin kullanımı oldukça yaygındır. Sigara dumanının içinde bulunan oksidan maddeler vücuda girdiğinde oksidatif stresi arttırmaktadır. Yeşil çay (Camellia sinensis) içinde antioksidan özelliğe en yüksek olan ve bol bulunan epigallokateşin gallat'dır (EGCG). Çalışmamızın amacı sigara dumanına maruziyet sonucu artan oksidatif stresin ve karaciğerde oluşturdukları hasarın, antioksidan özelliğe sahip EGCG'nin, akut ve kronik olarak uygulandığı in vivo deney tasarımında etkilerinin incelenmesidir. Çalışmamızda 84 adet CD1 erkek fare kullanılmıştır. Fareler, uygulama süresi 1 gün olan akut ve 21 gün olan kronik olmak üzere 2 ana gruba, toplamda 12 alt gruba ayrılmıştır. Alt gruplar kontrol (ortam havasına maruz kalan) , 2.kontrol (sigara dumanına maruz kalan) , sadece 25 mg/kg ve 50 mg/kg EGCG ve aynı dozlarda EGCG ve sigara uygulanan gruplar olarak ayrılmıştır. Sigara dumanı, duman odası oluşturularak inhalasyon yoluyla, EGCG uygulamaları ise fareler duman odasına girmeden 30 dakika önce günde 1 kere intraperitonal olarak uygulanmıştır. Uygulamalar bittikten sonra ketamin/ksilazin anestezisi altında eksanguinasyon yoluyla fareler öldürülmüştür. Alınan kan örnekleri serumlarından karaciğer hasarı, sigara dumanı maruziyeti ve oksidatif stres düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçülmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucunda EGCG uygulamasının sigara dumanı uygulanan gruplarda GPx ve SOD antioksidan enzimleri düzeylerini anlamlı olarak yükselttiği bulunmuş ve karaciğer üzerinde olumsuz etkisinin olduğuna rastlanılmamıştır. Sonuç olarak, EGCG uygulamasının antioksidan sistem üzerinde olumlu etkilerinin ve sigara dumanına maruz kalan bireylerin oksidatif stresten etkilenmesinden korunmasında başarılı olabileceği ve bu konuda daha uzun süreli deneylerin ve daha yüksek dozların denenmesinin olumlu etkilerin pekiştirilmesinde önemli rol oynayacağı düşünülmektedir.
Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesi: Türkiye uygulamasının analizi ve değerlendirilmesi
Tütünün ilk kullanımı tıbbi, tedavi edici ve keyif verici amaçlarla olmuştur. Ancak zamanla sigara olarak tüketilmeye başlanması ile birlikte sağlığa zararları anlaşılmış ve sigara tüketimi mücadele edilmesi gereken bir alan haline dönüşmüştür. Sigara tüketimi sadece tüketen bireye değil yaydığı negatif dışsallık ile topluma da bir maliyet yüklemektedir. Sigara tüketimi birçok hastalık için risk faktörü olup, her yıl 8 milyon insan sigara tüketimi nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Sigaraya olan talebinin azaltılmasında birçok farklı politika önlemi bulunmaktadır. Sigara üzerinden alınan vergilerin arttırılması da bu politika önlemlerinden birisidir. Sigaranın vergilendirilmesinde sadece ad valorem vergi, sadece spesifik vergi veya her iki vergi türünün ortak kullanıldığı yapılar söz konusudur. Türkiye en çok sigara tüketilen 10 ülke arasında yer almakta olup, sigaranın vergilendirilmesinde 2003 yılından itibaren karma bir yapı hakimdir. Bu yapı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) adı altında minimum tabanlı bir spesifik vergi ve ad valorem vergiden oluşmaktadır. Ayrıca sigara üzerinden Katma Değer Vergisi (KDV) alınmaktadır. Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesinde ilk amaç sigara tüketimini azaltmak iken ikinci amaç ise toplam vergi gelirini koruyabilmektir. Bu sayede elde edilen gelir de sağlık harcamalarının finansmanı veya sigara ile mücadelede kullanılabilecektir. Bu çalışmada WHO TaXSiM modeli kullanılarak Türkiye'de sigaranın vergilendirilmesi ile ilgili farklı vergi oranlarının (ad valorem, spesifik, KDV) simülasyonu yapılmıştır. Oluşturulan senaryolarda ad valorem vergi oranının düşürülüp, spesifik vergi tutarlarının (maktu ve asgari maktu vergi) ve KDV'nin yükseltilmesi ile sigara tüketimi azaltılırken toplam vergi gelirinin ise arttırılabileceği görülmüştür.
Lise öğrencilerinde fonksiyonel olmayan tutumların sigara kullanımı ve dijital oyun bağımlılığı ile ilişkisi
Ergenlik dönemi bireyin hayatında büyük değişimlerin meydana geldiği, fiziksel ve psikolojik olarak zorlu ve stresli bir süreçtir. Yetişkinliğe geçişin az stresli ve ciddi sıkıntı ve güçlükler olmadan yaşanması çok önemlidir. Buradan hareketle, lise öğrencileri açısından oldukça riskli olan sigara kullanımı ve dijital oyun bağımlılığı davranışlarının yaygınlığı araştırılmış ve bunun fonksiyonel olmayan tutumlar ile olan ilişkisi bu çalışmanın odağını oluşturmuştur. Çalışmanın evrenini Mersin İli merkez ilçelerinde yer alan devlet okullarının 11. Sınıflarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem olarak farklı türdeki okullardan 1119 öğrenciye ulaşılmıştır ki bu evrenin %10'unundan fazlasına karşılık gelmektedir. Çalışmada Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ), Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ-7) ve sosyodemografik bilgi formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda sigara kullanımı, dijital oyun bağımlılığı ve fonksiyonel olmayan tutumların birbiriyle farklı derecelerde ilişkili oldukları görülmüştür. Buna göre fonksiyonel olmayan tutumlar ve alt boyutlarından mükemmeliyetçi tutum ile sigara kullanımı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Sigara kullanan öğrencilerde FOTÖ toplam puan ortalaması ve bu ölçeğin alt boyutlarından mükemmeliyetçi tutum puan ortalaması sigara kullanmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı ve sigara kullanımı arasında yine istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre sigara kullanan bireylerde dijital oyun bağımlılığı daha fazla görülmektedir. Fonksiyonel olmayan tutumlar ve dijital oyun bağımlılığı arasında da istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. FOTÖ toplam puanı ile bu ölçeğin alt boyutlarından mükemmeliyetçi tutum ve onaylanma ihtiyacı puanları, dijital oyun bağımlılığı görülen ergenlerde istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur.
Sigara dumanının monokotil ve dikotil bitkilerde büyümeye etkisinin hormonal ilişkilerinin araştırılması
I ÖZET Doktora Tezi SİGARA DUMANININ MONOKOTÎL ve DÎKOTÎL BİTKİLERDE BÜYÜMEYE ETKİSİNİN HORMONAL İLİŞKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Ömer MUNZURO?LU Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Anabilim Dalı 1993, Sayfa : 65 Bu araştırmada, bir monokotil (Triticum aestivum ev. Cumhuriyet) ile bir dikotil (Cucu- mis sativus ev. Beit alpha)'in tohum çimlenmesi, çimlenme sonrası safhada kök, koleoptil veya hipokotil büyümesi üzerine sigara dumanının etkileri araştırılmış ve bu olaylarda sigara du manı ile dıştan uygulanan çeşitli büyüme maddeleri arasındaki etkileşimler belirlenmeye çalı şılmıştır. Ayrıca çimlenmeyi ve morfogenetik belirimleri tamamen engelleyecek şekilde sigara dumanı uygulanmış tohumların endogen hormon düzeyleri çeşitli spesifik biyotestlerle muka yeseli olarak belirlenmiş ve bu şekilde de sigara dumanının içsel hormon sentezine olan etkile ri tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre sigara dumanı uygulaması her iki bitki türünün tohumun da da çimlenmeyi önemli ölçülerde etkilemiş, özellikle çimlenme ortamında sigara dumanı bu lunduğu zaman çimlenme tamamen engellenmiş, tohumlar sigara dumanı olmayan ortama alındıklarında çimlenme yeteneğini yeniden kazanmışlardır. Çimlenme üzerindeki bu inhibis- yon kök, koleoptil veya hipokotil büyümesi üzerinde de belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Sonuçta bu inhibitif etkilerin kalıcı olmadığı ve inhibisyonun devam edebilmesi için ortamda bu faktörün bulunmasının gerekli olduğu anlaşılmıştır. Sigara dumanının bu olaylar üzerinde oluşturduğu inhibisyon aynı anda ortama büyüme maddesi verilerek azaltılamamıştir. Ancak ortam sigara dumanından temizlendikten sonra hipokotillerin ve koleoptil parçacıklarının uy gulanan büyüme maddelerine karşı davranış yeteneklerini tamamen kazandıkları görülmüş tür.n Yapılan hormon ekstraksiyonları sonunda, çimlenmesi sigara dumanı uygulaması ile ta mamen engellenmiş tohumlarda auksin, gibberellin ve sitokinin düzeyleri normal tohumlar daki gibi gerçekleşmiş, ancak inhibitor maddeler (ABA) düzeyinde kısmi bir artış gözlenmiş tir. Bu sonuçlar inhibisyonun, endogen hormon sentezinin engellenmesi yoluyla değil, başka bir mekanizmaya müdahele sonucu ortaya çıktığını göstermekte ve hücrelerin mevcut hormon düzeyine karşı duyarlılıklarında ve davranış yeteneklerinde büyük bir azalış sonucu oluştuğu nu düşündürmektedir. ANAHTAR KELİMELER : Sigara dumanı, bitki büyüme maddesi, çimlenme, fide büyümesi, engellenme, hormon ekstraksiyonu, biyolojik test.
Sigara dumanına maruz bırakılmış salatalık (Cucumis sativus L.) fidelerinde kök yaşarma sıvısının büyüme hormanları ile ilgili çeşitli biyolojik testlerdeki aktivitesinin belirlenmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi SİGARA DUMANINA MARUZ BIRAKILMIŞ SALATALIK {Cucumis sativus L. ) FİDELERİNDE KÖK YAŞARMA SIVISININ BÜYÜME HORMONLARI İLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ BİYOLOJİK TESTLERDEKİ AKTİVİTESİNİN BELİRLENMESİ Songül ÇANAKÇI Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Anabilim Dalı 1994, Sayfa: 41 6 günlük Cucumis sativus L. fideleri, 24 saat süreyle sigara dumanıyla doyurulmuş kapalı sistemlere alınmış ve uygulama sonunda bitkilerde büyüme parametreleri tesbit edilmiştir. Ayrıca sigara dumanı uygulanmış ve uygulanmamış bitkiler dekapite edilerek, kök eksüdatları toplanmıştır. Daha sonra çözgen ayrıştırması ve kromatografik ayrıştırmayla, kök eksüdatından elde edilen çeşitli fazlara karşı, çeşitli spesifik biyolojik testlerin verdikleri cevaplar araştırılmıştır. Su fazında, turp kotiledonu genişleme biyotesti ile sitokininler, etil asetat fazında buğday koleoptili dik büyüme testi ile indol asetik asit (IAA) ve absisik asit (ABA), marul hipokotili dik büyüme testi ile gibberellinler (GAX) tesbit edilmiştir. Deneyler sonunda, sigara dumanından kaynaklanan stres faktörünün kök ve hipokotil büyümesinde meydana getirdiği inhibisyona paralel olarak, kök eksüdatındaki ABA düzeyinde bir artışa ve sitokinin düzeyinde bir azalışa yol açtığı gözlenmiştir. Kök eksüdatında IAA aktivitesine rastlanmamıştır. Kökte sentezlenip eksüdasyon sıvısıyla bitkinin üst kısımlarına taşınan gibberellinler, tek Rf te toplanamadığından stres faktörünün gibberellin düzeyine etkisi belirlenememiştir. ANAHTAR KELİMELER : Sigara dumanı, bitki büyüme maddeleri, fide büyümesi, engellenme, kök eksüdatı, biyolojik test.