Constitution 1982

54 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Anayasa referandumları ve basın: 1961, 1982 Anayasaları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumlarının Türkiye basınındaki sunumunun karşılaştırmalı çözümlemesi (cumhuriyet, hürriyet, tercüman/bugün gazeteleri örnekleri)

Bu çalışmada, 1961 ve 1982 Anayasaları referandumları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumunun Türkiye basınındaki sunumları örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde karşılaştırmalı olarak çözümlenmiştir. Sözü edilen örnek gazetelerin referandumlara (1961, 1982 ve 2010) ilişkin tutumları irdelenirken referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanları göz önünde tutulmuştur. Bununla birlikte, referandumların sözü edilen örnek gazetelerdeki sunumlarının irdelenmesi, referanduma sunulmuş olan 1961 ve 1982 anayasaları ile 2010 anayasa değişiklik paketinin içerikleri çözümlenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan referandumların tarihsel uğrakları, Türkiye'nin tarihsel süreçte geçirmiş olduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlardaki dönüşümler bağlamında soruşturulmuştur. Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümün referandum dönemleri ve referanduma sunulmak üzere hazırlanmış anayasalar ile değişiklik paketi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda, referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanının irdelenmesi, 1961 ve 1982 anayasalarının ve 2010 anayasa değişiklik paketinin içerik özelliklerinin değerlendirilmesi ve örnek olarak seçilmiş gazeteler özelinde Türkiye basınının referandumlara yönelik yaklaşımının ortaya konulması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Dolayısıyla, örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde Türkiye basınının sözü edilen referandumlara ilişkin tutumunun karşılaştırmalı olarak çözümlenmesi çalışmanın problemini oluşturmuştur. Çalışmada sorunsallaştırılan konunun çözümlenmesinde nicel ve nitel çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu yüzden, çalışmanın çözümleme kısmı nicel ve nitel çözümleme olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Çalışmanın nicel çözümleme kısmında, gazetelerin tüm sayfalarındaki referandumlara ilişkin haberlerin, fotoğrafların, köşe yazılarının, söyleşilerin ve yazı dizilerinin sayısal dağılımlarının belirlenmesinde kısmi olarak içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıştır. Nitel çözümleme kısmında ise, sözü edilen gazetelerde yayımlanmış referandumlara ilişkin manşet ve sürmanşet haberleri ile seçilmiş köşe yazılarının metinsel çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, tarihsel süreçte Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümlere göre farklılık gösteren referandum dönemlerindeki ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar ile sözü edilen gazetelerin referandumlara yönelik tutumları arasında organik bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle, gazetelerin içeriklerinin, ilk aşamada referandum dönemlerinde hâkim olan dönemsel koşullardan oldukça etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Referandumlar (1961, 1982 ve 2010), basın, sosyal refah devleti, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizm.

Anayasa 1961Anayasa 1982Anayasa 2010+7
Lütfü Pınar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk anayasalarında temel hak ve özgürlüklerle ilgili yapılan düzenlemeler

İnsan hakları, insanların doğuştan sahip olduğu vazgeçilemez, devredilemez ve dokunulamaz hakları ifade etmektedir. İnsan hakları anayasa metinlerinde temel hak ve özgürlükler başlığı altında düzenlenmektedir. Cumhuriyet Dönemi Türk Anayasalarında Temel Hak ve Özgürlüklerle İlgili Yapılan Düzenlemeler başlıklı bu çalışmada; 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında temel hak ve özgürlüklerle ilgili yapılan düzenlemeler incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda 1924 Anayasasının temel hak ve özgürlüklere yönelik güvenceleme sistemi getirmediği, 1961 Anayasasının demokratik ve çoğulcu bir anlayış getirdiği ve 1982 Anayasasının sınırlandırıcı ve yasaklayıcı bir yaklaşım getirdiği kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Anayasa, İnsan Hakları, Temel Hak ve Özgürlükler.

Anayasa 1924Anayasa 1961Anayasa 1982+3
Yücel Özden
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de anayasacılık anlayışı olarak tepkisellik (1960-1982 dönemi)

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan hemen sonra hazırlanarak yürürlüğe konulan 1924 Anayasası olsun veya darbelerden sonra yapılan 1961 ve 1982 anayasaları olsun kendilerinden önceki dönemlere bir tepki üzerine yapıldığı ileri sürülür. Bu çalışmanın amacı, Türk anayasacılığında tepkisellik meselesini ortaya koymaktır. Anayasa hukuku literatüründe yoğun bir şekilde ortaya atılan bu iddiaların geçerliliğini anayasaların içerik analiziyle test edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 1961 Anayasasının Demokrat Parti iktidarına açık bir tepki olarak yapılması; 1961 Anayasası lüks olarak değerlendirilerek 1971 ve 1973 yıllarında değiştirilmesi ve bununla yetinilmeyerek 1982 Anayasasının yapılması, bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Türk siyasal hayatında etkili olan tepkisel siyaset anlayışının, sonraki anayasa yapımlarında ve köklü anayasa değişikliği aşamalarına yansıdığı gözlenmektedir. Bu çalışmada varılan sonuç, Türk anayasal hareketlerinin her aşamasında bir tepkiselliğin sürekli var olduğudur. Günümüz Anayasal demokrasi arayışlarının en problemli yeri, uzun vadeli sistem yaratmaya yönelik kapsayıcı ve aklıselim yaklaşımlardan çok tepkisel anlayışın varlığını korumasıdır. Sürekli bir idealin arandığı anayasal düzende, tepkisel siyaset anlayışının somut bir yansıması olan tepkisel anayasacılık anlayışı ortadan kaldırılmadan getirilen yeni bir anayasa uzun vadede hiçbir şeye çözüm olmayacaktır. Demokrasinin teminatı olarak görülen anayasalar, aslında demokratik olmayan hükümlerin kendine yer bulduğu bir zemin haline gelmiştir. Bu nedenle öncelikli terk edilmesi gereken anlayış, çalışmanın konusunu oluşturan tepkisel bakış açısıdır. Anahtar Kelimeler: Anayasacılıkta tepkisellik, Anayasa yapımı, 1961 Anayasası, 1982 Anayasası, 1971-73 Anayasa değişiklikleri.

Anayasa 1961Anayasa 1982Anayasa+3
Cafer Okyay
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Başkanlık sistemlerinde ve parlamenter sistemlerde dış politika anlayışı ve işleyişi: ABD ve Türkiye(1982 Anayasası) örneği

Türkiye'nin uluslararası konumu, dünyanın en sorunlu bölgeleri olan balkanlar, Orta Asya ve Ortadoğu'nun tam merkezi konumundadır. Diğer tarafta Batı ve İslam ile eski doğu bloğu ve batı bloğunun arasında kritik bir bölgededir. Her medeniyetten harmanlanan bir kültürü içinde barındıran Türkiye'nin bu özelliği hem avantaj hem de dezavantaj yaratmaktadır. Kültürel zenginliğin olması ülkenin dış politikasının kapsamını genişletirken, aynı özellik iç politikada dış etkilere imkân sağlamaktadır. Bu farklı kültür ve değerlerin parlamenter sistemin siyasi mücadelesinde birbirlerinden kopup ayrışmasına sebep olmaktadır. Bu ayrışmalar sistem içinde var olan rekabetten dolayı birbirinin önüne geçmek için karşıt bir politika izleyerek aradaki uçurumu daha da açmaya sebep olmaktadır. İç politika bu hale gelirken dış politika doğal olarak göz ardı edilir ve kritik bir bölgede olan bir ülkenin böyle bir lüksü olmamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin dünyanın en kritik coğrafyasında bulunmasının getirdiği külfetleri taşımakta zorlandığını ortaya koyulmaktadır. Çoğu hükümet sistemiyle alakalı aynı sorunları yaşamasına rağmen bir türlü çözüm üretilememiştir. Bir asırdır bu kısır döngü durmadan denendi ve başarı sağlanamadığı ortaya koyulmaktadır. Özellikle dış politika üzerinden ABD başkanlık sistemini ve Türkiye parlamenter sisteminin dış politikasını karşılaştırıp hangi sistemde uygulanan dış politika daha etkin? Sorusuna cevap bulmaya çalışılmaktadır. Bununla beraber Türkiye'nin bu sorunlu bölgelere yakın olmasının dış politikasında daha hızlı karar alması gerektiği kanaatine varıldığından, başkanlık sisteminin hızlı karar mekanizmasına sahip olmasından dolayı Türkiye için gerekli olduğu kanaatine varılmaktadır. Anahtar kelimeler: Başkanlık Sistemi, Parlamenter Sistem, Dış Politika, Türkiye, Amerika, Karar Mekanizması

Amerika Birleşik DevletleriAnayasa 1982Anayasa+7
Serdal İlbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

1982 Anayasası'nın mali paradigmalarında demarşi: Diyalektik bir değerlendirme

Diyalektik, zaman olgusu içerisinde süreci çağrıştıran bir kavramdır. Bu bağlamda zıtların mücadelesi ve birliği, nitel değişim, her şeyin değişimi ve her şeyin birbiriyle ilgili olması diyalektik mantığın temelini oluşturmaktadır. Yönetim şekillerinde değişim de diyalektik mantığın bir yansımasıdır. Demokrasinin ortaya çıkarmış olduğu eksikliklerin demarşi ile telafi edilebilmesi için, diyalektik mantığın bir gereği olarak 1982 Anayasası'nda bazı mali kuralların eklenmesi gerekmektedir. Bu değişimin de Türk toplum yapısı açısından türev kurucu iktidar rolüyle yapılması daha uygun bir seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Söz konusu değişimle ön seçim sonrasında kura yoluyla ile demarşik bir mali yapının oluşturulması kastedilmektedir. Böyle bir yapının ortaya çıkması ise diyalektik sürecin bir gereğidir. Ön seçimli mali bir demarşik yapıyla kamu ekonomisindeki etkinsizliklerin görülme ihtimalinin azalması veya yok olması ise bu çalışmanın hipotezini oluşturmaktadır.

Anayasa 1982DemarşiDemokrasi+3
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ceza mevzuatında yapılan düzenlemelerin adil yargılanma hakkına katkıları

İnsan Hakları günümüzde oldukça popüler bir kavram haline geldi. Gerçekte ise insanın var oluşundan beri onun sadece onurlu bir varlık olmasından kaynaklanan haklardır. Sadece insan olmak bu haklara sahip olmak için yeterlidir.İnsan haklarını korumanın en etkili yolu adil bir yargılama sisteminin bulunmasıdır. Aynı zamanda bir insan hakkı olan adil yargılanma hakkı, diğer tüm haklarında güvencesini oluşturur. Genellikle Adil Yargılanma hakkı adalet kavramı ile birlikte anılır. Bu tezde birinci bölümde genel olarak adalet ve adil yargılanma hakkı kavramları açıklandı. İkinci bölümde, Adil yargılanma hakkı ile ilgili bulunan başlıca uluslar arası belgeler incelendi. Türk hukukuna etkisi ele alındı. Üçüncü bölümde ise İnsan Hakları ve Adil yargılanma hakkı ile ilgili uluslararası düzenlemelerin Türk iç hukukuna etkileri incelendi. Türk Ceza Mevzuatında Adil Yargılanma hakkını sağlamak amacıyla yapılan düzenlemeler araştırıldı. Bu düzenlemelerin Adil Yargılamaya olan katkısı incelendi. Türkiye'nin tarafı olduğu İnsan Hakları ve adil yargılanma hakkı ile ilgili Uluslararası antlaşmalar da birlikte ele alındı. Özellikle iç hukuk uygulaması bakımından önemli olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu sözleşmeden doğan denetim mekanizması olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile birlikte mevzuattaki değişimin adil yargılamaya olan katkısı araştırıldı ve incelendi. Bu değişikliklerin adil yargılanma hakkının uygulanması anlamında olumlu katkıda bulunup bulunmadığı araştırıldı.

AdaletAdil yargılanmaAnayasa 1982+7
Mehmet Bayhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası ile Avrupa Birliği Anayasası'nın insan hakları çerçevesinde ifade özgürlüğü açısından karşılaştırılması

Tüm insanların sahip olduğu haklar olarak tanımlanan insan hakları, her toplumun kendi dünya görüşü ile şekillenerek o toplumun anayasasında temel hak ve özgürlükler olarak yansıma bulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa Birliği Anayasası'ndaki temel hak ve özgürlükler de oluşturuldukları dönemin özellikleri ile şekillenmiştir. Bu temel hak ve özgürlüklerin içinde yer alan ifade özgürlüğü ise diğer hakların kullanılmasında önemli bir rol üstlendiği için ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Bu bağlamda; ?1982 Anayasası ile Avrupa Birliği Anayasasının İnsan Hakları Çerçevesinde İfade Özgürlüğü Açısından Karşılaştırılması? başlıklı çalışmamız açısından önem arz etmektedir. Çalışmamızda; Birinci bölümde; 1982 Anayasası'nın oluşturulması süreci üzerinde durulmuştur. Hak, temel haklar, insan hakları, ifade özgürlüğü kavramlarının analizi yapılarak 1982 Anayasası'ndaki yansıması incelenmiştir. İkinci bölümünde; Avrupa'da bir birlik yaratma fikrinin doğuşundan itibaren Avrupa Birliği'nin insan hakları alanında geçirmiş olduğu aşamalar ile AB Anayasasının referandum süreci, AB Anayasasının ikinci bölümünü oluşturan; insan hakları konusundaki gelişim sürecini ve bu hakları anayasal güvence altına alarak tamamlayan `Temel Haklar Şartı da bu bölümde incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Türkiye ? Avrupa Birliği ilişkilerinde gelinen nokta günümüze kadarki tarihsel süreç içerisinde ele alınmıştır. AB hukuk düzeninin tanımı, uluslararası hukuktan farkları; AB Anayasası'nda ifade özgürlüğünün yansıması olarak karşımıza çıkan Avrupa Konseyi'nin oluşturmuş olduğu ve Türkiye'nin de 1949 yılında imzalamasıyla iç hukukunda bağlayıcılık kazanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki (AİHS) ifade özgürlüğü üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde; bütün bu bilgiler ışığında konuyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Anayasası, 1982 Anayasası, İnsan Hakları, İfade Özgürlüğü, Uyum Yasaları, İlerleme Raporları.

Anayasa 1982AnayasaAvrupa Birliği+5
Sinem Budak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasında yargı bağımsızlığı

Yargının son dönemde baktığı davaların ve tutuklu kişilerin nitelikleri göz önüne alındığında yargının olumlu veya olumsuz yönleri ile basında çok fazla yer aldığı görülmekte olduğu son zamanlarda, yargıya etkinin, baskının ve hakimler ile savcıların bağımsızlığının çok önemli olduğu bir zaman diliminde; 1982 Anayasasında Yargı Bağımsızlığı konulu çalışmamızı öncelikle hukuk devletinin tanımıyla yani devletinorganları olan yasama, yürütme ve yargının hukuka bağlı olarak çalışmasını gerektiğini anlatarak başladık. Türkiye'nin daha önceki anayasalarında yargı bağımsızlığının olup olmadığına değindik. Yargı kollarından askeri yargı kolunda bulunan askeri mahkemeler ve disiplin mahkemelerinin yargı bağımsızlığına dair ciddi tehlikeleri olduğundan bahsettik. Mahkemelerin bağımsızlığının; objektif, yasama, yürütme, yargı organına, çevreye ve basına karşı bağımsızlık ana başlıklarından oluştuğundan bahsettik. Bağımsızlıkla birlikte anılan ancak bağımsızlıktan farklı bir kavram olan hakimlik ve savcılık teminatına değindik. Yargı bağımsızlığının odağında bulunan HSYK'dan ve HSYK'ya yönelik eleştiriler ayrıca HSYK'nın nasıl olması gerektiği yönünde ki görüşlere yer verdik. Son olarak da yargı bağımsızlığı ile alakalı uluslar arası belgeleri çalışmamızın üçüncü bölümü yaptık.

Anayasa 1982Askeri yargıHakimin bağımsızlığı+4
Serkan Numan Baykotan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasallaşma sürecinde Türkiye Cumhuriyeti 1982 anayasası kişi hak ve ödevlerinin sınırlandırılmasının incelenmesi

Henüz devlet kavramı oluşmadan önce insanlar, toplum halinde yaşamanın bir takım kurallar ile mümkün olabileceğini düşünmüşlerdir. Bu düşünce sonucunda "toplum sözleşmesi" adı verilen normlar üzerinde uzlaşma sağlamışlardır. Daha sonraları toplum sözleşmeleri anayasa kavramına dönüşmüştür. Anayasalar devlet şeklini ve görevlerini belirtmesi yanı sıra vatandaş haklarının neler olduğunu ve bu hakları kullanma yöntemlerini de göstermektedir. Ayrıca anayasaların bir diğer görevi hem devletin hem de bireylerin bu haklara müdahalesini ve müdahale sınırlarını netleştirmektir. Türkiye'de 1982 yılından beridir yürürlükte olan ve içeriğinde zamanla değişiklikler yapılan anayasa hem diğer bireylerin hem de devletin kişi haklarına müdahalesini ve kullanılmasında ortaya çıkabilecek sorunları engellemek istemiştir. 1982 anayasası hakların sınırlandırılmasında uyacağı sınırları ilk halinde genel nedenlere bağlamıştır. Bu nedenlerin soyut kavramlar olması ve tüm hakları sınırlandırabilir nitelikte olması hakların kullanılmasını zorlaştırmış, müdahale edilmesini kolaylaştırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devleti ilerleyen yıllarda Avrupa Birliğine Uyum süreci ve toplumun beklentileri sonucu 2001 yılında hakların genel nedenlerle kısıtlanmasına son vermiş yerine hakların kendi maddelerinde tek tek belirtilen özel nedenlerle kısıtlanabileceği hükmünü getirmiştir. Bu çalışmada kişi hak ve ödevlerinin sınırlandırılmasında özel nedenlerin neler olduğu, tarihsel arka planı ve uygulama yöntemleri diğer anayasalar, kanunlar ve literatür kaynakları incelenerek açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: toplum sözleşmesi, kişi hakları, 1982 anayasası, sınırlandırma, 2001 anayasa değişikliği

Anayasa 1982AnayasaAnayasacılık+3
Cafer Yetim
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1961 ve 1982 Anayasalarının Hürriyet Gazetesi'nde yer alışı

Medyayı siyasal iktidarın ikna araçlarından birisi gören ve günümüzde siyasal iktidarlarla medya kuruluşlarının karşılıklı bağımlılık ilişkisinde olduğunun altını çizen kuram; medyayı ?düzenin yeni bekçisi? kabul eder. Aynı zamanda ?tarafsızlık? mitini sorgulayarak, medyanın tarafsız olamayacağının kabul edilmesi gerektiğini savunur.Gazete, piyasadaki herhangi bir ürün veya hizmetten çeşitli açılardan farklıdır. Siyasi etkisi, ekonomik gücü, üst yapıyı şekillendirmesi, kamuoyu yaratması, yönlendirmesi gibi sıradan bir ürün veya hizmette olmayan özellikleri vardır.Ülkemizde gazeteler, okuru, kamuoyunu bilgilendirmek için değil, yönlendirmek, akıl öğretmek ve tutum almaya zorlamak için yani kamuoyu oluşturmak için yayınlanıyor. Dolayısıyla gazeteler haber vermekten çok, propaganda yapıyor.1960 müdahalesi ve 1961 Anayasası, toplumsal tabandan hareketle demokrasinin sınırlarını genişletmeyi hedeflemiştir. 1980 müdahalesi ise özgürlüğün, demokrasinin korunması ve pekiştirilmesi değil otoritenin ve devletin güçlendirilmesi yönünde olmuştur.7 Kasım 1982'de yapılan referandumla kabul edilen Anayasa, ikinci meclisi kaldırmış, yürütmeyi güçlendirmiş, yargıyı idarenin etkilerine açık hale getirmiş, bireyi güçlü siyasal iktidarlar karşısında koruyacak kural ve kurumları güçsüzleştirirken, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması olanaklarını genişletmiştir.Seçim dönemlerinde medya, siyasal partilerin özellikle kararsız seçmen topluluğuna seslenerek kendilerini tanıtabilmeleri açısından en önemli siyasal iletişim araçlarından birisi olmakta, böylelikle medyanın siyasal işleyiş üzerindeki yönlendiriciliği daha doğrudan ve belirgin nitelik kazanmaktadır. 1961 ve 1981 Anayasalarının referandum süreçlerinde gazeteler; kamuoyu oluşturmanın etkili yollarından olan propagandayı uygulamışlardır.Siyasal çalkantıların yüksek olduğu her iki dönemde kamuoyunun haber alma hakkı sınırlandırılmış, gündem tüm açıklığıyla duyurulmamıştır. Askeri darbeyi gerçekleştiren ve anayasaları halkoyuna sunan komutanlar özel sektörün elindeki medya araçlarını, süreci meşrulaştırıcı biçimde kullanmışlardır. Medya araçları yasa, talimatlar ve yargı kararlarıyla engellenmeye çalışılmasını sorgulamamış, beklentileri yerine getirmiştir.Medya özgürlüğünden söz etmenin olanaklı olmadığı anlaşılmıştır. Gazete işveren ve yöneticilerinin ekonomik bağımlılığının yanında, siyasi ve ideolojik olarak belirli odaklara yakınlık duymaları bağımsız gazeteciliği, özgür haberciliği engeller, engellemeye devam edecektir.ANAHTAR SÖZCÜKLER1. İçerik Analizi2. Eleştirel Yaklaşımlar3. Basın-İktidar İlişkisi4. Haber Metni5. Temsil

Anayasa 1961Anayasa 1982Anayasa+4
Özgecan Koca
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasında ve Türk Ceza Yargılamasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulaması ışığında suçsuzluk karinesi

Suçsuzluk karinesi suç ile itham edilen kişinin, bir mahkeme hükmü ile itham edildiği suçu işlediği hukuka uygun delillerle adil bir şekilde yapılan yargılama neticesinde sabit kabul edilinceye kadar kişinin suçsuz kabul edilmesidir. Bu ilke birçok milletlerarası sözleşmede de ifade edilmiştir. Bu kapsamda ilkenin Evrensel İnsan Hakları Bildirisinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde de yer aldığı görülmektedir. İlke Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince adil yargılanma hakkı içerisinde, bu hakkın bir unsuru olarak değerlendirilmektedir. Suçsuzluk karinesi düzenlemesi hukukumuzda açık olarak ilk kez 1982 tarihli Anayasada yer almıştır. Bu düzenleme öncesinde İslam hukukundan kaynaklı olarak ilkenin hukuk uygulamamızda olduğu iddia edilmiş ise de, yazılı kural olarak ilkenin 1982 tarihli Anayasadan önce bulunmadığı görülmektedir. Suçsuzluk karinesi fonksiyonu itibariyle suskun kalma hakkı, ispat, şüpheden sanığın faydalanmasına ilişkin evrensel hale gelmiş ceza muhakemesi müesseseleri ile de çok yakından ilgilidir. Suçsuzluk karinesi tüm kişi ve kurumların saygı göstermesi gereken bir haktır. Basın ve yayın organları soruşturma ve ceza muhakemesine ilişkin haber ve yorum hak ve özgürlüğüne sahiptir ancak bu özgürlüğün kullanılmasında, basın yayın kuruluşları da soruşturulan ya da kovuşturulan kişilerin suçsuzluk karinesinden kaynaklanan lekelenmeme hakkına özen göstermek ve bu hakka uygun davranmak zorundadırlar. Türk Ceza Kanununda suçsuzluk karinesinden kaynaklanan kişisel hakkın korunması amacıyla, bu hakkın ihlaline havi eylemler suç olarak düzenlenmek suretiyle karineden kaynaklanan hak koruma altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın da karineyi dikkate alarak bazı durumlarda değerlendirme yaptıkları görülmektedir. Ancak bu değerlendirmelerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaptığı derinlikte ve genişlikte olmadığı görülmektedir. 1982 tarihli Anayasanın 90. maddesi uyarınca milletlerarası sözleşmelerin doğrudan uygulanma olanağı getirildiğinden ve AİHS'si de bu kapsamda bir sözleşme olduğundan, ayrıca Ülkemizce AİHM'nin yargılama yetkisi kabul edilmiş olduğundan, karine ile ilgili uygulama, yorum ve değerlendirmelerde milli soruşturma ve yargılama makamlarının AİHM'nin içtihatlarını gözetmeleri gerekmektedir.

Anayasa 1982AnayasaAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi+4
Said Serhan Hançerkıran
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasına göre cumhurbaşkanının seçimi ve görevleri

Çalışmanın amacı; 1982 Anayasasında Cumhurbaşkanının seçimi ile ilgili düzenlemelerin değerlendirilmesidir. Bu konuyla ilgili olarak 2007 Anayasa değişikliğinin getirdiği yenilikler eski haliyle kıyaslanmış ve değişikliklerin beraberinde getirdiği tartışmalara yer verilmiştir. Bu bağlamda; Onbirinci Cumhurbaşkanı seçimi ile başlayan ve Türkiye'nin siyasal düzeninde önemli değişikliklerin yaşanmasıyla sonuçlanan süreç ve bu süreç sonrası yaşananlar; Anayasa Mahkemesinin verdiği ?367 Kararı? öncelikli olarak incelenmiştir. Ayrıca yasama, yürütme ve yargı organları arasında yaşanan gerginliklerin hukuksal boyutu ile Anayasa Hukukçularının üzerinde fikir birliğine varamadıkları noktalara, halk oylamasıyla yapılan 2007 Anayasa değişikliğinin getirdiği sistem tartışmalarına, son olarakta Cumhurbaşkanın görev ve yetkileri ile sorumluluğuna değinilmiştir.

Anayasa 1982AnayasaCumhurbaşkanı+1
Gamze Özen İrez
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası çerçevesinde devlet memurlarının naklen atanmasında idarenin takdir yetkisinin yargı yoluyla denetimi

Bu çalısmada, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre görev yapmaktaolan Devlet memurlarının naklen atanmaları konusunda idareye tanınmıs olan takdiryetkisinin yargı yoluyla denetimi incelenmektedir.Bu çerçevede, iki bölüm olarak düzenlenmis olan çalısmanın ilk bölümünde,kamu görevlisi ve memur kavramının 1982 Anayasası'nda düzenlenisi, devletmemurlarının naklen atanması ile idarenin takdir yetkisi ve yargısal denetimi konularıincelenmektedir.?kinci bölümde ise, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenis seklinegöre nakil türleri ve nakil davalarında söz konusu olan iptal sebepleri görülen bazıözel durumlarla birlikte, 1982 Anayasası hükümleri çerçevesinde ve ağırlıklı olarak enson tarihli Danıstay kararlarına gerekçeleriyle birlikte yer verilmek suretiyleincelenmektedir.Sonuç olarak, Devlet memurlarının naklen atanmasına iliskin islemlerdeidareye çesitli sebeplerle takdir yetkisi tanınmıs bulunmaktadır. Fakat, bu husustaidarenin sahip olduğu takdir yetkisi, 1982 Anayasası'nın 125.maddesinin 1.fıkrasıhükmü uyarınca yargısal denetime tabidir. Söz konusu yargısal denetimde son sözüsöyleyen yargı yeri de Danıstay'dır.Danıstay tarafından uyusmazlık konusu somut olayın özelliğine göregelistirilen bir takım ölçütlerle, zaman zaman hukukilik denetiminin sınırları yerindelikdenetimi aleyhine asılmak suretiyle yargısal denetim yapılmakta olduğu savınaulasılmıstır.Anahtar Sözcükler1. 1982 Anayasası2. Devlet memuru3. Naklen atama4. Takdir yetkisi5. Yargısal denetim

Anayasa 1982AnayasaAtamalar+4
Zeki Uysal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Anayasa Hukuku açısından özel hayatın gizliliği ve korunması

Teknolojik ve bilimsel alandaki gelişmeler ve küresel tehditlere karşı geliştirilen koruma mekanizmaları özel hayata müdahaleyi gerektirdikçe ve müdahale yöntemlerinde çeşitlilik arttıkça önemi daha çok hissedilmeye başlayan hak kategorisinin başında özel hayatın gizliliğinin korunması hakkı gelmektedir. Uluslararası belgelerde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve devletlerin anayasalarında ve ihtiyaç doğdukça alt normlarda bu hakkın korunmasına ilişkin özel hükümler yer almaya başlamıştır.Bu tez Anayasamızdaki özel hayatın gizliliğinin korunmasına ilişkin düzenlemenin, geçmişteki düzenlemelere, uluslararası belgeler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre durumunun, bu hakka yapılan müdahale çeşitliliği ve ağırlığına karşı etkin koruma sağlayıp sağlamadığının, hakkın korunmasında karşılaşılan güçlüklerin ve bunların sebepleri ile gerekiyorsa çözüm yollarının incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır.Birinci bölümde özel hayatın gizliliği ve korunmasına ilişkin kavramlar, ikinci bölümde uluslar arası alanda ve karşılaştırmalı hukukta özel hayatın gizliliği ve korunması; üçüncü bölümde ise anayasalarımızda tarihi gelişim gözetilerek Anayasa'daki düzenleme şekil ve içeriğine göre, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğü kapsamında 1982 Anayasasındaki özel hayatın gizliliğinin korunması doktrin ve uygulama esas alınarak, konuyla ilgili yasal düzenlemelere de yer verilerek incelenmiştir.Özel hayatın gizliliğinin korunmasında mevzuat açısından eksikliklerin ya da muğlâklıkların neler olduğu belirlenerek, insan onurunun korunmasıyla doğrudan etkili bu hakkın korunmasında yasa koyucuya ve uygulamacılara yön verecek çözüm yolları üretilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler:1. Özel hayatın korunması2. Konut dokunulmazlığı3. Haberleşme özgürlüğü4.1982 Anayasası'nda özel hayat5. Mahremiyet

Anayasa 1982AnayasaAnayasa hukuku+6
Nurdan Okur
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası'na göre ayrımcılık yasağı

Bu çalışmanın amacı, Ayrımcılık Yasağı kavramının, doğuşundan1982 Anayasası'nda ele alınmasına kadar geçen süreci incelemek ve busürecin Ayrımcılık Yasağının oluşmasında ve uygulanmasında ki etkilerikonusuna bir yorum getirebilmektir. Bu çerçevede birinci bölümde, AyrımcılıkYasağı kavramı ile Ayrımcılık Yasağının tarihsel gelişimi incelenmeyeçalışılmıştır. Ayrımcılık Yasağı kavramının, asıl olarak eşitlik ilkesi çatısıaltında gelişme gösterdiği, eşitlik ilkesinin Avrupa'da ve Amerika'da ortayaçıkmasının ardından evrensel nitelik kazanma süreci anlatılmayaçalışılmıştır. Eşitlik ilkesi kavramı; Avrupalı düşünürlerin kuramları ile dahageniş çapta ele alınmaya başlamıştır. Öyle ki her bir düşünür eşitlik ilkesikavramına, kendi düşünce ekseni etrafında yaptığı yorumlarla zenginlikkatmıştır. Tüm bu farklı yorumlar, eşitlik ilkesinin, Avrupa'da ve Amerika'dayayılmasına; ulusal ve uluslar arası belgelerde yer almasına zeminhazırlamıştır.İkinci bölümde Ayrımcılık Yasağı kavramının esas olarak ele alındığı;eşitlik ilkesi kavramı çatısı altından çıkarak ayrı bir hüviyet kazandığı; Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve ilgili maddelerine yer verilmiştir. Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi, Ayrımcılık Yasağı kavramını özel olarak birmaddesiyle koruma altına almış ayrıca da farklı maddelerle bu korumayıpekiştirmiştir. Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yerverilen hak ve özgürlüklerin uygulanabilirliği açısından koruma mekanizmasıolarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kurulmuştur. Bu bölümde ayrıcaAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Ayrımcılık Yasağı konusunda verdiğikarar örneklerine de yer verilmiştir.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olaylarda, AyrımcılıkYasağı'nın ihlal edilip edilmediğine karar verirken bazı ölçütleri bazalmaktadır. Mahkemenin açılan bir davada hangi kıstaslara göre kararverdiği de örnek davalarla birlikte açıklanmıştır.112Üçüncü bölümde Ayrımcılık Yasağı ilkesinin Türk hukukunda gelişimianlatılmıştır. Bu bölüm başlığı altında, ayrımcılık türleri ve uygulamaları,tarihsel olaylar, fermanlar ve Cumhuriyet dönemi anayasalarında yer alanşekilleriyle Ayrımcılık Yasağı ve gelişimi ele alınmıştır. Osmanlı Devletihukuku, İslam dininin emrettiği kurallardan oluşan şer'i hukuku benimsemişolması nedeniyle, Cumhuriyet sonrası Türk hukuku ile ciddi farklılıklartaşımaktadır. Çok uluslu bir devlet olan Osmanlı Devleti'nde ki eşitlik veayrımcılık uygulamaları, kendisini, özellikle Müslüman olan Osmanlıvatandaşları ile Müslüman olmayan vatandaşları arasında göstermiştir.Vatandaşlar arasında uygulanan bu ayrımcılık; zaman içerisinde ilan edilenfermanlar ve kabul edilen kanunlarla giderilmeye çalışılmıştır. OsmanlıDevleti'nde ayrıca kadın erkek eşitliği de günümüz Türk hukukuna göre barizfarklılıklar içermektedir. Çalışmamızda Osmanlı Devleti zamanındauygulanan bu iki tür ayrımcılık örneklerine ve iyileştirme çabalarına yervermeye çalıştık.Cumhuriyet dönemi anayasaları, Osmanlı Devleti zamanında kabuledilmiş bazı kanunların yanında, birçok Avrupa Devleti anayasalarını daörnek alarak; eşitlik ilkesi kavramına yer vermişler böylece Türk hukukundaAyrımcılık Yasağının gelişmesinde etkili olmuşlardır. Cumhuriyet dönemianayasalarında yer verilen eşitlik ilkesi; 1982 Anayasası'na da örnekoluşturmuş, bazı farklı ibareler eklenerek eşitlik ilkesi kavramı buanayasamızda da yer almıştır.Son bölümde ise; tezimizin başlığını oluşturan 1982 Anayasası'nagöre ayrımcılık yasağına yer verilmiştir. Anayasamızda 10. madde de kabuledilen eşitlik ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan ayrımcılıkyasağı kavramını karşılamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, anayasalgüvence altına aldığı bu ilke ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne buşekilde uyum sağlamaktadır. Bu bölümde 1982 Anayasası'nın 10. maddesiile koruma altına aldığı ayrımcılık türlerine yer verilerek, korumaya yönelikkanun çalışmaları da anlatılmıştır. Ayrıca Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi'nin Türkiye ile ilgili verdiği karalardan ayrımcılık yasağı ihlaliiddiasını taşıyan birkaç örnek karar da incelenmiştir. Son olarak da AnayasaMahkemesi'nin bu konuda karar verirken göz önünde bulundurduğu kıstaslaryine örnek kararlarla açıklanmıştır.

Anayasa 1982AnayasaAyrımcılık+1
Fazıl Altınordu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasına göre sosyal devlet ilkesi

Sanayi devrimi sonrası makineleşen ekonomik hayatın giderek insancıllıktan uzaklaşması nedeniyle klasik kişi hak ve özgürlüklerinin insan onuruna yaraşır bir hayat standardının sağlanmasında yetersiz kaldığı gerçeğinin anlaşılması ile ortaya çıkan "sosyal devlet " sosyal ve ekonomik haklar yoluyla toplumda sosyal adaleti ve güvenliği sağlamaya çalışan devlettir.19 uncu yüzyıldan sonra çağdaş demokratik tüm anayasal sistemlerde varlığı yadsınamaz bir gerçek olarak ortaya çıkan sosyal devlet kavramının Türk Anayasalarında ne derece ele alındığının irdelenmesi konusunda bir çalışmanın gerekliliği düşünülmüştür. Tez çalışmamız genelde Türk anayasa metinlerde sosyal devlet ilkesini de irdelemekle birlikte özel olarak 1982 Anayasası hükümleri açısından Türk Devlet yapısında sosyal devlet ilkesinin ne olduğu konusunda odaklanmıştır.1982 Anayasasında sosyal devlet ilkesi, 2. maddede "Cumhuriyetin Nitelikleri" arasında sayılmış, "sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler" başlıklı bölümde de sosyal devletin gerçekleştirilmesinde gerekli olan haklar sayılmıştır. Sosyal devlet uygulamasında mahiyet değiştiren "mülkiyet hakkı" da buna uygun olarak düzenlenmiştir. Anayasa mahkememizin de kararlarında "sosyal devlet" ilkesinin gelişmesine önemli katkılarda bulunduğu tespit edilmişir.Günümüz değişen ekonomik ve sosyal şartları göz önüne alındığında sosyal devlet ilkesinin gerçekleştirilmesinde klasik anlayışların yanı sıra çağdaş anlayış ve kurumların da özenli bir şekilde irdelenerek sosyal devletin gerçekleştirilmesinde kullanılmasının ilkenin etkin bir hale gelmesini sağlayacağı tespit edilmiştir. Bu bağlamda devletin kıt imkanlarla gerçekleştirmeye çalıştığı sosyal nitelikli faaliyetlerin devlet gözetim ve denetiminde özel sektörce ve daha geniş ekonomik imkanlarla gerçekleştirilmesi şeklindeki özelleştirme uygulamaları durumunda bireylerin daha kaliteli hizmet alacakları gerçeğine ulaşılmıştır.Vatandaşlarına insan onuruna yaraşır asgari bir yaşama düzeyi sağlamak hedefinde olan sosyal devlet anlayışı ile 1982 Anayasası da herkes için etkili bir sosyal güvenlik sistemine vurgu yapmış ve devleti etkili bir sosyal güvenlik sistemi kurmakla ödevli kılmıştır. Bu bağlamda son yıllarda ortaya konulan sosyal güvenlik reformu bu hedefte doğru bir anlayış ve planlama ile gerçekleştirilmiştir.Anahtar sözcükler1 ? Sosyal Devlet2 ? Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler3 ? 1982 Anayasası4 ? İnsan Onuru5- Sosyal Güvenlik Hakkı

Anayasa 1982AnayasaEkonomik haklar+3
Suat Uzun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası çerçevesinde Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen Türk Anayasa değişiklikleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin önceki yönetim sistemi olan parlamenter sistem terk edilerek yeni bir yönetim sistemi benimsenmiştir. Türk tipi başkanlık sistemi olarak tanımlanan ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla anılan bu yeni hükümet sisteminde yürütme kuvveti tümüyle cumhurbaşkanlığı makamına verilerek parlamenter sistem özellikleri taşıyan "düalist" nitelikteki yürütme organına, "monist" nitelik kazandırılmıştır. Yeni sistemle getirilen monist yapıdaki yürütme yetki ve görevi, Cumhurbaşkanının hukuki statüsünü tamamen değiştirmiş ve bu değişim Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinde de önemli değişimlere sebep olmuş, sonuçta bu değişimlerin incelenmesi gerekliliği doğmuştur. İşte bu gereklilik bağlamında Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini kullanırken yararlanacağı sorumsuzluk sınırlarının, bu sınırlar dışındaki sorumluluk hallerinin ve sorumlu tutulma usullerinin belirlenebilmesi amacıyla çalışmamızın birinci bölümünde farklı hükümet sistemleri çerçevesinde devlet başkanlarının sorumsuzluğu hususu, ikinci bölümünde Türk Anayasal gelişmeleri çerçevesinde Cumhurbaşkanının siyasi, cezai ve hukuki sorumsuzluğu tüm yönleriyle incelenecektir. Son olarak çalışmamızın üçüncü bölümünde ise 1982 Anayasası'nda 2017 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri çerçevesinde Cumhurbaşkanının siyasi, cezai ve hukuki sorumsuzluğu yürütmenin tüm unsurlarıyla birlikte analiz edilecektir. Anahtar kelimeler: Cumhurbaşkanı, siyasi sorumsuzluk, cezai sorumsuzluk, Cumhurbaşkanı yardımcıları.

Anayasa 1982CumhurbaşkanıSiyasi sorumluluk+2
Bahar Naz Alkan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1982 anayasasında kamu görevlilerinin mali sorumluluğu

Bu tez, 1982 Anayasası ile diğer ilgili mevzuatta yer alan düzenlemelerden ve doktrindeki tartışmalardan yola çıkılarak kamu görevlilerinin mali sorumluluğuna ilişkin bugüne kadar süregelmiş uygulamanın sistematik bir biçimde değerlendirilmesi ve mali sorumluluğun nerede başladığının ve kapsamının incelenerek tartışılmasını amaçlamıştır.Kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının, hizmetin sunumunda kamu görevlisine çizilen sınırların aşılması durumunda doğması muhtemel hukuksal sorunlarla karşılaşıldığı hallerde sorumluluk alanlarının belirlenmesinin Anayasada belirtilen ?Hukuk Devleti? ilkesi çerçevesinde değerlendirildiğinde önemli olduğu ortadadır.Tezde konu iki bölüme ayrılarak bir sistematik dâhilinde incelenmeye çalışılmıştır. Tezin birinci bölümünde, sorumluluk ve kamu görevlisi kavramlarına ilişkin genel bilgilere yer verilmekte, ikinci bölümde ise kamu görevlilerinin sorumluluğunu ortaya koyan ve sınırlarını çizen temel faktörler ele alınarak, sorumluluğu belirleyen pozitif kaynaklar incelenmektedir. Sonuç kısmında kamu görevlilerinin mali sorumluluğunun, Türk hukukundaki yeri konusunda da genel bir değerlendirme yapılarak bu alanda yaşanan problemlerin çözümüne yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler1. Kamu görevlisi2. Sorumluluk3. Mali sorumluluk4. Rücu5. Sayıştay

Anayasa 1982AnayasaHukuki sorumluluk+3
Mesut Emre Karaköse
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası'nda 5982 Sayılı Kanunla yargı alanında yapılan değişiklikler ve etkileri

Yargı fonksiyonu, yasama ve yürütme fonksiyonları yanında devletin üç temel fonksiyonundan birisi, temel hak ve özgürlüklerin güvencesidir. Temel hak ve özgürlükleri yeterli ölçüde koruyabilmesi için yargının bağımsız olması gerekmektedir. Bağımsız yargı, hukuk devletinin en önemli unsurudur. Bağımsızlık başta yasama ve yürütme organlarına karşı olmak üzere herkese karşı söz konusudur. Türk hukukunda her dönemde en fazla tartışılan konulardan birisi yargı konusudur. Farklı anayasalar döneminde yargıya bakış açısı da farklı olmuş, yargı yetkisi bazen genişletilirken bazen de oldukça dar tutulmuştur. 1982 Anayasası, yargı yetkisinin kapsamını oldukça daraltmıştır. Otoriter bir üsluba sahip ve hak ve özgürlükler noktasında 1961 Anayasası'na oranla zayıf olan bu anayasada zaman içerisinde pek çok kez değişiklikler yapılarak, daha liberal bir hale getirilmeye çalışılmıştır. 1982 Anayasası'nda son değişiklikler 5982 sayılı kanunla yapılmıştır. Bu değişiklikler ağırlıklı olarak yargı alanındadır. Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu konularında kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Bu çalışmada, bu değişiklikler, hukukun temel ilkeleri ile bağdaşıp bağdaşmadığı yönünden incelenmiş ve değişen maddelerin eski Türk anayasalarındaki durumlarına da göz atılarak bunlarla karşılaştırma yapılmıştır.Anahtar Sözcükler1982 Anayasası, Yargı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Yargı bağımsızlığı

Anayasa 1982Anayasa MahkemesiHakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu+2
Ayşen Seymen Çakar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası sonrası Türk hükümetlerinin Irak politikalarında Kuzey Irak'ın yeri

155 ÖZET "1982 Anayasası Sonrası Türk Hükümetlerinin Irak Politikalarında Kuzey Irak'ın Yeri" isimli yüksek lisans tezinde, Türkiye- Irak ilişkileri, 1923 tarihinden başlayarak günümüze kadar, tarihi perspektif içerisinde incelenmiş, daha sonra, iki ülke arasında sorun teşkil eden konulara değinilerek, müteakiben 1983 yılından itibaren Türkiye'de kurulan hükümetlerin programları üzerinden, Türkiye'nin Irak ve Kuzey Irak'a ilişkin yaklaşımları incelenmiştir. Anılan yüksek lisans tezi üç bölümden oluşmaktadır. "Türkiye-lrak İlişkileri: Tarihsel Arka Plan" başlıklı birinci bölümde, Türkiye-lrak ilişkileri, 1923 öncesi dönemden başlamak üzere, altı başlığa ayrılarak incelenmiştir. "Türkiye-lrak İlişkilerini Etkileyen Bazı Faktörler" başlıklı ikinci bölümde, iki ülke ilişkilerinde sorun teşkil eden hususlar şu başlıklar altında incelenmiştir: Irak Türkleri (Türkmenler), Musul-Kerkük Petrolleri, Su Sorunu, Irak'ın İzlediği Politikaların Etkileri, Çekiç Güç ve Kürtler. "1982 Anayasası Sonrasında Kurulan Türk Hükümetlerinin Programlarında Irak" başlıklı üçüncü bölümde, 1983'den günümüze, Türkiye'de iktidara gelen siyasi partilerin hükümet programları ve şayet koalisyon hükümeti ise, koalisyon protokolleri incelenerek, Türkiye'nin Irak ve Kuzey Irak ile ilgili olarak politikaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin eklerinde ise, Irak'ta yaşayan başta Türkmenler olmak üzere tüm azınlıkları yakından ilgilendiren, Irak'ın BM'e kabulünde yayınlanan 1932 tarihli Irak Krallığı deklarasyonu, Irak ile ilgili bazı haritalar, BM Güvenlik Konseyi'nin 1990 tarihinde Irak'ın Kuveyt'i işgali ile başlayan süreçte, Irak ile ilgili aldığı karaların tarihleri bulunmaktadır.

Anayasa 1982Hükümet politikalarıHükümetler+7
İlker Yazır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasına göre olağanüstü hal ve düzenlemelerinin hukuki rejimi

Acil durum yönetimiAnayasa 1982Kamu Hukuku+1
A. Vahap Darendeli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de askeri yargı

Anayasa 1961Anayasa 1982Askeri yargı+1
Orhan Köprü
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1988
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda yasama kısıntısı

Tez çalışmasında, 1982 Anayasası ile diğer mevzuattaki idarenin yargı denetiminden muaf bırakılan iş ve eylemleri incelenmiştir. 1982 Anayasası'nın temelini oluşturan ilkelerden olan "hukuk devleti ilkesi" ile ilişkisine de değinilmiştir. Anayasanın 125. maddesinde "idarenin her türlü iş ve eyleminin yargı denetimine tabi olduğu" düzenlenmiştir. Ancak ilgili maddenin devamındaki özel hükümlerde idarenin bir takım iş ve eylemleri yargı denetiminden muaf tutulmuştur. 1982 Anayasası yürürlük tarihinden sonra defalarca değişikliğe uğramış son olarak 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla son halini almıştır. Zaman içerisinde yapılan değişiklerde yasama kısıntılarıyla ilgili de değişiklikler yapılmış, kısıntıların kapsamı daraltılmıştır. Hukuk devletinin bir gereği olarak idarenin iş ve eylemlerinin tamamının yargı denetimine açık olması gerekmektedir. Son yıllarda yapılan değişikliklerde yasama kısıntılarının azalması olumlu bir gelişmedir. Bu çalışmada da yasama kısıntıları, Anayasa değişiklikleri ve hukuk devleti ilkesi kapsamında incelenmiş, Yüksek Mahkemelerin ve AİHM'in kararlarıyla da içtihatların bu kapsamdaki değerlendirilmelerine yer verilerek konunun tüm açılardan irdelenmesine çalışılmıştır.

Anayasa 1982AnayasaTürk Hukuku+3
Musa Yıldırım Kaya
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1982 anayasasında yasama dokunulmazlığı ve uygulaması

Yasama Dokunulmazlığı, 23 Aralık 1876 tarihinde kabul edilen Kanun-ı Esasi ile birlikte hukukumuza giriş yapmış ve küçük değişiklikler ile günümüze dek gelmiştir. Yürürlükte olan 1982 Anayasası'nın 83. Maddesinde "yasama dokunulmazlığı" başlığı atında yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı düzenlenmiştir. İki farklı kavramın aynı başlık altında düzenlenmesi yasa yapma tekniğine uygun değildir. Bu nedenle yasama sorumsuzluğunun ayrı bir madde başlığı altında düzenlenmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyiz. Getirilen düzenleme ile, Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır. Ancak söz konusu suçlar bakımından üyelik süresince dava ve ceza zamanaşımı işlemez. Aynı madde içinde yasama dokunulmazlığına bazı istisnalar getirilmiş, Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve Seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlarda yasama dokunulmazlığının uygulanmayacağı belirtilmiştir. Anayasa eklenen geçici 20. Madde ile yasama dokunulmazlığına Anayasal bir istisna getirilmiştir. Madde ile getirilen istisnalar kamuoyunda tartışmalar yaratmıştır. Türkiye'de yıllardır yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması, kapsamının daraltılması istenmektedir. Milletvekillerinin adlarının suç teşkil eden dosyalarla anılması ve gelişen olaylar bu konuda yapılan eleştirileri arttırmıştır.

Anayasa 1982AnayasaAnayasa hukuku+2
Aydın Meydan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects