Construction sector

131 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliğinin inşaat sektöründeki önemi: Bir örnek olay incelemesi

Tarihsel süreçlerde ve günümüz dünyasında insanların çoğu zamanlarının büyük kısmını çalışarak geçirmektedirler. Çalışma hayatındaki hızlı gelişmeye bağlı olarak artan iş kazaları sebebiyle her yıl binlerce kişi sakat kalmakta veya yaşamını yitirmektedir. İşçinin ve işin olduğu her yerde tehlike ve riskler bulunmakta ve bu hususlardan kaynaklı iş sağlığı ve güvenliği çok önemli bir konu haline gelmiştir. İnsanlık açısından büyük önem taşıyan bu konunun sosyal hayatı olumsuz etkilemesinin yanı sıra, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının neden olduğu maddi zararlar hem bireyin ve hane halkının refahının hem de ülke ekonomisini olumsuz şekilde etkilemektedir. Bu sorunları ve olumsuzlukları en aza indirmek veya azaltmak için mevcut yönetmelik ve prosedürler yenilenmekte ve geliştirilmektedir. Türkiye'de inşaat sektörü, Sosyal Güvenlik Kurumunun verilerine göre ülkemizde gerçekleşen iş kazası sayıları açısından maden ve metal sektörleri ile birlikte ilk sıralarda yer almaktadır. Gerçekleşen ölümlerde ise inşaat sektörünün toplam ölümlerin genel olarak üçte birini oluşturduğu ve sektörün bu istatistik ile ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de inşaat sektöründe çalışan işçilerin çalışma koşullarını incelemek ve inşaatta karşılaştıkları iş kazaları ile meslek hastalıklarını belirlemek ayrıca inşaat sektöründe meydana gelen ve iş kazalarına neden olan faktörlerin detaylı olarak bulunması, iş güvenliği açısından inşaat sektörünün değerlendirilmesi ve inşaat sektöründe çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının sağlıklı yapılıp yapılmadığının ve uygulamalar sonrasında işçinin gidişatın ne yönde olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı, İş Güvenliği, İş Kazaları, Meslek Hastalığı, İnşaat Sektörü

Meslek hastalıklarıİnşaat işletmeleriİnşaat sektörü+3
Tuba Erzincan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kentleşme süreçleri ve konut politikaları: Gaziantep Karataş alt-kentinde inşaat sektörü

Araştırmamızın odak noktası, tarihsel süreçten beri süregelen devlet-sermaye ilişkiselliğinin günümüzde kentler üzerinde nasıl şekil aldığıdır. Sermaye; dolaşımını sağlamak ve sınırsız sermaye biriktirmek, devlet ise; iktidarını güçlendirmek ve pekiştirmek adına bir takım ekonomi-politikalarını kentlerde sürdürmektedirler. Bu politikaları kentlerde yapılı çevre üretimi ile sağlamaktadırlar, dolayısıyla inşaat sektörü ve konut üretim süreçleri sermaye grupları ve devlet arasındaki ilişkiselliğin en görünür olduğu alandır. Bu nedenle sermayenin yapılı çevre üzerinden yeniden üretimi detaylı bir şekilde açıklanmaya muhtaçtır. Temelde bu argümanlardan yola çıkarak, Türkiye'de son dönemde inşaat sektörünün ve konut üretim sürecinin artması sermaye ve devlet ilişkisini anlamanın yanı sıra ülkenin genel ekonomik-politik durumu içinde ayrıca önemlidir. Bu bağlamdan yola çıkarak son dönemde yapılı çevre üretiminde ciddi bir gelişim göstermiş ve hala gelişim göstermeye devam eden Gaziantep kentinde bir araştırma yürütülmüş ve mevcut durumun sosyolojik, ekonomik ve çevresel olarak bir değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde yapılı çevre üretiminin hem devlet adına hem de sermaye grupları adına önemi ampirik veriler ışığında yorumlanmaya çalışılmıştır.

Ekonomi politikalarıEkonomi sosyolojisiGaziantep+6
Fırat Acar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

FDIC çerçevesinde uluslararası inşaat sözleşmeleri

Son yıllarda hızla artmakta olan uluslararası inşaat çalışmalarında, taraflar arasında ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümünde genel tip (standart)FIDIC sözleşmeleri kullanılmaktadır. Taraflarının, farklı devlet vatandaşı olduğu veya farklı ülkelerde ikamet ettiği ya da sözleşme konusu olan ödemelerin bir ülkenin sınırlarının dışına çıktığı sözleşmelerde(uluslararası) oluşabilecek uyuşmazlıkları çözümleyecek uluslararası bir mahkeme bulunmadığından dolayı FIDIC sözleşmeleri etkin olarak uygulanmaktadır. FIDIC sözleşmeleri tasarım aşamasından yapım aşamasına kadar birçok teknik detayı içermekle birlikte, inşaat mühendisliği alanında özellikle son yıllarda ulaşılan bilgi, birikim ve bilgisayar-elektronik temelli teknik altyapı uygulamalarındaki gelişmelere bağlı olarak, bu sözleşmelerde farklı yaklaşımların ortaya konulması gündeme gelebilir. Bu nedenle, FIDIC sözleşmelerinde üzerinde durulan geleneksel inşaat uygulamalarının geoteknik, hidrolik, mekanik, ulaştırma ve yapı malzemesi gibi farklı teknik başlıklar altında incelenmesinin taraflara çeşitli faydalar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, Türk Hukuku ve Uluslararası Hukuktaki 'sözleşme' kavramı, FIDIC sözleşmeleri özelinde incelenerek, ulaşılan sonuçlar ve öneriler sunulmaktadır.

FIDICStandartlarSözleşmeler+4
Ali Fırat Çabalar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı üretim sürecinde leed yeşil bina sertifika sisteminin değerlendirilmesi, Türkiye'den örnekler

Birleşmiş Milletler iklim konferansı iklim değişikliği konusundaki dördüncü değerlendirme raporununda dünya ısısının 2100 yılına dek 1,8 ile 4 derece arasında yükseleceğini kaydetmiştir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın başkanı Achim Steiner'in, uzun zamandır beklenen raporunda, küresel ısınmanın, yüzde doksandan da yüksek bir olasılıkla, insan faaliyetleri yüzünden meydana geldiği açıklamıştır (1).Küresel ısınma bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı önemli bir sorun ve insanlık için çok büyük bir tehdit unsurudur. Küresel ısınmanın en büyük sebebinin insan davranışları ve üretimleri olduğu artık kabul görmektedir. Bu davranış ve üretimlerin en kapsamlı ve etkili olduğu alanlar ise insanoğlunun kurduğu kentlerdir. İnsanlığın ilerlemesi uğruna başlayan gelişimin uzantısı olan Kentleşme, birbirini tetikleyen nüfus artışı, istihdam gereksinimi, bir merkezde toplanma, ulaşım kolaylığı barınma ve yer ihtiyacı gibi birçok faktörle birlikte Endüstri Devrimi'nden bu yana günümüzde tarih boyunca görülmemiş bir hıza ulaşmıştır.Hızlı kentleşme ile yaşanılan sosyo-ekonomik süreçlerin sonrasında bugün dünyanın oluşan tüketim yükünü kaldıramayacak bir sınıra geldiği ve oluşan çevresel sorunlara da yoğun yapılaşmanın neden olduğu artık tüm çevreler tarafından kabul gören bir gerçektir. Yapılar, yapı malzemesinin hammaddesinin kaynaktan elde edilişinden başlayıp yapı ömrünün sona ermesine kadar geçen tüm süre boyunca, çevresel sorunların oluşumuna katkıda bulunmaktadırlar. Bunun başlıca nedeni de bütün bu süreç boyunca doğal kaynak ve enerjinin kullanılması sonucu, zararlı emisyonların ve diğer atıkların üretilmesi ve çevreye bırakılmasıdır.Dünyada çeşitli farklı disiplinlerde son otuz yıldır küresel ısınmanın işaret ettiği tehlikelere yönelik olarak maruz kalınan zararların irdelenmesi ile çözüm arayışlarının kaçınılmaz olduğu gözlemlenmiştir. Bu durum sonucunda yeni bir çevreci yaklaşım dünya genelinde yaygınlaşmıştır. Bu çevreci yaklaşım ile yapılan araştırmalar, atılan adımlar ve gerçekleştirilen çeşitli girişimler çerçevesinde ?Sürdürülebilirlik? diye ifade edilen yeni bir kavram literatüre eklenmiştir. Özellikle 1990'lı yıllardan itibaren inşaat sektörü, çevrenin gördüğü zararlar açısından bu bağlamda mercek altına alınmaya başlanmıştır. Son yirmi yılda, gerek neden olduğu küresel ısınma, gerekse oluşturduğu atıklar ile yarattığı çevre kirliliği ve tüketmekte olduğu doğal kaynaklar açısından, yaşanan sorunların en baş sorumlularından biri olması inşaat sektörünü çözüm arayışlarına itmiştir. Neden olduğu sorunlara karşı oluşan çevreci yaklaşımlar çerçevesinde bu sektör çevreye duyarlı, sorumlu ve insan sağlığına faydalı olan bir yapı üretimi için yöntemler geliştirme çabası içine girmiştir. Bu çözüm arayışları çerçevesinde de ?Sürdürülebilirlik? kavramı yapı üretim sürecine eklemlenmiştir.Zaman içerisinde yapı üretimi sürecinde, farklı yöntemlerle tariflenen ?Sürdürülebilir bina? uygulamaları pazarda belli bir reklam değeri kazanırken bu binaların neyle ölçülebildiği belirsizlik arz etmiştir. Küresel etkilere karşı yapı üretiminde temel ölçütlerin ve standart bir ?Sürdürülebilir Bina? tanımının olmayışı üretilen sürdürülebilir binaların hangi ölçütlere göre değerlendirmeye alınabileceğini belirsiz kılmıştır.Kıyaslamaların oluşturulamaması ve dolayısı ile bir değerlendirme yapılamaması yapılan uygulamalarda kontrolsüz tüketimlerin azaltılması ve çevreye geriye dönüşü olmayan zararların engellenmesi yönündeki temel hedeflerden uzak kalınmasına neden olmuştur.İnşaat sektörünün neden olduğu zararların azaltılmasına yönelik olarak gerçek sürdürülebilir bina üretimi için belli ölçme ve değerlendirme ölçütlerinin oluşturulması gerekmiştir. Bu durum sektörün kendi içinde yeni bir değerlendirme yöntemi geliştirmesine neden olmuştur. Gelişmiş ülkelerde sürdürülebilir bir binayı ömrü boyunca değerlendirmeye alacak, yapı üretimi sürecine dahil olan binaların sürdürülebilir ölçütlerini bir bütünlük içerisinde değerlendirebilecek ve binalar arası kıyasları oluşturabilecek ?Yeşil Bina Sertifika? programları geliştirilmiştir.Bu programların, inşaat sektöründeki sürdürülebilir unsurlar açısından yetersiz kalan standartlara yönelik olarak geliştirdikleri yöntem değerlendirmesi ile bir takım temel ölçütleri, belli uluslararası standartlarla ilişkilendirerek bir değerlendirme şablonu oluşturmaya çalıştıkları gözlemlenmektedir. Yeşil Sertifika Programlarının sürdürülebilir yöntem yaklaşımı, enerji tüketimi için yenilenebilir bir enerji kaynağı kullanımını teşvik ettiği gibi her türlü tüketim malzemesinin dönüştürülebilir olması gibi çok çeşitli unsurları belli standartlar çerçevesinde değerlendirmektedir. Geliştirilen sertifika programları temel aldıkları standartlar çerçevesinde sürdürülebilir bir binayı tanımlayabilecek kriterleri bir bütün halinde değerlendirerek, uygulanan binanın tüm ömrü boyunca daha ekolojik ve daha ekonomik olmasını hedeflemektedir.Bugün halen geliştirilmekte olan bu sertifika programları tüm dünyadaki yapı üretimi uygulamalarında yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu programlar tasarım, inşaat ve proje yönetimi konusunda çeşitli ülkelerde nerdeyse mevzuatda dönüşümlere neden olmaktadırlar. Yeşil Bina Sertifika programlarının dünya çapında, inşaat sektörünün küresel etkilerinin azaltılmasına yönelik dönüşümünde önemli bir rol üstlendikleri gözlemlenmektedir.Bu sertifika sistemleri 2009 yılı itibari ile Türkiye'de de uygulanmaya başlanmıştır.Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplam enerjinin çok önemli bir oranı binalarda kullanıcı konforunu sağlamak üzere ısıtma, klima, havalandırma ve aydınlatma amaçlı kullanılmaktadır. Türkiye'de tüketilen toplam enerjinin yaklaşık % 70'i ithal edilmekte ve bu oran gittikçe artmaktadır. Türkiye'nin enerji ithalatının 2010'da % 73'e, 2020'de ise % 78'e yükselmesi beklenmektedir. Dışa bağımlı olarak tüketilen enerji harcamasının Türkiye içinde sektörlere göre dağılımı yaklaşık olarak Şekil 1'de gösterilmiştir (2).Enerjinin verimli kullanılması yönünde geliştirilecek yöntemler Türkiye gibi enerji harcamalarında dış kaynaklara bağımlı olan ülkeler açısından çok daha da büyük bir önem arz etmektedir.Yeşil Sertifika Programları Sürdürülebilir binalar için geliştirdikleri değerlendirme yöntemi içerisinde enerji verimliliğini artırmak üzere binanın enerji harcamalarının otomatik olarak binanın kendisiyle ve ek sistemlerle kontrol edebildiği sistemlere yönelik ölçütleri de barındırmaktadırlar. Hedeflenen ise kullanıcı konforundan ödün vermeden binanın enerji harcamalarının en az düzeyde olmasını sağlamak olmaktadır. Dolayısı ile sertifika sistemlerinin ekonomik anlamda da katkı sağlayabilmeleri amaçlanmıştır.Bu programların gerek küresel olumsuz etkilerin azaltılması gerekse enerji verimliliğinin arttırılarak ekonomik kalkınmaya zemin sunulması açısından Türkiye gibi dış kaynak tüketimi yüksek olan ülkeler açısından değerlendirilmesi daha da büyük bir önem arz etmektedir.İnşaat sektörü Türkiye için çok büyük bir istihdam gücü barındırmakta ve ülkede önemli bir ekonomik pazar arz etmektedir. Gerek istihdam gerekse pazar etkileri açısından ülke kalkınmasına yarattığı olumlu etki kaçınılmazdır. Ancak küresel ısınmada yarattığı olumsuz etkiler yönünden ileriye yönelik önemli tehdit unsurları barındırmaktadır. Bu olumsuz durum Türkiye gibi enerjide dış kaynaklara bağımlı yaşayan ülkeler açısından ekonominin uzun vadeli değerlendirilmesinde ayrıca bir tehdit unsuru arz etmektedir.Dolayısı ile Türkiye'deki yapı üretimi sürecinin sürdürülebilir bir dönüşüme geçebilmesi önemlidir. Bu bağlamda da bu sertifika sistemlerinin bir anahtar görevi görebileceği düşünülebilir. Henüz ilk uygulama sürecinde olmaları dolayısı ile doğru yapılacak bir sonuç değerlendirme ile ilerleyen yıllarda yapı üretiminde uygulanacak sürdürülebilir yöntemler açısından yol gösterici olabileceklerdir.Bu düşünce bağlamında yürütülen bu çalışmanın amacı halen dünya çapında gelişme aşamasında olan bu sertifika programlarının Türkiye'deki yapı üretimi sürecine nasıl dâhil olduklarını değerlendirmek ve yeşil sertifikaların henüz gelişmekte oldukları bu dönemde, yapı üretiminde oluşan beklentileri ve üretim sürecinde karşılaşılan sorunları belirleyerek yeşil sertifikaların Türkiye'deki yol haritasını ortaya koyabilmektir.

Sürdürülebilir çevreSürdürülebilirlikİnşaat sektörü
Devran Bengü
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Proje yönetiminde maliyetlerin minimizasyonu ve inşaat sektöründe uygulaması

Günümüzde rekabet koşullarının gitgide zorlaşması firmaları iş alabilmek için maliyetlerinini en aza indirmeye zorlamaktadır. Projelerin yönetimi ile ilgili olarak alınan kararlarda en çok dikkat edilmesi gereken unsur maliyettir. Her proje yöneticisi, projesinin en kısa sürede ve en az maliyetle tamamlanmasını ister. Bu bakımdan projenin her aşamasında maliyetlerin minimizasyonunun sağlanması proje yönetimi açısından zorunlu hale gelmiştir. Özellikle projenin planlama aşamasında bütçe oluşturulurken kapsamdan ödün vermeden proje maliyetlerini düşürmenin yolları araştırılmalıdır. Bunu sağlamak için özellikle on dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren birçok yöntem geliştirilmiştir. İlk başlarda proje süresinin tespitiüzerine kurulmuş olan CPM ve PERT gibi yöntemler zaman içinde proje maliyetlerini de hesaplayacak şekilde geliştirilmiştir ve halen son derece popüler olarak proje yönetiminde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı proje yönetim ve planlama sistemleri ile maliyetlerin minimizasyonu arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda ikinci bölümde proje, proje kısıtları ve proje yönetimi kavramları incelenmiş; üçüncü bölümde proje yönetimi aşamalarına değinilmiş; dördüncü bölümde proje planlama yöntemleri anlatılmış; beşinci bölümde projeyönetiminde maliyetlerin minimizasyonu için kullanılan kavram ve yöntemlere değinilmiş; altıncı ve son bölümde ise sanal bir proje üzerinde uygulama yapılarak maliyetlerin minimizasyonunun nasıl gerçekleştiği örneklendirilmiştir. Uygulamada CPM, PERT ve kazanılmış değer analizi gibi proje yönetim sistemleri kullanılmış ve bir proje yöneticisinin proje maliyetlerini en aza indirmek için ne tip önlemler alabileceğinden bahsedilmiştir.

MaliyetMaliyet minimizasyonuProje yönetimi+1
Onur Kaplan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat işletmelerinde maliyet hesapları ve vergi ilişkileri

İnsanlık tarihi kadar eski olan ve her türlü insan ve işletme ihtiyaçlarını karşılayan yapı oluşturma faaliyetlerini içeren inşaat işleri, son yıllarda tüm dünya ülkelerinin ekonomilerinde itici güç, başka sektörlere sağladığı büyük katkılar nedeniyle önemli bir sektör olma özelliğini sürdürmektedir. Bununla birlikte inşaat işlerinde üretim sürecinin 1 yılı aşması maliyetleri biriktirmeyi gerektirdiğinden bu özelliği nedeniyle de inşaat işletmeleri diğer sanayi ve ticaret işletmelerinden ayrılmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü inşaat kavramını, inşaat çeşitlerini, inşaat işlerinin ayrımını, yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinde yaygın bir uygulama olması nedeniyle teminat kavramını kapsamaktadır. İkinci bölümde ise. İnşaat muhasebesi ve özellikleri, inşaat işletmelerinde karı belirleme yöntemleri, defter düzeni, inşaat işletmelerinin tek düzen muhasebe sistemine göre kullanmaları gereken maliyet hesaplan (fiili * ve önceden saptanmış maliyet yöntemlerine göre) inşaat maliyetinin unsuru olarak direkt ilk madde ve malzeme giderleri, direkt işçilik giderleri, taşeron giderleri, genel üretim giderlerini ve dağıtımı yasalarca belirlenmiş müşterek giderler, yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri yapan işletmeler ve özel (yap- sat) inşaat işletmeleri açısından ayrı ayrı ele alınmaktadır. Son bölümde ise inşaat işletmelerinin inşaat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların vergilendirilmesi, gelir vergisi ve kurumlar vergisi yönünden şahıs işletmeleri ve kurumlar vergisi mükellefi işletmeler açısından incelenmiştir. Ayrıca inşaat işletmelerinin geçici vergi, katma değer vergisi, damga vergisi, gelir vergisi stopajı ve diğer vergi ve harçlar açısından vergi ilişkilerini kapsamaktadır. ANAHTAR KELİMELER : İnşaat, Taahhüt, İnşaat Muhasebesi, Vergiler, Maliyet.

Maliyet hesabıMaliyet sistemleriVergilendirme+1
Mehmet Şenlik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol fiyatlarının çimento sektörüne etkisi

Petrol bir enerji kaynağı olarak büyüyen ekonomiler için büyük önem arz etmektedir. Hem petrol ithal eden hem de ihraç eden ülkeler petrolün uluslararasını gündemini yakından takip ederler. Birçok ülke stratejik planlarını bu gündeme göre belirler. Özellikle büyüyen ekonomilere sahip petrol ithal eden ülkeler için dalgalanan petrol fiyatları büyük bir önem arz etmektedir. Büyüyen ekonomi ile artan petrol ihtiyacı ülkeleri petrole daha bağımlı hale getirmektedir. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almaktadır. Artan enerji ihtiyacı içinde petrol büyük bir orana sahiptir. Hemen hemen her imalat sanayinde petrol doğrudan ya da dolaylı yoldan kullanılmaktadır. Bu tezde, dalgalanan petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip çimento sektörüne olan etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Petrol fiyatlarında zaman zaman büyük oranlarda kırılmalar yaşanmıştır. Bu büyük orandaki kırılmalar sektörlere etkileri daha görünür kılmaktadır. Çimento sektöründe en büyük maliyet kalemi yakıttır ve sektörde kullanılan yakıtın yaklaşık %70'i petrokoktur. Çimento sektöründe Kamu Aydınlatma Platformu'nda yer alan çimento şirketlerinin karlılık oranları hesaplanarak yıllara göre petrol fiyatları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler ışığında, dalgalanan petrol fiyatlarının çimento sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin karlılık oranlarına anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir.

Enerji sektörüFiyat artışıFiyat hareketi+6
Erdoğan Erdoğan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat şantiyelerinde iş sağlığı ve güvenliği performansına etki eden faktörlerin göreceli önem indeksi yöntemiyle incelenmesi

Bu tez çalışmasının temel amacı inşaat şantiyelerinde iş sağlığı ve güvenliği performansına etki eden faktörlerin belirlenmesi ve önem düzeylerinin hesaplanmasıdır. Bu bağlamda detaylı bir literatür taraması yapılarak araştırma konusu ile doğrudan ilişkili mevcut çalışmalar detaylı olarak incelenmiş ve kronolojik sırayla sunulmuştur. Literatür bulguları, inşaat şantiyelerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında oldukça tecrübeli olan 18 uzmanla yapılan yüz yüze görüşmeler neticesinde gözden geçirilmiş ve şantiyelerin iş sağlığı ve güvenliği performansını etkileyen 15 adet grup altında toplam 120 adet gözlemlenebilir faktör belirlenmiştir. İnşaat endüstrisinin iş sağlığı ve güvenliği performansı faktörlerinin göreceli önemi hakkındaki algılarını değerlendirmek için bir anket gerçekleştirilmiştir. Elde edilen anket sonuçları dikkate alınarak şantiye iş sağlığı ve güvenliği performansına etki eden faktörlerin önem düzeyleri göreceli önem indeksi (RII) yöntemi ile hesaplanmıştır. Faktörler ve gruplar hesaplanan göreceli önem indekslerine göre sıralanmıştır. Son olarak, şantiyelerin iş sağlığı ve güvenliği performansına etki eden en fazla öneme sahip faktörler ve gruplar tartışılmış, şantiye iş sağlığı ve güvenliği performansının geliştirilmesi amacıyla inşaat iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerine yönelik olarak bazı öneriler sunulmuştur.

PerformansPerformans ölçümleriİnşaat projeleri+5
Mustafa Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu konut şantiyelerinde şantiye mobilizasyonu ile organizasyonu ve bir uygulama

Bu çalısmada, toplu konut santiyelerinin üretiminde ortaya çıkan mobilizasyon veorganizasyon ile ilgili süreçler ve çalısmalar incelenmistir. Öncelikle konu ile ilgili çesitlikaynaklar incelenmis ve derlenmistir. Teorik olarak yapılan bu derlemeleridegerlendirebilmek amacıyla büyük ölçekli bir santiye uygulama alanı olarak seçilerek,burada yapılan organizasyon ve mobilizasyon ile ilgili çalısmalar ele alınmıstır.Teorik olarak derlenmis bilgilerle ilgili kaynakların yetersizliginden dolayı, tecrübeye dayalıbilgilerden sıklıkla yararlanılmıstır.Uygulamaya esas proje, teorik bölümlerde yapılan düzenlemelere uygun olarak incelenmis,böylece karsılastırma ve degerlendirmelerin daha rahat yapılması saglanmıstır.Organizasyon ve mobilizasyon bir anlamda insaat üretiminin fabrikası niteligindedir. Nasılfabrikadaki bir aksama üretimi dogrudan etkilerse bu konudaki aksamalar da büyük çaplızararlara neden olabilir. Öyle ki insaat sektörü gibi ana sektörlerden birinde kayıplar çokyüksek mertebelere ulasabilir. Çalısmada ortaya çıkabilecek problemlerin, uygulamaya esasproje incelemelerinin de destegiyle giderilmesi amaçlanmıstır.Sürekli olarak iç içe gibi görünen konular, mümkün oldugunca ayrıstırılmaya çalısılmıs, birsistem çerçevesinde düzenlenmistir. Böylece konunun karmasıklıgının bir sekilde düzeneoturmasına çalısılmıstır.

İnşaatİnşaat maliyetleriİnşaat planları+6
Ali Fikret Erdem
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilerin stratejik iş birliği kurmasında sosyal ağların rolü: İnşaat sektöründe bir uygulama

Ortak değerler ve paylaşımlar insanları bir araya getirmekte, bireyler arasında güçlü bağlar oluşturmaktadır. Güçlü bağlara, yakın ilişkilere sahip bireyler birbirleriyle fikir ve kaynaklarını paylaşmaya eğilimlidirler. Sosyal ağlar girişimcilere, güç, bilgi, sermaye gibi kaynakların yanı sıra diğer ağlara ulaşma, fırsat yaratma, fırsatları fark etme ve değerlendirme imkanı sağlamakta, tavsiye alma, problem çözme konularında destek vermekte, itibar kazandırmaktadır. Sosyal ilişkiler ve toplumsal bağlam sadece girişimciyi değil girişimcinin performansını da etkileyerek girişimciliğin ekonomik sonuçlarını değiştirmektedir. Böylece sosyal ağlar girişimci faaliyetleri desteklemekte, ekonomik ve sosyal gelişime katkı sağlamaktadır. Sosyal ağ teorisinin temel alındığı bu çalışmada, girişimcilerin stratejik işbirliği kurmalarında sosyal ağların rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Ağlar bireyler tarafından oluşturulmuş işletme içinde, diğer işletmelerle ve diğer örgütlerle kurulmuş ?işbirlikçi? ilişkilerdir. Bu amaçla çalışmada, Adana İli?nde faaliyet gösteren 109 yapı müteahhitlerinin kurulum aşamasında, ilk beş yıllık süreçte ve günümüzde birlikte çalıştıkları stratejik ortaklarının seçiminde sosyal ağların rolü araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, sosyal ağ, sosyal ağ teorisi, stratejik iş birliği

GirişimcilerGirişimcilikSosyal ağlar+2
Meryem Derya Yeşiltaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe iş güvenliği kültürünün incelenmesi

Araştırmasının amacı; Türkiye deki inşaat sektörü çalışanlarının örnek olabileceğini düşündüğümüz Şırnak ili içinde bulunan bir İnşaat şantiyesinde çalışan 145 inşaat işçisinin iş güvenliği ve sağlığı hakkındaki bilgisini, ve farkındalığının seviyesini ölçmektir Araştırmanın Yöntemi: Proje kapsamında, Şırnak ilinde, büyük ölçekli bir inşaat projesi şantiyesinde Kasım – Aralık 2017 tarihleri arasında, 145 kişilik işçi grubu ile çalışma kapsamında yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu işçilerle bir anket uygulaması yapılmıştır. Anketin amacı; inşaat sektöründe çalışan işçilerin iş güvenliği ve sağlığı uygulamalarında yeterli bilince sahip olup olmadıklarını varsa aldıkları eğitimleri ne derece hayata geçirdiklerini saptamaktır. Anketler; işçiler üzerinde kendi içerisinde değişik iş grupları baz alınarak yapılmıştır. İş gruplarına örnek olarak; demirciler grubu, kalıpçılar grubu ve kaynakçılar grubu verilebilir.Anketler; yüz yüze yapılmıştır. Yapılan anketin sonucu; işçilerin kendi çalıştıkları meslek sahasında iş güvenliği ile ilgili ne kadar bilinçli ve bilgi sahibi oldukları değerlendirilmiştir.

İnşaat işçileriİnşaat sektörüİş eğitimi+4
Rustem Tetik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana'da bir inşaat firmasında çalışanların iş kazaları, yaşam kalitesi, iş tatmini ve iş stresi ilişkilerinin araştırılması

Adana'da Bir İnşaat Firmasında Çalışanların İş Kazaları, Yaşam Kalitesi, İş Tatmini ve İş Stresi İlişkilerinin Araştırılması Giriş ve Amaç: Çalışma ortamından kaynaklı olumsuz koşullar iş kazası, iş stresi, iş doyumsuzluğu yaşanmasına neden olmakta, aynı zamanda yaşam kalitesini de etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Adana'da bir inşaat firmasında iş kazaları, iş doyumu, iş stresi ve yaşam kalitesi düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki bu araştırma 2017 yılı Haziran-Aralık tarihleri arasında 326 kişiye uygulandı. Veriler 57 soruluk bir anket formu, Minneseto İş Doyum, İsveç İş Yükü-Kontrolü, Yaşam Kalitesi ölçekleri kullanılarak toplandı. Veri analizinde t testi, One-way ANOVA testi, Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis testi, Pearson Korelasyon analizleri kullanıldı. p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışma grubunu yaş ortalaması 32,5±9,9 idi. Katılımcıların %5,2'si bu işyerinde, %16,9'u çalışma hayatı boyunca iş kazası geçirmişti. Kazalar en sık yüksekten düşme, hafta başı ve sonunda, yaz ve kış mevsimlerinde ve ilk iki saatte olmuştur. Çalışanların geliri arttıkça iş doyumu artmaktadır. İşini monoton bulanlarda iş doyumu düşüktü. İş stresi üniversite mezunlarında ilköğretime göre yüksek, beyaz yakalılarda düşüktü. Yaşam kalitesi kadınlarda ve üniversite mezunu olanlarda daha yüksek bulundu. İşinden ve çalışma saatinden memnun olanlarda iş doyumu ve yaşam kalitesi yüksek, iş stresi düşüktü. İşini isteyerek seçenlerde iş doyumu ve yaşam kalitesi yüksek, iş stresi düşük; işini stresli bulanlarda iş doyumu ve yaşam kalitesi düşüktü. Bu işyerinde iş kazası geçirme durumu ile hem sigara içme durumu hem de çalışma saatleri memnuniyeti arasında anlamlı bir fark vardı. Sonuç: Çalışanların iş doyumu, iş stresi ve yaşam kalitesini çalışma koşullarının etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnşaat, İş Kazası, İş Doyumu, İş Stresi, Yaşam Kalitesi

AdanaYaşam kalitesiİnşaat işçileri+5
Emine Ateş
Çukurova University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir inşaat şantiyesinde fine-knney risk değerlendirmesi yönteminin uygulanması

Mersin ilinin Toroslar ilçesinde 2019-2020 yılları arasında iş kazalarında risk değerlendirmesinin önemini ortaya çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen bu tez çalışmasında bir inşaat şantiyesi belirlenmiş ve bu şantiye risk değerlendirme ekibiyle birlikte gezilerek tehlikeler tespit edilmiştir. Tespit edilen bu tehlikeler değerlendirilerek Fine-Kinney Risk Değerlendirme Yöntemi ile derecelendirilmiş ve derecelerine göre risk sınıfları oluşturulmuştur. Riskin derecesinin büyüklüğüne göre sınıflandırılmış olan bu risklerin her birine önlemler belirlenmiş ve bir risk değerlendirme tablosu oluşturulmuştur. Bu çalışma Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İş Sağlığı ve Güvenliği Anabilim Dalı bünyesinde gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak ölümlü iş kazalarının çok fazla olduğu araştırma yapmış olduğumuz şantiye gibi inşaat şantiyelerinde risk değerlendirmesi yaparken frekans (sıklık) kavramının öneminin çok fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Bu yüzden risk değerlendirme yaparken mutlaka frekans (sıklık) faktörü de hesaba katılmalıdır

Fine Kinney yöntemiRiskRisk değerlendirmesi+4
İsa Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk çimento üreticilerinin 2015-2020 yılları arasında finansal açıdan değerlendirilmesi

Türk inşaat sektörünün en önemli alt sektörlerinden biri olan çimento sektörü ülke ekonomisinde önemli bir paya sahiptir. Çalışmada Borsa İstanbul'a kayıtlı taş ve toprağa dayalı firmalar arasından çimento sektöründe faaliyet gösteren 16 firmanın 2015-2020 yıllarına ait finansal verileri oran analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, çimento sektörünün kriz öncesi ve kriz dönemindeki durumu yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda çimento firmalarının finansal yapısının Türkiye şartları dikkate alındığında güçlü ve dengeli bir yapı sergilediği kanaatine varılmıştır. Ancak pandemi sürecinin devam etmesi durumunda firmaların ek önlemler almaları gerekebileceği öngörülmektedir.

Çimento sektörüİnşaat sektörü
Abdul Rahım Babur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yap sat inşaat faaliyetlerinde muhasebe ve vergilendirme: Gaziantep ilinde bir uygulama

Özel (yap-sat) inşaat alanında faaliyet gösteren işletmeler için muhasebe ve vergilendirme bu sektörün kilit taşı haline gelmiştir. İnşaat faaliyetlerinde gelir ve giderlerin doğru hesaplanabilmesi ve vergilendirmenin gerçek şekilde ifa edebilmesi muhasebe sisteminin önemini ortaya koymaktadır. Çalışma literatür ve uygulama bölümünden oluşmaktadır. Yapılan çalışmada, kapsamlı biçimde literatür araştırması yapılmış, akabinde özel (yap-sat) inşaat muhasebesi faaliyet alanlarından biri olan kat karşılığı inşaat ile ilgili uygulama yapılmıştır. Günümüzde arsa maliyetinin neden olduğu finansman yükünü kolaylaştırmak amacıyla kat karşılığı inşaat faaliyetleri yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Kat karşılığı inşaat faaliyetleri inşaat firması ile arsa sahibi arasında yapılan bir sözleşmeye dayanmaktadır. Arsa payının inşaat maliyetlerine nasıl yansıtılacağı, arsa sahibine verilen konut veya işyerlerinin nasıl muhasebeleştirileceği gibi konulara ilişkin kayıtların eksiksiz ve doğru bir şekilde tutulması büyük önem arz etmektedir. Çalışmanın uygulama bölümü için Gaziantep ilinde faaliyet gösteren bir inşaat firması seçilmiştir. Söz konusu firmasının resmi defterini tutan SMMM ile görüşmeler yapılmış olup işletmenin konu ile ilgili muhasebe kayıt ve belgelerinden yararlanılmıştır.

MuhasebeVergi muhasebesiVergilendirme+4
Esra Vildan Cantaşdemir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk inşaat sektöründe yapının inşaat (imalat) aşamasında yapısal atık oluşumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Şehirleşmenin ve nüfusun hızla artması ile inşaat sektörü büyümekte ve bu durumda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yapısal atıklar oluşmasına neden olmaktadır. Oluşan yapısal atıklar ciddi miktarda hammadde kullanımına, su ve hava kirliliği oluşumuna, insan sağlığında olumsuz etkilere ve çevre kirliliğine neden olan ciddi bir sorun haline geldiği bilinmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yapısal atık oluşumunun önüne geçilebilmes i amacıyla yapısal atık oluşumunun nedenleri, önleme yöntemleri, geri kazanım yöntemleri, yeniden kullanım yöntemleri, bertaraf yöntemleri ile ilgili araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Yapısal atık oluşum nedenleri ile ilgili ülkemizde tasarım aşaması, yıkım aşaması, üretim süreçleri bağlamında ele alınıp araştırılmışken üretim sürecinin bir aşaması olan ve yapısal atık oluşumunun başlıca faktörlerini barındıran inşaat (imalat) aşaması ile ilgili çalışmalar yapılmamıştır. Bu nedenle çalışma yapısal atık oluşumunun kaynağından azaltılabilmesini mümkün kılabilmeye odaklanmaktadır. Çalışmanın ana araştırma konusu yapının inşaat (imalat) aşamasında yapısal atık oluşumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve yapısal atık oluşumunun engellenebilmesi veya azaltılması için çözüm önerileri geliştirilmesidir. Bu kapsamda sistematik literatür taraması yapılarak uluslararası ve ulusal çalışmalar incelenmiş ve veriler toplanmıştır. Toplanan veriler ile anket formu oluşturulmuştur. Sistematik literatür taraması ile yapının inşaat aşamasında yapısal atık oluşumunu etkileyen 54 olası kriter belirlenmiştir. Hazırlanan anket formları Türkiye inşaat sektöründe çalışan mimar, mühendis ve müteahhitlere e-posta ile iletilerek çalışmanın verileri toplanmıştır. Veri toplama işlemi 9 Mart 2022 ve 1 Ocak 2023 tarihleri arasında gerçekleşmiş ve toplamda 162 adet tamamlanmış anket formundan elde edilen bilgiler ile çalışmanın verileri elde edilmiştir. Toplanan verilerin istatistiksel analizleri "Office 365 Excel 2022" ve "SPSS 23.0 for Windows" paket programları aracılığı ile yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yapı, İnşaat, İmalat, Atık, Yapısal atık, Türk İnşaat Sektörü

AtıklarYapılanmaYapısal çevre+3
Betül Müjdeci Alalı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bina inşaatlarında yüksekte çalışma aşamasında yaşanan iş kazalarının sebepleri ve alınabilecek tedbirler

Bina inşaatlarında yüksekten düşme şeklinde gerçekleşen ölüm oranları, motorlu taşıt kazaları haricinde tüm kazaların ölüm oranlarından daha yüksektir. Bu kazaların temel nedenleri; yüksekte çalışma sırasında düşme önleyici tedbirlerin olmaması veya yetersiz olması, çalışanlarda iş güvenliği bilincinin yeterli olmaması ve teknolojik çalışmaların uygulanmaması şeklinde belirtilebilir. Bu çalışmada, konut binası, fabrika binası ve kamu kurumu inşaatlarında yüksekte çalışma sırasında düşme noktaları belirlenmiş ve kontrol formları ile mevcut ve alınması gereken tedbirler değerlendirilmiştir. Özellikle kat kenarlarında, kalıp çalışmalarında, iskele çalışmalarında düşme tehlikesine karşı genel olarak tedbirlerin alınmadığı görülmüştür. Bu kapsamda; Çalışma Bakanlığının inşaat sektörü için yayınladığı yıllık raporlarda en fazla ölümlü kazaların genel olarak güvenlik tedbirlerinin alınmadığı kat kenar boşlukları, iskele üzerinde yapılan çalışmalar, kalıp çalışmaları ve çatı üzerinde yapılan çalışmalar olduğu belirtilmiştir.

Düşme kazalarıGüvenlik önlemleriKazalar+4
Mehmet Şakir Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de inşaat sektörü iş kazası istatistiklerinin panel zaman serisi analizi ile incelenmesi

Türkiye'de iş kazalarının çokça yaşanmasıyla bilinen inşaat sektörü gerek lokomotif bir sektör olması gerekse istihdam olanaklarıyla Türkiye'de önemli bir yere sahiptir. Dinamik yapısı, çalışan sirkülasyonu, zayıf güvenlik kültürü gibi nedenlerden dolayı inşaat sektörü, iş sağlığı ve güvenliği konusunda zorlukların yaygın şekilde yaşandığı bir sektördür. Sektördeki bu kazaların işyeri büyüklüğüne göre farklılık gösterdiği bir gerçektir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler diğer daha büyük işletmelere göre riskli kabul edilmiştir. Doktora çalışması kapsamında; 2012-2021 dönemine ait Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan elde edilen inşaat sektörü verileri işyeri büyüklüğüne göre sınıflandırılarak analiz edilmiştir. Bu verilerde; iş kazası sonucu ölüm, yaralanma sayıları ve iş göremezlik süreleri bağımlı değişken, işyeri sayısı ve çalışan sayısı bağımsız değişken olarak belirlenmiştir. Çalışmada yöntem olarak panel zaman serisi kullanılmıştır. Bu bağlamda nedensellik testleri, panel VAR, etki-tepki analizi, varyans ayrıştırma uygulanmıştır. Sonuç olarak mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin iş kazası sonucu yaralanma, ölüm ve iş göremezlik süresi sayılarının işyeri ve çalışan sayısı artışından daha fazla etkilendiği belirlenmiştir. Etki-tepki analizine göre, bağımsız değişkenlerde gerçekleşen bir şokun 3-4 ay civarında sönümlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca varyans ayrıştırma sonuçları 4 dönem olarak incelenmiş, iş kazaları sonuçlarının son dönemlerde bile büyük bir kısmının kendinden açıklandığı belirlenmiştir.

KazalarPanel veri modelleriZaman serileri+6
Ahmet Kaplan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumlar-arası sistem kullanımının işletme performansı üzerindeki etkisinde tedarik zinciri işbirliğinin aracılık rolünün analizi: Türk inşaat sektöründe bir uygulama

Rekabetin küreselleşmesiyle birlikte azalan ürün yaşam döngüleri, zaman odaklı rekabet ve bilgi teknolojilerindeki hızlı değişimler, işletmeleri, tedarik zinciri stratejilerini yeniden düzenlemeye zorlamaktadır. Organizasyonlar bu nedenle sadece kendilerinin performansı yerine tüm tedarik zincirinin performansını optimize etmenin gerekli olduğunun farkına varmaya başlamışlardır. Genel olarak kurumlar-arası sistemler (KS) olarak bilinen internet tabanlı teknolojiler ise işletmeleri tedarik zincirlerindeki ortaklar ile bütünleştirirler ve işletmelere süreçlerini optimize edebilme fırsatı verirler. Böylece ortaklaşa çalışarak işletmelerin kendilerini ilgilendiren başarıdan, tedarik zincirindeki diğer ortaklarını ilgilendiren başarı ve performanslara ulaşırlar. Bu doktora tez çalışması da işletmelerin kendi başarıları yerine tedarik zincirinin bütünününde elde edilebilecek başarıyı hedef alarak, kurumlar-arası sistemlerin işletme performansına olan etkisinde tedarik zinciri işbirliğinin aracılık rolü hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmek için Türk inşaat sektöründe yapılan bir uygulama çalışmasını konu edinmektedir.Bu çalışmada kullanılan model içindeki değişkenlerin aralarındaki ilişki açıklanırken, işlem maliyeti teorisi, kaynak bağımlılığı teorisi, sosyal alışveriş teorisi gibi teorilerden yararlanılmıştır. Kurumlar-arası sistem değişkeni, entegrasyon için, iletişim için ve bilgi için KS kullanımı değişkenleri ile üç alt bileşende ele alınırken tedarik zinciri işbirliği değişkeni amaç uyumu, karar senkronizasyonu, özendirme düzenlemeleri, kaynak paylaşımı ve ortak bilgi yaratma değişkenleri ile beş alt bileşende değerlendirilmiştir. İşletme performansı ise maliyetler, süreç geliştirme ve duyarlılık alt bileşenleri ile ölçülmüştür. Araştırma için saha mülakatları ve geniş ölçekli anket yayılımı gerçekleştirilmiştir. Türk inşaat sektöründe yapılan bu çalışmadan 138 tane kullanılabilir anket elde edilmiştir ve çalışma bu anketlerin verilerine göre yapılmıştır. Sonuçta elde edilen yapının güvenilirliği ve geçerliliği istatistiksel analizlerle test edilmiştir. İstatistiksel yöntem olarak LISREL programı yardımıyla doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, KS kullanımı işletme performansına etki ederken tedarik zinciri işbirliğinin tam bir aracılık rolü üstlendiğini desteklemektedir. Çalışmanın bu nedenle tedarik zinciri işbirliğinin kullanımında ve yönetilmesinde ortaklaşa yapılan çalışmaların önemi noktasındaki kavrayışımızı ve anlayışımızı geliştireceği, daha iyi anlaşılan tedarik zinciri işbirliğinin ise bu işbirliğini daha iyi yönetmeye sevk edeceği tahmin edilmektedir. Araştırmanın sonunda ise ileride yapılabilecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

LojistikLojistik hizmetlerPerformans+4
Erman Tümtürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İnşaat projelerinde yaşanan gecikmelerin nedenleri ve etkilerinin yapısal eşitlik modellemesi ile analizi

İnşaat projelerinin başarısı kalite, süre ve maliyetin sözleşmede belirtilen hedefleri karşılayacak şekilde güvenlik koşulları gözetilerek tamamlanması ile sağlanmaktadır. İnşaat projelerinde karşılaşılan risklerin çoğu tüm başarı faktörlerini etkileyen sonuçlar doğurmaktadır. İnşaat projelerinde risklerin ve altında yatan sebeplerin iyi tanımlanması, önlemlerin alınmasında en önemli faktördür. Bu çalışmada; inşaat sektöründe en sık rastlanan problemlerden biri olan gecikmelere odaklanılmıştır. Türkiye'de gerçekleştirilen inşaat projelerinde yaşanan gecikmelerin nedenlerinin ve etkilerinin belirlenmesi amacıyla ayrıntılı literatür taraması ve araştırmacının kişisel deneyimleri ve gözlemleri doğrultusunda 109 sorudan oluşan bir anket oluşturulmuştur. Yapılan çalışma sonucunda 418 inşaat sektörü çalışanından değerlendirmeye uygun veri toplanmıştır. Gecikme neden ve etkilerinin önem sıralarının belirlenmesi amacıyla Göreceli Önem İndeksi (RII) ve değişkenler arasındaki ilişkilerin araştırılması amacıyla ise Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) analizleri uygulanmıştır. Uygulanan RII analizi sonucunda; en önemli ilk üç gecikme nedeni; ulusal ekonomik kriz, malzeme fiyatlarındaki artış ve yapılan hatalı imalatlardan dolayı iş tekrarı, en önemli ilk üç gecikme etkisi ise; proje süresinin aşılması, proje bütçesinin aşılması ve proje kapsamında yapılan işlerin kalitesinin düşmesi olarak sıralanmıştır. Yapılan keşfedici faktör analizi (KFA) sonucunda inşaat sektöründe yaşanan gecikmelerin nedenleri, dört faktör altında toplanmıştır. Bunlar; "Dış Etmenler ve Çalışanlar", "Yüklenicinin Yönetim Becerisi ve Kaynaklara Erişim", "İşveren ve Danışman" ve "Tasarım" olarak isimlendirilmişlerdir. Uygulanan KFA sonucunda gecikme sonucu oluşan etkiler ise iki faktör altında toplanmış olup "Sözleşme Yönetimi Kaynaklı Hukuki Etkiler" ve "Firma ve Proje Başarısına Yönelik Etkiler" olarak isimlendirilmişlerdir. Çalışma sonucunda; yatırım projelerinde fizibilite çalışmasının gerekliliği, Yapı Bilgi Modellemesinin kullanımının proje tasarım sürecinden itibaren gecikme risklerini azaltabileceği ve işverenin sürece kontrollü katılımının sağlanması gerektiği görülmüş ve işletmelere bu yönde öneriler sunulmuştur.

Doğrulayıcı faktör analiziGecikmeKeşfedici faktör analizi+2
Mustafa Alptekin Hergüner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kalite problemlerinin analizinde istatistiksel kalite kontrol araçlarının ve gri ilişkisel analiz yönteminin kullanımı: İnşaat sektöründe bir uygulama

Bu araştırmada işletmelerin rekabet avantajı sağlayabilmeleri ve sürdürülebilir olmalarında önemli rol oynayan müşteri memnuniyetini ve üretim maliyetini yakından etkileyen birçok kalite problemlerinin aslında doğru veri ve iyi bir analizle sadece birkaçının çözümünün sonucunda etkili bir iyileştirme sağlayacağını gösterebilmektir. Çalışmanın uygulama verileri özel bir inşaat firmasından alınmıştır. Bir yıllık veri ile gerçekleştirilen uygulamada istatistiksel kalite kontrol, çok kriterli karar verme tekniklerinden gri ilişkisel analiz teknikleri kullanılmıştır. Firmada meydana gelen hatalar pareto analizi ve gri ilişkisel analiz tekniklerinin harmanlanmış şekliyle incelenmiş ve en fazla orana sahip hata türleri sebep sonuç diyagramı ile firma yetkilileri ile birlikte irdelenmiştir. Araştırma sonucunda kalite iyileştirmede firmaya öncelikle hangi hatalardan başlaması gerektiği konusunda bilimsel bir veri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müşteri Memnuniyeti, Rekabet Avantajı, Sürdürülebilirlik, Üretim Maliyeti

Gri ilişkisel analizKaliteKalite kontrol+7
Elif Uyanık
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Marmara Bölgesinde konkordato talep eden inşaat şirketlerinin ulusal ve uluslararası ekonomik konjektür çerçevesinde incelenmesi

2003 yılında uygulamaya konulan iflas erteleme, 2018 yılı Temmuz ayında yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine, konkordatoya işlerlik kazandırılmak amacıyla İcra İflas Kanunu'nda değişiklikler yapılmıştır. "Anlaşmalı İflas" anlamına gelen konkordato; mali durumu kötüleşmiş olan firma veya şahısların, tarafların hakları gözetilerek borçların ödenebilmesi amacıyla, iyi niyetli olarak alacaklılarla anlaşmaya varılması için yürütülen ve mahkeme onayından geçen süreçlerin işletildiği bir müessesesidir. İnşaat sektörüne mensup işletmelerin konkordato talebinde ilk sırada oldukları anlaşılmaktadır. İlgili konkordato taleplerinin 1/3'lük kısmı Marmara Bölgesindedir. Yapılan çalışma ile, Güney Marmara Bölgesindeki (Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Bilecik İlleri) konkordato talebinde bulunmuş inşaat firmaları hakkında; ölçek, faaliyet alanı, gelir-gider durumları gibi bilgiler toplanmış, talebin oluşmasında rol oynayan nedenler, süreçler ile işletmenin konkordato ilanı sonrasındaki algıları hakkında detaylı veriler toplanmıştır. 2018-2022 yılları arasında; Güney Marmara illerinde, geçici kabul almış inşaat firması sayısı 79 adettir. Bunlardan 44'üne ulaşılmış, oransal olarak %43,04'üne denk gelen 34 firma anketi cevaplandırmıştır. Firmaların komiserleri, yetkilileri ve süreçte görevli olan sektör profesyonelleri anketin katılımcıları olup, anket yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Anket 5 bölümden, 1'i açık uçlu toplam 45 sorudan oluşmaktadır. Elde edilen verilerin iç tutarlılık katsayısı α = 0,714'tür ve yüksek anlamlılığı ifade etmektedir. Firmaların %70'inden fazlasının konkordatoyu olumlu şekilde tamamladığı, ancak bankalar başta olmak üzere paydaşların sürece karşı tutumlarının genellikle negatif yönde olduğu, işletmelerin partnerlerinin birbirlerini ekonomik yönden olumsuz etkilediği sonuçlarına varılmıştır. Ayrıca, heyette sektörel işleyiş konusunda yetkin inşaat mühendisi komiserin bulunmamasının süreci aksattığı, kamu alacaklarının konkordatoya tabi olmayışının firmaları mali yönden zorladığı, devlet teşviklerinden faydalanılamaması ve kamu ihalelerine katılım sağlanamamasından dolayı kaynak yaratılamadığı anlaşılmıştır. Konkordato firmalarına gösterilecek ılımlı tutum, uygulamadaki iyileştirme, firmaların faaliyet süreçlerine haiz heyet oluşturulması ve diğer düzenlemeler neticesinde projelerin başarıya ulaşması sağlanabilecektir. Firmaların; konkordato talebi öncesi ve sonrası süreçlerini kapsayan, bulgular sonucu elde edilen önerilere uyulması halinde, ekonomik sürdürülebilirliğin gerçekleştirilebileceği, istihdam ve vergi kaybı gibi olumsuz durumların engellenebileceği düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: İnşaat sektörü, Konkordato, Ekonomik görünüm

Ekonomik konjonktürGüney Marmara bölgesiKonkordato+1
Kadir Penbe
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz yönetimi ve Gaziantep inşaat sektöründe bir uygulama

Günümüzde değişen olaylar ve bunun işletmeler üzerindeki etkisi çok hızlı ve bazen de yıkıcı olmaktadır. Dünya'nın herhangi bir yerinde meydana gelen olumlu veya olumsuz gelişme işletmeler üzerinde etkisini göstermektedir. Çeşitli nedenlerle gelişen bir kriz durumundan kaçınmak çoğunlukla mümkün olmamaktır. Muhtemel bir krizle karşılaşmamak için gerekli önlemlerin alınması ve kriz durumunda ise krizi fırsata dönüştürmeye yönelik çalışmaların yapılması gerekir. Bu çalışmanın amacı özellikle inşaat sektöründe bir kriz ortamı ile karşılaşmamak için nelerin yapılması gerektiği ve kriz ortamında krizi nasıl fırsata çevrilmesi gerektiğinin araştırılmasıdır.

Ekonomik krizGaziantepKriz yönetimi+1
Rıdvan Küpeli
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Effectiveness of quality management systems in Turkish construction industry

In this thesis, the effectiveness of Quality Management Systems (QMS) in Turkish construction industry is investigated. Firstly, a literature was conducted about historical perspective and principles of QMS and major characteristics of construction industry. Then, a questionnaire was distributed to a sample of construction firms that have or have not passed through QMS in order to investigate the current situation of these systems in Turkish construction industry. The questionnaire results were evaluated by using cross tabulation method in the most common statistical software "SPSS 10.0 for Windows". By appraising some findings from SPSS outputs, the quality performance of Turkish Construction industry is determined and some hypothesis suggestions about the use of QMS principles are put forward. Lastly, a quality measurement matrix model is developed as a way to measure effectiveness of QMS and illustrated in a case study applied on Turkish construction firms operating these systems. Survey results and some recommendations are given for further researches. Keywords: Quality, Quality Management Systems (QMS), Construction Industry, Effectiveness IV

EfficiencyQualityQuality management system+1
Serra Servin Güzelsoy
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00

Related subjects