Damage
Bu konu başlığı altında 59 tez
2007 Deprem Yönetmeliği'ne göre mevcut bir betonarme yapının performansının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik 2007 (DBYBHY'07)'nin ilgili bölümleri özet olarak verildikten sonra İstanbul'da mevcut 6 katlı bir binanın, DBYBHY'07 - Bölüm 7 ?Mevcut Binaların Değerlendirilmesi ve Güçlendirilmesi?'ne göre deprem performans seviyesi incelenmiştir. Bu yapı 1999 Kocaeli depremine maruz kalmış ve hasar görmeden atlatmıştır. Yapının yatay yük analizinde doğrusal elastik yöntemlerden ?Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi? kullanılmıştır. Taşıyıcı elemanlar üzerinde yapılan performans değerlendirmeleri sonucu, söz konusu yapının 2007 Yönetmeliği'nde konutlar için öngörülen ?Can Güvenliği? performans seviyesini sağlayıp sağlamadığı araştırılmıştır.Binanın 3 boyutlu modellenmesi SAP 2000 yapısal analiz programında oluşturularak düşey ve yatay yük analizi yine bu programda yapılmıştır. Yapısal elemanlara ait eğilme momenti kapasiteleri kirişlerde, Doç.Dr. Mustafa ZORBOZAN tarafından yazılmış olan bir programla, kolonlarda Prof.Dr. Uğur ERSOY' un ?Dikdörtgen Kolon Analizi? ve ?Moment Eğrilik İlişkisi? programı ile, 2 yönde çalışan perdelerde ise ?Biaxial? programı ile hesaplanmıştır.Daha sonra DBYBHY'07 - Bölüm 7' de öngörülen doğrusal hesap yöntemi ile kolon, kiriş ve perdeler için excel tabloları oluşturularak performans seviyeleri belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: 2007 Deprem yönetmeliği, Performans düzeyi, Performans değerlendirmesi, Hasar düzeyi, Doğrusal elastik hesap yöntemi.
Kagir yapılarda hasar nedenleri
Kagir yapılarda hasar nedenleri incelenmiştir. İncelenen kagir tarihi cami yapılarında oluşmuş hasarlar ve hasar nedenleri tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı kagir yapılarda hasar nedenlerini tespit etmektir. İleride bu nedenlere karşı geliştirilecek çözüm yöntemlerine yardımcı olmak; aynı zamanda incelenen yapılarda hasar durumları ye nedenlerini tespit etmektir. Yapılan çalışmada yapılardaki bozulma nedenleri yapı malzemesinden yola çıkarak yapı ölçeğinde ele alınmıştır. Kagir yapılan oluşturan yapı malzemeleri ve bu malzemelerle oluşturulmuş yapı elemanlarının özellikleri, bozulma türleri ve bozulma nedenleri kaynak araştırması yapılarak ortaya konmuştur. Örnek olarak seçilen tarihi yapılarda gözle yapılan incelemeler sonucu benzer bozulmalar tespit edilmiştir. Kagir yapılar başlıca üç malzeme, taş,tuğla ve kerpiç, kullanılarak inşa edilmişlerdir. Bu malzemelere yardımcı olarak ahşap ve metal kullanılmıştır. Bu üç malzemede ve kagir yapılarda hasar nedenleri malzemenin elde edilişinden, malzemenin örgü tekniğinden, hava kirliliğinden, yağışlar, don, rutubet, ısı farklılığı, biyolojik varlıklar, hatalı detaylandırma ve insanlardan kaynaklanabilmektedir. Sıralanan bu bozulma nedenleri birbiriyle çok sıkı ilişki içindedir. Çoğu zaman bir neden diğer sorunu oluşturan unsurdur. Çalışmanın son bölümünde ise Şemsi Paşa Camisi, Ahi Çelebi Camisi, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi, Bodrum Camisi (Mirelaion Kilisesi) incelenmiş. Bu yapıların hasarları ve hasar nedenleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: KagirYapı,Taş, Kerpiç, Tuğla, Şemsi Paşa Camii, Ahi Çelebi Camii, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, Bodrum Camii
İzmir Seferihisar Depreminde betonarme yapılarda meydana gelen hasarlar ve sebepleri
30 Ekim 2020 tarihinde, merkezi Seferihisar açıklarında Kuşadası ile Sisam adası arasında normal fay zonunda, büyüklüğü Kandilli Rasathanesine göre 6,9; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'na göre ise 6,6 olan bir deprem meydana gelmiştir. Sisam Fayı üzerinde 30-35 km uzunluğunda bir kırık oluşmuştur. Bu deprem kuvvetli olan yer hareketi etkisi ile İzmir'den başlayıp geniş bir coğrafyada hissedilmiştir. Ana depremin ardından 1700 artçı sarsıntı meydana gelmiş ve bunun sonucunda İzmir'de can ve mal kayıpları oluşmuştur. Bu depremde; İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından açıklanan raporda 116 can kaybı, 1034 yaralı olduğu bildirilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre; 103 bina yıkılmıştır. Bunun yanı sıra, toplam 9500 hasarlı bina tespit edilmiş ve bunların 700'ü ağır, 814'ü orta, 7889'u hafif hasarlıdır. İzmir'in ilçelerinden olan Bayraklı, Bornova, Buca, Kemalpaşa ve Menderes bölgelerindeki binalar yıkılmış ve bunun yanında maddi ve manevi kayıplar yaşanmıştır. Bayraklı ilçesi en ağır hasarı almıştır. Bu tez çalışması, kapsamında ağır hasar alan Bayraklı ilçesindeki betonarme binalar incelenmiş ve hasar alma sebepleri açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca, depremde ağır hasar alan betonarme bir bina Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği koşullarına göre ele alınmış, yapının mevcut ve nümerik sonuçları karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Deprem, İzmir, Betonarme, Yapı, Bayraklı, Hasar, Performans Analizi 2022, 95 Sayfa
Mersin ilinde depolanmış buğday ve mısırlardaki zararlıların belirlenmesi
Bu çalışma Mersin ilinde Mayıs 2019-Şubat 2020 döneminde ticari silo ve adi depolarda bulunan buğday ve mısırda zararlı böcek türlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Depolanmış buğday ürününden 47 adet örnekleme yapılmış olup; Insecta sınıfından 3 takım ve 8 familyaya bağlı toplam 10 zararlı tür saptanmıştır. Böcek türlerinin Tribolium confusum Jaquelin du Val., Tribolium castaneum (Herb.), Sitophilus oryzae (L.), Sitophilus granarius (L.), Cryptolestes turcicus (Grouv.), Oryzaephilus surinamensis (L.), Rhyzopertha dominica (F.), Lasioderma serricorne (F.), Sitotroga cerealella (Oliver.), Liposcelis entomophila (Ender.) olduğu belirlenmiştir. Depolanmış mısır ürününden 28 adet örnekleme yapılmış olup; Insecta sınıfından 2 takım ve 6 familyaya bağlı toplam 7 zararlı tür saptanmıştır. Böcek türlerinin Tribolium castaneum (Herb.), Sitophilus oryzae (L.), Sitophilus granarius (L.), Cryptolestes turcicus (Grouv.), Oryzaephilus surinamensis (L.), Liposcelis entomophila (Ender.), Carpophilus sp. olduğu belirlenmiştir. Adi ve silo depolarda buğday ürününde böcek beslenmesi sonucu zarara uğramış danelerin en yüksek oranı, adi depolarda depolanmış mısır ürünündekine benzer olarak, %2 olmuştur.
Motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası
Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortaları, araç işletenin aracın işletilmesi dolayısıyla üçüncü kişilerin şahsında doğan zarardan kaynaklanan sorumluluğunun teminat altına alındığı sigortalardır. Burada esas olarak teminat altına alınan, araç işletenin malvarlığının bir bütün halinde korunması üzerindeki menfaatidir. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası tarafından araç işletene sağlanan teminat, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası tarafından araç işletene sağlanan teminatın yetersiz kalması halinde devreye girmektedir. Zarar gören üçüncü kişilerin tazminat istemleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta sözleşmesinde belirlenen sigorta bedellerinin üzerinde kaldığı takdirde, fazlaya ilişkin istemler Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta sigortacısı tarafından karşılanmaktadır. Dolayısıyla Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı ile Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk sigortacısı arasında, zararın tazmini hususunda teminat sağlama bakımından, sıralı bir sorumluluk söz konusu olmaktadır. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sigorta teminatı kapsamında yer almayan rizikolar bakımından tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. Bu çalışmada, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası özelinde; sorumluluk sigortalarının nitelikleri, sorumluluk sigortalarına uygulanacak hükümler ve sözleşmenin unsurları incelenmiş, sözleşme çerçevesinde tarafların yükümlülükleri üzerinde durulmuş, konuya ilişkin tartışmalı hususlar incelenmiştir.
Trafik sigortası kapsamında sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü
Hukuka aykırı fiiller sonucunda kişilerin şahısvarlığı yahut malvarlığı unsurlarında meydana gelen eksilmeler şeklinde ifade edilen "zarar" kavramı, hayatın olağan akışın içerisinde pek çok çeşidiyle karşımıza çıkabilmektedir. Zarar, özellikle Borçlar Hukuku'nda haksız fiil sorumluluğunun bir unsurunu oluşturması sebebiyle birçok kriter dikkate alınarak çeşitli ayrımlara tabii tutulmuştur. Maddi zarar, manevi zarar, doğrudan zarar, dolaylı zarar gibi pek çok türü olan zararın hangi türünün meydana geldiği veya meydana gelmiş olması halinde tazmin edilip edilemeyeceği, somut duruma ve hukuki düzenlemelere göre değişebilmektedir. Zorunlu trafik sigortası ve ihtiyari mali mesuliyet sigortalarında; rizikonun gerçekleşmesi halinde, meydana gelen hangi zarar türlerinin tazmininin sigortacıdan talep edilebileceği de bu bağlamda önem arz eden bir husustur. Çalışmamızın ilk bölümünde, "zarar" kavramına açıklık getirilerek sigorta tazminatı açısından zararın ne ifade ettiğine değinilmiştir. Ardından zarar türleri ve Karayolları Trafik Kanunu'nda sigortacının sorumlu tutulduğu teminat türleri ele alınmıştır. İkinci bölümünde, zorunlu trafik sigortası ile ihtiyari mali mesuliyet sigortalarının kapsamı dahilinde olan ve olmayan zararlar incelenmiştir. Ardından sigorta genel şartlarının hukuki mahiyetine yönelik kısa bir değerlendirme yapılmıştır. Son olarak çalışmamızın üçüncü bölümünde, zorunlu ve ihtiyari trafik sigortaları kapsamındaki zararların tazmini için sigortacıya hangi belgelerle başvurulması gerektiği ve usulüne uygun başvuru sonucunda tazminat hesabının hangi yöntemler esas alınarak yapılacağı hususları ele alınmıştır.
İlaç patenti hak sahipliği ve ilaç patenti hak sahibinin ilacın neden olduğu zararlardan dolayı sorumluluğu
İlaç, insan sağlığı ile yakından ilgili bir üründür. Sağlık hakkı bakımından son derece önemli olan bu ürünün, patent hakkına konu olması uzun süre tartışılmıştır. Patent konusu olan diğer ürünlerden farklı olması nedeniyle ilaç patenti sahibinin sorumluluğunun olup olamayacağı sorusunun yanıtı tezde aranmıştır. Çalışmada öncelikle ilaç tanımı yapılmıştır. Konumuz açısından önemi nedeniyle ilacın sağlık hakkı ile ilgisi ve patent hakkına konu olması anlatılmıştır. Patent konusu olan ilacın kullanımı nedeniyle hangi zararların doğacağı ve ilaç patenti sahibinin bu zararlar nedeniyle sorumluluğu incelenmiştir. İlacın içinde zarar doğurma riskini barındırması nedeniyle sorumluluğun dayanağı araştırılmıştır.
Bir zarara birlikte sebebiyet veren birden fazla kişinin hukuki sorumluluğu
Birden fazla kişi, bir zarara birlikte sebebiyet vermişlerse, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinden dolayı bu zarardan birlikte sorumlu olurlar. Bu sorumluluğa doktrinde tam teselsül denmektedir. Bu çalışmadaki amacımız Borçlar Kanunu madde 50'yi detaylıca incelemektir.Çalışmamızda sırasıyla bu sorumluluğun şartları, hükümleri ve yeni Borçlar Kanunu'ndaki durumu, doktrin ve Yargıtay görüşleri de belirtilerek incelenmiştir.Müteselsil sorumluluk, bir haksız fiil sorumluluğudur. Bu nedenle sorumluluk için haksız fiil sorumluluğunda aranan unsurların varlığı gerekir. Bunlar dışında, müteselsil sorumluluk için birlikte davranan birden fazla kişi ve bu kişilerin ortak kusuru da aranmaktadır.Birden fazla kişi, ortak kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermişlerse, asıl fail, kışkırtıcı, yardımcı ayrımı yapılmaksızın, meydana gelen zarar sonucu hükmedilen tazminatın tamamından sorumludurlar. Zarar gören, tazminatı sorumluların hepsinden talep edebileceği gibi bir kısmından ya da sadece birinden de talep edebilir. Tazminat tamamen ödeninceye kadar, birlikte sorumluluk devam eder.Zarar verenler ise kendilerinden tazminat talep edildiğinde ortak defileri ileri sürerek tazminattan indirimi sağlayabilecekleri gibi tazminatı ödemekten de kurtulabilirler. Ortak defiyi ileri sürmek bir hak olduğu kadar da bir yükümlülüktür. Kişisel defiler hakkında farklı görüşler mevcuttur. Hâkim görüşe göre, dış ilişkide ileri sürülebilmelidir.Sorumlulardan birinin zarar görene ödeme yapması halinde, bu kişi payından fazla yaptığı ödeme oranında diğer sorumlulara başvurma hakkı kazanır. Buna rücu hakkı denir. Rücu oranını hâkim, hakkaniyete, kişilerin kusuruna ve fiilden sağladıkları yarara göre takdir eder.1 Temmuz 2012 tarihinde 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girecektir. Çalışmamızda bu kanundaki müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler detaylıca anlatılmıştır. Özellikle yapılan değişiklikler incelenmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Müteselsil Sorumluluk2.Ortak kusur3.Haksız Fiil4.Dış İlişki5.İç İlişki
Varlıklarda değer düşüklüğü standardının vergi mevzuatı açısından incelenmesi ve İMKB'de bir uygulama
İşletmelerin mali tablolarında sunulan bilgilerin doğru, güvenilir, gerçeğe uygun ve anlaşılabilir olması mali tablo kullanıcıları açısından önemli bir husustur. Varlıklarda değer düşüklüğü standardı, ihtiyatlılık ilkesi gereği işletmelerin varlıklarını geri kazanılabilir tutarından daha yüksek bir değerle mali tablolarında izlememesini sağlamak için uygulanması gereken ilkeleri belirlemektedir. Standart ile ülkemiz uygulamalarında daha önceden olmayan yeni düzenlemeler gelmektedir. Standarda göre artık maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile şerefiye, gibi varlıklar içinde değer düşüklüğü karşılığı ayrılabilinecektir.Çalışmada işletmelerin bu standart çerçevesinde yapması gereken işlemler, muhasebe kayıtları ve bunların vergi matrahına etkileri ortaya konulmuş ve İMKB ulusal 30 endeksinde işlem gören şirketlerin uygulamalarına ilişkin örneklere yer verilmiştir.Varlıkların geri kazanılabilir tutarının tespiti için işletmelerin bazı teknik bilgileri kullanmaları gerektiğinden standardın uygulanmasında zorluklar bulunmaktadır. Bu nedenle standardın sorunsuz bir şekilde uygulanabilmesi için eğitimli personelin istihdam edilmesi gerekmektedir. Ayrıca değer düşüklüğü zararının standarda uygun şekilde muhasebeleştirilmesi için tekdüzen hesap planında değişiklik yapılması gerekmektedir.
İdari yargı kararları çerçevesinde maddi ve manevi zarar
Sorumluluk hukukunun amacı kamu gücünün kullanımı nedeniyle gerçekleşen gerçek zararın tazmininin sağlanmasıdır. Ancak pozitif hukukumuzda anayasal ve yasal olarak idarenin sorumluluğu ortaya konulmuş olmakla birlikte, onun dayandırılabileceği esaslar hakkında herhangi bir açık hükme yer verilmemiştir. Bu konuda var olan boşluk idari yargı yerlerince ortaya konulan içtihatlar ile doldurulmaya çalışılmakta ve de öğreti tarafından söz konusu içtihatlar sistematik hale getirilmektedir. Zarar kavramı; hukuken himaye edilen maddi ve manevi varlıkların, ihlal edilmesinden önceki ve sonraki halleri arasında meydana gelmiş olan menfi farkı ifade etmektedir. Zarar, ilk bakışta çok belirgin ve kolay saptanabilecek bir durum gibi görünmekte ise de, tayin ve tespit edilmeye çalışıldığında çok yönlü bir kavram olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle idarenin tazmin sorumluluğu ve idarenin tazmin sorumluluğunun Anayasa'da düzenleniş biçimi, zararın neyi ifade ettiği, idari işlem ya da eylem nedeniyle kim ya da kimlerin zarara uğradığı bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır.
Tam yargı davalarında manevi tazminat
İdarenin sorumluluğu ilkesi, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra devletin görevlerinin artması ve hukuk devleti anlayışının gelişmesi ile kabul edilmeye başlanmıştır. İdarenin sorumluluğuna ilk geçişte idarenin sadece ağır kusuru nedeniyle verdiği zararlardan sorumlu tutulabileceği fikri benimsenmiştir. Bunu takip eden dönemde ise idarenin kusuru olmaksızın kişilere vermiş olduğu zararları da tazmin edeceği ilkesi kabul edilip uygulanmaya başlanmıştır. Bu tarihi gelişim sürecinde idarenin sorumluluğun kapsamı gittikçe genişlemiş ve böylece kişilere verilen zararların tazmini konusu da önem kazanmıştır. İdarenin eylem ve işlemleriyle kişilere verdiği manevi zararlar ve bunların tazmini konusunda fazla çalışma bulunmamasını da göz önüne alarak, literatüre ışık tutması açısından önemli gördüğümüz tam yargı davalarında manevi tazminat konusunu inceledik. Bu çalışmamızla tam yargı davaları ve şartları hakkında bilgi vermeyi, zarar ve tazminat kavramları üzerinde durarak manevi tazminatı açık bir şekilde belirlemeyi ve tam yargı davalarında manevi tazminat konusunda istikrar kazanmış uygulamaları belirleyerek sonuca varmayı amaçladık. Bu amaç doğrultusunda konuyla ilgili yazılmış eserleri ve özellikle idare hukukunun içtihadi özelliği de göz önüne alınarak konuyla ilgili yüksek mahkemelerimizin içtihatlarını incelemeye ve eleştirel bir bakışla yorum yapmaya çalıştık. Çalışmamızın birinci bölümünde zarar kavramı incelenmiştir. İkinci bölümde, manevi tazminatla ilgili daha ayrıntılı bilgilere yer verilmiş, tazminata hükmedilebilmesinin şartları, manevi tazminatın işlev ve hukuki niteliği konusunda doktrinde yer alan görüşlere yer verildikten sonra manevi tazminatı gerektiren olaylar, manevi tazminat talebinde bulunabilecek olan hak sahipleri ve manevi tazminatla ilgili incelenmesini gerekli gördüğümüz diğer hususlar ele alınmıştır. Çalışma konumuzun üçüncü ve son bölümünde ise tam yargı davalarında manevi tazminatın nasıl değerlendirildiği konusu üzerinde durulmuştur.
İdarenin sorumluluğunu gerektiren zarar kavramı
?İdarenin Sorumluluğunu Gerektiren Zarar Kavramı? nı inceleyen bu çalışma, giriş dışında üç bölümden oluşturmaktadır. Tezin kapsamı idarenin icra ettiği faaliyetlerden dolayı kişilerin uğradıkları zarar ve türleri ve sorumluluk sebepleri neden oluşmaktadır.Girişte tez konusu ile ilgili genel bir bilgi verilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde, idari sorumluluk kavramı ve dayanakları ele alınmıştır. Burada sözleşmeden doğan ve sözleşme dışı sorumluluk konuları ele alınmıştır. Sözleşme dışı sorumluluk türlerinden olan kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluluk konularına yer verilmiştir. Kusurlu sorumluluk ta hizmet kusuru ve kişisel kusur; kusursuz sorumlulukta risk ilkesi ve fedakarlığın denkleştirilmesi (kamu külfeti karşısında eşitlik ilkesi) konuları incelenmiştir. Ayrıca idarenin sorumluluğunu gerektiren şartlarda incelenmiştir.Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, zararın tanımı, ve unsur incelenmişitir. Ayrıca zararın çeşitlerinden olan, doğrudan doğruya zarar- dolaylı zarar, fiil zarar, kazanç kaybı, normatif zarar, maddi zarar- manevi zarar, müspet zarar- menfi zarar, kişiye ilişkin zarar- mal ilişkin zararlar ele alınmıştır. Ayrıca idarenin özel hukuktan kaynaklanan zararları incelenmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, zararı doğuran idari faaliyetlere göre zarar konusu yer almaktadır. İdari işlemden, idari işlemin uygulanması eyleminden, idarenin haksız fiilden ve idari sözleşmeden doğan zararlar incelenmiştir. Bunun yanından idarenin sorumluluğunu gerektiren zararın özellikleri de incelenmiştir. Bu bakımdan ortada bir zarar olmalı bu zarar gerçek, gerçekleşmiş, mutlak ve kesin olarak hesabı mümkün olan, hukuken korunan bir menfaata yönelik, parayla ölçülebilir, özel, anormal, ve zararın kamu hukukunun uygulanması dolayısıyla meydana gelmiş olman konuları ele alınmıştır. Ayrıca zararın idare tarafından hesaplanması, mala ilişkin zararın hesaplanması ve kişiye ilişkin zararın hesaplanması konuları de çalışmamızda incelenmişitir.Anahtar sözcükler1.Zarar2.Sorumluluk3.İdare4.Tazminat
Haksız rekabetten kaynaklanan zararların tazmini
İktisadi piyasada rakipler, tacirler, ticari şirketler kendilerini geliştirmek ve ticari piyasada var olabilmek için birbirleriyle rekabet ederler. Rekabet ortamında yarışanlar; daha fazla ürün satmak, rakiplerini rekabet piyasasından çıkarmak için haksız rekabet oluşturan eylemlerini gerçekleştirirler. Bu eylemler neticesinde, tacirler, rakipler, iktisadi piyasada yer alanlar, müşteriler hatta tüketiciler zarara uğramaktadır. Bu yüksek lisans tezinde, meydana gelen bu zararların tazminini sağlamak için Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda başvurulacak yollar ve ikame edilecek davalar incelenmiştir. Haksız rekabetten kaynaklanan zararların tazmininin ne şekilde sağlanacağı, haksız rekabetin oluşması için zararın meydana gelmiş olmasının gerekip gerekmediği, tüzel kişilerin manevi tazminat talebinde bulunup bulunmayacağı doktrinde tartışmalar yaratmıştır. Bu hususlar emsal Yargıtay kararları ve öğretide yer alan görüşler doğrultusunda incelenmiştir. Bu çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde haksız rekabet kavramı ve haksız rekabet halleri açıklanmış, ikinci bölümde haksız rekabet neticesinde meydana gelen zararlar, bu zararların tazminini talep edebilmek için gereken şartlar incelenmiştir. Son bölümde ise haksız rekabet neticesinde meydana gelen bu zararların tazmin usulü açıklanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda haksız rekabet oluşturan eylemlerin bir çeşit haksız fiil olduğu, haksız rekabet nedeniyle meydana gelen zararların talep edilebilmesi için haksız rekabeti meydana getirenlerin kusurunun bulunması, zararın bu kusur neticesinde meydana gelmiş olması gerektiği kanaatine varılmıştır.
İdarenin kusursuz sorumluluğu kapsamında mesleki risk ilkesi
İdarenin kusursuz sorumluluğu ve mesleki risk ilkesinin ele alındığı bu çalışmamızda, mesleki risk ilkesi genel hatları ile ele alınmıştır. Bu doğrultuda, idarenin eylem ve işlemleri nedeniyle kişilere verilen zararlardan dolayı sorumluluğu, bu sorumluluğun hangi şartlarda geçerli olacağı, idarenin sorumluluğunun sınırları ve ölçütü yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde aktarılmıştır. Çalışmamızın esas konusunu oluşturan mesleki risk ilkesinin tanımı ve hukuki dayanağı, tarihi gelişim süreci ile zarar ve tazminat konuları geniş bir şekilde incelenmiştir. Mesleki risk ilkesi, birtakım özel yasalarda düzenlenmesine rağmen kavram olarak mevzuatta yer almamaktadır. Bu nedenle öğreti ve yargı içtihatlarındaki görüş ve kararlar incelenerek değerlendirme yapılmıştır. Kusurlu ve kusursuz sorumluluk halleri de bir arada incelenerek hem mesleki risk ile ilişkisi hem de özel hukuktaki karşılığı ele alınmıştır. Ayrıca güncel etki ve yoğunluğu nedeniyle, Covid-19 ile mesleki risk ilkesi arasındaki ilişki, yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları çerçevesinde, özellikle sağlık alanındaki önem ve mahiyeti aktarılmaya çalışılmıştır. İdarenin kusursuz sorumluluğu ve mesleki risk ilkesinin daha çok yargısal içtihatlarla hukuk sistemimizde yer bulması, idarenin kusursuz sorumluluğunun kesin ve belirli sınırlar dahilinde tespit edilmesini zorlaştırmaktadır. Özellikle hangi kamu görevi veya hizmetinin niteliği gereği tehlike arz eden bir risk oluşturduğunun belirlenmesi, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olması sebebiyle, çalışmamızda bu sorumluluk türü bir bütün halinde incelenerek bahsi geçen muğlak durum giderilmeye çalışılmıştır. Bu anlamda gerekli yasal düzenlemelerle mesleki risk ilkesinin hukuki çerçevesinin tespit ve tayini büyük önem taşımaktadır.
Ciltte oluşan radyasyon hasarı üzerinde ginkgo bilobanın etkisi, rat modelinde araştırılması
ÖZETRadyoterapinin normal çevre doku üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiler tedavi sırasında kesintilerin olmasına ve buna bağlı olarak tümör kontrol oranlarının azalmasına neden olabilmektedir. Bu çift kör, randomize, deneysel çalışmada, literatürde daha önce bildirilmeyen alt ekstremiteye RT uygulanan ratlarda, RT'ye ikincil gelişen dermatit tablosunda EGb-761'in etkisini araştırmak amaçlandı. Denekler, grup A (n=9) sham EGb-761 ve sham RT (kontrol) uygulanan grubu, grup B (n=10) EGb-761 ve sham RT (ilaç) uygulanan grubu, grup C (n=10) RT ve sham EGb-761 (RT) uygulanan ve grup D (n=9) EGb-761 ve RT (ilaç+RT) uygulanan grubu temsil edecek şekilde 4 gruba randomize edilmiştir. İlaç uygulanan gruptaki deneklere 5 gün boyunca 100mg/kg/gün dozunda EGb-761 intraperitoneal olarak uygulanandı. RT alt ekstremiteyi içerecek şekilde 36 Gy şeklinde uygulandı. GSH düzeyinde RT uygulanan grupta kontrol grubuna göre % 7 oranında anlamlı azalma oldu (p= 0.022). RT uygulaması öncesinde ilaç uygulanan grubun sadece RT uygulanan gruba göre %12'lik artış saptandı (p< 0.0001). RT uygulanan grubun MDA düzeyi kontrol grubunun %127'si olmuştur (p= 0.015). RT öncesinde ilaç uygulanan grupta MDA düzeyi ölçüm sonuçları RT uygulanan grubun %74'üne düşmüştür (p< 0.0001). NOx düzeyleri kontrol ve ilaç gruplarına göre RT uygulanan grubta yükselmiş bulundu. RT uygulanan grupta kontrol grubuna göre %10'luk artış saptandı ve RT uygulanan gruba göre, RT ve ilaç uygulanan grupta ortalama %21.13'lük azalma vardı (p= AD).Dermatit varlığı ya da yokluğuna göre yapılan istatiksel değerlendirme sonucuna göre ilaç uygulanan grup ile kontrol grubunda deneklerin hiçbirinde dermatit belirlenmedi. RT uygulanan grupta ise %100 oranında dermatit varken RT ve ilaç uygulanan grupta ise %13 oranında dermatit tespit edildi (p< 0.0001)İlaç ve RT grubu, RT grubu ile karşılaştırıldığında ise PCNA ve TGF-ß 3 immünreaktivitesi pozitif olma oranı arasında fark yoktu (her iki grup için de sırasıyla %89, %100). Fark istatiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte tutulum yoğunluğu ve yaygınlığı açısından her iki parametre için de ilaç+RT grubunun değerleri RT grubuna göre daha düşük bulundu.Sonuç olarak EGb-761, RT'ye bağlı oksidatif stres sonucu gelişen hasara karşı antioksidan özelliği ile koruyucu etki yapmaktadır. Radyoterapiye bağlı görülen normal doku hasarında EGb-761'in etkilerini değerlendiren deneysel ve klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.
Yargı kararları ışığında idarenin manevi tazminat sorumluluğu
Hukuk devleti ve sosyal devlet ilkesini kabul eden bir devletin sorumluluğundan bahsedilir. Bu sorumluluğun neticesi olarak, telafi ve giderim borcu anlamında, manevi tazminat hususunda Yüksek Mahkeme görüşleri ile öğretide yer alan görüşler irdelenecektir. İdarenin gerçekleştirmiş olduğu faaliyetler nedeniyle, hukuka uygun davranmış olmasına rağmen herhangi bir zarar meydan gelmiş olabilir. Zararın meydana gelmesinde, idarenin fiil ya da işlemi arasında bir nedensellik bağının söz konusu olması durumunda, idarenin sorumluluğundan bahsedilir. İdarenin sorumlu tutulabilmesi için bazı şartların gerçeklemesi gerekir. Öncelikle idarenin yapmış olduğu bir eylemin veya işlemin varlığı söz konusu olmalıdır. Söz konusu eylem veya işlem neticesinde zararın meydana gelmiş olması gerekir. Ayrıca idarenin fiil veya işlemi ile zarar arasında nedensonuç ilişkisinin varlığı söz konusu olmalıdır. İdarenin eylem veya işlemleri dolayısıyla oluşan zarar, kişide psikolojik bir zarara neden olabileceği gibi kişide acı, elem ve ıstırabın oluşmasına sebebiyet verebilir. Bu durumda manevi zarardan söz edebiliriz. Manevi zararın bir nebze dahi olsa giderilebilmesi için manevi tazminat önem arz eder. Manevi zarar ise telafi üzerine odaklanmaktadır. Manevi tazminata hükmedilmesi için bazı hususlar söz konusudur. Bunların başında "manevi tazminatın tespiti ve ödenmesi" gelir. Anahtar Kelimeler: İdare, Tazminat, Manevi Tazminat, Zarar, İlliyet Bağı
Enerji sağlama sözleşmesi kapsamında LPG sağlama sözleşmesi ve LPG'nin neden olduğu zararın tazmini
LPG (Tüpgaz)'nin tüketicinin kullanım alanında olduğu sırada, imalat veya kullanım hataları sonucu tüketici veya üçüncü kişilerin bedeni ve hukuk varlıkları zarar görmektedir. Meydana gelen bu zararın hangi sorumluluk esasına göre tazmin edileceği hususunda değişik görüşler mevcuttur. Doktrinde bir kısım yazarlar, akdi sorumluluk ilkelerini savunmakta, bir kısım yazarlar haksız fiil hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini ileri sürmekte, bazı yazarlar ise tehlike sorumluluğunu savunmaktadır. Yargıtay'ın kararlarında, konunun imalatçının sorumluluğu esaslarına göre çüzümlenmesi gerektiği vurgulanmakta, ancak hukukumuzda imalatçının sorumluluğu için açık bir düzenleme olmadığından, konunun haksız fiil sorumluluğuna göre ele alındığı görülmektedir. Haksız fiil sorumluluğu, kusur esasına dayalı bir sorumluluk türüdür. İmalatçının sorumlu olması için kusurlu olması gerekmektedir. Ancak, karmaşık üretim teknolojisinin uygulandığı günümüzde, imalatçının sorumluluğunun ispatı güçleşmiştir. Haksız fiil hükümleri, akdi sorumluluk hükümlerine nazaran daha elverişsiz hükümlerdir. Çünkü, zamanaşımı süresi daha kısa ve ispat yükü zarar görendedir. Öte yandan, sözleşmeden doğan sorumluluğun tarafları alıcı ve satıcı olduğu için, zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının tazmini için sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinden faydalanmaları güçleşmektedir. Hukukumuzda, imalatçının sorumluluğunda karşılaşılan güçlüklerin çözümlenmesi bakımından bir başka sorumluluk türüne ihtiyaç duyulmaktadır. Avrupa ve ABD hukukunda yer alan bu sorumluluk türü "Tehlike Sorumluluğu" dur. Tehlike sorumluluğu, sadece zarar ve illiyet bağını yeterli bulan ve kusur aramayan bir sorumluluk türüdür. Bu bakımdan, zarar görenin lehine bir sorumluluk türüdür. Bu sorumluluk türünde zararın tamamen imalatçı tarafından karşılanması öngörülmektedir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu m.29 ile, Bakanlar Kuruluna, kamu yararı açısından gerekli görüldüğü hallerde zorunlu sorumluluk sigortası ihdas etme yetkisi tanınmıştır. Bakanlar Kurulu da buna istinaden, 91/2253 sayılı, "Tehlikeli Maddeler ve Tüpgaz Sorumluluk Sigortalan" Karar'ını yayınlamıştır. Buna göre, LPG ve havagazı da dahil olmak üzere bir çok mamul için zorunlu sigorta ihdas edilmiştir. Tüketicinin korunması çalışmaları kapsamında, 1995 yılında yürürlüğe giren "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun" ile tüketiciye bir çok imkan tanınmıştır. Burada açık olarak tehlike sorumluluğundan söz edilmemekle birlikte getirilen düzenleme ile tüketicinin uğradığı zararın tazmini kolaylaştırılmıştır. Yukarıda sayılan yenilikler, tüketicinin korunması bakımından çok önemli adımlardır. Bunlara ilave olarak, Borçlar Kanunumuzda, tehlike sorumluluğunun genel bir sorumluluk türü olarak yer alması ve tehlikeli maddelere ilişkin olarak özel kanunlarla tehlike sorumluluğunun getirilmesi, bu alanda çok önemli bir boşluğu dolduracaktır.
Hayat dışı sigortalarda hasar rezervinin stokastik yöntemler ile tahmini ve sigorta şirketlerine finansal etkisi
Hasar rezervlerinin doğru miktarda ayrılmaması, sigorta şirketlerinin ileride karşılaşacağı yükümlülüklerini karşılayamamasına neden olabilmektedir ve bunun sonucunda şirketler sermaye güçlüğü çekebilirler. Ayrıca hasar rezervleri şirketlerin kar/zarar durumunu doğrudan etkilemesi sebebiyle, şirket faaliyetlerinin doğru kararlar alınarak yürütülmesine olanak sağlar. Bu çalışmada, hayat dışı sigortacılık için hasar rezervi tahmin modelleri genel hatlarıyla açıklanmıştır. Deterministik ve stokastik bazı yöntemler arasındaki kuramsal model farklılıkları araştırılmıştır. Stokastik modeller için Mack model, Over-Dispersion Poisson dağılımı modeli ve Gamma dağılımı modeli, klasik yöntemler için ise Zincir Merdiven metodu, Bornhuetter-Ferguson metodu ve Cape-Cod metodu karşılaştırılarak incelenmiştir. Çalışmada analiz edilen uygulama datası Türkiye'de faaliyet gösteren tüm hayat dışı sigorta şirketlerinin trafik sigortası branşına ait hasar verilerini içermektedir. Uygulamada çalışmaya konu olan hasar rezervi tahmin modelleri, R programı üzerinden karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Türkiye'de trafik sigortası pazarının karlılığı rezerv belirsizliğinden kaynaklanan güven aralıkları ile araştırılmıştır. Yapılan tüm analizler göz önüne alındığında, en iyi hasar rezervi tahmininin over dispersed poisson bootstrap modeli kullanılmasıyla elde edildiği belirlenmiştir.
Haksız fiil sebebiyle aynı zarardan birden fazla kimsenin müteselsil sorumluluğu
Müteselsil sorumlulukta zarar verici davranışa birden fazla kimsenin katılımı söz konusudur. Bu sebeple zararın nasıl tazmin ettirileceği sorunu ortaya çıkar. Müteselsil sorumlulukta dış ilişki denilen bu süreçte sorunun çözümünde öncelikle zarar görenin korunması düşüncesi ön plandadır. Bu ilişkide zarar gören dilediği zarar verene başvurabilir. Tazminatın tamamı ödendikten sonra ortaya başka bir sorun çıkar: tazminatın zarar verenler arasında paylaştırılması. Bu sorun ise zarar verenler arasındaki iç ilişkide rücu düzeniyle ilgilidir. Bu rücu düzeninde tazminatın zarar verenler arasında adil bir şekilde paylaştırılması amaçlanır.Çalışmamızda 818 Sayılı Borçlar Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu hükümleri karşılaştırılmış ve getirilen yeni hükümler ayrıntılı incelenmiştir. Bu yeni hükümler Türk Borçlar Kanunu 61., 62. ve 73. maddeleridir.Türk Borçlar Kanunu 61. maddede dış ilişkide, sorumluluk sebebi ne olursa olsun, zarar verenlerin müteselsilen sorumlu olduğunu kabul etmiştir. 818 Sayılı Borçlar Kanunu ise konuyu tam teselsül-eksik teselsül ayrımına göre farklı şekilde düzenlemişti. Türk Borçlar Kanunu isabetli bir şekilde bu ayrımı kaldırmış, tüm sorumluları aynı kurallara tabi kılmıştır.Türk Borçlar Kanunu 62. maddede iç ilişkide, rücu düzeninde özellikle kusurun ağırlığı ve tehlikenin yoğunluğu ölçütlerine yer vermiştir. 818 Sayılı Borçlar Kanunu döneminde sadece kusur ölçütü dikkate alınarak paylaştırma yapılmaktaydı. Bu tür paylaşım ise adil olmayan sonuçlar doğuruyordu. Bu durumu dikkate alan yasakoyucu tehlikenin yoğunluğu ölçütünün de dikkate alınacağını kabul etti. Böylece sorumluluk hukukundaki gelişmelere de ayak uydurulmuş oldu.Türk Borçlar Kanunu 73. maddede rücu zamanaşımı kabul edildi. Böyle bir süre 818 Sayılı Borçlar Kanununda bulunmuyordu. Rücu zamanaşımı, iç ilişkide zarar verenlerin birbirlerine karşı sahip olduğu rücu talebinin tabi olduğu süreyi ifade etmektedir.
Kompozit yapılarda makro ve mikro hasar davranışının deneysel ve sayısal olarak incelenmesi
Bu tez çalışmasında, mühendislik uygulamalarında karşılaşılan kompozit yapıların mikro ve makro hasar davranışının ortaya çıkarılması ve yenilikçi yaklaşımlarla iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, ilk olarak, cam elyaf takviyeli polimer (CETP) kompozit, karbon elyaf takviyeli polimer (KETP) kompozit, ticari 3M-8663 kodlu poliüretan (PU) bant, 304 paslanmaz çelik ve saf nikel malzemelerde katı parçacık çarpması sonucu oluşan hasar (erozyon) davranışı deneysel ve sayısal olarak karakterize edilmiştir. Ayrıca bahsi geçen malzemelerin bir helikopter rotor pali aşınma kalkanındaki katı parçacık erozyon performansları 0º hücum açısı ve farklı çarpma hızları için (110 ,150, 190 ve 230 m/s) sayısal olarak belirlenmiştir. İkinci olarak, 3D yazıcılar kullanılarak düzlem içi ve düzlem dışı yönlü üretilen termoplastik çekirdek yapılar ile KETP kompozit yüzey plakaları birleştirilerek oluşturulan kompozit sandviç panellerin düşük enerjili darbe etkisi altındaki enerji sönümleme ve hasar davranışları incelenmiştir. Son olarak, KETP kumaşlar kullanılarak vakum torbalama yöntemiyle üretilen içi boş ve hücresel (kare, altıgen) dolgulu kare, altıgen ve silindir dış yüzeyli kompozit çarpışma kutularının statik basma yükü altındaki ezilme karakteristikleri ve hasar mekanizmaları deneysel ve sayısal olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, yüksek çarpma hızlarında (190 ve 230 m/s) aşınma kalkanındaki ortalama erozyon oranı, PU bant malzemeye göre cam elyaf takviyeli kompozit malzemede 10 kat daha yüksek elde edilmiştir. Düzlem içi yönlü hücre deseni tasarımı açısından, ökzetik çekirdekli kompozit sandviç panel bal beteği çekirdekli kompozit sandviç panele göre daha iyi darbe dayanımı ve enerji yayma kabiliyeti göstermiştir. İçi boş kare tip kompozit çarpışma kutusuna altıgen hücreli dolgu ilavesinin, özgül enerji sönümleme performansını yaklaşık olarak %140 arttırdığı tespit edilmiştir.
Türk Hukuku'nda ifaya eklenen ceza koşulu
Bir borç ilişkisinde, asıl borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde karşılaşılacak hukuki sorunlar sebebiyle alacaklı bakımından hak kayıpları yaşanılması kaçınılmazdır. Asıl borcun ihlali neticesinde yaşanabilecek olası sorunları bertaraf edebilmek için alacaklı, alacağını teminat altına almak isteyebilmektedir. Bu kapsamda, alacaklının menfaatlerini korumaya yönelik kanunda yer alan düzenlemelerden biri de ifaya eklenen ceza koşuludur. İfaya eklenen ceza koşulunun kanunda veya doktrinde yer alan bir tanımı bulunmamakla birlikte; asıl borcun, sözleşmede belirlenen yer veya zamanda ifa edilmemesi sonucunda, alacaklıya hem borcun ifasını hem de ceza koşulunu talep etme hakkı sunan bir edim taahhüdü olarak tanımlanabilir. Borcun yer veya zaman bakımından ihlal edildiği durumlar için kararlaştırılan ceza koşulu, ifaya eklenen ceza koşulu olup; alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, borcun ifası ile birlikte ceza koşulunun ödenmesini de isteyebilmektedir. İfaya eklenen ceza koşulu, uygulamada en çok karşılaşılan ceza koşulu türüdür. İfaya eklenen ceza koşulunun, borçluyu ifaya zorlamasının yanı sıra, alacaklıya ispat ve takip kolaylığı sağlaması ve borcun yer ve zaman bakımından ihlalinin, en sık görülen borca aykırılık halleri olması sebebiyle, özel hukuk alanında birçok sözleşme türünde ifaya eklenen ceza koşulu kayıtlarına yer verildiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı ise özel hukukun bir gereksiniminin sonucu olan ifaya eklenen ceza koşulu hükümlerini ve konuya ilişkin tartışmalı hususları, doktrinde ileri sürülen çeşitli görüşler ve ilgili Yargıtay kararları doğrultusunda incelemektir. Anahtar Kelimeler: İfaya eklenen ceza koşulu, Ceza koşulu, Asıl borcun ihlali, İfaya zorlama, Tazminat, Zarar, Muacceliyet
Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasında hasar oranlarının hesaplanması ve hasar oranlarının tahmini, Emeklier Sigorta örneği
Bu çalışmada sigortacılık sektörü, Trafik Sigortası branşında mevzuat açısından incelenmiş, son on yıldaki gelişimi; hasar prim oranları baz alınarak karşılaştırılmıştır. Karşılaşılan problemler odaklı olarak ilerlenen sürecin sonunda da sektörün içinde aktif olarak faaliyet gösteren Emeklier Sigorta acentesinin özel bir sigorta şirketinden kesilmiş trafik poliçeleri verileri kullanılarak, sigorta şirketlerinin risk prim hesaplama yöntemlerinde acente kanallarının sahip olduğu risk faktörlerininde bir etken olarak gözönünde bulundurabilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda trafik sigortası denetim ve yaptırım sisteminde eksiklikler olduğu, bu durum devam ettiği sürece, trafik sigortası branşında, ekonominin önemli bir istihdam ve fon akışının sağlandığı sigorta sektöründen olumsuz yönde etkileneceği, sigorta şirketlerinin yüksek prim gelirlerine rağmen zarar etmeye devam edecekleri ve Türkiye'de yaşamakta olan vatandaşların, günden güne artmakta olan policesiz dolaşan taşıt sayısının doğuracağı sigorta prim artışı gibi sonuçlara katlanmak zorunda olacakları bir ortamın doğacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sigorta, Motorlu Araçlara ĠliĢkin Zorunlu Sigortalar, Kara Yolları Motorlu Araçlar Trafik Sigortası, Trafik Sigortası, Hasar Prim Oranı, Risk
Ankara ilinde konut poliçesi hasarı oluşan sigortalıların sigorta farkındalığı
Hizmet sektörü içerisinde; tasarruf kaynağı, fon yaratıcısı, ekonomik çöküntü önleyici, güven unsuru olması sebebiyle iktisadi ve sosyal açıdan önemli bir yere sahip sektörlerden biri de sigorta sektörüdür. Ancak, sigorta sektörü Türkiye'de gelişme göstermekle birlikte istenen potansiyele ulaşamamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri Türk sigortalısının sigorta bilincinin yeterli düzeyde olmamasıdır. Yapılan çalışmada sigorta bilincinin ne düzeyde olduğunu anlamak için, konut sigortası poliçesine sahip, konutunda hasar oluşması sebebiyle poliçesi aracılığı ile hasar dosyası açtırmış kişiler üzerinde bir anket yapılmıştır. Bu çalışma ışığında elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Sonuçlar, katılımcıların yarısının poliçesini bankasürans aracılığı ile yaptırdığını, katılımcıların yarısına yakınının poliçeleri ile ilgili olarak prim bilgisi hariç olmak üzere, poliçe kapsamı, teminatlar, sigorta bedeli gibi konularda detaylı bilgi almadığını, katılımcıların %39,4'ünün poliçelerini hiç okumadığını göstermektedir. Katılımcıların yarısından fazlası poliçelerinin hangi teminatları karşıladığını bilmemektedir. Bir kısmı da poliçesini okuduğu halde hangi teminatların karşılandığını bilmemektedir. Katılımcılar arasında tazminat ödemesi alamayan sigortalıların %42,9'u tazminat ödemesi alamayışlarının nedenini sigorta şirketinin ödeme yapmak istemeyişi olarak görmektedir. Katılımcıların %44,9'u ankette yer alan sigorta terimlerinden hiçbirini bilmediğini ifade ederken hepsini bildiğini söyleyen sigortalılar %2,8'i oranındadır
Uluslararası tahkimde zararın değerlendirilmesi
Uluslararası tahkimde zararın değerlendirilmesi adını verdiğimiz bu çalışmanın amacı, uluslararası tahkim olarak nitelediğimiz yatırım ve ticari tahkim uygulamalarında zararın değerlendirilmesinde kullanılan kavramlar, temel prensipler, ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile uluslararası zararın değerleme yöntemlerinin tahkim kararları ışığında bir çalışmada ayrıntılı olarak incelenmesiydi. Zararın değerlendirilmesi kurumu, uluslararası ticari ve yatırım tahkimi bakmından, uyuşmazlığın sözleşme veya haksız fiilden kaynaklanmasından dolayı bir çok senaryo dahilinde şekillenebileceğinden ulusal veya uluslararası tahkim yargılamasında çok az kaynakta çerçevesi çizilebilmiştir. Türk Hukuku perspektifinden gelişmekte olan tahkim yargılaması açısından; uluslararası uygulamalarda gerek Anglo-Sakson hukuk sitemi olsun gerekse de Kıta Avrupasındaki tahkim yargılamasına özgü zararın değerlendirilmesi kavramlarını Türk Hukukunda kullanılan kavramlarla birlikte ele almaya çalıştık.