Parenting behaviors

101 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Causal effects of education on the behaviour of parents toward their children

The research question is whether there is a causal impact of parental education on the behaviors of parents toward their children. The goal, in particular, is to investigate how the education of parents affects their punishment styles. The methodology that is used is the Fuzzy Regression Discontinuity Design. The 1997 education reform is used as an instrumental variable. The results indicate that maternal education raises the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not giving pocket money and slapping. The negative impacts of maternal education on the usage of punishment are presented. The outcomes for region categorization reveal that there is a positive correlation between maternal education and the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not buying what children want, and slapping in high-income regions. But, the probability of beating, punishments, not talking with them, not letting them see friends, and banning the children from the internet was lower among mothers with more education and living in high-income regions. The findings are checked for household income level, labor force participation, and the exclusion of the 1986 birth cohort. The outlines of this research are as follows. Chapter I is the introduction section. In chapter II, education, parental education, and child discipline methods are described. Then, the identification problem and its solution are explained. In chapter III, the data, methodology, and model are offered. In chapter IV, the findings are presented. Chapter V is the conclusion section of the research.

Family educationParents attitudeParenting behaviors+5
Esra Düzgün
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ailede anababa tutum ve davranışına etki eden faktörlerin araştırılması

Bu araştırma ana-baba tutum ve davranışı ile ailenin birlik ve değişime uyum yeteneği arasındaki ilişkiyi belirlemek, sosyoekonomik ve demografik faktörlerin aile işlevlerine uyum, tutum ve davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına Ankara ilinin merkez ilçelerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 0-6 yaş grubunda sağlıklı en az bir çocuğu bulunan ve birlikte yaşayan 450 aile dâhil edilmiştir. Araştırma verileri; ana-babaların ebeveyn olarak tutum ve davranışlarını belirlemede Ana-Baba Tutum ölçeğinin, aile içi ilişkilerdeki işlerliği belirlemek için de Aile Birliği ve Değişime Uyum Yeteneği ölçeğinin ve ailelere ilişkin sosyoekonomik ve demografik bilgilerin yer aldığı anket formu ile toplanmıştır. Ailelerden elde edilen veriler SPSS 26 ve R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde normallik dağılımının tespiti için uygulanan Kolmogorov–Smirnov testi sonucu verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle non-parametrik testlerden; iki değişkenli testler için Mann–Whitney U testi, bağımlı ve bağımsız değişkenlerin analizi için Kruskal-Wallis Testi, iki bağımlı değişken için Friedman testi ve değişken tespiti için Ki-Kare analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ikamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe ebeveynlerin serbest ana-baba tutumuna, baba yaşı arttıkça ihmalkâr ve otoriter ana-baba tutumuna, çocuk sayısı fazla olan ve küçük yaşta çocuğu olanların aşırı koruyucu ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur (p<0,05). İkamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneğinin kaotik olduğu, hane halkı toplam gelirinin artması ile dengeli uyum gösterdikleri saptanmıştır. Aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneği ile algılanan gelir düzeyi arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Demokratik ana-baba tutumuna sahip olan ailelerde aile işlevlerinin gerçekleştirilmesinde dengeli birlik, otoriter ana-baba tutumuna sahip ailelerde ise dengeli esnek bir aile birliği ve uyumunun olduğu saptanmıştır. Ana-baba tutumları ile aile işlevleri açısından aile birliği ve değişime uyum yeteneği arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).

Aile içi ilişkilerAile işlevleriAile tutumu+5
Hüsniye Ceyda Mısırlıoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin yaşam doyumlarının yordanmasında biriciklik algılarının ve ebeveynlerinin otantik kişilik özelliklerinin rolü

Ergenlik bilişsel, bedensel, duygusal ve psikolojik birçok değişim ve gelişimin bir arada yaşandığı bir dönemdir. Son yıllarda psikoloji araştırmaları ergenlerin olumsuz davranışları ve ruhsal bozuklukları yerine olumlu davranışlar geliştirmeleri ve öznel iyi oluşlarını artırmaya odaklanmaktadır. Bu çalışmada ergenlerin yaşam doyumlarında biriciklik algılarının ve ebeveynlerinin otantik olma düzeylerinin etkisini araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Küçükçekmece ilçesinde lisede okuyan 15-18 yaş arası 165 ergen ile 165 anne ve 165 baba oluşturmuştur. Araştırmada yaşam biriciklik, otantiklik ve yaşam doyumu ilişkisini ölçmek amacıyla Kişisel Biriciklik Algısı Ölçeği, Otantik Kişilik Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin biriciklik duyguları ile annelerinin otantik yaşam düzeyleri, ergenlerin yaşam doyumlarını anlamlı düzeyde açıklamaktadır. Babaların otantik yaşam düzeylerinin ise ergen yaşam doyumu üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Ergenlerin yaşam doyumları cinsiyetlerine, sınıf düzeylerine, annelerinin yaşına, babalarının yaşına ve ailelerinin aylık gelir düzeyine göre farklılaşmamaktadır. Sonuçlar ilgili literatüre göre tartışılmış, araştırma ve uygulamaya yönelik ileride yapılabilecek çalışmalar önerilmiştir.

BiriciklikEbeveyn davranışıEbeveynler+4
Şeyma Demiralay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynden algılanan psikolojik kontrol ve depresyon ilişkisinde ontolojik iyi oluşun aracı rolü

Anne babaların çocuk ve ergenlerin gelişimindeki ve yetişmesindeki önemi birçok araştırmada ortaya konu olmuştur. Son zamanlarda ebeveyn kontrolü de literatürde önemli bir konu olarak yer almaktadır. Bu çalışmada ergenlerde ebeveyn kontrolünün alt boyutlarından olan psikolojik kontrol ve depresyon ilişkisinde ontolojik iyi oluşun aracılık etkisi incelemektedir. Bu doğrultuda gerekli izinler alındıktan sonra 18-23 yaş aralığındaki 445 ergen araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu Psikolojik Kontrol Ölçeği, Ontolojik İyi Oluş Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği uygulanmış olup. Elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli ve Korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonunda elde edilen yapısal modelde, ebeveynden algılanan psikolojik kontrolün ontolojik iyi oluş üzerinden depresyona yaptığı etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca korelasyon analizinde; ebeveynden algılanan psikolojik kontrolün depresyonla ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.

AlgıAna-baba algısıDepresyon+4
Yağız Karataşoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni ebeveyn olmuş genç yetişkinlerin anneliğe ve babalığa dair söylemleri

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de yaşayan ve yeni ebeveyn olmuş genç yetişkin anne ve babaların, anneliğe ve babalığa dair söylemlerini ve bu söylemlere kaynaklık eden açıklayıcı repertuarları (söylemsel kaynakları) incelemektir. Bu amaç doğrultusunda; 26 ile 39 yaşları arasında yer alan 6 anne ve 6 baba ile birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve ardından yazıya dökülmüştür. Yazıdökümler "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi Potter ve Wetherell'in (1987) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmeler "anneliğe ilişkin söylemler" ve "babalığa ilişkin söylemler" olmak üzere iki başlık altında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, anneliğe ilişkin söylemlere kaynaklık eden 5 farklı açıklayıcı repertuar elde edilmiştir; "sorumlu/iyi annelik", "keyifli/mutlu annelik", "zor annelik", "ideal annelik" ve "kutsal annelik". Babalığa ilişkin söylemlere kaynaklık eden 4 farklı repertuara ulaşılmıştır; "zor babalık", "koruyucu babalık", "kız babası olmak" ve "sorumlu olmayan/yardımcı babalık". Araştırma sonuçları dikkate alındığında, yeni ebeveyn olan anne ve babaların anneliğe ve babalığa ilişkin açıklamalarında, aileye ilişkin geleneksel/ataerkil söylemlerin halen önemli bir yer tuttuğunu, diğer yandan bunların modern/eşitlikçi söylemlerle iç içe geçtiğini söylemek mümkündür. Hem anneler hem de babalar ebeveynlik görevlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ediyor olmakla birlikte, bu paylaşımda esas görevin "doğası itibariyle" annede olduğu şeklindeki söylemin halen geçerliliğini koruduğu da görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Annelik, Babalık, Ebeveynlik, Aile, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar

AnnelikAnnelik temsilleriBabalık+6
Meltem Arakelyan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Klinik olan ve klinik olmayan yetişkin örneklemlerinde, ebeveynlik biçimi alanları ve kaygı ilişkisinde, erken dönem uyumsuz şema alanlarının aracılık rolleri

Yürütülen bu tez çalışmasında ebeveynlik biçimi alanlarının kaygı ile ilişkisinde erken dönem uyumsuz şema alanlarının aracılık rolü incelenmiştir. Araştırmanın katılımcıları 18 - 65 yaş aralığındaki klinik (616 katılımcı) ve klinik olmayan (600 katılımcı) iki katılımcı grubundan oluşmaktadır. Çalışmada veriler, Young Ebeveynlik Ölçeği, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 ve Beck Kaygı Envanteri aracılığı ile toplanmıştır. İki aşamalı yürütülen çalışmanın ilk aşamasında, faktör yapısı incelenen Young Ebeveynlik Ölçeğinin obsesif ve bozuk ebeveynlik şeklinde iki üst boyuta ve Young Şema Ölçeğinin aşırı duyarlılık, zedelenmiş otonomi ve bağsızlık şeklinde üç üst boyuta sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında, belirlenen bu üst boyutların ve Beck Kaygı Envanterinin dahil edildiği bir model ile ebeveynlik biçimi alanlarının kaygı ile ilişkisinde şema alanlarının aracılık rolünün olduğuna ilişkin araştırma hipotezi test edilmiştir. Gerçekleştirilen yapısal eşitlik analizleri sonucunda hem klinik hem de klinik olmayan grupta ebeveynlik biçimi alanları ile kaygı ilişkisinin bütünüyle aşırı duyarlılık şema alanı aracılığı ile gerçekleştiği bulgulanmıştır. Bunun yanı sıra, ebeveynlik biçimi alanları ile şema alanları ilişkisinde, şema alanları ile kaygı ilişkisinde ve şema alanlarının kendi aralarındaki ilişkide şema alanlarının aracılık rolüne ilişkin sonuçlar bulgulanmıştır. Ulaşılan bu bulgular literatür ışığında ilgili kısımda tartışılmıştır.

AnksiyeteEbeveyn davranışıYapısal eşitlik modeli+2
Mustafa Gürsoy
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin ebeveyn tutumları, akademik başarıları ve okulda dışlanmışlıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin ebeveyn tutumları, akademik başarıları ve okulda dışlanmışlıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu kapsamda geliştirilen araştırma modelinde ebeveyn tutumlarının, akademik başarı üzerindeki etkisi incelenmiş aynı zamanda akademik başarının ve ebeveyn tutumunun dışlanma üzerindeki etkilerine de bakılmıştır. Çalışmanın örneklemini Şanlıurfa ili Harran ilçesi ortaokullarında öğrenim gören, çalışmaya gönüllü katılım gösteren 226 öğrenciden oluşturmaktadır. Bu kapsamda üç bölümden oluşan beşli likert tipinde anket kullanılmıştır. Birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerine ve akademik başarılarına yönelik sorular bulunmaktadır. İkinci bölümde anne baba tutumlarını belirlemek maksadıyla Anne-Baba Tutumları Ölçeği, üçüncü bölümde ise Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Ölçeği uygulanmış ve toplanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında geçerlik analizi, güvenirlik analizi, normallik analizi, tanımlayıcı istatistiksel analizler, korelasyon analizi, regresyon analizi, t-tеѕtі ve ANOVA analizi gerçekleştirilmiştir. Demokratik tutumun cinsiyete, anne ve baba eğitim durumuna ve gelir durumuna göre, Koruyucu/istekçi tutumun cinsiyete ve anne eğitim durumuna göre, Dışlanmanın anne eğitim durumuna ve gelir durumuna göre, akademik başarının cinsiyete, anne ve baba eğitim durumuna ve gelir durumuna göre anlamlı farklılık gösterdikleri tespit edilmiştir.

Akademik başarıDışlanmışlıkEbeveyn davranışı+4
Türkan Alan Ödemiş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ev kadınlarında algılanan ebeveyn tutumu ile somatizasyon arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü

Bu çalışmanın amacı, ev kadınlarının somatizasyon düzeyi ile algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünü incelemektir. Bu amaçla 20-50 yaş arası 300 kadın çeşitli internet platformları üzerinden araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Belirti Tarama Listesi (SCL-90-R) Somatizasyon alt boyutu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları-Çocuk Formu (EMBU-C) ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form (DERS-16) ölçekleri uygulanmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda algılanan ebeveyn aşırı koruyuculuk ve reddedicilik tutumları arasında pozitif yönlü İlişki bulunmuştur. Algılanan ebeveyn aşırı koruyuculuk ve reddedicilik tutumları ile somatizasyon ve duygu düzenleme güçlüğü düzeyleri arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Algılanan ebeveyn duygusal sıcaklık tutumu, reddedici tutum ile arasında negatif yönlü ilişki olmasına rağmen somatizasyon ile arasında ilişki bulunamamıştır. Yapılan aracı değişken analizi sonucunda duygu düzenleme güçlüğü, algılanan anne aşırı koruyuculuk tutumu ile somatizasyon problemleri arasındaki ilişkiye ve algılanan baba tutumu ile somatizasyon arasındaki ilişkiye tam aracılık ettiği bulunmuştur. Analizler sonucunda elde edilen bulgular uyumsuz ebeveyn tutumlarının, yetişkin bireylerde duygu düzenleme güçlükleri yaşanmasında ve somatizasyon problemleri oluşmasında rol oynayacağını öne sürmektedir. Çalışmanın bulguları literatür kapsamında tartışılmıştır.

Ana-baba tutumuBedenselleştirmeDuygu düzenleme+6
Dilan Duygu Karakurt
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orta çocuklukta bilinçli farkındalık gelişiminin bilinçli farkında ebeveynlik ve çocuğun sosyo-duygusal ve sosyo-bilişsel becerileri bağlamında incelenmesi

Çalışmanın amacı, orta çocukluk döneminde bilinçli farkındalık becerisinin gelişimini etkileyen sosyo-bilişsel, sosyo-duygusal ve çevresel faktörleri incelemektir. Bu bağlamda annenin bilinçli farkında ebeveynliği ile çocuğun bilinçli farkındalık becerisi arasındaki ilişki ele alınmıştır. Buna ek olarak annenin bilinçli farkında ebeveynliği ile çocuğun bilinçli farkındalık becerisi arasında kurulması beklenen ilişkiye çocuğun duygu bilgisi (duygu tanıma, anlama ve ifade etme), duygusal kontrol-ketleme (duygu düzenleme ve duygusal ketleme) ve zihin kuramı becerilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, 8-11 yaş aralığında toplam 78 çocuk (nkız = 39, nerkek = 39) ve annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde annelere, ailenin temel bilgilerini içeren Demografik Bilgi Formu, annenin bilinçli farkında ebeveynlik düzeyini tespit etmek üzere Kişilerarası Bilinçli Farkındalık-Ebeveynlik Ölçeği ve çocuğun duygu düzenleme becerisini değerlendirmek üzere Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi uygulanmıştır. Bunun yanı sıra çocukların bilinçli farkındalık becerilerini ölçmek için Çocuklar İçin Bilinçli Farkındalık Ölçeği, duygu tanıma becerilerini değerlendirmek için Kusche Duygu Envanteri ve Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi, duygusal ketleme becerisini incelemek için Emosyonel Stroop Testi ve son olarak zihin kuramı becerisini değerlendirmek için "Çikolata" zihin kuramı hikayesi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama süreci pandemi koşulları sebebiyle çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın korelasyon analizi sonuçlarına göre çocukta bilinçli farkındalık becerisi, Duyguların Değerlendirilmesi Testi duygu anlama alt boyutu ve duygusal ketleme becerisi ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Bununla beraber annenin bilinçli farkında ebeveynliği, çocuğun Kusche Duygu Envanteri ile değerlendirilen duygu tanıma, duygu düzenleme ve zihin kuramı becerileri ile pozitif yönde ilişkiye sahiptir. Bu ilişkiler bağlamında gerçekleştirilen Hiyerarşik Regresyon Analizi sonuçlarına göre çocuğun Duyguların Değerlendirilmesi Testi duygu anlama alt boyutu sonuçları ve duygusal ketleme becerisi, çocuğun bilinçli farkındalık becerisini yordamaktadır. Son olarak annenin eğitim düzeyinin çocuğun Kursche Duygu Envanteri ile değerlendirilen duygu tanıma ve duygu düzenleme becerilerini yordadığı görülmüştür. Bilinçli farkında ebeveynlik yalnızca çocuğun duygu düzenleme becerisini yordamaktadır.

Bilinçli farkındalıkBilişsel becerilerEbeveyn davranışı+7
Eda Karadoğan
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin Covıd-19 korkusunun okul öncesi çocuklarda kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışları üzerindeki etkisinde annenin ebeveynlik tutumunun aracı etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, annelerin Covid-19 korkusu ile okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide annelerin ebeveynlik tutumlarının aracı etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Bununla birlikte, ana değişkenlerin sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma örneklemi özel ve devlet anaokuluna giden 140 okul öncesi çocuk sahibi ve Covid-19 geçirmemiş anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Covid-19 Korkusu Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu aracılığıyla uygun örneklem yöntemi ile çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre otoriter ebeveynlik tutumunun ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği bulunmuştur. Diğer yandan, sosyodemografik veriler ile yapılan analizler sonucunda ise Covid-19 korkusunun Covid-19 aşısı olma durumu, annelerin otoriter ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin izin verici ebeveynlik tutumunun babanın öğretim düzeyi, annenin aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin çalışma zamanı ve şekline göre, çocukların sosyal yetkinlik becerilerinin ise sosyoekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının tam aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Bulgular doğrultusunda, araştırma annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ilişkisinin annelerin otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Pandemi sürecinde ebeveynlik tutumlarının aracı etkisine yönelik yapılan araştırmaların kısıtlılığı göz önüne alındığında bu araştırma literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca, bu anlamda elde edilen bulgular, ebeveynlik tutumlarının önemini ortaya koyacak ve pandemi sürecinde çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ile ilişkili tedavi planlarına katkı sağlayacaktır.

Aile tutumuAna-baba tutumuCOVID 19+7
Hilal Şişman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin Covid-19'a dair tükenmişliklerinin algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları ve ebeveyn biçimleri ile ilişkisi

Mevcut çalışmanın temel amacı bireylerin Covid-19'a dair tükenmişlikleri ile algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları (DİV) ve algılanan ebeveynlik biçimlerinin ilişkisinin incelenmesidir. Aynı zamanda, Covid-19 tükenmişliği üzerinde sosyodemografik değişkenler ve Covid-19'a dair değişkenlerin farklılaşmasının incelenmesi de araştırmanın diğer amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen çalışmanın örneklem grubunu 18-65 yaş aralığında yer alan 368 birey oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçları katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Bilgi Formu, Koronavirüs Tükenmişlik Ölçeği (COVID-19-BS), Algılanan Covid-19 Risk Ölçeği (CPRS), Dünyaya İlişkin Varsayımlar Ölçeği (DİVÖ) ve Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) şeklinde sunulmuştur. Çalışmanın hipotezlerini test etmek amacı ile Covid-19 tükenmişlik düzeyinin sosyodemografik özelliklere ve Covid-19 değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını görebilmek için t-test ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Ardından Covid-19 tükenmişlik düzeyinin; algılanan Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımlar ve algılanan ebeveynlik biçimleri ile ilişkisi Pearson korelasyon analizleri ile incelenmiştir. Son olarak sosyodemografik değişkenler, Covid-19 ile ilişkili değişkenler, algılanan Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımlar ve algılanan ebeveynlik biçimleri hiyerarşik regresyon analizine dahil edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizlerin sonucunda sosyodemografik değişkenlerden kadın olmanın, çocuk sahibi olmamanın, düşük eğitim düzeyinin ve ekonomik durumu orta -alt ve orta-üste göre düşük ya da yüksek olanların, anne babası ile birlikte yaşayanların Covid-19 tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Öte yandan Covid-19'a dair değişkenlerden pozitif tanı alanların, fiziksel/sosyal izolasyon yaşayanların, iş yerinde ve pandemi öncesine göre daha yoğun çalışanların, Covid-19 nedeniyle yakın kaybı yaşayanların ve yakın/yakınları risk grubunda olanların Covid-19 tükenmişliklerinin daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca yapılan korelasyon analizleri incelendiğinde: Covid-19 tükenmişliği ile yaş arasında negatif yönde; algılanan Covid-19 riski ve bilişsel/duygusal alt boyutları ile pozitif yönde; DİV'in iyilik, adalet, şans ve kendilik değeri alt boyutları ve toplam DİV puanı ile negatif yönde; algılanan anne ebeveynlik biçimi ile pozitif yönde; algılanan baba ebeveynlik biçiminin ise küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, sömürücü/istismar edici ve kötümser/endişeli alt boyutları ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak hiyerarşik regresyon analizine dahil edilen tüm değişkenlerin toplam varyansın %40.8'ini anlamlı olarak [F= 8.690, p<.001] açıkladığı görülmüştür. Mevcut bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıklarına ve gelecek çalışmalar için önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Tükenmişlik, Covid-19 Tükenmişliği, Algılanan Risk, Algılanan Covid-19 Riski, Dünyaya İlişkin Varsayımlar, Algılanan Ebeveynlik Biçimleri

Algılanan ebeveynlik biçimleriCOVID 19Dünyaya ilişkin varsayımlar+4
Büşra Erdem
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının ebeveyn davranışlarına ve çocuk hakları tutumuna etkisi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının ebeveyn davranışları ve çocuk hakları tutumu üzerindeki etkisini ele almaktır. Bu amaç çerçevesinde çalışmada çocukluk çağı travmaları, ebeveynlik ve çocuk hakları tutumunun kavramsal ve kuramsal çerçevesine yer verilmiştir. Ardından araştırma metodolojisi sunulmuştur. Çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Ebeveyn Çocuk Hakları Tutum Ölçeği, Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği kullanılmıştır. İstanbul'da yaşayan, 7-14 yaş arası çocuğu olan ve okulda eğitim görmeye devam eden 284 ebeveynden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 25 ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının ebeveyn davranışları ve çocuk hakları tutumu üzerinde anlamlı etkilerinin olduğunu göstermektedir. Cinsel taciz alt boyutu katılımcıların anne ve babalarının çocuk yetiştirme tutumlarına göre farklılaşmamaktadır. Duygusal taciz, fiziksel taciz, fiziksel ihmal, duygusal ihmal, aşırı koruma-kontrol alt boyutlarının ise katılımcıların ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumlarına göre farklılaştığı ortaya konulmuştur. Demokratik bir çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcıların duygusal taciz, fiziksel taciz, duygusal ihmal ve aşırı koruma-kontrol travmaları, otoriter, tutarsız ve aşırı koruyucu çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcılara göre anlamlı bir şekilde daha azdır. Ayrıca demokratik bir çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcıların fiziksel ihmal ve cinsel travmaları, tutarsız ve aşırı koruyucu çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcılara göre anlamlı bir şekilde daha azdır.

Aile tutumuEbeveyn davranışıPsikolojik travma+4
Rugayye Aksu
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

12-14 yaş çocuğu olan ebeveynlerin beslenme hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, 12-14 yaş aralığındaki çocuğa sahip ebeveynlerin beslenme konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kesitsel tarama modelinde yapılan çalışmaya 101 ebeveyn katılmıştır. Veriler, Erdem (2016) tarafından geliştirilen çocuk besleme anketi ile toplanmış, SPSS 23 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre ebeveynin yaşı, eğitimi, gelir durumu, çocukta hastalık/alerji varlığı gibi değişkenler çocuk besleme davranışlarını ve ebeveyn algılarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilemektedir. Sonuçlar, ebeveynlerin beslenme tutum ve davranışlarını etkileyen çok sayıda sosyo-demografik faktör olduğunu ortaya koymaktadır.

BeslenmeBeslenme bilgisiBeslenme ve yeme bozuklukları-çocukluk çağı+7
Yelda Sönmez
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğu ortaokula devam eden ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin tutumlarının incelenmesi

Yarınlarımızın güvencesi olan çocukların iyi yetişmesi, sağlıklı ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturmaktadır. İyi yetişmiş çocuklar kendi haklarının farkında olabilirler ve bir birey olarak başkalarının haklarına da saygılı olmayı öğrenirler. Ebeveynlerin çocuk haklarına yönelik tutumları, çocukların yetiştirilmesinde hayata hazırlanmalarında çok önemlidir. Ebeveynlerin çocuk haklarına yönelik tutumları, demografik özellikleri de dikkate alınarak bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışma ile Van ili merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel ortaokullarda öğrenim gören öğrencilerin ebeveynlerinin çocuk haklarına yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van ili merkez ilçelerindeki (İpekyolu, Tuşba, Edremit) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel ortaokullara devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem grubunu 870 ebeveyn oluşturmaktadır. Örneklem hacmine ulaşılması için evrene dahil edilen merkez ilçelerdeki öğrencilerin anne-babalarına ulaşılarak toplamda 435 anne ve 435 baba ile çalışma yürütülmüştür. Çalışmada IBM SPSS 20 programı kullanılmıştır. Ebeveynlerin demografik ve okul ile ilgili özellik dağılımlarının gösteriminde frekans ve yüzde istatistikleri kullanılmıştır. Ölçekten alınan puanların çeşitli değişkenlere göre farklılıklarının incelenmesinde parametrik testler kullanılmıştır. Ölçeğin ve alt boyutlarının iç tutarlılığının kontrolü için Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular %95 güven düzeyinde değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuca göre anne ve babaların, çocuk haklarına yönelik algılarının oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Ebeveynler çocuklarının bakımlarının ve korunma ihtiyaçlarının kendileri ve devlet tarafından karşılanması hususunda hemfikirdir. Anne ve babalar çocuklarının zaman içerisinde kendi kendine karar alabilecekleri pozisyonlara getirilmesi konusunda da irade birliğine varmışlardır. Ebeveynlerin yaşına göre çocuklarının haklarına karşı olan tutumlarında bir farklılaşmaya rastlanmamıştır. Köyde yaşayan ebeveynlerin devlet güvencesi ve desteği bekleme durumları ile bakım ve koruma algılarının, ilçede ve şehir merkezinde yaşayanlara göre daha düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte şehir merkezinde yaşayanların, köyde yaşayanlara göre çocuklarının kendi kendine karar verecek biçimde daha fazla yetiştirdikleri belirlenmiştir. Ebeveynlerin eğitim durumuna göre çocuk haklarına yönelik tutumlarının farklılaştığı görülmüştür. Yalnızca okur-yazar olanların, devlet güvencesine ve desteğine yönelik tutumlarının; lise, lisans ve lisansüstü mezunlarına göre daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır. İlköğretim mezunu olanların, devlet güvencesine ve desteğine yönelik tutumları lisans ve lisansüstü mezunu olanlardan daha düşüktür. Yalnızca okur-yazar olan ebeveynlerin bakım ve koruma gerekliliğine yönelik algıları, lisans ve lisansüstü mezunu olan ebeveynlerden daha düşüktür. İlköğretim mezunu olan ebeveynlerin bakım ve koruma gerekliliğine dair olan algılarının lisans mezunu ebeveynlere göre daha düşüktür. Yalnızca lisans mezunu olan ebeveynlerin ise çocuklarına okur-yazar ve ilköğretim mezunu olanlara göre, bireysel karar alabilme davranışını daha fazla kazandırdıkları belirlenmiştir. Mesleği öğretmenlik olan ebeveynlerin devlet güvencesi ve desteği ile ilgili tutumlarının; mesleği işçi ve ev hanımı olanlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Mesleği öğretmenlik olan ebeveynlerin çocukların bakım ve korunmasının, mesleği işçi ve ev hanımı olan ebeveynlere göre daha fazla üstlenilmesi gerektiğine inandıkları belirlenmiştir. Ebeveynlerin medeni durumu ile çocuklarının yaşına ve sınıfına göre çocuk haklarına yönelik bakış açılarının anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Çocuğu kız olan ebeveynler, çocuğu erkek olan ebeveynlere göre çocuklarının devlet güvencesinde olması gerektiğine dair algı geliştirmişlerdir. Ayrıca çocuğu kız olan ebeveynlerin, çocuğu erkek olan ebeveynlere göre kendilerinin de çocuklarına bakım ve koruma sağlamaları gerektiğine dair yaklaşımda olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk, Çocuk hakları, Ortaokul Öğrencileri, Ebeveyn, Tutum

Ana-baba tutumuEbeveyn davranışıEbeveynler+2
Çetin Arslan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn duygusal erişilebilirliği ile iyi oluş arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin ebeveynlerinin duygusal erişilebilirlikleri ile iyi oluşları arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüklerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 541 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışma grubuna uygun örnekleme yöntemi kullanılarak çevrim içi platformlar aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği, PERMA Ölçeği, Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin ebeveynlerinin duygusal erişilebilirlikleri ile iyi oluşları arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüklerinin aracılık rolü yapısal eşitlik modeliyle sınanmıştır. Değişkenlerin arasındaki doğrudan ilişkiler ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ile belirlenmiştir. Verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 22.0 ve LISREL 8.80 paket programları kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre annenin duygusal erişilebilirliği ile iyi oluş arasında duygu düzenleme güçlüklerinin kısmi aracılık rolü saptanmıştır. Babanın duygusal erişilebilirliği ile iyi oluş arasında ise duygu düzenleme güçlüklerinin aracı rolünün bulunmadığı tespit edilmiştir. Babanın duygusal erişilebilirliği, duygu düzenleme güçlüklerini istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamazken; annenin duygusal erişilebilirliği duygu düzenleme güçlüklerini istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde ve olumsuz yönde yordamaktadır. Ayrıca, her iki ebeveynin duygusal erişilebilirliğinin iyi oluşu istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde ve olumlu yönde yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, alanyazın çerçevesinde tartışılmış; alan çalışanlarına, araştırmacılara ve politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Duygu düzenleme güçlüğüDuygusal erişilebilirlikEbeveyn davranışı+4
Ayşenaz Ekin Duman
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the effects of parental psychological control, perceived parental warmth and strict control/supervision on emotional abuse in romantic relationships

The present study investigated the effects of parental psychological control, parental warmth and parental strict control/supervision on emotional abuse victimization in romantic relationships. Two hundred thirty university students, who have ever had a romantic relationship for at least six months, filled out Psychological Control Scale (PCS), Parenting Styles Questionnaire (PSQ), Earlier Abuse Experience Information Form (EAEIF) and Emotional Abuse Questionnaire (EAQ). Moderation analysis indicated that three-way interaction between parental psychological control, warmth and strict control on emotional abuse was significant. More specifically, parental psychological control predicted emotional abuse victimization when parental warmth was both moderate and high, but when strict control/supervision was low. The findings indicate that parental warmth exacerbates the negative effects of psychological control on emotional abuse victimization in romantic relationships of late adolescents only when parents do not provide enough behavioral control and monitoring for inappropriate behaviors during childhood. The present study significantly contributed to our understanding of how perceived childhood experiences of parental psychological control and parental attitudes are transferred to late adolescence, and therefore affect adolescents' current experiences of emotional abuse in their romantic relationships. Keywords: Psychological Control, Parental Warmth, Strict Control/Supervision, Emotional Abuse

Romantic relationshipEmotional abuseParenting behaviors+6
Sıla Deniz Beyarslan
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Perceived parenting behaviors, needs satisfaction, and well-being among adolescents: The role of cultural variation

There are studies investigating predictors of the relation among adolescents and their mothers, but there are few studies that investigate role of parenting behaviors and adolescents' appraisals. Besides, less is known about non-Western cultural atmosphere and adolescents' point of view. The main aim of the study was to what extent adolescents' behavior is predicted by their perception of parents and culture and whether their needs are satisfied. To investigate, 409 high school students (Mage =16.28 ; SD = .80; age range: 15 to 18 years) from five different schools participated to the study. They rated their motivation, satisfaction of needs and intention to study after reading a vignette about academic failure. Three different types of vignettes were used in the study; psychologically controlling, autonomy supportive and guilt-inducing types. The results showed that when adolescents live within an autonomy supportive environment, their needs are more likely to satisfy. Also, when they live within psychologically controlling environment, they are more likely to defy.

Perceived parenting stylesParenting behaviorsAdolescents+5
Kevser Çakmak
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Conceptions of parental authority and the roles of parent-adolescent conflict and parental control behaviors on adolescent adjustment

The main purpose of the current study is to understand Turkish mothers' and adolescents' conceptualizations of the parental authority in terms of their legitimacy beliefs as well as their conflict perceptions over moral, prudential, personal and social conventional domains within the framework of social domain theory. The secondary purpose of this study is to illustrate the mediator roles of adolescents' general legitimacy beliefs and their perception of conflict frequency in the relation between their perception of parental behavioral and psychological control and their adjustment (depressive symptoms and self-esteem) in order to elaborate this direct relation by determining possible underlying mechanisms. This study was conducted through two steps (semi-structured interviews and questionnaires) with a sample of 151 mothers and their adolescent children (Mage = 13.91, Sage = 1.54) who were from low and middle-high SES in Ankara. Results indicated that mothers viewed more legitimate parental authority over social conventional domain than did adolescents. Mothers and adolescents also reported highest conflicts over social conventional domain. Findings also indicated that psychological control was related with high depressive symptoms and low self-esteem both directly and indirectly via conflict frequency. Behavioral control was indirectly related with low depressive symptoms and higher self-esteem via legitimacy beliefs and conflict frequency. It is concluded that investigating domain specific legitimacy beliefs of parental authority enhanced our understanding of parent-adolescent relationship as well as adolescents' adjustment.

Parental authority stylesParents controlParenting behaviors+7
Aylin Evrankaya
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkisi olan yetişkinlerin ebeveynleri ile olan bağlanma ve cinsel doyum ilişkisinin incelenmesi

Çalışmada, romantik ilişkisi olan yetişkin bireylerin ebeveynlerine bağlanmaları ile cinsel doyum arasındaki ilişkiyi incelemek için bireylerin geriye dönük ebeveynlerine bağlanma düzeyleri incelenmiştir. Bireylerin erken çocukluk döneminde ebeveynlerine olumlu bağlanma geliştirmelerinin, cinsel doyum düzeyleri ile olumlu yönde ilişkili olabileceği varsayılmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Yeni Cinsel Doyum Ölçeği, Ana-Baba Tutumları I-II Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma örneklemini romantik ilişkisi olan yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Anket sorularını 212 (%75,1) kadın ve 70 (%24,8) erkek olmak üzere 282 birey yanıtlamıştır. Araştırmaya katılan bireylerin çoğunluğu (%66.3) 18-24 yaş grubu olmuştur. Araştırma sürecinde ölçme araçlarından elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre erkek-kız arkadaş tipinde kararlı bir ilişki içinde olarak tanımlanan bireyler, kendilerini geçici bir ilişki içinde olarak tanımlayan bireylere göre cinsel olarak daha fazla doyuma sahiptirler. Üç yıldan fazladır romantik ilişkiye sahip olan katılımcılar, üç aydan daha az zamandır romantik ilişkisi olan katılımcılara kıyasla cinsel olarak daha fazla doyuma sahiptirler. Bireylerin ebeveynlerine bağlanmalarında babaların kontrolü veya aşırı koruması, diğer bağlanma boyutlarına kıyasla artan cinsel tatmin için pozitif bir öngörücü faktördür. Ayrıca bağlanma ilişkisinde babaların kontrol veya aşırı koruması, cinsel ilişki doyumunun eş/partner merkezli cinsel aktivite merkezli boyutundan (partnerin cinsel davranışı/tepkileri ve cinsel aktivitelerin çeşitliliği ve/veya sıklığı) elde edilen cinsel tatminin pozitif ve önemli bir belirleyicisidir. Anahtar Kelimeler: Romantik İlişki, Bağlanma, Cinsel Doyum

BağlanmaCinsel doyumDuygusal ilişki+6
İrem Yavuz
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin covid-19 korkularının çocuklarının oynama eğilimi üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Araştırmada ebeveynlerin Covid-19'a karşı geliştirdikleri korkunun çocuklarının oynama eğilimi üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Ebeveynlerin yaş, medeni durum, ekonomik durum, eğitim durumu gibi sosyodemografik özellikleri ile araştırmanın şekillendirilmesi hedeflenmektedir. Yapılan araştırma hem alanda çalışan uzmanlara hem de konu ile ilgili ileri de yapılacak olan çalışmalara ışık tutmayı hedeflemektedir. Araştırmanın modeli İlişkisel tarama modelidir. Bu modele göre araştırmanın amacına uygun olarak yapılabilmesi için zaman ve kişi açısından ulaşılabilen en kolay şekilde örneklem grubuna ulaşmayı basit rastgele örneklem yöntemini kullanarak ulaşmayı hedefler. Çalışma evreni İstanbul yaşayan 29-61 aylık çocuğu olan ebeveynlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 397 Anne/babadan meydana gelmektedir. Araştırma sonucunda ebeveynlerin covid-19 korkularıyla çocuklarının oynama eğilimi arasında zayıf düzey ve pozitif ilişki bulunmuştur.

COVID 19Ebeveyn davranışıEbeveynler+6
Hakan Saday
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özgül öğrenme güçlüğü veya zihinsel engelli tanısı almış çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada çocuğu zihinsel yetersizlik veya özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış ebeveynlerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeylerinin çocuğu herhangi bir tanı almamış ebeveynlerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya 180 (60 zihinsel yetersizlik tanısı, 60 özgül öğrenme güçlüğü tanısı ve 60 kontrol grubu) ebeveyn dahil edilmiştir. Ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarını ölçmek için Yetişkin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), yaşam doyumlarını ölçmek için ise Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği (YYDÖ) kullanılmıştır.

Ebeveyn davranışıEbeveynlerPsikolojik sağlamlık+5
Büşra Fırat
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların ebeveynlerinin tutum farklılığının incelenmesi

Amaç: Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumunu etkileyen birçok faktör vardır; bunlar çocuklara has özelliklere bağlı olabileceği gibi ebeveynlerin özelliklerine de bağlı olabilir. Bu bağlamda çalışmamızda çocuğu DEHB ya da OSB tanılı ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerinin çocuk yetiştirme tutumlarıyla ilişkisini ve çocuğu bu iki nörogelişimsel probleme sahip olan ebeveynler ile çocuğu normal gelişim gösteren ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farklılıklar incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma İstanbul ilinde yaşayan, DEHB ve OSB olan çocuklara ya da sağlıklı çocuklara sahip olan 25-60 yaş aralığındaki 150 ebeveynle gönüllük esasına dayalı yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle ve kesitsel olarak yürütülmüştür. Veriler araştırmacının kendisi tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu ve ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını ölçen Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeğinin yüz yüze uygulanması yolu ile toplanmıştır. Bulgular: Verilerin normal dağılım gösterdiğinden emin olmak için Skewness/çarpıklık ve Kurtosis/basıklık değerlerine bakılmıştır. George ve Mallery (2010)'nin önerdiği değerler referans alındığında, çarpıklık ve basıklık değerlerinin +/-2 değerleri arasında bulunması normal dağılımın sağlandığı şeklinde kabul edilmiştir. Araştırmada sosyodemografik değişkenler ve ebeveyn davranışları arasındaki ilişkileri ölçmek için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkları ölçmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmış; Tamhane post-hoc analizi ile hangi grupların birbirinden farklılaştığına bakılmıştır. Sonuç olarak, DEHB'li, OSB'li ve sağlıklı çocukları olan ebeveynlerin ebeveyn davranışları sosyodemografik özelliklere göre incelendiğinde ve DEHB'li ve OSB'li çocuğa sahip anne babaların tutumları sağlıklı çocuğa sahip anne babaların tutumlarıyla karşılaştırıldığında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Annelerin yaşı arttıkça ebeveyn takibinin azaldığı, babaların yaşı arttıkça çocukla daha az ilgilenme eğilimi gösterdikleri gözlemlenmiştir. Annenin eğitim seviyesi arttıkça çocukla ilgilenme oranı arasında düşük güçte pozitif bir korelasyon vardır. Aynı zaman da annenin eğitim seviyesi arttıkça tutarsız disiplin uygulamaya daha meyilli olduğu da görülmüştür. DEHB'li ve sağlıklı çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarıyla OSB'li çocuğa sahip anne ve babalara göre daha çok ilgilendiği bulunmuştur. Araştırmamızdan elde ettiğimiz bir diğer sonuç, DEHB'li çocuğu olan ebeveynlerin sağlıklı çocuğu olan ve OSB'li çocuğu olan ebeveynlere göre ebeveyn takibinin daha zayıf olduğu yönündedir. DEHB'li çocuğu olan ebeveynler sağlıklı çocuğu olan ebeveynlere göre daha tutarsız disiplin uyguladığı bulunmuştur.

Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğuEbeveyn davranışıEbeveynler+4
Ezgi Seda Yayla
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli ve sağlıklı kardeşe sahip bireylerde ebeveynleşme olgusu ile ilişkili değişkenlerin incelenmesi

Ebeveynleşme olgusu, aile sistemini oluşturan alt sistemler arasındaki sınır eksikliği sonucu, çocukların ebeveynlere ait rol ve sorumlulukları kendi yaş ve gelişim dönemlerine uygun olmayacak şekilde üstlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Aile içi stresörlerden alkololik bir ebeveyne sahip olmak, ailenin sosyoekonomik durumunun düşük olması, göç yaşantısı ve aileden birinin özel gereksinime sahip olmasının ebeveynleşme olgusunu arttıracağı ileri sürülmektedir. Ebeveynleşme olgusunun kişiler arası ilişkileri ve kişilik özelliklerini etkilediği, bazı psikopatolojik sorunlarla da ilişkisellik gösterdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacını, ebeveynleşme ile psikolojik belirtiler ve obsesif-kompulsif belirtiler arasındaki ilişkiyi; bu ilişkide, öfke ve sorumluluğun aracı, özel gereksinimli ya da sağlıklı kardeşe sahip olmanın ve sosyal desteğin düzenleyici (moderatör) rolünün incelenmesi oluşturmuştur. Araştırmanın bir diğer amacını ise sosyo-demografik değişkenler olan cinsiyet, doğum sırası ve ailenin sosyo ekonomik durumu için ebeveynleşme olgusunun farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 18 yaş ve üstü özel gereksinimli kardeşi olan 104 (% 41.1) ve sağlıklı kardeşi olan 149 (% 58.9) katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Ebeveynleşme Envanteri, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Obsesif İnanışlar Ölçeği, Sürekli Öfke- Öfke Tarz Ölçeği, Hasta Sağlık Ölçeği- Somatik, Kaygı, Depresyon Belirtiler ve Obsesif- Kompulsif Envanteri- Revize uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda özel gereksinimli kardeşi olanların olmayanlara göre kardeşe yönelik ebeveynleşmelerinin daha yüksek olduğunu ve ebeveynleşmeyi daha az yararlı algıladığını bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer sonucu, ebeveynleşmenin algılanan yarar/uyum değişkeni azaldıkça ve öfke aracı değişkeni artıkça psikolojik belirtilerin artığını göstermektedir. Son olarak aracı ve düzenleyici değişkenlerin rolü incelendiğinde özel gereksinime sahip kardeşi olmayan grupta, sosyal desteğin çok düşük olmasının kardeşe yönelik ebeveynleşme ile öfke / sorumluluk arasındaki ilişkiyi düzenlediği ve bu ortak etkileşim sonucunda öfkenin / sorumluluğun kardeşe yönelik ebeveynleşme ile OKB ya da psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiye aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler Ebeveynleşme, sorumluluk, sosyal destek, sürekli öfke, özel gereksimi olan kardeşler, psikolojik belirtisellik, obsesif kompulsif bozukluk

Aile içi rollerEbeveyn davranışıEbeveynler+5
Didem Arıkan Çolak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik ve davranışsal kontrolün ergenin davranış problemleri ile ilişkisi: Ergenin ebeveyn kontrolüne ilişkin değerlendirmelerinin aracı rolü

Araştırmanın temel amacı, annelerin kontrol uygulamaları ile ergenin davranış problemleri arasındaki ilişkiyi açıklayan mekanizmaları incelemektir. Bu bağlamda, ilk olarak psikolojik ve davranışsal kontrol uygulamaları ile davranış problemleri arasındaki ilişkide ergenin bu uygulamalara yönelik bilişsel ve duygusal değerlendirmelerinin aracı rolü araştırılmıştır. İkinci olarak, sözü edilen ilişki örüntüsünde ebeveyn sıcaklığının, ergenin mizacının ve kontrol uygulamalarına yönelik meşruluk algısının düzenleyici rolü incelenmiştir. Üçüncü olarak, tüm bu ilişki örüntülerinin ergenin cinsiyetine göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmaya Ankara il merkezindeki ortaokul (7. ve 8. sınıflar) ve liselerde (9. sınıflar) öğrenimlerine devam eden 689 ergen (Ort. = 13.95; S = .94, %59.7'si kız) ve annesi katılmıştır. Hem ergenlere hem de annelere psikolojik ve davranışsal kontrol uygulamalarına, ebeveyn sıcaklığına ve ergenin içe ve dışa yönelim problemlerine ilişkin ölçekler uygulanmıştır. Bunlara ek olarak, ergenler psikolojik ve davranışsal kontrol uygulamalarına yönelik değerlendirmeleri ve meşruluk algıları ile olumsuz duygulanım mizaç özelliklerini bildirmişlerdir. Araştırma bulguları, ergenlerin psikolojik kontrol uygulamalarına yönelik değerlendirmelerinin, psikolojik kontrol ile içe ve dışa yönelim problemleri arasında kısmi aracı rol oynadığını göstermiştir. Bu ilişkinin ergenin olumsuz duygulanım mizaç özelliğinden bağımsız olduğu ancak anneden algılanan sıcaklığa ve bu uygulamalara yönelik meşruluk algısına göre farklılaştığı bulunmuştur. Bununla birlikte, ergenlerin davranışsal kontrol uygulamalarına yönelik değerlendirmelerinin, davranışsal kontrol ile içe ve dışa yönelim problemleri arasında tam aracı rol oynadığı ortaya konmuştur. Bu ilişkinin ebeveyn sıcaklığından, ergenin mizacından ve bu uygulamalara yönelik meşruluk algısından bağımsız olduğu gösterilmiştir. Ergenin cinsiyetinin ele alınan ilişkilerde düzenleyici bir rol oynamadığı bulunmuştur. Araştırma bulguları, psikolojik kontrol uygulamalarının sıklığı arttıkça daha olumsuz değerlendirildiğine buna bağlı olarak davranış problemlerine yol açtığına işaret etmektedir. Annelerini daha sıcak ve psikolojik kontrol uygulamalarını daha meşru algılayan ergenlerin, bu uygulamaların artışına daha duyarlı oldukları söylenebilir. Ayrıca, davranışsal kontrol uygulamalarının sıklığı arttıkça daha az olumsuz değerlendirildiği ve davranış problemlerini engellemede etkin olduğu ifade edilebilir. Bu sonuçlar, diğer kültürlerde elde edilen araştırma bulguları ve farklı kuramlar çerçevesinde tartışılmıştır.

Anne davranışıAnnelerDavranış+6
Şule Selçuk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects