Turkish legends

101 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türklerin İslamiyeti kabulüne kadar tarihte Türk göçleri

Göç, insanın temel ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile toplu ya da bireysel olarak yaşadığı mekandan şartların daha elverişli olduğu mekanlara gerçekleştirdiği yer değiştirme hareketidir. Dünya tarihi, çeşitli sebepler ile gerçekleşen sayısız göç hareketlerine tanıklık etmiştir. Türk yaşam tarzının göçebe olduğunu ileri süren bazı Batılı ve Türk araştırmacılar bulunsa da buna katılmak mümkün değildir. Zira köklü bir kültür, kuvvetli bir töreye sahip olan ve sayısız devletler kuran Türk toplumunun tam manasıyla göçebe olduğunu ileri sürmek doğru olmayacaktır. Bu nedenle yapılan yer değiştirme hareketlerinin sebepleri dikkate alınarak Türkler için göçebe değil konargöçer topluluk tabirini kullanmak daha yerinde olacaktır. Diğer göçebe toplumlarda görülen kanunsuzluk ve düzensizliğin Türklerde görülmemesi de bu düşünceyi desteklemektedir. Nitekim devlet yönetimini ve sosyal hayatı düzenleyen kurallar ile vatan kavramının varlığı buna en büyük kanıttır. Gerek yazılı kaynaklar gerekse destan ve efsaneler gibi sözlü kaynaklar incelendiğinde göçün yalnızca toplu yer değiştirme hareketi olmadığı anlaşılmaktadır. Yine göçler sadece kutsiyet atfedilen yerlere yapılan fütuhatlar ile olmamış iklim şartlarının zorluğu, nüfus artışı, siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle de gerçekleşmiştir. Giriş bölümünde Türk adının anlamı, Türk soyu hakkındaki rivayetler, Türk boyları, Türklerin inançları ve tezde yararlanılan kaynaklar hakkında bilgi verilmiştir. İlk bölümde, göç kavramı üzerinde durulmuş, tanımı, türleri ve sebeplerinden bahsedilmiştir. Ayrıca göçebe ve konargöçer hayat tarzı hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, Türklerin yaşamış oldukları coğrafyanın özellikleri ve sosyal yapı anlatılmıştır. Türk topluluklarının göçleri M.Ö. ve M. S. olarak iki başlık altında incelenmiştir. Kavimler Göçü başta olmak üzere, Hun, Uygur, Göktürk, Oğuz topluluklarının göçleri ile Avrupa ve Balkanlara göç eden topluluklar hakkında bilgiler verilmiştir. Göçlerin sosyal hayata olan etkisi ise destan ve efsanelerden yararlanılarak detaylı olarak yorumlanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Türk göçlerinin sebep ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Göçlerin sebepleri ekonomik, coğrafi, sosyal ve siyasi olarak ele alınmıştır. Ayrıca göçlerin karakterini yansıtması açısından önemli olan cihan hakimiyeti anlayışının etkisi incelenmiştir. Türk göçlerinin sonuçları ise dünya ve Türk tarihi açısından iki farklı başlık altında değerlendirilmiştir. M.Ö. ilk devirlerden M.S. XI. yüzyıla kadar yapılan Türk göçleri, Türk kimliği ve töresi ön plana çıkarılarak anlatılmıştır. Türklerin yalnızca en basit ifadeyle göçebe bir topluluk olmadığı, yapılan her göç hareketinin ekonomik, coğrafi, sosyal ve siyasi sebepleri olduğu tespit edilmiştir. Türk göç hareketlerini geniş kapsamda ele alan çalışma, yurt edinme gayesindeki Türklerin geçirdikleri süreçleri ifade etmektedir. Türk göç hareketleri, Türk efsane ve destanlarındaki yeriyle, sosyal ve siyasi hayatı şekillendiren cihan hakimiyeti ülküsü temel alınarak açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Türk, İslamiyet öncesi, Konargöçer, Göçebe.

Bozkır kültürüEski TürklerTürk destanları+3
Aleyna İzmirlioğlu
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Gunnar Jarring koleksiyonunda bulunan Uygurca Hurliḳa ve Hemrah Destanı (Giriş-metin-inceleme-dizin)

Bu tezin konusunu Jarring Koleksiyonunda yer alan Hurliḳa-Hemrah Destanı oluşturmaktadır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı hakkında genel bilgiler bulunmaktadır. Tezin birinci bölümünde ise Doğu Türkistan tarihi, Çağatayca ve Yeni Uygurca, Hurliḳa-Hemrah destanı ve bunun gibi birçok el yazma eserinin İsveç'e götürülmesine vesile olan İsveçli Misyonerler ve onların Doğu Türkistan'da yürüttüğü faaliyetler, İsveç Lund Üniversitesine bağlı Gunnar Jarring Koleksiyonu, Türkolog Gunnar Jarring üzerinde yapılan araştırmalar yer almıştır. Destan hakkında bilgilerin verildiği ikinci bölümde destanın yazım ve dil özelliği gösterilmiş, destanın ses, biçim özelliği Çağdaş Uygurca ve Ağızları ile karşılaştırılmıştır. Son bölümde metnin standart çeviri yazısı verilmiştir. Metinde yer alan sözcüklerin yalın ve çekimli biçimleri anlamsal özellikleriyle birlikte dizin kısmında gösterilmiştir.

AğızlarBiçimbilimDestanlar+6
Rebıgulı Ajımaımaıtı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

İslamiyet öncesi Türk destanlarının illüstrasyon ve göstergebilim olarak incelenmesi

Geniş bir coğrafyaya yayılan Türk Dünyası tarihsel süreçlerden beri kendi içerisinde kültürel paylaşımlar içerisinde olmuş, bu süreç içerisinde kurdukları beylikler, devletler, imparatorluklarla değişik toplumları da sosyal olarak etkilemiş ve aynı zamanda yazılı ve sözlü olarak kendi destanlarını örf, adet , gelenekleri içerisinde geliştirerek yeni nesillere aktarmışlardır. Destanlar nesilden nesile yazılı ve sözlü olarak da ağızdan ağıza anlatıldığı gibi yazılı olarak da saymalı taşlar, işaretler, semboller, illüstrasyonlar ve resimsel yorumlamaları kullanmışlardır. Bu nedenle çalışmamda İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının neler olduğu açıklanarak bunlar göstergebilim çerçevesi içerisinde yorumlanarak açıklanmıştır.

DestanlarGrafik tasarımıGösterge bilim+7
Ümit Dikmen
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kitâb-ı Köroğlu (235a-257b) (İnceleme, metin ve dizin)

Çağatay Türkçesi dönemine ait olan Kitâb-ı Köroğlu adlı eser Mirza Halil Yüzbaşıyev Karabağî tarafından 1936-1937 yıllarında istinsah edilmiştir. Eser, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Muhammed Fuzûlî El Yazmaları Enstitüsünde muhafaza edilmektedir. Bu çalışma Giriş bölümü ve Sonuç bölümü dışında üç bölümden meydana gelmektedir. Bu bölümler; İnceleme, Metin ve Dizin başlıklı bölümlerdir. Giriş bölümünde; destan, Köroğlu Destanı, Kitâb-ı Köroğlu hakkında bilgi verilerek 235a-257b sayfaları arası özet yapılmıştır. Metin kısmında bu varaklar arası transkripsiyon alfabesiyle Latin harflerine aktarılmıştır. Dizin kısmında ise okunan kısmın bütün kelimelerin alfabetik olarak anlamı verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kitâb-ı Köroğlu, Köroğlu Destanı, Çağatay Türkçesi, destan.

19. yüzyılDestanlarDil bilgisi+7
Miraç Erten
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kitâb-ı Köroğlu (211a-235a) (İnceleme, metin ve dizin)

Bu tezde, Çağatay Türkçesi dönemine ait olan Kitâb-ı Köroğlu adlı eserin 211a-235a sayfaları arası çalışılmıştır. Kitâb-ı Köroğlu adlı eserin müellifi belli değildir. Mirza Halil Yüzbaşıyev Karabağî bu eseri 1936-1937 yılları arasında istinsah etmiştir. Kitâb-ı Köroğlu Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Muhammed El Fuzûlî El Yazmaları Enstitüsünde bulunmaktadır. Eser Klasik dönem sonrası Çağatay Türkçesi dönemine ait olmasının yanında karışık saha özelliği de göstermektedir. Çalışmada Giriş, İnceleme, Metin ve Dizin olmak üzere dört ana başlık vardır. Giriş bölümünde; destan hakkında kısaca bilgi verilmiş olup Köroğlu Destanı'ndan bahsedilmiştir. Ayrıca çalışılan eser tanıtılarak 211a-235a sayfalarının özeti yapılmıştır. İnceleme bölümünde; dil incelemesi yapılarak çalışılan metnin ses ve şekil özelliklerine yer verilmiştir. Metin bölümünde; Kitâb-ı Köroğlu adlı eserin 211a-235a sayfaları transkripsiyon alfabesiyle Latin harflerine aktarılmıştır. Son bölüm olan dizinde ise; metnin dizini yapılarak sözlüğü oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kitâb-ı Köroğlu, Köroğlu Destanı, destan, Çağatay Türkçesi.

19. yüzyılDestanlarDil bilgisi+6
Sevde Nur Ceylan Erten
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Uşak'tan derlenen efsaneler üzerine bir inceleme

Efsaneler, halkın mitolojik ve tarihî geçmişi ile bugünü arasında bir bağ oluşturdukları, kültürel unsurları günümüze taşıdıkları, halkın ortak belleğini, toplumsal bilinçaltını ve hayal gücünü yansıttıkları için titizlikle incelenmeye değer ürünlerdir. Efsanelerin, icracılar ve dinleyenler tarafından çoğunlukla gerçek, yaşanmış olaylar kabul edilmeleri bu ürünleri edebî metinler olmanın da ötesine taşımakta, folklorun önemli bir kaynağı hâline getirmektedir. Tarih boyunca birçok medeniyete kucak açmış en eski yerleşim yerlerinden biri olan, aynı zamanda köklü bir efsane anlatma geleneğine sahip Uşak ilinin efsaneleri ile ilgili henüz kapsamlı bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Değişen yaşam koşullarının tesiriyle efsane türünün öneminin yadsınmaya başlaması da bizi, Uşak efsaneleri üzerine çalışmaya itmiştir. Bu çalışmada Uşak ilinin Merkez ilçesi ile diğer ilçelerini ve köylerini kapsayan bir saha araştırması yapılarak halkın belleğinde ve sözlü kültürde yaşamaya devam eden efsanelerin derlenmesi, tespit edilen metinlerin -sonraki nesillere aktarımını kolaylaştırmak maksadıyla- yazıya geçirilmesi, tema ve konu bakımından sınıflandırılması ve bilimsel yöntemlere uygun olarak incelenmesi hedeflenmiştir. Uşak efsanelerini Türk halk bilimine kazandırmayı da amaçladığımız bu çalışma kapsamında Uşak iline bağlı toplam 120 yörede derleme faaliyeti yürütülmüş, 439 kaynak kişi ile görüşülüp 1417 efsane metnine ulaşılmıştır. Bu metinler; konularına göre sınıflandırılmış, efsanelerde yer alan motifler tespit edilmiş ve efsaneler işlevleri bakımından incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda Uşak'ta efsane anlatma geleneğinin sürdüğü, Uşak efsanelerinin sosyokültürel alan başta olmak üzere pek çok alanda önemli işlevlerinin bulunduğu ve Uşak efsanelerinin gerek içerik gerek motif yapısı bakımından hem zengin hem renkli olduğu tespit edilmiştir.

EfsanelerHalk bilimiTürk efsaneleri+1
Türkan Çelik
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kazak dinî destanları üzerine inceleme

Destanlar, toplumun yaşam tarzını içinde barındıran kültürün en önemli taşıyıcılarından biridir. Destanlar milletlerin ideal millet yaratma anlayışının bir ürünü olması yanında dinî algılama biçimlerini de yansıtan edebî metinlerdir. Dinî destanlar, İslamiyet'in yayılma sürecinde halka İslam dinini benimsetme, anlatma ve yayma amacıyla yazılan ve bu amacı gerçekleştirmek için yaratılan ideal kahraman tipini gazi tipine dönüştüren dinî-ahlaki sosyal normların nesillere aktarıldığı, halka gaza ruhunu aşılayan metinlerdir. Türk Dünyası geniş bir coğrafi alanı kapsasa da bu mekân içinde yaşayan Türk toplulukları gerçek manada aynı duyguyu, yaşam tarzını, bakış açısını benzer edebî metinleri üreten aynı kültür kodlarını kullanan birlikteliğin adıdır. Anadolu sahasında Battalnâme, Cenknâme gibi türlerle isimlendirilen halk hikayeleri Kazak folklorunda dinî destan olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmayla Kazak dinî destan anlatıcılarına verilen isimler, akınların repertuvarları, ait oldukları destan mektepleri, anlatma teknikleri, epizot ve motif yapıları, anlatılardaki tipler hakkında bilgiler verilmiş, Kazak sahası Battalnâme ve Cenknâmeleri Anadolu sahası ürünleriyle kıyaslanmış ayrıca Türk destancılık geleneği içinde Kazak dinî destan çalışmalarının yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Babalar Sözi (Atalar Sözü) kitap serisinin 12. cildinde yer alan "Zarkum" 16. cildinde yer alan "Kıssa Seyitbattal" ve 10. cildinde yer alan "Muhammed Hanefi Hazreti Ali Oğlunun Tabut Padişahı ile Savaşı" adlı dinî destanlar Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır.

DestanlarDini değerlerDini edebiyat+4
Selma Aday
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kazak destanlarındaki tiplerin tespiti ve tahlili

Destanlar; bir kahramanın hayatı etrafında oluşan ve çeşitli zıtlıkların çatışmasından meydana gelen anlatılardır. Bu çatışmada tarafların fikirlerinin, değerlerinin ve ideallerinin temsilcileri ise tiplerdir. Tipler, çatışma sırasında karakteristik eylemler sergileyerek destanın yapısında rol alırlar. Kazak destan tiplerinin konu edildiği bu tezde de destanın yapısını oluşturan tiplerin tespit edilmesi ve tespit edilen tiplerin tutarlı bir şekilde adlandırılıp tahlillerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tezin kapsamı "Türk Dünyası Destanlarının Tespiti ve Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayılması Projesi" dâhilinde Türk Dil Kurumu yayınları arasından çıkan, 11 ciltlik Kazak Destanları'ndan 47 destan olarak belirlenmiştir. Bu incelemede, öncelikle yapısalcı yöntemden faydalanılarak metinler parçalara ayrılmış ve tekrar eden 46 karakteristik eylem tespit edilmiştir. Sonrasında da tipoloji yöntemiyle tipler sınıflandırılmıştır. Bu yöntemler kullanılırken geçmiş çalışmalardan faydalanılmakla birlikte özgün ölçütler belirlenmiştir. Belirlenen ölçütler doğrultusunda Kazak destanlarındaki tiplerin etkinlik alanları kahraman, olumlu ve olumsuz tipler olarak üçe ayrılmıştır. Ardından da kahramanla olan ilişkileri doğrultusunda olumlu ve olumsuz tipler, başlıklar halinde incelenmiştir. İlgili tasnifler sonucunda Kazak destanlarındaki olumlu tipler "kahramanın yardımcısı, olağanüstü kurtarıcı, ideal baba, ideal sevgili, ideal anne, haberci ve arabulucu" tipi olarak belirlenirken olumsuz tipler "düşman, hain, zalim ebeveyn, rakip, düzmece kahraman, hilekâr ve muhbir" tipleri olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu tiplerin sergiledikleri eylemler ayrı ayrı incelenmiş, inceleme sırasında elde edilen bilgiler tablo ve grafiklerle gösterilerek eylemlerin yapısal ve bağlamsal işlevleri üzerinde durulmuştur. Böylece ilk kez "yapısalcı bir yöntemle" Kazak destanlarındaki bütün tipler tespit ve tahlil edilmiştir.

DestanlarHalk bilimiKahramanlar+3
Mustafa Usta
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Moğol destancılık geleneği ve Moğolca Cangar Destanı

Destanlar, bir milletin maddi ve manevi değerleri ile hayata bakış tarzını yansıtan ve coğrafi sınır tanımayan folklor ürünleridir. Moğollar, yaratıcı düşünce ve becerilerini yansıtan ve nesiller boyunca sözlü olarak aktarılan epik gelenekleri içerisinde Cangar, Gezer, Han Harangui, Bum-Erdene gibi ünlü ve büyük pek çok destanı bugüne taşımışlardır. Yüzlerce hatta binlerce dizeden oluşan ve özel melodilerle anlatılan Moğol kahramanlık destanları, Moğol halkının kahramanlık tarihinin en iyi koleksiyonu olarak kabul görmektedir. Moğolların kültürel mirasının muhteşem ifadeleri olan bu destanlar, dünya çapında da pek çok çalışmanın konusu olmuştur. Moğolca konuşan halkların günlük yaşamını, geleneklerini, dünya görüşlerini, ahlaki ve estetik değerlerini, arkaik ritüellerini yansıtan Cangar Destanı; cangarçi olarak adlandırılan anlatıcıları vasıtasıyla asırlarca halkın arasında yaşamış ve zamanla daha fazla popülerlik kazanarak manevi kültürün önde gelen sözlü yaratımlarından biri haline gelmiştir. İçinde efsaneler (domog), masallar (ülger), iyi dilekler (yerööl), kasideler (magtaal), beddua-lanetler (haral), atasözleri (züir tsetsen ügs) şarkılar (duu) ve tarihi olaylar barındıran, insanların tarihi ve kültürel hafızasını temsil eden Cangar, bu bağlamda bir tür ansiklopedi olarak kabul edilmektedir. Cangar araştırmalarının başlangıcının üzerinden neredeyse iki yüz yıl geçmiş; bu süreçte derleme, inceleme ve yayınlama çalışmalarında önemli mesafeler kat edilmiştir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yoğunlaşan ilgi neticesinde anlatının detaylı analizlerini içeren karşılaştırmalı tipolojik çalışmaların da dâhil olduğu pek çok monografi, makale ve bilimsel tez hazırlanmıştır. Orta Asya ve Moğol halklarının destansı mirasında özel bir yere sahip olan Cangar Destanı'nın Kalmukya, Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Moğolistan olmak üzere üç büyük ulusal versiyonu bulunmaktadır. Moğol destancılık geleneği ve Moğolca Cangar Destanı üzerine hazırladığımız bu çalışmada destan metni Türkiye Türkçesine aktarılmış ve genel olarak Moğol destancılık geleneği, özel olaraksa Cangar Destanı, oluşum, konu, icra, araştırılma tarihi, kahramanlar vb. hususlar açısından değerlendirilmiştir.

DestanlarGeleneklerHalk bilimi+5
Özlem Çelebi
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvan folkloru bağlamında Türk dünyası ekolojik destanları

Günümüzde insanın doğayla olan ilişkilerinin sorgulanması son iki yüzyılda insansonrası sürecin başlamasında neden olmuştur. İnsanın doğa ve hayvanlar karşısındaki tek taraflı, tüketime ve tahakküme dayalı anlayışı ekolojik sorunlarla birlikte insanmerkezciliği gün geçtikçe daha fazla gündeme getirmiştir. İnsanmerkezci dünyanın sorgulandığı bu süreçte doğamerkezci ve türlerarası birçok yaklaşım ortaya çıkmıştır. Pek çok disiplin gibi halkbilimi de insansonrası düzene geçişte kendine yer bulmuştur. Ekolojik sorunlara çözüm için başvurulan geleneksel ekolojik bilginin ve halkın ekolojik bilincinin incelenmesinin yanı sıra insansonrası hayvan folkloru da türlerarası bir yaklaşımla halkbilimi disiplininde ortaya çıkmıştır. İnsan binlerce yıllık düşünsel serüveninde doğadan soyutlanarak kendi mantıklı gerekçeleriyle yarattığı yapay dünyanın en üstüne otursa da halk felsefesinin sahip olduğu kültürel refleks ve bunun kültürel ifadeleri insanın doğayla olan etkileşiminde uyarıcı, eğitici ve yapıcı işlevlere sahip olmuştur. Halkın var olma ve yaşama çabasının yanında var etme ve yaşatma çabasının da dışavurumsal ifadelerini her türlü halkbilimi malzemesinde görmek mümkündür. Ekolojik ve türlerarası dünya görüşü ve halk felsefesini yansıtan kültürel kodlar tüm yönleriyle destanlarda yer almaktadır. Ekolojik destanlar olarak kabul edebileceğimiz bu tür destanlar geçmişte halkın anayasaları niteliğinde olduğu gibi günümüzde de türlerarası ve ekolojik bilincin pekişmesini sağlayarak insansonrası dünya görüşüne ve ekolojik düzene katkı sağlama potansiyeline sahiptirler. Bu çalışmada tarih öncesi dönemlerden günümüze dek insanın doğayla ve buna bağlı olarak hayvanla kurduğu iletişim ve etkileşim süreçlerine bağlı ortaya çıkan düşünsel eğilimler doğrultusunda, Türk halk felsefesinin kültürel ifadeleri olan Türk dünyası ekolojik destanları halkbilimsel olarak incelenecektir. Aynı zamanda "insansonrası hayvan folkloru" ve "ekolojik destan" kavramlarının Türk halkbilimi çalışmalarına tanıtılması ve Türk halkbiliminde yer edinmesi amaçlanmıştır. Bu sayede çalışma, binlerce yıllık birikimle şekillenen Türk halk felsefesinin kültürel ifadelerini çağdaş yaklaşım, kavram ve kuramlar bağlamında yeniden değerlendirerek hem farklı bir bakış açısı hem de mevcut insanmerkezci sorunlara çözüm önerisi sunmaktadır.

DestanlarEkolojiHalk bilimi+3
Şamil Gacar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Köroğlu'nun İran Türkleri anlatmaları üzerine bir inceleme

"Köroğlu'nun İran Türkleri Anlatmaları Üzerine Bir İnceleme" adını taşıyan bu çalışma, İran Türkleri âşık muhitlerinde âşıklar tarafından anlatılan Köroğlu Destanı'nın 11 kolunun, J. M. Adam, A. J. Greimas ve P. Larivaille tarafından ortaya konulan ve anlatının sözdizimi veya beşli şema adı verilen metot ve A. J. Greimas tarafından ortaya konulan eyleyenler metodu kullanılarak ele alınıp çözümlenmesidir. Çalışmamızda incelediğimiz metinlerin daha iyi tahlil edilebilmesi için öncelikle söz konusu metinlerin yaratım ve aktarım yeri olan İran'da yaşayan Türklerin tarihi, coğrafyası ve nüfusu hakkında verdiğimiz kısa bilginin yanı sıra, ilk olarak İran'da derlenen ve Köroğlu Destanı'nın bilim dünyasına tanıtılmasına vesile olan metinden başlayarak günümüze kadarki süreçte Köroğlu'nun İran Türkleri anlatmaları üzerine yapılan derleme ve inceleme çalışmaları hakkındaki bilgi ile sonrasında İran Türkleri âşık muhitlerinde destan anlatma gelenekleri ve anlattıkları Köroğlu Destanı listelendikten sonra çalışmamıza dâhil ettiğimiz metinler, yapısal olarak incelenmiştir. Bu incelemede ilgili metinler, "Kurgu Aşamaları" başlığı altında "Başlangıç durumu, Dönüştürücü öğe (Düğüm), Eylemler dizisi, Dengeleyici/Düzenleyici öğe (Çözüm) ve Bitiş durumu" olmak üzere beş alt başlıkta ve "Eyleyenler ve Oyuncular" başlığı altında ele alınmış ve kolların yapısal çözümlemesi yapılmış ve söz konusu metinlerin özetleri verilmiştir.

Aşık edebiyatıDestanlarGreimas, Algirdas Julien+7
Fazıl Özdamar
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırım'ın Kırk Batırı destanının motif bakımından incelenmesi

Destanları bir milletin bilinçaltı olarak nitelendirilebiliriz. Bu bilinçaltının tam olarak açığa çıkarılması ve doğru değerlendirilmesi için de destanlardaki motiflerin sağlıklı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışması, "Kırım'ın Kırk Batırı Destanının Motif Yapısı Üzerine Bir İnceleme" adını taşımaktadır. Tez çalışmasında, yukarıda belirtilen düşünceden yola çıkılarak bir Kazak destanı olan Kırım'ın Kırk Batırı destanındaki anlatmaların olay örgüleri çıkarılmış; anlatmalardaki motiflerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yine bu çalışmanın, Kırım'ın Kırk Batırı destanındaki motiflerle diğer Türk destanlarındaki motiflerin bezerliklerinin ortaya çıkarılmasına hizmet edeceği düşünülmektedir. Bu tez çalışmasında ele aldığı "nesne"nin kendi içinde yer alan ögelerinin birbiriyle olan ilişkilerinden oluşmuş bir "dizgi" olduğunu kabul eden "Yapısalcı Kuram"dan yararlanılmıştır. Destanda geçen motifler tespit edildikten sonra, Stith Thompson'un hazırladığı Motif Index of Folk Literatür adlı eserdeki motiflere göre listelenmiştir. Kitapta yer alan her destan ayrı ayrı ele alınmıştır. Ortak bir motif tasnifine gidilmemiştir. Tez çalışmasının sonunda destanlarda kullanılan motiflerin hem kendi içlerinde hem de Türk dünyasındaki birçok destanla benzerlikler gösterdiğini; "ad verme, çocuksuzluk sorunu, kahramanın yurdunu terk etmesi ve daha güçlü bir şekilde yurduna tekrar dönmesi, öç alma" gibi motiflerin çok yaygın kullanıldığını ve bu durumun da Türk anlatı geleneğindeki ortak anlayış ve tahayyülü açıkça ortaya koyduğunu görmekteyiz. Anahtar kelimeler: Kırım'ın Kırk Batırı, destan, motif, Kazak destanları

DestanlarKırk BatırıKırım+2
Ali İbrahim Tolunay
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Başkurt mitolojik destanlarının söz varlığı

Başkurt Mitolojik Destanlarının Söz Varlığı adını taşıyan bu çalışmanın amacı, Kıpçak grubu Türk yazı dillerinden olan Başkurt Türkçesinin mitoloji konulu destan metinlerindeki söz varlığını ve sözlük malzemesini detaylı olarak inceleyerek ortaya koymaktır. Metinlerin söz varlığı bir bütün halinde ortaya koyabilmek için araştırma sonucu elde edilen veriler kullanılarak destan metinlerinin tanıklı sözlüğü meydana getirilmiştir. Bu bağlamda, sözlükte bulunan her madde başı için metinlerden ilgili örnekler seçilmiş ve madde başları ile birlikte verilmiştir. Bu yolla hem destan metinlerinin söz kadrosu ile çağdaş Başkurt Türkçesinin söz varlığı arasında bir karşılaştırma yapma fırsatı doğmuş hem de Başkurt destanlarına ait bir sözlük çalışmasının da temeli atılmıştır.

Başkurt DestanıBaşkurt TürkleriDestanlar+4
Mertcan Akgün
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özbek Türklerinin "Şeker Bilen Şirin" destanı

Çok eski tarihlerden günümüze değin ulaşmış olan destan türü milletlerin kültür hazinesini yansıtan en önemli edebi türlerdendir. Türklerin maddi ve manevi değerlerini içinde barındıran destanlar milletimizin ortak hayat tarzını da yansıtmaktadır. "Şirin ile Şeker" destanı da Özbek Türklerinin oluşturduğu Türk destan geleneğinin bir parçasıdır. Bu gelenek destan anlatıcıları tarafından çağlar boyu gelişimini devam ettirmiştir. Destan anlatıcıları Türk coğrafyasının çeşitli yerlerinde farklı isimlerle bilinse de ortak bir kültüre ve destan anlatma geleneğine bağlı kalmışlardır. "Şirin ile Şeker" destanı da bu ortak kültürü çeşitli yönleriyle yansıtır. Tezimizin giriş bölümünde "Şirin ile Şeker" destanı hakkında yapılan çalışmalar incelenmiştir. Birinci bölümde Özbeklerde destan kavramı ve türleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde destanın yapı incelemesi yapılmış, dil ve şekil özellikleri incelenmiş, epizot ve motif yapısı Anadolu sahası halk hikayeleriyle karşılaştırılarak örneklerle açıklanmıştır. Son bölümde destanın transkribe edilmiş metni ve Türkiye Türkçesi'ne aktarımı yer almıştır.

DestanlarHalk bilimiHalk edebiyatı+5
İlhan Çolak
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk halk anlatmalarında olumsuz tipler -mit, destan, halk hikayesi

Türk halk anlatmalarındaki olumsuz tipleri konu edinen bu çalışma; mit, destan ve halk hikayelerindeki olumsuz tiplerin tespiti, tasnifi ve tahlilini esas almıştır. Çalışmada, bir metni oluşturan yapısal birimlerin organizasyonunu incelemede kullanılan yapısalcı yöntem tercih edilmiştir ve yapısalcı yöntemin uygulanışındaki farklılıklar değerlendirilerek, halk anlatmalarındaki olumsuz tiplerin tespitinde ve tasnifinde faydalanılabilecek özgün bir yöntem oluşturulmuştur. Bu yöntemin tutarlı bir şekilde uygulanabilmesi için çalışma, profesyonel anlatıcılar tarafından icra edilen halk anlatması türleri olan mit, destan ve halk hikayeleriyle sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda, Türk boylarına ait mit, destan ve halk hikayelerindeki olumsuz tiplerin, metinler içerisindeki sistemli yapısını ortaya koymak hedeflenmiştir. Çalışmada; Altay, Başkurt, Hakas, Karaçay, Kazak, Kırgız, Özbek, Saha, Tatar, Türkiye (Anadolu), Türkmen ve Uygur Türklerinin sözlü ve yazılı geleneklerindeki mit, destan ve halk hikayelerinden altmış ikisi (boylar ve varyantlarla birlikte) incelenmiş ve bu metinlerde yer alan 303 olumsuz karakter tespit edilmiştir. Tespit edilen olumsuz karakterler metin içerisindeki rollerine bağlı olarak; "casus tip", "düşman tip", "düzmece kahraman tip", "hain tip", "hilekar tip", "masum veya tanrısal aptal tip", "rakip tip" ve "zalim ebeveyn tip" olmak üzere sekiz başlık altında tasnif edilmiştir. Olumsuz karakterler tespit ve tasnif edildikten sonra ortaya çıkan sekiz olumsuz tip hakkında metinlerden örneklerle bilgi verilmiştir. Ayrıca bu tasviri bilgi, sayısal verilere dönüştürülerek tablo ve grafiklerle gösterilmiştir. Böylece, olumsuz tiplerin nitelikleri hakkında objektif bilgi verme fırsatı doğmuştur. Olumsuz tiplerin nitelikleri hakkında bilgi verirken, onların varlık biçimleri, cinsiyetleri ve anlatma türüne bağlı değişim ve dönüşümleri değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, halk anlatmalarındaki olumsuz karakterlerin metin içi ve metin dışı (birey ve toplum açısından) işlevleri tespit edilmiş ve bu işlevler hakkında örneklerle birlikte bilgi verilmiştir. Özgün bir araştırma yönteminin oluşturulması; Türklere ait mit, destan ve halk hikayelerindeki olumsuz tipleri bütüncül olarak ilk kez ele alınması, halk anlatmalarının şahıs kadrosu hakkında özgün bilgi sunulması ve olumsuz karakterlerin işlevlerinin değerlendirilmesi, çalışmanın kapsamlı ve özgün olmasını sağlamıştır. Bu nedenle, çalışmanın çıktıları hem Türkoloji alanında araştırma yapan bilim insanlarına hem de karakter tipolojisi, kötülük ve cinsiyet konuları hakkında çalışma yapan diğer disiplinlerden bilim insanlarına veri sağlayacak bir mahiyet kazanmıştır.

DestanlarHikayeKarakter+4
Mustafa Duman
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşlevsel halkbilim kuramına göre Altay destanlarında hediyeleşme

Türk halk anlatıları arasında önemli bir yere sahip olan ve medeniyetlerin milli kimliklerini, toplumsal düşüncelerini yansıtan bir tür olan destan metinlerinde hediye ve hediyeleşme örneklerine rastlanmaktadır. Hediyeleşmeler kültürlerin belleğini ve ruhunu yansıtmaktadır. Bu tez çalışmasında Altay destanları özelinde hediye ve hediyeleşme örnekleri incelenmiştir. Altay destanlarında hediye ve hediyeleşme örneklerinin çok çeşitli olduğu görülmektedir. William Bascom'un oluşturmuş olduğu "İşlevsel Halkbilimi Kuramı" yalnızca halk edebiyatı ürünlerine değil kültür aktarıcılığını üstelenen gelenek ve göreneklere de uygulanmaktadır. "İşlevsel Halkbilim Kuramı" bağlamında Altay destanlarında hediye ve hediyeleşme örneklerine açıklık getirilmiştir. Altay destanlarındaki hediyeleşme örnekleri destanın olay örgüsüne katkısı ve Türk toplumsal yaşamından izler barındırması bakımından önemlidir. İşlevsel halkbilimi kuramına göre Altay destanlarında hediyeleşme örnekleri, ağırlıklı olarak değerlere, toplum kurumlarına ve törelere destek işlevi görmektedir. Bununla beraber hoşça vakit geçirme, eğlenme ve eğlendirme, eğitim ve kültürün gelecek kuşaklara aktarılması, toplumsal ve kişisel baskılardan kurtulma mekanizması işlevlerine örnek teşkil edecek hediye ve hediyeleşme örnekleri mevcuttur. Bu çalışmayla Türk toplumsal yaşamında öne çıkan geleneklerden biri olan hediye ve hediyeleşmenin, Altay destanlarındaki işlevi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: İşlevsel Halkbilimi Kuramı, Altay Destanları, Hediye, Hediyeleşme, Destan

Altay TürkleriDestanlarHalk bilimi+5
Rabia Kaçmaz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Altay destanı Oçi Bala üzerine bir inceleme

Kahramanlık destanları, Altay folklor sisteminde önemli yere sahiptir. Altay destan geleneği arkaik dönemde olşup zaman süreci içerisinde gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu destanlar halkın sadece somut olmayan kültür eseri değil, aynı zamanda Altay Türklerinin tutku gücüdür. Onlar halkın manevi değerlerini ortaya çıkartır. Oçi Bala destanı, Altay Türklerinde başka örneklerini de görebildiğimiz kahramanı kadın olan bir destan örneğidir. Destanda olaylar onun etrafında gelişir. Kahramanı kadın olan destanlar ile kahramanı erkek olan destanlar arasında işlev, muhteva ve yöntem açısından çok büyük farklılıklardan bahsedilemez. Bu durum Altay Türklerinin hayatında kadının önemli rol oynadığını gösterir. Kadın kahramanı Oçi Bala yurdunu yerle bir etmek isteyen, sayısız hayvanlarını kaçırmak ve ak yüzlü halkını esir almak isteyen düşmana karşı mücadele eder. Bu konuda ona yardım eden, onu koruyan, ona tavsiyelerde bulunan kıymetli atıdır. Türk destanlarında kahraman atı olmadan düşünülmez. Destanda asırlar boyunca biriken kültürel ve tarihi tecrübe yansıtılmıştır. Bu destanın benzersizliğini gösterir. Genel olarak baktığımızda Oçi Bala destanı bize Altay Türklerinin kültürünü bir bütün halinde vermektedir. Burada Altay Türklerinin dili, tarihi, estetiği, felsefesi, hayat tarzı vd. görebiliriz.

AltayAltay TürkleriAtlar+5
Ilmıra Ragıbova
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kültüründe kadının rolü ve Kırgız destanlarındaki yansımaları

Destanlar bir milletin kültürü, yaşam şekli ve olaylara/kişilere yaklaşımını gösteren en önemli edebi kaynaklardan biridir. Destanlar, dünya üzerinde yaşayan bütün Türk toplulukları için ayrı bir önem arz etmektedir. Arkaik dönemden itibaren Türk destanları, Türklerin yaşayış şekilleri ve günümüze kadar geçen süreçteki değişimlerini anlayabilmek açısından da eşsiz kaynaklardır. Arkaik destanlar, kahramanlık destanları, tarihi ve aşk destanları, mitsel-masalsı destanlar şeklinde çeşitleri bulunan destanlarımız, bir milletin tanınmasına da olanak sağlamaktadır. Kırgız Türklerinde ise daha çok sözlü edebiyat sahasında gelişme gösteren destanlar günümüze kadar ulaştırılmış değerli edebiyat ürünleridir. Söz konusu tez çalışmasında da Kırgız Türklerine ait olan beş destan ışığında kadınların Türk kültüründeki yeri anlatılmıştır. Tezin ilk bölümünde arkaik dönemden günümüze kadar geçen süre zarfında Türk kadınlarının aile, sosyoekonomik, kültürel ve siyasî hayat içindeki rolleri üzerine araştırma yapılmış ve Türk yaratılış destanı ile bağdaştırılarak verilmiştir. Türk mitolojisinde çok önemli bir yeri olan Ak Ana ve Umay Ana başta olmak üzere iyicil ve kötücül tanrıçalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk destancılık geleneği ve kadınlar ile ilgili destan motifleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca destanlarımızda görülen tipler hakkında da bilgiler sunulmuştur. Son bölümde ise beş Kırgız destanında yer alan kadın kahramanlar tespit edilmiş ve Türk kültüründeki rolü saptanmıştır. Tez çalışmasının sonunda yer alan ekler kısmındaki resimler ise tezde incelenen tanrıçaların ve destanlardaki kadın kahramanların mitolojide ne şekilde temsil edildiğini anlayabilmek adına verilmiştir.

DestanlarKadınlarKahramanlar+4
Ceren Doğan
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Değerler eğitimi bağlamında Türk destan örneklerinde kök değerler

Bu çalışmanın genel amacı, Oğuz Kağan, Manas, Maaday Kara ve Edigey destanlarında Türkçe dersi öğretim programında yer alan kök değerleri tespit etmek ve kök değerlerin Türk destanlarındaki yeri ve önemine dikkat çekmektir. Bahsedilen kök değerler; adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverliktir. Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır: Giriş, kuramsal çerçeve ile ilgili araştırmalar, yöntem, bulgular ve tartışma, sonuç ve öneriler. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada verilerin toplanması işleminde yöntem olarak doküman incelemesi kullanılırken verilerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Öğretim programlarında yer alan kök değerlere ait yapılan çalışmalara ek olarak böyle bir çalışma yapılmasının Türkçe ders kitapları için metin seçimine zenginlik oluşturması ve Türk destanlarının farklı bir boyutunu ortaya koymak adına önemli olduğu düşünülmüştür. Çalışmada, değerler eğitimi uygulamalarında bir milletin kültürünü ve yaşam biçimini yansıtan aynı zamanda bir edebi tür olan destanlardan yararlanılmasının gerekli olduğu düşüncesiyle hareket edilmiştir. Araştırma bulguları sonucunda Türk destanlarında en sık yer alan kök değerin vatanseverlik olduğu saptanmıştır. Vatanseverlik değerini de sevgi ve saygı değerleri takip etmektedir. Türk destanlarının kök değerler açısından zengin olduğu ve Türkçe ders kitapları için metin seçimine katkı sağlayacağı görülmüştür. Türk destanları ve içeriğinde yer alan kök değerlerin, değerler eğitimi ve Türkçe dersinin özel amaçları arasında bulunan temel dil becerilerinin geliştirilmesi için kullanılabileceğine dair fikirler ortaya konmuştur. Ayrıca müfredatta yer alan seçmeli Halk Kültürü dersi bağlamında da bulgulardan yararlanılabileceğine dair çıkarımlarda bulunulmuştur. Araştırmanın son bölümünde ilgili öneriler paylaşılmıştır. Tez çalışmasının sonunda ise çalışmada yararlanılan kaynakların listelendiği kaynakçaya yer verilmiştir.

DestanlarDeğerlerDeğerler eğitimi+3
Ali Çoban
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Maaday-Kara Destanında yapı ve anlam

Bu çalışmada Maaday-Kara destanının estetik ve kültürel değerini ortaya çıkarmak maksadıyla destan metni "karşıt yansımalı yapı" yöntemiyle incelenmiştir. Karşıt yansımalı yapı yöntemi için Seyfi Karabaş'ın Dede Korkut boyları üzerine yaptığı çalışma model alınmıştır. Seyfi Karabaş'ın uyguladığı yöntemden farklı olarak çalışma yapı ve anlam incelemesi olarak ikiye ayrılmıştır. Yapı başlığı altında Maaday-Kara destanının karşıt yansımalı yapısı ortaya çıkartılmıştır. Anlam incelemesi başlığı altında ise yapı incelemesinde tespit edilen anlatı birimi kümeleri mitolojik ve antropolojik olarak iki farklı başlık altında incelenmiştir. Mitolojik inceleme bölümde Maaday-Kara destanının Türk destan geleneğine ait temaların yanı sıra Hint-Avrupa destan geleneğine özgü temaları içerdiği gözlemlenmiştir. Antropolojik inceleme bölümünde ise Altay Türklerinin kültürel ve dinsel değerleri ile destan metni arasındaki ilişki üzerine yoğunlaşılmıştır. Yapılan incelemelerde destan metni üzerinden Altay Türklerinin ruh anlayışı, dinsel inançların değişim süreci; sayı, renk, yıldız ve hayvan sembolizmi hakkında çıkarımlara varılmış ve bu sembollerin destan metninde dinsel inançlar bağlamında birtakım statüleri yansıttığı gözlemlenmiştir. İnceleme bölümü sonucunda ortaya çıkan veriler genel olarak toparlandığında, Maaday-Kara destanının yeraltı ve gök tanrıları arasındaki bir vekalet savaşını konu aldığı destan metninin; yaşam-ölüm karşıtlığı bağlamında; Burhanizm (Ak Din)-Şamanizm (Kara Din), ak-kara, yeni-eski, ataerkil-anasoylu düzen, gök/yersub-yeraltı, tin-doğa gibi karşıtlıkların üzerine temellendiği tespit edilmiştir. Bahsi geçen karşıtlık ilişkilerindeki kötü taraflar Burhanizm teolojisi bağlamında düşmanlaştırılmış, iyi taraflar ise aynı bağlamda yüceltilmiştir. Bu durumda da Maaday-Kara destanının bir dinsel propaganda aracı işlevi gördüğü gözlemlenmiştir. Bütün bunlarla beraber yapılan incelemeler sonucunda bu çalışma aynı zamanda bir destan inceleme modeli olarak tarafımızca literatüre sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Maaday-Kara Destanı, Karşıt Yansımalı Yapı, Altay Türkleri, Burhanizm, Şamanizm, Ak Din.

Altay TürkleriAnlamDestanlar+4
Ahmet Akgöl
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Edige Destanları edisyon kritiği (Bütünleştirilmiş yeni metin tespiti)

Türk dünyasının önemli destanlarından biri olan Edige - Edige Batır Destanı- Nogay Türklerinin bir kahramanına dayalı olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle Kıpçak sahası halkları (Kazak, Kazan Tatarları, Karakalpak, Başkurt gibi) ile Özbek, Türkmen gibi Türk boylarında da bu destan bilinmektedir. Edige Destanı'nın ortaya çıkışı 14.-15. yüzyıllara dayanmaktadır. Ortaya çıktığı zamandan günümüze kadar bu eserin bilinen elliden fazla varyantı bulunmaktadır. Sovyet Türkolojisi, Eski ve Orta Türkçe dönemi eserler başta olmak üzere Türk soylu halkların önemli tarihi metinlerini ve destanlarını incelemiş ve bunların analizlerini yaparak yazın hayatına geçirmiştir. Ancak, Stalin döneminde Edige Destanı Sovyet tarihine yönelik olumsuz söylemler içerdiği gerekçesiyle eleştirilmiştir. 1944 yılındaki Tataristan Sovyet Bölgesel Yönetimi Komitesi'nin kararı hem bu eleştirilere yasal zemin oluşturmuş hem de destana yönelik çalışmaları durdurmuştur. Bu yüzden Edige Destanı üzerine yapılacak olan çalışmaların hayata geçmesi de gecikmiştir. Ancak Rus bilim insanı V.M. Jirmunskiy'nin 1974 yılında yayınlanan 'Türkskiy Geroiçeskiy Epos - Türk Kahramanlık Destanı' adlı çalışması Edige Destanı üzerine yapılacak çalışmalara yeniden ivme kazandırmıştır. Özellikle son dönemlerde bu çalışmaların sayısı artmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde Edige ve Edige Destanı hakkında detaylı bir çerçeve sunulduktan sonra Edige Destanı'nın üzerine yapılan araştırmalardan bahsedilecektir. İkinci bölümde Edige Destanı'nın Kazak, Karakalpak, Nogay, Kazan (Tatar), Özbek, Türkmen, Başkurt Türklerine ait tespit edilen 61 varyantı hakkında bilgi verilecektir. Son bölümde bütünleştirilmiş yeni metin tespiti yapıldıktan sonra tarafımızca Türkiye Türkçesine çevrilen Karakalpak Türklerinin Erpolat Rayımberdioğlu varyantına yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: Edige, Kazak, Karakalpak, Tatar, Nogay, Başkurt, Özbek

Başkurt TürkleriDestanlarEdige Destanı+6
Shyryn Kozhabekova
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kazak destanlarından Cemşid Kıssası üzerine metin ve motif incelemesi

Destanlar bir toplumun yaşayışı, değer yargıları ve kültürel birikimleri hakkında çeşitli bilgiler verir. Bu yüzden destanlar sayesinde o toplumun birçok kültürel alanında araştırma yapılabilir. Türk destan çalışmalarının merkezinde Oğuz Kağan, Dede Korkut ve Köroğlu gibi kahramanlar vardır. Türkiye'deki destan çalışmaları ve destanların aktarımı 2000'li yıllarda başlamış ve son yıllarda da artmıştır. Bu çalışmada ise Türk dünyası destan geleneği içinde yer alan Kazak Türklerine ait Cemşid Kıssası yapı, muhteva, motif ve metnin Türkiye Türkçesine aktarımı şeklinde incelenmiştir. Kazak Türkçesinde hikâyelik destan türü bağlamında ele alınan bu metinlere kıssa adı verilse de şekil ve içerik açısından bu metinler destan ürünleridir. Çalışma dört bölümden oluşmuş, birinci bölümünde destan terimi, destan anlatıcıları, destancılık geleneği üzerinde durulmuştur. İkinci bölüm şekil ve muhteva incelemesinin yapıldığı kısımdır. Üçüncü bölümde destanın motifleri bulunup incelenmiş, epizot incelemesi ve epizot özeti verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Cemşid Kıssası hakkında Babalar Sözü adlı kitaptan bilgiler verilmiş ve toplamda 5126 dizeden oluşan destan metni Kiril alfabesinden Latin alfabesine aktarılmış, Latin alfabesinden de Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cemşid Kıssası, Destan, Hikâyelik Destan, Kazak Destanları

DestanlarFormel düşünceHalk bilimi+4
Esen Ulus
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Manas Destanı'na ekoeleştirel bir yaklaşım

Manas Destanı, dünyanın en uzun ve henüz tamamlanmamış destanı olarak kabul edilmektedir. Destan, dar anlamda Kırgız Türklerinin olarak kabul edilse de geniş anlamda Türk tarihi ve kültürü açısından zengin bir içeriğe sahip olması nedeniyle bütüncül bir bakışla Türk topluluklarının ortak değeridir. Çalışmada, Manas Destanı, edebiyattaki klasik eleştiri türleri arasına yeni katılan ve gelişimini sürdürmekte olan ekoeleştiri kavramıyla incelenip, sonuçları tarafsız bir bakışla tespit edilmiştir. Araştırma, Naciye YILDIZ'ın "Manas Destanı (W. Radloff) ve Kırgız Kültürü ile İlgili Tespit ve Tahliller'' adlı eseri ile Tuncer GÜLENSOY'un "Manas Destanı" adlı eseri kaynak alınarak; destanda yer alan coğrafya, elementler, hava olayları, bitkiler, hayvanlar, dünya kavramı ve doğaüstü düşünce alanlarının, ekoeleştiriye ait yaklaşımlardan; derin ekoloji, toplumsal ekoloji, ekofelsefe ve çevrecilik yaklaşımları kapsamında incelenmesinden oluşmaktadır. Destanın coğrafyası, kırsal ve göçebe Kırgız kültürünün kadim ata toprakları olmasıyla kendi kutsallığını da içinde barındırır. Bitkiler destanda üzerinde fazla durulmayan bir ekolojik unsurdur. Bitkiler konusu çoğunlukla ağaçlar ve meyveler üzerinden aktarılmıştır. Ağaçlar genellikle kutsal ve koruyucu kabul edildiği için doğa-merkezci yaklaşım görünmekle birlikte meyveler ise hayvan bedenine ait kavramlara benzetilirken hayvan-merkezcilik ön plana çıkmaktadır. Hayvanlara ait bölümlerde ve özellikle atlara verdiği değer, destanın farklı dizelerinde faydacı bir yaklaşımdan çıkarak, destanın kahramanı Manas'ın atı Ak Kula'ya yapılan mükemmelliyetçi tasvirlere ve Manas'ın ölümünden sonra Ak Kula'nın bir insan gibi acı çektiğine yer verilmesi, insani değer atfedilmesi, destanın bu yönleriyle genel anlamda hayvan-merkezci bir yaklaşım sergilediğini göstermektedir. Destanda doğaüstü unsurlar, doğaya ait mekânlar ve hayvanlar ekoeleştiri yöntemleri kullanılarak ele alınmıştır. Çalışma, Türk tarihi ve kültürünün önemli bir yansıması olan Türk edebiyatındaki ekoeleştiri alanında yapılan çalışmalara katkı sunmayı hedeflemektedir.

Derin ekolojiEkoeleştiriEkolojik çevre+5
Ahmet Yalçın
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatay efsanelerine sembolik yaklaşım

İnsan topluluklarının birlikte yaşamaya başladığı andan itibaren sosyal paylaşımlar içine girdikleri bilinmektedir. Yaşam alanlarını ve çeşitli aletleri paylaşmak, avlanmak amacı ile başlayan bu süreç; yaşam kaygısı azalıp yerleşimler geliştikçe "kültür" denen olguyu meydana getirmiştir. Resim ve müzikle başlayan sanat alışverişi ise şiirler, mit ve destanlarla günümüze kadar gelmiştir. Bu bağlamda sözlü kültür ürünleri, toplumların ilk edebî eserleri olması bakımından önem taşımaktadır. Kültürel paylaşımları arttıkça insanlar, millet olma sürecine geçmiş ve ilk edebî ürünlerini oluşturmuştur. Mit, destan, masal gibi anlatı türlerinden biri de efsane adını taşıyan, inanç ağırlıklı ürünlerdir. Sözlü kültür ürünleri arasından efsaneler, kadim dönemlerden günümüze varlığını koruyan zengin içerikli anlatmalardır. Efsanelerin içinde "inanç" kavramıyla beslenen olağanüstü olaylar, yerler, kişiler ve çeşitli unsurlar bulunmaktadır. Efsanelerin barındırdığı konuların arka planında ise sembolik anlamlar yer almaktadır. Duyularla ifade edilemeyen kavramları somut varlıklarla temsil eden, çağrışıma dayalı imge ve işaretler sembolleri meydana getirmektedir. Semboller yalnızca insanın değil zamanın da bilinç dışı göstergeleridir. Semboller; hayatın her alanında kullanılan, insanın hayal gücü ile yaratıcılığını ortaya koyan gizli işaretler sistemi olarak sözlü kültür ürünlerinde yer almıştır. Bu ürünlerden biri de yüzyıllardır dilden dile aktarılarak varlığını sürdüren efsanelerdir. Kültür çeşitliliği oldukça zengin olan yerlerin efsaneleri de oldukça fazladır. Köklü bir tarihe ve kültürel birikime sahip olan Hatay da efsaneleri bakımından oldukça zengindir. Hatay'ın kuruluşuyla ilgili efsanelerden itibaren tabiat unsurları, bünyesinde barındırdığı Hızır, peygamberler, evliya, şeyh, dede gibi kutsal şahısları ve bu şahıslara vakfedilen alanları vs. hakkında çok sayıda efsane anlatılmaktadır. Bölgede alt gruplarıyla beraber üç semavi dinin ve farklı etnik topluluklardan insanın yaşaması burayı inanca dair anlatmalar diye adlandırılabilecek efsaneler açısından da etkilemiştir. İnanç turizminin nadide örneklerine ev sahipliği yapan Hatay'da efsaneler üzerinden sosyal, kültürel ve tarihî/mitolojik etkileşimin izlerini sürmek mümkündür. Efsanelere sembolik açıdan yaklaşmak ise toplum ve bireylerin kolektif bilincini yansıtma açısından oldukça dikkate değerdir. Bu bağlamda Hatay efsaneleri sembolik açıdan oldukça zengin motifler içermektedir. Hatay gibi kültür mozaiği olan şehirlerin kadim bellekleri vardır. Bu bellekte var olanları anlamaya çalışmak savaş, salgın ve baş döndürücü teknolojiyle sarsılan dünyada huzur, sevgi ve barışın da olabileceğini gösterecektir.

DestanlarEfsanelerHatay+7
Nazlı Bal Hatunoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects