Emergency service
93 theses under this subject heading
Acil servislerde çalışan sağlık profesyonellerinin hasta güvenliğine ilişkin tutumları ve hasta güvenliğinde etkili faktörler
Araştırma, acil servislerde çalışan sağlık profesyonellerin hasta güvenliğine ilişkin tutumlarını ve hasta güvenliğinde etkili faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de bulunan üç kurum hastanesinin acil servislerinde çalışan 150 sağlık profesyoneli, örneklemi ise sağlık profesyonellerinden araştırmaya alınma kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 143 kişi oluşturdu. İlgili kurumlardan etik kurul ve çalışma izinleri alındı. Araştırmanın verileri, literatür doğrultusunda hazırlanan demografik özellikleri ve çalıştıkları bölüme dair bilgileri içeren "Kişisel Bilgi formu" ve "Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği" kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodlar kullanıldı. Nicel verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro-Wilk testi ve grafiksel incelemeler ile sınandı. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği'nden ve ölçeğin alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları incelendiğinde "Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği" toplam puan ortalaması 3,34± 0,369 (dağılım 2,28-4,43 (3,33)) olduğu saptandı. Alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları değerlendirildiğinde; 3,53± 0,63 (dağılım 1,57-5 (3,57)) puan ile en yüksek alt boyutun "yönetim anlayışı", 3,02±0,84 (dağılım1-5 (3)) puanı ile en düşük alt boyutun "stresi tanımlama" olduğu belirlendi. Çalışma süreleri değerlendirildiğinde; acildeki çalışma süresi 10 yıl ve üzerinde olan sağlık çalışanlarının "çalışma koşulları" alt boyut puanı, çalışma süresi 4-6 yıl arasında olanlara göre anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p=0,012; p<0,05). Hasta ya da hasta yakınları ile iletişim sorunu yaşayan sağlık çalışanlarının "iş doyumu" alt boyutundan aldıkları puanlar, iletişim sorunu yaşamayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük saptandı (p=0,024; p<0,05). Sonuç olarak, hastanelerde sağlık profesyonellerinin hasta güvenliği ile ilgili tutumları değerlendirilirken; çalışma koşullarının, personel yeterliliğinin ve hasta güvenliğinde etkili faktörlerin göz önünde bulundurulması ve hasta güvenliği uygulamaları ile ilgili tüm çalışanlara eğitim programlarının düzenlenmesi ve bu eğitimlerin süreklilik taşıması önerilmektedir. Bu konuda farkındalık yaratılması hasta güvenliği kültürünün yerleşmesi için önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Sağlık profesyonelleri, Acil Servis, Hasta Güvenliği
Ölüm haberi iletişim süreci: Acil serviste hekim ve hasta yakını deneyimleri üzerine nitel bir çalışma
Acil servisler, sağlık hizmetlerinin yoğun, belirsizliğin yüksek ve zaman baskısının belirgin olduğu birimlerdir. Bu ortamda gerçekleşen ölümler, sağlık profesyonelleri ve hasta yakınları açısından yönetilmesi güç ve hassas bir iletişim sürecini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, acil serviste ölüm haberi iletişiminin nasıl gerçekleştiği, bu süreci etkileyen faktörleri ve tarafların bu süreci nasıl deneyimlediğini anlamak önemlidir. Bu araştırma, acil serviste gerçekleşen ölümlerde hekim ve hasta yakını arasındaki ölüm haberi iletişim sürecini her iki tarafın deneyimlerini bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak keşfetmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda süreçte karşılaşılan güçlüklerin, kullanılan iletişim stratejilerinin ve bağlamsal koşulların iletişimi nasıl şekillendirdiğinin ortaya konulması, ölüm haberinin taraflar üzerindeki yansımalarının anlaşılması ve bu bulgulardan hareketle sürecin iyileştirilmesine yönelik somut önerilerin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, acil serviste ölüm haberi verme deneyimine sahip 18 hekim ve acil serviste yakın kaybı yaşamış 16 hasta yakını olmak üzere toplam 34 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aşamasında, hekim ve hasta yakınlarıyla yarı yapılandırılmış mülakat formları kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında ses kaydı alınmış, elde edilen bu kayıtlar çözümlenerek yorumlayıcı fenomenolojik analiz ilkeleri doğrultusunda tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Hekimlerle yapılan görüşmeler sonucunda ölüm haberi iletişim sürecine ilişkin beş ana tema ortaya çıkmıştır: iletişim sürecinde takip edilen uygulamalar ve stratejiler, iletişim tarzları, iletişim sürecini etkileyen unsurlar, sürecin hekimlere olan etkisi ve süreci iyileştirmeye yönelik öneriler. Hasta yakınlarıyla yapılan görüşmelerde ise iletişime ilişkin deneyimler, sağlık hizmetlerine ilişkin deneyimler, fiziksel ortama ilişkin deneyimler, iletişimin hasta yakınları üzerindeki etkisi ve iletişim sürecindeki beklentiler olmak üzere beş tema belirlenmiştir. Hekim ve hasta yakınları ile yapılan görüşmelere ek olarak, süreci iyileştirmeye yönelik öneriler geliştirmek amacıyla İtalya'da bulunan Padova Üniversitesi Hastanesi'nin acil servis ve yoğun bakım üniteleri ziyaret edilmiştir. Bu süreçte hekimlerle görüşülmüş ve elde edilen bulgular araştırmanın öneriler bölümüne yansıtılmıştır. Sonuç olarak, acil serviste ölüm haberi iletişim sürecinin, hekimler ve hasta yakınları üzerinde farklı psikolojik ve duygusal etkiler yarattığı, hekimlerin bu süreçte çeşitli iletişim tarzları, stratejiler ve uygulamalar benimsediği ve sürecin bireysel, kurumsal ve kültürel faktörlerden etkilenen çok boyutlu ve karmaşık bir yapı sergilediği tespit edilmiştir.
İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyleri, algılanan stres düzeyi ve stresle başa çıkma stillerinin evlilik doyumunu yordama gücü
Bu araştırmanın amacı, İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyleri, algılanan stres ve stresle başa çıkma stratejilerinin evlilik doyumunu yordama gücünü incelemektir. Ayrıca çalışmada cinsiyet, yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, evde eş ve çocuklarla birlikte yaşayan aile büyüğünün varlığı, mesleki unvan, eş çalışma durumu, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışma süresi, çalışılan birim, haftalık çalışma saati ve aylık gelir gibi değişkenlerin 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının evlilik doyumunu nasıl etkilediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri komuta kontrol merkezi, acil sağlık hizmetleri istasyonları ve ulusal medikal kurtarma ekibinde çalışan ve randomize olarak seçilen 410 acil sağlık hizmetleri çalışanından oluşmaktadır. Araştırmanın uygulama aşamasında bilgilendirme onam formu ve demografik bilgi formu ile birlikte çalışanlara uygulanan ölçekler bir paket halinde verilmiştir. İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarına "mesleki tükenmişlik ölçeği kısa formu" "algılanan stres ölçeği" "başa çıkma stratejileri ölçeği kısa formu" ve çalışanların evlilik ilişkisinden sağlanan genel doyum düzeylerini ölçmek amacıyla da "evlilik yaşamı ölçeği" uygulanmıştır. Veriler; benferroni testi, t testi, games-howel testi, kruskal wallis testi, spearman korelasyon testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda; İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeylerinin, algılanan stres ve stresle başa çıkma stratejilerinin evlilik doyumu ve evlilik yaşamı üzerindeki etkileri anlamlı bulunmuştur. Çalışmaya katılan acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlikleri ve evlilik doyumları arasında negatif yönde bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yine algılan stres düzeyi ile evlilik doyumu arasında da ters yönde bir ilişkinin olduğu bulunmuş olup, stresle başa çıkma stratejileri ve evlilik doyumu arasında ise pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, çocuk sayısı, evde eş ve çocuklarla birlikte yaşayan aile büyüğünün varlığı ve aylık gelir düzeyi açısından anlamlı farklılıklar göstermediği ancak; yaş, evlilik süresi, mesleki unvan, eş çalışma durumu, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışma süresi, çalışılan birim ve haftalık çalışma saati açısından anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Acil Sağlık Çalışanları, Mesleki Tükenmişlik, Algılanan Stres, Stresle Başa Çıkma, Evlilik Doyumu.
Acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN tehditlerine yönelik risk algısı ve hazırlılık durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer kelimelerinin baş harflerinden oluşan KBRN, bu maddelerin kaza veya kasıtlı olarak yayılmasıyla oluşan doğa ve insan sağlığı için zararlı olan durumları ele almaktadır. Olası bir KBRN tehdit ve tehlikesinde ortaya çıkabilecek mortalite ve morbiditenin azaltılmasında acil sağlık hizmetleri önemli bir yer edinmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırmanın amacı KBRN olaylarında kritik öneme sahip acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN olaylarına yönelik risk algısını ölçmek ve olay öncesi hazırlık tutumları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini Hatay ili sınırları içerisinde bulunan 112 acil sağlık hizmetleri istasyonları ile hastane acil servislerinde görev yapan acil sağlık hizmetleri çalışanları oluşturmaktadır. 383 kişiden oluşan örneklem grubuna KBRN olay yeri tehlikelerine yönelik risk algısı ve hazırlık ile ilgili 5'li likert ölçeğine dayanan anket formu yüz yüze anket tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken student t test ve tek yönlü ANOVA istatistiksel metotları kullanılmıştır. Katılımcıların KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı ile KBRN olaylarına hazırlık tutumları arasındaki ilişkiyi test etmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında erkek katılımcıların hazırlık durumu kadın katılımcılara göre anlamlı derece yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte, KBRN eğitimi alan veya daha önce KBRN olayına müdahalede bulunan katılımcıların hazırlık durumunun pozitif yönde etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca, 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı ve hazırlık durumlarının hastane acil servis çalışanlarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda; KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı ile KBRN olaylarına hazırlık tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r:0,471; p<0,001). Katılımcıların KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı arttıkça KBRN olaylarına hazırlık tutumlarının da artığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak acil sağlık hizmetleri çalışanlarının hazırlık tutumlarını pozitif yönde etkilemesi bakımından risk algılarını arttırmaya yönelik eğitimlere ağırlık verilmelidir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hızır Acil Ambulans çalışanlarının motivasyonunu etkileyen faktörlerin incelenmesi
Araştırmanın ana kütlesini İstanbul ili içerisinde Silivri'den Kartal'a kadar bulunan 35 istasyon kapsamında İBB'ye bağlı 112 Hızır Acil ambulanslarında çalışan 14 doktor, 120 paramedik, 144 ATT ve 120 sürücü oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında amaçlı bir örneklem seçimi uygulanmamış, ana kütle kapsamındaki tüm acil sağlık personeline ulaşılması hedeflenmiştir. Tamamlanan anket çalışması sonucunda toplam 324 kişiden geri dönüş alınmış, geri dönüş oranının yaklaşık %82 olduğu görülmüştür. Toplanan verinin değerlendirilmesinde IBM SPSS – 25 (Statistical Package for Social Science) paket programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda Hızır Acil ambulans çalışanlarının motivasyonunu en çok arttıran faktörün örgütsel ve yönetimsel araçlar olduğu, ikinci sırada ise psiko-sosyal araçlar olduğu ve en az etkiye sahip olan motivasyon faktörünün ekonomik araçlar olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ambulans, Hızır Acil, Motivasyon
Acil servise başvuran hasta yakınları ile genel cerrahi ve dahiliye servislerinde bulunan hasta yakınlarının öfke ve şiddet eğilimlerinin karşılaştırılması (Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği)
Bu araştırma, acil servise başvuran hasta yakınları ile genel cerrahi ve dahiliye servislerinde bulunan hasta yakınlarının öfke ve şiddet eğilimlerini karşılaştırmak, saldırganlık durumlarını analiz etmek, sağlıkta şiddetin nedenlerini hasta yakınları gözünden tespit edebilmek, sağlıkçılara yönelik gerçekleştirilen şiddetin türlerini ve oranlarını anlamlı bir şekilde belirleyebilmek, hasta yakınlarının öfke-tarz ifade ediş ölçek puanları ile demografik değişkenleri arasındaki ilişki düzeyini incelemek ve hasta yakınlarının öfke-ifade tarzları ile saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servis, genel cerrahi ve dahiliye servislerinde bulunan 18 yaş üstü hasta yakınlarından 425 birey dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, bireylere yönelik çeşitli demografik bilgilerin yer aldığı "Sosyodemografik Bilgi Formu", bireylerin öfke ve öfke ifade tarzlarını ölçmeye yönelik "Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği" ve bireylerin saldırganlık düzeylerini ölçmeye yönelik "Buss Perry Saldırganlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre acil servise başvuran hasta yakınlarının öfke ifade tarzlarının toplamında ve sürekli öfke, öfke dışa vurumu, öfke içe vurumu gibi öfke ifade tarz puanları dahiliye ve genel cerrahi servislerine başvuran hasta yakınlarının puanlarına oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Cinsiyet, yaş grubu, çalışma durumu, eğitim düzeyi, madde kullanımı skorları arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Araştırmanın sonucunda Acil servise başvuran hasta yakınlarının öfke ve şiddet eğilimlerinin genel cerrahi ve dahiliye servislerine başvuran hasta yakınlarından daha yüksek olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Öfke, Şiddet Eğilimi, Sağlıkta Şiddet, Dahiliye Servisi, Öfke-İfade Tarz, Genel Cerrahi Servisi, Sürekli Öfke.
Acil serviste ruh sağlığı triyaj yaklaşımının etkinliği
Amaç: Çalışma, acil serviste ruh sağlığı triyaj yaklaşımının etkinliğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma metadolojik, tek gruplu(hemşire) ve randomize olmayan(hasta) gruplu yarı deneysel ve analitik bir özelliktedir. Mayıs 2018 – Mart 2019 tarihleri arasında bir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Kliniği'nde yürütülmüştür. Çalışmaya eğitim programına katılan 30 hemşire(katılım oranı %68,18); eğitim öncesi dönemde 200 hasta, eğitim sonrası dönemde ise 165 hasta dahil edilmiştir. Araştırma verileri; acil servis hemşirelerinin ruhsal sıkıntısı olan hastalara yönelik tutum belirleme formu, eğitim bilgi formları, ruhsal durum değerlendirme formu, hasta memnuniyeti formu ve hastane bilgi sistemindeki verilerle elde edilmiştir. Çalışmada öncelikle Avustralya Ruh Sağlığı Triyaj Skalası'ını Türk kültürüne uyarlama çalışması yapılmıştır. Daha sonra hemşirelere "Acil serviste ruhsal sıkıntısı olan hastaya yaklaşım ve ruh sağlığı triyaj skalası (RSTS)" konulu eğitim verilmiş ve hastalara RSTS uygulanmış olup; RSTS uygulamasının geçerlik ve güvenirliğine ve hemşirelere verilen eğitimin etkinliğine ilişkin bulgulara ulaşılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 programında parametrik ve nonparametrik testler kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin %73,3'ü kadındır, yaş ortalaması 28,53±4,77; acil serviste çalışma yılı ortalaması 4,57±3,83'tür. Avustralya Ruh Sağlığı Triyaj Skalası'nın kapsam ve yüzey geçerliği açısından Türk kültürüne uygun olduğu (p<0,05); ayrıca Türkiye'de kullanılmakta olan genel triyaj skalasının alt kategorileriyle içerik ve tanım olarak iyi düzeyde uyumlu olduğu saptanmıştır (Kappa 0,738 p<0,05). Çalışmada eğitim sonrasında RSTS uygulamasının inter rater güvenirliği Kappa değerinin 0, 631olduğu (p<0,05), geçerliliği açısından hastaların triyaj bekleme süresinin 26,56 dakika olduğu (p<0,05) ve hemşirelerin doğru triyaj kodunu belirleyebildiği saptanmıştır. Bununla birlikte eğitim sonrasında, RSTS uygulamasının geçerliliği açısından hastaların tedavi ve bakım için acil serviste kalma süresi, toplam acil serviste kalma süresi, acil serviste hemşirelik hizmetlerinden memnuniyet durumu üzerine olmadığı belirlenmiştir(p>0,05). Aynı zamanda RSTS uygulamasının geçerliliği açısından acil servise tekrar başvuru durumu, hemşirelerin verdikleri triyaj kodu ile hastaların triyaj bekleme süresi arasındaki uygunluk durumu üzerine etkinliğinin olmadığı belirlenmiştir. Diğer taraftan hemşirelere verilen eğitimin etkinliğine ilişkin bulgular incelendiğinde, eğitim sonrasında hemşirelerin bilgi düzeylerinin ve ruhsal sıkıntısı olan hastalara yönelik iş doyumunun arttığı, iş yükünün azaldığı, hastalara bakım verirken hemşirelerin kendilerine güvenme durumlarının arttığı, bakım verirken daha az güçlük yaşadıkları bulunmuştur. Hasta bakımı ile ilgili güçlüklerin hastalarla ilgili değil acil servisin fiziki koşulları ile ilgili olduğu ve hastaların uygun koşulları olan genel acil serviste bakım almaları gerektiği konusunda farkındalık geliştiği saptanmıştır. Ayrıca hemşirelerin bakım verirken hissettikleri temel duyguların eğitim öncesinde öfke, kaygı, çaresizlik iken; eğitim sonrasında kaygı, çaresizlik, üzüntü ve korku olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmada Avustralya Ruh Sağlığı Triyaj Skalası Türk kültürüne uyarlanmıştır. Ruh sağlığı triyaj skalası uygulamasının güvenirliği ve hemşirelerin doğru triyaj kodu verme ve hastaların triyaj bekleme süresi üzerine geçerliği kanıtlanmıştır. Eğitim programının genel olarak hemşirelerin ruhsal sıkıntısı olan hastalara bakım vermeye yönelik duygu, düşünce ve tutum konusunda olumlu bir etkisi vardır. Ruh sağlığı triyaj skalası uygulaması konusunda daha geniş bir örneklemde uzun süreli ve çok sayıda çalışmaya gereksinim olduğu düşünülmektedir.
Üst gastrointestinal kanama nedeniyle acil servise başvuran hastalarda AİMS65, glascow blatchford ve erken rockall skorlamalarının taburculuk ve mortalite üzerine etkisinin ileriye yönelik araştırılması
Giriş: Üst gastrointestinal sistem kanamaları yaklaşık %10 mortalite değerine sahip, uzun yatış süresi ve, bakım maliyetleri olan sık görülen acil bir durumdur. Mortalitesi bu kadar yüksek olan medikal bir acil duruma erken endoskopi yapmak, erken cerrahi/girişimsel radyolojik işlem yapmak, yoğun bakım gibi bakım ve tedavi seviyesini erken belirlemek önemlidir. Bu çalışmada amacımız literatürde acil serviste az yapılmış olan acil servis izlemindeki hastada Glaskow Blatchford (GBS), Erken Rockall ile hatırlanması ve hesaplanması daha kolay olan AİMS65 skorlama sistemlerinin taburculuk/yatış, eritrosit transfüzyon gereksinimi, tekrar kanama ve mortaliteyi öngörmedeki başarılarını kıyaslamaktır. Yöntem: Çalışmamız prospektif gözlemsel tanısal değerlilik olarak tasarlanandı. Ege Üniversitesi Tıp Fakiltesi Hastanesi Acil Servis'İne Ağustos/2016 –Ocak/2017 tarihleri arasında başvuran, çalışmaya alınma kriterlerini karşılayan 181 olgu değerlendirildi. Tüm skorlar her hasta için ayrı ayrı hesaplandı. Risk skorlarının karşılaştırılırken karar vericinin etkinlik eğrisi (ROC) her skor için düzenlenerek primer ve sekonder sonlanım ilişkileri değerlendirildi. Mortalite, yeniden kanama, eritrosit transfüzyon ihtiyacı ve hastaneye yatış gibi sonlanımlar için her skor sisteminin maksimum sensitivite ve spesifiteye göre cut-off değeri belirlendi. Veriler gruplandırıldı ve kategorik değişkenlerin karşılaştırılması pearson's ki-kare testi ile yapıldı. Sonuç: Çalışmamızda 40 hastanın yatırılarak tedavi edildiği, 97 hastaya eritrosit transfüzyonu yapıldığı belirlendi. Hastalarımızın 30'unda bir ay içerinde mortalite görüldü. Tekrar kanayan hasta sayısı ise 29 hastada 1 ay içinde görüldü. Yüksek riskli hastayı belirlemede GBS skor sisteminin (AUC:0,824) ERS(AUC: 0,691 ) ve AİMS65'den(AUC:0,612) üstün olduğu saptandı (p<0.05). Mortaliteyi öngörmede ERS'nin(0,725±0,46) AUC değeriyle daha başarılı olduğu görüldü. Cut-off değerinin 2 olması ERS için %83,3 sensitif ve %48,3 spesifiklik sağladığı görüldü. AIMS65 skoru için ise 1 cut-off değeri %60 sensitif, %74,8 spesifikti AUC: (0,687±0,58). GBS skorunun mortaliteyi öngörmede en az başarılı olduğu görüldü.(AUC: 0,628±0,52) . GBS, 11 cut-off değeri ile %86,7 sensitivite, %40,4 spesifite değeri hesaplandı. Tekrar kanamayı öngörmede tüm sonuçlar istatistiksel olarak anlamlıydı. (p<0,05) fakat AUC değeri birbirine çok yakın olmakla beraber en başarılı skor AUC: 0,699±0,48 ile ERS' idi. ERS için 3 cut-off değerinin sensitivitesi %72.4, spesifitesi 64,5 olarak bulundu. AİMS65 skoru için ise cut-off değeri 1 alındığında %58,6 sensitivite, %74,6 spesifite dğeri hesaplandı. GBS skorunda 11 cut-off değerinde sensitivite %89.7, spesifite %22.4'idi.Eritrosit transfüzyonu ihtiyacını öngörmede GBS(AUC: 0,833±0,30) en başarılı skor sistemiydi. AİMS65 (0,618±0,41) için 0 cutoff değerinin sensitivitesi %74.2, spesivitesi %42.9' du (p<0.05). ERS (AUC: 0,652±0,40) için 0 cut off değeri ise %97.9 sensitifti fakat spesifitesi düşüktü(%13.1)(p<0.05). GBS'de 11 cutoff değeri %87.6 sensitif, %63.1 spesifikti (p<0.05). Tartışma: Çalışmamızda yüksek riskli hastaları ( hastaneye yatanlar, eritrosit transfüzyon ihtiyacı olanlar, 30 gün içinde tekrar kanayan, 30 gün içinde mortalite görülen hastalar) ve ayrı ayrı değerlendirildiğinde eritrosit transfüzyonu ihtiyacını ve hastaneye yatış gereksinimini öngörmede GBS skoru en başarılıydı. Hastaların30 gün içerisindeki tekrar kanamasını öngörmede ise skorların hepsi başarılıydı ama aralarında anlamlı fark yoktu. Literatürden farklı olarak mortaliteyi en iyi ERS öngördü fakat AİMS65 skorlamasına göre ciddi üstünlüğü yoktu. GBS skor sistemi mortalite öngörüsünde başarılı değildi. Risk skorlarının genel olarak iyi cutoff değerleri yoktu. Sonlanımlara göre cutoff değerlerinde yüksek sensitivite , düşük spesifite ve yüksek negatif prediktif değerler görüldü. Bu cutoff değerlerinin risk değerlendirilmesinden daha çok mortalite değerlendirilmesi için kullanılması daha yararlı olacaktır.
Acil servise başvuran hastaların retrospektik olarak değerlendirilmesi: Nevşehir örneği
Acil Servisler sağlık sistemleri içerisinde yer alan ve belki de en önemli görevlerden birini üstlenen birimlerdir. Acil Servisler diğer sağlık birimlerine kıyasla anında müdahalenin gerekliliklerini ve 24 saat devam eden hizmet sunumunun sorumluluğunu üstlenmektedir. Amaç: Araştırmada Ocak 2017 - Aralık 2021 tarihleri arasında bir devlet hastanesi acil servise başvuran hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Araştırmada Ocak 2017-Aralık 2021 tarihleri arasında Acil Servise başvuran 1.482.076 olgu değerIendirilmiştir. Başvuruların, yaş, cinsiyet, başvuru ayları, sık kodlanan tanılar, konsülte edildikleri poliklinikler ve Covid-19 tanısı konulanların belirtilen kriterlere göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Etik kurul ve kamu kurumunun onayı alınmıştır. Bulgular: Araştırmada analiz edilen verilere göre toplam başvurularda en çok başvuru 2021 (%25,9) yılında gerçekleşirken en fazla başvuru erkek (%50,3) hastalar tarafından gerçekleşmiştir. Başvuruda bulunan hastaların yaş gruplarına bakıldığında ise en çok başvuru 18 yaş altındaki (%23,1) hastalardan oluşmuştur. Gerçekleşen başvurularda en sık kodlanan tanı grubu J00-J99 tanı grubu olan Solunum Sistemi Hastalıkları (21,8) şeklinde olurken, en çok kodlanan tanı ise J39 Üst Solunum Yolunun Hastalıkları (%16,76) tanıları olmuştur. En sık başvuru Ağustos (%10,4) ayında gerçekleşirken, en fazla konsültasyon Göğüs Hastalıkları Polikliniğine (%11,8) yapılmıştır. Sonuç: Acil servisler multidisipliner yaklaşım ve acil müdahale gerektiren birçok hastanın değerlendirildiği önemli birimlerdir. Acile başvuran hastaların sayı ve niteliğinin bilinmesi acil servislerde verilecek hizmeti belirlemek bakımından oldukça önemlidir. Aynı zamanda COVID-19 pandemisi gibi afetlerin yönetiminde acil servislerin multidisipliner yönetim sistemine ihtiyaçları vardır. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Covid-19, Pandemi, Retrospektif, ICD-10
Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan paramedik ve ATT'lerin profesyonel tutumlarının arrest ritimler bilgi düzeyine etkisi
Araştırma, hastane öncesinde çalışan paramedik ve ATT(Acil Tıp Teknisyeni)'lerin profesyonel tutumlarının arrest bilgi düzeyine olan ilişkisinin belirlenmesi amacıyla Artvin İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 112 istasyonlarında çalışan, 88 paramedik ve 64 ATT ile 2 Şubat-30 Nisan 2021 tarihleri arasında internet ortamında gerçekleştirilmiştir. Veriler; "Birey Tanıtım Formu", "Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri (MPTE)" ve "Arrest Ritimler Bilgi Düzeyi Soru Formu" ile tanımlayıcı olarak yapılmış ve verilerin analizinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences for Windows 23.0) programı kullanılmıştır. Bulgular p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Paramedik ve ATT'lerin MPTE puanı 142,9 ± 9,7 bulunmuş olup, meslekteki profesyonel tutumlarının yüksek düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Araştırmada MPTE ortalama puanı ile yaş, ünvan, çalışma yılı, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, mezun olunan lise türü, hizmetiçi eğitimlere katılma ve arrest ritimler bilgi düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur (p>0.05). Paramedik ve ATT'lerde arrest ritimler bilgi düzeyi puan ortalaması %77,2 puan olup bilgi düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Bilimsel güncel kılavuzları takip eden paramedik ve ATT'ler ile takip etmeyenlerin MPTE puan ortalaması arasındaki fark anlamlı olup, güncel kılavuzları takip eden paramedik ve ATT'lerin mesleki profesyonel tutumları daha yüksek düzeydedir (p<0.05).Anahtar Kelimeler: Paramedik, ATT, Hastane Öncesi Mesleki Profesyonel Tutum, Arrest Ritimler.
Acil Servise ev kazası ile başvuran ilkokul çağı çocuklarında dikkat eksikliği ve Hiperaktivite/Dürtüsellik Bozukluğu (DEHB) varlığının araştırılması
daha sonra doldurulacaktır.
Türkiye'de 3. basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan acil servis kalabalığı hakkında anket çalışması
Giriş ve Amaç: Acil servisler hastanelerinkesintisiz hizmet veren birimleridir.Tüm dünyada büyük bir problem haline gelen Acil Servis kalabalığının olası nedenlerini ve çözüm önerilerine yönelik bir anket çalışması düzenledik. Materyal ve Metod:Toplam olarak dört bölümden oluşan bir anket formu hazırlandı. İlk bölüm katılımcıya ait bilgiler, ikinci bölüm hastane ve Acil Servis özelliklerini kapsamaktaydı. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde sırasıyla olası nedenler ve çözüm önerileri mevcuttu. Anket formu "Google forms" ile oluşturuldu ve e-posta aracılığıyla ülkemiz 3. Basamak Acil Servis yönetici/ öğretim üyelerine mail yoluylagönderildi. Sonuçlar SPSS Statistics 15.0 for Windows programı ile değerlendirildi. Bulgular: Toplam olarak 83 Acil servis yönetici/öğretim üyesinden 47 (%56,6) yanıt ulaştı. Anket sonuçları 17/06/2016-30/09/2016 tarihleri arasında değerlendirildi. Katılımcılar acil servis kalabalığının en büyük nedeni olarak, toplumun acil servis kullanımı konusundaki tavrını belirlediler (%93,6). Sağlık Bakanlığı düzeyindeki temsiliyet eksikliği de en önemli faktörlerden bulundu (%93,6). Çözüm önerilerinde; poliklinikler için ayaktan tedavi ünitelerinin kurulması (%93,6), yatış için bekleyen hastaların ilgili servislerde takibi (%93,6), özlük hakların düzeltilmesi (%93,6) gibi öneriler ön planda saptandı. Tartışma: Çalışma sonucunda elde ettiğimiz verilere göre acil servis kullanımı konusunda halkın eğitimi, acil servis dışı faktörlerin düzeltilmesi, çalışanların özlük haklarının düzenlenmesinin acil servis kalabalığını azaltmada faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bu sorunun çözümünde hastane yönetimi, genel sekreterlikler, bakanlık düzeyinde politikalar üretilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bulgularımız büyük oranda literatürle uyuşmasına rağmen, katılımın düşük olması daha ayrıntılı yorumu engellemektedir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Kalabalık
Acil servis yönetimi
Acil servislerdeki yönetim problemlerini ve acil servis yönetim sorunlarını incelediğimiz bu tezde ulaşılmak istenilen amaç, acil sağlık sistemi zincirinde yer alan acil servislerin yönetiminde dikkat edilecek hususları incelemek ve bu konu ile ilgili yetkili kişiler için bir rehber oluşturmaktır. Bu görüşten yola çıkılarak hazırlanan tezin birinci bölümünde acil ve acil hizmetlerle ilgili temel kavramlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde acil servislerde dünya standartlarına göre yönetim ve fonksiyonları, üçüncü ve son bölümde Eskişehir ve İzmir ilinde faaliyet gösteren farklı statüde onaltı hastanenin acil servisleri incelenmiştir. Bu amaçla hastanelerin acil servisleri gözlem ve karşılıklı görüşmeler yoluyla yapılmış acil servis yönetiminde hedef, dikkate alınacak standart ve normları oluşturmak olmuştur.
Örgütsel bağlılığın iş performansına etkisi: Adana ili 112 Acil Servis çalışanları örneği
Yapılan bu çalışmanın amacı; örgütsel bağlılığın iş performansı üzerindeki etkileşiminin belirlenmesidir. Çalışmada öncelikle literatür taraması yapılmış, örgütsel bağlılık ile iş performansı kavramları incelenmiştir. Çalışma kapsamında; Adana il merkezindeki 112 Acil Servis çalışanlarından 208 gönüllü çalışana ulaşılmıştır. Araştırmada örgütsel bağlılık ve iş performansı boyutlarıyla ele alınmıştır. Örgütsel bağlılığın iş performansı üzerine etkisi teorik olarak açıklanmış ve geliştirilen hipotezler irdelenmiştir. Sonuçta; örgütsel bağlılık ile iş performansı alt faktörleri arasındaki ilişki ortaya çıkartılarak, örgütsel bağlılığın iş performansı üzerindeki etkisi tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, İş Performansı, Sağlık Çalışanları
Acil servise başvuran COVID-19'a bağlı pnömonilerde konfuzyon, solunum sayısı, şok indeksi ve yaş (CRSI-65) skorlamasının yatış yeri ve 28 günlük mortaliteyi öngörmedeki ilişkisi
Amaç: COVID-19 hastalarında CRSI-65, CURB-65 ve CURSI skorlama sistemlerinin 28 günlük mortalite ve yoğun bakım ünitesine yatışı öngörmedeki değerinin belirlenmesi Yöntem: Ankara Şehir Hastanesi Erişkin Acil Tıp Kliniği'ne başvuran COVID-19 PCR testi pozitif ve toraks BT'de covid pnömonisi bulgusu olan hastaların başvuru şekli, sosyodemografik bilgileri, başvuru semptomları, vital bulguları, klinik özellikleri, laboratuvar sonuçları ve görüntüleme bulguları ile CRSI-65 skoru değerlendirilmiştir. Prospektif Gözlemsel Kesitsel Çalışmadır. Bulgular: Çalışmamıza 540 (%100) hasta alınmıştır. Bu hastaların 314 (%58,1)'ü erkek ve 226 (%41,9)'sı kadın olup hastaların yaş ortalaması (ort±sd) 65±15 ve medyanı (medyan[min-max]) 66 [22-99] yıl bulundu. 28 gün içinde vefat eden hasta sayısı 88 (%16,3) ve yoğun bakım ünitesine yatan hasta sayısı 157 (%29,1)idi. Tüm risk skorları motaliteyi ve yoğun bakım ünitesine yatışı öngörmede anlamlı idi. Risk tahmininde ROC analizi CRSI-65 için 0,821 (%95 [CI] 0,771-0,871), CURB-65 için 0,849 (%95 [CI] 0,802-0,896) ve CURSI için 0,842 (%95 [CI] 0,795-0,889) idi. CRSI-65 için düşük riskli grup 0-1 puan ve yüksek riskli olarak CRSI ≥ 2 puan dahil alınmıştır. Sonuç: Çalışmamızda CRSI-65 skorunun düşük ve yüksek riskli grup arasında 28 günlük mortalite ve yoğun bakım ünitesine yatışı öngörmede anlamlı çıkmakla beraber CURB-65 ve CURSI göre bir üstünlük tespit edilememiştir. Ancak herhangi bir laboratuvar parametresi kullanmadan fizik muayene ve vital bulgular ile benzer öngörüde bulunması avantaj sağladığını düşündürmektedir. Daha fazla sayıda hasta ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: COVID-19, CRSI-65, CURB-65, 28 günlük Mortalite, Yoğun Bakım yatış
Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sağlık çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyi ve iş doyumu ilişkisi: "Ankara ili acil sağlık hizmetleri örneği"
Sağlık insanoğlu için en önemli nimetlerden biridir. Her birey farklı koşullarda yaşamasına rağmen sağlık aynı düzeyde öneme sahiptir. Sağlık hizmeti bu noktada kaynakları etkin ve doğru yöntemlerle hayata geçirmeyi gerektirir. Ülkelerin sunmuş oldukları sağlık hizmetleri ise vatandaşına sağladığı bir sosyal politika aracıdır. Bu bağlamda Sağlık hizmetlerinin etkinliği ve bütünlüğü sosyal devlet anlayışı çerçevesinde değerlendirmeyi gerektirir. Mesleki Tükenmişlik kavramı özellikle insan odaklı çalışılan meslek gruplarının başında yer alan sağlık çalışanlarının hizmet bütünlüğünü aksatmaktadır. Yaşanılan tükenmişlik durumu ise iş doyumunu azaltmaktadır. Bu çalışmanın amacı, başarılı bir sağlık hizmeti sunumunda çalışanların bilgi ve tecrübesinin yanı sıra memnuniyet ve fedakârlık düzeylerinin önemli bir role sahip olduğu bu doğrultuda yaşamış oldukları mesleki tükenme durumu ve iş doyumunu birlikte değerlendirebilmektir. Bu değerlendirme sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda literatüre katkı sağlayıcı önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada artan mesleki tükenmişlik sorunsalı ele alınmış olup, iş doyumu ile etkileşim içerisinde olduğu sos yo demografik değişkenler; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, aylık hane geliri, meslekte geçirilen süre bağımsız değişkenleri ile değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak nicel yöntem kullanılmıştır. Tüm çalışma popülasyonlarında demografik özelliklere göre kategorize edilmiş gruplarda, Maslach Tükenmişlik Ölçeğinde yer alan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt kategorilerinde alınan puanlar ile Minnesota İş Doyum Ölçeğinde alınan puanlar arasındaki ilişki Regrasyon Analizi ile karşılaştırılmış, Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Çalışmanın bulgularında tüm gruplarda İş doyumu ile tükenmişliğin alt grupları arasında anlamlı düzeyde negatif yönde ve güçlü düzeyde ilişki saptanmıştır. İş doyumu ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt kategorileri arasında negatif yönde güçlü düzeyde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Kişisel başarı alt kategorisi ile de iş doyumu arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, iş doyumu, çalışanların tükenmişlikleri ile ilişkilidir. Sosyal politika belirleyicileri için bu ilişkinin göz önünde bulundurulması fayda sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Devlet, Sosyal Politika, Sağlık Hizmetleri, Mesleki Tükenmişlik, İş Doyumu
Acil servis hemşirelerinin adli vakalara olan yaklaşımı: Vaka senaryosu üzerinden bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Araştırma acil servis hemşirelerinin adli vakalara olan yaklaşımlarının vaka senaryosu üzerinden değerlendirilerek bilgi düzeylerinin belirlemesi amacı ile tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, 31.03.2021-15.05.2021 tarihleri arasında Bursa ili sınırları içerisinde yer alan ve çalışmayı kabul eden 13 kamu ve 2 üniversite hastanesinin acil servis birimlerinde çalışan 264 hemşire ile yapılmıştır. Araştırmadaki veriler, hemşirelerin sosyodemografik özelliklerinin bulunduğu soru formu ve adli vakalara olan yaklaşımlarının belirlenmesi amacıyla geliştirilen senaryolar ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, Kolmogrow Smirnow Testi, Mann Whitney U Testi, T-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Araştırmada hemşirelerin adli vakalara olan yaklaşımlarına yönelik genel bilgi düzeyinin 46.09 (±12.45) olduğu, 21-30 yaş grubu hemşirelerin bilgi düzeyi ortalamalarının diğer yaş gruplarına göre daha yüksek olduğu, toplam çalışma süreleri ve acil serviste çalışma süresi açısından 1-5 yıl arası çalışan hemşirelerin diğer mesleki çalışma süresi bulunanlara göre bilgi puanlarının istatistiksel olarak anlamlı yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Adli vaka yönetiminde adli değerlendirme öğelerine ilişkin olarak en yüksek bilgi puanı ortalamasının fiziksel muayene 54.62 (±25.92) ve kanıtın tanımlanması 53.03(±23.20), en düşük bilgi puan ortalamasının ise kanıtın saklanmasında 28.10 (±18.68) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; acil servislerde adli vakalara yaklaşımda sağlık ve adalet kavramlarının yerine getirilmesinde önemli rolü olan hemşirelerin iyi bir bilgiye sahip olmaları için gerek mesleki eğitim döneminde gerekse mesleğe başladıktan sonra eğitim programlarının geliştirilmesi gibi gerekliliklerin yerine getirilmesi önerilmektedir.
COVID-19 pandemisi sürecinde acil sağlık hizmetleri çalışanlarında anksiyete, koronavirüs fobisi, uyku kalitesi ve psikolojik esneklik durumlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma; Covid-19 pandemi döneminde Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının anksiyete durumlarında, uyku düzenlerinde ve psikolojik esnekliklerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığının araştırılması ve varsa bu değişikliklerin koronavirüs enfeksiyonu ile ilişkisinin ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla; salgınla mücadelede büyük rol oynayan, hastaların tedavi ve tanı süreçlerinde bizzat bulunan yoğun çalışma temposu, riskli alanlarda çalışma ve ölüm haberleri üzerine salgınla mücadele eden sağlık çalışanlarının, özellikle birinci basamakta olan sağlık personeli tercih edilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel araştırma Ağustos 2020 – Ocak 2021 tarihleri arasında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi Acil Servis çalışanları, Siirt Devlet Hastanesi Acil Servis çalışanları, VM Medicalpark Kocaeli Hastanesi Acil Servis çalışanları ile Kocaeli 112 Acil Sağlık Hizmetleri sağlık çalışanları ile gerçekleştirilmiştir. Veriler uzman görüşleri ve literatür bilgisi çerçevesinde; Sosyodemografik Bilgi Formu, Koronavirüs 19 Fobisi (Cp19-S) Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 Ölçeği (YAB-7), Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) ve Kabul ve Eylem Formu-2 (KEF-2) anket formları ile toplanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular SPSS 21.0 programında değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uygun verilerin analizinde parametrik testler student t testi ve One way Anova, Pearson Korelasyon Analizi ve Ki-Kare testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven aralığında ve anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmadaki 287 katılımcının %43,2'si erkek, %56.8'i kadın, %78'i 20-34 yaş arası, %22'si 35-55 yaş arası, %46,3'ü evli, %53,7'si bekar, %63,1'i çocuksuz, %19,5'i 1 çocuk sahibi, %16,0'ı 2 çocuk sahibi, %1,4'ü 3 çocuk sahibi iken; katılımcıların %35,2'si 0-5 i, %41,1'i 6-10, %23,7'si 11 yıl ve üstü çalışma süresine sahiptir. %36,9'u haftada 0-48 saat, %38,7'si haftada 49-64 saat, %24,4'ü haftada 65 saat üzeri çalışmaktadır. %32,1'i ATT, %28,2'si AABT, %7,3'ü sağlık memuru, %20,9'u hemşire ve %11,5'i doktor olarak görev yapmaktadır. 62,11 ortalama ile en yüksek koronavirüs fobisi ATT'lerde görülmüştür. Somatik ve Sosyal alt boyut değerleri sırasıyla 13,14 ve 16,70 ortalama ile en yüksek ATT'lerde, YAB-7 değeri 9,46 ortalama ile en yüksek ATT'lerde, PUKİ ortalaması 11,28 ile en yüksek Siirt DH'sinde, PUKİ ortalaması 9,85 ile en yüksek hemşirelerde, PUKİ ortalaması 9,47 ile en yüksek bekarlarda, uykuda geçirilen saat değerleri 6,51 ortalama ile en yüksek evlilerde, haftalık çalışma saat değerlerine göre PUKİ ortalaması 10,27 ile en yüksek 0-48 saat aralığı çalışanlarda, uykuda geçirilen saat ortalaması 6,59 ile 49-65 saat aralığı çalışanlarda gözlemlendi. Araştırma sonucunda koronavirüs fobisinin en yüksek olduğu meslek grupları ATT ve sağlık memurları iken onları AABT'ler ve hemşireler izledi, en düşük fobi düzeyi doktorlarda tespit edildi. Anksiyete düzeyleri en yüksek ATT'lerde tespit edildi, ATT'leri sırasıyla; AABT'ler, doktorlar, hemşireler izledi, en düşük oran sağlık memurlarında tespit edildi. Sağlık personellerindeki uyku kalitesi en düşük olan sağlık kurumu Siirt Devlet Hastanesi olarak tespit edilirken, onu sırasıyla; Kocaeli 112 ve Göztepe EAH izlerken, kurumlar arasındaki en iyi uyku kalitesine sahip sağlık çalışanlarının Kocaeli Özel VM Medikalpark'ın sağlık çalışanları olduğu belirlendi. En düşük uyku kalitesi hemşirelerde tespit edildi, hemşireleri sırasıyla; ATT'ler, AABT'ler, doktorlar ve sağlık memurları izledi. Evlilerin bekarlara göre uykuda geçirilen saat değeri ve uyku kaliteleri daha yüksek tespit edildi. En düşük uyku kalitesi ve uykuda geçirilen en düşük saat değerleri, haftalık çalışma saatleri 0-48 saat arasında olanlarda tespit edilirken onları sırasıyla; haftalık 65 saat ve üstü çalışanlar ve 49-65 arası haftalık çalışma saati olanlar izledi. Psikolojik esneklik düzeyleri düşük tespit edilen sağlık çalışanlarında; anksiyete düzeyleri ile Covid-19 fobileri daha yüksek gözlemlenirken uyku kalite düzeylerinin de daha düşük olduğu tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Uyku Kalitesi, Anksiyete, Psikolojik Esneklik, Sağlık Çalışanları
Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde yeni bir birim olan vaka formu onay biriminin retrospektif analizi
Bu çalışmada hastane öncesi acil sağlık hizmetini yürüten İstanbul Acil Sağlık Hizmetlerine bağlı çalışan 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği (Avrupa) bünyesinde 2019 Aralık ayında kurulmuş olan Vaka Formu Onay Biriminin 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları tarafından ASOS'a (Acil Sağlık Otomasyon Sistemi) manuel olarak bilgilerin girildiği Vaka Formlarını incelediği ve hatalarla ilgili geri bildirimde bulunarak hastanın tıbbi geçmişi, sağlık personelinin yaptığı uygulamalar, kullanılan malzemeler ve faturalandırma açısından iyileştirmeye sebep olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Retrospektif bir analiz olan çalışmada Ki-kare testi, bağımsız örneklem t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği (Avrupa) yakasında hizmet veren Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarına bağlı sağlık personellerinin 2020 Ocak - 2020 Kasım ayları arasında doldurduğu 614.957 vaka formu oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi olarak 11 ay içerisinde hata tespit edilen 26.919 vaka formu incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı ile çözümlenmiştir. Bu çalışmada Vaka Formu Onay Biriminin aktif olarak çalışmasının vaka formlarında var olan vaka bilgisi, uygulama, malzeme hatalarının tamamında azalmaya yol açtığını göstermiştir. Çalışmada incelenen veriler istasyonların bulunduğu ilçelere ve aylara göre incelenmiştir. Hataların tamamı ay bazından incelendiğinde Ocak ayı itibariyle kademeli olarak hataların vaka bilgisi, malzeme ve uygulama alanlarının tamamında %90'dan fazla oranında azalma olduğu tespit edilmiştir.
COVID-19 pandemi döneminde Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi acil servisine başvuran ve 112 ambulans ekipleri tarafından getirilen kardiyopulmoner arrest vakalarının retrospektif analizi
Kardiyopulmoner arrest (KPA) spontan solunum ve dolaşım işleminin herhangi bir nedenle ani olarak durmasıdır. KPA tedavisi için yapılan işlemlerin tümü kardiyopulmoner resüsitasyonu (KPR) oluşturmaktadır. Avrupa Resüsitasyon Konseyi 2021 kılavuzu verilerine göre; koroner kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin ise yüzde %50'sini ani kardiyak arrestler oluşturmaktadır. Covid-19 pandemisinde acil servisler tüm dünyada ilk başvuru basamağı olarak büyük yük altında kalmıştır. Bu çalışmada Covid-19 döneminde acil servise getirilen hastane dışı kardiyak arrest (HDKA) vakaları incelenmiştir. Bu çalışma etik kurul onayı alındıktan sonra Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Hastanesi acil servisine getirilen non-travmatik, 18 yaş üstü 190 KPA vakası dahil edilerek retrospektif olarak yapıldı. Hastane bilgi işlem merkezinden KPA tanı koduna sahip hastaların acil servis epikriz raporları alındı. Bu hastalardan verilerine tam olarak ulaşılamayan ve başvuru anında exitus kabul edilip müdahale edilmeyen vakalar çalışma dışı bırakıldı. Tüm olgular yaş grupları, cinsiyet, Covid-19 durumu, hastaneye geliş şekilleri, hasta sonlanımı, komorbidite varlığı, ilaç kullanımı, hastane dışında uygulanan havayolu, arreste tanıklık durumu, acil servise geliş saati gibi demografik ve klinik özellikler bakımından araştırıldı. Bu özelliklerin hasta sonlanımına etkileri istatiksel olarak analiz edildi. Çalışmamıza 190 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 66,2 olup %66,3'ünü (n=126) erkekler, %33,7'sini (n=64) kadınlar oluşturmaktaydı. 65 yaş ve üstü hastaların %57,6 (n=110) ile daha fazla HDKA ile acil servise başvurdukları görüldü. KPR uygulanan vakaların %67,9'unun (n=129) exitus olduğu tespit edildi. KPA şahitli vakalarda Spontan Dolaşımın Geri Dönüşü (SDGD) oranı %33,5 olarak anlamlı seviyede yüksek görülmüştür (p=0.04). Eşlik eden komorbidite durumuna göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Hastane dışında uygulanan KPR sürelerinde 10 dakika ve altında KPR süresi olan vakaların SDGD oranı %42.3 ile anlamlı seviyede yüksek tespit edilmiştir (p=0.03). Çalışmamızda acil sağlık hizmetlerinin müdahalesi olan KPA olguları erkek cinsiyette daha fazla oranda görülmektedir (%66.3). Komorbit hastalık olarak HT (%76,5), DM (%56.3), SVH (%54.5), KBH (%57.9) ve Malignite (%72.4) bulunan olgularda exitus oranları daha fazladır. Acil servis öncesi uygulanan entübasyon işleminin SDGD oranını ve acil servis sonlanımını (%45,3) pozitif etkilediği görülmektedir. Acil sağlık hizmetlerinin havayolu güvenliği sağlama girişimleri desteklenmelidir. KPA şahitli olan olgularda exitus oranlarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir (%66,5). 21 dakika veya üzeri uygulanan KPR'de mortalite yüksektir (%94,3). Acil servise getirilen KPA vakalarının tıbbi kayıtlarının daha açık ve eksiksiz kaydedilmelidir. Covid-19 döneminde KPA arrest vakalarını inceleyen daha fazla çalışma yapılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Kardiyak arrest, Kardiyopulmoner resüsitasyon, acil servis, Covid-19
Investigation of the risk of violence in nurses working in the emergency departments of Diyala city hospitals in Iraq
Health facilities, professional associations, and governmental groups are all working to prevent violence in the medical field. However, workplace violence (WPV), especially violence toward nurses, continues to be a concern in medical institutions worldwide. In the Iraqi emergency departments, violence against nurses has become very common, and many nurses think that violence is part of their job. This study aims to investigate the risks of violence on the nurses handling the emergency department and to examine the relationship between nurses' level of exposure to violence, their intention to leave the job, the risk of violence, the potential for exposure to risks of violence in the future and the quality of the work environment. A descriptive and relational cross-sectional study was performed. The sample consisted of 200 nurses working in emergency departments of hospitals in Diyala city in Iraq, which was reached using the non-probability (targeted) sampling method. Data was collected through a self-report tool that includes socio demographic data for nurses, general information about violent incidents, scales of Intention to Leave Work, Risk of Violence, Violent Events at Work, Probability of Future Exposure to Violence and The Quality of the Work Environment. The data was analyzed using the Statistical Package for Social Sciences (SPSS) version 26. The study revealed that nurses are exposed to a high risk of violence, 30.5%, in their workplace. 31.9% of nurses had experienced violence four or more times in the previous year. 54% of the nurses reported being exposed to four or more incidents of physical violence in the previous year. Patients' relatives committed 79% of violent incidents. The study's results regarding nurses' views on the quality of the work environment showed that 38% of nurses strongly disagree with the idea that the quality of work environment is sufficient. The rate of exposure to violence in the workplace in the emergency department varied according to the years of experience in the emergency department. There was a high incidence of violence at work from 1 to 9 years of experience (49.5%) compared to other years of experience (10 to 19 years, 20 to 29 years, and 30 to 40 years) by 31.0%, 11.0%, 8.5%, respectively. After being subjected to violence, half of the nurses reported feeling of anger, followed by disappointment (26%), stress (13%), aggrieved (6%) and reduced work enthusiasm (5%). 35.6% of the nurses expressed the possibility of violence in the future. They agreed and strongly agreed (28%) to look for a job in a new profession other than nursing next year, while 63% of them agreed or strongly agreed to look for a new job outside their current hospital. In addition, exposure to violence at work and the level of risk for violence were negatively correlated with the quality of work environment. The level of risk for violence were positively correlated with exposure to violence at work. The possibility of violence in the future was positively correlated with the nurses' decision to leave their jobs. The researcher concluded that relatives of patients cause the most violent incidents in the emergency department. Young nurses have less nursing experience, less experience in the emergency department, and are at greater risk of violence. Many nurses reported being at constant risk of violence four or more times during different work periods. When they experience violence, they seek help and feel angry and disappointed. Therefore, many nurses are considering leaving their jobs due to increased violence in the workplace and reporting the possibility of future violence. As a result, work-related violence toward nurses is an important topic to focus on in producing effective preventive policies.
Sağlık sosyolojisi bağlamında acil servis hizmetlerinin çalışan ve hizmet alan gözünden değerlendirilmesine yönelik nitel bir araştırma Bursa Yıldırım ilçesi örneği
Acil servisler, hayati tehlikesi olan ve acil müdahale edilmesi gereken hastalara gerekli müdahalenin yapıldığı alanlardır. Kendini acil olarak gören her hasta acildir ilkesiyle 7 gün 24 saat hizmet veren birimlerdir. Çalışma, bu birimlerin verdiği hizmeti ve bu birimde çalışanlarla hizmet alanların birbirlerine karşı düşüncelerini değerlendirmek için yapılmıştır. Çalışmada, Bursa ili Yıldırım ilçesinde acil servislere başvuran hastalarla, hastanelerin acil servisinde doktor, hemşire, veri personeli ve güvenlik olarak görev yapan personellerle yaptığımız görüşmelerden elde edilen veriler kullanıldı. Acil servise devamlı başvuran vatandaşlarla yüz yüze görüşme yapılarak acil servise ve acil servis çalışanlarına karşı genel düşünceleri değerlendirilmeye çalışıldı. Diğer taraftan doktor, hemşire, veri personeli ve güvenlik görevlisi olarak görev yapan acil servis çalışanlarıyla yüz yüze görüşme yapıldı. Bu görüşmelerde önceden belirlenen açık uçlu sorularla acil servislerin yoğunluğu, fazla çalışma süreleri, şiddete karşı korunma yolları ve hukuki güvenceleri, ekonomik durumları, kurum içi iletişim, hastane çevresinin kültürel yapısı ve hastalık arasındaki ilişki, medya ve sosyal medyanın etkisi gibi birçok konu görüşüldü. Vatandaşın acil servislere karşı olumsuz düşünceler içerisinde olmasına neden olan ve aslında görülmeyen etkenler anlaşılmaya çalışıldı. Sosyoloji bağlamında sağlık, sağlık ve kültür ilişkisi, sağlık ve iletişim, medya ve sosyal medyanın sağlık iletişimine etkisi, kurum içi iletişim gibi konularlrın acil servis çalışanı ve hizmet alanlar arasındaki ilişkide ne kadar belirleyici olduğu araştırıldı. Araştırma sonucunda bu konuların sağlık çalışanı ve hizmet alanlar arasındaki iletişimde doğrudan ve dolaylı olarak etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Üzerinde önemle durulması gereken konuların başında şiddet olgusu gelmektedir. Şiddet kanayan yara olmaya devam ederken bu konuda alınan önlemlerin yetersizliği ve sadece teoride kalması sağlık çalışanlarınında hayal kırıklığı yaratmaktadır. Davaların yıllar sürdüğünü ve ne için şikâyet ettiklerini bile unuttuklarını anlatan çalışanlar, bir sonuç çıkmaması ve yapanın yanına kar kaldığı için çoğu zaman şikâyet bile etmediklerini aktarmışlardır. Medyada sağlıkta şiddet haberleri yapılırken kullanılan dilin bile çoğu zaman zedeleyici olduğunu dile getiren çalışanlar, bu haberler hiç medyada çıkmasa sağlık çalışanlarının dövülmesi fikri kimsenin aklına gelmez demektedirler. Anahtar Kelimeler: Acil servis, Sağlık hizmetleri, Şiddet.
Akrep sokmasına bağlı zehirlenmelerde sitokinlerin tedavi ve prognoza etkisi
Amaç: Akrep sokmasına bağlı zehirlenmelerde sitokinlerdeki değişikliklerleilgili bilgiler sınırlı sayıda yayın ve olgu raporlarına dayanmaktadır. Çalışmamızdaakrep sokmasına bağlı zehirlenmelerde sitokin düzeylerindeki değişikliklerin tedavi veklinik seyir üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntem: İleriye dönük olarak yapılan bu çalışmada fakülte etikkurulunun onayı alındıktan sonra iki yıl boyunca akrep sokmasına bağlı zehirlenmenedeniyle acil servise başvuran yetişkin 40 hasta ve kontrol grubu alındı. Olguların yaşı,cinsiyeti, hastanede kalış süresi, elektrokardiyografi bulguları kaydedildi. Hastalarınbaşvuru anındaki tümör nekroz faktör alfa, interlökin 6, interlökin 8, interlökin 10,düzeyleri ile klinik seyir arasında istatistiksel bir bağlantı olup olmadığı değerlendirildi.Bulgular: Çalışmamıza 21'i kadın (% 52,5) 19'u erkek (% 47,5) toplam 40hasta alındı. Akrep sokmasına bağlı zehirlenmelerin en sık Temmuz-Ağustos aylarındave akşam vakti 16:00-20:00 saatleri arasında olduğu ve sokmanın daha çok elparmaklarında görüldüğü tespit edildi.. Hastaların ortalama hastanede kalış süresi,13±12 saatti. Ortalama tümör nekroz faktör alfa değeri (19,8±55,3), interlökin 6 değeri(29,5±41,7), interlökin 8 değeri (82,5±130,4), interlökin 10 değeri (34,4±74,5)bulundu. Olguların % 80'inde sokma yerinde ağrı, kızarıklık, parestezi mevcuttu.Hastaların % 50'si Evre 1,% 50'i Evre 2 idi. En sık elektrokardiyografi bulgusu sinüstaşikardisi idi. Hastaların tamamının tedavileri acil serviste yapıldı. Takip süresisonrasında hastalar tam iyilik haliyle sorunsuz olarak taburcu edildi.Sonuç: Tarım bölgesi olan Çukurova'da özellikle yaz aylarında akrep sokmasınabağlı zehirlenmeler nedeniyle acil servise başvurular artmaktadır. Tümör nekroz faktöralfa ile hastanede kalış süresi ile anlamlı bir ilişki bulunurken diğer sitokinlerle ilişkianlamlı değildi. Akrep sokması ile acil servise başvuran hastalarda komplikasyongelişmemiş olması bölgemiz akreplerinin düşük toksik düzeyde olduğunugöstermektedir. Tümör nekroz faktör alfa ile hastanede kalış süreleri arasında anlamlıilişkinin olması riskli hastalarda bu bu pareametrenin yol gösterici olabileceğinidüşündürmüştür. Ancak bu konuda daha fazla hasta sayısını içeren çok merkezliçalışmalar konunun aydınlatılmasında kesin veriler sağlayabilir.
Travmalı hastalarda korku, anksiyete ve ağrı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Amaç: Araştırma acil servise başvuran travma hastalarıda ağrı, anksiyete ve korku arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı türdeki bu araştırmaya Acil Servise el, kol ve ayak travması (fraktürü) ile gelen 400 hasta alındı. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Visual Analog Skala (VAS), Ağrı Felaketleştirme Ölçeği (AFÖ), Kısaltılmış Yaralanma Ölçeği (AİS), Glaskow Koma Skalası (GKS), Spielberg Durumluluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI) ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, tek değişkenli analizler ve yapısal eşitlik modellemesi ile yol analizi kullanıldı. Bulgular: Hastaların ölçeklerden aldıkları puan ortalamaları sırası ile; AİS:3,98±1,46, VAS-ağrı:7,05±1,74, VAS-korku: 5,66±2,12, AFÖ toplam: 24,19±12,37, STAI durumluluk: 46,60±6,40, STAI-süreklilik: 44,07±6,13 olduğu saptandı. Travma hastalarında VAS-Ağrı ve VAS-Korku arasında pozitif yönlü yüksek, VAS-Ağrı, VAS-Korku ve durumluluk kaygı ve AFÖ puanları arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki belirlendi. Çalışmada ağrı ve korkunun durumluluk ve sürekli kaygıyı dolaylı olarak etkilediği belirlendi. Ağrı düzeyi korku ve AFÖ puanlarını, AFÖ de durumluluk ve sürekli kaygıyı etkilemektedir. Korku düzeyi de AFÖ puanlarını, AFÖ puanları da durumluluk ve sürekli kaygıyı etkilemektedir. Ağrı, korku ve AFÖ üzerinden dolaylı olarak durumluluk ve sürekli kaygıyı etkilediği bulundu. Sonuçlar: Araştırma sonucunda hastaların ağrı, korku, anksiyete ve ağrı felaketleştirme puanlarının ortalama düzeyde olduğu saptandı. Ayrıca çalışmada ağrı ve korkunun durumluluk ve sürekli kaygıyı dolaylı olarak etkilediği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Travma Hastası, Ağrı, Korku, Anksiyete, Ağrı Felaketleştirme