Empathic inclination
94 theses under this subject heading
İlkokul öğretmenlerinin görüşlerine göre okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışları ve empatik eğilimleri
İlişkisel nitelik taşıyan bu araştırma ile İstanbul ili Eyüp ve Gaziosmanpaşa ilçelerinde 2014-2015 yılında ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin, yöneticilerinin liderlik davranışları ve empatik eğilimlerine ilişkin görüşleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini İstanbul ili Eyüp ve Gaziosmanpaşa ilçelerinde 2014-2015 öğretim yılında ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kouzes ve Posner (1995) tarafından geliştirilen daha sonra Korkmaz (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış olan liderlik davranışları envanteri ve Katman (2010) tarından geliştirilen empatik eğilim ölçekler seçilmiştir. Verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı yoluyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde yüzde, aritmetik ortalama, tek örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi – ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre; öğretmenler, ilkokul yöneticilerinin liderlik davranışlarını yüksek düzeyde gösterdiklerini belirtmiştir. Öğretmenler, yöneticilerinin liderlik davranışlarının boyutlarını oluşturan etkileme ve zorluklarla başa çıkma liderlik davranışlarını orta düzeyde; model olma, imkan tanıma ve cesaretlendirme liderlik davranışlarını yüksek düzeyde gösterdiklerini belirtmiştir. Öğretmenler, yöneticilerinin empati eğilim düzeylerine ilişkin fikrim yok düzeyinde görüş belirtmiştir. Buna karşın yöneticilerinin en çok iletişim, en az ise özdeşim boyutunda empatik eğilim gösterdiklerini düşünmektedirler. İlkokulda çalışan öğretmenlerin görüşlerine göre ilkokul yöneticilerinin liderlik davranışları ile empatik eğilimlerine ilişkin öğretmen görüşleri arasında orta düzeyde, pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. İlkokul yöneticilerinin liderlik davranışlarına ilişkin öğretmenlerin görüşlerinde; cinsiyetlerine, medeni hallerine, hizmet yıllarına ve öğrenim durumlarına göre anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. İlkokul yöneticilerinin empatik eğilimlerine ilişkin öğretmenlerin görüşlerinde; cinsiyetlerine, medeni hallerine ve öğrenim durumlarına göre anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin, yöneticilerinin empatik eğilimlerine ilişkin görüşlerinde; öğretmenlerin hizmet yıllarına göre 1-5 yıl hizmeti olan öğretmenler ile 11-15 yıl arası hizmeti olan öğretmenler arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin görüşlerinin daha olumsuz olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin, yöneticilerinin empatik eğilimlerine ilişkin görüşlerinde; öğretmenlerin öğrenim durumlarına göre önlisans mezunu öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür.
Branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Avcılar Örneği)
Bu araştırma, branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla yazılmıştır. Bilindiği üzere insanlar istendik davranış değişikliği oluşması adına eğitim almaktadır. Kendilerine ve topluma faydalı bir birey olmaları ve hayatın kendilerine açtığı yoldan başarıyla ilerleyebilmeleri açısından eğitim almaları büyük önem teşkil etmektedir. Bu eğitimi alırken, özellikle ilk ve ortaöğretimde, faydalandıkları en önemli kaynak ise eğitimin köşetaşı olan öğretmenlerdir. Öğretmenler, öğrencilere eğitim verirken onları motive eder, çevresel faktörleri düzenler, hazır bulunuşluk düzeylerini belirleyip onlara uygun araçlarla öğrencilerin karşısına çıkar ve çeşitli eğitim öğretim yöntem ve teknikleriyle ders verir. Ancak en önemlisi onlarla iletişim kurar. Bir öğretmenin mesleki başarısı öğretmenin sadece anlatım becerisine değil aynı zamanda iletişim ve empati yeteneğine de bağlıdır. Öğretmenlerin empatik eğilimleri en nihayetinde onların örgüt içinde ve dışında gerçekleştirdiği iletişim durumlarını ortaya koymaktadır. Bu durumlar ise onların gerek meslek yaşamlarında gerekse günlük hayatlarında gerçekleştirdikleri iletişimin kalitesini bize gösterir. Yapılan bu çalışmayla branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin hangi değişkenlere göre farklılık göstermekte olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın Amacı Bilgi birikimlerinin yanında insanı eğiten ve şekil veren öğretmenlerin duygusal yönleri, incelenmeye ve üzerinde araştırma yapılmaya muhtaç bir konudur. Bu tezde öğretmenlerin duygusal yönlerinin hangi değişkenler neticesinde şekillendiğine cevap aranacaktır. Bu amaçla öğretmenlerin sosyo-demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, medeni durum), çalışma yaşamına ilişkin özellikleri (eğitim durumu, eğitimdeki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet) empatik eğilim düzeyi açısından ilişkisi karşılaştırılmıştır. Alt Problemler Araştırmanın alt problemleri toplamda 8 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden elde edilen veriler ile oluşturulmuştur. Evren ve Örneklem Yapılan bu çalışmanın evreni, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde İstanbul'un Avcılar ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan resmi okullarda çalışan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise İstanbul ili Avcılar ilçesinden basit rastgele örnekleme yoluyla seçilmiş 3 ortaokulu kapsamaktadır. Okullarda bulunan öğretmenlere anketler gönüllülük esasına dayalı olarak dağıtılmış ve gerektiğinde açıklamalar yapılmıştır. Verilerin Toplanması Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi yerli ve yabancı kaynaklardan elde edilen literatür taraması ile oluşturulmuştur. Verileri elde etmek için bir adet demografik bilgi formu bir adet de Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formu 8 sorudan oluşmaktadır.(EK-I) Bu sorular cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, öğretmenlikteki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet ile ilgili sorulardır. Bir diğer ölçek ise Empatik eğilim ölçeğidir ve 20 maddeden oluşmaktadır.(EK-II) Bulgular Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin57' si ( %57 ) bayan öğretmenlerden, 43' ü ( %43 ) erkek öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 29'u ( %29 ) 20-30 yaş aralığında, 50'si ( % 50 ) 31-40 yaş aralığında, 16'sı ( %16 ) 41-50 yaş aralığında, 5'i ( %5 ) 51-60 yaş aralığındadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 77'si ( %77 ) evli, 23'ü ( %23 ) bekardır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 92'si ( % 92 ) lisans mezunu 8'i ( %8 ) yüksek lisans mezunudur. Doktora mezunu örneklemde yer almamaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 56'sının ( %56 ) kıdem yılı 1-10 yıl arası, 30'unun ( %30 ) 11-20 yıl arası, 14'ünün ( %14 ) ise 21 ve daha fazla olduğu görülmüştür. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 7'sinin ( %7 ) Beden Eğitimi Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni, 11'inin ( %11 ) Fen ve Teknoloji Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Görsel Sanatlar Öğretmeni, 14'ünün ( %14 ) İngilizce Öğretmeni, 18'inin ( % 18 ) Matematik Öğretmeni, 3'ünün ( %3 ) Müzik Öğretmeni, 2'sinin ( %2 ) Rehberlik Öğretmeni, 12'sinin ( %12 ) Sosyal Bilgiler Öğretmeni, 4'ünün ( %4 ) Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni, 17'sinin ( %17 ) Türkçe Öğretmeni olduğu saptanmıştır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 85'i ( %85 ) öğretmenlik mesleğinden memnunken, 15'i ( %15 ) bu meslekten memnun olmadığını belirtmiştir. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 87'si ( %87 ) öğretmenlik mesleğini isteyerek seçmiştir. 13 öğretmen ( %13 ) ise bu mesleği isteyerek seçmemiştir. Araştırmaya katılan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden aldıkları puanların yaş, medeni durum, eğitim durumu, mesleki kıdem, branş ve mesleki memnuniyet değişkenlerine göre farklılık anlamsız bulunmuştur. Bununla beraber örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 4,67; p< ,05). Örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların mesleği isteyerek seçme değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 3,84; p< ,05).
Ön ergenlik döneminde üstün zekâlı öğrencilerin empati eğlimlerinin normal gelişim sergileyen öğrencilere göre incelenmesi
Bireyin kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve psikolojik durumunu hissetme ve anlama becerisi olarak belirtilen empati yeteneği, sadece karşısındaki kişinin duygularını anlama yeteneği değil aynı zamanda bu duyguları ifade edebilme becerisi olduğu da söylenmektedir. Sosyal varlık olan insanın sağlıklı iletişim ve etkileşim kurması için gerekli olan empati becerisi son zamanlarda sık sık araştırılan ve tartışılan bir konu halindedir. Bu çalışmanın ana amacı da ön ergenlik döneminde üstün zekâlı öğrencilerin empati eğilimlerinin normal gelişim sergileyen öğrencilere göre karşılaştırılmasıdır. Empati duygusu, kişilerarası iletişim ve olumlu ilişkilerde önemli rol oynamaktadır. Birdenbire gelişemeyen empati duygusunun bu gelişim sürecinde aile, okul ve yakın çevrenin etkisi büyüktür. Bu çalışmada da öğrencilerin empati düzeyleri onların bazı demografik özellikleri ile de karşılaştırılmıştır. Araştırma Türkiye'nin İstanbul ilinde eğitim almakta olan 12-14 yaş aralığında öğrencilerle yapılmıştır. Bu araştırmada tarafımdan tertiplenen Demografik Soru Formu ve 2010 senesinde Kaya ve Siyez tarafından geliştirilmiş olan Ka-Si Ergenlerde Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üstün zekâlı öğrencilerin empati eğilimlerinin normal gelişim gösteren öğrencilere göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Üstün Zekâlı Öğrenciler, Empati, Ergenlik.
Evcil hayvan sahibi olan ve olmayan bireylerde yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algısı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada evcil hayvan sahibi olan ve olmayan yetişkin bireylerde yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algısı ilişkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini 18-70 yaş arası yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 37 farklı şehirden, 163 kadın ve 186 erkek olmak üzere 349 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların 168'i evcil hayvan sahiplerinden, 85'i evcil hayvan sahibi olmayanlardan, 99'u ise önceden evcil hayvan sahibi olanlardan oluşmaktadır. Araştırmada başvurulan veri toplama araçları ise, Demografik Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Empatik Eğilim Ölçeğidir. Evcil hayvan sahibi olan ve olmayan kişilerin yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algılarını karşılaştırmak için ANOVA testi yapılmıştır. Bu test sonucunda, evcil hayvana sahip olma durumuna göre yaşam doyumu ve empatik eğilim puan ortalamalarının anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, evcil hayvana sahip olma durumuna göre yalnızlık puan ortalamaları anlamlı bir farklılık göstermiştir. Evcil hayvanı olan katılımcıların yalnızlık puan ortalamaları, evcil hayvanı olmayan ve daha önce evcil hayvanı olan katılımcıların puan ortalamalarından anlamlı olarak daha yüksektir. Ayrıca yapılmış olan pearson korelasyon analizine göre; evcil hayvana sahip katılımcıların yalnızlık puanları arttıkça yaşam doyumu puanlarının azaldığı, empatik eğilim puanları arttıkça yaşam doyumu puanlarının da arttığı gözlenmiştir. Evcil hayvana sahip katılımcıların yalnızlık puanları arttıkça empatik eğilim puanlarının azaldığı gözlenmiştir.
İlköğretim dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul - red düzeyleri ile empatik eğilim düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu arastırmada; ilkögretim dördüncü ve besinci sınıfa devam edenögrencilerin algıladıkları ebeveyn kabul-red düzeyleri ile empatik egilim düzeyleriarasındaki iliski ögrencilerin cinsiyet, devam ettikleri okul, sınıf, kardes sayıları,akademik basarıları, anne babanın ögrenim durumları, gelir düzeyleridegiskenlerine göre incelenmistir.Arastırma grubunu 2011-2012 egitim-ögretim yılında, stanbul li AvrupaYakası Küçükçekmece lçesindeki; Mustafa Kemal Pasa lkögretim Okulu veSultan Murat lkögretim Okuluna devam eden, her okuldan dördüncü ve besincisınıfların her birinden 250 kız, 243 erkek olmak üzere toplam 493 ögrenciolusturmaktadır.Arastırmada Kisisel Bilgi Formu, KA-S Empatik Egilim Ölçegi (Kaya,Siyez, 2010) ve Çocuk/ Ergen Kabul- Red Ölçegi Kısa Form (Rohner, 2005)kullanılmıstır.
13-15 yaş grubundaki bireylerde empatinin aleksitimi düzeyleri üzerindeki etkisi
Duyguları tanımlamada ve ifade etmede yetersizlik duyma olarak en genel şekilde ifade edilen aleksitimi, günümüzde giderek artan bir şekilde toplumda görülmektedir. Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarda aleksitimi semptomlarının arttığı ifade edilebilir. Yine en genel tanımıyla kendisini başkasının yerine koyma, başkası gibi düşünme şeklinde tanımlanabilecek olan empatinin de literatürde giderek azaldığı ile ilgili çalışmalar mevcuttur. Öte yandan aleksitimi ile empati arasındaki ilişkiyi inceleyen yeterli çalışma mevcut değildir. Bu nedenle bu çalışmada, ilköğretim çağındaki bireylerin aleksitimi ile empati düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada bu bağlamda, İstanbul ili Ayazağa İlköğretim Okulunda ve Mehmet Ipgin İlköğretim okulunda 2014-2015 eğitim öğretim yılında öğrenim gören (n=170) ilköğretim öğrencisine, Sarıyer belediyesi aile danışma merkezine gelen danışanlara ve Sarıyer belediyesi yaz kurslarına giden öğrencilere Baron Empati Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeğini içeren anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre 13-15 yaş grubundaki bireylerde aleksitimi düzeyleri ile empati düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür (p<0,01). Bireylerin empati düzeyleri üzerinde sadece kardeş sayısı ve babanın eğitimini istatistiksel olarak anlamlı bulunurken; aleksitimi düzeyleri üzerinde ise sınıfın istatistiksel olarak anlamlı etkisinin olduğu saptanmıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Aleksitimi ; Eşduyum; İlkokul.
Yönetici hemşirelerin kişisel açılım ve geri bildirim düzeylerinin empatik eğilim ve kişilerarası problem çözme becerileriyle ilişkisi
Bu araştırma; yönetici hemşirelerde kişisel açılım ve geri bildirim düzeylerinin empatik eğilim ve kişilerarası problem çözme becerileriyle ilişkisini incelemek amacıyla tarama modelinde, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma; Eylül 2015-Kasım 2016 tarihleri arasında İstanbul ili içinde bulunan devlet üniversitelerinin hastanelerinde çalışan yönetici hemşirelerle gerçekleştirildi. Veriler, araştırmacı tarafından yönetici hemşirelerin kendilerini tanıtan, sosyodemografik özelliklerini içeren Yönetici Hemşirelerin Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu, Johari Penceresi Testi, Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ), Kişilerarası Problem Çözme Envanteri(KPÇE) ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (ortalama, standart sapma, frekans), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U post hoc testi, Spearman Rho Korelasyon Analizi kullanıldı. Anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin meslekte çalışma sürelerinin 3,5 ile 40 yıl arasında değişmekte olup, yönetici olarak çalışma sürelerinin ortalaması 9,41±7,96 olarak saptandı. Yönetici hemşire ön lisans mezunlarının probleme olumsuz yaklaşma durumlarının, lisans mezunlarına göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. Haftalık 40 saat ve üzerinde çalışan hemşirelerin kendine güvensizlik durumunun, haftalık 40 saat çalışanlardan daha yüksek olduğu saptandı. Kendi isteğiyle yönetici pozisyonuna atanan hemşirelerin empatik eğiliminin, görevlendirme ile atananlardan daha yüksek olduğu bulundu. Yönetici hemşirelerin kişisel açılım düzeylerinin, probleme olumsuz yaklaşma ve kendine güvensizlik ile empatik eğilim arasında negatif yönde %20,8 ve %24,7 düzeylerinde anlamlı ilişki olduğu belirlendi. Yönetici hemşirelerin geri bildirim düzeylerinin, yapıcı problem çözme ve ısrarcı sebatkar yaklaşım ile empatik eğilim arasında pozitif yönde %22,3 ve %23,3 anlamlı bir ilişkisi olduğu saptandı. Araştırma sonucunda, yönetici hemşirelerin kişisel ve geri bildirim düzeylerinin düşük, empatik eğilimlerinin orta düzeyde, problem çözme konusunda ise başarılı, karşılaşılan güçlüklerle baş edebilme seviyesi yüksek, kendine güvenen bireyler olduğu saptandı. Anahtar kelimeler: Kişisel açılım, empati, problem çözme, johari
Öğretmen adaylarının uyku ritmi empati-sempati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Uyku insanlık var olduğu günden beri var olan ve bilimsel anlamda incelenmesi yakın geçmişe dayanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Uyku ile ilişkili olan birçok kavram olduğu bilinmekte ve özellikle psikolojik kavramlar uyku ile olan ilişkileri anlamında ilk sırada yer almaktadır. Bu çalışmada uyku ritmi, empati-sempati ve depresyon arasındaki ilişkilerin çeşitli değişkenler göre araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma hem betimsel hem de ilişkisel tarama modeli kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde formasyon eğitimi alan 336 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışma kapsamında katılımcılara Demografik Soru Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Sabahçı – Akşamcı Uyku Tipi Ölçeği, ve Empati-Sempati Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma sonucunda SPSS paket programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda akşamcıl, sabahçıl ve ara tip uyku ile depresyon ve empati-sempati ölçekleri puanları arasında anlamlı bir korelasyonun olmadığı görülmüştür. Kategorik değişkenler (Cinsiyet, spor yapma, gelecek beklentisi) ile uyku tipleri arasında anlamlı bir ilişkinin görülmediği ancak öğretmen adaylarının uyku tipleri ile madde kullanımları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu (X2 (sd =4, N= 336) =14,823, P = ,005 < .05) görülmüştür. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Akşamcıl, sabahçıl veya ara uyku tipi olmanın birçok değişken tarafından yordanmadığı ve bu bulguların daha önce yapılan çalışmalarla örtüştüğü görülmüştür.
Çekirdek aileye ve tek ebeveynli aileye sahip ergenlerin sosyal kaygı düzeyleri ile empatik eğilimleri arasındaki ilişki ve sosyoterapi
Bu araştırmanın amacı çekirdek ve tek ebeveynli aileye sahip ergenlerin empatik eğilim düzeyleri ile sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Birey için aile doğumdan önce başlayan ve ölüme dek süren yaşam döneminde bilişsel, duyuşsal, tinsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerine etki eden en önemli kurumdur. Bireyin yaşam döngüsü olduğu gibi aile'nin de bir yaşam döngüsü vardır ve bu döngü içerisinde aile sistemini oluşturan alt sistemlerin durumlarına göre farklı türlerde aileler oluşmaktadır. Tek ebeveynli aileler ebeveyn alt sisteminde bir üyenin kaybı ya da üyelerin evlilik birliklerini sonlandırması ile oluşabilmektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinde olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi liselerde 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde 9.ve 10.sınıflar arasında eğitim öğretim gören 143'ü tek ebeveyne sahip, 237'si çekirdek aileye sahip toplam 380 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak araştırmacının ergenlerin sosyo-demografik özelliklerine ulaşmak amacıyla hazırladığı 'Ergen Görüşme Formu', Aydın ve Sütçü (2007), tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan ' Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ)' ve Kaya ve Siyez (2010), tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan 'KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği-Ergen Formu' kullanılmıştır. Araştırma bulgularında ergenlerin cinsiyetleri, eğitim-öğretimlerine devam ettikleri okul türü ile, babalarının çalışma durumu, empatik eğilim düzeyleri arasında ve psikolojik destek almaları, babalarının çalışma durumu ve göç deneyimleri ile sosyal kaygıları arasında ve ergenlerin harçlık düzeyleri ve aile durumları arasında anlamlı bir ilişki anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p < 0,05). Araştırma bulguları sonucunda ergenlerin empatik eğilimleri ile sosyal kaygı düzeyleri arasında fakat pozitif yönde (r = ,09) zayıf ve anlamlı olmayan (P = ,065 > 0,05) ilişki saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular Sosyal Hizmet alanı için önemli bulgular içermektedir. Elden edilen bulgular çerçevesinde çocuk ve gençlik refahı alanı ve ailelerle sosyal hizmet alanlarında müracaatçı sistemlerinin ihtiyaç ve gereksinimlerini ortaya koymakta ve bireylerin sosyal hizmet müdahalesine duydukları gereksinimleri ortaya koymaktadır.
Evlilik uyumu ile empatik eğilim düzeyleri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada evlilik uyumu ile empatik eğilim düzeyleri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma grubunu 2020-2021 yılında İstanbul'da ikamet etmekte olan evli kadın ve erkeklerden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu gönüllülük esasına göre rastlantısal olarak seçilen 200 evli birey (103 kadın ve 97 erkek) üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verilerin toplanmasında; Sosyodemografik Veri Formu, Empatik Eğilim Ölçeği, Evlilikte Problem Çözme Ölçeği ve Evlilikte Uyumu Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde; örneklemin yapısını oluşturan verilere ilişkin betimleyici istatistikler, ölçeklere ilişkin güvenirlik ve faktör analizleri, bağımsız t testi, korelasyon, Anova testi ve farklılığa neden olan grubun testinde (Post-hoc analizinde) Tukey testi, bağımlı değişkenin bağımsız değişkenlerle olan ilişkisini değerlendirmede ise regresyon analizi kullanılmıştır. Değerlendirmelerde p değeri .05 olarak alınmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre cinsiyet ve eğitim durumu değişkenlerinin evlilik uyumunu yordamadıkları görülmüştür. Evlilik uyumu ile problem çözme becerisi arasında pozitif yönde iyi düzeyde; evlilik uyumu ile empatik eğilim düzeyi arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı; problem çözme becerisi ve empatik eğilim arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Bu alanda ülkemizde yapılan çalışma sayısı sınırlıdır. Çalışmamızın Türkiye'de evlilik ile ilgili yapılan araştırmalara ve evlilik literatürünün gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmüştür.
Sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının empatik eğilim düzeyleri ile ikincil travmatik stres belirtileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının empatik eğilim düzeyleri ile yaşadıkları ikincil travmatik stres belirtileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan kesitsel desende yapılmış ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Çalışmada temel olarak sosyal hizmet, empatik eğilim, travma, ikincil travmatik stres kavramlarının incelenmesi yapılmaktadır. Çalışmanın verileri katılımcıların sosyodemografik bilgilerini almak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, ikincil travmatik stres belirtilerini ölçmek amacıyla geliştirilen Travma Sonrası Stres Belirtileri Ölçeği, empatik eğilim düzeylerini ölçmek amacıyla geliştirilen Empatik Eğilim Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın verilerini toplamak için İstanbul ilinin dokuz adet ilçesinde bulunan sosyal hizmet merkezlerinde çalışan 120 meslek elemanına anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistiki analiz paket programı ile çözümlenmiştir. Araştırma sonunda ikincil travmatik stres ile çalışma süresi ve yaş arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu cinsiyet, medeni durum ve meslek grubu açısından ise anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Empatik eğilim açısından ise cinsiyet, medeni durum ve yaş arasında anlamlı bir ilişki olduğu ancak çalışma süresi ile medeni durum arasında anlamlı bir olmadığı görülmüştür. Diğer taraftan sosyal hizmet çalışanlarının tekrarlayan düşünceleri arttıkça empatik eğilim düzeyinin azaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sosyal Hizmet, Empatik Eğilim, Travma, İkincil Travmatik Stres
Çevrimiçi oyun oynayan üniversite öğrencilerinin siber zorbalık/mağduriyet düzeyleri ile empati arasındaki ilişkinin incelenmesi
Siber mağduriyet ve zorbalık kavramları gelişen teknoloji ve bilimsel yeniliklerle birlikte hayatımızda daha çok yer etmeye başlayan kavramlardır. Özellikle çevrimiçi ortamın yaygınlığı ve sosyal medya kullanımındaki artış siber dünyanın bireyin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini artırmaktadır. Özellikle empati kavramı bu teknolojik gelişmeler ve çevrimiçi sosyalleşme durumunda olumsuz etkilenmektedir. Çalışmanın amacı çevrimiçi oyun oynayan üniversite öğrencilerinin siber zorbalık/mağduriyet düzeylerinin araştırmak ve empati ile ilişkisini incelemektir. Bu amaçla hazırlanan anket formunda sosyodemografik bilgi formu, Üniversite Öğrencileri İçin Siber Zorbalık Ölçeği ve Empatik Eğilim Ölçeği yer almıştır. Yapılan çalışmaya 120 kadın ve 280 erkek olmak üzere toplam 400 üniversite öğrencisi katılmıştır. Elde edilen bulgularda, kadın öğrencilerin empatik eğiliminin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca yaş, maddi durum, ebeveyn eğitim, ebeveyn birlikteliği, kardeş sayısı, kalınan yer, bilgisayar varlığı, internet kullanım ortamı, internet kullanım amacı, internet kullanım süresi ve oynanan oyun türleri değişkenlerine göre katılımcıların siber zorbalık/mağduriyet ve empati puan ortalamaları anlamlı farklılık göstermektedir. Siber zorbalık ve mağduriyet ile empati arasında negatif yönde ilişki bulunurken siber zorbalık ve yaş değişkenleri empati puanını yordamada anlamlı parametreler olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular özellikle genç bireylerde görülen siber zorbalık/mağduriyet kavramlarının anlaşılmasında, üniversite öğrencilerinde gözlenebilecek olumsuz durumlara ışık tutulmasında alanyazına güncel bilgiler sunmuştur.
Evli bireylerdeki evlilik uyumu ile özgecilik ve empatik eğilim arasındaki ilişkinin incelenmesi
Evlilik toplumun en küçük yapı birimi olan ailenin temellerinin atıldığı bir kurum olarak hem psikolojik hem sosyolojik önemde bir kavramdır. Evlilik içinde çiftlerin birbirleri ile uyumu ve evlilikten aldıkları doyum da belirleyici faktörlerdir. Empatik tutumlar ve özgeci davranışlar bireyin psikolojik iyilik haline yaptıkları katkılarla evlilik içinde önemli görülmektedir. Bu çalışmanın amacı evli bireylerin evlilik uyumu düzeyleri ile özgeci davranışlar ve empati tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve etkili olduğu düşünülen değişkenlerin araştırılmasıdır. Yapılan çalışmada içinde sosyodemografik bilgi formu, Evlilik Uyumu Ölçeği, Empatik Eğilim Ölçeği ve Özgecilik Ölçeği'nin olduğu anket formu uygulanmıştır. Yapılan çalışmaya 210 erkek ve 214 kadın olmak üzere toplam 424 kişi katılmıştır. Araştırmacı tarafından belirlenen demografik değişkenlere göre katılımcıların evlilik uyumu, empati ve özgecilik düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Evlilik uyumu ile empatik eğilim ve özgecilik arasında pozitif yönde ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca empatik eğilim ve yakınlık duygusundan kaynaklı özgeci davranışlar evlilik uyumunu anlamlı şekilde yordamaktadır. Elde edilen bulgular çiftler arası uyumu ve evlilik kalitesinin anlaşılmasında alanyazına güncel bilgiler sunmaktadır. Gerek çiftler gerek uzmanlar için de faydalı bulgular içermektedir.
Kasten öldürme suçu nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan erkek hükümlüler ile suç geçmişi olmayan erkek bireylerin dürtüsellik, duygu düzenleme becerileri ve empatik eğilimler açısından karşılaştırılması
Bu araştırma, kasten öldürme suçu nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan erkek hükümlüler ile suç geçmişi olmayan erkek bireylerin dürtüsellik, duygu düzenleme becerileri ve empatik eğilimler açısından karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, katılımcılara Barratt Dürtüsellik Ölçeği Kısa Formu (BIS-11-KF), Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ve Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Marmara 3 No'lu ve Marmara 7 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan 150 hükümlü ile suç geçmişi olmayan 140 birey oluşturmuştur. Psikiyatrik tanıya sahip 46 katılımcının verisi elendikten sonra analizler 120 hükümlü ve 124 kontrol grubu katılımcısı ile yürütülmüştür. Veriler cezaevi grubunda yüz yüze görüşmelerle, kontrol grubunda ise çevrimiçi olarak toplanmıştır. Analizlerde SPSS-25 programı kullanılmış; grup karşılaştırmaları için parametrik ve parametrik olmayan testler ile korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hükümlü grubunun motor dürtüsellik düzeyleri anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca suç geçmişi olmayan bireylerin duygu düzenleme becerileri puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Empatik eğilim puanlarında ise iki grup arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Hükümlü grubunda dürtüsellik ile duygu düzenleme ve empatik eğilim arasında negatif yönlü, duygu düzenleme ile empatik eğilim arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Benzer şekilde kontrol grubunda da dürtüsellik ile duygu düzenleme becerileri ve empatik eğilim arasında anlamlı negatif bir ilişki gözlemlenmiştir. Araştırmada duygu düzenleme becerileri, dürtüsellik ve empatik eğilim puanlarının bazı sosyo-demografik değişkenler (eğitim düzeyi, medeni durum, gelir düzeyi, aile üyeleriyle ilişki, madde kullanımı gibi) açısından farklılaştığı gözlemlenmiştir. Bulgular, ilgili literatür ışığında tartışılmış; çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Sonuçlar, ilgili literatür çerçevesinde ele alınarak yorumlanmış, çalışmanın sınırlılıkları tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için çıkarımlarda bulunulmuştur.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin empati eğilim becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Kalıcı izli davranış değişikliklerinin olduğu çocukluk yılları kişiliğe temel oluşturmaktadır. Bu nedenle insan yaşamının en kritik dönemidir ve ayrı bir öneme sahiptir. Bu dönemde kazanılan becerilerin, yetişkinlik dönemindeki davranışları etkilediği ve şekillendirdiği bilinmektedir. Günlük yaşantıların temeli insan ilişkilerine dayanmaktadır. Doğru insan ilişkileri kurabilmek bazı becerilerin kazanılmasına ya da geliştirilmesine bağlıdır. Kişilerarası iletişimde bireylerin empati ve problem çözme becerisine sahip olması önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle araştırmada ilkokul dönemi temel alınarak 10 yaş grubu örnekleme alınmış ve bu iki beceri üzerinde çalışılmıştır. Araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin empati eğilim becerileri ile problem çözme becerileri arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. Aynı zamanda ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin empati eğilim düzeyi ve problem çözme becerisinin öğrencinin cinsiyeti, kardeş sayısı, sosyoekonomik düzeyi, anne-baba yaşı ve anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya çıkarmaktır. Araştırmaya 2015-2015 eğitim öğretim yılı İzmir ili merkezi ilçeye bağlı üç ayrı ilkokuldan 418 dördüncü sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırmada öğrencilerin empati eğilimini ölçmek için "KA-Sİ Empati Eğilim Ölçeği (Çocuk Formu)", problem çözme becerilerini ölçmek için "Problem Çözme Envanteri" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Örneklem grubundan elde edilen veriler SPSS 23 programında analiz edilerek yorumlanmıştır. Bulguların analizinde gruplar arası farkı belirlemede Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruksal Wallis H Testi; hangi gruplar arasında farklılık olduğunu belirlemede Tukey ve Mann Whitney U Testi; gruplar arasındaki ilişkiyi belirlemede ise Pearson Çarpım Momentler Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde, öğrencilerin empati puanı ile problem çözme becerisine güven ve problem çözme puanları arasında pozitif yönlü orta kuvvetli bir ilişki bulunmaktadır. Empati ile kaçınma puanı arasında ise pozitif yönlü çok zayıf bir ilişki bulunmaktadır. Öğrencilerin empati eğilim düzeyleri ile cinsiyet, kardeş sayısı, anne yaşı, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu, sosyoekonomik düzey değişkenleri arasında anlamlı farklılık bulunurken; baba yaşı değişkeni ile arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Öğrencilerin problem çözme becerileri ile anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu, sosyo-ekonomik düzey değişkenleri arasında anlamlı farklılık bulunurken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne yaşı, baba yaşı değişkenleri ile arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Empati, Empatik eğilim, Problem, Problem Çözme, Problem Çözme Becerisi
Beden eğitimi öğretmenlerinin duygusal zeka ve empatik eğilim düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı beden eğitimi öğretmenlerinin duygusal zeka ve empatik eğilimlerinin incelenmesidir. Bununla birlikte araştırma duygusal zeka ve empatik eğilimin farklı demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını da ortaya koyabilmeyi amaçlamaktadır. Betimsel nitelikli tarama modeli yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada evren Balıkesir ilinde görev yapmakta olan beden eğitimi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmaya 142 erkek ve 84'ü kadın olmak üzere toplam 226 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veriler sosyo-demografik özellikleri, Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zeka Ölçeği ve Empatik Eğilim Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26.0 paket programına aktarılmıştır. Veriler incelenmiş ve verilerin analizinde istatistiksel yöntem olarak bağımsız gruplarda T testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda demografik verilerden cinsiyet değişkeni ile empatik eğilim arasında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Eğitim durumu, yaş, medeni durum, mesleki kıdem ve spor branşı değişkenleri ile empatik eğilim arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Cinsiyet ve eğitim durumu değişkenleri ve duygusal zeka arasında anlamlı bir farklılık bulunmakta iken yaş, medeni durum, mesleki kıdem ve spor branşı değişkenleri ile istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre empatik eğilim ve duygusal zeka arasında pozitif yönde, güçlü düzeyde, anlamlı bir ilişki vardır. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre kadınların empatik eğilimleri ve duygusal zekaları erkeklerden daha yüksek, lisansüstü mezunu beden eğitimi öğretmenlerinin lisans mezunu beden eğitimi öğretmenlerinin duygusal zekalarından daha yüksek olup, empatik eğilim düzeyi artarken duygusal zeka düzeyi de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi Öğretmeni, Empatik Eğilim, Duygusal Zeka
Pozitif psikolojik sermaye ve empatik eğilimin örgütsel davranışa etkisi
Bu çalışmanın amacı, Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez teşkilatı personelinin pozitif psikolojik sermaye ve empatik eğilim düzeyinin örgütsel davranışa etkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı'nda görevlerini sürdürmekte olan 187'si (%64.9) kadın, 101'i (%35.1) erkek toplam 288 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi toplama formu ile Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği, Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği ve Pozitif Örgütsel Davranış Ölçeği ve kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde; betimsel istatistiklerin yanı sıra bağımlı ve bağımsız değişkenlerin cinsiyet ile medeni durum değişkenlerine göre karşılaştırılması için T-testi; eğitim durumu, çalışma statüsü ve gelir algısı değişkenlerine göre karşılaştırılması için de One-Way ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan değişkenler arası ilişkinin belirlenebilmesi için Pearson Korelasyon testinden; bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirleyebilmek için de Çoklu Regresyon Analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçları dikkate alındığında katılımcıların pozitif psikolojik sermaye, empatik eğilim ve örgütsel davranış düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu ifade edilebilir. Ek olarak, katılımcıların empati düzeyinin çalışma statüsü ve gelir düzeyi değişkenlerine göre, pozitif psikolojik sermayelerinin ise medeni durum değişkenine göre ve örgütsel davranışlarının eğitim durumu değişkenine göre istatistiksel açıdan farklılaştığı tespit edilmiştir. Son olarak, katılımcıların pozitif psikolojik sermaye ve empatik eğilimlerinin örgütsel davranış özelliğini %60.4 düzeyinde yordadığı tespit edilmiştir.
Hemşirelik öğrencilerinde kültürlerarası duyarlılık, empatik eğilim, profesyonel benlik kavramı ve ilişkili faktörler
Amaç: Araştırmanın amacı hemşirelik bölümünde eğitim gören öğrencilerin kültürlerarası duyarlılık, empatik eğilim, profesyonel benlik kavramı ve ilişkili faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın amacı doğrultusunda yapılan çalışma nicel nitelikte kesitsel bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemini Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde öğrenim gören 316 hemşirelik bölümü öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan anket 4 bölümden oluşmaktadır. Anketin birinci bölümünde demografik soruların yer aldığı kişisel bilgi formu, ikinci bölümünde Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ), üçüncü bölümünde Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği (KDÖ) ve dördüncü bölümünde ise Profesyonel Benlik Kavramı Ölçeği (ÖHPBKÖ) kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada hangi analiz yönteminin kullanılacağını belirlemek amacıyla normallik analizi yapılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda değişkenler arasındaki farklılığı belirlemek için bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testi yapılmıştır. Ayrıca ANOVA test sonuçları doğrultusunda aralarında farklılık çıkan gruplarda farklılaşmanın hangi grup lehine olduğunu belirlemek içinde Post-Hoc Tukey analizi yapılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Tüm testlerde istatistiksel anlamlılık için p değerinin 0,05'ten küçük saptanma koşulu aranmıştır (p<0,05). Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri ve aylık gelir durumları ile empatik eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca hemşirelik bölümü öğrencilerin yaşamın geçtiği yer ve anne-baba eğitim düzeyleri ile empatik eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Araştırmaya katılan hemşirelik bölümü öğrencilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri ve baba eğitim düzeyleri ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca hemşirelik bölümü öğrencilerin aylık gelir durumları, yaşamın geçtiği yer ve anne eğitim düzeyleri ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Hemşirelik bölümü öğrencilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri ve anne eğitim düzeyleri ile profesyonel benlik algısı arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca hemşirelik bölümü öğrencilerin aylık gelir durumları, yaşamın geçtiği yer ve baba eğitim düzeyleri ile profesyonel benlik algısı arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). İlişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre; hemşirelik bölümü öğrencilerin empatik eğilimleri ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Hemşirelik bölümü öğrencilerin empatik eğilimleri ile profesyonel benlik algısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir(p<0.05). Ayrıca hemşirelik bölümü öğrencilerinin profesyonel benlik algısı ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Elde edilen bulgular doğrultusunda hemşirelik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin empatik eğilim düzeyleri, kültürlerarası duyarlılık düzeyleri ve profesyonel benlik algısının birbirini etkilediği herhangi bir değişkende meydana gelecek değişimin diğerlerini de etkilediği tespit edilmiştir. Değişkenlerin arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Empatik Eğilim, Kültürlerarası Duyarlılık, Profesyonel Benlik, Hemşirelik Öğrencileri
Beden Eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri düzeylerinin incelenmesi: Anadolu Üniversitesi örneği
Kişinin kendisini bir başkasının yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anladığını ona doğru bir şekilde ifade etme sürecine empati denir. Empatik eğilim, bireyin empati kurma potansiyeli, empatik beceri ise; bireyin karşısındakinin duygularını anladığını ona hissettirebilme becerisidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik becerileri düzeylerini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 güz öğretim döneminde Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören toplam 141 (60 bayan, 81 erkek) öğrenci oluşturmuştur. Betimsel nitelikteki araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Empatik Eğilim Ölçeği" ve "Empatik Beceri Ölçeği-B Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "standart sapma", iki grubun karşılaştırılmasında "t testi", çoklu karşılaştırmalarda "tek yönlü varyans analizi" ve öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyleri ile empatik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin yorumlanması amacıyla "pearson korelâsyon analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları orta düzeydedir. Öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları arasındaki ilişkinin düşük negatif yönlü (r=-.073) ve anlamsız olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyi ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın oluşmadığı, bölümü isteyerek seçip seçmeme değişkenine göre anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının empatik beceri düzeyi puanlarını ile cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi, bölümü isteyerek seçip seçmeme ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır. Öğretmenlik mesleği düşünüldüğünde, öğretmen adaylarının empatik becerilerinin yetersiz olduğu ve geliştirilmesi için uygun empati eğitiminin verilmesinin gerektiği söylenebilir.
Prejudice towards Syrian refugees in Turkey from a multilevel approach: The effects of empathy and threat in particular contexts
To understand the current and future processes in the issue of Syrian refugees, scrutinizing the relations between refugees and the local community is a quite crucial subject. The present research provides two experimental analyses regarding the roles of empathy and perceived threat in the levels of prejudice toward Syrian refugees in Turkey. In this regard, the objective of the current study is twofold. First is to uncover whether the level of prejudice changes across different experimental conditions, in which empathy- or threat-evoking situations are presented. The second is to observe whether the influences of the empathy and perceived threat on levels of prejudice vary when Right-Wing Authoritarianism (RWA) and Social Dominance Orientation (SDO) and the influences of contexts are also taken into account. The contexts were designated according to the proportion of refugees to the populations in different cities. By utilizing a multilevel approach as a framework, the individual, situational and contextual factors were combined and elaborated. The results revealed that while in the context of largest cities people were more vulnerable to being empathetic to Syrian refugees, the ones in the border district were affected by threat. The findings also yielded that when RWA and SDO were involved in the model, they did not appear as the significant predictors of prejudice in the context of border cities. However, both were observed as the substantial predictors along with empathy, in the largest cities. The research produced noteworthy implications, especially displaying the significance of the multilevel approach in such a multifaceted phenomenon.
İşitme engelli okullarında çalışan öğretmenlerin empati eğilimleri ile sınıf yönetim becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırma, İşitme engelli okullarında çalışan öğretmenlerin empatik eğilimleri ile sınıf yönetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışma evreni 2012?2013 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan işitme engelli okullarında çalışan yönetici ve öğretmenlerdir. Örneklem bu evren içinden araştırmaya katılan 174 öğretmendir.Araştırma ile ilgili veriler ?Empatik Eğilim Ölçeği ve Sınıf Yönetim Becerileri Ölçeği
İlköğretim öğretmenlerinin, kulüp faaliyetlerine ilişkin tutumları ile empatik eğilimleri arasındaki ilişki (Bağcılar ilçesi örneği)
Bu araştırmada İlköğretim Öğretmenlerinin, Kulüp Faaliyetlerine İlişkin Tutumları ile Empatik Eğilimleri Arasındaki İlişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, İstanbul ili Bağcılar ilçesindeki resmi ilköğretim okullarında görevli 290 kişi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Demografik değişkenlerin toplanmasına yönelik yazar tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Empatik Eğilim Ölçeği ve Tutum Ölçeği kullanılmıştır.Araştırmada; normal dağılım özelliği göstermeyen dağılımlar için non-parametrik teknikler, normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar için ise parametrik analiz teknikleri, bağımsız grup t testi, non-parametrik Mann Whitney-U testi, tek boyutlu varyans analizi (ANOVA), non-parametrik Kruskal Wallis-H testi, Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi kullanılmış olup, manidarlık .05 düzeyinde sınanmıştır.Bu araştırmanın sonuçlarıyla Bağcılar ilçesi resmi ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin Kulüp Faaliyetlerine İlişkin Tutumları yaş değişkeni, öğretmen istekliliği alt boyutu; mesleki kıdem değişkeni, sosyal katkı ve öğretmen istekliliği alt boyutları; okuldaki kıdem değişkeni, öğretmen istekliliği ile toplam puanlarında ; eğitici kulüp çalıştırma süresi değişkeni, öğretmen istekliliği alt boyutu; çalıştırdığı eğitici kulüp sayısı değişkeni, işlevselliğin kaybı ve öğrenci katılımı alt boyutları; medeni durum değişkeni, öğretmen istekliliği alt boyutu; okulun imkanları ve öğrenci katılımı alt boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Empatik eğilim cinsiyet değişkeninde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kulüp Faaliyetlerine İlişkin Tutumları ile Empatik Eğilimleri arasındaki ilişki de incelenmiş sonuç olarak; Kulüp Faaliyetlerine İlişkin Tutumları ile Empatik Eğilimleri arasında her hangi bir ilişki saptanmamıştır.Anahtar Kelimeler;Empatik Eğilim, Tutum, Kulüp.
Eğitim fakültesi öğrencilerinin empatik eğilimleri ile narsistik kişilik özellikleri
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının empatik ve narsisistik eğilimlerini değişik açılardan incelenmektedir. Araştırma, beş ana bölümden oluşmaktadır: Giriş, İlgili literatür, Bulgular ve Yorum ile Sonuç ve Öneriler şeklindedir.Araştırmanın evrenini 2010 ? 2011 akademik yılında öğrenim gören Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Zihinsel Engelliler Öğretmenliği ve İngilizce Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören toplam 150 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada öğrencilerin narsistik eğilimlerini belirlemek için, Atay tarafından 2009 yılında Türkçe standardizasyonu yapılan 16 soruluk Narsistik Kişilik Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin empatik eğilimlerini belirlemek için de 2009'da Bora ve Baysan tarafından Türkçe standardizasyonu yapılan Cambridge Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri için de ayrıca araştırmacı tarafından demografik bilgi formu geliştirilmiştir.Araştırmada demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca, demografik değişkenlere göre katılımcıların empatik puanları ve narsistik toplam puanlarında değişiklik olup olmadığı araştırılmıştır.Empati puanlarının cinsiyet, yaş ve algılanan gelir düzeyi değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Bağımsız Grup t Testi uygulanmış ve test sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca, empati puanlarının anne ve baba eğitim değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Bir Boyutlu Varyans Analizi (ANOVA) yapılmış ve bu analiz sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasında fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Empati puanlarının anne ? baba hayatta olup olmama değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Mann ? Whitney U testi yapılmış ve grupların aritmetik ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Empati puanlarının kardeş sayısı değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirleme üzere Kruskal ? Wallis Testi uygulanmış ve bu test sonucunda grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır.Narsisizmin alt boyutları (üstünlük, teşhircilik, otorite, sömürücülük, hak iddia etme ve kendine yeterlilik) puanlarının ve toplam narsisizm puanlarının cinsiyet, baba eğitim, katılımcıların okudukları bölüm, anne ? babanın hayatta olup olmama ve algılanan gelir düzeyi değişkenlere göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla Mann ? Whitney U testi yapılmış ve grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Ancak, narsisizm alt boyutlarından ?kendine yeterlilik? puanlarının yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan Mann ? Whitney U testi sonucunda, grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Katılımcıların narsisizm alt boyutları puanları ve toplam narsisizm puanlarının kardeş sayısı değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Kruskal ? Wallis Analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Katılımcıların narsisistik toplam ve alt boyutları; teşhircilik, otorite, sömürücülük, hak iddia etme ve kendine yeterlilik puanlarının anne eğitim değişkenine göre değişip değişmediğini belirlemek için Kruskal ? Wallis testi uygulanmış ve grupların sıra ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak, örneklemi oluşturan katılımcıların ?üstünlük? puanlarının anne eğitim değişkenine göre yapılan test sonucunda, grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Narsisizm ölçeğinin alt boyutlarının empati puanlarını yordama gücünü test etmek için hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır.Sonuç olarak, narsisizm ve empati kavramlarının yer aldığı bir araştırma ülkemizde henüz yapılmamıştır. Araştırmacılara daha geniş bir örneklem grubunda böyle bir araştırma yapmaları önerilir.
Sınıf öğretmenlerinin empatik eğilim düzeyleri (Beşiktaş ilçesi örneği)
Bu araştırma ilköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2011-2012 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde bulunan ilköğretim okullarında görev yapan 150 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırmada Kişisel Bilgi Formu ve Empatik Eğilim Ölçeği ( EEÖ ) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 18. 0 istatistik paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde frekans ve yüzdelik dağılımla, Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis H testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova), Scheffe testi kullanılmıştır. Anlamlılık seviyesi olarak 0, 05 kullanılmış olup, p<0, 05 olması durumunda anlamlı farklılığın olduğu, p>0, 05 olması durumunda anlamlı farklılığın olmadığı belirtilmiştir.Yapılan analiz sonucunda; sınıf öğretmenlerinin empatik eğilim düzeyi ile cinsiyeti, yaşı, sınıf öğretmenliğini isteme durumu ve meslekten memnun olma durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin medeni durum, eğitim durumu, mesleki deneyim ve iletişim eğitimi alma durumu değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Empati, ilköğretim, sınıf öğretmenliği