Marital adjustment

166 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Özel eğitime gereksinim duyan çocukların annelerinin evlilik uyumunun incelenmesi

Bu araştırma, özel gereksinimli çocukların annelerinin evlilik uyumlarının, çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma, özel gereksinimli çocuğa sahip olan 108 anne (n=108) ile yapılmıştır. Araştırmada Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ-DAS) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Demografik bilgi formu, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve 9 soru içermektedir. Çalışmada, Çift Uyum Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formundan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan varyans analizi ile özel gereksinimli çocuk annelerinin yaşının, eğitim durumunun, evlenme biçiminin, evlilik süresinin, sahip olduğu çocuk sayısının, çalışma durumunun, mesleğinin, özel gereksinimli çocuğunun tanısının ve gelir düzeyinin evlilik uyumuna etkisi incelenmiş ve araştırma sonucunda yalnızca annelerin çalışma durumu ile evlilik uyumları arasında anlamlılık bulgulanmıştır. Yapılan Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi ile anlamlılık bulgulanan çalışma grubunun, emekliler grubu olduğu görülmüştür.

AnnelerDemografiEvlilik uyumu+4
Derya Sarıyıldız
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite mezunu bireylerin evlilik doyumu ve cinsellik olgusuna bakışları

Bu araştırmanın temel amacı üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve cinsellik olgusuna ilişkin algılarının metafor analizi yoluyla incelenmesidir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle amaçsal örnekleme yöntemi ile ve nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli bağlamında nicel veriler toplanmış ardından amaçlı örnekleme yöntemi ile ve nitel araştırma yöntemlerinden metafor analizi yoluyla nitel veriler toplanmıştır. Bu karma yöntem araştırması literatürde "açıklayıcı ardışık desen" olarak adlandırılmaktadır. Araştırmanın nicel örneklemini 208 kadın 75 erkek olmak üzere toplam 283 evli birey oluşturmaktadır. Nitel örneklemi ise nicel veri toplama sürecine de katılmış ve nitel aşamaya da katılmaya gönüllü olan ayrıca araştırma amacına uygun 45'i kadın 30'u, erkek olmak üzere toplam 75 kişiden oluşmaktadır. Nicel veri toplama aracı olarak Çelik ve Yazgan İnanç (2009)'ın geliştirmiş oldukları "Evlilik Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel imgeleri (metaforları) belirlemek için "cinsellik…… gibidir; çünkü ………" cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Araştırmada elde edilen nicel bulgulara göre, üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının cinsiyet, yaş, evlilik yaşı, çocuk sahibi olup olmama ve gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde değiştiği görülmüştür. Cinsiyete göre bakıldığında, evlilik doyum ölçeği alt boyutlarından cinsel doyumun erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yaş değişkeni için ise, 35-39 yaş arasındaki bireylerin evlilik doyumu aile alt boyut puanlarının diğer yaşlarda olanlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Evlilik yaşına dair sonuçlar ise, 25-29 yaş arasında evlenmiş olan kişilerin evlilik doyumu ölçeği cinsellik alt boyut puanlarının görece geç yaşlarda evlenmiş olanlardan daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çocuk sahibi olmayan evli bireylerin evlilik doyumu cinsellik alt boyut puanlarının çocuk sahibi olanlardan daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Son olarak yüksek gelir düzeyine sahip bireylerin cinselliğe dair doyum puanlarının orta gelir düzeyinde olanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Diğer yandan evlilik süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre herhangi anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. Nitel kısımda yürütülen metafor analizi sonuçlarına göre ise; katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin toplam 75 adet ve 54 farklı geçerli metafor ürettikleri görülmüştür. Bu metaforlar ortak özellikleri bakımından 4 farklı kavramsal kategori (yiyecek-içecek olarak, bir eylem olarak, soyut bir kavram olarak, bir kavram/nesne olarak) altında toplanmıştır. Metaforların geliştiren katılımcı bağlamında yapılan incelemesinde; erkeklerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların kadınların geliştirdikleri metaforlardan daha fazla olumlu içeriğe sahip oldukları, yine evlilik yaşı daha düşük olanların da diğer katılımcılardan farklı olarak metaforlarına çoğunlukla pozitif anlam yüklenmiş oldukları belirlenmiştir. Yine gelir düzeyi yüksek olan kişilerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların orta gelirde olanlardan daha olumlu olduğu görülmektedir. Son olarak çocuk sahibi olmayan bireylerin cinselliğe ilişkin algılarının çocuk sahibi olanlardan daha olumlu olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel ve nitel bulgular bir arada benzer çalışmalar bağlamında tartışılarak çeşitli öneriler getirilmiştir. Tüm nitel bulguların nicel bulgularla tutarlı ve onları açıklayıcı nitelikte olduğu ileri sürülebilir. Ayrıca buna benzer başka çalışmaların daha geniş ve farklı yapıları da yansıtan örneklemler ile yeniden yapılmasının alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

CinsellikEvlilikEvlilik doyumu+4
Özgür Yıldız
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin çocukluk çağı travmaları ile evlilik uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiyi incelemek ve çocukluk çağı travmatik yaşam olaylarının evlilik uyumu ve yaşam kalitesi üzerinde etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmaya 2017-2018 yıllarında Eylül-Nisan aylarında İstanbul ilinin Anadolu yakasında farklı ilçelerinde rastgele seçilmiş 97 kadın, 68 erkek toplamda 165 evli birey katılmıştır. Katılımcılar araştırmaya, gönülülük esasına göre, çalışma hakkında bilgilendirilip, kabul ettikleri takdirde katılmıştır. Verilerin toplanmasında, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu (BGOF), Sosyodemografik Veri Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları (ÇÇTÖ), Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analiz işlemleri Statistical Package for Social Siences (SPSS) 22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Araştırmada örneklem sayısı 50'nin üzerinden olduğundan, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları (ÇÇTÖ), Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ) edilen puanların normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek örneklem Kolmogorov – Smirnov testi yapılmıştır ve ölçeklerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi testi ve ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı çıkan bulgular arasında farkı belirleyebilmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Katılımcıların Evlilik Uyum ve Çocukluk Çağı Travma Ölçeği ve Ölçeklerin Alt Boyut Puanlarının Evlilik Türüne (Görücü Usülü, Flört) Göre T-Testi Sonuçlarına cinsiyet değişkenine göre anlamlı ilişki olmadığı, uyum ölçeği puanı ortalamalarının evlilik uyum ve çocukluk çağı travma ölçeği ve ölçeklerin alt boyut puanlarının çocuk olma durumuna göre grup ortalamaları cinsiyete göre istatistiksel açıdan ise anlamlı bulunmuştur. Buna göre çocuğu olmayan ailelede travma daha fazladır, ancak çocuğu olan ailelede duygusal ihmal daha fazladır. Öte yandan, katılımcıların Uyum Ölçeği ve Travma Ölçeği Puanlarının Eğitim Düzeylerine lise mezunlarının uyum ölçeği puanları en yüksek ilkokul mezunlarının ise travma ölçeği puanları en yüksektir. Gelir Düzeylerine ise kötü ekonomik düzeye sahip aileler uyum ölçeği puanı en yüksek ancak kötü ekonomik düzeye sahip aileler travma ölçeği puanı en yüksektir. Katılımcıların çocukluk çağı travma ölçeği puanları arttıkça evlilik uyumu azaldığı söylenebilir. Determinasyon katsayısı dikkate alındığında, evlilik uyumundaki toplam varyansın (değişkenliğin) %12'sinin çocukluk çağı travmalardan kaynaklandığı söylenebilir. Araştırma sonucuna göre evli çiftlerin evlilik anlaşmaları ile ilişki tarzı ölçeği puanları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Travma, Evlilik, Çocukluk Çağı Travma, Uyum

Evli çiftlerEvlilikEvlilik uyumu+1
Filiz Gülgör
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin evlilikte problem çözme becerilerinin duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisi yönünden incelenmesi

Bu çalışma, evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinde, duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisinin yordayıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla, 342 (226 kadın, 116 erkek) evli birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Veriler internet üzerinden toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Form" ve "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS Statistics 22 paket programında, bağımsız örneklem t testi, iki yönlü ANOVA, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, evlilikte problem çözme becerileri; evlilik süresine, çocuk sahibi olunmasına, çatışmayı kimin başlattığına ve kişinin eşinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktayken; cinsiyete, yaşa, çalışma durumuna ve kişinin kendisinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Aynı zamanda evlilikte problem çözme becerilerinin evlilik süresine, çocuk sahibi olunması ve çatışmayı kimin başlattığına göre farklılaşmasında, yaş ve çalışma durumuna göre farklılaşmamasında cinsiyetin etkisinin olmadığı görülmektedir. Evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan anne ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutum ile anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan anne otoriter ve bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan baba otoriter, ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutumla anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan baba bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Ayrıca evlilikte problem becerilerini, duygusal zeka birinci sırada, algılanan ebeveyn ilişkilerinden anne demokratik ve bağımlı tutumlar ikinci sırada yordamaktayken; algılanan baba ebeveyn ilişkileri yordamamaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılarak klinisyenlere ve sonraki araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerAna-baba algısıDuygusal zeka+7
Mehmet Tükel
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde kişilik özelliklerinin evlilik uyumu ve evlilik doyumu üzerine etkisi

Kişilik özellikleri, evlilik hayatları boyunca bireylerin etkilendikleri ve evlilik yaşamlarına yön veren kavramlardır. Bu araştırma literatür tarama yöntemiyle evli bireylerde kişilik özellikleri ile evlilik uyumu ve evlilik doyumunun ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri 125 evli kadın ve 125 evli erkek olmak üzere toplam 250 evli bireyden elde edilmiştir. Araştırmada bireylerin evlilik uyumları Locke ve Wallace (1959) tarafından geliştirilen Evlilik Uyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Bireylerin evlilik doyumları; Çelik ve Yazgan-İnanç (2009) tarafından hazırlanan Evlilik Doyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Evli bireylerin kişilik özelliklerini değerlendirebilmek için Bacanlı ve arkadaşları (2009) tarafından geliştirilen Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Araştırmada bireylerin kişisel özellikleri 13 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu kullanılarak saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, evlilik uyumu beş faktör kişilik özelliklerinden nevrotizm ile negatif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Diğer taraftan, evlilik uyumu deneyime açıklık ve yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Evlilik doyumu ile beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde; evlilik doyumu ile nevrotizm arasında negatif yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Diğer taraftan, evlilik doyumu yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Anahtar kelimeler: Kişilik özellikleri, evlilik uyumu, evlilik doyumu

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+3
Ahsen Tuzcu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin değer yönelimlerinin cinsiyetçilik düzeylerinin evlilik uyumlarına etkisi

Bireylerin kendilik, çevre ve dünya algılarının oluşumunda ve değişiminde önemli bir boyut olan değerlerinin incelenmesi; onların hem mevcut tutum ve davranışlarını anlamaya, hem de gelecekte ne tür davranışta bulunacaklarını öngörebilmemize imkân vermektedir. Bu noktadan hareketle evli bireylerin sahip olduğu bireysel değerlerinin ve bu değerlerle bağlantılı olan cinsiyetçi tutumlarının; evlilik uyumlarını ne düzeyde yordadığının belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Toplumsal huzurun iyileştirilmesi ve devamlılığının sağlanması büyük oranda ruh sağlığı yerinde bireylerin oluşturduğu aile birlikteliğinde yaşanan evlilik uyumuyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu uyumu yordayan değişkenler bağlamında; demografik özelliklerin (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, gelir durumu, evlilik durumu, evlilik süresi), eşlerin bireysel cinsiyetçilik tutumlarının ve sahip oldukları değerlerinin aralarındaki etkileşim düzeyi önemlidir. Araştırmaya İstanbul ilinde ikamet eden ve gönüllü olarak katılımcı olan 100 evli bireyden 45 (% 50) kadın ve 45 (% 50) erkek olmak üzere toplam 90 kişi çalışma grubu olarak alınmıştır. Veri toplama için; araştırmacı tarafından geliştirilmiş nitel soruları da kapsayan Demografik Bilgi Formu ile birlikte Portre Değerler Anketi, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği ve Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgularda; evli çiftlerin değer yönelimlerinin cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ancak bireylerin evlenme durumlarına göre yeniliğe açıklık değer boyutunda farklılaşma gözlenmiştir. Evli çiftlerin cinsiyetçilik tutumları analiz edildiğinde, katılımcıların tutumlarının anlamlı düzeyde cinsiyete, eğitim ve gelir durumuna göre farklılaştığı, diğer demografik değişkenler açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Katılımcıların evlilik uyumu düzeylerinin sadece evlilik süresi değişkeni bağlamında anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Nitel bulgulara bakıldığında, kadın ve erkeklerin evliliğe ilişkin değerlendirmelerinin evlilik öncesi ve sonrasına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Evlilik ilişkisinde kadına ve erkeğe düşen rollere ilişkin katılımcı görüşlerinin de farklı temalarla ifade edildiği gözlenmiştir. Bu bulgular ilgili alan yazım bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değerler, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik, Evlilik Uyumu.

CinsiyetCinsiyetçilikDeğer orientasyonu+5
Dilek Malik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin evlilik uyumu ve evlilik doyumu düzeylerinin aşk düzeyi açısından incelenmesi

Bu araştırmada, evli bireylerin evlilik uyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu düzeylerinin aşk düzeyi ile ilişkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Aşk düzeyi kavramlaştırılması Sternberg'in Üçgen Aşk Kuramı kapsamında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini yaşları 21-75 arasında değişen 153'ü kadın, 87'si erkek olmak üzere toplamda 240 evli birey oluşturmaktadır. Aşk düzeyini ölçümlemek için "Sternberg Üçgen Aşk Ölçeği", evlilik uyumunu belirlemek için "Evlilikte Uyum Ölçeği", evlilik doyumunu belirlemek için "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve yaşam doyumunu belirlemek için "Yaşam Doyumu Ölçeği" uygulanmıştır. Ayrıca araştırmada kullanılan sosyodemografik ve ilişkisel değişkenleri belirlemek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin, katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak amacıyla bağımsız t-testi ve tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Ölçüm yapılan değişkenler arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla ise Pearson korelasyon analizi, basit regresyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda evli bireylerin, evlilik uyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu düzeylerinin, aşk düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca evli bireylerin; araştırma değişkenleri düzeylerinin, eşleri ile yaş farkı, eşler arası eğitim düzeyi farkı, evlilik öncesi flört süresi, çocuk sayısı ve evlilik tanımı (aşk evliliği/mantık evliliği) açısından karşılaştırıldığında, anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Araştırma değişkenlerinin; cinsiyet, gelir düzeyi ve çalışma açısından karşılaştırıldığında anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir. Tüm bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

AşkDoyum düzeyiEvli çiftler+4
Gönül Öztürk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin bağlanma stilleri ve stresle başa çıkma yöntemlerinin evlilik uyumuna olan etkisi

Bu araştırma, evli bireylerin, bağlanma stilleri ve stresle başa çıkma yöntemlerinin evlilik uyumuna olan etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma İstanbul ili içerisinde bulunan evli, eşi ile birlikte yaşayan 100 kadın, 100 erkek; toplam 200 evli kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, eşlerden yalnızca birine veri toplama araçları uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmaya katılan evli bireylere; Bireysel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ), Çift Uyum Ölçeği ve İlişki Ölçekleri Anketi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 21.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart Sapma), t testi, ki-kare testi ve pearson momentler çarpımı korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, evlilik uyumu ve stresle başa çıkma yöntemleri arasında anlamlı ilişki bulunmakla birlikte bağlanma stilleri ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Bunun yanı sıra, evlilik uyumu ile cinsiyet, evlilikte sorun yaşama, oturulan yerin aileye yakın olması ve oturulan yerin eşin ailesine yakın olması arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ölçekler arasındaki ilişkilere bakıldığında, ilişki ölçekleri (bağlanma stilleri) anketi ile stresle başa çıkma tarzları ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer yandan ilişki ölçekleri anketi ile çift uyum ölçeği arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Evlilik Uyumu, Bağlanma Stili, Stres, Stresle Başa Çıkma

Bağlanma stilleriEvli çiftlerEvlilik+4
Gamze Köse
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde çocukluk çağı ruhsal travmalarının evlilik uyumu üzerindeki etkisi: Duygusal şemaların aracı rolü

Bu araştırmada, çocukluk çağı ruhsal travmalar, duygusal şemalar ve evlilik uyumu arasındaki ilişkiler ele alınmaktadır. Çalışmada çocukluk çağına ait istismar/ihmal yaşantılarının evli bireylerin evlilik uyumuyla ilişkisinde duygusal şemaların aracılık rolünün incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemi yaşları 20 ve 60 arasında değişen toplam 713 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılara ait veriler Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Leahy Duygusal Şema Ölçeği II ve Çiftler Uyum Ölçeği aracılığıyla elde edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analiziyle incelenirken aracılık analizi için Process Macro eklentisindeki Bootstrapping yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, çocukluk çağı ruhsal travmalar ve işlevsel olmayan duygusal şemalar arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki bulunurken, çocukluk çağı ruhsal travmalar ve işlevsel olmayan duygusal şemalar ile evlilik uyumu arasında orta düzeyde negatif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir. Duygusal şemaların aracılık etkisi incelendiğinde ise olumsuz duygusal şemaların, çocukluk çağı ruhsal travmalar ve evlilik uyumu arasındaki ilişkiye kısmi olarak aracılık ettiği görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgular ilgili literatür bağlamlında tartışılmıştır.

Duygusal şemaEvli çiftlerEvlilik+2
Mehtap Taban
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde fonksiyonel olmayan tutumlar ve bilinçli farkındalığın cinsel doyum üzerine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı, evli bireylerde fonksiyonel olmayan tutumlar ve bilinçli farkındalığın cinsel doyum üzerindeki etkisini vecinsel doyumun birtakım sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşmasını araştırmaktır. Araştırmada, katılımcı olmayı gönüllü olarak kabul eden 122'si kadın, 92'si erkek toplam 214 evli bireye Demografik Bilgi Formu, Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (FOTÖ), Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği (GRCDÖ) ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BFÖ) uygulanmıştır.Çevrim içi olarak google drive üzerinden toplanan verilerin ilk olarak SPSS programında güvenirlikleri hesaplandı. Cinsel doyumun evli bireylerin çeşitli sosyodemografik özelliklerine göre farklılaşması incelenirken Bağımsız Gruplar için t Testi ve Bağımsız Gruplar İçin Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulandı. Ana değişkenler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Analizi ve Adımsal (Stepwise) Çoklu Doğrusal Regresyon ile analiz edildi. Yapılan analizler, evli bireylerde cinsel doyum ve bilinçli farkındalık arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda cinsel doyum ve fonksiyonel olmayan tutumlar arasında da anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Evli erkeklerde bilinçli farkındalığın cinsel doyum düzeyindeki değişimi %14,3 oranında açıkladığını; fonksiyonel olmayan tutumların ise erkeklerin cinsel doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olmadığı görülmüştür. Evli kadınlarda fonksiyonel olmayan tutumların cinsel doyum düzeyindeki değişimi %7,8 oranında açıkladığını; bilinçli farkındalığın ise kadınların cinsel doyumu üzerinde anlamlı bir yordayıcı olmadığı görülmüştür. Araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Bilinçli farkındalıkCinsel doyumEvli çiftler+5
Berfin Cihan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öfke ifade tarzları ve iç dış denetim odaklarının evlilik uyumu ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, bireylerin evlilik ilişkisi çerçevesinde birbirleriyle olan uyumunun ne gibi faktörlere dayandığını anlamaktır. Geçmiş çalışmalar temel alınarak, evlilik uyumu ile ilişkili olması olası iki faktör; öfke ifade tarzları ve iç dış denetim odakları olarak düşünülmüştür. Bu araştırmada ilişkisel tarama yöntemi ile evli bireylerin öfke ifade tarzları, iç dış denetim odakları ve evlilik uyumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan evli bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu evreni temsilen seçilmiş olan 100 evli erkek ve 100 evli kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi toplam 200 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, sürekli öfke ve öfke ifade tarzı ölçeği, evlilikte uyum ölçeği ve iç dış denetim ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın tüm verileri SPSS 24.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini ölçmek için Kolmogorov Smirnov Testi uygulanmıştır. Çalışmada normal dağılım göstermeyen ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U Testi, üç veya daha fazla grubun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Spearman Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bilgilere göre; katılımcıların Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı ölçeği alt boyutları olan; sürekli öfke, öfke ifade tarzı-öfke içe, öfke ifade tarzı- öfke dışa puanları ile evlilik uyumları arasında negatif yönlü bir ilişki belirlenmiştir. Sonuç olarak katılımcıların sürekli öfke, öfke ifade tarzı- öfke içe, öfke ifade tarzı- öfke dışa puanları arttıkça onların evlilik uyumları azalmaktadır. İç-Dış Denetim Odağı alt kategorisi olan aile ilişkileri için denetim odağı puanları ile evlilik uyumu puanları arasında pozitif, İç-Dış Denetim Odağı başarı için denetim odağı alt kategorisi puanları ile evlilik uyumu puanları arasında negatif bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların; Aile içi ilişkiler için denetim odağı alt kategorisi puanları arttıkça evlilik uyumları da artmakta, başarı için denetim odağı alt kategorisi puanları arttıkça evlilik uyumu puanları da azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Evlilik Uyumu, İç Dış Denetim, Öfke, Öfke Kontrolü

DenetimDenetim odağıEvlilik uyumu+2
Melis Turgut Çapraz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik uyumunun ilişki özyeterliği ve spiritüel iyi oluş ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, evlilik uyumu, ilişki özyeterliği ve spiritüel iyi oluş arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi korelasyonel araştırma modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan en az 1 yıllık evli 578 birey (177 erkek, 401 kadın) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Yakın Doğu Evlilik Uyumu Ölçeği, İlişki Özyeterlik Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Veriler bağımsız örneklemler için t testi ve Pearson korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. Aracılık analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini ortaya çıkarmak için regresyon temelli aracılık makrosu (Process Model 4) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre bağımsız örneklemler için t testinde, evli bireylerin evlilik uyumu ve ilişki özyeterliği puanları cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşırken spiritüel iyi oluş puanları farklılaşmamıştır. Buna göre erkeklerin evlilik uyumu ve ilişki özyeterliği puanları kadınlardan daha yüksektir. Korelasyon analizine göre evlilik uyumu ile ilişki özyeterliği arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki, evlilik uyumu ile spiritüel iyi oluş arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Spiritüel iyi oluş ile ilişki özyeterliği arasında ise pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Aracılık analizi sonucuna göre ilişki özyeterliği evlilik uyumunu hem toplam olarak hem de doğrudan pozitif yönde ve anlamlı düzeyde yordamıştır. İlişki özyeterliğinin spiritüel iyi oluş aracı değişkeninin varlığında evlilik uyumu üzerindeki etkisi de anlamlı bulunmuştur. Bu sebeple spiritüel iyi oluş, ilişki özyeterliği ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik uyumu, ilişki özyeterliği, spiritüel iyi oluş, maneviyat

EvlilikEvlilik uyumuManevi iyi oluş+3
Sümeyye Aydın Özdemir
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri tanılı hastalarda hastalık algısı, anksiyete, depresyon ve eş uyumu ilişkisi: Kontrollü bir çalışma

Problemin tanımı: Bu araştırmanın amacı, meme kanseri tanılı hastalarda hastalık algısı, anksiyete, depresyon ve eş uyumu ilişkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmada, cerrahi operasyon geçirmiş meme kanseri tanısı alan kadınlar ile meme kanseri tanısı olmayan ve başka bir nedenle cerrahi operasyon geçirmiş kadın hastalar karşılaştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Özel Gaziosmanpaşa Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi'ne başvuran 35 kadından oluşurken kontrol grubu ise Genel Cerrahi Polikliniği'ne başvuran 35 kadından oluşmaktadır. Veriler Sosyodemografik Veri Formu, Çiftler (eşler arası) Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADÖ) ve Hastalık Algısı Ölçeği (HAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışma ve kontrol grupları yaş ortalamaları sırasıyla 47.03±7.79 ve 44,51±9,00 olup aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Çalışma grubu ile kontrol grubu arasında medeni durum, eğitim, meslek bakımından istatistiksel olarak fark bulunamamıştır. Çalışma ve kontrol grubu arasında menopoz yaşı, ailedeki meme kanseri öyküsü, hastalıktan çevreye bahsetme, ameliyattan sonra cinsel ilişki sıklığı, ameliyattan sonra cinsel ilişkiden alınan zevk, ameliyattan sonra giyim ve kendine bakım, ameliyattan memnuniyet, hastalık hakkında bilgi, hastalıktan sonra eş davranışı, radyoterapi, kemoterapi, ameliyattan sonra korku ve endişe açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur.Meme kanseri tanılı kadınlarda ÇUÖ puanları kontrol grubundaki kadın hastalara oranla anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. Her iki gruptaki HADÖ ile ölçülen anksiyete ve depresyon düzeyleri karşılaştırıldığında benzer şekilde meme kanseri tanılı hastalarda anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. HAÖ ile ölçülen hastalık algısı toplam puanı ve alt boyutların her üçünden (belirtiler, algı ve nedenler) alınan puanlar, meme kanseri tanılı hastalarda kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Özetle çalışmamızda, kadınlarda çok sık rastlanan bir sağlık problemi olan meme kanserinde hastalık algısı ve eşler arası uyumun yanı sıra anksiyete ve depresyon düzeylerine dikkat çekilmiş, hastalık değişkenleri açısından incelenmiş ve sonuçlarımız literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Meme kanseri, hastalık algısı, anksiyete, depresyon, eş uyumu.

AnksiyeteDepresyonEvlilik uyumu+6
Buse Alamış
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik özellikleri ve karanlık üçlü kişilik özelliklerinin eş uyumu ile olan ilişkileri: Evli çiftlerde kesitsel bir çalışma

Amaç: Bu araştırmada Beş Faktör kişilik özellikleri (uyumluluk, deneyime açıklık, sorumluluk, nörotizm ve dışadönüklük) ve Karanlık Üçlü kişilik özellikleri (Makyavelizm, narsisizm ve psikopati) ile evli çiftlerde eş uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma örneklemini Adana ve İstanbul'dan seçilmiş 226 çift oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcıları Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Karanlık Üçlü Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT) ve Çift Uyum Ölçeği'ni doldurmuşlardır. Bulgular: Araştırmanın bulguları Makyavelizm, narsisizm, psikopati ve nörotizmin eş uyumunu olumsuz, sorumluluk ve uyumluluğun ise olumlu yönde yordadığını göstermektedir. Bunun yanında cinsiyetlere göre incelendiğinde kadınların Makyavelizm, narsisizm, uyumluluk, sorumluluk ve nörotizm puanlarının erkeklerin eş uyumunu yordadığı, erkeklerin psikopati, narsisizm, nörotizm ve uyumluluk puanların kadınların eş uyumunu yordadığı gözlenmiştir. Çiftlerin puan farkları ile ölçülen eş benzerliği ile çiftlerin eş uyumunun ilişkili olduğu gözlenmiştir. Sonuç: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Beş Faktör kişilik özellikleri ve Karanlık Üçlü kişilik özellikleri eş uyumunu etkilemektedir. Bunun yanında sosyodemografik özelliklere göre de bireylerin kişilik özellikleri ve eş uyumları farklılıklar göstermiştir. Elde edilen sonuçlar ve sınırlılıklar literatür ışığında tartışılmıştır.

Beş faktör kişilik modeliEvli çiftlerEvlilik uyumu+4
Yaprak Yurdakul
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi iletişim kalıpları, benlik kavramı ve evlilik uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada; evli bireylerin aile iletişim kalıpları ve özerk- ilişkisel benlik düzeylerinin, evlilik uyumu ile ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Aynı zamanda, katılımcıların aile içi iletişim kalıpları, evlilik uyum süreci ve benlik düzeyleri ile bazı sosyo demografik değişkenlerle aralarında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada 347 kişiye ulaşılmıştır. Evli çiftlerin ölçek yolu ile edinilemeyecek demografik bilgilerini öğrenmek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek olarak; Ailede Özerk-̇İlişkili Benlik Ölçeği, Aile İletişim Kalıpları Ölçeği, Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Evlilik uyumu ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Evlilik uyumu ile eğitim durumu ve evlilik uyumu ile evlilik kararı arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları alt ölçeklerinden uyum yönelimi ile cinsiyet arasında ve uyum yönelimi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile evlilik kararı arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde; uyum yönelimi ile yaş arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diyalog yönelimi ve yaş arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Benlik düzeyleri ile eğitim durumu arasındaki ilişkiye bakıldığında, özerk benlik düzeyleri ve ilişkisel benlik düzeyi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Benlik tipleri ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde, özerk ilişkisel benlik tipi ile yaş arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Yapılan analiz sonucunda; evli bireylerin kök aileden getirdiği iletişim kalıplarının özerk-ilişkili benlik düzeyiyle birlikte evlilik uyumu alt ölçeklerinden doyum ve uzlaşma puanlarını anlamlı düzeyde pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: özerk benlik, ilişkisel benlik, özerk-ilişkisel benlik, evlilik uyumu, aile içi iletişim kalıpları,

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerBenlik gelişimi+7
Melek Merve Erkılınç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik uyumunu yordamada narsistik kişilik özelliklerinin ve bağışlayıcılığın rolü

Bireylerin kişilik özelliklerinin evlilik uyumu ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Kişiler arası problemler ile karakterize olan narsistik kişilik özelliklerinin, evlilik uyumu üzerindeki etkisi literatürde göze çarpmaktadır. Sağlıklı bir iletişim için gerekli görülen bağışlayıcılık, evlilik uyumunu etkileyen bir diğer önemli kavramdır. Narsistik kişilik özellikleri, evlilik uyumu dışında, bağışlayıcılık ile de yakından ilişkilidir. Narsistik kişilik özellikleri, bağışlayıcılık ve evlilik uyumu değişkenlerini incelemek, bu değişkenler arası ilişkinin anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Bu araştırmanın amacı evlilik uyumunu yordamada narsisistik kişilik özellikleri ve affediciliğinin rolünü ortaya koymaktır. Araştırmaya 345 evli birey (183 kadın, 162 erkek) katılmıştır. Katılımcılara Sosyo-demografik Veri ve Bilgi Formu, Narsistik Kişilik Envanteri (NKE-16), Evlilikte Bağışlama Ölçeği-Olay (EBÖ-O) ve Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) ile oluşturulmuş anket bataryası online olarak sunulmuştur. Sosyo-demografik değişkenlerin değerlendirilmesi için betimleyici analizler, sosyo-demografik değişkenlerin bağımlı ve bağımsız değişken üzerindeki etkilerini incelemek için t-testi analizi, hipotezleri test etmek için ise korelasyon, basit doğrusal ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuçlara göre, narsistik kişilik özellikleri evlilik uyumu üzerinde yordayıcı bir role sahip olmamasına karşılık; Evlilikte Bağışlama Ölçeği'nin yardımseverlik alt boyutu pozitif, uzaklaşma alt boyutu ise negatif yönde anlamlı olarak evlilik uyumunu yordamaktadır. Ayrıca narsistik kişilik özellikleri, Evlilikte Bağışlama Ölçeği misilleme alt boyutunu pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır.

BağışlamaEvlilikEvlilik uyumu+6
Zeynep İpek Yücebıyık
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ve affetmenin evlilik uyumu ile ilişkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ile affetmenin, evlilik uyumu üzerindeki yordayıcı rolünün araştırılmasıdır. Yöntem: Bu amaç doğrultusunda çalışmanın örneklemini 22-69 yaş aralığındaki (41.07±11.04) 344 evli birey (175 kadın, 169 erkek) oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılar gönüllülük esasına dayalı olarak yer almışlardır. Veri toplamak amacıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Heartland Affetme Ölçeği (HAÖ) ve Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) katılımcılara 'online' olarak sunulmuştur. Verilerin analiz sürecinde, betimleyici analizler, ölçeklerin psikometrik analizi, Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), basit doğrusal regresyon ve çoklu regresyon analizleri SPSS programı ile yapılmıştır. Bulgular: Bulgulara göre, çocukluk çağı travmaları ile affetme evlilik uyumunu anlamlı olarak yordamaktadır. Erkeklerin, tanışarak/flört ederek evlenenlerin ve çocuğu olmayan katılımcıların evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Evlenme yaşı ve evlilik süresi arttıkça evlilik uyumunun da arttığı gözlenmiştir. Sonuç: Çalışmada, evli bireylerin çocukluk çağı travmalarının ve affetmenin evlilik uyumları üzerindeki etkisi incelenmiş ve anlamlı bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır. Araştırma sonuçlarının, evlilik uyumunu etkilemesi olası problemleri anlayarak evlilik uyumunun arttırılmasına yönelik yararı olacağı düşünülmektedir. Klinik uygulamalar açısından ise çocuklukta maruz kalınan travma yaşantılarının ve affetmenin önemi konusunda yol gösterici olması beklenmektedir.

BağışlamaEvlilikEvlilik uyumu+3
Pelin Sevinç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlişki odaklı ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtileri yordamada bağlanma stillerinin ve evlilik uyumunun rolü

Yetişkinlikte yakın ilişkilerde güvensiz bağlanmanın ilişkinin niteliğini etkilediği ve çeşitli psikopatolojileri öngördüğü bilinmektedir. İlişki ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonlar literatüre son yıllarda kazandırılmış bir kavram olmakla birlikte, psikopatoloji olarak ele alındığı görülmektedir. Güvensiz bağlanma ile ilişkili olan ilişki ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonların bir arada ele alındığı çalışmalar romantik ilişkiler kapsamında değerlendirilse de evli bireyler için araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, yetişkin bağlanma stilleri ile evlilik uyumunun, ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki yordayıcı rolünü araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul'da yaşayan 22-70 yaş (M=40.75, SS=10.57) aralığındaki 380 evli bireyden (200 kadın, 180 erkek) oluşmaktadır. Çalışma kapsamında katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar-2 Envanteri (YİYE-2), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Romantik İlişki Odaklı Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği (RİOKÖ) ve Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği (PİOKBÖ) verilmiştir. Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar T-testi, ANOVA tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal regresyon ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgulara göre, katılımcıların kaygılı ve kaçınmacı bağlanma stili ile evlilik uyumu, ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirti düzeylerini pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır. Araştırma bulgularının, Obsesif Kompulsif Bozukluğun romantik ilişkilerde ortaya çıktığı düşünülen ilişki ve partner odaklı türünün iyileştirilmesinde, bağlanma ve evlilik uyumunun rolünün göz önüne alınması konusunda klinisyenlere yol gösterici olması beklenmektedir.

BağlanmaBağlanma stilleriEvlilik+6
Ebru Pelin Özel
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik uyumunu yordamada psikolojik iyilik hali ve cinsel doyumun rolünün incelenmesi

Son yıllarda artan boşanma oranlarıyla beraber çiftler arasındaki evlilik uyumu ve çiftler arasında evlilik uyumunu etkileyen faktörler hakkında yürütülen çalışmaların sıklığı ve önemi artmıştır. Bireylerin psikolojik iyi oluşunu etkileyen stres, anksiyete, depresyon seviyelerinin evlilik uyumu ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Buna ek olarak, evlilik uyumunda cinsel doyumun rolü de sıkça çalışılan bir konu haline gelmiştir. Buna karşın, stres, anksiyete, depresyon ve cinsel doyumun evlilik uyumu üzerindeki etkisini boşanmaların yüksek olduğu 0-5 yıl arası evli çiftlerde inceleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı boşanma oranlarının sıklığının görüldüğü 0-5 yıl arasında evli olan bireylerin depresyon, anksiyete semptomları ve stres seviyeleri ile cinsel doyum düzeylerinin, evlilik uyumları üzerindeki yordayıcı rolünün klinik olmayan bir örneklemde araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini 21-50 yaş arası (Ort=30.08, SS=5.70) 95 evli çift (95 kadın, 95 erkek toplam 190 kişi) oluşturmaktadır. Araştırmada, Sosyodemografik ve Evlilikle İlgili Veri Formu, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği (YÇUÖ), Depresyon, Anksiyete, Stres-21 Ölçeği (DASÖ-21) ve Yeni Cinsel Doyum Ölçeği (YCDÖ) kullanılmıştır ve katılımcılara anket bataryası olarak internet üzerinden sunulmuştur. Sosyodemografik ve evlilikle ilgili değişkenlerin değerlendirilmesi ve bağımlı değişken üzerindeki farklılaştırıcı etkisini incelemek için betimleyici analizler ile bağımsız gruplar t-testi, araştırmanın hipotezlerini test etmek için ise korelasyon ve regresyon analizleri IBM SPSS 26.0 programı ile yürütülmüştür. Sonuçlara göre, her iki cinsiyet için de bireylerin stres düzeyinin evlilik uyumunu negatif yönde yordadığı, bunun aksine anksiyete semptomlarının evlilik uyumunu yordamadığı bulunmuştur. Kadınlarda Yeni Cinsel Doyum Ölçeği'nin eş-partner-cinsel aktivite merkezli alt boyutu, erkeklerde ise ben-merkezli alt boyut evlilik uyumunu pozitif yönde yordamıştır. Depresyon seviyesinin ise sadece erkeklerde evlilik uyumunu negatif yönde yordadığı bulunmuştur.

AnksiyeteCinsel doyumDepresyon+5
Melani Urş
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
11
Master'sOpen AccessTR

Ev kadınlarında tükenmişliği yordamada eş desteği ve evlilik uyumunun rolü

Bu araştırmanın amacı; eş desteği ve evlilik uyumunun ev kadınlarında tükenmişlik üzerindeki yordayıcı rolünün klinik olmayan bir örneklemle araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan ve çalışmayan 20-80 yaş aralığında (Ort=43.22, SS=12.27) 390 ev kadını oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Ev Hanımlarında Tükenmişlik Ölçeği (EHTÖ), Eş Destek Ölçeği (EDÖ), ve Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği (YÇUÖ) online olarak sunulmuştur. Sosyodemografik değişkenlere yönelik betimleyici analizlere ek olarak, sosyodemografik değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla t-test ve ANOVA, araştırmanın hipotezlerini test etmek amacıyla korelasyon ve hiyerarşik çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, sosyodemografik değişkenlerin ötesinde, eşten alınan duygusal destek ile maddi ve bilgi desteği ev kadınlarında tükenmişliği yordamazken, takdir desteği ve sosyal ilgi desteği tükenmişliği negatif yönde anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Ayrıca, evlilikte doyum ve uzlaşım ev kadınlarında tükenmişliği yordamazken, çatışma alt boyutu tükenmişliği pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Buna göre, eşten alınan takdir desteği ve sosyal ilgi desteği arttıkça ev kadınlarında tükenmişlik azalırken, evlilikte çatışma arttıkça ev kadınlarında tükenmişlik artmaktadır. Araştırma bulgularının evlilik ilişkisi içerisinde ortaya çıkan ev kadınlarında tükenmişliğin değerlendirilmesinde ve tedavisinde, eş desteği ve evlilik uyumunun rolünün klinik uygulamalarda yol gösterici olması beklenmektedir.

Ev kadınlarıEvlilikEvlilik uyumu+5
Ayşe Nehir Ulusoy
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan annelerde depresyon düzeyini yordamada evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliğinin rolü

Kadınların iş hayatında yer almasında görülen artış ile birlikte, sahip oldukları rollerin bireysel ve aile yaşantılarına etkileri araştırmacıların son yıllarda ilgi gösterdiği bir çalışma alanıdır. İçinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisinde, evden çalışan ve çocuğu olan evli kadınların artan yükler ile evliliklerinde zorlanmalar ve ebeveyn tükenmişliği yaşaması beklenmektedir. Kadın olmanın risk faktörü olarak değerlendirildiği depresyon için, bu faktörlerin rolü ülkemizde henüz araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliğinin depresyon üzerindeki yordayıcı etkisinin klinik olmayan bir örneklemde araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini evden çalışma deneyimi bulunan, 18 yaşın altında kendisiyle yaşayan çocuğu bulunan ve evliliklerini sürdüren 495 kadın (ORT=34.27, SS=5.88) oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Depresyon/Stres/Anksiyete Ölçeği'nin (DASS-21) Depresyon alt boyutu, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği (YÇUÖ), İş-Aile Çatışması Ölçeği (İAÇÖ) ve Ebeveyn Tükenmişlik Değerlendirmesi (ABT) Google Forms üzerimden online olarak sunulmuştur. Sosyodemografik özelliklerin değişkenler üzerindeki farkını görmek için t-test ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), hipotezleri test etmek için ise Pearson Korelasyon ve Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliği benzer oranlarda depresyonu yordamaktadır. Hem ofis hem evden çalışan katılımcılarla kıyaslandığında sadece evden çalışan katılımcıların daha fazla iş-aile çatışması deneyimlediği bulunmuştur. 0-2 yaş arası çocuğu olan annelerin, diğer annelerle kıyaslandığında daha fazla iş-aile çatışması yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kişilerin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça yaşadıkları ebeveyn tükenmişliğinin de arttığı bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulguların depresyon ile alakalı müdahale programlarında pratik ve teorik açılardan fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

AnnelerDepresyonEbeveyn tükenmişliği+6
Ülkü Parlak
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisinde çocuklardaki uyumlu sosyal davranış ile ebeveynlerin evlilik uyumu ve depresyon düzeyi arasındaki ilişki

Çocuklarda uyumlu sosyal davranış ebeveynlerin psikolojik iyi oluşu ve eşlerin evlilik içerisinde uyumlu olması ile yakından ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 önlemleri kapsamında okulların kapalı olduğu ve aile bireylerinin birbirleri ile daha fazla vakit geçirdiği süreçte, ebeveynlerin evlilik uyumu ve depresyon düzeylerinin çocuğun uyumlu sosyal davranışı ile ilişkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini, 2-8 yaş (M = 4.80, SS = 1.92) arası çocuğu olan 154 ebeveyn (77 anne, 77 baba) oluşturmaktadır. Bu çalışmada anne ve babalardan bireysel olarak Sosyodemografik Bilgi Formunu, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeğini (YÇUÖ), Depresyon Anksiyete Stres Ölçeğini (DASÖ 21) ve Uyumlu Sosyal Davranış Envanteri (USDE)'ni içeren çevrimiçi anket bataryası doldurulması istenmiştir. Çalışma verilerinin analizinde IBM SPSS for Windows 25 Statistics Standart (SPSS) v.25 aracılığıyla basit doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, anne ve babalar için çocuğun cinsiyeti ve çocuğun yaşı çocuğun uyumlu sosyal davranışı ile ilişkilidir. Her iki ebeveyn için, kız çocuklarındaki uyumlu sosyal davranış puanlarının erkek çocuklarına göre daha yüksek olduğu ve çocuğun yaşının uyumlu sosyal davranışıyla pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Annelerde evlilik uyumu, uyumlu sosyal davranışla pozitif yönde ilişkiliyken; babalarda depresyon, uyumlu sosyal davranış ile negatif yönde ilişkilidir. Araştırma bulgularının COVID-19 pandemi döneminde elde edilmiş olmasının, çocukların bu dönemdeki uyumlu sosyal davranışı ile ilişkili olan değişkenlerin belirlenebilmesi ve terapi sürecine ailenin de dahil edilmesi konusunda klinisyenlere ışık tutması beklenmektedir. Çocukta uyumlu sosyal davranışı arttırabilmek için ebeveynlerin evlilik uyumlarının arttırılması ve depresyon düzeylerinin azaltılmasına yönelik unsurlar sürece dahil edilmelidir.

COVID 19DepresyonEbeveynler+5
Pınar Şara Kalkanlı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde güvensiz bağlanma, ruminatif düşünme biçimi ve evlilik uyumunun ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler ile ilişkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı evli bireylerde ruminatif düşünme biçimi ve evlilik uyumunun kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki aracı rolünü araştırmaktır. Yöntem: Örneklem, yaşları 23-70 arasında değişen ve ortalaması 38,9±9,77 olan 351 evli bireyden oluşmaktadır. Örneklemin çoğunu kadın (%65,2), üniversite mezunu (%77,2), çalışan (%76,4) ve ilk evliliğini sürdüren (%96,3) bireyler oluşturmuştur. Çalışmada Sosyodemografik Form, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II Kısa Formu, Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Romantik İlişki Odaklı Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği ve Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde, bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve PROCESS aracı etki analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre evli bireylerde romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyleri kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma ve ruminatif düşünme biçimi tarafından anlamlı düzeyde pozitif yönde, evlilik uyumu tarafından anlamlı düzeyde negatif yönde yordanmaktadır. Ek olarak, ruminatif düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü olduğu düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, ruminatif düşünme eğilimi ve evlilik uyumu, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyi arasındaki ilişkide tam aracı rolü bulunmuştur. Sonuç: Evli bireylerde, romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeylerinin yordayıcıları olarak kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma, evlilik uyumu ve ruminatif düşünme biçimi bulunmuştur. İncelenen aracı modellerinde, güvensiz bağlanma stillerinin romantik ilişki ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirti düzeyleri ile doğrudan ilişkisinin olumsuz olduğu, bu ilişkinin artan ruminatif düşünme eğilimi ve azalan evlilik uyumu ile açıklandığı bulunmuştur.

BağlanmaEvli çiftlerEvlilik uyumu+6
Burçak Güler
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilerarası döngüsel modelin ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide aracı etkisinin değerlendirilmesi

Ebeveynleşme ebeveynin çocuğu kendi ebeveyni yerine koyduğu; buna uygun ihtiyaçlarını ve/veya kişisel beklentilerini çocuktan karşılamasını beklediği, kendisine ait rolü ve sorumluluğu çocuğa yüklediği ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkide özel bir bozulma olarak tanımlanmaktadır. Baskın, kinci, soğuk, sosyal olarak çekinik, kendine güvenmeyen, sömürülebilir, aşırı bakım verici ve intrusif-müdahaleci şeklinde sekiz kişilerarası problem alanı tanımlanmış ve kişilerarası döngüsel bir model geliştirilmiştir. Evlilik uyumu, evlilik ilişkisinde sıkıntılı farklılıkların, eşler arasındaki gerilim ve kişisel kaygının, evlilik doyumunun, çift uyumunun ve evlilik işlevselliği için önemli konularda fikir birliğinin derecesi olarak tanımlanmıştır. Ebeveynleşmenin kişilerarası problemler ve evlilik uyumu ile ilişkisi gösterilmiştir. Araştırmanın amacı ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide kişilerarası döngüsel modelin aracı etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmada nicel ve nitel yöntem kullanılmıştır. Nicel çalışmaya 368 evli katılımcı ve nitel çalışmaya 7 evli katılımcı katılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında kullanılan ölçekler Filial Sorumluluk Envanteri-Yetişkin Formu, Çift Uyum Ölçeği ve Kişilerarası Problemler Envanteri'dir. Nicel çalışmanın sonuçlarına göre ebeveynleşme ve evlilik uyumu ile çift fikir birliği arasındaki ilişkide baskın-kontrolcü ve aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisinin olduğu gösterilmiştir. Ebeveynleşme ve duyguların ifadesi arasındaki ilişkide ise aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte çocukluk çağında ebeveynleri boşanan kişilerin ebeveynleri boşanmayan kişilere göre ebeveynleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Çocukluk çağında ailesinin gelir düzeyini düşük algılayan katılımcıların yüksek algılayan katılımcılara göre ebeveynleşme düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Nitel çalışmadan elde edilen bulguların nicel çalışma sonuçlarını desteklediği, ebeveynleşme kavramının anlaşılmasına katkı sağladığı, literatürle uyumlu ve farklılaşan önemli yanları ortaya çıkardığı düşünülmüştür. Elde edilen bulgulara göre ebeveynleşme yaşantısına özgü terapi tekniklerinin geliştirilmesi, ebeveynleşme açısından risk altında olan çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu çalışmaların yapılması, ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve seminer çalışmalarının düzenlenmesi ile ebeveynleşme kavramının kültürlerarası çalışmalarla değerlendirilmesi önerilmiştir.

EbeveynleşmeEvlilikEvlilik uyumu+2
İrem Yola Çetin
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects