Folklor
Bu konu başlığı altında 86 tez
Tokat ili merkez köylerinden derlenen yer adlarının halk etimolojisi ve toponimi bağlamında incelenmesi
İnsanlık ve kültür tarihinde ortaya konulan pek çok ürün büyük ölçüde dil aracılığıyla aktarılmıştır. Bu bakımdan dil, insan ve kültür tarihi kadar eski ve bir o kadar da önemlidir. Buradan hareketle dil ve kültür arasında önemli bir ilişki vardır. Bu nedenle yapılan bu çalışmada dil ve kültür odaklı bir çerçevede yer alan toponimi konusu her yönüyle ele alınmıştır. Bunların en başında dil kültür ilişkisini anlamak ve ortaya koymak için folklordan yararlanılmıştır. Yeradları Türkçenin ses ve şekil özelliklerini içinde barındırdığı kadar halkın inancını, dünya görüşünü, yaşamını da içinde barındırmaktadır. Bu yeradları halkın kullandığı dil ve dil unsurları yani halk etimolojisi ve folklor bağlamında incelenip, çok disiplinli bir yapıyla birçok koldan ele alınmıştır. Ele alınan bu konunun bir disiplin özelinde aktarılması gerek nicelik gerekse nitelik açısından imkânsız olduğundan bu konu çok disiplinli bir bağlamda incelenmiştir ve aktarılmıştır. Sahadan elde edilen bulgular Tür ve Leksik-Semantik Sınıflandırma yöntemiyle gruplandırılıp tasnif ve tahlil edilmiştir. Bu çalışmada folklor ve adbilim çalışmalarında yaygın olarak kullanılan görüşme ve gözlem yöntemi ile birlikte elde edilen veriler derlenmiş ve tasnif edilmiştir. Bu çalışmada Tokat ili merkez köylerindeki 12 köy yerleşimi ve 211 yeradının incelenmesiyle yapılmıştır. Bu yeradlarının gerek kültüre gerek Türk diline sunduğu zenginliklerin kaybolmasının önüne akademik bir çalışma ile geçilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile yeradları folklor ve halk etimolojisi bağlamında incelenip yeni ve özgün bir sınıflandırma yöntemiyle sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Folklor, Adbilim, Yeradbilim, Halk Etimolojisi.
Balkan göç folkloru: Ankara ili örneği
Göç; ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye bir yerleşim yerinden başka bir yere yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhacerettir. Türkler, tarihsel süreç içinde birçok bölgeye yerleşmiş ve birçok bölgeden göçler gerçekleştirmiştir. Türkler, göç ettikleri bölgelerde yerleşim yerleri inşa etmiş, yeni kültürel merkezler meydana getirmiştir. Göç sürecinde toplumlar, sahip oldukları kültürü muhafaza ederken göç ettiği yeni yerleşim yerinde de entegrasyon sürecinde yerleşilen bölgedeki kültürleri de benimseme eğilimi gösterirler. Geçmişten günümüze Türk-İslâm kültürünün mevcudiyet gösterdiği coğrafyalardan biri de Balkan yarımadasıdır. Balkan yarımadasında Türkler; Kuzey Makedonya, Bulgaristan, Kosova, Bosna Hersek, Romanya, Sırbistan, Hırvatistan, Yunanistan, Batı Trakya, Arnavutluk gibi ülkelerde yaşamaktadır. Türklerin Balkan yarımadasındaki varlığı üç dönemde incelenmektedir. Bunlar; Osmanlı Devleti Öncesi Türk Varlığı, Osmanlı Devleti Dönemi Türk Varlığı, Osmanlı Devleti Sonrası Türk Varlığı'dır. Balkanlarda Türk varlığı 93 Harbi (1877-1878) ile tedricen azaltılmaya başlamıştır. Tarihsel süreç içinde farklı dönemlerde (1912, 1915, 1923, 1950-60, 1989) Türkler göç etmiş veya göçe zorlanmıştır. Balkan yarımadasında Osmanlı Devleti döneminde Anadolu topraklarına başlayan göçler, Türkiye Cumhuriyeti döneminde de devam etmiştir. Balkanlardan Anadolu'ya göç edilen şehirler arasında başta Edirne, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Balıkesir, Çanakkale gibi şehirler gelmektedir. Çalışmamızda Balkan yarımadasından Ankara'ya yapılan Türk ve Türk kültürü dairesinde yer alan Müslümanların göçleri incelenecektir. Bu bağlamda, Balkan Göç Folkloru:Ankara İli Örneği adlı doktora tez çalışması, Ankara'ya 1923 yılından itibaren Balkan ülkelerinden (Kuzey Makedonya, Bulgaristan, Kosova, Bosna Hersek, Romanya, Arnavutluk) göç eden kişilerin folklorunu konu almaktadır. Göç olgusunun bir sonucu olarak kültürler de göç etmektedir. Toplumlar, göç sürecinde folklor/sözlü tarihlerini de beraberlerinde göç ettirirler. Göç hadisesi sonucunda ortaya çıkan veya taşınan folklora "göç folkloru" adı verilir. Göç folkloru kavramının kapsamı ise araştırmamıza konu olan kaynak kişilerin göçmen folklorunda yer alan göç hikâyeleri, yerleştikleri ve yaşadıkları yerlerin fiziki ve tarihi çevresi, beşeri durumu ve ekonomik yapısı, sosyal yapısı, töre ve töre düzenleri, inanç yapıları, mimarileri, el sanatları, beslenme ve temizlenme özellikleri, giyim-kuşam-süslenme özellikleri, törenleri (doğum, ölüm, evlenme, sünnet, askerlik vs.), hekimlik, halk dansları, halk müziği, geleneksel spor ve eğlenceleri, sözlü edebiyatları (ağız özellikleri, lâkaplar, atasözü ve deyim, bilmece, tekerleme, alkış ve kargış, mâni, türkü, destan, ağıt, efsane, menkabe, memorat) içermektedir. Bu çalışma bir alan araştırmasıdır. Folklor/Halkbilimi Kaynak kişilerden elde edilecek olan bilgiler Türk halkbilimi araştırma yöntemlerinden görüşme(mülâkat), gözlem(müşâhede) yöntemiyle Kovid-19 kurallarına uygun olarak yüz yüze veya dijital ortamda gerçekleştirilecektir. Bu yöntemlerin mümkün olmadığı durumda kullanılmak üzere Türk halkbilimi kadrolarının esas alındığı anket soruları kullanılacaktır. Bu çalışmada, göç folkloru kavramının kuramsal çerçevesi çizilmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda sosyoloji disiplininde kullanılan Göç Kuramlarından uygun olanları bu çalışmada kullanılacaktır. Göç folkloru kapsamında; göç, göçmen, mülteci, mübadil, muhacir, kültürel entegrasyon, göç türleri, kimlik vb. kavramlar açıklanacaktır. Bu çalışmada kaynak kişiler ayrı yaş ve cinsiyet gruplarından seçilecek olup elde edilen kültürel veriler kuşaklar arasılık bağlamında değerlendirilecektir. Bu tezin amacı, Balkan yarımadasından Ankara'ya göç eden/yerleşen/yaşayan Türk ve Müslümanların folklorunu/halkbilimi unsurlarını derleyip kayıt altına almak ve bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirerek arşivlenmesini ağlamaktır.
Turfan Uygurlarının karız folkloru ve su yönetimi
Dünyada ilk medeniyetlerden günümüz modern toplumlarına kadar su yönetim sistemlerinin geliştirilmesi, korunması, sürdürülebilir ve işlevsel kılınması, önemli amaç ve eğilimlerden biri olmuştur. Suyun yönetimi, halkın geçim kaynaklarının, hayat tarzlarının, tutum ve davranışların belirlenmesi ve kontrolüdür. Halkın su ile kurduğu etkileşimler; insanların yaşam mücadelesinin ve sosyal gerçekliğinin bir sonucu olarak sosyal, ekonomik, politik, çevresel ve mekânsal düzenlemelerin; mitolojinin, inanç ve inanışların, geleneksel bilgilerin oluşumu kültürel bir manzara içinde gerçekleşir. Bu ilişkisel paralellikler; çöl bölgesinde suya erişimi sağlayan karızlarla kültürel ve ekolojik manzaranın değişimi ve dönüşümü ile Turfan Uygurlarının için karız ve karız suyunun sadece bir kaynak olmayıp katmanlaşmış anlam yapılarının oluşturulduğu biçimi ve görünümü ile bağlantı sağlar. Bu tez çalışmasında, Uygurların yaratıcılık, ortak akıl, dayanışma ve kol gücü ile inşa ettiği su teknolojisi karızlar; ekosistem içinde çevre ve insan etkileşiminde ve dolaşımında çok boyutlu bileşenlerden meydana gelmesine koşut, disiplinlerarasılık temel alınarak ekolojik ve kültür bağlamda su yönetimi ele alınmıştır. Halkın deneyimleyerek edindiği ve aktardığı geleneksel bilgisi ile biçimlenen suyun yönlendirilmesi, dağıtımı ve kullanımı etrafında, ekolojik ve kültürel hareketleri ile çevresel ve kültürel manzarayı, üretim tarzlarını, insanların dünya görüşlerini, inanışlarını yaşama ve düşünme biçimlerini nasıl şekillendirdikleri su yönetimine ilişkin kavram ve yaklaşımlar etrafında incelenmiştir. Araştırmada, bir hayat tarzına dönüşmüş karızcılık ve karız suyundan yararlanan çiftçilerin, yerel halkın geleneksel su yönetiminin yaklaşımlarından ve amaçlarından olan su, doğa ve kültür ilişkisini ve etkileşimini, suyun sürdürülebilirliği odağında kurdukları ortaya konulmuştur.
Kırşehir çocuk folkloru
Çocuk folkloru, halkbilimi içerisinde yer alan, konusu çocuklar ve çevresi ile sınırlandırılan müstakil bir çalışma alanıdır. Çocuk kavramının muhtevasını anlamak, çocuk folklorunu anlamak için önem arz etmektedir. Çocuk folklorunda ürünleri oluşturan ve uygulayanlar yalnızca çocuklarla sınırlı değildir. Çocuğun etrafında gelişen ve şekillenen olguların tamamı çocuk folkloru içerisinde yer alabilir. Dolayısıyla çocuk folkloru, anne adayı gebe kalmak istediği an başlamaktadır. Bu çalışmanın asıl amacı Kırşehir yöresinde yer alan, çocuğa dair folklor ürünlerini derleyerek aktarmaktır. Bu bağlamda İç Anadolu bölgesinin Kırşehir ilinden derlenmiş olan Çocuk folkloru ürünleri içerisinde, çocuğa dair inanış ve uygulamalar, çocuk etrafında şekillenen sözlü edebiyat ürünleri, çocuk etrafında şekillenen maddi kültür ögeleri ve çocuk oyunları konu edilecektir. 106 yetişkin, 40 çocuk olmak üzere toplam 146 kişi ile görüşülerek bahsi geçen folklor ürünleri derlenmeye çalışılmıştır. Kırşehir ve ilçelerinde yaşayan, özellikle çocuk kültürü ürünlerini yaşattığı düşünülen bölgelerdeki kültürel ögeler, değişen ve gelişen dünyada çocuk ve çocuk kültürü ürünlerinin nasıl etkilendiği, çocuk kültürünün maddi ve manevi unsurlar çevresinde ne gibi değişim ve dönüşümler geçirdiğine odaklanılmıştır. Çalışmanın giriş kısmında araştırmanın konusu, amacı, kapsam ve sınırlılıkları, yaklaşım, yöntem ve teknikleri hakkında bilgi verilmiştir. Derlemede kullanılan yaklaşım ve yöntemler aktarılmıştır. Birinci bölümde Araştırma alanı olan Kırşehir'in tarihi, fiziki çevresi, idari yapısı, ekonomik durumu kısaca anlatılmıştır. Ayrıca bu bölümde çocuk folkloru üzerine yapılan çalışmaların Türkiye ve Kırşehir'dekileri ele alınmıştır. İkinci bölümde görüşme ve gözlem yoluyla derlenen çocuk etrafında şekillenen çocuğa dair inanış ve uygulamalar, gebelik öncesi, gebelik sırası ve gebelik sonrası olmak üzere üç başlıkta ele alınmıştır. Üçüncü bölümde çocuk etrafında şekillenen sözlü edebiyat ürünlerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde çocuk etrafında şekillenen maddi kültür ögeleri incelenmiştir. Beşinci bölümde çocuk oyunlarının isimleri ve oynanış şekillerine yer verilmiştir. Anket sonuçları bölümünde Kırşehir'de 9-10 yaş aralığındaki 40 çocuğa uygulanan ankete yer verilmiş ve sonuçlar kısaca değerlendirilmiştir. Kaynak kişi bilgisi bölümünde görüşülen kişilerin adı soyadı, doğum yeri ve yılı, mesleği, eğitim durumu ve memleketine dair bilgiler aktarılmıştır. Kaynakça bilgisinin ardından metin içine yerleştirilmeyen fotoğraflar için ek fotoğraflar bölümü oluşturulmuştur. Son olarak ise Fotoğraf dizinine yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler Kırşehir, Çocuk, Çocuk Folkloru, Kültür, Oyun, Çocuk Oyunları.
İkinci yeni şiirinde folklor
Bu çalışma, İkinci Yeni şiiri - folklor ilişkisine odaklanmaktadır. İkinci Yeni şiir atılımının öncü ozanlarının, özellikle 1960'lı yıllar ve sonrasındaki şiir evrelerinde, dönemin kimi gazete ve edebiyat dergilerinde kaleme aldıkları poetik metinler, söyleşi, soruşturma cevapları, açıkoturumlar vb. yerlerdeki görüşlerinde geleneğe ve özellikle folklora, Halk şiirine dair sıkça açıklamalar yaptıkları, bu çerçevedeki sorulara cevaplar verdikleri görülmektedir. Burada hareketin öncü isimlerinin, şiir sanatlarının bu evresinde folkloru, 1950'li yıllardaki başlangıç ilkelerinden daha farklı, hatta tersi istikamette ele aldıkları dikkat çeker. Folklor bu dönemden sonra, bu modern şairlerin nezdinde ulusal bir öz, miras ve yerli bir şiir verimine paralel çizgide değerlendirilmeye ve belirli ölçülerde şiirlerinde kullanılmaya başlanır. Bu çalışmada, İkinci Yeni ve folklor arasındaki bu oldukça çeşitli ve bazen de çelişkili etkileşimi irtibatlandırmak ve arka planda sebeplerinin neler olabileceğini saptamayı hedefledik. Folklorun, modern şiirimiz için kaçınılması gereken bir tehlike olup olmadığını irdeledik. Bu çözümleme için de, İkinci Yeni şairlerinin geleneğe ve özellikle folklora ilişkin başlangıçtaki yazılarıyla, daha sonraki evrelerde yazdıkları yazılar arasında karşılaştırmalı ve bütünlüklü bir çalışmayı uygun gördük. Ek olarak, İkinci Yeni şairlerinin bu çerçevedeki fikirlerini kendi şiirleri üzerinde de somut bir biçimde tespit etmeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Folklor, İkinci Yeni, modern şiir, halk şiiri, gelenek
Türkiye'de folklor çalışmaları ve milliyetçiliğin 19 ve 20. yüzyıl halk şairlerine yansımaları
Âşık edebiyatı halkın içinde doğup gelişen bir edebiyat olduğu için her daim halkın yaşantısını yansıtmıştır. İçinde var oldukları hayatın izlerini eserlerine de taşıyan âşıkların aynı zamanda bu hayatı etkiledikleri de görülmektedir. Âşıkların eserleri okunduğunda halkın sosyal, siyasi ve kültürel yaşantısına şahit olunabilmektedir. Bu açıdan âşıkların, estetik haz vermenin yanı sıra dönemin şartlarını aktarabilmeyi ve hatta bu şartları halkın yararına olacak şekilde değiştirebilmeyi de amaçladıkları söylenebilmektedir. Ayrıca âşıkların halkın zorlu dönemlerinde yanında olup destek verme, halka rehberlik etme, aşıladığı umutla birlikte bir dayanak oluşturma, karşılaştığı yeniliklere adapte sürecini kolaylaştırma gibi sorumluluklar da yüklendiği görülmektedir. Âşıkların ürünleri incelendiğinde toplumda yaşanan değişimler görülebilmektedir. Bu sebeple herhangi bir dönemle ilgili siyasi, sosyal ve kültürel çalışma yapıldığında âşıkların şiirlerinden, âşıkların şiirleriyle ilgili çalışma yapıldığında da dönemin sosyal, siyasi ve kültürel şartlarının incelenmesi gerektiği görülmektedir. Çalışmaların anlamlı kılınması için yapılacak bu incelemeleri gerekli kılan temel özelliğin de eser-dönem ilişkisi olduğu söylenebilmektedir. Âşıkların halka olan etkisi açıktır. Ancak bu etki her dönem aynı şekillerde ve düzeyde olmamıştır. Bu farklılığın tespit edilip açıklanmaya çalışılması "Folklor Çalışmaları ve Milliyetçiliğin 19 ve 20. Yüzyıl Halk Şairlerine Yansımaları" adlı çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Âşıkların eserlerinde milliyetçiliği bu iki yüzyılda farklı şekillerde kullandıkları görülmektedir. Bu çalışmada milliyetçiliğin küresel çaptaki oluşum ve gelişimiyle başlanarak folklorun ve milliyetçiliğin Türkiye'deki gelişim süreciyle birlikte 19-20. yüzyıl şairlerindeki milliyetçilik söylemi incelenmiştir. 19 ve 20. yüzyıl, dünyada bu dönemlerde milliyetçilik akımı hızla yayıldığı için çalışmada dönem olarak seçilmiştir. Âşıklar yaşadıkları toplumdaki değişiklikleri, zorlukları, kazandıkları zaferleri yani yaşanmışlıklarını eserlere yansıtarak o dönemin koşullarının öğrenilmesine katkı sağlamışlardır. Ayrıca âşıklar halkın duyguları, coşkuları üzerinde büyük etkiye sahip olmuşlardır. Çalışmada işlenildiği gibi âşıklar 19. yüzyılda milli mücadelesini veren ve milli devletini kuran bir halkın milli duygularını kamçılayarak direnişine katkı sağlarken 20. yüzyılda da kurulan devlete ve önderine bağlılık temelli bir milliyetçilik söylemi yaratmışlardır. Çalışmanın odak noktasını milliyetçilik ve milliyetçiliğin de âşıklar üzerindeki etkisinin incelenmesi oluşturduğundan ilk bölümde Türk folklorunun milliyetçilik temelli gelişimden bahsedilmiştir. Türk folklorunun oluşumundan bahsedildikten sonra folklorun işlevlerinin milliyetçilik akımının oluşmasındaki etkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Folklor ve milliyetçilik yorumu verildikten sonra âşıkların milliyetçilik duygusu özelinde halk üzerindeki etkisi verilmiştir. Bu etkiyle beraber oluşan ve şekillenen halk felsefesi kavramı da bir sonraki bölümün konusunu oluşturmuştur. Daha sonraki iki bölümde ise sırasıyla 19 ve 20. yüzyıl sosyal ve siyasi yaşamın âşıklara yansımalarının seçilen şiir örneklerinin yorumlanmasıyla verilmeye çalışılmıştır. 19. yüzyıl "kurtuluş umudu, milli güç ve direniş kaynaklı zulüm" temalarıyla üç, 20. yüzyıl ise "cumhuriyet sevgisi, Atatürk sevgisi, milliyetçilik ve inkılaplara karşı sevinç" temalarıyla dört alt başlıkta incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken iki yüzyıl arasındaki sosyal ve siyasi bağlam farkının halkı, halk şairini ve şiirlerini doğrudan etkilediği görülmüştür. Bu sebeple bir sonraki bölüm 19 ve 20. yüzyıl milliyetçiliğinin şiirlere yansımasındaki farklılıklara ayrılmıştır. Bu çalışmada 19 ve 20. yüzyıl şairlerine ait milliyetçilik eksenli şiirler örneklem yöntemi kullanılarak incelenmiş olup incelenen şiirlerle milliyetçiliğin 19 ve 20. yüzyıllardaki işleniş amacının farklılığı ortaya konulmuştur.
Kuzeybatı Bursa masalları
"Kuzeybatı Bursa Masalları" adlı bu çalışmada Bursa şehrinde ve köylerinde yaşayan kaynak kişilerden derlenen 61 masal metni incelenmiştir. Bu incelemede masalların yapı, tip ve motif özellikleri tahlil edilmiştir. Kaynak kişiler özenle seçilerek ve bizzat görüşülerek masallar video kayıt sistemi ile derlenmiştir. Bursa sahasında derlenen halk anlatılarından masal özelliklerini taşıyanlar ayırılarak masallar tespit edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışma üç bölüme ayrılmış ve Giriş kısmında; Bursa masal geleneğinin araştırma amacı ve önemine değinilmiştir. Birinci bölümde masal kavramı, masalların özellikleri ve masallarda yer alan unsurlar, örneklerle açıklanmıştır. İkinci bölümde araştırma alanımız olan Bursa ilinin sosyo-kültürel özellikleri; tarihî, demografik ve ekonomik yapısından yola çıkarak ortaya konulmuş, ardından Bursa üzerine hazırlanan tez çalışmalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Bursa masallarının formel unsurları, halk kültürü unsurları ve arasözlerinin yapısal incelemesine yer verilmiştir. Ardından derlenen masal metinlerinin tip tasnifi yapılarak motif unsurları tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde Bursa ilinin anlatıcı-dinleyici bağlamı, sosyo-kültürel özelliklere göre işlevsel açılardan karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Son olarak ekler kısmında ağız özelliklerine göre masal metinleri sıralanmıştır. Bu sıralama sonunda masal metinlerinde geçen yöreye ve ağız özelliklerine özgü kelimelerden oluşan bir sözlük hazırlanmıştır.
Türk halı ve düz dokumalarında kullanılan sembolik motifler ve kültürel kökenleri
Motifler doğdukları toplumda sözsüz iletişim unsurlarıdır. Bir toplumun değer yargılarına, inançlarına, gelenek ve göreneklerine dair düşünce yapısının soyutlaştırılmasıyla yaratılan bu semboller özellikle maddi kültür unsurları üzerinde kullanılarak, eserlere kimlik kazandırmıştır. Dokuma sanatı da zengin motif ve kompozisyon örnekleri ile Türk kültür kodlarını içinde barındıran geleneksel el sanatlarımızdandır. Kadim bir geçmişe sahip Türk dokuma sanatı, kaynağını Orta Asya' dan alarak, değişen zaman ve coğrafyalarda teknik ve estetik olarak zenginleşmiş, günümüz Türk dünyasına ortak bir miras olarak ulaşmıştır. Bu çalışmada Anadolu geleneksel halı ve düz dokuma yaygılarında yer alan motiflerin kültürel köken ve kaynakları araştırılırken; yazılı, sözlü ve maddi kültür öğeleri ile birlikte değerlendirilip, disiplinler arası bir yaklaşım sergilenmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan çalışmamızın ilk bölümünde sembol diline ait terminoloji ele alınmıştır. Ayrıca Türk düşünce yapısını oluşturan temel unsurlar olan din, mitoloji, dünyayı algılama, halk inanışları çevresinde gelişen gelenek, göreneklerle beslenen, göçler, savaş ve de ticaretle etkisini genişleten sembollerin izleri sürülmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Türk halı ve düz dokuma yaygılarının tanım, tasnif, tarih konuları ele alınarak günümüzdeki icra ortamı ve icracıların durumuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde örneklem olarak seçilen yörelerde yaşayan halı ve düz dokuma kültürüne değinilmiştir. Bu yörelerimize ait halı ve düz dokumalardan birer örnek, motif çizimleri ile birlikte Ekler başlığı altında verilmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde, Türk halı ve düz dokuma yaygılarında sıklıkla görülen motifler sınıflandırılarak, bu motiflerin sanata ve folklorumuza yansıyan iz düşümlerine yer verilmiştir.
Atatürk dönemi (1923-1938) Türk tiyatrosunda folklorik unsurlar
"Atatürk Dönemi (1923-1938) Türk Tiyatrosunda Folklorik Unsurlar" adlı bu eserde Atatürk döneminde kaleme alınmış elli dokuz adet tiyatro eseri incelenmiş ve bu eserlerin içerisinde barındırdıkları folklorik unsurlar dönemin tiyatro anlayışı bağlamında tespit edilmiştir. Tez folklor ve edebiyat ilişkisinin anlatıldığı giriş bölümünden sonra iki bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Atatürk döneminde güzel sanatlar alanında yaşanılan gelişmelerden, Atatürk'ün güzel sanatlara ve sanatçılara bakış açısından ve tiyatro sanatının durumundan bahsedilmektedir. İkinci bölümde Atatürk döneminde kaleme alınan tiyatro eserlerinin içerisinde bulundurdukları folklorik unsurlar tespit edilip değerlendirilmiştir. Atatürk dönemi tiyatrosu batı tesirinde gelişen Türk tiyatrosunun önemli bir dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde kaleme alınan tiyatro eserlerinin en önemli özelliklerinden birisi özgür ve baskılardan uzak sanat anlayışıyla kaleme alınmasından dolayı halkın öz değerlerine ve folklorik unsurlarına rahatlıkla değinebilmesi ve halkı bilinçlendirici konulara yönelerek milli kimliğin inşasında aktif rol oynamasıdır. Bu dönemde yazılan tiyatro eserleri içerisinde barındırdığı folklorik unsurlar sayesinde hem eğlenceli olmuş hem de halkın tiyatroya olan ilgisinin artmasında etkili olmuştur.
Bursa Kapalıçarşı ve Hanlar bölgesi folkloru
Araştırmanın başlangıcında, Bursa Kapalıçarşı'sı ve Hanlar bölgesi ile ilgili gerekli literatür araştırması gerçekleştirilmiştir. Daha sonra Bursa Kapalıçarşı ve Hanlar Bölgesi'nin, sosyo kültürel hayata ilişkin inanışlara, geleneklere, ritüellere, yaşayışlara, değerlere ne derece yansıdığı, geleneksel el sanatlarına, tarih ve kültür belleğine katkılarının ne şekilde olduğu tespit edilmiştir. Bursa'da günümüzde var olan ve yaşayan kültürel mekânlar olarak değerlendirdiğimiz Kapalıçarşı ve Hanlardan yola çıkılarak hazırlanan çalışmada, öncelikle çarşı ve hanların, dönemsel olarak içerisinde yaşamış insanların, gelenekleri ve kültürel değerleri kültür değişmeleri kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda, Yaşayan İnsan Hazinesi olarak değerlendirilen meslek icracılarının kuşaklararası aktarımları, kültürel bellek ve kültür miras kavramları çerçevesinde ele alınmıştır. Böylece, kültürel değerlerin geçmişten günümüze değişimi, alış veriş ve eğlence kültürü, yeme içme alışkanlığı, sözlü kültür aktarımı ve günümüzde hala varlığını koruyan gelenekleri, folklor disiplininin gerektirdiği yöntem ve teknikler ile ortaya çıkarmak ve çözümlemek amaçlanmıştır. Çarşı ve hanlar bölgesinde gelişen ve değişen sosyal hayatla birlikte şehirlerin de kentleşme olgusu içerisinde nasıl geliştiği, zaman içerisinde geçirdiği tüm evreler dikkate alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacı, kapsamı, önemi ile yöntem ve tekniklerinin ele alındığı giriş bölümünün akabinde kültür, kültürel mekân, Çarşı, Han gibi kavramlar açıklanmıştır. Kültür değişimi, kültür etkileşimi ve kent belleğini oluşturan dinamiklerle kent markası üzerinde durulmuştur. İlgili çalışmalar etraflıca ele alınmıştır. Bu tezin ikinci bölümünde Bursa Hanlar Bölgesi'nin Yaşayan Kültürel Mekânları üzerinde detaylı bir tasnif çalışması gerçekleştirilmiştir. Hanlar Bölgesi'nin çarşı kültürü ve kültürel mekânlarının günümüzdeki durumları açıklanmıştır. Üçüncü Bölümde Bursa Hanlar Bölgesi ve Çarşılarının Yaşayan İnsan Hazineleri UNESCO bağlamında çözümlenerek bölge, insan-mekân, mekân-kültür perspektifiyle incelenmiştir. Burada, tezin merkezini oluşturan Bursa Hanlar Bölgesi'nin Yaşayan İnsan Hazineleri olarak değerlendirilen meslek icracıları ile gerçekleştirilen görüşmeler de yer almaktadır. Dördüncü bölümde Bursa Hanlar Bölgesi'nin yaşayan kültür unsurları gelenekler, geleneksel ürün ve uygulamalar, etkinlikler, kutlama, tören, festivaller ve inançlar bağlamında değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın son bölümünde ise; Hanlar Bölgesi'nin işlevleri detaylandırılarak açıklanmıştır. Özetle, halkbiliminin yöntem ve araştırma tekniklerinden faydalanarak, Bursa Kapalıçarşı ve Hanlar bölgesi yaşayan insan Hazineleri, meslek icracılarının aktarımları ve kültür değişmeleri bağlamında mekân-kültür, insan-kültür ve kültürel miras kavramlarıyla çözümlenmiştir. Bu doğrultuda Yaşayan kültür, değişen çarşı kültürü ve mekânları ile gelenek temsilcilerinin günümüzdeki icra durumları saha araştırması neticesinde ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Bursa, Han, Kapalıçarşı, Kent, Kültür, Kültür Değişmeleri Yaşayan İnsan Hazineleri
Gal kültürünün Mabinogion'daki temsili
Since the formation of societies, people of each social establishment share a set of common values known as culture that defines who they are, where they come from, and what binds them together, and the Welsh as a Celtic community is a part of this perception. Although the Welsh culture and folklore were passed down orally, as time passed by, the oral tradition began to wane away. The contemporary knowledge on Celtic traditions has been derived from who came into contact with them, and consequently assimilated them and their culture. Nevertheless, thanks to the efforts and dedication of Lady Charlotte Guest who made the first translation (1849) from the Celtic, and many who followed her example, their tales were passed down to the present, in the Mabinogion, which, while preserving their essence as best as they can in twelve tales that stand as the living testament of the Welsh culture and folkloreAssuming that they were written between the twelfth and the thirteenth centuries, the tales do not only reflect the Welsh history and mythology, but also reflect how the Welsh define themselves through their socio-cultural norms. Among these twelve tales, the first four which are named as the "Four Branches of the Mabinogion" are of utmost importance due to their strong adherence to the Welsh culture. Therefore, the purpose of this thesis is to demonstrate how the Mabinogion depicts the characteristics of the Welsh society within the scope of socio-cultural norms and fundamentals through their literature. The study is limited to the Four Branches of the Mabinogion which first used the term mabinogi (story/tale) to specify the tales and their unique properties that preserve and reflect the Welsh culture, society, and folklore the best way possible. Each tale, in a distinct approach, deals with how socio-cultural norms are perceived in order to present how particular kinds of socio-cultural fundamentals blend in to the tales. Consequently, it presents how deeply engraved the socio-cultural parameters are to the core of the tales as an integral part of the Welsh mythology and heritage that uses the mythology as a means of defining the Welsh community.
Sözsüz folklor bağlamında Ayvalık örneği
Türk kültürü içerisinde sözlü, yazılı ve dijital kültür ortamlarının yanında bir diğer kültür ortamı da sözsüzdür. Sözsüz kültür ortamında yaratılan unsurlar, pek çok farklı ihtiyaçtan kaynaklı olarak kültür içerisinde belirli işlevlerde kullanılmaktadırlar. Jest ve mimik gibi davranışların, kıyafetlerin, oynanan oyunların, renklerin ve farklı sözsüz unsurların içerisinde yer aldığı sözsüz folklorda bu unsurlar birer kültür ögesidir. Kültürel özelliğine değinilse de yabancı kaynaklarda, sıklıkla incelenen ve geçmişten günümüze kadar derlenmiş olan sözsüz davranış ya da iletişim amacıyla da kullanılan unsurlarının bir kısmı; Türk halkbilimi çalışmalarında göstergebilim, halk hekimliği, töre ve gelenekler gibi alanlarda araştırma konusu olmasına rağmen 'sözsüz folklor' bağlamında incelenmemiştir. Bu çalışmada, Ayvalık ilçesinde tespit edilen sözsüz folklor unsurlarından örneklerle; sözsüz folklorun tanıtılması ve incelenmesi, sözsüz kültür ortamının varlığından söz edilmesi ve Türkiye'de sınırlı sayıda sadece iletişim bağlamında incelenen sözsüz unsurların, aslında sözsüz folklor unsurları olduklarının gösterilmesi hedeflenmiştir. Bununla birlikte sözsüz folklorun mahiyeti ve sahip olduğu niteliklerin açıklanması ve Türk Halkbilimi çalışmaları içerisinde bir inceleme alanı olduğunun gösterilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Sözsüz Folklor, Sözsüz İletişim, Sözsüz Davranış, Sözsüz Kültür, İşlev
Aydın geleneksel danslarının etnokoreolojik açıdan incelenmesi
ÖZET Doğanın dışında insanın yarattığı her şey, kültürün bir öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanoğlunun iletişim kurabildiği günden beri birlikte yaşama ve toplum olma bilinciyle hareket ettiği varsayılmaktadır. Birlikte yaşamanın bir getirisi olarak, toplumu oluşturan bireylerin ilgi ve tavırlarının, içinde yaşadıkları kültürle şekillendiği düşünülmektedir. Kırsal kesimde kültürel değerlerin ve geleneksel olguların, kişisel tavırları bilinçli ya da bilinçsiz etkilediği görülmektedir. Özellikle toplumun büyük çoğunluğunun ilgi ve beğenisini kazanmış unsurlar öne çıkar, bu unsurlar örnek alınır ve taklit edilir. Çalışmada, uzun yıllardır Aydın halkının, kültürel izlerini taşıdıkları düşünülen zeybek oyunlarının icraları, farklı bakış açıları ile incelemeye alınmıştır. Yörede yapılan araştırmalar, coğrafi koşullar ve iklim şartlarının, kültürlere doğrudan veya dolaylı etki ettiğini göstermiştir. Bunun yanı sıra hem başlı başına bir kurum hem de bir kültür öğesi olarak karşımıza çıkan zeybeklik olgusunun da güç ve adalet temsilcisi olarak benimsenmesinden ve yaşam şekillerine duyulan hayranlıktan ziyade, birliktelik duygusu, kahramanlık, eğlence tarzları gibi yönleriyle, yaşamın bir parçası olarak da değer kazandığı gözlemlenmiştir. İlk bölümde Aydın ili ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde Aydın'daki geleneksel danslar sınıflandırılarak listelenip incelenmiştir. Bölgede yapılmış alan araştırmaları yazılı ve 'karekod' uygulaması yardımıyla görsel kaynaklarla desteklenip Antropoloji ve Halk Bilimi kuramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmaya konu olan danslar; oynanış biçimleri, dans-müzik ilişkisi, dansçı- toplum ilişkisi, toplum ve dansçının estetik algısı, psikolojik etmenler gibi, etnokoreolojinin ilişkide olduğu birçok yönden multidisipliner bakış açısıyla değerlendirmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aydın, Zeybek, Halk dansları, Etnokoreoloji
Somut olmayan kültürel miras'ın korunması; Silifke yöresi halk oyunlarının turizme kazandırılması
Bireylerin bulundukları bölgelerde kimliklerini, kültürlerini en iyi ifade etme şekilleri halk oyunlarıdır. Yapısı, içeriği ve işleyişi ile de toplum hakkında bilgi edinmemizi sağlamaktadırlar. Bu çalışmada da somut olmayan kültürel miras, öğelerinden olan Silifke halk oyunları ve folkloru incelenmiştir. Silifke, Mersin ilinin Batısında Taşeli bölgesinde yer almaktadır. Bu yüksek lisans tezinin amacı, Silifke folklorunun zengin kültürel zenginliğini araştırmak ve turizm tanıtımlarında nasıl değerlendirilebileceğini sorgulamak ve öneriler geliştirmektir. Bu tez çalışmasının alan yazınında kültürel miras kavramı, halk oyunları, turizm kavramı, Silifke ilçesine özgü halk oyunları, kullanılan müzik aletleri ve bu somut olmayan kültürel miras öğelerinin turizm tanıtımlarındaki önemi araştırılmıştır. Bulgularda, oyunlarda kullanılan müzik aletleri, müziğin ritmi, halk oyunlarında kullanılan müzik sözleri, halk oyunlarının ritimlerinin simgesel anlamları, oyunlarda kullanılan kıyafetler, Taşeli Bölgesinin coğrafisi ve halkın yaşam tarzı gibi özellikler açıklanmıştır. Mersin ili Silifke ilçesi alan araştırmasında halk oyunlarının oynandığı zaman ve yerler, oynama şekilleri, bireylerin cinsiyetlerine göre kıyafetleri ve oyun esnasında kullanılan kaşık vb. malzemeler hakkında detaylı bulgular elde edilmiştir. Silifke folkloru turizm tanıtımlarında kullanılabilecek zengin somut ve somut olmayan kültürel miras niteliği taşımakta olup, sadece Silifke ilçesinin değil, Taşeli bölgesinin de karakteristik yapısını en güzel şekilde yansıtan bir hazine niteliği taşımaktadır. Bu amaçla öncelikle Silifke folkloru ile ilgili literatür incelenmiş ve konuyla ilgili uzmanlarla iletişim kurulmuş ve alan çalışması yürütülmüştür. Araştırma verilerine göre Silifke halk oyunları, ritmik, hareketli müzikler, sözler, rengârenk giysiler ve kaşıklarla oynanmaktadır. Taşeli yöresindeki geleneksel yayla göçü, dağların coğrafi yapısı, doğanın canlılığı, yeme-içme gibi halk oyunlarının halkın geleneksel yaşam biçimini yansıttığı gözlemlenmiştir. Silifke halk oyunları ve müziğinin Silifke ilçesinin coğrafi, etnografik yapısı, yaşam tarzı, kişilik özelliklerinin Silifke ilçesinin turizm tanıtımlarında değerlendirilmediği tespit edilmiştir. Alan yazın ve katılımcıların görüş ve önerileri dikkate alınarak, halk oyunlarının turizme kazandırılması konusunda öneriler geliştirilmiştir.
Türk romanında karanlık fantezi
"Türk Romanında Karanlık Fantezi" adını taşıyan bu çalışma, disiplinlerarası çerçevede, mitoloji, psikanaliz, folklor, modernizm, popüler edebiyat ve beden kurguları bağlamında incelemeler yaparak türün kuramsal sınırlarını çizmiştir. Fantastik, gotik, korku, kara edebiyat, bilim-kurgu, distopya ve polisiye gibi ortaklıkları bulunan türler tanımlanmış ve açıklanmış; karanlık fantezinin sayılan türlerden farkları ortaya koyularak bağımsız bir tür olduğu öne sürülmüştür.
Sinema, folklor ve mekan bağlamında Osmaniye üzerine bir araştırma
Kültürel bellek, insanlık tarihinin başlangıcıyla birlikte sözlü olarak aktarılmaya başlamıştır. Yazının icadı ile birlikte kültür, hem sözlü hem de yazılı olarak iki koldan nesilden nesile aktarılmaya devam etmiştir. 20. yüzyılın sonlarından itibaren teknolojik gelişmelerle birlikte kültür aktarımı farklı mecralardan gerçekleşmiştir. 1895 yılında sinemanın icadıyla kültürel ögeler sözün ve yazının yanı sıra beyaz perdede görsel olarak aktarılmaya başlamıştır. Hızlı bir şekilde gelişimine devam eden sinema endüstrileşerek kitle iletişim aracına dönüşmüştür. Böylelikle sinema aracılığıyla kültür aktarımı hızlanmıştır. Osmaniye, Türk sineması açısından önemli bir mekândır. Yörede çekilen filmler kendi dönemlerinde oldukça popüler olmakla birlikte içlerinde Selvi Boylu Al Yazmalım gibi kültleşmiş filmler de mevcuttur. Bu filmlerde mekân olarak Osmaniye'nin kullanılmış olması tesadüfi değildir. Bölgenin arazi yapısı, iklimi ve kültürel dokusu çekilen filmler için uygunluk göstermektedir. Ayrıca Türk sinemasının önemli yapımcılarından birisi olan Abdurrahman Keskiner'in Osmaniyeli oluşu, Osmaniye'de birçok film çekilmesi ve bu yörenin sinema mekânı olarak kullanımını etkilemiştir. Sinemanın görsel ve sesli olarak folklorik unsurları barındırması, filmin çekildiği dönemin kültürünü ve yaşam biçimini bizlere yansıtmaktadır. Sinemanın bu işlevi ile Osmaniye'de çekilen filmlerde folklor ürünlerin sıkça kullanıldığı görülmüştür. "Sinema, Folklor ve Mekân Bağlamında Osmaniye Üzerinde Bir Araştırma" adlı çalışmamızda Osmaniye'de çekilen filmlerdeki folklorik unsurların tespiti yapılmıştır. Yapılan tespitler neticesinde filmlerde geçen folklor unsurları incelenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Hüseyin Ferhad şiirinde imaj
İlk şiirlerini çeşitli dergilerde yayımlayarak adından söz ettirmeye başlayan 1980 Sonrası Türk şiiri temsilcilerinden Hüseyin Ferhad, mitoloji, folklor, tarih ve inanç unsurlarıyla bezenmiş sekiz şiir kitabının yanında, deneme, anlatı türünde de eser vermiştir. Toplumcu gerçekçi anlayışla ortaya koyduğu ilk iki kitabından sonra folklorik/mitolojik şiir çizgisinde poetikasını sürdürmüştür. "Hüseyin Ferhad Şiirinde İmaj" başlıklı çalışma, duyulara dayalı bir yöntemle ele alınmaya çalışılmış, Hüseyin Ferhad'ın poetikasının, şiirlerindeki imajlar bağlamında tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışma, "Hüseyin Ferhad", "İmaj", "Hüseyin Ferhad Şiirinde İmajların Tasarlanış Biçimleri" şeklinde üç ana bölüme ayrılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Hüseyin Ferhad'ın hayatı, edebî kişiliği ve 1980 Kuşağı içindeki yeri üzerinde durulmuş, ikinci bölümünde "imaj"ın tanımı, işlevleri ve sınıflandırılması ele alınmış, üçüncü bölümünde de Hüseyin Ferhad'ın şiirlerindeki imajlar, tasarlanış biçimlerine göre tasnif ve tahlil edilip yorumlanmıştır. Çalışmada, Ferhad'ın sekiz kitaptan oluşan külliyatında şiirlerinin değişmez karakterinin imajlar olduğu, bu imajların da ağırlık sırasına göre görsel, işitsel, dokunsal, kokusal, tatsal nitelik taşıdığı sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Mitoloji, Folklor, Hüseyin Ferhad, 1980 Kuşağı, Duyu, İmaj
Bir otodidakt olan Aziz Çelik'in Adıyaman halk kültürüne yapmış olduğu katkılarının incelenmesi
Bu araştırmada; bir otodidakt olan Aziz ÇELİK'in Adıyaman halk kültürüne yapmış olduğu katkılar incelenmiştir.Araştırma ile ilgili verilerin elde edilmesinde kaynak kişilerin bilgi ve görüşlerinden yararlanılmıştır. Yörenin müzik kültürü ile ilgili ses kayıtları incelenerek Aziz ÇELİK'in eserleri değerlendirilmiştir. Aziz ÇELİK'in sentez müzik çalışmalarının yanı sıra dünyaca ünlü Adıyaman yöresi halk oyunları koreografi çalışmaları ve belediye bando şefliğini kapsayan sanat yaşamının Adıyaman halk kültürüne olan katkıları incelenmiştir.Bulguların yorumlanmasından sonra sonuç bölümünde Adıyaman ilini kapsayan son derleme çalışmalarının 1954 yılı öncesine dayandığı, sonrasında yapılan çalışmaların da sadece bir kısmının kayıtlara alındığı ve yörenin kendi kültürü içinde profilleşme sürecinin devam ettiği saptanmıştır ve halk kültürünün dinamik bir yapıya sahip olması sebebi ile saha araştırmalarının sıklıkla yapılması gerektiğine yönelik öneri getirtilmiştir.
Geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz'ün plastik açıdan değerlendirilerek seramik sanat formlarına dönüştürülmesi
Anadolu topraklarına 16. yüzyılda Mısır'dan getirildiği düşünülen gölge oyunu, Osmanlı hâkimiyetindeki Türk yurdunun bütün kültürel unsurlarıyla yeniden şekillenip 17. yüzyılda, halk arasında kullanılan tabiriyle, ?Karagöz? adını almıştır. Türk halk tiyatrosu geleneğinin vazgeçilmez bir güldürü türü olan Karagöz, sahip olduğu karakter çeşitliliği ile Osmanlı toplumunun kozmopolit yapısının ve buna bağlı hoşgörüsünün bir aynası niteliğindedir.Geleneksel Türk Gölge Oyunu Karagöz'ün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda Türkiye Devleti bir takım çalışmalar sürdürmektedir. Bu bağlamda, 2009 yılında UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetler Arası Komitesinde, Türkiye'nin sunduğu ?Karagöz? ulusal dosyası ?Âşıklık Geleneği? dosyası ile birlikte ?İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'ne? girmiştir.Bu çalışmada; Karagöz'e dikkat çekmek, uluslararası platformlarda tanıtımına katkıda bulunmak ve Karagöz'ün, gelenekselliğinin ötesinde, Türk kültüründeki değeri noktasında farkındalık yaratmak hedeflenen sonuçlardan biridir. Bir diğeri; Karagözün özgün görsel yapısını, gölge oyunundan farklı bir sanatsal disiplin olan seramik sanatının zengin tekniğini ve renk imkânlarını kullanarak, plastik değerlendirmelerle, seramik sanat formlarına dönüştürmeye çalışmak bu sayede çini ya da minyatür gibi seramik temelli unsurlarımıza, Karagözü de eklemleyerek yeni bir konu alanı yaratmaktır.
Bulgaristan Türklerinin halk kültürü: Afyonkarahisar ve çevresi
Bulgaristan Türkleri, Bulgaristan'ın çeşitli bölgelerinde yerleşiklik gösteren ve günümüzde tüm Bulgaristan'da yayılmış bulunan etnik azınlıklarındandır. Bulgaristan'dan Anadolu'ya yaşanan göç süreçleri ile yöreye yerleşen birçok Türk, bu göç süreciyle kültürlerini Afyonkarahisar yöresine taşımış ve aktarmıştır. Bu çalışmada Afyonkarahisar'da yaşayan Bulgaristan Türklerinin halk kültürü derlenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde derleme bilgileri; araştırmanın konusu, önemi, amacı, kapsamı, metodu, malzemenin derlenmesi ve yazıya geçirilmesi hakkında bilgi verilmiştir. Bununla birlikte araştırma sahası olan Afyonkarahisar ilinin tarihî ve coğrafî özellikleri, nüfusu ve Bulgaristan Türklerinin Afyonkarahisar'daki yerleşim yerleri hakkında yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler bulunmaktadır. Halk ekonomisi, halk mimarisi, halk mutfağı, geçiş dönemleri, bayram, tören ve kutlamalar, çocuk oyunları ve halk edebiyatı ürünlerine ait uygulama ve inanışlar araştırma sahasında yapılan görüşmeler sonucunda derlenen bilgiler kayıt altına alınmıştır. Alan araştırması, derleme gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Afyonkarahisar'da yaşayan Bulgaristan Türklerinin halk kültürünün, Orta Asya'nın ve Anadolu'nun inanç ve kültür dairelerinden etkilendiği ve kendi içinde bu izleri taşıdığı tespit edilmiştir.
Karakalpak Türkleri halk kültürü tarihi
Karakalpaklar, asıl olarak Peçeneklerin içinden gelen bir Türk Kavmi olarak tarihi kaynaklarda ortaya çıkmaktadır. Karakalpaklar, tarihçi Reşidüddin'in eseri olan Câmiu't-Tevârîh'de "Kavm-i Külâh-i Siyah", Arap kaynaklarında "Karabörklü" ve eski Rus kaynaklarında ise "Çorniye Klobki" adlarıyla anılmaktaydılar. Karakalpak adının verilmesi bu kavmin daha çok yaşam ve giyim yöntemlerinden kaynaklanmaktadır. Çoğunlukla Harezm ve Aral Gölü civarlarında yaşamaktaydılar. Karakalpaklar yaşadıkları coğrafya itibariyle başta Ruslar olmak üzere Araplar ve diğer Türk Kavimleriyle sık sık siyasi ve askeri mücadele içerisinde yer almışlardır. Askerlik sanatında usta olan bu Türk Kavminin yeri geldiğinde Rus Knezliklerinin güvenliği sağlamak maksadıyla Rus Ordusu tarafında da savaştığı tarihî kaynaklarda görülmektedir. Türkistan hanlıkları, Rus İmparatorluğu tarafından işgal edilmesiyle birlikte uzun bir dönem Rus hâkimiyeti altında yaşamak durumunda kalmışlardır. 1917'de Rus Çarlığının yıkılmasıyla bir dönem Kazak Sovyet Cumhuriyeti içerisinde özerk olarak yaşamışlardır. Ardından doğrundan SSCB'ye bağlı özerk bir cumhuriyet haline gelmişler ve son olarak 1991'de SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Özbekistan Cumhuriyeti içerisinde Karakalpak Özerk Cumhuriyeti adı altında yaşamaya başlamışlardır. Çoğu Karakalpak Türkü günümüzde bu özerk cumhuriyette yaşamaktadır. Geriye kalanlar ise Türkistan Türk Cumhuriyetleri'nde ve Rusya Federasyonu'nda bulunmaktadır. Tez yazımında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Literatür taramasının ardından ilgili kaynaklar taranarak veri analizi yapılmış ve ardından yazım aşamasına geçilmiştir. Tezde Türkçe, Rusça ve Özbek Türkçesine ait kaynaklar kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmayla birlikte Karakalpak Türklerinin kısa tarihine değinildikten sonra sosyal yaşamları, dinî hayatları, inanç sistemleri, edebiyat, dil ve sözlü kültür gibi konular ayrıntılı olarak aktarılmıştır. Tezin tamamlanmasıyla birlikte Karakalpak Türkleri hakkında kapsamlı bir çalışma tarih literatürüne kazandırılmış olacaktır.
Özbek halk masalları(Özbek halk atasözleri)
Bu çalışmada, ``Özbek Halk İcadı'' serisinde basılmış olan ``Özbek ?alk Makållari'' (Ğ.Ğulam Edebiyat ve sanat neşriyatı, Taşkent 1989. Derleyenler: T. Mirzayev, B. Sarimsakov, A. Musakulov) adlı eseri incelenmiştir.Çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İnceleme çalışması yapılmıştır. İlk olarak çeşitli kaynaklardan alınan atasözleri tanımları verilerek, atasözlerinin biçimsel özellikleri üzerinde durulmuştur. Sonra Özbek Türkçesi atasözleri ile Türkiye Türkçesinde kullanılan atasözlerinin karşılaştırılması yapılmış ve ahenk unsurları ele alınmış, son olarak da sıralı cümle örnekleri verilmiştir. İkinci bölümde ise metin Kiril alfabesinden Latin alfabesine çevrilerek, Türkiye Türkçesine aktarma yapılmıştır. İncelenen metinde on tane ünlü ses vardır: ``a, ä, å, e, ı, i, o, ö, u, ü'' bunlardan ``o ? ö'' ve ``u ? ü'' seslerinin söylenişi birbirine yakındır. ``a'' sesinin ise düz (a), yarı yuvarlak (å) ve ön damağa yakın söylenen (ä) olmak üzere üç farklı söyleniş şekli vardır. Bunlar transkripsiyonda gösterilmiştir. Ayrıca hırıltılı ``h'' dediğimiz ``x'' sesi de ``?'' olarak transkribe edilmiştir.Metinde anlamını bulamadığımız ya da anlamında tereddüt ettiğimiz atasözleri bulunmaktadır. Bu atasözleri sonuna soru işareti konularak belirtilmiştir.Eser çeşitli konularda tasnif edilmiş yetmiş bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızda zaman darlığından yetmiş bölümün ilk kırk dört bölümü ele alınmıştır. Geri kalan bölümler daha sonraki çalışmalarda incelenecektir.Anahtar Kelimeler: Atasözü, Vatan Severlik, Yiğitlik, Korkaklık, İyilik, Kötülük, Aile, Komşu
Nizip-Söğütlü köyü folkloru
Halkbilimi (Folklor), bir ülke veya bölge halkına ait maddi ve manevi alandaki kültürel ürünleri konu edinir. Bunları kendine özgü metotlarla sınıflandırır, çözümler ve yorumlar. Bu aşamaların sonunda bir birleşime varmayı amaçlar.Gaziantep ili Nizip ilçesine bağlı Söğütlü Köyü Folkloru adlı bu çalışmamızın konusu, bu köye ait geleneğe bağlı maddi ve manevi kültür ve bu kültürün mahsulleridir.Çalışmamızın ilk bölümünde Nizip ilçesine genel bir bakıştan sonra, araştırma sahasının tarihi, ekonomik ve sosyal yapısı da genel bir şekilde ele alındı. Çalışmamızın ikinci bölümünde hayatın geçiş dönemlerine ait derlediğimiz gelenek ve görenekler sıralandı. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, Söğütlü köyünde derlediğimiz Halk Edebiyatına ait manzum ve mensur eserlere değinildi.Diğer bölümlerde ise sırası ile: inanmalar, yöreye ait yemekler, çocuk oyunları ve mevsimlere yer verilmiştir.Çalışmamızın temel özelliği `derleme çalışması' olmasıdır. Bu sebeple derlenen anonim ürünlerin yanında, anonim türlerle ilgili tanımlamalar ve önceden yapılmış sınıflandırmalar ikinci planda tutulmuştur. Araştırma yaptığımız Söğütlü köyünde daha önce herhangi bir araştırma yapılmadığı için yöreye ait tüm derlemeler sözlü kültürde yaşadığı şekliyle, kaynak kişiler vasıtasıyla yansıtılmıştır. Çalışmamızın sonuna kaynakça ve kaynak kişiler listesi konulmuş olup, ilerleyen zamanlarda bu yöreyle ilgili yapılacak muhtemel araştırmalara ışık tutması amaç edinilmiştir.Anahtar Kelimeler: Derleme, Folklor, Halk Edebiyatı, Nizip, Söğütlü.
Kadirli ve çevre folklorunda eski Türk inançlarının izleri
ÖZET Her toplum, tarihî süreçlere uyarak değişik yönelimlerin içine girmiştir. Bu durum, bazen tarihî, coğrafî, siyasî, sosyolojik gibi ana sebeplerden, bazen de ticaret, etkileşim gibi yan sebeplerden kaynaklanır. Bu özellikleri Türkler de göstermiş, farklı kültürlerle, dinlerle, siyasî ekollerle tanışmaktan doğan inanç unsurlarını benimsemişlerdir. Bu benimseyiş, bazen yüzeysel, bazen de derinlemesine olmuştur. Ancak, hiçbir zaman asıl inanç öğelerinden ayrılmamışlar, sadece motif değişikliği ile yetinmişlerdir. Bu çalışmada, birinci bölümde Kadirli ve çevresi tarihî, coğrafik, kültürel, ekonomik, iklimsel ve sosyolojik anlamda incelenerek; diğer bölümlere nesnel temel oluşturulmaya çalışıldı. Böylece tezin daha gerçekçi bir temele oturtulması için gayret gösterildi. İkinci bölümde, Türkleri etkileyen dinler, bu dinlerdeki değişimler ve Türklere bu dinlerden hangi inançların geçtiği konusuna girildi; üçüncü bölümde de eski Türk dini olarak benimsenen Gök Tanrı Dini'yle, bu dinin asıl terimlerinin hem eski hem de Anadolu ve yöredeki biçimleri karşılaştırılarak verildi. Dördüncü bölümde, evlenme, doğum, ad verme; nişan, düğün, ölüm gibi geçiş törenleri, bazen tasvirî, bazen de bu tasvirlere bağlı ilmî tahliller biçiminde anlatıldı. Sonuç olarak da, Kadirli ve yöresinin inanç haritası çıkarılmaya çalışıldı. Bu haritadaki çizgilerin eski Türklerin inanç haritasıyla ne kadar paralellik arz ettiği, dönem dönem olarak incelenmiştir. Bu incelemede, Türklerin hangi inanç dairesine ya da haritasına dahil olursa olsun, kültürel hayatındaki değişimlerin hiçbir zaman içsel (tamamen farklılaşma ) değil, dışsal ( sadece motif değişikliği ) olduğu kararma varılmıştır.