Health institutions
396 theses under this subject heading
Sağlık kurumlarında sağlık personeli dışında çalışanların spiritüalite ile ilgili görüş ve tutumları
Çalışma, sağlık kurumlarında sağlık personeli dışında çalışanların spiritüalite ile ilgili tutumlarını, görüşlerini ve bunları etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde 110 çalışanla gerçekleştirildi. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan araştırmanın verileri, literatür taraması sonrasında araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu kullanılarak elde edildi. Elde edilen verilerin analizin için frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma analizleri, Chi-Square Test, Shapiro-Wilk Testi, Independent Samples T Test, Mann-Whitney U Test, One-Way ANOVA ve Kruskal-Wallis Testi kullanıldı. Araştırmaya katılan çalışanların yaş ortalaması 31,74±7,27, %71,8'i kadın, %28,2'si erkek, %13,6'sı ilköğretim ve altı, %40,9'u lise, %45,5'i lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahip idi. Çalışanların gelir durumlarına göre ise %59,1'nin iyi, %40,9'nun düşük gelir düzeyine sahip olduğu, %52,7'sinin evli, %47,3'nün bekâr, ortalama 1,51±0,5 çocuğa sahip oldukları, çoğunun (%63,6) kendi memleketlerinde veri giriş personeli (%67,3) olarak görev yaptığı saptandı. Çalışanların %40,9'u spiritüaliteyi güçlüklerle baş etmede kullandığı ve spritüalitenin yaşadıkları stresi azalttığı, %35,5'i moralini düzeltmek için spritüaliteye başvurduğu, %36,4'ü spritüalitenin kendisini yaşama bağladığı, %33,6'sı diğer kişilerle olan iletişimini etkilediği, %31,8'i hastane ortamında spiritüel gereksinimlerini karşılamak istediği, sadece %19,1'nin spiritüel gereksinimlerinin herkes tarafından bilinmesinin kendisini tamamen rahatsız ettiği saptandı. Çalışanların %35,4'ü hastaların spritual bakım gereksinimlerinin karşılanmasında hastanede görev yapan sağlık çalışanları ile birlikte sağlık çalışanı olmayan tüm sağlık kurumu personelinin de görev yapması gerektiğini, %78,2'si hastanede verilen spiritüel bakımın yetersiz olduğunu düşündüğü, sadece %11,8'i spiritüel bakıma destek verme isteğinde bulunmadığı belirlendi. Çalışanların %91,8'i hastaların spiritüel hastane ortamında karşılanması gerektiğini, %31,8'i hastanede hastaların spiritüel gereksinimlerinin karşılanması için kesinlikle danışılabilecek bir uzman olması gerektiğini, %35,5'nin hastaların spiritüel desteği isteme ya da reddetme hakkına sahip olduğunu düşünmekte idi. Sonuç olarak, araştırmamızda çalışanların spiritüel desteği yeterli bulma durumu ile eğitim düzeyleri, spiritüel desteğin hastaların psiko-sosyal iyileşmesine katkısı olduğunu düşüncesi ile hastanedeki görevleri, spiriüalitenin hastalıklarla baş etmede ve hastalara moral vermede etkili olduğu düşüncesi ile medeni durumları, spiritüalitenin sağlığı olumsuz etkileyecek davranışları hastalarda engellediğini düşüncesi ile çocuk sahibi olmaları ve yaşları, spiritüalitenin hastalarda iletişimi etkilediği düşüncesi ve çalışma hayatlarında hastaların spiritüel gereksinimlerini daha fazla göz önünde bulundurması ile memleketlerinde görev yapma durumları arasında anlamlı ilişki saptandı (p˂0,005).
Zor hasta kavramı ve sağlık alanında eğitim gören öğrencilerin zor hasta algısı: Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu örneği
Bu çalışma fizyoterapi, hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, yaşlı bakımı öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma evrenini Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik bölümü 2, 3, 4. Sınıf öğrencileri toplam 347 kişi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Fizyoterapi bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Yaşlı bakımı bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü 2. Sınıf öğrencileri olmak üzere NKÜ SHMYO öğrencileri toplam 116 kişi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına toplam 493 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmada örneklem seçilmemiş, NKÜ Sağlık Yüksekokulu ve Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören öğrencilerinin %80'ine ulaşılması hedeflenmiş, 347 öğrenciye ulaşılmıştır. Evreni oluşturan 493 öğrencinin %70'ine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri, "Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Form" ve "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" olmak üzere iki form aracılığı ile elde edilmiştir. Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Formda, birinci bölümde, "Zor hasta" algısı ile ilgili sorular, zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölümde, zor hasta algısına bağlı olarak öğrencilerin verdiği hasta demografik bilgileri yer almaktadır. Üçüncü bölümde, araştırmaya katılan katılımcıların demografik bilgileri yer almaktadır. "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" formunda 34 ifade dört boyut altında sınıflandırılmıştır. Her bir ifade 5'li Likert ölçeği ile ölçülmüştür. Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi 4 boyuttan oluşmaktadır. Bunları hastanın zorluğu, personelin duyduğu rahatsızlık, uyum ve iletişim problemi ve sedaktif davranış boyutları oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Statistics 21.0 bilgisayar programında; ortalama, ortanca, standart sapma, yüzdelik sayılar, T testi, Oneway Anova testi, Scheffe testi, Tamhane's T2 ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Fizyoretapi bölümü öğrencilerinin yaş ortalaması 20,04, hemşirelik bölümü öğrencilerinin 21,54, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencilerinin 20,41, yaşlı bakımı öğrencilerinin 20,05'tir. Fizyoterapi, hemşirelik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencilerinin karşılaştıkları zor hastaların mesleğe bakışlarını etkilemediği belirlenmiştir. Fizyoterapi bölümü öğrencileri zor hastayı "Tedaviyi reddeden-işbirliği yapamayan hasta", hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencileri ise "İletişim kuramayan hasta" olarak tanımlamıştır. Fizyoterapi ve hemşirelik bölümü öğrencileri zor hastaların özelliklerini "İletişime kapalı hasta" ve "İşbirliği kuramayan hasta" olarak nitelendirmiştir. Yaşlı bakımı ve tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencileri zor hastayı "İletişime kapalı hasta" olarak nitelendirmiştir. Araştırmaya katılan öğrenciler zor hasta ile yüksek yüzdelerde karşılaştıkları belirlenmiştir. Zor hasta ile karşılaşılan klinikler genellikle; Fizik tedavi ve rehabilitasyon, iç hastalıkları polikliniği, kardiyoloji polikliniği, ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği ve nöroloji poliklinikleridir. Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde kısmen güçlük yaşadıkları ve kendilerinin orta düzeyde başarılı hissettikleri saptanmıştır. Zor hasta davranışı ile baş etme yöntemlerinden en çok sakince iletişim kurmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin iletişimle ilgili uygulamalı derslerin de olması gerektiği belirlenmiştir. Zor hastaların genellikle kadın, evli, yetişkin (40-65 yaş) grubunda, ilköğretim mezunu, işçi, ev hanımı ve emekli oldukları tespit edilmiştir.
Hastaların akılcı ilaç kullanımına yönelik bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi: Tekirdağ Süleymanpaşa İkinci Basamak Sağlık Kuruluşları örneği
Bu çalışmada Tekirdağ İli Süleymanpaşa İlçesi'ndeki ikinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların akılcı ilaç kullanımı ile ilgili bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde akılcı ilaç kullanımı ve akılcı olmayan ilaç kullanımına dair teorik çerçeve çizilmiştir. Çalışmanın saha araştırması bölümünde nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme metodu kullanılmış, görüşülecek kişilere Tekirdağ ili Süleymanpaşa İlçesi'ndeki ikinci basamak sağlık kuruluşlarından hizmet alan bireyler arasından kartopu yöntemi ile ulaşılmıştır. Görüşülen bireylerin ilaç kullanımı ve ilaç saklama koşulları bilgileri, gereksiz antibiyotik kullanma ve yazdırma alışkanlıkları, ilaç yan etkisi durumundaki davranışları ve internetten tedavi amaçlı ürün alma alışkanlıkları derinlemesine görüşmeler ile irdelenerek değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, burada sıralanan hususlarda kadınların erkeklere oranla farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu, kronik hastalıkları olan katılımcıların diğer katılımcılara göre akılcı ilaç kullanımında daha dikkatli oldukları görülmüştür. Reçetesiz ilaç kullanımı alışkanlığının eğitim seviyesi yükseldikçe arttığı, ilkokul mezunlarının ilaç kullanımı konusunda doktora daha sık danıştığı görülmüştür. İlaç ve hastalıkların besinlerle etkileşimi ve tarihi geçen veya bozulan ilaçların imhası konusunda bilgi seviyesinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Akılcı ilaç kullanımının önemine ve bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin bilgilendirme faaliyetlerinin sayı ve yoğunluğunun arttırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sağlık işletmelerinde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi
Hastaneler, sağlık ocakları, tıp merkezleri veya poliklinik gibi sağlık hizmeti sunan tüm kuruluĢlarda satın alma ve tedarik zinciri yönetiminin gün geçtikçe önem kazanmakta olduğunu ve sürekli geliĢen bir süreç olduğunu görmekteyiz. Tıbbi cihaz gruplarından, sarf malzemelere ve ilaçlara kadar çok sayıda malzeme, sağlık kuruluĢları tarafından talep edilmekte, depolanmakta ve kullanılmaktadır. Hangi tedarikçilerle çalıĢılacak, ürünler nasıl stoklanacak, yeni sipariĢler nasıl verilecek, nasıl takip edilecek, miktarları ne olacak gibi konular satın alma ve tedarik zinciri yönetimi sürecinde yöneticilerin vermesi gereken kararlardır. Zaten planlamadan, lojistiğe, satın alma ve tedarikten, malzeme yönetimine kadar tüm konular iĢletme bünyesinde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi bölümü içerisinde yer alan bir süreçtir. Bu süreç yönetilirken en doğru ve en rasyonel kararlar alınmalı, kaynaklar en etkin biçimde kullanılmalı ve verimliliğin arttırılması yönünde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi baĢarılı bir Ģekilde yönetilmelidir. Bu çalıĢmada; sağlık sektöründe satın alma ve tedarik zincir yönetimi nasıldır sorusunun cevabı verilmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimler: Lojistik, Tedarik Zinciri Yönetimi, Sağlık, Hastaneler
İşyerinde şiddetin iş performansı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi: Tekirdağ ili sağlık sektöründe uygulama
Diyalog, anlaşmazlık ve tartışma, işyeri iletişiminin en önemli unsurları arasındadır. İşyerinde iletişimin başarı elde etmede, verimlilik sağlamada ve iyi iş ilişkileri sürdürmede çok önemli olduğu açıktır. Müşteri odaklı hizmet anlayışın yerleşmesi ve artan rekabet koşulları, günümüz iş yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu durum işyerindeki iletişimi daha da önemli kılmaktadır çünkü bu çerçevede iletişimde yaşanan sorunlar hizmete taraf olanlar arasında ciddi çatışmaların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının işyerinde yaşadığı şiddet olaylarının yaşam kalitesi ve iş performansı üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Ayrıca işyeri şiddetinin, iş performansı üzerine etkisinde, yaşam kalitesinin aracılık rolünü tespit etmeyi amaçlamaktadır. Analizlerde, YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) kullanılmıştır. Bugüne dek yapılan araştırmalar, yaşam kalitesini genel olarak fiziksel sağlık boyutuyla değerlendirmiştir. Ancak, yaşanılan işyeri şiddeti, ağırlıklı olarak psikolojik etkilere neden olmaktadır. Bu nedenle, yaşam kalitesini psikolojik sağlık açısından değerlendirmek, daha gerçekçi araştırma sonuçlarına ulaşılmasını sağlayacaktır. Çalışanların psikolojik sağlığını içeren yaşam kalitesi boyutunu, iş performansını ve işyeri şiddetini bir arada değerlendiren, literatürde herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yönüyle bu araştırma, öncü bir rol oynamaktadır. Kamu sağlık sektöründe 682 katılımcı ile gerçekleştirilen bu araştırma sonucunda; iş yerinde yaşanılan şiddet algısı arttıkça, çalışanların yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Çalışanların yaşam kalitesindeki artış, iş performansına olumlu yansımakta; iş yeri şiddeti algısındaki artış ise, yaşam kalitesinde ve iş performansında düşüşe neden olmaktadır. Araştırma sonuçları yaşam kalitesinin, iş yerinde şiddetin, iş performansı üzerindeki etkisinde, tam aracı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İşyeri şiddeti, Yaşam kalitesi, İş performansı, Sağlık Yönetimi, Yapısal Eşitlik Modeli
Covid-19 pandemisinde hekim ve hemşirelerde mobbing ve tükenmişlik: Tekirdağ'da bir üniversite hastanesi örneği
Bu çalışmanın amacı Tekirdağ ilinde bulunan bir üniversite hastanesinde hizmet veren hekim ve hemşirelerin COVID-19 döneminde mobbing algısı, tükenmişlik düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması 25 Mayıs-25 Ağustos 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde yüz yüze görüşme yöntemi ve çevrimiçi programlar aracılığıyla toplamda 151 hekim ve hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik özellikler ve COVID-19 ile ilişkili sorular bulunan kişisel bilgi formuna ek olarak, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış iki ölçek kullanılmıştır. Bu Ölçekler; 1. Mobbing algısını ölçmek için Leymann Mobbing Ölçeği (LMÖ) ölçeği, 2. tükenmişlik düzeyini belirlemek amacıyla Maslach Tükenmişlik Ölçeği'dir (MTÖ). Çalışmanın yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı, çalışmanın yürütüldüğü kurumu ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Girişimsel Olmayan Çalışmalar Etik Kurulu izinleri ve çalışmaya dahil olanların onayları alınmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların %58,9'u kadın, yaş ortalaması 35±10 idi; %49,7'i yüksek lisans ve üzeri eğitime sahipti, %54,3'ü hemşire, %38,4'ü akademisyendi. Katılımcıların çoğunluğu, pandemi koşullarında çalışma koşullarının kötü yönde değiştiğini (%53,0), iş yükünün arttığını (%62,3), hastalığa karşı korku ve endişenin duyulduğunu (%86,1) belirttiler. Çalışma grubundan %83,07'si mobbing davranışına maruz kaldığını, %17,93'ü hiç mobbinge maruz kalmadığını ifade etti. Katılımcıların LMÖ ortalama puanı: 4,64±0,47 idi. Katılımcılar, en çok (%79,31) Mobbing Ölçeği "İletişim Biçimini Engelleme" alt boyutuna (3,85±1,05 ortalamayla "hakkımda dedikodu yapıldı" maddesi) en yüksek mobbing ifadesi; en az (%30,34) "Sağlığa Yönelik Saldırılar" alt boyutuna ve 4,94±0,22 ortalamayla "cinsel tacize uğradım" maddesine maruz kaldıklarını ifade ettiler. MTÖ duygusal tükenmişlik alt boyutu ortalaması 14,93±8,50, duyarsızlaşma alt boyutu ortalaması 6,00±4,42 ve kişisel başarı alt boyutu tükenmişlik ortalaması 13,37±6,93 olarak hesaplandı. Bu değerler katılımcıların düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıklarını göstermektedir. Çalışma grubunun yarısından fazlasının COVID-19 kaynaklı yaşamlarının olumsuz etkilendiği, büyük çoğunluğunun mobbinge maruz kaldığı algısı yaşadığı; grubun düşük düzeyde de olsa tükenmişlik yaşadıkları ancak bunun dışında COVID-19 kaynaklı ortaya çıkabilecek hem mesleki hem sosyal hem de yakın sosyal çevrelerinde kimi olumsuzluklar yaşadıkları saptandı. Bu doğrultuda COVID-19 pandemisi gibi toplumsal olağan dışı durumlara karşı hazırlıklı olmak ve sağlık çalışanlarına sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Tükenmişlik, COVID-19, Üniversite Hastanesi, Sağlık Çalışanları
Sağlık sektöründe iletişim. Hastaların sağlık kurumu tercihini etkileyen faktörler. Tekirdağ Süleymanpaşa örneği
İletişim, kişiler arasındaki duyguların, düşüncelerin, bilgi birikimlerinin karşılıklı olarak birbirlerine aktarılması sürecidir. İnsanoğlu ilk var olduğu günden itibaren iletişime ihtiyaç duymuştur. Her sektörde iletişime ihtiyaç vardır ve sağlık sektörü de iletişimi aktif olarak kullanmak zorundadır. Sağlık hizmeti denildiğinde hastalığın teşhis ve tedavi edilmesi, rehabilitasyonun yapılması ve hastalıklara karşı önlem oluşturarak toplumun ve bireylerin sağlık düzeylerinin iyileştirilmesi, geliştirilmesi gibi faaliyetleri kapsayan bir bütündür ve bu bütünün oluşumunun her aşamasında iletişime ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma da iletişimin tarihten günümüze gelişimi, sağlık sektöründeki yeri, önemi, gelişimi, hangi ihtiyaçları karşıladığı, iletişimin sağlık sektöründeki gelişmeler etkisi ve hastaların sağlık kurumu tercihinde etki eden faktörlerin neler olduğu incelenmiştir.
Kurumsal iletişim bağlamında sağlık yönetiminde sosyal medya kullanımı: Tekirdağ örneği
Kurumlar örgütsel faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için iç ve dış paydaşlarla çeşitli yöntemleri kullanarak iletişim kurmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte internet tabanlı web siteleri ve sosyal medya araçları kurumların yeni iletişim kurma mecraları olmuştur. Sosyal medya, kişilere zaman ve mekândan bağımsız iletişim kurabilme kolaylığı sağlamaktadır. Karşılıklı iletişimi kolaylaştırdığı için sosyal medya araçları, diğer iletişim araçlarından daha çok ön plana çıkmıştır. Günlük hayatımızın her alanında kullanılan sosyal medya, sağlık sektöründe de çeşitli amaçlar için sağlık hizmeti sunan kurumlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal iletişim faaliyetlerinde sosyal medyanın önemi ve yeri anlatılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada Tekirdağ ilinde sağlık hizmeti sunan beş tane hastanenin Instagram ve Facebook hesapları incelenmiştir. Örneklem olarak seçilen hastanelerin kurumsal iletişim açısından incelenmesi için sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları içerik analizine tabi tutulmuştur. Kurumların paylaşımda bulundukları içerikler, kişilerin ve toplumun sağlık düzeyini etkilemesinden dolayı bu konuda gerekli çalışmaların oldukça önemli olduğu görülmektedir.
Sağlık hizmetlerinde kalite yönetimi
Çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında hizmet kalitesini oluşturan unsurların hizmet alanlar arasında yapılan anket sonuçlarına göre belirlenmesidir. Genel kanı kalitenin "müşterilerin ihtiyaç ve isteklerinin karşılanması" olarak tanımlandığı yönündedir ve kaliteyi oluşturan unsurların ancak bu tanım doğrultusunda müşteriler tarafından tam olarak tanımlanabileceği açıktır. Bu doğrultuda, çalışmada bakımı doğrudan değerlendiren kişilerden toplanan verilerle, bakım kalitesi olarak neyin kabul edildiği tanımlanmaya çalışılmıştır. Çalışma, doğrudan tıbbi hizmet alan kişilerin kendi söylemlerinden hareketle tıbbi bakım kalitesini oluşturan unsurları belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda nitel bir analiz yöntemi olan derinlemesine görüşme yöntemi kullanılmış ve yarı yapılandırılmış görüşme sorularından yararlanılmıştır. Görüşme verileri literatürdeki hizmet kalitesi ölçümlerine göre sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmada hizmet kalitesinin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan ServQual ölçeğinin beş boyutuna ek olarak "bilgi" ve "bakım kalitesi" boyutları değerlendirilmektedir. Görüşmeler Tekirdağ ilinde 93 kişi ile gerçekleştirilmiş ve katılımcılar bu illerde yaşayanlar arasından rastgele seçilmiştir. Görüşmelerde verilen açıklamalar en uygun niteliksel parametreye göre sınıflandırılmaya çalışılmıştır. Tüm ifadeler, teknik servislerin kalitesi, zenginliği, güvenilirliği, duyarlılığı, güveni, empatisi ve bilgisine göre sınıflandırılabilir. Mevcut kalite parametrelerinin tüm ifadelerin mevcut parametreler içerisinde sınıflandırılması açısından hizmet kalitesinin belirlenmesinde önemli bir açıklayıcı güce sahip olduğu görülmektedir. Ancak ServQual ölçeğindeki ifadeler ile katılımcıların ifadeleri karşılaştırıldığında, sağlık hizmetlerinin kalitesini değerlendirme açısından yetersiz oldukları açıktır. Hizmet kalitesinin değerlendirilmesinde en önemli konulardan biri, katılımcıların sürece ve dolayısıyla kaliteye olan etkisidir. Hizmet sürecindeki diğer katılımcıların sayısı ve davranışları tüm kalite parametrelerini etkiler. Kalite parametreleri arasındaki ilişkiler değerlendirmeyi zorlaştırır. Ayrıca katılımcı ifadelerin aynı anda farklı boyutları kapsaması sınıflandırma işlemlerini zorlaştırmaktadır. Hijyen, terminler, personel, personel ve donanımın nicelik ve çeşitlilik açısından yeterliliği, katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından belirtilen diğer tüm kalite parametrelerini etkileyen faktörler olarak dikkat çekmektedir. Çalışma sonucunda hizmet verimliliğini artıran kalite parametreleri aracılığıyla hizmet kalitesi algısının ölçülebildiği, müşterilerin kalite parametrelerine büyük önem verdiği ve beklentilerini etkileyen en önemli kalite parametresinin güvenilirlik olduğu tespit edilmiştir. . En az dokunan boyut bilgidir. Hastaların hizmet kalitesi algılarının aynı hastaneye tekrar gelme ve arkadaşlarına tavsiye etme tercihlerini doğrudan etkilediği görülmüştür.
Sağlık kurumlarında alturistik liderliğin hekim hemşire işbirliği ve lider-üye etkileşimi üzerindeki etkileri
Alturizm, kişinin ödül beklentisi olmadan bir başkasına yardım etme davranışıdır. Alturistik liderlik, astlarının ihtiyaçlarına odaklanan ve astlarına yardımcı olmak için kişisel çıkarlarından fedakârlıkta bulunmayı göze alan liderlik biçimini ifade etmektedir. Doğaları gereği alturistik davranışların sürekli sergilendiği sağlık kurumlarında insan odaklı liderlik türlerinin çeşitli değişkenler üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu ifade edilmektedir. Bu değişkenlerden birisi ortak saygı ve güvene dayalı hekim hemşire iş birliği kavramı; diğeri ise lider ile üye arasındaki karşılıklı etkileşimi konu alan olan lider üye etkileşimidir. Alturistik liderliğin, özünde benzer kavramları barındırması nedeniyle, hekim hemşire iş birliği ve lider üye etkileşimi üzerinde pozitif etkiye sahip olacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda gerçekleştirilen tez çalışmasının amaçları, hekim ve hemşirelerin alturistik liderlik algıları, hekim hemşire iş birliğine eğilimleri ve lider üye etkileşimi düzeylerinin belirlenmesi; söz konusu değişkenlere ilişkin algıların katılımcıların bireysel özellikleri açısından farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi; hekim ve hemşirelerin alturistik liderlik algılarının hekim hemşire iş birliğine olan eğilimleri ve lider üye etkileşimi düzeyleri üzerinde etkisinin olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu kapsamda Ankara'da faaliyet gösteren bir vakıf üniversitesine bağlı eğitim araştırma hastanesinde görev yapmakta olan toplam 192 hekim ve hemşireden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda katılımcıların alturistik liderlik algıları ve lider üye etkileşimi düzeyleri orta seviyenin üzerinde; hekim hemşire iş birliğine yatkınlıkları ise yüksek düzeyde bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların alturistik liderlik ve alt boyutları, hekim hemşire iş birliği ve alt boyutları, lider üye etkileşimi ve alt boyutlarına dair ortalamalarının bireysel özelliklerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Regresyon analizlerinden elde edilen bulgulara göre ise alturistik liderlik alt boyutlarının hekim hemşire iş birliği ve alt boyutları ile lider üye etkileşimi ve alt boyutları üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar doğrultusunda hekim hemşire iş birliği ve lider üye etkileşimi düzeylerini artırma amacında olan sağlık yöneticilerine alturistik liderlik davranışları sergilemeleri önerilmektedir.
Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarında merhamet yorgunluğuna etkide bulunan faktörlerin incelenmesi
Travmatik bir öyküye sahip olmak sadece travma mağdurunu etkilemez. Travma mağduru bireylerle çalışan sosyal hizmet uzmanları da bu hikâyeden dolaylı olarak etkilenir ve bu durum merhamet yorgunluğuna neden olabilir. Bu araştırmanın amacı, tıbbi sosyal hizmet alanında çalışmakta olan sosyal hizmet uzmanlarının maruz kaldıkları merhamet yorgunluğuna neden olan faktörlerin belirlenmesidir. Bu bağlamda Ankara'da ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında çalışmakta olan 15 sosyal hizmet uzmanı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu eşliğinde Haziran 2022 ve Ağustos 2022 tarihleri arasında derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir ve veriler toplanmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle manuel ve MAXQDA 2022 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre 3 ana tema oluşmuştur. Bunlar 1) tıbbi sosyal hizmet alanında çalışmak; 2) travma mağduru bireylerle çalışma ve 3) psikososyal destek hizmetlerine olan ihtiyaçtır. Sonuç olarak psikososyal destek eksikliği, karşılaşılan vakalar, empatik yaklaşım, vaka yükü merhamet yorgunluğunun oluşumunda etkide bulunan faktörler arasında ön plana çıkmaktadır. Meslek elemanlarının iyilik hallerini ve mesleki doyumunu arttırmak ve merhamet yorgunluğu gibi dolaylı travmalardan korunması için mikro, mezzo ve makro boyutta sunulacak hizmet ve uygulamalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Sözcükler Tıbbi sosyal hizmet uzmanı, merhamet yorgunluğu, sosyal hizmet
Etkileşimci ve dönüşümcü liderlik davranışları ile örgütsel bağlılık ilişkisinde örgüt kültürünün rolü: Sağlık kuruluşunda bir uygulama
Örgütsel davranış disiplini, 20. yüzyıldan sonra önem kazanmıştır. Bu disiplininin konularından, liderlik, örgütsel bağlılık ve örgüt kültürü kavramları ile ilgili pek çok araştırma yapılmış ve kuramlar geliştirilmiştir. Bu çalışmada, liderlik ve örgütsel bağlılık ilişkisinde örgüt kültürünün rolü olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada; liderlik, örgütsel bağlılık ve örgüt kültürü kavramları ile ilgili literatür taraması yapılarak, kavramlar ve ilgili yaklaşımlar açıklanmıştır. Araştırma konusunun seçiminde temel hareket noktası; gerek ulusal gerekse uluslararası çalışma sayısının çok sınırlı olması ve özellikle sağlık alanında Türkiye'de konuyla ilgili gerçekleştirilmiş bir çalışmaya rastlanmamasıdır. Özel bir sağlık grubu bünyesinde yer alan dört hastanede yapılan uygulamayla, farklı görevlerdeki çalışanların algıladıkları etkileşimci ve dönüşümcü liderlik davranışları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkide örgüt kültürünün aracılık etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda dört hastanede görev alan toplam 416 iş görene anket uygulanmıştır. Çalışanların algıladıkları liderlik davranışları, örgütsel bağlılık düzeyleri ve örgüt kültürünü tespit etmek amacıyla kullanılan anket dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, çalışanların demografik bilgilerine ilişkin sorular yer almaktadır. İkinci bölümde, çalışanların algıladıkları etkileşimci ve dönüşümcü liderlik davranışlarını saptamak amacıyla kullanılan ve 36 ifadeden oluşan "Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği" bulunmaktadır. Anketin üçüncü bölümünde çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek üzere 18 ifadeden oluşan "Üç Bileşenli Örgütsel Bağlılık Ölçeği" yer almaktadır. Son bölümde ise örgüt kültürünü tespit etmek üzere Hofstede'in geliştirdiği, 19 ifadeden oluşan "Örgüt Kültürü Ölçeği" bulunmaktadır. Bu araştırmada doktorların, hemşirelerin ve idari personellerin algıladıkları etkileşimci ve dönüşümcü liderlik davranışları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki ve bu ilişkide örgüt kültürünün rolü yapısal eşitlik modeli kurularak analiz edilmiştir. Araştırmada, sağlık grubunda çalışan doktorların, hemşirelerin ve idari personellerin algıladıkları etkileşimci ve dönüşümcü liderlik davranışları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık arasında ise hemşireler ve idari personeller için istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilirken, doktorlar için anlamlı bir ilişkiye rastlanamamıştır. Bu nedenle, örgüt kültürünün, etkileşimci ve dönüşümcü liderlik davranışları ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide hemşireler ve idari personeller için aracılık etkisinden söz edilebilirken, doktorlar için aracılık etkisinden bahsedilememektedir.
Yönetim sürecinde yönetici iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri ve sağlık kurumlarında bir uygulama
Rekabetin yaşandığı iş hayatında kurumlar, çalışanlarından daima üst seviyede motivasyon ve performans beklerler. Bu sayede hem kurum hem çalışan istenilen verimi sağlamış olur. Motivasyon ise belirli bir iletişimle sağlanmaktadır. Çünkü iletişim iş hayatının kilit kelimesidir. Rekabetin arttığı günümüz şartlarında verimlilik ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada işletmelerde yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri sağlık kurumlarında yapılan araştırmaya göre önemle vurgulanmıştır. Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yönetim ve yönetici, iletişim ve motivasyon kavramları anlatılmıştır. İkinci bölümde iletişimin amaçları, süreci, temel öğeleri, özellikleri, fonksiyonları, türleri ve örgütsel iletişimde sorunlar ve örgütsel iletişimi engelleyici faktörler vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde motivasyon süreci, amaçları, temel kavramları ve motivasyon konusunda ileri sürülen kuramlar vurgulanmıştır. Dördüncü bölümde yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri ve sonuçları vurgulanırken son bölümde ise metodoloji ve sonuçlar incelenerek yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerine etkisi üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Yönetim, Yönetici, İletişim Becerileri, Çalışan Motivasyonu, Özel Hastaneler, Kamu Hastaneleri.
Kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarında örgütsel iletişim çalışmalarının karşılaştırılması
Bu çalışmada, örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi konusunda geliştirilen kuram, model ve yaklaşımlar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu amaçla, örgüt ve örgüt kuramları, iletişim ve iletişim kuramları, örgütsel iletişim ve örgütsel iletişim kuramları, ayrıca sağlık ile ilgili temel kavramlar, sağlık iletişimi ve sağlık iletişimi kuramları ile ilgili kuramsal bilgilere ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bireylerin yaşamları boyunca önemsedikleri sağlık problemlerinin çözüme kavuşturulması amacıyla başta tanı ve tedavi olmak üzere tüm sağlık hizmetlerinin verildiği kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarında örgüt içi hedef kitle olarak da ifade edilen sağlık çalışanları açısından örgütsel iletişim algısı ve örgüt dışı hedef kitle olarak ifade edilen hasta ve hasta yakınları açısından sağlık iletişimi algısı ile gerek örgüt çalışanlarının gerek hasta gerekse hasta yakınlarının demografik özellikleri ile bu algılamalar arasındaki ilişkiler, elde edilen veriler ile bilimsel yöntem ve tekniklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın araştırma bölümü, Erzincan il merkezinde sağlık hizmeti vermekte olan T. C. Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırması ile Erzincan Özel Neon Hastanesinde 300 örgütsel iletişim ve 300 sağlık iletişimi olmak üzere toplam 600 katılımcı ile yüz yüze gerçekleştirilmiş, anket çalışmaları 6 ay içerisinde tamamlanmıştır. Gerçek araştırma uygulamasına geçilmeden önce ise, araştırmanın sağlıklı ve verimli yürütülmesi amacıyla, 100 hastane çalışanı ve 100 hasta ve hasta yakını olmak üzere toplam 200 katılımcı ile örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi ölçme araçları ile ön test çalışması yapılmıştır. Araştırmada yukarıda ifade edilen ilişkileri ortaya koymak amacı ile 29 maddelik beşli Likert-tipi örgütsel iletişim ölçeği ve 21 maddelik beşli Likert-tipi sağlık iletişim ölçme araçlarından yararlanılmıştır. Ampirik bir çalışma için verilerin analizi, SPSS 21.00 ve LISREL 9. 1 paket programları ile yapılarak araştırma ile ilgili istatiksel sonuçlar ortaya konulmuştur. Elde edilen verilerin geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada betimsel ve karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın temel problemi ve alt problemleri, çalışma öncesi ortaya konulan kuramsal ve araştırma hipotezleri ile belirlenmiş, hipotezler test edilerek ilgili sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada örgütsel ve sağlık iletişimi ile ilgili şu kuramsal sonuçlara varılmıştır: Çalışma konusunun temel hareket noktası olan, gerek ulusal gerekse uluslararası önemi günden güne arttığı, kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarının, oldukça önemli bir hedef kitlesi konumundaki hasta ve hasta yakınlarının almış oldukları sağlık hizmetlerindeki memnuniyetleri açısından, işleyişi, etkililiği ve verimliliği için örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi, çalışanlar ve hasta ve hasta yakınları tarafından yeterince bilinmemektedir. Örgütsel iletişim sadece örgütler arasında gerçekleşen iletişim, sağlık iletişimi ise sadece hekim-hasta arasında gerçekleşen iletişim olarak algılanmaktadır. Geçmişten günümüze kadar gerçekleştirilen sayısızca sağlık reformu programlarında sağlık hizmetlerindeki kaliteyi artırmak için sağlık kuruluşlarındaki iletişim ve işleyişin sağlıklı yürütülmesinde, öneminin günden güne arttığına inanılan örgütsel iletişim ve sağlık iletişiminin önemi vurgulanmıştır. Ancak, bu konuda akademik ve sektörel anlamda hem kamu hem de özel sektör tarafında şu ana kadar yapılanların oldukça zayıf olduğu görülmüştür. Kamu hastanesindeki halkla ilişkiler birimi, özel hastanedeki halkla ilişkiler birimine göre faaliyetlerini biraz daha pasif olarak sürdürmektedir. Hasta ve hasta yakınları, bu konuda özel hastanedeki halkla ilişkiler birimindeki hizmetlerden memnun olduklarını sözlü olarak ifade etmişlerdir. Özel hastane, geniş hedef kitlelere ulaşmak için tanıtım ve reklam faaliyetlerini önemseyip yer verirken, kamu hastanesinde bunun oldukça zayıf olduğu görülmüştür. Çalışmanın araştırma boyutunda örgütsel iletişim ile ilgili veriler "stratejik iletişim", "genel iletişim" ve "iletişime yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri" alt boyutları hastane türüne göre elde edilmiş, şu sonuçlara varılmıştır: T.C Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Erzincan Özel Neon Hastanesi, sağlık çalışanlarının örgütsel iletişim puan ortalamalarının iletişime yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri alt boyutunda (t298= 2,37, p<.01) hastane türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterdiği görülmektedir. Ortalamalar arasındaki farkın kaynağını belirlemek için ortalamalar incelendiğinde Özel Neon Hastanesindeki sağlık çalışanlarının puan ortalamalarının (X= 8,36) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=7,50) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki sağlık çalışanlarının örgütsel iletişim puan ortalamalarının, Mengücek Gazi Hastanesindeki sağlık çalışanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Buna karşılık, stratejik iletişim süreçleri alt boyutunda (t298= 1,43, p>.01) ve genel iletişim süreçleri alt boyutunda (t298= 1,50, p>.01) hastane türüne göre anlamlı farklılaşma olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın araştırma boyutunda sağlık iletişimi ile ilgili veriler ise, "hekim-hasta iletişimi", "iş yoğunluğunun iletişime etkisi", "iletişimde etik unsurlar" ve "iletişime açıklık" alt boyutları ile hastane türüne (kamu-özel) göre ele alınmış şu sonuçlara varılmıştır: T.C Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Erzincan Özel Neon Hastanelerinden sağlık hizmeti almakta olan hasta ve hasta yakınlarının sağlık iletişim puan ortalamalarının hekim-hasta iletişimi alt boyutunda (t298= 8,56, p<.01), iş yoğunluğunun iletişime etkisi alt boyutunda (t298= 3,78, p<.01), iletişimde etik unsurlar alt boyutunda (t298= 4,31, p<.01) ve iletişime açıklık alt boyutunda (t298= 6,63, p<.01) hastane türüne göre anlamlı farklılaşma olduğu görülmektedir. Ortalamalar arasındaki farklar incelendiğinde hekim-hasta iletişimi alt boyutunda, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 17,33) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=14,16) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının hekim-hasta iletişiminin daha güçlü olduğu ve puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu şeklinde değerlendirilebilir. İş yoğunluğunun iletişime etkisi alt boyutunda Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 20, 47) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=23,57) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Mengücek Gazi Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve kamu hastanesinde iş yoğunluğunun iletişim üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu şeklinde değerlendirilebilir. İletişimde etik unsurlar alt boyutunda Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 14,36) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=16,21) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Mengücek Gazi Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve kamu hastanesinde hasta ve hasta yakınlarına yönelik iletişimde etik unsurların daha çok yaşandığı şeklinde değerlendirilebilir. İletişime açıklık alt boyutunda ise Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 14,74); Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının ise (X=10,06) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve özel hastanelerde iletişime açıklık algısının daha fazla olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Kamu, özel sektör, örgütsel iletişim, sağlık iletişimi, sağlık kuruluşu.
Örgüt kültürünün özel ve devlet hastanelerinde görev yapan hemşirelerin örgütsel vatandaşlık davranışları üzerine etkisi ve bir uygulama
Günümüzde sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeleri göz önüne aldığımızda, bu ilerlemelerin çalışanlar tarafından ne şekilde kuruma yansıtılacağı ve ayak uydurulacağı merak konusu olmuştur. İnsan sağlığının önemini de düşünürsek, hastanelere yapılacak olan her yeniliğin hastane çalışanları tarafından nasıl karşılanacağı ve bir vatandaş olarak bu yeniliklerin kurum kültürüyle nasıl uyum sağlayacağı önemli hale gelmiştir. Kültür, bir çevrenin hayatını devam ettirme, toplumsal birimlerini belirleme, kazanılan tutum ve davranışlarını, bilgi, değer, inanç ve insanların etkileşimi sonucu ortaya çıkan tüm faaliyetlerini gidermek ve ihtiyaçlarını tedarik etmek maksadıyla meydana getirdiği bir hayat tarzıdır. Örgüt kültürü ise örgüt çalışanlarının bir araya gelip paylaştığı gelenekler, inançlar, diller, hisler, etkileşimler, uygulamalar ve değerlerden meydana gelmiştir. Örgüt kültürü terimi üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde sağlam temelli güçlü yönetilen bir örgüt kültürünün çalışanlar üzerinde doğrudan pozitif bir etki bıraktığını, performansını geliştirdiğini ve rekabetini artırdığını görmekteyiz. Örgütün sosyal mekanizmasının bakıma alınması olarak tarif edilen örgütsel vatandaşlık davranışı, çalışanların iş arkadaşları ile iş birliğine yönelik ve sistemi koruyucu faaliyetlerde bulunmaları, sistemin gelişmesi için orijinal fikirler ortaya atmaları, sisteme daha fazla katkı sağlayabilmek için kendi kendini eğitmeleri, örgütün dış çevrede olumlu şekilde tanınmasını sağlayacak davranışlar için gayret göstermeleridir. Bu çalışma, kültür, örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık davranışı kavramlarının ortaya konulmasını, bu kavramların öneminin ve boyutlarının anlatılmasını, örgüt kültürü konusunda yapılan sınıflandırmaları ve örgütsel vatandaşlık davranışlarının sonuçlarını açıklamaktadır. Tüm bunlara ek olarak Bingöl ili özel ve devlet hastanelerinde görev yapan hemşirelere yapılan anket çalışmasıyla örgüt kültürünün örgütsel vatandaşlık davranışları üzerine etkisi ölçümlenmeye çalışılmıştır.
Sağlık sektöründe kişisel markalaşma: Tercih edilen doktorun markalaşmasının hastane tercihine etkisi
İlk insanın oluşumundan günümüze kadar geçen süre içerisinde sağlık ve marka kavramları, birbirleriyle fazla ilişkili olmasa da kendi içlerinde oldukça büyük öneme sahip ve etkinliğini kaybetmeyen kavramlar halini almıştır. Bununla birlikte son yüzyıl içerisinde teknolojinin gelişmesi, devletlerin sosyal devlet çerçevesinde sağlık harcamalarını arttırmaları, sağlık eğitimine verilen önemin fark edilmesi ve bunu geliştiren uygulamaların hayata konması, reklamcılık, marka ve kişisel markalaşma faaliyetlerinin artışıyla birlikte hastane sahipleri ve doktorların bu faaliyetleri kullanarak daha optimal tüketicilere yönelmesi sağlıkta kişisel markalaşma kavramını ortaya çıkarmıştır. Ülkemizde 2003 tarihinde hayata geçirilen "Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP)" çerçevesinde özel hastanelerin sayılarında yaşanan artış, ayrıca kamu hastanelerinde kalite gelişimi için yapılan çalışmalar, markalaşma ve kişisel markalama kavramlarıyla kombine edildiği zaman 13 yıl içerisinde önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Buna rağmen ülkemizde nüfus artış hızına paralel doktor sayısında yeteri kadar artış sağlanamamıştır. Hastalıklarda yaşanan artış, kamu hastanelerinde oluşan kalabalık neticesinde vatandaşların daha hızlı ve efektif hizmet alma istekleri, doktorların son dönemde gerek televizyonlardan gerekse internet yoluyla mesleki deneyimlerini göstermeleri, ülkemiz doktorlarının teknolojik gelişmeleri daha hızlı takip etmeleri ve neticesinde başarılı işlemler uygulamaları ile alanlarında dünyaca ünlü olmaları sebebiyle sağlıkta kişisel markalaşma kavramı önemini her geçen gün artırmakta ve yapılan yeni çalışmalarda bu kavramın ışığında ilerlemektedir.
The analysis and modelling of accounts receivable management: An application from the health care industry
Over the history it was clearly observed how healthcare industry plays an important role not only in the physical and mental state of society but in economic sphere as well. Unlike most other businesses taxation and privileges applied in healthcare industry differ depending on their political, social and economic influences. If we look at the budget of one country we will be able to observe how big proportion of the budget funds fall under healthcare industry sector, and it includes both healthcare implementing (clinics, hospitals, test centres, etc.) and development services (institutions, scientific projects, etc.) If we look at the definitions the term receivables stand for the due funds that should be received by one side for the services and/or products provided to the other side. In accounting it is included in balance sheet and consider all debts owed to the company (contractor company, services and/or products providing side). For company's managerial level employees, receivables are one of the most important dues of their job and it is reasonably considered as the power that makes company keep going. Despite the size of the company all the company owners/managers observe receivables as their top priority. In this thesis paper the importance of receivables management for a unit of healthcare industry would be shown, by presenting some samples on private clinic located in Baku, Azerbaijan. The experience of accounting team will help to understand the true meaning of receivables, what they depend on, what they control and influence, how it should be managed and how company should react on the changes within the company and the country in order to keep the receivables flow in proper condition. Below we will firstly observe the main aspect of proper receivables management procedure and see them on the examples shown on private clinic model. Besides that, the purpose of this thesis is to show algorithm of steps that should be taken in possible situations that can be met in some healthcare industry unit.
Sağlık kurumlarında çalışan sağlık personelinin farklılıkların yönetimi hakkındaki görüşlerinin değerlendirilmesi: Bir kamu hastanesi örneği
Farklılık olgusunun anlamlandırılması gerek bireysel gerekse toplumsal ölçekte hayati bir öneme sahip olmakla beraber çok yönlü bir değerlendirmeyi de beraberinde gerektirmektedir. Bir avantaj ya da olumsuz bir etken olarak görülebileceği farklı alanlarda ve farklı ölçeklerde bu türlü bir değerlendirmenin yapılması oldukça dikkatli ve analitik bir sistem gerektirmektedir. Farklılıklardan doğan durumların yönetimi sürecindeki modeller ve bu modeller doğrultusunda olası stratejilerin belirlenmesi, yine farklılıklardan kaynaklı olumsuz etkilerin giderilmesi veya bir avantaja dönüştürülmesine ilişkin yönetsel çalışmalar günümüzde değerlendirilmektedir. Farklılıklar, avantajları ya da olumsuz etkileri ile insan ilişkileri gibi gündelik hayatı etkilediği gibi profesyonel iş hayatını da etkilemektedir. Çalışmanın odak noktası olan sağlık kurumlarındaki hem hizmet alanlar hem de çalışanlar açısından olası farklılıkların belirlenip bu farklılıkları kurum içi hizmet yapısına ne gibi etkilerde bulunduğunu ve bu etkilerin kurumun işleyişine olan yansımalarının ele alınması sağlık sistemindeki bazı aksaklıkların tespiti ve giderilmesi için hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada; öncelikle farklılık kavramı incelendikten sonra, farklılığa neden olan cinsiyet ve yaş gibi iç boyutlar; kişilik, kültür gibi dış boyutlar ile örgütsel rol ve statü, çalışma biçimi gibi örgütsel boyutlar ele alınarak, farklılık yönetiminin tarihsel gelişimi ile farklılık yönetimindeki modeller ve farklılığa ilişkin stratejiler üzerine literatür araştırması yapılmıştır. Sonrasında, kamu kurumlarında çalışan sağlık personelinin demografik yapıları ve farklılık algıları arasında ilişkinin olup olmadığının saptanması amaçlanarak yüz yüze görüşme tekniği ile anket çalışmasını içeren bir inceleme yapılmıştır. İş bölümü ve uzmanlaşmanın en yüksek olduğu işletmeler olan hastanelerin diğer işletmelerden farklı olması ve daha önce sağlık sektöründe çalışan farklı meslek mensuplarını kapsayan farklılıklar yönetimi üzerine yapılmış bir çalışmanın olmaması, bu çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda gerekli izinler alınarak İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ele alınarak; yaş, eğitim düzeyi, medeni hal, cinsiyet vb. sınıflandırmalar tabanından sağlık kurumlarında çalışan sağlık personelinin farklılık algıları üzerine etkilerinden hareketle ölçümleme ve incelemeler gerçekleştirilmiştir. Anket çalışması, 1414 olan araştırma evreni için 302 adet tabakalı örneklem belirlenmiş ve 381 kişiye uygulanarak genelleme yapılmıştır. Ölçekteki ifadeler, 5'li Likert tipi ölçeğinde olup 1'den (hiç/kesinlikle katılmıyorum) 5'e (daima/kesinlikle katılıyorum) doğru sıralanmıştır ve ölçeğin güvenilirlik analizine göre genel ortalamasının 3.790, güvenirlik katsayısının 0,849 olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı aracılığıyla tanımlayıcı istatistiksel metotlar ile Kolmogorov-Smirnov dağılım testi kullanılmıştır. Çalışma ekibi içinde istenmeyen farklılıklar konusunda elde edilen bulgular incelendiğinde, %45.4 kişilik, %25.2 cinsel tercih ve %21'inin diğer nedenler olduğu görülmüştür. Sosyal yaşamda istenmeyen farklılıklar da bu sonuçlara paraleldir. Araştırma sonucunda mevcut demografik değişkenlerin farklılıkların algısı konusunda ciddi boyutlarda bir fark meydana getirmediği gözlemlenmiştir. Araştırmalar ile belirlenen ve hem çalışma ekibi içinde hem de sosyal yaşamda istenmeyen mevcut farklılıkların, alınacak kararlar ve geliştirilecek stratejiler ile işlevsellik kazandırılarak faydaya dönüştürülmesi mümkündür. Kişisel yargı ve tutumların en aza indirgendiği, hoşgörünün yüksek olduğu, kişisel farklılıkların faydaya dönüştürüldüğü koşullar hem sağlık sistemi hem de sağlık hizmetinde iyileşmeye olanak sağlamaktadır. Araştırma her ne kadar kendi örneklem sayısını içererek tüm sağlık sektörünü kapsamasa da, bu konuda yapılan ilk araştırma olduğu için bulgular açısından oldukça önemlidir ve sağlık sistemi ve hizmetinin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Farklılık, Farklılık yönetimi, Sağlık personeli.
Kurumsal liderlik tarzlarını algılamanın örgütsel bağlılık ve vatandaşlığa etkisinde çalışanların motivasyon seviyelerinin rolü ve bir araştırma
Sağlık kuruluşlarının etkililiğinde ve verimliliğinde sağlık çalışanlarının bilgisi, becerisi, yetkinliği ve etkin iletişimi kurumun başarısında en önemli kaynaktır. Bu kaynağın etkin bir şekilde yönetimi, etkili liderlik ile mümkündür. Liderlik, örgütün etkinliğini ve başarısı etkileyen önemli bir faktördür. Sağlık kuruluşlarında örgütsel verimlilik ve performansın artmasını sağlayan faktörlerden bazıları çalışan motivasyonu, örgütsel bağlılık ve vatandaşlık davranışlarıdır. Bu tutum ve davranışların çalışanların kurumsal liderlik tarzlarını algılaması ile etkili ve ilişkili olduğu düşünülmektedir. Çalışmada algılanan kurumsal liderlik tarzlarının çalışanların örgütsel bağlılık ve vatandaşlık davranışları üzerindeki etkisinde motivasyon seviyelerinin aracılık rolünün bulunup bulunmadığı ortaya konması amaçlanmıştır. Motivasyon hedefe odaklı davranışın oluşması için enerji verme ve harekete geçirme eylemini yönlendiren bir süreçtir. Bu araştırma, çalışanların algılanan kurumsal liderlik tarzlarına göre örgütsel bağlılık ve vatandaşlık davranışlarına etkisinde motivasyon seviyelerinin ara değişken rolü olabileceği varsayımına dayanmaktadır. Bu bağlamda algılanan liderlik tarzlarının örgütsel bağlılık ve vatandaşlığa etkisinde motivasyon seviyelerinin aracılık rolünü araştırmaktır. Bu araştırma verileri anket yöntemi ile toplanmıştır. İstanbul'da bulunan özel hastanelerde 420 sağlık çalışanına uygulanan araştırmanın sonucunda, çalışanların algıladıkları liderlik tarzının örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık üzerinde anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışanların motivasyon seviyelerinin algılanan liderlik tarzının örgütsel bağlılık üzerinde kısmen moderatör rolü bulunmaktadır. Algılanan liderlik tarzının örgütsel vatandaşlık üzerindeki etkisinde motivasyon seviyelerinin ara değişken rolü olmadığı saptanmıştır. Ayrıca çalışanların dönüşümcü, etkileşimci ve babacan liderlik tarzları algısının örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu, serbest liderlik tarzının ise örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeylerini olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır. Örgütsel bağlılığın vatandaşlık davranışı üzerinde etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Liderlik Tarzı, Örgütsel Vatandaşlık, Örgütsel Bağlılık, Motivasyon
Sağlık kurumlarında kurumsal itibar algısı ve yönetimi
Kurumsal itibarın önemi kurumlar açısından bulunduğumuz çağda daha da fazla önem taşımaya başlamıştır. Çağdaş pazarlama teknikleri, stratejilerinin doğru kullanılması ve kâr sağlanması kurumlar için yeterli olmamaktadır. Kurumlar daha ileriye dönük planlar yaparak devamlılık ve süreklilik adına farklı arayışlar ve çalışmalara başlamıştır. Kurumsal itibar oluşturup sürdürmek, bunlardan birisidir. Kurumlar için ; sundukları hizmet ve markalar dışında, tüketicilerin zihninde oluşturdukları algı ve izlenim de çok önemlidir. Ancak bu sayede olumlu bir izlenim ve tutarlı , adil bir kurum politikası oluşabilmektedir. Günümüzde tüketicilerin oldukça bilinçli olduğu, kurumlardan sadece belirli ürün ve hizmetler beklentisinde kalmayıp, tüketiciler buna ek olarak kurumların kamusal sorunlara yaklaşımı ve desteği, paydaşları ve çalışanlarına verdiği önem, algıda ve tüm sosyal çevrede oluşturdukları itibar etkisinide dikkate almaktadırlar. Haris ve Fombrun'un geliştirdiği itibar katsayısı ölçeği sayesinde kurumların itibarları farklı bileşenleri ölçümlenerek değerlendirilmektedir. Kurumların ürün kalitesini, vizyonunu, kurum kimliği ve imajını, çalışanların kuruma etkisi ve verimini ele alarak kurumun dış kitlelere nasıl yansıdığını ve kitleler tarafından nasıl algılandığını araştırmaktadır. Bu sayede kurumun her bölümü ve değeri irdelenmekte ve karşımıza sadece kurumsal itibar seviyesi değil bütünüyle kurum performansı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın asıl amacı; hayatımızda en önemli alanlardan biri olan sağlık kurumlarında, kurumsal itibar seviyesini belirlemek ve nasıl algılandığını ölçümlemektir. Bu sebeple çalışmamızın daha net ortaya çıkması adına nicel ve nitel araştırma yöntemiyle Florence Nightingale-Çağlayan Hastanesi örnek olarak belirlenmiş ve değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar, Kurumsal İletişim, İtibar Katsayısı, Sağlık Alanında İtibar.
Stratejik çeviklik, iş özerkliği, örgütsel iletişim, örgüt güvenlik iklimi, örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiler ve sağlık sektöründe bir araştırma
Günümüz rekabetçi ortamı, işletmelerde olduğu gibi sağlık kurumlarında da stratejik çeviklik, iş özerkliği, örgütsel iletişim, örgüt güvenlik iklimi, örgütsel bağlılık ve benzeri değişkenleri dikkate almaya zorlamaktadır. Örgütün stratejik çevikliği, yürütmekte olduğu faaliyetleri hızlıca gözden geçirme, değiştirme, ihtiyaca göre yönlendirme fırsatını yaratır. İş görenlerin, takdir hakkını kullanabilmeleri, yaptıkları işe kendilerinden değer katabil-meleri örgüt hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Örgütün içindeki etkili bir iletişim, bireylerin sisteme katılımını sağlarken, mutlu olmalarına da yol açacaktır. Örgüt güvenlik iklimi çalışanların kendisini güvende hissetmesini sağlayacak ve onların kendilerini örgüte bağlı hissetmelerini gerçekleştirecektir. Tez araştırmasında söz edilen bu örgütsel davranış değişkenleri seçilmiş olup sağlık çalışanları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Söz konusu değişkenlerin literatür araştırması yapılmış, kullanılan örgütsel davranış değişkenlerini ölçmek üzere tasarlanan anket, sağlık kurumlarında kolayda örnekleme yoluyla 171 kişiye uygulanmış ve araştırma analizlerine yer verilmiştir. Literatürde sağlık kurumlarında yapılan çalışmalar çok sınırlı olduğundan, günümüzde Örgütsel Bağlılık, Örgütsel İletişim, İş Özerkliği ve Örgüt Güvenlik İklimi değişkenlerinin Stratejik Çevikliğe etkisi araştırılarak literatüre kazandırılmış olup, sağlık sektöründe örgütsel davranış değişkenlerine ait yapılan araştırmaların boşluğu doldurulmaya çalışılmıştır.
Sağlık kurumlarında örgütsel vatandaşlık davranışı, iş özerkliği, örgüt güvenlik iklimi, duygusal zeka, sinizm ve tükenmişlik arasındaki ilişkiler ve bir araştırma
Yapılan hastane gözlemleriyle ele alınan örgütsel davranış değişkenlerinin sağlık çalışanlarının rutin meslek hayatında karşılaştığı kavramlar olduğu düşünülmektedir. Fakat belirtilen örgütsel davranış değişkenleri ile ilgili yapılan çalışmaların literatürde sağlık alanında yok denebilecek kadar az olduğu gözlemlenmiştir. Buradan yola çıkarak örgütsel vatandaşlık davranışı , iş özerkliği, örgüt güvenlik iklimi, duygusal zeka değişkenlerinin birbirine olan etkileri ile sinizm arasındaki etki araştırılıp devamında tükenmişliği nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmaya katılmaya kabul eden ve kolayda örneklem yöntemiyle belirlenen 180 sağlık çalışanının anket cevapları SPSS for Windows 22.00 ve AMOS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerle ilgili Doğrulayıcı faktör analizleri (DFA) yapılmış ve cronbach's alpha değerleri hesaplanmıştır. Araştırma bulgularından yola çıkarak Örgütsel vatandaşlık davranışının iş özerkliği ve örgüt güvenlik iklimini etkilemediği, iş özerkliğinin duygusal zekayı etkilemediği gözlemlenmiş aynı zamanda da örgütsel vatandaşlık davranışının duygusal zekayı doğru orantılı, iş özerkliğinin örgüt güvenlik iklimi ve duygusal zekayı doğru orantılı, örgüt güvenlik iklimi ve duygusal zekanın sinizmi ters orantılı ve son olarak sinizmin tükenmişliği ters orantılı etkilediği gözlemlenmiş örgütsel davranış değişkenleri arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur.
Stres, duygusal zeka, iş özerkliği, güvenlik iklimi, anksiyete ve depresyon arasındaki ilişkiler ve bir araştırma
Günümüzde, organizasyonların tepe yönetimi, çalışanlarını organizasyonların hedeflerine yöneltmek amacıyla onları etkileyebilecek bir takım örgütsel değişkenleri dikkate alırlar. Bu araştırmada, çalışanlar açısından önemli sayılabilecek duygusal zeka, algılanan stres, güvenlik iklimi, iş özerkliği, anksiyete ve depresyon değişkenleri göz önüne alınmıştır. Tezin birinci bölümünde tez çalışmasının giriş kısmı yer almaktadır. İkinci bölümünde ise araştırma değişkenlerine ilişkin detaylı bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Bu bölümde değişkenler tanıtılmış ve değişkenlere ilişkin çalışmalara yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, hastane çalışanlarının katılımı ile yapılan araştırma analizlerine yer verilmiştir. Bu bölümde, araştırma modeli, araştırma hipotezleri ve veri analizleri detaylı bir biçimde yer almaktadır. Son bölümde ise araştırma sonuçları yer almaktadır.
Dijital pazarlama becerileri: Sağlık kurumları işletmelerinde bir araştırma
Bu araştırmada sağlık kurumu işletmelerinin dijital pazarlama becerilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yarı yapılandırılmış birebir görüşmeler yapılmıştır. Sağlık sektöründe yönetici konumundaki iki katılımcı ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Katılımcılardan biri Kurumsal Pazarlama Müdürü (Görüşmeci A) ve diğeri Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya Sorumlusu (Görüşmeci B)'dur. Bu araştırma için katılımcılar şu anda dijital pazarlama becerilerini yaratıcı sektörler içinde profesyonel iletişim amacıyla düzenli olarak kullandıkları gerekçesiyle seçildi. Görüşmeler kaydedildi ve her görüşmenin hemen sonrasında iletişim uzmanlarının vurguladığı ana hususlara ilişkin notlar alındı. Her bir görüşme analiz edildi ve bittikten hemen sonra kodlandı. Tüm görüşmeler bu şekilde analiz edilip kodlandığında bağlantılı konular notlarla gruplandırıldıktan sonra ortaya çıkan tüm kodların daha tematik bir analizi yapıldı. Araştırma sonucunda incelemeye alınan sağlık kurumlarının dijital pazarlama faaliyetlerinde eksikliklerinin olduğu bununla beraber bu eksikliklerin giderilmesi adına çalışmaların yürütüldüğü belirlenmiştir.