Psychological maltreatment

79 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Duygusal istismarı önleme ve müdahale programı geliştirme ve etkisinin test edilmesi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynler için geliştirilen "Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşımdan Esinlenerek Hazırlanan Duygusal İstismarı Önleme ve Müdahale Etmeye Yönelik Aile Rehberliği Programı" eğitiminin, duygusal istismarı azaltıp azaltmadığını incelemektir. Bu araştırma, ön test- son testin uygulandığı kontrol gruplu deneysel bir araştırmadır. Araştırmaya, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında, Ankara ili Keçiören İlçesinde, bir devlet ortaokulunda, çocukları 7. ve 8. sınıflarda öğrenimlerine devam eden 18 anne katılmıştır. Deneysel çalışma haftada bir gün 90 dk.'lık görüşmeler şeklinde, altı hafta devam etmiştir. Uygulamalar öğrencilerin devam ettikleri ortaokulda, ders dışı saatlerde yapılmıştır. Deneysel çalışma ve test uygulamaları, araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Ön testler, ilk oturumdan bir hafta önce, son testler son oturumdan 10 gün sonra uygulanmıştır. Annelere, çocuklarını ne derece duygusal bakımdan istismar ettiklerini belirlemek için ön ve son test olarak, Çocuk İstismarı Potansiyeli Envanteri (Öner ve Sucuoğlu, 1994) uygulanmıştır. Bu uygulamalardan ayrı olarak, çocukların ebeveynlerinden algıladıkları duygusal istismar seviyesini ölçmek üzere, katılımcıların çocuklarına Yetişkin Genç İlişkileri Ölçeği (Alantar, 1989) ön ve son test olarak uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde örneklemdeki kişi sayısının az olması nedeniyle, bağımsız gruplar için Mann-Whitney U Testi; tekrarlı ölçümler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları duygusal istismar eğitiminin, ebeveynlerin duygusal istismar davranışları ile çocukların ebeveynlerinden algıladıkları duygusal istismarı azalttığını göstermiştir.

Aile rehberliğiDuygusal istismarEğitim programları+5
Ayşenur Gürsel
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbulda bulunan ortaokul kurumlarında görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada, ortaokullarda görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma)yaşama düzeyleri ve bu düzeyin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasında 14 ilçede bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan toplam 145 görsel sanatlar öğretmenine, kişisel bilgiler, olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık ölçekleri uygulanarak, öğretmenlerin olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık puanlarının demografik özellikleriyle olan ilişkisi ve olumsuz davranış uygulanma düzeyinin örgütsel bağlılıklarına etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; ortaokul kurumlarında çalışan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin yıldırma eylemlerine maruz kalma düzeylerinin düşük olduğu (%30),mobbing'e uğrayan öğretmenlerin, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme düzeylerinde düşüş yaşandığı, Görsel Sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeylerinin okul türü, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, görsel sanatlar öğretmenliğindeki kıdem ve eğitim durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı bir fark göstermeyip eşit düzeyde yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinde okul türüne göre, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin mobbing (yıldırma) ölçek puanları ile örgütsel bağlılık puanları arasındaki ilişki incelendiğinde; yıldırma ile örgütsel bağlılık alt boyutlarından uyum arasında anlamlı bir fark olmamakla birlikte mobbing ve örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık alt boyutları kendi içinde değerlendirildiğinde ise; uyum ile özdeşleşme ve içselleştirme arasında anlamlı bir fark olmakla birlikte, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

BağlılıkEğitim psikolojisiGörsel sanatlar+7
Selda Arslan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İş hayatında uygulanan mobbingin çalışanlar üzerindeki etkileri: Bir uygulama çalışması Türk bilişim sektörü

Sanayi devriminden itibaren devamlı gelişen dünyamız birçok yenilik ve farklılığa ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle teknolojik çalışmalarla birlikte insanların yaşam kalitesi artmakta ve hayat kolaylaşmaktadır. Devamlı değişim ve gelişim sirkülasyonu içerisinde zaman zaman olumsuz durumlar gözlemlenmektedir. Çalışma saatlerinin uzun olması, rekabetin artması ve yoğun iş temposu, stres ve baskı ile birlikte işgören kendine zaman ayıramayacak duruma gelmekte ve psikolojik yönden zarar görmektedirler. Çağımızın en büyük tehlikesi olan psikolojik şiddet kavramını iyice anlamak gerekmektedir. Psikolojik şiddet davranışları hedef olarak seçilen birey veya bireylere karşı sistematik olarak doğrudan veya dolaylı yollarla uygulanan, mağdurun kişiliğine, mesleki hayatına ve sağlığına zarar vermek için yapılan kasıtlı ahlaka aykırı tutum ve davranışlardır. Bu çalışmanın amacı, İstanbul'da bilişim sektöründe çalışan personellerin bulundukları işletmede maruz kaldıkları psikolojik şiddet davranışlarının verimliliklerini ne derece etkilediğini ve işten ayrılmalara etkisini tespit etmektir. Ayrıca mobbingi önlemeye yönelik stratejilerin gelişmesi bakımından işverenlere, yöneticilere, insan kaynaklarına, sendika ve derneklere ve kanuni düzenlemelere yararlı olacağı arzu edilmektedir. Mobbing davranışları bilişim sektöründe çalışan personellere, fiziksel ve ruhsal açıdan zarar verdiği gibi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini engellemektedir. Akıl gücü ile işleyen stres ve baskının yoğun görüldüğü bilişim sektöründe meydana gelen psikolojik şiddet davranışlarını saptamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Çalışma teorik olarak anlatıldıktan sonra araştırmanın uygulama kısmında anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması demografik değişkenler, mobbing ve verimlilik soruları ile üç bölüm 38 sorudan oluşmaktadır. Ankete katılanlar birinci bölümde yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kıdem, çalışma hayatında geçen süreye yönelik sorular, ikinci bölümde sosyal ilişkilere yönelik, itibarlarına yönelik, mesleki konumlarına yönelik, sağlıklarını tehdit eden davranışlara yönelik sorulara, üçüncü bölümde ise çalışanların işe yönelik davranışları ve performansları ile ilgili sorulara yanıt vermişlerdir. Mobbingi ölçmek için LIPT Questionnaire (Leymann Inventory of Psychological Terror) ölçeği kullanılmış olup beşli likert tipinde hazırlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; işyerinde uygulanan psikolojik tacizin verimlilik ile doğrudan ilişkisi saptanmıştır. Buna ek olarak bilişim sektöründeki kadın çalışanlar psikolojik şiddetle daha çok karşılaşmakta ve bunun neticesinde çalışma verimlerinde ciddi düşüşler görülmektedir. Ayrıca verimliliğin kıdem ile doğru orantılı olduğu tespit edilmiştir. Verim kaybı en çok 1-3 yıl, en az 10 yıl ve üzeri çalışanlarda yaşandığı gözlemlenmiştir. Yaş faktörü ile verimlilik arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular, mobbing uygulamaları karşısında genç çalışanların yaşlı çalışanlardan daha çabuk etkilendiği ve verimliliklerini yitirdiklerini sonucunu göstermektedir. Bu durumun sebebi olarak özellikle çalışanların yaşlarına paralel olarak sahip oldukları tecrübenin etkili olabileceği düşünülmektedir.

Bilişim sektörüMobbingPsikolojik istismar+2
Kübra Eğer
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık tedbiri uygulanan adölesanların depresyon düzeyleriyle anne-baba tutumları ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Aile, adölesanın toplumsallaşma sürecine hazırlanması, fiziksel, sosyal, psikolojik ve ekonomik yönden desteklenmesi ve gelişiminin önündeki her türlü engelin kaldırılmasından sorumlu ilk kurumdur. Anne ve baba bu sorumlukları yerine getiremediğinde, adölesanın ihmal ve istismara açık hale gelmesine ve danışmanlık tedbirinin uygulanmasına zemin hazırlamaktadır. İhmal ve istismar mağduru adölesanlar da; yoğun değersizlik duygusu, öfke patlamaları, saldırgan davranışlar, yoğun başarısızlık, evden kaçma, kötü arkadaşlıklar edinme ve madde bağımlılığı gibi sıkıntılarla birlikte depresyonun gelişimi de farklı düzeylerde ortaya çıkmaktadır. Adölesanın yetiştirildiği ailede, anne-baba tutumları ve anne figürüyle bağlanma stili, ihmal ve istismarın yanında depresyon ile baş etmeyi de etkilemektedir. Araştırmanın evrenini İstanbul il sınırları içindeki devlet okulları oluşturmaktadır. Örneklem grubunu Üsküdar İlçesinde ki devlet okulları oluşturmaktadır. Araştırmada danışmanlık tedbiri uygulanan 100 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, adölesanların depresyon düzeyleriyle algıladıkları anne-baba tutumları ve bağlanma stilleri arasında önemli ilişkiler elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Adölesan, ihmal ve istismar, danışmanlık tedbiri, depresyon, anne-baba tutumları, bağlanma stilleri.

Ana-baba tutumuBağlanmaBağlanma stilleri+7
Özgen Güneş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolü

Bu çalışmada 14-18 yaş arası ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolleri araştırılmıştır. Ayrıca sosyodemografik değişkenlerden cinsiyet, yaş, sınıf, algılanan aylık gelir, kardeş varlığı, kardeş sayısı, psikolojik/psikiyatrik tedavi durumu, anne-babanın medeni durumu, anne-babanın yaşı ve anne-babanın eğitim düzeyinin ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerindeki rolü incelenmiştir. Çalışma, kartopu ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılarak 14-18 yaşları arasında 217 ergen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama araçları sırasıyla; araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygusal Özerklik Ölçeği (DÖÖ), Psikolojik İstismar Ölçeği (PİÖ), Adolesan Yaşam Biçimi Ölçeği (AYBÖ) ve Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu (ÖŞÖ-K) şeklindedir. Çalışmada temel hipotezleri test etmek için aracı değişken analizi ve sosyodemografik değişkenlerin değerlendirilmesi için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda algılanan psikolojik istismar, duygusal özerklik, öz şefkat ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasında anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Duygusal özerkliğin ve öz şefkatin ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiye tam aracılık ettiği tespit edilmiştir. Diğer yandan, ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının tüm sosyodemografik değişkenler arasında yalnızca babaların yaşına göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Ergenlerin babalarının yaşı artıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışları düzeylerinin azaldığı görülmüştür.Psikolojik istismarın birey üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Yapılan çalışmanın bulguları olumsuz etkileri olan psikolojik istismar için duygusal özerkliğin ve öz şefkatin koruyucu rollerini göstererek bu koruyucu faktörler bireylerin olumlu sağlık davranışlarına yönelmesini sağlamaktadır. Mevcut bulgular literatür ışığında tartışılarak araştırmanın sınırlılıklarına ve gelecek araştırmalar için önerilere değinilmiştir.

Duygusal özerklikErgenlerPsikolojik istismar+4
Cansu Canbaz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkide psikolojik şiddet, algılanan sosyal destek ve öz yeterlik ilişkisinin incelenmesi

Yakın ilişkide kadına yönelik psikolojik şiddetin etkisinin birikimli olarak ortaya çıkması ve fiziksel şiddet gibi net bir şekilde dışarıdan gözlemlenememesi nedeniyle kadınlara sağlanacak olan desteğin ve yaşadıkları durumla baş edebilmelerinde öz yeterlik inançlarının önemli bir kaynak olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı; romantik ilişkide psikolojik şiddetin algılanan sosyal destek ve öz yeterlik inancıyla ilişkisini, bu değişkenlerin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet kontrol altına alınarak algılanan sosyal desteğin ve öz yeterliğin psikolojik şiddeti nasıl yordadığını araştırmaktır. Araştırmanın I. çalışma grubunu, Türkiye'de yaşayan ve ilişkisi olan 396 kadın oluşturmuştur. Araştırmanın II. çalışma grubunu, Türkiye'de yaşayan ve ilişkisi olan 178 kadın oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen 'Demografik Bilgi Formu', Cankardaş-Nalbantçılar (2018) tarafından geliştirilen 'Yakın İlişkilerde Psikolojik Şiddet Ölçeği', Eker ve Arkar (1995) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 'Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' ve Yıldırım ve İlhan (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 'Genel Öz Yeterlik İnanç Ölçeği', Akpınar (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 'Aile İçi Şiddetle Başa Çıkma Öz Yeterlik Ölçeği' uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda; yakın ilişkide psikolojik şiddetin, algılanan sosyal destek ve öz yeterlik ile negatif ve anlamlı, algılanan sosyal desteğin, öz yeterlik ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Yakın ilişkide psikolojik şiddet ile yaş, kadının eğitim düzeyi, partnerin bir işte çalışması, çocuk sahibi olma, ilişki durumu, ilişki süresi, aile tarafından fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalma ve partneri tarafından fiziksel, ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalma değişkenleri anlamlı bulunmuştur. Algılanan sosyal destek ile yaş, kadının eğitim düzeyi, partnerin eğitim düzeyi, partnerin bir işte çalışması, çocuk sahibi olma, ilişki durumu, ilişki süresi, aile tarafından fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalma ve partneri tarafından fiziksel, ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalma değişkenleri anlamlı bulunmuştur. Öz yeterlik ile kadının bir işte çalışması, tanışma şekli, aile tarafından fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalma ve partneri tarafından fiziksel, ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalma değişkenleri anlamlı bulunmuştur. Yakın ilişkide psikolojik şiddetin yordanmasına ilişkin yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda, 'fiziksel, ekonomik, cinsel şiddet' ve 'algılanan sosyal destek' anlamlı yordayıcılar olarak bulunmuşken, 'öz yeterlik' anlamlı yordayıcı olarak bulunmamıştır. Elde edilen bulgular alan yazında tartışılmış, şiddetin önlenmesine ve kadınların rehabilitesine yönelik önerilere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler Şiddet, yakın/romantik ilişkide psikolojik şiddet, algılanan sosyal destek, öz yeterlik, kadın.

Duygusal ilişkiKadın sorunlarıPsikolojik baskı+7
Rufeyde Utkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the effects of parental psychological control, perceived parental warmth and strict control/supervision on emotional abuse in romantic relationships

The present study investigated the effects of parental psychological control, parental warmth and parental strict control/supervision on emotional abuse victimization in romantic relationships. Two hundred thirty university students, who have ever had a romantic relationship for at least six months, filled out Psychological Control Scale (PCS), Parenting Styles Questionnaire (PSQ), Earlier Abuse Experience Information Form (EAEIF) and Emotional Abuse Questionnaire (EAQ). Moderation analysis indicated that three-way interaction between parental psychological control, warmth and strict control on emotional abuse was significant. More specifically, parental psychological control predicted emotional abuse victimization when parental warmth was both moderate and high, but when strict control/supervision was low. The findings indicate that parental warmth exacerbates the negative effects of psychological control on emotional abuse victimization in romantic relationships of late adolescents only when parents do not provide enough behavioral control and monitoring for inappropriate behaviors during childhood. The present study significantly contributed to our understanding of how perceived childhood experiences of parental psychological control and parental attitudes are transferred to late adolescence, and therefore affect adolescents' current experiences of emotional abuse in their romantic relationships. Keywords: Psychological Control, Parental Warmth, Strict Control/Supervision, Emotional Abuse

Romantic relationshipEmotional abuseParenting behaviors+6
Sıla Deniz Beyarslan
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişkinlerde çocukluk çağı istismar ve ihmalinin, sosyal biliş ve yakın partner şiddeti ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağı istismar ve ihmali olduğunu bildiren bireylerin, yakın partner şiddeti ile ilişkisinde, Zihin Kuramı'nın aracı rolü olup olmadığını incelemektir. Araştırmamız, çocukluk çağı travmalarına bağlı geliştiği varsayılan, Zihin Kuramı fonksiyonlarının değerlendirilmesini amaçladığından, katılımcılarda bilişsel fonksiyonları etkileyecek psikiyatrik tanı ve organik durum olanlar çalışmaya alınmamıştır. Araştırmanın evreni, çocukluk çağı travmaları öyküsü olan kadın ve erkek, en az 6 ay bir partnerle ilişkisi olan , dışlama kriterlerine uygun psikiyatrik ve organik tanı almamış katılımcı ile çocukluk çağı travma öyküsü bildirmeyen aynı dışlama kirterlerine uyan katılımıclar olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın örneklemi, Özel İstanbul Bakırköy Psikiyatri Tedavi ve Araştırma Merkezine başvuran 18-60 yaş arası kadın, erkek danışan ve danışan yakınları olmak üzere 237 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara 13.06.2022-13.06.2023 tarhileri arasında 1 sene boyunca gönüllülük esasına bağlı olarak ulaşılmıştır. Çalışmaya 252 kişi katılmış olmasına rağmen, 12 kişinin ölçekleri tamamlayamaması, 1 vakanın antiepileptik ilaç kullanımı, 1 kişinin aralıklı psikoaktif madde kullanımı, 1 kişinin de gıda takviyesi aldığı tespit edilmiş ve bağımlılık ve bilişsel fonksiyonları üzerinde test performansını olumsuz yönde etkilediği tespitiyle çalışmadan çıkartılmış, nihai olarak 237 kişi çalışmaya alınmıştır. 164 (%69) kişi kadın, 73 (%31) kişi erkektir. Erkeklerin yaş ortalaması 38,7, kadınların 35,5'tir. Çalışmamızda evli olmayanların (%60,3), lise ve altı mezuniyeti olanların (%52,3) ve gelir durumunu «iyi» olduğunu bildirenlerin oranı 126 (%53,2) olarak belirlenmiştir. Katılımcılara çalışmanıın yürütücüsü tarafından yüzyüze görüşme yöntemi ile sırasıyla Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CCTO), Psikolojik istismar Ölçeği (PIO), Romantik İlişki Değerlendirme Ölçeği (RİDO), Hacettepe-Bilgisayar Temelli Zihin Kuramı Bataryası (Hacettepe-BTZK Bataryası), Gözlerden Zihin Okuma Testi, Beck Depresyon Envanteri ve Beck Anksiyete Ölçeği yüzyüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği'nin, alt boyutları olan Fiziksel İhmal ve Duygusal ihmal dışında tüm alt boyutlarının (Duygusal Taciz, Fiziksel İsitmsar, Duygusal İstismar, Cinsel İstismar) yakın partner şiddeti ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu bulunmuştur. Bunun yanında çocukluk çağında maruz kalınan duygusal istismarı ve alt parametrelerini de değerlendirdiğimiz Psikolojik İstismar Ölçeği (PIO) 'nin ölçek puanı ve tüm alt parametreleri tek başına da yakın partner şiddeti mağduriyeti ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu sonuç her iki cinsiyet için de geçerlidir. Çocukluk çağı travmaları BTZK'nın hem bilişsel hem de duygusal alt boyutları ile anlamlı bir şekilde ilişkilidir. Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde ise, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği puanının, kadınlarda BTZK'nın alt boyutlarından sadece duygusal alt boyutları ile ilişkisi mevcutken, erkeklerde hem bilişsel hem duygusal hem de ironik algılama puanları ile ilişkisi mevcuttur. Çocuklukta yaşanan psikolojik istissmarı değerlendiren PIO'nin BTZK'ının bilişsel ve duygusal fonksiyonları ile ilişkisi mevcut değildir.BTZK'nin İroni Duygusal Anlam Bulma alt boyutunun PIO-Suça Yöneltme alt boyutu ile anlamlı ancak düşük düzeyde bir ilişkisi vardır. Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde kadınlarda, PIO ve alt boyutlarından sadece Suça Yöneltme puanı ile BTZK'nın İroni Anlam Bulma alt boyutu ile ilişkili değilken, erkeklerde BTZK'nın bilişsel alt boyutu ile ilişkisi saptanmıştır. Gözlerden Zihin Okuma, tüm katılımcılarda, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği sadece CCTO'nun Fiziksel İhmal alt boyutu ile ilişkili iken, PIO'nin ölçek puanı ve alt boyutları ile ilişkisi mevcut değildir. Yine Gözlerden Zihin Okuma testi puanının cinsiyetlere göre değerlendirildiğinde, kadınlarda Çocukluk Çağı İstismarı Ölçeğinin puanları ve PIO puanları ile ilişkisi mevcut değildir. Erkekler ise, Gözlerden Zihin Okuma Testi'nin puanının CCTO'nun alt boyutu Duygusal İhmal dışında, Duygusal İstismar, Fiziksel İstismar, Fiziksel İhmal, Cinsel İstismar puanları ile arasında anlamlı bir ilişki mevcuttur. Erkek katılımcılarda, Gözlerden Zihin Okuma Testi'nin puanları ile PIO alt boyutu, DuygusalTepki Vermeyi Reddetme dışında, diğer alt boyutları Yıldırma/Aşağılama, Suça Yöneltme, Reddetme/İzolasyon alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki mevcuttur. Bu çalışmanın sonuçları, bireylerin yetişkinlikte yakın partner şiddeti mağduriyeti, çocukluk çağı travmaları ve psikolojik istismar ile ilişkisini vurgulamaktadır. Bireylerin yaşadığı çocukuluk çağı travmalarının ve psikolojik istismarın , yetişkinlikte yaşadığı yakın partner şiddetini her iki cinsiyet için de yordadığını söyleyebiliriz. Çocukluk çağı travmaları puanlarının BTZK'nin hem bilişsel hem de duygusal alt boyutları ile anlamlı ilişkisi mevcut olmasına karşılık PIO ölçeği puanları BTZK' ının bilişsel ve duygusal alt boyutları ile ilişkili değildir. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, CCTO'nun kadınlarda duygusal alt boyutları ile ilişkisi varken, erkeklerde hem birlişsel hem de duygusal alt boyutları ile ilişkisi vardır. PIO tek başına, cinsiyet açısından değerlendirildiğinde erkeklerin bilişsel fonksiyonları ile ilişkili bulunmuştur. Çoklu travmalar hem tüm katılımcılarda hem de erkeklerde ZK fonksiyonlarında daha yaygın bilişsel ve duygusal fonksiyonlarla negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Katılımcıların , GZO görevlerindeki performansları cinsiyetlere göre değerlendirildiğinde, kadınların CCTO travmaları ve PIO puanları ile ilişkili olmadığı, erkeklerde ise, CCTO'nun Duygusal İhmal dışında tüm alt boyutları ve PIO ölçeğinin bir çok alt boyutları ile ilişkilidir. Ayrıca, çocukluk çağı istismar ve ihmalinin, yakın partner şiddetine olan etkisinde ZK'ının aracı rolü olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, çalışmamızda çocukluk çağı travmalarının, yakın partner şiddeti mağduriyeti ve ZK fonksiyonlarında anlamlı bir ilişkisi vardır ve bireylerin sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasında uzun dönemde olumsuz etkilerinin olduğunu söyleyebiliriz.

Neurobilişsel işlevlerPsikolojik istismarSosyal biliş+2
Zeynep Funda Engin Akcan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kötü muameleye maruz kalan ergenlerde öz-yeterlik çalışmaları: Bir sistematik derleme

Çocukluk çağı kötü muamelesi ve öz-yeterlik arasındaki ilişkinin altında yatan psiko-ilişkisel süreçlerin tespit edilmesi, bu sorunun çözümüne katkı sağlanması bakımından oldukça önemlidir. Bununla beraber kötü muameleye maruz kalan ergenlerin dahil edildiği ve öz-yeterlik düzeylerine etki eden faktörlerin değerlendirildiği çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu araştırma ile kötü muameleye maruz kalan ergenlerde öz-yeterliğe etki eden faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Sistematik derleme metodolojisinin kullanıldığı bu araştırmada veriler, anlatı sentezi/öyküsel anlatı yöntemiyle analiz edilmiştir. Literatür taraması PubMed, Web of Science (WoS) ve Scopus elektronik veri tabanlarında; Medical Subject Headings (MeSH)'e uygun İngilizce kelime ve kelime grupları şeklinde "adolescence, maltreatment, abuse, neglect, sexual abuse, emotional abuse, physical abuse, psychological abuse, violence ve self-efficacy" anahtar kelimelerinin çeşitli kombinasyonları kullanılarak yapılmıştır. Çalışmaya 01 Ocak 2015 ile 15 Kasım 2020 tarihleri arasında yayınlanmış, nicel araştırma deseninde ve yayın dili İngilizce olan makaleler dahil edilmiştir. Literatür taraması sonucunda elde edilen çalışmalar (n=820) öncelikle başlıklarına ve özetlerine göre tasnif edilerek EndNote X7 programına kaydedilmiştir. Daha sonra yine aynı program aracılığıyla tekrar eden çalışmalar (n=311) elenmiştir. Elde edilen 509 çalışma dahil edilme kriterlerine uygun olarak sırasıyla; başlık (n=353) ve özet taraması (n=106) neticesinde elenmiştir. Tam metin incelemesine karar verilen (n=50) çalışmalardan, seçme kriterleri (dahil edilme ve hariç tutulma) dışında kalan çalışmalar (n=31) ve tam metinlerine ulaşılamayan (n=4) çalışmalar elenmiştir. Tam metinler üzerinde yapılan inceleme sonucunda; kötü muameleye maruz kalan ergenlerde öz-yeterliğe etki eden faktörlerle ilgili sonuç bildiren toplam 15 çalışma analize dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri çekme aracı (kod cetveli) araştırmacılar tarafından oluşturulmuştur. Araştırma bulguları; çocukluk çağı kötü muamelesi, istismar şiddeti, cinsel istismar, cinsel istismarın şiddeti, fiziksel istismar, duygusal (psikolojik) istismar, duygusal ihmal, romantik ilişkilerde kendini susturma stratejileri (bölünmüş benlik ve kendini susturma), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) semptomatolojisi, ebeveynler arası partner şiddetine tanıklık etme, depresyon, artan duygu düzenleme güçlüğü, artan alkol problemi, içselleştirme semptomları (depresyon, anksiyete, TSSB) ve algılanan stres faktörlerinin öz-yeterlik üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koymaktadır. Ayrıca araştırma bulguları; duygu düzenleme stratejilerinin (yeniden değerlendirme ve bastırma), öfke kontrolünün, benlik saygısının, sosyal desteğin, travma odaklı bilişsel davranışsal terapi müdahalesinin, aktif başa çıkma becerisinin ve algılanan aile desteğinin öz-yeterliği artırmakta etkili faktörler olduğunu göstermektedir. Bu sistematik derleme araştırmasıyla; geçmişte kötü muameleye maruz kalmış olan ergenlerde öz-yeterliğin koruyucu doğasına ilişkin kanıtların bulunduğu; ancak mevcut bulguları doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, daha fazla deneysel ve boylamsal çalışmaların üretilmesi ve çalışma sonuçlarının uluslararası rehberlere uygun olarak raporlanması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler Kötü muamele, İhmal, Cinsel istismar, Fiziksel istismar, Duygusal (Psikolojik) istismar, Öz-yeterlik, Ergenlik dönemi, Sistematik derleme

Duygusal istismarErgenlerKötü muamele+5
Melike Türkmen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between parental psychological maltreatment during childhood and adulthood somatic symptoms through psychological resilience

This thesis deals with the relationship between parental psychological maltreatment in childhood and somatic symptoms in adulthood through psychological resilience. Parental psychological maltreatment is an important topic since its effect is quite detrimental and persistent. As the literature presents, psychological maltreatment in childhood is associated with psychological issues, such as somatic symptoms. Somatic symptoms are quite prevalent, yet the symptoms' psychological sources may be underestimated. Further, psychological resilience has been emphasized with its concept of successful adaptation after challenging circumstances and protection of mental health. According to literature, the relationship between these variables was investigated as a novel study in Turkey. During this investigation, correlation, regression, and mediation analyses were presented. The sample was 332 university students all around Turkey with a mean age of 21.2 (SD = 2.446). This study concludes that family cohesion mediates the relationship between parental undifferentiated rejection and adulthood somatic symptoms, and the relationship between paternal hostility and aggression and adulthood somatic symptoms. Moreover, it is presented that family cohesion mediates the relationship between paternal indifference and neglect and adulthood somatic symptoms. Lastly, perception of self mediates the relationship between paternal undifferentiated rejection and adulthood somatic symptoms. These findings present the importance of parental attitudes and consequently how they have an impact on the family structure while this situation influences children's well-being in the long run. In addition, the findings show that parental attitudes are also influential on individuals' perception toward themselves, therefore, their well-being.

Domestic violenceParents-child relationParents+7
Şimal Bil
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siber cinsel zorlama

Gelişen teknoloji ve internetin dünya üzerinde giderek yaygınlaşan kullanımı pek çok farklı saldırı ve taciz yöntemini beraberinde getirmiştir. Çalışmamızda ilgili taciz yöntemleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. İnternetin önlenemez gelişmesi ve neredeyse herkesin ulaşabileceği bir ortam olması neticesinde kullanıcıların internete erişim yaşı bir hayli düşmüş, bununla beraber bilinçsiz internet kullanıcıları saldırganların dikkatini çekmiş, böylelikle saldırganlar bahse konu bilinçsiz internet kullanıcılarını mağdur etmek amacıyla çeşitli yöntem ve teknikler geliştirmiştir. Çalışmamız kapsamında toplumun her kesiminden bireylerin mağdur ve saldırgan sıfatını haiz olabileceği görülmüş, bunun yanında özellikle bilgisayar korsanlarının ilgili saldırıları çok daha profesyonel bir şekilde gerçekleştirdiği anlaşılmış, bu kapsamda bilgisayar korsanı kavramı, bilgisayar korsanı çeşitleri ve bilgisayar korsanları tarafından internet kullanıcılarına karşı geliştirilen saldırı yöntemleri incelenmiştir. Geliştirilen saldırı yöntemleri neticesinde mağdurlara ait pek çok bilgi, fotoğraf ve videonun ele geçirilmesi akabinde ilgili verilerin mağdura karşı kullanılması ve böylelikle mağdura ait daha fazla cinsel içerikli görüntülerin elde edilmesi veya mağdurun cinsel birlikteliğe zorlanması amaçlanmaktadır. Bu süreç siber cinsel zorlama olarak adlandırılmaktadır. Siber cinsel zorlama kavramı ülkemiz açısından oldukça yeni bir kavramdır. Siber cinsel zorlama dünya genelinde büyük ve oldukça ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Siber cinsel zorlama eylemlerinin önlenmesi ve saldırganların cezalandırılması, ıslah edilmesi adına çalışmalar devam etmektedir. Çalışmamız kapsamında siber cinsel zorlama eylemlerinin ne şekilde önlenebileceğine dair araştırma yapılmış, saldırganlar ve kullanmış oldukları saldırı yöntemleri açıklanarak mağdurların bilinçlendirilmesi amaçlanmıştır. Ülkemizde siber cinsel zorlama eylemlerine karşı farklı hükümlerden ceza verilebilmekte olup cezaların caydırıcı olmasına önem verilmektedir. Bunun yanında ülkemizdeki hükümler genelde karşılaşılan olaylara yönelik yapılan düzenlemelerden ibaret olup çalışmamız kapsamında siber cinsel zorlama eylemleri sonucunda meydana gelen suçlar ayrıntılı olarak incelenmiş, diğer ülkelerde yer alan mevcut düzenlemelere de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler : Siber cinsel zorlama, Siber taciz, Cinsel taciz, Cinsel istismar,

Cinsel istismarCinsel tacizDuygusal istismar+2
Anıl Akyüz
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ön ergenlerde öfke ve öfke ifade tarzlarının yordayıcısı olarak anne baba tutumu ve örselenme yaşantılarının incelenmesi

Bu çalışmada Ön ergenlerde Öfke ve Öfke İfade Tarzlarının Yordayıcısı Olarak Anne Baba Tutumu ve Örselenme Yaşantılarının İncelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesindeki bir okulda 6. 7. ve 8. sınıf öğrencisi olan 12-14 yaş arasındaki 296 öğrenciye yaş, cinsiyet, devam ettikleri sınıf, ekonomik düzey, anne ve babanın eğitim durumu, anne- babanın medeni durumu, anne babanın tutumunu nasıl algıladıkları (anlayışlı-demokratik, baskıcı-otoriter, ilgisiz-kayıtsız) ile ilgili soruları içeren kişisel bilgi formu, Sürekli Öfke-Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ), Algılanan Anne-Baba Tutumu Ölçeği (ABTÖ) ve Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği (ÇÖYÖ) uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin öfke dışa vurumu ile öfke kontrolü arasında negatif bir korelasyon olduğu görülmüştür. Öfke ifade tarzları ile sürekli öfke durumu arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Araştırmaya katılan ön ergenlerin öfke ifade tarzlarını yordayan değişkenler ele alındığında hem öfkeyi bastırma, içinde tutma hem de öfkeyi dışa vurmayı sadece ebeveynin kabul eden ve ilgili tutumu ile psikolojik özerklik değişkenlerinin anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Her iki değişken de öfke ifade tarzlarındaki varyansın ortalama %14,4'ünü açıklamaktadır. Yine görülmektedir ki ebeveynin kabul ve ilgili tutumu ergenlerdeki öfke kontrolünü de yordayan tek anlamlı değişkendir. Ön ergenlerin öfke ifade tarzları ve öfke durumları üzerinde anne baba tutumları ve örselenme yaşantıları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile yapılan çalışma sonucunda görülmektedir ki anne babanın ilgisiz oluşu, kabullenici olmayıp reddedici tavır sergilemesi, psikolojik özerkliği desteklemeyen yaklaşımı sürekli öfkenin yüksek olmasına, öfke kontrolünün zayıf olmasına ve öfkenin ifade tarzına etki etmektedir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDuygusal istismar+7
Sümeyye Betül Acar
Demiroğlu Bilim University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelesinde sendikaların etkisi: Sivas Kamu Hastaneleri Birliği örneği

İşyerinde psikolojik taciz anlamına gelen mobbing çok eskiye dayanmakla birlikte kavramın bilimsel olarak tanımlanması ve araştırmalar yapılması 1980 yıllarında başlamıştır. Mobbing; çalışan üzerinde sistematik olarak devam eden, uzun süreli, bilinçli yapılan olumsuz eylemlerdir. Mobbingin etkileri, hem çalışanların motivasyonunu hem de çalışılan örgütte üretilen mal ve hizmetin kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle mobbingle mücadele sadece mağdur nezninde yeterli olamayacak sistematik bir mücadele gerekecektir. Bu mücadelede sendikaların önemi sanıldığından fazladır. Mobbinge en fazla maruz kalan sektörlerden birisi sağlık sektörüdür. Sağlık çalışanlarının, mobbingle mücadele ederken mağdur tarafında olması gereken sendikalara bakış açısı önemlidir. Bu araştırmada sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelesinde sendikaların etkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının bu konudaki algısı ile çeşitli değişkenler arasındaki ilişki karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Araştırma sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelesinde sendikaların etkisinin sağlık çalışanlarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek amacıyla betimsel ve ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: Sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelelerinde sendikaların etkili olduğu algısının eğitim durumuna, ünvana, sendika üyesi olma durumuna ve mobbing konusunda kurum yönetiminden memnuniyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; cinsiyete, yaşa, hizmet yılına göre bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Mobbing, Sendika, Yönetim, Mücadele

MobbingMücadelePsikolojik istismar+5
Mustafa Sarman
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbing ve örgütsel sessizlik: Enerji sektörü üzerine bir araştırma

Günümüz işletmelerin en önemli sorunlarından biri olan Mobbing ve örgütsel sessizlik son yıllarda üzerinde daha çok çalışılan, araştırmalar yapılan bir örgütsel sorunlar haline gelmiştir. Mobbingle ve örgütsel sessizlikle etkili bir şekilde mücadele edilmesi özel, kamu ve akademik çevrelerce tartışılmaktadır. Bu çalışmada Mobbing?in ve örgütsel sessizliğin çeşitli tanımları yapılarak, süreci, etkileri, türleri ve nasıl mücadele edilmesi gerektiği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma teorik bir çerçevede sunulduktan sonra, araştırmanın uygulama kısmını desteklemek için enerji sektöründe faaliyet gösteren bir firmada anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının birinci bölümünde ankete katılanların demografik özelliklerini ortaya çıkaracak sorular sorulmuştur. İkinci bölümde Einarsen ve Raknes tarafından geliştirilen 22 soruluk NAQ ( Négative Acts Question) Ölçeğinin güncellenmiş versiyonu olan ve olumsuz davranışlar anketinin revize (NAQ-R =Negative Acts Questionnaire - Revised) edilmiş versiyonun kullanılmasına karar verilerek bölümde psikolojik taciz davranışlarına maruz kalma sıklıkları sorulmuştur. Üçüncü bölümde yapılan literatür taraması sonucu elde edilen işgörenlerin sessizlik davranışları ölçeği (Dyne vd., 2003a: Dyne vd., 2003b: Briensfield, 2009) kullanılarak bir anket formu oluşturulmuştur. Dyne ve diğerlerinin 2003?de yapmış olduğu iki araştırma çalışmasından ve Briensfield?in 2009?da yapmış olduğu doktora tezinden yararlanılarak işgörenlerin sessizlik davranışlarına ilişkin bir ölçek oluşturulmuştur. Bu ölçekte 30 ifade belirlenmiş, bütün ifadeleri bu kapsamda değerlendirip cevaplandırmaları istenmiştir. Bu bölüm beşli Likert ölçeğine uygun olarak hazırlanmıştır. Bu anketler sonucunda veriler değerlendirilerek mobbing ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Örgütsel Sessizlik

Enerji sektörüMobbingPsikolojik istismar+2
Gülşah Sultan Sarıoğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The relationships between pregnancy-related worries, childhood maltreatment history and HPA-axis activity in pregnant women

Childhood maltreatment (CM) influences prenatal stress reactivity, such as the Hypothalamic-Pituitary-Adrenal (HPA)-axis, and maternal mood with other prenatal factors. Specifically, pregnancy-related worries (PRW) alter maternal mood and suggested be better predictors of maternal distress than general state anxiety (GSA). Present study investigates how CM is related to prenatal HPA-axis activity and whether this relationship is influenced by PRW. It is hypothesized that CM would predict prenatal HPA-axis activity through mediation by PRW, where CM increases PRW which alters HPA-axis; if not, PRW would moderate that relationship where CM predicts HPA-axis in relation to PRW. Participants were 77 pregnant women in their second-trimester (M = 31.80, (SD = 3.72) participating in the BABIP birth cohort from Istanbul, Turkey. CM, PRW, and GSA were assessed by Childhood Trauma Questionnaire, Cambridge Worry Scale, and State Anxiety Inventory-State Form, respectively. HPA-axis activity was measured from saliva as awakening cortisol, cortisol awakening response (CAR), and diurnal slope of cortisol (DS) across two days. Results showed that PRW did not mediate, but moderated the relationship between CM and HPA-axis. CM was associated with lower awakening cortisol, heightened CAR, and blunted DS in women with high PRW compared to women with low PRW. Unlike PRW, GSA did not moderate this relationship. These findings suggest PRW may have a more prominent role than GSA in exacerbating the impact of CM on prenatal HPA-axis. Future studies may focus on developing prevention and intervention programs towards PRW, particularly in at-risk groups like women with CM history to support maternal and infant health.

PregnancyHydrocortisoneHypothalamo hypophyseal system+4
Alev Ecevitoğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerinde psikolojik taciz ve havacılık sektöründe bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren kamu ve özel sektör havacılık kuruluşlarında işyerinde psikolojik tacizin yaygınlık seviyesini belirlemek ve tacizin türünü, yönünü, tacize karşı verilen tepkileri, tacizin süresini, çalışanların demografik özellikleri ve çalışma koşullarının tacizde etkili olup olmadığını tespit etmektir.Tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde işyerinde psikolojik taciz ve ilgili kavramlar, ikinci bölümde işyerinde psikolojik taciz süreci üzerinde durulmaktadır. Son bölümde Türkiye'de havacılık sektöründe, işyerinde psikolojik taciz olgusu üzerine bir uygulama yer almaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Ankette Leymann'ın LIPT (The Leymann Ivertory of Psychological Terrorization) ölçeği esas alınmıştır. Ankete Türkiye'de havacılık sektöründe çalışan 194 kişi katılmıştır. Veriler SPSS 18 programı kullanılarak frekans dağılımları, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis analizleri yapılarak test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre işyerinde psikolojik tacize maruz kalmanın cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışılan sektör ve hizmet süresi ile farklılaşmadığı, fakat eğitim düzeyi ve kurumdaki konuma göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Katılımcıların en fazla ?Kendini gösterme ve iletişim olanaklarının kısıtlanması? en düşük de ?Sağlığa doğrudan saldırı? davranışlarına maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Araştırmada işyerinde psikolojik tacizin yukarıdan aşağıya doğru olduğu, tacize karşı verilen tepkiler incelendiğinde en yaygın olan tepkinin ?görmezden gelme?, en az verilen tepkinin ise ?arkadaşlardan yardım isteme? olduğu ve tacize maruz kalma süresinin ağırlıklı olarak üç yıl ve üzeri olduğu tespit edilmiştir.

Cinsel tacizHavacılıkHavacılık sektörü+4
Tulga Metin Candaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü

Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.

Aile içi şiddetDinDin psikolojisi+7
Selime Ergüven
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin yıldırma yaşama düzeyleri ile motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Düzce ili örneği)

Eğitim gibi toplumların geleceğine yön veren bir sektörde verimlilik kritik öneme sahiptir. Eğitimde en yüksek verimliliğe ulaşmanın yolu çalışanların yüksek motivasyonundan geçmektedir. Oysa yıldırma davranışları ile çalışanların motivasyonunu olumsuz etkileyen faktörler belirmekte ve eğitimde verimi düşürmektedirler. bu araştırmanın bulgularının motivasyonu olumsuz etkileyen ve yıldırma davranışlarını betimleyen unsurları ortaya koyarak bu problemin çözümü yönünde uygulayıcılara rehberlik etmesi beklenmektedir. Bu araştırmada Düzce İlindeki liselerde görev yapan öğretmenlerin Yıldırma Yaşama Düzeyleri ve Motivasyon Düzeylerinin cinsiyete, yaşa, hizmet yılına, medeni duruma, okuldaki öğrenci sayısına, okuldaki öğretmen sayısına, okuldaki idareci sayısına, mobing yaşama durumuna, tanıdığının mobing yaşaması durumuna, mobing yapanlara ve mobing nedenine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerden araştırma amaçları doğrultusunda bilgi toplamak amacıyla hazırlanan veri toplama aracı 3 bölümden oluşmaktadır. Araştırmacı tarafından öğretmenlerin demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak amacıyla oluşturulmuştur. 10 soru içermektedir. Öğretmenlerin yıldırma yaşama düzeylerini ölçmek için Einarsen ve Raknes (1997) tarafından geliştirilen ve Cemaloğlu'nun (2007) Türkçeye uyarladığı Olumsuz Davranış Soruları ölçeği kullanılmıştır. Ölçek görevle ilgili yıldırma ve sosyal ilişkilerle ilgili yıldırma boyutları olmak üzere 2 alt boyut ve 21 maddeden oluşmaktadır. Gündüz (2009) tarafından hazırlanan Motivasyon Düzeyi Belirleme Ölçeği tek boyutludur ve 18 soru içermektedir. Bu bağlamda örneklem grubunu oluşturan Öğretmenlerin Yıldırma Yaşama Düzeyi Belirleme ve Motivasyon Düzeyi Belirleme ölçeklerinden aldıkları puanların; öğretmenlerin cinsiyetine ve medemi durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Bağımsız Grup T Testi, öğretmenlerin yaşına, hizmet yılına, okuldaki öğrenci sayısına, okuldaki öğretmen sayısına, okuldaki idareci sayısına, mobing yaşama durumuna, öğretmenin tanıdıklarının mobing yaşama durumuna, mobing yapanlara ve mobing nedenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Kruskal Wallis-H Testi ve hangi gruplar arasında anlamlı farklılıklar olduğunu belirlemek üzere Mann Whitney-U testi, öğretmenlerin medeni durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Mann Whitney-U testi yapılmıştır. Öğretmenlerin Yıldırma Yaşama Düzeyleri ile Motivasyon Düzeyleri arasında ilişki bulunup bulunmadığını belirlemeke üzere Pearson Momentler Çarpımı Analizi yapılmıştır. Analizler araştırmanın amacına uygun bir şekilde aşağıda tablolarla verilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin motivasyon düzeylerinin yaşa, hizmet yılına, mobing yaşama durumuna, öğretmenin tanıdıklarının mobing yaşama durumuna, mobing yapanlara ve mobing nedenlerine göre farklılaştığı, cinsiyet, medeni durum, okuldaki öğrenci sayısı, okuldaki öğretmen sayısı ve okuldaki idareci sayısının motivasyon üzerinde etkili kriterler olmadığı; öğretmenlerin yıldırma yaşama düzeylerinin okuldaki öğrenci sayısına, okuldaki öğretmen sayısına, okuldaki idareci sayısına, mobing yaşama durumuna, öğretmenin tanıdıklarının mobing yaşama durumuna, mobing yapanlara ve mobing nedenlerine göre farklılaştığı, cinsiyet, medeni durum, yaş hizmet yılı kriterlerinin yıldırma yaşama düzeyinde etkili kriterler olmadığı, öğretmenlerin motivasyon düzeyi ile yıldırma yaşama düzeyleri arasında negatif anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Kullanılan Anahtar Kelimeler: Motivasyon, yıldırma, mobing, öğretmen

DüzceEğitim yönetimiMobbing+5
Latif Avcı
Yeditepe University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda gaslıghtıng'e maruz kalma psikolojik belirti düzeyi ve sosyodemografik değişkenler arasındaki ilişki

Bu çalışma bir duygusal ve psikolojik istismar türü olan gaslighting'e odaklanmıştır. Gaslighting birini, gerçekliğini veya akıl sağlığını sorgulayacak, kendinden şüpheye düşürecek derecede psikolojik olarak manipüle etmek olarak tanımlanmaktadır. Çalışmada, kadınların gaslighting'e maruz kalması ile psikolojik belirtileri ve sosyodemografik özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla Kişisel Bilgi Formu, kadınların gaslighting'e maruz kalma durumunu ölçmek için Gaslighting Formu (GQ) ve psikopatolojik belirtileri ölçmek için Belirti Tarama Listesi (SCL90-R) kullanılmıştır. Örneklemi 18-67 yaş arası kadınlar oluşturmaktadır (n:234). Elde edilen veriler, SPSS programında Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), bağımsız t testi ve Pearson korelasyonu ile analiz edilmiştir. Bulgular sonucunda kadınların gaslighting'e maruz kalma düzeyleri ile psikolojik belirti düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadınların eğitim durumu, medeni durumu, romantik ilişkisi olma durumu ve barınma durumu gaslighting'e maruz kalma düzeyi ile ilişkili faktörler olarak saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma gaslighting'in; evrensel bir sorun olan kadına yönelik şiddetin bir türü olarak tanınması, önlenmesi ve müdahalesi konusunda önem taşımaktadır.

Duygusal istismarPsikolojik istismarYakın partner şiddeti
Emine Gökce
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde kişilik özellikleri ve algılanan ebeveyn akademik başarı baskısı ile psikolojik istismar arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırma, ergenlerin kişilik özellikleri ve anne babalarından algılamış oldukları akademik başarı baskısı ile psikolojik istismar arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmada var olan durum olduğu gibi betimlenmek istendiği ve değişkenler arasında anlamlı ilişki olup olmadığının belirlenmesi adına ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Pandemi sürecinde eğitim-öğretim faaliyetlerine online olarak devam edilmesi nedeniyle araştırmacının kolayca ulaşabileceği bir örneklemden verilerin toplanması amacıyla uygun örnekleme yöntemi tercih edilerek araştırma verileri Google Forms üzerinden online olarak toplanmıştır. Uygun örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturulan araştırmanın örneklemini, Türkiye genelinde çalışmaya katılmayı kabul eden 14-19 yaş aralığında lise öğrenimini sürdüren 717 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada yer alan veriler "Psikolojik İstismar Ölçeği", "Algılanan Ebeveyn Akademik Başarı Baskısı Ölçeği" "Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği", ile araştırmacı tarafından oluşturulmuş olan "Demografik Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Yapılan analizler neticesinde ergenlerin psikolojik istismar algı düzeylerinin cinsiyet, kardeş sayısı, okul türü ve okul başarı ortalamalarına göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ergenlerin algıladıkları ebeveyn başarı baskısının ergenlerin cinsiyetlerine, kardeş sayılarına, sınıf düzeylerine ve öğrenime devam ettikleri okul türüne göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ergenlerin sahip oldukları kişilik özellikleri ise cinsiyet, kardeş sayısı, sınıf düzeyi, okul türü, okul başarı ortalaması ve anne öğrenim düzeyine göre farklılaşmaktadır. Ergenlerin kişilik özellikleri, algılanan ebeveyn akademik başarı baskısı ile psikolojik istismar arasındaki ilişkilerin incelenmesi neticesinde elde edilen sonuçlar yapılan araştırmanın bulgular kısmında detaylı bir biçimde sunulmaktadır.

Akademik başarıAna-babaBaskı+5
Şerife Çamurcu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerlerinde mobbing ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, uygulama kapsamına alınmış olan sektördeki mobbing uygulamaları ile örgütsel vatandaşlık davranışı gösterme eğilimi arasında nasıl bir ilişkinin var olduğunun tespit edilmesidir.Tez toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; mobbing kavramı, evreleri ve oluşumu, ortaya çıkma nedenleri, mobbingin sonuçları ve başa çıkma yolları üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde; örgütsel vatandaşlık davranışının tanımı, örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilgili teoriler ve benzer nitelikte olan davranışlar, boyutları, oluşmasını etkileyen faktörler, sonuçları ve mobbing ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise mobbing ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasında ki ilişkilere yönelik çalışma yer almaktadır.Çalışmanın amacına uygun olarak mobbinge uğrama düzeyi ile örgütsel vatandaşlık davranışı gösterme eğilimi arasındaki ilişkiyi ölçmek için anket yöntemine başvurulmuştur. Bu çalışma için kullanılacak veriler, Kütahya ili merkezinde bulunan 16 özel bankanın rastgele seçilmiş 119 çalışanına 60 sorudan oluşan bir anket uygulamak suretiyle elde edilmiştir. Araştırma sonuçları değişkenlerin tipine göre SPSS 15 programı kullanılarak ve frekans dağılımları, ki kare analizleri ve korelasyon analizi kullanılarak tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda mobbinge uğrama düzeyi ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında ters yönlü anlamlı bir ilişkinin var olduğu ortaya çıkmaktadır. Yani çalışanların mobbing uygulamalarına maruz kalma sıklığı arttıkça örgütsel vatandaşlık davranışı gösterme eğilimlerinde azalma olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Mobbing, Psikolojik Şiddet, Psikolojik Taciz, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, İnsan Kaynakları Yönetimi

MobbingPsikolojik istismarVatandaşlık+2
Enes Şefik Aksoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik şiddet çerçevesinde mobbing incelemesi

Ailede, okulda, arkadaşlar arasında, ikili ilişkilerde, iş hayatında yani hayatın her alanında bir şekilde üzüldüğümüz, kırıldığımız, kendimizi kötü hissettiren, bizi derinden etkileyen davranışlar ile karşılaşabilmekte ve çoğunlukla ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilemediğimizden de bu davranışlarla başa çıkmakta zorlanmaktayız. Çalışmamın birinci bölümünde, kuramsal çerçeve kapsamında şiddet ve psikolojik şiddet kavramları anlatılmıştır. Diğer bölümlerde ise mobbing konusu, mobbing davranışları, nedenleri ve türleri ele alınmıştır. Ardından, mobbing süreci, mobbingin sonuçları, mücadele yöntemleri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi Alo 170' e yapılan başvurulara yer verilmiştir. Bu çalışmada, mobbingin bir psikolojik şiddet türü olduğuna dikkat çekmek, mobbing kavramının tanınmasının, iş yaşamında karşılaşılan kötü davranışların adlandırılmasının ve ciddiyetinin farkına varılarak gerekli önlemlerin alınmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Psikolojik Şiddet, Şiddet

MobbingPsikolojiPsikolojik istismar+2
Şeyda Gülfem Us
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın okul yöneticilerinin yıldırma (Mobbing) kavramına ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı yıldırma davranışlarına, taraflarına ve süreçlerine ilişkin detaylı bir inceleme yapmak ve bu konuda bir anlayış geliştirmek üzere eğitim örgütlerinde yönetici olarak görev yapan kadın okul yöneticilerinin yıldırma (mobbing) olgusuna ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) yaklaşımı ile desenlenen araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme protokolü kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ve İslâhiye ilçelerinde görev yapmakta olan 20 kadın okul yöneticisidir. Yüz yüze görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; yıldırmayı çalışma hayatının bir bileşeni olarak gören kadın okul yöneticileri bu yöndeki tecrübelerini önemli ölçüde cinsiyet temelli olarak anlamlandırılmaktadırlar. Daha çok amir konumundaki karşıt cinslerden yıldırmaya maruz kalan katılımcılar bu kimselere ilişkin çeşitli özelliklere, bağlamsal koşullara ve kültürel normlara dikkat çekmişlerdir. Ayrıca formal veya informal yollarla mücadele etme ve sosyal destek almanın yıldırma ile başa çıkma sürecinde öne çıkan faktörler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılar yıldırmanın önlenmesi için bireyin psikolojik olarak desteklenmesine, önlemsel düzenlemelere ve gelişimsel uygulamalara işaret etmişlerdir. Araştırma sonuçlarının tartışılmasının akabininde bazı önerilere yer verilmiştir.

Eğitim yönetimiKadın yöneticilerKadınlar+4
Gökçe Yıldırım
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The study of the mobbing behaviours and the level of burnout that psychological counselors perceive and their self-efficacy in psychological consultancy

This study through which the mobbing behaviours and the level of burnout that psychological counselors perceive and their self-efficacy in psychological consultancy have been examined with regard to some parameters is a descriptive research figured in terms of the relational screening model. Psychological counselors who worked in (primary, secondary, high schools and counseling and research center) in Gaziantep city center during 2015-2016 School Year consisted of the population of the study. In the study, the sample was formed by working with 286 psychological counselors. In order to gather data in the study, "Mobbing Scale for Teachers" which is developed by Tanhan and Çam (2009), "Maslach Burnout Inventory" which is developed by Maslach and Jackson (1986) and which is a form adapted to Turkish by having Girgin (1995) reliability and validity for the first time, "Psychological Consultancy Self-Efficacy Scale" which is developed by Lent et al. (2003) and which is a form adapted to Turkish, "Demographic Information Form" which is developed by the researcher were used. The data gathered in the study were processed to SPSS 21 program and the range normalcy was tested and some statistical processes were conducted such as t test, the variance analysis, correlation and regression analysis. As a result of data analysis; it has been observed that there is a significant relationship between the scores with regard to the mobbing behaviours and the level of burnout that psychological counselors perceive and their self-efficacy in psychological consultancy, the total number of multiple regression analysis related to the fact that psychological counselors predict the level of self-efficacy in psychological consultancy accounts for 22 per cent of the total variation but these scores do not significantly differ in terms of the variables of gender and undergraduate program which was graduated from. The findings obtained have been discussed in the considerate of related literature and recommendations have been offered. Keywords: Psychological counselor, mobbing, burnout, self-efficacy

PerceptionConsultantsMobbing+7
Habibe Yıldız Yüksel
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00

Related subjects