Turnover intention
297 theses under this subject heading
Turizm sektörü çalışanlarının öz yeterlilik algısının işten ayrılma niyetine etkisinde aşırı nitelikliliğin rolü
Bu araştırma, öz-yeterlilik algısı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiye algılanan aşırı nitelikliliğin etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, turizm sektöründe çalışan 492 kişilik bir örneklem üzerinden öz-yeterlilik algısının işten ayrılma niyetiyle olan ilişkisi ele alınmış ve algılanan aşırı nitelikliliğin alt boyutları olan işini küçük görme ve kendini üstün görme değişkenlerinin aracı ya da düzenleyici bir etkisi olup olmadığı test edilmiştir. Turizm sektörünün yüksek iş gücü devir hızı ve çalışanların niteliklerinin altında işlerde istihdam edilmesi gibi sorunları nedeniyle bu bağlam incelenmiştir. Nicel araştırma yöntemine dayalı olarak anket tekniğiyle veriler, Google Forms aracılığıyla toplanmış, analizler SPSS ve Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular, algılanan aşırı nitelikliliğin alt boyutlarının aracı bir rol oynadığını göstermiştir. Çalışma, turizm sektöründe insan kaynakları yönetimine yönelik yeni perspektifler geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflenmiştir.
Okul yöneticilerinin kullandıkları güç türleri ile öğretmenlerin işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin kullandıkları güç türleri ile öğretmenlerin işten ayrılma niyeti arasında bir ilişkinin olup olmadığını ve varsa bu ilişkinin yönünü ve düzeyini belirlemektir. İlişkisel tarama modelinde yapılan araştırmanın evreni 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Siirt il merkezi ile Kurtalan, Baykan ve Şirvan ilçelerindeki 209 ilkokul ve bu ilkokullarda görev yapan 1.281 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini, tabakalı örnekleme yoluyla seçilen 425 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada "Okullarda Örgütsel Güç Kaynakları Ölçeği" ve "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin genel olarak okul yöneticilerinin kullandıkları güç türlerine ilişkin algı düzeyi yüksek iken işten ayrılma niyetlerinin ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin okul yöneticilerinin kullandıkları güç türlerine ve işten ayrılma niyetlerinin araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerin bazılarında istatiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin işten ayrılma niyetleri güç türleri alt ölçeklerinden ödül ve uzmanlık gücü ile negatif yönlü düşük düzeyde, karizmatik güç ile negatif yönlü orta düzeyde, yasal güç ile pozitif yönlü düşük düzeyde ve zorlayıcı güç ile pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca güç türleri alt ölçeklerinden yasal, ödül, karizmatik, uzmanlık ve zorlayıcı gücün işten ayrılma niyetine ait varyansın %22'sini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bilinçli farkındalığın iş yerinde algılanan stres, çalışan iyi oluş hali ve işten ayrılma niyetine etkisi
Bilinçli farkındalık, dikkatin tamamen yaşanılan ana yöneltilmesine ve yaşananların yargılanmadan ve oldukları gibi kabul edilmesine dayanan bir farkında olma durumudur. Son yıllarda araştırmalar, bilinçli farkındalığın duygusal, psikolojik ve sosyal refahta artış, stres, depresyon, anksiyete seviyesinde düşüş gibi olumlu sonuçlarına dikkat çekmektedir. Buradan hareketle, çalışmanın amacı algılanan stresin, bilinçli farkındalık seviyesi ile çalışan iyi oluş hali ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerde aracılık rolünün incelenmesidir Çalışmanın verileri, aktif olarak çalışma hayatında bulunan 205 yetişkin katılımcıdan toplanmıştır. Çalışmada demografik bilgi formu, Algılanan Stres Ölçeği (PSS-14), Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ve Çalışan İyi Oluş Hali Ölçeklerini içeren anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezleri, SPSS ve AMOS programları kullanılarak test edilmiştir. Sonuçlara göre, bilinçli farkındalık arttıkça çalışanların algıladıkları stres düzeylerinin azaldığı ve çalışanın iyi oluş halinin de olumlu yönde arttığı tespit edilmiştir Benzer şekilde, bilinçli farkındalık ile çalışanların işten ayrılma niyetleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda algılanan stresin çalışanın bilinçli farkındalık seviyesi ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide ve çalışanın bilinçli farkındalık seviyesi ve iyi oluş hali arasındaki ilişkide aracılık rolleri olduğu tespit edilmiştir. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve alanda çalışan uzmanlar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Bilinçli Farkındalık, Çalışan İyi Oluşu, Algılanan Stres, İşten Ayrılma Niyeti, İş Yeri İyi Oluşu, İş Yerinde Algılanan Stres
Kişilik, örgütsel güven ve bağlılığın duygusal emeğe etkileri ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Çalışanların hizmet gösterimleri sırasında, müşteriler ile iletişim halindeyken, belirli kurallar çerçevesinde harcamış oldukları çaba olarak bilinen duygusal emek, müşteriler veya hizmet alan kişiler ile yüzyüze veya sözlü iletişim gerektiren işlerde sergilenmektedir. Eğitim sektöründe de duygusal emek gösterilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kişilik, örgütsel güven ve bağlılığın belirleyici olarak duygusal emeğin öncüsü olup olmadığının belirlenmesi ve duygusal emeğin işten ayrılma niyeti üzerinde tükenmişliğin aracılık etkisinin belirlenmesidir. Bu amaçla literatür çalışması yapılmış olup, hipotezler geliştirilmiştir ve test edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2016 yılı Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre İstanbul ilinde bulunan vakıf üniversitelerindeki 5205 akademik personel oluşturmuş olup, örneklem olarak 540 akademik personel ele alınmıştır. Örnekleme 19 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeği, 20 sorudan oluşan Kişilik Ölçeği, 18 sorudan oluşan Örgütsel Bağlılık Ölçeği, 22 sorudan oluşan Örgütsel Güven Ölçeği, 22 sorudan oluşan Tükenmişlik ölçeği, 4 sorudan oluşan İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ve demografik soruları içeren ve 7 bölümden oluşan 110 soru yöneltilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş ve t testi, tek yönlü anova testi post-hoc analizi olarak scheffe testine tabi tutulmuştur. Değişkenler arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi ve ayrıca hiyerarşik regresyon analizi ve sobel testi uygulanmıştır. Yapılan çalışmanın analizine göre; sorumluluk, dışa dönüklük ve duygusal denge kişilik özelliklerinin ve duygusal bağlılığın, devam bağlılığının, yöneticiye, örgüte ve çalışma arkadaşlarına güvenin duygusal emek üzerinde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasında tükenmişliğin ara değişken olduğu, yüzeysel duygusal emek, derinlemesine duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasında tükenmişliğin kısmi ara değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim sektöründe duygusal emeğin incelenerek yukarıda bahsedilen değişkenlerle ilişkisi konusunda yapılan bu çalışmanın, alanla ilgilenen araştırmacılara faydalı olacağı düşünülmektedir.
X-Y kuşağı çalışanlarının iş tatmini, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetinin karşılaştırılması: Beyaz yakalı çalışanlar üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın temel amacı X ve Y kuşaklarının arasındaki örgütsel bağlılık, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasında anlamlı bir fark olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. X ve Y kuşağının karşılaştırması aktif olarak İstanbul ilinde çalışan beyaz yakalılar üzerinde yapılmıştır. Böylece farklı sektör ve iş yerlerinde çalışanlar sayesinde daha kesin bir sonuç elde edilmek amaçlanmıştır. Bu çalışmanın ilk bölümünde aralarındaki ilişkiyi anlayabilmek için; kuşaklar, iş tatmini, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetiyle ilgili literatür araştırması yapılmıştır. Anket bölümü, sosyo demografik, örgütsel bağlılık, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti bölümleri olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Veriler toplandıktan sonra verilerin analizi SPSS 24.0 paket program ile yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları kullanılmıştır. Analizlerde iki değişken karşılaştırmasında veri testi normal dağıldığı varsayımı karşılandığı duruma göre iki grup karşılaştırmalarında parametrik testlerden bağımsız t testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise normal dağılım gösteren değişkenler için ANOVA testi, normal dağılım göstermeyen değişkenler için ise nonparametrik testlerden değişkenlere uygun Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Yapılan testler sonucunda, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti X ve Y kuşağına göre farklılık gösterirken örgütsel bağlılık alt boyutlarından Normatif Bağlılık dışında kalan Duygusal ve Devamlılık bağımlılığı anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir.
Örgütsel bağlılık ve örgütsel adaletin işten ayrılma niyetine etkileri üzerine bir araştırma: Elektrik sektöründe bir uygulama
Çalışmamızın konusu örgütsel bağlılık ve örgütsel adaletin işten ayrılma niyetine etkileri üzerine bir araştırma ve elektrik sektöründe bir uygulamadır. Örgütler ve çalışan açısından işten ayrılma niyeti iyi bir düşünce değildir. Bu durum örgütün hem içeriden hem dışarıdan güvenirliliğini zedelemektedir. Aynı durum çalışan içinde geçerlidir. Çalışan bu kararı verme aşamasın gelene kadar psikolojik işten ayrılma kararını verdikten sonrada işsizlik gibi zorlu süreçlerde geçmektedir. Bu durum neticesinde bir çalışanın işten ayrılma niyetine giremeyeceğini varsayarak bireyi bu düşünceye sevk eden durumlar içerisinde örgütsel bağlılık ve örgütsel adaletin ne derecede önemli olduğunu göstermektedir. İş yaşamında adalet algılamalarını inceleyen bir alan olarak örgütsel adalet, aslında genel olarak yaşamın her kesiminde önemli olan adalet konusunun alt başlığı olarak incelenmektedir. Örgütlerin adil olarak değerlendirilme sürecinde temel olarak üç adalet formu dikkat çekmektedir. Bunlar dağıtım, işlem ve etkileşim adaletidir. Genel olarak dağıtım adaleti, ödeme gibi örgütteki kaynakların dağıtımı esnasında adaletin göz önüne alınmasını, işlem adaleti karar süreçlerinde adalet algılaması düzeyini ve etkileşim adaleti otorite sahiplerinin kişiler arasındaki ilişkilerde adaleti gözetme durumunu ifade etmektedir Bağlılık, herhangi bir örgüt, bir örgütün alt birimi veya meslek grubu gibi sosyal bir birlikteliğe ya da herhangi bir bireye karşı duyulan sadakattir. Örgütsel bağlılık kavramı ise çalışanların istihdam edildikleri işletmenin karakteristik özelliklerine karşı gösterdikleri, (örgütsel hedefleri ve değerleri uygun bulmasını, örgüt içerisinde üstlendiği rolü kabullenmesini, zorlayıcı faktörlerin etkisinden ziyade kendi iradesiyle örgüte karşı aidiyet duygusu geliştirmesini de kapsayan) olumlu duygusal reaksiyonları ifade etmektedir. İşten ayrılma niyeti yönetim bilimi alanında en çok çalışılan örgütsel değişkenlerin başında gelmektedir. İşten ayrılma niyeti üzerinde algılanan alternatif iş seçenekleri önemli rol oynamaktadır. Örgütler çalışanların isteklerini karşılayamadıklarında, çalışanlar iş pazarında aktif bir şekilde iş aramaya başlamaktadır. İşten ayrılma niyeti çalışanın örgütteki rolünü daha fazla yürütmek istememesi ve çalıştığı örgütü bırakma yönündeki çabalarını ifade etmektedir. Çalışmanın literatür kısmı tek bölümden oluşmaktadır ve örgütsel bağlılık kavramı, önemi, örgütsel bağlılık kavramının benzer kavramlar ile ilişkisi, örgütsel bağlılığın boyutları, yaklaşımları, sonuçları açıklanmıştır. Örgütsel adalet kavramı ile ilgili ise örgütsel adalet kavramı, boyutları, örgütsel adalet ile ilgili teoriler, diğer modelleri, örgütsel adaleti etkileyen özellikler ve örgütsel adalet sonuçlarıdır. Son olarak ise işten ayrılma niyeti ile ilgili kavram, etki eden faktörleri, ve sonuçlarından bahsedilerek literatür bölümü sonlandırılmıştır. Çalışmada, örgütsel adalet algıları ve örgütsel bağlılığın işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerde aracı değişkenler olarak ele alınmıştır. Bu çalışmanın araştırma bölümünde ise, elektrik sektörü çalışanları üzerinde örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet yaklaşımlarının işten ayrılma niyetinin belirlenmesine yönelik uygulanan araştırma metotları üzerinde durulmuştur. Gerçekleştirilen çalışma elektrik alanında faaliyet gösteren toplamda 146 katılımcıya uygulanmış ve katılımcılardan alınan cevaplar SPSS paket programı yardımı ile analiz edilmiştir. Katılımcılara uygulanan anket formu 4 bölümden meydana gelmektedir. Gerçekleştirilen çalışma kapsamında uygulanan analiz yönteminde anket ölçekleri için güvenirlik analizleri, Cronbach Alpha, Faktör Analizi ve KMO Bartlett testleri uygulanmıştır. Anket ölçek ve alt ölçekleri güvenilirliği araştırmaya uygun bulunmuştur. Hipotezlerin testi için ise Korelasyon ve Regresyon testleri uygulanılmış olup hipotezlerin anlamlı olduğu sonucu bulunmuştur. İstanbul elektrik sektöründe örgütsel bağlılık ve örgütsel adaletin işten ayrılma niyetine etkisi olduğu verileri araştırma sonuçlarından elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, Örgütsel Adalet, İşten Ayrılma Niyeti
Mobbing, örgütsel bağlılık ve iş tatmininin işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Bir tekstil firması örneği
Sürekli gelişen teknoloji, büyük bir hızla gerçekleşen küreselleşme sonucu bütün işletmeler yoğun bir rekabet içinde olup, bu yarışta geride kalmamak için kendilerini sürekli geliştirmek, son teknolojileri işletmelerine uygulamak zorundadır. Ancak bu yarışda başarılı olmak isteyen işletmeler öncelikli olarak kurum içinde sağlıklı, iletişimi kurabilen, çalışanlarının iş doyumuna önem veren ve sürekli öğrenen örgüt yapılarını kurmaya özen göstermelidir. 1980'li yıllardan sonra, bir çok araştırmaya konu olan mobbing (yıldırma) kavramı bu noktada önem arz etmektedir. Zira, mobbingin var olduğu örgüt yapılarında sağlıklı iletişimin kurulması, işgörenlerin iş doyumuna ulaşıp örgütsel bağlılıklarının artması söz konusu olmayacaktır. Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; işletmelerin verimliliği işgörenin motivasyon ve örgüte olan bağlılığı ile doğru orantılıdır, işgörenin motivasyon ve örgütsel bağlılığı arttıkça işteki verimi ve iş tatmini artmaktadır. Bu tez çalışmasınd öncelikle mobbing kavramı ele alınmış olup sırası ile örgütsel bağlılık ve iş tatmini konuları irdelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise bir uygulamaya yer verilmiştir; İstanbul'da faaliyet gösteren bir tekstil firmasında rastgele seçilen departmanlardaki işgörenlere dört ayrı ölçek olmak üzere toplam 68 soruluk bir anket uygulanmıştır.Anket uygulanan katılımcı sayısı 215 olup geçerliliği test edilmiş toplam 201 katılımcı ile SPSS for Windows 22.00 ve AMOS22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır, kullanılan ölçeklerle ilgili güvenilirlik analizleri yapılmış ve cronbach's alpha değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca ölçekler arası ve alt boyutlarda oearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada kullanılan 4 adet ölçeğin AMOS programında ise doğrulayıcı faktör analizleri ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda; mobbinge uğradığnı düşünen işgörenin işten ayrılma niyeti artmaktadır, işgörenlerin örgütsel bağlılık düzeyi, işten ayrılma niyetlerini etkilediği görülmüştür.
Özel okul öğretmenlerinin örgütsel ve meslekî bağlılıkları ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, özel okullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel ve meslekî bağlılıkları ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinin farklı ilçelerindeki çeşitli özel okullarda görev yapan 159 kadın, 71 erkek toplam 230 öğretmen oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Demografik Bilgi Formu'nun yanı sıra, Eğitim Örgütlerinde Allen ve Meyer Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Meslekî Bağlılık Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgüte duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık toplam puanlarının orta düzeyde olduğu, örgütsel bağlılığın alt bileşenlerine göre yapılan değerlendirmede en yüksek puana sahip alt bileşenin duygusal bağlılık olduğu görülmüştür. Bu sonuç literatürdeki bulguları destekler niteliktedir. Yaş, cinsiyet, kıdem, okuldaki görev süresi, medenî durum, aylık gelir, branş, sözleşme şekli, okulun imajı ve bulunduğu çevre, öğretmenlikten başka işte çalışmış olma gibi değişkenlerle örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki kurulamamıştır. Meslekî bağlılık düzeyinde en yüksek puana sahip alt boyut yine duygusal bağlılık olmuş, mesleğe normatif bağlılık ve devamlılık bağlılığı alt bileşenlerinin puanları orta düzeyde bulunmuştur. Öğretmenlerin işten ayrılma niyeti puanları orta düzeyde bulunmuş; örgütsel ve meslekî bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasında yüksek düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar kavramlar: Özel Okul Öğretmeni, Örgütsel Bağlılık, Meslekî Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devamlılık Bağlılığı, Normatif Bağlılık, İşten Ayrılma Niyeti.
Pozitif psikolojik sermaye ve öznel iyi olmanın işten ayrılma eğilimi ile ilişkisinin incelenmesi
Ülkemizdeki akademik yazına baktığımızda, pozitif psikolojinin örgütlerde uygulama alanları üzerinde etkinliğini araştırma geçmişi çok eskiye dayanmamaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmada, pozitif psikolojinin kapsamındaki pozitif psikolojik sermaye kavramı, ayrıntılı bir biçimde incelendi ve sermayenin ortaya çıkış tarihinden günümüze kadar ne tür aşamalardan geçtiği ve değer oluşturmak için nasıl form değiştirdiği üzerine yoğunlaşıldı. Örgütler için en önemli rekabet aracı niteliğindeki sermayenin günümüzün bilgi teknolojilerinde psikolojik bir boyuta ulaşması, sermayenin, pozitif örgütsel davranış alanında oldukça fazla yer almasına yol açmıştır. Böylece pozitif örgütsel davranışın önemli bir değişkeni haline gelen pozitif psikolojik sermayenin diğer örgütsel davranış değişkenlerinden olan öznel iyi oluş ve işten ayrılma eğilimi üstünde nasıl bir etki yarattığı ve örgütlerin bunu nasıl yordadığı sorunsalı bu araştırmanın çıkış noktasını oluşturuyor. Bu çalışma ile çalışanların sahip oldukları pozitif psikolojik sermayeleri ile öznel iyi oluşlarının, onların işten ayrılma eğilimleri üzerinde nasıl bir etkisinin olduğuna bakılmıştır. Ülke genelinde faaliyet gösteren bazı kamu kurumlarının ve özel kuruluşların bünyesinde çalışan 223 çalışan üzerinde gerçekleşen bu araştırma için ülkemiz ve diğer ülkelerde yapılmış olan araştırmalar, yazılmış kitaplar, dergiler ve internet kaynaklarından faydalanılarak bilgi edinilmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında eleştirel bir değerlendirme ile kaynakça raporlanarak araştırma tamamlanmıştır.
Örgütsel sinizmin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir çalışma
İş yaşamında insan ilişkilerinin önemini ve rekabet gibi çalışanlar arasındaki psikolojik dinamiklerin çalışma refahına etkisini gösteren çalışmalar günden güne artış göstermektedir. Çalışanlar arasındaki dinamiklerin hem birey açısından hem de işletme açısından çeşitli etkilerinin olduğu ve kimi zaman bu etkilerin işten ayrılma niyetini belirlediğini gösteren çalışmalar alan yazınında yer almaktadır. Söz konusu çalışmaların bir kısmı, yakın zamanda hayatımıza giren örgütsel sinizm kavramı bağlamında yürütülmektedir. Sinizm, güvensizliğin güçlü düzeylerini, düşmanca bir şekilde kuşku duymayı ve başka insanların dürtülerini karalamayı kapsayan ahlaki karar vermenin hem genel hem de özel boyutu olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, duyuşsal, davranışsal ve bilişsel boyutlardan oluşan sinizm kavramının işten ayrılma niyeti ile ilişkilerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda özel sektörde çalışan 177'si (%50,6) kadın, 173'ü erkek (%49,4) toplam 350 kişiye ulaşılmış ve kendilerine Brandes, Dharwadkar ve Dean (1999) tarafından geliştirilen Örgütsel Sinizm Ölçeği ile Wayne, Shore ve Linden (1997) tarafından geliştirilen İşten Ayrılma Niyeti Ölçeğin den oluşan bir batarya uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre örgütsel sinizm boyutları ile işten ayrılma niyeti arasında pozitif yönde güçlü ilişkilerin olduğu; duyuşsal, davranışsal ve bilişsel sinizmin işten ayrılma niyetinin güçlü bir yordayıcısı olduğu anlaşılmıştır. Elde edilen bulgular alan yazınında yer alan diğer çalışmaların sonuçları ile paralellik gösterdiği görülmüştür. Sonuç olarak sinik tutumların çalışanların kuruma ilişkin olumsuz algılar edinmesine ve işten ayrılma davranışı göstermesine neden olabilmektedir. Çalışmanın son bölümünde, elde edilen bulgulardan yola çıkılarak işletme ve çalışan perspektifinden çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Sinizm, Örgütsel Sinizm, İşten Ayrılma Niyeti
Tükenmişlik, işe bağlılık, işten ayrılma, babacan liderlik ve bir araştırma
Bu tez çalışmasında, tükenmişlik, işe bağlılık, işten ayrılma ve babacan liderlik konuları araştırılmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde, tükenmişlik sendromu, işe bağlılık ve işten ayrılma değişkenleri açıklandı. Bu kapsamda literatür araştırması yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde babacan liderlik tipine yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise sağlık kurumları çalışanlarının görüşlerini toplamak amacıyla bir anket araştırması yapılmıştır. Sonuç, araştırma bulgularından yola çıkarak, hastane çalışanlarının işe bağlılık, işten ayrılma, babacan liderlik konusundaki görüşleri ortaya konmuştur.
AVM insan kaynaklarının iş stresinin iş doyumu, yaşam doyumu ve işten ayrılma niyeti ile ilişkileri
Bu araştırma, alışveriş merkezi insan kaynaklarının iş doyumunun, yaşam doyumunun, iş stresinin ve işten ayrılma niyetlerinin, çalışanların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek ve aynı zamanda alışveriş merkezi insan kaynaklarının iş stresinin; iş doyumu, yaşam doyumu ve işten ayrılma niyeti ile olan ilişkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmektedir. Çalışanların demografik özelliklerini belirlemeyi, iş doyumu düzeylerini, yaşam doyumu düzeylerini, iş stresi düzeylerini ve işten ayrılma niyetlerini ölçmeyi hedefleyen, 42 soru ve 5 bölümden oluşan anket formu Kırklareli kentinde bulunan AVM'lerde 371 çalışana uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre; iş stresi ile iş doyumu arasında negatif ve anlamlı bir ilişki (rho: -0,301; p<0,01); iş stresi ile yaşam doyumu arasında negatif ve anlamlı bir ilişki (rho: -0,194; p<0,01) ve iş stresi ile işten ayrılma niyeti arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki (rho: 0,639; p<0,01) olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında; AVM çalışanlarının iş stresi seviyelerinde meydana gelen bir artışın, çalışanların iş doyumu düzeyini (H1) ve yaşam doyum düzeyini (H2) azalttığını, işten ayrılma niyeti düzeyini (H3) ise arttırdığını söylemek yerinde olacaktır.
Oryantasyon eğitiminin örgütsel bağlılık aracılığıyla işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi
Bu çalışma, oryantasyon eğitiminin örgütsel bağlılık aracılığıyla işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Günümüzde çoğu işletme nitelikli personellerini ellerinde tutmakta zorlanmaktadır. İşe yeni alınan personelin işyerlerinde geçirdikleri ilk zamanları mesleki açıdan oldukça zorlayıcı olmaktadır. Bu nedenle şirketler oryantasyon eğitimine önem vermek zorundadırlar. Bu araştırma, oryantasyon eğitimi alan personelin örgütsel bağlılığı artırdığını ve işten ayrılma niyetini ise negatif yönde etkilediğini göstermekte olup, oryantasyon eğitimi almayan personele göre ise daha hızlı bir süreç gerçekleştirdiğini göstermektedir. Bu araştırmanın teorik bölümünde oryantasyon eğitiminin tanımı, planlanması ve önemi, işletme ve çalışan için önemi, örgütsel bağlılığın tanımı, işletmeler açısından etkileri, işten ayrılma niyetinin oluşumları ve etkileri ile oryantasyon eğitiminin, örgütsel bağlılık aracılığıyla işten ayrılma niyetine olan etkisi üzerinde durulmuştur. Uygulama bölümünde ise bir konaklama işletmesinde uygulanan oryantasyon eğitiminin örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi, eğitim almış personele uygulanan anketle belirlenmiştir. Anketin ilk kısmında personelin demografik özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci kısmında oryantasyon eğitiminin yarattığı durumlar üzerinde durulmuştur. Üçüncü kısmında işletmede yaşanan örgütsel bağlılık konuları tanımlanmaktadır. Son olarak dördüncü kısımda ise işletmede yaşanan işten ayrılma niyeti konularını tanımlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Oryantasyon eğitimi, Örgütsel Bağlılık, İşten Ayrılma Niyeti
Çalışanların duygusal emek davranışlarının tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Hizmet sektöründe bir araştırma
Bu çalışmada, günümüzde hizmet sektörü çalışan satış görevlilerinin duygusal emek davranışlarının tükenmişlik tutumu ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Hizmet sektöründe müşteri memnuniyeti sağlamak için çalışanlardan yoğun şekilde duygusal emek sarf etmeleri beklenmektedir. Çalışanlarından duygusal emek sergilemelerini bekleyen hizmet sektörü için personel maliyeti önemli bir unsurdur. Yüksek personel maliyetini sadece personelin işe alınması sürecindeki katlanılan harcamalar oluşturmamaktadır. Çalışanların elde tutulması ve yeniden bu maliyetlerin oluşmasını engellemek de işletmeler için gereklidir. Bu nedenle işletmelerin çalışanların işten ayrılma niyetlerini de etkileyecek unsurları kontrol altında tutması gerekmektedir. Çalışanların işten ayrılma niyetleri ve tükenmişlik tutumları üzerinde etkili olan duygusal emek davranışları ile oluşturulan araştırma modelinde, çalışmanın ana kütlesi İstanbul ili Avrupa yakasında farklı dört ilçede hizmet sektöründe çalışanlar olarak belirlenmiştir. Hizmet sektörünün tamamına ulaşılmanın zorluğu dikkate alınarak farklı markaların mağazaların da çalışan 296 kişi örneklem olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında Duygusal Emek Ölçeği, Tükenmişlik Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları göstermiştir ki duygusal emek davranışlarından yüzeysel davranış ve samimi davranışı tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif etkilere sahiptir. Diğer yandan derinlemesine davranışın çalışanların tükenmişlik tutumu ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan anlamlı bulunamamıştır. Araştırma sonucunda araştırmanın kısıtları ve gelecek araştırmacılar için çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, Tükenmişlik, İşten Ayrılma Niyet
Muhasebecilerin tükenmişlik ve çalışma yaşam kalitesinin meslekten ve örgütten ayrılma niyeti üzerine etkileri
Tükenmişlik sendromu, 21. yüzyılın en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. 1970'li yıllarda literatüre giren tükenmişlik kavramı, bireylerin iş ilişkileri bağlamında yaşadıkları sorunlarla ilgilidir. Bu sorunlar, kişinin yaşamını her alanda etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, tükenmişliğin ve iş memnuniyetinin işten ayrılma niyeti üzerine etkilerini araştırmaktır. Bu bağlamda İstanbul'da yaşayan 110 muhasebeci üzerinde yapılan bir anketle toplanan veriler, faktör analizi, korelasyon ve regresyon gibi yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonuçlarına göre, muhasebecilerin yaşadığı tükenmişlik sendromunun işten ayrılma niyetini pozitif etkilediği, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasında ise, negatif yönlü bir ilişki bulunduğu bulguları elde edilmiştir.
Psikolojik sözleşme ihlalinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde çalışanın algıladığı lider-üye etkileşimi kalitesinin rolü
Bu çalışmanın temel amacı, psikolojik sözleşme ihlalinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde çalışanların algıladığı lider-üye etkileşimi kalitesinin aracılık etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren çağrı merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Sektörde çalışan 634 banka çağrı merkezi personelinin yanıtladığı anketler dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 25 ve LISREL 8.7 istatistik paket programları kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de faaliyet gösteren banka çağrı merkezi çalışanlarının, psikolojik sözleşme ihlali yaşadıklarında işten ayrılma niyeti davranışlarında artış meydana geldiği ve lider-üye etkileşimi kalitesinin psikolojik sözleşme ihlali ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide önemli bir aracı değişken olduğu belirlenmiştir.
Çalışma yaşam kalitesi,çalışanların duygusal emeği ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler ve bir uygulama
Bu tez çalışmasının amacını çalışma yaşamı kalitesi, çalışanların duygusal emeği ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler ve bir uygulama konu başlıklı araştırmanın incelenmesi oluşturmaktadır. Bu çerçevede birinci bölümde çalışma yaşam kalitesi kavramı üzerinde durulmuş, ikinci bölümde ise duygusal emek ve işten ayrılma niyeti kavramlarına değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise araştırma ve analiz bölümüne yer verilmiştir. Araştırma bölümünde, evren boyutu olarak çalışma hayatının değişik sektörlerinde çalışanlardan rastgele yöntem ile 300 kişi tespit edilmiştir. İhtiyaç duyulan verilerin anket yoluyla elde edilmesine karar verilmiş, 300 kişi olarak belirlenen hedef kitle üzerinde gerçekleştirilen anketlerden 224 tanesinin gerekli koşulları sağladığı, 76 tanesinin ise gerekli koşulları sağlamadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmamıştır. Araştırma, kavramsal modeli ifade eden H1 ve H2 şeklinde iki ana hipotezden oluşmaktatır. Birinci ana hipotezin alt boyutunda H1a, H1b, H1c, H1d, H1e, H1f, olmak üzere altı adet alt hipotez oluşturulmuş, ikinci ana hipotezin alt boyutunda ise H2a, H2b, H2c olmak üzere üç alt hipotez ele alınmıştır. Hipotezleri test etmek üzere yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre ise H1, H1a, H1b, H1c, H1d, H1e, H1f, H2, H2c Kabul edilmiş, H2a ve H2b Red edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çalışma Yaşam Kalitesi, Duygusal Emek, İşten Ayrılma Niyeti
Nepotizmin örgütsel çatışma ve işten ayrılma niyetine etkisi: Vakıf üniversitelerinde bir araştırma
Endüstri devrimi sonrası ortaya çıkan yeni çalışma biçimleri, insanlar ve toplumsal yapı üzerinde, sosyal ilişkiler noktasında bir dönüşüme neden olmuştur. İş bulabilme ve zor çalışma koşullarında "hayatta kalabilme" kaygısı, bireyleri etik olmayan davranışlara da yönlendirebilmekte, bu bağlamda, mevcut şartların değişmesi ile birlikte sağlıklı bir toplumun özelliklerinden sayılan güven ve eşitlik gibi değerlerin ihlal edildiği gözlemlenebilmektedir. Özellikle, kurumsallaşamama, ekonomik sorunlar ve yetki ve liyakat dengesinde bozulma üzerinde durulması gereken ve çözüm bekleyen konular arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, her insanın hayatını sürdürülebilmesi noktasında, çalışma hakkı ve eşitlik kavramlarını, vakıf üniversitelerinde nepotizm eğiliminin ne ölçüde etkili olduğu, örgütsel çatışmaya neden olup olmadığı ve bunun sonucunda işten ayrılma niyetinin oluşup oluşmadığı çerçevesinde tartışmaktır. Çalışmada, nepotizmin çatışmaya neden olduğu hipotezi üzerinden, avantajları ve dezavantajlarına karşı alınacak önlemler ile çatışmaya neden olan faktörler ve çözüm yöntemleri incelenecektir.
Örgütsel adaletin iş tatmini üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetinin aracı rolü: Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi
Bu araştırmanın amacı, örgütsel adaletin iş tatmini üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetinin aracı rolünü inceleyerek, bu dört tutumun nedenlerine ve sonuçlarına ışık tutmak ve bu doğrultuda örgütsel adaletin örgütsel bağlılık iş tatmini ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Bu araştırma Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi'nde 1 Aralık 2019– 31 Ocak 2021 tarihleri arasında yapılmıştır.250 hemşireyi kapsamaktadır. Anket formu kullanılmış ve cevap verenlerin yargılarına dayanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak "İş Tatmini Ölçeği", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği", "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, iş tatmini üzerinde; örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık, örgütsel bağlılık üzerinde örgütsel adalet, işten ayrılma niyeti üzerinde örgütsel adalet değişkenlerinin anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Anlamlı etkilerin yanında, işten ayrılma niyetinin iş tatmini üzerindeki etkisinin istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca Örgütsel Adalet → Örgütsel Bağlılık → İş Tatmini yolundaki dolaylı etkinin anlamlı olması, Örgütsel Adalet → İş Tatmini yolundaki doğrudan etkinin anlamlı olması, belirtilen yol katsayılarının da pozitif olması nedeniyle; örgütsel bağlılığın örgütsel adalet ile iş tatmini arasındaki ilişkide bütünleyici kısmi aracılık rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların motivasyonunu arttırıcı yönde üst yönetim tarafından destek gören, etkin bir ödül sistemi oluşturulması, yöneticiler personeline karşı liderlik tarzında bir yönetim anlayışı benimsemesi, mümkün olabildiği ölçüde çalışanların yönetimde yer alabildiği karar sistemleri oluşturulması önerilmiştir.
Rol belirsizliğinin, rol çatışmasının, iş stresinin ve örgütsel adaletin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinin sigortacılık sektörü bağlamında araştırılması
Örgütlerin rekabet üstünlüğü sağlayarak başarılı bir şekilde faaliyetlerine devam etmelerinde ve bu başarıyı sürdürülebilir kılmalarında en büyük etken çalışan katkılarıdır. Bu katkıların maksimize edilmesi, çalışanların olumlu örgütsel davranışlar sergilemeleri ile mümkündür. Bu çalışmada, örgütsel performans üzerinde büyük etkisi bulunan çalışanların yaşadığı rol belirsizliği, rol çatışması, iş stresi, örgütsel adalet ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Verilerin sigortacılık sektörü çalışanlarından anket yöntemi ile elde edildiği çalışmada, yaşanan rol belirsizliği ve rol çatışmasının, çalışanların iş stresi ile pozitif yönde ilişkide olduğu, ayrıca rol belirsizliğinin işten ayrılma niyetini artırdığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde iş stresinin çalışanların işten ayrılma niyetini artırdığı ortaya konmuştur. Elde edilen bulgulara göre, iş stresinin ayrıca rol belirsizliği ve rol çatışmasının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkilerinde aracılık rolü bulunmaktadır. Örgütsel adalet ile alt boyutları olan dağıtım adaleti, prosedür adaleti ve etkileşim adaleti, örgütün etkinlik ve verimliliği için büyük öneme sahip olmakla birlikte, bulgular, rol belirsizliği ve rol çatışması ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide herhangi bir düzenleyicilik etkilerinin bulunmadığını ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları dikkate alındığında, çalışanların refah ve mutluluğunu sağlayıcı yönde yönetsel anlayışa ve politikalara sahip örgütlerin, çalışanların olası işten ayrılma niyetlerinin ve devamında işten ayrılmaların önüne geçerek rekabetçi üstünlük elde edecek şekilde başarılarını artıracakları söylenebilir.
Otel işletmesi çalışanlarının pygmalion algısının işten ayrılma niyetine etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü – İzmir örneği
Üretim ve tüketimin eş zamanlı olduğu otel işletmelerinde, işgörenlerin işlerine adanmışlıkları ve işten ayrılma niyetleri işletmeler açısından rol oynayabilen kavramlardır. Günden güne teknolojide değişiklikler yaşanması, rakip ve pazarların sürekli farklılaşması da işletmeler arası rekabeti arttırmaktadır. Bahsi geçen yoğun rekabet içerisinde işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri de işgörenlerin davranış eğilimlerine bağlı olabilmektedir. Otel işletmeleri için en önemli sorunların başında personel devir oranının yüksek olmasının geldiği söylenebilir. Personel devir oranının yüksekliği, pazardaki rekabette nitelikli işgücü kaybına da neden olarak işletmelerin önünde engel oluşturabilecektir. İşten ayrılma niyetini azaltmakla bunu önlemenin mümkün olacağı söylenebilir. İşgörenlerin motive, çabalamaya istekli, özyeterlilik inancı kuvvetli ve işlerine bağlı olmasını sağlamak, işten ayrılma niyetlerinin azalmasını sağlayabilecektir. Bu ihtiyaçlara yönelik en uygun görülen davranışlar ise Pygmalion ve işe adanmışlık davranışlarıdır. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, İzmir ilinde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işletmeleri işgörenlerinin yöneticilerinden algıladıkları Pygmalion etkisinin işten ayrılma niyetleri üzerindeki etkisinde işe adanmışlıklarının aracı rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla Türkiye/İzmir ilinde faaliyet gösteren kolayda örneklem yöntemiyle seçilen 408 dört ve beş yıldızlı otel işletmesi çalışanlarından Aralık 2021 – Şubat 2022 tarihleri arasında yüz yüze ve online olarak anket yöntemi ile veriler elde edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, otel işletmesi işgörenlerinin yöneticilerinden yüksek düzeyde Pygmalion etkisi algıladıkları, yüksek düzeyde işe adanmış oldukları ve işten ayrılma niyetlerinin ise düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra otel işletmesi işgörenlerinin Pygmalion algı düzeylerinin işten ayrılma niyeti üzerinde negatif yönde ve anlamlı; yine Pygmalion algı düzeylerinin işe adanmışlık üzerinde pozitif yönde ve anlamlı; işe adanmışlık düzeylerinin ise işten ayrılma niyeti üzerinde negatif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, işgörenlerin Pygmalion algı düzeylerinin işten ayrılma niyetine etkisinde işe adanmışlığın tam aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler sunulmuştur.
Otel işletmelerinde dönüşümcü liderlik algısının çalışma yaşam kalitesi ve işten ayrılma niyeti düzeyleri üzerindeki etkisi: İstanbul örneği
Otel işletmeleri emek yoğun faaliyet gösteren, hizmet üretiminin ve tüketiminin aynı zamanda gerçekleştiği ve müşteri memnuniyeti odaklı çalışan turizm işletmeleridir. 24 saat kesintisiz hizmet veren otel işletmelerinde başarıya ulaşmanın en önemli unsurlarının başında işgücünün geldiği ifade edilebilir. Çalışanların performanslarının yüksek olması ve kaliteli hizmet sunabilmeleri için otel yöneticilerinin iş esnasında sergiledikleri davranışların ve işletmedeki çalışma şartlarının kalitesinin paralellik göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle otel yöneticilerinin işletmenin hedefleri için çalışırken, çalışma şartlarının kalitesini artırıcı ve çalışanları işletmeye bağlayacak, aidiyetlerini ve iş performanslarını artıracak liderlik davranışları sergilemeleri gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın temel amacı; otel işletmelerinde çalışan personellerin yöneticilerinde algıladıkları dönüşümcü liderlik davranışlarının çalışma yaşam kalitesi ve işten ayrılma niyeti düzeylerine etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca çalışma yaşam kalitesinin işten ayrılma niyetini ne derece etkilediğini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaçlar çerçevesinde öncelikle konuyla ilgili olarak detaylı yazın taraması yapılmış, sonrasında kolayda örnekleme tekniği kullanılarak İstanbul ilinde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işletmelerindeki toplam 410 çalışandan anket tekniği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen bu verilere yönelik, doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizleri, yüzde ve frekans analizi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Analizler sonucunda otel işletmeleri çalışanlarının yöneticilerini dönüşümcü lider olarak algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışanların çalışma yaşam kalitesi algı düzeylerinin yüksek, işten ayrılma niyeti düzeylerinin ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dönüşümcü liderlik ile çalışma yaşam kalitesi arasında ve dönüşümcü liderlik ile işten ayrılma niyeti arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken çalışma yaşam kalitesi ile işten ayrılma niyeti arasında da anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
An examination of the impact of workplace incivility on employee performance
Incivility at the workplace has become a universal organizational phenomenon that deserves thorough investigation to understand it from various contextual lenses. It is a form of rude behavior that negatively impacts employees at the workplace hence the need to find solutions to solve it for better employee and institutional performance. In the spirit of investigating the universal phenomenon, this research aims to investigate the impact of workplace incivility (WPI) on employee performance (counterproductive work behavior and organizational citizenship behavior) through the mediating roles of psychological ownership (PO) and turnover intention (TI). Data for this research, with a sample of 504 respondents, was collected from public and private institutions in The Gambia and Ghana through a survey questionnaire. Structural Equation Modeling (SEM) was used to analyze the reliability and validity of our research model and hypotheses. The independent t-test results comparing The Gambia and Ghana have indicated a higher level of negative behavior among employees in Ghana compared to The Gambia as well as a higher level of positive behavior among employees from The Gambia compared to their Ghanaian counterparts. The study results indicate an indirect relationship between WPI to counterproductive work behavior (CWB) and WPI to organizational citizenship behavior (OCB) through PO. TI also plays a mediating role between PO to CWB and PO to OCB. The findings of this research will help public and private institutions in both The Gambia and Ghana assess the depth of incivility in their organizations as well as the negative impacts it may have on the performance of their organizations. This research is the first of its kind to make both a country and sector-level comparison of WPI and its impact on employee performance hence its significance.
COVID-19 pandemi sürecinde hemşirelerin yaşadığı COVID-19 korkusu ve işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişki
Araştırma, COVID-19 pandemi sürecinde hemşirelerin yaşadığı COVID-19 korkusu ve işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı tasarımda, ilişki arayıcı, kesitsel bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Van' da bir üniversite hastanesinde görev yapan 597 hemşire oluşturdu. Araştırmada örneklem seçilmeyip, tam sayım yöntemi ile çalışmaya katımayı kabul eden ve anket formunu eksiksiz dolduran 443 hemşire katıldı. Verilerin toplanmasında "Kişisel Veri Toplama Formu", "COVID-19 Korkusu Ölçeği" ve "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" kullanıldı. Araştırmaya ait veri analizleri, bilgisayar ortamında SPSS 26 paket programı ile bulguların yorumlanmasında frekans tabloları, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı istatistikler kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılan hemşirelerin "COVID-19 Korkusu Ölçeği" puan ortalaması (16,97 ± 5,29) ve "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" puan ortalaması (13,23 ±4,44) olarak saptandı. Araştırmaya katılan hemşirelerin hem COVID-19 Korku Ölçeği puan ortalamalarının hem de İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu bulundu. COVID-19 Korkusu Ölçeği ile hemşirelerin eğitim durumu, gelir durumu ve COVID-19 aşısı olma durumu ile arasında anlamlı bir fark tespit edildi (p<0,05). İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ile yaş, mesleki deneyim süresi, çalışma şekli, hemşirelik mesleğini isteyerek seçme durumu, hemşirelik mesleğini yapmaktan mutlu olma durumu ve COVID-19 tanısı alma durumu ile arasında anlamlı bir fark belirlendi (p<0,05). Araştırmada COVID-19 Korkusu Ölçeği ile İşte Ayrılma Niyeti Olçeği puan ortalamalarının arasında düşük düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olmasına rağmen, istatistik açıdan anlalı bir ilişki saptanmadı. Hemşirelerin işten ayrılma niyeti ile ilişkili faktörün ekonomik durumları ile ilgili olabileceği kanısına varıldı. Bu konuda daha derinlemesine araştırma yapılması önerildi. Anahtar Kelimeler: COVID-19, COVID-19 Korkusu, Hemşire, İşten Ayrılma Niyeti