Karşılaştırmalı dil bilgisi
60 theses under this subject heading
Türkçe gibi edatı ve Kazakçadaki işlevsel karşılıkları
Türkçe kaynaklarda son çekim edatları olarak bilinen sözcükler farklı dilbigisel işlevleri karşılarlar. Son çekim edatları, söz diziminde farklı işlevleri yerine getirirken, yeni sözlüksel anlamların ortaya çıkmasına da yararlar. Çok yaygın kullanımı olan edatlardan biri de bu tezin konusunu oluşturan gibidir. Bu tezin konusu gibi edatının işlevlerini derlemden hareketle belirlenerek, Kazakça eşdeğerleriyle karşılaştırmaktır. Bu amaçla bir taraftan gibi biçiminin Kazakçaya nasıl çevrildiği diğer taraftan da Kazakçada benzerlik yapılarının Türkçede nasıl karşılandığını ortaya koymaktır. Böylece iki kardeş dil arasında benzerlik ifade eden gibi ve eşdeğerleri karşılaştırmalı olarak incelenmiş olacaktır. Çalışmanın Türkçe gibi edatının Kazakçada nasıl karşılandığını görmek için Orhan Pamuk'un Beyaz Kale romanı ve Kazakça çevirisinden, Kazakça benzerlik ifade eden biçimlerden hangilerinin gibi ile karşılandığını belirlemek için de Muhtar Awezov'un Abay Yolu I adlı romanı ve Türkçe çevirisinden yararlanılacaktır. Kazakçada gibi edatı kullanılmaz. İncelediğimiz metinlerde Türkçe gibi'ye işlevsel olarak Kazakçada siyaḳtı, tärizdi, uḳsas, ekleşmiş olan -dAy edatı ve –şA eki karşılık gelmektedir. Anahtar Sözcükler: Gibi, tärizdi, siyaḳtı, uḳsas, -dAy, -şA, Abay Yolu I, Beyaz Kale, Türkçe, Kazakça, Edat, Karşılaştırmalı İnceleme,
Türkçe ve Korece'nin karşılaştırmalı yapıya göre Korece öğretim sırası ve öğretim faktörleri
Türkçeye göre etkili Korece öğretimi araştırması yapmak için Anka-ra Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'nin 1.sınıftan 4.sınıfa kadar olan öğrencilerinin verileri ile karşılaştırmalı yapıya göre öğretim sırası ve öğretim fak-törleri araştırılmıştır. Bunun için iki dil arasındaki özelliklere göre 1.'Türkçe ile aynı' yapı, 2.'Türkçede çoklu karşılıklı' yapı, 3.'Türkçe ile farklı' yapı, 4.'Türkçede bulunmayan'yapı, 5.'Korecede çoklu karşılıklı' yapı ve 6.'Türkçede bulunmayıp Korecede bölünmüş olan' yapı olarak Prator'un zor-luk hiyerarşisi modifiye edilip araştırılmıştır. Öğrenci verilerinden(yazı, test, anket) , zor-luk hiyerarşisi, Kore dilini ana dil konuşucu-larının değerlendirmelerinden hata önemi hiyerarşisi, ders kitaplarından öğretim içeri-kleri sıklık hiyerarşi ile derste genel kapsamlı ağırlık ve öncelik için hiyerarşiler önerilmiştir. Birleşik zorluk hiyerarşisinde en yüksek 6.'Türkçede bulunmayıp Korecede bölünmüş olan' yapı, hata önemi hiyerarşisinde en yüksek 2.'Türkçede çoklu karşılıklı' yapı, hata sıklık hiyerarşisi ve öğretim içeriği sıklık hiyerarşisinde ise en yüksek 5.'Korecede çoklu karşılıklı' yapı olarak öne çıkmıştır. Aynı zamanda 5. yapının, ağırlık ve öncelik açısından hiyerarşide en yüksekte olduğu ortaya çıkmıştır. Koreceyi anadili olarak konuşan kişilerin iletişimde an-laşılabilirlik açısından dilbilgisinden çok iletişimsel hata önemini değerlendirdiği an-laşılmıştır. Hiyerarşiler arasındaki korelasyon incelendiğinde sonuç olarak; ankette yer alan öğrenim psikolojik zorluğu ile birleşik zorluk hiyerarşisi arasında doğru orantılı yüksek bir korelasyon bulunmuştur. Ders kitaplarındaki öğretim içerikleri sıklık hiyerarşisi'nin derslerdeki önceliği iyi yansıttığı ve yazı zorluğu ile ters korelasyona sa-hip olduğu görülmüştür. Hata sıklığı, hata önemi ile tam tersi şekilde çok yüksek korela-syon gösterirken birleşik zorluk ile herhangi bir korelasyon göstermemiştir. Test zorluğu ile ağırlık arasında çok yüksek bir korelasyon görülmemiştir. Bununla birlikte birleşik zorluk hiyerarşisinin öğrenim psikolojik zorluğunu yansıttığı görülmüştür. Hata sıklığı arttıkça hata öneminin düştüğü ve hata sıklığı ile zorluk arasında herhangi bir bağlantı olmadığı doğrulanmıştır. Öğrencilerin, ders kitaplarında az görülen yapının içeriklerini yazıda kullanırken zorlandıkları anlaşılmıştır. Yüksek ağırlığı olan yapıların testte puanının düşük olduğu gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, Türk öğrenciler için Kore dili öğretiminde öncelik ve ağırlık hiyerarşisi kurmak amacıyla çeşitli açılardan bir hiyerarşinin uygula-masının önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna dayanarak etkili öğretim sırası için çekim ekleri ve bağlantı ifadeleri araştırılmıştır. Çekim eklerinde önce Korece cümle yapısına göre sonra kullanım sıklığı (Korece ana dil konuşucuları derlemi), birleşik zorluk ve hata önemi hiyerarşileri ile önerilmiştir. Sonuç olarak -(이)에요((i)eyo) ve -입니다(imnida) ile başlayıp -습니다(sımnida), -아/어요(a/oyo), -지요(jiyo), -(으)ㄹ까요((ı)lggayo)?, -(으)세요((ı)seyo), -(으)십시오((ı)sipsio), -(으)ㅂ시다 ((ı)psida) öncelik sıralanması belirlenmiştir. Ağırlıkta -습니다(sımnida), -아/어요(a/oyo), -(으)ㄹ까요((ı)lggayo), -지요(jiyo), -(으)세요((ı)seyo), -(으)십시오((ı)sipsio) ve -(으)ㅂ시다((ı)psida) sırası görülmüştür. Çekim eklerinin ders öncelik sıralaması göz önünde bulundurulduğunda (으)ㄹ까요((ı)lggayo) çekim ekinin, düşük öncelik sırasında yer almakta olduğu görülmektedir. Ancak, ekin ilgili konu için önemi nedeniyle ilgili konu içinde öğretilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Ayrıca, bağlantı ifadeleri için de kapsam-lı zorluk(sözdizimsel,semantik, karşılaştırmalı) ve kullanım sıklığı ve hata önemi hiyerarşilerine dayanarak bir öncelik sıralaması önerilmiştir. Sonuç olarak --지만(ciman), -고(go:yan yana koyma), -(으)면((ı)myon:koşul), -아/어서(a/oso:sebep), -는데(nınde:zaman), -(으)면서((ı)myonso), -고(go:sıra), -아/어서(a/oso:sıra), -(으)니까((ı)nigga:sebep) sırasına denk gelecek şekilde bir öncelik sırası saptanmıştır. Ağırlıkta 10.sıraya kadar -지만(ciman), -(으)면((ı)myon), -아/어서(a/oso:sebep), -(으)면서((ı)myonso), -고(go:yan yana koyulma), -는데(nınde), -고(go:sıra), -아/어서(a/oso:sıra), -도록(dorok) ve -(으)니/니까((ı)nigga:sebep) sırası ortaya çıkmıştır. Bağlantı ifadelerinin sırasında -(으)면((ı)myon), -아/어서(a/oso), -(으)면서((ı)myonso), -(으)려고((ı)ryogo), -(으)려면((ı)ryomyon), -(으)러((ı)ryo) ve -느라고(nırago) ifadelerinin ise derste öncelik sırasında düşük olmalarına rağmen ilgili konu için ağırlıklı öğretimlerinin gerekli olduğu görülmüştür. Etkili öğretim faktörlerini araştırmak için yapılan ankette, her dersi etkileyen un-surlar arasındaki bağlantısallık ve karşılaştırmalı yapıya göre ders unsurları da araştırılmıştır. Her karşılaştırmalı yapıya göre etkili olan sınıf faktörlerinin farklı olduğunu ve özellikle en çok Türkçe gereksinimi olan yapıların 3,1,6 sıralamasındaki yapılar olduğu görülmüştür. Ayrıca, her bir yapıda, öğrencilerin düşük ve yüksek puan gruplarına göre etkili olan sınıf faktörlerinde bir farklılık tespit edilmiştir. Dolayısıyla, her bir yapıda, öğrencilerin puanlarına göre başvurulacak olan sınıf faktörleri, etkili bir öğretim için farklı bir şekilde uygulanmalıdır. Sonuç olarak Türkçeye göre etkili Korece öğretimi için altı karşılaştırmalı yapıya göre hiyerarşiler kurulup etkili öğretim sırası ve öğretim faktörü belirlenmiştir. Özellikle öncelikte ve ağırlıkta en önemli olan 5.'Korecede çoklu karşılıklı' yapı ve birleşik zorlukta en yüksek sırada olan 6.'Türkçede bulunmayıp Korecede bölünmüş olan' yapı için etkili öğretim modeli ku-rulmasının çok acil ve önemli olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe, Korece, Karşılaştırmalı Yapı, Sıklık, Zorluk Hiyerarşisi, Hata Önemi Hiyerarşisi, Öğretim İçeriklerinde Sıklık Hiyerarşisi, Öncelik, Ağırlık, Öğretim Sırası, Sınıf faktörleri, Öğretim Faktörleri
Kırgız Türkçesi ve Türkiye Türkçesindeki kalıp sözlerin karşılaştırmalı bir incelemesi
Kalıp sözler, Kırgız dilinin bambaşka bir zenginliğini yansıtan, kültürümüze, olaylar karşısındaki tutumumuza ışık tutan dil öğelerindendir. Her toplumun kendi kültürü içinde, belirli durumlarda söylenmesi âdet olmuş belli başlı sözleri vardır. Kalıp söz, deyimler, atasözleri vb. kalıp sözler, biriyle karşılaşıldığında, onu selamlarken, evlenme, doğum, ölüm gibi özel durumlarda, bir kimseden iyilik ya da yardım alındığında, rica edildiğinde ve hastalıkta duygularımızı açıklamak için söylenen birtakım sözlerdir. Bir yabancı dil öğrenirken yalnızca dilbilgisi ve kitaplarda, sözlüklerde geçen kullanım birimlerini öğrenmek yetersiz kalmaktadır. Söz konusu dili konuşan toplumun kültürünü, belli durumlarda söylenmesi gereken kalıplaşmış dil birimlerini, hitap yollarını ve davranışlarını da tanımak gerekmektedir. Bu yüzden dilin en canlı birimlerinden biri sayılan kalıp sözlerin öğrenimi de bu açıdan oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Kırgız Türkçesindeki kalıp sözler çeşitli kaynaklardan derlenerek bir araya getirilmiş, edebî eserlerden, siyasi, ilmî, dönemsel vb. yayınlardan, konuşma dilinden verilen örnekler açıklanmış; oluşum, yapı, bağlam ve anlam açısından Türkiye Türkçesindeki karşılıkları verilerek incelenmeye çalışılmıştır. Bugüne kadar kalıp sözlerle ilgili yapılan çalışmalarda karşılıklı anlamları verilse de her iki lehçedeki kalıp sözler üzerine bu şekilde karşılıklı incelemeye dayalı çalışmaya rastlanmamıştır. Tezimizin amacı literatürdeki bu eksikliği karşılamak ve Kırgız Türkçesindeki kalıp sözlerin aktarımında karşılaşılan problemlere çözüm getirmeye katkıda bulunmaktır. Anahtar kelimeler: Kırgız Türkçesi, Türkiye Türkçesi, kalıp sözler.
Türkçede ve Arapçada söylem bağlaçlarının karşılaştırmalı betimlemesi
Bu çalışmanın amacı, Arapçadan Türkçeye geçmiş olan söylem bağlaçlarının işlevlerini ve anlamsal yapısını betimlemektir. Bu amaçla öncelikli olarak Türkçeden Arapçaya ve Arapçadan Türkçeye çevrilmiş olan yazılı metinlerden bir veri tabanı oluşturulmuştur. Söylem bağlaçları, kiplik değer ve retorik işlevlerine göre sınıflandırdıktan sonra içinde bulundukları bağlam ve eş dizilim açısından betimlemeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonuçları, söylem araştırmalarında yer alan söylem bağlaçlarının evrensel özelliklerinin olup olmadığı yönündeki tartışmalara ışık tutacaktır. Örnek olarak, sıklıkları farklı olmakla birlikte, her iki dilde de karşıtlık temel retorik ilişkisiyle ortaya çıktığı görülen 'ama' bağlacı, bugünkü Arapçada nadir olarak 'zıtlık' ilişkisiyle kullanılırken; bugünkü Türkçede anlamsal genişlemeye uğramış ve işlek olarak ödünleme için de kullanılmaya başlanmıştır. Bu sonuç, bir söylem bağlacının çekirdek anlamının yanında anlamsal genişlemeye de uğrayabileceğini göstermektedir. Çalışma, bu yönüyle de çeviribilim ve bilgisayarlı dilbilim araştırmalarında makine çevirisi çalışmalarına katkı sağlayabilecektir. Anahtar Sözcükler: Türkçe Bağlaçlar, Arapça Bağlaçlar, Söylem Bağlaçları.
Nehcü'l-Ferâdîs'in Harezm Türkçesi ve eski Anadolu Türkçesi dönemlerine ait nüshalarında birleşik fiiller üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Söz diziminin bir parçası olan ve ayrıca sözlüksel düzeyde de incelenmesi gereken birleşik fiiller; yapı, işleyiş ve anlamsal yönleriyle dilin önemli unsularından biridir. Bu yapılar, bir eylemi karşılamak amacıyla birden fazla biçim bilgisi unsurunun bir araya getirildiği dil unsurlarıdır. Bu yönüyle dilin ifade gücüne ve kavram karşılama süreçlerine katkı sağlayan öbekleşmelerin başında gelmektedirler. Birleşik fiiller oluşum şekillerine göre genel olarak ana yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiiller, deyimleşmiş/kalıplaşmış birleşik fiiller, tasvir fiilleri ve karmaşık fiiller gibi başlıklarda sınıflandırılmaktadır. Birleşik fiillerin, Türk dilinin tarihsel gelişimi içerisinde metinlerde kullanım sıklığı açısından diğer kelime gruplarına nazaran daha önde yer aldığı bilinmektedir. Bu nedenle birleşik fiilller üzerine yapılacak incelemeler hem söz varlığı özelliklerinin hem de söz dizimsel özelliklerin tespiti açısından önem taşımaktadır. Birleşik fiillerin tespiti kadar önemli olan diğer bir önemli konu da bu yapıların tarihsel süreçte kuruluş ve işlev açısından nasıl hareket ettikleridir. Bu konuda Türkçenin tarihi dönemlerinde verilen eserlere dayalı yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar birleşik fiil öbekleşmelerinin yapı ve kuruluş açısından seyrinin görülebilmesini sağlayacak somut veriler sunacaktır. Bu çalışmada, Nehcü'l-Ferâdis'in Harezm Türkçesi ile Eski Anadolu Türkçesi nüshalarında yer alan birleşik fillerle ilgili karşılaştırmalı bir inceleme yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmada birleşik fiiller kuruluş ve yapılarında yer alan unsurlar açısından incelenmiştir. Tespiti yapılan birleşik filler ana yardımcı fiillerle kurulanlar, deyimleşmiş/kalıplaşmış birleşik fiiller, tasvir fiilleri ve karmaşık fiiller başlıkları altında sınıflandırılıp değerlendirilmişlerdir. Ayrıca tamlayıcılarla genişletilmiş birleşik fiil yapıları da ele alınarak iki dönem arasında benzerlik ve farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır. Değerlendirme ve tespitler, tablo ve grafiklerle desteklenerek mukayese edilmiştir. Elde edilen veriler, birleşik fiillerin yapısal niteliklerini ortaya koyduğu kadar Türkçenin kaybolmaya yüz tutmuş söz varlığının da gün yüzüne çıkarılmasına olanak sağlamaktadır.
Kırgız Türkçesindeki sıfat-fiil ekleri (şekil-anlam-işlev ve Türkiye Türkçesi ile karşılaştırma)
Bu çalışmamızda Kapçak grubu lehçeleri içerisinde önemli bir yere sahip olan Kırgız Türkçesindeki sıfat-fiiller; şekil, anlam ve işlev bakımından incelemeye alınmıştır. Çalışmamız, dilin anlatım ve ifade kabiliyetini ortaya koyma açısından çok önemli görevler üstlenen sıfat-fiillerle ilgili bilgilerin sunulmasıyla ve geçmiş araştırmalarda yer alan tanımlamaların gözden geçirilmesiyle başlamaktadır. Böylece ilk bölümde sıfat-fiil ekleriyle ilgili teorik bilgiler verilerek bilimsel kaynaklardaki farklı bakış açılan gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonraki aşamalarında ise çağdaş Kırgız ve Türk edebiyatının önemli simalarından olan Tölögön Kasımbekov, Baydılda Sarnogoyev ve Memduh Şevket Esendal'ın eserlerinden derlenen örnekler kullanılarak sıfat-fiillerin; fiil, isim, sıfat Özellikleri, zarf-fiil ve edat oluşturma kabiliyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra Kırgızcadaki sıfat-fiiller ile Türkiye Türkçesindeki sıfat- fiiller arasında önemli ölçüde bulunan şekil, anlam ve işlev benzerlikleri ve farklılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Kırgız Türkçesinde bulunan sıfat-fiil eklerinin; şekil, anlam ve işlev açısından ayrıntılı olarak karşılaştırılması, Çağdaş Türk Lehçelerinin karşılaştırmalı dil bilgisi çalışmalarına ve Türkçenin işlevsel dil bilgisinin hazırlanmasına önemli katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Sıfat-Fiil, Kırgız Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Karşılaştırmalı Dil Bilgisi.
Fransızcanın ikinci yabancı dil olarak öğrenilmesinde birinci yabancı dil İngilizcenin ve karşılaştırmalı dilbilgisinin rolü
Bu çalışmada, birinci yabancı dil İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Fransızca öğrenen Türk öğrencilerin bu dili öğrenme süreçlerini olumlu yönde etkileyebilecek karşılaştırmalı dilbilgisi çalışmalarının ve bu iki dil arasındaki benzerliklerden faydalanarak yapılacak uygulamaların öğrenmedeki rolünü ortaya koymak amaçlandı.Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde yabancı dil öğretiminin dilbilimsel temelleri, karşılaştırmalı dilbilgisi ve yabancı dil öğreniminde anadilin ve daha önce öğrenilmiş dillerin etkisi üzerine bugüne dek yapılan dilbilimsel çalışmalar incelendi.İkinci bölümde Fransızca ve İngilizce arasındaki dilbilgisel ve sözcüksel bazı benzerlikler saptanmaya çalışıldı.Üçüncü bölümde günümüzde Türkiye'deki üniversitelerde Fransızca eğitimi veren programların ve bu programlarda öğrenim görenlerin mevcut durumu ve dil öğretim sürecinde karşılaşılan sorunlar genel hatlarıyla ortaya konmaya çalışıldı.Sonuç olarak bu Yüksek Lisans Tezi üniversitelerimizin Fransızca programlarında karşılaştığımız, dilsel altyapı, dil öğrenim sürecine dair sorunlar ve gereksinimler yönünden öncekilerden farklı olarak ortaya çıkan yeni öğrenci profilinin içinde bulunduğu durumun saptanmasına ve bu süreci kolaylaştıracak çözümlerin arayışına bir katkı olarak değerlendirilmelidir.Anahtar sözcükler : Birinci yabancı dil, ikinci yabancı dil, çokdillilik, karşılaştırmalı dilbilgisi, dilsel aktarım.
Pausing preceding and following adverbial clause conjunctions in English: A comparative study of Turkish and native speakers of English
The primary purpose of the research was to identify any possible difference between native English and non-native Turkish speakers of English in terms of their pausing durations preceding and following adverbial clause conjunctions in English. To do this, 15 native and 40 Turkish participants have been made to read a total of 40 sentences which contained five different adverbial clause conjunctions (namely when, because, whereas, although, and if). The recordings were transferred to the computer and the pausing durations were analyzed using a sound editor software. As a result of t-tests comparing the mean durations of pausing preceding and following the conjunctions, it was detected that there were statistically significant differences between the native and non-native groups concerning two of the five conjunctions. While native speakers of English paused significantly longer preceding all the conjunctions than following them, Turkish participants are found to do just the opposite for because. Besides, no statistically significant difference between pausing preceding and following whereas in the read speech of the Turkish participants was detected. In the causal analysis of the difference between native and non-native participants, we utilized two research methods. On the one hand, the analysis of pausing preceding and following çünkü and oysa, two Turkish discourse connectives corresponding to because and whereas respectively, pointed to the fact that the idiosyncracy concerning because and whereas did not depend on transfer from Turkish, at least for read speech. On the other hand, unstructured interviews done with 10 of the 40 non-native participants revealed that the difference between native and non-native pausing patterns may have stemmed from three types of transfer: (i) transfer from teacher and teaching practices, (ii) transfer of cognitive planning habits in spontaneous speech to read speech, and (iii) transfer from other learners. Since the study was of quasi-experimental nature, the non-native participants were divided into two equal groups: Experimental Group and Control Group. The EG was provided with awareness training for 10 hours about their idiosyncratic pausing patterns, whereas the CG was not exposed to any kind of training. The posttest analysis of the pausing durations preceding and following the conjunctions revealed that the treatment was effective in making the non-native participants in the EG aware of the correct pausing patterns. The findings showed that they started to use the native speaker pausing norms, while the CG remained idiosyncratic.
Pınar Kür'ün „Yaz Gecelerinde Keman" adlı öyküsü ile Almanca çevirisi örneğinde Türkçe ve Almancada ettirgenlik
Eine der wichtigsten sprachlichen Kategorien ist die sog. Diathese bzw. Genus verbi, die wir im Türkischen "çatı" nennen. An die Wurzel bzw. Den Stamm eines Verbs werden Affixe angeklebt, durch die verschiedene Diathesen wie Passiv, Reziprok, Reflexiv oder Kausativ entstehen. So zielt diese Arbeit darauf ab, die fast von allen türkischen Verben bildbare Kausation und ihre Erscheinungsweise im Deutschen am Beispiel von Pınar Kürs Geschichte "Yaz Gecelerinde Keman" und ihrer deutschen Übersetzung "Die Violine in den Sommernächten" darzustellen. Da unser Ziel keine quantitative, sondern eine qualitative Analyse ist, haben wir die Prozente der im analysierten Text vorkommenden kausativen vs. nicht kausativen Verben nicht verglichen. Demnetsprechend haben wir 80 türkische Beispielsätze mit einem Kausativum (benzetmek, yaptırmak, yatırmak, koparmak) festgestellt. Verben wie "kesmek-ölmek", die semantisch Kausativität bedeuten und als lexikalische Kausative gelten, haben wir bei der Analyse auβer Acht gelassen. Es gibt verschiedene Meinungen über die Klassifizierung kausativer Verben. Wir gehen aber bei unserer Analyse von drei Kategorien aus, a) der morphologischen Kausation, b) der lexikalischen Kausation und c) der pragmatischen Kausation. Wir nehmen an, dass die letzten zwei Kausationsarten nicht sprachspezifisch sind und prinzipiell jede kausative Bedeutung in jeder Sprache irgendwie ausdrückbar ist. Übrig bleibt unser Analysegegenstand "die morphologische Kausation", die für die türkische Sprache sehr produktiv und daher relevant ist, etwa vergleichbar mit der Produktivität und Relevanz deutscher Präfixe. Ganz im Gegenteil spielt die morphologische Kausation im Deutschen eine sehr periphere und unproduktive Rolle; daher ist die Anzahl ursprünglich kausativer Verben sehr gering (vgl. (sitzen – setzen, sinken – senken, fallen – fällen, fahren – führen…). Das sieht man am besten, wenn man die im analysierten türkischen Text existierenden kausativen Verben mit ihren deutschen Entsprechungen vergleicht. Statt Kausativen werden entweder einfache oder eher präfigierte Verben bevorzugt, aber auch die sehr geläufigen Funktionsverbgefüge mit kausativer Funktion (Einfluss ausüben, den/einen Versuch unternehmen, in Angst versetzen, die/eine Korrektur vornehmen, Kritik üben, Nachsicht üben, Rücksicht üben, Verrat üben, Zurückhaltung üben, die/eine Abmachung treffen, die/eine Anordnung treffen). Die Kausativsuffixe rufen nicht nur eine Bedeutungsänderung hervor, sondern erweitern auch die syntaktische Valenz der Verben. So sind z. B. alle als "oldurgan" klassifizierten türkischen Verben ursprünglich intransitiv; durch Anfügung eines Kausativsuffixes werden sie zu transitiven Verben; dadurch wird ihre Valenz verändert. Während "Ülger" im Satz "Ülger arabayı sattı" die Täterin (das Agens) ist, wird sie in "Ülger arabayı sattırdı" zur Verursacherin der Tat, weil die Tat von einer anderen Person ausgeführt wird. Während die Kausativität die syntaktische Valenz eines Verbs erweitert, üben die Reflexivität, die Passivität und die Reziprozität eine entgegengesetzte Wirkung aus. Sie reduzieren also die Valenz. Wir nehmen an, dass Lehrbuchautoren, Curriculumersteller und Lehrer für Türkisch als Fremdsprache im deutschsprachigen Bereich die Ergebnisse dieser Arbeit nutzen können, weil die kausative Diathese im Türkischen sehr geläufig und für die Erweiterung des Wortschatzes unumgänglich ist.
Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesindeki bitki adlarının yapı ve anlam bakımından karşılaştırılması
Bozkır kültürünün kurucusu kabul edilen Türkler, doğayla her zaman iç içe olmuşlar ve doğadaki unsurlara kutsallık atfetmişlerdir. Doğanın bir parçası olan bitkiler de Türkler için önem arz etmektedir. Türk toplumlarının kıvrak zekâlarını, benzetme ve gözlem yeteneğini kullanarak bitkilere isim vermeleri bu önemin bir göstergesidir. Türkler için önemli olan bitkiler üzerine yaptığımız, "Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesindeki Bitki Adlarının Yapı ve Anlam Bakımından Karşılaştırılması'' isimli bu çalışmamızda amacımız, Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesindeki bitki adlarını yapı ve anlam bakımından karşılaştırarak ortak yönlerinin veya farklılıklarının olup olmadığını tespit etmektir. Bunun için öncelikle, çalışmamızda yer alan Kazak Türkçesine ait bitki adları basit, türemiş ve birleşik olarak üçe ayrılmıştır. Basit, türemiş ve birleşik olarak üçe ayrılan bu bitki adları hem yapı bakımından hem de anlam bakımından derinlemesine incelenmiş, yapı ve anlam bakımından çeşitli başlıklar oluşturulup bitki adları bu başlıklar altında sınıflandırılmıştır. Bunların yanı sıra tezimizde Kazak Türkçesinde bitki adlarıyla oluşturulmuş atasözlerine, bilmecelere ve bitki adları için oluşturulmuş dolaylamalara da yer verilmiştir. Daha sonra Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesindeki bitki adları hem yapı bakımından hem de anlam bakımından karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışmada geçen bitki adlarının ve onları oluşturan kelimelerin sözlüğüne de tezimizde yer verilmiştir. Tüm bunlar yapılırken kaynak tarama, Kazak Türkçesindeki kaynakların çevirisi, tasnifi ve fişlenmesi, Türkiye Türkçesindeki kaynakların tasnifi ve fişlenmesi gibi yöntem ve tekniklere başvurulmuştur. Bu çalışmamızla yaşayan bu iki Türk lehçesine ve bunlarla ilgili yapılacak çalışmalara katkıda bulunulacağı düşünülmektedir. Ayrıca bu çalışmamızın, sadece dil bilgisel olarak değil kültürel olarak da bu iki Türk lehçesine katkılar sağlayacak nitelikte bir kaynak olacağına inanılmaktadır.
Kaşgar'da 1923-1940 arası basılan yayınların dili: Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırma
Bu çalışmada başta Doğu Türkistan'da bulunan Uygurlar tarafından kullanılan Uygurcanın 1923-1940 yılları arasındaki dil özellikleri Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Orta Asya İslami Türk yazı dili olan Çağatayca, mahallî şivelerin yazı dili olması ile bu bölgede yerini Yeni Uygurcaya bırakmıştır. Yeni Uygurca genel bir kanı olarak 1955 sonrası resmiyet kazanmıştır. Kimi araştırmacılar ise Yeni Uygurcanın 1930'lu yıllarda kendini göstermeye başladığı fikrindedir. Bu fikirler doğrultusunda ulaşabildiğimiz eserlerden hareket ederek Yeni Uygurcanın 1923-1940 yılları arası durumu yani Çağataycadan Yeni Uygurcaya geçiş dönemi dil özellikleri bakımından incelenmiştir. Belirlenen özellikler Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırılmıştır. Çalışmanın malzemesini, Kaşgar'da 1923 yılında İsveçlilerin matbaasında basılan Hz. Davud'un Zebur'u ve 1933-1937 yılları arasında Kaşgar'da çıkarılan Şarkȋ Türkistan Hayatı, Erkin Türkistan ve Yeni Hayat adlı gazeteler oluşturmaktadır. Öncelikle metinlerin çeviri yazısı yapılmış, metinlerin gramatikal dizini çıkarılmış, ses ve şekil bilgisi özellikleri belirlenmiş ve bunlar Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgulardan hareket ederek metinlerin dilinin nasıl bir özellik gösterdiği, Çağatayca mı yoksa Yeni Uygurcaya mı daha yakın olduğu üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çağatayca, Yeni Uygurca, Zebur, Şarki Türkistan Hayatı, Erkin Türkistan, Yeni Hayat
Wortartwechsel bei Deutschen und Türkischen adjektiven unter besonderer berücksichtigung ihrer didaktisierung im daf-unterricht
Die Arbeit soll aufzeigen wie ein deutsches Adjektivwort gleichzeitig auch als eine andere Wortart (als Substantiv, Adverb, Verb) eingesetzt werden kann und welche Einflüsse sie auf die ähnliche oder verschiedene Strukturen in der Muttersprache auf das Erlernen der deutschen Sprache als Fremdsprache haben. Auch wenn die sprachwissenschaftliche Struktur der Muttersprache anders ist als die sprachwissenschaftliche Struktur der Fremdsprache, zeigt sie doch auch Ähnlichkeiten. Die positiven und negativen Einflüsse dieser andersartigen und auch ähnlichen Strukturen auf das Erlernen der deutschen Sprache als Fremdsprache sollte nicht unberücksichtigt gelassen werden. Kontrastive sprachwissenschaftliche Arbeiten können diesen Übertragungsvorgang zu einem Vorteil beim Fremdsprachenerwerb umwandeln. In dieser Arbeit wurden die Adjektive und deren Anwendung als andere Wortarten als Teil der Sprachwissenschaft, im Vergleich der Anwendungen in der deutschen und der türkischen Sprache aufgezeigt, des Weiteren wurde darüber Nachgedacht, welche Wege bei der Lehre der deutschen Sprache als Fremdsprache begangen werden sollten.
Kontrastive analyse der valenz Deutscher und Türkischer substantive
Die Dependenzgrammatik und die Valenzgrammatik unterscheiden sich besonders dadurch, dass die zweitere die Art und die Anzahl der Aktanten des Valenzträgers einbezieht. In der Türkei gibt es viele Linguisten, die Beiträge zur kontrastiven Linguistik geleistet haben. Aber kontrastive Arbeiten über die Valenz deutscher und türkischer Substantive gibt es meines Wissens bis heute nicht. Im Rahmen der Valenzgrammatik spricht man von a) syntaktischer, b) logisch-semantischer und c) pragmatischer Valenz. Die vorliegende Arbeit basiert auf der syntaktischen Valenz, die die Art und Anzahl der Aktanten der Substantive untersucht. Der Begriffsgehalt eines Substantivs verfügt über Relationen, die die Erscheinungen in der Wirklichkeit abbilden und somit Leerstellen für das Substantiv erföffnen. Dementsprechend werden die Valenzträger kategorisiert als a) Eigenschaftsbezeichnungen (Tiefe, Stärke, derinlik, uzunluk), b) Beziehungsbezeichnungen (Freundschaft, dostluk), c) Tätigkeitsbezeichnungen (Griff, Teilnahme, Ablieferung, tutma, katılım, ilgi), d) Vorgangsbezeichnungen, e) Zustandsbezeichnungen (Lage, Hemmnis, durum, engel). Die Mehrheit analysierten deutschen Stichwörter besteht aus Derivationen auf „-ung", denen türkische Partizipien auf „-Im/-Um", „-Iş/-Uş" oder „-mA" entsprechen. Deutsche Substantive mit adjektivischer Basis – meistens auf „-e" oder „-heit/-keit" – sind nicht selten und haben meistens türkische Entsprechungen auf „-lIk/-lUk". Man stellt oft die Frage, ob Substantive wirklich Leerstellen haben, die für eine korrekte Wortgruppe aufgefüllt werden müssen. Man kann diese Frage mit „ja" oder mit „nein" beantworten, weil der Bedarf der Erfüllung der Leerstelle eines Substantivs sich aus dem Kontext ergibt und sie daher in den meisten Fällen fakultativ ist. Bei dieser Valenz-Analyse fällt auf, dass fast alle deutschen Substantive auf „-ung" eine Diathese zusätzlich zum Aktiv enthalten, die eine Polysemie hervorruft und im Türkischen durch ein Substantiv mit passivischer Diathese wiedergegeben werden muss: „Abänderung (2; Sg, pS): die Abänderung des Statuts durch die Vollversammlung → değiştirme (2; Sg, Sa): genel kurulun yönetmeliği değiştirmesi oder değiştirilme (Sg, pS/): statünün genel kurul tarafından değiştirilmesi" Eine deverbale Substantivierung behält die Valenzeigenschaften des Basisverbs teilweise bei. So geht die Wortgruppe „die Abänderung des Statuts durch die Vollversammlung" auf den Satz „Die Vollversammlung ändert das Statut ab" zurück, dessen Verb bivalent ist (Sn, Sa); die Anzahl der Aktanten bleibt zwar gleich, aber das Sn des Verbs wird zum pS und das Sa zum Sg. Bei dem entsprechenden türkischen Satz verwandelt sich das Sn in ein Sg, aber das Sa bleibt in dem Satz und in der Nominalisierung unverändert: „genel kurulun yönetmeliği değiştirmesi" ← „Genel kurul yönetmeliği değiştirdi". Deutsche und türkische Subtantive unterscheiden sich eher in der Art als in der Anzahl der Aktanten. Bei allen analysierten Substantiven ist der erste Aktant ein Sg. Falls ein deutsches Substantiv weitere Aktanten hat, sind diese pS – abgesehen von Ausnahmen als NS, Inf oder Adj. Deutsche Dative, Akkusative oder Nominative kommen also als Aktanten von Substantiven nicht in Frage. Aber türkische Substantive können alle Substantive in allen Kasus als Valenzpartner annehmen. In dieser Arbeit wird die Valenz von 600 deutschen und 1.088 türkischen Sustantiven analysiert. Dadurch wird der Leser die Unterschiede und Gemeinsamkeiten in der Valenz türkischer und deutscher Substantive wahrnehmen können. Die Adressaten dieser Arbeit sind Linguisten, die kontrastiv arbeiten, aber auch DaF-Lehrer, die ihren Lernern die Valenzunterschiede zwischen einem Verb und seiner Derivation durch Beispiele beibringen wollen/sollen, und zu guter Letzt die Studierenden, die sich durch Selbststudium in die Valenz vertiefen und aus dem vorlielgenden Vergleich Schlußfolgerungen für ihr aufbauendes Lernen ziehen möchten.
Eski Uygur mektuplarının incelenmesi ve söz varlığının Hakasça ile karşılaştırılması
Eski Türkçedeki genel adları esengü bitig 'esenlik mektubu' olan Eski Uygurca özel mektuplar, Dunhuang'daki Bin Buda Mağaraları'nda bulunan yazmalar arasında yer almaktaydı. Eski Uygur mektuplarının tarım, çalışma hayatı, devlet idaresi, ticaret, günlük hayat ve insan ilişkileri gibi çeşitli konular üzerine yazıldıkları görülmektedir. Eski Uygurlardan kalma Budist, Manihaist ve Hristiyan çevrelerine ait birçok mektup bulunmaktadır. Bu çalışmada Dunhuang'da bulunmuş olan, Takao Moriyasu'nun tabiriyle Doğu İpek Yolu'ndan Eski Uygurca mektuplar, fragmanlar ve yayımlanan çalışmalar üzerinden incelenmiştir. Mektupların söz varlığı, belirli sayıda Hakasça metinden oluşan derlem ve ilgili temel sözlükler aracılığıyla Hakasçanın söz varlığı ile karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmanın yapılma nedenini; Sarı Uygurca ve Fu-yü Kırgızcası ile birlikte Türk lehçelerinin azaḳ / taġlıġ grubunda yer alan Hakasçada, Arapça ve Farsçadan alıntıların çok az olması ve Tuvaca, Altayca ve Yakutçaya göre Moğolcadan alıntıların daha az sayıda olmasıyla açıklayabiliriz. Ayrıca bugün Eski Uygurcaya, yazı dili olmayan Sarı Uygurcadan sonra en yakın çağdaş Türk lehçelerinden biri olması önemlidir. Eski Uygurca ile Hakasçanın karşılaştırmalı dizinleri iki grupta (ortak ve farklılaşan) verilip kavram alanlarına ayrılmıştır. Ayrıca Eski Uygurca ve Hakasça ortak sözcükler, M. Swadesh'in 1971'de yayımlanan son 100 kelimelik listesine göre değerlendirilmiştir.
Safiye Erol'un Ciğerdelen ve İsmail Şıhlı'nın Deli Kür romanlarının karşılaştırmalı söz dizimi incelenmesi
Çalışmamız Safiye Erol`un Ciğerdelen ve İsmail Şıhlı`nın Deli Kür romanlarından hareketle Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesinin söz dizimi açısından karşılaştırılmasına dayanmaktadır. Birinci bölüm olan "giriş" bölümünü çalışma süresince yapılanlar, çalışmanın konu, amaç, kapsam, yöntem, kısıtlıklar, Deki Kür ve Ciğerdelen eserlerinin özeti, Deli Kür ve Ciğerdelen romanları hakkında, Safiye Erol ile İsmail Şıhlı hakkında, sözdizimi hakkında bilgi kapsamıştır. Ardından Safiye Erol ve İsamail Şıhlı tanıtılıp; edebi kişilikleri ve eserleri hakkında bilgi verilip Ciğerdelen ve Deli Kür hakkında açıklamalar yapılmıştır. İnceleme bölümünü kelime grupları ve cümle çeşitleri oluşturmaktadır. Kelime grupları incelenmiş, eserlerden örnekler seçilmiş, sonra Azerbaycan Türkçesi ileTürkiye Türkçesi karşılaştırılmıştır. Öncelikle, cümle ögeleri başlığı altında, yüklem, özne, nesne, yer tamlayıcısı ve zarf açıklığa kavuşturulmuştur. Bu bölümde Ciğerdelen ve Deli Kür`de bulunan kelime grupları ve cümle çeşitleri eserlerden alıntılar yapılarak gösterilmiştir. Daha sonra, cümlenin çeşitleri, anlamlarına göre, yapılarına göre, yüklemin yerine göre, yüklemin türüne göre alt başlıklarında incelenmiş, eserden örnekler seçilerek açıklanmıştır. Azerbaycan Türkçesi ileTürkiye Türkçesi karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgular verilmiştir. Eserlerdeki kelime grupları ve en çok hangi kelime gruplarının kullanıldığı, eserdeki cümle çeşitleri ve en çok hangi cümle çeşitlerinin kullanıldığı gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Ciğerdelen, Deli Kür, söz dizimi, cümle.
Kontrastive analyse des Türkischen gerundiums und dessen reflexion im Deutschen
The focus of this work is a contrastive analysis and a structured overview of the various functions of the gerund in Turkish and their use in German. Using semantic and syntactic aspects, the aim of the thesis is to show the linguistic means by which the meanings of the gerunds in German can be expressed equally. Furthermore, the empirically obtained results should reflect the problem area of the transfer of a verb adverb construction from Turkish into German. With the help of the analysis of the test persons, the identified language problems are examined in detail and clarified on the basis of the theoretical preparatory work. The types of errors are analyzed and explained with regard to semantics and syntax. Based on this, didactic considerations for better communication for foreign language teaching at university institutions are worked out.
Türkiye Türkçesinde ve Kırgız Türkçesinde doğum, evlilik ve ölüm ile ilgili söz varlığının karşılaştırılması
"Türkiye Türkçesinde ve Kırgız Türkçesinde doğum, evlilik ve ölüm ile ilgili söz varlğının karşılaştırılması" başlıklı tezde Türkiye Türkçesinde ve Kırgız Türkçesinde yer alan doğum, evlilik ve ölüm ile ilgili söz varlıkları tespit edilip bunlar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuştur. İncelenecek olan dil malzemesine geçmeden önce doğum, evlilik ve ölüm kavramlarıyla ilgili daha önceden yapılmış çalışmalar incelenerek konunun şimdiye kadar nasıl ele alındığı anlatılmaya çalışılmıştır. Konuyu belirli bir çerçevede anlatmak ve karışıklığa sebebiyet vermemek için doğum-evlilik ve ölüm ile ilgili kavramlar isim, fiil ve söz varlığı başlıkları altında değerlendirilmiştir. Belirlenen kavramlar ile ilgili bulgular yazıldıktan sonra değerlendirme kısmında her iki lehçe ile ilgili sayısal veriler sunulmuş ve karşılaştırma yapılmıştır. Bu çalışmada değerlendirmeye tabi tutulan malzemeler, Türkiye Türkçesi için Türk Dil Kurumu tarafından yayınlanan Büyük Türkçe Sözlük ve Güncel Türkçe Sözlük'tür. Bu sözlükler içerisindeki başlıklar ad, fiil, ikileme, atasözü ve deyim olarak seçilmiştir. Kırgız Türkçesi için K.K.Yudahin'in Kırgız Sözlüğü, Gülzura Cumakunova'nın Türkçe-Kırgızca Sözlüğü ve C.Osmonova-K.Konkobayev-Ş.Caparov'un Kırgız Dilinin Deyimler Sözlüğü'nden yararlanılmıştır. Bunların dışında Türkiye Türkçesinde konuyla ilgili hazırlanmış başka sözlüklerden de istifade edilmiş, böylece bir sözlükte ele alınmayan veya gözden kaçan söz varlığı diğer kaynaklarda tespit edilmeye çalışılmıştır. Kırgız Türkçesinde ise konuya ve Kırgız Türkçesine hakim kişilerle görüşülüp onların verdiği bilgiler de göz önünde bulundurulmuştur. Yapılan bu çalışmada ilgili alanla ortaya çıkan dil malzemelerinin hem Türkiye Türkçesi hem de Kırgız Türkçesindeki durumu karşılaştırılmış, her iki lehçe için var olan benzerlikler ve farklılıklar ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırgızca Türkçe,Türkiye Türkçesi, Söz Varlığı 2019, 205 Sayfa Bilim Kodu:
Fransizca'da ve Türkçe'de anlam bozukluğu
La polysémie est le fait qu'un mot ait des significations multiples en rapport avec le sens de base. C'est l'acquisition de nouvelles significations d'un mot à travers son expansion de sens sans perdre sa signification originelle. Ce phénomène commun se produit différemment dans toutes les langues pouvant souvent créer une confusion de sens. À tel point que c'est l'une des essentielles complexités auxquelles sont confrontés les étudiants / apprenants, notamment dans l'acquisition d'une seconde langue. En règle générale, les étudiants ont tendance à transmettre l'usage des mots qu'ils utilisent dans leur langue maternelle sans changer la langue qu'ils ont acquis avec une sorte de traduction automatique. Cela crée des situations incommodes telles qu'un changement de sens sérieux et souvent un manque de sens. Dans notre mémoire, nous nous sommes concentrés sur ces questions et nous avons essayé de donner des exemples en Français et en Turc qui provoquent l'ambiguïté, le déplacement du sens, le rétrécissement du sens et le manque de sens. Dans cette étude appuyée par des exemples, nous avons essayé d'ouvrir les modes d'utilisation corrects des deux langues à travers ce contexte. Ainsi, nous avons poursuivi un objectif complémentaire en corrigeant les erreurs commises en ces matières et dans l'emploi de la langue par les étudiants / apprenants. Notre étude, d'une part, marche sur l'axe de la définition, de l'introduction et du sens du polymorphisme par l'analyse linguistique, d'autre part, de l'évaluation de l'effet de la polyphonie sur les connaissances linguistiques / linguistiques des étudiants, ce qui est problématique. Nous avons également tenté de révéler si les problèmes de troubles de sens entre les personnes francophones et turcophones pouvaient être liés à l'influence translinguistique. Enfin, nous avons tenté de révéler les ambiguïtés linguistiques et les difficultés d'utilisation de telles procédures. La méthode d'analyse sémantique révèle naturellement un large spectre qui couvre toutes les couches de signification prévisibles. Par conséquent, dans notre étude, nous avons utilisé un large éventail d'exemples et d'analyses linguistiques et expressifs avec un certain nombre de sous-titres liés à la polysémie. Nous espérons que cette situation permettra non seulement aux étudiants / apprenants mais encore aux enseignants de voir, de reconnaître et de corriger une série d'erreurs et d'inexactitudes qu'ils commettent dans l'utilisation de la langue maternelle et étrangère. Il ne faut pas oublier que le problème de la polyphonie est étroitement lié au contexte. Dans ce cas, la question du contexte est l'une des méthodes les plus efficaces pour résoudre le problème de la polyphonie. En effet, les dictionnaires, notamment bilingues, n'offrent pas la possibilité de reproduire les multiples significations d'un mot très significatif et ne sont pas efficaces pour surmonter ce piège. Pour cette raison, dans cette étude, nous avons proposé quelques analyses pour éliminer l'homogénéité et la synonymie, bien qu'il y ait principalement polysyncrasie. Nous verrons comment une approche des mots très significatifs a été développée dans les dictionnaires monolingues et bilingues, en particulier les dictionnaires Français-Turc. Et enfin, nous examinerons les modèles d'analyse qui illustrent les difficultés rencontrées par les étudiants, ainsi que les écarts et ambiguïtés résultant du polymorphisme. Les principales références de notre étude sont celles tirées des données des dictionnaires Larousse et Türk Dil Kurumu. La raison principale en est de limiter le corpus d'hypothèses soumises à l'analyse sémantique et d'utiliser des données de premier ordre qui sont convenues et acceptées à la suite de méthodes scientifiques. Parce que chaque élément du monde du sens est l'objet fondamental de notre sens d'attention et de perception. Partir du faux endroit et des fausses ressources conduira naturellement à de faux résultats. Mots-clés: Sémantique lexicale, polysémie, français, turc, acquisition des langues secondes, influence translangagière, ambiguïté sémantique, dictionnaire.
Türkiye Türkçesindeki edatlar ile Kazak Türkçesindeki edatların karşılaştırılması
Türk Dili'nin araştırılması, ayrıca Çağdaş Türk Lehçeleri ile Türkiye Türkçesinin karşılaştırmalı olarak ele alınıp incelenmesi birçok çalışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda bu çalışma da Türk Dili'ndeki edatların Kazak Türkçesindeki edatlar ile ortak ve farklı yönlerden karşılaştırılması sebebiyle ana çerçeveyi oluşturmaktadır. Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesinin edatlar bakımından tanıklarıyla araştırılması, incelenip yorumlanması bu çalışmanın amacı olmuştur. Kazak Türkçesindeki edatlar ile Türkiye Türkçesindeki edatların karşılaştırılmasına dayanan bu çalışmada Kazak roman, hikâye ve masallar ile Türk romanları taranarak benzerlikler ve farklılıklar örneklerle gösterilmeye çalışıldı. Ayrıca edatın her iki dildeki tanımlarına ve sınıflandırılmalarına yer verildi. Sonuç olarak tarama yöntemiyle her iki dildeki edatlara ulaşıldı ve edatlar karşılaştırma yöntemiyle değerlendirildi. Bu lehçelerin akrabalık ilişkileri de göz önüne alınarak ulaşılan edatların kullanımında ve sınıflandırılmasında çok fazla benzerlikler olduğu tespit edildi. Gözlemlenen farklılıklar da gösterilmeye çalışıldı. Ayrıca elde edilen materyal örnekleme, tümdengelim ve tümevarım yöntem ve teknikleri ışığında analiz edildi. Bu çalışma, Türk Dili'nin yorumlanmasına katkıda bulunacak, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı, Çağdaş Türk Lehçeleri gibi bölümlerinde okutulan dil ile ilgili derslere materyal ve kaynak teşkil edebilecektir. Ayrıca ortaöğretimde Türkçenin öğretilmesine ve yabancılara Türkçe öğretimine katkı sağlayacaktır. Anahtar sözcükler: Türkiye Türkçesi, Kazak Türkçesi, edat.
Struktureller vergleich der Deutschen und Türkischen sprache: Eine kontrastive Analyse
Both typologically and genetically German and Turkish belong to different language family. Differences of their language structures complicate the learning process. Students try to learn these structures by the means of their mother language. As they haven?t got enough grammar and systematic knowledge, their effort mostly causes false rule productions.Besides, many of departments which educate in German language but accept their student according to their English score cause a big problem for German language education system. For this reason the students strive to learn German language with the logic of English that they learned at intermediate and high school. During the German language teaching process the effects of mother language and first foreign language are clearly observed and this situation complicates the teaching process. Inaccurate transfers from Turkish or English turn the learning process into a longer and troubled situation.Contrastive linguistics and its reflections to the language teaching constitute the focus point of this study?s theoretic part. Besides this, the themes like general linguistics, classification criteria of language families, inaccurate transfer and fault analysis are also mentioned. And in empirical part various grammar structures from German language and their Turkish meanings are detailed studied with descriptive and contrastive method.The main purpose of this study is systematically manifest and study some parts of the different grammar structures with the analyses of contrastive linguistics, especially at the beginner level. This study also aims to contribute to minimize the inaccurate transfers of students from mother language or first foreign language into second foreign language.
Kırgız Türkçesi ile Altay Türkçesinde karşılaştırmalı fiil
Türkoloji alanında, Altay ve Kırgız Türkçesi yazı dilleri arasındaki benzerlikler birçok bilim adamının dikkatini çekmiştir. Bunlar arasında A. N. Samoyloviç ve N. A. Baskakov'un önemli bir yeri vardır. Her iki Türkolog da, Türk lehçelerinin tasnifiyle ilgili yaptıkları çalışmalarda adı geçen iki yazı dilini aynı grup altında değerlendirmiştir.Bu iki lehçe ile ilgili yeterince bilimsel çalışma olmaması da göz önünde bulundurularak, tez konumuz ?Kırgız Türkçesi ile Altay Türkçesinde Karşılaştırmalı Fiil? olarak belirlenmiştir.Çalışmanın ?Giriş? kısmında, incelemede kullanılmış yöntem ve malzemeler hakkında bilgi verilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde; Türk lehçelerinin sınıflandırılmasında Altay ve Kırgız Türkçelerinin yeri, Altay Türkleri ve Altay Türkçesi, Kırgız Türkleri ve Kırgız Türkçesi ile ilgili genel bilgiler verilmiştir.?İnceleme? bölümü olan ikinci bölümde, Altay Türkçesi ile Kırgız Türkçesi yazı dillerinin fiilleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.?Sonuç? bölümünde ise, inceleme bölümünde verilen karşılaştırmaların genel bir değerlendirmesi yapılmış, çalışmamıza konu olan lehçelerin farklılıklarından çok benzerliklerinin olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuç tablolarla da desteklenmiştir.?Metin? bölümünde de Altay ve Kırgız Türkçesi lehçelerinin metin örnekleri ve Türkiye Türkçesine aktarılmış şekilleri verilmiştir.Anahtar Kelimeler:1. Altay Türkçesi2. Kırgız Türkçesi3. Fiil4. Karşılaştırma.5. Biçim Bilgisi
Türkçe ve Fransızcada zaman bildiren zarf tümleçlerinin karşılaştırılarak incelenmesi
Bu araştırmada, Türkçe ve Fransızcada Zaman Bildiren Zarf Tümleçleri Karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Bu araştırmanın genel amacı, Türkçeden hareketle, zaman bildiren adlar, ad öbekleri, zarflar, edatlar, edat öbekleri, bağlaçlar, ortaçlar, ulaçlar ve ulaç öbekleri gibi dilsel birimlerin her iki dilde de incelenmesi ve karşılaştırılması sonucu iki dil arasındaki benzerlikler, farklılıklar ve eşdeğerlikleri tespit etmektir.Türkiye'de şimdiye dek dilde zaman kavramını anlatan ve Fransızcadan tercüme edilerek yapılan birçok dilbilgisi çalışmasına rastlanmıştır. Disiplinler ve kültürler arası çalışmaların giderek önem kazandığı bilim dünyasında Türkçeden hareketle yapılmış sınırlı sayıdaki çalışma bizi böyle bir inceleme yapma konusunda cesaretlendirmiştir.Tezimizde öncelikle bireyler arasında vazgeçilmez bir iletişim aracı olan dil konusu ve kavramı kalın çizgileriyle incelenmiş, daha sonra zaman kavramı konusunda bilim adamlarının düşüncelerine yer verilmiştir. Zaman ve mekân, günlük yaşamımızın bu ayrılmaz iki parçası; dilsel, sosyal, felsefi boyutlarıyla ele alınabilir. Çalışmamızda zaman konusu biçimbilimsel (morfolojik), görev tanımsal (fonksiyonel) ve sözdizimsel yaklaşımla dilbilgisel yönden irdelenmiştir.Herkesin ortak kanısı zamanın dört ana ayağı olduğudur: öncelik, sonralık, eşzamanlılık ve süreklilik. Bu dört kavramı anlatabilmek için bütün diller ad öbeklerinden, zarflardan, edat, bağlaç ve bunların türevleri olan dilsel öbeklerden yararlanmaktadır. Her dil kendine özgü kurallar içerisinde bu anlatım biçimlerini kullanmaktadır. Bu genel bilgilerin ışığında, çalışmamızı dört ana eksen üzerine oturtmaya çalıştık.Ad öbekleri ve zarflar ile zaman kavramının her iki dilde de zengin bir anlatım biçimi olduğunu saptanmıştır. Ancak edat öbekleri konusunda Fransızcanın ?flexionnel? bir dil olmanın verdiği avantajla daha geniş bir yelpazede zaman kavramını ifade edebildiği görülmüştür. Türkçede bağfiiller adı verilen bağımsız bir çatı altında ele alınan zaman bildiren zarf tümleçleri ile ilgili anlatım biçimlerinin, Fransızcada yan cümle bağlaçları, gérondif, participe (présent, passé) biçimindeki bağımsız sınıflandırmalar içinde değerlendirildiği sonucuna varılmıştır.Araştırmamızın uygulamalı bölümünü destekleyecek biçimde hem Türkçe hem de Fransızcadan seçtiğimiz örnek cümlelerle konu sergilenmiştir. Sınırları, amacı iyi çizilmiş dilbilimde ?corpus? denilen kısa cümlelerle çok karmaşık gibi gözüken zaman kavramı, iki dil arasında yapılan karşılaştırmalarla, yabancı dili öğrenen ve öğretenlerin kafasındaki soru işaretleri ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.Araştırmamız sırasında Türkçenin sanıldığının aksine, özellikle zaman kavramını anlatım konusunda söz varlığının oldukça zengin olduğu tespit edilmiştir. Türkçenin sondan eklemeli bir dil olması, sınıflandırma konusunda güçlükler çıkarmakla birlikte dile bir anlatım zenginliği vermektedir. Özellikle Fransızcada olmayan ikilemeler Türkçeye ince, ayırt edici ifade biçimleri kazandırmaktadır.Anahtar kelimeler: Zaman kavramı, zarf tümleci, dilbilim, Fransızca dilbilgisi, Türkçe dilbilgisi, karşılaştırmalı dilbilim.
Türk dilinde erki edatı (Tarihsel karşılaştırmalı bir inceleme)
Dilin canlı bir varlık olduğunu kanıtlayan terimlerden biri olan gramerleşme, büyük dil yapılarının küçük dil yapılarına dönüştüğü anlamsal, yapısal ve biçimsel bir yapıdır. Gramerleşmenin süreçleri ve ilkeleri, gramerleşme kavramının anlaşılmasında önemli bir yer tutar. Sözlüksel bir yapının gramatikal bir yapıya dönüşmesi ya da gramatikal bir yapının gramer derecesinin artması olarak değerlendirilen gramerleşmenin bir ürünü olan edatlar, tek başına anlamı olmayan fakat cümle içerisinde anlam ve görev kazanan, cümleyi birçok açıdan destekleyen cümlenin yardımcı öğeleridir. Bir dilin gerçek zenginliği kelime sayısıyla değil, ifade olanaklarının genişliği ile ölçülür. Edatlar; köken, yapı ve anlam bakımından incelenerek sınıflandırılmaktadırlar. Genellikle ana öğeler olan isim ve fiil dışında, yardımcı öğeler içinde yer alan edatlar, isim ve fiilden oluşan bağımlı birimlerdir. Cümleyi pekiştirmek ve cümleye şüphe, tereddüt gibi anlamlar katmak amacıyla kullanılan edatlardan biri olan erki edatı, şekilsel değişikliklere uğrayarak Türkiye Türkçesine kadar gelmiştir. Çalışmamızda gramerleşme teorisi incelendikten sonra edat terimi, edatların yapısı ve sınıflandırılması, Türkçede edatların gramerleşmesi konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Edatların gramerleşmesi bağlamında erki edatı, tarihsel-karşılaştırmalı bir yöntemle tanıklanarak incelenmiştir.
Güneydoğu Anadolu ağızlarının karşılaştırmalı şekil bilgisi
Ağızlar, Türkiye Türkçesi dil araştırmalarında önemli bir yer tutmaktadır. Önce ağız çalışmaları derlemelerle başlamış, derlenen metinlerin dil özellikleri ortaya konmuştur. Ağızların sınıflandırılması gereği araştırmacıların ilgisini karşılaştırmalı ağız çalışmalarına yöneltmiştir. İşte bu tez çalışmasında da Güneydoğu Anadolu Ağızları şekil bilgisi yönünden karşılaştırılmak suretiyle aynı bölgede yer alan iller arasındaki benzerlik ve farklılıklar gösterilmeye çalışılmıştır. Bu tez çalışması; giriş, inceleme ve sonuç olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Türkçe Şekil Bilgisi İle İlgili Yapılan Çalışmalar, Türkiye Türkçesi Ağız Çalışmaları, Türkiye Türkçesi Ağızları Üzerine Yapılmış Sınıflandırma Çalışmaları, Güneydoğu Anadolu Ağızları Üzerine Yapılan Çalışmalar ve Tezle İlgili Bilgiler adlı başlıklardan oluşmaktadır. İnceleme bölümünde ağızlar şekil bilgisi yönünden karşılaştırılarak verilmiştir. Bu bölüm Yapım Ekleri ve Çekim Ekleri olmak üzere iki ana başlıktan oluşmaktadır. Sonuç bölümünde ise Güneydoğu Anadolu ağızlarının karşılaştırmalı şekil bilgisi üzerine ulaşılan sonuçlar yer almaktadır.