Konya
104 theses under this subject heading
Konya çevresi Bizans Dönemi mimari plastiği
Doktora tezinin ana konusunu Antik Çağ'da Lykaonia olarak adlandırılan bölgenin sınırları içerisindeki Konya iline bağlı ilçe merkezleri ve bunlara bağlı köylerde tespit edilen Erken ve Orta Bizans Dönemi mimari ve liturjik işlevli elemanlar oluşturmaktadır. Konya iline bağlı ilçe merkezleri (Hüyük, Derbent, Doğanhisar, Akşehir, Tuzlukçu, Ilgın, Kadınhanı, Sarayönü, Beyşehir, Karatay, Altınekin) ve köylerde yapılan araştırmalarda dağınık ya da Türk Dönemi yapılarında devşirme olarak kullanılmış 279 parça tespit edilmiştir. Bunlar mimari ve liturjik işlevli olmak üzere iki ana grup altında değerlendirilmiştir. Mimari işlevli olanlar; 4 sütun kaidesi, 2 çifte sütun kaidesi, 2 postament, 13 sütun başlığı, 7 çifte sütun başlığı, 9 paye, 2 çifte sütun, 51 çifte sütunce, 49 lento, söve ve friz bloğu ve 1 konsol, liturjik işlevli olanlar; 16 balüster, 36 levha, 12 sütunce, 20 arşitrav, 2 ambon podyumu, 2 ambon payesi, 1 altar ve 8 altar tabanı oluşmaktadır. Kesin bir işlev önerisinde bulunmak mümkün olmayan 42 blok ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Malzeme olarak gri mermer ve kireçtaşı yoğun olmakla birlikte beyaz/Dokimeion mermeri de kullanılmıştır. İşçilik açısından çok az sayıdaki örnek başkent Konstantinopolis atölyelerinin işlenim özelliklerini yansıtırken, çoğunluğu Phrygia, Pisidia ve İsauria gibi yakın bölge örnekleriyle benzerlikler taşır. Anahtar Kelimeler: Lykaonia, Konya/Ikonium, Bizans, Mimari Plastik, Süsleme.
Selçuklu-Haçlı münasebetleri 1097-1192
1095'te Fransa'nın Clermont şehrinde Papa II. Urbanus tarafından başlatılan Haçlı Seferleri'nde 1190 yılına kadar Anadolu Selçukluları'nın hüküm sürdüğü Türkiye toprakları Kudüs'e uzanan yolda önemli bir geçiş noktası idi. 1096'da Anadolu'ya geçen Halkın Haçlıları olarak bilinen grup, kolayca Selçuklular tarafından imhâ edildiler. Ancak daha sonra gelen profesyonel ordu, Anadolu Selçuklu başkenti İznik'i Doğu Roma'nın da yardımı ile ele geçirdiği gibi, Eskişehir'de de Selçuklu ve Danişmend'li ordusunu mağlup etti. Bu olaylardan yaklaşık 4 yıl sonra Kudüs'teki kardeşlerine yardıma giden Haçlıların, 1101 Haçlı Seferleri olarak bilinen seferinde ise Anadolu Selçukluları büyük bir galibiyet elde ettiler. 1144 yılında İmâdüddin Zengî'nin Urfa Haçlı Kontluğu'nu sona erdirmesinden sonra yeni bir Haçlı seferi düzenlendi. Bu kez sefere Alman İmparatoru ve Fransa Kralı büyük orduları ile katıldılar ve Doğu Roma tarafından Anadolu'ya geçirildiler. Daha önceki olaylardan deneyim kazanan Anadolu Selçukluları, önce Eskişehir'de Alman Haçlıları'nı mağlup ederek büyük bir zafer kazandılar. Ardından da Fransızlarla birleşen Almanlar, Antalya limanına giden yollarda yeniden mağlup edildiler. Bundan sonra ise geri kalan Haçlılar'a deniz yolu ile Anatakya'nın Süveydiye Limanı'na gitmekten başka çare kalmadı. Gemilerle gidemeyenler ise Doğu Romalılar tarafından soyuldular. Bu seferin belki de en akılda kalan tarafı ise bu Haçlıların Anadolu Selçukluları tarafından karınlarının doyurularak, giydirilmeleri oldu. 3.000'e yakın Haçlı'nın bu şekilde Müslüman olması ise Haçlı seferlerine farklı bir anlam yükledi. Selahaddin Eyyubi'nin 1187 yılında Kudüs'ü fethetmesi ile gerçekleşen Üçüncü Haçlı Seferi esnasında Fransız ve İngilizler deniz yolunu seçerken Almanlar yine Anadolu üzerinden Kudüs'e ulaşmaya çalıştılar. Bu sırada Selçuklular'ın kudretli sultanı II. Kılıcarslan, yaşlandığı için oğulları arasında başlayan taht kavgaları ile uğraşmış, Haçlılarla mücadeleye gereken önemi verememişti. Ancak buna rağmen Alman Haçlıları ile gerilla savaşı yaparak onları yıpratmaktan da geri kalmadı. Konya'yı işgal etmelerine rağmen, burada fazla oyalanmayan Alman Haçlılar da zorlu bir yolculuktan sonra Silifke Çayı'na ulaşdılar. Burada İmparator I. Frederich'in boğularak ölmesi, Üçüncü Haçlı Seferi'nin Anadolu'daki bölümünü de sonlandırdı. Bundan sonra ise Haçlılar bir daha Anadolu topraklarından geçmeye çalışmadılar, deniz yolu ile Suriye ve Mısır üzerine yapacakları Haçlı seferlerinin planladılar.
Konya mânileri üzerine bir araştırma ve tasnif çalışması
Mâniler, Türk toplumu tarafından en çok sevilen ve kullanılan tür olarak anonim halk edebiyatının mahsulleri arasında yerini almışlardır. Bu durumdan hareketle mâniler, sözlü geleneğin en önemli taşıyıcıları olmuşlardır. Selçuk Üniversitesi Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin kurulduğu günden bu yana Konya vilayetindeki derlemelerden büyük oranda yararlanarak yaptığımız araştırmaları, "Konya Mânileri Üzerine Bir Araştırma ve Tasnif Çalışması" adlı yüksek lisans tezimizde ortaya koyduk. Bu yaptığımız çalışma, Konya'da derlenmiş mâniler ile sınırlıdır ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde Türk halk edebiyatında mâni kavramı ile ilgili tanımlar verilmiş, mânilerin tarihi gelişimi incelenmiş, mâni türü ile ilgili teknik ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Mânilerin muhtevasında yer etmiş hemen hemen tüm konular incelenmiş, araştırmacıların mâni üzerine yaptıkları tasnifler ve çalışmalara yer verilmiştir. Anonim Halk Edebiyatı ürünlerinden olan türkü, ağıt, ninni, halk hikâyesi, destan, fıkra, masal, bilmece, tekerleme, dua, beddua, deyim ve atasözleri ile mâninin ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde ise Konya'da mâni söyleme geleneği değerlendirilmiş, derlenmiş Konya mânileri üç ana tasnife tabi tutulmuştur. Şekil, konu, hazırlanış ve uygulanışlarına göre üç ana başlıkta tasnif edilmiş mâniler çeşitli örneklerle sunulmuştur. Sonuç olarak; ek metinlerle belirtilen kısımda, mânilerin içerisinde geçen arkaik sözcükler basit bir mâni sözlüğü yapılarak anlamlandırılmaya çalışılmıştır. En son kısımda ise tezimizde kullandığımız kaynakçalar üç kısma ayrılmıştır. Bu üç kısımdan ilki kitap bibliyografyası, ikincisi sanal ağ kaynakçası, üçüncüsü ise kaynak kişileri ve mahsulleri derleyen şahısları verdiğimiz kaynakçadır. Anahtar Kelimeler: Anonim, Konya, Mâni, Tasnif.
Konya ilindeki beden eğitimi öğretmenlerinin kendini sevme ve öz yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Konya ilinde beden eğitimi ve spor öğretmeni olarak çalışan öğretmenlerin kendini sevme ve öz yeterliliklerini incelemektir Araştırmanın örneklemini, Konya'da çalışan 350 adet beden eğitimi ve spor öğretmenine anket yapılmıştır. Rastgele örnekleme tekniği kullanılarak araştırma örneklemi belirlenmiştir. Araştırmada; Doğan (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Kendini Sevme-Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri, sonuçların normal bir dağılıma sahip olmaması nedeni ile kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi neticesinde kendini sevme puanı arttıkça öz yeterlik puanın da arttığı tespit edilmiştir. Kendini sevme ve öz yeterliğin yaşa göre farklılaştığı ve 36 yaş ve üstündekilerin kendi sevme düzeylerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kadınlar ile erkekler arasında kendini sevme ve öz yeterlik açısından erkek lehine farklılık olduğu belirlenmiştir. Beden kitle endeksine göre kendini sevme ve öz yeterliğin farklılaştığı ve kilo arttıkça kendini sevme ve öz yeterliğin azaldığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Öğretmen, Öz Yeterlilik, Kendini Sevme
Kütahyalı Rahîmî Dîvânı'ndan 1-50.gazellerin şerhi
Dîvân şiiri geleneğinden yararlanma günümüz şairlerinin belki de en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında gelir. Türk edebiyatının en önemli şubesini oluşturan Türk şiirinin de Türk tarihi gibi köklü bir geçmişi vardır ve sanatın her sahasında olduğu gibi şiirde de geleneğe yönelik arayışlar olduğu göze çarpmaktadır.Meşrutiyet döneminden başlayarak Osmanlı kültür ve edebiyatına karşı alınan menfi tavır, ona tamamıyla yabancı, hatta düşman nesiller yetişmesine sebep oldu. Halbuki, hiçbir millet istese de geçmişini reddedemez. Mazi bir kader gibi bizi takip eder.Eski kültür birikimimizi ve edebiyat geleneğimizi yok saymak sanata hiçbir şey kazandırmaz. Çünkü köksüzlük sanatkârı rahatsız eder, ikide bir durup geriye bakmak ihtiyacını hisseder.Kaldı ki bir eserin kalıcı olabilmesi, köklü gelenek içinde kendini yenilemesiyle mümkündür. Bunun için eski eserlerin ve özellikle bunlardan seçilmiş güzel örneklerin yayınlanmasında yarar vardır. Bu tür seçmeler yeni nesillerin divan şiirinin estetik dünyasını tanımasını, işlenmiş ve incelmiş bir dilin ses ve ifade imkânlarından tabi şekilde yararlanmasını sağlayacaktır ve bu yadırganmayacaktır.Eski şiirin klâsik şerh metoduyla açıklanmasının yanında, Tanpınar'ın yaptığı gibi çağdaş yorumlarla da okuyucuya anlatılması, geleneğin canlı ve dinamik yanlarının günümüze ve yarınımıza taşınmasını sağlayacaktır.Bu çalışma, yeni nesillerin eskiyi bilmesi, tanıması, onunla dost olması ve ondan yararlanması amacını taşımaktadır. Dilin zengin ifade imkânlarının yakalandığı 16. yüzyıla ait önemli isimlerden olan Rahîmî'nin divânından ilk 50 gazel baz alınarak klasik şerh metoduyla çalışıldı.Çalışmanın birinci bölümünde 16. ve 17. yüzyıllarda Kütahya'da edebî durum ve Türkçe dîvân dîbâceleri hakkında bilgi verildi. Rahîmî Dîvânı'nın dîbâcesi şerh edildi.İkinci bölümde ise gazel şerhlerine geçildi. Öncelikle beyitlerin hemen altında, beyitte geçen anlamı bilinmeyen kelimelerin sözlük çalışması yapılarak beytin anlaşılmasında kolaylık sağlandı. Beyitler nesre çevrildi; günümüz Türkçesiyle açıklandı ve en sonunda da edebi sanatlarına ve kullanılan mazmunlarına değinildi.
1835 (H. 1251) tarihli Temettü`ât Defterlerine göre Akşehir'in bazı mahallelerinin (Hacı Ömer, Ahi Mahmud, Ahi Celal, Hacı Hamza, Kürekçi, Köhne İmâret, Kileci) sosyo-ekonomik yapısı
Osmanlı Devrinde, hususiyle Nasreddin Hoca'nın şehri olarak şöhret bulan Akşehir ve birkaç mahallesi'nin sosyal, ekonomik, iktisadi ve içtimai yapısı bu çalışmanın muhtevasını teşkil etmektedir. Bu incelemeyi yaparken başvurduğumuz en birincil kaynak temettuat defterleridir. Biz bu çalışmamızda Karaman eyaletine tâbi Akşehir sancağının durumunu temettuat defterlerini temel alarak ortaya koymaya çalıştık. Bu defterlerden elde ettiğimiz bilgileri tarihi süreç içerisinde mukayese yoluyla değerlendirmeye çalışarak ortaya çıkan verileri tablolarda ayrıntılarıyla göstermeye çalıştık. Çalışmamızda kullandığımız kaynakların genel bir değerlendirmesi ve bunu müteakip Akşehir bölgesinin tarihi ve coğrafyasını tahlil etmeye çalıştık. Genel olarak Osmanlı idare sistemi, eyalet idaresi ve Osmanlı idare teşkilatında Akşehir sancağının temettuat kayıtlarını baz alarak inceledik. Akşehir'in ziraî yapısına değinilerek ziraat sahaları, yetiştirilen ürünler ve bunlardan alınan vergiler temettüat defterlerine akseden kayıtların verdiği imkân ölçüsünde tespit ettik. İktisadi yapı başlığı altında Akşehir'in ticari ve sanai faaliyetlerini inceledik ve bu konu hakkında genel manası ile ilgili bilgiler vermeye çalıştık. Çalışmamızda Osmanlı Devleti'nin klasik dönem vergi sistemi hakkında bilgiler verilmeye çalıştık, şeri ve örfi vergi sistemleri üzerinde durduk. Daha sonra ise Tanzimat sonrası vergi sistemi hakkında bilgiler verdik ve çeşitleri üzerinde durduk. Akşehir'e ait defterlerin transkripsiyonu aslına uydun olarak çevirmeye çalıştık. Çalışmamızda İncelenen defterlerin verilerinin değerlendirmesine yer verdik.
Konya-Ilgın Ovasında kullanılan yağmurlama sulama sisteminin etkilerinin değerlendirmesi
DOKTORA TEZİKONYA-ILGIN OVASINDA KULLANILAN YAĞMURLAMA SULAMA SİSTEMLERİNİN ETKİNLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİAli Fuat TARIÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIMSAL YAPILAR VE SULAMA ANABİLİM DALIDanışman :Attila YAZAR Yıl: 1998, Sayfa: 152 Jüri: Prof. Dr. Attila YAZAR : Prof. Dr. Rıza KANBER : Prof. Dr. Ruhi BAŞTUĞBu çalışma Konya Ilgın Ovasında kullanılan yağmurlama sulama sistemlerinin performanslarını değerlendirmek, bu sistemlerin ne denli etkin çalıştıklarım ortaya koymak ve sistem performanslarını iyileştirmek için ne gibi önlemlerin alınması gerektiğini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla ovayı temsil edecek şekilde seçilen dokuz yağmurlama sulama sisteminin değerlendirme çalışmasında Christiansen türdeşlik katsayısı (CU), dağılım türdeşliği (DU), su uygulama randımanı, yağmurlama başlık basıncı ve değişimi, yağmurlama başlık debisi ve değişimi, sulama öncesi toprak nem açığı, sulama suyu miktarı, sulama aralığı ve sulama sayılan her bir sistem için değerlendirilmiştir.Her bir sulamanın su dağılım türdeşliği tekil lateral su dağılım testleri yapılarak belirlenmiştir. Sulama sırasında doğrudan buharlaşma ve rüzgarla sürüklenme miktarları ampirik eşitliklerle saptanmıştır. Çalışma sonucunda DU değerlerinin %36,8 ile %81,5 arasında; CU değerlerinin de %58,0 ile %82,0 arasında değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca, değerlendirme çalışması yapılan sistemler üzerinde basınç ve debi değişimlerinin izin verilen sınırların üzerinde olduğu gözlenmiştir.Anahtar kelimeler: Yağmurlama Sulama, Performans, Christiansen Eşdağılım Katsayısı, Kayıplar, Şekerpancarı
Sürdürülebilir mimarlık bağlamında geleneksel Konya evi üzerine bir inceleme
İçinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli sorunlarından biri çevre kirliliği paralelinde oluşan ekolojik dengenin bozulmasıdır. Canlıların varlıklarını devam ettirebilmeleri, yaşam ortamlarının sürdürülebilirliğiyle mümkündür. Günümüzde sanayileşme ve gelişen teknoloji ile birlikte hızla artan kentleşme, ekolojik dengelerin zarar görmesine, kültürel ve tarihsel değerlerin yok olmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, çalışma kapsamında sürdürülebilir bir gelecek için mimari tasarımlarda uygulanması gereken ekolojik kriterler araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı ekonomik gelişme ile çevre arasında uzlaşma arayan sürdürülebilir gelişme kavramının mimari açıdan nasıl ele alındığını incelemek, sürdürülebilir mimarlığı ve tasarım kriterlerini tanımlayarak bunları bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Bu yaklaşımı yaparken yerel mimari verilerden ipuçları yakalamak amaçlanmıştır. Böylece çevre duyarlı tasarım kriterlerinin ?Geleneksel Konya Evi? mimari oluşumuna etkileri incelenmiştir. Çalışma da öncelikle sürdürülebilirlik kavramı ve mimarlıkla olan ilişkisi irdelenmiştir. Daha sonra sürdürülebilir bir çevrenin oluşumunu sağlamak için ekolojik değerlerin önemi açıklanmıştır. Çevre duyarlı tasarım kriterleri belirlenerek mimari tasarımlarda uygulanması gereken ölçütler değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümün ilk aşamasında Türk evinin genel olarak karakteristiğine değinilmiş, ikinci aşamasında önce konu alanı tanıtılmış sonra belirlenen kriterlere göre geleneksel konut ölçeğinde Konya evi üzerinde değerlendirmeler yapılarak mimarlıkta sürdürülebilirliğin uygulanabilirliği belirlenmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeler vaziyet planı, plan şeması ve yapı malzemesi ölçeğinde yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise ekoloji-tasarım ilişkisinin önemi ifade edilmiş ve geleneksel konut yapılarının korunması için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, ekolojik mimari, Türk evi, geleneksel konut mimarisi, Konya, Geleneksel Konya evi.
Konya metropolü evsel katı atıklardan geri kazanılabilir maddelerin potansiyelinin araştırılması
Bu çalışmada; evlerde oluşan ve ekonomik değerleri bulunan katı atıkların(çöplerin), bertaraf yöntemlerinden atık geri kazanma sisteminin, Konya Büyükşehir Alanında uygulanabilme imkanı araştırılmıştır. Bu çalışma ile; birçok ekonomik ve çevresel yararlan sözkonusu olan "Kaynakta Geri Kazanma" sisteminin Konya'da uygulanması için gerekli veri tabanının oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışma esas olarak; geri kazanılabilir atık madde oranlarının ve oluşum miktarlarının tespiti ve kamuoyunun uygulanması muhtemel bu bertaraf sistemine göstereceği ilgi derecesinin belirlenmesi şeklinde iki ayrı aşamada yürütülmüştür. Bu çalışma amaçlarına yönelik olarak, Konya Büyükşehir Alanı dört ayrı bölgeye ayrılmış ve çalışmalar bu bölgelerde yürütülmüştür. Ayrıca çöp döküm alanında da araştırmalar yapılmış, konuyla ilgili daha önce yapılmış çalışmalarda ele alınmıştır. Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar, değerlendirilerek, Konya Büyükşehir Alanında kaynakta geri kazanma sisteminin uygulanmasının yararlan ortaya konulmuştur.
Konya Ovası Projesi'nin Konya ve Karaman tarım sektörü istihdamı üzerine etkisi
Tez çalışması, son dönemin en önemli bölgesel kalkınma projelerinden olan Konya Ovası Projesi'nin (KOP) Konya ve Karaman illerinin genel ve tarımsal istihdam göstergeleri üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamıştır. Analizlerde TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi (2008-2017) havuzlanmış yatay kesit mikro veriseti kullanılmıştır. Bölgenin sahip olduğu coğrafi yapı her ne kadar bölgeyi tarımsal faaliyetler için son derece uygun bir hale getirsede, bölgede hâkim konumda olan karasal iklim, yazın yağışların son derece az olmasını tetiklemekte ve bölge tarımının önünde bir engel oluşturmaktadır. Bu faktörler nedeniyle KOP'un ana hedeflerinden biri bölgede etkin bir sulama ağını kurmak ve mevcut sulama sistemlerini iyileştirmektir. KOP sulama sistemlerini iyileştirmenin yanı sıra bölgenin alt yapısı ve istihdam imkanlarını geliştirmek gibi sosyo-ekonomik yapısını canlandıraracak projeleri de faaliyete geçirmiştir. "Farkların Farkı" ve "Eğilim Skoru Eşleştirme" yöntemleri kullanılarak 2008 ve 2017 yılları arası politikanın istihdam göstergeleri üzerindeki etkisi ampirik olarak tahmin edilmiştir. Sonuçlar KOP'un bölgede farklı sektörlerde yeni istihdam yaratma konusunda etkin olmadığını, ama tarım sektörü istihdamı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle sürekli istihdam için bulunan bulgular tarımda çalışan bireylerin istihdamını KOP sayesinde koruduğunu göstermiştir. Günümüzde tarım işçiliğini bırakarak gençlerin kırsal kesimden kente göç etmesine KOP gibi politiklarla engel olabilineceği tez çalışmasının politika önerileri arasındadır.
Osmanlı döneminde Konya-Adana-Belen arası hac ve ticaret yolları ile güzergâh üzerindeki hanlar ve kervansaraylar
Çalışma, Osmanlı döneminde Anadolu sağ kol yolunun Konya- Adana- Belen arasındaki bölümünü ve bu güzergâh üzerinde inşa edilen han ve kervansarayları konu edinmektedir. Hacıların ve diğer yolcuların kullandığı yolun Konya- Adana- Belen bölümü kervan yürüyüşüyle 114 saat sürmektedir. Konya- Karapınar- Ereğli- Ulukışla- Pozantı- Sarıışık- Kuzoluk Hanı- Çakıt Hanı- Adana- Misis- Kurtkulağı- Payas- İskenderun- Belen üzerinden Suriye, Mısır ve Hicaz'a ulaşmaktadır. Tezin ilk bölümünde Konya- Belen güzergâhının tespitine çalışılmıştır. Konya platosunu aşan yol, dik ve sarp Gülek Geçidinden sonra Çukurova'ya inmekte ve ardından Akdeniz sahiline ulaşmaktadır. İskenderun'dan Belen'e kadar olan bölümde ise eğim değeri çok yüksektir. Farklı jeolojik özelliklere sahip olan bölümleri ayrı ayrı ele alınmış, her bölümde yolculuğun zorluklarına yer verilmiştir. Kaynaklar bu yol üzerinde çok sayıda konaklama yapısı inşa edildiğini göstermektedir. Çalışma sürecinde Konya - Ulukışla arasında 11, Ulukışla- Adana arasında 30, Adana- Belen arasında 5 olmak üzere toplam 46 tane konaklama yapısı tespit edilmiştir. Bunlardan 14 kadarının günümüze ulaştığı, 5 tanesinin restorasyonunun yapıldığı, bir tanesinin ise koruma altına alındığı belirlenmiştir. Bu çalışma günümüze ulaşan ve ulaşmayan yapıların tamamını içermektedir. Yapıların Türk sanatı ve mimarlık tarihi açısından önemi üzerinde durulmuş, ayrıca konumu, plan ölçüleri, yapısal özellikleri değerlendirilmiş, seyyahların gözlemlerine yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Kervansaray, Han, Hac Yolu, Konya, Adana, Kervan yolu.
Üreticilerin lisanslı depoculuk sistemine yönelik algısı ve sistemi tercih etmelerini etkileyen faktörler: Konya ili örneği
Bu çalışmanın amacı Konya ilinde üreticilerin lisanslı depoculuk sistemine (LDS) yönelik algısını ve sistemi tercih etmelerini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Araştırmanın birincil verileri Konya ilinde LDS'yi tercih eden üreticiler (125 kişi), LDS'yi tercih etmeyen üreticiler (156 kişi), lisanslı depo işleticileri (11 kişi) ve tüccarlar (25 kişi) olmak üzere toplamda 317 kişiyle 13 ilçede yüz yüze yapılan anketler neticesinde elde edilmiştir. Anketlerden elde edilen verilere tanımlayıcı istatistik analizi, iki aşamalı kümeleme analiz yöntemi ve ikili lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Üreticilerin yaş ortalaması 55,15 yıl ve işletme genişliği ortalaması 750,63 dekardır. İki aşamalı kümeleme analiz yöntemine göre analize dahil edilen değişken sayısı dokuz, oluşan küme sayısı üç (Küme 1, Küme 2 ve Küme 3) ve Silhouette değeri 0,5 bulunmuştur. Küme 3'de yer alan üreticilerin LDS'yi tercih etme algıları, Küme 1 ve Küme 2'de yer alan üreticilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur. LDS'yi tercih eden üreticilerin kümelemedeki en önemli değişkeni ise algılanan davranışsal kontrol (1,0) değişkenidir. İkili lojistik regresyon analizinin sonuçlarına göre üreticilerin LDS'yi tercih etme durumlarını pozitif yönde anlamlı olarak etkileyen faktörler; ikamet ettikleri ilçeler, sahip oldukları eğitim, TARSİM yaptırma durumları ve düzenli depolama yapma durumlarıdır. Buna karşılık, üreticilerin LDS'yi tercih etme durumları tarım dışı iş yapma durumu, gelir durumu, pazar fiyatınınöğrenildiği kaynak ve yöre dışı ile etkileşim negatif yönde anlamlı olarak etkilenmektedir.
Stratejik rekabet üstünlüğü aracı olarak kullanılan bilgi teknolojilerinin işletme performansı üzerine etkileri:Konya otelleri üzerine bir araştırma
Küreselleşme sürecinde etkili bir çalışma hayatı sürdürebilmek ve rekabet üstünlüğü sağlamak adına işletmeler yüksek performansa sahip bir organizasyon ve işgücü geliştirerek bulundukları ortamda ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. Bunu da kapsamlı şekilde bilgi teknolojileri sayesinde başarabilmektedirler. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı, rekabet üstünlüğü aracı olarak kullanılan bilgi teknolojisinin işletme performansı üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Konyada bulunan Turizm İşletme Belgeli 3,4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde uygulanan işletmenin bilgi teknolojileri kullanımı ile performansları arasındaki ilişki Performans Prizmasının 6 temel boyutu kapsamında incelenmiştir. İl Kültür ve Turizm Bakanlığından alınan veriler ışığında Turizm İşletme belgeli 16 adet otel işletmesi araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler Konya'da yer alan 3,4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinin üst düzey yöneticileri ile yapılan yüz yüze görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarında otel işletmelerinde kullanılan bilgi teknolojilerinin işletme performansını artırdığı tesbit edilmiştir. Ayrıca otel işletmelerinde kullanılan bilgi teknolojilerinin rekabet üstünlüğü sağladığı ve bilgi teknolojilerinin işletme performansını,paydaş tatmini, paydaş katkısı, stratejiler, süreçler ve yeterlilikler boyutları altında artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Konya Turizmi, Rekabet Üstünlüğü, Bilgi Teknolojileri, Performans, Performans Prizması
Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi'ndeki 7256 numaralı "Mecmû'a-i Ebyât" metin - inceleme)
Osmanlı Devleti'nin, kültür-edebiyat ve her alandan zengin ve çok vasi bir dönem olduğu büyük bir gerçektir. Nitekim genel olarak edebiyat o dönemin aynası olarak bitmeyen bir hazinesidir. Bu zengin Divan Edebiyatı içinde mecmûalar değerli bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Mecmûa, Arapça "cem" kökünden türemiş olup "bir araya getirilen, derlenen, cem edilen" anlamlarını taşımaktadır. Edebiyat terimi olarak ise defter, çeşitli konuların bir araya getirildiği kitap, şiir defteri gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Günümüzde mecmûalar üzerine pek çok akademik çalışma yapılmaktadır. Bu sayede bu eserler gün yüzüne çıkarılıp ve tanınmaktadır. Buna benzer eserlerin günümüzdeki önemi büyüktür. Çünkü mecmûalar hem edebiyat tarihinde hem de diğer bilim dallarında zengin bilgi kaynakları durumundadır. Bu nedenle birçok sanatkâra ait eserlerin ve bilgilerin yer aldığı bir mecmûa her bakımdan dikkateşayandır. Hem de divanı olmayan pek çok şairin gün yüzüne çıkması açısından veya divanı olup da divanında bulunmayan şiirlerin bilinmesi açısından çok önemli eserler olarak bilinmektedir. Çalışacağımız bu beyitler mecmûası, Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde 7256 numaralı kitap, Elmalı Halk Kütüphanesinde 2990 numarada kayıtlıdır. 279 varaktan oluşmaktadır. Elimizdeki bu mecmûanın genel muhtevası üzerine araştırma yaptık. Bu yoldan giderek eserin tanınması için çalışma yaptık. Anahtar Kelimeler: Mecmûʻa, Beyit, 07 El 2990 Numaralı Mecmûʻa-i Ebyat, Divan-ı Edebiyatı, Klasik Edebiyat, Metin İnceleme (Transkripsiyon).
Konut değerine etki eden jeolojik faktörlerin AHP analizi yöntemi ile değerlendirilmesi: Ankara-Konya-Bolu örneği
Konut değerine etki eden jeolojik faktörlerin tespit edilmesi ve önceliklerinin belirlenmesi, konut değerinin tespiti ve yatırımların bu kapsamda uygun şekilde değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Konut değerine etki eden jeolojik faktörler değerlendirilirken bu faktörlerin kendi aralarındaki hiyerarşilerinin tespit edilmesi de ayrıca önem taşımaktadır. Türkiye'de uygulanan konut değerleme çalışmalarında pek çok kriter değerlemeye tabi tutulsa da jeolojik faktörlerin konut değerlemesinde etkileri göz ardı edilmektedir. Konutun değeri tespit edilirken bulunduğu konum, kat, cephe, hukuki özellikleri ve alışveriş merkezleri ile toplu ulaşıma olan mesafeleri konutun değerini etkileyecek faktörler olarak belirlenirken aynı konuta tesir edecek jeolojik faktörler genel anlamda hiçbir şekilde değerlemeye dahil edilmemektedir. Bu çalışma yapılırken öncelikle konut değerine etki edecek jeolojik faktörler, ardından bu faktörlerin konut değerlerine etkilerinin öncelikleri AHP yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. AHP analizleri için XLSAT 2021.1.1 yazılımı kullanılmış ve bu yazılım aracılığı ile karşılaştırma matrisleri oluşturulmuştur. Oluşturulan karşılaştırma matrisleri ile konut değerine etki eden jeolojik faktörlerin öncelikleri belirlenmiştir. Konut değerine etki eden jeolojik faktörlerin mekânsal olarak farklılık göstermesi nedeni ile çalışmada Türkiye'den 3 farklı test alanı; Ankara, Bolu ve Konya illeri, kullanılarak bu alanlarda yer alan konutların maruz kalacakları etkiler kıyaslanmıştır. Çalışmada Ankara ilinde Çankaya ilçesi, İlkbahar Mahallesi, Bolu ili Gerede ilçesi ve Konya ili Karapınar ilçesinde bulunan konutların kat yüksekliklerine ve konumlarına bağlı olarak maruz kalacakları jeolojik faktörlerin öncelikleri sıralanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda konut değerine etki eden jeolojik faktörlerin konuma bağlı olarak öncelikleri her çalışma alanı için ayrı ayrı belirlenmiştir. Ankara ilinde Çankaya ilçesi, İlkbahar Mahallesi ve çevresinde yüzey ve yeraltısuları, Bolu ili Gerede ilçesinde depremsellik, Konya ili Karapınar ilçesinde ise karstik yapılardan kaynaklı çökmeler konut değerlerini etkileyen en önemli jeolojik faktörler olarak belirlenmiştir. Yapılan çalışma ile değerleme çalışmalarının bireysel olarak değil, konusunda uzman heyetler ile disiplinler arası bir şekilde yapılması ve uygulamaya geçirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Konut değerlemesi esnasında çalışma konusu olan jeolojik faktörler başta olmak üzere diğer meslek disiplinlerinin de ilgi alanına giren etkiler detaylı olarak incelenmeli ve konut değerlemesi çalışmaları teknik ve bilimsel bir ortamda yasal düzenlemelere bağlı olarak kapsamlı şekilde yapılmalıdır.
Anadolu Selçuklu Devleti merkezi şehirlerinden Konya ve Kayseri'de şehir hayatı
Türkler yüzyıllar boyunca birçok kültür ve uygarlığa beşik olmuş Orta Asya'da yaşamış ve kendilerine özgü kültürler meydana getirmişlerdir. Bilinen ilk Türk Orta Asya devletleri zamanla yerini başka Türk Boyları bırakmış ve bu süreç yüz yıllar boyu devam etmiştir. Bu süreç içerisinde Türkler birçok kültür meydana getirmişler ve birçok kültürden etkilenmişlerdir. Büyük Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesinden ayrılması sonrasında Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesine çıkmasıyla beraber Anadolu'da birçok yerleşim yeri büyük bir önem kazanmıştır. Bu yerleşim yerlerinden özellikle Konya Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik yaparak tarihte önemli bir yer almıştır. Siyasi ve jeopolitik öneminin yanında bu şehir bilim, sanat, edebiyat ve tasavvuf konularında da neredeyse bütün dünyaya öncülük etmiştir. Keza Kayseri'nin de tarih çağlarından günümüze kadar bu coğrafyada var olan bütün medeniyetler için her zaman çekim noktası olduğunu ve en önemli tarihi belgelerin yine burada başlatılan kazı çalışmalarında elimize geçtiğini görmekteyiz. Anadolu Selçuklu Devleti'nin en önemli şehirlerinden olan Kayseri ve Konya bu eserimizde ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir.Araştırma konusu olarak ?Anadolu Selçuklu Devleti Merkezi Şehirlerinden Konya ve Kayseri'de Şehir Hayatı? seçmemin başlıca nedeni yaptığım geniş kaynak taramasında ve çalışılan tezlerde konunun kısır bir döngü içerisinde incelenmiş olması ve yüzeyde kalan sığ bilgilerin verilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu bu iki şehir genellikle bir bütün olarak incelenmemiştir bu cümleden kasıt; Selçuklu tarihi hep siyasi tarih olarak ele alınmış ancak şehir hayatı ve tarihi açısından okuyanı doyuramamış ya da tam tersi şehir hayatı irdelenmemiş ancak siyasi tarih açısından olaylar ele alınmıştır. Tezimi hazırlarken konumu bütünsellik çerçevesi içerisinde ele alıp tüm yönleriyle yansıtmaya çalıştım. Bu anlamda şu ana kadar yapılmış çalışmalardan farklı olarak bu alandaki büyük bir boşluğu dolduracağını düşünmekteyim.Çalışmamız dört bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında şehirlerin adları, coğrafik konumları ve durumları ve Anadolu Selçuklu hâkimiyetine girmeden önceki tarihsel süreçlerini inceledik. Bu kapsamda geniş bir kaynak taraması yaptık ve şu ana dek incelediğimiz kaynaklarda görmediğimiz bir bütünsellik çerçevesi içinde birinci bölümde; Kayseri ve Konya'da Siyasi ve İdari Durum ikinci bölümde; Konya ve Kayseri'nin Fiziki Dokuları başlığı altında nüfus ve yerleşim, üçüncü bölümde ise; İçtimai ve Ekonomik Hayat, Dördüncü bölümde ise Kayseri ve Konya'da Şehir Hayatı ve İlmi Hayatı inceleyip bilgi vermeye çalıştık.Bu bilgileri aktarırken de hassas davrandık çünkü Anadolu Selçuklu Devleti şehir hayatına dair kaynaklar sınırlı olup var olanlar da içerik açısından yetersizdir. Ancak detaylı yaptığımız detaylı araştırmalarımızla bu sıkıntıyı aşmaya çalıştık. Açılan başlıklardan da bunun anlaşılacağını düşünmekteyiz.
Konya ili merkezinde üretilen deri giyim aksesuarlarının incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, Konya ili merkezinde deri giyim aksesuarlarını çeşitli özellikler açısından(üretiminde kullanılan teknikler, araç-gereçler, süsleme şekilleri, renkleri, desenleri, kompozisyonları, kullanım amaçları ve çeşitleri) incelenmesidir.Bu amaç doğrultusunda belirtilen Konya ilindeki 2 deri çanta üretim atölyesi araştırmanın kapsamına alınmıştır. Bu atölyelerdeki üretilen 82 ürün incelenmiş ve buralarda çalışan usta ve işçi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmede kullanılan anket ve ürün gözlem formu araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Elde edilen verilerin frekans ve yüzde analizleri yapılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde, deri çanta ile uğraşan bireylerin çoğunluğunun ilköğretim mezunu ve erkek olduğu görülmektedir. Deri çanta üreticilerinin çoğunluğu bu mesleği el becerisi olduğu için yapmaktadır. Deri çanta işletmelerinde üreticilerin çoğunluğu 1-5 yıldır bu işle ilgilendiği ve işletmelerde çalışan eleman sayısının çoğunluğu 10'dan daha fazla olduğu görülmektedir.Deri giyim aksesuarı üreticilerinin çoğunluğu çanta yapmakta ve tasarımlarını en çok başka atölyelerden temin ettikleri görülmektedir. Deri çanta üreticilerinin çoğunluğu çantaların günün modasına uygun olmasına dikkat etmektedir. Deri çantaların modellerinin çoğunluğu hem kendi istekleri hem de tüketicilerin istekleri doğrultusunda seçildiği görülmektedir. Deri çantalar tüketiciler tarafından ürünün kalitesine göre seçtikleri görülmektedir. Deri çantaların çoğunlukla doğal deriden yapılmaktadır ve modelleri ihtiyaca ve modaya göre seçilmektedir.Deri çantaların model ve kalıplarını çoğunlukla kendi atölyelerinde hazırlamaktadırlar. Deri çantalar çoğunlukla aplike tekniği ile süslenmektedir ve birleştirmede çoğunlukla makine dikişiyle birleştirme tekniği kullanılmaktadır. Deri çanta yapımında çoğunlukla siyah rengin kullanıldığı görülmektedir ve bunları modaya göre seçtikleri görülmektedir. Deri çanta tasarımında çoğunlukla desen özelliği olmayan kompozisyon kullanılmaktadır. Deri çanta üreticilerinin aylık gelirinin çoğunlukla 2.000 TL olduğu görülmektedir. Deri çanta yapımında çoğunlukla yurt dışından ülkemize ucuz ve kalitesiz ithalatın fazlalığı gibi güçlüklerle karşılaşılmakta olduğu görülmektedir.
Orta Anadolu'da para ve fiyatlar (1688-1760)
Bu çalışmada, 1688-1760 yılları arasında Orta Anadolu'da para ve fiyatlar konusu incelenmiş; kuruluşundan 1760 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin para tarihi bütün yönleriyle irdelendikten sonra, Ankara, Konya ve Kayseri şehirleri özelinde halkın kullandığı para birimleri ile paradaki değişimlerin halk arasında ve halk ile devlet arasındaki ilişkilerde ne gibi olaylara sebep olduğu ayrıntılı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır. 1683 Viyana mağlubiyetinden sonra Kutsal İttifak devletleriyle yapılan ve 16 yıl süren savaşlar döneminde para bulmakta sıkıntı yaşayan devlet, 1688 yılında bakır para (mankur) bastırmış ve bakıra kendi madeni değerinden daha fazla itibari değer verildiğinden, büyük problemlere sebep olmuş ve 1691'de bakır paralar tedavülden kaldırılmıştır. Devlet 1690 yılında kendi guruşlarını darp etmeye başlamış ve guruşlar 1760 yılına kadar istikrarlı bir şekilde devam etmiş, bu tarihten itibaren devletin yeni savaşlar içine sürüklenmesiyle hızla değer kaybetmeye başlamıştır. Bu nedenle bu çalışma 1760 yılına kadar getirilmiştir. Fiyatlar kısmında istastiki bilgiler kullanılarak 1688-1760 yılları arasında Ankara, Konya ve Kayseri'deki fiyatlar çok yönlü incelenmiştir. Gıda fiyatları, ev, bağ, bahçe, tarla, han, hamam ve dükkân fiyatları ile kiralar, hayvan ve köle fiyatları; nafaka, diyet, giyim, kumaş, ev eşyası, mutfak eşyası ve inşaatlarda kullanılan malzemelerin fiyatları ile ücretler incelenerek fiyatlardaki değişimler ve fiyatları etkileyen unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece merkezi bir konumda bulunan Orta Anadolu şehirlerindeki para ve fiyatların incelenmesiyle Osmanlı Devleti'nde halkın iktisadi durumu hakkında fikir edinilmeye çalışılmıştır.
Turistik destinasyon açısından Konya ilinin marka kişiliği üzerine bir araştırma
Marka kişiliği (brand personality) kişilik özelliklerinin, markalarla özdeşleştirilmesi ile ortaya çıkan bir süreçtir. Tüketicilerin belirli bir markaya bağlılık göstermelerinde marka kişiliği önem taşımaktadır, çünkü marka kişiliği satınalma kararlarını etkilemekte ve rakipler arasından seçim yapmayı sağlamaktadır. Dolayısıyla pazarlamacılar ve işletmeler bu yaklaşımı göz önüne alarak markaları hangi kişilik özelliklerinin tüketiciler gözünde geçerlik kazandığını belirlemekte ve pazarlama iletişiminde bu özellikleri ön plana çıkarmaktadırlar.Destinasyon imajı; genel imaj, destinasyon markası, ve marka kişiliği modelinde incelendiğinde; turist öz-imajı ile ilişkilendirilmiştir. Bu bağlantı kişilerin hayat tarzları ve değerler sistematiğinin bir destinasyonu seçim sürecinde kilit derecede önemli olduğunu göstermektedir. Turistin destinasyon imajı hakkındaki düşüncesi ile kendi öz-kavramı ne kadar çok uyuşursa o destinasyona ziyaretle sonuçlanacak bir davranış eğilimi gözükecektir.Bu çalışma marka ve pazarlama dünyasına tüketici maddelerinden daha çok seyahat destinasyonları açısından bakmaya çalışmıştır. Hem yerli hem de yabancı turistler nezdinde turistik destinasyon olarak Konya ilinin marka kişiliği boyutları Aaker?in (1997) ölçeğinde uygulanmış, farklılaşmaları araştırılmış, destinasyon imajı ile turist öz-imajı ilişkilendirilmiş ve araştırma sonuçlarına dayanılarak ilin destinasyonun pazarlaması hakkında ipuçları elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Marka, İmaj, Destinasyon, Marka Kişiliği, Destinasyon Markası, Destinasyon İmajı, Destinasyon Marka Kişiliği, Konya ili
Konya Sahip Ata Camii süslemelerine genel bir bakış
Konya Anadolu Selçuklularının payitahtı olması nedeniyle imar faaliyetlerinin en yoğun yaşandığı yerlerden biri olmuştur. Bu dönemde pek çok alanda eser verilmiş olup en müstesna örnekler ise cami mimarisinde kendini göstermiştir.13.yy.ın başlarında yapılan Sahip Ata Cami dönemin en güzel örneklerinden biridir. Muhteşem taçkapısı, çinilerle kaplı minare ve mihrabı ile dikkatleri çeken caminin süslemeleri tez konumuzu oluşturmuştur. Caminin taş, tuğla ve çini ile bezenmiş mimari elemanlarının teknik, malzeme, motif, kompozisyon ve üslûp özellikleri açısından incelenmesi, yapıldığı dönemin üslûp özelliklerinin ortaya konması bakımından gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için kaynak oluşturulması amaç edinilmiştir. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmış, verilerin toplanması ise fotoğraf, ölçüm ve çizimlerle gerçekleştirilmiştir.Yapılan incelemeler sonucunda caminin genelinde geometrik kompozisyonların bitkisel kompozisyonlardan daha fazla kullanıldığı, geometrik ve bitkisel süslemenin aynı kompozisyon içerisinde beraber kullanılmadığı saptanmıştır. Geometrik süslemede altı, sekiz ve on kollu yıldızlarla, geçmeler; bitkisel süslemede ise kıvrık dallar, akantus yaprağı ve rumîler kullanılmıştır. Taş süslemelerde alçak ve yüksek kabartma teknikleri, tuğla tezyinatta sırlı tuğla ve kakma çiniler, mihrapta ise mozaik çini tekniğinde yapılmış süslemeler yer almaktadır.Konya Sahip Ata Cami, değerlendirmeler sonucu mimari öğeleri ve süslemeleri bakımından eşsiz bir eser olduğu ancak yeterli korunamaması ve yanlış restorasyon çalışmaları nedeni ile orijinalliğinin bozulduğu anlaşılmaktadır.
Kimya öğretmenlerinin kimyasal denge konusundaki yanlış kavramaları
Bu çalışmanın amacı kimya öğretmenlerinin kimyasal denge konusunda yanlış kavramalarını tespit etmek ve öğretmenlerin yanlış kavrama düzeyleri ile cinsiyet, mesleki deneyim ve mezun olunan okul türü arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Kimyasal denge konusundaki öğretmenlerin yanlış kavramaları a) reaktifler karıştırıldıktan sonra sistem dengeye gelinceye kadar meydana gelen değişimler, b) dengedeki bir sistemin özellikleri, c) dengeye herhangi bir şekilde etki edildiğinde sistem tekrar dengeye gelinceye kadar oluşan değişimler, d) iki dengenin mukayesesi ve e) denge sabiti olmak üzere beş ana bölümde incelenmiştir. Ayrıca bu araştırmanın evrenini oluşturan öğretmenlerde tespit edilen yanlış kavramalar ile öğretmenlerin cinsiyet, mezun oldukları program türü (Eğitim Fakültesi mezunları, diğer Fakülte mezunları) ve mesleki deneyim (0-5 yıl, 6-10 yıl, 11-15 yıl ve 16 yıl ve üzeri) grupları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır.Bu çalışmanın örneklemini Konya il ve ilçelerinde halen görev yapmakta olan 93 Kimya öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, kimya eğitimiyle ilgili yapılan çalışmalarda tespit edilen kimyasal denge ile ilgili kavram testlerinden de yararlanarak hazırlanan, Kimyasal Denge Kavram Testi (KDKT) kullanıldı. Test Kimyasal Denge konusunu bu çalışmanın amacına uygun bölümler halinde, dengedeki bir sisteme soygaz ve katalizör ilave edilmesi etkilerine de kapsayacak şekilde 63 maddeden oluşan anket formunda hazırlanmıştır. Teste, aynı zamanda, kimyasal denge konusunun genelini kapsayacak şekilde amonyak eldesi ile ilgili açık uçlu bir soru ilave edilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından ortaöğretim kurumları gezilmek suretiyle öğretmenlere bire bir testin uygulanması şeklinde toplanmıştır.Veriler SPSS (Statistical Package for Social Science) bilgisayar programında 0,05 anlamlılık düzeyinde tek faktörlü ANOVA (Analysis of variance) analizi ve t-testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Test güvenilirliği iç tutarlılık katsayısı (?=0,88) olarak hesaplanmıştır.Araştırmanın sonunda Konya ili ve ilçesindeki kimya öğretmenlerinde Kimyasal Denge konusunda birçok yanlış kavrama tespit edilmiştir. En yüksek oranda yanlış kavramanın ?ileri ve geri tepkime hızı? konusunda olduğu görülmüştür. Tespit edilen yanlış kavramaların, kimya eğitiminde öğrencilerin başarılarına önemli bir engel oluşturacağı dikkate alınarak, önlenmesi ve giderilmesi için öneriler geliştirilmiştir.
8 yıllık kesintisiz ilköğretim okullarında beden eğitimi ve spor derslerini uygulanırlığı ve amaçlarına ulaşma düzeyi[ Konya ili uygulaması]
Araştırma ilköğretim okullarında uygulanan Beden Eğitimi ve Spor derslerinin amaçlarına ulaşma düzeyinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evreni Konya ili il merkezi ve seçilmiş ilçelerindeki ilköğretim okulları, örneklem grubunu ise bu okullarda öğretmenlik yapan Beden Eğitimi ve Spor öğretmenleri oluşturmaktadır.Araştırmada veriler yazılı kaynaklardan ve anket yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmanın amacına dönük bir anket geliştirilmiştir. Hazırlanan anketin anlaşılabilirliği, kapsam geçerliliği ve güvenirliliği test edilmiştir. Alpha güvenirlik katsayısı 0,91 bulunmuştur. Bu konuda yapılan araştırma ve çalışmalara göre ölçeğin güvenirliliği için bu yeterli bir kat sayıdır. Anket formu ?katılıyorum, kısmen katlıyorum, katılmıyorum? şeklinde likert tipi sorulardan oluşup toplam 44 soru bulunmaktadırAnket formu tüm örneklem grubuna uygulanmıştır. Uygulanan anketlerden hatasız dolduran153 erkek, 86 bayan olmak üzere toplam 239 kişinin anketleri değerlendirmeye alınmıştır.Elde edilen verilere İstatistik işlemler SPSS 13. paket programı ile yapılmıştır. İstatistiksel teknik olarak frekans, yüzdelikli (%) ve Kİ-KARE teknikleri uygulanmıştır. 0,01-0,05 güven aralığı kabul edilerek anlamlılık düzeyleri tespit edilmiştir. Yorumlar frekans, yüzdelik ve Kİ-KARE değerlerine göre yapılmıştır.Sonuç olarak, araştırmaya katılan katılımcıların genel olarak 4 yıllık fakülte mezunu olduklarını, hizmet yıllarının 6-11 yıl olduğunu, ders yüklerinin 16-25 saat arasında yoğunlaştığını, okulların çoğunluğunun il merkezinde ve ikili öğretim yapıp spor salonunun olduğunu, öğrencilerin derslerin önemi ve gereğini kavrayamadığını, okullarda haftalık ders saatlerinin yetersiz olduğunu, sınıfların çok kalabalık ve spor tesisleri, araç, gereçleri yetersiz olduğunu, idare ve diğer branş öğretmenleri tarafından yeterince destek sağlanmadığını, öğrencilerin değerlendirilmesinde her öğrencinin kendi yetenek ve becerileri yönünde, okul içi davranış, Beden Eğitimi ve Spor dersi malzemelerini kullanmalarına göre değerlendirilmeleri gerektiğini;Araştırma kapsamındaki okullarda Beden Eğitimi ve Spor derslerinin amaçlarına ulaşma düzeyine, katılımcıların cinsiyet, okulun bulunduğu yer ve eğitim türü değişkeninde ters yönde anlamlı bir görüş ayrılığı olmamakla birlikte çoğunluk olarak amacına ulaştığını söyleyebiliriz.
Konya ili İnce Minare Medresesi Müzesinde bulunan motiflerin çağdaş takı tekniklerinde uygulanması
Bu araştırmada; Geleneksel Türk El Sanatları öğelerinden olan medreselerde kullanılan; taş ve ahşap işlemelerinin, geometrik, bitkisel ve hayvansal unsurlar içeren motiflerinin, çağdaş takı tekniklerinde (ajur, mine, kabartma) kullanılmasını sağlayarak, geleneksel öğelerin yeniden kullanılmasına ve korunmasına katkı sağlamak ve mevcut teknikleri tanıtmak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Konya ili İnce Minare Medresesi oluşturmaktadır. Örneklemler ise medrese içerisinde bulunan eserlerde kullanılan motiflerden seçilmiştir.Çalışma kapsamında İnce Minare Medresesi Müzesi'nde bulunan eserlerin birkaçı ele alınarak eskiz çalışmaları yapılmış, bu çalışmalar içerisinden yine bir kaçı tasarıma dönüştürülmüştür. Ajur, mine, kabartma teknikleri kullanılarak tasarımlar geliştirilip hayata geçirilmiştir.Çalışma sonucunda geleneksel Türk el sanatlarında kullanılan motiflerin takı ile yorumlanarak günlük hayatta kullanımının sağlanması ve bu yolla gelecek nesillere aktarılması sağlanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk El Sanatları, Konya İli İnce Minare Medresesi, Çağdaş Takı Teknikleri
Konya bölgesinde cıva maden atıklarıyla olası kirliliğin çevresel bir örnekle araştırılması
Kapatılmış madenler önemli bir global endişeye neden olmakta, aynı zamanda çevreye verdiği zararla birlikte insan güvenliği ve insan sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Yüzyılın ikinci yarısına kadar, mevcut madenler için yasal, mali ve teknik prosedürler ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilene kadar çok az sayıda ülkenin maden ocakları ile ilgili düzenleme ve iyileştirme politikaları mevcuttu. Civa (Hg) büyük ölçüde kontrol edilemeyen, çevrede kalıcı olan ve dünyanın her yerinde bulunabilen, kontamine edebilen bir ağır metaldir. Yer kabuğunda düşük konsantrasyonlarda oluşur ve diğer metallerle kolayca alaşımlar oluşturur. Birçok ürün ve endüstriyel uygulamalarda kullanıldığından dolayı insanlar hem çevresel hem de mesleki olarak Hg'a maruz kalmaktadırlar. 1980'li yıllarda civanın çevresel etkileri ve insan sağlığına olan zararları konusunda bir farkındalık oluşmaya başlamıştır ve böylece Hg kullanımı hızla azalmıştır. Mesleki Hg maruziyeti dışında Hg içeren besinler (sucul ekosistemdeki metilciva bileşikleri) ve diş amalgamları da (metalik civa) diğer maruziyet kaynaklarıdır. Bu maruziyet düzeyleri genellikle mesleki ortamlarda maruz kalınan miktarlardan daha düşüktür. Sucul ekosistemlerde Hg ile oluşan esas toksikolojik problem, sürekli biyoakümüle olan ve oldukça toksik metal Hg'ya biotik maruziyetin olmasıdır. Metil Hg sucul gıdalarda biyomagnifiye olarak yüksek konsantrasyonlara ulaşmaktadır ve balıkların insanlar tarafından tüketimi de insan maruziyeti için ana yolaktır. Sunulan tez çalışmasında, Hg maden atıklarına bağlı kirliliği araştırıldı. Bu amaçla, 2 farklı bölgeden balık örnekleri toplanıldı. Grup 1. Konya-Sarayönü'de ki Kurşunlu bölgesi (1906-1974 arasında işletilmiş Hg madeni, daha önce Hg madeni olup, şu an kapatılmış olan bölge) Grup 2. Kapatılan (1975) maden ocağından oldukça uzakta (5km) bulunan ve kapatılan Hg maden işletmesinin kontamine ettiği göletle hiçbir şekilde karışmayan ve birleşmeyen, temiz olduğu düşünülen bölge. Bu bölgelerden toplanan balıkların kas dokusunda (metalin en fazla biriktiği doku) çevresel maruziyetin biyogöstergesi olarak, Hg miktarları Atomik Absorbsiyon Spektroskopisi (AAS) kullanılarak ölçülmüştür. Grup 1 yani kontamine olduğu düşünülen bölgedeki ortalama Hg konsantrasyonu 0.504± 0.475 (mg/kg) iken, temiz bölge olarak düşünülen bölgede 0.041± 0.054 (mg/kg) olarak tayin edilmiştir. Grup 1'deki Hg miktarlarının temiz bölge olarak düşündüğümüz bölgeden yaklaşık 12 kat daha yüksek Hg miktarlarına sahip olduğu izlenmiştir. Sonuçlarımız uzun sure önce kapatılmış olan maden ocağının halen çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden bir problem olduğunu göstermektedir. Gelecekte daha fazla maruziyeti önlemek, insan ve çevre sağlığını korumak için kapatılan maden işletmelerinin sağlık açısından tehdit oluşturmaması için gerekli yasa ve düzenlemelerin yerine getirilmesi gerekmektedir.