Mersin

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Farklı spor dallarındaki sporcu, seyirci ve yöneticilerin küresel vatandaşlık ve saldırganlık ilişkisi (Adana – Mersin ili örneği)

Bu çalışmanın amacı farklı spor dallarındaki sporcu, seyirci ve yöneticilerin küresel vatandaşlık ve saldırganlık düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, Adana ve Mersin illerinde bulunan sporcular, seyirciler ve yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden tesadüfi olarak seçilen, 18 yaş ve üzeri 200 profesyonel sporcu, 514 seyirci ve 71 yönetici olmak üzere toplam 785 katılımcıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak Morais ve Ogden (2011) tarafından geliştirilen, İbrahim Fevzi Şahin ve Fatih Çermik tarafından Türkçeye uyarlanan "Küresel Vatandaşlık Ölçeği", ile İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984) kullanıldı. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanıldı. Araştırma problemlerine cevap bulmak için deneklere uygulanan anketler bilgisayar ortamına SPSS 15,0 ile girildi. Araştırma sonucunda; sporcuların küresel vatandaşlıkları ile cinsiyet, yaş ve spor yapma sürelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemektedir (p>0.05). Ancak, öğrenim durumlarında küresel vatandaşlık ölçeğinin, küresel yetkinlik alt boyutunda, aylık gelirin ise küresel sosyal sorumluluk alt boyutunda anlamlı fark olduğu tespit edildi (p<0.05). Saldırganlık durumlarında ise cinsiyet değişkeninde atılgan saldırganlığın kadınlarda erkeklere oranla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0.05). Öğrenim durumu değişkeninde de, yıkıcı saldırganlık alt boyutu ile edilgen saldırganlık alt boyutunda orta öğretim eğitim düzeyine sahip olanların üniversite eğitimine sahip olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0.05). Yaş değişkeninde de yıkıcı ve edilgen saldırganlık alt boyutları ile toplam saldırganlıkta 20 yaş ve altı sporcuların, 21-25 yaş ile 31 yaş üstüne göre anlamlı düzeyde fark olduğu tespit edildi (p<0.05). Spor yapma süresinde ise toplam saldırganlığın 6-10 spor yapanın 16 yıldan fazla spor yapana göre anlamlı düzeyde fark olduğu görüldü (p<0.05). Spor yöneticilerinde; küresel vatandaşlık ile çalışmaya katılanların demografik özelliklerinin herhangi birinde anlamlı bir farklılık tespit edilmedi (p>0.05). Ancak, saldırganlık durumlarına ilişkin, yaş değişkeninde atılgan saldırganlık alt boyutunda 31-40 yaş arası grubun 30 yaş ve altı ile 41 yaş ve üstünde anlamlı düzeyde fark olduğu tespit edildi (p<0.05). Aylık gelir değişkeninde ise, edilgen saldırganlık alt boyutunda 2000 TL ve daha az aylık gelire sahip olanların 3001 TL daha fazla olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0.05). Seyircilerde; cinsiyet değişkenine göre toplam küresel vatandaşlık, küresel sivil katılım ve sosyal sorumluluk alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Müsabakalara gitme durumunda da toplam küresellik, küresel sivil katılım ve küresel yetkinlik alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Seyircilerin saldırganlık durumunda ise sadece cinsiyet değişkeninde erkek seyircilerin kadın seyircilere göre yakıcı saldırganlık alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılık olduğu tespit edildi (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Küresel Vatandaşlık, Saldırganlık, Sporcu, Seyirci, Spor Yöneticisi

AdanaKüresel vatandaşlıkMersin+7
Sultan Yavuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İçel ilinde kayısı üretim ekonomisi

Bu araştırmada, İçel ilindeki önemli taze kayısı üretim yerlerinden Mut ve Gülnar ilçelerinde bulunan tarım işletmelerinin kayısı üretimi ve pazarlama yapılan ile kayısı üretimindeki bazı faktörlerin kullanım düzeyleri incelenerek, bu üretim dalının sorunları ve gelişimi için alınabilecek önlemler ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, incelenen işletmelerin ortalama arazisi 49,13 da ve kayısı alanları 15,19 da'dır. İşletmelerin yetiştirdiği kayısı çeşitleri arasında İ.Tokah, Septik ve Tyrinthe çeşitleri başta gelmektedir. Ortalama verim 372 kg/da ve 25 kg/ağaç olarak belirlenmiştir. İşletmelerin kayısı dışındaki bitkisel üretimleri arasında hububat ve zeytin yetiştiriciliği ağırlıktadır. İşletmelerin aktif sermayesinin %85,06'sı arazi, %14,94'ü de işletme sermayesinden oluşmaktadır. İşletmeler kayısı üretiminde 49,20 saat/da işgücü ve 6,01 saat/da çekigücü kullanmışlardır. Bahçelere saf madde olarak 1 1,76 kg/da azot, 10,48 kg/da fosfor ve 5,12 kg/da potasyum uygulanmıştır. İşletmelerin kayısı üretimindeki ortalama net kan 19.441.014 TL/da ve nisbi karlılıkları ise %99 ile %200 arasında değişmiştir. Üretim faktörlerinden toprak işlemede kullanılan çekigücü dışındakiler optimum düzeyin altında kullanılmıştır. Kayısı yetiştiriciliğinde yeterli girdi kullanımı, kaliteli ve yüksek verim, yüksek üretici gelirleri, don zararları olup olmamasına bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kayısı, Üretim Ekonomisi, Üretim Fonksiyonu, Ekonomik Analiz VI

KayısıKayısıMersin+4
Bekir Demirtaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Berdan Baraj Gölü (İçel) bentik faunası

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ BERDAN BARAJ GÖLÜ (İÇEL) BENTİK FAUNASI ÖZLEM FINDIK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç.Dr.M.Z.Lugal GÖKSU Yıl:2000, Sayfa: 42 Jüri :Doç.Dr.M.Z.LugaI GÖKSU :Doç.Dr. Ferit KARGIN :Yrd.Doç.Dr. Cem ÇEVİK Çalışma, Eylül 1998- Ağustos 1999 döneminde yürütülmüştür. Çalışmada, Berdan Baraj Gölü bentik faunasının nitel ve nicel özellikleri ile bunların aylık değişimleri ortaya konulmuştur. Gölün bentik faunasının, Bivalvia, Gastropoda, Crustacea, Oligochaeta Insecta olarak 5 sınıf ve bunlara ait 22 türden oluştuğu; profundal faunanın, m de yıllık ortalama 1412 adet olarak bulunduğu; faunanın %52.77'sinin Chironomidae ve %47.23'ünün ise, Oligochaeta türlerinden oluştuğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bentik Fauna, Chironomidae, Oligochaeta, Berdan Baraj Gölü.

Bentik faunaBerdan Baraj GölüMersin
Özlem Fındık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

İçel bölgesi küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yapısal durumu, ekonomik verimliliği, sorunları ve çözüm önerileri

Bu çalışmanın amacı, İçel ve çevresinde koyun ve keçicilik konusunda uğraş veren işletmelerin teknik açıdan varolan yapısal durumları ve ekonomik yönden verimlilik düzeylerini incelemek ve bu konuda çözüm önerileri getirmektir. Gayeli örnekleme metodu kullanılarak, 250 işletmeden anket yolu ile toplanan veriler araştırmanın esas materyalini oluşturmuştur. İşletmeler üç büyüklük grubuna ayrılarak incelenmiştir. 1. grup işletmeler 30-60 anaç keçi veya koyuna, 2. grup işletmeler 61-160 anaç keçi veya koyuna, 3. grup işletmeler ise 161 ve daha yukarı anaç keçi veya koyuna sahip işletmelerdir. Yapılan analizler sonucuna göre keçicilik işletmelerinde ortalama nüfus 5.22, koyunculuk işletmelerinde 5.02 kişidir. Keçicilik işletmelerinde nüfusun %48.85'i erkek, %51.15'i kadınlardan, koyunculuk işletmelerinde ise %51.11'i erkek, %48.49'u kadınlardan oluşmaktadır. Keçicilik işletmelerinde aile reislerinin %5.60'ı, koyunculuk işletmelerinde %4'ü okuma-yazma bilmemektedir. Aile işgücü varlığı keçicilik işletmelerinde 3.47 ve koyunculuk işletmelerinde 3.37 erkek işgücü birimi olarak hesaplanmıştır. İşletme ortalamasına göre bir üretim birimi için yapılan masrafların toplamı, keçicilik işletmelerinde 55.693.594 ve koyunculuk işletmelerinde 57.992.186 TL, elde edilen GSÜD ise keçicilik işletmelerinde 51.579.120 TL ve koyunculuk işletmelerinde 58.858.025 TL'dir. Ayrıca bu araştırmada 1 kg sütün maliyeti, keçicilik işletmelerinde 151.351 TL, koyunculuk işletmelerinde 164.923 TL ve 1 kg canlı ağırlık maliyeti ise keçicilik işletmelerinde 1.970.760 TL; koyunculukta 1.505.889 TL olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Koyunculuk, keçicilik, ekonomik analiz

HayvancılıkKeçilerKoyunlar+2
Mehmet Işıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Akkuyu sahilleri (Mersin-Doğu Akdeniz) cephalopod faunası

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ AKKÜYU SAHİLLERİ (MERSIN-DOGU AKDENİZ) CEPHALOPOD FAUNASI Önder DUYSAK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Yrd. Doç. Dr. Canan TÜRELİ Yıl: 2002, Sayfa: 59 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Canan TÜRELİ Yrd. Doç. Dr. Ünal ERDEM Yrd. Doç. Dr. Cem ÇEVİK Bu çalışma ile Akkuyu Sahilleri'nde (Mersin-Doğu Akdeniz) dağılım gösteren Cephalopoda (Kafadanbacaklılar) türleri ve bunların biyo-ekolojik özellikleri tanımlanmıştır. Yaz aylan dışında, Ekim 2000-2001 tarihleri arasında 0-50, 50-100 ve >100 m derinlik konturlarında aylık Akdeniz tipi dip trolü ile örneklemeler yapılmıştır. Sonuçta Sepiidae familyasına ait Sepia officinalis ve Sepia elegans, Loliginidae familyasına ait Loligo vulgaris, Octopodidae familyasına ait Eledone moschata, Octopus vulgaris, Octopus defilippi, Octopus aegina türleri olmak üzere toplam 7 tür bulunmuştur. Yakalanan türlerde hesaplanan ortalama manto boylan S. officinalis 'de 110,716 ± 3,07; S. elegans'da. 38,03 ± 0,07; L. vulgaris' de 47 ± 1,71; E. moschata 'da 53,7 ± 0,09 ; O. vulgaris'de 82,8 ± 6,02; O. Defilippi'de 41± 1,36 mm; O. aegina'da 45,1 ± 1,56 bulunmuştur. Anahtar kelimeler : Sepiidae, Loliginidae, Octopodidae, Manto boyu.

FaunaKafadan ayaklılarMersin+1
Önder Duysak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Adana - Mersin Demiryolu Hattı üzerindeki istasyon binalarının tarihi ve mimari analizi

Bu çalışmada, Osmanlı döneminde yapılan ve en önemli hatlardan biri olan "Bağdat Demiryolu"nun Mersin-Adana hattı üzerindeki istasyon binaları ele alınmıştır. Bu hat üzerindeki istasyon binalarının yapıldıkları dönemler itibariyle tarihi ve mimari özellikleri incelenmiş olup bu dönemlerdeki mimari anlayışın istasyon binalarına yansımaları saptanmıştır. Çalışmada; XIX. yüzyılda Avrupa'nın sanayileşme süreci ve Avrupa'da demiryolunun gelişimi, Osmanlı İmparatorluğu'nun demiryolu çalışmaları ve Osmanlı'da yabancı sermayedarlar tarafından yapılan ve işletilen demiryolu hatları ile Mersin-Adana hattı üzerinde bulunan istasyon binalarının bulundukları dönemler içerisindeki mimari gelişim süreçleri araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demiryolları, Demiryolu İstasyon Binaları, Mersin-Adana Hattı

AdanaDemir yollarıMersin+1
Özlem Şenyiğit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

İçel ili yayla yerleşimlerinde ekolojik kapsamlı rekreasyonel planlama ilkelerinin araştırlması

162 6.ÖZET Araştırma alanı; ülkemizin Doğu Akdeniz Bölgesi'nin 36° OV ve 370 26' kuzey enlemleri ile 32° 56' ve 35° 11* doğu boylamları arasında kalan ve 15.855 km2'lik yüzölçümü ile Türkiye topraklarının %2'sini kapsayan İçel İli bünyesinde gerçekleştirilmiştir. Son yıllardaki hızlı nüfus artışı, hızlı kentleşme ve endüstrileşme ile bunlara bağlı diğer gelişmelerin çok sayıda çevre sorununu yarattığı ve doğal değerlerin uygun kulanımının oldukça kısıtlandığı bir bölge olan İçel lli'nde bu sorunların kısmen taşındığı yayla gelişmeleri, çalışmanın ana materyalini oluşturmaktadır. İçel Jli'ndeki yayla yerleşimleri ve yakın çevresi içerdiği gerek turistik ve rekreasyonel, gerekse doğal ve kültürel kaynaklar açısından ülkemizin en çekici yörelerinden biridir. Sahip olduğu bu değerler eski dönemlerde olduğu gibi günümüzde de bölgeye yerli ve yabancı turizm açısından büyük bir canlılık kazandırmaktadır. İl bünyesindeki yabancı turizm etkinlikleri henüz ülkemizin Marmara, Ege ve Batı Akdeniz Bölgesi'ne göre daha düşük yoğunluktadır. Ancak, yörenin özellikle kıyı kesiminde görülen yerli turizm harektleri önemli bir düzeye ulaşmıştır. Bunun sonucunda, kıyı kesiminden ovalık alanlara tadar kesintisiz bir ikinci konut yapılaşması ortaya çıkmıştır. Günümüzde bu yapılaşmalar, giderek dikey yönde büyüyen yüksek yoğunluklu bloklara dönüşmektedir. Dolayısıyla kıyı ve kıyıya yakın ova kesiminde, başta deniz ve yüksek verimliliğe sahip tanmsal potansiyel olmak üzere, doğal ve kültürel değerler çekiciliğini önemli ölçüde yitirmektedir. Bunun sonucunda yöre insanları, kıyıya oranla çok daha çekici doğal değerlere sahip olan ve daha ekonomik turizm ve rekreasyon aktiviteleri sunan yaylalara yönelmiş durumdadır. Ancak, insanların sürekli bir biçimde doğayı kendi amaçlarına uygun olarak değiştirme eğiliminde olmaları, kıyılarda ortaya çıkan doğal ve çevresel bozulmaların giderek yayla alanlarına taşınması sonucunu doğurmaktadır. Söz konusu bozulmaların onarılamayacak boyutlara gelmemesi için, uzun vadeli fiziksel plan ve programların oluşturulması ivedilik kazanmaktadır.163 Bu çalışmada, İçel İli bünyesindeki yayla turizmi ve rekreasyonunun ortaya koyduğu gelişmelerin belirlenmesi ve sorunların çözümlenmesine nasıl yaklaşabileceğinin tesbit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, araştırma alanının turizm ve rekreasyonel aktiviteler açısından sunduğu doğal ve kültürel potansiyel ile bu potansiyelden yararlanan kullanıcıların oluşturdukları farklı karakterli yayla yerleşimlerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Belirlenen yaylalar sistematik bir biçimde büyüklüklerine, yönetsel yapılarına ve kullanıcı çekim özelliklerine göre gruplandırılmıştır. Yapılan gruplandırmaların sonucunda, en yoğun kullanıma sahip olan yayla yerleşimleri ana yayla olarak belirlenmiş ve turizm-rekreasyon etkinliklerinin gelişme durumları ile yarattıkları doğal-çevresel baskıların söz konusu ana yaylalarda irdelenmesine çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, yayla yerleşimlerinde sürekli yaşayan yerli halk ile yalnızca yılın belirli dönemlerinde turizm ve rekreasyon ağırlıklı olarak ikamet eden kişilerin bu konudaki eğilim ve taleplerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Bu amaçla, GOLD (1980) ile UZUN ve ALTUNKASA (I991)'nın bu tür araştırmalar için uygun olduğunu belirttikleri "Kişisel Görüşme ile Anket" yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler yerinde gözlem ve incelemelerle desteklenmiştir. Anketler; yaylaları geçici olarak kullananların sürekli yaşadıkları üç yönetim merkezi (Mersin-Erdemli-Silifke) ile yaylalarda sürekli yaşayan yerli halkı temsilen üç ana yaylada (Çamlıyayla-Uzuncaburç-Sorgun) ve tesadüfi olarak seçilmiş 135'er denek üzerinde uygulanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, mevcut yayla gelişmeleri ile anketlerden elde edilen veriler doğrultusunda, araştırma alanındaki yayla gelişmelerinin fiziksel organizasyonlarına yönelik ilke ve önerilerin irdelenmesine çalışılmıştır. Söz konusu ilke ve önerilerin oluşturulmasında, doğal ve kültürel kaynak potansiyeli ile bu potansiyelin kullanılması arasında, doğa! ve kültürel kaynaklar lehine denge amaçlanmıştır. Araştırmada elde edilen genel sonuç; İçel İli bünyesindeki doğal ve kültürel kaynakların, büyük ölçüde turizm ve rekreasyon aktivitelerinin baskısı altında kaldığı doğrultusundadır. Bu baskıyı en az düzeyde tutabilmek için uzun vadeli plan ve programların164 ivedilikle oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmadan elde edilen veriler, söz konusu plan ve programların hazırlanmasına ışık tutabilecektir. Ancak, daha kapsamlı ve uygulanabilir plan ve programların oluşturulabilmesi için doğal ve çevresel kaynak ekonomisi ile bunlara yönelik maliyet-yarar araştırmalarının acilen yapılması önem kazanmaktadır.

MersinRekreasyonYaylalar
Asım Alpagu İlter
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

İçel efsaneleri üzerine bir araştırma

SUMMARY As we have seen that İçel area is rich in respect to oral works, we've decided to study about myths of İçel Our study consists of theoretic, investigation and written works. For the theory part we've utilized from İçel Adana, Ankarajibraries. We've mentioned the legem of İçel in the access part as we've evaluated the subject as preparing general information. We've seperatedthe Iffl legends into eight groups. Mien we were evaluating them we practised the historical, geographical coparative and sociological methods. We've mentioned the motifs of legends depending on the titles ofStith Thompson's study ealkd "Motif index of Folk LUeraiure "f hut as we couldn't see it directly we coulin' i find out the motif numbers. Afterwards, we've evaluated the legem in respect to being "holy", "true", "extraordinary" and to the motifs before Mmtiism and the motifs of Islamic term beliefs. IVe've found out ' me aadent AnotoBan dvUmdhtis' cuUurel marks, mentioned the motifs of legends and stories. We've mentioned the motif type tmmbers of legends about being flabbergasted from Soon Sakaoğlu' s written - work named " Anadom - Turk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Katalogu ". In the conehismn part evaluating the 101 legends we' ve found out the value of İçel legends in Turkish kgmdteMng tradition, the cultural marks of İçel people, the effects of; 1. Ancient Turkish euMure 2. Mamism culture 3. The marks of ancient Anatolian emulations. For the MbHsgraphy pari we've onfy mentioned (he written - sources we had seen and used We've prepared the index according to individual and place names. We've also mentioned the author names thai are in the footnotes to the mdmduat names index.

EfsanelerHalk edebiyatıMersin+1
Nilgün Çıblak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Toros dağ köylerinde yaşayan kırsal kadınların toplumsal yaşamdaki rolleri ve bu rollerle ilgili geleceğe yönelik beklentiler

öz Bu çalışmada Adana ve İçel İllerine bağlı dağ köylerinde yaşayan kırsal kadınların, tarımsal faaliyetlerde, aile işgücü ve/veya ücretli işçi, evde annelik, eş, evkadınlığı gibi toplumsal yaşamda sahip olduğu roller, bu rollerle ilgili sorunlar ve geleceğe yönelik beklentileri incelenmiştir. Ortalama aile genişliği 6,2 kişi olan araştırma alanında, kadınların hemen hemen tamamı tarımsal faaliyetlere katılmakta, bununla birlikte annelik ve ev işlerini de aynı anda yürütmektedir. Araştırma alanında kadın basma ortalama 2,4 çocuk düşmektedir. Dolayısıyla, kadınların hem ev içi, hem de ev dışı tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan ağır bir iş yükü altoda ezildiği söylenebilir. Araştırma alanındaki önemli bir diğer özellik ise, kadınların eğitim düzeyinin hem Türkiye geneli hem de kırsal kesim kadınlarına göre daha düşük olmasıdır. Araştırma alanında görüşülen kadınlardan okuma-yazma bilmeyenlerin oram %62,5'tir. Araştırma alanında kadınlar, toplumsal kurumlarda ikinci planda kaldıkları gibi, ev içinde de ikinci plandadır. Eşinin almış olduğu ekonomik ve sosyal kararlara katılımı sınırlı olup, genelde aile reisi ve yetişkin erkek çocuklardan sonra kendisine söz düşmektedir. Bununla birlikte, gerek ekonomik yetersizlik, gerek köy altyapısı, gerekse köy toplum yapısından kaynaklanan sınırlılıklara rağmen, kadınlar gelecekten umutlu olup, eşlerinden biraz daha anlayış, çocuklarından ise saygı görmeyi beklemektedirler. Kadınların yaşadıkları bu sınırlılıkları tek başlarına çözmeleri mümkün olmadığı için, gerek kamu gerekse özel kuruluşların kadınlara yönelik eğitim programlan hazırlamaları ve kadınları yönlendirmeleri gerekmektedir.

AdanaDağ köyleriKadınlar+4
Müge Kantar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Erdemli (Mersin) ilçesinde yağışlara bağlı olarak gelişen heyelanların incelenmesi

Deprem, sel ve heyelan gibi doğal olası tehlikeler zaman içinde aynı bölgede tekrarlanma olasılığı olan doğa olaylarıdır. Bu tür olası tehlikelerle çağdaş anlamda mücadelede temel amaç, insanların can ve mal kaybı riskini tamamen ortadan kaldıracak yada uzun süreli azaltacak temel politikaların üretilip, başarılı bir şekilde uygulanması ile mümkün olmaktadır. 1968, 2001 ve 2006 yıllarında Mersin ili ve çevresinde etkili olan aşırı yağışlar sonucu, bölgede gelişen heyelan ve sel olayları, afete dönüşerek önemli maddi ve sosyal kayıplara yol açmıştır. Mersin meteoroloji istasyonundan elde edilen 76 yıllık ortalama yağış değeri 600 mm civarındadır. 1968 Kasım, Aralık ve 2001 yılı Aralık ayı toplam yağış miktarı uzun yıllar ortalamasının üzerinde kaydedilmiştir. 1968 yılında bölgede heyelanlardan 1277 konut etkilenmiştir. 2001 yılında heyelan olayları sonucu hasar gören kayıtlı konutların sayısı ise 46'dır. Bölgede heyelandan etkilenmiş ve riskli çok sayıda konutun boşaltılması yanısıra bazı köylerin nakli de söz konusu olmuştur. Bu çalışmada Mersin Erdemli ilçesinde meydana gelen heyelanlar ile uygulanan afet yönetiminin etkinliği değerlendirilmiştir.

Afet yönetimiHeyelanMersin
Savaş Cemil Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları 1932-1951: Akdeniz bölgesi örneği

Halk Eğitimi ihtiyacı bütün toplumlarda ilkçağdan itibaren sezilmiş ve bu ihtiyacın çeşitli etkinliklerle giderildiği tarih sayfalarına yansımıştır.Türk siyasi ve kültür yaşamında ise Halk Eğitimi ihtiyacı geleneksel yapısı içerisinde devam ederken, devletin oluşturduğu kurumlar aracılığıyla planlı ve kontrollü bir şekilde karşılanmaya da çalışılmıştır. Bu bağlamda özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda Ahilik, Loncalar, Terbiye ocakları ve Medreseler bu devlet kurumlarına örnek verilebilir. Yakın tarihimizde ise; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu 1923 yılından itibaren Mustafa Kemal Atatürk her fırsatta belirttiği gibi eğitime önem vermiş, ülkenin gelişmesinin ve çağdaşlaşmasının tek yolunun eğitimden geçtiğini belirterek, eğitim alanında önemli adımlar atmıştır. Özellikle de bu alanda Halk Eğitimine ayrı bir önem vermiştir.Örgün eğitim kurumlarında verilen eğitimin belli bir yaş grubuna hitap etmesi ve okul dışında eğitim amaçlı kullanılacak iletişim araçlarının az olması ve benzeri gibi nedenler, halk eğitimi için özel bir yapılanmaya gidilmesini zorunlu kılmıştır.Ülkenin okur-yazarlığı bir seferberlik haline getirmeyi ve %100'lük bir okur-yazarlık seviyesine ulaşmayı amaçlaması da halk eğitiminin yaygınlaştırılması çabalarının başkaca nedenleri olarak sıralanabilir. Bu amaçla, 1928'de yeni harflerin kabulünden sonra Atatürk'ün önderliği ile Millet Mektepleri açılmıştır. Bu halk eğitimi hareketinde bütün öğretmenlerle birlikte birçok aydın da seferber olmuştur. Seferberlik ruhunun verdiği heyecanla ve yeni harflerin sağladığı kolaylıkla kısa bir zamanda, az bir masrafla milyonlarca vatandaşa okuma-yazma öğretilmiştir. Bunun yansıra halk eğitimi kapsamında sayılabilecek birtakım bilgiler de halka verilmiştir.Halkevleri halk eğitimi yapmak, halkı ortak kalkınma çabalarına yöneltmek amacıyla Atatürk tarafından kurulmuş olan kurumlardır. Atatürk ilkelerinin halka anlatılması, halkın imtiyazsız, sınıfsız bir kitle halinde kaynaştırılması, halkevlerine bir görev olarak verilmiştir. Halkevleri, sınıf, yaş ve seviye farkı gözetmeksizin, kadın erkek tüm yurttaşların serbestçe girip yararlanabileceği birer kültür ve eğitim merkezleri halinde gelişmiştir. Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, ulusal ülküye bağlı bir topluluk haline getirmek için teşkilatlanan halkevlerinin Atatürk devrimi değerlerinin halk tarafından korunmasına, yayılmasına, benimsenmesine çalışması amaçları arasındadır.Devrimleri yaymak, kökleştirmek, halkı kültürel açıdan geliştirmek amacıyla 1932'de Halkevleri kurulmuştur. Akdeniz bölgesinde açılan halkevleri de bölgedeki halkın toplumsal ve kültürel açıdan gelişmesini sağlamıştır.Kısa zamanda ülke çapındaki okuma yazma oranında artış ve halkta görülen büyük değişime ve gelişme Halkevlerinin başlatmış olduğu halk eğitimi faaliyetlerinin başarısını ortaya koymuştur. Toplumun gelişmesini sağlayan bu kadar önemli bir kurumun geçmişi üzerine derinliğine, tarafsız bir araştırma ve çalışmanın günümüz eğitimi ve gelecekte yapılacak eğitim çalışmaları için de faydalı olabileceği düşünülmüştür. Şimdiye kadar Halkevleri ve Adana Halkevi konularında çalışmalar yapılmasına rağmen; Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevlerinin Eğitim ve Tarih faaliyetlerini kapsayan bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışmada Halkevlerinin 1932-1951 yılları arasında Eğitim ve Tarih Çalışmaları ile Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevinin Eğitim ve Tarih çalışmaları ele alınmıştır. Ayrıca 1932-1951 yılları arası Halkevlerinin Halk Eğitim Çalışmaları derinlemesine incelenmiş, Türk halkına olan katkıları üzerinde durulmuştur.Önce 14 ilde açılan Halkevleri, 1939 yılında sayı olarak 373'e ulaşmıştır. Halkevi açılmayan küçük yerleşim birimlerinde de halk odaları açılmıştır. 1950'de yurt çapında 63 ilde ve kimi ilçelerde çoğunun binası kendisinin olan 478 Halkevi ve 4.332 halk odası vardı.1945 yılında Halkevleri'nin irili ufaklı 35 yayın organı vardı. Aylık veya on beş günlük yayınlanan bu dergiler Türkiye'nin en önemli imzalarını sayfalarında toplamışlardır. Ankara Halkevi tarafından yayınlanan Ülkü, İstanbul Eminönü Halkevi'nin yayınladığı Yeni Türk, İzmir Halkevi'nce yayınlanan Fikirler Türkiye çapında okuyucuya sahipti. Küçük taşra illerinde ise Halkevi dergileri şehrin tek kültür organıydı.Akdeniz bölgesinde açılan halkevlerinden Antalya Halkevi 24 Haziran 1932 tarihinde, Adana, Mersin ve Isparta Halkevleri 24 Şubat 1933 tarihinde, Maraş Halkevi 20 Şubat 1934 tarihinde, Burdur Halkevi 22 Şubat 1935' de, Hatay Halkevi 25 Temmuz 1939 tarihinde açılmıştır.Akdeniz bölgesinde toplam 48 halkevi 435 halkodası açılmış bu kurumlar önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. İl ve ilçe merkezlerinde halkevleri açılmış, köy ve beldelerde halkodaları açılmıştır.İlk kurulan halkevleri arasında yer alan Akdeniz Bölgesi'ndeki halkevleri bölge için kalıcı etkisi olan çalışmalar yürütmüşlerdir.Bu çalışmada 1932-1951 yılları arasındaki Halkevleri'nin halk eğitim çalışmaları incelenmiş olup toplumsal aydınlanmaya ve bilinçlenmeye olan katkıları genel olarak eğitim ve tarih çalışmaları açısından değerlendirilmiştir. Akdeniz Bölgesi Halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları ise daha ayrıntılı olarak incelenerek raporlaştırılmıştır.Bu nedenle Halkevleri'nin bu kapsamlı etkinlikleri içinde çalışma alanımız ?Halkevlerinin Tarih ve Eğitim Çalışmaları-Akdeniz Bölgesi Örneği? (Adana, Mersin; Antalya, Isparta, Burdur, Hatay, Kahramanmaraş illeri) ile sınırlıdır.Yakın Türk tarihindeki halk eğitim kurumlarını ve bu kurumların çalışmalarının ortaya konulması, tarihin geleceğe ışık tutan özelliğinden dolayı önemli bulunmuştur. Bir tarihi sürecin hangi koşullarda, ne şekilde başlayıp hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığının bilinmesi, bugünkü ve gelecekte yapılacak çalışmalara rehberlik edecektir. Ayrıca geçmişteki halk eğitimi çalışmalarının bilinmesi, bugünkü Halkevi ve Halk Eğitimi faaliyetlerinin düzenlenmesine yardımcı olacağı düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Halkevleri, Adana, Burdur, Mersin, Antalya, Isparta, Hatay, Kahramanmaraş, Halk Eğitimi, Tarih, Eğitim.

AdanaAntalyaBurdur+7
Hediye Titiz
Çukurova University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ekonomisi ve gelişimi: Mersin örneği

Son yıllarda, küreselleşme olgusuyla birlikte ticarette yaşanan küresel düzeydeki rekabet, kentsel ekonomilerede hızlı bir şekilde yansımıştır. Küresel alana değişim rekabet öğesinin topluluklar açısından önemini artırmıştır.Rekabet kavramının, küresel boyutu kendini içselleştirerek minimalize olmuştur. Bunun en önemli örneğini kentsel üstünlüklerin ulusal ve uluslararası alandan aşağılara inmesi olarak gösterilmektedir.Mersin kentide tarih boyunca akdenizdeki önemini kullanarak rekabetini liman şehri olma sıfatını küresel alanda ileriye taşımak istemektedir. Tarım, turizm ve ticaret akışlarının iç içe geçmesiyle gelecekte bir liman kenti olarak kentsel kimliğinin ağırlık merkezinin hangi sektör olması gerektiği çalışmada belirtilmektedir.

Ekonomik gelişmelerGelişimKentler+3
Zekiye Dilay Ekiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Mersin Konargöçerlerinin halk kültüründe inanışlar ve bunlara bağlı uygulamalar

Mersin ili sınırlarında yaşayan Konargöçer toplulukların inanışlarını konu alan "Mersin Konargöçerlerinin Halk Kültüründe İnanışlar ve Bunlara Bağlı Uygulamalar" adlı bu çalışma dokuz bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, giriş niteliğinde olup, çalışmanın konusunu, amacını, sınırlarını, çalışmada kullanılan yöntem ve tekniklerin yanı sıra araştırma alanıyla ilgili genel bilgileri ve araştırma konusuyla ilgili daha önce yapılmış çalışmaların tanıtılmasını kapsamaktadır. İkinci bölümde Konargöçer yaşam hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölüm, Türk halk inançlarına kaynaklık etmesi bağlamında eski Türk inanç sistemlerinin tanıtılmasını içermektedir. Dördüncü bölüm, alan araştırmasında tespit edilen inanışlarla bağlantı kurmaya çalışılan Türk mitolojisinde teogonik, kozmogonik, antropogonik ve eskatolojik kültlere teorik bir bakış niteliğindedir. Beşinci bölüm Mersin Konargöçerlerinin geçiş dönemleri ile ilgili inanışlarını içermektedir. Altıncı bölümde, kandiller, kutsal aylar, dinî ve millî bayramlar, törenler ve bunlarla ilgili inanışlar yer almaktadır. Yedinci bölüm, sağaltmacılık ile ilgili uygulama ve inanışları, sekizinci bölüm halk kültüründeki çeşitli inanışları kapsamaktadır. Dokuzuncu ve son bölüm ise çalışma sonunda yapılan tespitleri içeren sonuç kısmından oluşmaktadır. Bu çalışmada yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler, belli bir düzen içinde sınıflandırıldıktan sonra karşılaştırmalı halkbilim yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Bu bağlamda tespit edilen inanışların eski Türk inanç sistemleriyle bağlantıları kurulmaya çalışılmıştır. Söz konusu inanışların Türklük dünyası ve Anadolu'daki uygulamalarla benzerlik veya farklılıklarının ortaya konulmasına gayret edilmiştir. Çalışmanın sonunda ise bir kavram dizini, yöreye özgü sözcükleri kapsayan bir sözlük, fotoğraflar ve haritalar yer almaktadır. Araştırmada Mersin Konargöçerlerinin halk kültüründe yer alan inanışlarda, Türk dünyasının inanç ve kültür yapısının izlerinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu izler İslamiyet'in kabulünü izleyen süreçte yeni dinin rengini alarak bugünkü uygulamaları oluşturmuştur.

GöçebelikHalk bilimiHalk inançları+4
Aslı Bali
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

TR62 bölgesinde sektörel rekabet gücünün değerlendirilmesi

Sanayi devrimi sonrasında yaşanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşme sonucunda ülkeler arasındaki ticaret ve entegrasyon artarken ülkelerin büyüme hızları da artmaktadır. Yeni dünya düzeninde kızışan rekabet, ülkeleri ve bölgeleri bir yarış içine sokmuş ve kalkınma çabaları bölgesel gelişme trendini yaratmıştır. Türkiye de bu yarışta uluslararası düzeyde rekabet edebilen gelişmiş ülkeler arasına girmeyi hedeflemektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin güneyindeki büyüme odağı konumunda bulunan TR62 Bölgesi'nde ekonomik kalkınmanın sağlanması için sektörel rekabet güçleri analiz edilmiştir. Böylece, bölgenin gelişmesi için kaynakların hangi alanlara yönlendirilmesi gerektiği konusunda karar vericilere ışık tutacak sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda TR62 Bölgesi'nin Türkiye'deki yeri ile Adana ve Mersin'in genel ekonomik görünümü çerçevesinde istihdam, ihracat ve net satış verilerine ile analizler gerçekleştirilmiş ve rekabetçi sektörler tespit edilmiştir. Yapılan analizler ve değerlendirmeler neticesinde elde edilen sonuçlara göre bölgede bitkisel üretim, gıda ürünleri, toptan ve perakende ticaret ile lojistik sektörleri her iki il için rekabetçi sektörler arasında yer alırken, Adana'da tekstil ürünleri, kimyasal ürünler ve plastik ürünleri sektörlerinin, Mersin'de ise metalik olmayan mineraller ile ormancılık ve tomrukçuluk sektörlerinin en rekabetçi sektörler olduğu tespit edilmiştir. Her iki ilde rekabetçi olan lojistik sektörünün elmas analizi ile rekabet analizi gerçekleştirilmiştir. Bundan sonraki çalışmalarda iki basamaklı istatistiki verilere dayanarak gerçekleştirilen analizlerin daha detaylı şekilde genişletilmesi, araştırma ve inovasyon stratejileri (RİS3) ve kümelenme gibi modellerle sektörel stratejilerin ve yol haritalarının oluşturulması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: rekabet, rekabet gücü, sektörel rekabet, bölgesel gelişme, kalkınma

AdanaBölgesel kalkınmaMersin+3
Esmanur Karabıyık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin mesleki etik ilkeleri benimseme düzeyleri ile etkili öğretmen özellik ve davranışlarının incelenmesi

Öğretmenlerin etik ilkeleri benimseme düzeyleri ile etkili öğretmenlik özellik ve davranışlarını incelemek amacıyla yapılan bu araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Mersin ili merkez ilçelerindeki (Toroslar, Akdeniz, Yenişehir, Mezitli) okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini oluşturmak için küme örnekleme yöntemi izlenmiş, her merkez ilçedeki farklı eğitim kademelerinden (anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise) random yöntemiyle beşer okul seçilmiştir. Araştırmaya bu okullarda görev yapan öğretmenlerden gönüllü olarak toplam 413 öğretmen katılmıştır. Veri toplamada Mesleki Etik İlkeler Ölçeği, Etkili Öğretmen Özellikleri ve Davranışları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmış, veriler 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS 21 istatistik programı kullanılarak betimsel istatistiklerin yanı sıra (frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma) Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Spearman korelasyon testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin topluma, okula, mesleğe, meslektaşlara, öğrencilere ve velilere yönelik mesleki etik ilkeleri tamamen benimsedikleri tespit edilmiştir. Çocuk sahibi olma, devlet veya özel okulda görev yapma, derse girilen sınıflardaki öğrenci sayısı ve görev yapılan okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi öğretmenlerin mesleki etik ilkeleri benimsenme durumlarında anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Öğrencilere yönelik mesleki etik ilkelerin kadın ve bekâr öğretmenler tarafından benimsenme düzeyi daha yüksek olmuştur. Okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin topluma yönelik etik ilkeleri; okul öncesi öğretmenlerinin meslektaşlara ve öğrencilere yönelik etik ilkeleri diğer kademelerdeki ve branşlardaki öğretmenlerden daha fazla benimsedikleri görülmüştür. Sonuçlar araştırmaya katılan öğretmenlerin etkili öğretmenlerin kişisel özellikleri, öğretmenlik uygulamaları ve kişiler arası ilişkiler alanlarındaki özelliklerine büyük ölçüde sahip olduklarını göstermiş, cinsiyet, derse girilen sınıf düzeyi ve görev yapılan okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyine bu algılarda anlamlı farklılıklar yaratmamıştır. Araştırma, öğretmenlerin topluma ve mesleğe yönelik etik ilkeleri benimseme düzeyleri ile etkili öğretmen özelliklerine sahip olma durumları arasında orta düzeyde ilişki olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin öğrencilere ve velilere yönelik etik ilkeleri benimseme düzeyleri ile etkili öğretmenin öğretim uygulamaları alanındaki özelliklere sahip olma durumları arasındaki ilişki ise düşük düzeyde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Etik, meslek etiği, öğretmenlik meslek etiği, etkili öğretmen özellikleri

EtikEtkililikEğitim ilkeleri+4
Cihan Tezuçar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TR62 (Adana – Mersin) bölgesinde alternatif yakıtlı otomobil satın alma istekliliğinin incelenmesi

Çevre sorunlarının ve iklim değişikliğinin artması ile tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de alternatif yakıtlı araçların kullanımı artmıştır. Elektrik ve hibrit otomobil kullanımının yaygınlaşması ile uluslararası literatürde bu konuyla ilgili çalışmalarda da önemli artışlar olmuştur. Türkiye'de alternatif yakıtlı araçlarla ilgili çalışmalar yok denecek kadar azdır (Aydemir, 2014 ve Kerem 2014). Bunun nedeni hem konunun yeni olması, hem de buna bağlı olarak yeterli veri olmamasıdır. Türkiye genelinde alternatif yakıtlı otomobillerle ilgili ekonometrik çalışmaya uygun yeterli verinin olmaması, zaman ve maliyet gibi kısıtlardan dolayı veri toplamanın da zor olması nedeniyle, çalışmanın kapsamı, TR 62 Bölgesi illeri olan Adana ve Mersin'in kent merkezleriyle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın verileri Adana-Mersin Bölgesi'nde ikamet eden bireylere yapılan anketlerden elde edilmiştir. Bu çalışmada; yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir gibi değişkenlerin yanı sıra yakıt kullanımı sırasında karbondioksit salınımındaki azalma ve devlet teşviki gibi çevreye duyarlılığı ölçmeye yönelik değişkenlerin, bireylerin alternatif yakıtlı otomobil tercih etme olasılıklarını nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmıştır. Aynı zamanda, bireylerin farklı tipte alternatif yakıtlı otomobil satın alma olasılığını belirlemek, alternatif yakıtlı otomobil talebini artırmaya yönelik politika önerilerinde bulunmak çalışmanın diğer bir amacıdır. Bu nedenle çalışmanın modelleri olarak logit ve multnominal logit modelleri seçilmiştir. Anahtar kelimeler: Alternatif yakıtlı otomobil, multinominal logit modeli, logit model

AdanaAlternatif enerji kaynaklarıAlternatif yakıtlar+7
Sezin Pusa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de lojistik köyler incelemesi: Mersin Yenice lojistik köyü örneği

Lojistik köyleri küreselleşme sonucu artan ticaret hacmi ve üretim bölgelerinin çeşitlenmesine bağlı olarak ortaya çıkan bir ihtiyaçtır. Ağır vasıta yük taşıtları kullanılarak uluslararası mal ve servis transferinin artması, fosil yakıt tüketimine paralel yükselen hava kirliliği ve trafik gibi sorunlar insanların yaşam standartlarının düşmesine sebebiyet vermiştir. Diğer taraftan, işsizliğin düşürülmesi ve finansal aktivitenin en üst seviyeye çekilebilmesi için olumlu bir etkiye sahiptir. Ortaya çıkan bu ikilemin en uygun çözüm yolu ile ortadan kaldırılması için ağır taşıtların şehir içi trafiğine hiç sokulmadan, çevre yollarından götürülmesi planlanmıştır. Buna bağlı olarak intermodal taşımacılık kavramı oluşmuş ve lojistik köylerin kurulması sağlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de ve Dünya'da hâlihazırda açılmış olan lojistik köylerin özellikleri ve uygulanan stratejiler incelenmiştir. Lojistik köylerde bulunması gereken tüm organizasyonel birimlerin performansı, lojistik köylerdeki terminal büyüklükleri, depolama alanları ve ihtiyaçları, teknolojik cihazlar, demiryolu bağlantıları, konteyner elleçleme âdeti vb. girdilerin mevcut lojistik köylerdeki uygulamaları araştırılmıştır. Mersin, Yenice bölgesinde kurulması planlanan lojistik köyünün ihtiyaç analizinin yapılabilmesi için bölgedeki lojistik hizmeti alan ve veren firmalar ile görüşülmüştür. Elde edilen verilerden hangi hizmetlerin öncelikli olduğu belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Akabinde Mersin bölgesi için SWOT analizi ile değerlendirme yapılmıştır. Böylece Mersin'de kurulacak lojistik köyün üstün ve zayıf yönleri belirlenmiş ve buradan hareketle geleceğe yönelik fırsatlar ve tehditler ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Lojistik köyleri, tedarik zinciri, intermodal taşımacılık, SWOT

LojistikLojistik köyLojistik sektörü+5
Sevgi Han Öcal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların algısı ile insan kaynakları uygulamaları: Perakende sektöründe bir araştırma

Küreselleşme sürecinde,hızla artan teknoloji işletmeler arasında yoğun bir rekabetin doğmasına yol açmıştır. İşletmeler rekabet avantajı sağlayabilmek için. insan verimliliği üzerine yoğunlaşmışlardır. Günümüzde insanın maliyet boyutundan çok daha önemli bir kaynak olarak görülmesinin sonucunda insan kaynakları yönetiminin önemi oldukça arttırmıştır. Rekabette söz sahibi olabilmek, çağın gerisinde kalmamak ve en önemlisi hayatta kalabilmek için değişmek zorunda olan örgütler nitelikli insan kaynağına sahip olmalı ve sahip oldukları nitelikli insan kaynağını elde tutabilmelidir. Bu bağlamda işletmeler etkin insan kaynakları yönetimi çerçevesinde gerçekleştirecekleri insan kaynakları uygulamaları ile farkını ortaya koyacaktır. Bu araştırmanın genel amacı; işletmelerin etkin insan kaynakları yönetimi çerçevesinde uygulayabilecekleri insan kaynakları uygulamaları noktasında işgörenlerin bakış açılarını ortaya koymaktır. Bu amaçla Mersin ilinde perakende sektöründe faaliyet gösteren bir işletme incelenerek etkin insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve bu uygulamalar arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada işletmede çalışan 128 işgörene anket uygulanmış olup, frekans analizleri sonucunda bu uygulamalara işgörenlerin bakış açısı teorik olarak açıklanmıştır.

AlgıMersinPerakende sektörü+5
Yusuf Kester
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinde dinî hayat ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Mersin örneği

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinde dinî yaşayış ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Mersin ilinin farklı liselerinde öğrenim gören öğrenciler arasından tesadüfî örneklem yoluyla ulaşılan 204'ü kız; 227'si erkek olmak üzere toplam 431 öğrenciden oluşmaktadır. Uygulama aşamasında anket formları kullanılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Anketi, Dinsel Yaşayış Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda toplanan veriler, korelasyon tekniği, bağımsız gruplar için t Testi, tek yönlü ANOVA ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kaygı ile dindarlık arasındaki ilişki, her zaman pozitif veya negatif yönde değildir. Bazı durumlarda din, kaygıyı azaltırken bazı durumlarda ise kaygıyı artırmakta ya da ona herhangi bir etkide bulunmamaktadır. Dinin kaygı üzerinde pozitif ya da negatif etkide bulunması özellikle bireyin dini nasıl algıladığı ve onu nasıl içselleştirdiği ile ilgili bir durumdur. Zira içe dönük dindarlarda dinin kaygıyı azalttığı tespit edilirken, dışa dönük dindarlarda dinin kaygıyı arttırdığı tespit edilmiştir. Benzer biçimde yalnızlık ile dindarlık arasındaki ilişkiye baktığımızda da, bazen dinin ergen yalnızlığını hafiflettiğini, bazen de onun yalnızlığına herhangi bir etki yapmadığını görmekteyiz. Ergenin içinde yetiştiği çevre, kültür veya onun dini algılayış biçimi gibi faktörler pozitif yönde ise din onun yalnızlığını hafifletmekte, bunun tersi durumunda ise din, onun yalnızlığına nötr ya da negatif yönde etkide bulunmaktadır.

DindarlıkDini hayatErgenler+5
İlyas Pür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve toplumsal cinsiyet: Mersin ilindeki Suriyeli kadın sığınmacılar üzerine bir araştırma

Uluslararası ilişkilerde etkilediği alanlar bakımından önemi her geçen gün artan göç, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel etkileri nedeni ile incelenmeye değer bir konudur. Bu tez çalışmasında 2011 Suriye İç Savaşı neticesinde oluşan zorunlu kitlesel göç hareketliliğindeki kadınların, Türkiye'nin Mersin ilindeki deneyimleri toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden ele alınacaktır. Çalışmada, Mersin ilinde yaşamaya başlayan Suriyeli kadın sığınmacılarla derin mülakat yönetimi ile görüşmeler gerçekleştirilerek bu kadınların göç hareketinde "kadın" olarak yaşadıkları deneyimlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu deneyimlerden hareketle, farklı toplumlarda kadın ve erkeğe yüklenmiş olan toplumsal cinsiyet rollerinin, kadınların göç hareketlerindeki sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak Suriye'den Türkiye'ye yaşanan zorunlu göç hareketi sonucunda, toplumsal cinsiyet rollerinin toplumsal değerlerin değişmesiyle dönüşüme uğradığı tespit edilmiştir. Suriye'de var olan toplumsal cinsiyet rolleri Türkiye'de yeniden şekillenmiştir; dolayısıyla, göçün toplumsal cinsiyet rolleri üzerinde şekillendirici etkisinden bahsetmek mümkündür.

GöçlerKadınlarMersin+5
Hicran Çokyaman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ili bağ üretim alanlarında thrips (Thysanoptera) türleri, popülasyon değişimleri ve zarar oranlarının araştırılması

Bu çalışma Mersin ili bağ alanlarında bulunan thrips (Thysanoptera) türlerinin tespiti, popülasyon değişimleri ve zarar oranlarını belirlemek amacıyla 2019 ve 2020 yıllarında yürütülmüştür. Çalışma sonucunda; Aeolothripidae familyasından Aeolothrips collaris (Priesner), Thripidae familyasından Drepanothrips reuteri (Uzel), Frankliniella occidentalis (Pergande), Mycterothrips tschirkunae (Jachontov), Neohydatothrips sp., Rubiothrips vitis (Priesner), Thrips euphorbiae (Knechtel), Thrips hawaiiensis (Morgan), Thrips major (Uzel), Thrips meridionalis (Priesner), Thrips physapus (Linnaeus), Thrips pillichi (Priesner) ve Thrips tabaci (Lindeman), Phlaeothripidae familyasından Haplothrips globiceps (Bagnall) olmak üzere 14 tür belirlenmiştir. En fazla tespit edilen tür R. vitis (%56.70) olmuş ve onu M. tschirkunae (%23.37) izlemiştir. Thrips erginleri en fazla oranda (%87.72) meyvelerde örneklenmiştir. Popülasyon takibi Hacıahmetli ve Bağcağız yörelerinde belirlenen iki bağ alanında yürütülmüştür. R. vitis ve M. tschirkunae'nin popülasyon yoğunluğu olgun meyve döneminde yüksek bulunmuştur. Mersin ili genelinde bağlarda thrips beslenmesi nedeniyle meyvelerde zarar oranı %10-15 arasında değişmiştir.

MersinPopülasyon yoğunluğuThysanoptera+2
İbrahim Teke
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin bölgesindeki alabalık üretim işletmelerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden değerlendirilmesi

Bu çalışmada amacımız Mersin bölgesindeki alabalık üretim çiftliklerinde, işletmecilerin ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını incelemek, eksikliklerini ve aksaklıklarını tespit ederek bu alanda yapılacak diğer çalışmalara ışık tutmaktır. Araştırmamız, Mersin bölgesinde aktif şekilde çalışan 21 adet alabalık üretim işletmeleriyle 2019 yılı Ağustos ayı içerisinde yüz yüze görüşülerek 20 sorudan oluşan anket çalışması yapılmıştır. Aynı zamanda İSG ile ilgili uygulamalar ve kayıtlar incelenmiştir. İşveren ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından bilgi düzeyleri ve bilinç düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmıştır.

Alabalık üretme çiftlikleriAlabalıklarBalıkçılık+4
Alpaslan Taş
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokula devam eden Suriyeli öğrencilerin saldırganlık davranış düzeyleri ve nedenlerine ilişkin öğretmen algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı, ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların yaygınlık düzeylerini ve nedenlerini öğretmen algılarına göre incelemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için, nicel araştırma yöntemlerinden anlık tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018–2019 eğitim-öğretim yılında Mersin İl Merkez İlkokullarına devam eden Suriyeli öğrenciler oluşturmuştur. Öğrenciler, Türkçeyi çok iyi bilmedikleri için veriler öğrenciler aracılığıyla değil, öğretmenler aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, geliştirilen anket aracılığıyla; bu anketi doldurmayı kabul eden 94 ilkokul öğretmeninin kendi sınıfında bulunan Suriyeli öğrencileri değerlendirmeleri yoluyla elde edilmiştir. Sonuçta araştırmanın örneklemini öğretmenlerin anket doldurduğu toplam 678 Suriyeli ilkokul öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak literatürden yararlanarak geliştirilen dört boyutlu "Saldırgan Davranış Anketi" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket istatistik programı kullanarak frekans ve yüzdeler hesaplanmıştır. Çalışmanın sonunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Saldırgan davranışların her türünde 'Genellikle' ve 'Her zaman' seçeneklerinde Suriyeli öğrencilerin sayısının çok düşük olduğu bulunmuştur. Cinsiyete göre erkek öğrencilerin tüm saldırganlık türlerinde 'Genellikle' ve 'Her zaman' seçeneklerindeki oranları kız öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Sınıf düzeyine göre saldırgan davranışlar, en çok 2. ve 3. sınıf öğrencilerinde gözlenmiştir. Annenin hayatta olma durumuna göre ise, az bir oranda da olsa tüm saldırganlık türlerinde annesi hayatta olan öğrencilerin annesi hayatta olmayan öğrencilere göre daha fazla saldırganlık davranışı sergilediği saptanmıştır. Babanın hayatta olma durumuna göre ise, genel olarak babası hayatta olan öğrencilerin oranı çoğu saldırgan davranışlarda babası hayatta olmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Öğrencilerin kardeş sayısına göre genel olarak kardeşi olmayan ve 3-4 kardeşi olan öğrencilerin saldırgan davranış düzeylerinin diğer öğrencilere göre daha yüksek oldukları söylenebilir. Türkçe dil düzeyine göre ise, Türkçe dil düzeyi düşük ve orta olan öğrencilerin saldırgan davranış düzeylerinin, diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Çoğu öğretmen görüşlerine göre (%55.3'ü), ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların yaygınlık durumunu en iyi yansıtan ifade olarak "Yaygın bir davranış olarak görülmektedir" ifadesidir. Ayrıca öğretmenlerin üçte biri (% 36.2'si), diğer nedenler arasından travma, amaçsızlık ve umutsuzluk gibi psikolojik nedenlerin, ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların en önemli nedeni olduğunu bildirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, saldırgan davranışlar, Suriyeli öğrenciler, ilkokul

GöçmenlerMersinMülteciler+5
Fadı Abdulhay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mahalleye iletişimsel açıdan bakmak: Mersin ili Demirtaş Mahallesi sakinlerinin Suriyeli göçmenlere yönelik bakış açısı

Halen farklı göçmen grupları barındıran Demirtaş Mahallesi, Suriyeli göçmenler için de kentte sığınabilecekleri bir mekân özelliğini koruyarak, katmanlı ve etnik çeşitliliğe dayalı bir göçmen mahallesi niteliği taşımaktadır. Bu çalışma, 2011 yılı ve sonrasında mahalleye göç eden Suriyeli göçmenler ile diğer göçmen grupları (mahalleli) arasındaki bakış açısına, tutumlara ve gündelik etkileşim pratiklerine odaklanmaktadır. Bireysel etkileşimleri gündelik iletişimsel bağlamda değerlendirmenin yanında dolaylı iletişimsel sürece de odaklanarak, mahallelinin iletişim araçları ile olan etkileşimini de Suriyeli göçmenlere ilişkin kodlama ve kodaçım süreci üzerinden incelemektedir. Bu bağlamda çalışma şu soru ve alt sorulara cevap aramaktadır: Mahallelinin Suriyeli göçmenlere ilişkin bakış açısı ve onu biçimlendiren faktörler nelerdir? Bu bakış açısının oluşmasındaki faktörler içerisinde kitle iletişim araçlarının ve iletişimin rolü nedir? Mahallelinin önceki göç tecrübelerinin ve gündelik deneyimlerinin Suriyelilere yönelik bakış açılarındaki rolü nedir? Göçün şekillendirdiği bir alan olarak mahallenin sosyoekonomik, etnik, iletişimsel görünümü (sosyal gerçekliği) nasıldır? Sorulara yanıt aramak amacıyla iletişim etnografisi yöntemi ile bir tür kültürel haritalama gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacına uygun olarak 15 mahalleli ile derinlemesine görüşme yapılmış ve 2019 yılını kapsayan katılımcı gözlem gerçekleştirmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde göç geçmişlerinin bulunması, mahalleli kimliği, Suriyeli göçmenler ile kurdukları temas, ilişki düzeyi esas alınmıştır. Gözlem sürecinde mahallede kurulan pazaryerinde çalışılmıştır. Mahalledeki etnik ve sosyal ilişkiler ağı ile birlikte mahallelinin iletişim araçları ile olan ilişkisi Suriyelilerle olan iletişimini ve bakış açısını biçimlendirmektedir. Medyanın Suriyeli göçmenler bağlamında bireyler üzerinde gerekse negatif gerekse pozitif anlamda uzun vadeli tutum ve bakış açısını biçimlendirdiği gözlenmiştir. Mahallenin kendisine özgü sosyo-kültürel ortamı sosyal grupların birbirine temasında, iletişiminde ve hiyerarşik ilişkisinde etkilidir. Mahallelinin iletişiminde biz ve onlar ayrımı, etnik etiketler ve farklı düzeylerde grup damgaları, kültürel mesafelenme, kategorileştirme, kalıpyargılar, sanal sosyal kimlik kurguları, rasyonel olmayan argümanlar, medya tarafından araçsallaştırılmış, çarpıtılmış bir bakış açısı oldukça etkili olduğu elde edilen bulgular arasındadır.

DamgalamaGöçmenlerMahalleler+5
Şükrü Şimdi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects