Mersin

112 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Lojistik işletmelerinde cam tavan sendromu ve iş motivasyonu: Mersin ili örneği

Motivasyona cam tavan algısı açısından bakıldığında motivasyonun bir örgütte kadın ve erkek yönetici sayısının eşit olmasına katkı sağlayan itici bir güç olduğu söylenebilir. Bu itici güç yine cam tavan algısı açısından düşünüldüğünde, cam tavan algısının kadın çalışanların motivasyonunu düşürdüğü, yokluğunun ise artırdığı yapılan birçok çalışmada görülmüştür. Kadın çalışanların motivasyonun derecesini belirleyen cam tavan algısı, aynı zamanda üst düzey yöneticilik pozisyonundaki cinsiyet farklılıklarını anlamada da önemli bir rol oynamaktadır. Cam tavan algısı ile motivasyon arasında var olduğu düşünülen bu ilişkiyi daha kapsamlı bir şekilde incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada öncelikle anket yöntemiyle veriler toplanmıştır. Anketler Mersin ilinde faaliyet gösteren lojistik firmalarında çalışan 100 kadın personel üzerinde elektronik ortamda gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bu veriler SPSS 20.0 (Statistical Package for Social Sciences) ve AMOS 24.0 (Analysis of Moment Structures) programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Önce çalışanların demografik bilgilerini tespit etmek amacıyla frekans analizi daha sonra ise sırasıyla geçerlilik ve güvenilirlik analizi, normallik analizi, korelâsyon analizi, regresyon analizi, independent-sample t testi ve one-way anova testleri yapılmıştır. Yapılan testler sonucunda cam tavan algısı ile motivasyon arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptlanırken, alt boyutlar itibariyle de analizler gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cam Tavan Sendromu, Motivasyon, Lojistik Sektörü. Danışman:Doç Dr. Oya KORKMAZ, Tarsus Üniversitesi, Uluslar arası Ticaret ve Lojistik Anabilim Dalı, Tarsus-Mersin.

Cam tavan sendromuLojistikLojistik hizmetler+3
Kader Yanmaz
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil tedarik zinciri yönetimi Mersin ili örneği

Sanayi Devrimi ile birlikte küreselleşen dünyada rekabet edilebilirlik işletmeler için daha önemli hale gelmiştir. İşletmeler birbirleriyle rekabet edebilmek için çevreye verdikleri zararı gözardı etmeye başlamışlardır. Bunun sonucunda, işletmelerin havaya yaydığı zararlı gazlar, sulara bırakılan kimyasal maddeler ve katı atıklar gibi olumsuz etkiler doğada kalıcı zararlara sebep olmuştur. Bu sorunlar ile baş edebilmek için başta gelişmiş devletler olmak üzere uluslararası büyük işletmeler, sivil toplum örgütleri ve çevre bilinci olan tüketiciler çevreye verilen zararın en az düzeye indirilmesi hususunda çalışmalar yapmaktadır. Bu uygulamaların bir tanesi de yeşil tedarik zinciri yönetimidir. Yeşil tedarik zinciri yönetimi hem işletmeye hem de çevreye fayda sağladığı için tüm sektörlerde uygulanması gerekmektedir. Bu sektörlerden biri de gıda sektörüdür. Gıda sektörü; tarım ürünlerinin değerlendirilmesi, sanayiye hammadde temini, toplumun beslenmesi, istihdama ve dış ticarete katkısı sebebiyle her ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınması için büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden gıda sektöründe üretim arzının arttırılabilmesi ve sürdürülebilirlik konusunda bilincin sağlanabilmesi için yeşil tedarik zinciri yönetimi oldukça önemlidir. Araştırmanın amacı, yeşil uygulamaların ve yeşil tedarik zincirine zorlayan nedenlerin işletme performansı üzerindeki etkisini ortaya çıkartmaktır. Araştırmanın örneklemi Mersin'de faaliyet gösteren gıda ürünleri imalatı yapan 114 işletmeden oluşmaktadır. Araştırmada anket yolu ile elde edilen veriler faktör, korelasyon ve regresyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda yeşil tedarik zinciri uygulamalarının ve yeşil tedarik zinciri yönetimine zorlayan nedenlerin işletme performansını etkilediği tespit edilmiştir.

MersinTedarik zinciriTedarik zinciri yönetimi+1
Suna Çalıcı
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistik sektöründe büyük veri kullanımı: Mersin ili örneği

Sanayi devriminin gerçekleşmesiyle üretilen buhar makinaları ve yapılan bilimsel araştırmalar 2000'li yıllarda teknolojik gelişmelerin hızla artmasına yol açmıştır. Bu bağlamda günümüzde teknolojinin hemen hemen her alanda hayatımıza etki ettiği bilinmektedir. Yerelde ve küresel anlamda faaliyet gösteren işletmeler, teknolojiyi en iyi kullanabilen işletmelerin rekabet avantajı yakalayabildiği bilinciyle, imkânları dâhilinde teknolojik yatırımlar yapmaktadırlar. Bu anlamda her geçen gün yeni teknolojik gelişmeler beraberinde yeni kavramlar ortaya çıkartmaktadır. Bu kavramlardan en güncel olanı ve teknolojik anlamda en iddialı olanı ''Büyük Veri'' kavramıdır. Büyük veri, çeşitli alanlarda verilerin analiz edilmesi ve depolanması hususunda kolaylık sağlayan, günümüzde ki en önemli teknolojik gelişmelerinden biri haline gelmiştir. Büyük veri kavramsal olarak çok güncel olup, işletmeler, kurum ve kuruluşlar vasıtasıyla bilginin hacmi, çeşitliliği, hızı ve değerinin anlaşılmasını, gelişmesini ve etkilerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu çalışmanın uygulama aşamasında büyük veri teknolojilerine yatırım yapan lojistik şirketleriyle yapılan görüşmelerde; sektörün küresel anlamda ilerlemesi için zorunlu bir yatırım haline dönüşen büyük veri yatırımlarının gerek devlet tarafından gerekse bu sektörde öncü olan lojistik işletmeleri tarafından desteklenmesi gerektiğine dair görüşler tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, büyük veri kavramını ve bileşenlerini tanımlayarak, lojistik sektöründeki uygulamalarını ve yönetimini açıklamaktır. Bu çalışmada ayrıca büyük verinin çeşitli alanlarda da kullanılabilirliğine dair örneklere yer verilerek günümüzde büyük verinin önemine açıklık getirilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada olası büyük veri uygulamalarının gelecekteki kullanım alanlarının gelişmesine ve mevcut kullanım alanlarının daha da geliştirilmesine dair bazı öneriler sunulmuş, ülkemizde ve dünyada lojistik sektöründe büyük veri kullanımının ne derecede önemli olduğu ve lojistik sektörü için büyük veri kullanımının büyük bir fırsat olduğu açıklanmıştır.

Büyük veriLojistikLojistik sektörü+1
Yakup Dinç
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ilinde örtü altı tarım çalışanlarının sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine erişim düzeylerinin saptanması

Özellikle ülkemizde, kırsal kesimlerde okuma-yazma oranı yetersiz kalıp, genellikle bu kesimdeki insanlar geçimlerini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Fakat ekonomik açıdan bu denli önem verilen sektör, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde hukuki ve insani olarak hala gereken düzeylerde önemsenmeyip geri planda tutulmaktadır. Bu çalışmada; tarımsal faaliyetlerin önemli bir bölümünü kapsayan örtü altı tarım sektörünün, birçok tehlike ve riske açık olması, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile irdelenmesi gerekliliği ve iş kazası ve meslek hastalıklarına maruz kalma olasılığının göz ardı edilemeyecek boyutlarda olmasından yola çıkılarak örtü altı tarım çalışanlarının sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine erişim düzeylerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı epidemiyolojik bir araştırma yapılması planlanmıştır. Çalışmanın Mersin ili, Erdemli ilçesinin Kocahasanlı kasabasındaki seralarda tarım işçiliği yapan örtü altı tarım çalışanları ile yürütülmesi planlanmıştır. Örtü altı tarım çalışanlarının kayıt altına alınamaması ve toplam istihdam sayısının bilinmemesinden dolayı araştırmanın evreni belirlenememiştir. Araştırma 42 tarım işçisi ile yapılmıştır. Veriler, araştırmaya katılım için gönüllülük esas alınarak, örtü altı tarım işçilerinin sosyodemografik özellikleri, çalışma koşulları ve iş güvenliği hizmetlerine erişim durumlarını içeren ''Anket Formu'' ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare önemlilik testi, frekans ve yüzdelik değerler kullanılmıştır. İstatistik anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Araştırmaya katılan örtü altı tarım çalışanlarının %52,4'ü kadın, yaş ortalaması 41,5'tir.

MersinSeralarSosyodemografik özellikler+5
Eylem Didem Müftüoğlu
Tarsus University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İhracata yönelik devlet teşviklerinin etkinliği: Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi üzerine bir uygulama

Ülkelerin ekonomik büyümesinin en önemli aktörlerinden olan dış ticaretin gelişmesi, uygulanan dış ticaret politikalarının etkinliğine bağlıdır. Bu nedenle ülkeler dış ticaret politikalarına önem vermektedir. Uluslararası piyasalarda her geçen gün artan rekabet koşulları, işletmelerin hareket alanını kısıtladığından ülkeler, işletmelerin rekabet gücünü artıracak politikalar uygulamakta ve çeşitli politika araçlarından yararlanmaktadır. İhracatın özendirilmesi için işletmelere verilen teşvikler de ülkelerin dış ticarete müdahale için kullandığı araçlardan birisidir. Bu çalışmada Türkiye'de uygulanan ihracat teşviklerinin etkinliği Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'ndeki işletmeler üzerinden ele alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında, işletmelerin gerek ihracatta gerekse ihracata yönelik teşviklere ulaşma ve kullanma sürecinde yaşadıkları sorunlar araştırılarak çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Araştırma nicel bir araştırma olarak tasarlanmış, istatistiksel ve matematiksel yöntemler kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Mersin - Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren 196 işletme araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında örneklem seçilmemiş, tam sayım yapılmıştır. 196 işletme ile iletişime geçilmiş ancak ankete cevap vermeyi kabul eden 106 anketten geçerli olan 101 anket analize dahil edilmiştir. Elde edilen parametrik olmayan veriler üzerinde etkinlik analizi yapılmış ve SPSS paket programı aracılığıyla nonparametrik testler uygulanmıştır. Analizler sonucunda, ihracatı teşvik politikalarının etkinliğinin işletme sahibinin eğitim durumuna, işletme çalışan sayısına, işletmenin ihracat yapma süresine ve işletme ihracatının cirodan aldığı paya göre düzeyine göre farklılık gösterdiği, işletmenin yönetim durumuna, sermaye yapısına ve faaliyette bulunduğu sektöre göre ise farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Araştırma kapsamındaki işletmeler en fazla bürokratik işlemlerin fazlalığı, destek süreçlerinin uzun sürmesi, teşviklerin miktarının göreceli olarak düşük olması ve nitelikli eleman eksikliğinden şikayet etmiştir. Çalışma kapsamında, teşviklerin daha etkin kullanılmasına yönelik politika yapıcılara ve işletmelere öneriler getirilmiştir.

Devlet desteğiMersinOrganize endüstri bölgesi+3
Hüseyin Şık
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihracat sorunları: Mersin ilinde bir uygulama

Ekonomik büyüme, uluslararası rekabeti sağlama, refah düzeyini artırma, işsizliği azaltma gibi konular ülkelerin en önemli önceliklerindendir. Günümüz ekonomik ve rekabet koşulları değerlendirildiğinde bu amaçlara ulaşmak sadece ulusal pazara dönük bir ekonomi modeli ile gerçekleştirilemez. Ekonomik ve sosyal yaşam içerisinde önemli bir yere sahip KOBİ'lerin (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) ihracat yapabilecek seviyeye gelmeleri ülke ekonomileri açısından çok önemlidir. Bu nedenle ülkelerin dış pazarda rekabet edebilmeleri, ihracat rakamlarını artırabilmeleri ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi yakalayabilmeleri için KOBİ'lerin ihracat yapmaları ve dış pazarda boy göstermeleri gerekmektedir. Bu sebeple KOBİ'lerin ihracat sürecinde karşılaştıkları sorunların tespiti ve çözüme kavuşturulması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, KOBİ'lerin ihracat sorunları algısının, KOBİ'lerin özellikleri ve ihracatı etkileyen faktörlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini Mersin ilinde ihracat yapan KOBİ'ler oluşturmaktadır. Araştırmada veriler anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Mersin ilinde ihracat yapan işletmelere e-posta olarak anket formu gönderilmiş ve 155 KOBİ ankete cevap vermiştir. Araştırmanın analiz bölümünde faktör analizi yapılmış ve sonrasında Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testleri uygulanmıştır. İşletmelerin yaşadıkları sorunların çalışmada yer verilen bağımsız değişkenlere göre faktör bazında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. İşletmelerin, ihracat yaptığı süre değişkeninde genel ihracat sorunları algı düzeyinde ve ürün adaptasyonu alt boyutunda, KOSGEB desteklerinden faydalanma değişkeninde ürün adaptasyonu boyutunda, ihracat yapılan ülke sayısı değişkeninde ise pazar bilgisi ve nitelikli iş gücü alt boyutlarında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

KOBİKOSGEBMersin+1
Ali Can Aydın
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuaförlerde kozmetik ürün kullanımına bağlı rahatsızlıkların ve risk faktörlerinin kozmetovijilans sistemi açısından incelenmesi: Mersin örneği

Kuaförler kapalı ortamlarda, ayakta ve yoğun bir iş temposu ile çalışırlar. Mesleki olarak sağlık sorunları yaşadıkları bilinse de kuaförlerin bu sağlık sorunlarının kozmetik ürün kullanımına bağlı rahatsızlıklar olup olmadığını yönünde belirsizlikler mevcuttur. Bu rahatsızlıkların tanımı veya teşhisini koymak için nitel ve nicel destekleyici kanıtların sunulması gerekir. Bu tez çalışmasının amacı, Mersin'de faaliyetlerini sürdüren kadın-erkek kuaför meslek çalışanlarına yönelik yapılan anket çalışması verilerinin kozmetovijilans tanımının gereği olarak kuaförlerin çalışma koşulları ve kozmetik ürüne bağlı sağlık sorunları arasındaki ilişkilerin analizlerini gerçekleştirmektir. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini; Mersin Berberler ve Kuaförler Esnaf ve Sanatkarlar Odasına (MERBEK) kayıtlı kadın-erkek kuaför meslek çalışanları oluşturmuştur. Araştırmada veriler çevrimiçi anket tekniği yöntemi ile toplanarak 387 anket formu analiz edilmiştir. Elde edilen veriler bulgular bölümünde; değişkenlerin frekans ve yüzde dağılımları, örneklem gruplarının ortalamaları arasındaki farklılıkların test edilmesi için bağımsız örneklemler t-Testi, Ki Kare Testi ve ANOVA'dan yararlanılmış; değişkenler arasındaki ilişkiler Korelasyon analiziyle incelenmiş, bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini incelemek üzere Regresyon analizinden, birbiriyle ilişkili çok sayıdaki değişkenin anlamlı bir şekilde bir araya getirilerek daha az sayıda faktöre boyutlanmasını sağlamak amacıyla Faktör Analizinden yararlanılmıştır. Bu analizler sonucunda kuaför çalışanlarının; İş sağlığı ve Güvenliği (İSG) ve kozmetovijilans sistemi ile ilgili bilgi düzeylerine yönelik bulgular elde edilmiştir. Sonuç olarak, kadın-erkek kuaförlerin birçoğunun kozmetik ürün kullanımı hakkında bilgi sahibi oldukları, nadiren de olsa istenmeyen etkilerle karşılaştıklarında ise doktora başvurdukları, sağlık sorunlarında kalıcı bir etki olmadan iyileşme görüldüğü kanaatine varılmıştır. Çalışmada tespit edilen en önemli özellik, İSG eğitimi alma durumu ve kozmetovijilans sistemi hakkında bilgilenme düzeyleri arttıkça kozmetik ürünlerin zararlarından korunma eğiliminin arttığı yönündedir.Bu çalışma,kuaförlerin; periyodik sağlık muayenelerini düzenli olarak yapmalarını, risk değerlendirme çalışmalarının yapılması ve işyerleri için gerekli raporların hazırlanmasını sağlamayı, kuaför çalışanlarının kozmetik ürünlerin kullanımından dolayı maruz kaldıkları istenmeyen etki / ciddi istenmeyen etki vaka bildirimlerinin raporlanması ve kayıt altına alınması için yetkili kuruluşlara (TİTCK) başvurmaları teşvik etmeyi önermektedir.

Kozmetik sektörüKozmetiklerKozmetovijilans+6
Rifat Aytar
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet algısının iş performansına etkisinde örgütsel özdeşleşmenin aracılık rolü: Mersin ili lojistik sektörü çalışanları üzerine bir araştırma

Günümüz dünyasında artan nüfusla birlikte yaşanan talep artışı ve işletmelerin bu talebe cevap verme istekleri lojistik işletmelerinin önemini daha belirgin hale getirmiştir. Özellikle üretim modellerinde (Just In Time-JIT) yaşanan değişimler de bu belirginliği biraz daha artırmıştır. Lojistik işletmeler oluşturdukları tedarik zincirleriyle sürekli gelişen ve değişen teknoloji sayesinde müşterilerinin ihtiyaçlarını en hızlı, en güvenilir ve en ekonomik şekilde karşılamaya çalışmaktadır. Karmaşık lojistik operasyonların planlanması ve hayata geçirilmesi süreçlerinde insan faktörü çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu sebeple lojistik işletmeleri çalışanlarının motivasyon ve verimliliklerini artıracak ve teşvik edecek etkin insan kaynakları yönetimi politikalarını hayata geçirmek zorundadır. Çalışanlar işletmelerinden adil muamele görmek ister ve buna performans artışıyla yanıt verirler. Adil muamele algısı, çalışanların örgütleriyle özdeşleşmelerini sağlayarak extra performans çabası sonucunu doğurmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Mersin ili lojistik işletmelerinde çalışan bireylerin, örgütsel adalet algılarının iş performansına etkisinde, örgütsel özdeşleşmenin aracılık rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini Mersin'de faaliyet gösteren lojistik işletmelerinde çalışan 433 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanma yöntemi online anketlerle sağlanmış ve SPSS Regresyon analiz modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda lojistik çalışanlarının, bağlı bulundukları kurumlarından gördükleri örgütsel adalet muamelesinin, iş performanslarını ve özrgütsel özdeşleşmelerini anlamlı ve pozitif olarak etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, örgütsel adalet algılarının iş performansına etkisinde, örgütsel özdeşleşmenin aracılık rolü üstlendiği sonucuna varılmıştır.

AdaletAdalet algısıLojistik sektörü+6
Tuğrul Özaltın
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital yetkinliğin oluşmasında dijital liderlerin rolü üzerine Mersin ilinde bir araştırma

Dijital kavramı genellikle elektronik süreçleri ve araçları nitelemek adına kullanılmaktadır. Genel olarak bilinen algının dışında dijital sadece elektronik cihazlar yerine verilerin de elektronik bir şekilde işlenmesi ve gösterilmesi anlamını da taşımaktadır. Bu bakış açısından değerlendirildiğinde dijital kavramı genellikle sonsuz bir döngüde devam eden iki bileşenli verilerin anlamlandırılma sürecidir. Dijital bilgi döneminde, enformasyon bilgiyi ve bilgi de bilgeliği sağladığından verileri işleyerek enformasyona dönüştürmek, gerçekleştirilen en ana eylemlerin başında gelmektedir. Bilgi dönüşümün hızlandırıcısı ve tetikleyicisidir. Bahsi geçen bu süreçte yaşamı sürdürebilmenin farklı bir yolu ise dijital dönüşüme uyum sağlayabilmektir. Bu kapsamda dijital bilgi döneminde dijital dönüşüm, dijital eğitim, dijital toplum ve dijital yeterlilik kavramları oldukça önemlidir. Yapmış olduğumuz çalışmada dijital toplum ve dönüşüm temel konulardır. Ayrıca bu kavramların merkezinde ise daima insanların bulunduğu da bir gerçektir. Dijital bilgi döneminde oldukça önemli pozisyonlarda bulunan dijital liderler, küresel bir bakış açısına sahip, dijital okuryazarlığı bulunan, çeşitli yaş grupları ve kültürler ile çalışabilen katılımcı ve yeniliğe açık olan liderlerdir. Bu anlamda bu tez çalışması, dijital dönüşümün işletmeler açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak iş akış süreçlerinde dijital yetkinliğe sahip dijital liderlerin işletmelerdeki etkisini keşfetmeyi amaçlamaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, Mersin ilinde teknoloji odaklı farklı işletmelerden 51 katılımcı ile görüşülmüştür. Karma araştırma desenine sahip olan bu tez çalışmasında nitel ve nicel veriler, eş zamanlı olarak hem çevrimiçi ortamda hem de yüz yüze olacak şekilde toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 22.0 ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, Mersin ilindeki işletmelerin dijital dönüşümün farkında olduğu, dijital liderlerin bu süreçte dijital örgüt kültürü oluşturduğu ve dijital yetkinliğe sahip dijital neslin işletme bünyesine kazandırılmaya gayret edildiği görülmüştür.

Dijital liderlikLiderlerLiderlik+3
Huriye Tuğba Taşkın
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mersin yöresinde farklı yaşlardaki meşe ormanlarında meşcere yapısı ile saproksilik böcekler ve kuşlar arasındaki ilişkiler

Meşe ormanları böcek ve kuş faunası bakımından yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip yaşam alanlarıdır. Bu zengin çeşitlilik bakımından yaşlı ve kovuklu ağaçların önemi oldukça fazladır. Bu zenginlik göz önünde bulundurularak Mersin ili Gülnar ilçesi Köseçobanlı mevkiinde yapılan bu çalışma farklı yaşlardaki meşe ormanlarında bulunan saproksilik böcekler ve kuşlar arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla 2017-2021 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmada genç yaşlı, orta yaşlı ve yaşlı alanda olmak üzere her birinde üç farklı alan seçilmiş ve alanların her birine beşer adet, toplamda ise 45 adet pencere tipi tuzak asılmıştır. Böcek tuzakları mayıs başında araziye asılmış ekim başında toplanmıştır. Bu süreçte tuzaklar her ay kontrol edilerek toplamda beş kontrol gerçekleştirilmiştir. Böcek tuzaklarının kurulduğu noktalar merkez alınarak kuş gözlemi yapılmış ve belirlenen kuş türleri kayıt altına alınmıştır. Kuş gözleminde ise farklı yıllarda olmak üzere aynı noktalarda iki defa kuş gözlemi yapılmıştır. Tuzak asılan bölgedeki ağaçların yaş ve çapları tespit edilmiştir. Yaş için artım burgusu kullanılarak toplamda 45 adet artım kalemi alınmıştır. Çap için çap ölçer kullanılarak belirlenen noktanın merkezinden 50 metre yarıçapı içerisinde kalan bütün ağaçların çapları ölçülerek hesaplanmıştır. Ayrıca kuş verileriyle ilişkisi açısından arazinin çalı yoğunluğu da hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda 33 adet kuş türü tespit edilmiş ve 44 adet familyaya ait 244 adet böcek tespit edilen saproxilic böcekler arsında 33 türün Türkiye faunası için yeni kayıt olduğu belirlenmiştir. En fazla böcek türü 24 tür ile Buprestidae familyasında olurken, en fazla birey ise 2354 adet ile Dermestidae familyasında tespit edilmiştir. Ağaçların yaş tespiti sonucunda en yaşlı olanı 774'tür. Ortalama yaş olarak da sırasıyla yaşlı-orta yaşlı-genç yaşlı alan 467-313-25 olarak tespit edilmiştir. Ortalama çap ise yaşlı alanda 48 cm, orta yaşlı alanda 44 cm, genç yaşlı alanda ise 8 cm olarak tespit edilmiştir.

BöceklerKuşlarMersin+3
Serdar Göktepe
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve mekân bağlamında Suriyeli sığınmacılarda doğurganlık analizi: Mersin örneği

Bu çalışma Mersin kent merkezinde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların doğurganlık özelliklerini belirlemeye yönelik olarak yapılmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacıların sosyoekonomik özellikleri ve doğurganlıkları arasındaki ilişki, Suriye ve Türkiye gibi farklı mekânlarda yaşamanın göçle bağlantısı kurularak mekân değişikliğinin Suriyeli sığınmacıların doğurganlıkları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Göç ve doğurganlık üzerine ayrı ayrı çalışmalar literatürde ziyadesiyle yer almasına rağmen göç ve doğurganlık arasındaki ilişki pek incelenmemiştir. Bu amaçla 302 Suriyeli sığınmacı kadına Demografik, Sosyoekonomik ve Sağlık-Doğurganlık özelliklerinden oluşan 75 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerde SPPS ile çeşitli analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen önemli bulgulara göre eğitim seviyelerinin düşüklüğü, olumsuz ekonomik koşullar, gebeliği engelleyici yöntemlerin pek kullanılmaması ve din gibi faktörlerin kadınların doğurganlıklarını pozitif yönde etkilediğidir. Yine Suriyeli kadınlar arasında çocuk yaşta evlilikler oldukça yaygın görülmekte ve bu da Suriyeli kadınlar arasında doğurganlığın oldukça yüksek olmasına yol açmaktadır. Ayrıca elde edilen bulgulara göre her 10 kadından 4'ü Türkiye'de doğum yapmış bulunmaktadır.

FertiliteGöçlerGöçmenler+3
Vedat Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin Üniversitesi Herbaryumu'nda teşhis edilmeyen asteraceae, fabaceae ve lamıaceae familyalarına ait taksonların teşhisi üzerine bir çalışma

Bu çalışmanın amacı; uzun uğraşlar sonucu toplanan kurutulan zengin bitki koleksiyonları barındıran herbaryumların önemine dikkat çekmektir. Flora çalışmaları veya bilimsel araştırmalara kaynak niteliği taşıyan herbaryumların; oluşturulması, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerekliliği vurgulanmıştır. Türkiye'de endemik sıralamasında, Mersin (462 takson), Antalya'dan sonra (862 takson) gelir. Mersin İli Türkiye Grid (kareleme) sistemin de C4-C5 karelerin de yeralır. Bu çalışma Mersin ilinin çoğunlukla Anamur ilçesinde farklı yıllarda toplanan Asteraceae, Fabaceae, Lamiaceae familyalarına ait taksonların teşhisine yer verilmiştir. Çalışma yeri, Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü Herbaryumu'nda (MERARŞHERB; MERA) yürütülmüştür. MERA'da Asteraceae, Fabaceae ve Lamiaceae familyalarına ait teşhis edilmemiş bitki örneklerinin floristik tanımlamaları yapılmıştır. Birçok alan için kaynak niteliği taşıyan herbaryumların önemine değinilmiştir. Önemli uluslararası bazı herbaryumların içerdiği takson sayısı ve herbaryum linkleri verilmiştir. Çeşitli yıllarda toplanan ve gazete kâğıdında yer alan bitkilerin örneklerinin teşhisi yapılmıştır. Bitki örnekleri herbaryum tekniklerine uygun yapıştırılıp, etiket bilgisi yazılarak herbaryum dolaplarına konmuştur. Daha sonra bitki örneklerinin teşhisi yapılımıştır. Teşhisli bitkilerin bilimsel adı, toplandığı yer ve toplayıcı adı, varsa herbaryum numarası, bulunduğu habitat ve yükseklik bilgileri verilmiştir. Familya ve takson listeleme işlemi alfabetik sıraya göre yazılmıştır. Toplamda 465 tane bitki örneğinin teşhis edilmiştir. Herbaryumda bulunan; Asteraceae familyasına ait 178, Fabaceae familyasına ait 98, Lamiaceae familyasına ait 189 bitki örneğinin teşhisi yapılmıştır. Bitki teşhisinde; P.H.Davis editörlüğünde yazılmış on ciltlik eseri, ayrıca yerli basım olan onbirinci cilt olan "Flora of Turkey and The Aegean Islands" adlı temel eser ve ek ciltlerden yararlanılmıştır. Teşhis edilen taksonlar, uluslararası sanal herbaryumlarda bulunan aynı bitki örnekleri ile karşılaştırılarak her taksona, uluslararası sanal herbaryumlardaki görüntüsüne ait internet linki verilmiştir. Çalışma sonucunda Asteraceae familyasından 42 cinse ait 82 takson (10 takson endemik), Fabaceae familyasından ait 19 cinse ait 47 takson (1 takson endemik), Lamiaceae familyasından ise, 23 cinse ait 85 takson (14 takson endemik) olmak üzere, toplamda 3 familyadan 83 cinse ait 214 takson teşhis edilmiştir. Teşhis edilen taksonların endemizm oranı %11.57 (25 takson)'dir.

AsteraceaeBiyolojiBiyoloji eğitimi+6
Ayşe Üzgör
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı 'nın yıkıcı ekonomik ve toplumsal sonuçları Türkiye'nin kendine has ekonomik, toplumsal ve iç güvenlik sorunlarını bir derece daha ağırlaştırmıştır. Buna karşın İsmet Paşa iktidarı artan huzursuzluklara karşı ekonomik ve sosyal politikalar geliştiremediği için halk tarafından içten içe eleştiriliyordu. Ülkenin; boğucu gündeminden sıyrılması, ekonomik ve sosyal buhranın aşılması için farklı bir bakış açısı gerekliliği ortaya çıkarmıştır. Modern Türkiye yolunda hükûmete muhalefet edebilecek bir partinin gerekliliğini arzusu içinde olan Mustafa Kemal; 1930 yılında artan toplumsal ve ekonomik huzursuzlukları bertaraf etmek amacıyla yakın arkadaşı Ali Fethi Bey'i (Okyar), Paris Büyükelçiliğinden istifa ettirerek Cumhuriyet tarihimizin ikinci muhalefet partisi olan Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdurmuştur. Fethi Bey'in(Okyar) liderliğinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, Mustafa Kemal'in önerisi ile kurucu kadrolarını tamamlayarak 1930 Belediye Seçimlerinden kısa bir süre öncesinde yurdun çeşitli bölgelerinde teşkilatlanma çalışmalarına başlamış ve teşkilatlanma yapabildiği yerlerde 1930 Belediye Seçimlerine katılmıştır. Bu kapsamda Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz Bölgesinin 1930 yılında dört önemli kenti olan Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de de teşkilatlanarak belediye seçimlerine katılmıştır. Öte yandan çok partili yeni siyasi düzen karşısında iktidarı elinde bulunduran CHF'nin yeni partiye bakış açısı ve rekabetçi ortama karşı tutumu da merak konusu olmuştur. Yapılan bu çalışmanın amacı; Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri sırasında, Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de yaşayan halkın yeni partiye karşı sergilediği yaklaşımı ortaya koymak olduğu gibi, 1930 Belediye Seçimlerinin yapıldığı dönemde tek parti olarak iktidarı elinde bulunduran CHF'nin merkez ve yerel teşkilatlarının, Akdeniz'de Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın teşkilatlanma ve faaliyetleri karşısında geliştirdiği yaklaşımı ortaya koyarak, CHF'ye karşı muhalefet görevini üstlenen Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın söylem ve eylemlerini, dönemin arşiv belgelerini, siyasi nutuklarını, meclis konuşmalarını ve gazetelerini tarayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kısa sürecek çoğulcu demokrasiye geçiş denemesi yolunda yaşadığı sancılı sürece ışık tutmaktır.

AdanaAkdeniz bölgesiAntalya+6
Mehmet Çaparlar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda plazma ftalat ve bisfenol A düzeylerinin araştırılması

Serebral palsi (SP) çocukluk çağı fiziksel engelliliğinin en sık nedenidir. Bisfenol A (BPA) ve ftalatlar, insan sağlığı üzerine istenmeyen etkileri olan en yaygın çevresel kirleticilerdir. Bu çalışmada, SP'li çocukların plazma BPA ve ftalat düzeylerinin ve olası BPA ve ftalat kaynaklarıyla temas durumlarının incelenmesi amaçlandı. Mersin Üniversitesi Hastanesi Çocuk Nöroloji Polikliniği'ne Ekim 2020 - Aralık 2020 arasında başvuran spastik tip SP tanılı 68 vaka ve bu vakalarla yaş ve cinsiyet yönünden benzer 70 sağlıklı çocuk çalışmaya dahil edildi. Katılımcıların çevre öyküsü alındı ve plazma BPA, di-(2-etilhekzil)-ftalat (DEHP), mono-(2-etilhekzil)-ftalat (MEHP) ve dibütil ftalat (DBP) düzeyleri yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi ile ölçüldü. En yüksek üçlükte yer alan BPA ve ftalat düzeylerinin yordayıcıları çok değişkenli lojistik regresyon modelleri kullanılarak analiz edildi. Plazma ortanca BPA ve DBP düzeyleri, SP ve kontrol grupları arasında istatistiksel farklılık göstermedi (sırasıyla 10,68'e karşı 17,64 ng/mL ve 0,25'e karşı 0,26 µg/mL). Plazma ortanca DEHP ve MEHP düzeyleri SP grubunda istatistiksel anlamlılıkta düşük saptandı (sırasıyla 0,33'e karşı 0,42 µg/mL ve 0,24'e karşı 0,52 µg/mL). SP grubunda plastik gıda kapları veya poşetleri, kişisel bakım hijyen ürünleri, cinsiyet, ev içi ısınma sistemi, şehir şebeke suyu ve ev temizlik ürünleri yüksek BPA ve/veya ftalat düzeyleri ile ilişkili bulundu. Sonuç olarak, SP yüksek BPA veya ftalat düzeyi riskinde artış ile ilişkili değildir. Bu çalışmada tanımlanan BPA ve ftalat temas kaynaklarının azaltılması, SP'li çocukların mevcut motor, mental ve bilişsel fonksiyonlarını koruyucu bir girişim olabilir.

Bedensel engelli çocuklarBisfenolBisfenol A+4
Özlem Tezol
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyelilerin mesleki ve Türkçe eğitiminde dil becerilerine yönelik bir ihtiyaç analizi (Mersin örneği)

2011 yılında Suriye'de iç savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye, Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. 12.03.2020 tarihi itibarıyla Göç İdaresi Müdürlüğünün verilerine göre Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'de yaşayan kayıtlı Suriyeli göçmen sayısı 3.588.131'e ulaşmıştır. Suriyelilerin nüfusu Kilis, Hatay, Mersin, Ankara ve İstanbul bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Bu sebeple, özellikle bu bölgelerde Geçici Koruma Altındaki Suriyelilere yönelik olarak onların sosyal uyumlarını, istihdamlarını ve dil öğretimlerini sağlamayı amaçlayan projeler yapılmaktadır. Yurt dışı ve yurt içi destekli bu projeler aracılığı ile okul çağındaki öğrencilere eğitim, yetişkinlere günlük ihtiyaçlarını karşılamak üzere dil ve istihdamlarını sağlayabilmek için meslek eğitimleri verilmektedir. Bu projelerden biri Almanya'da Sequa gGmbH adlı kamu yararına çalışan firma tarafından desteklenen Sequa-TAMEB Projesidir. Proje kapsamında Türkiye'de yaşayan Suriyelilere meslek eğitim kursları (kalıpçılık, kaynakçılık, vb.) düzenlenmektedir. Türkçe eğitimleri Ankara Üniversitesi TÖMER tarafından sürdürülmektedir. Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesine göre A1 dil düzeyine ulaşan kişiler meslek eğitimlerine başlamaktadır. Bu çalışma ile Mersin ilinde Sequa-TAMEB Projesi kapsamında meslek eğitimi alan ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen Suriyelilerin Türkçe öğrenirken, yapacakları mesleklere ilişkin gereksinim duydukları dil becerilerini betimlemek amaçlanmıştır. Bu bağlamda "Dil Becerileri İhtiyaç Analizi Ölçeği" geliştirilmiş ve veriler anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Hazırlanan anket, Mersin ilinde düzenlenen Sequa-TAMEB Projesine katılan 70 erkek Suriyeli kursiyere uygulanmış ve katılımcıların ihtiyaç duydukları dil becerilerinin meslek türlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak, meslek eğitimi sırasında okuma ve dinleme; meslek eğitimi sonrasında, iş yaşamında ise konuşma ve dinleme becerilerine ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yazma becerisine duyulan ihtiyaç, meslek eğitimi sırasında ve sonrasında en son sıradadır.

Dil becerileriGeçici hukuki korumalarMersin+7
Goncagül Günsel
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Servis sorumlu hemşirelerine uygulanan güçlendirme programının güçlendirme hemşirelik uygulamaları üzerinde kontrol ve hasta güvenliği kültürüne etkisi

Bu çalışmada, servis sorumlu hemşirelerine uygulanan hasta güvenliği kültürü geliştirmeye dayalı güçlendirme programının, hemşirelerin güçlendirme, hemşirelik uygulamaları üzerinde kontrol ve hasta güvenliği kültürü algılarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ön deneysel tasarım olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 38 servis sorumlu hemşiresi ve bu servis sorumlu hemşireleri ile birlikte çalışan, toplam 174 servis hemşiresi oluşturmuştur. Çalışmada, hasta güvenliği kültürü geliştirmeye dayalı güçlendirme programı servis sorumlu hemşirelerine 14 saat teorik eğitim, 12 saat grup çalışması ve 8 saat bireysel çalışma şeklinde uygulanmıştır. Çalışmanın verileri, servis sorumlu hemşilerinden; Tanıtıcı Bilgiler Formu, Yapısal Güçlendirme Ölçeği, Psikolojik Güçlendirme Ölçeği, Hemşirelik Uygulamaları Üzerinde Kontrol Ölçeği ve Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi ile toplanmıştır. Servis hemşirelerinden ise; Tanıtıcı Bilgiler Formu ve Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tekrarlı ölçümlerde Varyans Analizi, Friedman Analizi, bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Servis sorumlu hemşirelerinin, Yapısal Güçlendirme Ölçeği toplam ve alt boyutlarından formal, informal güç, Psikolojik Güçlendirme Ölçeği anlamlılık ve yetkinlik alt boyut ve Hemşirelik Uygulamaları Üzerinde Kontrol Ölçeği puan ortalamaları programın uygulanmasından sonra yapılan 3. değerlendirmede istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi alt boyutu olan hastane birimleri içinde takım çalışması pozitif cevap yüzde ortalaması 3. değerlendirmede anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Güçlendirme programı sonrası hem servis sorumlu hemşireleri hem de servis hemşirelerinin olay raporlama sayısında istatistiksel olarak anlamlı bir artış görülmüştür (p<0,05). Çalışmada servis sorumlu hemşirelerine uygulanan hasta güvenliği kültürü geliştirmeye dayalı güçlendirme programının hemşirelerin yapısal ve psikolojik olarak güçlendirilmesinde, uygulamalar üzerinde kontrol sahibi olmasında etkili olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, bu tür güçlendirme programlarının düzenli olarak her sağlık bakım kurumunda ve tüm hemşireleri kapsayacak şekilde uygulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, güçlendirme programı, hasta güvenliği kültürü, servis sorumlu hemşiresi

AnketlerGüçlendirmeHasta güvenliği+6
Ayşegül Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Mersin (Myrtus Communis l.) bitkisinin farklı ekstraktlarının fenolik içeriğinin belirlenmesi ve hücre kültüründe antioksidan – antiinflamatuar etkilerinin araştırılması

Mersin bitkisi (Myrtus communis L.), kırmızı meyveli üzümsü bir bitki olup, içerdiği fenolik bileşikler ve antosiyanidin bileşenlerinden dolayı güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Bu çalışmanın amacı, mersin bitkisinin farklı ekstraktlarının antioksidan ve antiinflamatuvar etkilerini invitro belirlemek ve iyi bilinen bir antiinflamatuvar molekül olan ferulik asit içeriği en yüksek olan mersin ekstraktının invitro antiinflamatuvar etkisini araştırmaktır. Bu çalışmada mersin bitkisi yaprağı, kurutulmuş, kurutulmuş parçalanmış, ham mersin meyvesi, mersin çekirdeği ve çekirdeksiz mersin meyvesi kullanılmış, farklı zaman periyotlarında (1 dak., 3 dak., 5 dak., 10 dak.) demleme ve kaynama teknikleri ile ekstraktlar elde edilmiştir. Bu ekstraktlarda LC-MS/MS ile kateşin, etil ferrulat, gentisik asit, p-koumarik asit, sirinsik asit, kaempferol, epikateşin, rutin, kafeik asit ve ferulik asit gibi fenolik bileşiklerin miktarları belirlenmiş in-vitro antioksidan (FRAP, TEAC ve DPPH yöntemleri ile) ve antiinflamatuvar (hyaluronidaz inhibisyon miktar tayini ve WST-1 testi ile) aktivite testleri spektrofotometrik yöntemler ile gerçekleştirilmiştir. Ferulik asit içeriği ile antioksidan ve antiinflamatuvar aktiviteleri en fazla çıkan mersin bitkisi ekstraktlarının, makrofaj hücre kültüründe (human monocytic cell line, THP-1) sitokin seviyelerine (IL-1𝛼, IL-1𝛽, NF-κB, IL-6, IL-10, TNF-𝛼 ve IFN-𝛾) etkisi belirlenmiştir. Bu çalışma mersin bitkisinin demleme ve kaynama ekstraktlarının THP-1 hücre hattında antiinflamatuvar potansiyelini değerlendiren ilk çalışmadır. Çalışmanın ilk aşamasında demleme ve kaynama sonucu elde edilen mersin bitkisi ekstraktların LC-MS/MS analizlerinde en yüksek konsantrasyonlara genel olarak demleme ekstraktlarında 5. dakikada ulaşıldığı tespit edilmiş ve bu dakikadan sonra düşme veya artış yüzdelerinde azalmalar olduğu gözlenmiştir. Bu dakikalarda en yüksek konsantrasyonlara ferulik asit ve kaempferolün sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışmada 5. dakika süre seçilmiştir. Kurutulup parçalanmış meyvenin kaynaması ile elde edilen ekstrakttaki fenolik bileşiklerin konsantrasyonlarının diğer ekstraktlara oranlara daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu ekstraktlarin TEAC, FRAP ve DHPP aktivitelerinin, LC-MS/MS sonuçlarına paralel olarak demleme ve kaynama süresi ile antioksidan aktivitelerde değişkenlik olduğu ve çoğunlukla artan zaman ile birlikte antioksidan aktivitelerde artış olduğu tespit edilmiştir. En yüksek aktivite gösteren mersin fraksiyonunun, kurutulup parçalanmış meyve ekstraktı olduğu ( TEAC (10,90 ± 0,36 - 18,53 ± 2,78), FRAP (0,67 ±0,05 - 3,45 ± 0,41) ve DHPP (22,32 ± 1,21 - 109,86 ± 0,52 ) tespit edilmiştir. Hyaluronidaz aktivitesinin inhibisyonu yüzdesinin demleme ve kaynama ekstraktlarının LC-MS/MS ve antioksidan sonuçları ile korelasyon gösterdiği ve bu korelasyonun en fazla kurutulup parçalanmış meyvenin 5. dakika ekstraktında olduğu tespit edilmiştir. WST-1 demleme ve kaynama ekstraktlarının inhibisyon yüzdelerinin LC-MS/MS ve antioksidan sonuçları ile korelasyon gösterdiği, çoğunlukla en yüksek inhibisyonların 5. dak ve 10. dakikalarda gözlendiği tespit edilmiştir. Çalışmanın 3. aşamasında in vitro antioksidan ve antiinflamatuvar etkileri en yüksek tespit edilen mersin bitkisi ekstraktı olan kurutulup parçalanmış ham meyvenin kaynama ve demleme ekstraktı ile ferulik asit'in; lenfosit hücre kültüründe inflamasyon üzerine etkileri belirlenmiştir. IL-1𝛽, TNF-𝛼 ve IFN-𝛾 sonuçları istatistiksel anlamlı olurken, NF-κB, IL-6, ve IL-1𝛼 düzeylerindeki düşüşler ile IL-10 düzeyindeki artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bu projeden elde edilen veriler mersin bitkisi ekstraktlarının antioksidan ve antiinflamatuvar etkili olup, kansere ve otoimmun hastalıklara karşı koruyucu olabileceğini işaret eder niteliktedir.

Antiinflamatuar ajanlarAntioksidanlarBitki özütü+7
Şahin Öztürk
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde belediyelerin bir iletişim aracı olarak Twıtter kullanımı: Mersin örneği

Korona virüs pandemisi kısa süre içerisinde tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de etkisi altına aldı. Yeni olması, vatandaşlar tarafından yeterince bilinmemesi ve dolayısıyla halkın korunma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmaması virüsün daha hızlı yayılmasına neden olurken, virüs hakkında üretilen yanlış bilgilerin sosyal medya araçlarıyla geniş kitlelere ulaşması halk sağlığını olumsuz etkiledi. Bu da bireylerin doğru ve güvenilir bilgiye hızlı bir şekilde ulaşabilmesi ihtiyacını doğurdu. Halka en yakın yerel yönetim birimleri olan belediyelerin pandemi sürecinde bilgi kirliliğinin önüne geçmek, uzmanlar tarafından açıklanan virüsten korunma yöntemlerini halka duyurmak ve virüse karşı bireysel farkındalığı arttırmak üzere sosyal medya hesaplarını etkili bir şekilde kullanmaları gerekliliği önem kazandı. Bu kapsamda tezde, belediyelerin pandemi sürecinde sosyal medya hesaplarından Twitter'ı hangi şekilde kullandıkları analiz edilmiştir. İncelemeye dahil edilen belediyelerin, elde edilen veriler ışığında Twitter hesaplarını korona virüsünün yayılmasını önlenmek amacıyla yeterince kullanmadıkları bu hesaplarını daha çok faaliyetlerini vatandaşlara duyurmak için kullandıkları değerlendirilmiştir.

BelediyelerHalk sağlığıKorona virüsler+6
Mejdel Aslan
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın öğretmenlerde cam tavan sendromunun incelenmesi: Mersin ili örneği

Bu araştırma; Mersin ilindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı kamu eğitim kurumlarında çalışan kadın öğretmenler üzerinde cam tavan sendromunu incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini, Mersin ilinde 2022-2023 öğretim yılında görev yapan 13 kadın öğretmen oluşturmaktadır. Nitel olarak desenlenen araştırmanın katılımcılarına derinlemesine görüşmeler yapılarak araştırma için gerekli sorular sorulmuştur. Veri toplama aracı olarak açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formunun kullanıldığı araştırmada, veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmada, kadın öğretmenlerin iş hayatında kurum içi ve müdürler tarafından yaşatılan görünmez engellere değinilmiştir. Kadınların aktif görevlerde rol alabilmesinin kurum ve kadın için önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada keşfedilecek yeni temalar ile bilimsel anlamda katkı sağlayacağı umut edilmektedir.

Cam tavan sendromuEğitim kurumlarıKadın öğretmenler+4
Nesibe Büşra Özden
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Somut kültürel miras turizmi açısından Mersin ili Bizans devri yapıları

Bu tez çalışması, somut kültürel miras açısından Mersin ilinde yer alan Bizans Devri yapılarını konu almaktadır. Çalışmanın amacı, somut kültürel miras turizmi açısından Mersin ili Bizans Devri yapılarını belirleyerek, rota önerileri oluşturup Mersin ilinin turizmine katkı sunmaktır. Tez çalışmasında nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup yerinde gözlem, fotoğrafla belgeleme ve SWOT (GZFT) analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Literatür araştırmasında bölgedeki Bizans Devri yapılarına ait envanter ve veri tabanı, konu ile ilgili makaleler, yayınlanmamış tezler ve resmi web siteleri incelenmiştir. Yerinde incelenen yapılar fotoğraflanarak güncel veriler oluşturulmuştur. Anadolu'nun pek çok bölgesi arkeolojik açıdan hâlâ keşfedilmeye devam etmektedir ve Kilikya Bölgesi de bu bölgelerden biridir. Roma Devri'nde yaşamış olan Strabon'un "Geographika" adlı eserine göre Kilikya Bölgesi, Anamur'dan başlayıp Amanos Dağları'na kadar uzanan coğrafyayı kaplamakla birlikte Ovalık ve Dağlık olarak iki bölüme ayrılmaktadır. Dağlık bölüm Anamur'dan başlayıp Soloi-Pompeiopolis'e kadar, Ovalık bölüm ise Soloi-Pompeiopolis'den başlayıp Amanos Dağları'na kadar uzanmaktadır. Kilikya Bölgesi'nin Dağlık ve Ovalık kısımlarını kendi sınırları içinde barındıran tek il olma özelliği gösteren Mersin ili, tarih sahnesinde önemli bir yer edinmiştir. Mersin sınırları içinde kalan Ovalık ve Dağlık Kilikya bölgelerinde Hellenistik Devir, Roma ve Bizans izlerine çokça rastlanmaktadır. Somut kültürel miras açısından çok verimli olan Mersin ili araştırılması, incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken önemli bir ildir. Sonuç olarak, Mersin ili Bizans Devri somut kültürel miras eserlerinin güncel durumlarının belirlenmesi sonucunda önerilen kültür rotaları ile Mersin ilinin kültür turizmine katkı sağlanması ön görülmektedir.

Bizans DönemiKilikyaKültürel miras+2
Caner Özdemir
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medyada nefret söylemi: Mersin ili örneği

Son dönemlerde bireyler, teknolojiyi daha aktif kullanmaktadır. Bilgi alma, gündemi takip etme ve gündeme dâhil olma konusunda yeni medyanın birçok özelliğinden faydalanılmaktadır. Toplumsal enformasyon hareketliliklerine bakıldığında, daha çok yeni medyanın ve sosyal medya mecralarının bu konularda önemli yer tuttuğu, bunun yeni enformasyon akışının oluşmasında etkili olduğu görünmektedir. Yeni medyanın her türlü dönüt ve etkileşime olanak tanıması, yeni medyanın geleneksel medya karşısındaki farkını göstermektedir. Ulusal ve yerel basın da teknolojinin dijital bir dönüşüme girmesinden dolayı yeni medyadaki rollerini arttırmaya başlamıştır. Fakat yeni medya ortamlarında denetim ve düzenleyici, kapsayıcı bir kanun yönündeki boşluklar, yeni medyada kullanıcıların daha serbest hareket edebilmesine, hatta nefret söylemi üretip yayabilmesine aracı olmaktadır. Bu durum, mülteciler ve azınlıkta olan diğer grupları etkilemektedir. Nefret söylemi yerel basının resmi internet sitelerindeki haberlerinde de gözlenmektedir. Bu nedenle bu tezde, yoğun göç alan Mersin ilinde yayın yapan yerel gazetelerin resmi internet sitelerindeki bazı haberler incelenmiş, bu şekilde haber dilinde nefret söylemi araştırılmıştır.

MersinNefret suçuNefret söylemi+6
Fatih Orhan
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ilinde serbest eczacıların finansal okuryazarlık ile finansal yönetim davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Mersin il merkezinde serbest eczacıların finansal okuryazarlık ile finansal yönetim davranışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni Mersin il merkezinde faal olarak çalışmakta olan 334 sayıda serbest eczacıdan oluşmaktadır. Araştırmaya 179 serbest eczacı katılmıştır. Çalışmada serbest eczacıların finansal okuryazarlık tutum ve davranışını değerlendirmek amacıyla Sarıgül (2015) tarafından hazırlanan Finansal Okuryazarlık Tutum ve Davranış Ölçeği anketi kullanılmıştır. Finansal yönetim davranışını değerlendirmek amacıyla Dew ve Xiao (2011) tarafından geliştirilmiş, Türkçe güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Erişen ve Yılmaz (2021) tarafından yapılan finansal yönetim davranışı ölçeği anketinden yararlanılmıştır. Bununla birlikte kişisel bilgilerin sorgulandığı anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiksel olarak bağımsız örneklem sayısı iki değişkenli grup analizleri için Student T testi kullanılmıştır. Değişken sayısı 2'den fazla gruplarda anlamlı farklılığın belirlenmesi için Tek Yönlü ANOVA testi ve hangi grupların birbirinden farklı olduğuna bakmak için ise Post-Hoc testlerini kullanılmıştır. Finansal okuryazarlık ile finansal yönetim davranışı ve alt boyutları arasındaki ilişkileri test etmek için ise Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Serbest eczacıların finansal yönetim davranışı ölçeği toplam puanı ile eğitim alma talebi, aylık ortalama gelir düzeyi ve yatırım yapma durumu değişkenleri arasında finansal yönetim davranışı ölçeğinin alt boyutlarından kredi yönetimi ile medeni durum ve çalışma bölgesi değişkenleri arasında, tasarruf-yatırım yönetimi ile çalışma bölgesi, gelir düzeyi ve yatırım yapma değişkenleri arasında sigorta yönetimi ile eğitim alma talebi, gelir düzeyi ve yatırım yapma değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Katılımcıların finansal okuryazarlık tutum ve davranış ölçeği ortalama puanı ile finans alanında eğitim alma talebi ve yatırım yapma değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Yapılan analize göre finansal okuryazarlık ile finansal yönetim arasında orta düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Finansal okuryazarlık ile kredi yönetimi ve tasarruf-yatırım yönetimi arasında orta düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Finansal okuryazarlık ile nakit yönetimi ve sigorta yönetimi arasında düşük düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal Okuryazarlık, Finansal Yönetim, Serbest Eczacılar, Mersin İl Merkezi

EczacılarEczacılıkFinansal davranış+4
Tuba Şakar
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Self servis kahve işletmelerinden algılanan müşteri deneyimi değeri ve tekrar ziyaret niyeti: Mersin örneği

Araştırmanın temel amacı, Mersin ilinde bulunan self servis kahve dükkânlarından alışveriş gerçekleştiren tüketicilerin kahve tüketim alışkanlıklarını tespit etmektir. Bu kapsamda hazırlanan anket formu, Mersin ilinde bulunan self servis kahve işletmelerinden alışveriş gerçekleştiren 425 kişiden 15 Nisan 2023 – 6 Mayıs 2023 tarihleri arasında kolayda örnekleme yöntemiyle yüz yüze toplanmıştır. Ulaşılan 425 ankete uygulanan kayıp veri ve sapan analizleri sonucunda 20 anket veri setinden çıkartılarak analizler 405 anket üzerinden gerçekleştirilmiştir. Güvenilirlik analizlerinin yanı sıra açıklayıcı faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizi gibi analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Müşteri deneyiminin alt boyutları olan ürün kalitesi, servis kalitesi ve deneyim kalitesi faktörleri boyutlarına ve değer ile tekrar ziyaret niyeti boyutlarına analizler tek tek gerçekleştirilmiştir. Regresyon analizleri ile hipotezler test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, müşteri deneyimi faktörleri olan ürün kalitesi, servis kalitesi ve deneyim kalitesi boyutlarının tekrar ziyaret niyeti üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Ancak değer boyutu devreye girdiğinde müşteri deneyimi faktörleri olan servis kalitesi ve deneyim kalitesinin tekrar ziyaret niyetine etkisi anlamsız hale gelerek, bu etki değerin tam aracılığı üzerinden gerçekleşmiştir. Ürün kalitesinin tekrar ziyarete etkisi ise anlamsızlaşmadığından değer bu noktada kısmi aracılık rolü üstlenmiştir. Sonuç olarak Mersin ilinde bulunan self servis kahve işletmelerinden alışveriş gerçekleştiren tüketiciler kendilerini değerli hissettiklerinde servis kalitesi ve deneyim kalitesini ikinci plana itip tekrar ziyaret niyetinde bulunmaktadır. Buna karşın kendilerini değerli hissetseler dahi ürün kalitesini önemseyerek ön planda tuttukları söylenebilir. Bu bulgular ışığında, self servis kahve işletmeleri müşterilerin kendilerini değerli hissettirmeleri yönünde yeni araştırmalar ve geliştirmeleri yapmaları önerilmektedir.

Deneysel ekonomiKahveKahvehaneler+5
Fatih Bayhan
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Mersin Üniversitesi Hastanesi Pediatri servislerinde yatan hastalarda ilaç aşırı duyarlılığı reaksiyonları insidanslarının ve klinik öngörücü özelliklerinin belirlenmesi

Günümüzde teşhis ve tedavi amacıyla kullandığımız ilaçların hızla artışı ile yatan hastalarda ilaç aşırı duyarlılık reaksiyonlarına (İADR) giderek daha sık rastlanmaktadır. Ülkemizde çocukluk yaş grubu hospitalize hastalarda İADR hızını araştıran bir çalışma yoktur. Öte yandan, İADR gelişimini öngören biyobelirteçler giderek önem kazanan bir konudur. Çalışmamızda; hastanemizde çocuk servislerinde yatan hastalarda İADR insidansının, klinik özelliklerinin, etyolojide en çok rol oynayan ilaçların ve bunun yanı sıra biyobelirteç olarak yüksek hassasiyetli C-reaktif protein (hs-CRP), S100A8/A9 (kalprotektin) ve serumda timus ve aktivasyonla düzenlenen kemokin (TARC) seviyelerinin İADR'de klinik seyir ve prognoz ile ilişkisinin belirlenmesini hedefledik. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi pediatri servislerinde; 01.05.2022 - 01.05.2023 tarihleri arasında yatırılan veya günübirlik yatış yapılıp ayaktan tedavi alan çocuk hastalarda gelişen tüm İADR'ler günübirlik vizitlerle prospektif olarak izlenip kayıt altına alındı. Reaksiyon gelişen hastalardan reaksiyonun 1. günü ve 7. günü hs-CRP, kalprotektin ve TARC için kan örnekleri alınarak serum seviyeleri ölçüldü. Biyobelirteç ve laboratuar özelliklerinin karşılaştırılması amacıyla aynı yaş gruplarından 19 sağlıklı çocuk da çalışmaya dahil edildi. Bir yıllık takip süresince toplam 58 hastada 62 reaksiyon tespit edildi. Hastanemizde bu dönemde yatış yapılan toplam 7330 hastada 62 İADR ile tüm pediatri servisleri için yıllık insidans hızı binde 8 reaksiyon olarak bulundu. En yüksek İADR gelişim insidansına sahip bölümlerin çocuk yoğun bakım, çocuk enfeksiyon ve genel pediatri olduğu tespit edildi. Çalışmamızda toplam 62 reaksiyon içinde betalaktam antibiyotiklerle gelişen İADR sayısı en yüksek olmakla birlikte ilaca özgü insidans hızları hesaplandığında en yüksek İADR gelişim insidansına sahip ilaçlar sırasıyla antiepileptik, kemoterapötik ve diğer antibiyotikler olarak bulundu. Toplam 7330 yatarak ya da ayaktan tedavi alan hasta içinde 2 hastada SCAR gelişimiyle yıllık SCAR insidans hızı bin hastada 0,27 hasta olarak bulunmuştur. Çalışmamızda hastaların yaşı 0,2 ile 18 yaş arasında değişmekte olup ortalama yaş 7,7 (7,79±5,30 yaş) dir. İADR'lerin fenotipleri incelendiğinde; %9,6'sı (n=6) anaflaksi, 32,2'si (n=20) makülopapüler erüpsiyon (MPE), %3'ü (n=2) şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCAR), %54,8'i (n=34) ürtikerdi. İADR'li hastaların 42'sinde eş zamanlı eşlik eden enfeksiyon bulguları mevcut iken 20'sinde eşlik eden herhangi bir enfeksiyon yoktu. Gelişen ilaç reaksiyonuna ait demografik ve klinik özellikler 0-12 yaş ve > 12 yaş grupları için karşılaştırıldığı zaman sadece yatış/tedavi nedeni olan hastalık ve reaksiyonu ilk fark eden kişi açısından arada anlamlı fark saptandı. Reaksiyon gelişiminin 1. günü alınan hs-CRP, kalprotektin ve TARC düzeylerinin hem tüm hasta grubunda ve hem de kronolojik sınıflama yapıldığında ani tip ve ani olmayan tip reaksiyon olan hasta gruplarının her ikisinde sağlıklılardan belirgin yüksek olduğu görüldü. Ani olmayan tip reaksiyonlarda hs-CRP düzeyi ani tip grubundan daha yüksekti. Ani tip ve ani olmayan tip reaksiyonlar arasında kalprotektin ve TARC düzeyleri açısından anlamlı bir fark bulunmadı. Kesin kanıtlanan olgular ayrı olarak karşılaştırıldığında da kalprotektin ve TARC düzeylerinin sağlıklılardan belirgin olarak yüksek olduğu ancak hs-CRP düzeyleri açısından anlamlı fark olmadığı saptandı. Kan mutlak nötrofil/lenfosit oranı (ANS/ALS) düzeylerinde gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Birinci ve 7. gün örnekleri çalışılabilen 28 hastada her iki örnek arasında hs-CRP ve kalprotektin düzeyleri açısından istatistiksel anlamlı fark yoktu ancak 7. gün düzeyleri daha düşüktü. TARC çalışmasında ise yine 1. ve 7. gün arasında istatistiksel anlamlı fark yoktu ancak 7. gün düzeyleri daha yüksekti. Kalprotektin, hs-CRP ve TARC düzeyleri 20 MPE ve 2 SCAR'lı hasta arasında karşılaştırıldığında, muhtemelen SCAR olgu sayısının çok düşük olmasına bağlı olarak, istatistiksel anlamlı fark bulunmadı ancak hs-CRP düzeyleri her iki örneklem gününde de SCAR'lı olgularda MPE'e göre daha yüksek buna karşılık kalprotektin düzeyleri MPE'li hastalarda SCAR'lı olgulara göre daha yüksek bulundu. Reaksiyon sırasında akut enfeksiyonu olan hastalar ile enfeksiyonu olmayan hastalar karşılaştırıldığında eozinofil, sedimentasyon, CRP, ANS/ALS, kalprotektin, hs-CRP ve TARC arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı ancak enfeksiyonu olan hastalarda tüm biyobelirteçler, enfeksiyonu olmayanlara göre daha yüksekti. Sonuç olarak; Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri servislerinde yatan çocuk hastalarda yıllık İADR insidans hızı gelişmiş ülkelerde saptanan hızlardan düşük bulunmuş ve ağır ilaç alerjilerinin nadir olduğunu ortaya koymuştur. Reaksiyonun erken döneminde bakılan hs-CRP, kalprotektin ve TARC düzeylerinin yüksek olmasının İADR gelişimini öngörmede başarılı biyobelirteçler olabileceği ancak eşlik eden enfeksiyonların da bu düzeyleri etkileyebileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: ilaç aşırı duyarlılık reaksiyonu, insidans, biyobelirteç, kalprotektin, hs-CRP, TARC

Biyobelirteçler-farmakolojikC reaktif proteinHipersensitivite+6
Fazilet Esen
Mersin University
2023
00

Related subjects