Life

78 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Hayat bilgisi dersinde öğrencilerin yaşam becerilerinin geliştirilmesinde etkin öğrenme uygulamaları

İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bilgi, en önemli olgu haline gelmekte ve bu dönemin toplumu, bilgi toplumu olarak nitelendirilmektedir. Bilgi toplumunda bireylerden, karmaşıklaşan ekonomik ve toplumsal yapıya uyum sağlayabilmeleri, hızla değişen ve gelişen teknolojiyi yakalayabilmeleri, hızla üretilen bilgi yığınları arasında bilgiyi seçerek, analiz ederek ve değerlendirerek elde etmeleri, elde ettikleri bilgiyi günlük yaşamlarında kullanabilmeleri ve ürüne dönüştürebilmeleri beklenmektedir. Bu bağlamda eğitimin işlevi de bu becerileri bireylere kazandırmaktır. Bu beceriler, 21. yüzyıl becerileri olarak nitelendirilmektedir. Türkiye'de 2004 yılında uygulamaya konulan ilköğretim programlarında tüm derslerde, ortak beceriler olarak eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, iletişim, araştırma, problem çözme, karar verme, bilgi teknolojilerini kullanma, girişimcilik becerilerine yer verilmiştir. Bu ortak beceriler, 21. yüzyıl becerileri kapsamındaki becerilerle örtüşmektedir. Bu ortak beceriler ilkokul üçüncü sınıfta yer alan Hayat Bilgisi Öğretim Programında yaşam becerileri olarak adlandırılmaktadır. Yaşam becerileri, bireyin toplumda başarılı olması için gerekli olan, tutum, bilgi, davranış ve becerilerdir. Yaşam becerileri bireyin evde, okulda ya da yaşamın farklı alanlarında (iş ve özel yaşam) kullanılan ve karşılaştıkları karmaşık durumların üstesinden gelmesini ve amaçlarına ulaşmasını sağlayan becerilerdir. Türkiye yaşam becerilerinin bireylere kazandırılmasını amaçlayan öğretim programlarından biri de Hayat Bilgisi Öğretim Programıdır. Hayat Bilgisi Öğretim Programında, yaşam becerilerinin yansıması olarak öz-yönetim becerileri yer almaktadır. Öz-yönetim becerileri, Hayat Bilgisi Öğretim Programına özgü becerilerdir. Hayat Bilgisi dersinde bireylere öz- yönetim becerilerini kazandırmak önemlidir. Hayat Bilgisi dersinde bireylerin öz-yönetim becerilerini kazanmalarını sağlamada etkin ve etkili yaklaşımlar kullanılabilir. Bu yaklaşımlardan biri de etkin öğrenme yaklaşımıdır. Araştırmanın amacı Hayat Bilgisi dersinde öğrencilerin yaşam becerilerinden öz yönetim becerilerinin geliştirilmesinde etkin öğrenme uygulamalarının etkisini belirlemektir. Karma modelde desenlenen araştırmada gömülü yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Hayat Bilgisi dersi, öz-yönetim becerilerini temel alan etkin öğrenme yöntem ve teknikleri bağlamında yürütülmüştür. Araştırma, 2014-2015 öğretim yılı güz döneminde Eskişehir ilindeki bir ilkokulun üçüncü sınıf şubelerinden birinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, bu sınıfın öğrencileri, sınıf öğretmeni ve öğrenci velileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri öz-yönetim becerileri ölçeği, görüşme, açık uçlu sorudan oluşan anket formu, gözlem, ders planları, öğrenme materyalleri ve öğrenci ürünleri, yapılandırılmış öğrenci günlükleri, ses kayıtları ve araştırmacı günlüğü ile toplanmıştır. Öz-yönetim becerileri ölçeği araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde t testinden, nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analizden yararlanılmıştır. Araştırmada, etkin öğrenme yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülen Hayat Bilgisi dersinde öğrencilerin öz-yönetim becerilerini nasıl işe koştuklarına, etkin öğrenme yaklaşımının öğrencilerde öz-yönetim becerilerinin etkililiğine, öğrencilerde öz-yönetim becerilerinin gelişimine yönelik öğrenci ve öğretmen görüşlerine, öğrencilerin öz-yönetim becerilerini okul dışına yansıtma durumlarına ilişkin sonuçlar elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Etkin öğrenme yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülen Hayat Bilgisi dersinde, öğrenciler öz- yönetim becerilerinden etik davranma, kendini tanıma ve kişisel gelişimini izleme, duygu yönetimi, sorumluluk, liderlik, eğlenme, öğrenmeyi öğrenme, amaç belirleme, kariyer planlama, sorumluluk, zamanı ve mekânı doğru algılama, katılım, paylaşım, işbirliği ve takım çalışması ve farklılıklara saygı duyma becerilerini işe koşmuşlardır. • Öğrencilerde öz-yönetim becerilerinin gelişimine ilişkin öğrenci görüşlerini ortaya çıkarmak için öğrencilerle yapılan görüşmelerde, öğrenciler öz-yönetim becerilerine yönelik okulda ve okul dışında günlük yaşamlarında da öz-yönetim becerilerini işe koştuklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler, etkin öğrenme yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülen Hayat Bilgisi dersinde eğlenceli zaman geçirdiklerini ve Hayat Bilgisi dersine yönelik olumlu tutum geliştirdiklerini ifade etmişlerdir. • Sınıf öğretmeni de öğrencilerin sınıf içi uygulamalardan sonra öz-yönetim becerilerini yalnızca Hayat Bilgisi dersinde değil, ders dışında ve diğer derslerde de işe koştuklarını belirtmiştir. • Öğrencilerin öz-yönetim becerilerini, okul dışına da yansıtma durumlarına yönelik öğrenci velileri, çocuklarının öz-yönetim becerilerini okul dışında ev ve sosyal yaşamlarında işe koştuklarını ifade etmişlerdir. • Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin öz-yönetim becerileri ölçeğinden uygulama öncesi aldıkları ön test puanları ile uygulama sonrası aldıkları son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuş; bu verilerden hareketle Hayat Bilgisi dersinde, etkin öğrenme yaklaşımının öğrencilerin öz-yönetim becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. • Araştırma sonuçlarından Hayat Bilgisi Öğretim Programında, öz-yönetim becerilerinin öğrencilerin seviyelerine uygun biçimde yeniden gözden geçirilmesi ve programda etkin öğrenme yöntem ve tekniklerine ilişkin örnek uygulamalara yer vermeye ilişkin öneriler getirilmiştir. Anahtar Sözcükler: 21. Yüzyıl Becerileri, Yaşam Becerileri, Hayat Bilgisi, Öz- Yönetim Becerileri, Etkin Öğrenme

Aktif öğrenmeAktif öğrenme yöntemleriHayat bilgisi+7
Zeynep Kılıç
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, önemli yaşam olayları, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi

Bu araştırmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, cinsiyet ve sınıf düzeyleri, cinsiyet ve önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamamaları ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenleri açısından incelenmiştir. Ayrıca, ergenlerin aileden algıladıkları sosyal destek, arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek, cinsiyet, sınıf düzeyi ve önemli yaşam olayı yaşayıp yaşamama durumuna göre incelenmiştir. Araştırmada ayrıca, ergenlerin okul içsel bağlılık, okul ortamı bağlılık ve öğretmen bağlılık puanları, cinsiyet ve sınıf düzeylerine göre de incelenmiştir. Son olarak, bu çalışmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı değişkenleri tarafından yordanması araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan ve Afyonkarahisar il merkezinde yer alan liselerde öğrenim gören 1022 lise öğrencisinden (533 kız, 489 erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Okul Bağlılığı Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, İki Yönlü ANOVA, Üç Yönlü ANOVA, Tek Yönlü ANOVA ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını bulmak için Scheffe Çoklu Karşılaştırma testi gerçekleştirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizi de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kızların psikolojik sağlamlık düzeylerinin erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu; önemli yaşam olayları yaşayan ergenlerin, önemli yaşam olayları yaşamayan ergenlere göre psikolojik sağlamlık düzeylerinin anlamlı olarak düşük olduğu; ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, anne ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı anlaşılmıştır. Ergenlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi incelendiğinde ise, kızlarda ve erkeklerde aileden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu; kızlarda arkadaşlardan ve öğretmenden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu bulunmuştur. Ergenlerin okul bağlılık düzeyleri incelendiğinde, kızların okul içsel bağlılık puanlarının erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıftaki kızların okul ortamı bağlılığının, diğer sınıflardaki kızlardan daha yüksek düzeyde olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencisi kızların erkeklere göre daha yüksek öğretmen bağlılığı puanları olduğu anlaşılmıştır. Son olarak, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığının, ergenlerde psikolojik sağlamlığın anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, toplam varyansın % 33'ü algılanan sosyal destek, % 4'ü okul bağlılığı tarafından açıklanmıştır. Diğer yandan, cinsiyetin ve önemli yaşam olayları yaşamanın ise ergen psikolojik sağlamlık düzeyini yordamadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: Algılanan sosyal destek, ergenlik, okul bağlılığı, önemli yaşamolayları, psikolojik sağlamlık

Algılanan sosyal destekBağlılıkErgenler+7
Özden Turgut
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Bakım ve koruma altında bulunan zihin yetersizliği olan bireylere yönelik günlük yaşam eğitimi programı geliştirilmesi

Bu araştırmanın temel amacı, bakım ve koruma altında bulunan zihin yetersizliği olan bireylere yönelik Günlük Yaşam Eğitim Programı geliştirmektir. Araştırmanın yöntemi sistem yaklaşımına dayalı program geliştirme modelidir. Bu model (a) problemin tanımlanması, (b) gelişme ve (c) değerlendirme olarak üç aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında program danışma komisyonu üyeleri belirlenmiş, resmi bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde kalan zihin yetersizliği olan bireylerin günlük yaşamlarına ilişkin problem durumları tanımlanmış ve çalışma zaman planı yapılmıştır. Gelişme aşamasında Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde yer alan 10 resmi bakım ve rehabilitasyon merkezinde görev yapan bakım elemanı, meslek elemanı ve yöneticilerden oluşan 61 katılımcı ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme bulguları olan üç ana tema ve 19 alt temanın tartışılması ve taslak program içeriğinin oluşturulması amacıyla 10 saha çalışanından oluşan program çalışma grubu oluşturulmuştur. Hazırlanan taslak program içeriği konusunda bakım elemanları, meslek elemanları ve yöneticilerden oluşan 20 saha çalışanından tanılayıcı değerlendirme görüşleri alınmıştır. Değerlendirme sonucunda ulaşılan bulgular program içeriğinde yer alan 232 amacın tamamının kapsam geçerliğinin sağlandığı yönündedir. Sonuç olarak farklı bakım ve rehabilitasyon merkezlerine uyarlanabilir ve her zihin yetersizliği olan birey için bireyselleştirilebilme özellikleriyle sistematik; zihin yetersizliği olan bireylerin kendi yaşam alanları araştırılarak oluşturulmuş günlük yaşam becerileri ve serbest zaman etkinlikleriyle işlevsel özellikler taşıyan Günlük Yaşam Eğitimi Programı (GYEP) tamamlanmıştır.

Korunmaya muhtaç çocuklarProgram geliştirmeYaşam+3
Ali Kaya
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Matematiksel modellemenin yaşama yansıma sürecinin incelenmesi

Son yıllarda uygulamalı matematik, mühendislik, nanoteknoloji, ekonomi ve biyoloji gibi diğer disiplinlerde giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Mühendislik alanları matematik bilginin beceri ile bütünleştirilmesinin en seçkin en yoğun gözlemlendiği alanlardır. Başka bir ifade ile mühendislik, matematiksel modellemenin işe koşulduğu ve insanlığın hizmetine sunulduğu bir alandır. Matematik ve mühendislik eğitiminde önemli bir yer tutan modelleme ilgili olarak teknoloji fakültesinde öğrenim gören mühendis adaylarının görüşlerinin neler olduğu, matematiksel modelleme öz yeterlik ve üst bilişsel farkındalık düzeylerinin kendilerine yapılan öğretim uygulamalarının sonrasında farklılaşıp farklılaşmadığını ve matematiksel modellemede yeterlik düzeylerinin ne olduğunun belirlenmesi amaçlanan bu çalışmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Karma araştırma yönteminin örneklem seçim yöntemlerinden biri olan "amaca uygun örnekleme" yaklaşımı tercih edilmiştir. Çalışma grubunu 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Kocaeli Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği programında öğrenim gören farklı gelişim düzeylerindeki toplam 217 öğrenci oluşturmaktadır. 217 mühendis adayından gönüllü olarak görüşmelere katılacağını bildiren farklı sınıflardan 45 mühendis adayı ile görüşmeler ve bu adayların oluşturduğu 12 grup ile de matematiksel modelleme uygulamaları yapılmıştır. Araştırmada, öncelikle çalışma grubuna model ve modelleme, üstbilişsel farkındalık ve matematiksel modelleme öz-yeterlik ölçeği uygulanarak nicel boyutun ön test ve son test verileri alınmıştır. Bir grup katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme formundan ise nitel boyutun ön görüşme ve son görüşme verileri elde edilmiştir. Sonraki aşamada mühendis adaylarının matematiksel modelleme yeterlik düzeylerinin belirlenmesinde modelleme etkinlikleri uygulanmış ve matematik eğitimcisi uzmanlar tarafından değerlendirilmiştir. Araştırma sürecinde yapılan uygulamalar ve kullanılan ölçme araçları ile verilerin toplanması, Ekim 2020-Aralık 2020 tarihleri arasında mühendis adaylarıyla 11 hafta süresince yapılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası mühendis adaylarının modeller ve modelleme anlayışlarının, matematiksel modelleme öz yeterliklerinin ve üst bilişsel farkındalıklarının yüksek düzeyde olduğu ve bu düzeylerde uygulamalar sonrası lehine istatistiki olarak anlamlı artış olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre matematiksel modelleme uygulamaları mühendis adaylarının model ve modelleme anlayışları, matematiksel modelleme özyeterlikleri ve üst bilişsel farkındalıkları üzerine istatistiki anlamda anlamlı ve pozitif etki sağladığı görülmüştür. Mühendis adaylarının matematiksel modelleme problemlerine verdikleri yanıtların değerlendirilmesi sonucu yüksek düzeyde matematiksel modelleme yeterliklerine sahip oldukları ancak eksik olan bazı yeterliklerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca uygulama sonunda mühendis adaylarının mülakatlarda son görüşmeler verdikleri cevaplar incelendiğinde başlangıç durumuna göre gelişme olduğu tespit edilmiştir. Mühendislik eğitiminde matematiksel modellemeyi öğrenme ve geliştirme sürecini tanımak mühendis yetiştirmede önemli ipuçları verebilir. Bu bağlamda araştırmanın hem mühendis eğitiminde hem de sonrasında mesleki olarak yararlanabilecek sonuçlar üretmesi beklenmektedir. Mühendis ve adaylarının matematiksel modelleme eğitimi araştırmalarının ülkemizde yaygınlaştırılması ve çalışma kapsamında incelenmeyen farklı mühendislik alanlarına yönelik daha kapsamlı çalışmaların yapılması önerilmektedir.

MatematikMatematik eğitimiMatematiksel modelleme+5
Barış Demir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alevîlerin dinî inanç ve yaşantıları (Kocaeli Ballar Köyü örneği)

Bu çalışma, "Alevîlerin Dinî İnanç ve Yaşantıları (Kocaeli Ballar Köyü Örneği)" başlığı altında Alevîlikle ilgili inançlar, ibadetler, dinî kurum, örf ve âdetler üzerine yapılan bir alan araştırmasıdır. Yapmış olduğumuz bu çalışma, sahada yapılan derleme ve incelemeler neticesinde elde edilen bilgilerden meydana gelmektedir. Çalışmamız, giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde yaptığımız çalışmanın amacı ve hedefi belirtilmiştir. Birinci bölümde, araştırma alanı ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Ballar Köyü Alevîlerinin temel inanç yapıları ve ibadetleri/erkânları tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Ballar Köyü Alevîlerinin dinî kurumları ve örf âdetleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonuç kısmında ise çalışmamızın öne çıkan kısımlarına değinip ele aldığımız konulardan çalışmada ulaşılan sonuç belirtilip genel bir değerlendirme yapılmıştır.

AlevilerDini imanDinler tarihi+7
Fatih Arslan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Savaş mağduru sığınmacı çocuklarda hayat ve Tanrı algısı: "7-12 yaş arası Suriyeli çocuklar"

Günümüzde mülteciler, ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlardır ve bu durum onlar için pek çok sıkıntı ve zorluğu bir araya getirmiştir. Mültecilerin topraklarını terk etme nedenleri içinde savaşlar en başta gelen sebeptir. Son yıllara baktığımızda Suriye'de çıkan savaşlar, büyük bir göç dalgasıyla sonuçlanmıştır. İnsanlar yaşadıkları ülkeyi, evlerini terk etmek zorunda kalarak mülteci konumuna düşmüşlerdir. Türkiye'ye büyük bir mülteci akını başlamıştır ve bu durum beraberinde birçok psiko sosyal problemlere yol açmıştır. Savaş, toplumlar üzerinde ruhsal açıdan büyük hasarlarla sonuçlanmaktadır. Travma Sonrası Stres bozukluğu, savaş ortamında kalan ve sonucunda ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerle yapılan çalışmalarda en sık görülen psikiyatrik bozukluklardan biri olarak tanımlanmıştır. Savaş travmasına hazırlıklı olmadıkları için çocuklar, bu durumdan çok daha fazla etkilenmekte ve travma yaşamaktadır. Aynı bölgede yaşanan terörist saldırıları, suç, felaket ve savaş koşullarının birleşimiyle bu süreç, çocukları ruhsal olarak oldukça kötü etkilemektedir. Bu araştırmada çocukların yaşadığı bu travma sürecinin yaşam ve Tanrı algılarını nasıl biçimlendirdiği üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Çocuklarda Tanrı Tasavvuru, Göç Psikolojisi, Hayat Algısı, Savaş, Sığınmacılık, Tanrı Algısı, Travma

GöçmenlerHayatın değeriMülteciler+7
Rümeysa Nur Türker
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Basra şehrinde miyokard enfarktüslü hastaların yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Araştırma; miyokard infarktüsü (MI) geçiren hastaların, yaşam kalitesi ölçeklerinden MacNew Kalp Hastalığı Sağlıkla İlgili Yaşam kalitesi (MacNew) anketi dikkate alınarak yaşam kaliteleri hakkında bilgi sahibi olmak için gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak sosyodemografik bilgileri içeren anket ve MacNew anketi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 26 sürümü kullanılımıştır. MacNew anketinin her sorusu için frekans dağılım tabloları oluşturulmuş ve değerlendirilmiştir. Macnew anket ortalamasının 93,5797±11,10390 olduğu görülmüştür. MacNew ölçek düzeyi ile yaş arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). MacNew anketi medeni durum, meslek, çalışma durumuna koroner arter hastalığı nedeniyle hastanede yatma sayısına, fiziksel aktivite/egzersiz yapıp yapmamaya, fiziksel aktivite/egzersiz sıklığına, fiziksel aktivite/egzersiz süresine, diyet yapıp yapmamaya, diyet programına uyuma, ilaç tedavisine uyuma, son 2 hafta boyunca özel yaşantı ile ilgili olarak mutlu, hoşnut ve memnun olma durumuna, son 2 hafta boyunca günlük fiziksel aktivite yaparken çekilen nefes darlığına, son 2 hafta boyunca kalp problemlerinizin sonucu olarak egzersiz ve spor yaparken limitlere göre farklılık göstermektedir (p<0,05); cinsiyet, eğitim, gelir durumu, yaşantının çoğunlukta geçirildiği yere, kalp hastalığı nedeniyle hastanede yatmaya, sigara kullanımına, alkol kullanımına göre farklılık göstermemektedir (p>0,05). Araştırma güvenilirliği %79,5 olarak bulunmuştur. Konu İle ilgili daha çok çalışma yapılması önerilmektedir.

AnketlerIrak-BasraKalp hastalıkları+3
Husseın Awadh Jaber Jaber
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin sınıf yaşam algıları, hedef yönelimleri ve yaratıcı kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, onuncu sınıf lise öğrencilerinin sınıf yaşam algıları, hedef yönelimleri ve yaratıcı kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Çankırı il merkezindeki liselerde öğrenim gören 461 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Sınıf Yaşamı Algısı Ölçeği", "Hedef Yönelimi Ölçeği" ve "Yaratıcı Kişilik Özellikleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada önerilen model yol analizi ile test edilmiştir. İstatistiksel analizler için SPSS 26 ve AMOS 22 programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin sınıf yaşam algıları ile yaratıcı kişilik özellikleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sınıf yaşam algısının öğrenme-yaklaşma, performans-yaklaşma, öğrenme-kaçınma ve performans-kaçınma hedef yönelimleri ile pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, performans-yaklaşma hedef yönelimi ile yaratıcı kişilik özellikleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, sınıf yaşam algısı ile yaratıcı kişilik özellikleri arasındaki ilişkide performans-yaklaşma hedef yöneliminin kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur.

AlgıHedef yönelimleriKişilik özellikleri+5
Gözde Baltacı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin okul yaşam kalitesini algılama düzeyleri ve mesleki tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, Adana ili merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algıları ile mesleki tutum düzeylerinin belirlenmesi ve bunların bazı değişkenler açısından anlamlı farklılıklar gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel veri toplama yöntemlerinin kullanıldığı tarama modelindedir. Verilerin toplanması amacıyla 13 devlet ve 2 özel okul olmak üzere 15 ilköğretim okulunda görev yapan öğretmenlere ulaşılmış, araştırmaya gönüllük esasına dayalı olarak toplam 414 öğretmen katılmıştır. Okul Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Öğretmen Tutumu Ölçeği uygulanarak elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra t-testi, varyans analizi, Kruskall Wallis ve Mann-Whitney U analizleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda öğretmenlerin okullarının yaşam kalitesini genel olarak orta düzeyin biraz üzerinde olumlu algıladığı, erkek öğretmenlerin okul yönetimine yönelik algılarının bayan öğretmenlere göre daha olumlu olduğu, 40 yaş ve üzerindeki öğretmenlerin okuldaki öğretmenleri, okul yönetimini ve öğrencileri daha olumlu algıladığı görülmüştür. Bekâr öğretmenlerin kendi statülerine, eğitim enstitüsü ve eğitim yüksek okulu öğretmenlerinin öğretmenlere yönelik algıları daha olumlu olurken, mesleki kıdemle birlikte öğretmenlerin okula yönelik duyguları ve okul yaşam kalitesi algılarının da olumlu yönde arttığı saptanmıştır. Okulun sosyo-ekonomik düzeyi ve öğretim şekli öğretmenlerin öğretim programına yönelik algılarında farklılık yaratmazken, sınıf mevcudu azaldıkça öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algılarının da daha olumlu olduğu belirlenmiştir.Öğretmenlerin mesleklerine karşı tutumlarının genel olarak orta düzeyde ve olumlu olduğu, erkek öğretmenlerin ?İnsancıl Düşünsel Yaklaşım? boyutunda bayan öğretmenlere göre anlamlı derecede daha olumlu tutuma sahip oldukları, 40 ve üzeri yaş grubundaki öğretmenlerin mesleki sorumluluklarının daha yüksek ve ayrımcılığa karşı daha duyarlı oldukları saptanmıştır. Bekâr öğretmenlerin evli öğretmenlere göre daha olumlu öğretmen tutumu içinde oldukları, çocuk sahibi olup olmama durumunun öğretmenlerin öğretmen tutumunda farklılaşma yaratmadığı belirlenmiştir. Eğitim Enstitüsü mezunu öğretmenler diğer fakültelerden mezun olan öğretmenlere göre ve Lisans Tamamlama programı mezunu öğretmenler Eğitim Enstitüsü mezunu öğretmenlere göre anlamlı derecede daha fazla mesleki sorumluluk sahibi ve ayrımcılığa karşı daha duyarlı oldukları saptanmıştır. Mesleki kıdemi 20 yıl ve üzeri olan öğretmenlerin mesleki sorumlulukları daha yüksek ve ayrımcılığa karşı daha duyarlıdırlar. Üst sosyo-ekonomik düzeydeki okullarda görev yapan öğretmenlerin öğrenci ve öğrenmeye karşı tutumları alt sosyo-ekonomik düzeydeki okullarda görev yapan öğretmenlere göre daha olumludur. Öğretmenlerin mesleğe, öğrenci ve öğrenmeye karşı tutumları ve öğretmen tutumları öğrenci sayılarına göre farklılaşmamaktadır.Anahtar Kavramlar: Öğretmenlik Mesleği, Tutum, Mesleki Tutum, Okul Yaşam Kalitesi.

KaliteMesleki tutumOkul yaşam kalitesi+6
Gülbahar Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İntihar girişiminde bulunan bireylerde yaşam tutumunun ve bilişsel çarpıtmaların baş etme stillerinin yordayıcısı olarak incelenmesi

Çalışma, intihar girişiminde bulunan bireylerin yaşam tutumlarının ve bilişsel çarpıtmalarının baş etme yöntemlerine yordayıcı etkisinin olup olmadığını araştırmak amacıyla, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılmıştır. Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesine intihar girişimi nedeniyle başvuran hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan toplam 100 hasta ise örneklemi oluşturmuştur. Veriler, 'Kişisel Bilgi Formu', 'Yaşam Tutum Profili Ölçeği (YTPÖ)', 'Düşünce Özellikleri Ölçeği (DÖÖ)', 'Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ)' ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, aritmetik ortalama ve standart sapma, korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Hastaların YTPÖ puan ortalaması, 87.50±22.70, DÖÖ puan ortalaması 106.81±14.54 olarak saptanmış olup, hastalar en çok SBÇTÖ'nün alt boyutu olan çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım baş etme stratejilerini kullanmıştır. Hastaların bilişsel çarpıtmaları ve yaşam tutumları, stresle başa çıkma stratejilerinin anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir (p˂0.001, p˂0.05). Sonuç olarak, intihar girişiminde bulunan hastaların oldukça yüksek düzeyde bilişsel çarpıtmaları kullandıkları, stresle baş etmede etkisiz baş etme yöntemlerinden olan çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşıma daha fazla başvurdukları ve yaşam tutumlarının olumsuz olduğu belirlenmiştir. Hastaların kullandığı bilişsel çarpıtmaların ve yaşam tutumunun stresle baş etme stratejilerini anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır. Hastaların tedavi sürecine etkili baş etme stratejilerini geliştirici, bilişsel çarpıtmalarını azaltıcı ve yaşama yönelik olumlu tutum geliştirmeleri için psikoterapötik hizmetlerin verilmesi katkı sağlayacaktır.

Biliş bozukluklarıBilişsel çarpıtmaStres+5
Kübra Erdem
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet İnam felsefesinde gönül

Çağdaş Türk Felsefesinin önemli temsilcilerinden biri olan Ahmet İnam, 1990'lı yılların başında Gönül Felsefesi adını verdiği, Anadolu kültürünü ve Anadolu insanının hayatını merkeze aldığı bir felsefi inşaya girişmiştir. Gönül Felsefesi, İnam'ın evrensel sorunlara cevap ararken yerel olandan yola çıkması sonucu ortaya çıkan bir felsefedir. Gönül Felsefesini temellendirdiği "gönül" kavramı, başka dillerde karşılığı olmayan öz Türkçe bir kelimedir. İnam, felsefi inşasında gönül kavramını derinleştirmiş ve bu kav-ramı beden, duygu, akıl ve çevre ile birlikte irdelemiştir. Kendisini, arayan ve deneyen bir yolcu olarak betimleyen İnam, son yıllarda "can" kavramının gönle olan katkısını keş-fetmiş ve Gönül Felsefesini can kavramıyla zenginleştirmiştir. Can, gönlün ilk halidir. İnam'a göre birey can sahibi olmadan gönül sahibi olamaz. Araştırmamız giriş ve sonuç bölümü hariç dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı ve önemi açıklanmıştır. Birinci bölümde Ahmet İnam'ın hayatı ve düşünce dünyası anlatılmıştır. İkinci bölüm; Gönül Felsefesi, gönül ve can kavramları ve Gönül Felsefesi Anadoluluk ilişkisinin açıklandığı bölümdür. Üçüncü bölümde İnam'ın etkilendiği kavram ve düşünürlere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde XIII. yüzyılda Anadolu-Türk bilgeliğinin temelinde olan varlığı içten dışa bir bütün ola-rak ele alan "nous" esaslı düşünüş tarzı ile rasyonel yetiyi esas alan "logos" esaslı düşü-nüş tarzı arasındaki fark Anadolu'yu mayalayan Yunus Emre ve Nasreddin Hoca'nın şahsiyetlerinde değerlendirilmiştir. Yine bu bölümde Gönül Felsefesinin Anadolu-Türk bilgeliğinin devamı olup olmadığı tartışılmıştır. Sonuç bölümünde ise bu araştırmadan elde edilen sonuçlara ve sonraki çalışmalar için önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gönül Felsefesi, gönül, can, kültür, nous, logos, Türk-Anadolu bilgeliği

CanFelsefi düşünceGönül+5
Oya Pedük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşam dengesi, mükemmeliyetçi düşünceler ve kaygı arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin kaygı durumlarını etkileyen faktörler incelenmektedir. Araştırmada yaşam dengesi ve mükemmeliyetçi düşüncelerin kaygı üzerinde doğrudan etkileri ve psikolojik esnekliğin bu ilişki içerisindeki rolü yapısal eşitlik modeli ile incelenmiştir. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, kaygıyı test eden modelin anlamlı olduğunu göstermiştir. Doğrudan ve dolaylı etkilere ilişkin sonuçlar kaygının arkadaşlık/yakınlık, olumlu yönelim ve psikolojik esneklik tarafından anlamlı düzeyde yordandığı; psikolojik esnekliğin ise olumlu yönelim ve mükemmeliyetçi düşünceler tarafından anlamlı düzeyde yordandığını göstermiştir. Arkadaşlık/yakınlığın psikolojik esneklik üzerinde; mükemmeliyetçi düşüncelerin ise kaygı üzerinde anlamlı bir yordama etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mükemmeliyetçi düşünceler ile kaygı arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin tam aracı rolü olduğu; olumlu yönelim ile kaygı arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin kısmi aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın katılımcıları 1154 (892 kadın, 292 erkek) üniversite öğrencisidir. Çalışmada ölçme aracı olarak "Kişisel Bilgi formu", "Juhnke- Balkin Yaşam Dengesi Envanteri (arkadaşlık/yakınlık ve olumlu yönelim/pozitif oryantasyon alt boyutları)", "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği-Sürekli Kaygı formu", "Mükemmeliyetçi Düşünceler Ölçeği", "Kabul ve Eylem Ölçeği-II" kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, ilgili alan yazında doğrultusunda tartışılmış, daha sonra yapılacak çalışmalar ile ilgili öneriler sunulmuştur.

DengelemeDengeli yaşamEğitim psikolojisi+7
Yıldız Burcu Doğan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Turunçgillerde zararlı Aonıdiella aurantii (Maskell) ile predatörü Chilocorus bipustulatus L. ve parazitoiti Comperiella bifasciata (Howard)'nın popülasyon takibi ile Chilocorus Bipustulatus'un bazı biyolojik özelliklerinin araştırılması

Çalışmada; Turunçgillerde önemli zarara sebep olan Turunçgil Kırmızı Kabuklubiti Aonidiella aurantii ve doğal düşmanlarından Chilocorus bipustulatus ve Parazitoiti Comperiella bifasciata Howard poülasyon takibi 50 dekarlık limon bahçesinin Yabancı ot biçme parseli ve Çitfçi uygulama parselinde 2020 Eylül- 2022 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Chilocorus bipustulatus'un Aspidiotus nerii üzerinde biyolojisi araştırılmıştır. Chilocorus bipustulatus'un preovipozisyon süresi 8.1 ±0.28 gün, ovipozisyon süresi 90.6 ± 3.51 gün ve postovipozisyon süreleri 11.2 ±0.50 gün olarak saptanmıştır. Toplam bırakılan yumurta sayısı 459.6 ±16.29 olarak kaydedilmiştir. Dişi bireyin yaşam süresi 109.9 ±3.41 ve erkek bireyin yaşam süresi 108.6 ±3.78 olarak belirlenmiştir.

Aonidiella aurantiiChilocorus bipustulatusTurunçgiller+1
Büşra Gökdal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gazali ve Heidegger düşüncesinde ölüm ve ölümlülüğün anlamı

Bu çalışmada iki farklı düşünce geleneğinin önde gelen filozoflarından olan Gazali ve Heidegger'in ölüm ve ölümlülük hakkındaki düşünceleri karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Gazali, bedenin ölümünü dünyevi ölüm olarak adlandırmış ve ölümü bir geçiş süreci olarak görmüştür. Ona göre insan bu dünyaya bir amaç doğrultusunda gönderilmiştir: Tanrı'yı tanımak. Tanrı'yı tanımak, insanın kendisini tanıması ve anlaması sayesinde mümkün olur. İnsanın bir parçası olan, dolayısıyla da anlaşılması gereken ölüm, aynı zamanda bu anlamlandırma sürecini dönüş olmayacak bir biçimde sona erdirir. Gazali'nin düşüncesinde, ölümlülüğün insanın dünyadaki en önemli hakikati olması, süreyi sınırlandırması, ahiret ve dünya arasında bir köprü vazifesi görmesi ve en önemlisi insanın nasıl yaşayacağı konusunda rehber olması anlamlı ve değerli bir hayatın inşasını mümkün kılar. Heidegger ise Dasein'ın ölümünü, varlığının sona ermesi olarak adlandırmıştır. Ona göre ölüm, Dasein'ın varlığının bu dünyadaki tüm olanaklarının bitmesi ve onun artık bu dünyada yer almaması demektir. Yani ölümle Dasein'in varlığı olanaksız hale gelmekte ve Dasein en asli gerçekliği olan hiçliğiyle yüzleşmektedir. Fakat Heidegger, hiçliğiyle yüzleşen insanın otantik bir varoluşa yöneldiğini belirtir. Heidegger'e göre böyle bir insan, ölümün, olanaklarının sonu olduğunu fark ettiği için diğer insanlar gibi olmayan, onları taklit etmeyen, kendine has fikirleri olan sahih bir yapıya kavuşur. Gazali, ölümü ahirete bir hazırlık süreci olarak görüp ölümün Tanrı'yı tanımayı, anlamayı ve ilahi emirlere uygun bir hayat yaşamayı sağlaması sebebiyle hayatı anlamlı hale getirdiğini belirtirken, Heidegger ölümü otantik bir varoluşa geçiş sağlaması bağlamında anlamlandırmıştır. Her iki düşünür de ölümlülüğün bilincinde olmakla insanın çeşitli imkanlara sahip olacağını belirtmiş ve ölümün kabullenilmesiyle ve sık sık anılmasıyla ölüme hazırlıklı olmanın önemini vurgulamıştır. Ancak iki düşünür, ölüme hazırlanma bağlamında ve ölüme yüklenen anlamlar bakımından farklı sonuçlara ulaşmıştır. Bunun temel nedeni, Gazali'nin dini inancını eserlerine yansıtan bir mutasavvıf filozof, Heidegger'in ise varoluşçu bir filozof olmasıdır. Anlam ve varlık konusunda Gazali önceliği Tanrı'ya verirken Heidegger varlığa vermiştir. Anahtar Kelimeler: Gazali, Hayatın Anlamı, Heidegger, Otantiklik, Ölüm, Ölümlülük

Din felsefesiFelsefeGazzali+5
Nilüfer Nur Uslu
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de modernleşme ve gündelik yaşam: Akbaba üzerine bir inceleme (1929-1938)

Türkiye'de modernleşme ve gündelik yaşam: Akbaba üzerine bir inceleme (1929- 1938) adlı tez çalışmasının konusu Türk Modernleşmesidir. Yapılan çalışma ile Akbaba'nın 1929- 1938 yılları arasında ülkede yaşanan değişimleri, modernleşme adına yapılanları, dönemin gündelik yaşamını, sıradan insanın yaşamını, halka nasıl yansıttığını ortaya koymak, döneme ışık tutmak amaçlanmıştır. Akbaba'nın incelenmesinin temel nedeni gazetenin Türkiye'nin en uzun soluklu gazetelerinden biri olması, hem siyasi hem de mizahi özellikleri ile ön plana çıkmasıdır.1929 - 1938 yılları arasındaki dönemin incelenmek istenmesinin temel nedeni bu dönemde ülkenin siyasal, toplumsal, kültürel, kurumsal açıdan yeniden yapılandırılmasıdır.Akbaba gazetesinin incelenmesi ele alınan döneme ışık tutmak açısından önemlidir.İçerik çözümlemesine dayandırılan çalışmanın örneklemini 1929 -1938 döneminde yayımlanan Akbaba'nın bütün sayıları oluşturmuştur. Gazetede yer alan her tür yazılı, görsel materyal incelenmiştir.Akbaba'nın Cumhuriyet İdeolojisini benimsediği, modernleşme adına atılan adımları destekleyerek, halkı bu doğrultuda yönlendirdiği, moderniteye özgü unsurlara yer verdiği, böylece halkın gündelik yaşamını bu doğrultuda yönlendirdiği varsayımı ile birinci bölümde modernleşme olgusu ele alınmış, modernleşmenin dinamikleri, gündelik yaşam, popüler kültür, popüler basın, popüler mizah basını gibi konular anlatılmıştır.İkinci bölümde Türk modernleşmesinin ilk adımları Osmanlı döneminde atıldığı için Osmanlı'da modernleşme, Osmanlı modernleşmesinin genel özellikleri, Osmanlı modernleşmesinin boyutları ele alınmıştır. Cumhuriyet Döneminde Modernleşme (1929-1938), Cumhuriyet Modernleşmesinin genel özellikleri (1929-1938), Cumhuriyet Modernleşmesinin farklı boyutları üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde popüler mizah basınında yaşadığı yıllara ayna tutan Akbaba üzerine yapılan incelemeler sunulmuştur. Akbaba'nın doğuşu, Akbaba'nın yayım dönemleri, Akbaba'da mizah ve karikatür, Akbaba'nın yazarları ve karikatüristleri hakkında bilgi verilmiş, Akbaba'nın yayım yaşamı boyunca değişen biçimsel özellikleri tablolaştırılarak ortaya koyulmuştur. Akbaba'nın okur kitlesine ve Akbaba'yla ilgili görüşlere de yer verilmiştir.Dördüncü bölümde Akbaba'da Cumhuriyet Dönemi modernleşmesinin genel özellikleri (1929 - 1938) ele alındıktan sonra Akbaba'nın Cumhuriyet Dönemi Modernleşmesinin boyutlarını nasıl yansıttığı saptanmıştır.Sonuç bölümünde Akbaba'nın Cumhuriyet İdeolojisini benimsediği moderniteye özgü unsurlara yer verdiği, halkın gündelik yaşamını bu doğrultuda yönlendirdiği, halkı eğittiği, eğlendirdiği görülmüştür.Anahtar Sözcükler:1.Modernleşme2.Kültür3.Popüler Kültür4.Gündelik Hayat

Akbaba dergisiGünlük yaşamKültür+3
Gözde Sevil Kılıçer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Bergson'a göre varoluşsal konumu bakımından insanın durumu

Bu çalışmada Henri Bergson'un felsefi sisteminde varlığın değerlendirilmesi açısından insanın konumu tartışılmaktadır. Bergson'un felsefe anlayışında varlığın yapısı sürekli bir oluş olarak sunulduğundan, insanın bu oluşsal konum açısından nasıl konumlandırdığı önem kazanmaktadır. Bu sürekli değişmeler alanında, insanı insan yapanın ne olduğu bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada bu sorun ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır.Henri Bergson'un felsefesi temel olarak onun zaman anlayışına dayalıdır ki o bunu süre olarak adlandırır. Bergson süre kavramını düşüncesinin ilk dönemlerinde daha açık bir şekilde insanla ilişkili olarak ortaya koyduktan sonra, bu kavramı daha da genişleterek evrenle özdeşleştirmiştir. Daha sonraki çalışmalarında Bergson insanı bir süre varlığı olarak ortaya koymuştur. Bergson varlık düşüncesini ortaya koyarken hayat hamlesi, bellek, bilinç ve evrim kavramlarını kullanmıştır. Hayatın kendini oluşturmaya koyarken ki çabası evrim olarak belirir. Hayat maddenin kendisine karşı olan direncini aşmaya çalışır, maddeye özgürlük sokmaya çalışır. Hayat bu bağlamda çeşitli gelişim aşamalarından sonra, kendini gerçek anlamda ve özgür bir şekilde insanda ortaya koymuştur. Dolayısıyla insan hayatın kendini gerçekleştirdiği varlık olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Bergson'un hem varlık düşüncesinde hem de insan anlayışında bellek önemli bir yere sahiptir ki bu kavram da süreyle ilişkilidir.

BellekBergson, HenriBilinç+6
Ceyhun Akın Cengiz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yaşam göstergelerinin belediyeler açısından değerlendirilmesi: Samsun Büyükşehir Belediyesi örneği

Kentleşme sürecinde, kentler başta alt yapı hizmetleri olmak üzere ekonomik, sosyal ve kültürel pek çok sorunla yüz yüze gelmiştir. Küreselleşme ile birlikte kent yönetimleri yenilenmiş ve kentlerin sürdürülebilirlik esasında yönetilmesi önem kazanmıştır. Çağdaş kent yönetimine göre kentler, sakinlerine belirli bir yaşam düzeyini sağlayan yerleşim birimleri olarak da görülmektedir. Bununla beraber kentler, insan haklarının gelişiminde de önemli bir birim ve kentli haklarının uygulandığı merkezler olmuştur.Avrupa Kentsel Şartı, kentli hakları konusunda en önemli metinlerden biridir. Şart, Avrupa kentlerinde yaşayanların kentte yaşamalarından dolayı sahip oldukları haklara yer vermektedir. Kentli hakları, hem yerel yönetimler hem de kent sakinleri tarafından işbirliği ve dayanışma içerisinde kullanılmalıdır. Böylece, sürdürülebilir kent yönetimleri sağlanabilir ve kent sakinlerinin yaşam kalitesi düzeyleri yükselebilir.Bu çalışmanın amacı, kentsel yaşam kalitesi düzeyinin ve kentli haklarının gerçekleştirilme düzeyinin belediyelerin sundukları kentsel hizmetler aracılığı ile değerlendirilmesi, değerlendirme yapılırken yararlanılan veri kaynaklarının karşılaştırılabilir ve güvenilir veri sunmadaki yeterlilik düzeyinin ortaya konulması ve son olarak kent yöneticilerine ve plancılarına kentsel yaşam kalitesi ve kentsel hizmetler kapsamındaki araştırmalar için yol gösterici olmaya çalışmaktır.Bu çalışmada, belediyelerin sundukları hizmetler (çevre koruma, konut, sağlık, kültür, sosyal, güvenlik, ulaşım, spor ve rekreasyon) kentsel yaşam kalitesi göstergeleri olarak belirlenmiş ve bu göstergelerde nesnel veriler kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler, Türkiye İstatistik Kurumu ADNKS veri tabanı, Samsun Büyükşehir Belediyesi 2011 Faaliyet Raporu, Samsun Valiliğince yayınlanan 2010 İstatistiklerle Samsun kitapçığı ve Samsun Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin ilgili birimleriyle yapılan görüşmeler ile elde edilmiştir. Ayrıca, çalışmada kentsel yaşam kalitesi düzeyini belirlemede karşılaştırma yapabilmek için Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler vb. uluslararası örgütlerin nesnel gösterge ve verilerinden yararlanılmıştır.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriKentsel yaşam+5
Ayben Özkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşam ortamının insan psikolojisi üzerine etkileri

Doğa, insan eliyle değişikliğe uğramadan kendini sürekli yenileyip değiştiren kendine özgü kural ve kanunlarla çalışan sistemdir (Atalay, 2013). İnsanlar yaşamlarının ilk anlarından itibaren doğayla iç içe olup doğanın kendine sunduğu nimetlerden faydalanarak varlıklarını sürdürmektedirler. Doğayla geçirilen zaman bireylerde ruhsal rahatlama sağlamasının yanı sıra bedensel ve fonksiyonel faydalar da sağlamaktadır (Nisbet ve Zelenski, 2011). Bununla birlikte doğayla ilişkili olma birçok olumlu çevresel davranış ve tutumları da beraberinde getirmektedir (Zelenski ve Nisbet, 2014). Bu tez çalışması giriş, materyal metod, bulgular ve sonuçlar olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde doğanın öneminden, insan-doğa ilişkisi, doğa olaylarının kısa tanımlarından ve doğa olaylarının insan psikolojisine etkisinden, insanın ruhsal ve bedensel sağlığında rol oynayan etmenlerden, kültürün ve çevrenin insan sağlığı ile olan ilişkisinden, psikiyatrinin eski dönem ve yeni dönem tarihsel sürecinden, incelediğimiz şikayetlere eski dönemlerde ve yeni dönemde uygulanan tedavi yöntemlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde uyguladığımız anket çalışmasında bağımsız t testi, anova testi, lojistik regresyon analizi uygulanmıştır ve bu testler hakkında kısaca bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine depresyon, stres, anksiyete şikayetleriyle muayene olan hastalara üç ay boyunca yapılan anket çalışmasının bulgularına yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise elde edilen sonuçlar tartışılmıştır. Bu çalışmanın amacı; yaşam ortamının (doğa, şehir, ilçe, köy) insan psikolojisi üzerine etkilerini ve insanın yaşam alanı üzerindeki etkilerini incelemek ve Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine şikâyetleri yüzünden gelen hastaların yaşam ortamlarının depresyon, aksiyete, stres gibi rahatsızlıklarını hangi ölçüde etkilediğini araştırmak ve eğer aralarında bir ilişki varsa uygun istatistiksel yöntemlerle modellemeye çalışmaktır. Anahtar Kelimeler: Yaşam ortamı (Doğa,şehir,ilçe,köy), İnsan, Sağlık, Aksiyete, Stres, Regresyon

PsikolojiPsikolojik etkiRegresyon+5
Fatma Erkuş Kama
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğretmen adaylarının gerçek hayat etkinliği hazırlama süreçlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının gerçek hayat etkinliği hazırlamaları sürecini incelemektir.Araştırmanın başında, matematik öğretmen adaylarının ?gerçek hayat ve matematik ilişkisi? ve ?etkinlik hazırlama? konularında bilgilerini saptamak amacıyla 50 matematik öğretmen adayı ile yazılı doküman incelemesi ve gözlemler yapılmıştır. Daha sonra 50 matematik öğretmen adayının içinden 6 matematik öğretmen adayı seçilmiş ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Gömülü teorinin teknikleri gereğince yapılan görüşmelerle sürecin daha ayrıntılı incelenmesi için yeni görüşme soruları oluşturulmuş ve matematik öğretmen adaylarıyla birer kez daha görüşme yapılmıştır. Çalışmanın analizinde nitel araştırma yöntemlerinden biri olan gömülü teori (grounded theory)' nin teknikleri kullanılmıştır.Öğretmen adaylarının gerçek hayat etkinliği tasarlarken öğrenme alanını, bilgi birikimleri ve öğrenme alanına olan birikimleri ve ilgileriyle ilişkili olarak seçtikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının gerçek hayat etkinliği hazırlarken, etkinliğin öğrencide merak uyandırmasına, güdüleyici, matematiksel ve öğrenci seviyesine uygun olmasına dikkat ettikleri tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının gerçek hayat etkinliği tasarlarken yaşadıkları düşünme sürecinin aşamalarının, yaratıcı düşünme sürecinin aşamalarıyla benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, matematik öğretmen adaylarının gerçek hayat etkinliğini hazırlarken öğrenme alanı seçme kriterlerinin neler olduğu, düşünme sürecinin nasıl gerçekleştiği, etkinliği tasarlarken dikkat ettikleri ve zorlandıkları noktalar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Gerçek hayat etkinliği, matematik öğretmen adayları, gerçek hayat matematik ilişkisi.

Aday öğretmenlerEtkinlikMatematik+2
Kübra Kavdır
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Marcus Tullius Cicero'nun düşüncesinde yaşlılık kavramının incelenmesi

Bilgelik sevgisi, bilgi arayışı olarak felsefe, insan tarafından ve insan için ortaya konduğundan, temelde, insan üzerine bir sorgulama, insan üzerine bir düşünme olmalıdır. İnsan üzerine olan ve insan tarafından ortaya konan felsefi düşünce, insanı derinden tanıma gücüne sahip olduğundan, insana, yaşamsal faydalar sağlayabilme gücüne de sahiptir.İnsanın düşünmek ve eylemde bulunmak için dünyaya geldiğini kabul eden Cicero, felsefi düşünceyi insanın yaşamını yönlendirmek için kullanılması gereken bir araç olarak görmektedir. Cicero'ya göre, felsefi bilgi aracılığı ile doğru davranmak ve mutlu olmak mümkündür. Cicero'ya göre felsefe her daim yaşamın içinde olması geren bir etkinlik olduğundan, Cicero yaşlılığın anlaşılması ve yaşlı insanların kendini değerlendirmesi için felsefeye özel bir görev yüklemiştir.Cicero'ya göre yaşlılık, yaşamın diğer dönemleri gibi kendine has özellikleri olan bir dönemdir ve bu dönemin sorunlarıyla doğru bir şekilde başa çıkıp bu dönemden de zevk almak mümkündür.

CiceroFelsefeFelsefi düşünce+3
Merve Aslanbaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin il merkezinde kahve mağazalarına giden tüketicilerin yaşam biçimleri ve marka tercihleri üzerine bir araştırma

Günümüzde rekabetin hızla artmasının sonucu olarak hemen hemen her pazarda yeni markalar ortaya çıkmakta, ürün sayıları artmakta ve ürün özellikleri giderek birbirine benzemektedir. Tüm bu gelişmeler, tüketicilerin ürün veya marka seçiminde daha bilinçli davranmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle, tüketicilerin tercihlerini kendi markalarına yönlendirmeyi amaçlayan pazarlamacıların hareket noktası tüketici olmalıdır. Ayrıca pazarlama yöneticileri hedef tüketiciyi eksiksiz bir şekilde tanımlayabilmek için birçok faktörü bir arada değerlendirmelidir ve yaşam biçimi pazarlamacılar tarafından bu amaçla kullanılan önemli faktörlerden biridir. Yaşam biçimi tüketicinin tüketim modelini belirler ve marka tercihini etkiler. Yaşam biçimi, tüketicinin kullanılabilir gelirini harcama biçimi, boş vakitlerini değerlendirirken ne yapmaktan hoşlandığı ve nasıl yaşadığını açıklayan bir kavramdır. Kısaca, yaşam biçimi bir birey nasıl yaşar sorunun cevabıdır. Bu çalışma yaşam biçimi, kişilik ve marka kavramlarına ilişkin teorik bilgilerin yanında tüketicilerin yaşam biçimleri ile marka tercihleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik Mersin ilinde yapılan ankete ait analizleri ve bulguları içermektedir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir: • Kahve mağazalarına giden tüketicilerin yaşam biçimleri Gayret Edenler, Deneyimciler, Yapıcılar, İnananlar, Gerçekleştirenler, Mücadele Edenler, Başarılılar ve Düşünenler şeklinde belirlenmiştir. • Kahve mağazalarına giden tüketicilerin yaşam biçimleri ile marka tercihlerini etkileyen faktörler arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. • Kahve mağazalarına giden tüketicilerin yaşam biçimleri marka tercihlerini etkilemektedir. • Kahve mağazalarına giden tüketicilerin marka tercihlerini etkileyen faktörler beş grupta sınıflandırılabilir. Bunlar: Marka Ögeleri ve Sosyal Faktörler, Ürün ve Fiyat, Tutundurma, Ulaşım Kolaylığı, Duyusal ve Duygusal Faktörlerdir. Günümüz rekabet koşullarında varlığını sürdürmek isteyen işletmeler tüketicilerin istek, ihtiyaç ve beklentilerini göz önünde bulundurmalı ayrıca etkili bir pazar bölümlemesi gerçekleştirebilmek ve hedef tüketiciyi doğru tanımlayabilmek için kurumsal becerilerini geliştirmelidirler. Anahtar Kelimeler: Yaşam Biçimi, Psikografik, Değerler, Kişilik, Tüketici Davranışı, Marka Tercihi.

KahvehanelerMarka tercihiMersin+7
Emine Sinem Karip Karakuş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yalnızlığın sarkacında insan:Şükrü Erbaş şiirinde dasein ve durèe

Şükrü Erbaş (1953), günümüz Türk edebiyatının önemli şairleri arasında yer alır. İlk şiiri 1978 yılında Varlık dergisinde yayınlanan şair, tutarlı ve başarılı bir çizgide ilerlemiştir. Tema çeşitliliğini önemseyen Erbaş'ın şiirlerinin büyük çoğunluğunda ise açık ya da gizli bir şekilde yalnızlık duygusunun hakim olduğu görülür. Erbaş şiirinde zamanın izinin sürüleceği bu çalışmada, yaşam ve zamanla eş değer sayılabilecek nitelikte olması nedeniyle önemli olan yalnızlık, "dasein" ve "durée" kavramları ile ilişkilendirilmiştir. Bu tez, Şükrü Erbaş şiirindeki zaman ve ona bağlı olarak yabancılaşma, yalnızlık ve yaşam algılarını çözümleyerek, şairin şiirlerini ne denli derin bir felsefi anlayışla kaleme aldığını göstermek ve bu sayede şiirlerine daha anlamlı bir okumayla yaklaşılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın kuramsal arka planınını ise Heidegger felsefesinin "dasein" kavramı ve Bergson felsefesinin "durée" kavramı oluşturmaktadır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde zaman kavramına yaklaşımın çağdan çağa ve medeniyetten medeniyete gösterdiği değişimlere genel olarak yer verilmiştir. İkinci bölümünde ise Heidegger felsefesi ve Bergson felsefesi özetlenerek bahsi geçen "dasein" ve "durée" kavramlarının Erbaş şiirindeki yansımaları örneklerle açıklanmaya; üçüncü ve son bölümünde de Erbaş şiirindeki yabancılaşma ve yalnızlık duyguları "dasein" kavramıyla çözümlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, şairin şiir öznelerinin dasein yolunda yabancılaşma ve yalnızlık duygularıyla kapıldıkları ruhsal süreç ve böylelikle yaşadıkları sınırları kalkmış bir zaman algısı ise "durée" kavramıyla anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dasein, Durée, Yabancılaşma, Yalnızlık, Yaşam, Zaman.

EdebiyatErbaş, ŞükrüTürk edebiyatı+6
Gökçe Sena Kökce
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
DoctorateOpen AccessEN

Stochastic mortality using non - life methods

Although longevity and mortality risks have been studied for a long time, there has been a remarkable increase in the number and scope of these studies due to recent theoretical and practical developments. Such developments paved the way for a more detailed analysis of the asset-liability balance of life insurance and pension companies. The impact of these risks is huge albeit long-term. In addition to life insurance and pension companies, governments are also considerably affected through health expenditures and pension payments. Further, environmental impact on food and water supplies and pollution should also be considered as well as financial ramifications. Hence, the accurate modelling and forecasting of longevity and mortality risks has become more important than ever as the accelerating population increase is taking its toll on mankind both financially and environmentally. This thesis focuses on the most widely used stochastic mortality models. The results pertaining to historical death probability, force of mortality, life expectancy, and rectangularization behavior are analysed in detail. These models are applied to the data from 20 different countries. In terms of the variety of stochastic mortality models and the number of different countries, this study is singled out as the most extensive study to date. The main contribution of this thesis is the introduction of a new approach to model mortality. This approach is based on IBNR calculations in non-life insurance. The comparison of this approach with two extensively used models in practice, namely Lee and Carter and Renshaw and Haberman models, shows that the new approach outperforms the aforementioned models with UK data.

Economic policiesProbabilitiesRisk analysis+7
Şirzat Çetinkaya
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Şinto dininde yaşam ve ölüm

Şinto dininin belirgin bir kurucusu veya peygamberi yoktur. Genel anlamıyla bir kutsal metni ve dinî Amentüsü de yoktur. Belirgin dini bir yapı oluşturmamasına rağmen Şinto'nun bu denli toplum ve kültürlerine bağlı milli bir dini oluşturmasının arka planında yer alan kaynakların yaşam kurallarına etkisinin incelenmesi esas alınmıştır. Bu amaçla çalışmada, Şinto'nun tarihsel boyutu dikkate alınarak Şinto dininin tarihsel süreçleri, yaşayış ve inanışları işlenmiştir. Geleneksel Japon dini Şinto'nun tarihsel süreç içerisinde yaşam ve ölüm hakkındaki bilgilerinin ve uygulamalarını sunmayı hedefleyen bu çalışma; giriş, iki bölüm, sonuç ve fotoğraflar bölümlerinden oluşmaktadır. Birinci Bölümde genel anlamda Şinto dini hakkında genel bilgililere yer verilerek Şinto pratiklerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Mitolojik ve tarihsel boyutun Şinto dininin oluşmasındaki etkisi incelenmiştir. İkinci Bölümde Şinto'nun günlük yaşam kuralları incelenerek dinin pratiğe dönüştürülmüş uygulamaları ve inanırların bu uygulamaları ne derece hayata yansıttıklarına dair incelemeler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Şinto'da yaşam ve ölüm olgusunun günlük hayattaki iz düşümleri incelenmiştir. Tezimizde kullanımı çok yaygın olmayan fotoğraflar bölümüne yer vermemizin nedeni Japon dini uygulamaları ve günlük yaşam ritüellerinin somutlaştırarak anlaşılmasının kolaylaştırılmasıdır. Bu nedenle tezin sonuna konu ile ilgili fotoğraflar eklenmiştir. Geçmişten günümüze fazla değişikliğe uğramadan varlığını devam ettiren Şinto dinini güçlü bağları mitolojik kaynaklıdır. Şinto dini; Japon insanının geçmişteki inançları, düşünce yapıları, Kamilerin insanlar üzerindeki etkisi ve Japonların dünya anlayışlarının tam olarak anlaşılmasıyla anlaşılması mümkün olacaktır. Üç kutsal olarak ifade edilen Japonlar, Japonya ve İmparatorluk Şinto din anlayışının özünü oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Şinto, Kami, Ölüm, Ataruhlar, Yaşam, Mitoloji, Kutsal

Din sosyolojisiDinlerDinler tarihi+6
Azize Kaplan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects