Madde bağımlılığı

Bu konu başlığı altında 117 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı ile risk faktörlerinin araştırılması: Hitit Üniversitesi örneği

Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birey ve toplum için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Yasal ve yasal olmayan madde kullanımının bağımlılık yaratmasının yanısıra reçeteli ilaçların, doktor kontrolü dışında akılcı olmayan ve kötüye kullanımı da bağımlılık geliştirebilmektedir. Bağımlılıklarda biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok faktörün etkili olduğu biyopsikososyal model günümüzde kabul gören kapsamlı bir bağımlılık yaklaşımıdır. Bu yaklaşımdan yola çıkıldığında cinsiyet, çocukluk travması, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, yaşanılan çevre, olumsuz arkadaş ortamının varlığı, adli süreçlerin varlığı gibi biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörler bağımlılıklarla ilişkili risk faktörü veya bağımlılıkların sonucu olan riskli durumlar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ergenlik ve gençlik dönemi bağımlılıkların oluşmasında kritik bir dönemdir, diğer problemlerde olduğu gibi bağımlılıklarda da çözüme ulaşmanın en kestirme yolu problemin kaynağını bulmaktır. Problemin kaynağını bulurken de bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımına sürükleyen risk faktörleri veya kullanımı sonucunda doğan riskler hakkında bilgi sahibi olmamız, bağımlılıkların oluşmadan önlenmesi ya da bağımlılıklarla çalışma konusunda yardımcı olacaktır. Literatürde yapılan çalışmalarda genellikle bağımlılık yapıcı ilaç veya bağımlılık yapıcı madde olarak ayrı ayrı çalışıldığı, risk faktörlerinin ise genellikle tek veya daha az boyut üzerinden araştırıldığı, ayrıca bağımlılık bağlantılı adli süreçlerle ilgili yapılan çalışmaların da kısıtlı olduğu görülmektedir. Multidisipliner bir anlayışla biyopsikososyal birçok boyutun geniş bir yelpazede araştırıldığı çalışmamızın bu anlamda literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir. Çalışmamız Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenimine devam eden 18 yaş üstü 548 gönüllü öğrencinin katılımıyla tamamlanmıştır. Google Formlarda hazırlanan "Bağımlılık Yapıcı ilaç ve Madde Kullanımı ile Risk Faktörleri" anketi ile katılımcılara ulaşılarak çevrimiçi anket uygulamasıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin tanımlayıcı ve ilişkisel istatistikleri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş, analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmada cinsiyet, devam edilen yüksekokul, çocuklukta yaşanan travmatik yaşantı, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, intihar girişimi, olumsuz arkadaş grubuna sahip olma, adli bir olaya karışma ve adli bir olayın mağduru olma durumları ile yapılan analiz çalışmasında istatistiksel olarak anlamlı bulgulara ulaşılmıştır (p<0,05).

Adli psikolojiAkılcı ilaç kullanımıMadde bağımlılığı+4
Gözde Olukçu
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımlılık yapıcı madde tüketimini engellemeye yönelik örgütsel etkinlik analizi: Kütahya ili örneği

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de madde bağımlılığı sorunu üzerinde çalışılması ve top yekûn mücadele edilmesi gereken bir sorun olarak algılanmaktadır. Madde bağımlılığı alanında yapılan birçok araştırma çok değişik etkenlerin bu sorunun ortaya çıkmasında yeri olduğunu ortaya koymaktadır.Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin dışında artık bir sorun olarak karşımıza çıkmaya başlayan uçucu madde bağımlılığı özellikle gençlerimizi tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır.Bu bağlamda yapılan araştırmada madde bağımlılığına genel bakışla birlikte, uçucu madde bağımlılığı ile lise seviyesindeki gençlerde aile gelir durumu arasındaki ilişki ortaya konulacaktır.Elbette ki uçucu madde bağımlılığını sadece aile gelir durumu ile açıklayamayız. Ancak bu araştırmada ortaya koymaya çalışılacağı gibi düşük gelir düzeyindeki ailelere mensup lise seviyesindeki gençler uçucu maddelerle ilk temas ve bağımlılığa daha müsait pozisyonda yaşamaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Madde, Bağımlılık, Madde Bağımlılığı, Uçucu Madde Bağımlılığı Yoksunluk, Tolerans, Rehabilitasyon

BağımlılıkMadde bağımlılığıUçucu maddeler+1
Erdem Eylenen
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı demografik değişkenler ve anne baba tutumlarına göre madde bağımlısı bireylerin anne baba bağlılıkları ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı madde bağımlısı bireylerin anne babalarının tutumları ve anne baba bağlılıkları ilişkisinin farklı demoğrafik değişkenlere göre ilişkisini incelemektir.Araştırmanın evrenini; Adana ilinde Adana Emniyet Müdürlüğünce şüpheli olarak yakalanan Madde Bağımlısı bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma evreni ve örneklemini ise: 2006 ve 2007 yılları arasında uyuşturucu suçundan Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne getirilen 18 yaş üstü 1092 erkek ve 45 bayan olmak üzere toplam 1137 kişi ile Adana Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğüne getirilen 18 yaş altı 64 erkek ve 5 bayan olmak üzere toplam 69 şahıs ile olmak üzere toplamda 1206 kişi oluşturmaktadır. Araştırma, evreni temsil eden uyuşturucu kullananların arasından uygun örnekleme yöntemi ile çalışmaya gönüllü olarak katılan 157 erkek ve 19 bayan olmak üzere toplam 176 kişi ile yapılmıştır.Araştırmanın veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümü madde bağımlısı bireylerin kişisel bilgilerine ilişkin soruları kapsamaktadır. Araştırmanın ikinci bölümü ?Anne Baba Bağlılık Ölçeği (ABBÖ), üçüncü bölümünü ise Kuzgun ve Eldeleklioğlu (2005) tarafından geliştirilen ?Anne Baba Tutum ölçeği? nden oluşmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre;Araştırmada madde kullanan bireylerin yaşa ve eğitim durumuna göre anne baba bağlılık düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur.Araştırma sonucunda yaş ve anne baba tutumunun anne baba bağlılık düzeyleri üzerindeki ortak etkisinin anlamlı olmadığı, cinsiyet ve anne baba tutumunun anne baba bağlılık düzeyleri üzerindeki ortak etkisinin anlamlı olmadığı ve yine eğitim durumu ve anne baba tutumunun anne baba bağlılık düzeyleri üzerindeki ortak etkisinin de anlamlı olmadığı bulunmuştur.Araştırma sonucuna göre, madde kullanan bireylerin anne baba tutumları ile anne baba bağlılığı düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Yine cinsiyete göre anne baba bağlılık düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.

BağlılıkMadde bağımlılığıNarkotikler+1
Hüseyin Gazi Kılıç
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimlerinin algılanan sosyal destek ve riskli davranışlarla ilişkisinin incelenmesi

Lise öğrencilerinin madde kullanma eğilimleri, algılanan sosyal destek düzeyleri ile riskli davranışları arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırmanın örneklemi, Gaziantep İli, Şehitkamil ve Şahinbey İlçelerinde farklı lise türlerinde öğrenime devam etmekte olan 433 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma, betimsel yöntem ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Veri toplamak amacıyla Gençtanırım (2010) tarafından geliştirilen ''Riskli Davranışlar Ölçeği (RDÖ)'', Yıldırım (2004) tarafından geliştirilen ''Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ-R)'', Mac Andrew (1986) tarafından geliştirilen, Ceyhun ve arkadaşları (2001) tarafından uyarlanan ''Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği (MKEÖ)'' ile araştırmacı tarafından demografik bilgileri elde etmek için ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin normalliği test edilmiş, Mann-Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, korelasyon ve regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmesine karar verilmiş ve elde edilen bulgular tartışılmıştır. Verilerinin analizi sonucunda, MKEÖ'nün toplamından elde edilen puanlar ile ASDÖ'nün toplamından ve alt ölçeklerinden elde edilen puanlar arasında anlamlı düzeyde pozitif ilişkilere rastlanmıştır. Ayrıca MKEÖ'nün toplamından elde edilen puanlarla RDÖ'nün toplamından ve alt ölçeklerinden elde edilen puanlar arasında negatif yönlü ilişki olduğu; ASDÖ'nün toplamından ve alt ölçeklerinden elde edilen puanlar ile RDÖ'nün toplamından ve alt ölçeklerinden elde edilen puanlar arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ancak ASDÖ'nün alt ölçeklerinden olan arkadaştan algılanan sosyal destek düzeyine ait puanlar ile RDÖ'nün alkol kullanma, sigara kullanma ve beslenme alışkanlığı alt ölçeklerinden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, ilgili alan yazındaki araştırma sonuçlarıyla birlikte tartışılmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.

Eğitim psikolojisiLise öğrencileriMadde bağımlılığı+7
Gökcan Sever
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kahramanmaraş il merkezindeki lise son sınıf öğrencilerinde madde bağımlılığı ve etkileyen faktörler

Giriş ve Amaç: Madde bağımlılığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz içinde önüne geçilmesi gereken çok tehlikeli bir halk sağlığı sorunudur. Ergenlik madde kullanmaya başlama açısından en riskli dönemi oluşturmaktadır. Ülkemizde tütün, alkol ve psikoaktif maddelerin kullanımında son yıllarda artış olduğu gözlenmektedir. Bu tez çalışmasının amacı; lise son sınıf öğrencilerinin madde kullanma durumlarını ve etkileyen faktörleri saptayıp bu doğrultuda madde kullanımıyla ilgili tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Kahramanmaraş il merkezindeki lise son sınıf öğrencilerinin sigara, Maraş otu, nargile, alkol ve psikoaktif madde kullanma durumlarını saptayıp etkileyen faktörlerin neler olduğunu öğrenmek amacıyla planlanmış tanımlayıcı tipte kesitsel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Kahramanmaraş il merkezindeki 7632 lise son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örnekleme almamız gereken öğrenci sayısını belirlemek için Türkiye'de 2005 yılında 8 ayrı üniversitenin 1.sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışma baz alındı.123 Buna göre madde bağımlılığı % 3 olmak üzere, % 99 güvenilirlik ve % 1 hata payı ile örnekleme almamız gereken 1541 öğrenci olduğu tespit edildi. Toplam 47 lisenin isimleri bir torbaya konularak basit rasgele yöntem ile öğrenci sayısı 1541'i bulana kadar torbadan lise isimleri çekildi. Örnekleme çıkan ve o gün okula gelmeyen öğrenciler için okula iki kez daha gidildi ve örneklemin tamamına ulaşılarak çalışma tamamlandı. Bu araştırmada anketler öğrencilere 2015 yılı mart ve nisan ayları içinde uygulandı. 1541 öğrenciye 59 sorudan oluşan sosyodemografik özellikler, sigara, Maraş otu, nargile, alkol ve madde ile ilgili anket formu ayrıca 6 sorudan oluşan fagerström sigara bağımlılık testi uygulandı. Fagerström bağımlılık testine göre 0-2 puan çok az bağımlı, 3-4 puan az bağımlı, 5 puan orta derece, 6-7 puan yüksek bağımlı, 8-10 puan ise çok yüksek bağımlı olarak kabul edildi. Verilerin analizi için SPSS 19.0 programı kullanıldı. Frekans, ki-kare, t-testi ve logistik regresyon analizi yapıldı. Bulgular: Kahramanmaraş il merkezindeki lise son sınıf öğrencilerinde sigara içme prevalansı % 27.3, Maraş otu kullanma prevalansı % 16.1, nargile kullanma prevalansı % 22.4, alkol kullanma prevalansı % 19.3, madde kullanma prevalansı ise % 6.1 olarak belirlendi. Her gün sigara içen öğrencilerin % 48'i sigaraya 15 yaşından önce başlamıştı. Sigara bağımlısı olan öğrencilerin fagerström skorlarının ortalaması 2.1±1.35, ortanca skor 1,00 olarak bulundu. Öğrencilerin en çok kullandığı maddelerin sırasıyla; uçucu maddeler (% 32.3), esrar (% 30.1), bonzai (% 8.6), eroin (% 6.5) ve ecstasy (% 4.3) olduğu belirlendi. Sigara, alkol ve madde kullananların aile bireylerinde ve yakın arkadaşlarında da bu maddelerin sık kullanıldığı bulundu. Sonuç: Bu çalışmanın sonucuna göre madde kullanımı liselerde eskiye göre artış trendi içerisindedir. Anne ve babası ile sorunlarını rahatlıkla konuşabildiğini ifade eden öğrencilerde madde kullanma oranı anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Bu nedenle öncelikle anne ve babaları içine alan eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Öğrencilerin büyük çoğunluğu kullandıkları maddelere ulaşmakta zorlanmadıklarını belirtti. Maddeye ulaşımın engellenmesi amacıyla emniyet teşkilatına bağlı narkotik şube birimlerinin daha sıkı çalışıp tedbirler alması gerekmektedir.

Alkol içmeKahramanmaraşLise öğrencileri+7
Özgür Ersoy
Çukurova University
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halüsinojen madde kullanan kişilerin öznel algılarının incelenmesi: Nitel bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, halüsinojen türü madde kullanan kişilerin, başta halüsinojenler olmak üzere psikoaktif madde kullanım alışkanlıkları ile halüsinojen maddelere yönelik görüşlerini incelemektir. Araştırmanın çalışma evrenini ülkemizde halüsinojen madde kullanan kişiler oluşturmaktadır. Bu çalışmada örneklem tekniği olarak olasılık temelli olmayan (non-random) örneklem tekniklerinden 'amaçlı örneklem' tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya katılacak kişiler, amaçlı örneklem tekniklerinden kartopu örneklemesi yoluyla belirlenmiştir. Araştırma için gerekli olan veriler nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği ile toplanmıştır. Görüşmeler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya dahil olan 16 katılımcı ile görüşme yapılarak, halüsinojen kullanımı ile ilgili detaylı ve ayrıntılı bilgi toplanmıştır. Görüşme kayıtlarından elde edilen 260 sayfalık nitel veri üzerinde içerik analizi yapılarak temalar belirlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda; katılımcıların; LSD, halüsinojen mantarlar, meskalin içeren kaktüsler, DMT (ayahuasca, changa), ketamin, salvia divinorum, nutmeg (küçük hindistan cevizi), datura stramonium, DOC, halüsinojen fenetilaminler (2C-E, 2C-B vb.) ve gündüzsefası tohumları gibi halüsinojen maddeleri kullandıkları ortaya çıkmıştır. Kullanıcıların halüsinojen maddelere ek olarak; esrar, ekstazi ve kokain gibi psikoaktif maddeleri de düzenli olarak kullandıkları görülmüştür. Halüsinojen maddelerin alınması ile birlikte kullanıcıların algılama, duygulanım ve biliş üzerindeki çeşitli etkileri deneyimledikleri; madde etkisiyle yaşanılan olumlu deneyimlerin olumsuz deneyimlere oranla daha fazla görüldüğü ortaya çıkmıştır. Katılımcıların halüsinojen maddeleri kullanmadan önce; zaman, mekan, duygudurum ve çevrelerinde bulunacak kişilere yönelik tercihlerde bulundukları, hazırlıklar yaptıkları ortaya çıkmıştır. Halüsinojen madde kullanım alışkanlıklarının diğer psikoaktif maddelere göre farklılıklar gösterdiği; kullanıcıların genellikle senenin birkaç ayında halüsinojen maddeleri kullandıkları; sonraki kullanımlarda doz arttırma ihtiyacı duymadıkları ve maddeyi kullanmak için arama davranışı veya yoksunluk benzeri belirtiler göstermedikleri ortaya çıkmıştır. Benzer bir şekilde kullanıcıların halüsinojen maddeleri kullanım amaçları ile maddeyi temin etme şekilleri açısından da diğer psikoaktif maddelerden farklı bir örüntüye sahip oldukları görülmüştür. Halüsinojen madde deneyiminden sonra kullanıcıların çeşitli olumlu değişimler yaşadıkları; bu olumlu değişimlerin genel olarak kişisel ve sosyal alanda ortaya çıktığı görülmüştür. Katılımcıların halüsinojen maddelerin zararları ile ilgili çeşitli görüşlere sahip oldukları, halüsinojen türü maddeleri bırakmayı veya tedavi olmayı ise istemedikleri ortaya çıkmıştır.

HalüsinojenMadde bağımlılığıMadde kullanım bozuklukları+1
Çağrı Utkan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlılarının kişilerarası problem çözme becerilerinin bağımlılık şiddeti ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı madde bağımlılarının kişilerarası problem çözme becerilerinin bağımlılık şiddeti ve sosyo-demografik değişkenler açışından incelenmesi bu çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Madde bağımlılarının kişilerarası problem çözme becerilerinin bağımlılıkla ilgili bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi de araştırma probleminin ayrı bir boyutunu oluşturmuştur. Araştırmanın madde kullanan çalışma grubu 2015 Eylül ve 2016 Temmuz ayları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Alkol-Madde biriminde madde bağımlılığı tanısı ile tedavisine başlanan 66 kişiden oluşmaktadır. Madde kullanmayan çalışma grubu ise Google anket uygulaması üzerinden ulaşılan ve madde bağımlılığı ve dışlama ölçütlerinde yer alan tanıları almadığını beyan ederek veri toplama araçlarını dolduran 70 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Çam ve Tümkaya (2007) tarafından geliştirilen Kişilerarası Problem Çözme Envanteri (KPÇE), Ögel, Evren, Karadağ ve Gürol (2012) tarafından geliştirilen Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Psiko-Sosyal Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 14,0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini incelemek için Kolmogorov-Simirnov testinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde madde bağımlısı olan ve olmayan çalışma gruplarının kişilerarası problem çözme becerilerini karşılaştırmak amacıyla parametrik istatistiksel tekniklerden bağımsız grup "t" testi ve madde bağımlısı gruba yönelik analizlerde dağılımın normal olmaması nedeniyle non-parametrik tekniklerden Mann-Whitney "U"testi ve non-parametrik Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan sürekli değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Çarpım Momentler Korelasyon tekniği ile araştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, madde bağımlısı olan grubun kişilerarası problem çözümünün olumlu özellikleri içeren alt boyutların (YPC ve I-SY) puanlarının madde bağımlısı olmayan gruba göre istatistiksel açıdan anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur. Madde bağımlılarının bağımlılık şiddet düzeyi toplam puanları yükselirken, kişilerarası problemlerin çözümünde probleme olumsuz yaklaşım özelliklerini içeren becerileri kullanma eğilimi artmaktadır. Bağımlılık şiddeti yüksek ve orta olanlar ile bağımlılık şiddeti düşük olanların kişilerarası problem çözme becerileri alt boyut puanları anlamlı derecede farklılaşmakta ve bağımlılık şiddet düzeyi yüksek olanların, bağımlılık şiddeti düşük düzeyde olanlara göre ısrarcı-sebatkâr ve yapıcı problem çözme beceri algıları yüksek bulunmuştur. Araştırma sonuçları alan yazında yer alan araştırmalar ışığında yorumlanmış ve tartışılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak uygulamacılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Madde bağımlılığı, bağımlılık şiddeti, kişilerarası problem çözme

BağımlılıkKişiler arası ilişkilerKişiler arası problemler+4
Mustafa Çetinkaya
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlısı olan ve olmayan 14 – 17 yaş aralığındaki ergenlerin empati eğilimi ve saldırganlık tutumu açısından karşılaştırılması

Ergenlik döneminde insanlar, yaşadığı problemleri çözmedikçe kendisinde bir yetersizlik duygusu gelişir. Ergenin hırpalanmaksızın bu uyumsuz davranış örüntülerinden kendisini kurtarabilmesi sonucunda huzur ve yeterlik gelişimi görülür. Yetersizlik kaygısından kurtulamayanların bir kısmı etrafına saldırganca davranmakta; bir kısmı ise alkol, sigara ya da uyuşturucu madde bağımlılığıyla bu sürecini aşmaya çalışmaktadır. Madde kullanan ergenlerin tipik davranım bozukluğu davranışları arasında saldırganlık yer almaktadır. Bu araştırmada ergenlerde bağımlılık durumunun empati eğilimi ve saldırganlık davranışı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bağımlı olan ve bağımlı olmayan ergen gruplarının empati eğilimi ve saldırganlık puanlarının karşılaştırılması ile bu bağımlılığın etkisinin ortaya koyulması hedeflenmektedir. Araştırma 2016 Temmuz - Eylül ayları arasında bir bağımlılık merkezinde 3 ay yatılı olarak kalan 14- 17 yaş aralığındaki 50 bağımlı hastaya ve herhangi bir bağımlılık tedavisi görmeyen 14-17 yaş aralığındaki 50 sağlıklı katılımcıya Empatik Eğilimler Ölçeği ve Saldırganlık Ölçeği'nden oluşan anket formunun uygulanması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; bağımlı olmayan katılımcıların empati eğilimi bağımlı katılımcılardan anlamlı şekilde yüksektir. Bağımlı katılımcıların fiziksel saldırganlıkları ve düşmanlıkları bağımlı olmayan katılımcılardan anlamlı şekilde yüksek; sözel saldırganlıkları, öfkeleri ve dolaylı saldırganlıkları anlamlı şekilde düşüktür. Bağımlı grupta fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, öfke, düşmanlık ve dolaylı saldırganlık ile empati eğilimi arasında anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Bu ilişkiler tümü ters yönlü olup, genellikle zayıf düzeydedir. Bağımlı olmayan grupta öfke ile empati eğilimi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişki zayıf düzeyde ve negatif yöndedir. Diğer taraftan; fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, düşmanlık ve dolaylı saldırganlık ile empati eğilimi arasında herhangi bir anlamlı ilişki tespit edilmemiştir.

EmpatiEmpatik eğilimErgenler+4
Aslı Sökmen
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sıkıntıya dayanma ve esrar kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sıkıntıya dayanma ve esrar kullanım özellikleri (kullanıma başlama yaşı, kullanım sıklığı, esrarın yaşam üstüne olumsuz etkileri-sağlık, ilişkiler, sosyal yaşam ve iş yaşamı) arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, bu kurumda madde kullanımı sebebiyle eğitim ve iyileştirme çalışmalarına alınmış yükümlüler oluşturmuştur. Araştırmaya 66 erkek katılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, katılımcıların bilgileri için demografik bilgi formu, esrar kullanım özelliklerinin ölçümü için Bağımlılık Profil İndeksi – Kısa Formu (BAPİ-Kısa), sıkıntıya dayanıklılık ölçümü için Sıkıntıya Dayanma Ölçeği (SDÖ), depresyon ve anksiyete ölçümü için Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Beck Anksiyete Envanteri (BAE) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; SDÖ ile ölçülen sıkıntıya dayanıklılık düştükçe, BAPİ-Kısa toplam puanı ile ölçülen esrar kullanımı (r = -.31, p<.05), BAPİ-Kısa alt ölçekleri ile ölçülen esrarın yaşam üstüne olumsuz etkileri (r = -.31, p<.05) ve esrar bağımlılığı (r = -.36, p<.01), BDE ile ölçülen depresyon (r = -.44, p<.01) ve BAE ile ölçülen anksiyete (r = -.29, p<.05) artmaktadır. Depresyon şiddeti arttıkça, esrar kullanımı (r = .49, p<.01), BAPİ-Kısa alt ölçeği ile ölçülen esrar kullanım sıklığı (r = .44, p<.01) ve esrarın yaşam üstüne olumsuz etkileri (r = .55, p<.01) artmaktadır. Benzer şekilde, anksiyete arttıkça esrar kullanımı (r = .42, p<.01), esrar kullanım sıklığı (r = .33, p<.01) ve esrarın yaşam üstüne olumsuz etkileri (r = .40, p<.01) artmaktadır. Katılımcıların madde kullanımına başlama yaşları düştükçe, esrar kullanımı (r = -.40, p<.01), esrar kullanım sıklığı (r = -.35, p<.01) ve esrarın yaşam üstüne olumsuz etkileri (r = -.40, p<.01) artmaktadır. Elde edilen bu sonuçlarla, sıkıntıya dayanma ve esrar kullanımı arasında anlamlı bir ilişki olduğu hipotezi desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sıkıntıya dayanma, duygusal zorlanmaya tolerans, esrar kullanımı, madde kullanımı.

Duygusal sorunlarEsrarMadde bağımlılığı+3
Sercan Udum
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde kullanım bozukluğu olan bireylerin işlevsel olmayan tutumlar, depresyon ve anksiyete düzeyleri açısından incelenmesi: Karşılaştırmalı bir çalışma

Bu çalışmada, madde kullanım bozukluğu olan bireyler ile madde kullanmayan bireylerin işlevsel olmayan tutumlar, depresyon ve anksiyete düzeyleri açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla yürütülen çalışma, nedensel karşılaştırmalı desende yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 18-60 yaş aralığındaki Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi Ahmet Şireci AMATEM Kliniği'nde yatarak tedavi olan 60 hasta (çalışma grubu) ve madde kullanmayan 60 kişi (kontrol grubu) oluşturmuştur. Araştırma verileri; Kişisel Bilgi Formu, İşlevsel Olmayan Tutumlar Ölçeği Kısaltılmış Türkçe Formu (DAS-R-TR), Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri ve Bağımlılık Profil İndeksi Kısa Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi Kolmogorov-Smirnov testi ve Shapiro-Wilk testleri, Bağımsız Gruplar T testi, Pearson Korelasyon yöntemi, ANOVA ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılarak yapılmıştır. Yapılan analizlere göre; madde kullanım bozukluğu olan bireylerde, DAS-R ölçeğiyle saptanan işlevsel olmayan tutumların madde kullanmayan bireylere göre daha yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Beck Depresyon ve Anksiyete ölçekleriyle saptanan depresyon ve anksiyete düzeyleri açısından yapılan karşılaştırmada ise, madde kullanım bozukluğu olan bireylerin depresyon (ortalama 37.35) ve anksiyete düzeyleri (ortalama 27.23), madde kullanmayan bireylere (BDE skoru ortalaması 7.20, BAE skoru ortalaması 5.52) göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Madde Kullanım Bozukluğu, İşlevsel Olmayan Tutumlar, Depresyon, Anksiyete.

AnksiyeteMadde bağımlılığıMadde kullanım bozuklukları+3
Hatice Yalçın
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alkol ve madde kullanım bozukluğu nedeniyle ayaktan tedavi gören hastaların çocukluk çağı travmaları, bağlanma stilleri ve mizaç özellikleri açısından karşılaştırılması

Bu çalışmada; Alkol ve Madde kullanım bozukluğu nedeniyle ayaktan tedavi gören hastaların çocukluk çağı travmaları, bağlanma stilleri ve mizaç özellikleri açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Yeşilay Danışmanlık Merkezinde ayaktan tedavi alan hâlihazırda 542 bağımlı birey oluşturmaktadır. Araştırmada uygun/kazara örnekleme kullanılmış, bağımlı tanısı almış bireylerden, kolay ulaşılabilir ve uygulama yapılabilir kişilerden seçilmiştir. Araştırmaya katılan katılımcılar toplamda 116 kişi olup, 103'ü erkek, 13'ü ise kadındır. Katılımcıların 39'ualkol bağımlısı iken 77'si herhangi bir madde kullanmaktadır. Araştırmanın, Veri toplama araçları olarak Michigan Alkol ve Madde Tarama Testi,Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Memphis, Pisa, Paris ve San Diego Mizaç Değerlendirme Anketi'nin Türkçe Formu, İlişki Ölçekleri Anketi ve araştırmacı tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Yapılan araştırmada istatistiki değerlendirmeler için "SPSS 21.0" versiyonukullanılmış ve yorumlanmıştır.Çıkan verilerin aralarındaki sonuçları karşılaştırmada ve yorumlamadaMann Whitney-U testi, Kruskal Wallis - H testi,Bağımsız grup t testi,Pearson Çarpım Moment Korelâsyon Analizi, Spearman testi kullanılmıştır. Sonuçların alt tip puanlarını yordamak için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan araştırmanın anlamlılık düzeyi p<0.05 düzeyinde kabul edilmiştir. Sonuç olarak yapılan araştırmada ayaktan tedavi desteği gören alkol ve madde kullanan bireylerde çocukluk çağı travmaları,mizaç özelliklerive bağlanma stilleri ilebağımlılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Alkol bağımlılığıAlkoliklerBağlanma stilleri+4
Muhammed Kocaoğlu
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlılarının erken dönem uyumsuz şemaları ve işlev bozucu baş etme biçimleri: Şema terapi perspektifinde bir inceleme

Bu araştırmada belirlenen temel sorular çerçevesinde madde bağımlılarının çeşitli demografik özellikleri, erken dönem uyum bozucu şemaları ve işlev bozucu başa çıkma biçimleri incelenmiştir. Araştırma Konya' da madde bağımlılarının hastane sonrasında sosyal rehabilite çalışmalarını yürüten Sosyal Rehabilitasyon Derneğinde yürütülmüştür. Araştırmaya 50 madde bağımlısı olan kişi ve 50 tane de madde kullanmayan kişi katılmıştır. Araştırmada hem olgu grubunun hem de karşılaştırma grubunun cinsiyet özellikleri, yaşları ve araştırmaya katılan kişi sayıları benzerdir. Bu çalışmada demografik bilgi formu, Young Şema Ölçeği Kısa Formu 3, Young Rygh Kaçınma Ölçeği ve Young Telafi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın temel sorularına cevap bulmak için ki kare ve t testi kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde madde bağımlısı olan grubun karşılaştırma grubuna kıyasla YŞÖ KF-3, YR-KÖ ve YTÖ ölçeklerinden anlamlı olarak yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Madde bağımlısı olan grup karşılaştırma grubuna göre tüm şema boyutlarından ve kaçınma ile telafi ölçeklerinde yer alan tüm alt boyutlardan anlamlı olarak daha yüksek puan almıştır. Anahtar Kelimeler: erken dönem uyum bozucu şemalar, kaçınma baş etme biçimi, aşırı telafi

BağımlılıkBaşa çıkmaErken dönem uyum bozucu şemalar+3
Muhammed Arıkan
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünün incelenmesi

Bu çalışma madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünü derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, bu nitel araştırma bilenen bir olguyu derinlemesine incelemek için tasarlandı ve yürütüldü. Araştırma verileri madde bağımlılığı tedavisinde başarı sağlamış dört ergen ve bunların ebeveynlerinden, görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında verilerin toplanmasında uzman görüşü yardımıyla hazırlanan aile ve çocuk görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA nitel araştırma programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin alt boyutlarından aile-içi iletişim, aile-içi destek, aile içi sınırlar, aile içi ritüeller, aile içi roller ve aile içi bağlanma ve güven boyutları ile kapsamlı olarak ele alınmıştır. Ergenlerin madde bağımlılığı tedavi sürecinde başarılı olmalarını sağlayan en önemli aile işlevsellik boyutunun "Bağlanma-Güven" olduğu belirlenmiştir. Bu boyutu sırayla "Aile-içi iletişim" ve "Aile-içi destek" alt boyutları takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Aile İşlevselliği, Tedavi Süreci

AileAile desteğiAile içi ilişkiler+4
Muhittin Dar
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlılığı ile çocukluk çağı travmatik yaşantılar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çocuk istismarı ve ihmali çocuğun gelecek yaşamını olumsuz yönde etkilemekte ve toplumdan soyutlamaktadır. Çocukluk çağında yaşanan travmaların ilişkili olduğu düşünülen en önemli sorunlardan biri de madde bağımlılığıdır. Bu araştırmanın amacı, çocukluk çağında yaşanan travmatik yaşantıların madde bağımlılığıyla olan ilişkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın tipi betimsel tarama modelidir. İl Sağlık Müdürlüğünde kaydı bulunan 100 madde bağımlısı kişi ve 101 madde bağımlısı olmayan kişi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır.. Araştırmada kullanılan anket formu kişisel bilgilerden ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği'nin Türkçesi-2.0'den oluşmaktadır. Veri analizi SPSS 16 paket programında yapılmıştır. Araştırma sonucunda kadın katılımcıların cinsel istismar algıları erkek katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca araştırmada 36 yaş üzerindeki bireylerin fiziksel ihmal algıları diğerlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Bununla beraber medeni duruma, eğitim durumuna ve ekonomik duruma bağlı olarak çocukluk çağı travmaları algısının istatistiksel olarak farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Çocukluk çağı ruhsal travma ölçeğinin alt boyutlarından olan duygusal istismar düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=5.57, p<.001). Fiziksel istismar düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=5.41, p<.001). Fiziksel ihmal düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=3.51, p<.05). Duygusal ihmal düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=5.20, p<.001). Cinsel istismar düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmamıştır (t=1.37, p>.05). Çocukluk çağı ruhsal travma ölçeğinden alınan toplam puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=6.34, p<.001). Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, İstismar, İhmal, Madde Bağımlılığı.

Madde bağımlılığıÇocuk ihmaliÇocuk istismarı+1
Mahmut Kayagan
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlılığı olan ve olmayan ergenlerde algılanan baba tutumları ve babalarındaki kumar oynama davranışının incelenmesi

Bu çalışmada madde bağımlılığı olan/olmayan ergenlerin algıladıkları baba tutumları ve babalarının kumar oynama davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde bulunan bir psikiyatri kliniğinde madde bağımlılığı nedeniyle tedavi görmekte olan 13-18 yaş arası erkek ergenler ve babaları, Gaziantep'te öğrenim görmekte olan 13-18 yaş arası madde kullanmayan erkek ergenler ve babaları oluşturmaktadır. Katılımcılara Ergen ve Baba Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Yetiştirme Tarzları Ölçeği ve South Oaks Kumar Tarama Testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre babası kumar oynayan ergenler, oynamayanlara göre babalarından daha fazla duygusal ve fiziksel cezalandırma; daha az duygusal sıcaklık, aşırı korumacılık/müdahalecilik ve kayırmacılık algılamaktadır. Babaların kumar oynama düzeyleri ile ergenlerin algıladıkları duygusal sıcaklık ve aşırı korumacılık/müdahalecilik arasında anlamlı düzeyde negatif; duygusal ve fiziksel cezalandırma arasında ise anlamlı düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. Madde bağımlılığı olan ergenlerin babalarının olmayanların babalarından daha fazla kumar oynadığı bulunmuştur. Kumar ve madde bağımlılığının ebeveyn-çocuk ilişkisi açısından değerlendirilmesi için konuyla ilgili daha fazla çalışma yapılması gerektiği düşünülmektedir.

Ana-baba tutumuErgenlerKumar oynama+3
Seda Abaylı
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alkol ve madde kullanım bozukluğu olan bireylerde tedavi motivasyonunun içselleştirilmiş damgalanma ve algılanan sosyal desteğe göre incelenmesi

Bu çalışma, alkol madde kullanım bozukluğu olan bireylerde içselleştirilmiş damgalanma ile algılanan sosyal desteğin tedavi motivasyonu ile ilişkisini ve bunlarla ilişkili bazı sosyodemografik değişkenleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi Mersin'de Çematem ve Amatem kliniklerinde ve Gaziantep Amatem kliniğinde 2021 yılında mart ve mayıs ayları arasında yatarak tedavi görmekte olan, araştırmaya dair bilgilendirilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 18-65 yaş aralığındaki 102 hastadan oluşmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik Veri Formu, Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Tedavi Motivasyonu Anketi veri toplamak amacı ile kullanılmıştır. Çalışmada toplanan veriler bağımsız örneklem t testi, ANOVA, Kruskal Wallis-H Testi ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon Analizi yöntemi, yordama düzeyini incelemek için ise Çoklu Regresyon Analizi yöntemi kullanılmıştır. Kullanılan madde türü ve yaşadıkları yere göre tedavi motivasyonlarının farklılaştığı araştırmada elde edilen bulgular arasındadır. Bunun yanı sıra aileden alınan sosyal desteğin bireylerin içsel motivasyon ve kişilerarası yardım arama düzeylerine, özel bir insandan alınan sosyal desteğin dışsal motivasyon düzeylerine, sosyal geri çekilmenin ise bireylerin içsel motivasyon düzeylerine pozitif yönlü anlamlı bir katkı sağladığı saptanmıştır. Ayrıca algılanan ayrımcılığın bireylerin kişilerarası yardım arama düzeylerine, kalıp yargıların onaylanma düzeylerinin ise arkadaştan alınan sosyal destek düzeylerine negatif yönde anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür.

AMATEMAlgılanan sosyal destekAlkol bağımlılığı+7
Sena Nur Ulukök
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlısı ergenlerin sosyal profillerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, madde bağımlısı ergenlerde kişisel, sosyal, aile ve okul faktörleri ile suç oranlarının madde bağımlılığı davranışı ile ilişkisini incelemektir. Araştırmaya 2013-2020 yılları arasında Oya Bahadır Yüksel Rehabilitasyon Merkezinde yatılı tedavi görmüş 713 erkek madde bağımlısı ergen katılmıştır. Veri toplama aracı olarak merkezde çalışan uzmanlar tarafından hazırlanan ''Hasta Anemnez Formu'' kullanılmıştır. Araştırmada ergenlerin madde bağımlılığı ile ilişkili olan aile, sokak, suç ve okul faktörleri ve bu faktörler arasındaki ilişkinin incelenmesinde ''İki Yönlü Kay-Kare Testi'' kullanılmıştır. Araştırmanın ana amacına yönelik olarak madde bağımlısı ergenlerin sokakta yaşama, suç işleme, okula devam etmeme, intihar teşebbüsünde bulunma, vücuduna fiziksel zarar verme kategorilerinde yer alma ihtimallerini arttıran ilgili anlamlı yordayıcı değişkenlerin tespiti için ise ''İkili Lojistik Regresyon Analizi'' kullanılmıştır. Elde edilen bulgular; yaşın, baba-ergen arasındaki ilişkinin, okulu terk etmenin ve çalışma geçmişine sahip olma durumunun sokak yaşam faktörünü; yaşın, okulu terk etmenin, sokak yaşam geçmişine sahip olmanın, geniş ailede madde kullanım geçmişinin ve geniş ailede suç geçmişine sahip olmanın suç faktörünü; çalışma geçmişine sahip olma, geniş ailede madde kullanım geçmişinin ve geniş ailede suç geçmişine sahip olmanın okul terki faktörünü anlamlı bir şekilde yordadığını göstermiştir. Aynı zamanda intihar düşüncesi ve vücuda fiziksel zarar verme durumlarının intihar eyleminde bulunma faktörünü; yine yaş, sokak yaşamı ve cezaevi geçmişine sahip olma durumlarının ise ergenin vücuduna fiziksel zarar verme ihtimalini anlamlı bir şekilde yordadığını göstermiştir. Araştırma sonuçları ilgili alanyazın ışığında tartışılmış ve ileride yapılacak araştırmalar ve uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.

AileAile içi ilişkilerBaba- çocuk ilişkisi+6
Tansu Okudan Soyal
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerde madde kullanma eğilimi ile üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada; genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimi, üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 258' i kadın, 135' i erkek olmak üzere 20-45 yaş aralığındaki genç yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği, Üst biliş Düşünme Becerileri Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları- Çocuk Formu ve Rotterdam Duygusal Zeka Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans analizi (ANOVA), Çoklu Regresyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Regresyon analizleri sonucunda; üst biliş düşünme becerileri alt boyutlarının genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimini yordamadığı, duygusal zekanın ise yalnızca kendi duygularını değerlendirme ve başkalarının duygularını kontrol etme boyutlarının madde kullanma eğilimini yordadığı bulunmuştur. Algılanan ebeveyn tutumlarının madde kullanma eğilimini yordayıp yormadığına bakıldığında hem anne hem de babanın aşırı koruyucu ve reddedici tutumunun madde kullanma eğilimini yordadığı, duygusal sıcaklık boyutunun ise yordamadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır.

Ana-baba tutumuDuygusal zekaDüşünme becerileri+5
Seda Tığlıoğlu
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zorunlu göç eden bireylerin bağımlılık profili ile travma sonrası stres bozukluğunun ilişkisi

Tarih başlarından itibaren savaş, kitlesel ölümlere sebebiyet veren insanlık üzerinde yıkıcı etkileri çok uzun yıllar sürebilen travmatik olayların başında gelmektedir. Zorunlu göç yaşayan bireyler, cinsel istismar, seks işçiliği, ölüme şahit olma, zorlu yaşam koşulları, ayrılık, aile bütünlüğünün parçalanması gibi travmatik olaylar yaşamaktadır. Çalışma kapsamında zorunlu göç eden Suriyeli bireylerde, alkol-madde kullanım bozukluğuna Travma Sonrası Stres Bozukluğunun etkisi cinsiyet, ekonomik durum, eğitim durumu ve travmatik yaşam deneyimleri özelinde araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini Yeşilay Danışmalık Merkezinde (YEDAM) ve Adana Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezinde (AMATEM) tedavi gören alkol- madde bağımlılığı tanısı alan 339 kişi oluşturmaktadır. Araştırma amacına hizmet etmesi için katılımcılara Aydınlatılmış Onam Formu, Demografik Bilgi Formu ve TSSB bulgularının ölçülmesine yönelik Harvard Travma Ölçeği uygulanmıştır. Zorunlu göç eden bağımlı bireylerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile DSM IV'e göre Travma Sonrası Stres Bozukluğu gösterme düzeyi arasında pozitif yönlü korelasyon bulunmaktadır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu, tek yönlü Anova ile ekonomik durum faktörüne göre incelendiğinde düşük ve orta gelirli kişilerin puanında benzerlik bulunmaktadır. Travma Sonrası Stres Bozukluğunun (TSSB) bağımlılığa etkisi ile ilişkili alanyazın taraması yapıldığında bu etkinin incelendiği sınırlı sayıda araştırma bulunmuştur. Bu durum göz önünde bulundurularak yapılan çalışma ile alana katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Bağımlılık, Depresyon, Mülteci, Travma Sonrası Stres Bozukluğunun (TSSB), Zorunlu Göç

Davranışsal bağımlılıkDepresif bozuklukMadde bağımlılığı+7
Pınar Şenadım
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde madde bağımlılığından korunmaya ilişkin özyeterlik ile akran baskısı, kendini ifade edebilme becerisi ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki

Bu çalışmada; ergenlerin madde bağımlılığından korunma özyeterliklerinin akran zorbalığına maruz kalma, duyguları ifade etme ve psikolojik sağlamlık düzeyleri ile ilişkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte yordama düzeyi ve bazı değişkenlere ilişkin analizler yapılmıştır. Bu çalışma ilişkisel tarama türünde olup, araştırmanın örneklemi Gaziantep'te 2017-2018 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, 862 lise öğrencisinden oluşturulmuştur. Örneklem birimi seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Veri toplamak amacıyla katılımcılara demografik özellikleri belirlemek için "Kişisel Bilgi Formu", "Akran Zorbalığını Belirleme Ölçeği", "Duyguları İfade Ölçeği", "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve "Madde Bağımlılığından Korunma Özyeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi p<.05 ve p<.01 olarak kabul edilmiştir. Verilerin analizi sürecinde; Levene Homejenlik Testi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizi, t Testi, Tek Faktörlü Varyans Analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, Bonferroni Testi, Tukey Testi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda okul türü ve cinsiyetin ergenlerin madde bağımlılığından korunma özyeterliklerini belirlemede önemli değişkenler olduğu; buna karşın sınıf düzeyinin, aile gelir düzeyinin ve aile bütünlük durumlarının belirleyici önemli değişkenler olmadığı bulunmuştur. Ergenlerin madde bağımlılığından korunma özyeterlikleri ile akran zorbalığına maruz kalmaları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunurken; duyguları ifade etme düzeyleri ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca ergenlerin akran zorbalığına maruz kalmalarının, duyguları ifade etme ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin, madde bağımlılığından korunma özyeterliklerini anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatürde tartışılmış, yorumlanarak sonuca bağlanmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Akran Zorbalığı, Duyguları İfade Etme, Psikolojik Sağlamlık, Madde Bağımlılığından Korunma Özyeterliği

Akran baskısıAkran zorbalığıBağımlılık+7
Emrah Tilim
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde kullanım bozukluğu tanılı hastaların yakın ilişkilerde bağlanma stilleri, duygu düzenleme güçlüğü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin tedavi motivasyonlarını yordayıcı etkisi

Bu çalışma Madde Kullanım Bozukluğu tanılı hastaların yakın ilişkilerde bağlanma stilleri ile duygu düzenleme güçlüğü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin tedavi motivasyonlarını yordayıcı etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde bir devlet hastanesine bağlı Ahmet Şireci Alkol Madde Tedavi ve Eğitim Merkezi'nde yatan ve ayaktan tedavi alan 182 hasta oluşturdu. Veri toplama aracı olarak; Bireysel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ) Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Tedavi Motivasyonu Anketi (TMA) kullanıldı. Veriler IBM SPSS 21.0 paket programında Anova T-testi, Kruskal-Wallis H Testi, Man Whitney U Testi, Spearman's Rank Correlation Testi kullanılarak değerlendirildi. Hastaların ölçek toplam puanları; YİYE-II 3.82±0.65, DDGÖ 105.2±19.59, BİFÖ 55.63±11.65 ve TMA için 66.78 ±12.84 olarak belirlendi. YİYE-II ile BİFÖ toplam puanı arasında negatif yönde, YİYE-II ile DDGÖ toplam puanı arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0.05). Tedavi motivasyonu tüm alt başlıkları ile toplam puan üzerinden değerlendirildiğinde, YİYE-II kaçınmacı bağlanma stili ile arasında negatif, YİYE-II kaygılı bağlanma stili ile arasında pozitif, duygu düzenleme güçlüğü alt ölçeklerinden farkındalık, kabul etmeme, dürtü, amaçlar ile pozitif, açıklık ile arasında negatif ilişkili olduğu belirlendi. Duygu düzenleme güçlüğünün tedavi motivasyonunu pozitif etkilediği, kaygılı bağlanma stilinin bu faktörü yordadığı saptanmıştır. Madde kullanım bozukluğu tanılı hastalarda nüksün önlenmesi ve tedavi motivasyonlarının arttırılması amacıyla güvenli bağlanma stili ile bilinçli farkındalık gelişiminin desteklenmesi ve duygu düzenleme güçlüklerinin belirlenip, gidermeye yönelik girişimlerin planlanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Madde Kullanım Bozukluğu, Psikiyatri Hemşireliği, Tedavi Motivasyonu

Bağlanma stilleriBilinçli farkındalıkDuygu düzenleme güçlüğü+5
Merve Sevim Tekin
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzce Akçakoca ilçesi sağlık kurumlarında çalışan personelin sigara, alkol ve madde kullanımı yaygınlığı ve başlama/kullanma nedenleri

Toplumu etkilemeye başlayan bir sorun haline gelen zararlı maddelerle mücadele etmeye yönelik çalışmalar her geçen gün önem kazanmaktadır. Zararlı madde kullanımına ilişkin araştırmalar da bu sorunun geldiği boyutları ortaya koymaktadır. Bu konuda yapılmış araştırmalara göre, dünya genelinde 300 milyon genç sigara bağımlısıdır. 20 yaşından önce sigara kullanmaya başlayan gençlerin %50'si 15–20 yıl boyunca sigara içmeye devam etmektedir. Buna ek olarak Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre; dünya genelinde iki milyar insan alkollü içecekler kullanmaktadır. Sadece Avrupa'da 1999 yılında alkol tüketimi 55.000'den fazla 15–29 yaşı arasındaki gencin ölümüne neden olmuştur. 1994–2002 yılları arasında her yıl yaklaşık 17.000 erkek ve 3.000 kadın madde kullanmaya başlamıştır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre madde kullanıcılarının yaklaşık %80'i 20 yas altındadır. Madde kullanımına ne kadar erken yaşta başlanırsa, bağımlılık riski de o oranda artmaktadır. Bu nedenle, madde kullanımının yaygınlığının ve madde kullanımına zemin hazırlayan faktörlerin bilinmesi; bunların azaltılması için çaba gösterilmesi gerekmektedir. Bu kesitsel araştırmada Düzce Akçakoca ilçesi sağlık kurumlarında çalışan personelin sigara, alkol ve diğer bağımlılık oluşturan maddeleri kullanım sıklığı, başlama nedenleri, aile ve sosyoekonomik düzeyin etkisi, cinsiyete ve yaşa göre dağılımı, bırakma isteği ve düşüncesini tespit etmek amaçlanmıştır. Ekim-Kasım-Aralık 2015 tarihlerinde tüm sağlık personellerinden (toplam 130 kişi) araştırmaya katılmayı kabul eden 116(%89.23)'sına ulaşılmış ve gözlem altında anket uygulanmıştır. Sigara içme sıklığı % 37.1 olarak bulunmuştur. Sigara içme sıklığı; erkeklerde, babası ortaokul mezunu olanlarda ve bağımlılık madde kullanan arkadaşı olanlarda anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sigaraya başlama nedenleri merak, çevre etkisi, özenti, arkadaş etkisi, psikolojik etkenler ve ailede sigara içen olarak belirtilmiştir. Bu çalışmada sigara içenlerin 35 (%81.4)'i sigarayı bırakmayı düşünmektedir, 8(%18.6)'sı ise düşünmemektedir. Sigaraya başlamada merak, çevre etkisi, özenti, arkadaş etkisi, psikolojik etkenler ve ailede sigara içenler ön planda olduğundan sigarayı bırakma kampanyaları yalnız bireysel değil topluma yönelik olarak planlanmalıdır. Sağlık personellerinin davranışlarının toplumu etkilediğini de göz önüne alınarak halkı sigara konusunda eğitecek olan sağlık personellerine yönelik kampanyalarla sigarayı bırakmaları ve başlamamaları sağlanmalıdır.

Madde bağımlılığıMadde kullanım bozukluklarıSağlık personeli+1
Numan Çabuk
Düzce University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Alkol ve madde bağımlılarında şiddet sıklığı ve şiddet özelliklerinin kontrol grubu ile karşılaştırılması

Bu çalışmada 15-65 yaş arası DSM-IV kriterlerine göre 49 alkol ve 31 madde bağımlısı hasta şiddete başvurma ve şiddete maruz kalma sıklığı, şiddet türleri ve şiddeti etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi; şiddet davranışının dürtüsellik, agresyon, öfke, çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile ilişkisi; alkol/madde etkisindeyken, ayık/temizken ve yoksunluk dönemi arasında şiddet uygulama açısından fark olup olmadığı açısından kendi aralarında ve 62 bağımlılığı olmayan sağlıklı bireyle karşılaştırılmıştır. Katılımcılar sosyodemografik özellikleri de içeren şiddetle ilgili soruların yer aldığı anket formu, Buss-Perry Agresyon Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği, Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği, Hamilton Depresyon Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ile değerlendirilmiştir.

Aile içi şiddetAlkolizmMadde bağımlılığı+2
Ayşegül Tosuner Sevinç
Gazi University
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım

Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir. Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir. Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar

BağımlılıkMadde bağımlılığıNarkotik bağımlılığı+3
Muhammet Çevik
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular