Duygusal emek
Bu konu başlığı altında 154 tez
İş doyumunun duygusal emek üzerine etkisi: Bahçeşehir ve Esenyurt bölgesindeki mevduat bankaları üzerine bir araştırma
Literatürde iş doyumu ve duygusal emeğe yönelik birbirinden farklı sektörlerde gerçekleştirilmiş araştırmalar bulunmaktadır. Bu araştırma ise minnesota iş tatmin ölçeği ve duygusal emek ölçeği birlikte kullanılarak iş doyumu ile duygusal emek arasındaki ilişkiyi analiz etmektedir. Araştırmanın örneklemi İstanbul İli Bahçeşehir ve Esenyurt bölgesindeki mevduat bankalarında çalışan 151 bankacıdan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Cronbach's Alpha katsayısı 0,887 olan araştırma sonucunda her iki değişken arasında %32,5 kuvvetinde pozitif yönlü bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Anovası %1 istatistiksel anlamlılık düzeyinde geçerli olan regresyon analizinde ise ankete katılan bankacıların iş doyumlarının duygusal emeklerine %30,4'lük bir etkisi olduğu saptanmıştır. R² %10,6
Öğretmenlerin duygusal emekleri ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkide örgütsel bağlılığın aracı rolü
Bu çalışmada öğretmenlerdeki duygusal emek davranışının tükenmişlik üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılığın aracı rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışmada duygusal emek, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık konuları genel çerçevede incelenmiştir. Konu ile ilgili olarak öncelikle duygusal emek kavramı ele alınmış, duygu ve emek kavramları açıklanarak duygusal emek yaklaşımları, duygusal emeği etkileyen faktörler, sonuçları ve öğretmenlerde duygusal emek konularına yer verilmiştir. Ardından örgütsel bağlılık tanımı, düzeylerine göre sınıflandırılması, örgütsel bağlılığın önemi, sonuçları ve yaklaşımlarına değinilmiştir. Son olarak genel hatları ile tükenmişlik kavramına değinilerek öğretmenlerde tükenmişlik ele alınmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeliyle yapılandırılmaya çalışılan bu araştırmanın örneklemi, Siirt ili merkezinde görev yapmakta olan ilk ve ortaokullarında görev yapan 1490 öğretmen arasından kolay örnekleme tekniği ile ulaşılan 371 öğretmenden oluşmaktadır. Öğretmenlerin duygusal emek, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkilerin tespit edilmesi için araştırmanın verileri literatürde kabul görmüş "Duygusal Emek Ölçeği", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde, öğretmenlerin duygusal emek ölçeğinin, samimi davranış alt boyutunda; tükenmişlik ölçeğinin duygusal tükenme alt boyutunda; örgütsel bağlılık ölçeğinin ise duygusal bağlılık alt boyutunda en yüksek ortalamaya sahip oldukları anlaşılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi sonucu, öğretmenlerin duygusal emek davranışının tükenmişlikleri üzerinde orta düzeyde pozitif yönlü etkiye; örgütsel bağlılıkları üzerinde düşük düzeyde negatif yönlü etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte örgütsel bağlılıklarının ise tükenmişlikleri üzerinde düşük düzeyde negatif yönlü etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca araştırmada duygusal emek ile tükenmişlik arasındaki ilişkide örgütsel bağlılığın düşük düzeyde aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Duygusal emeğin tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme eğilimleri ile ilişkisi: Bu ilişkilerde tükenme duyarlığının düzenleyici rolü
Araştırmada, hastanelerin danışma ve hasta kayıt-kabul görevlilerinin duygusal emek seviyelerinin tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme eğilimleri üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi 185 kişiden oluşmuştur ve araştırmanın amaçları doğrultusunda ölçümler, Demografik Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği, Shirom-Melamed Tükenmişlik Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Çatışma Çözme Ölçeği ve mevcut araştırmada çevirisi yapılmış olan Tükenme Duyarlığı Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, yüzeysel rol yapma ile tükenmişlik ve depresif belirtiler arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü, yüzeysel rol yapma ile çatışma çözme arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişkiler bulgulanmıştır. Öte yandan, derinden rol yapma ile tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkilere ulaşılamamıştır. İlaveten bu çalışmada, Benlik Kontrolü Güç Modeli temel alınarak oluşturulan tükenme duyarlığı kavramının bahsedilen ilişkilerdeki düzenleyici rolü test edilmiştir. Düzenleyici değişken analizleri sonucunda, derinden rol yapma ile tükenmişlik arasındaki ilişkide tükenme duyarlığının istatistiksel olarak anlamlı bir düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Ayrıca, yüzeysel rol yapma ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide, tükenme duyarlığının istatistiksel anlamlılığa yaklaşan düzenleyici etkisi gözlenmiştir. İlişkiler tükenmişliğin ve çatışma çözmenin tüm alt boyutları için tek tek incelenmiş, ulaşılan sonuçlar alanyazındaki bulgular ışığında tartışılmıştır. Yürütülen çalışma sonucunda, alanyazındaki derinden rol yapma-tükenmişlik ilişkisine dair karmaşık bulguların netleştirilmesi adına önemli bulgulara ulaşılmakla beraber Türkiye'de daha önce çalışılmamış olan bir örneklem grubunun iş yaşantılarında başvurduğu duygu düzenleme stratejileri ve bu stratejilerin yol açtığı psikolojik sıkıntılara ilişkin bilgiler de elde edilmiştir. Ulaşılan sonuçlarla birlikte, araştırmanın önemi ve bulguların klinik alanda kullanılabilirliği üzerinde durulmuş, ayrıca, araştırmanın kısıtlılıkları ve gelecek araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.
Hemşirelerin duygusal emek davranışları ve duygusal emeğe ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Hizmet sektöründe tüm çalışanların müşterilerle ilişkilerinde profesyonel tutum sergilemeleri ve duygularını yönetmeleri beklenmektedir. Sağlık sektöründe hastalarla en yakın ve uzun süreli ilişki içinde olan ve sağlık ekibi içinde en geniş kitleyi oluşturan grup hemşirelerdir. Bu araştırma, tanımlayıcı olarak hemşirelerin duygusal emek davranışlarının ve duygusal emeğe dair görüşlerinin incelenmesi amacıyla, Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinde çalışan 219 hemşire üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından "Hemşirelerin Sosyo-demografik Özellikleri Formu" ve "Hemşireler için Duygusal Emek Davranışı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, ilişkili ve ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; hemşirelerin çoğunluğu hastalara bakım verirken duygusal olarak etkilendiklerini, ancak duygularını kontrol ederek profesyonel davranmaya çalıştıklarını belirtmektedir. Hemşirelerin yarıdan fazlası ise duygularını kontrol etme konusunda yöneticilerinin beklentisi olduğunu ifade etmiştir. Bu araştırma kapsamında Duygusal Emek Davranışı Ölçeğinin geneli ve alt boyutlarının iç tutarlılığı yüksek bulunmuştur (Ölçek Cronbach α katsayısı 0,935). Hemşirelerin ölçek genelinden aldıkları ortalama puan ortalaması 3,94 olarak hesaplanmıştır. Derinlemesine ve samimi davranış alt boyutları arasında anlamlı bir fark bulunmazken (p>0,05), yüzeysel ve derinlemesine davranış boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Diğer bir deyişle, hemşirelerin derinlemesine duygusal emek puanları, yüzeysel duygusal emek puanlarından anlamlı düzeyde daha yüksektir. Hasta bakımı sırasında duygusal olarak etkilendiğini belirten hemşirelerin diğerlerine göre daha fazla duygusal emek davranışı sergilediği saptanmıştır. Araştırmada ayrıca, hemşirelerin sarf ettikleri duygusal emeğin hemşire yöneticiler ve eğitimciler tarafından dikkate alınması gerektiği belirtilerek önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık hizmetleri, hemşirelik, duygusal emek, hemşirelikte duygusal emek.
Kişilik, örgütsel güven ve bağlılığın duygusal emeğe etkileri ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Çalışanların hizmet gösterimleri sırasında, müşteriler ile iletişim halindeyken, belirli kurallar çerçevesinde harcamış oldukları çaba olarak bilinen duygusal emek, müşteriler veya hizmet alan kişiler ile yüzyüze veya sözlü iletişim gerektiren işlerde sergilenmektedir. Eğitim sektöründe de duygusal emek gösterilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kişilik, örgütsel güven ve bağlılığın belirleyici olarak duygusal emeğin öncüsü olup olmadığının belirlenmesi ve duygusal emeğin işten ayrılma niyeti üzerinde tükenmişliğin aracılık etkisinin belirlenmesidir. Bu amaçla literatür çalışması yapılmış olup, hipotezler geliştirilmiştir ve test edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2016 yılı Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre İstanbul ilinde bulunan vakıf üniversitelerindeki 5205 akademik personel oluşturmuş olup, örneklem olarak 540 akademik personel ele alınmıştır. Örnekleme 19 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeği, 20 sorudan oluşan Kişilik Ölçeği, 18 sorudan oluşan Örgütsel Bağlılık Ölçeği, 22 sorudan oluşan Örgütsel Güven Ölçeği, 22 sorudan oluşan Tükenmişlik ölçeği, 4 sorudan oluşan İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ve demografik soruları içeren ve 7 bölümden oluşan 110 soru yöneltilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş ve t testi, tek yönlü anova testi post-hoc analizi olarak scheffe testine tabi tutulmuştur. Değişkenler arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi ve ayrıca hiyerarşik regresyon analizi ve sobel testi uygulanmıştır. Yapılan çalışmanın analizine göre; sorumluluk, dışa dönüklük ve duygusal denge kişilik özelliklerinin ve duygusal bağlılığın, devam bağlılığının, yöneticiye, örgüte ve çalışma arkadaşlarına güvenin duygusal emek üzerinde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasında tükenmişliğin ara değişken olduğu, yüzeysel duygusal emek, derinlemesine duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasında tükenmişliğin kısmi ara değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim sektöründe duygusal emeğin incelenerek yukarıda bahsedilen değişkenlerle ilişkisi konusunda yapılan bu çalışmanın, alanla ilgilenen araştırmacılara faydalı olacağı düşünülmektedir.
Çalışanların duygusal emek davranışlarının tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Hizmet sektöründe bir araştırma
Bu çalışmada, günümüzde hizmet sektörü çalışan satış görevlilerinin duygusal emek davranışlarının tükenmişlik tutumu ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Hizmet sektöründe müşteri memnuniyeti sağlamak için çalışanlardan yoğun şekilde duygusal emek sarf etmeleri beklenmektedir. Çalışanlarından duygusal emek sergilemelerini bekleyen hizmet sektörü için personel maliyeti önemli bir unsurdur. Yüksek personel maliyetini sadece personelin işe alınması sürecindeki katlanılan harcamalar oluşturmamaktadır. Çalışanların elde tutulması ve yeniden bu maliyetlerin oluşmasını engellemek de işletmeler için gereklidir. Bu nedenle işletmelerin çalışanların işten ayrılma niyetlerini de etkileyecek unsurları kontrol altında tutması gerekmektedir. Çalışanların işten ayrılma niyetleri ve tükenmişlik tutumları üzerinde etkili olan duygusal emek davranışları ile oluşturulan araştırma modelinde, çalışmanın ana kütlesi İstanbul ili Avrupa yakasında farklı dört ilçede hizmet sektöründe çalışanlar olarak belirlenmiştir. Hizmet sektörünün tamamına ulaşılmanın zorluğu dikkate alınarak farklı markaların mağazaların da çalışan 296 kişi örneklem olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında Duygusal Emek Ölçeği, Tükenmişlik Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları göstermiştir ki duygusal emek davranışlarından yüzeysel davranış ve samimi davranışı tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif etkilere sahiptir. Diğer yandan derinlemesine davranışın çalışanların tükenmişlik tutumu ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan anlamlı bulunamamıştır. Araştırma sonucunda araştırmanın kısıtları ve gelecek araştırmacılar için çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, Tükenmişlik, İşten Ayrılma Niyet
Çalışanların algılanan yönetici desteğinin duygusal emek üzerindeki etkisinin belirlenmesi: Bir araştırma
Algılanan yönetici desteği, çalışanın gözünde örgütün temsilcisi olan yöneticilerinin gerek iş konusunda gerekse duygusal anlamda kendilerinin yanında olduğunu hissetmesidir. Çalışanların işlerini yerine getirdiği esnada onlardan beklenen ve tarifi olmayan, mimik, benden duruşu, ses tonu gibi duygusal gösterimler ise duygusal emek olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada algılanan yönetici desteğinin duygusal emek ile ilişkisi ortaya konulmuş ve algılanan yönetici desteğinin duygusal emeğin boyutları ile ilişkisi araştırılmıştır. İstanbul'da vakıf üniversitelerinde çalışan bireylerden toplanan 241 anket SPSS (IBM SPSS Statistics) paket programı ile analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen analiz sonucunda algılanan yönetici desteği ile duygusal emek ve duygusal emeğin boyutlarından olan derinlemesine eylem arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan regresyon analizi ile de algılanan yönetici desteğinin duygusal emeği pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Yoğun bakım hemşirelerinin hastalarla ilişkilerinde duygusal emek olarak empati
Bu araştırmada empatik bakım vermeleri beklenen sağlık mesleklerinden biri olan ?yoğun bakım hemşireleri? ne odaklanılmıştır. Yoğun bakım hemşireleri hasta ile empatik etkileşimleri sırasında ve öncesinde empatik olabilecek bilişsel ve duygusal reaksiyonlar geliştirerek ?Derinlemesine Davranış? yoluyla duygusal emek üretirler. Duygusal Emek olarak Derinlemesine Davranış, bazı aktörlerin sahnede rol yapmasına benzemektedir. Öte yandan Duygusal Emek olarak Yüzeysel Davranış, uygun bilişsel ve duygusal bağlantı olmadan hastaya karşı empatik davranışlar gösteriyormuş gibi sahici olmayan davranışlar geliştirmektedir.Bazı durumlarda hem derinlemesine hem yüzeysel davranışın birlikte kullanıldığı da gözlenmektedir. Hastalara karşı Derinlemesine davranışı tercih etmelerine rağmen, yoğun bakım hemşireleri hastanın duygusal ve bilişsel ihtiyaçlarının anlaşılmasının o anda mümkün olamadığı durumlarda yüzeysel davranış metodunu kullanabilmektedirler. Bunların ötesinde, yoğun bakım hemşirelerinin hasta ile ilişkilerinde empati süreçlerini kullandıklarında hastalara daha fazla fayda sağladıkları ileri sürülebilir.Bu amaçla, kavrama yönelik olarak yapılan literatür çalışması ışığında geliştirilen hipotezler, gerçekleştirilen bir araştırmada test edilmiştir. İstanbul'da bir kamu hastanesinde gerçekleştirilen araştırmanın örneklemi, 116 hemşireden oluşmaktadır. Örnekleme; 26 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeği; 20 sorudan oluşan Empati Eğilim Ölçeği ile birlikte demografik soruları da içeren bir anket uygulanmıştır.Yataklı Hasta Servisi hemşirelerine göre, Yoğun Bakım hemşirelerinin yaşam kalitesi ile ilgili algılamaları daha olumsuz olacaktır öngörüsü desteklenmiştir. Ancak, araştırmanın hipotezlerinden, yataklı hasta servis hemşirelerine göre yoğun bakım hemşirelerinin empati düzeylerinin daha yüksek olacağı öngörüsü; yataklı hasta servisi ve yoğun bakım hemşirelerinin empati düzeyleri arttıkça duygusal emek stratejilerinden derinlemesine davranış ve samimi davranış düzeyleri artacaktır öngörüsü, yataklı hasta servisi ve yoğun bakım servisi hemşirelerinin empati düzeyi arttıkça duygusal emek stratejilerinden yüzeysel davranış düzeyleri azalacaktır öngörüsü analizler sonucu red edilmiştir.Sonuçlar ayrıca, bakım verilen hasta sayısı ile hemşirelerin empati eğilim düzeyleri arasında; hemşirelerin çalışma sistemi ile duygusal emek boyutlarından duygusal çaba arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır.Bu çalışmanın bulguları, yoğun bakım hemşirelerinin empati düzeylerinin daha yüksek olmadığı, duygusal emek stratejilerinden derinlemesine davranışı daha fazla kullanmadıkları ve yaşam kalitesi algılamalarının daha olumsuz olduğunu göstermiştir. Hemşirelerin, iş ortamına ait bazı stres kaynaklarından etkilendiğini ancak görevlerini yaparken duygusal emek vermeye ve bunu yaparken de duygusal kaynaklarını tüketmeye devam ettiklerini düşündürmüştür.Anahtar Kelimeler: Empati, Duygusal Emek, Yüzeysel Davranış, Derinlemesine Davranış
Geleneksel ve internet gazeteciliğinde emeğin dönüşümü
Doğumu daha çok köyden kente göç dalgasının başladığı Sanayi Devrimi'ne dayandırılan gazetecilik, insanların daha örgütlü bir dünyayı anlamalarına yardımcı olmuştur. İnsanların bu yeni ortamı anlamalarında yardımcı olan gazetecilerin ortaya koyduğu emek ise süreç içerisinde değişmiştir. 2'nci dünya savaşının ardından televizyonların, 1990'larda ise kablosuz internet gazetecilerin ortaya çıkması emeğin değişiminde başat rol oynamıştır. Emek sürecinde yaşanan bu dalgalanmaları anlamamızda özellikle İtalyan Neo Marksistler Negri, Tziana Terranova gibi kuramcılar yardımcı oldu. Zaman içerisinde emeğin nasıl bir görünmez hal aldığını bu kuramcılar üzerinden anlatmaya ve anlamaya çalıştım. Elbette diğer önemli bir nokta ise akıllı telefona sahip bir yurttaşın potansiyel bir gazeteci adayı olması bu mesleği icra eden muhabirlerin, redaktörlerin sınırlarını zorlar hale gelmiştir. Bu değişimi ve dönüşümü Christian Fuchs, Manuel Castells, Vincent Mosco'nun içlerinde olduğu güruhun ifade ettiği dijital emek, Üretketici kavramıyla değerlendirmeye çalıştık. Geleneksel ve Yeni Medyada yaptığımız bu literatür taramasının yanında sahada aktif olarak görev alan muhabir ve editörlerle yaptığımız görüşmelerle tam olarak ne yaşandığını, neler olacağına dair çıkarımlarda bulunduk. Anahtar Kelimeler: Emek, Dijital Emek, Gazete, İnternet Gazetesi
Çalışma yaşam kalitesi,çalışanların duygusal emeği ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler ve bir uygulama
Bu tez çalışmasının amacını çalışma yaşamı kalitesi, çalışanların duygusal emeği ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler ve bir uygulama konu başlıklı araştırmanın incelenmesi oluşturmaktadır. Bu çerçevede birinci bölümde çalışma yaşam kalitesi kavramı üzerinde durulmuş, ikinci bölümde ise duygusal emek ve işten ayrılma niyeti kavramlarına değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise araştırma ve analiz bölümüne yer verilmiştir. Araştırma bölümünde, evren boyutu olarak çalışma hayatının değişik sektörlerinde çalışanlardan rastgele yöntem ile 300 kişi tespit edilmiştir. İhtiyaç duyulan verilerin anket yoluyla elde edilmesine karar verilmiş, 300 kişi olarak belirlenen hedef kitle üzerinde gerçekleştirilen anketlerden 224 tanesinin gerekli koşulları sağladığı, 76 tanesinin ise gerekli koşulları sağlamadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmamıştır. Araştırma, kavramsal modeli ifade eden H1 ve H2 şeklinde iki ana hipotezden oluşmaktatır. Birinci ana hipotezin alt boyutunda H1a, H1b, H1c, H1d, H1e, H1f, olmak üzere altı adet alt hipotez oluşturulmuş, ikinci ana hipotezin alt boyutunda ise H2a, H2b, H2c olmak üzere üç alt hipotez ele alınmıştır. Hipotezleri test etmek üzere yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre ise H1, H1a, H1b, H1c, H1d, H1e, H1f, H2, H2c Kabul edilmiş, H2a ve H2b Red edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çalışma Yaşam Kalitesi, Duygusal Emek, İşten Ayrılma Niyeti
Duygusal emek davranışları ve depresyon arası ilişkide yaşam doyumunun aracı rolü: Uçuş kabin ekibi örneklemi
Duygusal emek, çalışanların hizmet sırasında örgüt tarafından istenen duyguları ifade etmesi olarak bilinen ve olumsuz ruh sağlığı değişkenleri ile ilişkilendirilen bir kavramdır. Duygusal emek davranışının sıklıkla satış üzerine çalışan kişilerde araştırılarak depresyon ile ilişkilendirildiği, ancak havacılık sektöründe çalışan ve hava yolu şirketleri tarafından olumlu duygu ifadeleri göstermeleri beklenen kabin ekibi üzerinde araştırmalara odaklanılmadığı görülmüştür. Yaşam doyumu, duygusal emek ile ilgili ve depresyon ile güçlü ilişkide olan bir faktördür. Bu çalışmanın amacı uçuş kabin ekibinin duygusal emek davranışları ve depresyon düzeylerine yaşam doyumunun aracı rolünü araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini 23-45 yaş aralığındaki (Ort=28.75, SS=4.63), 222 (183 kadın, 39 erkek) kabin memuru oluşturmaktadır. Araştırmada Bilgilendirilmiş Onam Formuna ek olarak, Sosyo-Demografik Bilgi ve Veri Formu, Duygusal Emek Ölçeği (DEÖ), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) ve Beck Depresyon Envanteri (BDE) kullanılmıştır. Duygusal emek davranışları alt boyutları yüzeysel rol yapma davranışı, derinden rol yapma davranışı ve doğal (samimi) duygular ile depresyon arası ilişkide yaşam doyumunun aracı rolü üç farklı model oluşturularak PROCESS (Model 4) ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonunda duygusal emek davranışının tüm alt boyutları ile depresyon arası ilişkide yaşam doyumunun aracı etki rolü olduğu bulunmuştur. Bulgular, çalışan bireylerde depresyona ilişkin faktörler değerlendirilirken, duygusal emek kavramının göz önüne alınmasına işaret etmesi dışında, özellikle duygusal emek davranışının hâkim olduğu havacılık ve benzer hizmet sektöründe yaşam doyumunun artırılmasına yönelik çalışmaların önemini göstermektedir.
Öğretmenlerin örgütsel politika algıları ile duygusal emek düzeyleri arasındaki ilşki
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin örgütsel politika algıları ile öğretmenlerin duygusal emek düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir Araştırma altı bölümden oluşmaktadır. Araştırmada birinci bölümünde, problem durumu, problem cümlesi, alt problemleri, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, sınırlılıklar ve tanımlar yer almaktadır. İkinci ve üçüncü bölümde kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalardan oluşmaktadır. Dördüncü bölümde araştırmanın modeli, evreni ve örneklemi, verilerin toplanması ve analiz edilmesinden söz edilmiştir. Beşinci bölümde elde edilen verilerin tablolara aktarılması sonucu oluşturulan bulgular ve yorumlar bulunmaktadır. Son kısım olan altıncı bölümde ise tartışma, sonuç ve önerilere yer verilmiştir. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2014 – 2015 öğretim yılında Uşak il merkezinde çalışan 936 ortaokul öğretmeni, araştırmanın örneklemini ise 370 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmada veriler "Örgütsel Politika Algısı Ölçeği" ve "Duygusal Emek Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada ölçek boyutlarının örnekleme uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin örgütsel politika algıları orta düzeydedir. Öğretmenlerin örgütsel politika algıları cinsiyetlerine ve okullarındaki öğretmen sayısına göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Erkek öğretmenler kadın öğretmenlere, kalabalık okulda görev yapan öğretmenler daha küçük okullardaki öğretmenlere göre daha yüksek politika algısına sahiptirler. Bununla birlikte öğretmenlerin örgütsel politika algısı kıdemlerine ve aynı okuldaki çalışma süresine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin duygusal emek düzeyleri cinsiyetlerine, kıdeme ve aynı okulda çalışma sürelerine göre derinden rol yapma boyutunda farklılaşmaktadır. Erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere, aynı okulda çalışma süresi daha fazla olan öğretmenlerin diğerlerine, daha kıdemlilerin daha az kıdemli öğretmenlere göre derinden rol yapma düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Okuldaki öğretmen sayısına göre öğretmenlerin duygusal emek düzeyleri ise farklılık göstermemektedir. Yine araştırma sonucuna göre öğretmenlerin örgütsel politika algıları ile duygusal emek düzeyleri arasında düşük bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, Örgütsel Politika, Politik Davranış, Politik Algılama.
Öğretmenlerin duygusal emeği ile örgütsel özdeşleşmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; öğretmenlerin duygusal emek ve örgütsel özdeşleşme düzeylerini belirlemek, tanımlayıcı özelliklerine göre duygusal emek ve örgütsel özdeşleme arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu araştırmada, öğretmenlerin duygusal emek ile örgütsel özdeşleşmeleri arasındaki ilişkiyi açıklamak için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar il merkezinde ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 8713 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise 2019-2020 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar il merkezinde ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan amaçlı örnekleme yöntemine göre belirlenmiş 400 öğretmendir. Araştırmada veriler duygusal emek ölçeği ve örgütsel özdeşleşme ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, bağımsız t testi Tek yönlü Varyans analizi, Pearson Momentler çarpımı katsayısı ve Çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin en yüksek doğal duygulara yönelik duygusal emek düzeyine sahip oldukları, bunu sırasıyla derinden rol yapma, genel duygusal emek ve yüzeysel rol yapma boyutlarına yönelik duygusal emeğin takip ettiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin cinsiyetlerine görev yaptıkları okuldaki çalışma sürelerine ve okullarındaki öğretmen sayılarına göre duygusal emek düzeylerinde farklılaşma olmadığı, kıdemlerine, mezuniyet durumlarına ve görev yaptıkları okul düzeyine göre farklılaşmalar olduğu saptanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin yüksek düzeyde örgütsel özdeşleşmeye sahip oldukları, mezuniyet durumları dışında, cinsiyetlerine, kıdemlerine, okuldaki çalışma sürelerine, görev yaptıkları okuldaki çalışma sürelerine ve okullarındaki öğretmen sayılarına göre örgütsel özdeşleşme düzeylerinde farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda duygusal emek ölçeğinde yer alan yüzeysel rol yapma boyutu ve örgütsel özdeşleşme ölçeğinde yer alan özdeşleşme boyutları dışında tüm boyutlar arasında istatistiksel açıdan çift yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda da duygusal emek düzeyinin örgütsel özdeşleme düzeyini yordadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Duygusal Emek, Örgütsel Özdeşleşme, Öğretmenler
Öğretmenlerin duygusal emek gösterimleri ile psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışma, kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin duygusal emek gösterimleri ile çalıştıkları kuruma karşı oluşturdukları psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu temel amaç doğrultusunda " Öğretmenlerin duygusal emek gösterimleri ile psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki var mıdır? " sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2019–2020 öğretim yılında Kütahya ili Gediz, Şaphane, Simav ve Çavdarhisar ilçelerindeki kamuya bağlı okullarda görev yapan 1502 öğretmen oluşturmaktadır. Kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen araştırma örneklemini ise, 405 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Basım ve Begenirbaş (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Duygusal Emek Ölçeği" ve Koçak (2016) tarafından geliştirilen "Psikolojik Sözleşmeye Uyma Düzeyi Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için Doğrulayıcı Faktör Analizi, Aritmetik Ortalama, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklemler t-Testi, Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin duygusal emek gösterimlerine yönelik algı düzeylerinin yüzeysel rol yapma boyutunda düşük, derinden rol yapma boyutunda yüksek ve doğal duygular boyutunda çok yüksek olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin, araştırmanın diğer değişkeni olan psikolojik sözleşmeye uymalarına yönelik algı düzeylerinin kurumsal gelişime yönelik çaba boyutunda çok yüksek, ekstra performans ve sadakat boyutları ile psikolojik sözleşmenin toplamında ise yüksek olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin duygusal emek gösterimleri ile psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde, öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri ile doğal duygular boyutu arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki varlığına rastlanmıştır. Son olarak, öğretmenlerin duygusal emeklerine yönelik derinden rol yapma ve doğal duygular davranışlarının, psikolojik sözleşmeye uyma düzeylerinin %12'sini anlamlı bir şekilde açıklayabildiği görülmüştür.
Covid-19 salgını'nda görev alan sağlık çalışanlarında travma sonrası stres belirtileri, depresif belirtiler ve tükenmişlik belirtilerinin yordayıcısı olarak belirsizliğe tahammülsüzlük, algılanan tehdit boyutu ve duygusal emek değişkenlerinin rolünün incelenmesi
Bu tez çalışmasında COVID-19 Salgını'nda görev alan sağlık çalışanlarının travma sonrası stres belirtileri, depresif belirtiler ve tükenmişlik belirtileri göstermelerinde demografik, salgına ilişkin ve psikolojik değişkenlerin yordayıcı rolü incelenmiştir. Araştırma için 202 kadın (%58.4), 144 erkek (%41.6) olmak üzere 19-66 (Ort = 34.6, ss = 9.0) yaş aralığında 346 katılımcıdan veri toplanmıştır. Anket setini Demografik Bilgi Formu, Olay Etkisi Ölçeği-R, Beck Depresyon Envanteri, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Duygusal Emek Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği ve algılanan tehdit boyutu için bazı anket soruları oluşturmuştur. Bağımlı değişkenlerin belirti düzeyini belirlemek amacıyla betimleyici analizler yapılmıştır. Sonrasında, demografik, salgına ilişkin ve psikolojik bağımsız değişkenlerin travma sonrası stres, depresif ve tükenmişlik belirti düzeyleriyle ilişkisi Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi ile incelenmiştir. Travma sonrası stres, depresif ve tükenmişlik belirti düzeylerini anlamlı olarak yordayan değişkenleri incelemek amacıyla bir dizi Hiyerarşik Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yürütülmüştür. Araştırmadaki katılımcıların %58'i yüksek travma sonrası stres, %45'i yüksek depresif belirtiler, %26'sı yüksek duygusal tükenme, %26'sı yüksek duyarsızlaşma ve %65'i düşük kişisel başarı belirti düzeylerine sahip bulunmuştur. Ayrıca, genç olmak, erkek olmak, ön safta göre almak, kronik bir rahatsızlığa sahip olmak, sağlık sistemine güvenin azalması, düzenli görülen tedavinin aksaması, ev halkıyla ilişkilerin bozulması, COVID-19 haberlerini günlük takip etme süresinin artması ve meslek nedeniyle maruz kalınan ayrımcılık deneyiminin travma sonrası stres, depresif veya tükenmişlik belirti düzeylerini yordadığı görülmüştür. Psikolojik değişkenlerden belirsizliğe tahammülsüzlüğün İleriye Yönelik Kaygı alt boyutunun Kaçınma, Girici Düşünce, Duygusal Tükenme ve Duyarsızlaşma alt boyutlarını; Engelleyici Kaygı alt boyutunun Girici Düşünce ve Aşırı Uyarılmışlık alt boyutlarını; duygusal emeğin alt boyutlarından Sahte Duygular alt boyutunun tüm sonuç değişkenlerini (Kişisel Başarı alt boyutu hariç); Gizlenen Duygular alt boyutunun Kaçınma ve düşük Kişisel Başarı alt boyutlarını; Derinlemesine Eylem boyutunun yüksek Kişisel Başarı alt boyutunu ve son olarak COVID-19 Tehdit Algısı toplam puanının tüm bağımlı değişkenleri ve alt boyutlarını (düşük Kişisel Başarı) yordadığı bulunmuştur. Anahtar Sözcükler COVID-19 Salgını, sağlık çalışanı, travma sonrası stres belirtileri, depresif belirtiler, tükenmişlik belirtileri
Örgütsel güven ve duygusal emeğin örgütsel bağlılığa etkisi: Sosyal güvenlik kurumunda bir uygulama
Bu tez çalışmasında, örgütsel güven ve duygusal emek davranışlarının örgütsel bağlılık davranışına olan etkisi incelenmiştir. Araştırma İstanbul'da bulunan bir sosyal güvenlik kurumunda yürütülmüştür. Çalışmada demografik bilgiler, duygusal emek, örgütsel güven ve örgütsel bağlılığa yönelik soruların yer aldığı 45 soruluk anket yer almaktadır. İstanbul'da Sosyal Güvenlik Kurumunda görev yapan çalışanlardan toplanan 184 anket SPSS 25 (IBM SPSS Statistics) paket programı ile analiz edilmiş ve %95 güven düzeyi ile çalışılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde t-testi, Anova, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Karşılaştırma testleri neticesinde çalışanların cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, çalışma süresi ve görevlerine göre istatistiksel olarak önemli farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca Gerçekleştirilen analiz sonucunda örgütsel güven ve duygusal emek örgütsel bağlılığı pozitif yönde etkilemektedir. Örgüte olan güven arttıkça örgütsel bağlılık da artmaktadır. Aynı şekilde çalışanların duygusal emek davranışı arttıkça örgüte olan bağlılıkları da artmaktadır.
Yönetici rolleri, örgüt iklimi ve duygusal emek arasındaki ilişkilere yönelik öğretmen görüşleri
Bu araştırmada yönetici rolleri, örgüt iklimi ve duygusal emek arasındaki ilişkiler öğretmen görüşlerine göre incelenmiştir. Nicel yöntemle yapılan bu çalışmada ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Veriler, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Kahramanmaraş ilindeki 535 ilkokul öğretmeninden elde edilmiştir. Verilen toplanması için Yönetici Rolleri Ölçeği (YRÖ), Örgüt İklimi Tanılama Ölçeği (ÖİTÖ) ve Duygusal Emek Ölçeği (DEÖ) kullanılmıştır. Veri setinin çözümlenmesi için frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA, Games Howell ve LSD testleri, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı hesaplamaları, çoklu doğrusal regresyon analizleri ve aracılık incelemeleri yapılmıştır. Analizler sonucunda cinsiyet, branş ve görev yeri değişkenleri açısından katılımcıların yönetici rollerine ve örgüt iklimine ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Katılımcıların duygusal emeğe ilişkin görüşlerinde ise cinsiyet, branş, görev yeri, medeni durum, yaş, öğrenim durumu ve okuldaki süre değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yönetici rollerinin örgüt iklimi ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca örgüt iklimi ve duygusal emek arasında bir ilişki olduğu da gözlenmiştir. Ancak aynı ilişki yönetici rolleri ve duygusal emek alt boyutları/boyutları arasında tam olarak gözlenmemiştir. Çoklu doğrusal regresyon analizleri, yönetici rollerinin örgüt iklimini ve duygusal emeği yordadığını göstermektedir. Benzer şekilde, örgüt iklimi de duygusal emeğin anlamlı bir yordayıcısıdır. Son olarak yönetici rollerinin duygusal emeği yordamasında örgüt ikliminin tam aracılığının bulunduğu ortaya konulmuştur. Araştırmada genel olarak yönetici rolleri, örgüt iklimi ve duygusal emek arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Çalışma, yönetici rollerinin örgüt iklimini, örgüt ikliminin de duygusal emeği yordaması açısından dikkat çekicidir.
Mülteci ve sığınmacılarla çalışan meslek elemanlarında depresyon düzeyi, stres ve tükenmişlik belirtilerinin psikososyal risk faktörlerinin incelenmesi
Bu çalışmada, mülteci ve sığınmacılarla çalışan ve meslekleri gereği travmatik yaşam öyküleri dinleyen meslek elemanlarında ikincil travmatik stres, depresyon ve tükenmişlik belirtilerinin incelenmesi amaçlanmış olup, katılımcıların demografik özelliklerinin yordama etkisi istatistiki olarak kontrol edildikten sonra duygusal emek ve mağdurla özdeşim düzeylerinin yordayıcı etkisine bakılmıştır. Araştırma için 190 kadın (%66.7), 95 erkek (%33.3) olmak üzere 20-44 (Ort=28.3, ss=4.05) yaş aralığında 285 katılımcıdan veri toplanmıştır. Veri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği-Bölüm 1, Mağdurla Özdeşim Anketi, İkincil Travmatik Stres Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Duygusal Emek Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan değişkenlerin birbiri ile ilişkisini incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi yürütülmüş olup bağımlı değişkenlerin cinsiyet ve mesleki pozisyona göre farklılaşıp farklılaşmadığını test edebilmek amacıyla İki Yönlü Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) yapılmıştır. İkincil travmatik stres, depresyon ve tükenmişlik düzeylerini anlamlı olarak yordayan değişkenleri incelemek amacıyla bir dizi Çoklu Hiyerarşik Regresyon Analizi yürütülmüştür. Bulgulara göre, kadınların erkeklere göre yüksek düzeyde depresyon ve ikincil travmatik stres belirtisi gösterdiği; erkeklerin ise daha yüksek düzeyde duygusal emek alt boyutlarından sahte duygular ve gizlenen duygular sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki pozisyona göre ise bağımlı değişken düzeylerinin farklılaşmadığı bulunmuştur. İkincil travmatik stres genel belirti düzeyi ile istemsiz etkilenmeler ve kaçınma alt boyut puanlarını mağdurla özdeşim ve sahte duygular düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. İkincil travmatik stres aşırı uyarılmışlık alt boyut puanını ise sadece duygusal emek gizlenen duygular düzeyinin yordadığı saptanmıştır. Depresyon belirti düzeyini ise sadece duygusal emek alt boyutlarından sahte duygular düzeyinin yordadığı görülmüştür. Aynı şekilde, duygusal emek düzeylerinin farklı şekillerde tükenmişlik alt boyut puanları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular, alanyazında yürütülen diğer çalışmalar da göz önünde bulundurularak tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler İkincil Travmatik Stres, Depresyon, Tükenmişlik, Mağdurla Özdeşim, Duygusal Emek
Hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Hemşirelik eğitiminin teorik ve uygulamayı içermesi, hemşire akademisyenlerin hem öğretim sürecinde öğrenciler ile hem de uygulamada birey, aile ve diğer sağlık bakım profesyonelleri ile etkileşim içinde olmalarını gerektirmektedir. Hemşire akademisyenler, eğitimle ilgili sorumluluklarının yanı sıra, akademik kariyerlerinde ilerleyebilmek için araştırmalar yapmak, bilimsel toplantılara katılmak, yayınlarla bilimsel bilgiye katkıda bulunmak ve idari işleri de yerine getirmek zorundadırlar. Bu nedenle duygusal emek akademik yaşamın önemli bir parçasıdır. Bu tanımlayıcı ve ilişkisel araştırma, hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesindeki devlet Üniversitelerinde çalışan 474 hemşire akademisyen üzerinde 2019 yılında yapılmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurul onayı, ilgili Üniversitelerden resmi izin, ölçüm araçlarının Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapan yazarlar ve katılımcılardan aydınlatılmış onam alınmıştır. Veriler "Tanımlayıcı Özellikler Formu", "Duygusal Emek Ölçeği", "Kopenhag Tükenmişlik Envanteri" ve "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov Smirnov, skewness ve kurtosis değerleri, t testi, tek yönlü varyans analizi, Hiyerarşik regresyon modeli ve yapısal eşitlik modeli olan yol analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; akademisyenlerin en fazla doğal, samimi duyguları sergilediği (4.38±0.65), onu sırasıyla derinden rol yapma (2.89±1.22) ve yüzeysel rol yapmanın (1.84±0.79) takip ettiği belirlenmiştir. Hemşire akademisyenlerin, tükenmişlik ve iş doyumu ile ilgili elde ettiği en yüksek puan ortalamaları "İş ile ilgili tükenme" (48.32±15.3) ve "İçsel iş doyumu" (46.32±6.79) alt boyutlarındadır. Duygusal emeğin tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen bir belirleyici olduğu saptanmıştır. Sonuçlar, yüzeysel rol yapma ile tükenmişlik tüm alt boyutları arasında pozitif, doğal duygular ile tükenmişlik arasında negatif ilişki olduğunu göstermiştir. Hemşirelik Fakültesi'nde çalışmak iş ve öğrenci ile ilgili tükenmeyi artırmış iken; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmak ve kadın olmak kişisel tükenmeyi artırmıştır. Derinden rol yapmanın ve doğal duyguların, iş doyumunu artırdığı; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmanın, kişisel tükenmenin ve iş ile ilgili tükenmenin ise iş doyumunu azalttığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, akademisyenlerin öğrencileriyle etkileşimleri sürecinde derinden rol yapmanın ve doğal duyguların önemine ilişkin farkındalığının artırılmasına yönelik bilimsel etkinliklere yer verilmesi, akademik ortamda tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen faktörlerin incelenmesine yönelik ileriye dönük araştırmaların yürütülmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademi, duygusal emek, hemşirelik, hemşirelik eğitimi, iş doyumu, tükenmişlik
Karizmatik liderlik, lidere güven ve duygusal emeğe yönelik öğretmen görüşleri: Trabzon ili örneği
Bu araştırmada karizmatik liderlik, duygusal emek ve lidere güven arasındaki ilişkiler öğretmen görüşlerine göre incelenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımı kullanılarak ilişkisel tarama modeli ile desenlenen bu araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Trabzon ili tüm ilçelerindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 522 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak Duygusal Emek Ölçeği, Conger-Kanungo Karizmatik Liderlik Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Lidere Güven Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, aritmetik ortalama, t-testi, ANOVA, Duncan, Tamhane testleri, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı hesaplamaları, basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin duygusal emek davranış düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenler okul müdürlerinin, karizmatik liderlik davranışlarını ortaya düzeyde, lidere güven davranışlarını ise yüksek düzeyde sergiledikleri görüşündedirler. Öğretmenlerin karizmatik liderlik görüşlerinde cinsiyet ve yaş; duygusal emek görüşlerinde cinsiyet, yaş, okul kademesinde; lidere güven görüşlerinde ise yaş, eğitim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre farklılıklar tespit edilmiştir. Karizmatik liderlik, lidere güven ve duygusal emeğin alt boyutları arasındaki ilişkilere bakıldığında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen basit doğrusal regresyon analizinde karizmatik liderliğin lidere güvenin anlamlı bir yordayıcısı olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca hiyerarşik regresyon analizine göre de karizmatik liderlik ve lidere güvenin duygusal emeğin alt boyutlarının anlamlı olarak yordayıcısı olduğu görülmüştür.
İş ve meslek danışmanlarının duygusal emek kullanımı ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkide çalışma arkadaşları desteğinin düzenleyici etkisi
Bu çalışmanın amacı, iş ve meslek danışmanlarının duygusal emek kullanımı ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkide çalışma arkadaşları desteğinin düzenleyici etkisinin incelenmesidir. Araştırmada duygusal emek boyutları yüzeysel davranış ve derinden davranış olarak iki boyutta incelenmiştir. Tükenmişlik ve çalışma arkadaşları desteği ise tek boyutta incelenmiştir. Çalışma Ankara'da Altındağ, Çankaya, Ostim ve Sincan hizmet merkezlerinde çalışan 190 iş ve meslek danışmanı ile yürütülmüştür. Çalışma arkadaşları desteğinin düzenleyici etkisi Process Makro ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda derinden davranış ve tükenmişlik arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Yüzeysel davranış ve tükenmişlik arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Duygusal emek kullanımı ve tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişkide çalışma arkadaşları desteğinin düzenleyici etkisi bulunmamıştır.
Öğretmenlerin duygusal emek ve örgütsel yabancılaşma davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin duygusal emek davranışları ile örgütsel yabancılaşma davranışları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışmada, ortaokul öğretmenlerinin duygusal emek davranışları Chu ve Murrmann (2006) tarafından geliştirilen ve Türkçe 'ye Kıral (2016) tarafından uyarlanan Duygusal Emek Ölçeği ile ortaokul öğretmenlerinin örgütsel yabancılaşma davranışları Eryılmaz (2010) tarafından geliştirilen Örgütsel Yabancılaşma Ölçeği kullanılmıştır. Duygusal emek davranışları ile örgütsel yabancılaşma davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi için betimsel tarama modeli ile ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; 2018-2019 öğretim yılında İzmir ili Karşıyaka, Bornova, Bayraklı ve Gaziemeir ilçelerinde bulunan resmi ortaokullarında çalışan ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 342 ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Örgütsel Yabancılaşma Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler için T- testi, F testi Anova (Varyans analizi), Kruskal Wallis ve korelasyon testi kullanılmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin duygusal emek davranışları ve örgütsel yabancılaşma davranışları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Gerçekleştirilen Anova testi sonucunda hangi gruplar arasında farklar olduğunu tespit etmek amacıyla testi Scheffe ve Mann Withney testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan istatistiksel analizlerde anlamlılık 0.05 düzeyindedir. Araştırmanın sonucunda, ortaokul öğretmenlerinin en yüksek ortalama puana sahip olduğu duygusal emek düzeyi yüzeysel rol yapma boyutu iken onu sırası ile samimi davranış ve derinden rol yapma boyutu izlemiştir. Ortaokul öğretmenlerinin duygusal emek düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre yüzeysel rol yapma, samimi davranış ve derinden rol yapma boyutlarının anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin yaş değişkenine göre yüzeysel rol yapma boyutu anlamlı farklılık göstermezken, samimi davranış ve derinden rol yapma boyutlarının anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Samimi davranış boyutu 36-40 yaş ve 41 yaş ve üzeri yaş grubu arasında anlamlı farklılık göstermektedir. Yaş grubuna göre samimi davranış değişkenin en yüksek ortalamaya 41 yaş ve üzeri grubunda, en düşük ortalamayı ise 36-40 yaş grubunda aldığı görülmektedir. Derinden rol yapma boyutu ise 25 yaş ve altı grubu ile 31-35, 36-40 ve 41 ve üzeri grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Derinden rol yapma değişkeninde en yüksek değer 25 yaş ve altı grubuna ait iken, en düşük değerin 36-40 yaş grubuna ait olduğu saptanmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin eğitim değişkenine göre yüzeysel rol yapma, samimi davranış ve derinden rol yapma boyutlarının anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin branş değişkenine göre yüzeysel rol yapma, samimi davranış ve derinden rol yapma boyutlarının anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin mesleki kıdem değişkenine göre samimi davranış boyutu anlamlı farklılık göstermezken, yüzeysel rol yapma ve derinden rol yapma boyutlarının anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yüzeysel rol yapma boyutu mesleki kıdem yılları 16-20 yıl olan ortaokul öğretmenlerinin düşük seviyede, 21 yıl üzeri olan ortaokul öğretmenlerininin daha yüksek düzeyde anlamlı farklılık göstermektedir. Derinden rol yapma boyutunda da mesleki kıdem yılları 1-5 yıl olan ortaokul öğretmenlerinin yüksek düzeyde ve 16-20 yıl olan ortaokul öğretmenlerinin daha düşük düzeyde anlamlı farklılık göstermektedir. Ortaokul öğretmenlerinin örgütsel yabancılaşma düzeylerine göre, öğretmenlerin en yüksek ortalama puana sahip olduğu örgütsel yabancılaşma düzeyi güçsüzlük boyutu iken onu sırası ile kuralsızlık, yalıtılmışlık, kendine yabancılaşma ve anlamsızlık boyutları izlemektedir. Ortaokul öğretmenlerinin cinsiyet değişkenine göre anlamsızlık boyutu, kuralsızlık ve kendine yabancılaşma boyutlarının anlamlı farkılılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Güçsüzlük ve yalıtılmışlık boyutları ise cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Erkeklerin kadınlara göre hem güçsüzlük boyutunda hem de yalıtılmışlık boyutunda daha yüksek ortalama puanlara sahip olduğu saptanmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin örgütsel yabancılaşma düzeylerinin yaş değişkenine göre anlamsızlık boyutu, kuralsızlık, yalıtılmışlık ve kendine yabancılaşma boyutlarının anlamlı farkılılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla beraber, güçsüzlük boyutunun yaş değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre, güçsüzlük boyutunun 25 yaş altı ile 26-30 ve 36-40 yaşları arasında anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin eğitim değişkenine göre güçsüzlük, anlamsızlık, kuralsızlık, yalıtılmışlık ve kendine yabancılaşma boyutlarının anlamlı farkılılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin branş değişkenine göre, anlamsızlık boyutunda sayısal alan genel yetenek branşlarına göre daha yüksek düzeyde anlamlı farklılık göstermiştir. Kuralsızlık boyutunda ise sözel alan sayısal alan branşlarına göre daha yüksek düzeyde anlamlı farklılık göstermektedir. Ortaokul öğretmenlerinin güçsüzlük boyutunda mesleki kıdem yılı 1-5 yıl olan öğretmenlerin düşük düzeyde ve 16-20 yıl olan ortaokul öğretmenlerinin daha yüksek düzeyde anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ortaokul öğretmenlerinin duygusal emek ile örgütsel yabancılaşma davranışları incelendiğinde ortaokul öğretmenlerin duygusal emek düzeyleri olan yüzeysel rol yapma, samimi davranış boyutu ve derinden rol yapma davranışları ile örgütsel yabancılaşma düzeyleri güçsüzlük, anlamsızlık, kuralsızlık, yalıtılmışlık, kendine yabancılaşma boyutu arasında negatif yönde zayıf bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Duygusal emek değişkenlerinden sadece yüzeysel rol yapma davranışının güçsüzlük ve yalıtılmışlık boyutunda orta düzeyde negatif yönde anlamlı ilişkinin olduğu saptanmıştır.
Bir kamu hastanesi sağlık çalışanlarında duygusal emek düzeyi ve etkileyen faktörler
Araştırma ile İzmir ilinde bulunan bir kamu hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeyleri ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Analitik bir çalışma olan araştırmanın verileri 01.02.2017-01.04.2017 arasında toplanmıştır. Araştırmaya 304 sağlık çalışanı katılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması için sosyo-demografik özellikler soru formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeylerinin yüzeyel rol yapma ve doğal duygular boyutlarında yaş değişkenine göre istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Duygusal emek alt boyutu olan yüzeyel rol yapma ile mesleki yıl ortalaması değişkeni arasında da istatiksel bakımdan anlamlı farklılık görülmüştür. Ancak diğer alt boyutlar olan derinden rol yapma ve doğal duygular arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sağlık çalışanlarının memnuniyet düzeyleri ile duygusal emekleri arasında ise anlamlı fark bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeyleri ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiye dair bulgular incelendiğinde tükenmişlik düzeyleri ile duygusal emekleri arasında anlamlı fark tespit edilmiştir.
Duygusal emek ve yabancılaşma ilişkisi: Turizm işletmelerinde bir araştırma
Küreselleşme ve medyanın etkisiyle günümüzde hizmetin nasıl sunulduğu giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu durumdan hizmet sektörünün önemli bir parçası olan turizm işletmeleri de etkilenmektedir. İşletmeler bu bağlamda rekabet avantajı olarak müşteri memnuniyetini arttırmaya yönelmektedir. Müşteri memnuniyetinin sağlanması, sürdürülmesi ve arttırılması büyük ölçüde müşterilerle birebir iletişimde bulunan çalışanların performansına bağlıdır. Duygusal emek kavramı tam da bu noktada devreye girmektedir. Duygusal emek duyguların müşteri memnuniyetini sağlamak adına kontrol edilmesidir. İşletmeler bu amaçla insan kaynakları biriminin önderliğinde birtakım duygusal davranış kuralları belirlemektedir. Çalışanlar müşterilere hizmet sunarken bu kurallara uymak zorundadır. Emek yoğun bir yapıya sahip olan turizm sektörü çalışanlar için uzun ve yorucu çalışma saatlerinin de etkisiyle fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olabilmektedir. Yenilenen hizmet anlayışıyla birlikte fiziksel emeklerine ek olarak duygusal emeklerini de ortaya koymak durumunda kalmaları çalışanların kendilerini daha fazla baskı altında hissetmelerini olası hale getirmektedir. Ağırlaşan çalışma şartlarına ek olarak duygularının bile kontrol edilmek istenmesi çalışanların yabancılaşma yaşamasına zemin hazırlamaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalar incelendiğinde turizm alanında duygusal emek ve yabancılaşma ilişkisini açıklamaya çalışan araştırmaların az sayıda olduğu görülmüştür. Bu nedenle çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Duygusal emek ve yabancılaşma arasındaki ilişkinin incelenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla Manisa ili ve İzmir'in Seferihisar ilçesinde (Sığacık mahallesi) yer alan turizm işletmelerinde çalışanlara uygulanan anket çalışmasıyla turizm sektöründe duygusal emek ve yabancılaşma ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Duygusal emek, yabancılaşma, turizm işletmeleri