Matematik başarısı
165 theses under this subject heading
İlköğretim birinci kademede matematikte öğrenme güçlüklerinin taranması amacıyla matematik başarı test bataryasının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul birinci kademede öğrenim gören matematik alanında öğrenme güçlüğü gösteren öğrencilerin taranması için geçerli ve güvenilir bir başarı testi geliştirmektir. Geliştirilen Matematik Başarı Testi için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan ilkokul matematik müfredatı incelenmiştir. Matematik Başarı Testi için seçilen kazanımlar müfredatta yer alan dört öğrenme alanını olan sayılar, geometri, ölçme ve veri alanlarını kapsamaktadır. Testte yer alacak kritik kazanımların belirlenmesi için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri ışığında test formunu oluşturan 117 madde yazılmıştır. Testin uygulaması Eskişehir Tepebaşı ilçesindeki dört genel ilköğretim okulunda öğrenim gören 787 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen bulguların analizi sürecinde iç tutarlık analizi, faklı test sonuçlarıyla korelasyon ve hipotez testi analizleri yapılmıştır. Testin ölçüt bağımlı geçerliğini belirlemek içinse Temel Kabiliyetler 7-11 (TKT 7-11) testiyle korelasyonu incelenmiştir. Testlerin güvenirlik değerleri KR-20 güvenirlik katsayısıyla belirlenmiştir. Test maddelerine son halini vermek için maddelere ait madde güçlük ve ayırıcılık indeksleri hesaplanmıştır. Bulgular, geliştirilen başarı testlerinin 1-4 sınıf düzeylerinde TKT 7-11 testiyle korelasyon katsayıları .76, .79, .71, .71 olarak belirlenmiştir. Testin KR-20 güvenirlik katsayıları 1-4. sınıf testleri için sırasıyla .76, .79, .85, .83 olarak belirlenmiştir. Test maddelerinin hesaplanan ortalama güçlük değerleri 1-4. sınıf testleri için sırasıyla 0.75, 0.76, 0.75, 0.60 olarak bulunmuştur. Matematik Başarı Testi son formunda 1-4. sınıflar düzeyinde sırasıyla 24, 25, 33, 35 madde yer almaktadır. Sonuç olarak araştırma bulguları 1-4. sınıf düzeyinde geliştirilen Matematik Başarı Testinin güvenirlik ve geçerlik özelliklerine sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Güçlüğü, Matematik Eğitimi, Test Geliştirme, Başarı Testi
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere Matematik becerilerinin öğretimi: Tek-denekli araştırmalarda betimsel ve meta analiz
Matematik becerileri günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan ve diğer akademik becerilerin ediniminde önemli rol oynayan bir beceri öğretim alanıdır. Otizm spektrum bozukluğu olan bireyler matematik becerilerini edinmede zorlanmakta ve başarısızlıklar sergileyebilmektedirler. Alanyazın incelendiğinde, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin matematik becerilerini geliştirmeye yönelik az sayıda çalışma yürütüldüğü görülmektedir. Bu çalışmalarda kullanılan öğretim uygulamalarının bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıklarına yönelik bir değerlendirme gereksinimi söz konusudur. Bu çalışmada tek-denekli araştırma metodolojileriyle tasarlanmış olan otizm spektrum bozukluğu olan bireylere matematik becerilerinin öğretimini hedefleyen çalışmaların Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından değerlendirilmesi ve kapsamlı bir betimsel analizinin yapılması hedeflenmiştir. Ayrıca, meta analiz yoluyla bu uygulamaların bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıkları değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalara ulaşmak amacıyla (Ocak) 1980 – (Ocak) 2017 yılları arasında yayımlanmış çalışmalara ulaşabilmek için elektronik ortamda alanyazın taraması yürütülerek 49 çalışmaya ulaşılmıştır. Araştırmalar dahil etme ve dışlama ölçütleri açısından değerlendirilerek 26 çalışma analizlere dahil edilmiştir. Bu çalışmalar, sırasıyla, (a) Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından incelenerek "kabul edilebilirlik" ölçütlerini karşılayan çalışmalar belirlenmiş, (b) 26 çalışma çeşitli değişkenler (örn., demografik değişkenler, yöntem özellikleri ve sonuçlarına ilişkin değişkenler) açısından değerlendirilerek kapsamlı bir betimsel analiz yapılmış, (c) "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşılayan çalışmalar için örtüşmeyen veri yüzdesi ve Tau-U hesaplama teknikleri ile etki büyüklükleri hesaplanmış ve (d) elde edilen bulgular ışığında matematik becerilerinin öğretiminde kullanılan uygulamaların bilimsel dayanaklı olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular, 10 çalışmanın "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşıladığını göstermektedir. Bu çalışmaların etki büyüklükleri incelendiğinde görsel sunum temelli ve strateji temelli uygulamaların OSB olan bireylere çeşitli matematik becerilerinin öğretiminde umut vaat eden uygulamalar olduğu görülmüştür. Bulgular alanyazın dikkate alınarak tartışılmış ve uygulamacılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, Matematik, Tek-denekli araştırma,Meta-analiz, Bilimsel dayanaklı uygulamalar
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının meslek lisesi öğrencilerinin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına ve başarısına etkisi
Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, Ortaöğretim 10. sınıf "Katı Cisimlerin Yüzey Alanları ve Hacimleri" konusunda, öğrencilerin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına, akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisi ve GME destekli öğretime ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki Mustafa Keziban Küçükoğlu Ç.P.A.L'de öğrenim gören 25'i deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 soruluk başarı testi, matematik kaygılarını belirlemek amacıyla Matematik Kaygısı Ölçeği, matematik özyeterlik algılarını belirlemek amacıyla Matematik Özyeterlik Algısı Ölçeği ve deney grubu öğrencilerinin GME yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için görüşme formu uygulanmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına dayalı öğretim ile deney grubunda ise Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretim ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri, deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, mevcut öğretim programına dayalı öğretime göre öğrenci akademik başarısında daha etkili olduğu ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin matematik kaygısı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, matematiğe yönelik özyeterlik algısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin GME yaklaşımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), Matematik Özyeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Başarı, Kalıcılık.
8th grade students of success of mathhematics and test and mathemati̇cs anxi̇ety, mathemati̇cs self efficacy of investigation
The fundamental aim of this research is to determine the variables which predict math success of eighth grade students in secondary school. Besides, it is also aimed to examine math success, test and math anxiety and math self efficacyin terms of the variables which are gender, school's TEOG math success level, educatıonal status of mother and father, financial status of the family, perception of math achievement, attending to private teaching centres / study centre and taking private lessons in math. The research was conducted with the participation of 314 students in total that comprise 156 male (49,7%) and 158 (50,3%) female students from İzmir province. Personal information form, Math Anxiety Scale for Secondary School Students, Westside Test Anxiety Scale and Math Self EfficacyScale. Test were used as data gathering tools. Due to normal distribution of thedata, t-test and one-way analysis of variance was applied. Furthermore, Pearson correlation coefficients were calculated and regression analysis were conducted. As a result of the research, medium-level and positively significant correlations were determined between math success and math self efficacy. Medium-level andnegatively significant correlation were determined between math success and testanxiety. Moreover, it was revealed that 34% of variance in mathematics successwas explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. Medium-level and positively significant correlations were determined between TEOG math success and math self efficacy. Medium-level and negatively significant correlation were determined between TEOG math success and test anxiety.Moreover, it was revealed that 31% of variance in mathematics success was explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. KEY WORDS: Test and Maths Anxiety, Maths Self Efficacy, Math Success,TEOG Math Success
Sınıf öğretmenlerinin erken cebir düşüncelerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması
Aritmetik ve cebir yapı olarak birbirinden farklıdır. Yapısal farklılıklar öğrencilerin aritmetikten cebire geçerken problem çözme, genelleme, semboller ve harflerin anlamlandırılması ve kullanılması konularında zorluklar yaşamalarına neden olmaktadır. Cebir öğretimine başlamadan önce öğrencilerin aritmetik ile cebir arasındaki farklılıkları öğrenmeleri gerekir. Literatüre bakıldığında, bu farklılıkların öğrenilmesinde ve öğrencilerin karşılaştıkları zorlukların giderilmesinde erken cebirin anahtar bir role sahip olduğu görülmektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin erken cebire yönelik teorik bilgileri ve uygulamaları, öğrencilerde cebirsel düşüncenin gelişimi için önemlidir. Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin erken cebire yönelik düşüncelerinin ortaya çıkarılması, erken cebir kapsamında uygulanan öğretim etkinliklerinin sınıf öğretmenlerinin erken cebire yönelik düşüncelerine ve öğrencilerin başarılarına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma eylem araştırması türünde desenlenmiştir. Araştırmada erken cebir farkındalık ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla sınıf öğretmenlerinin erken cebir konusundaki farkındalıkları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda erken cebir başarı testi aracılığı ile ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin cebirsel başarıları ölçülmüştür. Elde edilen veriler doğrultusunda dördüncü sınıfta öğretim yapan bir sınıf öğretmeni ile erken cebir öğretim etkinliklerine dayalı eylem araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda sınıf öğretmenlerinin erken cebir konusunda sınırlı bilgiye sahip oldukları, erken cebir kapsamında yapılan uygulamaların da sınıf öğretmenlerinin erken cebir konusundaki düşüncelerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca erken cebir kapsamında yapılan öğretim etkinlikleri ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin başarılarını artırmıştır.
6 yaş çocuklarına öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarılarına olan etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; 6 yaş çocuklarına öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarılarına olan etkisini incelenmektir. Öyküleştirme yöntemi; çocukların yeni bilgilerini kullanarak eski bilgilerini ve tecrübelerini işe koştuğu, bunların yanı sıra yeni bilgileri edinerek bunlarla birlikte süreçte aktif olarak yer aldığı problemlere çözümler ürettiği, deneyimler kazandığı bir ortam yaratmaktadır. Araştırma nitel ve nicel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntemdir. Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-66 ay arası çocukların; sayılar, geometrik şekiller ve örüntü kavramlarını öğrenmede öyküleştirme yönteminin etkisinin incelendiği ön-test son-test yarı deneysel yöntem ve uygulamalar süresince deney grubunun gözlemlenmesiyle araştırmanın nitel bölümü yürütülmüştür. Araştırmada çocukların sayılarla ilgili kavramları öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla; Piaget sayı korunum testi, geometrik şekil kavramları öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla; Aslan (2004) tarafından geliştirilen geometrik şekilleri tanıma testi ve örüntü kavramını öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen örüntü testi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından deney grubuyla her hafta uygulanan etkinlikler sırasında yapılan gözlem araştırmacının güncesine kaydedilmiştir. Çalışma toplam 27 öğrenciyle gerçekleşmiştir. Kontrol grubu öğrencileri mevcut programla eğitim alırken deney grubu öğrencileri 8 hafta boyunca haftada bir gün öyküleştirme yöntemi ile hazırlanan matematik eğitimini almıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde kontrol ve deney grubunun başarılarını karşılaştırmak amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Kontrol ve deney gruplarının ön test ve son test başarılarını kendi aralarında karşılaştırmak amacıyla Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç olarak; öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarısını arttırmada olumlu etkiye sahip olduğunu göstermiştir.
Ortaokul öğrencilerinin matematiğe ilişkin metaforik algılarının incelenmesi
Metafor, belirli bir zihinsel şemayı başka bir zihinsel şemaya yansıtmaya olanak vermesi bakımından güçlü bir zihinsel model olarak ele alınmaktadır. Metaforlar, bireylerin algılarına yönelik güçlü bir zihinsel modelleme mekanizması olarak son yıllarda eğitimcilerin ilgisini yoğun bir biçimde çekmektedir. Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin matematik kavramına dair sahip oldukları metaforları belirlemek ve bu metaforların akademik başarı, sınıf düzeyi, cinsiyet gibi bazı kişisel değişkenler ile ilişkilerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Çalışmanın ham verileri, 486 ortaokul öğrencisinin "matematik …….. gibidir, çünkü …….." ifadesini tamamlamasıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler nicel /nitel veri analiz çözümleme teknikleri ile çözümlenmiştir. Çalışmada, 381 geçerli metafor elde edilmiş olup bu metaforlar metaforun ifade ettiği anlama göre 8 farklı kategoriye ayrılmıştır. Bunlar "emek", "sevilmeyen", "sevilen", "zorluk", "gerekli", "eğlenceli", "kapsayıcı" ve "faydalı" kategorileridir. Frekansı en yüksek olan kategori, zorluk kategorisi olmuştur. Yani öğrencilerin bakış açısına göre matematik zor bir derstir. Çalışmanın bulgularına göre metafor kategorileri ile cinsiyet arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin gözünde matematik dersinin zorlaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin genel başarı düzeyleri ile metafor kategorileri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin matematik başarı düzeyleri ile metafor kategorileri arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre; öğrencilerin matematik dersinde başarılı olabilmeleri, matematik dersi için emek, gayret sarf etmeleri gerektiği ve matematiğin insanların ihtiyaçlarına karşılık verdiği yani matematiğin önemli ve gerekli olduğu bilincinde olmalarına bağlıdır. Anahtar Sözcükler: Metafor, Metafor Kategorisi, Matematik Başarısı, Ortaokul Öğrencileri
Öğrenci ve öğretmen özelliklerinin öğrencilerin matematik kaygısı ve başarısını yordama gücünün hiyerarşik lineer modelleme ile incelenmesi
Bu çalışmada, öğrenci ve öğretmen özelliklerinin öğrencilerin matematik kaygısı ve başarısını yordama gücünü belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğrencilerin matematik kaygısı ve başarısı ile ilişkili olan öğrenci değişkenlerinin yanı sıra öğretmenlere ait değişkenler Hiyerarşik Lineer Modelleme (HLM) kullanılarak iki düzeyde ele alınmıştır. Bu yönüyle araştırmada doğrudan ve dolaylı etkilerin analizine dayalı yordayıcı ilişkisel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2022-2023 yılı Osmaniye ilinde görev yapan matematik öğretmenleri (12), bu öğretmenlerin öğrencileri (413) ve bu öğrencilerin ebeveynlerinden (413) oluşmaktadır. Öğrencilerin başarı düzeyi için dönem sonu matematik karne başarı puanları, kaygı düzeyleri için öğrencilere yönelik "Matematik Kaygısı-Endişesi Ölçeği", "Öğretmenlere Yönelik Matematik Kaygı Ölçeği" ve "Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan iki düzeyli HLM analiz sonucunda öğrenci matematik başarısı ile ilişkili olan öğrenci düzeyine ait değişkenler; ebeveyn kaygı ortalaması, öğrenci cinsiyeti, veli eğitim durumu, öğrenci matematik öz yeterlik algısı ile öğretmen düzeyine ait değişkenler öğretmen matematik kaygı ortalaması, öğretmen cinsiyeti, öğretmen medeni durumudur. Öğrenci matematik kaygısı ile ilişkili olan öğrenci düzeyine ait değişkenler; ebeveyn kaygı ortalaması, öğrencinin sosyal imkânı, öğrenci matematik öz yeterlik algısı ile öğretmen düzeyine ait değişkenler öğretmen matematik kaygı ortalaması, öğretmen cinsiyeti, öğretmen medeni durumu, öğretmen eğitim düzeyidir. Öğrencilerin matematik başarısı ve kaygısı konusunda göstermiş olduğu değişkenliğin büyük çoğunluğunun öğrenci düzeyi değişkenlerine bağlı olduğu vurgulanırken değişkenlerin geriye kalan kısmı ise öğretmen düzeyi tarafından açıklandığı ifade edilebilir.
Onuncu sınıf öğrencilerinin matematik başarılarını açıklayıcı bir model çalışması
Bu çalısmada 10. sınıf öğrencilerinin, matematik basarıları ile matematikle ilgili akademik benlikleri, matematik kaygıları, matematiğin doğasına iliskin inanısları, geçmis matematik basarıları ve mantıklı düsünme yetenekleri arasındaki açıklayıcı ve yordayıcı iliskiler örüntüsü incelenmistir. Çalısmaya bir devlet lisesine devam eden 348 onuncu sınıf öğrencisi katılmıstır. ?liskisel tarama türünde olan çalısmada öğrencilerin matematikle ilgili akademik benlik kavramlarını ölçmek için Brookover, Erikson ile Joiner (1967) tarafından gelistirilen ve Senemoğlu (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Akademik Benlik Kavramı Ölçeği? kullanılmıstır. Öğrencilerin matematik kaygıları Erktin (1989) tarafından gelistirilen ?Matematik Kaygısı Ölçeği? ile ölçülmüstür. Öğrencilerin matematiğin doğasıyla ilgili inanıslarını ölçmek için Collier (1972) tarafından gelistirilen ve Türkçe'ye uyarlaması arastırmacı tarafından yapılan ?Matematik ve Matematik Öğretimiyle ?lgili ?nanıslar Ölçeği?nin ?Matematikle ?lgili ?nanıslar? alt boyutu kullanılmıstır. Öğrencilerin mantıklı düsünme yeteneklerini belirlemek amacıyla Tobin ve Capie (1981) tarafından gelistirilen ve Geban, Askar ile Özkan (1992) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Mantıksal Düsünme Yeteneği Testi? kullanılmıstır. Geçmis matematik basarısı, öğrencilerin 2005-2006 Öğretim Yılı dokuzuncu sınıf birinci dönem matematik dersi karne notları ile ölçülmüstür. Öğrencilerin 2006-2007 öğretim yılı onuncu sınıf birinci dönem matematik dersi karne notları ise matematik basarı ölçüsü olarak kabul edilmistir. Arastırmanın bulguları, matematik basarısı, matematikle ilgili akademik benlik, matematiğin doğasıyla ilgili inanıslar, matematik kaygısı, mantıklı düsünme yeteneği ve geçmis matematik basarısı arasındaki tüm ikili iliskilerin anlamlı olduğunu ortaya koymaktadır. Model analizi sonuçlarına göre sadece geçmis matematik basarısı ve matematikle ilgili akademik benlik kavramının matematik basarısını doğrudan anlamlı bir sekilde yordadığı bulunmustur. Matematik kaygısı ve matematiğin doğasıyla ilgili inanıslar matematikle ilgili akademik benlik vasıtası ile matematik basarısını etkilemektedir. Mantıklı düsünme yeteneğinin matematik basarısının doğrudan anlamlı bir yordayıcısı olmadığı ancak arastırmanın diğer bağımsız değiskenler aracılığıyla dolaylı bir sekilde matematik basarısıyla ilintili olduğu belirlenmistir. Böylece gelistirilen modelle matematik basarısındaki varyansın %48'nin açıklanabildiği görülmüstür. Anahtar Kelimeler: Geçmis matematik basarısı, matematikle ilgili akademik benlik, matematik kaygısı, matematiğin doğasıyla ilgili inanıslar, mantıklı düsünme yeteneği, matematik basarısı, matematik basarısının yordanması.
İşbirlikli öğrenme yönteminin öğrencinin matematik başarısı ve matematiğe ilişkin tutumu üzerindeki etkililiği: Bir meta-analiz çalışması
Bu çalışmada 1988-2010 yılları arasında, işbirlikli öğrenme yönteminin matematik başarısı ve matematiğe ilişkin tutum üzerine etkililiğini geleneksel yöntemle karşılaştıran deneysel çalışmalar derlenerek meta-analiz yöntemiyle birleştirilmiştir. Meta-analize toplam 26 (n= 36) çalışma dâhil edilmiştir. İşbirlikli öğrenme yönteminin akademik başarı üzerindeki genel etki büyüklüğü d++ = 0.59 ( 95 % GA: 0.38 ile 0.80) , matematiğe ilişkin tutum üzerine etki büyüklüğü d++ = 0.16 ise olarak bulunmuştur. Başarı açısından elde edilen etki büyüklüğü orta ölçekte, pozitif ve anlamlı iken tutum açısından elde edilen etki büyüklüğü ise küçük ölçekte, pozitif ve anlamlıdır. Sonuç olarak işbirlikli öğrenme yöntemi geleneksel yönteme göre hem başarı hem de tutum açısından daha başarılı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme Yöntemi, Matematik Başarısı, Meta-Analiz, Etki Büyüklüğü, Tutum
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinde matematik başarısı ile matematik kaygısı, sınav kaygısı ve bazı demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademedeki öğrencilerin matematik başarıları ile matematik kaygısı ve genel sınav kaygısı arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve matematik başarısının bazı demografik değişkenlerle arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılı elde edilmiştir. Araştırmaya Gaziantep ili merkez ilçesi Şahinbey bünyesindeki Hatice Büyükbeşe Ortaokulu, Celal Doğan Ortaokulu ve Turgut Özal Ortaokulundan 649 öğrenci katılmıştır. Veriler üç boyutlu bir anket yardımıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde t-test, ANOVA ve regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda matematik başarısı ile; kendine ait bir çalışma odası olması değişkeni, anne-baba eğitim düzeyinin yüksek olma değişkeni, anne ve baba beraber yaşama değişkeni, okula yardımcı kursa veya dershane desteği değişkeni, matematik öğrenme amaçlı bilgisayardan yararlanma varlığı değişkeni, sosyo-ekonomik olarak daha yüksek bir çevredeki okula gitme değişkeni ile matematik notları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki çıkmıştır. Matematik başarısı ile okuldan sonra bir işte çalışma değişkeni, matematik kaygısı ve sınav kaygısı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, matematik başarısı ile cinsiyet değişkeni ve anne-babasının sağ yada ölü olması değişkenine göre aralarında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Matematik öğretim kalitesi ölçeği aracılığıyla ortaokul sınıflarında matematik öğretiminin kalitesinin belirlenmesi
ÖZET MATEMATİK ÖĞRETİM KALİTESİ ÖLÇEĞİ ARACILIĞIYLA ORTAOKUL SINIFLARINDA MATEMATİK ÖĞRETİMİNİN KALİTESİNİN BELİRLENMESİ YILMAZ, Bilge Yüksek Lisans Tezi, İlköğretim ABD Tez Danışmanı: Doç.Dr. Ali BOZKURT İkinci Tez Danışmanı: Doç.Dr. Yusuf KOÇ Ocak 2016, 116 sayfa Bu araştırmanın amacı ortaokul sınıflarında matematik öğretmenlerinin, öğretimlerinin kalitesini belirlemektir. Çalışma nitel bir araştırma olup, deseni durum çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde görev yapmakta olan 2ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır Araştırmaya katılan 2 ortaokul matematik öğretmeninin 5'er ders saatleri olmak üzere toplam 10 ders saati sınıf içi matematik öğretimlerinin kalitesini belirlemek amacıyla videoya çekilmiş, daha sonra bunlar yazılı hale getirilmiştir. Video kayıtlar, matematiksel içeriğin 5 öğesini kullanan ve öğretmen-öğrenci-içerik ilişkisini temele alan Matematik Öğretim Kalitesi ölçeği kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, sınıf ortamında kullanılan matematiksel dilden, öğrencilerin yapmış oldukları hatalar ve yanılgılara, dersteki matematiksel içeriğin yoğunluğundan, matematiksel zenginliğin birçok öğesine, öğrencilerin aktif katılımına kadar birçok unsurun öğretimin kalitesinin düzeyini belirlemede etkili olduğunu göstermiştir. Öğretimin kalitesini belirlemek ve arttırmak, öğrencilerin öğrenmelerini geliştirmek ve nihai olarak etkili öğretimi sağlamak için sınıf içerisindeki uygulamalara bakarken birden fazla boyutun ayrı ayrı ele alınması ve bu boyutların öğretimdeki rolleri, çalışma özelinde elde edilen bulgularla ortaya konulmaktadır. Öğretimdeki zayıf noktaların belirlenmesi, etkili öğretimin sağlanması ve öğrenci öğrenmeleri açısından sınıf içi öğretim uygulamalarının dikkate alınıp değerlendirilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematik Öğretim Kalitesi, Video Analizi, Matematik Başarısı
Ortaokul öğrencilerinin üstbiliş becerileri, matematik özyeterlikleri ve matematik başarısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin kullandıkları üstbilişsel beceriler, matematik özyeterlikleri ve matematik başarıları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu çalışmaya 190 ortaokul 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırma ilişkisel model desenle desenlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 'Öğrenmede motive edici stratejiler ölçeği'nin alt ölçeği olan üstbiliş (metabiliş) ölçeği ile öz yeterlik kaynakları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada yer alan değişkenler üstbilişsel beceriler, matematik öz-yeterliği ve matematik başarısıdır. Bu değişkenlerden matematik başarısı bağımlı değişken, üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlikleri bağımsız değişkendir. Öğrencilerin matematik başarılarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılığını incelemek için bağımsız gruplar t testi, değişkenler arası ilişkinin saptanması için pearson korelasyon analizi, üstbilişsel beceriler ve matematik öz-yeterliğinin matematik başarısı üzerindeki yordama gücü basit doğrusal regresyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre matematik puanları arasında anlamlı farklılığın olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarına ilişkin her bir değişkenin matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında; katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %18'inin üstbiliş becerileri tarafından, matematik özyeterlik alt boyutlarından alınan puanların matematik başarısının yordanmasına ilişkin adımsal çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre dört boyut birlikte ele alındığında kişisel deneyimler alt boyutu tek başına matematik başarısına ilişkin toplam varyansın yaklaşık %60'ını açıklamaktadır. Diğer alt boyutlar regresyon analiz hesaplanma dışına tutulmuştur. Öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarının birlikte matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında, katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %52'sini yordadığı görülmektedir.
Türkiye'deki öğrenci başarılarının PISA 2003-2012 matematik okuryazarlığı testlerinde yer alan farklı soru türlerine göre değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de PISA 2003 ve PISA 2012 uygulamalarına katılan öğrencilerin matematik okuryazarlığı testinde yer alan soru türlerine göre başarı düzeylerini belirlemektir. Araştırma tarama türünde betimsel bir çalışmadır. Araştırma kapsamında ilk olarak PISA 2003 ve 2012 uygulamalarındaki matematik okuryazarlığı test maddeleri soru türlerine göre çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli ve yapılandırılmış yanıtlı madde olarak sınıflandırılmıştır. İkinci aşamada Türkiye'den PISA 2003 ve 2012 uygulamalarına katılan öğrencilerin verdiği cevaplar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Her bir maddeye verilen doğru, kısmi doğru ve yanlış cevap oranları belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular öğrencilerin soru türlerine göre başarılarının farklılaştığını göstermektedir. PISA 2003 uygulamasında en yüksek başarı ortalamasına sahip soru türü çoktan seçmeli iken PISA 2012 uygulamasında karmaşık çoktan seçmeli sorular olmuştur. En düşük başarı ortalamasına sahip soru türünün PISA 2003'te karmaşık çoktan seçmeli, PISA 2012'de ise yapılandırılmış yanıtlı soru olduğu görülmüştür. 2005-2006 eğitim-öğretim yılında uygulanmaya geçen yapılandırmacı eğitim yaklaşımına göre öğrencinin kendi cevabını zihninde tasarlayıp oluşturduğu yapılandırılmış yanıtlı soru türünde bir artış gözlenmesi beklenmektedir. Ancak araştırma bulguları yapılandırılmış yanıtlı soru başarısının uygulama yıllarına göre azaldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: PISA, çoktan seçmeli sorular, yapılandırılmış yanıtlı sorular, öğrenci başarıları, yapılandırmacı eğitim yaklaşımı
Çoklu zeka kuramına göre hazırlanan öğretim etkinliklerinin 4. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve kaygı düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan öğretim etkinliklerinin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve kaygı düzeylerine etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmada, Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan etkinlikler ile yapılan öğretim bağımsız değişken, matematik dersi başarısı ve kaygı düzeyi ise bağımlı değişkendir. Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu deneme modeline göre tasarlanmıştır. Araştırma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında, Osmaniye ili merkez ilçesinde yer alan orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir devlet ilkokulunda iki derslikte okuyan toplam 55 öğrenci ile yürütülmüştür. Bir deney ve bir kontrol grubu ile yürütülen araştırma dokuz hafta sürmüştür. Dersler, deney grubunda Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan öğretim etkinlikleri doğrultusunda araştırmacı, kontrol grubunda ise 2015 İlkokul Matematik Dersi Öğretim Programı (MEB, 2015) doğrultusunda hazırlanan ders planları doğrultusunda sınıf öğretmenleri tarafından işlenmiştir. Çalışmada, Çoklu Zekâ Kuramına göre hazırlanan etkinliklerin etkisinin ortaya konulması için nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen "Başarı Testi", deney ve kontrol gruplarına öntest ve sontest olarak; kaygı düzeylerini belirlemek içinde "İlköğretim Öğrencileri için Matematik Kaygı Ölçeği" araştırma işlem öncesinde ve işlem sonrasında uygulanmıştır. Ayrıca "Kişisel Bilgi Formu" çalışmaya katılan öğrenciler hakkında bilgi almak için kullanılmıştır. Nitel veriler, deney grubunda yer alan öğrencilerin sürece yönelik düşüncelerini saptamak için beşi erkek beşi kız olmak üzere toplam 10 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırmada başarı testi ve kaygı ölçeğinden elde edilen veriler, kovaryans analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler, betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen verilere göre, başarı testi öntest-sontest puanlarının karşılaştırılması sonucunda; deney grubunun daha başarılı olduğu görülmüştür. Ek olarak kaygı puanları açısından gruplar arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Ancak; deney grubunun kaygı sontest puanlarında, öntest puanlarına göre ciddi derecede bir azalma görülmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen sonuçlara göre öğrenciler, Çoklu Zekâya göre hazırlanan etkinlikleri zevkli/eğlenceli bulduklarını, bu etkinlikler sayesinde matematik derslerine olan korkularını yenerek dersi sevmeye başladıklarını ve derse katılmayı istediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca uygulamadan sonra, Matematik dersinden korkmayıp, öz güvenlerinin arttığından söz etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Çoklu Zekâ Kuramı, Matematik Öğretimi, Matematik Kaygısı, Akademik Başarı
Farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarısına ve tutumuna etkisi
Bu araştırma, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarılarına ve tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla nicel ve nitel modellerin birlikte kullanıldığı, karma araştırma modeline göre tasarlanmıştır. Bu kapsamda, öncelikle araştırmanın nicel veriler ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modele göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2015-2016 öğretim döneminde Adana ili Ceyhan ilçesinin alt sosyo ekonomik düzeyinde bulunan bir devlet ilkokulunun üçüncü sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada deney ve kontrol grupları; akademik başarı ve anne-baba eğitim durumu açısından birbirine yakın olan ve cinsiyet dağılımı homojen 40 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deney grubu ise; yapılan seviye testi ve öğrenme stilleri testi sonuçları açısından birbirine yakın olan ve yarı rastgele seçilen toplam 20 öğrenci oluşmaktadır. Araştırmanın kontrol grubu ise okulun diğer sınıfı olarak belirlenmiştir. Uygulama sürecinde deney grubunda farklılaştırılmış öğretim yaklaşımıyla kesirler konusu anlatılırken, kontrol grubuna ise 2015–2016 Matematik Dersi Öğretim Programına göre hazırlanan kılavuz kitap doğrultusunda mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Deney grubundaki dersler araştırmacı tarafından işlenirken, kontrol grubunda ise dersleri sınıf öğretmeni tarafından yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, "Matematik Başarı Testi", "Matematik Tutum Ölçeği", "Öğrenme Stilleri Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu" kullanılmıştır. "Matematik Başarı Testi" ve "Matematik Tutum Ölçeği" deney ve kontrol gruplarına ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. "Öğrenme Stilleri Ölçeği" ders işlenişi sırasında kullanılmak üzere sadece deney grubuna uygulanmıştır. Nitel verilerin toplanmasında deney grubunda yer alan öğrencilerin farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının sürecine ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik "Yarı Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu" kullanılmıştır. Farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının, öğrencilerin deney öncesi ve sonrasındaki 'Matematik Başarı Testi' ve "Matematik Tutum Testi" puanlarında istatiksel bir etkisinin olup olmadığını test etmek amacıyla Tek Faktörlü Kovaryans Analizi kullanılmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme verilerinin analizinde içerik analizi yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22.0 kullanılmıştır. Bu verilerin yorumlanmasında p=0,05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen verilere göre, başarı testi son test puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerin sonucunda öğrenciler, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımı sayesinde, matematik derslerini daha eğlenceli ve değişik buldukları dolayısıyla derse daha çok motive oldukları, gerçek hayatla ilişkilendirilmesinden dolayı daha kalıcı öğrenme gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir.
Çok kriterli karar verme metotları ve analitik hiyerarşi süreci ile matematik eğitimi alanında bir uygulama
Karar verme, hayatın ayrılmaz ve önemli bir parçasıdır. Günümüzün hızla değişen dünyasında karar verme problemleri, daha karmaşık bir hale gelmiştir. Alternatif ve kriter sayılarının artması, kriterlerin birbiri ile çelişmesi, bunlar arasından seçim yapacak olan karar vericinin işini bir hayli zorlaştırmıştır. Artan rekabet koşulları içerisinde hızlı ve doğru karar verebilen işletmeler, rakiplerine üstünlük sağlamaktadır. Hızlı ve doğru karar verebilmek için bilimsel yaklaşımların kullanılması artık bir zorunluluk olmuştur. Bu tezde çok kriterli karar problemlerinin çözümünde kullanılabilecek matematiksel metotlar üzerinde durulmuştur. Bu matematiksel metotlarla, Yozgat ilindeki ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin matematik başarısına etki eden faktörlerin önem derecelerinin bulunması hedeflenmiştir. Analitik Hiyerarşi Süreci metodunun, eğitim alanında karşılaşılan bir probleme uygulaması yapılmıştır.
Gerçekçi matematik eğitiminin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin dörtgenlerde alan konusundaki matematiksel başarılarına ve motivasyonlarına etkisi
Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), ilk olarak Hollanda'da tanıtılan ve geliştirilen matematik eğitiminde bir öğrenme ve öğretme teorisidir. Bu teori tüm dünyada çok sayıda ülke tarafından benimsenmiştir. Bu teoriye göre matematik, bir insan aktivitesidir ve matematik gerçeğe bağlı olmalıdır. GME'de gerçekçi kelimesi sadece gerçek dünya ile olan bağlantıya değil, aynı zamanda öğrencilerin zihninde gerçek olan sorun durumlarına da atıfta bulunur. Bu çalışmanın amacı Gerçekçi matematik eğitiminin dörtgenler konusunda 7.sınıf ortaokul öğrencilerin akademik başarıları ve matematik motivasyonları üzerindeki etkisini incelemektir. Zayıf deneysel desenlerden statik grup karşılaştırmalı deseninde yapılan çalışma Gaziantep ilinde bir devlet ortaokulunda yürütülmüştür. Çalışma grubu 23erkek ve 30 kız öğrenci olmak üzere 53 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma da veri toplama aracı olarak ön test başarı testi ve son test başarı testi ve matematik motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Kontrol grubunda matematik dersleri geleneksel yöntemle işlenirken deney grubunda gerçekçi matematik etkinlikleri uygulanmıştır. Toplam 5 hafta süren uygulamada testler eş zamanlı olarak uygulamadan önce ve uygulamadan sonra yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Gerçekçi matematik eğitiminin uygulandığı deney grubunda ortalama akademik başarının anlamlı derecede kontrol grubuna göre daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin motivasyonun da uygulama öncesinde bir fark olmadığı bilinirken; uygulama sonrası deney grubunun kontrol grubuna göre daha olumlu yönde olduğu gözlemlenmiştir.
İlköğretim 4.sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme becerileri ile matematik başarılarının incelenmesi
Bu araştırmada, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerinin ve matematik başarı düzeylerinin cinsiyet, okul türü, kreşe gitme durumu, kreşe gitme süresi, kardeş sayısı, anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre incelenmesi ve öğrencilerin matematik başarıları ile eleştirel düşünme becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırma tarama modelindedir. Çalışmanın örneklemini 2016–2017 öğretim yılında Gaziantep ilinin Şehitkamil ilçesindeki 16 ilkokulda öğrenim gören 594 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacı ile öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan bilgi formu ile 'Matematik Başarı Testi' kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerini belirlemek amacı ile Demir (2006) tarafından hazırlanan eleştirel düşünme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizinden ( ANOVA ) ve korelasyondan yararlanılmıştır. Araştırmada sonucunda, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinin ile okul türü, kreşe gitme durumu, kreşe gitme süresi, kardeş sayısı, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılaşmadığı ancak cinsiyet değişkenine göre kız öğrenciler lehine anlamlı farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca öğrencilerin matematik başarılarının okul türü, kardeş sayısı, kreşe gitme süresi ve anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılaştığı belirlenmiştir. 'Eleştirel Düşünme Becerisi' ile 'Matematik Başarı Testi' puan ortalamaları arasında ise olumlu yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Eleştirel düşünme, Matematik, Matematik Başarısı
Ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının incelenmesi
Bu çalışmada temel amaç ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının yordanmasıdır. Yordanan değişken matematik başarısı, yordayıcı değişkenler ise öz düzenleme, öz yeterlik, algılanan özerklik desteği, matematiğe yönelik tutum ve cinsiyet değişkenleri olarak ele alınmıştır. Matematik başarısının yordanmasında aracılık ve etkileşim etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle öz düzenleme ile matematik başarısı arasındaki ilişkiye öz yeterlik, matematiğe yönelik tutum ve algılanan özerklik desteğinin aracılık edip etmediği, ardından ise matematiğe yönelik tutum ile öz yeterlik, öz düzenleme ile öz yeterlik ve algılanan özerklik desteği ile öz yeterlik etkileşimlerinin matematik başarısını yordama durumlarının araştırılması hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırşehir il merkezinde amaçlı örnekleme yolu ile seçilen üç farklı ortaokuldan random olarak belirlenen 264 kadın ve 268 erkek öğrenci olmak üzere toplam 532 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri toplanırken Pintrich ve De Groot (1990) tarafından geliştirilen Üredi (2005) tarafından uyarlanan Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği; William ve Deci (1996) tarafından geliştirilen Kanadlı ve Bağçeci (2016) tarafından uyarlanan ve Koçoğlu (2017) tarafından ortaokul öğrencileri için yeniden adapte edilen Öğrenme İklimi Ölçeği; Önal (2013) tarafından geliştirilen Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın yordanan değişkeni olan matematik başarısı öğrencilerin iki yarıyıla ait matematik dersi karne puanlarının ortalaması alınarak belirlenmiştir. Araştırmada toplanan veriler SPSS 24.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma ile toplanan verilerin etkileşim ve aracılık etkisi testlerinde çoklu regresyon analizi ve Hayes (2018) tarafından SPSS'e eklenti olarak geliştirilen PROCESS programı kullanılmıştır. Aracılık etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığının tespit edilmesi için Sobel testine başvurulmuştur. Araştırmada hata payı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öz düzenleme, öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutum değişkenleri ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının anlamlı yordayıcılarıdır. Bunun yanında, öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutumun öz düzenleme ve matematik başarısı arasındaki ilişkide aracılık etkilerinin anlamlı olduğu; algılanan özerklik desteğinin aracılık etkisi göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla, öz yeterlik, öz düzenleme ve matematiğe yönelik tutumun matematik başarısına etkisinin önemli olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, öz yeterlik ile matematiğe yönelik tutum etkileşiminin ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarını anlamlı olarak yordadığı; öz düzenleme ve algılanan özerklik desteğinin öz yeterlik ile etkileşiminin matematik başarısını anlamlı olarak yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında, ortaokul öğrencilerinin cinsiyetleri ile matematik başarıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak; ortaokul öğrencilerinin öz düzenlemeleri ve matematik başarıları arasındaki ilişkide öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutumun aracılık etkilerinin anlamlı olduğu; öz yeterlik ile matematiğe yönelik tutum arasındaki etkileşimin ortaokul öğrencilerinin matematik başarısını anlamlı olarak yordadığı bu çalışma ile ortaya konulmuştur.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin dört işlem problemlerinde gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının problem çözme ve problem kurma başarılarına etkisinin araştırılması
Karma model ile tasarlanan bu araştırmanın temel amacı, Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımının 4. sınıf öğrencilerinin dört işlem problem çözme ve kurma konusundaki başarılarına etkisinin araştırılmasıdır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılının güz döneminde Aksaray ve Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında öğrenim gören 35'i deney, 35'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 70 ilkokul 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Amaçlı örneklem yolu ile katılımcıların seçildiği bu araştırmada kullanılan yöntemin etkililiği tespit edilmeye çalışıldığından evreni temsil eden bir örneklem seçimine gereksinim duyulmamıştır. Söz konusu araştırmada, gerçekçi matematik eğitiminin 4. sınıf öğrencilerinin dört işleme (toplama, çıkarma, çarpma, bölme) dair problem çözme ve kurma konusuna yönelik başarılarını ölçmek amacıyla bir başarı testi hazırlanmıştır. 5. sınıf öğrencileri tüm kazanımlara hâkim olduğu için başarı testinde bulunan maddeler 5. sınıfta öğrenim gören 192 öğrenciye uygulanarak pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Uzman görüşleri ve pilot uygulama sonucunda çoktan seçmeli ve açık uçlu sorulardan oluşan .87 güvenirliğe sahip "Dört İşleme Yönelik Akademik Başarı Testi" son halini almıştır. 20 maddeden oluşan bu testin 12'si açık uçlu 8'i ise çoktan seçmelidir. Hazırlanan testin analizi için derecelendirilmiş puanlama anahtarı hazırlanmıştır. Hazırlanan başarı testi deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Sonrasında, farklı öğretmenler tarafından çalışma süresince 15 ders saati deney grubu öğrencilerine Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi ile, kontrol grubu öğrencilerine ise geleneksel öğretim yöntemi dört işlem problemleri anlatılmıştır. Ardından gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımı çerçevesinde hazırlanan test tekrar uygulanmış, deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ön test puanı ile son test puanı arasındaki farklılığa eşleştirilmiş örneklem t-testi ile; deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin ön test puanları arasındaki farklılığa bağımsız örneklem t-testi ile; deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin son test başarı puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olup olmadığı ise kovaryans analizi (ANCOVA) ile araştırılmıştır. Ayrıca, katılımcıların açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar ise içerik analizi ile incelenmiş ve betimlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına dayalı öğretim yönteminin 4. sınıf öğrencilerinde dört işleme yönelik problem çözme becerilerini geliştirmede geleneksel öğretim yöntemine oranla istatiksel olarak daha etkili olduğunu görülmüştür. Ayrıca nitel verilere göre öğrencilerin problem çözme becerileri, problem kurma becerileri, veriyi doğru kullanma becerileri, kendilerini ifade etme becerileri, soru kökünü anlama becerileri ve dört işleme yönelik becerilerinin GME'den sonra pozitif yönde geliştiği tespit edilmiştir. Bu araştırmanın diğer bir amacı ise ilkokul dördüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin dört işlem problem çözme ve kurma konusundaki başarılarının gerçekçi matematik eğitimi çerçevesinde incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, 257 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisine araştırmacılar tarafından geliştirilen başarı testi uygulanmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin dört işleme yönelik başarılarının cinsiyete göre incelenmesinde nedensel karşılaştırma modeli kullanılırken, dört işlem başarıları arasındaki ilişki ise korelasyon model ile şekillenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin toplama işleminde yüksek; çıkarma ve çarpma işlemlerinde orta, bölme işleminde düşük; ölçeğin genelinde ise orta düzeyde başarılarının olduğu görülmüştür. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla toplama, çıkarma, çarpma ve ölçeğin genelinde daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin bu dört işleme yönelik başarıları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan, problem çözme açısından cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmemiş ve her iki cinsiyet grubunun problem çözme düzeylerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Problem kurma açısından ise kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha başarılı olduğu ve kız öğrencilerin problem kurma düzeylerinin yüksek, erkek öğrencilerin ise orta düzey olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğrencilerin dört işleme yönelik problem kurma ve problem çözme başarıları arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu ve öğrencilerin problem çözme başarılarının %42'sinin problem kurma başarıları tarafından yordandığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Başarı Testi, Dört İşlem Problemleri, Gerçekçi Matematik Eğitimi.
Gerçekçi matematik eğitimi destekli öğretim yönteminin ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma, gerçekçi matematik eğitimi destekli öğretim yönteminin ortaokul 6. Sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarılarına ve tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla nicel model kullanılarak tasarlanmıştır. Bu kapsamda, öğrencilere ön test – son test ve tutum ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Adıyaman ilinde bulunan bir köy okulunun, 6/A ve 6/B sınıflarındaki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada deney ve kontrol grupları, akademik başarı ve cinsiyet dağılımı homojen olan 39 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deney ve kontrol grubunu, 2015-2016 öğretim yılı birinci dönem sonunda matematik dersi ortalaması birbirine yakın ve homojen dağılımları olan 6-A ve 6-B sınıfları oluşturmaktadır. Çalışmaları uygulama sürecinde deney grubunda gerçekçi matematik eğitimi destekli öğretim yöntemiyle 'Hacim Ölçme ve Sıvıları Ölçme Birimleri' konusu anlatılırken , kontrol grubuna ise 2015–2016 Matematik Dersi Öğretim Programına göre hazırlanan kılavuz kitap doğrultusunda mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun dersleri araştırmacı tarafından yürütülmüştür.Veri toplama aracı olarak , 'Matematik Başarı Testi' ve 'Matematik Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. 'Matematik Başarı Testi' ve 'Matematik Tutum Ölçeği' deney ve kontrol gruplarına ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. Gerçekçi matematik eğitimi uygulamalarının, öğrencilerin deney öncesi ve sonrasındaki 'Matematik Başarı Testi' ve "Matematik Tutum Ölçeği" puanlarında istatiksel bir etkisinin olup olmadığını test etmek amacıyla Tek Faktörlü Kovaryans Analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22.0 kullanılmıştır. Bu verilerin yorumlanmasında p=0,01 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda, "Hacim Ölçme ve Sıvıları Ölçme Birimleri" konusunun öğretiminde deney grubuna uygulanan GME destekli öğretim yönteminin öğrencilerin başarılarını arttırdığı, kalıcılık ve tutumu etkilemediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi (GME), matematik öğretimi, matematik başarısı, hacim ölçme, sıvı ölçme birimleri
Onuncu sınıf öğrencilerinde matematik dersi başarısını arttırmaya yönelik psiko-eğitim programının etkisi
Araştırmanın genel amacı Matematik dersinden başarısız, derse ve dersin öğretmenine yönelik olumsuz algısı olan onuncu sınıf öğrencilerine verilen verimli ders çalışma davranışlarını takip çalışmasıyla desteklenen Bilişsel Davranışçı Yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programının öğrencilerin Matematik ders başarısı, derse ve dersin öğretmenine yönelik algıları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma deneysel bir çalışma olup Adana il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bir akademik lisede yapılmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol grupları 10. Sınıf düzeyindeki 16 kız, 14 erkek toplam 30 öğrenciden oluşmaktadır. Deney ve kontrol gruplarına öğrenciler 2018/2019 eğitim öğretim yılı birinci dönemin birinci ve ikinci yazılı Matematik ders puanlarının ortalamasına göre eşleştirilerek atanmıştır. Deney grubu öğrencilerine psiko-eğitim programı haftada bir oturum yaklaşık 45-50 dakika olmak üzere toplam sekiz oturum verilmiş ayrıca psiko-eğitim programı dışında haftada bir gün 30-40 dakikalık verimli ders çalışma davranışlarını takip amaçlı üçerli ve dörderli gruplar halinde çalışmalar yapılmıştır. Kontrol grubu öğrencilerine bu süre içerisinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Araştırmada veriler, Çermik, Güner ve Yaşar (2014) tarafından geliştirilen Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği, Arıcı (2007) tarafından geliştirilen Öğretmene Yönelik Tutum Ölçeği ve başarı ölçümünde öğretmenin Matematik dersi başarı puanlarını ölçmek için hazırladığı testler kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada deneysel işlemin değişkenler üzerinde anlamlı etkisinin olup olmadığının incelenmesinde matematik başarısı ve derse yönelik tutum ölçümlerinde 2×2' lik karışık desen için Varyans Analizi, öğretmene yönelik tutum puanlarının analizinde ise ön test puanları analizlere kovaryat olarak dahil edildiği Kovaryans Analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Matematik dersi ve öğretmenine yönelik olumsuz algısı olan deney grubu öğrencilerinin verimli ders çalışma davranışlarını takip çalışmasıyla desteklenen psiko-eğitim programı sonucunda eğitimin verilmediği kontrol grubu öğrencilerine göre Matematik ders başarı puanlarının arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca çalışma sonunda deney grubundaki öğrencilerin Matematik dersi ve öğretmenine yönelik tutumlarının da olumlu yönde etkilendiği bulunmuştur. Araştırma sonuçları alanyazında yer alan araştırmalar ışığında yorumlanmış ve tartışılmış; araştırma bulgularına dayalı olarak uygulamacılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Ortaöğretim öğrencilerinin matematik umutsuzluğunu yordayan değişkenler: Matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlar, matematik başarısı (Köşk ilçesi örneği)
Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluklarını yordayan değişkenlerin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı ile matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, matematik başarısı, annenin ve babanın eğitim düzeyleri, meslekleri ve gelir düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediği; ayrıca matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın ili Köşk ilçesindeki üç farklı lise türünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmak mümkün olduğu için örneklemeye gereksinim duyulmamıştır. Araştırma, 274 (%49,4)'ü kız, 281 (%50,6)'i erkek olmak üzere toplam 555 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematik Umutsuzluk Ölçeği, Matematik Kaygı Ölçeği, Akademik Öz-düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçlarının doğrulayıcı faktör analizi Lisrell 8.80 programı ile yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sırasında normal dağılım için çarpıklık ve basıklık incelenmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Welch-F Testi, Kruskall-Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleği değişkenlerinin öğrencilerin matematik dersine yönelik umutsuzluğunda etkisi olmadığı görülmüştür. Erkek öğrencilerin olumlu beklentilerinin daha yüksek olmasının yanı sıra sınıf düzeyleri incelendiğinde 10. sınıfların umutsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlayacak düzeyde farklılıklar görülmüştür. Ayrıca matematik başarısı düşük ya da gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin daha umutsuz olduğu ve babası üniversite mezunu olan öğrencilerin matematik dersine yönelik umutlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik kaygı düzeylerinin ortanın biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Cinsiyet, okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleğinin matematik kaygısına anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeyine göre incelendiğinde 11. sınıfta okuyan, not ortalamasına göre incelendiğinde yüksek not ortalamasına sahip olan, babanın öğrenim düzeyine göre incelendiğinde babası üniversite mezunu olan ve gelir düzeyine göre incelendiğinde orta gelir düzeyindeki öğrencilerin matematik dersine yönelik kaygılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının her bir alt boyutunun puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu söylenebilirken annenin çalışıp çalışmama durumunun ve gelir düzeyinin hiçbir alt boyutu etkilemediği görülmüştür. Okul türünün özdeşleştirilmiş düzenlemeye; not ortalamalarının dışsal düzenleme, özdeşleştirilmiş düzenleme ve içsel motivasyona; anne öğrenim durumunun dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye; baba öğrenim durumunun içe yansıtılmış düzenlemeye; babanın mesleğinin ise dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye etkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluk düzeyinin matematik kaygısı, içsel motivasyon ve özdeşleştirilmiş düzenleme ile negatif yönlü ve orta; dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenleme ile negatif yönlü ve düşük ilişkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluğunu; matematik kaygısı, içsel motivasyon ve matematik başarısı negatif yönde, dışsal düzenleme ise pozitif yönde ve %42 oranında yordamaktadır.