Opposition
84 theses under this subject heading
Demokrat Parti Döneminde Malatya'da muhalif basın: Malatya Postası ve Yeni Malatya Postası örnekleri
Malatya, tarihi dönemlerden günümüze kadar Doğu Anadolu'nun önemli bir merkezi olma özelliğini sürekli muhafaza etmiştir. Bu durum Osmanlı'dan Cumhuriyete böyle devam edegelmiştir. Bu çalışmada Malatya'nın 1952-1960 arası dönemi incelenmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, cumhuriyet tarihinde ve çok partili hayata geçişte büyük önemi haiz Demokrat Parti'nin Malatya basınına yansımalarıdır. 1950-1960 arasında gerçekleştirilen üç seçimin sonucuna göre, iktidar partisi Demokrat Parti Malatya'da başarılı olamamıştır, hatta milletvekili dahi çıkaramamıştır. Bu durum Malatya ilindeki muhalefeti anlamlandırmak adına muhalif gazetelerin incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Çalışmaya konu olan yerel gazeteler Malatya Postası ve Yeni Malatya Postası isimli iki yerel gazetedir. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal altyapısı oluşturulmak suretiyle basının modern demokrasilerde dördüncü güç olması gerçeği üzerinde durulmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki muhalif bir hareket olarak ortaya çıkan Demokrat Parti'nin kurulması, seçim zaferleri ve on yıllık genel panoramasının yanında DP-basın ilişkilerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Demokrat Parti dönemi; yerel gazete haberleri, yorumlar, köşe yazıları, demeçler üzerinden değerlendirilmiştir. Gazetelerin sert bir muhalefet yapmasına rağmen ulusal meselelerde milli bir duruşla yayın yaptığı, basım, dizgi ve teknik düzen gibi yönlerden amatör bir düzeyde oldukları ve gazete sahip ve yazarlarının genellikle partili olmaları nedeniyle politik bir duruş sergiledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Malatya, Demokrat Parti, Yerel Basın, Malatya Postası, Yeni Malatya Postası
İktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumak
Bu çalışmanın amacı, iktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumaktır. Bu bağlamda, CHP ile AKP arasındaki polemikler merkez-çevre çatışması bağlamında incelenmiştir. Cumhuriyet, Hürriyet, Vatan, Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri çalışma kapsamında incelenmiştir. Bahsi geçen gazeteler, eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Çalışma, birinci bölümde Türkiye siyasetinde belirleyici olan merkez-çevre çatışmasına odaklanmıştır. Bu bağlamda, modernleşme ve batılılaşma olguları incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı-Türkiye modernleşmesinde basının rolüne de değinilmiştir. Bu bağlamda, modernleşme sürecinde basının önemi öne çıkarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye basınından seçilen gazeteler eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmanın birinci bölümünde yer alan kuramsal kısım bağlamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, gazetelerde yer alan iktidar muhalefet polemiklerinin nasıl bir söylemle haberleştirildiği incelenmiştir. Farklı ideolojik referanslı 6 gazetede yer alan polemik haberlerinde, CHP ile AKP arasında merkez-çevre çatışması okumasına olanak veren polemiklerin yaşandığı görülmüştür. Cumhuriyet gazetesi iktidara muhalif bir haber söylemi kurmuştur. Hürriyet ve Vatan gazeteleri her iki tarafın söylemlerini yeniden üretmiştir. Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri ise iktidarın söylemlerini destekler bir eğilim göstermiştir. Sonuç olarak, güncel siyasetten hareketle CHP-AKP arasındaki polemik konularının merkez-çevre çatışması okumasına olanak verdiğini ve incelenen gazetelerdeki söylemlerden hareketle merkez-çevre çatışmasının devam ettiğini söylemek mümkündür. Anahtar kelimeler: İktidar, muhalefet, merkez, çevre, modernleşme, batılılaşma, basın.
Sinemada bir tür olarak güldürünün iktidar ve muhalefet ile ilişkisi: Arzu Film örneği
Güldürünün, iktidar ve muhalefet ile ilişkisine, ilk çağ filozoflarından bu yana belirli ölçülerde değiniler olmuştur. Güldürünün bu ilişkisine dair düşünce ve çalışmaları, temel olarak iki grupta toplamak mümkündür. Bunlardan ilki; güldürüyü, muhalefetin iktidara yönelttiği bir eleştiri silahı olarak görürken, diğer gruptakiler; güldürünün, iktidar tarafından kendisi için daha ciddi bir tehlike oluşturabilecek toplumsal muhalefeti, etkisiz hale getirme aracı olduğunu iddia etmektedirler. Türk sinemasının önemli güldürü filmlerine imza atmış olan Arzu Film şirketinin, güldürü türünde çektiği filmler, Türkiye'de toplumsal muhalefetin en gelişkin ve etkin olduğu 1968-1980 yılları arasında gösterime girmiştir. Bu doğrultuda, Arzu Film'in belirtilen yıllar arasında çekmiş olduğu güldürü türündeki filmlerinin, iktidar ve muhalefet ile olan ilişkisi açısından çözümlenmesi hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Güldürü, Türk sineması, İktidar, Muhalefet, Arzu Film.
Laclau ve Mouffe'un radikal demokrasi teorisinde muhalefet olanakları
Liberalizm'in birey, evrensellik, temsil ve katılım ekseninde; Marksizm'in sınıf siyaset ve pratikler perspektifinde yaşadıkları krizler, toplumların üzerindeki iktidar baskılarının artmasına yol açmıştır. Siyasal alandaki devletin lehine genişleyen boşluğu doldurabilmesi için yeni bir özneye ihtiyaç duyulmaktadır. Aranan yeni özne, çatışmalarına rağmen farklılıkların eklemlenmelerinden ortaya çıkacaktır. Muhalifi inşa etmenin yöntemini bize Laclau ve Mouffe'un Agonistik Radikal Demokrasi Teorisi verir. Bu çalışma I. bölümünde Agonistik Radikal Demokrasi Teorisi'nin, içinden türediği krizleri ortaya koymayı amaçlar. II. bölümde birey, kolektif ve toplumun kimlikleri incelenecektir. Ardından yeni bir özne konumu olarak "Radikal Muhalif"i ortaya çıkaran yöntem ve ortaya çıkış koşulları değerlendirilecektir. Eşdeğerlik Zinciri, bir topluluğun üyelerinin bazı etik- politik ilkeler üzerinde anlaşmalarıyla kurulur. Bu üyelerin özelliği birbirinden oldukça farklı kimliklere de sahip olabilmeleridir. Böylece teorinin inşa ettiği muhalif özne artık tikel ve özcü bir kimlik değildir. Yeni bir hegemonik özne konumunun inşa edildiği bu süreçte zorunluluk kategorilerinin hiçbiri işlemez. Sürece olumsal bir yapılanma hakimdir. Bu yeni örgütlenme sürecinde bütün katılımcıların kimlikleri hegemonik kimliğe uyarlanır. Bu yapılanmada, toplumsal farklılıkların yeni bir biçimde, çatışmalarını sürdürerek bir çatı altında birleşmeleri tasarlanır. Anahtar Kavramlar: Muhalefet, Eşdeğerlik Zinciri, Hegemonik Eklemlenme, Radikal Muhalif
Serbesti gazetesi ve Ahrar Fırkası
Toplumda meydana gelen gelişmelere paralel olarak siyaseti etkileyen önemli unsurlar da değişim göstermiştir. Dolayısıyla öncelikle siyasi yönü olmak üzere, sosyal, ekonomik ve hukuki açılardan ele alınabilecek basın faaliyetleri de gelişme göstermiştir. Bu sürecin önemli bir parçası olan Serbesti gazetesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi duruşuna ve uygulamalarına karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu gazetenin yayın hayatına başladığı yıllarda başka bir karşı fırka olan Ahrar Fırkası da kuruluşunu tamamlamış ve siyaset sahnesindeki muhalefet rolünü icra etmeye başlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra meydana gelen 31 Mart Vakası hem Serbesti gazetesi hem de Ahrar Fırkası için zor günlerin başlamasına sebep olmuştur. 31 Mart Vakası'ndan sonra Ahrar Fırkası, vakanın tetikleyicileri olarak görülen Volkan Gazetesi ve Serbesti gazetesi bocalama dönemine girmiştir. Özellikle Volkan Gazetesi muharrirleri, Serbesti gazetesi muharrirleri ve ile birlikte Ahrar Fırkası mensupları tutuklanarak çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Çalıştığımız tezde Serbesti gazetesinin ortaya çıktığı süreçten başlamak suretiyle basın alanındaki muhalefeti ve bu gazete ile birlikte muhalif saflarda olan diğer gazeteleri özet halinde ele aldık. Serbesti gazetesini incelerken Hakkı Tarık Us koleksiyonunda ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Atatürk Kitaplığı'nda bulunan Serbesti gazetesinin nüshalarından yararlandık. Bunun yanında muhalefetin en önemli ayağı olan fırka konusunda da muhalefet fikrinin ortaya çıkmasından başlayıp ilk muhalif oluşumlara değindik. Daha sonra muhalif yönü kadar ortaya koymuş olduğu Âdem-i Merkeziyet fikri ile de adından söz ettiren Prens Sabahaddin ve Ahrar Fırkası'nı ele aldık. Yine Ahrar Fırkası'nı değerlendirirken diğer fırkaları da değerlendirme olanağı bulduk. Tezin önemli bir kısmı İttihat ve Terakki'ye muhalif olarak ortaya çıkan ve gerek basın alanında, gerekse siyasi anlamda oluşan muhalefetin incelenmesi şeklinde ortaya konulmuş oldu. Anahtar Kavramlar: Serbesti gazetesi, Ahrar Fırkası, Mevlânzâde Rıfat, Hasan Fehmi, Prens Sabahaddin
İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde Serbesti gazetesi (1908-1920)
II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 16 Kasım 1908 tarihinde yayına başlayan Serbesti gazetesi, döneminin en şiddetli muhalefetini yaparak ön plana çıkmıştır. Gazete, meşrutiyetin ilanından önceki 33 yılı bir esaret olarak değerlendirmiş, bu sebeple her fırsatta Sultan II. Abdülhamid ve istibdat olarak değerlendirdiği dönemini eleştirmiştir. Meşrutiyetin ilanından sonraki dönem için de bazen ülkeyi doğrudan yöneten, bazen de dolaylı olarak yönetime müdahale eden İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni hedef almıştır. Üstelik Cemiyet'e yönelttiği eleştiriler daha şiddetli ve daha keskin olmuştur. Gazetenin İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne yönelttiği eleştiriler, Cemiyet'in gazeteye gönderdiği tehdit mektuplarıyla karşılık bulmuşsa da Serbesti eleştiriden geri durmamıştır. Bu muhalefet, tarihe ilk basın şehidi olarak geçen Hasan Fehmi'nin öldürülmesine sebep olmuş, devamında ise 31 Mart Vakası'yla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla 31 Mart Vakası'nda Serbesti'nin yayın politikası önemli bir kilometre taşı olmuştur. Serbesti gazetesi, Balkan Harbi sıralarında orduya ve askere ciddi anlamda destek vermiştir. Fakat Milli Mücadele döneminde aksi istikamette hareket ederek Kuvâ-yi Milliye, Mustafa Kemal Paşa ve onun yol arkadaşlarına olanca gücüyle saldırmış; bağımsızlık mücadelesinin karşısında durmuştur. Kürt milliyetçiliğinin en ateşli savunucularından olan gazete, Kürtlere yeni ve müstakil bir kimlik oluşturmada büyük çaba harcamış; aynı zamanda bağımsız bir Kürt devleti kurulması için çok çalışmıştır. Bunların yanında, Serbesti yayın hayatında kaldığı on bir yılı aşkın sürede, eğitim, adalet, hürriyet ve temel insan hakları gibi konuları işlemiş, ülkede meydana gelen kanunsuz eylemlere, yolsuzluklara sütunlarında çokça yer vermiştir. Bu çalışmanın amacı, Serbesti gazetesinin ilk çıktığı günden, son sayısına kadar geçirdiği aşamaları, düşünce dünyasındaki değişimleri ve neden bu derece şiddetli bir muhalefete ihtiyaç duyduğunu anlatmaktır. Bu kapsamda gazetenin elde edilen tüm sayıları dikkatli bir incelemeye tabi tutulmuş, bunun yanında dönemin diğer gazeteleri ve arşiv belgeleri de değerlendirilmiştir. Netice itibarıyla, Serbesti'nin muhalefet politikasının altında yatan temel faktörler ortaya çıkarılmış, tarihe damga vuran önemli olaylarda Serbesti'nin ne derece etkisinin olduğu anlatılmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi Tek Parti Dönemi (1923-1945) parti içi muhalefet
Özet Birinci bölümde, TBMM'nin Nisan 1920'den Mayıs 1923'e kadar olan çalışmalarını ve muhtelif hareketleri inceledim. Ankara'da toplanan Meclis bir yandan işgalci güçlere karşı Kurtuluş Savaşım yürütürken diğer yandan da yeni devletin kuruluş temelleri atılmaktaydı. Ulusal duyguların yoğunlaştığı bu dönemde meclisteki muhalefet bazı milletvekillerinin kişisel çabalan şeklinde ortaya çıkarken daha sonra siyasi grupların kurulmasıyla grup muhalefetine dönüşmüştür. ikinci bölümde, Türkiye'yi modernleştirecek kanunları hızla çıkarmaya başlayan Meclis'teki muhalefeti ve muhalefetin gücünü kırmak için gösterilen çabalan araştırdık. 1924 yılında ittifak fırkayı içindeki parti içi muhalefet gelişerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'm kurmuştur. Ancak, Türkiye'nin çok kritik bir döneminde kurulan bu partinin Şeyh Sait isyanı ile ilgisi nedeniyle Bakanlar Kurulu tarafından kapatılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Meclis'in 1927-1931 dönemindeki muhalefeti gözler önüne serdik. Türkiye'nin tek partili görünümünden rahatsız olan ve muhtelif bir partinin yararına inanan Atatürk'ün izniyle Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) kurulmuştur. Meclis içi ve meclis dışı muhtelif gruplan birleştiren SCF'nın hızla güçlenmeye başlaması iktidar partisi olan CHP ile arasındaki siyasal gerginliği artırmıştır. Öncelikle 1930'daki belediye seçimlerinde seçim karşıtlarının desteğini almasının eleştirilere neden olması kurucusu tarafından SCF'nın kapatılmasına neden olmuş. Bundan sonra gücü iyice zayıflayan muhalefet 1945 'e kadar siyasal bir partinin çatısı altında birleşememiştir. n
دور الحجاج بن يوسف الثقفي في القضاء على مناوئين الحكم الاموي ( 65 هـ - 95هـ )
The thesis dealt with the concepts of the emirate and the caliphate, and how they were during the Umayyad rule in the Umayyad Caliphate, focusing on the Caliphate's nature and geographical area, which continued to expand gradually reaching the borders of China and France, on its successors and the durations of their rule, according to their chronology in rule, and on the Caliph Abdul-Malik bin Marwan, who gave alHajjaj a high place in his state. Furthermore, the thesis describes al-Hajjaj, on how he became one of the most prominent leaders and princes in the Umayyad dynasty at the time, and how his severity and cruelty suppressed many revolutions and eliminated all those who stood against the Umayyad dynasty. It also discusses the most important event in the history al-Hajjaj, which was his argument with Abdullah bin Al-Zubayr (may God be pleased with him) about the dreadful events that occurred in the Sacred House of God. The thesis also includes the most remarkable sayings, both praise and slander, about alHajjaj, by relying on reliable and sober historical sources. Additionally, it states the researcher's opinion, with all impartiality and objectivity, after an image was formed by the researcher about the person of Al-Hajjaj bin Youssef Al-Thaqafi. The thesis was concluded by mentioning several findings and recommendations reached by the researcher, through what he studied about al-Hajjaj and the historical era at that time. Keywords: Haccac b. Yusuf, Kufe, Basra, Emeviler, Abdülmelik b. Mervan.
1954-1957 yılları arasında çıkarılan kanunlar ve bu kanunların çıkarılması sırasında yaşanan iktidar-muhalefet ilişkisi
Osmanlı İmparatorluğu'nda modernleşme hareketleri, bürokrasiyi siyasi kararları ile uygulayan değil, siyasi kararlar alan bir kurum haline getirmiştir. Osmanlı'nın kalıntısı üzerine kurulan Cumhuriyet yeni bir devlet ve yeni bir sistem olduğu halde, devletin yönetim yapısı eski sisteme dayanmıştır. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iç ve dış dinamiklerin zorlaması ile çok partili hayata geçmiştir. Çok partili yaşama geçtikten sonra ilk önemli muhalefet partisi olan Demokrat Parti 7 Ocak 1946'da kuruldu. CHP iktidarına karşı ciddi ve güçlü bir muhalefet yürüten Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 Genel Seçimlerinde iktidara gelmiştir. DP'nin iktidara gelmesi Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. İktidarının ilk yıllarında büyük hamleler gerçekleştiren Demokrat Parti, 2 Mayıs 1954 Genel Seçimlerinde gücünü daha da artırarak iktidarını pekiştirdi. Muhalefet partileri DP'nin takip ettiği siyasete 1955'in sonlarından itibaren şiddetle karşı çıkmaya başlamışlardır. Muhalefetin iktidara yönelik eleştirilerini artırması DP'ye muhalefet üzerinde daha da baskı kurmaya itmiştir. DP'nin giderek baskılarını artırması muhalefet partilerini birbirine yaklaştırmış ve muhalefet partileri arasında işbirliği süreci başlamıştır. 1957 Genel Seçimlerinden önce muhalefet Partileri bir güç birliği oluşturmaya çalışmış ancak aralarındaki çekişmeler ve DP'nin izlediği politikalar sonucunda bu işbirliği girişimi sonuçsuz kalmıştır. 27 Ekim 1957 Genel Seçimlerinde DP'nin oy oranının düşmesi DP'yi daha da hırçınlaştırmıştır. Bu da muhalefet partileri arasındaki işbirliği sürecini hızlandırmıştır. İktidar ve muhalefet arasında kısa süren birkaç bahar havası denemesinden sonra iktidar ve muhalefet arasındaki ilişkiler 1958 yılının sonlarından itibaren sertleşmeye başlamış ve cepheleşmeler başlamıştır. Milli Muhalefet Cephesi ve DP'nin Vatan Cephesi arasındaki çekişmeler 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Halk Partisi, Çok Partili Hayat, Demokrat Parti, İktidar- Muhalefet, Kanun Müzakereleri.
Çok partili hayata geçiş sürecinde (1945-1950) Manisa'da muhalefet
Bu çalışma, Demokrat Parti Manisa İl ve İlçe Teşkilatlarının kurulmasından, 14 Mayıs 1950 seçimine kadar geçen süre içerisindeki teşkilatlanma, genel ve yerel seçim çalışmalarını kapsamaktadır. Okuyucunun tezin özünü daha iyi kavrayabilmesi için, giriş kısmında siyaset bilim alanında tezle ilgili terminoloji verilmiştir. Çalışma, giriş kısmının ardından III bölümden oluşmuştur. "Çok Partili Yaşama Geçiş Süreci ve Muhalefet Partilerinin Kurulması" isimli I. bölümde, Milli Kalkınma, Demokrat ve Millet Partilerinin kurulmasındaki nedenler, aynı zamanda bu partilerin kuruluşları, program ve tüzükleri ile ilgili konular verilmiştir. "Muhalif Partilerin Manisa'da Örgütlenmesi" isimli II. bölüm, Manisa il ve ilçelerinde muhalif partilerin müteşebbis heyetlerinin isimleri ve kuruluş tarihleri verilerek başlamıştır. Ardından 1946'dan 1950'ye kadar olan Demokrat Parti Kongreleri hakkında ilçe ve il idare heyetlerinin listelerini de içeren detaylı bilgiler verilmiştir. "Manisa'da Muhalif Partiler ve Seçimler" isimli III. Bölümde ise 1946 Yerel Seçimi, 1946 Genel Seçimi, 1949 Ara Seçimi ve son olarak 1950 Genel Seçimi hakkında milletvekilleri listeleri ile birlikte bilgiler verilmiş ve muhalif partilerin bu seçimlerdeki durumu Manisa merkez ve ilçelerini de kapsayacak bir şekilde incelenmiştir
Fransa'da Beşinci Cumhuriyet Dönemi'nde siyasi muhalefetin rekabet edebilme kapasitesi
Bu tezin amacı, Fransa'da Beşinci Cumhuriyet Dönemi'nde siyasi muhalefetin iktidar karşısında rekabet edebilme kapasitesini tespit etmektir. Günümüzde siyasi muhalefetin varlığı ve fonksiyonlarını etkin bir şekilde yerine getirebilmesi, demokratik rejimlerin en belirgin özelliğidir ve bu özellik, bu tür rejimlerin sürdürülebilirliği noktasında zorunlu bir unsurdur. Siyasi muhalefetin varlığı ve fonksiyonlarını etkin bir şekilde yerine getirebilmesi ise anayasal/yasal düzenlemeler ile toplumun siyasi kültürünün demokratik ve çoğulcu niteliği ile yakından ilişkilidir. Bu tez kapsamında, demokratik rejimlerde siyasi muhalefetin kavramsal ve kuramsal temelleri araştırılmakta, Fransa'da anayasal ve siyasi gelişmeler ele alınmakta ve iktidar-muhalefet ilişkileri bağlamında siyasi rejimin demokrasiye evrilme serüvenine yer verilmekte, son olarak ise Fransa'da demokrasi-muhalefet ilişkisi bağlamında anayasa, meclis içtüzüğü, seçim ve siyasi parti uygulamaları ile siyasi kültür incelenmekte ve Fransa'da Beşinci Cumhuriyet Dönemi'nde siyasi muhalefetin rekabet edebilme kapasitesi ortaya konulmaktadır. Fransa'da Beşinci Cumhuriyet Dönemi'nde siyasi muhalefetin fonksiyonlarını etkin bir şekilde yerine getirmesini sağlayacak güçlü ve etkili yasal araçlarla donatıldığı ve bu araçları anlamlı ve sürdürebilir kılacak ve iktidar-muhalefet ilişkilerinin demokratik bir zeminde sürdürülmesini sağlayacak olan bir siyasi kültüre sahip olduğu görülmektedir. Bir demokratik rejim olarak Fransa'da anayasal/yasal düzenlemeler ile siyasi kültürün demokratik ve çoğulcu niteliğinin oldukça belirgin ve muhalefeti önceleyici olduğu ve siyasi muhalefetin mevcut sistemde fonksiyonlarını etkin bir biçimde yerine getirebilmesi, varlık gösterebilmesi ve iktidar karşısında rekabet edebilmesi için uygun bir ortamın var olduğu tespit edilmektedir. Bu bağlamda, Fransa'da Beşinci Cumhuriyet Dönemi'nde siyasi muhalefetin iktidar karşısında rekabet edebilme noktasında yüksek bir kapasiteye sahip olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak Fransa'da siyasi kültürün demokratik niteliğinin zayıflama eğilimi göstermesi nedeniyle hem demokrasinin hem de siyasi muhalefetin varlığı ve rekabet edebilme kapasitesi açısından önemli bir tehdidin var olduğu da dikkat çekmektedir.
The role of the Syrian non-governmental organizations in rebuilding health system in Syrian opposition-held areas during the conflict
The health system and its public policies in Syria before the Syrian uprising in March 2011 was not an ideal system that would meet the aspirations of the Syrian citizens or satisfy them, and its services were not equitably distributed in accordance with international public health policies, standards, and regulations, rather, it was politicized in favor of the Syrian government, and subject to its centralized policies that serve the parochial interests of the ruling family in Syria. There were also many restrictions on the work of Syrian non-governmental organizations (SNGOs) and societies, although their number was scarce and all their activities were under the control and guidance of government agencies. With the start of the Syrian uprising in March 2011, and its turning into an armed conflict due to the excessive use of violence by the Syrian regime against civilians, The health system was one of the tools of war as the Syrian regime used it as a weapon in its war against its opponents in areas that became out of its control, which led to the collapse of the health system there. This prompted health sector activists to start establishing and rebuilding a health system and new public health policies in those areas to fill the gap that had occurred in the health sector, through alternative health bodies providing health services to the needy, and paving the way for the entry of NGOs in general and Syrian organizations in particular to intervene in the humanitarian crisis in Syria, especially in relation to the health system and the exchange of roles between them. The research aims to show the main reasons that led to the collapse of the health system and its public policies in Syrian opposition-held areas (OHAs) during the conflict from 2011 to 2021, to highlight the main players in rebuilding and forming its new policies, and to show the role that Syrian health bodies and Syrian humanitarian non-governmental organizations have mainly played in this field during the past decade of the conflict in Syria, and the main challenges and difficulties facing the implementation of public health policies, and hinder their development, in addition to exploring the most appropriate form of the health system from participant perspective through which health policies can be implemented and developed in the remaining Syrian OHAs. The research has found that the Syrian regime has played the biggest role in the collapse of the health system by giving up its role in supporting the health sector, and depriving areas that got out of its control of any medical supplies, and the imposition of blockade on them, and using violence against the health sector, using it as a tool of war. The research shows that the health bodies established in the beginning of the Syrian uprising played an important role in rebuilding and establishing the health system and its health policies, and the role of non-governmental humanitarian organizations (NGOs) came to complement this role and support it by providing funding and technical and cognitive support to them, especially through alliances formed between a number of Syrian NGOs for this role and to achieve its goals. The research shows the main challenges and difficulties facing the implementation and development of the health policies, which were manifested in the continued violence used by the Syrian regime, the destruction of the health infrastructure by the Syrian regime, changes in control, donor agendas, and other reasons. This research was based on the qualitative approach of studies through in-depth individual interviews by using open-ended questions with decision makers and key informants (KII) in the health sector through direct contact, in line with the procedures followed with regard to the outbreak of COVID-19, in addition reviewing previous studies, research, academic articles and reports of humanitarian and human rights organizations, and United Nations (UN) organizations. This research will help local and international decision makers identify the main challenges that hinder the building of the health system and the implementation and development of its policies, in addition to being an important reference for rebuilding the health system and its policies in the stabilization and recovery phase in Syria.
Örgütsel demokrasi ve örgütsel muhalefet ilişkisi: Beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
Araştırmanın amacı, Ege ve Marmara Bölgelerinde, sanayi ve hizmet sektörlerinde istihdam edilmekte olan beyaz yakalı çalışanların örgütsel demokrasi algıları ile örgütsel muhalefet davranışları arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Araştırma sorunsalını çözümlemek amacıyla nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Öncelikle, ilgili bilimsel literatürün kapsamlı bir incelemesi yapılarak kuramsal temeller ortaya konmuş; bunu, oluşturulan hipotezlerin test edilmesi amacıyla yürütülen saha araştırması izlemiştir. Araştırmada veri toplamak için anket tekniğinden faydalanılmıştır. Kullanılan anket formu, iki ölçek ile örneklemin demografik yapısını belirlemeye yönelik soru formu olmak üzere üç temel bölümü içermektedir. Anketler, Mayıs 2014 ile Mayıs 2015 tarihleri arasındaki bir yıllık süreçte uygulanmış ve 387 kişilik bir örnekleme ulaşılmıştır. Örneklemin örgütsel demokrasiye ilişkin algısını ölçmek amacıyla, bir ölçek uyarlama çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçek, örgütsel demokrasiyi; yapısal faktörler, inisiyatif, bilgi paylaşımı, iletişim ve eğitim olmak üzere beş alt boyutta ölçmektedir. Örgütsel muhalefet olgusunun ölçümü için ise Kassing (1998) tarafından geliştirilmiş olan örgütsel muhalefet ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin orijinali; açık, örtük ve dışsal muhalefet olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Araştırma verileri, bundan bir miktar farklı olarak, dört boyutlu bir yapı ortaya koymuştur. Buna göre açık muhalefet boyutuna ilişkin maddeler, sorgulayıcı açık muhalefet ve yapıcı açık muhalefet olmak üzere iki boyut altında toplanmıştır. Her iki ölçeğin de geçerlilik ve güvenilirlik analizlerinden elde edilen sonuçlar olumludur. Araştırma sonucunda, örgütsel demokrasinin alt boyutları arasında en yüksek ortalamaya sahip olanın yapısal faktörler olduğu; bununla birlikte tüm boyutların ortanın üzerinde ve yüksek skorlara sahip olduğu görülmüştür. Buradan, demokrasiyi oluşturan unsurların, örgütlerde iyi seviyede varlık gösterdikleri anlaşılmaktadır. Araştırmaya katılanların en fazla tercih ettikleri muhalefet stratejisinin ise yapıcı açık muhalefet olduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, örgütsel demokrasi ile örgütsel muhalefet olguları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bir diğer önemli bulgu ise örgütsel muhalefetin örgütsel demokrasiyi açıklamada anlamlı bir değişken olduğudur. Buna göre, araştırma sonuçları, bir örgütte muhalefet düzeyinin artmasının, demokrasi algısının artmasına neden olduğunu istatistiksel olarak ispatlamaktadır.
Milliyetçi hareketteki fikir ayrılığı: Cumhuriyetin ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
Fransız Devrimi'yle birlikte kapsamı genişleyen haliyle milliyetçiliğin ortaya çıkışı ve Türk milliyetçiliğinin bundan etkilenmesi Osmanlı Devleti'nin son dönemine denk gelir. Türk milliyetçiliğin Osmanlı Devleti için bir çözüm reçetesi olarak sunulması 1800'lerin sonuna doğru gerçekleşse de milliyetçi hareketin filizlenip bir devlet politikasına dönüşmesi 1900'lerin başlarına rastlar. I.Dünya Savaşı dönemi milliyetçi politikaların uygulandığı ilk dönemdir. I.Dünya Savaşı'nın yıkımı neticesinde milliyetçi hareket, vatan topraklarının işgalinin önüne geçmek için harekete geçer. Bu mücadelede ise tek müttefiki halktır. Türk milliyetçiliği ideolojisi, halkı bu mücadeleye dahil etmek için kullanılır. Türk milliyetçi hareketi Milli Mücadeleyi başarıyla sonuçlandırır lakin milliyetçi hareket savaşın ardından kurulacak rejimde fikir ayrılığı yaşamaktadır. Bu fikir ayrılığı rejimin mahiyetine ilişkindir. Önce ittihatçılar sonra İkinci Grup ve son olarak da Terakkiperverler ile girdiği iktidar mücadelesinde Mustafa Kemal galip olarak ayrılmıştır. Lakin milliyetçi hareketteki bu fikir ayrılığı süreci ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması; cumhuriyetin ilk muhalefet partisi olması nedeniyle, İttihat Terakki'den geriye kalanları içinde barındırması nedeniyle, Halk Fırkası'na nazaran daha muhafazakar bir çizgide olması nedeniyle ve milliyetçi hareketin özellikle Milli Mücadele'de Mustafa Kemal ile birlikte hareket eden grubuna mensup kişiler tarafından kurulması nedeniyle incelemeye değerdir.
Milli Mücadele'ye muhalif unsurlar ve faaliyetleri
Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndan yenilerek çıkması, yıkılış sürecinin sonu olmuştu. Yenilgiyi kabul ederek, Mondros Mütarekesi'ni imzalayan Osmanlı Devleti, bir bakıma bu Mütareke ile birlikte tasfiye sürecine girmişti. Mütareke döneminde İstanbul yönetimleri, İtilaf Devletlerinin emrivakilerini kabul ederek, kaderine razı olurken, Türk milleti İstanbul ve İtilaf politikalarına karşı çıkmış, hukuku ve bağımsızlığı için mücadeleye girişmek yönünde tavır almıştı. Bu durumda mevcut yönetim ve bazı kesimler idari, siyasi ve ideolojik hassasiyetlerle, halkın oluşturduğu Kuvayımilliye hareketine karşı olumsuz tavırlar takınmış, şartları daha da zorlaştırdıklarını ileri sürerek faaliyetlerini engellemek istemişlerdi. Milli Mücadele Hareketi, Padişahın egemenlik haklarına müdahale sayılmıştı. 1919-1922 yılları arasında verilen, Milli iradenin hakimiyetini ve milli devlet yapısını kurmaya çalışan Milli Mücadele Hareketi'ne karşı Saltanatçı, Hilafetçi, mandacı çevreler, Milli Mücadele Hareketini İttihatçılıkla, milliyetçilikle, Bolşeviklikle itham etmişlerdi. Onların gözünde Kuvvacılar ve mücadele içinde yer alanlar itaatsiz, isyankar unsurlardı. Bu çalışmada, Milli Mücadele'ye karşı gerek İstanbul yönetim çevrelerinin, gerek dönemin parti ve cemiyetlerinin, gazeteci, siyasetçi şahısların muhalif tavırları incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, dönemin basın organları, arşiv belgeleri ve konuyla ilgili araştırma eserlerden faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Milli Mücadele, Zararlı Cemiyetler, Mandacılık, Mondros Mütarekesi, Milli Mücadele Basını.
İhtiyatî tedbire muhalefetin cezalandırılması
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ilâ 399'uncu maddelerinde ihtiyati tedbir düzenleme altına alınmıştır. İhtiyati tedbir kararı bir mahkeme kararı olması nedeniyle, mahkeme kararlarının uygulanmasının temin edilmesi amacıyla birtakım güvencelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, bir mahkeme kararı olan ihtiyati tedbir kararının uygulanmasını (veya uygulanmamasına yönelik direncin kırılmasını) temin etmek amacıyla ceza yaptırımı (olarak disiplin hapsi) ile koruma öngörmüştür. Bu çalışmada 7251 sayılı Kanun'un 43'üncü maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 398'inci maddesinde yeniden düzenlenen ihtiyati tedbire muhalefetin cezalandırılmasının sonuçları ile diğer hukuki düzenlemelerde yer alan bir kısım geçici hukuki koruma kararlarına ilişkin cezai sonuçlar değerlendirilerek, 398'inci maddenin özel cezai düzenlemeler ile ilişkisi, bunlar hakkında uygulanıp uygulanamayacağı, disiplin hapsinin hukuki niteliği ve uygulanacak yaptırımın ceza ve ceza muhakemesi hukuku bakımından hukuki etkisi değerlendirilerek cezalandırmaya ilişkin yargılama usulü açıklanacaktır.
Demokrat parti döneminde iktidar-muhalefet ilişkilerine bir örnek: Cumhuriyet Halk Partisi'nin dış politika konusundaki muhalefeti (IX. yasama dönemi: 14 mayıs 1950-22 mayıs 1954)
II. Dünya Savaşı sonrasında dünyada var olan faşist yönetimler yıkılarak yerine demokrasi esaslı bir yönetim şekli kurulmuştur. Dünyada meydana gelen bu dönüşüm Türk siyasi yapısını da yakından etkilemiştir. Türkiye, dünyada kurulan bu yeni düzene uyum sağlamak için 1946 yılından itibaren, çok partili bir siyasi yaşama geçiş yapmıştır. Çok partili yaşama geçtikten sonra ilk önemli muhalefet partisi olan Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da kuruldu. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına karşı, ciddi ve güçlü bir muhalefet yürüten Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 Genel Seçimlerinde iktidara gelmiştir. 27 yıl kesintisiz iktidar geçmişi olan CHP ise bu seçimden sonra yerini, DP'ye bırakarak, muhalefete geçmiştir. Bu araştırmada, DP'nin ilk dört yılın da CHP'si ve Millet Partisi tarafından, dönemin dış politika konusunda iktidara yönelik yapılan sert ve ılımlı eleştiriler çerçevesinde irdelenmiştir.
Öğretmen algılarına göre örgütsel muhalefet ile örgütsel dışlanma arasındaki ilişki
Bu çalışmanın genel amacı, öğretmen algılarına göre örgütsel muhalefet ile örgütsel dışlanma arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Elazığ ilindeki resmi anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görevini sürdüren öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, kota örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup araştırma çeşitli kademelerde görev yapan 626 öğretmenden alınan veriler analiz edilerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmada genel tarama modeli türlerinden, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında veriler, Örgütsel Muhalefet Ölçeği (ÖMÖ), Örgütsel Dışlanma Ölçeği (ÖDÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde istatistiki paket programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, güvenirlik, yüzde, frekanslar, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Regresyon Analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ÖM toplam ile alt boyut dikey muhalefet puanının yüksekken diğer alt boyut olan yatay muhalefet puanının orta düzeyde olduğu görülmüştür. ÖD toplam, ÖD alt boyutu olan hiçleştirme ve yalnızlaştırma puanlarının ise çok düşük olduğu saptanmıştır. Öğretmen algılarına göre ÖM, alt boyutları olan dikey ve yatay muhalefetin cinsiyet, medeni durum, okul türü, branş, hizmet süresi, yaş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Öğretmen algılarına göre ÖD, alt boyutları olan yalnızlaştırma ve hiçleştirmenin medeni durum, hizmet süresi ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Diğer taraftan araştırma bulgularına göre ÖD, alt boyutları olan yalnızlaştırma ve hiçleştirmenin cinsiyet, okul türü, branş değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu saptanmıştır. Cinsiyet değişkeninde, erkeklerin kadınlara göre ÖD (yalnızlaştıma ve hiçleştime alt boyutu) algıları anlamlı düzeyde yüksektir. Okul türü değişkeninde, okul öncesi öğretmenlerinin ortaokul ve lise öğretmenlerine göre ÖD (yalnızlaştıma ve hiçleştime alt boyutu) algıları anlamlı düzeyde yüksektir. Aynı zamanda ilkokul öğretmenlerinin de ortaokul ve lise öğretmenlerine göre ÖD (yalnızlaştıma ve hiçleştirme alt boyutu) algıları anlamlı düzeyde yüksektir. Branş değişkeninde, sosyal bilimler öğretmenlerinin fen bilimleri öğretmenlerine göre ÖD (yalnızlaştıma ve hiçleştirme alt boyutu) algıları anlamlı düzeyde yüksektir. Güzel sanatlar/beden eğitimi/konservatuvar branşına sahip öğretmenlerin de fen bilimleri ve sosyal bilimler öğretmenlerine göre ÖD (yalnızlaştıma ve hiçleştirme alt boyutu) algıları anlamlı düzeyde yüksektir. Pearson Korelasyon analizi sonucuna göre, ÖM (dikey muhalefet, yatay muhalefet) ile ÖD (hiçleştirme, yalnızlaştırma) arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler vardır. Çoklu regresyon analizi sonucunda örgütsel muhalefet toplam puanları ile dikey muhalefet ve yatay muhalefet boyutlarının ÖD algısını anlamlı düzeyde yordadığı görülmektedir. Bu sonuçlara göre örgütsel muhalefet düzeyinin örgütsel dışlanma algısındaki toplam varyansın yaklaşık %15'ini açıkladığı söylenebilir.
İstanbul Basını'nda büyük kabine (21 temmuz 1912-23 ocak 1913)
II. Meşruiyet'in ilanı Türk siyasal hayatından büyük değişikleri,yenilikleri berberinde getirmiştir. Bu yeni edinimlerin en önemlisi şüphesizanayasal rejimdir. Mutlak monarşiden, anayasal monarşiye geçilmesi ilebirlikte devlet yönetiminde daha önce hiç denenmemiş olan bir sistemekabine sistemine geçilmiştir. Bu sistemde iktidar, padişah'ın ve meclisin ortakgücüdür. Meşrutiyet hayatı boyunca meclis, demokratik rejimlerin gereğiolarak kabinelerin denetim mekanizması olarak görev yapmış, iktidarmuhalefetilişkilerini işletmiştir.1908-1913 yılları arasındaki 5 yıllık kısa bir sürede 9 Kabine kurulmuşve yıkılmıştır. 22 Temmuz 1912'de iş başına gelen Gazi Ahmet MuhtarPaşa'nın sadrazamlık görevini üstlendiği, Kamil Paşa'nın Şurayı devlet Reisiolarak görev aldığı Büyük kabine, meşrutiyetin döneminin en büyükkabinelerinden biridir. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın oğlu Mahmut MuhtarPaşa'nın bu kabinede bahriye nazırı olarak görev alması nedeni ile "Babaoğul"kabinesi olarak da anılan bu kabine büyük ümitlerle iş başına gelmişti.Büyük Kabine iktidara geldiğinde, Osmanlı devleti dahili ve harici bir çokproblemle karşı karşıya kalmıştı. Dahilde İttihat Terakki Cemiyeti aleyhtarlığıciddi boyutlara varmış, cemiyetin devlet işlerine sürekli müdahil olmayaçalışan tavrı, bazı çevreler tarafından şiddetle eleştirilmeye başlanmıştı.Cemiyetin bu tavrına karşılık bütün muhalif kesimler 1911 yılında Hürriyet veİtilaf Partisi adı altından toplanmıştı. İttihat Terakki ve Hürriyet İtilaf Fırkasıarasındaki parti çekişmeleri toplusal gerilimi tırmandırmakta bu durumtoplumsal anarşiyi tetiklemekteydi.Hariçte ise Arnavutluk isyanı bütünsıcaklığı ile gündemdeki yerini korumakta idi. Öte yandan Hakkı Paşakabinesi zamanında başlayan Trablusgarp savaşı da devam etmekteydi.Böyle bir ortamda "Tarafsızlık" ve "Barış" parolaları ile Gazi Ahmet Paşaİktidara geldi. Büyük Kabine'nin iktidarı, toplumsal gerilimi düşüremedi.258İttihatçıların yönetimden uzaklaştırılmaya çalışılması,devletin önemlikadrolarından ittihatçıların tasfiye edilmesi, iktidara karşı cemiyetinmuhalefete geçmesine sebebiyet verdi. Hariçte ise Arnavutlara önemli bazıayrıcalıklar tanınmasına rağmen, Arnavutluk 1912'de bağımsızlığını ilan etti.Trablusgarp savaşı kaybedilerek Uşi anlaşması ile Trablusgarp İtalyanlarabırakıldı. Dahası dış politikasını "Barış" ilkesi üzerine kuran büyük kabine,Balkan savaşlarının çıkmasını engelleyememişti. Balkan savaşlarındaOsmanlı ordusunun kısa sürede büyük mağlubiyetler alması üzerine, KamilPaşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın yerine geçmiş ise de savaşlarda arzuedilen başarı sağlanamamış, Bulgarlar Edirne önlerine kadar gelerek şehrikuşatma altına almışlardı. Böyle bir ortamda, Düvel-i Muazzama devletleriEdirne'nin Bulgaristan' a terk edilmesini öngören bir nota'yı 17 ocak 1913'teOsmanlı Devleti'ne vermişlerdi. 22 Ocak 1913'te saltanat şurasında nota elealınmış ve Nota'ya verilecek cevap kararlaştırılmıştı. 23 Ocak 1913'te, KamilPaşa'nın başkanlığındaki devlet ricali Babıali de Düvel-i Muazzama'yaverilecek cevabi nota'yı yazdıkları sırada İttihatçılar, Kamil Paşa'nın Edirne'yiBulgarlara terk ettiğini ileri sürerek Babıali'yi bastılar. Harbiye Nazırı NazımPaşa'yı öldürerek kanlı bir darbe ile hükümeti devirdiler. Kamil Paşa'nın zorlaistifa ettirilmesiyle birlikte adı gibi büyük beklentiler ile birlikte iş başına gelenfakat kendisinden bekleneni yerine getiremeyen Büyük Kabine yıkılmıştır.Anahtar Kelimeler:1- Büyük Kabine,2- Gazi Ahmet Muhtar Paşa,3- Kamil Paşa,4- İttihat Terakki Cemiyeti,5- Trablusgarp Savaşı, 6- Balkan Savaşları.259
Türkiye'nin modernleşme sürecinde muhalif aydının romanlarda temsili
Türkiye'nin modernleşme süreci, Osmanlı döneminde askeri alanda yaşanan yenilgilerin bir sonucu olarak ortaya çıkmış; ardından askeri/siyasi merkezileşme ve eğitim reformları gündeme gelmiştir. Buna göre modernleşme çabaları Cumhuriyet dönemine kadar aslen siyasi/idari/askeri planda gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Osmanlı modernleşmesinin en önemli özelliklerinden biri yönetici elitin önderliğinde, merkezden çevreye doğru gelişen çizgisel bir yapı sergilemiş olmasıdır. Bu bağlamda önemli olan bir diğer unsur modernleşme politikalarına bağlı olarak, ulema sınıfından farklı yeni bir aydın tipinin ortaya çıkmış olmasıdır. Temel amacı devleti kurtarmak, onun devamlılığını sağlamak ve modernitenin temel ilkelerini yaymak olan bu yeni aydın tipinin en önemli özelliği devlet örgütlenmesinin içinde çoğu zaman bir memur gibi işlev görmesidir.Cumhuriyet dönemine bakıldığında ise düzen ve ilerleme ilkesinden hareketle topyekün modernleşme anlayışının benimsendiği görülmektedir. Ancak bu dönemde de tıpkı, Osmanlı olduğu gibi, modernleşme devlet eliyle gerçekleştirilmiş ve aydınlar sürecin önemli bir parçası olmuşlardır. Nitekim bazı farklılıklar olmakla birlikte, Cumhuriyet döneminde de aydınlar geçmişteki birçok özelliklerini ve misyonlarını devam ettirmişlerdir.Bu misyon ve işlevler ise Osmanlı/Türk aydının muhalif kimliğini önemli ölçüde belirlemiştir. Nitekim devletten özerk ve bağımsız bir yapı sergilemesi öngörülen aydın çevrelerin, memur/bürokrat kimlikleriyle toplumsal - siyasal arenada yer almaları, onların ?muhalif? kimliğini saptayan mühim bir faktör olmuştur. Türkiye'nin modernleşme sürecine koşut olarak aydınların toplumsal ve siyasal işlevleri de belli oranlarda dönüşümler ve farklılıklar göstermiştir. Diğer taraftan Türkiye'nin geçirmiş olduğu dönüşüm süreci ve aydınların bu süreçte oynadığı rol, ilk ortaya çıktığından beri Osmanlı/Türk romanına çeşitli şekillerde konu olmuştur.Buradan hareketle çalışmada, Osmanlı/Türk aydının ?muhalif? tavrının hangi koşullarda oluştuğu, toplumsal-siyasal eleştirilerinin hangi konular etrafında yoğunlaştığı, ?muhalif? kimliğinin nasıl bir görünüm sergilediği ve bunların toplumsal/siyasal gelişmelerle birlikte nasıl bir dönüşüm gösterdiğini romanlardaki imgeler aracılığıyla ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde farklı dönemlerde ve farklı ideolojik eğimlerle yazılmış romanlar incelenmiş ve çalışmanın amacına uygun olanlar belirlenmiştir. Örnek olarak seçilen romanlarda elde edilen veriler ise belli kategoriler altında analiz edilmiştir.Yapılan analizler sonucunda eserlerde temsil edilen aydınların, Osmanlı/Türk aydınının ?kurtarıcı?, ?kurucu?, ?bürokrat/yönetici? gibi birçok özelliğini taşıdıkları ve bu özelliklerin ?muhalif? kimliğini belirleyen önemli bir unsur olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Nitekim temel modernlik anlatısının değişimiyle birlikte ?muhalif? tavır alışlarda bulunan ve bu noktada çeşitli dönüşümler gösteren Osmanlı/Türk aydınının, özellikle `80'li yıllara kadar çalışmada tanımlanan anlamıyla ?muhalif aydın? olarak ifade etmenin doğru bir yaklaşım olamayacağı kanaatine varılmıştır.Anahtar Sözcükler1)Modernleşme2)Türkiye'de Modernleşme3)Türkiye'de Roman4)Entelektüel5)Türkiye'de ?muhalif? entelektüel/ aydın
İş tatmini algısı ve prososyal davranış eğilimleri ilişkisinde örgütsel muhalefet davranışının aracılık rolü: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi örneği
Bu çalışmada, iş tatmini, prososyal davranış ve örgütsel muhalefet arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Çalışmanın amacı, iş tatmini algısının prososyal davranış ve örgütsel muhalefet üzerindeki etkisini aynı zamanda bu ilişki de örgütsel muhalefetin aracılık rolünü tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda literatür taraması yapılarak değişkenler arasındaki ilişkiyi gösteren model geliştirilmiştir. Modeli test etmek amacıyla, Burdur İli Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde görev yapmakta olan 246 akademisyenden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25. ve PROCESS istatistik programında analiz edilerek hipotezler sınanmıştır. Araştırma sonucuna göre: iş tatmini algısı, akademisyenlerin prososyal davranışlarını ve örgütsel muhalefetin dikey muhalefet boyutunu olumlu etkilemekte; örgütsel muhalefette ise dikey muhalefet ve yatay muhalefet boyutu prososyal davranışları olumlu etkilemektedir. Ayrıca iş tatmini algısının akademisyenlerin prososyal davranışları üzerindeki etkisinde örgütsel muhalefetin kısmi aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre örgütsel muhalefet ortam iklimi sağlandığı takdirde iş tatminin prososyal davranış üzerinde olumlu etki sağlayacağı tahmin edilmektedir.
1950-1960 dönemi Türk siyasi hayatında yaşanan değişim süreci ve demokrasi
Bu çalışmada; Türkiye Cumhuriyeti Siyasi Tarihinin 1950- 1960 Demokrat Parti dönemi ve bu dönemde yaşananlara şekil veren DP'nin demokrasi anlayışı incelenmiştir.Bu çalışma ile 1950-1960 döneminde iktidar partisi olan DP'nin demokrasi anlayışı ve bu anlayışın günümüz siyasal teamülleri etkilediği ortaya konulmuş, aynı zamanda içinde bulunduğumuz zaman zarfında yaşanan siyasal olayları çalışma konusu dönemle ilişkilendirilerek konuya ilgi duyanlara kaynak oluşturulması amaçlanmıştır.Çalışma, "Demokrasi" kavramı, "Değişim" kavramı ve "Çok partili hayata geçiş dönemi" olmak üzere 3 Bölümden oluşmuştur. Çalışma oluşturulurken konuyla ilgili dönemi inceleyen kaynaklardan yararlanılmasının yanı sıra, tez konusu dönemde bizzat yaşayan bürokratların eserlerinden de yararlanılmıştır.10 yıllık iktidar serüveninin ilk yıllarında altın çağını yaşamış olan Demokrat Parti aynı başarısını ilerleyen yıllarında gösteremedi. Yaşadığı başarısızlıklar, daha fazla yanlış yapmasına neden oldu ve yanlışlar da Türk siyasi tarihine acı bir tecrübe olarak yazıldı.Anahtar Sözcükler: MuhalefetDeğişimDemokrat PartiDemokrasiSeçim
Muhalif bir medya pratiği olarak "Halk TV" örneği
Televizyonun asıl ortaya çıkış nedeni uzak diyarları göstermektir. Ancak icadının ardından geçen sürede siyasi ve ticari açıdan yapay işlevler edinmiştir. Günümüz egemen medyasının bir kaç büyük şirket etrafında yoğunlaştığı yayıncılık sektörü içinde kâr amacı gütmeyen, mevcut hiyerarşik yapıyı kırmaya çalışan alternatif medya araçlarının geliştirilebilmesi, demokratik katılımın sağlanabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de de neo-liberal siyaset ve ekonominin baskısı altında, anaakım medya çevriminin dışında başka pratikler filizlenmeye başlamıştır. Özellikle 2013 yılındaki Gezi Parkı Protestoları yaşanırken anaakım medyada topluma yansıtılmayan haberleri geniş kitlelere ulaştırabilmek için "muhalif medya" örnekleri kendilerini daha görünür hale getirmişlerdir. Bu örneklerden biri de Halk TV'dir. Bu çalışmada alternatif televizyon yayıncılığı açısından Halk TV'nin 'muhalif medya' kavramı çerçevesinden baktığımızda "Halk için haber" ibaresini hangi çizgide sürdürebildiği ve konvansiyonel medya anlayışına nasıl bir alternatif sunabildiği ele alınmıştır. Çalışma için gerekli veriler Halk TV çalışanlarıyla derinlemesine görüşmeler yapılarak ve televizyon yayınlarının analiz edilmesiyle elde edilmiştir. Bu çalışma ile elde edilen bulgular sonucunda alternatif medya kavram ve teorilerine Halk TV üzerinden bir katkı yapmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Alternatif Medya, Alternatif Televizyon, Muhalif Medya, Halk TV