Narcotic dependence
131 theses under this subject heading
Madde bağımlılarının damgalanma sonrası bağımlılık döngüsü
Madde bağımlılığı giderek artan bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Çalışmada ele alınan konu madde bağımlılarının damgalanma süreçleridir. Damgalanma, toplumda normal dışında olan ya da suç teşkil eden davranışlarda bulunan bireyler üzerinde gerçekleşir. Birey damgalanarak toplum tarafından da cezalandırılmış olur. Bu anlamda madde bağımlısı bireylerin toplum tarafından damgalanıp damgalanmadığı ve eğer damgalanmış iseler bu durumun bağımlılık süreçlerine etkisinin olup olmadığını ortaya koymak bu çalışmanın temel amacını oluşturmuştur. Araştırma evrenini Ankara'da tedavi olmuş ve olan madde bağımlıları oluşturmuştur. Kartopu örneklem seçimi yöntemiyle Ankara'da bulunan HİGED ve UBAM isimli tedavi merkezlerinde tedavi olmuş 20 madde bağımlısı bireyle gönüllülüklerine dayalı görüşmeler yapılmıştır. Nitel verilerin değerlendirilmesi için MAXODA11 nitel analiz programı ile tema analizi yapılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre madde bağımlısı bireyler damgalanmış kişilerdir. Bu damgalanma sonucunda ise bağımlılık süreçleri olumsuz etkilenerek bağımlılık döngüsünden kurtulmalarının güçleştiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler Madde bağımlılığı, Damgalanma, Haricîler
Üniversite öğrencilerinde madde bağımlılığı ve intihar ilişkisi
Bağımlılık insan hayatını tehdit eden en ciddi sorunlardandır. Yapılan araştırmalar madde bağımlısı bireylerin önemli bir bölümünün intihar ettiği ya da intihar girişiminde bulunduğunu göstermektedir. Madde kullanım nedeni ister hayattan-kişilikten kaçış, ister acıları dindirme, isterse varlığın dışına çıkmak olsun; madde bağımlılığı sonu ölümle biten bir eylemdir. Dolayısıyla aşırı doz madde alımı sonucu ölümlerin de bir intihar türü olarak değerlendirilebileceği dikkate alındığında madde bağımlılığı ve intihar arasındaki ilişkinin incelenmesi daha da önemli olmaktadır. Tezin amacı madde bağımlılığı ile intihar eğilimi ve intihar olasılığı arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu noktadan hareketle araştırmaya katılan bireylerin madde kullanım özellikleri ve intihar olasılıkları belirlenmiş, hem madde kullanımı ve intihar ilişkisi hem de ruhsal sorunların madde kullanımı ve intihar üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da bir vakıf üniversitesindeki lisans ve yüksek lisans düzeyindeki öğrenciler oluşturmuş, analizler için Ögel ve arkadaşları tarafından geliştirilen Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ) ve Şahin ve Batıgün tarafından son hali verilen İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda madde bağımlılığı, intihar olasılığı ve ruhsal durum arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. En çok kullanılan madde alkol olarak tespit edilirken, alkolü esrar ve çeşitli haplar takip etmektedir. Madde kullanımının en yaygın olduğu yaş grubu 18-20 yaş aralığıdır. Araştırmada, kendini cezalandırmayı düşünen, intihar düşüncesi olan, intiharı planlayan ve intihar girişiminde bulunan bireylerin BAPİ ölçeği alt boyutları ile toplam bağımlılık şiddeti ve BAPİ-K ölçeği alt boyutları puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
22-30 yaş arası genç yetişkinlerde çocukluk çağı istismarının madde kullanımına etkisi
Çocuk istismarı geniş perspektifte değerlendirilmesi gereken çok disiplinli bir konudur. Çeşitli toplumlarda ve kültürlerde farklı şekillerde algılanmaktadır. Bu kavram toplumda insana verilen değer ile yakından ilişkilidir. Çocuk istismarı, belli zaman kesitinde, bir yetişkin tarafından çocuğun uygunsuz davranışa maruz bırakılmasıdır. Bunlar, çocuğun ruhsal ve bedensel bütünlüğüne zarar veren davranışlardır. Çocuk istismarı; fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik istismarın yanı sıra çocuğun ihmalini de kapsar. Alkol ve madde bağımlılığı da çocuk istismarı ve kötü muamelenin önemli bir etmenidir. Yapılan birçok araştırmada, çocuk istismarının madde kullanımı ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İstismar, çocuk istismarı, madde bağımlılığı, madde kullanımı
Bağımlılıkla mücadelede belediyelerin rolü Güngören Belediyesi örneği
Bağımlılık tedavi edilmesi mümkün olan bir beyin hastalığıdır. Bağımlılık sadece bağımlı olan kişiyi değil aileleri ve çevreyi de etkilemektedir. En önemli ve en zararlı olan bağımlılık madde bağımlılığıdır. Bu tezin amacı uluslararası bir sorun olan bağımlılık konusunda Türkiye'nin iç ve dış politikalarını açıklamaktır. Bu politikalarını uygulama sürecinde kullandığı aktörler ve bu aktörlerin bağımlılıktaki etkileri araştırılmıştır. Bağımlılığın çeşitleri, etkileri ve sonuçları analiz edilmiştir. Dünya'da ve Türkiye'de bağımlılığın ne boyutta olduğu, bağımlılıkla ön plana çıkmış illerin madde bağımlılık durumu ortaya konulmuştur. Tez, Türkiye'nin uyuşturucu ile mücadele politikasını oluştururken en önemli dinamiklerinin dışta, uluslararası uyuşturucu kontrol mekanizmaları oluşturma girişimleri ve AB üyelik süreci olduğu, içte de birçok kurumun birlikte eşgüdümlü çalışmasıyla başarı elde edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte dışta BM'de UNODC ile AB'de EMCDDA'nın politika yapma sürecinin en güçlü aktörleri olarak Türkiye'de de madde bağımlılığı önleme ve tedavi için kurulan Yeşilay, Amatem, Çamatem ve Yedam gibi kurumların öne çıktığı saptanmıştır. Uyuşturucu ile mücadele konusunda yerel yönetimlerde en etkili kurum olan belediyelerin etkisi de giderek artıyor. Bağımlılar için açtıkları tedavi merkezleri, düzenledikleri paneller, sempozyumlar, yaptıkları maddi manevi yardımlarla oldukça önemli çalışmalar gerçekleştirmektedirler. Güngören Belediyesi olarak da ilçe meclis üyelerinden oluşan bir komisyonla ilçedeki bağımlılık durumu tespit edilerek kapsamlı bir rapor oluşturulmuştur. Rapor sonucunda ilçedeki kamu kurumlarının eşgüdümlü çalışarak Güngören'deki bağımlılığın en aza düşürülmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Güngören, Bağımlılık, Uyuşturucu, Belediye, Madde
Sentetik kannabinoid semptom şiddeti ile bağımlılık profili arasındaki ilişkinin incelenmesi
Özellikle son yıllarda ülkemizde sentetik kannabinoid (SK) kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve bu madde bağımlılığına bağlı olarak çeşitli psikolojik problemlerin ortaya çıktığı görülmektedir. Bağımlıların madde kullanımına ilişkin zararları göz ardı etmesi gerekçesi göz önünde bulundurularak bu araştırmada SK bağımlılarında, bağımlılığa ilişkin profil özellikleri ve psikolojik faktörler arasındaki ilişkinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde BAYAMER'e (Bağımlılıkta Mücadele Danışmanlık ve Rehabilitasyon Merkezi) Ekim 2017 tarihine kadar olan süreçte başvuran ve SK aldıkları tespit edilen ve yönlendirilen 18 yaş üstü hastalar oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi olarak SK kullananlarda BAYAMER'de kaydı bulunan 71 kişinin tümü seçilmiş ve örneklem seçimine gidilmemiştir. BAYAMER'den alınan datalardan kullanılabilir olan 66 tanesi araştırma örneklemini oluşturmuştur. BAYAMER veri tabanındaki hastanın yaşı, cinsiyeti, medeni durumu, bağımlılık süresi, psikiyatrik tedavi sayısı ve madde bırakma girişim sayısı ile birlikte BAPİ Klinik Formu (BAPİ-k) formuna ilişkin bilgileri kaydedilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre bağımlılık şiddeti faktörleri heyecan arama davranışı başlığına ait varyansın %23'ünü açıklamaktadır. Bununla birlikte madde kullanım özellikleri, heyecan arama davranışını belirleyen tek ve en etkili faktör olarak heyecan arama davranışını azaltmaktadır. Diğer bir bulguya göre bağımlılık şiddeti faktörleri dürtüsellik başlığına ait varyansın %28'ini açıklamaktadır. Buna göre tanı dürtüselliği azaltmakta, şiddetli istek ise dürtüselliği artırmaktadır. Araştırmanın son bulgusuna göre bağımlılık şiddeti faktörleri anksiyete başlığına ait varyansın %19'unu açıklamaktadır. Ancak, bağımsız değişkenlerin hiçbiri tek başına anksiyeteye etki etmemektedir. Anahtar kelimeler: Bağımlılık, sentetik kannabinoid, BAPİ.
Psikopatolojinin, kumar oynama davranışı ve alkol-madde kötüye kullanımı ile ilişkisi
Problemin tanımı: Bu araştırmanın amacı kişilerin psikopatolojilerinin kumar oynama davranışı, alkol ve madde kötüye kullanımı arasındaki ilişkiyi incelemekti. Araştırmanın hipotezi psikopatolojik bulgular görülen bireylerde kumar oynama davranışı ve alkol ve madde kötüye kullanımı arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu yönündeydi. Yöntem: Araştırmaya internet üzerinden online olarak (n=189; 140 kadın, 49 erkek) ve elden (n=158; 97 kadın, 61 erkek) dağıtılarak okullarda, iş yerlerinde ve sosyal ortamlarda gönüllü olarak katılmak isteyen katılımcılar dahil edilmiştir. Toplamda 347 kişinin gönüllü katıldığı araştırmada katılımcılara onam formu ve demografik bilgi formu dışında SA-45 Semptom Değerlendirme Ölçeği, South Oaks Kumar Tarama Testi (SOKTT), Alkol Kullanım Bozukluklarını Saptama Ölçeği (AUDIT) ve Madde Kullanım Bozukluğu Tanıma Testi (DUDIT) verilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen veriler üzerinde yapılan korelasyon analizleri sonucunda psikopatolojik bulgular ile kumar oynama davranışı ve alkol ve madde kötüye kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmada test edilen hipotez desteklenmiştir. Özellikle anksiyete, depresyon, düşmanlık, kişilerarası ilişkilerde duyarlılık, somatizasyon belirtileri ile belirtilerin genel özelliklerine ilişkin veriler (pozitif semptom toplamı ve global şiddet indeksi) kumar oynama ve alkol ve madde kötüye kullanımı ile ilişkili bulunmuştur. Paranoid düşünme, fobik anksiyete ve psikotizm gibi belirtilerin ilişkili bulundukları değişkenler farklılık göstermiştir. Regresyon analizleri sonucunda düşmanca tavırlar, somatizasyon, anksiyete ve psikotizmin kumar oynama davranışını; düşmanlık semptomlarının alkol kötüye kullanımını ve düşmanca, depresyon ve paranoid düşünmenin madde kötüye kullanımını yordadığı bilgisine ulaşılmıştır. Sonuç: Araştırmanın sonucunda elde edilen bulguların ışığında, yukarıda değinilen psikopatolojik bulgulara sahip bireylerin ileride kumar oynama davranışı, alkol ve madde kötüye kullanımı gibi davranışlarda bulunabilecekleri öngörülebilir. Anahtar kelimeler: Psikopatoloji, kumar oynama davranışı, alkol kötüye kullanımı, madde kötüye kullanımı, bağımlılık
Madde bağımlısı olan kişilerde intestinal parazitlerin görülme sıklığı
Bu çalışma madde bağımlısı olan kişilerde intestinal parazitlerin sıklığını araştırmak ve önemini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma Mayıs 2019–Şubat 2020 tarihleri arasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Araştırma Laboratuarı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmüştür. Hasta gurubu Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi)'ne başvuran bağımlı 150 hastadan, kontrol grubu ise Dahiliye Polikliniği'ne başvurup kronik herhangi bir hastalığı olmayan, sigara, alkol ya da uyuşturucu kullanmayan 75 hastadan oluşturulmuştur. Dışkı numuneleri nativ-Lugol yöntemi ve modifiye asit-fast boyama yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmada madde bağımlısı olan 150 hastanın %21,3'ünde ve kontrol grubundaki 75 hastanın %10,7'sinde bir ya da birden fazla bağırsak parazitine rastlanmıştır. Çalışmamızda hasta grubunda Giardia intestinalis %7,3, bol Blastocystis hominis %2,7, Hymenolepis nana ise %0,7 oranında belirlenmiştir. Parazite rastlama sıklığı bakımından hasta grubu ile kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p= 0,03). Yaş gruplarına göre parazit görülme sıklığı dikkate alındığında 35 ve daha küçük yaş grubundakilerde (%23,8), 35 ve daha büyük yaş grubundakilere göre (%17,2) daha yüksek oranda intestinal parazitlere rastlanmıştır. Bağırsak paraziti pozitifliği metamfetamin kullananlarda en yüksek oranda (%23,8) saptanmıştır. Madde bağımlısı olan hasta grubunda en sık olarak kabızlık (%79,3), ardından ishal (%23) görülmüştür. Çalışmaya dahil edilen madde bağımlısı kişilerden, mesleği şöför olanlarda en yüksek (%33,3), çiftçi olanlarda ise en düşük (%11,5) oranda parazit pozitifliği saptanmıştır. Uyuşturucu bağımlısı olan 150 kişi içerisinde hepatitli olan 19 kişinin ikisinde G. intestinalis'e (%10,5) rastlanmıştır. Bu çalışma ile madde bağımlısı olan kişilerde intestinal parazitlerin sıklığı belirlenerek hem literatüre katkıda bulunulmuş hem de intestinal parazit enfeksiyonlarının, madde bağımlılığının zemin hazırladığı kötü sonuçlardan biri olduğu ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, elde ettiğimiz bulgular madde bağımlılarında intestinal parazitlerin dikkate alınması gerektiğini göstermiştir. Ayrıca bu kişilerde intestinal parazit enfeksiyonları hakkında bilgi edinilmesi için daha çok kişinin dahil edildiği daha ayrıntılı çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: İntestinal Parazitler, Madde Bağımlıları, Prevalans
Ergenlerde madde kullanım bozukluğunun madde bağımlılığından korunmada ergenlerde öz-yeterlilik ölçeği ve anne-baba tutum ölçeği ile değerlendirilmesi
Giriş ve amaç: Madde kullanım bozukluğunun gelişiminde ailelerin tutumu ve öz-yeterlik kavramları oldukça büyük bir önem teşkil etmektedir. Tez çalışmasında ergenlerde madde kullanım bozukluğunun madde bağımlılığından korunmada öz-yeterlik ve anne baba tutum ölçeği çerçevesinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma kapsamında online anket yöntemi kullanılmış olup, rastgele seçilen 150 ergene ailelerinden izinler alınarak ulaşılmış ve anketler gönderilmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Madde Bağımlılığından Korunma Öz-yeterlik Ölçeği ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS statistics 20.0 programında yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 alınmıştır. Sonuç: Ailesi ile zaman geçirmeyen katılımcıların uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma ve baskı altında iken uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma ölçek puanları ailesi ile zaman geçiren katılımcılardan daha yüksek olduğu, ailesi ile zaman geçiren katılımcıların algıladıkları demokratik anne-baba tutum düzeyleri ise ailesi ile zaman geçirmeyen katılımcılardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ailesi ile aktivitelerde bulunmayan katılımcıların madde bağımlılığından korunma öz-yeterlik, uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma, baskı altında iken uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma, uyuşturucu/uyarıcı maddeler konusunda yardım arama, uyuşturucu/uyarıcı maddeler konusunda arkadaşına yardımcı olma ölçek puanları ailesi ile aktivitelerde bulunan katılımcılardan daha yüksektir.
Ergenlerde nikotin ve internet bağımlılığının psikolojik belirtilerle olan ilişkisinin incelenmesi
Türkiye'de nikotin ve internet bağımlılığı ergenler için önemli bir risk teşkil etmektedir, bu konularda yapılmış olan araştırmalar yetersiz ve sınırlı olduğu dikkat çekmektedir. Ülkemizde giderek artmakta olan bu genç nüfusun fazlalığı, internetten kullanımının yaygınlaşma hızının fazlalığıyla birlikte patolojik sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Özellikle okul çağında sık görüldüğü için öğrencilerin ruhsal ve bedensel gelişimlerini, sosyal ilişkilerini kötü yönde etkileyerek akademik başarılarını da düşüren aşırı şekilde internet/bilgisayar kullanımı; bireyin hem akademik hem de kişisel gelişimini negatif yönde etkilemekte, kişiyi bağımlı hale getirmektedir. Ergenlik döneminin diğer bir risk unsuru olan nikotin kullanımı 7-12 yaşlara kadar düşmüştür. Bu araştırma 12-18 yaş aralığında olan ergen bireylerin nikotin ve internet bağımlılık düzeylerini araştırmak, yaygınlıklarını araştırmak ve psikolojik belirtilerle olan ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 12-18 yaş aralığında olan nikotin ve internet kullanımı olan 300 bireye yapılmıştır. Veriler pandemi sürecinde olunduğu için internet üzerinden anket şeklinde uygulanıp toplanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak ebeveyn onam formu, aydınlatılmış onam formu, sosyodemografik bilgi formu, SCL-90-R (Psikolojik belirti tarama) Testi, Young İnternet Bağımlılığı Formu (Kısa Form), Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi kullanılmıştır. Araştırmada analizler arasındaki ilişkilerin saptanması adına Pearson Korelasyon, analizlerin ölçekler arasında oluşturmuş olduğu farkın anlamlı veya anlamsız olduğunu saptamak adına T Test ile Tek Yönlü olan Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İnternet bağımlılığı ölçeği, nikotin bağımlılık testi, SCL-90-R ölçeği ile cinsiyet, eğitim durumu, anne ve babanın durumu, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir durumu, sigara kullanım süresi, sigaraya başlama nedeni, haftalık internet kullanım süresi ve akıllı telefonu en sık kullanma sebebi değişkenleri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. İnternet Bağımlılık Ölçeği ve Nikotin Bağımlılık Testi ile SCL-90-R ve alt boyutlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu analiz edilmiştir.
Uyuşturucu bağımlılığının toplum güvenliğiyle ilişkisi: Iraklı çocuklar örneği
Uyuşturucu madde kullanımı her geçen gün giderek yaygınlaşan ve küçük yaş gruplarını tehdit eden kamusal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ABD'nin Irak işgalinden sonra bölgede uyuşturucu ticaretinin daha kolay ve ulaşılabilir olması küçük yaş gruplarını ciddi tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle özellikle küçük yaş gruplarında uyuşturucu madde kullanımına yönelik gereken önlemlerin hem kamusal hem de toplumsal boyutta ne kadar önemli olduğu gözler önüne serilmektedir. Bu çalışmanın amacı Iraklı çocukların uyuşturucu madde kullanımı ve kamu güvenliğine olası tehditlerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Bağdat'ta yaşayan 17 çocukla birebir görüşmemeler yapılarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış, konu hakkındaki fikirleri alınmış, damgalama ve anomi kavramları bağlamında içerik analizi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak derinlemesine mülakat ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda uyuşturucu madde kullanan bireylerin toplum tarafından olumsuz bir bakış açısı ile algılandıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda uyuşturucu kullanımının kamu güvenliğini tehlikeye soktuğu ve Irak hükümetinin uyuşturucu ile mücadele konusunda gereken politikaları uygulayamadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında önerilerde bulunulmuştur. Araştırma kapsamında birebir görüşmeler yapılarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış, damgalama ve anomi kavramları bağlamında içerik analizi yapılmıştır.
18-30 Yaş arası bireylerde geçmişe dönük aile öngörülemezliği ile madde kullanma eğilimi arasındaki ilişki
Çalışmanın amacı, 18-30 yaş arası bireylerde geçmişe dönük aile öngörülemezliği düzeyi ile madde kullanma eğilimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bireyin yetiştiği ortamda maruz kaldığı öngörülemezlik ile madde kullanma eğilimi arasında anlamlı bir ilişki olabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmada Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeği (GDAÖÖ) ve Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği (MKEÖ) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma örneklemini 18-30 yaş arası bireyler oluşturmaktadır. Ölçme araçları çevrimiçi süreçlerle 18-30 yaş arası bireylere uygulanmıştır. Hazırlanan ölçek sorularını 300'ü (%57,7) kadın ve 220'si (%42,3) erkek olmak üzere 520 birey yanıtlamıştır. Yapılan araştırmada kullanılan ölçekler aracılığıyla elde edilen verilerin analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular dikkate alındığında geçmişe dönük aile öngörülemezliği ile madde kullanma eğilimi arasında anlamlı pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu iki değişkenin aralarındaki ilişkinin incelenmesinin sonucunda elde edilen bulguların gelecekte yapılacak çalışmalar için faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile Öngörülemezliği, Madde Kullanma Eğilimi, Madde Bağımlılığı.
Madde kullanımı olan geç ergenlerde akran zorbalığı ve bilişsel çarpıtmaların incelenmesi
Ergenlik dönemi, bireylerin akran etkisi altında kaldığı dönemdir. Bu dönemde pek çok ergen birey, arkadaş grubundan dışlanmamak için yanlış davranışlar gösterebilmektedir. Bu davranışların en bilinenleri; hırsızlık, sigara-alkol tüketimi ve madde kullanımıdır. Bu araştırmanın temel amacı, madde kullanımı olan geç ergenlerin madde kullanım düzeyi, akran zorbalığı ve bilişsel çarpıtmalar düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma 2020-2021 tarihleri arasında Elazığ, Muş ve Gaziantep illerinde bulunan AMATEM servis ve polikliniklerinde gerçekleştirmiştir. Araştırmanın evreni madde kullanımı olan geç ergen bireylerdir. Araştırmanın örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak 18-25 yaş arasındaki geç ergenlerden seçilen 400 katılımcı oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırma sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Bağımlılık Profil İndeksi Ölçeği (BAPİ), Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği (AZBÖ) ve Bilişsel Çarpıtma Ölçeği (BÇÖ) ile veri toplanmıştır. Araştırma sonunda, madde kullanımı olan geç ergenlerde bağımlılık profili indeksinin akran zorbalığına ait zorba ve kurban puanları ile anlamlı ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, bağımlılık profili indeksine ait toplam puan ile bilişsel çarpıtmalar arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, bilişsel çarpıtmalara ait toplam puan ile olumsuz benlik algısı, kendini suçlama, çaresizlik, umutsuzluk ve yaşan tehlikesi boyutlarının bağımlılık profili indeksi ile pozitif yönlü ilişkisi bulunmuştur. Bu araştırmaya ait bağımlı değişkenler; bağımlılık profili indeksi, akran zorbalığı ve bilişsel çarpıtmalardır. Daha sonraki araştırmalarda, bu değişkenlere ek olarak yeni değişkenlerin ilişkisi incelenebilir.
Feminist sosyal çalışma perspektifiyle çocuğun uyuşturucu madde bağımlılığında hakim annelik ideolojisine karşı annelik pratiği anlatıları
Bu araştırmanın amacı çocuğun uyuşturucu madde bağımlılığında annelerin, "annelik pratiklerinin", nasıl şekillendiğinin ve anlatıya dönüştürüldüğünün keşfedilmesidir. Amaç, çocuğun madde bağımlılığı meselesinde çocuklarının madde bağımlılıklarıyla mücadelede en önde konumlanan annelerin anlatılarının, annelik ideolojisi ve feminist sosyal çalışma bağlamında ele alınması gereken önemli bir mesele olduğu iddiası temelinde oluşmuştur. Feminist metodoloji ile tasarlanan araştırmada amaçlı örnekleme yöntemiyle ile annelere ulaşılmıştır. Bu kapsamda çocuklarının uyuşturucu madde bağımlılığı dolayısıyla İstanbul'daki kendine yardım destek grubuna katılan ve Ankara'da aile eğitimi alan annelerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak anlatı araştırmasının hayat hikayesi yaklaşımı çerçevesinde annelerin anlatılarının dönüşümü keşfedilmeye çalışılmıştır. Annelerle yapılan derinlemesine görüşmeler MAXQDA 12 Analytics Pro yazılımı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda çocuğun madde bağımlılığının annelerin, hakim annelik ideolojisine uygun şekillenen annelik inşalarını yıkıma uğrattığı ve konduramama, direnç, sessizleşme, gizle(n)me, suçla(n)ma, izolasyon, kendini yok sayma, adanma gibi baskılayıcı deneyimlere yol açtığı ortaya çıkmıştır. Ancak annelerin çocuğu bağımlılıktan kurtarma mücadelesindeki etkileşimleriyle birlikte annelik pratiklerinde ve anlatılarında kısmi olarak sorgulama, dönüşüm ve karşıtlıklar gerçekleştiği öne çıkmıştır. Annelerin başvurduğu kurum ve kuruluşlarda annelik pratikleri ve anlatıları üzerine odaklanılmamasının ise çıkmazlar içeren bu süreci uzattığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin yaşadıkları bu sorunlara temelden bir bakışla simetrik cinsiyet organizasyonunun sağlanması için toplumda anneliğin ve babalığın inşası konusunda eğitim çalışmaları, çocuğun madde bağımlılığı sorunu özelinde annelik anlatılarına yönelik destek modeli ve sosyal hizmet eğitiminde annelik algısının oluşması için müfredatta değişiklikler gibi farklı alanlarda ve düzeylerde öneriler getirilmiştir.
Madde bağimliliğinin belirlenmesine yönelik biyoanaliz sistemleri i̇çin uygun aptamer ve antikorlarin stabilizasyonu: kokain ve metamfetamin sensörlerinin eldesi
Antikor ve aptamer temelli sensörler tanılayıcı protein işaretleyicilerin,nükleik asitlerin ve ilaçların analizinde oldukça popülerdir.Bundan dolayı bu sistemler madde analizinde kullanıma çok uygundur.Tez çalışmam kapsamında bu sistemler oluşturularak oldukça yaygın kullanıma sahip olan metamfetamin (MET) ve kokain analizi yapılmıştır.İlk olarak ;çift tabakalı polipeptid olan (EDOT-BTDA-Pala) polimeri MET antikorunu immobilize etmek için camımsı karbon elektroda konakçı olarak kullanıldı.MET analizi öncesinde GCE/EDOT-BTDA-Pala/Antikor yüzeyi ,elektrokimyasal dönüşümlü voltametri ve impedans spektroskopisi kullanılarak karakterize edildi.Sistemin analitik parametrelerinden LOD değeri 13,07 µg/mL; doğrusal aralığı ise y = 0,0429x-0,2347, (R2=0,996) denklemi ile 10 - 100 µg/mL bulunmuştur. Kokain analizi için ise EDOT-BTDA-PPhe iletken polimeri kullanılarak antikor ve aptamer temelli biyosensör tasarlanmıştır.GCE/ EDOT-BTDA-PPhe /Antikor –Aptamer yüzeyi elektrokimyasal tekniklerle karakterize edilmiştir.Tasarlanan aptamer temelli biyosensör sisteminde kokain ve onun metabolite benzoilekgonin (BE)'nin doğrusal tayin aralıkları sırasıyla 0,5µM-0,5 µM ve 25µM-50 µM'dır.Antikor temelli biyosensör sisteminde ise iki analit için de tayin aralığı 0,5-25 µM olarak bulunmuştur.Son olarak tasarlanan üç sistemin de sentetik olarak hazırlanan biyolojik sıvılardaki madde analizi için başarılı bir şekilde kullanıldığı kanıtlanmıştır. Anahtar kelimeler: Madde bağımlılığı; metamfetamin; kokain;anikor temelli biyosensör;aptamer temelli biyosensör
Sentetik kannabis kullanıcılarında yüzde dışavuran duyguları tanıma-ayırt etme ve iletişim becerilerinin araştırılması: Kesitsel kontrollü çalışma
Sentetik kannabinoidler (SK), marjinal ve heyecan arayışı içerisinde olan gruplarca kullanılmaya başlansa da, düşük maliyetleri ve toksikolojik testlerdeki sınırlılıklar nedeniyle son yıllarda en yaygın kullanımı olan psikoaktif maddeler arasında yer almaktadır. Kullanıcılarda farklı sağlık sorunlarına neden olmakta ve kimyasal yapılarındaki değişkenlikler nedeniyle tedavileri güçleşmektedir. Çalışmamızda SK kullanımının yüzde dışavuran duyguların tanınması, ayırt edilmesi ve iletişim becerilerindeki olası etkileri, sağlıklı kontrollerle karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmamız, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Madde Bağımlılığı Polikliniği'ne 2017 Nisan – 2018 Eylül ayları arasında başvuran, son bir yılda SK kullanımına sahip 62 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca madde kullanım öyküsü olmayan 62 sağlıklı birey kontrol grubu olarak çalışmaya dâhil edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 18-56 yaş aralığında, 124 erkek katılımcıdan meydana gelmektedir. Bilişsel bozukluğa, aktif psikotik bozukluğa, aktif duygudurum bozukluğuna ve klinik olarak belirgin zeka geriliğine sahip olmak, araştırmanın dışlama kriterlerini oluşturmaktadır. Ölçek uygulama sürecinde; Sosyodemografik Bilgi Formu, Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ), Yüzde Dışavuran Duyguların Tanınması Testi, Yüzde Dışavuran Duyguların Ayırt Edilmesi Testi ve İletişim Becerileri Ölçeği-Yetişkin Formu kullanılmıştır. Araştırmamızda SK kullanım öyküsü olan hastaların yüzde dışavuran duyguları tanıma beceri puanları kontrol grubundan daha yüksektir. Yüzde dışavuran duyguları ayırt etme beceri puanları, hasta ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık göstermemektedir. SK kullanım süreleri ve bağımlılık şiddeti düzeyleri ile yüzde dışavuran duyguları tanıma ve ayırt etme becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. İletişim becerileri açısından her iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmazken, SK kullanım öyküsü olan grubun yüzde dışavuran duyguları tanıma ve ayırt etme becerileri ile iletişim becerileri arasında da bir ilişkiye rastlanmamıştır. Kişilerin sosyal uyumlarını artırmalarında, mesleki, akademik, ailevi bağlarını korumalarında, yeni yaşamsal beceriler kazanmalarında iletişim, duygu tanıma ve ayırt etme becerilerinin etkisi yadsınamaz. Madde kullanımlarına bağlı gelişen ya da madde kullanımına sevk eden sosyal becerilerdeki ve duygu tanıma, ayırt etme becerilerindeki zayıflıkların giderilmesi, bağımlılık tedavisinin etkililiğini artıracaktır. Yeni araştırmalarda, bağımlılık alanına özgü ölçme araçlarının geliştirilmesi, daha geniş örneklemlere ulaşılması, araştırmalarda nörogörüntüleme ölçümlerinin ve toksikolojik analizlerin kullanılması, psikoeğitsel müdahalelerin geliştirilmesi yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Sentetik Kannabinoidler; Madde Bağımlılığı; Yüzden Duygu Tanıma-Ayırt Etme; İletişim Becerileri.
Metamfetamine spesifik DNA aptamerinin geliştirilmesi
Metamfetamin yaygın olarak kötüye kullanımı olan yüksek derecede bağımlılık yapan uyarıcı ve nörotoksik bir ilaçtır. Metamfetamin kötüye kullanımı birçok tıbbi, sosyal ve ekonomik sorun ile ilişkilendirilmektedir. Metamfetamin kötüye kullanımı, tüm dünyada giderek artan uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Bağımlılık toplumun karşı karşıya olduğu en yaygın, pahalı ve zorlayıcı sağlık sorunlarından biridir. Bununla birlikte, amfetamin türevlerinin (metamfetamin vb.) üretimi ve kötüye kullanımı artarak devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi verilerine göre dünya genelinde metamfetamin kullanıcılarının sayısı, hem opiat hem de kokain kullanıcılarının sayısı ile yarışır durumdadır. Önceki çalışmalarda, idrar, kan ve saç gibi biyolojik örnekle laboratuvar testleri, uyuşturucu kullanımını doğrulamak amaçlı kullanılmıştır. Bununla birlikte, örnek toplama sırasında değiştirme ya da yerine koyma gibi birçok problem ortaya çıkmaktadır. Düşük hassasiyet ve seçicilik, operasyonel uygulama zorlukları ve toksik çözücülerin kullanımı gibi çeşitli sınırlamalar, metamfetamin analizleri için yeni ve pratik yöntemlerin geliştirilmesine duyulan ihtiyacı doğurmuştur. Bu sınırlamaların bir sonucu olarak, bu yöntemlere alternatif olabilecek metamfetaminin belirlenmesi için daha hızlı ve daha ucuz yöntemler geliştirmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, ssDNA aptamerleri GO-SELEX (Grafen Oksit-Ligandların Üstel Zenginleştirilmesi ve Sistematik Evrimi) yöntemi kullanılarak metamfetamin kullanımına karşı seçilmiştir. Aptamerler, dizilerine özgü üç boyutlu katlanmalarıyla hedeflerine oldukça yüksek afinite ve özgüllükle bağlanabilen tek iplikli DNA veya RNA oligonükleotidleridir. Aptamerler, üç boyutlu yapılarına bağlı olarak, tek bir molekülden karmaşık analit karışımına ve hücrelerden tüm organizmaya kadar birçok farklı ligand tipine bağlanacak şekilde geliştirilebilir. Küçük moleküller için aptamerlerin geliştirilmesi için en pratik ve seçici SELEX yöntemlerinden biri grafen oksit SELEX (GO-SELEX) 'dir. Bu çalışma kapsamında metamfetamin için geliştirilen aptamerler, izotermal titrasyon kalorimetrisi (ITC) ile karakterize edilmiştir. ITC analizi ile aptamerlerin hedef moleküle afiniteleri belirlenmiştir. Geliştirilmiş aptamerlerin seçiciliği ve afinitesi, biyolojik numunelerde µM seviyesinde afinite ile metamfetamin molekülünün analizi için yeni aptasensörlerin geliştirilmesi için ümit vericidir. Anahtar Sözcük: Aptamer, Madde Bağımlılığı, Metamfetamin, SELEX, GO-SELEX.
İngiltere'deki birinci ve ikinci kuşak göçmenlerin psikolojik dayanıklılık ve madde kullanım özelliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada örneklemimizi oluşturan birinci kuşak göçmenler, Türkiye'den göç etmiş ve Londra'da yaşamakta olan grubu temsil etmektedir. İkinci kuşak göçmenler ise Türkiyeli aileleri olmakla birlikte, İngiltere'de doğmuş büyümüş, on sekiz yaşından büyük ve Londra şehrinde yaşayan bireylerden oluşmaktadır. Göç ve göçün psikososyal etkileri üzerine yapılan pek çok araştırmada dikkati çeken en önemli konulardan biri olan göçmenin yeni çevreye uyum sağlamasının güçlü dinamiklerinden biri de psikolojik dayanıklılık olarak kavramsallaştırılmış olan kişilik özelliğidir. Çalışma, göçmenler konusunda dikkati çeken bir diğer konu olan sigara, alkol ve madde kullanımını da içerecek biçimde ele alınmıştır. Göç etmenin kuşaklar üzerindeki etkisini değerlendirmek amacı ile birinci kuşak ve ikinci kuşak göçmenlerin, sosyodemografik özellikleri ve psikolojik dayanıklılık düzeyine göre sigara, alkol ve madde kullanım özellikleri karşılaştırılmıştır. Bu araştırma kesitsel tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Araştırmada katılımcılara uygulanmak üzere, bilgilendirilmiş onam formu, demografik anket formu; alkol, sigara ve madde kullanımı anket formu ve "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" (YPDÖ) kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların sosyodemografik bilgileri incelendiğinde; birinci kuşak göçmen grubu 21 (%32,8)erkek, 43 (% 67,2) kadın katılımcıdan oluşurken; ikinci kuşak göçmen grubu 24 (%45,3) erkek, 29 (%54,7) kadın katılımcıdan oluşmaktadır. Yaş ortalamalarına bakıldığında ise birinci kuşak göçmenlerin yaş ortalaması 34,91±6,45;ikinci kuşak göçmenlerin ise 21,2±3,65 olarak saptanmıştır. Verilerin analizinde ki kare, bağımsız örneklemler t-testi, regresyon ve kovaryans analizi uygulanmıştır. Çalışma bulgularında iki göçmen grubu arasında sigara, alkol ve madde kullanımı bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Psikolojik dayanıklılık genel toplam puanları bakımından karşılaştırıldığında da iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır.
Madde kullanım bozukuluğu olan kişilerde madde kullanım özellikleri üzerine nitel bir çalışma
Bu çalışma madde kullanım bozukluğu olan kişilerde madde kullanım özelliklerinin; madde kullanımına başlama yaşı, madde kullanımını tetikleyen faktörler, kullanılan ilk madde, diğer geçiş maddeleri ve bu maddeleri tercih etme sebepleri, kullanım şekilleri ve madde kullanımının sebep olduğu sorunların ortaya çıkartılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya katılan madde kullanım bozukluğu tanısı almış sekiz kişiyle araştırmanın hedefleri doğrultusunda derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Madde kullanım özellikleri incelendiğinde; madde kullanımına başlamanın 15-18 yaş aralığında olduğu yani ergenlik döneminin riskli bir dönem olduğu, madde kullanımında; merak etme, arkadaş ortamı, ailesel ve ruhsal sorunlar gibi tetikleyicilerin olduğu, kullanıma esrar maddesiyle başlandığı ve sonrasında merak ve özenti, etkiyi arttırma, arkadaş tavsiyesi, daha güvenli bulma, ekonomik sebepler gibi nedenlerle kokain, ectasy, bonzai, jamaika, pregabalin, bali, tiner, eroin ve morfin maddelerinin kullanımının tercih edildiği, kullanım şeklinin etkiyi arttırmak amacıyla belirlendiği ve çoğunlukla bong-kova yönteminin kullanıldığı, madde kullanımının hukuksal, ailesel-çevresel, eğitim ve iş hayatıyla ilgili birçok soruna sebep olduğu bulunmuştur.
Fotoğraf çekme sanatı'nın bağımlılık tedavisi üzerindeki etkileri
Amaç: Bu çalışmanın amacı, madde bağımlılığı tanısı almış ve medikal tedavileri devam eden erişkin olguların, aynı zamanda 'Fotoğrafçılık Sanatı' ile bütünleşmesini sağlayarak, tedavi süreçlerine katkı sağlayabilecek bir rehabilitasyon programı oluşturmak ve bu programın etkinliğini değerlendirmektir. Araştırma kapsamında, T.C. EGE Üniversitesi, Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü'nde madde bağımlılığı tedavisi almış ve takibi devam eden 18-40 yaş arası yetişkin olguların fotoğraf sanatı konusunda 5 hafta süresince, profesyonel eğitim almaları ve fotoğraf çekimleri gerçekleştirebilecekleri toplu gezilere katılmaları sonucu benlik saygısı, depresyon, anksiyete, tedavi motivasyonu, yaşam kalitesi seviyelerinde olumlu gelişme sağlayarak, aleksitimi ve öfke düzeylerini minimum seviyeye indirmek amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, eğitim ve fotoğraf çekimleri süresince, toplumla bütünleşmelerini sağlayarak, alternatif yaşam becerileri geliştirmeleri ve üretkenliklerini göstermeleri araştırmanın ikincil kazancı olacaktır. Yöntem: Çalışmaya Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsüne başvuran 19 madde bağımlısı alınmıştır. Çalışmaya katılım gönüllülük esasına göre belirlenmiş olup seçkisiz olarak seçilen 9 hastaya üç ay süreyle fotoğrafçılık rehabilitasyonu ve medikal tedavi uygulanmıştır. Buna ek olarak diğer 10 madde bağımlısı olgu ise tedavilerine hali hazırda almakta oldukları medikal yöntemle devam etmiş ve rehabilitasyon tedavisi almamıştır. Tedavi öncesi ve tedavi sonrası tüm katılımcıların ruhsal durumlarındaki değişim psikometrik ölçüm araçları, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Aleksitimi Ölçeği, Toronto Aleksitimi Ölçeği, WHOQOL-BREF (Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği), Çok Boyutlu Öfke Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, ve Tedavi Motivasyon Anketi ile değerlendirilmiş olup bu özellikler uygulanan tedaviler açısından karşılaştırılmıştır. Bulgular: Yaş aralığı 18-40 arasında değişen katılımcıların tamamının çoklu madde kullanım öyküsü vardı. Çalışma öncesi yapılan psikometrik değerlendirme sonucunda fotoğrafçılık rehabilitasyonu uygulanan 9 madde bağımlısı (Deney) ve sadece medikal tedavi uygulanan 10 hasta (Kontrol grubu) arasında benlik saygısı skorları (p=0.037) hariç diğer psikometrik özelliklerin (Tedavi motivasyonu, depresyon skorları, anksiyete skorları, alekstimi skorları, yaşam kalitesi skorları) farklılaşmadığı bulundu. Dört ay sonra tekrar edilen psikometrik değerlendirme sonucunda alekstimi duyguları tanıma alt ölçeği (p=0.047) hariç diğer psikometrik özelliklerin deney ve kontrol grubu arasında farklılaşmadığı bulundu. Buna ek olarak duyguları tanıma zorluğu skorlarının ön ve son ölçüm farklarının (p=0.054) deney ve kontrol grubu arasında farklılaşmadığı bulundu. Deney grubuna yapılan Wilcoxon testine göre psikometrik özelliklerin tedavi sonrası farklılaşmadığı, fakat kontrol grubuna yapılan Wilcoxon testine göre anksiyete (p=0.049) ve duyguları tanımada zorlanma skorlarının (p=0.032) tedavi sonrası daha fazla artığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Madde bağımlılığının rehabilitasyonunda farklı sanatsal faaliyetlerin tedavi üzerinde olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir. Diğer çalışmaların aksine bu çalışmada medikal tedaviye ek olarak fotoğrafçılık rehabilitasyonun madde bağımlılığı olgularının ruhsal durumlarında değişim sağlamadığı görülmüştür. Bununla beraber sadece medikal tedavi alan grupta belirli psikopatolojik özelliklerin (anksiyete ve duyguları tanımada zorlanma) tedavi sonrası daha da artabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle madde bağımlılarında, fotoğrafçılık rehabilitasyonunun medikal tedavi sonrası artabilecek bazı ruhsal sorunların azaltılmasında faydalı olabileceği söylenebilir.
Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımla karşılaşmış yetişkin erkek bireylerin sosyal sorun çözme becerilerinin çeşitli değişkenlerle incelenmesi
Bu çalışmada uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez kolluk kuvvetlerine yakalanıp yasal yaptırımlara maruz kalmış kişilerle bire-bir görüşme yöntemi şeklinde katılımcıların beyanı esas alınarak, yaşamları boyunca karşılaştıkları ve karşılaşmakta oldukları sosyal sorunlara (aile, eğitim, sağlık, iş) yaklaşım şekillerinin, sosyal sorunlarını çözme becerilerinin, bu kişilerin sosyal sorun çözme becerilerinin, mizaç (karakter) yapıları, dürtüsellikleri ve heyecan arama davranışına yatkınları ile ilişkisinin araştırılması planlanmıştır. Aynı zamanda sosyal sorun çözme becerileri ile madde kullanım ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Alanda yapılan mesleki çalışmalar ışığında, madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımlar yaşamış kişilerin, profil özelliklerinin sadece 1 kez yasal sorun yaşamış kişilerden belirgin düzeyde farklılıklar gösterdiği gözlenmiştir. Bu farkılılıkların başlıcasının bu kişilerin sosyal hayatlarında karşılaştıkları sorunların karmaşık hale gelmesi, sorunla baş etmeden kaçınma ya da güçlük çekme, buna bağlı sorun çözme becerilerindeki eksiklikler, sorunları tanımlayamama ve müdahale edememe, madde kullanımına daha fazla yönelim ve daha sık madde kullanımı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan tüm bu gözlemler, bu araştırmayı yapmamıza ışık tutmuştur. Çalışmada, Olgu grubunun yanında 2 kontrol grubu da vardır. Birinci kontrol grubu, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle sadece 1 kez kolluk kuvvetlerine yakalanıp, yasal yaptırıma maruz kalmış kişilerden, ikinci kontrol grubu ise, herhangi bir bağımlılık ve buna bağlı yasal yaptırım ve başka herhangi bir suç öyküsü olmayan sağlıklı bireylerden oluşturulması planlanmıştır. Bu şekilde, olgu grubu ile kontrol grupları arasındaki farklılıkların ve/veya benzerliklerin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya denetimli serbestlik müdürlüklerinde, uyuşturucu / uyarıcı madde kullanımı nedeniyle denetimli serbestlik cezası alan 100 yükümlü ve randomizasyon yöntemi ile belirlenen 50 sağlıklı erkek yetişkin birey gönüllü olarak katılım göstermiştir. Çalışmada, D'Zurilla ve Nezu tarafından geliştirilmiş, Duyan ve Gelbal tarafından Türkçe'ye uyarlanmış olan Sosyal Sorun Çözme Envanteri (Social Problem Solving Inventory – SPSI), Akiskal tarafından geliştirilen ve Vahip ve arkadaşları tarafından Türkçe'ye uyarlanan TEMPS-A Mizaç Değerlendirme Anketi, Lynam ve Whiteside tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Yargıç ve arkadaşları tarafından yapılan UPPS Dürtüselli Ölçeği, Zuckerman IV tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Beyaz ve Çok tarafından yapılan Zuckerman Heyecan Arama ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde post-hoc (çoklu karşılaştırma) testi, ki-kare testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda ise, madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımla karşılaşmış bireylerin, kontrol gruplarına göre madde kullanım sıklıkları ve miktarları, madde kullanımı dışında başka nedenlerden dolayı suç öyküsü açılarından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yine olgu grubu ile kontrol grupları arasında sosyal sorun çözme becerileri, dürtüsellikleri, mizaç-karakter özellikleri ve heyecan arama davranışı eğilimleri açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Denetimli Serbestlik, Sosyal Sorun Çözme, Dürtüsellik, Mizaç, Heyecan arama
Lise öğrencilerinde internet bağımlılığının, psikolojik dayanıklılık ve ruminasyon açısından incelenmesi
Lise Öğrencilerinde İnternet Bağımlılığının, Psikolojik Dayanıklılık ve Ruminasyon Açısından İncelenmesi Bu araştırma, lise öğrencilerindeki internet bağımlılığının ruminasyon ve psikolojik dayanıklılık ile olan ilgisini incelemek ve lise öğrencilerindeki internet bağımlılığının yaygınlığını saptamak amacıyla gerçekleştirilen tanımlayıcı – kesitsel desende bir araştırmadır. Araştırma, İzmir ilinin Karabağlar ilçesinde bulunan beş lisede eğitim hayatına devam eden toplam 268 öğrenci (%53 erkek – %47 kız) ile gerçekleştirilmiştir. Verileri toplamak için; İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; katılımcıların arasında %40,1'i normal internet kullanıcısı, %37'si hafif düzeyde internet bağımlısı, %22'1'i orta düzeyde internet bağımlısı ve 0,8'i ağır düzeyde internet bağımlısıdır. Araştırma verileri, katılımcıların, ruminasyon düzeyleri ile internet bağımlılık düzeylerinin arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir korelasyon, psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile internet bağımlılık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif bir korelasyon bulunduğunu göstermektedir (p<0,05). Buna ek olarak ruminasyon ve psikolojik dayanıklılık puanları internet bağımlılığı varyansının %13'ünü açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: İnternet Bağımlılığı, Psikolojik Dayanıklılık, Ruminasyon, Ergen
Esrar bağımlılığı tanısı alan 14-18 yaş arası olguların sosyal bilişsel becerilerinin değerlendirilmesi ve klinik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi
Giriş: Esrarın emosyon tanıma üzerine yaptığı etki tam olarak açıklanmamıştır. Prefrontal, hipokampal ve serebellar bölgeler CB1 (central cannabinoid) reseptörün yoğun olduğu bölgeler olup sosyal kognisyon açısından kritik alanlardır. Kognisyon yetersizliğinin esrar kullanımının sıklığına ve uzunluğuna bağlı olduğu düşünülmektedir. Uzun süreli esrar kullanımı nörotoksik etkiye bağlı olarak kalıcı azarlara yol açmaktadır. Madde bağımlılığı olan olgularda DEHB'nin sık eşlik etmesi bu iki hastalığın beraber değerlendirilmesi gerekliliğini gözler önüne sermektedir. DEHB, bilişsel, akademik, ailesel ve mesleki işlevler gibi günlük yaşamın çeşitli alanlarının yanı sıra sosyal işlevsellikte de bozulma ile ilişkilidir. Amaç: Bu çalışmada DSM 5 tanı ölçütlerine göre en az 1 yıldır esrar kullanım bozukluğu (EB), DEHB eş tanılı ergenlerde sosyal kognisyon değerlendirilmesi ve bulguların sağlıklı kontrol olguları ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca EB ve EB+DEHB olan çocukların duygu düzenleme becerileri, kaygı düzeyleri değerlendirilip, sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırılması hedeflenmiştir. Ek olarak emosyon regülasyonunda güçlüğün, kaygı düzeyleri ve madde isteğinin olguların kliniğine ve sosyal biliş bozukluğunun şiddetine etkisini saptamak amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışmaya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi polikliniğine başvuran EB (n=30), EB ve DEHB birlikteliği (n=28) olan 14-18 yaş arası ergenler ve aynı yaş grubundaki kontrol grubu (n=30) alındı. Olgulara; sosyodemografik veri formu, eşlik eden belirtiler için K-SADS uygulanmış, ek psikiyatrik tanısı olmayan olgular çalışmaya alınmıştır. Olguların eşlik eden psikiyatrik bulgularının olması durumunda, bu bulguların hastanın işlevselliğini ne düzeyde etkilediğini değerlendirmek amacıyla GAS kullanılmıştır. Tüm olgularda; yıkıcı davranım bozukluklarının değerlendirilmesine yönelik DEHB ölçekleri kullanılmıştır. Olguların depresif belirti BDÖ ile değerlendirilmiştir. Anksiyete düzeylerine yönelik STAI-Durumluk ve STAI-Sürekli Kaygı Ölçekleri kullanılmıştır. Tüm olguların duygu düzenlemede güçlük düzeyleri ise DDGÖ ile değerlendirilmiştir. Esrar kullanım bozukluğu tanı alan gruplarda esrar isteği değerlendirmek için likert tipi görsel skala kullanıldı. Tüm olgulardan çalışmaya gönüllü olduklarını belirten bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Olgulara sosyal bilişin değerlendirilmesine yönelik, gözler testi, yüzler testi, beklenmeyen sonuçlar testi, gaf testi, ima testi ve anlamı ve ilişkileri kavrama testleri uygulanmıştır. Bulgular: Sosyal bilişsel becerileri değerlendirdiğimiz tüm testlerde, EB ve EB+DEHB grupları, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yetersizlik göstermiştir. Duygu düzenlemede yaşanan güçlükleri değerlendirmek amacıyla kullanılan DDGÖ'nin toplam puanı, EB ve EB+DEHB gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Çalışmamızda EB+DEHB olgularının sosyal kognisyon testlerinde EB grubuna göre istatisiksel olarak anlamlı bozulma göstermemeleri, küçük örneklem grubundan kaynaklanabilir. Sonuç: EB ve DEHB'de sosyal fonksiyonlardaki yetersizlik birçok çalışmada gösterilmiştir. Çalışmamızın verileri, bu hastalıkların daha etkin ve kalıcı tedavisi için, olguların sosyal bilişsel özelliklerinin tanınması ve hastaya özgü tedavi yaklaşımlarının buna göre belirlenmesinin önemini ortaya koymaktadır.
Sigara, alkol ve madde tutulumu tarama testinin türkçe geçerlilik ve güvenilirliği
AMAÇ:Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) tarafından dünya genelinde yararlanılması hedeflenerek geliştirilmiş olan Alkol, Sigara ve Madde Tutulumu Tarama Testi(ASSİST), bir çok ülkede başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Birçok dilde ve farklı popülasyonlarda geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları mevcutken Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması mevcut değildir. Bu çalışmanın amacı Denetimli Serbestlik Tedbiri altında olan bireylerde, birinci basamak sağlık kuruluşlarının yanısıra madde kullanımına ilişkin suç işleyen bireylerde de yararlanılması uygun görülen ASSİST 3.1 versiyonunun psikometrik özelliklerinin değerlendirilmesidir. YÖNTEM:Bu çalışma epidemiyolojik analitik bir çalışmadır. Örneklem, hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) 191. madde kapsamında denetimli serbestlik tedbiri verilen, 18 yaş üstü kişiler arasından basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilmiştir. 18-55 yaş arasında ve yaş ortalaması 27.51(±7.01) olan, çoğunluğu erkek(%98), bekar(%73), 200 olguyla gerçekleştirilen araştırma, öncelikle Dünya Sağlık Örgütü ile ASSİST kılavuzu ve ölçeğinin Türkçe çevirisi için sözleşme imzalanmasının akabinde, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nden yazılı izin alınmasının ardından Eylül 2017- Aralık 2017 tarihleri arasında İzmir ve Yalova Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde gerçekleştirilmiştir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri kapsamında yüz yüze gerçekleştirilen bireysel görüşmelerde çalışmanın amacı kişilere anlatıldıktan sonra katılmayı kabul eden kişilere Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu verilmiş, sonrasında Kişisel Bilgi Formu, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi, Alkol Kullanım Bozuklukları Tanıma Testi(AUDİT), Madde Kullanım Bozuklukları Tanıma Testi(DUDİT) ve ASSİST Türkçe Formu uygulanmıştır. Ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için Cronbach's Alfa katsayısı hesaplanmıştır. Yapı geçerliliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Yakınsak geçerliliğin belirlenmesi için ASSİST ilgili puanları ile AUDİT, DUDİT ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi arasında Pearson Çarpım-Moment Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Özgüllük ve duyarlılık değerlerinin belirlenmesi için ROC analizi yapılmıştır. BULGULAR: ASSİST alt ölçekleri olan alkol(alfa=0.71), hint keneviri(alfa=0.79), kokain(alfa=0.81), amfetamin türevi uyarıcılar (alfa=0.93), opiyat(alfa=0.91), diğer(alfa=0.93) için uygun güvenilirlik katsayıları elde edilmiştir. AUDİT ile ASSİST alkol alt ölçeği arasında(r=0.795), ASSİST'ten alkol ve tütün ürünleri hariç puanlamaya dahil olan tüm sorulardan (S2-S7) alınan toplam puanla DUDİT puanları arasında(r=0.719) anlamlı korelasyonlar bulundu. Özgüllük ve duyarlılık dengesinde en iyi sonuç(sırasıyla %80 ve %83) alkol alt ölçeği için kesi değeri 9.5 ile bulunmuştur. Orijinal kesi değeri olan 11 için özgüllük ve duyarlılık değerleri sırasıyla %72.3 ve %74.5 bulundu. SONUÇ: ASSİST, bu popülasyonda madde kullanımına bağlı riskli olguları belirlemek için geçerli bir tarama aracıdır.
Yasa dışı madde kullanımı nedeniyle denetimli serbestlik tedbirine tabi kişilerde madde kullanımına eşlik eden sigara, alkol ve patolojik kumar bağımlılığının araştırılması
AMAÇ: Bu çalışmada; yasa dışı madde kullanımı nedeniyle hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) 191. madde kapsamında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişilerde, madde kullanımına eşlik eden sigara, alkol kullanım düzeyinin belirlenmesi, kumar oynama yaygınlığının araştırılması ve madde kullanım özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. YÖNTEM: Bu çalışma epidemiyolojik -tanımlayıcı- nitelikte bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemini oluşturan 500 olgu, hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) 191. madde kapsamında denetimli serbestlik tedbiri verilen, 18 yaş üstü kişiler arasından basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilmiştir. Araştırma Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğün'den yazılı izin alınmasının ardından Nisan 2016 - Aralık 2016 tarihleri arasında İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nde gerçekleştirilmiştir Yüz yüze gerçekleştirilen görüşmelerde çalışmanın amacı kişilere anlatıldıktan sonra katılmayı kabul eden kişilere Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu verilmiş, sonrasında Kişisel Bilgi Formu, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi, Alkol Kullanım Bozuklukları Tanıma Testi ve South Oaks Kumar Tarama Testi (SOKTT) Türkçe Formu uygulanmıştır. BULGULAR: Katılımcılar 18 – 65 yaş aralığında, yaş ortalaması 28±8, %98.8'i erkek, %1.2'si kadın, %67.4'ü bekar, %24'ü evli, %44.2'si ortaokul mezunudur. %62.8'inin anne babası hayatta ve birlikte, %12.6'sının ebeveynleri boşanmıştır. %18'inin kendine zarar verme davranışı gösterdiği, %7.4'ünün ise intihar girişiminde bulunduğu saptanmıştır. Katılımcıların %37.2'sinin daha önce de DS tedbiri aldığı ve %25'inin daha önce madde kullanımı dışında başka bir suçtan sabıkasının olduğu, %14'ünün ailesinde DS tedbiri alan kişilerin olduğu ve %11'inin de ailesinde sabıka olduğu, %63.2'sinin arkadaş çevresinde DS tedbiri alanların olduğu ve %39'unun arkadaşlarında sabıka olduğu belirlenmiştir. Sabıkası olan katılımcılar çoğunlukla yaralama, hırsızlık, gasp, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçlarından ceza almıştır. Katılımcıların %77.2'sinin DS tedbiri almalarına neden olan madde esrardır. Yaşam boyu en fazla kullanılan madde esrardır (%88.2). Katılımcıların madde kullanımına başlama yaş ortalaması 19.09±5.3, madde kullanım süresi ortalama 6.3±7 yıldır. %40.2'si madde kullanımına 18 yaş altında başlamıştır. %46.6'sı arkadaş etkisiyle madde kullanımına başladığını bildirmiştir. Sabıkası olan katılımcıların olmayanlara kıyasla, daha önce DS tedbiri alan katılımcıların ilk defa DS tedbiri alanlara oranla, madde kullanan arkadaşa sahip olanların olmayanlara göre daha uzun madde kullanım süresinin olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %90.4'ünün sigara kullanımı olmakla beraber %28.6'sı orta derece, %14.2'si şiddetli derecede bağımlılık düzeyindedir. Alkol kullanımına ilişkin; %32.6'sı kullanmamakta, %38'i kullanmakta, %29.4'ü ise alkol kullanımı konusunda problem yaşamaktadır. Katılımcıların toplamda %13.6'sının kumar oynadığı, %2.2'sinin ise kumar oynama bozukluğu tanısı aldığı belirlenmiştir. Katılımcıların madde kullanım düzeyi ile sigara, alkol kullanım düzeyi ve kumar oynama davranışı arasında istatistiksel olarak pozitif korelasyon olduğu gözlemlenmiştir. SONUÇ: Bağımlılık bir bütündür ve bu konu ele alınırken birbiri ile ilişkili birden çok değişkenin dikkate alınması ve yapılacak çalışmaların bu doğrultuda planlanması önemlidir. Kişinin cinsiyeti, yaş grubu, medeni durumu, suç geçmişi, sosyal çevresinde madde kullanımı ve sabıka durumu, kendine zarar verme davranışı, madde kullanım süresini ve başlama yaşını etkileyen önemli belirleyicilerdir. Bunun yanı sıra katılımcıların kullandıkları yasa dışı maddeler dışında sigara, alkol kullanımı ve kumar oynamanın bu süreçte risk faktörü olduğu göz önünde bulundurularak genel olarak bağımlılık önleyici çalışmaların planlanmasının önemli olduğu ileri sürülebilir. Anahtar Kelimeler: denetimli serbestlik; yasa dışı madde; madde kullanımı; bağımlılık; sigara; alkol; patolojik kumar oynama