Eski Türk edebiyatı
Bu konu başlığı altında 564 tez
Aşçı İbrahim Dede Rūhu'l-Beyān'daki Farsça Tanıklar ve çevirisi (III/1-100)
Çalışmamız, Aşçı İbrahim Dede'nin dört ciltlik Tercemetü'l-Fârisiyye fî Tefsîri'l-Hakkiyye adlı eserinin üçüncü cildinin 1-100. sayfa aralığının akademik yöntemlerle Latin harflerine aktarılmasıdır. Söz konusu eserde İsmail Hakkı Bursevî'nin Rūhu'l-Beyân adlı eserinde geçen Farsça nazım ve nesir bölümlerinin şerhi Türkçeye çevrilmiş ve açıklanmıştır. İlim dünyasına katkıda bulunmayı hedeflediğimiz çalışmamız; Birinci Bölüm'de eserin müellifi olan Aşçı İbrahim Dede'nin hayatı ve eserleri, nüsha tavsifi, muhtevası, Farsça tanıkların istatistiği, izlenen yöntem ile dil ve imla özellikleri; İkinci Bölüm'de transkripsiyonlu metin ve Sonuç'tan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aşçı İbrahim Dede, Rûhu'l-Beyân, Farsça, İsmail Hakkı Bursevî, Şerh.
Konyalı Âşık Şem'î Divanı'nda tabiat unsurları,
Âşıklık geleneği, İslamiyet öncesi Türk toplumunda önemli bir yer tutan Ozan-Baksı geleneğine dayanmaktadır. İslamiyet'in kabulü ve tarikatların ortaya çıkışıyla birlikte şekillenen bu gelenek, halkın dinî-tasavvufî duygularına tercüman olan âşıkların ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Âşık tarzı şiir geleneği, 15. yüzyılın sonları ile 16. yüzyılın başlarında oluşmaya başlamış ve Anadolu coğrafyasında önemli bir yer edinmiştir. Bu şiir geleneğinin önemli temsilcilerinden birisi de asıl adı Ahmed olan Âşık Şem'î'dir. 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarında Konya'da yaşamış olan Âşık Şem'î, döneminin meşhur Ayakçı ve Türbe Kahvehanelerinin önemli isimlerinden birisidir. Çocukluğundan itibaren Mevlânâ dergâhına yakın bir çevrede yetişen Âşık Şem'î, Mevlevî kültüründen derinlemesine etkilenmiştir. Dönemin Padişahı III. Selim, II. Mahmud ve Mevlevi Postnişi Hemdem Çelebi tarafından himaye edilen şair, Divanı'nda yer alan şiirlerini hece ölçüsünün yanında aruzla da yazmıştır. Divanı'nda siyasi ve sosyal hayattan, dini ve tasavvufi unsurlara, tabiat güzelliklerine kadar pek çok konuya değinen Âşık Şem'î zengin bir anlatım diline sahiptir. Bunun başlıca sebebi kahvehanelerde şiir söyleyen bir âşık olmasının yanında yapmış olduğu âşar memurluğu ve ihtisap ağalığı gibi görevlerde halkla içiçe olmasıdır. Bu çalışma girişi takip eden beş ana bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Çalışma ile Âşık Şem'î'nin Divan'ındaki tabiat unsurları, kozmik alem, bitkiler ve hayvanlar ile ilgili olan bölümlerin kavramları tek tek belirlenerek beyitlerden hareketle tahlili amaçlanmıştır. Âşık Şem'î'nin hayatı, edebi kişiliği, tasavvufi şahsiyeti öz biçimde ele alınmıştır. Evren ve insanın yaratılışında temel rol alan ateş, hava, su, toprak gibi unsurlar işlenmiştir. İnsanın sosyal hayata bakışından hem etkilenen hem etkileyen kozmik alem, bitkiler ve hayvanlarda beyitlerle desteklenerek şairin hayal dünyası ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Âşık Şem'î, Âşıklık Geleneği, Tabiat, Kozmik Unsur, Bitki, Hayvan.
Tasavvufta ilâhî aşk: Sultan Memdûh Tillovî'nin Dîvânü'l-Münîbî örneği
Aşk, tasavvuf geleneğinde ilgiyle karşılanan kavramlardan biri olmuştur. Bu kavram özellikle Ahmed el-Gazzâlî (v. 520/1126) ve sonrasındaki sûfîler tarafından sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Sûfîler, aşkı genellikle ilâhî olma yönüyle ele almışlardır. Bu konudaki düşüncelerini eserlerinde belirtmişlerdir. Sûfîlerin aşka dair yazdıkları gerek nesir gerek nazım türündeki eserler geniş bir literatür meydana getirmiştir. Eserlerinde ilâhî aşk konusuna geniş yer ayıran sûfîlerden biri de Sultan Memdûh Tillovî'dir (v. 1263/1847). Sultan Memdûh, Siirt'in Tillo ilçesinde yaşamış olup İsmâil Fakîrullah'ın (v. 1147/1734) torunu ve Erzurumlu İbrâhim Hakkı'nın (v. 1194/1780) talebesidir. Tamamı manzum olup Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerden oluşan geniş bir külliyatı vardır. Bu çalışmada Sultan Memdûh'un ilâhî aşk anlayışı Dîvânü'l-Münîbî bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Sultan Memdûh'un hayatı ve eserleri hakkındaki bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde tasavvuf geleneği çerçevesinde aşk kavramı incelenmiş, sûfîlerin aşk kavramına bakışları ele alınmış ve bazı sûfîlerin ilâhî aşk anlayışları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde de Sultan Memdûh'un ilâhî aşk anlayışı Dîvânü'l-Münîbî'de geçen şiirlerden hareketle ele alınmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler sonuç kısmında aktarılmıştır.
Milli Kütüphanede kayıtlı 06 Hk 3656 şiir mecmûasının MESTAP'a göre tasnifi (1-70) (İnceleme–metin)
Çalışmamız Milli Kütüphane'de 06 Hk 3656 numarayla kayıtlı şiir mecmuasıdır. Mecmûaların günümüzdeki karşılığı şiir antolojileridir. Klasik Türk edebiyatının önemli bir kaynağı olan bu el yazması şiir mecmuaları edebiyat araştırmacılarının başvurdukları önemli eserlerdir. Bu çalışmamız Milli Kütüphane - Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinde Mecmûa-i Eş'ar adıyla 06 Hk 3656 dvd numarasıyla kayıtlı olan şiir mecmuasının 1-70. sayfaları arasının incelenmesi ve Mecmûaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifinden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümü "Giriş" bölümünde mecmuanın tanımı yapılıp önemine değinildikten sonra MESTAP hakkında bilgi verilmiştir. "Birinci bölüm"de ise mecmûanın şekil ve muhteva bakımından tanıtımına yer verilmiştir. "İkinci bölüm"de, mecmûanın çeviri yazılı metni yer almaktadır. "Üçüncü bölüm"de mecmûadaki şiirlerin MESTAP'a göre tasnifi yapılmıştır. "Dördüncü bölüm"de ise mecmûada yer alan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir.
Milli Kütüphane'de kayıtlı 06 Hk 252/1 numaralı Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id (1a-50b) (Metin-inceleme-MESTAP'a göre tasnif)
Mecmualar, derleyicisi tarafından farklı özelliklerdeki metinlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan eserlerdir. Derleyicinin edebî zevkini, kültür ve birikimini yansıtan mecmualar, oluşturuldukları dönemin estetik ve edebî zevkini de yansıtmaları bakımından oldukça önemli eserlerdir. Günümüzde antolojiye tekabül eden bu eserler, klasik Türk edebiyatının en önemli kaynakları arasında yer alırlar. Mecmualar dönemin beğenilen şairlerini ve divanı olmayan şairlerin şiirlerini bulmakta araştırmacılara kolaylık sağlarlar. Çalışmamızın konusunu oluşturan "Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id", Milli Kütüphane'de 06 Hk 252/1 numarasıyla kayıtlıdır. Çalışmamızın giriş bölümünde mecmua, şiir mecmuaları, mecmuaların edebiyat tarihi açısından önemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde mecmuanın şekil ve muhteva özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde mecmuanın transkripsiyonlu metnine, üçüncü bölümde "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi"ne (MESTAP) göre tasnifine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise mecmuada adı geçen şairlerin biyografileri yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Şiir, Divan Şiiri, Mecmua, Şiir Mecmuası, Milli Kütüphane 06 Hk 252/1, MESTAP.
Milli Kütüphane'de kayıtlı 06 Hk 252/1 numaralı Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id (51a-99a) (Metin-inceleme-MESTAP'a göre tasnif)
Kütüphanelerde Şiir Mecmuası, Mecmûʿa-i Eşʿâr, Mecmuatü'l-Eşʿâr başlığıyla kayıtlı olan mecmualar, Klasik şiirimize ait çeşitli nazım şekilleri ve türlerin derlenmesiyle oluşturulmuş eserlerdir. Çalışmamızın konusunu, Ankara Milli Kütüphane'de "Mecmûʿa-i Eşʿâr ve Fevâ'id" adıyla 06 Hk 252/1 arşiv numarasında kayıtlı olan şiir mecmuasının (51a-99a) incelenmesi ve "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP)" göre tasnifi oluşturmaktadır. Çalışmamızda mecmua ayrıntılı olarak tanıtılmış ve çeviri yazılı metni verilmiştir. Çeviri yazılı metinde, mecmuadaki şiirler şâirlerin neşredilmiş divanlarındaki şiirlerle karşılaştırılmıştır. Tespit edilen farklılıklar dipnotlarda gösterilmiştir. Çalışma, giriş ve dört bölümden oluşmuştur. "Giriş" bölümünde mecmua kavramının tanımı ve mecmuanın özellikleri ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. "Birinci Bölüm"de, tez konumuzu oluşturan mecmua, şekil ve muhteva hususiyetleri bakımından tanıtılmıştır. "İkinci Bölüm"de ise bu mecmuanın çeviri yazılı metnine yer verilmiştir. "Üçüncü Bölüm"de, şiir mecmuası için "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)" tablosu verilmiş, "Dördüncü Bölüm"de, mecmuda yer alan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir.
Milli Kütüphanede kayıtlı 06 Hk 3656 şiir mecmûasının MESTAP'a göre tasnifi (71-131)(İnceleme - metin)
Dîvân edebiyatının temelini oluşturan kaynaklar arasında dîvânlar, dinî metinler, siyerler, hadis tercümeleri, mesneviler, gazavatnâmeler, şehrengizler, şu'arâ tezkireleri, çeşitli biyografik eserler, tarihî metinler vb. yanında mecmûalar da önemli bir yer tutmaktadır. Köken olarak Arapça "cemʿ" sözcüğünden meydana gelen "mecmûʿa" sözcüğü, "toplanıp biriktirilmiş, tanzim ve tertip edilmiş şeyler bütünü" anlamına gelir. Bir edebî kavram olarak mecmûa, "farklı kişilere ait metinlerin/metin parçalarının bir araya getirildiği eserler bütünü" anlamına gelmektedir. Şiir mecmûaları, klasik Türk edebiyatı araştırmalarına geniş bir çalışma alanı sağlayan ve yazıldıkları dönemin zihniyetini, edebî zevkini içinde barındıran önemli kaynaklardır. Mecmûaların dîvânı bulunmayan şairlerin şiirlerini ortaya çıkarmak, dîvânlarda yer almayan şiirleri tespit etmek, şairin yaşadığı dönemin veya mecmûayı derleyen kişinin edebî anlayışını belirlemek vb. yönleri düşünüldüğünde neden ele alınıp incelenmeleri gerektiği açık bir şekilde anlaşılacaktır.
Tuhfe-i Şerîfî (İnceleme-metin-bağlamlı dizin)
Dini ve Tasavvufi düşüncenin Türk Edebiyatı'nda oldukça önemli bir yeri vardır. Bu nedenle ahlaki ve eğitici yanı ön planda olan birçok eser kaleme alınmıştır. Bu eserlerden bazıları manzum bazıları ise mensur bir şekilde yazılmıştır. Dini eserler içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan tecvid kitapları da yoğun ilgi görmüş ve bu alanla ilgili birçok eser kaleme alınmıştır. Çalışmamıza konu olan ve Mehmed Şerîfî tarafından manzum olarak yazılmış Tuhfe-i Şerîfî'de bu eserlerden bir tanesidir. Yazar eserinde tecvid kurallarını örneklendirerek açıklamıştır. Çalışmamız giriş ve onu takip eden dört bölümden oluşmuştur. Çalışmamızın giriş bölümünde tecvid ilmi ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde müellifin hayatı, edebi şahsiyeti ve eserlerine değinilmiştir. İkinci bölümde metnin incelenmesine geçilmiştir. Üçüncü bölümde ise metnin çevirisi verilerek, 2014 yılında Sadettin Eğri tarafından çalışılan, şairin aynı eserinin daha küçük bir versiyonu ile çalışmamamıza konu olan metin arasındaki benzerlikler ile farklılıklara değinilerek, eserin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Dördüncü bölümde eserin bağlamlı dizinine geçilmiş ve bağlamlı dizin hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Kaynakçadan sonra ise tıpkıbasım başlığı atılarak orijinal metin verilmiştir
Osmanlı toplum hayatında serpûşlar ve Osmanlı şiirine yansıması
Serpûş, en genel anlamıyla bir baş giyim unsurudur. Hazırlanan çalışma, Osmanlı toplum hayatında kullanılan bu unsurun Osmanlı şiirine nasıl yansıdığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla öncelikle "serpûş" ve "serpûş aksesuarları" muhtelif kaynaklardan tespit edilmiştir. Daha sonra ise bu serpûşların Osmanlı şiirinde nasıl ve hangi özellikleriyle ele alındığı belirlenmek için, ilgili döneme ait şiir kitapları taranmıştır.
Pervâne Bey mecmuasının diliçi çevirisi (1-55. şiirler)
Eski Türk Edebiyatında her zaman önemli bir yeri olan Pervane Bey Mecmuası, binlerce şairimizin seçme şiirlerinin yer aldığı dev bir eserdir. Bu mecmuada 550 şairimize ait 8172 şiir yer almaktadır. Pervane b. Abdullah'ın derleyicisi olduğu bu eser, yüzlerce yıldır Topkapı Sarayı kütüphanelerinde muhafaza edilerek günümüze tek nüsha olarak ulaşabilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde mecmua ve nazirelerin kavramsal çerçevesi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Pervane Bey Mecmuasının 1-55. şiirinin nesre çevirisi yapılarak Türkiye Türkçesi karşılığı çalışılmıştır. Üçüncü bölümde gazellerin istatistikleri üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Pervane Bey, mecmua, nazire, eski Türk edebiyatı
Kadızade Mehmed Tahir Efendi'nin Risale-i Nuriyye adlı eseri (İnceleme-metin)
Klasik Türk Edebiyatı sahası gerek manzum gerekse mensur çok sayıda eseri kapsaması bakımından Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Bu edebiyat çerçevesinde yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu manzum eserler olmakla birlikte mensur eserler üzerine yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. İslam dininin ilke ve kurallarının toplumun geniş kitlelerine ulaştırılmasında mensur eserler önemli bir işleve sahiptir. Bunun yanında Türk dünyasında tasavvuf anlayışının gelişip yayılmasında mensur tasavvufi eserlerin ayrı bir önemi olmuştur. Mensur tasavvufi eserler, tasavvufun Osmanlı toplumundaki etkisine paralel olarak Klasik Türk Edebiyatında oldukça zengin bir yer teşkil etmiştir. Biz, bu çalışma kapsamında 19. yüzyıl şeyhülislamlarından Kadızade Mehmed Tahir Efendi'nin henüz üzerinde herhangi bir akademik çalışma yapılmayan mensur "Risale-i Nuriyye" adlı tasavvufi bir eserini inceledik. Üç bölüm halinde tasarladığımız çalışmamızın ilk bölümünde; müellif, nüsha ve tür hakkında bilgi ve incelemeler, ikinci bölümünde transkripsiyonlu metin ve son bölümünde ise yapılan çalışmadan elde edilen verilerle oluşturduğumuz sözlük ve sonuç kısmı yer almaktadır. Bu çalışma ile bugüne kadar eseri ve müellifi hakkında kaynaklarda detaylı bilgiye yer verilmeyen Kadızade Mehmed Tahir Efendi'nin "Risale-i Nuriyye" adlı eseri bilimsel bir şekilde bilim dünyasına sunulmuş olmaktadır.
Hamzanâme (20. cilt) (İnceleme- metin-sözlük)
Hamzanâme, 14. yüzyılda Şair Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından kaleme alınmış, Anadolu sahasında filizlenmeye başlayan klasik Türk nesrinin ilk örneklerinden biridir. Söz varlığı ve gramer açısından oldukça verimli bir metin olan Hamzanâme'nin tespit edilmiş yetmiş iki cildi vardır. Biz çalışmamızda Hamzanâme'nin yirminci cildini ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamza, Hamzanâme, 14. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi, masal, efsane, halk hikâyesi.
Hamza-nâme (23.cilt) inceleme-metin-sözlük-indeks
Türk Edebiyatı bünyesinde ele alınan Hamza-nâmeler, ilk defa Emir Süleyman Çelebi'nin musahiplerinden şâir Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazıya geçirilmiştir. 14. yüzyılda Türkler tarafından şekillendirilen bu eser, millî bir hüviyet kazanmış ve Türkler arasında itibar görmüştür. İçeriğinde gazâ anlayışından dolayı teşekkül eden dinî motifler barındırır. İslâm peygamberi Hazret-i Muhammed'in kendisinden bir yaş büyük olan amcası Hazret-i Hamza'nın merkeze alınarak, ailesi ve çevresi etrafında gelişen bu hadiseler, okunduğu kitleye kahramanlık, cesaret, adalet, hak ve hukuk duygularını aşılamayı amaçlamıştır. İncelediğimiz metnin içinde olağanüstü ögeler fazlaca bulunmaktadır. Bu ögeler, yine dinî motiflere dayandırılarak işlenmiş ve metinde yaşanan gündelik hayata dâhil olmuştur. 23. ciltte Hazret-i Hamza'nın, İran şahı Nûş-i Revân'a ve Salsal'a yaptığı savaşlar anlatılır.Çalışmamızı Eski Anadolu Türkçesi dönemine uygun nitelikte metin ve sözlük ile tamamladık. Metinde geçen kişi ve yer adları sözlük dışında indeks başlığı altında verilmiştir. Üzerinde çalıştığımız 23. cildin, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde ve Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesinde birer nüshası bulunmaktadır. Metin bu iki nüshadan yararlanılarak oluşturulmuştur.
Hamzavî'nin Hamza-nâmesi (32.cilt) inceleme-metin-sözlük
Hamzanȃmelerin yazılı bir metin haline gelmesinden daha önce , sözlü bir anlatımla Türk kültüründe itibar gördüğünü söylemek mümkündür.İslami halk hikayelerinin Türk halk edebiyatındaki ilk örneğiolan Hamzanȃme'ye karşı olan bu sevgi ve itibarın temelinde İslȃm dinine karşı beslenilen sevgi ve saygının payı inkar edilemez.Bunun yanında hikayelerde bulunan yiğitlik ve cihad anlayışı ile savaş anlatımları, Hz.Hamza'nın adaletli , dürüst ve cesur kimliği Türk halkının onun şahsında kendinden çok şey bularak kısa sürede benimsenmesine, halk arasında Hamzanȃmelerin yaygınlaşmasına vesile olmuştur. Gerçekleştirdiğimiz bu çalışmayla Hamzanȃme'nin 72 cildinden bir tanesini daha günümüz Türkçesine kazandırmış bulunuyoruz.Üzerinde çalıştığımız nüsha, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi, Nadir Eserler Kütüphanesi Nd.249' da kayıtlı,nesih yazı ile harekesiz şekilde yazılmıştır. Anahtar kelimeler: Hamzanȃme, halk hikayesi, Türk halk edebiyatı
Hamzanâme (5.cilt I. kısım) (İnceleme-metin-sözlük)
14. yy şairlerinden Ahmedî'nin kardeşi olarak bilinen Hamzavî, Hamzanâme adlı eserin yazarıdır. Hamzanâmeler, Eski Anadolu Türkçesi döneminin önemli eserlerinden olup, dil özellikleri ve Halk Edebiyatı açısından içinde zenginlikler barındıran bir eserdir. Eser yerel halkından anlayacağı tarzda sade ve akıcı bir dil ile yazılmıştır. Biz de bu çalışmamızda Hamzanâme'nin 85 varak olan beşinci cildin I. kısmını ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamzanâme, Hamzavî, 14. Yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi
Hamza-name (10.cilt)inceleme-metin-sözlük
Türk Edebiyatı'nın anlatıları arasında önemli bir yere sahip olan Hamza-nâme, sözlü kültür değerlerini taşıyan bir üründür. Türk toplumunu bağlayan maddi manevi temel güçlerin köklü tarihine ışık tutan Hamza-nâme; ideallerini, yaşam tarzlarını, düşünce dünyalarını ve inançlarını üzerlerinde taşıyan üstün vasıflarla donatılmış örnek kişiler etrafında cereyan etmektedir. Çoğu kaynaklarda destanlarımız, İslâmiyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir. Hamza-nâme'nin 10. cildi üzerinde çalıştığımız eser, teması bakımından İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra oluşan Türk kültür kodlarını bünyesinde toplayarak meydana getirilmiş seçkin bir eserdir. Önceden beşeri bir mücadele ön safada tutulurken İslâmiyet'in kabul edilmesiyle beraber dini motifler, kendini göstermeye başlamıştır. Dinin ön plânda olduğu, bu anlatıda merkezdeki kahraman Hazret-i Hamza yer alırken, tehlikeli durumlarda yardım eden oğlu ya da dostluk kurduğu yaveri gibi er karakterler meydana çıkar. 14. yüzyılda Türkler cephesinde teşekkül eden Hamza-nâme; Türkiye Türkçesinin oluşumuna ve tarihi gelişimine kaynaklık eden Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait olduğu kabul edilir. Bu dönemde, destan anlatıcısı tarafından idealize edilmiş Hazret-i Hamza üzerinden yeni nesli hem eğlendirme hem de eğitme amacı taşıyarak toplumda sevilen konulardan biri haline gelmiştir. Çalışmamıza konu olan eser Eski Anadolu Türkçesi ile mensur olarak yazılmış edebi türün bir örneğidir. Çalışmamızı temellendirdiğimiz nüsha, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Nadir Eserler Kütüphanesi, Nd. 2496 numarada kayıtlı nesih yazı ile harekesiz şekilde yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hamza-nâme, Hamzavî, Eski Anadolu Türkçesi, 14. Yüzyıl, destansı hikâye.
Yemînî'nin Fazîlet-nâmesi'nin on dokuzuncu fazîleti üzerine bir inceleme
Bu çalışma, XVI. yüzyılın ilk yarısında, Derviş Muhammed Yemînî tarafından yazılan Fazîlet-nâme isimli manzum bir eseri incelemek üzere yapılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi'nin tesirini büyük ölçüde barındıran ve bir geçiş döneminin ürünü olan bu eser, toplamda on dokuz fazîletten oluşmaktadır. Eser, içerik itibariyle Hz. Ali'nin hayatını ve fazîletlerini anlatan biyografi ve nasihat kitabı niteliğindedir. Biz bu çalışmamızda, daha kapsamlı olması ve ilginç anlatıları barındırması sebebiyle on dokuzuncu fazîleti incelemeyi uygun gördük. Çalışmamızın "Giriş" bölümünde, Alevîlik-Bektâşîlik kavramları üzerine genel hatlarıyla değindik. "Birinci Bölüm"de, Derviş Muhammed Yemînî'nin hayatı ve eseri/eserleri hakkında birtakım açıklamalar ve karşılaştırmalar yaptık. Asıl olan "İkinci Bölüm"de ise, on dokuzuncu fazîleti detaylı olarak incelemeye başladık. Bu fazîlette yer alan anlatıların ve ele alınan nazım türlerinin içerikleriyle ilgili geniş bilgiler verdikten sonra on dokuzuncu fazîletin transkripsiyonlu metnini ve dil içi çevirisini de bu kısma ekledik. Daha sonra eserle ilgili tıpkıbasım örneklerini, içeriğe ilişkin somut veri olması maksadıyla çeşitli görselleri ve Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde bu eser temelli yaptığımız saha çalışmasına ait görsel materyalleri çalışmamıza ekleyerek dikkatlerinize sunduk. Anahtar Kelimeler: XVI. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi, Derviş Muhammed Yemînî, Fazîlet-nâme, Hz. Ali, Alevîlik-Bektâşîlik.
Dede Ömer Rûşenî'nin Asâr-ı 'Işk adlı mesnevisi'nin diliçi çevirisi
Bu çalışma, XV. yüzyılın ilk yarısında Dede Ömer Ruşeni tarafından yazılan Asar-ı Aşk adlı isimli manzum bir eseri incelemek üzere yapılmıştır. Eser, içerik itibariyle Miskin-nâme'deki şiirlerden oluşmakta olup, Divân, Ney-nâme ve Çoban-nâme'den de manzumeler içermektedir. Biz bu çalışmamızda eseri, daha önce yapılan çalışmalarıda görmediğimiz için, eseri tam metin ve detaylı olarak incelemeyi uygun bulduk. Çalışmamız iki bölümden terekküp etmektedir. "Giriş" bölümünde Dede Ömer Ruşeni'nin hayatı ve eseri/eserleri hakkında bilgiler vererek onları açıkladık. Tezimize "İkinci Bölüm"de ise, Asâr-ı Aşk'ın transkripsiyonlu metnini ve dil içi çevirisi verdik Anahtar Kelimeler: XV. yüzyıl, Dede Ömer Ruşeni, Asâr-ı Işk, Divan
Hamzavî'nin Hamza-nâmesi (34. cilt) inceleme-metin-sözlük
Eski Anadolu Türkçesi'nin önemli kaynaklarından biri olan Hamza-nâme, 14. yüzyılın ikinci yarısında şair Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından kaleme alınmıştır. Hamza-nâme, halk hikâyelerinin genel adıdır. Hamza-nâme, halk edebiyatının özelliklerini taşır. Bu eserde, Hz. Muhammed'in amcasının hayatı anlatılıyor. Bu eserde Hz. Hamza'nın kişisel özellikleri, İslâm dininin korunması, savaşlardaki cesur davranışları, kahramanlıkları, adaletsiz davranışlara karşı direnişi ve dürüstlüğü anlatılmaktadır. Hz. Hamza, bu özellikleri sebebiyle halkın ilgisini ve beğenisini kazandı. Onun özellikleri dönemin eserlerine yansır. Hamza-nâme, İslâmiyet sonrası teşekkül eden Türk destanıdır. Hamza-nâme; Türkler'in İslâmiyet'i kabulünden sonra Türk halkının yaşam şeklinde, kültüründe, edebiyat dünyasında hak ettiği yeri almıştır. Hamza-nâme, Türkler arasında kabul görmüş önemli bir eserdir. Türk halkının Hamza-nâme eserine ilgi göstermesinin nedeni; halkın İslâm dinine saygı duyması ve dilinin anlaşılır olması büyük rol oynamaktadır. Hamza-nâme, İslâmî kahramanlık destanlarının anlatıldığı ilk eserdir. Hamza-nâme, destandan menkıbeye geçiş sürecinin ürünüdür. Hamza-nâme adlı destânî hikâyeler, aslen Arap kaynaklıdır. Bu eser; ilk olarak İran Edebiyatı'na, daha sonra Türk Edebiyatı'na kazandırıldı. Hamza-nâme; halk arasında yüzyıllarca okunmuş ve halk tarafından kahvehanelerde, yeniçeri ocaklarında ve kalelerde okutulmuş bir eserdir. Hamza-nâme'nin toplamda bilinen yetmiş iki cildi vardır. Çalışmamızda Hamza-nâme'nin otuz dördüncü cildini inceledik. Öncelikle, metnin transkripsiyonunu aktardık. Sonra metni özetledik. Sonra kelime hazinesi bakımından zengin olan metnin sözlüğünü yaptık. Ardından metindeki kişilerin ve yerlerin adlarını gösteren bir index hazırladık.
Hamdi Baba Divanında din ve tasavvuf
Muhammet Hami Baba 19.yy da Antep 'te yetişmiş olan Rufai tarikatına bağlı olmakla birlikte Bektaşi erenlerine gönül veren bir tekke şairidir. Hayatı ile ilgili kayda değer bir durum da kendisi Bektaşi geleneğine sahip olmasına rağmen beş kuşaktan kendisine kadar gelen Bostancı cami imamlığını devam ettirmiş olmasıdır. Şiirlerinde Hz Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi önemli yer tutmakla birlikte Bektaşi şairlerin şiirlerinde pek rastlanmayan dört halife övgüsü de söz konusudur. Yine Hamdi Baba'nın ehl-i sünnette olduğunu ve mezhebinin Ebu Hanif olduğunu şiirlerinden anlamak mümkündür. Bu çalışmada Hamdi Baba'nın divanındaki dini tasavvufi kelimelerin ihtiva ettiği anlamı inceledik. Tercih edilen kelime ve kavramlar ile hangi öğretilerin verildiğini anlamaya çalıştık. Kur 'an ayetlerinden hadislere dini şahsiyetlerden dini kavramlara kadar zikredilen kelimelerin ardındaki anlam derinliğini ulaşmaya çalıştık. Yine şairin tasavvuf anlayışına, şiirlerde beyitlerde yer alan tasavvuf kavramlarıyla erişmeye çalıştık. Anahtar kelimeler: Hamdi Baba, Divan, Din, Tasavvuf, Ayet, Hadis
Hamzanâme (6. Cilt 2. Kısım) İnceleme-Metin-Sözlük
14. yüzyıl şairi olan Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazılan ve Hz. Hamza'nın cesaretini, dürüstlüğünü ve savaşçılığını anlatan Hamzanâme, Türkler arasında ilgiyle okunan ve meddahlar tarafından anlatılan destansı halk hikâyeleridir. Hz. Muhammet'in amcası olan Hz. Hamza'nın, İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlığın yayılması hususunda gösterdiği çaba ve kahramanlıklar Hamzanâme'nin konusunu teşkil etmektedir. Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini iyi bir biçimde yansıtan Hamzanâme'nin bilinen yetmiş iki cildi vardır. Biz, yapmış olduğumuz çalışmada Hamzanâme'nin altıncı cildinin ikinci kısmını ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamzanâme, Hamzavî, 14. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi.
Hamza-Nâme (13. cilt ) inceleme- metin- sözlük
Hamzanâme, Hz. Hamza'nın serüven hayatı ve yapmış olduğu savaşları anlatılan destani halk hikāyelerin adıdır. Hz. Hamza'nın İslam dini uğruna yapmış olduğu savaşlarla Müslümanların arasında simgesel bir kahraman haline gelmiştir. Hamzanâmeler, İslam coğrafyasının farklı mekānlarında halk hikayecileri tarafından anlatılarak günümüze kadar gelmiştir. Söz varlığı ve gramer açısından oldukça verimli bir metin olan Hamzanâme'nin tespit edilmiş yetmiş iki cildi vardır. Biz çalışmamızda Hamzanâme'nin 13. Cildini ele aldık. Öncelikle metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini hazırladık. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlük oluşturduk. Anahtar Kelimeler: Hamzanâme, Hamzavî, 14. Yüzyıl, Eski Anadolu
Mihrab Mecmuasında yayınlanan hikâyeler (İnceleme, metinler, sözlük)
Dergiler/mecmualar üzerine yapılan incelemeler dil ve edebiyat alanında büyük önem taşımaktadır. Özellikle eski alfabeyle yayımlanan dergiler/mecmualar günümüz alfabe bilgisiyle okunma imkanına sahip olamadıkları için bu incelemelerde daha da önem teşkil eder hale gelmektedir. Zira bu yayın organlarında hikaye, roman, şiir, gezi yazısı, biyografi, makale, deneme ve daha birçok farklı türde yazılar kaleme alınmıştır. Eski alfabeyle yazılmış bu eserler üzerine çeşitli incelemeler yapılmış, yapılmaya devam edilmekte ve sonraki yıllarda da yapılmaya devam edilecektir. Yayımlanan bu eserlerin hem edebi hem de dil özellikleri itibariyle incelenmesi Türk dili ve edebiyatı alanına katkıda bulunmakla birlikte alanımızın muhtevasını da genişletecektir. Bu kapsamda günümüzde henüz üzerine çalışma yapılmayı bekleyen birçok irili ufaklı dergiler/mecmualar bulunmaktadır. Bu çalışmada üzerine metin incelemesi ve sözlük çalışması yapılmamış olan Mihrab mecmuası esas alınmıştır. Çalışma mecmuadaki hikaye metinleri ile sınırlı tutulmuştur. Mecmuada telif ve tercüme on iki adet hikaye bulunmakta olup bu hikayeler dönemin toplumsal ve kültürel hayatı hakkında da bilgi vermektedir. Hikayelerin bazıları tarihi konuları ele almakta, bazıları felsefik bir zemine oturmakta olup bazıları da felsefik içeriklere sahiptir. Hikayelerin felsefe ve tarih ile bu denli etkileşimde olması mecmuanın yayın ilkeleriyle bağdaşmaktadır. Zira mecmua kendisini "ahlaki, içtimai, felsefi, tarihi ve edebi" olarak nitelendirmektedir. Bu çalışmada hikayelerin günümüz harflerine çevirileri ve sözlük çalışmalası yapılmıştır. Yapılan bu çalışma vasıtasıyla dönemin dilini ve üslubunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle Osmanlıca metinlerin günümüz harflerine çevirisi yapılmış ardından çevirisi yapılan bu metinlerin sözcükleri üzerinde durularak metinlerin dili üzerine bir inceleme yapılmış ve metinlerin sözlüğü hazırlanmıştır.
Pervane Bey mecmuasının diliçi çevirisi (114-168. şiirler)
Türk edebiyatında ilk örneklerinin XV. yüzyılda verilmeye başlandığı mecmualar ve cönkler, edebiyat araştırmacıları için büyük bir öneme sahiptir. Mecmualar aracılığıyla, günümüzde gün yüzüne çıkmamış şâirler ve şiirler ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca var olan şâirler ve şiirlere ait bazı bilgiler mecmualar sayesinde teyit edilebilmektedir. Yazıldığı dönemin edebiyat zevkini ve beğenisini ortaya koyan mecmualar, günümüzde araştırmacıların birçok konu hakkında bilgi sahibi olmak için başvurduğu önemli kaynaklar arasındadır. Çalışmanın konusunu, mecmuaların bir türü olan nazire mecmualarının en kapsamlı örnekleri arasında sayılan Pervane Bey Mecmuasının 114-168 numaralı gazellerin nesre çevrilme çalışması oluşturmaktadır. Eser, Pervâne b. Abdullah tarafından 1560/1561 yılında düzenlenmiştir. Yazma nüshada 'Mecmua-i Nezair' adı kayıtlıdır. Eserin tek nüshası Topkapı Sarayı Bağdat Köşkü Kütüphanesi'nde B406 numarada kayıtlıdır. Bu kapsamlı mecmuada yaklaşık 525 şairin 7360 şiiri yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: 16.yüzyıl, Nazire, Mecmua, Pervane Bey