Self confidence
133 theses under this subject heading
Egzersiz yapan bireylerin kendini fiziksel tanımlama ile öz-güven değerlerinin incelenmesi
Araştırma ile egzersiz yapan bireylerin cinsiyet, eğitim durumu, egzersiz türü ve egzersiz yapma nedenleri gibi parametreler ile kendini fiziksel tanımlama ve özgüven değerlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tekirdağ ilinde düzenli egzersiz yapan kişiler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem sayısı 112 kadın ve 90 erkek olmak üzere 202 kişiden oluşmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında araştırma örnekleminin 20-50 yaş aralığında, haftada en az 3 gün ve üzeri düzenli egzersiz yapan, herhangi bir sağlık problemi olmayan gönüllü katılımcılardan oluşturulmuştur. Katılımcılara sırasıyla araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, "Öz-Güven Ölçeği" ve "Kendini Fiziksel Tanımlama Anketi" (PSDQ) uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırma verileri normal dağılım göstermediğinden ikili karşılaştırmalar Mann-Whitney U, çoklu karşılaştırmalar Kruskal-Wallis testleri ile analiz edilmiştir ve tanımlayıcı istatistik yapılmıştır. Çalışmadaki Öz-güven ölçeğinin Cronbach-Alpha iç tutarlılık katsayısı 0,952, Marsh Kendini Fiziksel Tanımlama ölçeğinin 0,954 olarak bulunmuştur. Araştırmalardan elde edilen bulgularda; kendini fiziksel tanımlama ile cinsiyet, eğitim durumu, egzersiz türü ve egzersiz yapma nedeni değişkenleri arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Öz-güven ile cinsiyet ve egzersiz türü değişkenleri arasında anlamlı farklılık görülürken (p<0,05), eğitim durumu ve egzersiz yapma nedeni değişkenleri arasında bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kendini fiziksel tanımlama ile öz-güven arasındaki korelasyon testi sonuçlarına göre tüm alt boyutlarında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, Kendini Fiziksel Tanımlama, Öz-Güven
Voleybol sporcularında imgeleme ve sportif güven arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı voleybol oynayan sporcularda imgeleme ile sportif güven arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma grubunu; Elit düzeyde voleybol oynayan sporcular oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 3 lig düzeyinden (1. Lig, 2. Lig ve Süper Lig) yaşları 18 ile 35 arasında değişen (23.32±4.16) 157 kadın (21.78±3.54) ve 120 erkek (25.33±4.04) olmak üzere toplam 277 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama amacı ile tüm katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Sporda İmgeleme Envanteri ve Sürekli Sportif Kendine Güven Envanteri uygulanmıştır. Tüm istatistiksel analizler IBM SPSS sürüm 21.0 yazılımı ile yapılmıştır. Sporcuların demografik özelliklerinin belirlenmesi için frekans analizi yapılmıştır. Sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven arasındaki ilişki için korelasyon analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasında karşılaştırma yapmadan önce normallik analizi yapılmıştır. Sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven arasındaki puanlarının cinsiyet, millilik durumu ve spor yaşı değişkenine göre dağılımını incelemek için Independent-Samples T-Testi, sporcuların profesyonel sporculuk yılı, yaş ve lig düzeyi değişkenine göre incelemek için de One-Way ANOVA ile Tukey HSD testi uygulanmıştır. Analizlerde istatistiki anlamlılık düzeyi (p≤0.05) olarak alınmıştır. Analiz bulgularının sonucunda araştırmaya katılan sporcuların sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven puanları arasında yaş, cinsiyet, spor yaşı, millilik durumu, lig düzeyi ve profesyonel sporculuk yılı değişkenleri ile istatistiki olarak pozitif yönlü ilişkiler olduğu saptanmıştır (p<0.05). Anahtar kelimeler: Voleybol, Sportif Güven, İmgeleme
Üniversite öğrencilerinin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüven algıları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüven algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Veri toplama aracı olarak "Gençlik Liderlik Özellikleri", "Benlik Saygısı" ve "Özgüven" ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 öğretim yılında Siirt Üniversitesinde lisans düzeyindeki 7 fakülte ve 3 yüksekokulda öğrenim gören toplam 6322 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırma, çalışma evreninde üniversiteye devam eden toplam 1295 lisans öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS ve AMOS 22 programları kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki path analizi ile hesaplanmıtır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin algılarına göre genel olarak gençlik liderlik özelliklerini iyi düzeyde sergiledikleri, yüksek düzeyde benlik saygısına sahip oldukları ve gençlerin özgüvenlerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüvenleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan path analizi sonucunda ise, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özelliklerinin hem benlik saygısını hem de özgüvenini arttırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte yapılan araştırma sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin benlik saygısı arttıkça özgüvenlerini de artabileceği tespit edilmiştir. Ayrıca gençlerin özgüvenleri üzerinde hem benlik saygısının hem de gençlik liderlik özelliklerinin pozitif yönde bir etki yaptığı, gençlik liderlik özelliklerinin özgüven üzerinde benlik saygısına göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gençlik liderlik özellikleri, benlik saygısı, özgüven, üniversite öğrencileri
Özgüvenin ikinci dil edinimindeki etkisi
Some of the English language students with learning difficulty are suffering from the problem of self-confidence. But the problem of this feeling hasn't been solved. This study aimed to investigate the relationship between lack of self-confidence and success of language acquisition. In this study we examined the assertiveness level of 178 students (female and male) from Atatürk University and İstanbul Aydın University. These students participated in the study during the 2013-2014 academic year.The Rathus Assertiveness Schedule was applied in this study. The statistical analysis of data is obtained by the inventory results and exam scores of these students who learn English language.178 students were randomly chosen from İstanbul Aydın University and Erzurum Atatürk Universty.89 of them were from İstanbul and the other 89 students were from Erzurum. The Rathus Assertiveness Schedule (RAS) was used first and then the relationship between these students' assertiveness and their exam scores were examined. Results are evaluated in terms of some sub-variables such as gender, sections, and universities. Keywords: Self-confidence, Acquisition of language, Assertiveness.
Plastik sanatlarda özgüvenin resme yansıması
Sanatçıların, eserleri üzerinden tahlil edilmeleri yapıla gelen bir araştırmadır. Bizim çalışmamızı farklı kılan ise, bu incelemenin özgüven penceresinden bakılarak yapılıyor olmasıdır. Sanat Tarihinde adı geçen bu büyük sanatçıların, yaşayış ve karakterlerinin yansıması, benliklerinin bir parçası ya da kopyası olan bu eserlerinde bıraktıkları izler ya da anlatmak istedikleriyle onların dünyasına kapı aralayacağız. Burada, özgüven özelliklerinden olan; verdikleri kararlarını, cesaretlerini, zorluklarla mücadele etmelerini, zorluklara dayanma güçlerini, çalışma hırslarını, yılmamalarını, kendilerinden emin olmalarını, içlerindeki gücü, girişkenliklerini ve neticesinde başarılarını görmeye çalışacağız. Özgüven, her insanın kendisinde ve çevresinde görmek istediği bir kişilik özelliğidir. Kendini tanıyan, duygularını kontrol edebilen, tutarlı kararlar verebilen, uyumlu yaşayan, çevresine güven veren, başarılarıyla örnek olan, başkalarına da yeni ufuklar açan kişilere her insanın olduğu gibi, toplumun da ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın önemini hatırlamak, yeni bir döneme, fikre ya da akıma kapı açan, kendinden sonrakilere de ışık tutan bu büyük sanatçıların özgüvenlerinin eserlerine yansımalarını anlatmaya çalışmak, bu araştırmanın içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Özgüvenin resme yansıması, Sanatçı ve yaratıcılık.
Ergenlerde sosyal medya kullanım sıklığı ve özgüven düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım sıklığı ile özgüven düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlanmıştır. Araştırmaya2017-2018 yıllarında İstanbul ili Bakırköy ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Ataköy Cumhuriyet Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 135'i kadın, 112'si erkek toplamda 247 öğrenci katılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen sosyo-demografik form, sosyal medya tutumlarının ölçülmesi için Otrar ve Argın (2015) tarafından geliştirilen ''Öğrencilerde Sosyal Medya Tutum Ölçeği'', özgüven düzeyinin belirlenmesi için ise Akın (2017) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçeye uyarlanan ''Özgüven Ölçeği'' kullanılmıştır. Elde edilen veriler öngörülen istatistik teknikleri kullanılarak SPSS Windows Paket Programı aracılığıyla çözümlenmiştir.Yürütülen çalışma sonucunda lise öğrencilerinin internette 4 saat ve daha fazla zaman geçiren ergenlerin paylaşma ihtiyacı alt ölçeğinden aldıkları ortalamalar internette 2-3 saat ve 1 saat ve daha az zaman geçiren ergenlerin ortalamalarından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Baba eğitim düzeyine göre ergenlerin babaları ilköğretim ve altı düzeyde eğitimi olanların Öğretmenlerle İlişki alt ölçeğinden aldıkları ortalama puanlar babaları üniversite ve üstü düzeyde eğitimi olanların aldıkları ortalama puanlardan anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgulara göre ergenlerin Sosyal Medya Tutumu Ölçeği Sosyal İzolasyon alt ölçeğinden aldıkları puanlarla Özgüven Ölçeğinden aldıkları toplam puanlar arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ergenlerin özgüven düzeyleri düştükçe sosyal izolasyonları yükselmektedir.
Ergenlerin sosyal anksiyete düzeyleri ile özgüven algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ergenlerin sosyal anksiyete düzeyleri ile özgüven algıları arasında ilişkiyi incelemektir. Anksiyete, bedensel semptomların birlikteğinde, anlamsız bir endişe ve korku hali olarak tanımlanmıştır. Bireyin, başka insanlar tarafından değerlendirildiği sosyal bir olay ya da durum karşısında korku ya da endişe hissetmesi ise "Sosyal Anksiyete" olarak isimlendirilmiştir. Toplum tarafından pozitif değerlendirilme ve kabul görme ihtiyacının karşılanması, kişilerde özgüven algısının olumlu yönde gelişmesine yardımcı olur. Anksiyetenin, bireyler üzerindeki ruhsal gelişimi olumlu yönde etkide bulunmasının yanında, olumsuz etkisi de mevcuttur. Peki, olumlu ya da olumsuz işlev özgüven algıları üzerinde ne kadar etkilidir? Araştırmada bu soruya yanıt aranmaktadır. Bu araştırma da İstanbul ilinde, 11-14 yaş arası ergenlerden yararlanılmıştır. Araştırma evrenini, 2017-2018 yılında İstanbul'un Üsküdar ilçesinde yer alan Mehmetçik Ortaokulu'nda öğrenim görmekte olan 431 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmanın örneklemini, evreni belli örneklem hesabına göre, Mehmetçik Ortaokulunda öğrenim gören 256 öğrenci oluşturmuştur. Evrenden örneklem seçilirken seçkisiz örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Kişilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri, sosyo-ekonomik düzeyleri gibi sosyo-demografik değişkenlere göre ilişkinin değişip değişmediğini saptamak amacıyla, örneklem grubuna "Demografik Bilgi Formu" doldurtulmuştur. Ergenlerde sosyal kaygıyı ölçmek amacıyla, Aydın ve Tekinsav-Sütçü (2007) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ) " ve özgüven düzeylerini ölçmek amacıyla Akın (2007) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Özgüven Ölçeği" kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler öngörülen istatistik teknikleri kullanılarak SPSS Windows Paket Programı aracılığıyla çözümlenmiştir.Ortaokul öğrencilerine uygulanan özgüven ölçeğinin alt boyutlarının, yaş, dersleriyle ilgilenen birey, derslerle ilgilenen bireylerin var olup olmaması ve derse katılım değişkenlerine göre değerlendirildiğinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Cinsiyet değişkeni ele alınarak yapılan değerlendirme sonucunda ise; iç özgüven alt boyutunda cinsiyetler açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır fakat dış özgüven alt boyutunda cinsiyetler açısından anlamlı bir fark saptanmıştır. Ortaokul öğrencilerine uygulanan Sosyal anksiyete ölçeğinin alt boyutlarının, dersleriyle ilgilenen birey ve cinsiyet değişkenleri ele alınarak değerlendirildiğinde anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ergenlerin sosyal anksiyete düzeylerinin yaşlara göre değişip değişmediğine Y-SKHD alt boyutlarına bakıldığında; yaş durumuna göre farklılık göstermediği saptanmıştır. Fakat G-SKHD alt boyutu incelendiğinde; yaşlar açısından anlamlı bir fark saptanmıştır. Ergenlerin özgüven skoru ve anksiyete skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ters korelasyon bulunmaktadır.
Irak'ta eğitim gören 10-12 yaş grubu spor yapan ve yapmayan öğrencilerin fiziksel uygunluk ve özgüven durumları
Bu çalışma; Irak'ta öğrenim gören 10-12 yaş grubu İlköğretim öğrencilerinin fiziksel uygunluklarının EUROFİT test bataryası ile ölçülmesi sonrası spor yapan ve yapmayanlar arasındaki farkları incelemek ve bu durumun özgüven düzeylerine olan etkisini saptamak üzere yapılmıştır. Çalışmanın evrenini ve materyalini Süleymaniye Peshmerge Spor kulübünde spor yapan ve Süleymaniye Şehit Abdulrezzak İlköğretim okulunda öğrenimlerini sürdüren 105'i kız 105'i erkek olmak üzere toplam 210 öğrenci oluşturmaktadır. Bunlar içerisinde 120 kişi spor yapmayan, 90 kişi spor yapan öğrencilerden oluşur. Verilerin toplanması aşamasında Piers Harris tarafından geliştirilen Özgüven Düzeyi Ölçeği uygulandıktan sonra EUROFİT TEST bataryası ölçüm aşamasına geçilmesi hedeflenmiştir. Flamingo denge testi, esneklik testi, durarak çift bacak öne sıçrama testi, mekik testi, bükük kol tutunma testi, pençe kuvveti testi, 20 metre dayanıklılık mekik koşusu, 10x5 metre koşu testi, antropometrik ölçümler uygulanmıştır ve verilerin istatistiksel çözümlemeleri SPSS paket programı kullanılarak yapıldı. Verilerin parametrik dağılım gösteren değişkenlere ait kız ve erkekler için spor yapan ve spor yapmayan öğrencilerin fiziksel özellikleri ve eurofit testi verilerinin bağımsız t testi sonuçlarına göre; kızlarda kilo, vücut yağı, bükülü kolla asılma haricinde diğer eurofit test sonuçları arasında anlamlı farkın olduğu bulunmuştur. Erkeklerde boy, kilo, Vücut kütle endeksi, denge, otur eriş, pençe kuvveti, 10x5 koşu haricinde diğer testler arasında anlamlı fark bulunmuştur. Kızlar ve erkekler için Normallik Sınaması sonuçlarına göre; yaş, 20 m koşu ve özgüven değişkenlerine ait normal dağılım özelliği taşımadığı görülmüştür (p<0.05). Bu değişkenlere Parametrik olmayan testler uygulanmıştır. Spor yapan ve spor yapmayan arasındaki yaş ve 20 m koşu ve özgüven değişkenlerinin kız ve erkekler için Parametrik olmayan test sonuçlarına göre; kız ve erkeklerde spor yapma ve yapmama durumuna bakıldığında yaşa göre bir farklılık olmadığı görülürken 20 m koşu ve özgüven arasında kız ve erkeklerde spor yapma ve yapmama durumuna göre spor yapanların lehine anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak baktığımızda spor yapmanın10-12 yaş grubu Irak'lı öğrencilerde fiziksel uygunluk ve özgüven durumları üzerinde olumlu etki oluşturduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler Fiziksel Uygunluk, Beden Kütle Endeksi, Obezite, Eurofit Test Bataryası, Özgüven Ölçeği.
Raket sporlarında 12 haftalık servis çalışmasının özgüvene etkisi
Bu çalışmanın amacı, raket sporlarında 12 haftalık servis çalışmasının özgüvene etkisinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini Van ilinde bulunan ortaokullar oluşturmakta olup örneklemini ise Van İli Hasan Ali Yücel Ortaokulu ve TOBB Ortaokulu'nda okuyan 10-14 yaş grubu 60 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan çocukların özgüven düzeylerini belirlemek için ''Piers-Harris'' (1984) tarafından geliştirilen ve Öner (1996) Türkçe' ye uyarlanan Özgüven Ölçeği (Self- Concept Scale) kullanılmıştır. Veriler normallik homojenlik testi yapıldıktan sonra ikili bağımsız değişkenler için Independent-sample T testi, bağımlı gruplar için Paired-sample T testi kullanılmıştır. Özgüvenin isabet üzerine etkisi ise regresyon analizi ile test edilmiştir. Anlamlılık düzeyi (p<0,05) düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularına bakıldığında kontrol grubu ön test ve son test arasında herhangi bir değişiklik görülmezken deney grubu ön test ve son testleri arasında anlamlı değişiklikler gözlenmiştir. Sonuç olarak raket sporlarını yapan sporcularda 12 haftalık servis çalışması özgüven duygusunu olumlu yönde etkilediğini söyleyebiliriz.
Hemşirelik öğrencilerinde öz-farkındalık ve empati becerisi gelişiminde simülasyona dayalı deneyimin etkisi
Amaç: Araştırma, hemşirelik öğrencilerinde öz-farkındalık ve empati becerilerinin kazandırılmasında simülasyon eğitiminin etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel çalışma olarak gerçekleştirildi. Yöntem: Araştırma bir devlet üniversitenin hemşirelik bölümünde gerçekleştirildi. 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Klinik Uygulama Dersi'ni alan 4. Sınıf öğrencileri araştırmanın evrenini oluşturdu (N=116). Örneklemi ise; araştırma kriterlerine uyan, araştırmanın amacı hakkında bilgilendirme yapılan, katılmaya gönüllü olan 40 deney grubu, 40 kontrol grubu olmak üzere 80 öğrenci oluşturdu. Araştırma verileri, Öğrenci Bilgi Formu, Hemşirelik Uygulamalarında Öz Farkındalık Ölçeği (HUÖFÖ), Hemşirelik Öğrencileri için Jefferson Empati Ölçeği (HÖİJEÖ), Kiersma-Chen Empati Ölçeği (KCEÖ), Yaşlanma Simülasyonu Deneyim Ölçeği (YSDÖ), Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği (ÖÖMÖÖ) ile toplandı. Deney grubu öğrencileri, yaşlı birey rolünü canlandırdıkları Geriatrik İlaç Oyunu Simülasyon Uygulamasına katıldı. Kontrol grubuna herhangi bir girişim uygulanmadan, rutin müfredatlarını takip etmeleri istendi. Deney grubu veri toplama araçlarını simülasyon öncesi, simülasyon sonrası ve izlemde; kontrol grubu ise ilk değerlendirme ve izlem ölçümünde doldurdu. İzlem ölçümleri 3 haftalık yaşlı bireye bakım verdikleri klinik uygulama eğitimlerini tamamladıktan sonra yapıldı. Bulgular: Araştırma kapsamında yer alan öğrencilerin yaş ortalaması 22,6501,233 idi. Öğrencilerin çoğunluğunun kadın (%77,5) ve Anadolu lisesi mezunu (%78,8) olduğu saptandı. Öğrencilerin %62,5'i alanıyla ilgili gelişmeleri kısmen takip ettiklerini ve %61,3'ü daha önce yaşlı bireye bakım verdiklerini ifade etti. Bu doğrultuda deney ve kontrol grubundaki öğrenciler arasında, anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Simülasyon sonrası deney ve kontrol gruplarının HUÖFÖ alt boyutlarının ve toplam puan ortalamalarının benzer olduğu ve gruplar arasında anlamlı fark görülmedi (p>0,05). Buna karşın; simülasyondan 3 hafta sonra yapılan HÖİJEÖ izlem puan ortalamalarında, deney ve kontrol grupları arasında, "hasta perspektifinden bakış" dışındaki tüm alt boyut (Empatik bakış açısı edinme, şefkatli bakım) ve toplam puan ortalamalarında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu görüldü (p<0,05). Ayrıca simülasyondan 3 hafta sonra yapılan KCEÖ izlem puan ortalamalarında, deney ve kontrol grupları arasında, "duyuşsal empati" puan ortalamasında ve toplam puan ortalama farklarının karşılaştırılmasında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu görülürken (p<0,05); "bilişsel empati" puan ortalamasında gruplar arasında anlamlı fark belirlenmedi (p>0,05). Simülasyondan 3 hafta sonra yapılan YSDÖ izlem puan ortalamalarında, deney ve kontrol grupları arasında, deney grubu lehine yaşlı bireylere yönelik algı düzeyi açısından anlamlı fark olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinde Geriatrik İlaç Oyunu Simülasyon Uygulamasının; hasta merkezli bakım durumlarına yönelik empati duygusunun kazandırılmasında uygun bir öğretim yöntemi olduğu, öğrencilerin yaşlı bireylere yönelik algı düzeylerini arttırdığı, simülasyon deneyiminin öğrenmede memnuniyet ve özgüven düzeylerini geliştirdiği belirlendi. Hemşirelik eğitiminde bilişsel ve psikomotor alan gelişiminde olduğu gibi, duyuşsal alan gelişimlerine de katkı sağlanması için yenilikçi yöntemlerin kullanılması ve multidisipliner çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: öz farkındalık, empati, Geriatrik İlaç Oyunu, memnuniyet, hemşirelik öğrencileri
Hemşirelik öğrencilerine subkutan enjeksiyon uygulama becerisi kazandırmada dijital oyun kullanımının öğrenme memnuniyeti ve özgüven üzerine etkisi
Giriş: Hemşirelik eğitiminde öğrenme sonuçlarının iyileştirilmesinde teknoloji kullanımı önem arz etmektedir. Dijital öğretim teknolojileri de hemşirelik temel becerilerinin öğretiminde yeni bir yaklaşımdır. Amaç: Araştırma, hemşirelik öğrencilerine subkutan enjeksiyon uygulama becerisi kazandırmada dijital oyun kullanımının, bilgi, beceri, memnuniyet ve özgüven üzerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Ön-test son-test randomize kontrollü olarak yürütülen araştırmanın evrenini bir Vakıf Üniversitesinde öğrenim gören ve Hemşirelikte Temel İlke ve Uygulamalar dersine kayıtlı 76 öğrenci, örneklemini ise dahil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 72 (deney=36; kontrol=36) hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Araştırma verileri Öğrenci Bilgi Formu, Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi, Subkutan Heparin Enjeksiyonu Uygulama Becerisi Kontrol Listesi ve Öğrenci Memnuniyeti ve Öğrenmede Kendine Güven Ölçeği ile toplandı. Öğrencilere subkutan enjeksiyon eğitimi geleneksel öğretim yöntemleri ile verildikten sonra Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi (ön test) uygulandı ve enjeksiyon uygulaması, laboratuvar ortamında düşük gerçekli maket üzerinde gösterildi. Eğitimden sonra deney grubundaki öğrencilere dijital oyun eğitimi verildi ve oyunu bir hafta boyunca oynamaları sağlandı. Müdahalelerden sonra tüm öğrenciler beceri kontrol listesi ile değerlendirildi ve memnuniyet ve kendine güven düzeyleri ölçüldü. Beceri ölçümlerinden iki hafta sonra tüm öğrencilere Subkutan Enjeksiyon Bilgi Testi (son test) uygulandı. Veriler SPSS 26 ve Amos 24 programları ile analiz edildi. Bulgular: Araştırmada yer alan deney ve kontrol grubu öğrencilerinin tanıtıcı özellikleri, ön test ve son test subkutan enjeksiyon bilgi puanları arasında farklılık olmadığı (p>0,05), grup içi değerlendirmede deney grubunun son test subkutan enjeksiyon bilgi puanlarının anlamlı derecede yüksek olduğu (p=0.002), deney grubunun subkutan heparin enjeksiyonu uygulama becerisi ortalama puanının 61,86±2,73, kontrol grubunun 54,33±7,52 olduğu ve aradaki farkın istatistiksel anlam taşıdığı (p<0,001), memnuniyet ve kendine güven düzeyi açısından deney grubunun kendine güven alt boyutundan (p=0,004) ve ölçek toplamından (p=0,006) aldığı puanların kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu görüldü. Sonuç: Dijital oyunun subkutan enjeksiyon becerisi öğretiminde etkili bir öğretim teknolojisi olduğu, memnuniyet ve öğrenmede kendine güven düzeyini arttırdığı ve bilgi düzeyini iyileştirdiği görüldü. Anahtar kelimeler: Subkutan enjeksiyon, dijital oyun, hemşirelik eğitimi.
Sosyal medya kullanan genç yetişkinlerde beden algısı ve özgüven arasındaki ilişki
Bu çalışma sosyal medya kullanan genç yetişkinlerde Beden Algısı ve Özgüven arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. İnternetin hızlıca yayılmasının ardından Sosyal Medya kullanımı giderek artmıştır ve insanlar zamanlarının çoğunu sosyal medya ortamlarında geçirmektedir. Sosyal Medya kullanımının beraberinde getirdiği bazı problemler vardır. İnsan doğası gereği kendisi ile diğerlerini kıyaslama özelliğine sahiptir. İnsanların sosyal medyada vakit geçirdikleri süre içerisinde takipte oldukları ve gördükleri kişiler ile kendilerini, hayatlarını, yaşam biçimlerini karşılaştırabilmektedirler. Son yıllarda özellikler gençler arasında yaygınlaşan bedenlerini kıyaslama durumu medyanın etkisi ile daha da artmıştır. Bu araştırmada ki amacımız Sosyal medya kullanan kişilerin beden algıları ve özgüvenleri arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. YÖNTEM: Çalışma için rastgele seçilen 250 katılımcının anonim şekilde yanıtladıkları anketlerden elde edilen verileri analiz edilmiştir. Araştırmada veri toplama amacıyla kullanılan ölçüm araçları; İçerisinde sosyal medya kullanımı ile ilgili sorularda bulunan Tanımlayıcı veri toplama formu, Beden Algısı Ölçeği ve Özgüven Ölçeğidir. Tanımlayıcı veri formu kişilerin yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim durumu, gelir durumu, en uzun süre yaşanılan ili ve buna ek olarak günde kaç saat sosyal medya kullandığı, en çok hangi medya aracını kullandığı şeklinde sorular sormaktadır. Beden Algısı Ölçeği; 40 maddeden oluşmaktadır. Ölçek beş dereceli likert tiptedir. Ölçeği uygulayan kişilerin alabileceği en yüksek puan 200'dür. Özgüven Ölçeği; 33 maddeden oluşan ölçek beş dereceli likert tipten oluşmaktadır. Ölçeğin iç özgüven ve dış özgüvenden oluşan iki alt boyutu vardır. Ölçek iç özgüven ve dış özgüveni ölçmektedir. Ölçeğin 17 maddesi iç özgüvenini geri kalan 16 madde ise dış özgüveni ölçmektedir. Toplanan verilerin analizinde, SPSS-22 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Sosyal medya kullanan bireylerin beden algıları ve özgüven düzeylerine yönelik yapılan analizlerde, parametrik analiz yöntemleri kullanılmıştır. BULGULAR: Araştırma sonunda, sosyal medya kullanan bireylerin beden algılarının medeni durum, yaş grubu, gelir düzeyi, genel ruh hali ve sosyal medyadaki takipçi sayısına göre anlamlı fark gösterdiği; eğitim durumu, kullanılan sosyal medya hesabı ve sosyal medyada geçirilen ortalama süreye göre anlamlı fark oluşmadığı tespit edilmiştir. Ek olarak, sosyal medya kullanan bireylerin özgüven düzeylerinde eğitim durumu ve sosyal medyadaki takipçi sayısına göre anlamlı fark belirlenmiş; medeni durum, yaş grubu, gelir düzeyi, genel ruh hali, kullanılan sosyal medya hesabı ve sosyal medyada geçirilen ortalama süreye göre anlamlı fark oluşmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal medya kullanan bireylerin beden algıları ile özgüven düzeylerinde pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. SONUÇ: Çalışmanın veri analizleri sonucunda; sosyal medya kullanan genç yetişkinlerin beden algıları ve özgüvenleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu konuda daha geniş sayıda katılımcı ile farklı yaş grupları ile yapılacak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Yetişkinlerde algılanan farklı anne baba tutumları ile özgüven düzeyleri arasındaki ilişki
Giriş: Anne baba tutumlarının çocuk gelişimi üzerinde önemli etkileri vardır. Anne babanın çocuğa davranışına istinaden çocuk da belli davranış şekilleri geliştirecektir ve kişiliği oluşacaktır. Ebeveynler otoriter bir tutumla çocuklarını eğitiyorlarsa, çocuk da pasif bir birey olarak yetişecektir. Bu tarz çocuklarda özgüven gelişiminde sorunlar ortaya çıkabilir. Ancak aile üyeleri demokratik bir tutumla çocuklarına yaklaşıyorlarsa ve onun bireysel gelişimini destekliyorlarsa, çocuk ileriki yaşamında özgüven sahibi bir yetişkin olabilmektedir. Özgüveni yüksek bireyler, hayatlarındaki olumsuzlukların ve engellerin üstesinden gelebilecek motivasyona sahiptirler. Aynı zamanda yeteneklerinin ve potansiyellerinin farkında kişilerdir. Amaç: Bu çalışma, algılanan anne baba tutumları ve özgüven arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu araştırma ile elde edilecek veriler doğrultusunda, anne babanın çocuklarını eğitirken göstermiş olduğu tutum ve davranışların yetişkinlikte kişilerin özgüven düzeyini nasıl etkilediğini göstermek amaçlanmıştır. Bu çalışma sırasında cinsiyetin, ebeveynlerin gelir düzeyinin, kişinin kendi gelir düzeyinin, kişinin kendi eğitim düzeyinin, ailede doğuş sırasının özgüven ile ilişkisine bakılmıştır. Yöntem: Bu çalışmaya, 25 ile 50 yaş arası bireyler katılmıştır. Veriler Türkiye genelinden online olarak toplanmıştır. Çalışmada ölçek olarak ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Anne Baba Tutum Ölçeği'' ve ''Özgüven Ölçeği'' kullanılmıştır. Veri analizi SPSS kullanılarak yapılmıştır. Sonuç: Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, demokratik anne baba tutumu kişinin özgüven düzeyine olumlu yönde etki etmektedir. Ancak koruyucu-istekçi tutum ve otoriter tutum kişinin özgüvenine olumsuz yönde etki etmektedir. Kişinin özgüveni cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Ailenin gelir düzeyi ve kişinin özgüveni arasında ilişki bulunmamıştır. Yetişkinin gelir düzeyi ile özgüveni arasında da bir ilişki bulunmamıştır. Yetişkin eğitim düzeyi ile özgüveni arasında ilişki yoktur. Doğuş sırasına bakıldığında en küçük çocuğun özgüveni daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne Baba Tutumları, Özgüven
Yaratıcı drama programının iletişim, kendine güven ve takım birlikteliği üzerine etkisi: Elit kadın voleybolcular örneği
Bu araştırmada, yaratıcı drama programının elit kadın voleybolcuların uyum, iletişim ve güven düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla öntest-sontest kontrol gruplu deneysel araştırma modeli uygulanmıştır. Araştırmada 3 farklı ölçek kullanılmıştır. Bunlar ; İletişim Yeterlilik Ölçeği (Wiemann, 1977; Koca ve Erigüç 2017), Sporda Kendine Güven Kaynakları Ölçeği (Walley vd., 1988; Miçoğulları ve Kirazcı, 2010), Takım Birlikteliği Envanteri (Carron vd., 1985 ; Unutmaz , Kiremitçi ve Gencer, 2011) . Sporda Kendine Güven Kaynakları ölçeğininin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı, birinci takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,864, ikinci takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,955, üçüncü takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,939'dur. Takım bireyleri kaynaklarına ilişkin ölçeğin Cronbach Alfa katsayısı değeri, ölçme aracının homojenliğinin bir göstergesi olup, birinci takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,713, ikinci takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,616, üçüncü takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,731'dir. İletişim düzeyi kaynaklarına ilişkin ölçeğin Cronbach Alfa katsayısı değeri, birinci takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,793, ikinci takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,858, üçüncü takımda hesaplanan Cronbach Alfa katsayısı değeri 0,685'dur. Verilerin analizi SPSS 26,0 isimli paket programda gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde, grup içi ve gruplar arası tanımlayıcı istatistik yapılmıştır. Bu bulgulara bakıldığında grupların parametrik olarak dağıldığı gözlemlenmiştir. Kulanmış olduğumuz ölçekler ile deney ön test & son test ile kontrol grubu ön & son test arasında karşılaştırmalı analiz yapılmıştır, bu analizde ANOVA' dan faydalanılmıştır. Bu analiz sonucunda aralarında anlamlı sonuç çıkması halinde Post Hoc Tukey testinden yararlanılmıştır. Araştırmada fonksiyonel ilişki düzeyini görebilmek için çoklu Regresyon analizinden faydalanılmıştır. Bu değişkenler arasında doğrusal ilişkiler tespit edilmiştir. Her bir değişken arasında ilişki katsayısını görebilmek için Pearson Corelation testinden yararlanılmıştır. Bu araştırma 2020-2021 Türkiye voleybol profesyonel 2.ligi, Küçükçekmece voleybol kulübünden, 30 elit kadın voleybolcuyla yapılmıştır. Deney grubunun tamamı ortaöğretim mezunudur. Kontrol grubunun, %13,3'ü ise lisans mezunudur. 30 kişilik sporcu grubunda ortalama yaşlar 15 olup, deney grubu en az 13 , en fazla 17, kontrol grubu en az 13 en çok 26 yaşındadır. Gruplarda sporculuk deneyimi ortalaması deney grubunda 4 yıl, kontrol grubunda 7 yıl, yarışma deneyimleri ortalaması ise deney grubu 4 yıl kontrol grubu da 5 yıldır. Bulgulara göre, 8 oturumluk yaratıcı drama programının sporcularda uyum, kendine güven ve iletişim düzeyine etkisi, yaratıcı drama eğitimi alan voleybolcular (deney grubu) ile yaratıcı drama eğitimi almayan voleybolcular (kontrol grubu) arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda yapılan alan yazın incelemesinde, sporcularda yaratıcı drama programının iletişim, kendine güven ve takım birlikteliği üzerinde ki etkisinin ölçümlendiği bir çalışmaya rastlanmamış olması bu çalışmanın özgünlüğünü ortaya koymaktadır. Bilimsel bilginin kademe kademe yükselebileceği gereğinden hareketle tasarlanan bu çalışmanın bilim insanlarına, psikolojik performans danışmanlarına, sporun yöneticilerine, antrenörlere, sporculara ve yeni araştırmacılara ışık tutacağı ve alan yazında önemli bir boşluğu doldurarak literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Türkiye'de öğrenim gören Türkmenistanlı öğrencilerin üniversite ortamındaki özgüven düzeylerinin incelenmesi
Araştırmamın amacı Türkiye'ye yüksek öğrenim için gelen Türkmenistanlı öğrencilerin üniversite ortamında özgüven düzeylerini etkileyen temel faktörleri alt problemler başlığı altında ele alınan sorular çerçevesinde analiz ederek, Türkmen öğrencilerin Türkiye'deki öğrenim hayatları boyunca eriştiği özgüven düzeyini anlamaya çalışmaktır. Yapılan ampirik araştırma sonucunda belirlenen verilere dayanarak, farklı ülkelerden esasen Türkmenistan'dan gelen öğrencilerin etnopsikolojik özellikleri ve güven yapıları tespit edilmiş ve tanımlanmıştır, bu da kişilik ve bireysellik ile ilgili sistematik çalışmalara katkıda bulunur. Uyum ve kültürlerarası iletişim için programlar geliştirirken dikkate alınması gereken Türkiye ve yabancı öğrencilerin güven tezahürlerindeki psikolojik özgüllük belirlenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda Türkiye'de öğrenim gören Türkmenistanlı öğrencilerin özgüven düzeyleri farklı değişkenlere göre incelendiğinde nüansların olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaş, kültür, ebeveynle beraber yaşayıp yaşamama, ailelerin aylık geliri gibi kriterler ele alınmış ve katılımcıların "Benlik Saygıları" yüksek bulunmuştur.
Sigara kullanan ve kullanmayan yetişkin bireylerde stresle başa çıkma ve öz güven düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada; Sigara kullanan ve kullanmayan yetişkin bireylerin (İstanbul'da okuyan üniversite öğrencilerine yönelik) demografik özellikleri ile Stresle Başa Çıkma ve Öz güven düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma karşılaştırma türü ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırma 2019-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde İstanbul'da eğitim gören üniversite öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan 398 üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Araştırma da üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma ve öz güven düzeylerini belirleme adına iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından online olarak toplanan veriler SPSS programına aktarılmış olup, çalışmanın veri analizinde SPSS 25.0 kullanılmıştır. Verilerin analizinde ikili grup analizlerinde bağımsız student t-testi, ikiden fazla grup analizlerinde Oneway ANOVA testleri kullanılmıştır. İkiden fazla grup analizlerinde gruplar arasındaki farklılığın kaynağını belirlemede Post Hoc testlerinden Tukey testine başvurulmuştur. Öğrencilerin sigara kullanımına etki eden faktörlerin belirlenmesinde çoklu lojistik regresyon modeli kullanılmıştır. Stresle Başa Çıkma Tarzları ölçeğinde erkek olanların kadın olanlara göre (p<0,001); Sigara kullananların kullanmayanlara göre (p<0,001); 2001-3000 TL geliri, 3001 TL ve üstü geliri olanların, 1000 TL ve altında gelire olanlara göre (p=0,001) daha stresle başa çıkma da daha üstün oldukları saptanmıştır. Özgüven ölçeğinde bekar olanların evli olanlara (p=0,003); Sigara kullananların kullanmayanlara göre (p<0,001); 22-25 yaş aralığında olanların 26-29 yaş aralığında olanlara göre (p=0,044) daha yüksek özgüvene sahip oldukları tespit edilmiştir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzları arttıkça özgüvenlerinde de artış olduğu saptanmıştır (p<0,001). Öğrencilerin sigara içmesine SBÇT ölçeği puanlarının yüksek olanların düşük olanlara 0,5 kat; Özgüvenin ölçeğinin yüksek olanların düşük olanlara göre 0,3 kat; Lisansüstü mezunu olanların 2,5 kat etkisi olduğu saptanmıştır.
7. ve 8. sınıf öğrencilerinin sosyal medya tutumları ile benlik saygıları ve akademik özgüvenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Günümüzde artan dijitalleşme ve sanal dünya gençleri hızla içine çekmekte özellikle sosyal medyaya olan tutumları gençlerin benlik saygılarını ve akademik özgüvenlerini şekillendiren önemli birer unsur halini almaktadır. Araştırmada bu düşünce temel alınarak, kimlik oluşturma çabalarının yoğun olarak yaşandığı ergenlik döneminde, ortaokul kademesinde öğrenim gören öğrencilerin sosyal medya tutumları ile benlik saygıları ve akademik özgüvenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Sancaktepe ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ortaokul, örneklemini ise bu evrenden basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören 230 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma nicel bir araştırma olup, korelasyonel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Otrar ve Argın tarafından geliştirilen Sosyal Medya Tutum Ölçeği (SMTÖ), Çuhadaroğlu tarafından Türkçeye uyarlanan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ve Kalkan, Bakioğlu ve Toprak tarafından hazırlanan Akademik Özgüven Ölçeği (AÖÖ) ile araştırmacı tarafından düzenlenen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 22 (SPSS Inc., Chicago, IL) programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçekler ile demografik karşılaştırmalarda iki grup karşılaştırmaları için Independent Sample T Test, ikiden fazla grup karşılaştırmalarında Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) analizi kullanılmıştır. Ayrıca nicel değişkenler arasında ilişki olup olmadığı Pearson Korelasyon analizi, ölçek puanlarının birbirini yordayıp yordamadığının tespiti ise regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre; sosyal medya tutumunun ve akademik özgüveninin benlik saygısı üzerinde etkili olduğu ve 0.05 anlamlılık düzeyinde modele katkı sağladığı tespit edilmiştir. Modelde; diğer değişken sabit iken sosyal medya tutumundaki bir birim artışın benlik saygısının üzerinde 0.018 birim artışa sebep olduğu yani düşük benlik saygısını temsil ettiği; akademik özgüvendeki bir birimlik artışın ise benlik saygısında 0.017 birimlik azalışa sebep olduğu yani yüksek benlik saygısını temsil ettiği söylenebilir. Bununla birlikte akademik özgüven toplam puanının (p=0.001<0.05) ve sosyal medya tutumu toplam puanının (p=0.011<0.05) 7. sınıflar lehine farklılaştığı; cinsiyet, babanın eğitim durumu ve babanın medeni durumu gibi değişkenlerin ergenlerin benlik saygısı, akademik özgüven ve sosyal medya tutumu için belirleyici olmadığı (p=>0.05) fakat annenin medeni durumu ve annenin eğitim durumunun ergen benlik saygısı üzerinde etkili olduğu (p=<0.05) sonuçlarına ulaşılmıştır.
Özgül öğrenme güçlüğü olan 9-12 yaş çocuklarda hızlı okuma eğitiminin benlik algısı üzerine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, özel öğrenme güçlüğü olan 9-12 yaş çocuklarda hızlı okuma eğitiminin benlik algısı üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaç dahilinde araştırma grubu 2021-2022 yılında İstanbul ilinde Avrupa Yakasında bulunan Büyükçekmece ve Beylikdüzü İlçesine bağlı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde eğitim alan bireylerden oluşmuştur. Çalışmaya 9-12 yaşları arasında 30 çocuk katılmıştır. Deney grubunda 15, kontrol grubunda 15 olmak üzere toplam 30 özel öğrenme güçlüğü tanısı olanlar araştırmaya dahil edilmiştir. Yapılan çalışma deneysel araştırma olarak tasarlanmıştır. Deney grubundaki 15 öğrenciye 8 hafta boyunca toplam 32 saat hızlı okuma eğitimi verilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, çocukların algıladıkları özgüven ve kendilik algısı düzeyini belirlemek amacıyla çocuklar için benlik algısı profili kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda hızlı okuma eğitiminin özgül öğrenme güçlüğüne sahip 9-12 yaş arası çocuklarda benlik algısını olumlu yönde etkilediği hipotezi sınanmıştır. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların annelerinin eğitim durumuna göre hızlı okuma etkinliği öncesi ve sonrası benlik algılarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların babalarının eğitim durumuna göre hızlı okuma etkinliği öncesi ve sonrası benlik algılarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlar dikkate alındığında hızlı okuma eğitiminin özel öğrenme güçlüğü bulunan çocuklarda benlik algısının geliştirilmesinde etkili bir yöntem olduğu söylenebilir.
Gençlik kulüpleri çalışanlarının liderlik yönelimlerinin özgüvenleri üzerindeki etkisi
Araştırmanın amacı, gençlik kulübü çalışanlarının liderlik yönelimlerinin özgüvenlerine etkisini incelemektir. Çalışmada ayrıca demografik özelliklere göre liderlik yönelimleri ve özgüven algısı incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Anket formu aracılığıyla toplanan veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul'daki Gençlik ile Gençlik ve Spor Kulüplerinin tam zamanlı, yarı zamanlı, proje zamanlı ve gönüllü çalışanlarıdır. Araştırma örneklemini (n=386) personel oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak katılımcılara "kişisel bilgi formu", "liderlik yönelim ölçeği" ve "özgüven ölçeği" uygulanmıştır. İstatistiksel testler Statistical Package for Social Sciences bilgisayar programı ile yapılmıştır. Test sonuçları kapsamında liderlik yönelimi ve özgüven ilişkisi arasında pozitif ve güçlü yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. İnsan temelli liderlik ve politik liderlik algılarının özgüven algısını anlamlı ve olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Liderlik yöneliminin dışsal özgüvene etkisi regresyon modeli ile incelendiğinde, insan temelli liderlik ve politik liderlik algılarının dışsal özgüven algısını anlamlı ve olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesinin Diyarbakır'da gerçekleştirdiği 10-14 yaş arası kız çocuklarının spor yoluyla güçlendirme projesinde özgüven ve benlik saygısı değerlerinin incelenmesi
Araştırmamızda, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesinin Diyarbakır'da gerçekleştirdiği, 10-14 yaş aralığında Basketbol, Voleybol ve Badminton spor kursuna giden sosyoekonomik yönden dezavantajlı kız çocukların özgüven ile benlik saygısı düzeyleri arasında fark olup olmadığı açıklanmıştır. Düşük benlik saygısı ve özgüven eksikliği ergen yaştaki çocuklarda önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. İleriki hayatlarında daha sağlıklı bir yaşam tarzının oluşmasında sporun özgüven ile benlik saygısı arasındaki ilişki inceleyerek alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Spor yapmanın, bireylere yaşamları boyunca bedensel ve sosyal açıdan yararları vardır ve hayatın önemli bir bölümünü oluşturan ve gelişim dönemleri içinde önemli bir yere sahip olan ergenlik döneminde spor yapmanın ergenlerin bedensel ve ruhsal açıdan olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Ayrıca 10-14 yaş arası kız çocuklarının sosyoekonomik boyutları da ele alınmıştır.
Çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme süreci ve üstbilişsel yargı eğitiminin performans ve üstbilişsel yargılara etkisi
Üstbiliş, kişinin kendi öğrenme süreçlerinin ve bilgisinin farkında olması ve bunu kontrol edebilmesidir. Üstbilişsel yargı ise bireylerin bilişsel etkinliklerini izleyerek ve yansıtarak değerlendirme yapmalarını sağlayan, üstbilişsel izleme süreçlerinin sonuçlarını ölçmek için kullanılan bir araçtır. Üstbilişsel yargı ile ilgili yapılan çalışmalar, öğrencilerin çoğu zaman gerçek performanslarının farkında olmadığını ortaya koymuştur. Bu durum öğrencilerin herhangi bir konu hakkında kendilerine aşırı güven göstermelerine neden olmaktadır. Aşırı kendine güven, üstbilişsel becerileri eksik olan öğrencilerin, sahip oldukları bilgilerin nesnel olarak doğru ve eksiksiz olup olmadıklarına bakmaksızın performansları konusunda kendilerinden emin olmalarıdır. Alan yazında öz-düzenlemeli öğrenme süreçlerinin üstbilişsel beceriler üzerinde olumlu ve kalıcı etkileri olduğu bilinmektedir. Öz-düzenlemeli öğrenme kişinin kendi öğrenme sürecini ve bu sürecin sonuçlarını etkili kontrol edebilmesi anlamına gelmektedir. Bu çalışma, çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme sürecinin öğrencilerin performans ve üstbilişsel yargılarına (ön-yargı ve mutlak doğruluk) olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, 48 üniversite öğrencisi ile Öğretim Tasarımı dersi kapsamında 16 hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak 35 soruluk bir başarı testi, üstbilişsel yargı testi, görüşme, öz-düzenlemeli öğrenme dokümanları, proje raporları ve akran değerlendirme formları kullanılmıştır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Öğrencilerin sınav performansları ve üstbilişsel yargıları nicel yöntemler kullanarak analiz edilirken, öz-düzenlemeli öğrenme süreci hakkındaki görüşlerini analiz etmek için nitel yöntemler kullanılmıştır. Sonuçlar, çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenmenin performans ve üstbilişsel yargılar üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Öğrenci görüşlerine dayalı olarak çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme süreçlerinin görev dağılımı yapma, plana uymak için çaba gösterme, eksiklerini görme, kontrollü ilerleme ve kendilerinden ne beklendiği konusunda fikir sahibi olmalarını sağlaması açısından faydalı olduğu söylenebilir.
Yaratıcı drama yöntemiyle zenginleştirilmiş matematik öğretiminin öğrencilerin öğrenme düzeylerine ve akademik özgüvenlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf matematik dersi "Sayılar ve İşlemler" öğrenme alanı "Doğal Sayılarla İşlemler, Çarpanlar ve Katlar, Kümeler ve Tam Sayılar" konularında uygulanan yaratıcı drama yöntemiyle zenginleştirilmiş öğretimin öğrencilerin öğrenme düzeylerine ve akademik özgüvenlerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018–2019 eğitim öğretim yılı İstanbul ili Beykoz ilçe merkezinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim gören 79 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma ön test son test kontrol gruplu deneysel modelde tasarlanmıştır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin öğrenme düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan konuyla ilgili sorulardan oluşan düzey belirleme testi (DBT), duyuşsal özelliklerini ölçmek için Brookover tarafından geliştirilen Senemoğlu (1989) tarafından Türkçe'ye uyarlanan akademik özgüven ölçeği (AÖÖ) kullanılmış ve deney grubu öğrencileriyle görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS istatistik programı ile analiz edilmiş, düzey belirleme testi ve akademik özgüven ölçeğinin ön testlerinin ortak değişken son testlerinin ise bağımlı değişken olarak kullanıldığı KOVARYANS analizi (ANCOVA) ile incelenmiştir. Ayrıca düzey belirleme testi ve matematiğe yönelik akademik özgüven ölçeği ön test son test fark puanları üzerinde bağımsız örneklem t testi uygulanmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler MaxQda programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Teenagers' perceptions of teacher attitudes and the influence of teacher attitudes on students' lives in state schools
The aim of this qualitative study was to investigate the perceptions of teacher attitudes and the influence of teacher attitudes on high school students' lives in state schools in Turkey. This study was conducted in Beykoz via semi-structured interviews of 36 high school students from five Anatolian schools who had low socioeconomic status. Constant comparative method was used for data analysis. The findings of the study exposed that, the attitudes of the teachers changed the students' lives in different ways. A positive relationship (compassionate, tolerant, patient and optimistic teacher attitudes) has impact on teenagers' lives such as increasing their self-efficacy and self-confidence, causing the students to love the lessons in such a way to encourage them to go on with further studies, and increasing their academic success. Receiving a positive attitude from a teacher can also help students to socialize, develop their personalities, recognize and improve their abilities, potentials, and personal qualities. In contrast, students expressed that irresponsible, selfish, loveless, insulting, biased, unjust teacher attitudes led to psychological problems of students, low academic success, low self-efficacy, and low self-confidence. By examining and analyzing student perceptions, judgments, decisions, and recommendations can be made for future improvements on teacher and counselor training.
Bahçeşehir Üniversitesi uluslararası öğrencilerdeki özgüven, direnç, Olumlu ve olumsuz duyguların kültür şokunu yordayıcı rolü
The number of international students' enrollment is increasing each year and turning the world into a global village. These students share great experiences of studying in new environment however these experiences are accompanied with some issues also. This correlational and descriptive research has twofold; the first one understands the extent to which self-esteem, resilience, positive affect and negative affect predict culture shock in international students at BAU. Second, to examine the group differences with respect to gender, educational level, living style and interaction with Turkish people. The sample group consists of international students (N=302) currently studying at Bahcesehir University. The sample was reached face to face, through official university emails and whatsapp groups. All participants of the study were required to fill an online questionnaire that consisted of a consent form, demographic information form, Rosenberg Self Esteem Scale (RSES), Connor Davidson Resilience Scale (CD-RISC 10), Positive and Negative Affect Schedule (PANAS) and Culture Shock questionnaire. The current study concluded that culture shock was predicted 16% (R=.42, R2=.16, p<.05), by self-esteem, Resilience, positive affect and negative affect. Differences with respect to gender, living style and communication were found. Males had higher levels of culture shock, resilience and positive affect than females. On the other hand, females had higher levels of Negative affect than males. Students who lived with a family member scored low levels of self-esteem, positive affect and higher levels of culture shock than students who lived without family. There was no significant difference found between students living with or without family regarding resilience and negative affect. Students who had been in contact with Turkish people had higher levels of culture shock, resilience, positive affect and lower levels of negative affect than those who were less in touch with Turkish people. Keywords: Self-Esteem (SE), Resilience, Positive Affect (PA), Negative Affect (NA), Culture Shock (CS).