Self confidence
103 theses under this subject heading
Sakatlık geçirmiş sporcuların stresle başa çıkabilme, öz yeterlik inancı ve sportif kendine güven durumlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, sakatlık geçirmiş sporcuların stresle başa çıkabilme, öz-yeterlik inançları ve sportif kendine güven durumlarının değerlendirilmesidir. Çalışmada 133 kadın (yaş: 20.95±4.62), 88 erkek (yaş:21.97±4.90) olmak üzere toplamda 221 (yaş: 21.35±4.74) sporcu katılmıştır. Verilerin toplanmasında Stresle Başa Çıkabilme, Öz-Yeterlik inancı ve Sportif Kendine Güven ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, t-Testi, One Way Anova, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sakatlık geçirmiş kadın ve erkek sporcuların S.S.K.G, D.S.K.G, öz-yeterlik inançları ile stresle başa çıkabilme alt boyutlarından sosyal geri çekilmede anlamlı farklılık bulunmuştur (p< 0.05). Sakatlık geçirmiş ve sakatlık geçirmemiş sporcuların öz-yeterlik inançlarında ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarında gevşemede anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık geçirmiş sporcuların lig seviyeleri açısından öz-yeterlik inançlarında ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarından kaçınma boyutunda anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık geçirmiş sporcuların spor yaşları açısından öz-yeterlik inançları, D.S.K.G, S.S.K.G ve stresle başa çıkabilme alt boyutları anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sakatlık geçirmiş sporcuların spor branşlar açısından öz-yeterlik inançların da, D.S.K.G ve S.S.K.G' de ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarından bilişsel ve fiziksel başa çıkabilme, kaçınma, sosyal geri çekilme alt boyutlarında anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık süreleri açısından öz-yeterlik, stresle başa çıkabilme ve sportif kendine güven durumların da anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sakatlık yeri açısından öz-yeterlik inancı ile D.S.K.G, S.S.K.G ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarında anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sonuç olarak sakatlık geçirmiş ve geçirmemiş sporcuların stresle başa çıkabilmeleri, öz yeterlik inançları ve sportif kendine güven durumları cinsiyet, lig seviyesi, sakatlık yeri ve sakatlık süresine göre farklılaşabilmektedir.
Sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisi
Bu çalışma sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Özgüven oluşumu özellikle 13-14 yaşlarında oluşmakta ve kişilerin başarılarını etkilemektedir. Bu nedenle sportif faaliyetlerin özgüven üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığı ve demografik özelliklerin özgüveni etkileyip etkilemediği çalışmamızda incelenmiştir. Bu araştırmaya 2018-2019 sezonunda Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından sportif faaliyetler kapsamında hizmet veren İlkadım, Çarşamba ve Bafra Gençlik Merkezlerinde sportif faaliyetlere katılan 159 birey ve sportif faaliyetlere katılmayan 113 olmak üzere toplamda 272 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada, uygulamalı araştırmalarda kullanılan yöntemlerden anket yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. kişisel bilgi formunda baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumları demografik bilgileri yer almaktadır. İkinci bölümde ise Akın (2007) tarafından geliştirilen 'Özgüven ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımı ile %95 güven düzeyinde test edilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Çalışmadaki veriler ışığında istatistiksel analize başlamadan önce normallik varsayımı ve homojenlik testleri uygulanmış, yapılan Kolmogorov – Smirnov ve Levene testleri sonucunda verilerin normal dağılıma sahip olduğu tespit edilmiştir (p>0,05). Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik analiz yapılmasında karar verilmiştir. Grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü Anova analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan analizlere göre sportif faaliyetlere katılan bireylerin baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumuna göre iç ve dış özgüven puanlarının karşılaştırılması neticesinde anlamlı bir farklılık bulunamadığı sonucuna varılmıştır Cinsiyet değişkeninde ise iç özgüven alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmazken, dış özgüven alt boyutunda erkeklerin kadınlara göre puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca sportif faaliyetlere katılanların, sportif faaliyetlere katılmayanlara göre özgüven düzeylerinin istatistiksel olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Faaliyet, Özgüven, Spor
Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel farkındalık ve örgütsel güven düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, ilk ve orta öğretim okullarında görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güven ve örgütsel farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemek amaçlanmıştır. Örgütsel güven ile örgütsel farkındalık değişkenlerine ilişkin öğretmen algılarının; cinsiyet, yas, öğrenim durumu, kıdem, bu kurumda çalışma süresi ve yüksek lisans yapma değişkenlerine göre değişip değişmediği saptanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Mamak ilçesi Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilk ve orta öğretim okulları ve bu okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Mamak ilçesinde görev yapan 190 beden eğitimi öğretmeninden 158'i oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği", ve "Okullarda Örgütsel Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiştir. İlk ve orta öğretim beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güven algıları ve okullarda örgütsel farkındalık düzeylerinin belirlenmesinde her iki ölçeğin alt boyutlarından alınan puanların aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Verilerin normallik dağılımını belirlemek için Kolmogorov Smirnov testi yapılmış ve verilerin normal dağıldığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlerle örgütsel güven ve örgütsel farkındalık arasındaki ilişkiler belirlenirken ilişkisiz örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçları p<.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar şöyledir; Beden eğitimi öğretmenlerinin algıları örgütsel güven ve tüm alt boyutlar ile okullarda örgütsel farkındalık ve alt boyutlarında oldukça katılıyorum düzeyinde bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları yeniliğe açıklık ve iletişim ortamı boyutlarında istatistiksel anlamda manidar fark gösterirken yas ve kıdem değişkenlerine göre beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları yöneticiye güven boyutunda istatistiksel anlamda manidar fark göstermiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları öğrenim durumu, kurumdaki çalışma süresi ve kurumdaki yönetici ile çalışma süresi değişkenlerine göre istatistiksel anlamda manidar fark göstermemiştir. Lisansüstü eğitim yapma değişkenine göre beden eğitimi öğretmenlerinin algıları örgütsel güvenin tüm alt boyutlarında istatistiksel anlamda manidar bulunmuştur. Öğretmen farkındalığı, yönetici farkındalığı ve okullarda örgütsel farkındalık ile örgütsel güven algıları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda yöneticiye güven ve yeniliğe açıklık boyutlarının, öğretmen farkındalığını anlamlı düzeyde yükselttiğini ve yeniliğe açıklık boyutunun, okullarda örgütsel farkındalığı anlamlı düzeyde yükselttiği sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersine yönelik teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven algılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersine yönelik teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven algılarının çeşitli değişkenler üzerinden incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kütahya ili ve ilçelerinde, devlet okulu ve özel okulda görev yapan 314 sınıf öğretmeni katılmıştır. Veri toplama araçları olarak; Graham, Burgoyne, Cantrell, Smith, ve Harris (2009) tarafından geliştirilen, Timur ve Taşar (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Öz Güven Ölçeği (TPABÖGÖ)" ile araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; örneklemde yer alan sınıf öğretmenlerinin TPAB öz güven algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin TPAB ölçeğinin TPB bileşeninden aldıkları puanların cinsiyet değişkenine göre analiz edildiğinde, erkek öğretmenlerin lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin TPAB öz güven algıları ile görev yapılan okul türü, mobil cihazlarında internet ve eğitim amaçlı uygulama yüklü olup-olmama durumu, bilişim teknolojileri ile ilgili hizmet içi eğitim alıp-almama durumu ve günlük internet kullanım süresi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Bunun yanında sınıf öğretmenlerinin yaş ve mesleki kıdemleri arttıkça TB, TBP ve TPAB öz güven algı düzeylerinin azaldığı; mezun olduğu okul düzeyi yükseldikçe TB düzeylerinin arttığı; bilgisayar tecrübesi ve internet tecrübesi arttıkça da TPAB öz güven algı düzeylerinin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Boksörlerin özgüvenlerinin problem çözme becerisine etkisi
Bu araştırma, farklı yaş kategorilerinde aktif boks yaşantısını sürdüren boksörlerin özgüven düzeyleri ve problem çözme becerileri ile özgüven düzeyleri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışmada öğrencilerin demografik değişkenler açısından farklılıkları incelenmiştir. Çalışma 2019-2020 eğitim öğretim yılında TÜRKİYE genelinde aktif boks yaşamını sürdüren 201 erkek, 39 bayan olmak üzere toplam 240 boksör üzerinde gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için, araştırmacılar tarafından katılımcıların kişisel bilgilerinin ve dağılımlarının belirlenmesi için hazırlanan 8 soruluk kişisel bilgi formunun yanı sıra (Akın, 2007) tarafından geliştirilen 33 maddelik Öz Güven Ölçeği ve Türkçe'ye uyarlaması Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından yapılan Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, araştırma grubunda yer alan boksörlerin eğitim değişkeni açısından özgüven düzeyleri, lisansüstü eğitime sahip sporcular lehine anlamlı bulunmuştur. Spor yaşı açısında ise14 yıl ve üzeri spor yapanların özgüven düzeyleri 3yıl ve daha az spor yapan boksörlerden yüksek bulunmuştur. Problem çözme becerilerinde ise sıklet arttıkça boksörlerin problem çözme becerileri arttığı tespit edilmiştir. Kilo düşme sorunu bulunmayan sporcuların problem çözme becerilerinin arttığı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra katılımcıların özgüven düzeyleri arttıkça, problem çözme becerilerinin de arttığı görülmektedir. Dolayısıyla sporcularının özgüven düzeylerinin problem çözme becerilerini pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Kilo düşme ile uğraşmanın gelişim çağında olan çocukların problem çözme becerilerinin gelişmesinde önemli bir etken olduğu söylenebilir.
6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne-baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne baba tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çocuğun yaşının, cinsiyetinin anne baba tutumlarına ve çocuğun özgüven düzeylerinde farklılığa yol açıp açmadığı da incelenmeye çalışılmıştır. Bu araştırma farklı anne- baba tutumlarının çocuklarının özgüven düzeyleri ile ilişkisini belirlemek amacıyla ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokula devam etmekte olan 6. , 7. ve 8. sınıf 80 çocuk ile bu çocukların aileleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Günalp, (2007) tarafından geliştirilen "Anne- Baba Tutumları Belirleme Ölçeği" ve 1964 senesinde Piers Harris' in geliştirdiği Öner ( 1996) "Piers Harris Çocuklar İçin Öz Kavram Ölçeği" kullanılmış, analizler SPSS paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yanıt aranan sorulara aşağıda yer verilmiştir. 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne baba tutumları arasında ilişki olup olmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. Yine 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeylerinin ne olduğu ve bu çocukların anne-babalarının sahip olduğu tutumların ne olduğu sorusuna yanıt aranmıştır. 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının anne baba tutumları çocuğun cinsiyetine ve sınıf düzeyine göre farklılık gösterip göstermediği ve çocuğun özgüveninin, çocuğun sınıf düzeyi ile cinsiyetine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan analizler sonrasında elde edilen sonuçlar incelendiğinde çocukların özgüven düzeylerinin ortalama düzeyde olduğu görülürken, anne baba tutumlarından demokratik anne baba tutumu yüksek düzeydeyken sırasıyla koruyucu anne baba tutumunun ortalama düzeyde olduğu ve baskıcı anne baba tutumu ile ilgisiz- kayıtsız anne baba tutumunun düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlar incelendiğinde çocukların özgüven toplam puanı ile anne baba tutumu toplam puanı ve anne baba tutumu ölçeği alt boyutları arasında anlamlı bir korelasyon bulunamamıştır.
Parçalanmış veya tam aileye sahip çocukların öz-kavramı depresyon düzeyleri ve akademik başarılarının yaş ve cinsiyet yönünden karşılaştırılması
Bu araştırmada 10-15 yaşları arasındaki ilköğretim düzeyinde okula devam eden parçalanmış veya tam aileye sahip çocukların öz-kavramları ve depresyon düzeyleri aile yapısı, cinsiyet ve yaş değişkenleri yönünden karşılaştırılmış ve ayrıca akademik başarı puanlarının yordanmasında aile yapısı, yaş ve cinsiyetin etkili olup olmadığı incelenmiştir. Uygulamalar Adana il merkezindeki ilköğretim okulları arasından seçilen 317 tam aileye, 315 parçalanmış aileye sahip toplam 632 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, çocukların öz-kavramları hakkında veri toplamak amacıyla Piers-Harris Çocuklar için Öz-Kavramı ölçeği, depresyon düzeyini ölçmek amacıyla da Çocuklar için Depresyon ölçeği (ÇDÖ) ve araştırmaya katılacak öğrencilerin aile yapılarının tespiti için de Bilgi Formu kullanılmıştır. Bulgular; aile yapıları cinsiyet ve yaşa göre çocukların depresyon düzeylerinde anlamlı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Analizler parçalanmış aileden gelen kızların depresyon düzeylerinin yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Öz-Kavramı Ölçeğinin Mutluluk, Kaygı, Fiziki Görünüm, Okul Durumu alt ölçeklerinde aile yapısı ve cinsiyete göre anlamlı farklılaşma olduğu gözlenmiştir, öğrencilerin akademik başarı puanlarında aile yapısı ve cinsiyete göre anlamlı farklılıklar VIolduğu gözlenmiştir. Yaş gruplarına göre öğrencilerin depresyon düzeylerinde anlamlı farklılık bulunamazken, Öz- Kavra mı Mutluluk alt ölçeğinde 11-12 yaş grubundaki öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunduğu gözlenmiştir. Okul Durumu alt ölçeği puanlarında ise birinci yaş grubu (11-12) lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, araştırmacı ve uygulamacılar için önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler:Öz-Kavramı, Boşanma, Depresyon, Parçalanmış Aile, Akademik Başarı
Yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisi
Araştırma, yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan yarı deneysel randomize kontrol çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemine, sosyal medya kullanımı olan (instagram), 92 müdahale, 91 kontrol grubu olmak üzere 183 primipar kadın alınmıştır. Araştırma 01 Mayıs- 31 Aralık 2021 tarihleri arasında araştırmanın seçim kriterlerine uyan araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden primipar kadınlarla yürütülmüştür. Veriler, her iki grup için Kişisel Bilgi Formu, Pharis Özgüven Ölçeği (PÖÖ) ve Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Müdahale grubundaki primipar kadınlara doğum sonrasında bebek bakımına ilişkin 1.-7.günler ve 7-14. günler arasında haftada 2 saat olacak şekilde eğitimler verilmiştir ve sonraki aşamada deney grubundaki kadınlarla zoom üzerinden bağlantı sağlayarak görüntülü olarak bebek bakımına ilişkin eğitim sağlanmıştır. Ayrıca müdahale grubundaki kadınlara eğitim içeriği eğitim öncesinde kitapçık olarak gönderilmiştir. Kontrol grubundaki kadınlara, sosyal medya (instagram) üzerinden iletişim sağlanmış ve bu gruba sonrasında herhangi bir eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlanmamıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare testi, Independent Sample t Testi, tek ve iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arası farklılıkları belirlemek için de post hoc testlerinden Least Significant Difference (LSD) testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam PÖÖ puan ortalaması 57,41±5,65 iken, kontrol grubundaki kadınların 51,48±10,66 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların meslek, aile gelir durumu, aile yapısı, bebeğin cinsiyeti ve doğum şekli değişkenlerine göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0,05), kontrol grubundaki kadınlarda yaş, doğum şekli, daha önce bebek bakma durumları değişkenlere göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 26,50±7,87 iken, kontrol grubundaki kadınların 28,93±7,63 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların tüm değişkenlere göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), kontrol grubundaki kadınlarda, daha önce bebek bakma durumları değişkenine göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, deney grubundaki kadınların bebek bakımı özgüven ve postpartum uyku kalitesi düzeyleri kontrol grubundakilere göre yüksek bulunmuştur. Buna göre yeni doğum yapan kadınlara postpartum erken dönemde verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkili olduğu bulunmuştur. Postpartum süreçte primipar kadınlara yönelik bebek bakımına ilişkin eğitimler konusunda çalışmaların yaygınlaştırılmasının, kadınların bebek bakımına ilişkin bilgi eksikliklerinin, özgüveninin ve uyku kalitesinin artırılmasında katkı sağlayacağını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Bebek Bakımı Eğitimi, Özgüven, Postpartum, Primipar Kadın, Uyku Kalitesi.
Koruma ve bakım altında bulunan çocukların spora yönelik tutumlarının özgüven ve sosyal uyum düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, koruma ve bakım altında bulunan çocukların spora yönelik tutumlarının özgüven ve sosyal uyum düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalışma grubuna, Ankara, Yozgat, Kayseri, Kırşehir ve Çorum illerinde, Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüklerinde koruma ve bakım altında bulunan 13-18 yaş arası kız ve erkek toplam 270 çocuk katılmıştır. Katılımcılardan, yaş, cinsiyet, yaşadığı şehir, okul durumu, spor yapma durumu, koruma ve bakım altında bulundukları süre ve madde bağımlılığı bilgilerini elde etmek amacıyla sosyo-demografik bilgi formunu, spora yönelik tutum ölçeğini, özgüven ölçeğini ve sosyal uyum ölçeğini uygulamaları istenmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 24.0 paket programına işlenerek analiz işlemleri bu program aracılığı ile işlenmiştir. Normallik durumunun belirlenmesi için normal dağılım eğrilerine, çarpıklık-basıklık katsayılarına ve Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına bakılmıştır. İlişkisel analizlerin yapılması için; Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon katsayısı, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey HSD testi uygulanmıştır. Yapılan çalışmada, Koruma ve bakım altında bulunan çocukların spora yönelik tutumları ile özgüven düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Koruma ve bakım altında bulunan çocukların spora yönelik tutumları ile sosyal uyum düzeyleri arasında herhangi bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır Koruma ve bakım altında bulunan çocukların spora yönelik tutumlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Spora yönelik tutumun spor yapma değişkenine göre anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çocukların koruma ve bakım altında bulundukları sürenin, spora yönelik tutumları üzerinde bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Sonuç olarak, koruma ve bakım altında bulunan çocukların, spora yönelik tutumlarının, özgüven, spor yapma durumu, cinsiyet değişkenlerini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Spora yönelik tutum, Özgüven, Sosyal uyum
Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye katılımları ve özgüvenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye katılımları ve özgüvenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve demografik değişkenlerin özgüven durumu üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ -kısa form) ve Akın (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan 33 maddelik Öz-Güven Ölçeği uygulanmıştır. Bu doğrultuda; betimsel tarama modelindeki araştırma Yozgat Bozok Üniversitesi farklı bölümlerinde eğitim gören toplam 500 gönüllü öğrenciye kolayda örneklem tekniği kullanılarak belirlenmiştir. İstatistiksel analizler IBM-SPSS 20 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel verilerin normal dağılıp dağılmadığını tespit etmek için Kolmogorov Simirnov testi uygulanmıştır. Değişkenlerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle verilerin analizi için nonparametrik testler uygulanmıştır. İki grubun ortalamaları arasında farkı tespit etmek için Mann Whitney U testi, 2'den fazla grup için Kruskal Wallis-H testi yapılmıştır. Ayrıca iki tane ölçülmüş değişken arasındaki ilişkinin yönünü ve büyüklüğünü belirlemek için Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; farklı bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin fiziksel aktivitelere katılımı ile özgüvenleri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin demografik değişkenleri incelendiğinde de cinsiyet, barınma biçimi, aylık harcama miktarı, eğitim gördüğü alan ve aile spor geçmişine göre anlamlı ve pozitif yönde bir fark tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özgüven, Fiziksel Aktivite, Üniversite Öğrenci.
Ortopedik ve görme engelli bireylerin özgüven düzeylerinin beden algıları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortopedik ve görme engelli bireylerin cinsel özgüvenlerinin beden algıları ve demografik özelliklere göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi farklı illerde yaşayan, google form ve mail yoluyla katılan 52 ortopedik ve 44 görme engelli toplam 96 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formu, Çelik tarafından (2015) geliştirilen Cinsel Özgüven Ölçeği ve Secord ve Jourard tarafından (1953) geliştirilen ve Hovardaoğlu (1989) tarafından geçerlik çalışması tamamlanan Beden Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik yöntemlerden t testi ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlerden ise; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analiz yöntemleri kullanılmıştır. Tüm veriler 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre beden algısı iki engel grubunda cinsel özgüvenini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Görme engellilerin cinsel özgüven puanlarının ortopedik engellilerden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu farkın da cinsel özgüven ölçeğinin kendini açığa vurma ve cinsel farkındalık alt boyutlarında görme engelliler lehine olduğu ortaya çıkmıştır. Görme engelli erkeklerin beden algıları görme engelli kadınlardan daha yüksek çıkmıştır.
İlkokul öğrencilerinin özgüveni ve empatik eğilimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin özgüveni ve empatik eğilimi arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Bu araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerde bulunan ve ilköğretim dördüncü sınıfa devam eden 975 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, öğrencilerin özgüvenini ölçmek amacıyla Piers-Harris'in Öz Kavramı (Özgüven) Ölçeği, Empatik Eğilimlerini ölçmek amacıyla Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği (Çocuk Formu) kullanılmıştır. Sonuçlar; öğrencilerin özgüveni ve empatik eğilim arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Öz Kavramı (Özgüven) Ölçeği açısından: Cinsiyete göre; Kaygı, Davranış, Bedensel Görünüm, Zekâ ve Okul Durumu boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Kardeş sayısına göre; Gözde Olma (Popülerlik), Davranış ve Toplam Puanlarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Doğum sırasına göre; Mutluluk, Davranış, Toplam Puanlarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Anne-babanın medeni durumuna göre; Davranış boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği açısından: Cinsiyete göre; Duygusal Empatik Eğilim, Bilişsel Empatik Eğilim ve Empatik Eğilim Toplam Puanlarda anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular, literatürdeki bulgular çerçevesinde tartışılmıştır. Literatürle benzerlik gösterdiği durumlar olduğu gibi farklılık gösterdiği durumlar da bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Özgüven, empatik eğilim, empati, duygusal empati, bilişsel empati, özgüven ve empatik eğilim ilişkisi.
Dans etkinliklerinin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceriye etkisi: İşitme engelli bireyler üzerine bir çalışma
Yapılan çalışmada işitme engelli bireylere uygulanan bir dans etkinliğinin, bu bireylerin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle alan yazında engellilere ilişkin yapılan öz yeterlik, özgüven ve sosyal beceri araştırmaları literatür taraması yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise dans etkinliğinin etkisini ölçmek amacıyla Karşıyaka Dayanışma İşitme Engelliler Derneği'nde bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 18 yaş ve üzerindeki 30'u deney grubu, 30'u kontrol grubu olmak üzere toplam 60 işitme engelli üniversite öğrencisinden meydana gelmiştir. Örnekleme alınan katılımcılar gönüllü örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Çalışmada ön test-son test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Özevin-Tokinan ve Bilen (2008) tarafından geliştirilen Beden Dili ve Dansa İlişkin Öz-Yeterlik Ölçeği, Özevin (2006) tarafından geliştirilen Özgüven Ölçeği ve Riggio (1986) tarafından geliştirilen Sosyal Beceri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise Kolmogorov-Smirnov Testi, ile Paired Sample T Testi ve bağımsız örneklem T Testi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre deney grubunda yer alan işitme engelli bireylerin dans etkinliği öncesi ve sonrasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Dans eğitimi sonrasında deney grubu ile kontrol grubu arasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz yeterlik düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunurken (p<0.05), çalışma sonucunda deney grubuna ilişkin sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeylerinin pozitif yönde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca engelli bireylerin yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05).
6 haftalık psikolojik beceri (mental) antrenmanının futbol hakemlerinin özgüven, kaygı ve mesleki tükenmişlik düzeylerine olan etkisi
Amaç: Bu çalışmada psikolojik beceri (mental) antrenmanın futbol hakemlerinin özgüven, kaygı ve zihinsel (mental) dayanıklılığı üzerine olan etkisini incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya, İzmir ilinde yer alan 15 deney ve 15 kontrol grubu olmak üzere toplam 30 futbol hakemi katılmıştır. Önceden araştırmacı tarafından düzenlenmiş olan gruplar, amaca yönelik olarak deney ve kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Her iki gruba da çeşitli ölçekler uygulanmıştır. Bu sürece ön test süreci adı verilmiştir. Daha sonrasında deney grubuna önceden belirlenmiş olan 6 haftalık psikolojik beceri (mental) antrenmanı uygulanmıştır. Bulgular: Sonuçlar: Araştırmanın sonuçlarından biri, psikolojik beceri (mental) antrenmanının futbol hakemlerinin özgüvenin seviyelerini geliştirdiğini göstermiştir. Araştırmanın bir diğer sonucu, psikolojik beceri (mental) antrenmanının futbol hakemlerinin kaygı seviyelerini azalttığı yönündedir. Araştırmanın bir diğer sonucu ise psikolojik beceri (mental) antrenmanın futbol hakemlerinin mesleki tükenmişlik seviyelerinde herhangi bir değişiklik meydana getirmediği şeklindedir.
Spor yöneticilerinin risk alma eğilimleri ile özgüvenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı spor yöneticilerinin risk alma eğilimleri ve özgüvenleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Güney Marmara'da birçok profesyonel spor kulübü bulunması ve bölgede daha önce böyle bir çalışmanın yapılmaması, kulüplerin gelişime açık yönetici grubunun istekli olması bu çalışmanın yapılma amaçlarındandır. Bu amaçla bu araştırmanın örneklemi 2018-2019 yılında Marmara bölgesinin güneyindeki profesyonel spor kulüplerinin yöneticilerinden 200 kişidir. Veriler anket yolu ile toplanmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 22 programına girilerek kodlanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, Anova testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmamızda özgüven ile cinsiyet, yaş, medeni durum ve gelire göre anlamlı bir farklılık gözlenmezken eğitim durumu ve kaç senedir yönetici olduğuna göre anlamlı bir farklılık olduğu gözlenmiştir; Risk alma davranışı ile cinsiyet, yaş, medeni hale göre anlamlı bir değişkenlik sergilemediği gözlemlenirken eğitim durumuna göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Aynı zamanda özgüven ile risk alma arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır.
Gebelerin beden imajı kaygıları ile özgüven düzeylerinin prenatal bağlanma üzerine etkisi
Beden imajı, bireylerin gelişim dönemleri boyunca değişen ve gelişen, kişinin kendi bedeni ile ilgili öznel algılamayı içermektedir. Gebelik fizyolojik, psikolojik ve emosyonel değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Değişen beden imajı algısı bazı endişelere sebep olabilmektedir. Bu endişelerde anne bebek bağlanmasını ve annenin özgüvenini etkileyebilir. Bu çalışma gebelerde beden imajı kaygıları ile özgüven düzeylerinin prenatal bağlanma üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma Nevşehir Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Gebe Polikliniğinde 250 gebe ile gerçekleştirilmiştir. Veriler 'Tanıtıcı Bilgi Formu', 'Gebelikte Beden İmajı Endişeleri Ölçeği', Prenatal Bağlanma Ölçeği' ve 'Kadın Özgüven Ölçeği' ile toplanmıştır. Veriler 'Statistical Package for Social Sciences' (SPSS) for Windows 22.0 istatistik paket programında uygun analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada kadınların, gebelikte beden imajı endişelerinin gebelik ayları arttıkça arttığı ve trimesterler arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Ölçek alt boyutları değerlendirildiğinde; kaçınma-sosyal endişe, kilo alımına yönelik ve fiziksel görünüme yönelik endişeler alt boyutlarında trimesterlere göre anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan katılımcılar prenatal bağlanma ölçek puanlarına ilişkin bulgular açısından değerlendirildiğinde trimesterlere göre toplam puan ve alt boyutlarda gebeler arasında farklılık olmadığı görülmüştür. Katılımcılar özgüven ölçek puanlarına göre değerlendirildiğinde sosyal ilişkiler, görünüş ve memnuniyet alt boyutlarında trimesterlere göre anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda gebelerin gebelik ayları ilerledikçe beden imajı endişelerinin arttığı, bu endişe arttıkça prenatal bağlanma ve özgüven düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Bu bağlamda sağlık profesyonellerinin gebelikte değişen fizyolojik ve psikolojik değişiklikler hakkında eğitimler vermesi, gebelerin beden imajını daha iyi algılamalarına ve bu durumun da prenatal bağlanma ve özgüven düzeylerine olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: gebelik, beden imajı, özgüven, bağlanma, prenatal
Kur riski yönetimi ve Gaziantep tekstil sektörü üzerine bir uygulama
Dövizle işlem yapan tüm işletmelerin karşı karşıya kaldığı kur riskini yönetilebilir duruma getirmek mümkündür. Finans yöneticileri sahip olduğu bilgi ve beceri düzeyi ile kur riskine yönelik yaptığı olumlu hamleler işletmelerine önemli avantajlar sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili tekstil sektöründeki finans yöneticilerinin sosyo-ekonomik faktörlerin, finansal okuryazarlık düzeyinin, davranışsal eğilimlerinden kendine güven, sürü psikoloji düzeylerinin kur riski üzerindeki etkinliğini ortaya koymaktır. Çalışmada Gaziantep ili tekstil sektörü üzerine yapılan uygulama anket ile kolayda örneklem yöntemi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda davranışsal eğilimlerin, kur riski yönetimi üzerinde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Diğer taraftan sosyo-ekonomik faktörlerden cinsiyet ve yaş faktörlerinde, kur riski yönetimi üzerinde etkili olduğu gözlemlenmiştir.
Matematik öğretmenlerinin yanlışa verdikleri dönütlerin öğrenci özgüvenleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, öğrenci yanlışlarına verilen dönüt türlerinin öğrenci özgüvenleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu ana amaç çerçevesinde özgüven boyutlarından okul akademik, sosyal ve genel özgüven üzerindeki dönüt etkileri araştırılmıştır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji esas alınarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 eğitim-öğretim yılı güz ve bahar döneminde Ankara il merkezinde bulunan bir devlet lisesinde öğrenim görmekte olan 7 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemiyle CSEI (Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri) uygulanan 172 öğrenci arasından belirlenmiştir. Araştırma verileri CSEI, gözlem, görüşme ve yazılı dokümanlar aracılığı ile elde edilmiştir. Çalışmada veri zenginliğinin sağlanması adına çeşitleme (triangulation) yöntemine başvurulmuştur. Verilerin analizi aşamasında betimsel analiz yöntemi ve QSR NVivo.10 nitel veri analiz yazılımı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, öğrenci yanlışlarının öğrenme sürecinin vazgeçilmez bir parçası olduğu, yanlışa verilen dönütlerin öğrenci özgüvenleri üzerinde önemli bir etken olduğu, yanlışa verilen bu dönütlerden azarlama, başkasına söz hakkı verme, yanlışı görmezden gelme dönütlerinin öğrenci özgüvenleri üzerinde olumsuz, basitleştirme, ipucu verme dönütlerinin olumlu, çelişki oluşturma, soru sorma,doğru cevabı söyleme, yanlış olduğunu bildirme dönütlerinin de hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğu belirlenmiştir. Öğrenci özgüvenleri üzerinde çelişki oluşturma, soru sorma dönütlerinin olumlu etkilerinin, doğru cevabı söyleme, yanlış olduğunu bildirme dönütlerinin ise olumsuz etkilerinin ağırlıkta olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar araştırma probleminin odağı dışında olsa da araştırmaya dâhil olan matematik öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğunun dönüt tercihinde belli bir stratejiye sahip olmadıkları ve dönüt tekniklerini bilinçli olarak kullanmadıkları göze çarpmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında öğretmen, öğretmen adayı ve araştırmacılara bir takım öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öğrenci yanlışları, dönüt türleri, özgüven
Ortaokul öğrencilerinde 12 haftalık ritim eğitimi çalışmasının özgüven gelişimi ve problem çözme becerisi üzerine etkisi
Yapılan araştırma Ortaokul Öğrencilerinde 12 haftalık ritim eğitimi çalışmasının özgüven gelişimi ve problem çözme becerisi üzerine etkisinin olup olmadığını tespit etmek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ortaokul öğrencilerinin Özgüven Düzeyleri ve Problem Çözme Becerilerini ölçmek üzere araştırmacı tarafından geliştirilen demografik özelliklerin sorulduğu kişisel bilgi formu, Akın (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Özgüven ölçeği ve Serin ve ark. (2010) tarafından geliştirilen Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri kullanılmıştır. 33 madde ve iki alt boyuttan oluşan Özgüven ölçeğinin güvenirlik katsayısı ölçeğin tamamında .83, iç öz güven alt boyutunda.83 ve dış öz güven alt boyutunda .85'tir. Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE) ise, "Problem Becerisine Güven" i ifede eden 12 maddeden, "Öz Denetim" 'i ifaden eden 7 maddeden ve "Kaçınma"yı ifade eden 5 maddeden olmak üzere 24 madde ve 3 alt boyuttan oluşmaktadır. Her iki ölçekte 5 li likert tipindedir. Araştırmaya Sakarya ilinde eğitim gören 159 erkek 126 kız öğrenciden oluşan toplam 285 ortaokul öğrencisi gönüllülük esaslı katılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilere 12 hafta boyunca ritim eğitimi programı uygulanmıştır. Yarı deneysel olarak kurgulanan çalışmada, ölçekler program başlamadan önce ve 12 hafta sonnunda tekrar uygulanarak ön test ve son test verileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan normallik analizleri sonucunda normal dağılım gösterdiği tespit edilen verilere parametrik testler uygulanmıştır. İki ölçeği ilişkisinin tespitinde Pearson Corelation testi kullanılırken, deşikenler açısından yapılan testlerde T-Testi ve Tek Yönlü Varyans analizlerine başvurulmuştur. Yapılan testler sonucunda uygulanan programın son testleri lehine anlamlı sonuçlara rastlanmıştır. Değişkenler açısından önemli farklılıklar gözlemlenmezken Elde edilen veriler ışığında ritim eğitimi programının ortaokul öğrencilerinde özgüvenleri ve problem çözme becerileri üzerine olumlu katkılar sağladığı söylenebilir.
Düşünme stilinin aşırı öz güven yanlılığı üzerindeki rolü
Risk ve belirsizlik altında karar verme süreçlerinde bireylerin daima rasyonel davranmadıkları ve zihinsel süreçlerinin birtakım sistematik hatalar ve yanılgılar ürettiği ortaya konmaktadır. Bu hataların ve yanılgıların, basit sonuçları olabileceği gibi oldukça ciddi sonuçları da olabilmektedir. Savaşlar, grevler, iflaslar, şirket birleşmeleri ve devralmaları, borsalardaki aşırı yüksek işlem oranları gibi son derece ciddi sonuçları olabilen birtakım kararlar, tüm bilişsel yanlılıklar içinde insanların maruz kaldığı en yaygın ve yıkıcı bilişsel yanlılık olarak gösterilen aşırı öz güvenle ilişkilendirilmektedir. Bu doğrultuda, aşırı öz güven yanlılığının belirleyicisi olarak, bireylerin düşünme sistemlerinin ne derecede rol oynadığını araştırmak, büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda, mevcut çalışmada, iki farklı bilgi işlemleme sistemine dayanan, sezgisel düşünme ve mantıksal düşünme boyutlarıyla ölçülen düşünme stillerinin, aşırı öz güven yanlılığı üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, bireylerin risk tutumunun, düşünme stilleri ile aşırı öz güven arasındaki ilişki üzerindeki düzenleyici rolü incelenmektedir. Son olarak, bireylerin kişilik özellikleri ile aşırı öz güven yanlılığı arasındaki ilişkiler ortaya konmaktadır. Araştırmanın hipotezleri, yapısal eşitlik modellemesi, hiyerarşik regresyon analizi ve korelasyon analizi uygulanarak sınanmıştır. Araştırmanın bulguları, sezgisel ve mantıksal düşünme boyutlarıyla ölçülen düşünme stillerinin, aşırı öz güven yanlılığı üzerindeki rolünün ortaya konduğu yapısal modelde, düşünme stillerinin aşırı öz güven yanlılığındaki değişimin %60,5'ini açıkladığını göstermektedir. Sezgisel düşünme ile aşırı öz güven arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilirken; mantıksal düşünme ile aşırı öz güven arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, risk tutumunun, hem sezgisel düşünme ile aşırı öz güven arasındaki ilişki üzerinde hem de mantıksal düşünme ile aşırı öz güven arasındaki ilişki üzerinde düzenleyici bir rolü olduğu görülmektedir. Son olarak, kişilik özellikleri ile aşırı öz güven arasındaki ilişkilerin incelenmesi sonucunda, aşırı öz güven ile dışa dönüklük ve gelişime açıklık arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu görülürken; aşırı öz güven ile sorumluluk arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Ebeveynlerin sosyotelizm düzeyinin adölesanların özgüvenine etkisinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma ebeveynlerin sosyotelizm düzeyinin adölesanların özgüvenine etkisini incelemek amaçlı yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı desendeki bu araştırma Kasım 2021- Kasım 2022 tarihleri arasında Malatya ilinde bulunan Fethi Gemuhluoğlu Fen Lisesi, İbni Haldun Anadolu Lisesi ve Akçadağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğrenim gören lise öğrencileriyle yürütülmüştür. Verilerin toplanma aşamasında Tanıtıcı Bilgi Formu, Genel Sosyotelizme Maruz Kalma Ölçeği (GSMK) ve Öz güven Ölçeği kullanıldı. Ulaşılan verilerin bilgisayar destekli SPSS 24 paket programında Kruskall Wallis, Mann Whitney U, Anova, Bağımsız t-Testi, Korelasyon ve Regresyon testleri ile analizleri yapılmıştır. Bulgular: Araştırmamıza toplam 890 öğrenci dahil edildi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %16.3'ü (n=145) Akçadağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde, %47.9'u (n=426) İbni Haldun Anadolu Lisesinde, %35.8'i (n=319) Fethi Gemuhluoğlu Fen Lisesinde eğitim görmektedir. Katılımcıların %51.7'si kız öğrencilerden, %40.3'ü 9.sınıfta eğitim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmamızda GSMK ile özgüven arasında yaklaşık % 17.5 oranında negatif yönlü bir etki olduğu saptanmıştır. GSMK'nın, özgüveni % 3,1 oranında azalttığı görülmektedir (p < 0.05). Sonuç: Araştırmamızda ebeveyn sosyotelizmi düzeyi arttıkça adölesan bireylerin özgüven seviyelerinin azaldığı belirlenmiştir.
Comparison of self esteem level of individual who regularly attend fitness centers with those of the sports main different sports branches
This research was conducted to compare the level of self-confidence among individuals in different sports (such as football, basketball, volleyball, tennis, swimming and kick boxing) and those who regularly go to fitness centres. The study sample consisted of 210 athletes attending fitness centres and 147 athletes in various sports branches. Individuals' data such as age, height, weight, education status, marital status, monthly income levels, occupations, sports branches were gathered by questionnaire form. In addition, in order to determine the self-confidence levels of the participants, self-confidence scale consisting of 5 Likert scales were utilized in this research. The obtained data were analyzed using the SPSS 22 packet software program. The results of the research revealed that the individuals who attend the fitness centres on a regular basis had higher levels of self-confidence compared to the other sports branches. It was also found that the footballers have the highest level of self- confidence among the sports branches except those who regularly attend the fitness centres. Furthermore, the study unveiled that those who attend fitness centres for one year as the duration of the stay in the fitness centres have a higher level of self- confidence than individuals who attend the fitness centres for a longer period of time. Keywords: Self-confidence, Fitness, Sports branches
Amatör liglerde oynayan 14-17 yaş futbolcuların özgüven düzeylerinin incelenmesi (Hatay ili örneği)
Araştırmanın amacı, amatör liglerde oynayan 14-17 yaş futbolcuların özgüven düzeylerini farklı değişkenler bazında incelemektir. Bu doğrultuda tarama modelindeki araştırmada veri toplama aracı olarak Akın (2007) tarafından geliştirilen 33 maddelik öz-güven ölçeği gönüllü katılımcılara uygulanmıştır. Ölçek; içsel özgüven ve dışsal özgüven olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde istatistikî yöntem olarak frekans, yüzde dağılımları, ikili gruplar için Independent Samples t testi, çoklu gruplar için (Pearson Correlation testi) OneWay-ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; iç ve dış özgüven, toplam özgüven açısından lisanslı sporcu olanlar ile olmayanlar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Lisanlı sporcu olanların tüm boyutlarda daha yüksek değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. Spor yaşı ile dış özgüven arasında anlamlı ilişki bulunurken (r=.133, p<0.05), spor yaşı ile iç özgüven ve toplam özgüven arasında anlamlı ilişki bulanamamıştır (p<0.05). Sonuç olarak, amatör liglerde oynayan 14-17 yaş futbolcuların özgüven düzeyleri, pek çok değişkenden etkilenebilmektedir. Araştırmada, futbol oynayan bireylerin, futbol oynamayan bireylere göre özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Farklı klasmanlardaki futbol hakemlerinin karar verme stilleri ve özgüven düzeylerinin incelenmesi
1. ÖZET Çalışmamızda, farklı klasmanlardaki futbol hakemlerinin karar verme stilleri ile öz güven düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 2015-2016 sezonunda Türkiye'de farklı klasmanlarda bulunan futbol hakemleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde farklı klasmanlarda görev alan 178 futbol hakemi oluşturmaktadır. Demografik bilgiler; 10 soruluk "Kişisel Bilgi Formu" ile, Karar Verme Stilleri; Mann ve Ark. (1998), tarafından geliştirilen "Melbourne Karar Verme Ölçeği" ile, Özgüven Düzeyleri ise; Akın (2007) tarafından geliştirilen "Özgüven Ölçeği " kullanılarak tespit edilmiştir. Veriler SPSS 22.0 istatistik paket programı ile değerlendirilmiş ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. İkili karşılaştırmalarda t testi, ikiden fazla karşılaştırmalarda ise Anova testi kullanılmıştır. Araştırmamızda elde edilen bulgulara göre hakemlerin özgüven düzeylerine bakıldığında; yaş değişkenine göre 26-30 yaş futbol hakemlerinin, 21-25 yaş futbol hakemlerine göre özgüven puan ortalamaları açısından anlamlı düzeyde farklılaşmanın olduğu bulunmuştur (p<0,05). Hakemlikteki meslek yıllarına göre 7 yıl ve üstü kıdeme sahip hakemlerin özgüven düzeyleri, 1-3 yıl kıdeme sahip hakemlerin öz güven düzeylerine, göre daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Karar vermede öz saygı ve karar verme stillerine bakıldığında; bulundukları klasman, meslek, eğitim düzeyi ve aylık gelir düzeylerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak; hakemlik yılı, eğitim düzeyleri arttıkça, karar vermede özsaygı ve dikkatli karar verme stili pozitif yönde, kaçıngan, erteleyici ve panik karar verme stilleri ise negatif yönde etkilendiği, evli olan hakemlerin karar verme stillerinin olumlu düzeyde yükseldiği gözlenmiştir. Hakemlerin özsaygı, karar verme stilleri ve özgüvenlerinin yeterli düzeye gelmeleri için hakemlik yılı, eğitim düzeyi, aylık gelir ve bulundukları klasmanın önemli bir etki sağladığı kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Futbol, Hakem, Klasman, Karar Verme, Özgüven