Ambalajlama
Bu konu başlığı altında 105 tez
Marka ve ambalaj ilişkisi: Türkiye çikolata sektöründe bir çalışma
Marka, oldukça farklı anlamları içeren, geniş bir terimdir. Pazarlama literatüründe marka ile ilgili çok sayıda tanımlama mevcuttur. Markalı bir ürünün, markasız bir ürüne göre üretici ve tüketici açısından avantajları bulunmakla birlikte, firma açısından markalama ve marka algısını koruyup geliştirebilme oldukça zorlu bir iştir. Markalı ürünün, tüketici bilinirliğinin ve etkin pazar payının daha fazla olduğu bilinmektedir. Bu sebepten dolayı, bir ürünü tanıtmada ve pazar payını arttırmada en bilinen yol ürünü markalamaktır. Başarılı bir marka ise, rekabet ortamında tüketici tarafından değer katılan bir ürün/hizmet olarak algılanmaktadır. Bu bağlamda, özellikle son zamanlarda başarılı bir marka bir bütün olarak düşünülmektedir. Günümüzde bir marka tasarlanırken, tasarımdaki en önemli boyutlardan bir tanesi de ambalajdır. Uzun zamandır göz ardı edilmiş olan ambalaj, günümüzde önem kazanmaya başlamıştır.Son zamanlarda firmalar ambalajı, tüketicinin satın alma kararını verdikleri son nokta olan market raflarında vazgeçilmez bir pazarlama aracı olarak görmektedir. Etkili ambalajlama, reklam ve promosyonlar kadar önemli bir pazarlama aracı olmuştur, aynı zamanda tüketici bağlılığını arttırarak, ekonomik değişkenlerin üstesinden gelebilen geçerli stratejilerin değişmeyen bir parçası haline gelmiştir. Bir ürünün başarılı olup olmamasındaki en belirleyici unsurlardan birisi haline gelmiştir.Bu çalışmada, markalama ve ambalajın markalamadaki önemi konularında daha önce yapılmış olan çalışmalar değerlendirilmiş; ikinci bölümde ise hızlı tüketim ve asıl tez konusunu oluşturan çikolata sektöründe ambalajlama ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veri toplama yöntemi ankettir. Anket yoluyla toplanan veri, SPSS'te analiz edilerek önemli bulgular elde edilmiştir.Elde ettiğimiz bulgulara göre, iyi bir çikolata markasının ambalajı mutlaka fiziksel olarak ürünü iyi bir şekilde koruma özelliğine sahip olmalı, dışarıya sızdırma yapmamalıdır. İyi bir marka ambalajında olmazsa olmaz bilgiler ise SKT (son kullanma tarihi), içindekiler listesi, üretici firma adı, özellikle son yıllarda çok fazla önem kazanmaya başlayan diğer bir konu olan besin değerleri ve kalori bilgisidir. Artan çevre hassasiyetinden dolayı ambalajın çevreye duyarlı olduğunu belirten işaret ve yazılar ile kalite belgeleri işaret ve yazıları ambalajın üzerinde mutlaka yer alması gereken unsurlardır.Tüketici için de çikolata ambalajı yukarıda da bahsettiğimiz gibi, üzerinde her türlü ürün ve ambalaj özellikleri bilgisini içeren, bunun yanı sıra tüketicinin görsel dünyasına hitap edecek albenisi yüksek şekilde tasarlanmış olması gerekmektedir. Günümüzde firmalar, pazarda yaşanan yoğun rekabette ayakta kalabilmek için teknoloji, ürün çeşitliliği, fiyat gibi pazarlama unsurlarının yanında ambalaja çok daha fazla önem vermeleri gerekmektedir. Bu nedenle ambalaja gerekli önemi vermeyen firmalar rekabet avantajı elde etme konusunda bir adım geride kalabilir.Bu bağlamda ambalajın, ürünün diğer özellikleriyle birlikte markalamada en önemli unsurlardan birisi olduğu gerçeği, bu çalışma ile bir kez daha ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Ambalaj, Çikolata, Marka, Marka değeri, Marka kimliği.
Farklı filtrasyon işlemleri ve ambalaj malzemelerinin farklı hasat dönemlerinde elde edilen natürel sızma zeytinyağının özelliklerinin korunmasına ve kalitesine etkilerinin belirlenmesi
Zeytinyağına tüketim aşamasına kadar yetiştiricilikten işlenmesine kadar önemli işlemler uygulanmakta olup zeytinyağının fizikokimyasal ve duyusal özellikleri etkilenmektedir. İlave olarak, depolama aşamasında ve tüketiciye arzında raf ömrü sürecinde de kalitenin korunması gerekmektedir. Bu çalışmada, farklı filtrasyon işlemleri ve ambalaj malzemelerinin farklı hasat dönemlerinde elde edilen natürel sızma zeytinyağlarının depolama sürecinde bazı kalite parametrelerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada Ayvalık çeşidi zeytin kullanılmış olup zeytin meyvelerinin hasat zamanı olgunluk indeksine göre (erken hasat/yeşil olum ve geç hasat/siyah olum) belirlenmiştir. Farklı fizyolojik olgunluk dönemlerindeki zeytin meyvelerinden zeytinyağları 2 fazlı kontinü santrifüjleme sisteminde üretilmiştir. Elde edilen zeytinyağlarının yarısı mini filtrasyon makinesi kullanılarak filtrasyon işlemine tabi tutulmuştur. Erken hasat filtre edilmiş ve filtre edilmemiş, geç hasat filtre edilmiş ve filtre edilmemiş özellikteki natürel sızma zeytinyağlarının yedi farklı ambalajda (şeffaf pet şişe, renkli pet şişe, cam şişe, renkli cam şişe, teneke, doypack ve tetrapak) olmak üzere pazara sunulma (market) şartlarında (raf sistemi) ve zamanlayıcı ile market çalışma süreleri kadar ışık uygulayarak 12 ay süre ile bekletilmişlerdir. Raflarda dizili olan zeytinyağlarının periyodik olarak her hafta dizilimleri değiştirilmiş olup, ısı ve ışık dağılımlarının eşitliği için alt ve üst raflar ile sağ ve sol dizilimler arasında dizilim değişiklikleri yapılmıştır. Zeytinyağı örneklerine önce yağ asidi kompozisyonu, sterol kompozisyonu, toplam sterol ve triterpenik alkoller, ECN42, stigmastadienler, mumsu maddeler gibi saflık analizleri yapılmıştır. Raf ömrü sürecinde bazı kimyasal ve duyusal özellikler takip edilmiş ve sürekli değişkenlerin birbiri ile olan ilişkisi ve birbirine olan etkileri incelenmiştir. 12 ay süresince 3 aylık periyotlarda ise serbest yağ asitliği, peroksit değeri, oksidasyon stabilitesi (ransimat), ultraviyole ışığında özgül soğurma, yağ asidi etil esterleri, yağ asidi metil esterleri, toplam polifenol, fenolik bileşenler, alfa tokoferol, uçucu aroma bileşenleri takip edilmiştir. Zeytinyağlarının başlangıçtaki ve depolama sürecindeki (6. ve 12. aylar) duyusal özellikleri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilere istatistiki analiz yöntemleri uygulanmıştır. Hasat zamanından en fazla etkilenen kalite kriterleri sırasıyla meyvemsilik medyanı, serbest yağ asitliği, yağ asidi etil esterleri olmuştur. Depolama süresinde ise yağ asidi metil esterleri, E270 özgül soğurma, E232 özgül soğurma ve meyvemsilik medyanı etkilenmiştir. Zeytinyağlarının antioksidan bileşenleri en fazla hasat zamanı ve depolama süresinden etkilenmiştir. Filtrasyon etkisi ise düşüktür. Ambalaj tipinin etkisi ise sadece alfa tokoferol üzerine olmuştur. Hasat zamanı bakımından meyve olgunlaşması ilerledikçe oksidasyon kararlılığı azalmıştır. Filtre edilmemiş yağların oksidasyon kararlılığı daha yüksek bulunmuştur. Zeytinyağlarının aroma bileşenleri, hasat zamanı, filtrasyon durumu, depolamada kullanılan ambalaj tipi ve depolama süresine göre önemli farklılıklar göstermiştir.
1950'li yllardan bugüne ambalaj ve grafik tasarım olgusunun incelenmesi
Günümüz koşullarına baktığımızda, ürünün üretiminden raftaki yerini alana dek ambalajın ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz. Çünkü bugün ki tüketici kitlesi için algıda farklılık yaratan ve ürüne karşı cazibe duymasını sağlayan en önemli unsur ambalaj olmuştur. Bu nedenle ambalaj, üretici için en önemli reklam aracı olurken, aynı zamanda kurumsal imajı yaratacak ve koruyacak kaynak halini almıştır. 1950'li yıllardan günümüze ambalaj tasarımındaki gelişmelerin incelendiği bu araştırmada, üretim ve teknolojinin ambalaj tasarımı üzerinde değişim ve etkileşim süreçleri araştırılmıştır. Ayrıca, hazırlanan araştırmada ambalajın tanımı yapılmış, tarihçesi incelenmiş, ambalaj ile ilgili temel bilgiler ve ambalajın işlevleri anlatılmış, ambalaj tasarımına etki eden öğeler, kronolojik olarak ambalaj tasarımları, ambalaj tasarımında etiket ve sembol kullanımları, toplumdaki değişikliğin ambalaj tasarımına etkileri de araştırmaya eklenmiştir.
Türkiye'de ambalaj tasarımında baskı teknikleri ve yeni oluşumlar
Tarihsel gelişim süreci içerisinde baskı teknikleri ve ambalaj olgusu geçmişten günümüze genel bakış açısıyla sektörün oluşum süreçleri, teknik gelişmeler ve ambalajdaki tasarım kavramları incelenmiştir. Bu gelişimin aşamaları olan, baskı sistemlerine ait karekteristik özellikler ve ürünlerle olan ilişkiler de ele alınmıştır. Çalışmada, baskı teknolojilerine ait ürünlerin özellikleri ve bu sistemlerin çalışma prensipleri, ambalaja göre kullanım alanları, malzemeleri incelenerek anlatılmıştır. Ayrıca matbaa makinelerinin tarihi ile ilgili oluşum süreçleri ele alınmıştır. Matbaa ve grafik tasarım açısından geleceğe yönelik çalışmalarla ilgili ambalaj baskı teknolojisinin genel değerlendirilmesi yapılarak, önümüzdeki yıllar hakkında öngörüler ele alınarak bu tekniklere ait karekteristik özellikleri tespit edilerek baskının nasıl gerçekleştiği anlatılmış olup bu baskı sistemleri ile elde edilen ürünlerdeki görüntülerin ve tasarımların özellikleri tespit edilmiştir. Anahtar
Ürün ambalajı tasarımının tipografi ve renk faktörüne yansımaları
Ambalaj, ürün ile tüketicisi arasında diyalog kuran bir tanıtım ve iletişim aracıdır. Ürünün dilidir, tüketicisiyle konuşma şeklidir. Ambalaj, tüketiciyi satın alma eylemine hazırlar. Ürünün rakiplerinden daha fazla bilinirliğe, farkındalığa ulaşmasına katkıda bulunur. Ambalajın ürüne ve markaya kattığı bu pozitif etki, beğeniyi artırmakta ve alım tercihlerini olumlu yönde etkilemektedir. Ürünün piyasada tutunabilmesi; doğru ve etkili bir ambalaj malzemesinin seçimine bağlı olduğu kadar, yapısına uygun seçilen renklerle, uyumlu yazı ve biçimlerle tasarlanmış görünüme sahip olmasına da bağlıdır. Reklam ve tanıtım sektöründe markaların rekabet anlamında kıyasıya bir yarış içerisinde oldukları düşünülürse, raflarda satışa sunulmuş ürünlerin, görsel kimliklerine, tasarımlarına, ürün kalitelerine daha fazla özen gösterilmeye başlanmıştır. Raflarda satışa sunulan benzer ürünlerin arasından, fark edilebilinirliği yüksek, fiziksel yapısı ile iyi tasarlanmış bir ambalaj, ürünü diğer rakipleri arasında daha popüler yaparak tüketicisine ulaşmaktadır. Bu çalışmada öncelikle marka ve ambalaj kavramları incelenmiştir. Bu kavramların her ikisinin birbiriyle ilişkisini açıklayan başlıklar içeriğinde gıda ambalajı örnekleri kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka, Ambalaj, Tasarım, Renk, Tipografi
Bir grafik tasarım sorunu olarak görme engellilere yönelik karton ambalaj tasarımında estetik ve işlevsellik algısı üzerine uygulamalar
Bu tezin çıkış noktası, göremeyen bireylere yönelik dokunsal yöntemlerle üretilecek ambalaj tasarımlarının işlevsellik ve estetik algısını irdeleme fikrine dayalıdır. Bu nedenle, tasarımların merkezine yerleşen görme duyusunun yerine, daha çok dokunma duyusu ile meseleye yaklaşılmıştır. Bu bağlamda hedef, görsel iletişimi sağlayan tek duyu hakimiyetinin yanına, dokunma duyusunu ekleyerek grafik tasarımca çözümler üretebilmektir. Dokunsal tasarımların hedef kitlesi görme engelli bireylerle sınırlandırılmış ve görme engelli olmanın tanımı üzerinde durulmuştur. Bu bilgiler, görme engelli bireylerin gereksinimleri doğrultusunda yapılacak ambalaj tasarımı uygulamalarının işlevsellik ve estetik düzenlemeler üzerine düşünsel sorguların temelini oluşturur. Bunun içinde öncelikle, göremeyen bireylerin temel ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı üç sektör (sağlık sektörü, gıda sektörü, kozmetik sektörü) belirlenmiştir. Bu sektörlere ait tasarlanan karton ambalajların, tasarım niteliklerinin ve basım tekniklerinin yanısıra dokunsal yapıyı olanaklı kılan teknik yoldan üretilebilirlikleri de incelenmiştir. Belirlenen bu sektörlere yönelik tasarım uygulamalarında işlevsellik, estetik, okunabilirlik, sürdürülebilirlik ve fikir üretme gibi tasarım süreçlerinin açılımları, bu tezin oluşmasına kılavuzluk etmiştir. Böylece tüm bu bütünlüklü açıklamalar içerisinde görme engellilere yönelik tasarımda çözümcü yaklaşımların nedenleri ve sonuçları açıklanabilmiştir. Ayrıca ulusal ve uluslararası tasarım örnekleri bu tezin yapılanmasında referans alınmıştır. Tüm bu teknik ve kuramsal bilgi doğrultusunda sektörlere ait ambalajlar tasarlanarak; temel nitelikleri ve uygulamaları 'Altı Nokta Körler Derneği (İstanbul Şubesi)' ve 'Emirgan Altı Nokta Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi' ndaki görme engelli bireylere sunulmuş ve test olarak çözümün doğruluğu denetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, Ambalaj Tasarımı, İşlevsellik, Estetik, Dokunsal Tasarım, Görme Engelli olmak.
Türkiye'de temel gıda maddelerinin ambalaj tasarımlarının incelenmesi (süt, yumurta, sıvı yağ)
Bu çalışmada, temel gıda maddelerinin ambalaj incelemesi ve geleceğe yönelik ambalajlama önerilerinin verilmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu amaç çerçevesinde temel gıda maddeleri içerisinden öncelikli olarak süt, yumurta ve sıvı yağ seçimi gerçekleştirilmiş ve örneklem grubu olarak belirlenmiş olan bu ürünlerin ambalaj tasarımları incelenmiştir. Gerçekleştirilen çalışma kapsamında var olan sınırlılıklar öncelikle temel gıda maddelerinin ambalaj tasarımlarının üzerinden gerçekleştirilmiştir. Sebze, meyve, un, tuz gibi temel gıda maddelerinin ambalaj tasarımlarının sığ oluşlarının çalışma kapsamında incelemeye alınamamasına sebep olmuş ve eleme işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada belirlenmiş olan ve çalışma kapsamında temel gıda maddesi kavramı adı altında incelenecek olan maddelerin günümüze kadar var olan markaların ambalajları değerlendirilecektir. Ambalajlama yöntemleri ve incelemesi piyasa da yer alan markalar ve bu markaların üretimleri ile sınırlandırılmaktadır. Ambalajlama yöntemlerinin ve ambalaj türlerinin incelenmesi ve tasarım gibi hususlarda önerilerde bulunulması temel gıda maddelerinin taşınması, saklanması ve tüketiciye tazeliğini koruyarak sunulması aşamasında değer katacağı düşünülmektedir. Firmalar içinde büyük bir gider kalemi olan ambalaj giderinin sunulan öneriler sonrasında daha akılcı kullanılacağı düşünülmektedir.
Türkiye'deki ambalajlı gıda firmalarının 2000 yılı sonrası sahada yer alan tanıtım araçlarına grafik tasarım açısından bakış
Ambalaj, ilk kullanıldığı dönemlerinde içindeki ürünü koruma görevini yerine getirmesinin dışında, insanlığın gelişimiyle beraber başka önemli bir görevi daha üstlenmiştir: İçindeki ürünün tanıtımını yapmak. İletişim kanalları, malzeme çeşitliliği ve baskı tekniklerinin gelişmesiyle bir süre sonra ambalajlar içindeki ürünün tanıtımlarını daha etkili yapmak için destek alma ihtiyacı duymaya başlamışlardır. Bu noktada ortaya satış sahasına özgü, Satın Alım Noktası (POP: Point of Purchase) Reklamı kavramı çıkmıştır. Bu çalışmada, ülkemiz özelinde 90'larda ivme kazanan, COVID-19 Pandemisi öncesine kadar zirvelerde olan bu basılı faaliyetler ile satın alım noktasına yönlendirme yapan dijital tanıtım faaliyetleri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Konuyla ilgili, pazarlama stratejileri, perakende ortamları, ambalaj dahil kullanılan POP tanıtım materyalleri ile iki bilinen firma: Ülker ve Coca-Cola ve onların ilgili ürünleri ekseninde ana ve alt başlıklar açılmıştır. Bu başlıklar altında ilgili materyallerin dönemlerine göre "Pazarlama Stratejisi" ve "Grafik Tasarım Analizi" kategorilerinde analizleri yapılmıştır. Tezde, Halen aktif olarak sektörde görev alan tasarımcılar, ajans başkanları ve teknik uzmanların görüş ve yorumlarına yer verilerek, konuya ilgi duyan tasarımcı, reklamcı ve pazarlamacılara kaynak oluşturulması ve bu yolla sektöre katkı sağlanması hedeflenmiştir.
Gıda ambalajında tasarım sorunları ve estetik değerlerin önemi
Günümüz dünya ekonomisinde neredeyse her sektörün değişmez bir unsuru olan ambalaj 5000 yıllık tarihsel gelişimi boyunca, başlangıçtaki ürünü muhafaza etme fonksiyonundan çok daha geniş kullanım amaçları üstlenmiş, birçok ürün imalatında neredeyse ürün kadar, bazen de üründen daha çok önem kazanmıştır. Bugüne geldiğimizde ambalaj; üretici için; depoda az yer kaplayan, hızlı ve kolay dolumu sağlayan, malı tüketiciye zarar görmeden ulaştırabilen ve ekonomik olan, pazarlamacı için; ürünün diğer ürünler arasında öne çıkmasını sağlayan, satışını artıran, ambalaj üreticisi penceresinden baktığımızda; mevcut kolay bulunabilen piyasa hammadde ve malzemelerine ve makina parkuruna uygun, kolay üretilebilen, dağıtıcı açısından bakarsak; malı en iyi şekilde koruyan, depolama ve nakliyeye uygun olan, ürünün satıcısı açısından; satışı kolaylaştıran, içindeki malı iyi koruyan ve teşhir eden, tüketici açısından bakarsak; ilgisini çeken, içindeki ürünle ilgili bilgi veren, kullanımı, taşıması, saklaması ve hatta yok edilmesi kolay olan önemli bir unsurdur. Bu kadar geniş bir fonksiyon alanı üstlenen ambalajın tasarımı da o derece önem kazanmaktadır. Tüm bu beklentiler göz önünde bulundurularak yapılan tasarımlar başarılı olurken, bu beklenti ve ihtiyaçlardan bir veya birkaçı tasarım aşamasında göz ardı edilirse bu durumda ürünün de ekonomik olarak başarısız olmasına sebep olacak sorunlar ortaya çıkması riski bulunmaktadır. Günümüzde her yıl binlerce yeni ürünün raflarda yerini aldığını ve ürün çeşitliliğinin arttığını düşünürsek bu noktada benzer nitelik ve fonksiyonellikteki ürünlerin tüketici nezdinde farklı algılanması için de ambalaj etkeni oldukça önem kazanmaktadır. Bu nedenle de ürünün piyasada tutuna bilmesi ürüne bağlı olduğu kadar, yukarıda sayılan beklenti ve ihtiyaçların tamamını karşılayacak bir ambalaj tasarımına da bağlıdır. Bu çalışmada ambalaj kavramı, çeşitleri ve ambalajın önemi incelenirken, özellikle yukarıda belirtilen çerçevede ambalajın üstlenmiş olduğu fonksiyonlar açısından başarılı bir ambalaj tasarımının nasıl olması gerektiği gıda sektörü özelinde detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde ambalaj tanımı, dünyada ve Türkiye'de tarihçesi, ambalaj tipleri ve ambalajın fonksiyonları ele alınırken ambalaj kavramına açıklık getirilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ambalajın kullanıldığı sektörler arasında "gıda sektörü" detaylı incelenmiş, gıda sektöründe kullanılan ambalaj çeşitlerine ve gıda ambalajında öne çıkan önemli bir unsur olan hijyene gıda yönetmelikleri çerçevesinde değinilmiştir. Son bölümde ise tasarım konusu kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Ürünün başarılı olması ürünü piyasaya süren her firmanın, iyi ve doğru tasarımı yapmak da her ambalaj tasarımcısının amacıdır. Bu çalışma ile bir ürünün yoğun rekabet şartlarında başarılı olabilmesi için ambalajın üstlendiği fonksiyonlar çerçevesinde ambalaj tasarımında nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıklığa kavuşturmaya çalışırken, hem ürün üreticisine hem de ambalaj tasarımcısına yol gösteren bir kaynak ortaya koymayı hedefledim. Çünkü büyük emek, özveri ve kısıtlı sermaye ve kaynak yapısı ile ortaya konulan ürünlerin başarısının bağlı olduğu en önemli unsurlardan biri olan ambalajın tasarımında yapılan hatalar ürünün başarısızlığı ile şirket karlılığını olumsuz etkilemekle birlikte bu aynı zamanda milli servet ve kaynak kaybı ve israfı olmaktadır. Dileğim ve amacım bu çalışma ile Türk sanayi ve tarım işletmeleri üreticileri ile ambalaj tasarımcılarına ambalajın anlam ve önemini ortaya koymak; özellikle gelişmekte olan ekonomilerde, kıt olan kaynaklarla meydana getirilen ürünlerin değer ve miktar kaybına uğramadan başarılı ürün geliştirme çalışmaları çerçevesinde en doğru ürünlerin tüketici yararına sunulmasını sağlamaktır.
Göstergebilimsel açıdan erkek kozmetik ürün ambalajlarının incelenmesi
Üretim teknikleri, tasarlanış yönetimi ve sonucunda elde edilen anlam açısından ambalaj; hem bir endüstriyel ürün hem de bireylerle bağ kurulan görsel iletişim aracı olarak bilinmektedir. Göstergebilimsel açıdan ele aldığımız erkek kozmetik ürün ambalajları, günümüzde giderek seçiciliğini arttırdığı bir sektör haline gelmiştir. O ürünle birlikte aynı zamanda ambalajına da sahip olan kişi, kendisini bulunduğu konumda veya olmak istediği yerde hissederek ürünün ambalajını da benimsemektedir. Bu sebepten hitap edilecek olan tüketicinin davranış biçimini bilmek, başarıya giden yolda altın anahtar niteliğindedir. Bu çalışmada, ambalajın tasarlanış sürecinde; göstergelerin bir iletişim dili olduğunu ve bu iletişim dilinin erkek kozmetik ürünlerinde ne biçimde dile getirilip tasarlandığı değerlendirilmiştir. Kişiler kendi karakteristik özelliklerine göre ürünü satın alır ve fayda sağlar. Sağlanan fayda ürünü tekrar almasına sebep olarak, sektörün zamanla tüketici odaklı bir yapıya bürünen pazarlama anlayışını benimsemesine sebep olmuştur. Raporda tüm detaylarıyla göstergebilimsel kavramlar incelenerek ambalajın tarihi, ambalajın temel fonksiyonları, ambalaj malzemeleri, grafik öğeleri, marka kimliği ve marka değerleri, pazarlama stratejileri ve ambalajın erkek kozmetik sektöründe ki önemi araştırılmıştır. Aynı zamanda proje bazında erkek parfüm seti (parfüm şişesi, tıraş sonrası balsam, deodorant) ve ambalajı tasarlanarak, incelenmiş olan ve elde edilen verilerin doğrulunu ispatlamak adına anket yöntemiyle tüketici analizleri değerlendirilmiştir. Raporda anket yöntemiyle çoğunlukla 18-39 yaş arası gelir düzeyi yüksek 81 erkek hedef kitle üzerinden değerlendirdiğimiz yeni tasarlanan ambalaj setinden elde edilen veriler doğrultusunda %82,72 ürünü hediye olarak ve ya kendileri için alabileceğini, %17,28 ise bu ürünü kullanmak istemeyeceklerini belirtmişledir. Araştırmada alınan verilerin, yapılan incelemeyi desteklediği görülerek sonlandırılmıştır.
Covıd-19 salgını sürecinin gıda ürünleri ambalaj tasarımına olan etkisi
Ambalaj, ürünü koruyabilmesi ve tüketiciye ulaştırabilmesinde önemli bir görevi üstlenmektedir. Özellikle insan yaşamını doğrudan etkileyebilecek gıda ürünlerinin fiziksel ve kimyasal etkilerinin yaşanmaması için doğru malzeme seçimiyle birlikte ürün bilgilerinin doğru ve net aktarılabildiği görsel tasarıma sahip olmasıyla tüketicinin sağlıklı ve güvenilir ürün satın almasını sağlamaktadır. Günümüzde insan sağlığını tehdit altına alan Covid-19 virüsünün 2019 yılında Çin'de ortaya çıkması ve tüm dünyaya yayılarak salgın haline gelmesi insan hayatında değişikliklere yol açmıştır. Bu değişim, tüketicilerin gıda ürünlerindeki satın alma davranışlarını ve ambalaj tasarımı özelliklerini de etkilemektedir. Türkiye'deki tüketicilerin satın alma davranışlarının incelendiği bu çalışmada, 158 kişinin katılım gösterdiği anket sonuçlarının analizine göre satın alma sürecinde, ürün tercihlerinden ve tüketim süresine kadar ambalaj tasarımında dikkat edilen fonksiyonlara sahip olan bir ambalaj tasarımı önerilmektedir.
Toplumda çiğ sütün tercih nedenleri ve ambalajlı sütlerle kalite ve sağlık riskleri açısıdan karşılaştırılması
Bu çalışma, Mayıs 2017- Mayıs 2018 tarihleri arasında İstanbul ilinde bulunan Çınar Koleji'nde çalışan temizlik görevlileri ve öğretmenler ile İstanbul Bakırköy ilçesi Florya semtinde ikamet eden ev hanımlarının tercih ettikleri süt tipinin belirlenmesi ve tercih nedenlerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada sütün bileşimi, sütün mikrobiyal florası, sütün işlenmesi, ısıl işlemin sütün kalitesine etkisi, sütün kalite kontrolü ve gıda mevzuatındaki yeri gibi başlıkların yanı sıra, çiğ süt riskleri ve potansiyel kontrol seçenekleri gibi konular açıklanmıştır. Bu açıklamaların amacı çiğ sütün ambalajlı sütlerle kalite ve sağlık riskleri açısından kıyasının sağlanabilmesidir. Çiğ sütün insan sağlığına olan etkileri bilimsel kaynaklardan yararlanılarak değerlendirilmiştir. Bireylerin genel bilgileri, beslenme alışkanlıkları, süt tüketim durumlarını, tercih edilen süt tipi ve tercih nedenlerini belirlemek için daha önce yapılmış bilimsel çalışmalardan yararlanılarak araştırmacı tarafından 15 soruluk bir anket düzenlenmiştir. Araştırma kapsamında 185 kişiye ulaşılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların (ortalama, standart sapma, sayı ve yüzde) yanı sıra değerlendirmelerde, Niceliksel verilerde normal dağılım gösteren parametrelerin karşılaştırmalarında Varyans analizi kullanıldı. İstatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 16.0 programı kullanıldı. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; katılımcıların %54 gibi büyük bir oranının çiğ süt tercih ettiği görülmüştür. Katılımcılar daha çok iyi yoğurt yapıldığı, daha sağlıklı olduğu, katkı maddesi içermediği ve taze olduğu gibi gerekçelerle çiğ süt tükettiklerini belirtmişlerdir. Bununla beraber katılımcıların %81'i 'Açık süt insan sağlığı açısından sağlıklı değildir.' görüşüne katılmadıklarını ifade etmiştir. Sonuç olarak; katılımcılarımızın çiğ süt tüketmeyen kısmının dahi sokak sütünün (açık süt, çiğ süt) tüketiminde herhangi bir risk olmadığını ve hatta tercih edilmesi gereken süt tipi olduğunu belirttiği görülmüştür. Dolayısıyla ambalajlı sütlerin besin değerinde dikkate değer kayıpların olmadığı ve çiğ süt tüketiminin risklerini konu alan bilinçlendirme çalışmalarının, her türlü mecra üzerinden yürütülmesi gerektiği düşünülmektedir.
1980'lerden günümüze video oyunları ambalajlarının grafik tasarım açısından incelenmesi
Grafik tasarım meslek alanı birçok sektörde kullanılmaktadır ama son yıllarda, özellikle video oyun üretimi alanında ihtiyaç duyulmaktadır. Oyun sektöründeki arz ile birlikte, ürünlerde iletişim aracı olarak grafik tasarım kullanımı artmıştır ve bu grafik tasarım için önemli bir uygulama ve disiplin alanına dönüşmüştür. Tasarlanan yeni oyun türleri, farklı grafik tasarım ürünlerinin geliştirilmesini sağlamıştır. Araştırma temelinde, 1980 ve 2020 yılları arasında her on yıl için video oyun örneklemleri seçilerek incelenmesi yapılmış ve yıllara göre oyun kültürünün dijitalleşmesiyle beraber ambalaj değişiminin önemi gösterilmiştir.
Yeşil ambalajlı ürünlerin satın alma niyetini etkileyen faktörler: Materyalizm ve fiyat hassasiyetinin düzenleyici rolü
Bu çalışmanın amacı, Planlı Davranış Teorisi ve Değer-İnanç-Norm Kuramı ışığında, özgecilik, çevresel bilgi ve tutum değişkenlerinin yeşil ambalajlı ürünlerin satın alma niyeti üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Buna ek olarak; çalışmada tutum ve davranışsal niyet arasındaki boşluk, materyalizm ve fiyat hassasiyeti üzerinden açıklanmaya çalışılmış ve bu kavramların düzenleyicilik rolü incelenmiştir. Çalışmada tanımlayıcı araştırma yöntemi kullanılmış olup birincil verilerden faydalanılmıştır. Çalışmada kullanılan veri, 18 yaş ve üzeri 401 bireysel tüketiciden çevrimiçi anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma hipotezlerinin test edilmesi için Yapısal Eşitlik Modellemesi ve Process Bootstrap yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, özgecilik değerinin tüketicilerin yeşil ambalajlı ürünlere yönelik tutumu üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca, yeşil ambalajlı ürünlere yönelik tutumun, yeşil ambalajlı ürünlere yönelik satın alma niyeti üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Ancak çevresel bilginin tüketicilerin yeşil ambalajlı ürünlere yönelik tutumları üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra; fiyat hassasiyetinin yeşil ambalajlı ürünlere yönelik tutum ve sayın alma niyeti arasındaki ilişkide düzenleyici etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın; materyalizmin ise yeşil ambalajlı ürünlere yönelik tutum ve satın alma niyeti arasındaki ilişkide düzenleyici rolünün bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Tüm bu sonuçlardan hareketle, çalışmanın katkıları ve yöneticiler için birtakım öneriler sunulmuş ve çalışmanın kısıtları ile gelecek çalışmalar için önerilerden bahsedilerek çalışma sonlandırılmıştır.
Tipik ambalaj tasarımı ve tasarım farkındalık düzeyinin satın alma niyeti ve kalite algısına etkisi
Bu çalışmanın amacı, kolayda mallarda ambalaj tasarımlarımı elemanlarından renk ve şekil uyaranlarının tipik olup olmamasının tüketici satın alma niyeti ve kalite algısı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu çalışmanın diğer bir amacı ise, tüketicilerin tasarım farkındalık düzeylerinin kolayda mallardaki tipik ve tipik olmayan ambalaj tercihiyle ilişkisini araştırmaktır. Bu çalışmada, kontrol gruplu son test tasarımlı kısmi deneysel bir araştırma yapılmıştır. Kolayda mal ambalajı olarak Türk kahvesi ambalajı tercih edilmiştir. Çalışma, benzer demografik özelliklere sahip 180 kişi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ambalajın renk ve şekil elemanları manipüle edilmiş ve elde edilen üç farklı ambalaj tasarımı, kontrol grubu ve iki deney grubu olmak üzere üç farklı grup üzerinde test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, ambalaj unsurlarından tipik olmayan renk ve şekil faktörlerinin tüketici satın alma niyeti üzerinde bir farklılık oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Tipik olmayan bu unsurların, tüketicilerin kalite algılarında bir farklılık yarattığı da elde edilen sonuçlar arasındadır. Bu durum bize, tipik tasarımda olmayan ambalajların tüketiciler tarafından daha kalite algılansalar dahi bu algının tüketicilerin satın alma davranışı değiştirme riskini alacak kadar güçlü olmadığı yönündedir. Ambalaj tasarımdaki renk faktörünün mü yoksa şekil faktörünün mü tüketicinin satın alma davranışlarını ve kalite algılarını daha olumlu yönde etki edeceğine dair anlamlı bir sonuç elde edilememiştir.
Sürdürülebilir tasarımda ambalaj çözümlemeleri ve bir uygulama
Çalışmanın birinci bölümünde Sürdürülebilirlik kavramının tanımı, tarihçesi, kavramın hangi ihtiyaçtan dolayı ortaya çıktığı, uluslararası boyutu, incelendiği ve uygulandığı alanları, küresel açıdan önemi incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde sürdürülebilirlik kavramının tasarım boyutunu ele alıp tanımı, uygulandığı tasarım disiplinleri, malzeme seçimi, dönüştürülebilirlik boyutu, bu alanda yapılmış psikolojik ve sosyolojik çalışmaları ve geri dönüşüm kavramı üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türkiye ve dünyadan örnekler incelenerek teknikleri, kullanım alanları, değişen zaman ve ihtiyaçlara bakılarak tasarımlarının nasıl şekillendiğine değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde sürdürülebilirlik çerçevesinde ambalaj tasarımı, kullanılan malzemeler ve tasarım süreci hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde ise bu bilgiler ışığında sürdürülebilirlik kavramına uygun ve özgün olarak tasarlanmış ambalaj tasarımı uygulaması yapılmıştır. Uygulama çalışmasında bir marka oluşturup kurumsal kimlik ve ambalaj tasarımı oluşturmak amaçlanmış, literatür taraması sonucunda da geri dönüştürülmüş Polietilen çeşidi plastik kullanılarak şampuan ve duş jeli ambalajı yapılmaya karar verilmiştir. Çalışmanın amacı, sürdürülebilirlik hakkında toplumu bilgilendirmek ve konuya uygun ambalaj örneklerine yer vererek farkındalık sağlamak, tüketici, üretici ve tasarımcıların bu konudaki bilincini arttırmaktır.
Yemen ve Türkiye örneğinde kültürel faktörlerin ambalaj tasarımına etkileri
Ambalaj, bir ürünün müşteriye ulaştırılması bağlamında müşterinin doğrudan doğruya karşı karşıya kaldığı; ürünün satın alınmasını sağlayan önemli bir nesnedir. Her bir ambalaj, ürünü üreten firmanın kurumsal kültürüne ilişkin göstergeler barındırmakla birlikte, firmanın ait olduğu sosyal ve kültürel değerleri de taşıyabilmektedir. Ambalaj dendiğinde ise ilk akla gelen tasarım ve estetiktir. Tasarım ise pek çok değerin bir göstergesi olabilir. Yerelde uygulanan ambalaj, ürünün satıldığı pazarın sosyokültürel özelliklerini ne kadar fazla taşır ve bu özelliklere ne kadar fazla uyum sağlarsa o oranda tüketiciler tarafından kabul görecektir. Bu çerçevede çalışmanın amacı iki ayrı ülke örneği üzerinden her bir ülkenin kendisine has olan benzer ürünlerinin ambalaj tasarımlarının incelenmesiyle, söz konusu ambalaj tasarımlarındaki sosyal ve kültürel etkileri belirlemektir. Bu doğrultuda ise iki ülke arasındaki benzer ürünlere ait ambalaj farklılıklarını ortaya çıkarmak temel amaçtır. Çalışma, özellikle Türkiye ve Yemen'de tüketilen klasik usul ile pişirilen (Türkiye'de Türk Kahvesi olarak bilinen) ambalajlı kahve markaları örneği üzerinde gerçekleştirilecektir. Çalışmada yapılacak analizlerde göstergebilimsel çözümleme yöntemi kullanılacaktır. Anahtar kelimeler: ambalaj, ambalaj tasarımı, türk kahvesi, yemen kahvesi, kültür, grafik tasarım.
Sigara paketleri üzerinde yer alan yazılı ve görsel uyarı işaretlerinin kişiler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Sigara paketleri üzerinde yer alan görsel ve yazılı (birleşik) uyarı işaretlerinin kişiler üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Yöntem: Araştırmanın verileri 2014-2016 yılları arasında İzmir'de yer alan ve rasgele seçilen, sigara kullanımı bulunan, 200 (118 kadın ve 82 erkek) gönüllü katılımcılardan alınmıştır. Katılımcılar 18-83 yaş aralığındadır. Uygulanan ankette ilk 16 soru, yazılı uyarı işaretlerinden "sigara" sözcüğünün çıkarılmasıyla ön testi oluşturmaktadır. Ön testin sonunda sosyo demografik (yaş, cinsiyet, eğitim, sigara kullanım sıklığı/miktarı vb.) bilgileri içeren 9 soru yer almaktadır. Son testte ise yazılı ve görsel uyarı işaretlerinin birlikte kullanıldığı 14 soru, her sigara paketinde bulunan, 2 adet yazılı uyarı ve son olarak da görsel ve yazılı uyarı işaretlerinin etkililiğinin değerlendirilmesine yönelik bir soru bulunmaktadır. Katılımcıların ankette korku öğesini sosyal (korkutucu, dehşet verici ve rahatsızlık) ve fiziksel (sinirlilik, mide bulantısı ve gerginlik) olmak üzere ikiye ayrılarak likert tipi(1-hiç katılmıyorum -- 7 çok fazla katılıyorum) değerlendirmeleri istenmiştir. Bulgular: Oluşturulan anket sorularının, araştırmanın amacını destekler nitelikte olup olmadığını gözlemlemek için iç tutarlılık güvenirlik analizi uygulanmıştır. Ön-testeki 16 likert tipi sorunun cronbach alfa değeri 0,980, son-testte yer alan 16 likert tipi sorunun cronbach alfa değeri 0,984 olarak güvenilir bir korelasyon dağılımı sağladığı görülmüştür. Çalışmada sosyal korku ve fiziksel korkunun ön test ile son test değerlendirmesinde anlamlı farklılaşmalar görülmektedir. Katılımcıların sigara kullanımı konusunda paketlerin üzerinde yer alan hem yazılı hem de görsel uyaranları (birleşik) korkutucu bulmadıkları fakat sigara kelimesi çıkarılarak verilen sigara paketleri üzerinde yazılı olan uyaranları daha korkutucu buldukları görülmüştür. Sigara kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşayan kişilerde birleşik uyaranların yarattığı sosyal korku düzeylerinde sigara kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşamayanlarla anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Öte yandan sigaraya bağlı sağlık sorunu yaşayan bireylerde birleşik uyaranların yarattığı fiziksel korku düzeylerinde anlamlı bir artış görülmüş, hasta olmanın sigara kullanırken fiziksel olarak korkmayı etkileyen bir faktör olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Bu çalışma sonucunda sigaraya bağlı sağlık sorunu yaşayan bireylerde birleşik uyaranların fiziksel korku düzeylerinde artışa sebep olduğuna dair elde edilen sonuç göz önünde bulundurulduğunda sigara paketleri üzerindeki görsel uyarı işaretlerinin fiziksel korkuyu arttırıcı yönde görsellerle değiştirilerek revize edilmesi sağlanabilir. Anahtar kelimeler: Korku; Korku öğesi; birleşik uyarı etiketleri; sigara paketleri
Kurutulmuş organik meyvelerde farklı ambalajların raf ömrü süresince kaliteye etkileri
Çalışma, farklı ambalajlarla paketlenen organik kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısının meyvelerinin raf ömrü süresince kalite değişimlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Organik olarak üretilen kuru incir (cv. Sarılop) meyveleri natürel olarak doypack, vakum tray, quadro ve PE torbaya, lerida ve protoben tipi işlenmiş organik kuru incirler kraft box ve vakum tray ambalajlarına yerleştirilmiştir. Potasyum karbonat çözeltisine bandırılarak ve bandırılmadan güneşte kurutulan organik kuru üzümler (cv. Sultani Çekirdeksiz) kraft box, doypack, quadro, lunch box ve pillow pack ambalajlarına, organik kuru kuru kayısı (cv. Hacıhaliloğlu) meyveleri kraft box, doypack, vakum tray, quadro ve PE torba ambalajlarına yerleştirilmiştir. Kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı ambalajları 20±1ºC'de %50-65 oransal nemde sırasıyla 6 ay, 9 ay ve 6 ay süreyle muhafaza edilmiştir. Ambalaj çeşidi kuru meyvelerin nem miktarını etkileyerek suda çözünür kuru madde miktarı, su aktivitesi ve kuru incirin sertliğinde artış veya azalışlara neden olduğu saptanmıştır. Meyvelerdeki nem miktarı, kuru incir ve kuru kayısı meyvelerinde doypack, kuru üzümde quadro ambalajında en yüksek, kuru incirde PE torba, işlenmiş kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısıda ise kraft box ambalajında en düşük bulunmuştur. Şekerlenme indeksi natürel kuru incirlerde quadro ambalajında, işlenmiş kuru incirlerde ise vakum tray ambalajında en yüksek bulunmuştur. Genel olarak ambalajların organik kuru meyvelerin rengine ve incelenen diğer kalite parametrelere etkileri sınırlı olmuştur. Organik kuru incir 6 ay, organik kuru üzüm 9 ay ve organik kuru kayısı 6 ay süreyle raf ömrünü koruduğu saptanmıştır. Sonuçlar, doypack ambalajın organik kuru incir ve kuru kayısıda, quadro ambalajın ise kuru üzümde önerilebileceği, PE torba ve kraft box ambalajlarında bazı kalite parametreleri ile ilgili sorunlar yaşanabileceğini göstermiştir.
Sosyal pazarlama çerçevesinde kamu spotları ve ürün ambalajları üzerindeki görsel mesajlara yönelik tutumların incelenmesi: Tütün mamulleri örneği
Çeşitli kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sayıları giderek artan kamu spotları hayatımızda büyük yer edinmeye başlamıştır. Yayınlanan kamu spotları arasında en çok ilgiyle izlenilenlerinin sağlığa yönelik kamu spotları olduğu araştırmalar sonucunda görülmüştür. İlk bölümde, pazarlama kavramı, pazarlama anlayışındaki değişiklikler, sosyal pazarlamaya yönelik kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde, dünyada ve Türkiye'de tütünün tarihçesi, yetiştirilen tütün çeşitleri, dünyada ve Türkiye'de tütünün ihracat ve ithalatına yönelik politikalar ve tütün firmaları ele alınmıştır. Son bölümde ise araştırma metodolojisi, evren ve örneklem ve araştırma analizlerine yönelik tablolara yer verilmiştir. Araştırmada, anket sonuçları dikkate alınarak, her yaş kitlesinden katılımcıların tütün kullanıp kullanmama durumuna bakılmaksızın tütün ve tütün mamulleri tüketimine yönelik kamu spotlarına yayınlanan kamu spotlarına ve sigara paketlerinin üzerindeki yazılı ve görsel mesajlara karşı tutumları incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre yayınlanan kamu spotlarına cinsiyet açısından yaklaşıldığında bayanların kamu spotlarını erkeklerden daha fazla ilgiyle izledikleri sonucuna varılmıştır. Tütün ve tütün mamullerinin azaltılması ve engellenmesi yönünde bayanların daha olumlu düşündükleri fakat erkeklerle aralarında çok önemli bir farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda, sigara tüketiminin zararları ile ilgili izlenilen kamu spotlarının yaş gruplarına göre farklılık gösterdiği 46 yaş ve üzerindeki kişilerin ütün ve tütün mamullerinin bırakılması konusunda etkili olacağını, 25 yaş ve altındaki kişilerin ise etkili olmayacağı görüşünü savundukları sonucuna varılmıştır. Yayınlanan kamu spotlarına gösterilen tüketici davranışının tütün ve tütün mamulleri tüketme durumuna göre farklılık gösterdiği, tüketenler açısından çok fazla etkili olmadığı, tüketmeyenler açısından daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır.
Kalıp içi etiketleme (IML) teknolojisi ve gıda ambalajlarında kullanımı
Ambalaj her yönüyle geçmişten günümüze insanın yaşamı ile bağını bizlere sunmaktadır. İnsanlar avcılık ve toprağı verimli kullanma gelişimi içerisinde elde ettiği fazla ürünleri depolama ya da saklama gereksiniminde bulunmuştur. Bu durum beraberinde ambalaj kavramını gündeme getirmiştir. Etrafımızda gördüğümüz her ürün bizlere sahip olduğu ambalaj içerisinde sunulmaktadır. Ambalaj; ürünlerin üretimden tüketiciye ulaşma aşamasında içinde bulunan malzemeyi dış etkenlere karşı koruyan, zarar görmesini engelleyen ve muhafaza eden malzemelere verilen genel bir isimdir. Teknolojinin hızla ilerlemesi, her alanda olduğu gibi ambalaj sektöründe de yeni gelişmeler meydana getirmektedir. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; araştırmanın amacı ve önemi, problem durumu, sayıltılar ve sınırlılıklar, yöntem, evren ve örneklem, veri toplama araçları ve verilerin toplanması, ikinci bölümde; ambalaj başlığı altında ambalaj gelişimi ve ambalajın tarihsel süreci, ambalaj tipleri, ambalajın fonksiyonları ve ambalaj malzemeleri, ambalaj baskı teknikleri ve ambalajda etiket kullanımı, üçüncü bölümde; kalıp içi etiketleme, kalıp içi etiketleme yöntemleri, IML etiket tasarımı, etiketleme üretim aşamaları, IML uygulamaları ve IML avantajları, dördüncü bölümde ise; ambalaj tasarım değerlendirmeleri yapılmıştır. Bu çalışmada varılan nokta kalıp içi etiketleme teknolojisi tasarım ve uygulama, üretim çalışmalarının nasıl gerçekleştiği, süreçlerinin nasıl ilerlediği ortaya konulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ambalaj, etiket, kalıp içi etiketleme, baskı, ürün, in-mold.
Görsel iletişim açısından ambalaj tasarımının incelenmesi
Biyoaktif bileşikler yüklenmiş aktif ve akıllı nanokompozit filmlerin geliştirilmesi, karakterizasyonu ve gıda uygulamaları
Amaç: Bu tez çalışmasında kestane, sedir ve sığla kabuk atıklarının fonksiyonel özelliklerinin değerlendirildiği zein nanopartikülleri ile zenginleştirilmiş aktif ve akıllı biyonanokompozit filmlerin geliştirilmesi ve yenilikçi gıda ambalajlarının gıda uygulamalarında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışma, kabuk ekstraktlarının enkapsüle edildiği zein nanopartiküllerinin eldesi için en uygun yöntem ve koşulların belirlenmesi (I), nanokompozit filmlerin geliştirilmesinde kullanılacak en uygun karbonhidrat ve protein materyallerinin belirlenmesi (II), zein nanopartiküllerini içeren aktif nanokompozit filmlerin karakterizasyonu ve optimizasyonu (III), geliştirilen optimum aktif nanokompozit filmlere akıllı özellik kazandırılması (IV) ve en iyi özelliklere sahip film formülasyonları ile paketleme ve yüzey kaplama olmak üzere iki farklı yöntemle model gıda uygulamalarının incelenmesi (V) olmak üzere beş aşamada gerçekleştirilmiştir. Biyoaktif özellikleri baz alınarak optimum koşullarda elde edilmiş olan kestane, sedir ve sığla kabuk ekstraktlarının enkapsüle edildiği zein nanopartikülleri yüksek hızda homojenizasyon, ultrasonik homojenizasyon ve nanoçöktürme yöntemleri kullanılarak farklı karışım ve proses koşullarında üretilmiştir. Zein nanopartiküllerinin partikül boyutu, geçirgenlik, polidispersite indeksi, zeta potansiyeli değerleri ve enkapsülasyon etkinliği analiz edilmiş ve optimum nanopartikül üretim koşulları belirlenmiştir. En uygun yöntem ve koşullarda elde edilen zein nanopartikülleri, karbonhidrat ve protein bazlı film materyallerine dahil edilerek, aktif nanokompozit filmler üretilmiştir. Kompozit film formülasyonunun belirlenmesi amacıyla karbonhidrat bazlı biyopolimerlerden sodyum aljinat, pektin, karboksimetil selüloz, protein bazlı ise jelatin, yumurta albumini ve sodyum kazeinat ile elde edilen filmlerin özelllikleri belirlenerek en uygun karbonhidrat ve protein tipi seçilmiştir. Aktif nanokompozit filmlerin mekanik özellikleri, su buharı geçirgenliği ve opaklık değerleri baz alınarak optimum karbonhidrat/protein oranı, zein nanopartikül oranı ve gliserol konsantrasyonuna sahip nanokompozit film formülasyonu belirlenmiştir. Ayrıca biyonanokompozit filmlerin termal özellikleri, renk değerleri, nem miktarı, suda çözünürlüğü, antioksidan kapasitesi, toplam fenolik madde miktarı, antimikrobiyal özellikleri ve optimum film örneklerinde uçucu bileşikler ve oksijen geçirgenliği analiz edilmiştir. Optimum aktif nanokompozit filmlere gıda ile teması uygun indikatörler (antosiyanin ve kurkumin) eklenerek akıllı özellikleri test edilmiştir. Geliştirilen aktif ve akıllı nanokompozit filmlerin et, süt ve meyve-sebze grubundan seçilen taze gıdalarda paketleme ve kaplama uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Depolama süresince gıdaların pH değerleri, renk değerleri, tekstür özellikleri, toplam fenolik madde içerikleri ve mikrobiyolojik kalite değişimleri ile indikatörün kalite özellikleriyle uyumluluğu incelenmiştir. Bulgular: Nanoçöktürme, yüksek hızlı homojenizasyon ve ultrasonik homojenizasyon yöntemleri kullanılarak elde edilen kestane, sedir ve sığla ekstraktları yüklenmiş zein nanopartiküllerinin enkapsülasyon etkinliği %34,03 ile %96,83 aralığında değişim göstermiştir. En düşük partikül boyutu, nanoçöktürme yöntemi ile elde edilen sığla kabuğu ekstraktı yüklü zein nanopartikülleri için 132,81 nm olarak tespit edilmiştir. Kestane ve sedir kabuğu ekstraktı yüklü nanopartiküllerin üretimi için nanoçöktürme yöntemi daha uygun olurken, sığla kabuğu ekstraktı yüklü nanopartiküllerin üretimi için yüksek hızlı homojenizasyon yöntemi uygun bulunmuştur. Aktif nanopartiküllerin seçilen kompozit filmlere ilave edilmesi sonucu elde edilen aktif nanokompozit filmlerde minimum su buharı geçirgenliği, hedef uzama yüzdesi ve maksimum opaklık baz alınarak optimum üretim koşullarında her üç ekstrakt için de karbonhidrat:protein oranı 25:75 olup gliserol ve zein nanopartikül oranı farklılık göstermiştir. Kestane, sedir ve sığla ekstraktı bazlı nanokompozit filmlerin toplam fenolik madde değerleri sırasıyla 7,56-37,55, 3,56-24,27 ve 2,82-24,08 mg gallik asit/100 g kuru ağırlık aralığında bulgulanmıştır. Her üç ekstrakt için de geliştirilen aktif nanokompozit filmler Escherichia coli, Listeria monocytogenes ve Staphylococcus aureus mikroorganizmalarına karşı antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Zein nanopartikül oranının artması sonucu nanokompozit filmlerin camsı geçiş sıcaklığının (Tg) azaldığı tespit edilmiştir. Filmler arasından seçilen kestane ekstraktı yüklü zein nanopartiküllerini (%5,78) içeren aktif ve akıllı nanokompozit filmler düşük su buharı geçirgenliği, düşük nem içeriği, düşük suda çözünürlük değeri, yüksek toplam fenolik madde içeriği, yüksek antioksidan kapasite değeri, uygun opaklık ve renk değerleri ile en iyi film özelliklerine sahip olmuştur. Aktif ve akıllı nanokompozit paketleme ve kaplama uygulanan kaşar peynirlerinde kontrol ve kaplama uygulaması yapılan gruplar bozulmadan 21 gün muhafaza edilebilirken (Toplam aerobik mezofilik bakteri >6 log kob/g), paketleme yapılan örnekler 35 gün sonunda aynı ölçüde kalite kayıplarına uğramıştır. Mandalinalarda yapılan nanokompozit paketleme ve kaplama uygulamalarında her iki uygulamada pH, tekstürel özellikler ve toplam fenolik madde miktarının korunmasına destek olurken, kaplama uygulaması özellikle mikrobiyolojik bozulmaların sınırlandırılmasına büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Salatalık ile yapılan nanokompozit paketleme ve kaplama uygulamalarında ise kontrol grubuna kıyasla belirgin farklılıklar gözlemlenmemiş, raf ömrünün 12-14 gün olduğu tespit edilmiştir. Tavuk etinde gerçekleştirilen nanokompozit film ile paketleme uygulaması örneklerde mikrobiyal yükün daha yavaş artış göstermesini sağlamıştır. Sonuç: Tez çalışmasında kestane, sedir ve sığla kabuk atıklarının fonksiyonel özelliklerinden yararlanılarak değerlendirilmesi ve gıda ambalajlamada katma değerli ürünlere dönüştürülmesi sağlanmıştır. Fenolik bileşiklerce zengin kabuk ekstraktlarının zein nanopartiküllerine yüklenmesi ve bu formda özelliklerini koruyarak nanokompozit filmlerde aktif özellik sağlaması için gereken en uygun koşullar elde edilmiştir. Ayrıca, aktif nanokompozit filmlere doğal renk indikatörleri aracılığı ile akıllı özellik kazandırılmıştır. Basit ve düşük maliyetli bu yöntem ile gıdaların depolanması süresince belirgin pH değerlerinde filmlerde ölçülebilir renk farkı belirlenmiştir. Kaşar peynirlerinde ve tavuk etinde aktif ve akıllı nanokompozit ambalaj ile paketleme, mandalinalarda aktif ve akıllı nanokompozit kaplama uygulamalarının gıdanın kalitesinin korunması ve mikrobiyal gelişmenin yavaşlatılması için etkin uygulamalar olduğu sonucuna varılmıştır. Salatalık gibi solunum hızı yüksek olan gıdalarda ise uygulamaların istenilen düzeyde etkili olmadığı görülmüştür. Geliştirilen aktif ve akıllı nanokompozit ambalaj veya kaplama uygulamasının sert peynirlerde paket olarak, solunum hızı düşük olan taze meyve ve sebzelerde kaplama olarak uygulanmasının etkili olacağı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kabuk ekstraktları, Nanopartikül, Biyonanokompozit paketleme, Aktif ambalajlama, Akıllı ambalajlama.
Ticari potansiyeli olan monofloral balların paketleme ve depolama koşullarının kalite kriterlerine etkisi ve optimizasyonu
Bu tez çalışmasında, ülkemizde yaygın olarak üretilen ve ticari potansiyeli olan monofloral balların (Kestane, Ayçiçek, Geven ve Narenciye balı) endüstriyel paketlenmesi sürecinde maruz kaldığı işlemler (süzme ve ısıl işlemler) balın kalitesine ve biyolojik aktivitesine etkisi araştırıldı. Buna ilaveten söz konusu balların depolama ve rafta maruz kaldığı diğer faktörlerin ( ısı ve ışık gibi) de zamana bağlı olarak kaliteleri üzerine etkileri araştırıldı. Tez çalışmasına konu olan kestane, geven, narenciye ve ayçiçeği balları ülkemizde üretim potansiyeli yüksek olan istasyonlarda TAGEM-17/AR-GE-13 nolu proje kapsamında, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) himayesinde gerçekleştirilmiştir. Proje kapsamında temin edilen balların çeşitli koşullardaki raf ömürleri ve paketleme sürecinde yapılan işlemlerin raf ömrüne etkisini belirlemek amacıyla her bir numunenin bir yarısı sadece süzme işlemine maruz bırakılırken, diğer yarısı 45oC geçmeyecek koşullarda ısıl işlem uygulanarak süzüldü., Her iki işlemle paketlenen ballar kendi içinde iki kısma ayrılarak saydam cam kavanozlarda bir kısmı doğal haliyle depolama ve raf koşullarına maruz bırakıldı, diğer kısım ise paketleme sırasında uygulanan sıcaklık (<45oC) ve süreye maruz bırakıldıktan sonra depolama koşullarında saklandı. Isıl işlem yapılmış ve yapılmamış olan her bir monofloral bal, oda sıcaklığında (<25oC) ışık gören ve karanlıkta olacak şekilde iki farklı koşulda saklanmıştır. Bal numuneleri depolandığı koşullarda 6 aylık periyotlar halinde olarak fizikokimyasal özellikleri ( pH, Asitlik), Hidroksimetilfurfural (HMF), prolin miktarı, diastaz sayısı, vitamin, antioksidan aktiviteleri ve antimikrobiyal aktiviteleri belirlendi. Yapılan çalışmalar sonunda ayçiçek, geven, kestane ve narenciye ballarının ısı ve ışık görmeden depolanan örneklerinde antimikrobiyal, antioksidan ve fizikokimyasal özelliklerini daha uzun süre koruduğu, ısı ve ışık etkisiyle ballarda besin ve apiterapide kullanılabilme potansiyelinin azaldığı tespit edildi. Analizler sonucunda balların antimikrobiyal etkileri dikkate alındığında raf ömürlerinin maximum 1 yıl; HMF, pH, asitlik ve antioksidan aktivitesi bakımından 18 ay olacağı tespit edildi. Prolin ve diastaz değerlerine göre ayçiçek balında raf ömrünün maksimum 1 yıl; kestane ballarında 18 ay; geven ve narenciye ballarında ise 2 yıla kadar gidebildiği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Monofloral Bal, Balın Raf Ömrü, Paketleme Koşulları, Kalite Etkisi, Antimikrobiyal, Antioksidan, Vitamin