Sosyal inşaa

82 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir gelecek inşası olarak egemenlik ve küreselleşme

Tezin ilk bölümünde egemenlik kavramının genel çerçevesi ele alınmakta, egemenliğin tanımı, güç-iktidar gibi bazı kavramlarla olan ilişkisi ve sınıflandırılması incelenmektedir. İkinci bölümde egemenliğin doğuşu ve gelişimi çerçevesinde mutlak egemenlikten sınırlı egemenliğe geçiş ve halk-ulus egemenliklerinin tarihsel arka planı incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise küreselleşen dünyada egemenliğin nasıl bir hal aldığı, egemenliğin bölünmezlik ile devredilemezlik ilkelerinin küresel süreçteki aşınmaları incelenmektedir. Tüm bu incelemeler yapılırken çalışmanın ana eksenini; egemenliğin bir hakikat olmadığı, modern devlet anlayışı kapsamında tanrısız bir sistem tanımlayabilmek için zorunlu olarak ihtiyaç duyulan, bir anlamda tanrısız teolojinin tanrısal karşılığını oluşturmak için tasarlanan bir söylem olduğu düşüncesi oluşturmaktadır.

DemokrasiEgemenlikKüreselleşme+5
Muhammet Metin Adıgüzel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde şehitlik ve gazilik (1826-1918)

Bu çalışmada öncelikle şehitlik ve gazilik kavramlarının Osmanlı Devleti'ndeki tarihsel değişimi ve dönüşümüne değinilmekte daha sonra bu iki kavram çerçevesinde arşiv belgelerinden yararlanılarak Osmanlı Devleti'nin sosyal devlet olma çabalarına vurgu yapılmakta ve son olarak da Müslümanlar için büyük bir önem taşıyan bu kavramların devletin son dönemlerinde propaganda amacıyla kullanılmasına yoğunlaşılmaktadır. Ülkemizde kavram tarihi açısından pek çalışma bulunmaması bu çalışmayı yaparken belirli zorluklarla karşılaşmamıza neden olmuştur. Çalışma şehitlik ve gazilik kavramları özelinden, kelimelerin zaman içerisinde yaşanan tarihsel olaylar neticesinde anlam değişikliğe uğrayabileceğini veya var olan anlamının yanına yeni anlamlar da yüklenebileceğini göstermeyi hedeflemektir. Özellikle toplum üzerinde yoğun etkiye sahip kavramların aktif kullanımlarında zaman içerisinde değişiklik olmuştur. Şehitlik ve gazilik kavramları da bazı toplumlarda etkisi olan kitleleri aynı anda harekete geçirebilecek kelimeler arasındadır. Özellikle Fransız Devriminden sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımıyla, artık ulus-devlet olmuş devletler milliyetçi bir anlayışla hareket ederken zorunlu olarak askere aldığı vatandaşları bu kavramlarla etkilemeyi hedeflemektedir. Böylece dini anlamlarla anılan kavramlar artık milliyetçide olmuştur. Savaşla ilişkili olan bu kavramlların hemen hemen her devirde aktif bir biçimde kullanıldığı görülmektedir. Toplumu derin bir şekilde etkileyen iki kavram hakkında daha önce böyle bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmanın amacı literatürdeki bu eksikliği birazda olsa gidermeye çalışmaktır.

AskerlikGazi yakınlarıGaziler+7
Seren Çelebi
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ilişkilerde ulus inşası kavramı bağlamında Irak örneği

Ulus inşası kavramının Irak'taki örneğini inceleyerek teori ile gerçeklik arasındaki farkı ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma, ülkede 2003 yılındaki Amerikan işgali sonrasında ekonomik, toplumsal ve siyasi alanlardaki gelişmeler kapsamında meydana gelen çalışma ve gelişmeleri incelemektedir. Ulus inşası sürecinin güvenlik, yeniden yapılanma, kimlik oluşturma ve kalkınmadan oluşan dört önemli unsuru bulunmaktadır. Uluslararası İlişkiler disiplini içerisindeki ulus inşası algısı ile gerçek hayattaki uygulamanın farklılıkları ve eksikliklerinin tespiti konusunda Irak örneği seçilerek değerlendirme yapılmıştır. Çalışma tarihsel olarak desteklenmesi amacıyla 1919 dönemine kadar geri götürülüp, inşa sonrasında günümüze kadar olan bir zaman dilimini kapsayarak ülkedeki değişikliklerin iyi anlaşılması konusunda önem taşımaktadır. ABD işgali sonrasında Irak'ta güvenlik olgusunun yeterince dikkate alınmadığı ve tam olarak güvenli bir ortam oluşturulmadan yapılanma faaliyetlerine başlandığı görülmüştür. Diğer yandan ülkedeki etnik ve mezhepsel farklılığı derinleştirecek politikalar izlenmesi, halkın ve tercihlerinin yeterince göz önünde bulundurulmadan bir takım çalışmalarda bulunulması ve alt yapı sorunlarının devam etmesi kimlik oluşturma ve kalkınma konularındaki eksikliği ortaya koymaktadır. Bu durum sürecin disiplin içerisinde anlaşıldığı şekilde işlemediğini ve olması gerektiği şekilde sonuçlanmadığını göstermektedir.

Devlet inşaasıIrakSosyal inşaa+2
Şeyma Kızılay
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

1914-1924 yılları arasında Hakkâri'deki Nasturi olaylarının sosyo-politik analizi

Nasturiler üzerinde literatürde çok sayıda çalışma yapılmıştır fakat bu çalışmaların ço-ğunluğunda Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Hakkâri'de meydana gelen olaylar yabancı devlet görevlileri ve yazarlar tarafından sadece Nasturiler ön plana alınarak yazılmıştır. Bu çalışmasının temel amacı, söz konusu çalışmalarda eksik bırakılan ve Nasturilerin yanında Kürtlerin de gözünden anılan olayları karşılaştırıp sosyo-politik olarak incelemektir. Çalışmadaki veriler literatür, Osmanlı Devleti arşiv belgeleri ve saha araştırması ile top-lanmıştır. Söz konusu verilerden elde edilen bulgular, konstrüktivizm ve naratif teorinin ilkeleri doğrultusunda tartışılıp analiz edilmiştir. Çalışmada tarih boyunca Hakkâri'de yaşayan Nasturi ve Kürt ilişkilerinin komşuluk ve dostluğa dayandığı tespit edilmiştir. XIX. yüzyılda bölgede faaliyet yürüten misyonerlerin etkisi ile söz konusu ilişkiler bozulmuş ve daha sonra Birinci Dünya Savaşı ile iki halk arasında çatışmalar başlamıştır. Söz konusu ilişkilerin bozulmasının arkasında dinî ve etnik yapıların etkili olduğu bulgularına rastlanmıştır. Sonuç olarak, Birinci Dünya Savaşı'nda Hakkâri'de meydana gelen olaylar siyasal ve sosyal yönleri ile ön plana çıkmıştır. Bu anlamda çalışmada kimlik, etnik yapı, milliyetçilik, fikir ve anlam gibi kavramlar çalışmanın teorileri ile harmanlandırılarak konuya farklı bir bakış açısı kazandırılmıştır.

AnlatıGöçlerHakkari+6
Engin Korkmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antep kadınının kamusal alan deneyimi ve gündelik hayatını inşa etme biçimleri

Elinizdeki çalışma Antep kadınının gündelik hayatını kurgusal düzlemde nasıl gerçekleştirdiğini ve bu kurgusal sürecin hangi aşamalardan geçtiğini ortaya çıkarmak amacı taşımaktadır. Yapılan literatür taramasında etnografik bir biçimde ele alınan kadın çalışmalarının azlığı dikkat çekicidir. "Kadın adına" konuşmanın kadın çalışmalarında gözle görülür fazlalığı, kadının meramını anlatmasını neredeyse olanaksız kıldığını, dolayısıyla da okuyucuya bu alanda yapılan çalışmaların elitist bir çerçeveye yerleştirildiğini düşündürtmektedir. Bu durum ise sözü edilen kadın sorununun çözümüne sağlayacağı katkının sınırlı olmasına sebep olmaktadır. Elinizdeki çalışma kadının gündelik hayatını kendi zihin dünyasına göre kurguladığını, bir anlamda kendine kurgusal gerçeklikler oluşturduğunu ve bu kurguya sıkı sıkıya sarıldığını, yine kadının kendi anlatımlarıyla aktarmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada kadının gündelik hayat deneyimleri gözlenmiş, kadınla aynı deneyimler paylaşılmaya çalışılmış ve kadının konuşması sağlanmıştır. Elde edilen bulgularda ise kadının pasif değil aksine aktif bir direniş sergilediği, gerçekliklerini kurgulamasıyla kendine özgü bir direnç pratiği geliştirdiği görülmektedir. Kadınlar ataerkil ve geleneksel bir yapı içerisinde kendi tasavvurları ile farklı bir dünya kurmuş ve bu dünyada kendi kuralları, kendi yaşayış tarzları, kendilerine özgü dilleri ve kendi kimlikleri ile bir yaşam sürmektedir. Toplumun kadına atfettiği roller, toplumsal yapının kadın için oluşturduğu kimlik kadını sanıldığı kadar pasifize etmemiş aksine kadını mücadeleci hale getirerek daha güçlü kılmıştır. Gündelik hayatın gerçeklerine kurgusal anlamlar yükleyen kadın bir anlamda akıp giden zamana ve kuralların tümüne karşı inanılmaz bir direniş örneği sergilemektedir. Çalışma içerisinde her şeye boyun eğen pasif kadın simgesine değil güçlü kadın olgusuna ve onun direnç pratiklerine rastlayacaksınız.

GaziantepGünlük yaşamGünlük yaşam aktiviteleri+4
Kader Taşkesen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyetin inşasında oyuncakların rolü: Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi

Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, gerek içerdiği oyuncak biçimleri, gerekse de farklı tarihsellikleri içinde bulundurması nedeniyle kültürel bir birikime sahiptir. Bu müzede sergilenen oyuncaklar toplumsal cinsiyet açısından önemli bir konumda yer almaktadır. Bu düşünceden hareketle ilk bölümde feminizm kavramı ve çeşitleri ele alınacaktır. İlk olarak Batı'da kendini hissettiren daha sonra tüm dünyayı etkileyen feminizm, genel olarak kadın-erkek arasında var olan ayrımcılığı ortadan kaldırmak, ataerkil sistemin toplumsal yapıda cinsler arasında sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda yaratmış olduğu hak eşitsizliği durumunu ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Geçmişi uzun yıllara dayanan ve kadının var olan konumunun değiştirilmesi için mücadele eden feminist düşüncenin, kadın hak ve özgürlük hareketine sunduğu katkılar detaylı bir biçimde ele alınacaktır. İkinci bölümde ise, gündelik bir pratik olmanın yanı sıra bilim felsefesi ve gündelik hayat sosyolojisinin önemli kavramlarından biri olan oyun üzerinden yükselen bir tartışma yapılacaktır. Bu doğrultuda, Wittgeinstein, Foucault, Baumann ve Bourdieu'nun oyuna dair sosyolojik yaklaşımları toplumsal cinsiyetle ilişkilendirilerek irdelenecektir. Hemen ardından çalışmanın sahasını oluşturan son bölümde ise geçmişten günümüze birçok milletin oyuncaklarının sergilendiği ve bu yönüyle kültürel bir köprü nitelendiğinde olan, farklı toplumların oyuncaklarını bünyesinde barındıran Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi'nde, oyuncakların tekabül ettiği toplumsal cinsiyet rolleri, kadınlık ve erkeklik imgeleri dilsel bir analize tabi tutulacaktır. Bu imgeler ve dikkat çektiği anlamlar, oyuncağın kendi dönemindeki toplumsal koşullardan beslendiği gibi, aynı oyuncağın konuştuğu kültürel çerçeve ve o çerçeve içerisindeki durumlardan da etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Oyun, Oyuncak, Feminizm, Toplumsal Cinsiyet, Oyuncak Müzesi.

GaziantepGaziantep Oyun ve Oyuncak MüzesiMüzeler+4
Pınar Şanlı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yarı Türk yarı Alman ailelerde kültür transferi kimlik algısı: Berlin örneği

Geçici süreliğine göç anlayışının, zamanla göç edilen ülkeye yerleşme fikrine dönüşmesi yeni sosyo-kültürel ve sosyo ekonomik yapıların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Örneğin oluşum yönüyle yeni aile yapıları ortaya çıkmıştır. Almanya'ya göç eden bir Türk'ün, bir Alman'la yaptığı evlilik sonucu aile yapısı olarak yeni kültürel yapılar ortaya çıkmıştır.Bu çalışmanın amacını, yeni bir forma sahip bu aile yapılarındaki kültürel aktarımların, nasıl gerçekleştiği ve hangi kültürel öğelerin içselleştirildiğinin öğrenilmesi oluşturmaktadır. Ayrıca İki farklı kültürden anne ve babaya sahip katılımcıların kendi yaşantılarında ve benlik algılarında içselleştirdikleri kültürel öğelerinin anlaşılması hedeflenmektedir.Araştırma yarı Türk yarı Alman ailelerdeki kültür transferi ve bu ailelere sahip bireylerin benlik algısı üzerine yapılan bir saha araştırmasıdır. Araştırmanın evrenini Almanya' nın Berlin şehrinde yaşayan yarı Türk yarı Alman aileye sahip 19-23 yaş aralığındaki gençler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini evreni temsil gücü olan ve kartopu örneklemiyle seçilen 30 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışma nitel bir araştırma olup katılımlı gözlem yapılmıştır.Kaynak kişilerden 19'u kadın, 11'i erkektir. 30 katılımcının 18'inin babası Türk, annesi Alman'dır. 12 katılımcının annesi Türk babası Alman'dır. Ailelerdeki kültür transferini açıklamak için ?sosyal öğrenme modeli? ve Ziya Gökalp' in ?terbiye? yaklaşımı kullanılmıştır. Katılımcıların benlik algılarının tanımlanmasında yorumlayıcı bakış açısı temelinde ele alınmaktadır.Çalışmanın sonuçlarına göre katılımcılar birisi Türk diğeri Alman olan anne ve babalarından çeşitli kültürel öğeleri ve bunlara yönelik tutumları içselleştirmişlerdir. Ancak katılımcılar özellikle evlilik, inanç yapısı gibi konularda Türk olan annenin ya da babanın kültürünü içselleştirmeye yönelik kasıtlı olarak yönlendirilmektedirler. Katılımcıların özellikle Alman kültürüne ait jest ve mimikleri Alman olan anneden ya da babadan ve arkadaş çevrelerinden öğrenildiği tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğu kendilerini Türk gibi hissedip Alman gibi tepki veren bireyler olarak gördüklerini söylemektedir.Sonuç olarak katılımcıların yaşayışlarında Türk kültürüne ait öğelerin daha çok içselleştirildiği ortaya çıkmıştır. Buna rağmen benlik algılarında kendilerini tanımlarken ne Türk olarak ne de Alman olarak gördüklerini belirtmektedirler. Bunun sebeplerinden en önemlisini her iki kültürle bağı olan katılımcıların ayna benliklerinin de bu yönde olması oluşturmaktadır.Anahtar Sözcükler: Kültür, Kültür transferi, Benlik algısı, Değer aktarımı, Yarı Türk yarı Alman ailesi

AlmanlarAlmanya-BerlinKimlik+7
Buse Işıkhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Foreign policy as a tool in constructing national identity: A case study of Gallipoli campaign

Orthodox foreign policy studies take states as given in international politics. As the principal actor in international politics, the state has a distinct character different from the outside. Orthodox Turkish foreign policy studies postulate that Turkey has been the member of the Westphalian nation state order and it has had a set of policies and actions oriented towards the external world. This thesis is a post-structural foreign policy study that problematizes the orthodox literature. It will be argued that the state is not given, the Turkish national identity is neither homogenous nor stable, and Turkish foreign policy is an identity productive discursive practice. The study scrutinizes the annual presidential statements on Gallipoli Campaign in order to demonstrate the way in which Turkish foreign policy discourses produce and reproduce the national identity. The analysis focuses on two different periods. The first period under the scope is between the years of 2001 and 2007 and the second period is between the years of 2015 and 2017. The study argues that the presidential statements on the battle aim to create the Turkish self in each period. Gallipoli Campaign is the source of the other in the present. Thus, the discursive authority of the presidential statements constitutes the Turkish self. Keywords: Foreign policy, orthodox foreign policy studies, post-structuralism,Gallipoli Campaign

National identityWarSocial construction+7
Özgür Öztürk
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında medya temalı filmler

Medya, gerçekliği kendi süzgecinden geçirip yeniden üreten bir yapıdır. Medya bu yeniden üretim esnasında bir yandan da toplumu manipüle etmekte ve var olduğu sistemin dinamiklerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Küreselleşen dünyada bilgiye ulaşmak kolay ve zahmetsizdir. Fakat bilginin gerçekliğine/doğruluğuna ulaşmak için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. "Bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken hakikate ulaşmak neden zordur" sorusunun cevabını aramak, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada gerçekliğin yeniden üretimi ve inşasının dayandığı temeller ele alınmaktadır. Gerçeklik, gerçeğin yeniden üretimi, devletin ideolojik aygıtı olarak medya, manipülasyon, rızanın imalatı, post-truth ve yellow journalism kavramları üzerine bina edilen bu çalışmada, amaçlı örneklem yoluyla seçilen 1984, The Post ve V for Vendetta filmleri gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında ideolojik çözümleme metoduyla analiz edilmiştir. İdeoloji ve ideolojinin dayandığı temeller çerçevesinde filmler ele alınmıştır. Sonuç olarak gerçekliğin medya yoluyla sürekli yeniden üretildiği görülmüştür. İncelenen filmlerde gerçekliğin manipüle edildiği gözlemlenmektedir.

FilmGerçeklikMedya+4
Ferzan Aydar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Bir güncel sanat pratiği olarak ânı yaratma ve saklama: Belleğin inşası

"Bir Güncel Sanat Pratiği Olarak Ânı Yaratma ve Saklama: Belleğin İnşası" adlı bu çalışmada, insanın anlam arayışında, varoluşunda ve kendine bir kimlik inşa etmesinde belleğin rolü incelenmiştir. İnsan hatırlama edimi ile hayatına anlam katmakta ve deneyimler aracılığı ile oluşan belleğindeki anları şimdide yeniden yaratmaktadır. Geçmişin sürekliliği hatırlama ve unutma edimleri açısından varlığını korumakta ve hatırlama edimi ise bir nesne, tat veya koku gibi tetikleyiciler aracılığı ile sağlanmaktadır. Bellek üzerine çalışmalar özellikle modern dönemin tezatlıklarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Modernizmin hümanist anlayışının aksine yaşanan dünya savaşları ve Yahudi soykırımı neticesinde, modernizme olan güven sarsılmıştır. Modernizmin geçmişi yok sayarak sadece yeniye odaklı yapısı, moderne tepki olarak gelişen postmodernizmin geçmiş unsurları eklektik bir şekilde sunmasını ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmada, geçmişi yeniden oluşturma arzusunda olan sanatçının, hatırlama tetikleyicisi olan nesneler ve mekân aracılığı ile sunduğu sanatsal pratikler incelenmiştir. Uygulanan güncel sanat yapıtları ise sanatçının yaşantısından bir parçadır. Ortaya konan geçmişe dair kişisel ve toplumsal her imge, sanatçının kendi belleğinin izleridir.

AnılarAnıları hatırlama işlevleriBellek+5
Alev Alkan Tüfek
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kimlikliklerin inşasında kurumsal dergilerin rolü: Türk Yurdu ve Ülkü

Kimlik konusu sosyal bilimler içerisinde son dönemlerde en çok ilgi çeken konuların başında gelmektedir. Sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi gibi çalışma alanlarının her biri kimliği kendi alanı çerçevesinde değerlendirmektedir. İletişim bilimi açısından kimlik konusu bu çalışmada değerlendirilmektedir.Kimliklerin inşa edilebilir yapısına değinilerek, kimliğin benlik ve kişilik kavramlarından bağımsız düşünülemeyeceği değerlendirilmesi yapılmaktadır. Kimliklerin toplumsal ilişkilerle öğrenilen toplumsal değerler ve kişisel özelliklerin sentezi ile meydana geldiği üzerinde durulmaktadır; bu aynı zamanda tezin kuramsal yapısını oluşturmaktadır. Amacımız Türk Ocakları ve Halkevleri kurumlarının dergileri olan Türk Yurdu ve Ülkü aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve ilk yıllarında halka sunulan kimliğin ne olduğunu ve kurumların kimlikleri hangi söylemlerle nasıl inşa ettiklerini ortaya çıkarmaktır. Nitel analiz yöntemi kullanılarak dergi yazıları belirli başlıklar altında toplanarak, söylemler kimliğin iki önemli kategorisi olan aynılık ve farklılık yaratmaları açısından yorumlanmaktadır. Sonuç olarak denilebilir ki; Cumhuriyet'in ilk yıllarında dergiler kişilere değerleri ve düşünceleri medyatik yolla sunarak, insanların kendilerini neye yakın veya neye uzak olduklarını belirlemelerini sağlamaya çalışmışlardır. Her bir derginin kendi siyasi yapısına uygun kimlikler inşa etmeye çalıştıkları ortaya çıkmaktadır.

DergilerKimlikKimlik oluşumu+3
Ayşe Gül Soncu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal politikalar ekseninde toplumun yeniden inşasında başvurulan gelenek kurgusuna bir örnek olarak Türkiye'de halk müziği algısı ve değişimi

Birçok araştırmanın odağında yer alan, Osmanlı Dönemi'nde başlayan Modernleşme ve Batılılaşma hamleleri; bunların Cumhuriyet Dönemi'nde pekişmeleri-Kemalist vurgularıyla-halkçı ve devletçi politikalar; 2. Dünya Savaşı ekseninde yaşanan dönüşüm ve İki Kutuplu Dünya Düzenine eklemlenme çabaları; 60'lı yıllardan itibaren tüm dünyanın deneyimlediği özgürlükçü hareketlere koşut devinimler ve ülkede yaşanan siyasî gerilimlerin gölgesindeki oluşumlar; 1980 darbesi, ve hemen ardından gelen muhafazakâr-liberal iklim ve bunun bir uzantısı olarak okunabilecek, son 20-30 yıla bakıldığında, Türkiye'de de hâkim olan neo-liberalist ekonomi anlayışı ve bu anlayışın getirdikleriyle birlikte muhafazakârlaşan ve/veya muhafazakârlaştırılan toplumun geçirdiği sosyo-kültürel değişim/dönüşümler, bu çalışmanın odağında yer almaktadır. Anılan tüm bu değişim süreci içerisinde, kültürel alana dair üretilen politikalar da, hiç şüphesiz sanat yaşamını etkilemiştir. Bu çalışmanın odağında, anılan çerçevede, Türkiye'de halk müziğine bakışın dönüşüm süreçleri yer almaktadır. Bu dönüşüm toplumsal, ekonomik, siyasî, … sayısız etmen tarafından tetiklenen ve bunlara koşut paradigma değişimlerini yansıtan bir süreklilik göstermekte; bu özelliğiyle de ülkede şekillenen toplumsal bilinç kadar bilinç altına da ayna tutmaktadır.

Halk müziğiKültür politikasıMüzik kültürü+5
Özgür Kirez
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doris Lessing hikâyelerinde feminist sorunsallık ve öznel bireyselliği inşa çabası

Bu çalışma, Doris May Lessing'in On Dokuz Numaralı Oda adlı hikâye kitabından seçilmiş Şarap, Adam, Öteki Kadın, Final Listesinden Eksilen Biri, Çatıda Bir Kadın, Sonunda Kalbimi Nasıl Kaybettim, Bir Erkek ve İki Kadın, Erkeklerin Arasında, Tanık ve On Dokuz Numaralı Oda hikâyelerinde karakterlerin feminizm ile yıkılan öznel bireyselliği inşa çabası olarak da niteleyebileceğimiz varoluşsal bütünlüğe ulaşma isteklerini sorunsallık bağlamında çözümlemeyi amaçlamaktadır. Yirminci yüzyılda yaşamış olan kadınlar önceki yıllarda yaşayan kadınlara oranla daha fazla özgürlüğe ve fırsata sahiptirler. Daha fazla özgürlüğe ve fırsata rağmen kadınların karşılaştıkları problemlere karşı duygusal dünyalarında pek fazla farklılıklar olmadığı görülür. Kadınların maddi problemleri, ailevi ve sosyal sorumlulukları, mesleki hayatta karşılaştıkları zorluklar, aşk arzuları, evlilik hayatları gibi sorunlar karakterlerin kendi potansiyellerinin farkına varmalarına engel olur. İncelenen hikâyelerdeki kahramanlar, sıkıntılı bir süreçten geçtikten sonra uyanan, sorgulayan ve kendilerini keşfeden kadın rolüne bürünürler. Geleneksel rolleri, dayatılmış ve toplum tarafından kabullenilmiş kurallara uymayı reddeden kahramanlar, mücadeleleri ile hikâyelerin karmaşık ve derin yanını oluştururlar. Lessing, bağımsızlıklarına, bireysel kimlik ve varlıklarına ulaşabilme idealiyle kimi zaman fiziksel kimi zaman ise zihinsel göç yaşayan kahramanların evrensel nitelikli isyan, çığlık ve krizlerine hassas bir dille yanıt verir. Genel anlamda Lessing'in sanatı feminist bir tutum ile varoluşsal bütünlüğü yakalama çabası etrafında dolanır. Ancak onun feminizmi, popülist feminizmin ötesine geçer. Başka deyimle, kendine özgü feminist bir tutum belirlemiş olan yazar, gerçekçi bir tavırla "kadın hakları savunuculuğu"nu önceler. Bu nedenle o, feministlerin tüm ısrarlarına rağmen kendini feminist bir yazar olarak görmez. Yazarın öznel benlik ve bireysel bütünlük arayışı ise, varoluşsal kimlik oluşturma gibi bir eksen etrafında yoğunlaşır. Çoğu öyküsünde bireyin, ama çoğunlukla da kadının dayatılmış model rollerin dışına çıkarak kendilik mücadelesine yer verdiğine tanık oluruz. Bu mücadele öznel, bireysel ve cinsel kimliğinin bir şekilde farkına varan kahramanlarının varoluşsal bütünlüğü inşa, yeniden kurma veya korumaları şeklinde özetlenebilir. Bu tavır onları, bir yandan geleneksel normların dışına taşırken, bir yandan da evrensele ulaştırır. Bu çalışmada, kendine yabancılaşan, anlam sorunu yaşayan, öznel ve bireysel bütünlüğü yakalama çabası içerisinde olan kahramanların yaşadıkları varoluşsal sıkıntı ve sorunları nasıl gördükleri, bu sınıfın bir üyesi olarak ne tür çözümler getirme çabasında oldukları; birey olarak cinsel ayrımcılığa uğrayan kadınların aile ve toplum karşısında karşılaştıkları sorunlar sonunda ne türden bilinçlenme süreçleri geçirdikleri irdelenmiştir.

BireysellikEdebi eserlerFeminist kuram+5
Sema Şimşek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gazete haberlerinde seri cinayetlerin anlatısal inşası: 25-27 Nisan 2010 İzmir seri cinayetleri örneği

Bu çalışmanın amacı, İzmir'de işlenen ve 26-30 Nisan 2010 tarihlerinde gazetelerde yer bulan seri cinayetlerin haber metinlerinde anlatısal olarak nasıl inşa edildiğini ortaya koymaktır.Çalışmanın birinci varsayımına göre haber, gerçek yaşamda meydana gelen olayların kurgulanıp, inşa edildiği anlatılardan oluşur. İkinci varsayıma göre, basın, gazeteci ve okurların toplumsal gerçekliğin ya da anlamların inşası ve yeniden kurulması süreçlerine sosyal eylemleri, etkileşimleri ve bilişsel etkinlikleri ile katılan toplumsal aktörlerdir. Üçüncü varsayıma göre ise, öyküsel bir dil kullanan gazeteler, seri cinayet haber metinlerinin anlatısını farklı temsillerle sunan kitle iletişim araçlarıdırlar.Bu çerçevede ideolojik, politik ve yapısal olarak yönelimleri tüm Türkiye'yi kapsadığı varsayılan 10 gazete (Cumhuriyet, Zaman, Radikal ve Halkın Gazetesi Birgün, Milliyet, Hürriyet, Posta, Sabah, Gazete Habertürk ve Güneş) örneklem olarak seçilmiştir. Bu gazetelerin 5 günlük yayınları anlayıcı yorumlayıcı sosyal bilim anlayışına göre çözümlenmiştir. Çözümlemede Rus biçimci Vladimir Propp'un yapısal masal çözümleme yönteminden yararlanılmıştır. Çözümlemede öncelikli olarak, söz konusu gazetelerin kuruluşlarından günümüze kadar olan kurumsal özellikleri değerlendirmeye tabi tutulmuş, ayrıca İzmir Seri Cinayetleri'ne ilişkin her gazetenin haberleri örneklerle cümle ve metin yapıları dikkate alınarak yorumlanmaya çalışılmıştır.Çalışmanın çözümlenmesi için, İzmir Seri Cinayetleri'nin öykü yapısına göre oluşturulan 14 farklı işlev çıkartılmıştır. Yapılan çözümleme sonucunda seri cinayet haberlerinin, bir masal anlatısı gibi olağanüstüleştirilerek anlatıldığı görülmüştür. Bununla beraber seri cinayet haberlerinde anlatılan öykünün mitolojik, kurgusal yapısı gereği toplumsal gerçekliği belli temsil, tekrar ve ikili karşıtlıklar aracılığıyla inşa ettiği saptanmıştır. Ayrıca örneklemi oluşturan gazetelerde seri cinayet vakalarına ilişkin saptanan olguların toplumsal gerçekliği yeniden üretme ve inşa etme konusunda etkili olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Haber2.Seri Cinayet3.Toplumsal Gerçekliğin İnşası4.Anlatı5.Hamdi Ayri

AnlatıbilimBasın diliCinayet+6
Ömer Dönmezçelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Entegrasyon sürecinde medyanın paralel toplum üzerindeki rolü (Almanya özelinde bir araştırma)

Bulundukları ülkede yarım asrı çoktan deviren Almanya'daki Türkler artık Almanya'da dördüncü nesle erişmektedir ve kalıcı oldukları anlaşılan Türkler dört nesil sonra "misafir işçi"likten "göçmen" statüsüne yükselmiş, göçmenlikten de "Avrupalı Türk" statüsüne terfi etmiştir. Ancak bu terfi, onları hala, Almanya'da yabancı (Ausländer),Türkiye'de Al(a)mancı olarak adlandırılmalarından kurtaramamıştır. Yeni kuşaklar geldikçe evlatlarının kendi kültürünü ve kimliğini kaybetmesinden endişe eden Almanyalı Türkler kimliklerini ve kültürlerini koruma çabası içerisine girmekte ancak bu noktada da Almanya'ya hala uyum sağlayamadıkları girdabına takılmaktadır. Tarafların uyumdan ne anladıkları ise hala tartışma konusudur. Almanyalı Türkleri uyum konusunda olumlu ya da olumsuz, bilinçli ya da bilinçsiz yönlendiren pek çok araç bulunmaktadır. Bu araçlardan biri de Almanya'daki Türkler tarafından ilgi ile takip edilen medya organlarıdır. İnsanlar üzerinde etkileri olduğu bilinen ve yönlendirme, eğitme, eğlendirme, bilgilendirme gibi pek çok işlevi yerine getiren kitle iletişim araçlarının Almanya'daki Türkleri entegrasyon konusunda ne şekilde yönlendirdiği ise merak konusudur. Ele alınan çalışmada, Almanya'da yaşayan Türk toplumunun kimlik ve aidiyet duygusu desteklenen bir anket çalışmasıyla birlikte belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Avrupalı Türklerin kitle iletişim araçlarını takip etme sıklığı ölçülmüş ve kitle iletişim araçlarının Almanya'daki Türkleri entegrasyon konusunda ne şekilde yönlendirdiği ele alınmıştır. Araştırmada Avrupalı Türklerin kimliklerini korudukları tespit edilmiş ve kitle iletişim araçlarının katılımcılar tarafından ilgi ile takip edildiği saptanmıştır. Ayrıca kitle iletişim araçlarının, Türkleri uyum konusunda yönlendirme işlevini yetersiz yaptığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Paralel Toplum, Getto, Entegrasyon, Etnik Medya, Avrupalı Türkler.

AlmanyaBütünleşmeDış Türkler+7
Emine Sırmalı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan demokrasinin inşasında bilişim teknolojilerinin rolü: Blokzincir

Bu çalışma günümüz temsili demokrasisinin sorunlarından yola çıkarak, internet ve bilişim teknolojilerinin desteğiyle, Atina Kent Devleti'nin doğrudan demokrasisine yakın bir doğrudan demokrasi sisteminin inşa edilebilme imkânını araştırmaktadır. Bu araştırmada, son yılların gözde teknolojisi olan Blokzincir teknolojisinin altyapısının katılımcı bir yurttaşlığa ve doğrudan demokrasiye sağlayabileceği potansiyel katkılar göz önünde tutulmuştur. Günümüz demokrasi pratiklerinde temsiliyet, nüfus ölçeği göz önünde tutularak bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. Tarihte Atina Kent Devletinde görüldüğü şekliyle bir doğrudan demokrasi uygulaması yerel ölçekteki bazı istisnalar dışında modern devletlerde kendine yer bulamamaktadır. Temsiliyet kavramının kemikleşmesi, demokrasi kavramının özünde kronik sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunların en önemlilerinden biri, siyasal ve ekonomik elitlerin politika üretim ve yasa yapım sürecindeki hegemonyasıdır. Bu hegemonya, ortalama yurttaşların hak ve çıkarlarının korunmasını dışlamaktadır. Beş yılda bir yapılan yerel ve genel seçimler ise yurttaşların yönetime katılımını ve katkısını çok sınırlamaktadır. Ayrıca seçimlerdeki adayların popülist kampanyaları, seçmenin ortak sorunlardan uzaklaşarak farklı siyasi görüşlerde kamplaşmasına neden olmaktadır. İnternet ve bilişim teknolojilerinin hayatın her alanına büyük etkisinin olduğu çağımızda, seçimler başta olmak üzere demokrasi pratiklerinde halen klasik yöntemlerin kullanılması demokrasiyi, ortalama yurttaşların aleyhine olmak üzere dar bir alana sıkıştırmaktadır. Estonya gibi yurttaşlarına internet üzerinden oy kullanma imkânı sunan ülkeler olsa da bu pratik siber saldırılar ve diğer güvenlik endişeleri nedeniyle yaygınlaşamamaktadır. Blokzincir teknolojisi, on yılı aşkın bir süredir Bitcoin ve diğer kripto paraların altyapısında kullanılarak güvenlik ve pratiklik açısından tüm endişeleri giderecek bir potansiyeli olduğunu kanıtlamıştır. Bu çalışmada blokzincir teknolojisinin demokrasiyi dönüştürecek bir araç haline gelme olasılığı tartışılmıştır. Blokzincir teknolojisinin, güçlü şifreleme altyapısı ve merkezi olmayan dağıtık ağ yapısı sayesinde güvenli bir e-seçim altyapısı için kuvvetli bir aday olduğuna karar verilmiştir.

Bilişim teknolojisiBlok zinciri sistemiDemokrasi+5
Salih Berk Soysal
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis'in Akşar köylerinde kadınlığın toplumsal inşasında masalların rolü

Masalların büyülü dünyalarının altına gizlenerek nesilden nesile aktarılan öğretiler günümüzde var olan birçok sorunun kökenlerini oluşturmaktadır. Toplumun kültürel değerler, inançlar ve davranış kalıplar çerçevesinde cinsiyetlere sunduğu roller küçük yaşlardan itibaren dinlenen hikayeler, masallar ve diğer anlatı türleri ile ilmek ilmek işlenmektedir. Bu nedenle masallarla büyüyen bireyler için masalların ifade ettiği anlamın araştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı masallarla büyüyen kadınların masallardan ne denli etkilendiklerini, yaşamlarında masalların yeri ve önemini keşfetmektir. Araştırma kapsamında 21 kadın ile derinlemesine görüşmeler sağlanmış, masallarla büyüyen kadınların yaşamlarında masalların yeri ve önemi araştırılmıştır. Kırsal alanda yaşayan kadınların gündelik yaşamlarında doğa ile bağları devam etmektedir. Bu nedenle masallardaki doğaya dair semboller ve bu sembollerin kadın-masal-doğa ekseninde işleniş şekli elde edilen veriler ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma boyunca kadınların dinledikleri ve aktardıkları masalların özelliklerinin neler olduğu, masallarda kadın imajının ne şekilde belirlendiği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Masallar aracılığıyla kurgulanan kadınlığın, görüşme yapılan kadınlar üzerindeki etkisi ve 'kadın' olma süreçleri irdelenmiştir.

Bitlis-HizanDoğaKadınlar+5
Nurhan Çelebi
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin Batı Balkanlar politikalarının sosyal inşacı yaklaşımla değerlendirilmesi

Bu çalışma, Avrupa Birliği'nin (AB) Batı Balkanlar politikalarını sosyal inşacılığa destek veren karşılıklı etkileşim, uygunluk mantığı, kültür-kimlik ve çıkarlar-eylemler bağlamında incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, AB'nin Batı Balkanlar'ı sosyal inşacılık aracılığıyla ne yönde ve ne ölçüde etkilediğini araştırmaktır. Bu bağlamda Eurobarometre sonuçları, bölge ikincil yazarları, bölgesel kamuoyu yoklamaları ve bölge ülkelerine ilişkin yapılan röportajlar çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, AB kurumlarının 1991-2021 yılları arasındaki bölgeye ilişkin raporları değerlendirmeye alınmıştır. Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu Raporları, Avrupa Birliği Zirve Sonuç Bildirgeleri, Avrupa Birliği Konsey Kararları ve Avrupa Parlamentosu Raporları incelenmiştir. Bu niyet bildirgeleri ışığında, AB'nin Batı Balkanlar'a yönelik eylemleri de sunulmuştur. Vakalar incelendiğinde, hiçbir Batı Balkan ülkesinin AB konusunda, menfaat üzerinden şekillenen eylemler ve politikalar içinde olmadığı bir perspektif ortaya konmuştur. AB'nin Batı Balkanlar'a yönelik yaklaşımı sosyal inşacı formüle uygun biçimde kimlik, çıkarlar ve eylemler aşamaları üzerinden değerlendirilmiştir.

Avrupa BirliğiBalkanlarBatı Balkanlar+4
Nergiz Başeğmez Bolaman
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Türk yönetimi'nin dış ilişkileri (1963 aralık- 1964)

Bu tez, 1963 Aralık krizi ve onu takip eden 1964 yılı boyunca Kıbrıs Türk toplumunun karşı karşıya kaldığı siyasal, askeri ve insani sorunları tarihsel bir perspektifle ele almakta ve bu bağlamda dış ilişkilerini analiz etmektedir. Çalışmada, Osman Örek arşivindeki belgeler, Dr. Fazıl Küçük' ün Birleşmiş Milletler'e gönderdiği mektuplar, Türk Tarih Kurumu arşivinde bulunan raporlar ve dönemin yabancı basın kaynakları kullanılmıştır. Tezde yalnızca krizin kronolojisi değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk liderliğinin Türkiye ile koordinasyonu, Birleşmiş Milletler aracılığıyla yürüttüğü diplomatik faaliyetler ve uluslararası kamuoyuna yönelik meşruiyet üretme stratejileri incelenmiştir. Bu çerçevede, genel bir tarihsel arka plan çizilmiş; 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortaklık düzeninin çöküşü, Akritas Planı'nın uygulanması, "Kanlı Noel" saldırıları ve BM Barış Gücü'nün işlevselliği tartışılmıştır. Ortega Raporu gibi uluslararası belgeler, çatışmaların sivil hayat üzerindeki etkilerini teknik bir bakış açısıyla ortaya koyarken; Türk liderliğinin yazışmaları, self-determinasyon ve uluslararası hukuk temelinde geliştirilen diplomatik söylemleri yansıtmaktadır. Bu noktada, Kıbrıs Türk Yönetimi'nin fiilen (de-facto) ortaya çıkan kurumsal yapısı, uluslararası alanda tanınmamış olmasına rağmen, işlevsel bir idari ve diplomatik aktör olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, çalışmanın teorik çerçevesini oluşturan konstrüktivist yaklaşım, bu dönemde Kıbrıs Türk toplumunun dış ilişkilerinde meşruiyetin ve söylem biçimlerinin nasıl şekillendiğini anlamak açısından analitik bir temel sunmaktadır. Sonuç olarak bu tez, Kıbrıs Türk Yönetimi'nin 1963–1964 dönemindeki dış ilişkilerini hem güvenlik ve insani krizlere verilen tepkiler hem de uluslararası alanda yürütülen meşruiyet arayışları bağlamında inceleyerek, sorunun tarihsel arka planını bütüncül bir şekilde ortaya koymaktadır.

De Facto devletDış ilişkilerKendi kaderini tayin hakkı+2
Simay Koçak
Başkent University · Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gastronomi kültürünün inşasında medyanın rolü: Yemek dergileri üzerine içerik analizi

Türk mutfak kültüründe günümüze kadar gerçekleşen siyasi, ekonomik ve teknolojik değişimlerin etkisini halen görmek mümkündür. Bu değişimlerin ilk etkileri matbaanın Türkiye'ye gelmesi ile birlikte Meşrutiyet dönemi kitap, gazete ve dergilerinde görülmeye başlanmıştır. Bu basılı yayınlar sayesinde birbirlerinden oldukça farklı mutfakların yiyecek pişirme, saklama ve sunma özellikleri "ulusal" bir repertuar içinde kodlanmaya başlamıştır. Bu noktadan hareketle bu tez çalışmasında içerik analizi yardımıyla gastronomi kültürü inşasında medyanın rolü ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda basılı medya içerisinde yer alan yemek dergileri araştırma alanı olarak seçilmiştir. Türkiye'de yayınlanan ve bir medya grubuna ait olan Lezzet, Lokma, Sofra ve Yemek Zevki dergilerinin Ocak-Aralık 2020 arasındaki bir yayın yılında toplam 42 dergi sayısı incelenmiştir. Bu kapsamda 3998 sayfa taranarak 650 makale ve 2582 yemek reçetesine ulaşılmıştır. Söz konusu veriler ışığında gastronomi içerikleriyle ilgili öne çıkan temalar, dünya mutfakları, yemek çeşitleri, yemek reçeteleri ve reçete yazarları analiz edilmiştir. Yapılan analiz doğrultusunda Türkiye'de yayınlanan yemek dergilerinin gastronomi kültürü inşasındaki rolü nicel ve nitel verilerle sunulmuştur.

DergilerGastronomiMedya+5
Özge Yıldırım
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The social construction of gender: How do we perceive different gender expressions

Gender, and related issues are intertwined with each other as they are with biological sex. Although the number of studies on gender related topics has been increasing; the issue is still maintaining its importance. The aim of this study is to investigate how women and men react to gender-matched expressions (e.g., masculine males), cross-gender expressions (e.g., masculine females), and androgynous males and females. Most of the studies in the literature focused on negative attitudes towards feminine men. However, this study aims to broaden the literature on reactions toward different gender expressions and how people perceive these different expressions in regard to biological sex of a person. It is hypothesized that (1) women and men will evaluate masculine women more negatively than women expressing feminine and androgynous characteristics, (2) men and women will evaluate feminine men more negatively than men expressing masculine and androgynous characteristics, (3) men evaluate feminine men more negatively compared to women.

Gender differencesSocial constructionGender
Zeynep Kara
Başkent University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa kimliği inşa süreci ve Türkiye-AB ilişkileri

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler, 1959 yılında Türkiye'nin gerçekleştirmiş olduğu ortaklık başvurusu ile Soğuk Savaş dönemi içerisinde başlamıştır. "Güvenlik kaygısının" hakim olduğu bu dönemde taraflar arasındaki ilişkilerin olumlu bir çerçevede ilerlediği görülmektedir. Ancak, Soğuk Savaş dönemi tehditlerinin ortadan kalkması ve bütünleşme hareketi içerisinde "Avrupa kimliği" inşasının başlaması ile tarafların birbirini tekrar tanımladığı ilişkilerin ilk dönemindeki olumlu atmosferin ortadan kalktığı görülmektedir. Ortaya çıkan bu yeni bağlamda, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği hususunda "kimlik" temelli tartışmalar gündeme gelmeye başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası uluslararası ortamda değişen güvenlik anlayışı ve 11 Eylül ile oluşan "İslami terör" algısı Avrupa'da Müslümanları ötekileştirmiştir. Sonuç olarak "kimlik" temelli tartışmalar artmış ve bu da Türkiye ve AB arasındaki ilişkileri etkilemiştir. Buradan yola çıkarak, bu tez çalışmasında AB içerisinde Avrupa kimliği inşası ile birlikte ortaya çıkan "kimlik" temelli tartışmaların Türkiye - AB ilişkilerine yansımaları incelenmiştir. "Kimlik" temelli tartışmalar Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğinin önünde bir engel teşkil etse de söz konusu bu engellerin, ilişkilerin karşılıklı olarak tekrar inşa edilmesi ile birlikte aşılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Avrupa Birliği, Avrupa Kimliği, Kimlik İnşası, Sosyal İnşaacılık

Avrupa BirliğiKimlik inşasıSosyal inşaa+3
Aylin Kılıç
Başkent University · Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

AB'ye üyelik sürecinde AKP hükümetlerinin Alevi sorununa yönelik politikaları

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) adaylık sürecinin başlamasından itibaren Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetleri Kopenhag kriterlerini yerine getirmek amacıyla anayasal değişiklikleri ve uyum paketleri ile bir dizi reform gerçekleştirmiştir. Alevilik sorunu da Türkiye'nin Kopenhag kriterlerinin insan hakları ve azınlıkların korunmasının sağlanması çerçevesinde çözmesi beklenen sorunlarından biri olmuştur. AKP hükümetlerinin bu sorunu çözme amacıyla Alevilik açılımı adı altında çalıştaylar düzenlenmesi ve din eğitimi konusunda bazı değişikliklerin yapılmasını da içeren olumlu girişimlerde bulunmasına rağmen, AB'nin de Türkiye için yayınladığı İlerleme Raporları'nda da belirtildiği gibi Alevilerin tanınması, din eğitimi ve Cemevlerine yasal statü verilmesi sorunlarının çözümü konusunda fazla bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bu çalışma AB'ye adaylık sürecinde AKP hükümetlerinin Alevilik sorunu konusunda bazı adımlar atmasına rağmen neden hala bu sorunun çözülemediği sorusuna cevap aramaktadır. Alevilik sorununun AKP hükümetleri tarafından AB'ye giriş sürecinde gösterilen bazı çabalara rağmen çözülmemesinin sebeplerini Uluslararası İlişkiler yaklaşımlarından sosyal inşacılık (social constructivism) ve de hem Uluslararası İlişkiler hem de Karşılaştırmalı Siyaset kuramlarından olan akılcı seçim kuramı (rational choice theory) ile inceleyecektir. Sosyal inşacılık yaklaşımı AKP'nin Alevi sorununa yaklaşımını Muhafazakar Demokratlıktan Sünni Muhafazakarlığa dönüşen kimliği ile açıklayacaktır. Akılcı seçim kuramı ise bu sorunun AKP hükümetleri tarafından çözülememesini aldığı bazı rasyonel kararlar ve fayda-maliyet analizleri ile açıklayacaktır. Sonuç olarak bu çalışma, AKP hükümetlerinin Alevi sorununun çözümünde fazla ilerleme kaydedememelerini sahip oldukları Sünni Muhafazakar kimliklerinden ve de bu kimlikteki seçmenlerine hesap verme durumunda olmalarından kaynaklandığını savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri, Alevilik sorunu, Adalet ve Kalkınma Partisi, Sosyal inşacı yaklaşım, Akılcı seçim kuramı.

Adalet ve Kalkınma PartisiAlevilerAvrupa Birliği+6
Özlem Akagündüz Tabel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tekel Sigaranın Satışı ve Yoprak Arazi Koruma ve Kullanım Kanununa ilişkin haberlerin kültürel inşası-2008 Hürriyet gazetesi örneği

"Tekel Sigaranın Satışı ve Toprak Arazi Koruma ve Kullanım Kanunu'na İlişkin Haberlerin Kültürel İnşası - 2008 Hürriyet Gazetesi Örneği" başlıklı çalışmada tarım haberleri söyleminin "kültür, iktidar, ideoloji ve hegemonya ile ilişkili olarak kurulduğu" varsayımı araştırılmıştır. Kültürel Çalışmalar perspektifinden haber üretim sürecinde dil pratikleriyle kurulan temsillerin ve anlamlandırmanın "gerçeklikle" olan ilişkisinde iktidar, ideoloji, kültür ve hegemonik söylemden bağımsız kurulmadığı varsayılmaktadır. Bu çerçevede Küreselleşme ve Tarım, Türkiye'de Tarımsal Dinamikler ve Küreselleşme alanları tanımlanarak günümüzde "tarım"ın ne anlama geldiği açıklanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 2008 yılında "doğa ve tarım" alanını düzenleyen iki kanunun yasalaşma süreci iktidar ve muhalefet parti sözcülerinin söylemlerine odaklanılarak aktarılmıştır. Araştırma yöntemi olarak çoklu metot seçilmiştir. Alan yazın taraması ile araştırma literatürü taranmıştır. Gazete metinlerindeki iletişimin içeriğini tanımlamak için içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Metin kodlanırken kavramsallaştırma yoluyla betimsel analiz yapılmıştır. Bu çerçevede araştırmanın bulgularını tanımlayan ana kategoriler Devlet, Doğa, Modernleşme, Küreselleşme ve Tarımsal Üretici olarak belirlenmiştir. Kavram ve veri güdümlü stratejiler yoluyla oluşturulan kodlama çerçevesi ile verinin sıklığı tanımlanmış ve tarım alanında anlamın ne yönde kurulduğu araştırılmıştır. Haberlerin kodlanmasında ve frekans analizinde N-VİVO 10 bilgisayar programı kullanılmıştır. Haber metinlerindeki iletişimin içeriğinin dağılımında devlet ve küreselleşme kategorilerinin ağırlığı tespit edilmiştir. Bu kategorileri tarımsal üretici, modernleşme ve doğa kategorilerinin izlediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kültürel ÇalıĢmalar, KüreselleĢme ve Tarım, TEKEL, Ġçerik Analizi

GazetelerHaberlerHürriyet gazetesi+5
Ayşe Gül De Faveri
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects