Program geliştirme
Bu konu başlığı altında 122 tez
Bakım ve koruma altında bulunan zihin yetersizliği olan bireylere yönelik günlük yaşam eğitimi programı geliştirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, bakım ve koruma altında bulunan zihin yetersizliği olan bireylere yönelik Günlük Yaşam Eğitim Programı geliştirmektir. Araştırmanın yöntemi sistem yaklaşımına dayalı program geliştirme modelidir. Bu model (a) problemin tanımlanması, (b) gelişme ve (c) değerlendirme olarak üç aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında program danışma komisyonu üyeleri belirlenmiş, resmi bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde kalan zihin yetersizliği olan bireylerin günlük yaşamlarına ilişkin problem durumları tanımlanmış ve çalışma zaman planı yapılmıştır. Gelişme aşamasında Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde yer alan 10 resmi bakım ve rehabilitasyon merkezinde görev yapan bakım elemanı, meslek elemanı ve yöneticilerden oluşan 61 katılımcı ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme bulguları olan üç ana tema ve 19 alt temanın tartışılması ve taslak program içeriğinin oluşturulması amacıyla 10 saha çalışanından oluşan program çalışma grubu oluşturulmuştur. Hazırlanan taslak program içeriği konusunda bakım elemanları, meslek elemanları ve yöneticilerden oluşan 20 saha çalışanından tanılayıcı değerlendirme görüşleri alınmıştır. Değerlendirme sonucunda ulaşılan bulgular program içeriğinde yer alan 232 amacın tamamının kapsam geçerliğinin sağlandığı yönündedir. Sonuç olarak farklı bakım ve rehabilitasyon merkezlerine uyarlanabilir ve her zihin yetersizliği olan birey için bireyselleştirilebilme özellikleriyle sistematik; zihin yetersizliği olan bireylerin kendi yaşam alanları araştırılarak oluşturulmuş günlük yaşam becerileri ve serbest zaman etkinlikleriyle işlevsel özellikler taşıyan Günlük Yaşam Eğitimi Programı (GYEP) tamamlanmıştır.
Yüksek lisans öğrenci ön kabul otomasyon sistemi için ara yüzlerin tasarlanması ve uygulanması
Bu çalışmada üniversite yüksek lisans öğrenci ön kabullerinde kullanılacak bir sistemin iş katmanı ile sunum katmanı tasarlanmış ve gerçeklenmiştir. İş kuralları ve ara yüzler, üç katmanlı mimari esasları baz alınarak hazırlanmış, veri tabanı katmanı ile kolayca haberleşebilecek bir yapıdadır. Çalışmada, işletim sistemleri, yazılım geliştirme süreçleri ve web tabanlı programlama çeşitleri incelenmiş Windows Server 2008 R2 işletim sistemi ile çalışan sunucu üzerinde ASP.Net platformunun kullanılmasına karar verilmiştir.Başvuru süreci, tam yetkili bir süper kullanıcının, sistem parametrelerini ve sistem modülleri üzerinde yetkili olacak kullanıcıları sisteme tanıtması ile başlamaktadır. Daha sonra belirlenen tarihler arasında öğrenci başvuruları alınır. Başvuru dönemini bitmesinden sonra, yetkili kullanıcılar tarafından sınav not girişleri tamamlanır. Not girme döneminin bitiminde süper kullanıcının notları değerlendirerek, listeleri ilan etmesi ile süreç son bulur. İlan sonrasında öğrenciler sisteme giriş yaparak notlarını ve sıralamalarını öğrenebilirler. İlan sonrasında yetki verilen kullanıcıların hesapları dondurularak, not girişleri üzerinde işlem yapılmasına izin verilmez.
Matematik dersi öğretim programlarının veri işleme öğrenme alanına ilişkin karşılaştırmalı analizi
Bu araştırmada 2005, 2013 ve 2018 yıllarına ilişkin ortaokul matematik öğretim programlarının genel yapısı ile veri işleme öğrenme alanına ilişkin alt öğrenme alanları ve kazanımların program geliştirme çalışmaları açısından değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında ilgili içeriğin öğretim programlarında nasıl güncellendiği belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın modeli doküman incelemesidir. Bu çalışmada, veri işleme öğrenme alanına ilişkin içeriklerin analizi gerçekleştirilmiştir. Öğretim programlarına ilişkin alan yazın ve uzman görüşlerine dayalı olarak analiz çerçevesi oluşturulmuştur. İlgili içerik incelemesine yönelik temalar şunlardır: (1) programın genel yapısını düzenleme, (2) içerik düzenleme, (3) kazanım düzenleme, (4) öğrenme alanı düzenleme. İncelemeler sonucunda öğrenme alanı isim değişikliği, alt öğrenme alanı birleştirme, alt öğrenme alanı sadeleştirme, içerik sadeleştirme, içerik genişletme, kazanım birleştirme, kazanım ayrıştırma, kazanım zenginleştirme yapıldığı görülmüştür. Elde edilen bulgular ve bulgulara ilişkin örnekler her bir tema altında tablolar halinde sunulmuştur. Çalışmada kazanımları sınıflandırma düzeyinde güncellemeler yapıldığı tespit edilmiş ve bu durum alan yazındaki araştırmalarla ilişkilendirilmiştir. Program güncelleme çalışmalarına ilişkin kopuklukların olduğu yapılan çalışmada belirlenmiştir. Bu araştırma sonucunda, güncellenen programların eğitim sürecini detaylı bir şekilde yönlendirmediği, içeriği genel hatlarıyla sunduğu görülmektedir. Öğretim programlarının incelenmesi sonucunda program yoğunluklarının azaldığı ancak veri işleme öğrenme alanının program içerisindeki yerinin arttığı tespit edilmiştir.
Program haritalama sürecine ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Program haritalama sürecini kullanan okullarda görev yapan öğretmenlerin bu yaklaşıma yönelik görüşlerinin belirlenmesi genel amacıyla yapılan bu araştırma, ?program haritalama sürecinin, profesyonel işbirliği, standart hizalama ve değerlendirme boyutları ile incelenmesini? kapsamaktadır.Araştırma, Wilansky (2005) tarafından geliştirilen ?Program Haritalama Ölçeği? ile betimsel tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin (n=136) program haritalama sürecine ilişkin görüşleri, onların eğitim düzeyi, deneyim yılları, branşları, program haritalamayı kullanma süreleri, program haritalamaya ayırdıkları zaman, program haritalama ile ilgili alınan eğitim sayıları ve program haritalama hakkındaki bilgi düzeyleri değişkenlerine göre, fark analizleri yapılarak incelenmiştir. Bu kapsamda, ANOVA, Kruskal-Wallis H ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerinin, eğitim düzeyi, branşlar ve program haritalamayı kullanma sürelerine göre anlamlı derecede farklılaşmadığı saptanmıştır. Fakat öğretmenlerin deneyim yılları ve program haritalamaya ayırdıkları zamanları arttıkça, onların program haritalamaya karşı genel görüşlerinin, profesyonel işbirliği sağlamaya, değerlendirmeye ve standart hizalamaya katkısının diğer gruplara göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Ek olarak, program haritalama ile ilgili alınan eğitim sayılarının artması, öğretmenlerin bu yaklaşıma olan olumlu görüşlerinin arttığını göstermektedir.
Üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin yabancı dil derslerine olan tutumlarının arttırılması ve program düzenlemesi
Yabancı dil öğreniminde güdülenmenin ve öğrenilmek istenen bu erek dile karşı geliştirilen tutumların öğrencilerin dil öğrenimlerini önemli ölçüde etkilediği bir çok araştırmada vurgulanmıştır. Bu araştırmanın amacı da güdülenme türleri ve yabancı dil dersine karşı geliştirilmiş olan tutumların, öğrencilerin; yaş, cinsiyet, öğrenme biçemleri, İngilizce öğrenme süresi, üniversitedeki bölümleri, sınıf içinde yapılan etkinlikler, ders türleri, aile, öğretmen, işlenen metinler, ders araç-gereç ve örneklem grubunun seçildiği okulun eğitim programı gibi değişkenler ile arasındaki ilişkiyi ortaya çıkartmak ve yabana dil öğretimi adına bu alana veri ve bilgi girdisi sağlayarak yabancı dil öğretiminin kalitesini arttırmaktır. Bu araştırmada problem, üniversitelerin yabancı dil hazırlık sınıflarındaki öğrencilerin yabancı dile karşı olan tutumlarının ve bu öğrencilerin yabancı dil öğrenmelerini etkileyen güdülenme türlerinin neler olduğunun ve bu tutum ve güdülenme arasında yukarıda sunulan değişkenler ile bir ilişkinin olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evreni, İstanbul ilindeki tüm devlet ve vakıf (özel) üniversitelerinde yabancı dil hazırlık okullarında öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bir vakıf üniversitesinin yabancı dil (İngilizce) hazırlık okulunda öğrenim gören 27 kız ve 27 erkek olmak üzere toplam 54 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin yabancı dile karşı olan tutumlarını ve güdülenme oranlarını ve yukarıda bahsi geçen değişkenlerle tutumlarla ve güdülenme arasındaki ilişkiyi ölçmek için kendi hazırladığım 62 sorudan oluşan likert tipi bir sormaca kullanıldı. Yanıtlardan alınan puanlar parametrik olmayan Kruskal-Wallis-H Testi, Mann Whitney-U Testi ve Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi'nden yararlanıldı. 'IIHazırlanan sormaca ilk kez uygulanacağında ileride karşılaşılacak eksikliklerin önceden belirlenmesi ve giderilmesi amacıyla örneklemi oluşturacak grupla benzer özelliklere sahip on öğrenci ile pilot çalışması gerçekleştirildi. Pilot çalışması sonunda ortaya çıkan eksikliklere göre sormaca yeniden düzenlenerek örneklem grubuna verildi. Araştırma sonuçlarına göre üniversite hazırlık okulundaki yabana dil öğrenicilerinin yabancı dile karşı olumlu tutumlarının ve güdülenme türlerinin yüksek olduğu görüldü. Elde edilen oranlara göre, tutumların oranı % 74,56, içsel güdülenmenin oram % 73,56, araçsal güdülenmenin oram % 72,59 ve birleşimci güdülenmenin oram ise % 62,28'dir. Araştırmanın esasım oluşturan tutumlar ve güdülenme türleri ile bu araştırmanın bazı değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu (örneğin, metin konulan ve etkinliklerle tutumlar, içsel ve birleşimci güdülenme arasında); baza değişkenlerle kısmen ilişkili oldukları (örneğin, ders türlerinden okuma, yazma, konuşma ve sözcük bilgisi dersleri ile bir ilişki var ancak dilbilgisi ile yok), bazılarıyla da hiç ilişkili olmadığı (örneğin, aile ve öğretmeni sevme) görüldü. iv
Ortaöğretim 12. sınıflarda bağımlılıkla mücadele konusunun etkin öğrenme temelli ders planı ile öğrenilmesi
Gençlik, çocukluk ve yetişkinlik arasında yer alan gelişimsel bir dönemdir. Bireyler bu dönemde birtakım risklerle karşılaşabilmektedir. Merak edilen yaşantıların deneyimlenmeye çalışıldığı bu dönemin riskli davranışlarından biri de bağımlılıklardır. Günümüzde küresel bir problem olarak nitelendirilen bağımlılıkla yalnızca kent merkezlerinde değil; küçük yerleşim yerlerinde de mücadele edilmelidir. Bundan dolayı bu araştırmada Çankırı ili Yapraklı ilçesinde öğrenimlerine devam eden öğrencilerle çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, etkin öğrenme temelli ders planı yaklaşımının ortaöğretim 12. sınıf rehberlik dersinde bağımlılıkla mücadele konusunun öğrenilmesine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tek gruplu öntest – sontest deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme aracı bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Çalışma gurubunu Yapraklı Çok Programlı Anadolu Lisesi 12. sınıfta öğrenim gören 6 öğrenci oluşturmaktadır. Başlangıçta, öğrencilerden 20 sorudan oluşan ölçme aracını yanıtlamaları istenmiştir. Ardından eğitsel oyun ve etkinliklerle zenginleştirilen ders planı uygulanmıştır. Son olarak, daha önce öntest olarak kullanılan ölçme aracı, sontest olarak uygulanmıştır. Öğrencilerin öntest – sontest yanıtları SPSS 25.0 paket programında bulunan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Man-Whitney U-Testi kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre kız öğrencilerin bağımlılıkla mücadele farkındalık düzeylerinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olmasına karşın aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Ayrıca çalışma grubunun öntest ve sontest sonuçları arasında sontest puanları lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu çalışma için geliştirilen ders planının Yapraklı ilçesindeki eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler tarafından derslerde kullanılacağı düşünülmektedir.
Proje yönetimi yazılım seçimi için bir uzman sistem tasarımı ve uygulaması
Günümüzde piyasada proje yönetiminde kullanılabilecek yaklaşık olarak aynı işlevi gören yazılımlar, birbirini tamamlayan yazılımlar, birlikte çalışan yazılımlar vb. gibi birçok birbirinden farklı seçimin bulunduğu bir alanda doğru kararı verip doğru yazılıma sahip olmak artık git gide zorlaşmaktadır.Bu çalışmada bu seçimi kolaylaştırması planlanan bir uzman sistem tasarımı yapılmıştır ve bunun yardımıyla zor olan bir kararın kolayca verilmesi amaçlanmıştır.Çalışmada kullanılan seçim yöntemi algoritmik bir düzen içerisinde sorulacak soruların puanlandırılması ile ihtiyaca uygun yazılımın belirlenmesini sağlayan bir uzman system tasarımıdır. Tasarlanan program ile yarım saat gibi kısa bir sürede yazılım seçme gibi zor bir karar verilebilmektedir.
Ortaokul öğretmenlerinin psikolojik sermayelerinin geliştirilmesine yönelik bir uygulama
Bu araştırmanın amacı psikolojik sermayenin geliştirilebilir olma durumunu ampirik olarak ortaya koymak ve ortaokul öğretmenlerinin uygulanan Psikolojik Sermaye Geliştirme Programı'na (PSGP) ilişkin algılarını ve deneyimlerini incelemektir. Araştırmanın ilk basamağında, 8 haftalık bir Psikolojik Sermaye Geliştirme Programı tasarlanmış ve deney grubunda yer alan ortaokul öğretmenlerine uygulanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise uygulanan eğitim programına katılan öğretmenlerin programla ilgili değerlendirmeleri alınmıştır. Ayrıca, araştırmanın bütün oturumları bir kamera aracılığıyla kaydedilmiştir. Araştırmada, nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı iç içe karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde görev yapmakta olan ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmaya deney (N=22) ve kontrol (N=22) grubunda yer alan 44 öğretmen katılmıştır. Nitel görüşmeler ise deney grubunda yer alan 12 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. PSGP'nin etkililiğinin incelenmesi amacıyla, Luthans, Avolio, Avey ve Norman (2007) tarafından geliştirilen Psikolojik Sermaye Ölçeği (Psychological Capital Questionnaire) kullanılmıştır. Ayrıca, uygulanan programın katılımcı görüşlerine göre değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen 20 maddelik bir değerlendirme formu kullanılmıştır. Son olarak, programa katılan öğretmenlerin programla ilgili tutum ve algılarını incelemek amacıyla kaydedilen videolar analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, uygulanan PSGP deney grubunda yer alan öğretmenlerin psikolojik sermayeleri üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açmıştır. Hiçbir eğitimin verilmediği kontrol grubunda ise psikolojik sermaye son test puanlarında anlamlı bir farklılığın oluşmadığı saptanmıştır. Uygulanan programın "Amaç", "İçerik", "Yöntem-Teknik-Materyal" ve "Değerlendirme" boyutlarına ilişkin katılımcı algılarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Nitel araştırma sonuçlarına göre ise, uygulanan PSGP öğretmenler üzerinde hem bireysel hem de mesleki açıdan olumlu katkılara yol açmıştır. Katılımcıların, benzer programların okullarda olumlu etkilere yol açacağına inandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Öğretim ilke ve yöntemleri dersine yönelik okul temelli bir öğretim programı geliştirme çalışması
Bu araştırmada, öğretim ilke ve yöntemleri dersine yönelik okul temelli bir öğretim programının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, öğretmen adaylarının öğretim ilke ve yöntemleri dersine yönelik eğitim gereksinimleri, dersin geliştirilmesine yönelik paydaş görüşleri ve dersin öğretim programına yön veren uluslararası eğilimler incelenmiş; dersin amaçları, içeriği, öğrenme-öğretme ve ölçme-değerlendirme etkinlikleri belirlenen gereksinimler doğrultusunda uygulama sürecinde geliştirilmiş ve öğretim programının uygulamadaki işleyişi temel alınarak öğretim programı değerlendirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan eylem araştırmasına göre desenlenmiştir. Bu kapsamda uygulama süreci 2014-2015 Öğretim Yılı Güz Dönemi'nde Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalı'nın ikinci sınıfında öğrenim gören ve öğretim ilke ve yöntemleri dersini alan 36 öğrencinin katılımıyla ve 14 haftalık zaman diliminde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde yapılandırılmamış gözlem, görüşme ve doküman incelemesi yöntemleri kullanılmış, bu kapsamda kişisel bilgi formu, yarı yapılandırılmış görüşme formları, yansıtıcı değerlendirme formu ve araştırmacı günlüğü aracılığıyla veriler toplanmıştır. Araştırmada elde edilen ihtiyaç analizi bulgularına göre, öğretim ilke ve yöntemleri dersinin amaçlarının bilişsel ve duyuşsal anlama ile bilişsel beceri düzeylerinde olması gerektiği belirlenmiştir. Bu amaçlara ulaşmada ise içerik yoğunluğunun azaltılarak uygulamada işlevsel ve yaygın kullanımı olan konuların derinlemesine ele alınması gerektiği ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte bilgiyi sunma ve anlamlandırmayı, öğretim hizmetinin niteliğini arttıran değişkenlerin kullanımını içeren, uygulama boyutunun arttığı, otantik öğrenme yaşantıları sunulan ve öğrenci merkezli yaklaşımı temel alan bir öğrenme öğrenme-öğretme sürecine gereksinim duyulduğu belirlenmiştir. Öğretimin değerlendirilmesinde ise sürece dayalı değerlendirmeyi temel alan alternatif ölçme araçlarının kullanılması, anlama ve beceri düzeyini ölçen yazılı yoklama yapılması ve tüm ölçme sonuçlarına geri bildirim verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Eylem araştırması sürecinden elde edilen bulgulara göre, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunların daha çok derse ayrılan sürenin, eylem planlarına yön veren taslak yönergedeki tüm öğrenme kazanımları için yeterli olmamasıyla, akran değerlendirme sürecinin işlevsel bir şekilde uygulanmasıyla ve grupla oturma düzeni ile ilişkili olduğu ve bu sorunların çoğunluğunun eylem araştırması sürecinde çözümlendiği görülmüştür. Bununla birlikte katılımcıların derste zorlandıkları noktaların zaman içerisinde azaldığı, gerçekleştirilen uygulamaları yeterli bulan katılımcı sayısının ise zamanla arttığı ve uygulama sonunda en üst düzeye ulaştığı belirlenmiştir. Uygulama sürecinin işleyişini ortaya koyan bulgularda öğretim sürecini açıklayan kategorilerin "bilgiyi sunma ve anlamlandırma", "öğretim hizmetinin niteliğini arttırma", "öğrenci merkezli yaklaşımı temel alma", "artan uygulama boyutu" ve "otantik öğrenme yaşantıları sunma" olduğu belirlenmiştir. Ölçme değerlendirme sürecinde ise "süreç ve ürün değerlendirmesini temel alan alternatif ölçme araçlarının kullanıldığı ve düzenli geribildirim verildiği ortaya çıkmıştır. Bu uygulama sürecinde öğrencilerin düşünme becerilerini kullandıkları, sürece aktif katılım gösterdikleri ve anlama ve beceri düzeyinde kazanımlara ulaştıkları saptanmıştır. Bununla birlikte uygulama sürecinin öğrencilere "mesleki donanım ve özgüven kazanımı, kalıcı bilgilere ulaşılması, farklı derslerdeki başarının artması, farkındalık ve çabanın artışı, sorumluluk kazanımı, iletişim becerisinin ve yaratıcılığın gelişimi" gibi alanlarda bireysel ve mesleki katkılar sağladığı belirlenmiştir. Grupla çalışmanın, uzun süren ve yoğun geçen ders işlenişinin, yetersiz ön hazırlık ve çabanın ise öğretim sürecini güçleştirdiği ortaya konmuştur. Katılımcıların sürecin iyileştirilmesine yönelik olarak haftalık ders saatini arttırma ya da haftalık ders süresinde verilen ara sayısını ve bu araların süresini arttırma şeklinde yapısal düzenlemeleri önerdikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak öğretim ilke ve yöntemleri dersine yönelik okul temelli bir yaklaşımla geliştirilen öğretim programının, mevcut durum bağlamında ortaya çıkan gereksinimleri büyük ölçüde karşıladığına, öğrencilere bireysel ve mesleki anlamda katkı sağladığına ve uygulanabilir olduğuna karar verilmiştir.
Çocuk edebiyatı eserleriyle insan hakları eğitimi programının geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi
Etkili bir insan hakları eğitimi için sınıf öğretmen adaylarına yönelik Çocuk Edebiyatı Eserleriyle İnsan Hakları Eğitimi Programının (ÇEEİHEP'nin) geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada, karma yöntem araştırma desenlerinden, açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu eş değer olmayan öntest sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutu ise durum araştırması olarak modellenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda yürütülen deneysel işleminin çalışma grubunu Gaziantep Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı ikinci sınıfında öğrenim görmekte olan 62 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Bu öğretmen adaylarının bulunduğu iki şubeden biri kontrol diğeri deney grubu olarak rastgele atanmıştır. Araştırmada, deney grubuna ÇEEİHEP uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem uygulanmamıştır. Çocuk Edebiyatı Eserleriyle İnsan Hakları Eğitimi Yeterliliği Değerlendirme Formu (YDF) ve İnsan Hakları Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği (İHEYTÖ) deney ve kontrol grubuna öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise, Program Etkililiğini Değerlendirme Formu (PDF) yalnızca deney grubu öğrencilerinden amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen 14 sınıf öğretmeni adayına, yarı yapılandırılmış görüşme olarak, program sonunda uygulanmıştır. YDF'den elde edilen verilerin analizi için Çocuk Edebiyatı Eserleriyle İnsan Hakları Eğitimi Yeterliliği Değerlendirme Dereceli Puanlama Anahtarı (YDDPA) geliştirerek uygulanmıştır. Nicel veriler istatistiksel analizler yapılarak, nitel veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmada, ÇEEİHEP'nin sınıf öğretmeni adayları üzerinde insan hakları eğitimine ilişkin olumlu tutum geliştirdiği, sınıf öğretmeni adaylarının çocuk edebiyatı eserleriyle etkinlik planlayabilme becerisini ve çocuk edebiyatı eserlerini insan hakları bağlamında analiz edebilme yeteneğini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, deney grubu sınıf öğretmeni adayları ile yapılan görüşmelere ilişkin bulgular değerlendirildiğinde, sınıf öğretmeni adaylarının ÇEEİHEP'nin uygulama sürecini mesleki gelişimleri açısından yararlı ve geliştirici buldukları; program sonunda kendilerini çocuk edebiyatı eserleriyle insan hakları eğitimi verebilecek yeterlilikte gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda etkili bir insan hakları eğitimi için sınıf öğretmeni adaylarının yeterliliklerinin arttırılması, bu kapsamda çocuk edebiyatı dersine insan hakları eğitimi için entegrasyon çalışması yapılması, görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerine üniversitelerle işbirliği içinde çocuk edebiyatı eserleriyle insan hakları eğitimi için yeterlilik kazandırma amaçlı hizmetiçi eğitim çalışmalarının yapılması önerilebilir.
Yaratıcı drama temelli çocuk hakları eğitimi programının geliştirilmesi ve uygulanması
Bu çalışmada, yaratıcı drama temelli çocuk hakları eğitimi programının hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma karma desen araştırma türlerinden açımlayıcı sıralı desen olarak modellenmiştir. Nicel boyutunda ön test – son test tek gruplu deneysel desen, nitel boyutunda ise uygulamalar bittikten sonra görüşmeler yapılmıştır. Bu kapsamda çalışma 33 öğrenci yer almaktadır. Çalışma grubundaki 33 öğrenci ile 15 hafta süren bir uygulama yapılmıştır. Araştırmada çalışma grubu Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesindeki bir devlet okulunda bulunan üçüncü sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Çocuk Haklarına İlişkin Farkındalık Testi (ÇHFT), Çocuk Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği (ÇHTÖ) ve Yaratıcı Drama Temelli Çocuk Hakları Eğitimi Programı Etkililiğine İlişkin Görüşleri Değerlendirme Formu kullanılmıştır. ÇHFT, ÇHTÖ ile ilgili veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak analiz edilmiştir, nitel veriler ise içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, çalışma grubundaki öğrencilerin çocuk haklarına ilişkin farkındalık ve çocuk haklarına ilişkin tutumlarının son ölçüm puanlarının ön ölçüm puanlarına göre anlamlı olarak arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmanın nitel sonuçları, Yaratıcı Drama Temelli Çocuk Hakları Eğitim Programı (YDÇHEP)'nın çocuk hakları için bilgi gelişimi, çocuk haklarının önemi için farkındalık oluşumu, çocuk hakları temelli davranış gelişimi için faydalı olduğunu göstermiştir Araştırma Türkiye'de yaratıcı drama yöntemiyle çocuk hakları eğitimi hakkında bilgi sunması açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk hakları, çocuk hakları eğitimi, yaratıcı drama, program geliştirme, çocuk hakları farkındalığı
Kariyer yardımı arama temelli psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin kariyer yardımı arama tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin kariyer yardımı arama tutumlarını geliştirmeye yönelik bir psikoeğitim programı geliştirmek ve etkililiğini test etmektir. Bu amaç doğrultusunda üniversite öğrencilerinin kariyer yardımı arama tutumlarını belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirme çalışması gerçekleştirilmiştir. "Kariyer Yardımı Arama Tutumları Ölçeği" (KYATÖ)'nin geçerlilik ve güvenilirliğini test etmek için çeşitli ölçekler kullanılarak yedi farklı öğrenci grubundan (n=1786) veri toplanmıştır. Yapılan Açımlayıcı faktör analizi (AFA) sonucunda, ölçeğin beş alt faktörden ve yirmi maddeden oluştuğu, ölçeğin tamamı ve alt faktörlerine ilişkin iç tutarlılık katsayılarının istatistiksel olarak kabul edilebilir düzeyde olduğu, açıkladığı toplam varyansın ise önerilen minimum eşik değerin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Yapılan Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA)'nde, ölçeğin öngörülen yapısal modelinin veriyle tutarlı ve model uyum değerlerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir. Cinsiyete göre yapılan ölçüm değişmezliği analizinde ise, biçimsel, metrik ve ölçüm değişmezliğinin sağlandığı ancak katı değişmezliğin sağlanmadığı belirlenmiştir. Ölçme değişmezliği analizlerinde de ölçeğin biçimsel, metrik ve ölçek değişmezliği düzeylerinde uyum iyiliği değerleri kabul edilebilir bulunmuştur. Bu sonuçlar, KYATÖ'nün beş boyutlu (niyet, olumlu ve olumsuz duygulanım, kendini saklama, öznel norm) ve psikometrik açıdan güvenilir bir ölçek olduğunu desteklemektedir. Çalışmanın temel amacı olan üniversite öğrencilerinin kariyer yardımı arama temelli psikoeğitim programı (KYATPP) geliştirilme sürecinde, uzman görüşü alınmış ve süreç sonunda dört haftalık bir pilot uygulama yapılmıştır. Programın uygulama sürecinde, Kişisel Bilgi Formu ve KYATÖ kullanılarak 466 öğrenciden veri toplanarak, ölçekten alınan toplam puanın -1.00 standart sapması altında kalan 71 öğrenci tespit edilmiş ve bu öğrencilerden 11'er kişiden oluşan deney ve kontrol gruplarına 11 oturumluk psikoeğitim programı uygulanmıştır. KYATÖ programı uygulamaya başlamadan önce ön test, program sona erdikten sonra son test ve son test ölçümünden dokuz hafta sonra ise izleme testi ölçümü almak üzere uygulanmıştır. Elde edilen veriler, karışık ölçümler için iki faktörlü varyans analizi kullanılarak analiz edilmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Analizler, psikoeğitim programının öğrencilerin kariyer yardımı arama becerilerini artırmada etkili olduğunu ve bu etkinin uzun süreli olduğunu göstermiştir.
Bilişim teknolojileri ve yazılım dersi öğretim programının değerlendirilmesine dayalı bir mesleki gelişim programının geliştirilmesi
Öğretim programları çağın gereklilikleri doğrultusunda yeniden ele alınmakta ve güncellenmektedir. Güncellenen programların sahada etkili şekilde uygulanabilmesi için öğretmenlerin programın gereklilikleri doğrultusunda mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler bilişim eğitimi alanındaki öğretim programlarını değişime zorlarken öğretmenlerde de mesleki gelişim ihtiyacı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, güncellenen öğretim programlarını değerlendirme ve öğretmenlerin mesleki gelişim ihtiyaçlarını belirleme çalışmalarının yapılması, programların etkili uygulanabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenlerle araştırmada, Türkiye'de 2018-2019 eğitim-öğretim yılında ortaokul 5 ve 6. sınıflar için uygulamaya konulan Bilişim Teknolojileri ve Yazılım (BTY) Dersi Öğretim Programı'nın (MEB, 2018) öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesine dayalı olarak bir mesleki gelişim programı önerisinin geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, üç aşamada yürütülmüştür. Birinci aşamada, BTY Dersi Öğretim Programı'nın öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi ve bu dersi vermekte olan öğretmenlerin programa yönelik eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi çalışması yürütülmüştür. Program değerlendirme çalışması, Bloom'un Programın Ögelerine Dayalı Değerlendirme Modeli'ne dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak yürütülen bu aşamada eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Çalışmaya Hatay ilinde ortaokullarda görev yapmakta olan gönüllü 157 bilişim teknolojileri öğretmeni katılmıştır. Veriler, likert tipi maddeler ve açık uçlu sorulardan oluşan Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Programı Değerlendirme Anketi (BTY-PDA) kullanılarak 2019 yılı Ocak ve Mart ayları arasında toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler kullanılırken nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemine başvurulmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında ilk aşamada elde edilen bulgulardan hareketle ortaokul BT öğretmenlerine yönelik mesleki gelişim programı geliştirilmiştir. Geliştirme çalışmasında Oliva'nın Program Geliştirme Modeli (Oliva, 1997, s. 156; Oliva ve Gordon, 2018, s. 158) kullanılmıştır. Öncelikle program geliştirme ekipleri oluşturulmuş ve belirlenen işlem-zaman çizelgesi doğrultusunda geliştirme çalışmaları yürütülmüştür. Çalışmada ortaokul BT öğretmenlerinin, mesleki gelişim gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik 35 saatlik bir mesleki gelişim programı önerisi oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü aşaması bilişim teknolojileri öğretmenleri için geliştirilen Mesleki Gelişim Programı'nın (BT-MGP) uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi çalışmalarını kapsamaktadır. Guskey'in (2000) Mesleki Gelişimi Değerlendirme Modeli'ne göre planlanan bu çalışmada müdahaleli karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmaya Hatay ili Antakya ilçesinde ortaokullarda görev yapmakta olan 19 bilişim teknolojileri öğretmeni katılmıştır. Tek gruplu öntest-sontest deneysel deseninde yürütülen araştırma iki adımda gerçekleştirilmiştir. Birinci adımda, müdahale olarak geliştirilen 10 oturumluk BT-MGP'nin uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu adımda uygulama öncesinde, sürecinde ve hemen sonrasında araştırmanın nicel ve nitel verileri toplanmıştır. Nicel veriler Düzey Belirleme Testi, BT-MGP Genel Kazanımlarına Yönelik Öz Değerlendirme Formu, Uygulama Kontrol Listesi, Performans Değerlendirme Formu, Hizmet-İçi Eğitim Programlarını Değerlendirme Ölçeği-Öğretmen Formu aracılığı ile toplanmıştır. Nitel veriler ise, Öğretmen Dönütlerini Günlük Değerlendirme Formu ve Odak Grup Görüşme Formu kullanılarak elde edilmiştir. Bu aşamanın ikinci adımında ise uygulaması yapılan BT-MGP'nin sahadaki etkililiğini belirlemek amacıyla izleme çalışması yapılmıştır. İzleme çalışması BT-MGP'nin uygulanmasından bir eğitim-öğretim yılı zaman sonra gerçekleştirilmiştir. İzleme çalışmasında elde edilen veriler BT-MGP'nin Etkilerini İzlemeye Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu aracılığı ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra öntest ve sontest fark puanlarının analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada BTY Öğretim Programı'nın değerlendirilmesine dayalı ihtiyaç analizinden elde edilen bulgulara göre BTY dersi öğretim programı kazanımlarının öğrencilerin günlük yaşamlarıyla ilgili olduğu, öğrencilerin seviyesine uygun, dijital vatandaşlık becerilerini kazandıran bir program olduğu, BT sınıfında uygulanabilir olduğu belirlenmiştir. Programın içeriğinin güncel olduğu, basitten karmaşığa doğru yapılandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte 5 ve 6. sınıf içeriğinin birbirini tekrar ettiği, öğretmenlerin içeriğin tekrar etmesini onaylamadıkları belirlenmiştir. Öğrenme-öğretme süreçlerinde, okulların büyük bir çoğunluğunun yeterli donanıma ve teknik alt yapıya sahip olmadıkları belirlenmiştir. Yeterli donanıma sahip olmayan öğretmenlerin öğretim programının farklı okul türlerine, koşullarına ve öğrenci seviyelerine göre uyarlanmasında zorluk yaşadığı ortaya çıkmıştır. BTY Dersi Öğretim Programı'nda yer alan değerlendirme yaklaşımının, öğretmenler tarafından onaylanmasına rağmen okulların çoğunda mevcut donanımın ve teknik alt yapının yeterli olmaması nedeniyle öğretmenlerin programdaki açıklamalara uygun şekilde değerlendirme yapmalarının güç olduğu belirlenmiştir. BT öğretmenlerinin, öğretim programında ağırlığı artırılan bilgi işlemsel düşünmeye yönelik konularda (en sık olarak güncel programlama öğretim yaklaşımları, robotik programlama, STEM uygulamaları) bilgi ve becerilerinin güncellenmesine gereksinim duydukları ortaya koyulmuştur. Geliştirilen mesleki gelişim programının uygulanmasının değerlendirilmesinden elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin BT-MGP öğrenme yaşantılarının öğretmenlerin mesleki gereksinimlerini karşıladığı, dolayısıyla da öğretmenlerin yüksek düzeyde memnuniyet duydukları sonucuna varılmıştır. BT öğretmenlerinin, öğrenme düzeyleri incelendiğinde mesleki bilgi ve becerilerinin düzeyinin arttığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin BT-MGP'nin genel amaçlarına yönelik öz yeterlik algılarına katkıda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kurumsal destek ve değişimin orta düzeyde gerçekleştiği ve eğitimin sınıfta değişime yansıdığı sonucuna varılmıştır. Yeni bilgi ve becerilerin kullanılması incelendiğinde, öğretmenlerin BTY Öğretim Programı'nı mevcut koşulları ve öğrenci seviyelerini dikkate alarak uyguladıkları ve BT-MGP'te öğrendiklerini sınıflarında kullanabildikleri sonucuna varılmıştır. BTY Öğretim Programı'nın farklı koşullarda uygulanması konusunda BT-MGP'nin etkili bir program olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin BT-MGP'te edindikleri bilgi ve becerileri sınıfta uygulamalarının sonucu olarak öğrencilerin gelişimine olumlu katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Araştırmada sonuç olarak, BTY dersinin etkili işlenmesine yönelik geliştirilen BT-MGP'nin mevcut koşullarda ortaya çıkan gereksinimleri karşıladığına, öğretmenlerin alansal ve pedagojik mesleki gelişim alanlarına yönelik katkı sağladığına ve uygulanabilir olduğuna karar verilmiştir.
Ergen-ebeveyn çatışmalarına yönelik gerçeklik terapisi temelli program geliştirilmesi
Bu araştırmada ergenlerin ebeveyn çatışmasının azaltılmasında ve iyi-oluşlarının artırılmasında 7 oturumdan oluşan Gerçeklik Terapisi Ebeveyn-Ergen İlişki Geliştirme Programı'nın (GEİP) etkisi incelenmektedir. Araştırma deney ve kontrol grubu ile ön test, son test ve izleme testi olarak 3 tekrarlı ölçüme sahip, 2×3' lük karışık desen (split plot) kullanılmıştır. Araştırmada nicel verileri açıklamada nitel verilerde kullanılmıştır. Deney grubunda 11 (6 erkek, 5 kız), kontrol grubunda 11 (6 erkek, 5 kız) ergen yer almıştır. Araştırmada veriler Ergen-Ebeveyn Çatışma Ölçeği ve EPOCH Ergen İyi-Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre GEİP'nın ergen-ebeveyn çatışmalarını azaltmada etkili olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ergenlerin iyi-oluşunda son test ölçümlerine göre farklılık bulunmuştur. Bu farkın kontrol grubundaki ergenlerin iyi-oluş düzeylerindeki azalmadan kaynakladığı görülmüştür. Ergenlerin iyi-oluşunda izleme ölçümde ise, deney ve kontrol grubu arasında bir fark bulunamamıştır. Bu sonuçlara göre GEİP'nın ergen iyi-oluşunu artırmada etkili olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın bu sonuçlarına yönelik tartışmalar yapılmıştır.
Biyoloji öğretiminde yenilikçi bir oyun modeli olarak anlatı oyunlarının etkililiğinin değerlendirilmesi
ÖZET Teknolojideki değişimlerin etkisiyle eğitimciler öğrenme ortamlarında yeni yöntem arayışı içine girmektedir. Biyoloji öğretiminde öğrencilerin deneysel çalışmalara katılımının sınırlı tutulması, biyoloji derslerinin daha çok öğretmen merkezli işlenmesi, Latince kavramların yoğunluğu ve içeriğin bazı durumlarda soyut kalması gibi sorunlar öğrencilerin biyolojiyi öğrenmesini zorlaştırmaktadır. Bu durumun öğrencilerde merak duygusunu azalttığı bunun yanı sıra öğrencilerin ilgilerini, motivasyonlarını ve dolayısıyla başarılarını düşürdüğü gözlenmiştir. Oysa çevre okuryazarlığı adına bireylerin merakla, ilgiyle ve içsel motivasyonla işbirliği içinde doğayı anlaması ve koruması "Yaşam Bilimi" olan biyolojinin ilk amaçları arasındadır. Biyoloji eğitiminde kullanılacak yenilikçi yaklaşımların öğrencilerde farklı öğrenme ortamlarına uyumunu ve 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılmasını sağlayacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada eğitsel oyunların çeşidi olan ciddi oyunlardan yararlanılmış ve ciddi oyunlarda anlatının öğrencilerdeki etkisi merak edilmiştir. İlk amacı eğlence olmayan ciddi oyunlar, herhangi bir uzmanlık alanında bilgi kazandırmak, bireylerin motivasyonlarını artırarak katılım ve bilgi tutma oranlarını iyileştirmek için tasarlanmaktadır. Bu kapsamda yürütülen çalışmanın amacı, biyoloji öğretiminde yenilikçi bir oyun modeli olarak anlatı oyun modelinin geliştirilmesi ve etkililiğinin değerlendirilmesidir. Değerlendirme sürecinde anlatı oyunlarının, eğitsel oyunlara göre öğrencilerde akademik başarı, kalıcılık, akademik motivasyon, işbirliği ve biyolojiye yönelik tutumlarını ne düzeyde etkilediğine bakılmıştır. Karma yöntem araştırması olarak tasarlanan bu çalışmada yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda ön test son test yarı deneysel desen; nitel boyutunda içerik analizi deseni tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının birinci yarıyılında Gaziantep ili Nizip ilçesinde bulunan bir lisenin iki 10. sınıf şubesi oluşturmaktadır. Deney 1 grubunda 32 öğrenci; deney 2 grubunda 33 öğrenci ile 14 haftalık süreçte araştırma süreci tamamlanmıştır. Geliştirilen anlatı oyunu modeli kapsamında 10. sınıf Biyoloji dersi "Hücre Bölünmeleri" ünitesine ait kazanımlar, araştırmacı tarafından web 2.0 araçlarından Pixton ve Story jumper ile dijital hikayesi hazırlanmış ve bu kapsamda 3 anlatı oyunu (toplamda 13 oyun) meydana getirilmiştir. Deney 1 grubunda anlatılar ile ders işlenerek sonrasında anlatı oyunları, deney 2 grubuna ise geleneksel yöntemlerle ders işlenerek sonrasında eğitsel oyunlar uygulanmıştır (Anlatı oyunlarındaki anlatı unsuru çıkarılması ile eğitsel oyunlar elde edilmiştir.) Araştırmada nicel veriler deney 1 ve deney 2 grubunda akademik başarı testi, biyoloji öğrenmeye yönelik akademik motivasyon ölçeği, biyoloji dersine yönelik tutum ölçeği, işbirliğine dayalı oyunla öğrenme stratejileri için motivasyon ölçeği ile elde edilmiştir. Akademik başarı testi ön test-son test ve kalıcılık testi olarak; ölçekler ise ön test-son test olarak uygulanmıştır. Nitel veriler ise deney 1 ve deney 2 grubunda ders sonu günlükler ve görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Deney 1 grubunda ders sonu günlüklerle eş lı uygulanan hikaye haritalarından da nitel veriler elde edilmiştir. Ders sonu günlükler ve deney 1 grubuna uygulana hikaye haritaları 4-2 ve 2 haftalık aralıklarda; görüşme tekniği ise 14. haftanın sonunda uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen nicel veriler SPSS 25 istatistik programına aktarılmış ve veriler üzerinden araştırma soruları doğrultusunda elde edilen verilerin karışık ölçümler için ANOVA analizi gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yapılarak nitel veri sonuçları ile karşılaştırılıp ilişkilendirilerek bütünleştirilmiştir. Anlatı oyunu uygulanan öğrencilerde yapılan ölçümler kapsamında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda nicel verilerin nitel verilerle desteklendiğini ve geliştirilmiş olan modelin akademik başarı, işbirliği motivasyonu ve akademik motivasyon açısından anlatıların öğrenme hedefleri ile bütünleştirilebildiği tespit edilmiştir. Bu durum deney 1 ve deney 2 gruplarında öğrencilerin punlarında artış meydana geldiğini ancak anlatı oyunlarının daha etkili olduğunu ayrıca geliştirilen anlatı oyunları modelinin işlevsel olduğunu göstermiştir. Bu kapsamda anlatı oyunları programının öğrencilerin günlük yaşamla bağlantı kurarak biyoloji konularının öğrenimine dolayısıyla sosyalleşme üzerinde önemli katkıları sayesimde de çevre okur-yazarlığının artırılmasında önemli katkılar sunmuştur. Bu katkılar ışığı altında PISA fen okur-yazarlığı yeterlilik düzeylerinin artırıması adına anlatı oyun programının kullanımı sağlanabilir.
Psikoeğitim programı geliştirme ve uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu araştırmada rehber öğretmenlerin psikoeğitim programı uyarlama geliştirme ve uygulama yeterlilik algılarının ölçülmesine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca demografik değişkenlere göre rehber öğretmenlerin bir psikoeğitim programını uyarlayabilme, geliştirme ve uygulama yeterlilik algılarında bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Ankara ilinin Çankaya, Keçiören ve Gölbaşı ilçelerinde okullarda çalışan 622 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada geliştirilen ve kullanılan Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği'nin uzman görüşü alınarak geliştirilen deneme formu 5'li likert tipinde 36 maddeden oluşmaktadır. Ölçek uygulaması sonucu elde edilen veriler analizi için KMO-Bartlett testi, açımlayıcı faktör analizi, Cronbach's alpha güvenirlik analizi, korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Ölçeğin KMO örneklem uygunluk kat sayısının .97 ve Barlett Sphericity Testi χ2 değerinin 108097.78 (p<.001) olduğu bulunmuştur. Yapılan analiz sonucunda "Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği" olarak adlandırılan 3 faktörlü ve 26 maddeden oluşan bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin madde toplam korelasyonları .51 ile 83 arasında değişmekte iken "uyarlama" alt boyutunda .71 ile .85, "geliştirme" alt boyutunda .84 ile .88 ve "uygulama" alt boyutunda .51 ile .86 arasında değişmektedir. Alt ve üst olarak tanımlanan %27'lik grupların madde puanlarının farkına ilişkin t değerleri, 15.24 ile 25.63 arasında değiştiği, ölçeğin her bir maddesinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutları arasındaki korelasyon değerleri .72 ile .92 arasında değişmektedir. Ölçeğin alt boyutlarının güvenirlik katsayıları .94- .96 arasında değişmektedir. Ölçeğin genelinin güvenirlik katsayısı ise .97'dir. Elde edilen bulgular "Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterliliği Ölçeği'nin" geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.
A proposed program for the in service training needs of the emplyees working at Marmara University
The purpose of this study was to propose an. in-service training program for the needs of the employees working at Marmara University. The initial step of a program development study is "Needs Analysis". In order to analyse the needs of the employees working for Marmara University, the perceptions of the employees, academic administrators and non-academic administrators were investigated through two sets of questionnaires which included seventeen in-service training areas and nine courses. The subjects of the study consisted of 609 employees (typists, secretaries, officials, librarians and custodians) excluding the ones who have been working at the technical and medical units of the university, 128 academic administrators and 148 non- academic administrators. Their perceptions of the needs of the employees were compared with each other, and statistically significant differences were determined. The areas and courses were ranked according to the degree of importance. The seventeen in-service training areas and six courses appeared to be the in-service training needs of the employees. IllTeaching methods to be employed in the program and the instruction time of the courses were determined by the subjects. The demographic characteristics of the employees were also analyzed. The data were analyzed by utilizing "Frequency distribution and percentages", "t-tesf, "Chi square tesf. "One-way analysis of variance" and its Post Hoc "the Students-Newman-Keuls tesf. Analysis of the data revealed that employees were in-need of in- service training in all of the seventeen in-service training areas and six courses indicated on the questionnaire. There were no major differences among the perceptions of the employees and administrators, except for the importance of these needs. In addition to the content of the program, in relation with the future implementation of the program, teaching methods and the instruction time of the courses were determined by the subjects. On the other hand, the effects of the demographic characteristics, such as age, sex, educational level, work experience and type of job on the perceptions of the employees concerning in- service training needs were investigated. It was realised that the employees who were between 18 and 29, and over 40 perceived in-service training as being more important than the others who belonged to the other age group. Being female, having had a higher school diploma and working as a secretary, typist or a librarian were also important factors in perceiving the in-service training as very important for the employees of Marmara University. After the determination of the needs of the employees, a 40-hour in-service training program was designed. Employees were divided into five courses. According to the "In-service Training Regulations" of the State Personnel Presidency, the State Personnel Law, No. 657 and the University Law 2547, some courses were included in the program. The courses which constitute the in-service program are; "Turkish", "Time Managemenf, "Behavior and IVAppearance", "Office Management* including "Computer Course", and a "Core Course" including "Public Relations", "The Principles of Atatürk and The History of the Turkish Republic", "Civil Defence" and "First Aid". The proposed program was designed to be applied over a period of two weeks during the morning sessions. It was composed of different groups related to the educational level or the type of job employees perform.
Birleştirilmiş sınıf öğretmenlerinin yapılandırmacılık temelli yeni ilköğretim programının birleştirilmiş sınıflarda uygulananmasına ilişkin görüşlerinin incelenmesi (Kilis ili örneği)
Bu araştırma, birleştirilmiş sınıflarda yenilenen ilköğretim programının uygulanmasını etkileyen faktörleri birleştirilmiş sınıf öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Veriler 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Kilis ili; Musabeyli, Polateli, Elbeyli ve merkez ilçelerinde bulunan 65 resmi köy ilköğretim okulunda görev yapan 94 birleştirilmiş sınıf öğretmeninden toplanmıştır. Kilis ilinde çalışan birleştirilmiş sınıf öğretmenlerinin tamamı araştırmaya dahil edildiğinden dolayı örneklem seçimine gerek kalmamıştır. Verilerin analizinde; aritmetik ortalama, yüzdelik dağılımı, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada özel olarak geliştirilen ?birleştirilmiş sınıflarda yeni ilköğretim programının uygulanmasını etkileyen faktörler anketi? adlı veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırma bulguları; birleştirilmiş sınıf öğretmenleri ?rehberlik ve aile? boyutunun, yeni ilköğretim programının uygulanmasını olumsuz yönde etkileyen en temel faktör olarak algılamaktadırlar. Öğretmenlerin bazı alt boyutlara yönelik algılarında; cinsiyete, öğrenci mevcuduna, okuldaki öğretmen sayısına, okulda Internet bağlantısı bulunma durumuna, ikamet durumuna bağlı olarak istatistiksel bakımdan anlamlı fark gözlenmiştir. Araştırma, birleştirilmiş sınıflarda yeni ilköğretim programının uygulanması konusunda politika belirleyicilere ve uygulayıcılara programın güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirmede bir çıkış noktası olması bakımından önemlidir.
Fen eğitiminde sürdürülebilirlik kavramının değerlendirilmesi ve model programın oluşturulması
Araştırmanın ana amacı, dünya genelinde fen eğitimindeki kusur, eksiklik ve ihtiyaçları gidermek için sürdürülebilir kalkınma ilkelerine dayalı yeni bir model program geliştirmektir. Bu doğrultuda, araştırmacı tarafından geliştirilen sürdürülebilir kalkınma için fen eğitimi (SKFE) model programının öğrencilerin akademik başarısına ve sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin görüşlerine olan etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma, 2015-2016 eğitim öğretim yılında, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İstanbul'da bulunan ve araştırma izni alınan bir ilköğretim okulunda beşinci sınıf düzeyinde üç şube ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 5/A, 5/C ve 5/D şubelerinde öğrenim gören 92 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma imkânı tanıyan karma metot yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Fen Bilimleri Bilgi Testi ile öğrencilerin sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin görüşlerini tespit etmek için yarı yapılandırılmış mülakat soruları veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi tek faktörlü kovaryans analizi (ANCOVA) ile içerik analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, sürdürülebilir kalkınma için fen eğitimi model programının mevcut programa göre akademik başarı üzerine olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, deney grubu öğrencilerinin sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin görüşlerinin SKFE model programı uygulandıktan sonra olumlu yönde arttığı gözlenmiştir. Bu sonuç, geliştirilen model programın dünya genelinde fen öğretim müfredatı ile bütünleşebileceğini göstermektedir. Eğitimde sürdürülebilir kalkınma uygulaması arttıkça daha fazla birey sürdürülebilir yaşam tarzına sahip olacaktır. Bu sayede dünyamız daha yaşanabilir hale gelecektir.
Seçmeli bilim uygulamaları dersine yönelik öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Seçmeli Bilim uygulamaları (SBU) dersini yürüten öğretmenlerin, dersi seçen öğrencilerin ve velilerin SBU dersi ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi ve durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Düzce ilinde SBU dersini yürüten 12 öğretmen, dersi seçen 12 öğrenci ve 10 veli ile görüşmeler yapılarak yürütülmüştür. Görüşme verilerinin analizi ve yorumlanmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre SBU dersinin seçimi, öğrenci ve velilerin kararından farklı olarak, sadece veli isteği, okul idaresinin seçimi, öğretmen yönlendirmesi gibi zorunluluklara dönüşen seçimler ile de yapılmaktadır. Ders seçimi öncesinde, öğrenci ve velilerin bir kısmının seçim öncesi ders hakkında ön bilgiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre bu ders; bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanda öğrencilere katkı sağlamakta ve fen bilimleri dersini desteklemektedir. Öğretmen ve öğrenciler, ortak görüş olarak, dersin deneye ilgisi olan kişiler tarafından seçildiğini belirtmiştir. Öğrenme-öğretme sürecinde, deneyler gibi SBU dersinin hedeflerine uygun etkinlikler yer alırken, amaç dışı uygulamaların da yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğretmen, öğrenci ve velilerin ders kapsamında birtakım sorunlarla karşılaştıkları görülmüştür. Ders ile ilgili kılavuz kitap vs. gibi yazılı bir materyalin olmaması, okul imkânlarının yetersizliği, etkinlik malzemelerini temin edememe başlıca sorunlardandır. Araştırmada öğretim programına yönelik öğretmenlerin olumlu ve olumsuz görüşlerinin olduğu görülmüştür. Olumlu görüşlerden bazıları programın ihtiyaca yönelik olması, kazanımların uygulamaya ve hayal gücüne yönelik olmasıdır. Olumsuz görüşlerden bazıları programda belirtilen kazanımlara yönelik etkinlik bulmada zorluk, programın yetersiz olması ve programın esnek olmamasıdır. Araştırmada, öğretmenlerin bir kısmı SBU dersinde kendilerini yetersiz hissettiklerini ve bu alanda hizmet içi eğitime ihtiyaç duyduklarını belirtmiştir. Öğretmenler, dersin daha etkili hale gelmesine yönelik önerilerinde öğretmenlere SBU alanında eğitim verilmesini önermiştir. Araştırma bulgularından çıkarılan sonuçlara göre araştırmada şu öneriler sunulmuştur: Ders seçiminde ilgi ve isteğe yönelik seçimlerin yapılması dikkate alınmalı, öğrenci ve velilere ders içerikleri hakkında bilgilendirme çalışmaları yapılmalı, okulların fiziki şartları ve halihazırdaki program iyileştirilmeli, ders materyal yönünden zenginleştirilmeli, öğretmenlerin ihtiyaç duydukları eğitim, eğitim fakültesinden itibaren verilmeli, SBU dersi anasınıfından itibaren başlamalı, SBU dersi alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemleriyle değerlendirilmeli, SBU dersine yönelik yapılan araştırmalar ile dersin öğretim programını geliştirilmesine katkı sağlanmalı, SBU dersi içerik olarak fen bilimlerini kapsadığından dolayı dersin adında düzenleme yapılmalıdır.
10. sınıf rehberlik programı kazanımlarına ulaşma düzeylerine ilişkin öğrenci görüşleri
Araştırmada 10. sınıf rehberlik programı kazanımlarına ulaşma düzeylerine ilişkin öğrenci görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrencilerin görüşleri cinsiyet, okul türü, yerleşim yeri, anne ve babanın eğitim durumları değişkenleri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırmada tarama modeli benimsenmiştir. Öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla bir anket geliştirilmiştir. Anket 51 maddeden oluşan beşli likert tipi bir ankettir. Ayrıca kişisel bilgileri elde etmek için demografik bilgileri içeren anket-1 ve 10. sınıf rehberlik programının kazanımlarına ilişkin öğrenci görüşlerini içeren anket-2 formu uygulanmıştır. Araştırma Düzce il merkezinde bulunan dokuz farklı ortaöğretim okulunda öğrenim gören 573 10. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin 10. sınıf öğrencilerinin rehberlik programı kazanımlarına genel olarak ulaştıkları görülmektedir. Cinsiyet değişkenine göre 38 madde de 10. sınıf öğrencilerinin rehberlik programı kazanımlarına ulaşma noktasında anlamlı bir farkın oluştuğu ve anlamlı farkın tamamının kızlar lehine oluştuğu görülmektedir. 10. sınıf öğrencilerinin rehberlik programı kazanımlarına ulaşma noktasında okul türü değişkenine göre fen lisesinde öğrenim gören öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık oluştuğu görülmektedir. Yerleşim yeri değişkenine göre sadece iki maddede anlamlı bir farkın oluştuğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre baba eğitim durumu, anne eğitim durumuna göre 10. sınıf rehberlik programının kazanımlarına ilişkin öğrenci görüşlerini daha fazla etkilediği görülmektedir.
DevSecOps süreçlerinin çevikleştirilmesi: Dinamik log analiz yaklaşımı
Yazılım sektörü için her geçen gün artan esneklik ve performans artırım ihtiyacı günümüzde DevOps kavramını var etmiştir. Günümüzde DevOps sistemleri, güncel yazılım geliştirme süreçleri için çok büyük önem taşımaktadır. Güvenlik sektörünün de öneminin son yıllarda çok ciddi bir artış göstermesi de DevSecOps kavramının meydana çıkmasını sağlamıştır. Bu bağlamda sistemlerin kendilerine özgü yapılarına göre sürekli işleyen denetim, operasyon ve geliştirme süreçlerine dair otonom süreç bütünü esneklik ve performans artırımının düşük maliyetle sağlanabilmesi için çok kritik önem taşımaktadır. Bu tez çalışması kapsamında otonom olarak DevSecOps süreçlerini daha çevik bir şekilde tasarlamak amaçlanmıştır. Önerilen DevSecOps modeli, yazılımsal sistemlerin en kaliteli ve güvenli şekilde geliştirilmesi için güvenlik denetim mekanizmalarının sisteme özgü olarak oluşturulabilmesini hedeflemektedir. Önerilen sistem, otonom güvenlik denetim mekanizması için sunucu üzerinde bulunan loglardan faydalanarak öğrenme yapmaktadır. Bu öğrenme kapsamında sistem, üzerinde sömürülmesi muhtemel olabilecek zafiyetlere dair önlem almak üzere istatistiki sonuçlar vermektedir. Önerilen DevSecOps modelini doğru çalışması, ancak anormal durumların ve zafiyet karakteristiklerinin sürekli olarak tespit edilebilir olması durumunda mümkündür. Yapılan çalışmada önerilen DevSecOps modeline yönelik uygulanabilirliğin sınanması için, Docker kaynak kullanım istatistiklerini gösteren log dosyaları oluşturulmuştur. Bu log dosyaları analiz edilerek anormal durumların ve zafiyetlerin karakteristiğinin tespit edilebilirliğine dair, z-skor ve nokta çift serili korelasyon metotlarıyla analiz yapılarak bulgular oluşturulmuştur. Bulgulara göre varılan sonuç göstermektedir ki anormal durum tespitini ve zafiyet karakteristiğini loglar üzerinden tespit edebilmek mümkündür.
Reklam ajanslarındaki sanat yönetmenin özelliklerinin belirlenmesi ve taslak program önerisi
Masaüstü yayıncılıkta hizmet veren sanat yönetmenlerinin yetiştirilmesine yönelik araştırma yapılmıştır. Bünyesinde sanat yönetmeni bulunan İstanbul'da ki reklam ajanslarıyla iletişime geçilerek anket uygulanmıştır. Anket sonrası sanat yönetmenlerinin bilgi, beceri, görev ve sorumlulukları belirlenmiştir. Ayrıca anket ile ajans içindeki görev dağılımı, ajans yönetiminin yetki ve sorumlulukları öğrenilmiştir. Taslak program hazırlanırken ülkemizde sanat yönetmeni yetiştiren lisans ve lisansüstü programlar da incelenmiştir. Tüm veriler toparlanarak bir taslak program geliştirilmiştir.1. akademik yıl ders süreci olup 6 zorunlu, 6 seçmeli ders içermekte, 2. akademik yılda ise bitirme tezi hazırlanmaktadır. Taslak programın ders içeriklerinde uygulamalı eğitime önem verilmiştir. Taslak programda ayrıca, program açabilme ön koşulları, öğrenci alım yöntemleri, ders anlatım teknikleri ve değerlendirme süreciyle ilgili önerilerde bulunulmuştur.
Bir program öğesi olarak eğitim durumları standartlarının belirlenmesi
Bu araştırmada Bir Program Öğesi Olarak Eğitim Durumları Standartlarının Belirlenmesi amaçlanmıştır. Delphi tekniği temelinde, üç turda gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında belirlenen standartlar, Türkiye'nin tüm bölgelerinden belirlenen 10 üniversite ve 295 eğitim bilimleri alanı uzmanı görüşleriyle belirlenmiştir. Araştırmanın birinci turunda, Eğitim Durumlarına ilişkin standartların neler olabileceğine dair uzmanlardan görüş alınmıştır. Bu turdan elde dilen veriler üç alan uzmanı ve danışman tarafından kodlanarak, alanyazın bilgileri de dikkate alınarak gruplanmıştır. Birinci tur sonunda bir anket formu oluşturulmuştur. Ayrıca bu formda katılımcıların görüş ve önerilerini belirtebilecekleri bir alan ayrılmıştır. Araştırmanın ikinci turunda bu anket uzman grubuna tekrar uygulanmış ve standartlara katılma düzeyleri sorularak her bir standarda ilişkin görüş ve önerileri alınmıştır. Uzmanlardan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda yeniden düzenlenen anket formu, belirtilen değişiklere ilişkin görüşleri alınmak üzere üçüncü turda tekrar uzmanlara gönderilmiştir. Bu tur sonucunda belirlenen eğitim durumları standartları anket formu Erzincan ilinden 40 öğretmene ve Elazığ ilinden 35 öğretmene uygulanarak, öğretmenlerin bu standartları benimseme düzeyi incelenmiştir. Uzmanların Delphi turlarında kullanılan anketlerde yer alan standartlara katılım düzeyleri ve düzeltme yapılan standartlar üzerindeki değişime katılma düzeylerinde Hiç Katılmıyorum için (1), Katılmıyorum için (2), Kararsızım için (3), Katılıyorum için (4) ve Tamamen Katılıyorum için (5) olarak puanlanmıştır. Anket kapsamından çıkarılması önerilen standartlar için ise katılma düzeyleri Kesinlikle Çıkarılmamalı için (1), Çıkarılmamalı için (2), Kararsızım için (3), Çıkarılmalı için (4), ve Kesinlikle Çıkarılmalı için (5) olarak puanlanmıştır. Anketlerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Buna göre "Katılıyorum (3,41-4,20)" ve "Tamamen Katılıyorum (4,21-5,00)" düzeyindeki görüşlerde, standartların kabullenilmesi yönünde görüş birliğinin sağlandığı kabul edilmiştir. Ayrıca anket kapsamından çıkarılması önerilen standartlar için "Çıkarılmalı (3,41-4,20)" ve "Kesinlikle Çıkarılmalı (4,21-5,00)" düzeyindeki görüşler belirleyici olmuştur. Sonuç olarak eğitim durumlarına yönelik on standart ve 206 gösterge belirlenmiştir. Bu standartların 101'i (%49,0) Öğretmene Yönelik Standartlar, 18'i (%8,7) Okul Yönetimine Yönelik Standartlar, 11'i (%5,3) Eğitim Öğretim Politikalarına Yönelik Standartlar, 19'u (%9,2) Öğrenme Ortamı Standartları, 22'si (%10,7) Araç-Gereç ve Materyal Standartları, 9'u (%4,4) İçerik Standartları, 2'si (%1,0) Değerlendirme Standartları, 5'i (%2,4) Dersin İşlenişine Yönelik Standartlar, 8'i (%3,9) Öğrenmeye Yönelik Standartlar ve 11'i (%5,3) Programa Yönelik Standartlar altında toplanmıştır. Nitelikli bir uzman grubunun birbirinden bağımsız üzerinde uzlaştıkları bu standartlar hem ulusal hem de uluslararası alanyazında önemli düzeyde ilişkili bulunmuştur. Belirlenen bu standartlar ile eğitimin hem insan kaynağının hem de yapısal kaynaklarının asgari bir seviyeye getirilmesi öngörülmektedir. Öğrenme-öğretme süreci bu standartlara göre şekillendirilebilirse, bu süreç daha etkin bir şekilde yürütülebilir. Ayrıca öğrencilere Mili Eğitimin temel ilkelerinden biri olan fırsat eşitliğini sunacak olan bu standartlar ile tüm öğrencilere eşit ve adil bir eğitim hizmetinin götürülmesi beklenmektedir. Bu noktada bundan sonraki çalışmalarda bu araştırmada oluşturulan standartların Türkiye'deki okullar tarafından ne derece karşılandığına ilişkin araştırmalar yapılabilir. Ayrıca bu standartları temele alan bir öğretim sürecinin sonunda oluşacak başarıyı ölçebilecek deneysel çalışmalar yapılabilir.