Projeler
Bu konu başlığı altında 187 tez
Önder Çiftçi Danışmalık Derneği modelinin analizi
Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği; tarım konusunda faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştıkları çeşitli sorunların çözümü konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarıdır. Derneğin geliri, dernek üyelerinden sağlanan aidatlar ve bağışlardan oluşmaktadır. Kendi kendine yardım ilkesi çerçevesinde çalışan bu tüzel kuruluşlar özellikle Trakya bölgesinde tarımsal üretimde verimliliğin artmasına önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle, bitkisel üretimde kimyasal gübre kullanımı konusunda toprak tahlili yapılmasının önemini vurgulayan eğitimler verilmiştir. Ayrıca aşırı girdi kullanımı yerine yeterli girdi kullanımı için çiftçiler eğitilerek kimyasal gübre ve ilaç kullanımı konusunda üreticilerin bilinçlenmesi sağlanmıştır. Ayrıca bölgede tarımsal mekanizasyonun yaygınlaşması birim alandan alınan ürün verimini artırmıştır. Bunun yanında bölgede ayçiçeği-buğday münavebesine kanola'da eklenmiştir. Özellikle buğday, arpa ve ayçiçeğinde kullanılan kimyasal ilaçların aşırı ve bilinçsiz kullanımının önüne geçilmiş olup bölgede sürdürülebilir tarım altyapısının sağlanması konusunda üreticiler daha bilinçli hale gelmiştir. Son yıllarda sulu tarım konusunda da üreticilerin ihtiyaç duyduğu bilgiler uzmanlar tarafından sağlanmaktadır. Buna bağlı olarak mısır, fiğ ve yonca üretiminde de gelişmeler sağlanmıştır. Bu bitkiler hayvancılıkta yem bitkisi olarak kullanıldığı için hayvancılık faaliyetindeki yem maliyetinin düşmesine katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Çiftçi, Ziraat Mühendisi, Danışmanlık, Tarım
Uluslararasılaşma çerçevesinde KOSGEB tarafından değerlendirilen proje bazlı desteklerin incelenmesi: Tekirdağ ili örneği
Dünyada küreselleşme ile birlikte işletmelerin uluslararasılaşma faaliyetlerinin önemi artmaktadır. Ülkemizde uluslararasılaşma kavramının önem kazanması ile birlikte hükümet politikaları ve stratejik planlarda ihracat arttırıcı, cari açığı azaltıcı destek sistemleri oluşturulmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda devletin destek politikalarının temel uygulayıcıları arasında yer alan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), ülkemizde küçük ve orta ölçekteki işletmelerin (KOBİ) dış ticaret faaliyetlerini destekleyen programlar ile hükümet politikalarının ekonomiye adaptasyonu noktasında faaliyetlerini yürütmektedir. Küreselleşme, dış ticaret faaliyetleri, uluslararası veya bölgesel ekonomik alanlar KOBİ'lere sağlanan teşvik sistemine farklı ve yeni kısıtlamalar getirse de hiçbir zaman ortadan kaldırılmamış sadece destekleme şekilleri veya uygulamaları değişmiştir. Teşvik yada destekler ile elde edilmiş olan kazanımlar sadece desteklenen firma yada sektör ile sınırlı kalmayıp ülke genelindeki ekonomi üzerinde olumlu etkiler ortaya çıkarmıştır. Dünyada ve ülkemizde işletmelerin büyük oranını oluşturan KOBİ'ler istihdam oluşturmaları, ekonomik değişkenliklere hızlı adapte olma becerileri, rekabetçi duruşları ve bölgeler arası ekonomik dengesizlikleri düşürmede büyük rol oynayarak olumlu katkılar sağlamaktadır. Bu rollere pozitif etkinlik sağlamak, dünya pazarlarına açılmalarını teşvik etmek ve desteklemek noktasında KOSGEB destek programları uygulanmaktadır. Bu çalışmada KOSGEB tarafından uygulanan proje bazlı desteklerin analizi yapılarak, yürütülen destek çalışmalarının hükümet programları ve ulusal-uluslararası hedefler ile uyumunun üst düzeye çıkarılabilmesi için öneriler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde KOBİ'nin tanımı yapılarak ve KOBİ'lerin önemi, KOBİ durumları ve ülke ekonomisi açısından önemine değinilmiştir. Bu bölümde dünyada ve Türkiye'de KOBİ kavramı ele alınarak, KOBİ'lerin dış ticarete etkisi noktasına dikkat çekerek KOBİ'lerin piyasadaki rolü aktarılmıştır. İkinci bölümde ise KOSGEB'in varlığı ile işletmelere ve ülkeye katkı durumu ele alınmıştır. KOSGEB'in tarihi, genel yapısı, verilen destekler ile proje bazlı desteklerin uygulama esasları incelenerek mevzuat tanımları ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Tekirdağ ili ile sanayisi, Tekirdağ'da dış ticaret durumu ve ilin özel ekonomik bölgeleri ile Tekirdağ'da yararlandırılmış olan KOSGEB destek verileri sunulmuştur. Dördüncü ve son bölümde öncelikle araştırmanın amacı ve yöntemi, verileri toplama metodu, araştırmanın kapsamı ve sınırları başlıklar halinde sunulmuştur. Bu son bölümde araştırma ile birlikte Tekirdağ ilinde KOSGEB'in değerlendirdiği proje bazlı desteklerden yararlanan işletmelerin destek öncesi ve destek sonrası durumları analiz edilmiştir. Tekirdağ ilinde KOBİ'lere yönelik desteklerin proje bazlı olarak değerlendirilen kısımları verilen destekler üzerinden ele alınmıştır. Destekler, Tekirdağ ili örneği çerçevesinde araştırma yapılarak sonuca bağlanmıştır. SPSS programında analiz edilen mali veriler ile sonuçlara yer verilmesiyle desteklerin ülkeye ve Tekirdağ'a uluslarararasılaşma çerçevesinde ortaya çıkan analiz bilgileri ile sonuç ve öneriler kısmıyla bağlanmıştır. KOSGEB kurulduğu 1990 yılından beri kamu kaynaklarını KOBİ'lere aktarmakta ve 2010 yılından itibaren proje bazlı destek programları ile bugüne kadar kesintisiz bir şekilde Türkiye'de bulunan işletmelere destek vermektedir. Çalışma ile Tekirdağ ilinde proje bazlı destek programlarından kaç işletmenin yararlandığı ve bu destek programlarından yararlanmış işletmelerin destek öncesi ve sonrasında toplam satış ve yurtdışı satışlarının analizi ile desteklerden yararlanmış bu firmaların verileri ve bu firmaların aldıkları proje bazlı desteklerin uluslararasılaşma çerçevesi kapsamında incelenerek desteklerin ele alınması değerlendirilmiştir.
Kamu-özel işbirliği projelerinin hukuki açıdan değerlendirilmesi: Türkiye'de uygulama ve iyileştirme önerileri
Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri, özellikle son yıllarda dünya genelinde giderek yaygınlaşan bir iş modeli olarak öne çıkmaktadır. Bu model, kamu kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılması, özel sektörün tecrübe, sermaye ve teknolojik kapasitesinin kullanımı ile birlikte kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin de bu alanda ciddi bir ivme yakalaması, birçok sektörde KÖİ projeleri gerçekleştirmesi ve bu projelerin toplam tutarının milli gelirin %5'ine ulaşması, bu modelin ülkemizdeki önemini arttırmaktadır. Ancak, KÖİ projelerinin hukuki boyutu, bu modelin başarısının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Zira bu projelerde yer alan taraflar arasındaki sözleşmelerin hukuki geçerliliği, işbirliği sürecinin tüm aşamalarında doğru bir şekilde uygulanması, projelerin başarısında kritik bir rol oynamaktadır. Ayrıca, KÖİ projelerinde sıkça karşılaşılan hukuki sorunların da ayrıntılı bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Bu sorunlar, devlet garantileri, ticari sır, uluslararası tahkim ve sözleşme yönetimi gibi konuları kapsamaktadır. Bu tez çalışması, yukarıda belirtilen ihtiyaçtan hareketle hazırlanmıştır. Çalışmanın temel amacı, Türkiye'deki KÖİ projelerinin hukuki boyutunu detaylı bir şekilde inceleyerek, bu alanda uygulanan pratikleri değerlendirmek ve iyileştirme önerileri sunmaktır.
Reggio Emilia temelli proje çalışmalarında okul öncesi dönem çocuklarının karar verme süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının Reggio Emilia Yaklaşımı temelli proje çalışmaları yoluyla karar verme süreçlerindeki gelişimini incelemektir. İşbirlikçi eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunda, bir okul öncesi öğretmeni ve 14 çocuk yer almıştır. Veriler iki eylem planı geliştirilerek dört ay süre boyunca toplanmıştır. Araştırmada veriler görüşme, gözlem, günlük, öz değerlendirme formları ile "Karar verme becerileri değerlendirme aracı-çocuk ve ebeveyn formları" kullanılarak toplanmıştır. Nitel veriler, içerik analizi tekniğiyle, nicel veriler ise wilcoxon analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, çocukların karar verme becerilerinin geliştiği, çocukların karar verme süreçlerinin "Amaç oluşturma", "Seçenek belirleme/ var olan seçenekleri göz önüne alma", "Oluşturulan/var olan seçeneklerden birini seçme" ve "Sonucu değerlendirme" aşamalarıyla projelerde yinelemeli olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Bununla birlikte çocukların sürecin sonuna doğru amaç oluşturmada daha başarılı oldukları, daha az öğretmen desteğine ihtiyaç duydukları, daha çok sayıda seçenek geliştirebildikleri ve geliştirdikleri seçeneklerde tahmin yolunun kullanımı dışında geçmiş deneyimlerden faydalanma ve analojiyi kullanma şeklindeki farklı yolları kullandıkları görülmüştür. Ayrıca, çocukların sürecin sonuna doğru seçim işlemine daha aktif katıldıkları, bireysel seçimlerde kararsız kalma, önerileni seçme ve yardım isteme yerine bağımsız karar verme davranışlarını gösterdikleri, ortak seçimlerde ise arkadaşlarının söylediklerine uyma veya karşı çıkma davranışları yerine sayışmaca, ikna etme ve oylama yapma şeklinde daha demokratik davranışlar gösterdikleri görülmüştür. Öğretmenin uygulama sürecinde ise çocukların karar verme süreçlerini destekleme ve Reggio Emilia Yaklaşımı temelli proje çalışmalarını uygulama davranışlarının geliştiği görülmüştür. Anahtar sözcükler: okul öncesi eğitim, reggio emilia yaklaşımı, düşünme becerileri, karar verme süreci, proje
Ar-ge projelerindeki kritik başarı faktörlerinin algılanan proje performansı üzerindeki etkileri: Havacılık sektöründe bir araştırma
Ürün ömürlerinin azaldığı ve ürün karmaşıklığının arttığı savunma sanayisinde, yeni ürün geliştirme projelerinin başarısı, şirketlerin ayakta kalabilmesi için büyük önem arz etmektedir. Savunma sanayisinde teknolojik üstünlük içeren yeni ürünün daha kısa sürede ve yüksek performansta üretilmesi, ülkelere stratejik bir üstünlük sağlamaktadır. Türk savunma ve havacılık sanayisinde hazır ürün alımından özgün ürünler geliştirme aşamasına geçiş hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bu geçiş aşamasında yeni ürün geliştirme projelerini etkileyen kritik başarı faktörlerinin tespiti ve etkili faktörlerin iyileştirilmesi giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türk savunma ve havacılık sanayisindeki projelerde çalışan tasarım mühendislerinin algıladıkları kritik başarı faktörleri ile algılanan proje performansı arasındaki ilişkiyi incelenmektedir. Çalışmanın literatürdeki farkı Türk savunma ve havacılık sanayisinde Ar-Ge projelerindeki algılanan kritik başarı faktörleri ve algılanan proje performansı arasındaki ilişkiyi inceleyen, bilinebildiği kadarı ile ilk çalışma olmasıdır. Çalışmanın veri toplama aşamasında, 211 tasarım mühendisi ile yüzyüze görüşerek iki ayrı zamanda anket uygulanmıştır. Korelasyon analizinde algılanan kritik başarı faktörleri ve algılanan proje performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Regresyon analizinde sorun giderme, proje misyonu, müşteriye danışılması ve teknik görevler faktörleri ile algılanan proje performansı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.
Okullar ile yerel yönetimler arasındaki ilişkiler: Okullar Hayat Olsun Projesi'nin Küçükçekmece ilçesindeki uygulaması
Eğitim olgusunda öncelikle okullar olarak ele alınmasına rağmen, eğitimin okul dışında da yapıldığı bir gerçek olduğu açıktır. Aile, işyeri, arkadaş çevresi, basın-yayın kuruluşları, kültür ve sanat örgütleri yerel yönetimler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları da kişilerin eğitiminde rol almaktadır. Eğitim sadece okulda gerçekleştirilen karşılıklı bir etkileşim olmamakta, insan yaşamının her dönemini içine alması gereken bir süreç olmaktadır. İnsanların başarılı olması, yaşadığı dünyayı algılayabilmesi ve olumlu yönde geliştirmesi sadece eğitim ile sağlanabilmektedir.Küreselleşmeyle birlikte yaşanan toplumsal değişim ve dönüşüm sürecinde, kültürel zenginlik ve çeşitliliğin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla toplumun her kesiminin kültürel faaliyetlere kolayca ulaşması sağlanmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin önemli bir ilçesi olan Küçükçekmece Belediyesi'nin başlattığı eğitim seferberliği, okullara ve yetişkinlere yönelik proje çalışmalarıyla önde gelen belediyelerden biri olmaktadır. Çalışmada tarihsel gelişim sürecinde Türk eğitim sisteminde yaşanan değişiklikler ele alınarak, gerek Türkiye'de gerekse de diğer ülkelerde gerçekleştirilen eğitsel projelere ve tez konusunu oluşturan Okullar Hayat Bulsun projesine yer verilecektir.Anahtar Kelimeler: Eğitim, eğitim kurumları, yerel yönetim, Okullar Hayat Olsun projesi
Ortaöğretim kurumları yöneticilerinin demokratik okul kültürü oluşturmada, okul meclisi projesine karşı tutumlarının incelenmesi: Bahçelievler örneği
Demokrasi günümüzde en işlevsel ve insana değer veren yönetim biçimi olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde demokrasi kültürünün oluşması amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Okul Meclisleri bu çalışmaların bir kısmını oluşturmaktadır. Öğrencilerin katılım, oy verme, tercih yapma vb. kavramlara belirli yaşlarda hâkim olması ve yaşaması, kültürün oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı ortaöğretimde görevli okul yöneticilerinin, Okul Meclisi uygulamalarına karşı görüşlerini belirlemek ve Okul Meclisleri'nin daha sağlıklı işlemesine yönelik öneriler geliştirebilmektir. Bu araştırmada yöntem tarama modellerinden genel tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul İli, örneklemini ise Bahçelievler ilçesinin 2014–2015 eğitim-öğretim yılı içerisinde ortaokul ve liselerinde görev yapan yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Bahçelievler ilçesinde bulunan tüm ortaöğretim kurumlarına hazırlanan anket ve ölçekler gönderilmiştir. Veriler toplandığında 234 tane anketin yapılan çalışmanın amacına uygun bir şekilde doldurulduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından ilgili alan araştırması sonucu elde edilen verilerden faydalanarak "Okul Meclisi Uygulama Ölçeği" geliştirilmiştir. Hazırlanan ölçeğin yapılan araştırmanın amacına uygunluğunu belirlemek üzere eğitim yönetimi ve denetimi alanında görev yapan öğretim üyelerinin görüşlerinden faydalanılmıştır. Öneriler doğrultusunda ölçeğe son şekil verilmiş ve uygulama için hazır hale getirilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda "Okul Meclisi Uygulama Ölçeği" puanları incelenmiş ve cinsiyet, görev, kıdem, yönetici kıdemi ve eğitim düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı görülmüştür. "Okul Meclisi ile yöneticileri öğrencilerden yeni fikirler öğrenebilir." önermesine katılımcıların çoğunluğu "Çoğunlukla Katılıyorum" ve "Tamamen Katılıyorum" seçeneğini işaretlemiştir. Yeni fikirlerin üretilmesi ve üretilen fikirlerin kullanılması önemlidir. "Okul Meclisi ile ilgili, yönetici, veli ve öğrencilerin yeterli bilgileri olmadığı için uygulama esnasında sorunlarla karşılaşılmaktadır." önermesine katılımcıların büyük kısmı "Çoğunlukla" seçeneğini işaretlemiştir. Okul Meclisi ile ilgili, yönetici, veli ve öğrencilerin yeterli bilgileri olmadığı için uygulama esnasında sorunlarla karşılaşıldığı görülmektedir. Bu bağlamda okul yöneticilerinin okul Meclisi ile ilgili öğretmen, yönetici ve velilere yönelik seminerler düzenlemesinin uygun olacağı görülmektedir. Okul Meclisinin okul yönetimi karar alma sürecinde etkili olmaları sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Demokrasi, Okul Meclisi, Yönetici, Katılım, Öğrenci.
Libya'da mahalli idare yapılanmasına yönelik bir model önerisi
Günümüzde bütün dünya ülkelerinde yerel yönetimlerin öneminin giderek artmakta olduğu bilinmekte ve mahalli idare sisteminin daha da gelişmesi, yenilenmesi, halka daha iyi bir hizmetin verilmesi için stratejik plan ve projeler üretilmeye devam etmektedir. Global dünyada her geçen gün bu şekilde bir ilerleme, gelişim, sosyal, ekonomik kalkınmalar yaşanırken hem iç hem de dış güçlerle yaşadığı problemler, çalkantılar yüzünden çok fazla etkilenen Libya mahalli idare sistemini geliştirecek, ona katkı sağlayacak, mahalli idare sistemindeki eksikleri ortadan kaldıracak daha çağdaş ve tecrübe edinmiş, bir model önerisinde bulunmayı vazgeçilmez kılmıştır. Ne yazık ki, son on yıldır ülkede yaşanan olaylar yerel yönetim sistemine de etkisini göstermiş ve bu problemlerin doğurduğu sonuçlar nedeniyle eskiden beri çok da iyi durumda olmayan yerel yönetim sistemine olan eleştirileri artırmıştır. Beklenen çözümün aksine herhangi bir çözümün üretilmemesi mevcut problemleri daha da derinleştirmektedir. Bu yönde yazdığım tezle Libya mahalli idare sistemine bir çözüm getirmeyi amaçlamaktayım. Anahtar Kelimeler:Mahalli İdare, Yerel Yönetim, Gelişim, Stratejik Plan ve Proje, Ekonomik Kalkınma.
Yatırım projelerinin analizi ve proje risklerinin yatırım kararına etkisi: Isıtma sektörü uygulaması
Dünya'da enerji kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle enerji modern yaşamla birlikte başta gelişmekte olan ülkeler açısından ülke refahı, ekonomik kalkınma, servet göstergesi, yatırım, sanayileşme, siyasi ve bölgesel güç olma gibi çok büyük bir öneme sahip olmaktadır. Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olması ile birlikte ülkemizde faaliyet gösteren işletmeler açısından mevcut kıt kaynakların ve kıt kaynakların en önemli unsuru olan enerjinin etkin ve verimli kullanılması ile birlikte katma değer sağlayacak doğru yatırım projelerine aktarılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın ilk bölümlerinde Dünya'da ve Türkiye'de bulunan ve kullanılan enerji kaynakları ve yakıtları, ısıtma elemanları hakkında genel bilgilendirmenin yanı sıra yatırım projelerinin planlanması, hazırlanması (fizibilite çalışması), finansmanı ve değerlendirilmesi konusunda temel bilgilere yer verilmiştir. Proje değerlendirme bölümünde konu kapsamında konuyu özetleyen örneklerle desteklenmiştir. Çalışmanın son bölümünde bir alan ısıtma yatırım projesi kapsamında örnek bir işletmede farklı enerji yakıt türü ve ısıtma elemanı ile yapılan bir alan ısıtma yatırım projesi değerlemesi yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda farklı yakıt ve ısıtma elemanı ile yapılan yatırım projesinin proje değerleme yöntemlerine göre karşılaştırılması hesapları yapılmıştır. Aynı zamanda Türkiye'nin Marmara bölgesinde faaliyette bulunan farklı sektörlerdeki işletmelerde ısıtma sistemi yatırım projelerinde proje risklerinin ve seçim kararını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesine dair bir anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen buluğular kapsamında farklı enerji yakıtlarının ve ısıtma elemanlarının sanayide bulunan farklı sektördeki işletmelerde kullanıldığı görülmektedir. Çalışma, yatırım projeleri ve alan ısıtma yatırım projelerinin değerlendirilmesi ile birlikte doğru ısıtma elamanı ve yakıt türü seçimi konusunda bilgi edinmek isteyenlere gerekli bilgileri sunmaktadır.
Global bir türk tekstil işletmesinde topluma yönelik kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin çalışan memnuniyetine ve bağlılığına yönelik etkileri
Sosyal sorumluluk kavramı hareketli bir yapıya sahiptir. Toplumun bilinçlenmesi, değişen ve gelişen fikirleri ile birlikte, sosyal sorumluluk da değişime uğrar. Günümüzde bu değişimler sonucunda sosyal sorumluluğun işletmelere de yansıdığı gözlemlenmektedir. İşletmelerin, çalışanlarına, paydaşlarına, topluma, müşterilerine ve çevreye karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumlulukları yerine getiren işletmeler, aynı zamanda çalışan ve müşterilerinin bağlılığını kazanırlar. Bu tez çalışmasında işletme ve kurumsal sosyal sorumlulukta çalışanın sadakati, müşteri memnuniyeti, çalışan performansı ve sosyal sorumluluk üzerine olan yaklaşımlar incelenmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin geliştirdiği oyun ve robot projelerinde probleme dayalı öğrenmenin problem çözme ve bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi
Yapılan çalışmada mBlock programlama aracı ile Probleme Dayalı Öğrenme Yöntemi kullanılarak yapılan oyun ve robot projelerinin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yarı deneysel desenlerden ön test-son test kontrol gruplu araştırma modeli kullanılmıştır. Yapılan çalışma kapsamında veri toplamak için Serin, Bulut Serin ve Saygılı (2010) tarafından geliştirilen Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri ve Korkmaz, Çakır ve Özden (2016) tarafından geliştirilen Bilgi-İşlemsel Düşünme Beceri Düzeyleri Ölçeği kullanılmıştır. İlgili ölçme araçları 2018-2019 güz yarıyılında Van ili Edremit İlçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunda eğitime devam eden 57 altıncı sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Deney grubuna probleme dayalı öğrenme yöntemi kontrol grubuna ise geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak ders verilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı aracılığıyla bağımlı örneklem t-testi, bağımsız örneklem t-testi ve iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Yapılan deneysel işlem öncesinde deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin ortalama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Dolayısıyla deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin öğretim öncesi bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin ve problem çözme becerilerinin denk olabileceği varsayılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin son test puanları kontrol grubu öğrencilerinin son test puanlarına göre anlamlı düzeyde artış göstermiştir (p<0,05). Bu durum kullanılan öğretim yöntemi yani probleme dayalı öğrenme yönteminin öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme becerileri ve problem çözme becerileri üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Öğrencilerin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir (p>0,05). Ayrıca öğrencilerin deney-kontrol grubunda olmalarının ve cinsiyetlerinin öğrencilerin problem çözme becerileri ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerinde ortak etkisinin anlamlı düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır (p>0,05). Bilgisayar sahipliği ile ilgili bulgular incelendiğinde ise bilgisayar sahibi olmayan öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme puanları ve problem çözme puanları anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda bilgisayar sahibi olan öğrencilerin problem çözme ortalama puanları 𝑋̅= 2,86 iken bilgisayar sahibi olmayan öğrencilerin ortalama puanları 𝑋̅=2,99'dur. Deney grubunda bilgisayar sahibi olan öğrencilerin problem çözme ortalama puanları 𝑋̅= 3,15 iken bilgisayar sahibi olmayan öğrencilerin ortalama puanları 𝑋̅=3,46'dır. Bu bulguların olası nedenlerini anlayabilmek için bilgisayar sahibi olan on beş öğrenci ile odak gurup görüşmesi yapılmıştır. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulgulara göre öğrencilerin kişisel bilgisayarlarını eğitim, araştırma vb. faaliyetlerden çok yoğun bir şekilde oyun oynama ve sosyal medyada vakit geçirme amacıyla kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bundan yola çıkarak ebeveynlerin çocukların bilgisayar kullanımlarını gözlemlemelerinin ve kontrol altında tutmalarının, çocuklarının bilgisayarın ve internetin olumsuz etkilerinden korunmasına yardımcı olabileceği öneriler kısmında ifade edilmiştir.
Uşak Merkez ve Banaz ilçelerindeki Erken Tunç Çağı yerleşimlerinden ele geçen çanak çömlekler
Uşak Protohistorik Dönem Yüzey Araştırmaları Projesi (UPDAP) ışığında gerçekleştirilen çalışmalar ile elde edilen bulgular bölgenin protohistoryası hakkında önemli veriler elde etmemizi sağlamaktadır. Bu çalışmanın konusunu ise UPDAP araştırmalarında ele geçen Erken Tunç Çağı çanak çömlekleri oluşturmaktadır. Batı Anadolu bölgesine bakıldığı zaman ETÇ'ye ait farklı kültürlerin olduğunu görmekteyiz. Bölgede benzer özellikler gösteren ve bir bütünlük oluşturan kültürler, yerel farklılıklardan dolayı birbirinden ayrılmaktadır. Batı Anadolu'da ilk olarak Geç Kalkolitik Çağ'da görülmeye başlanan kültür bölgeleri, ETÇ'de değişerek ve gelişerek varlığını devam ettirmiştir. ETÇ III'de yerel grupların artık ortadan kalkmaya başladığını ve çanak çömleklerde yavaş yavaş bir bütünlük oluştuğunu görüyoruz. Bununla birlikte önceki dönem çanak çömlekleri özelliklerini devam ettirirken artık yeni formlarda karşımıza çıkmaya başlamıştır. Bunun en büyük etkeninin ETÇ II'nin sonlarından itibaren çanak çömlek teknolojisinde kullanılmaya başlanan çömlekçi çarkının olduğu düşünülmektedir.
Sosyal sorumluluk projelerinde empati kavramı çerçevesinde hareketli afiş tasarımı serisi
Tasarım açısından sosyal ve ahlaki sorumlulukların tanımlanmaya başladığı ve tasarımcıların dikkatine sunulduğu 1970'li yıllardan itibaren grafik tasarımcının toplumsal sorunlarla ilgilenmesi ve sorumlu bir bakış açısıyla tasarım yapması gerektiğine dair fikirler ön plana çıkmış ve pek çok tasarımcı tarafından kabul görmüştür. Böylece toplumsal fayda gözeten "iyi tasarım" kavramı ortaya çıkmış; tasarımın, gerçek ihtiyaçlara cevap veren yenilikçi ve disiplinler arası bir araç haline dönüşerek tasarımcıların yaptıkları çalışmalarda ahlaki ve toplumsal sonuçları göz önünde bulundurmaları düşüncesi yaygınlaşmıştır. Ancak, tasarımcının rolü üretim ve tüketimin neredeyse sınırsız hale gelerek tasarım tüketimini de hızlandıran 21. yüzyıl tüketim toplumu ile daha da önemli hale gelmiştir. 1970'li yıllardan itibaren tasarımcıya yüklenen mesleki sorumlulukla ve toplumu yönlendirme gücüyle birlikte tasarım sosyal sorumluluk projelerinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Toplumun çıkarlarını önceleyen sosyal sorumluluk projelerinin topluma karşı sorumluluk duygusu besleyen profesyonel tasarımcılar tarafından hazırlanmasıyla daha olumlu ve yaygın bir etki ortaya çıkması mümkün olacaktır. Sosyal sorumluluk projelerinde hedef kitleye mesajı en etkili biçimde verebilmek için de insanı tanıyan ve ona ulaşmak için özel duyguları harekete geçiren bir tasarım gereklidir ve böyle bir tasarımda empati anahtar kavramlardan biridir. Empati, insanların dünyayı diğer insanların gözünden görmesini sağlayarak onları birbirine yakınlaştırır ve bu nedenle toplumsal sorunlara karşı farkındalığı arttırma ve bunları çözme konusunda önemli bir kavramdır. Tasarım ise empati kurmak için iyi bir iletişim aracıdır. "Sosyal Sorumluluk Projelerinde Empati Kavramı Çerçevesinde Hareketli Afiş Tasarımı Serisi" isimli bu tez tasarımcıların yaptıkları işlerde topluma ve dünyaya karşı sorumlu olmaları gerekliliği üzerinden tasarımı ele alırken empati kavramının sosyal sorumluluk projelerinde de etkili olabileceği göstermek üzere örnek bir uygulama ortaya koyma amacını taşımaktadır. Çalışma dört bölüm olacak şekilde oluşturulmuştur. İlk bölümde sosyal sorumluluk olgusunun tanımı, amacı ve önemi, tarih sahnesine çıkışından günümüze değin gelişimi, sosyal sorumluk kavramı oluşturan ilke ve kurallar ele alınmış, bu olgu çerçevesinde grafik tasarımcının rolü göz önünde bulundurularak, tasarım tarihi içerisinde yer alan ve grafik tasarımcının sosyal sorumluluğu hakkında önemli bir yere sahip olan First Things First (İlk Önce Öncelikler) manifestoları incelenmiş ve bunun sonucunda sosyal sorumluluk projelerinde grafik tasarımcının nasıl bir sorumluluk alacağı ve/veya alması gerektiği tartışılmıştır. İkinci bölümde empati kavramının günümüze kadar olan değişimiyle birlikte tanımı yapılarak bileşenleri incelenmiş, empati ile ilgili kuramlar ele alınarak empati kavramının birçok kavramlarla karıştırıldığı düşünüldüğünde bu kavramlarla ilişkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde empati kavramı ile ele alınan sosyal sorumluluk projeleri örnekleri tarihsel bir sıralamayla incelenmiş ve empati kavramını nasıl ele alındığı ve izleyiciye aktarmak istediği mesajlar örnekler üzerinden anlatılmıştır. Son bölümde ise ilk üç bölümde derlenen bilgiler ışığında toplumda çok fazla yer alan ve artık sosyal bir sorun haline gelen kadına şiddetin en son noktası olan kadın cinayetleri konulu afiş tasarımları bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında oluşturulmuş ve bununla birlikte teknolojinin bizlere sunduğu iletişim araçlarının da artması ile gelişen hareketli afiş çalışmalarının yapım süreci incelenmiştir.
Araştırma verilerinin yönetimi: TÜBİTAK projelerinde yer alan araştırmacılar üzerine bir değerlendirme
Doğrulanabilirlik, hesap verebilirlik, görünürlük, geçerlilik, verimlilik, tekrarlanabilirlik ve kaynak tasarrufu sağlama özellikleri nedeniyle araştırma verilerinin paylaşımı giderek önem kazanmaktadır. Sağladığı ekonomik yarar ve kamu yararı nedeniyle, birçok kurum ve kuruluş politika belgelerini araştırma verilerini ve veri paylaşımını kapsayacak şekilde düzenlemektedir. Veri paylaşımı ve araştırma verilerinin yönetimi birbirlerini tamamlayan iki önemli konudur. Araştırmacıların bu alandaki mevcut durumunu saptamak konuyla ilgili planlama ve hizmet geliştirilmede katkı sağlamaktadır. Bu çalışma, TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) desteğiyle yürütülen araştırma projelerinde yer alan araştırmacıların, araştırma verilerinin yönetimi ve paylaşımı konusundaki uygulamalarını, davranışlarını ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya 73 farklı üniversiteden 408 araştırmacı katılmıştır. Konuya ilişkin mevcut durumu saptamak için araştırmacılara 34 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Bulgulara göre, araştırmacılar büyük verilerle çalışmamakta, genelde veri yönetim planı hazırlamamakta, verilerini daha çok kişisel bilgisayarlarda saklamakta ve uzun süreli korumaya hazırlamamaktadır. Araştırmacıların verilerini paylaştığı ancak herkese açık bir şekilde paylaşım yapma düzeyinin düşük olduğu görülmektedir. Ayrıca araştırmacılar, araştırma verilerinin yönetimi konusunda eğitime gereksinim duymaktadır ve en çok veri yönetimi planı hazırlama konusunda eğitim gereksinimi vardır. Araştırma verilerinin yönetimi ve veri paylaşımının yaygınlaşması için ulusal ve kurumsal düzeyde hazırlanacak politikalar önemlidir. Bu konuda, Türkiye'de ilerleme kaydedilmesi için ilgili kişi, kurum ve organizasyonların üstlenmesi gereken roller çalışma kapsamında ortaya konulmuştur.
Dünya Bankası kredilerinin performansının belirleyicileri: Türkiye örneği
Bu çalışmada, DB'nın Türkiye'ye sağladığı kredilerin, kredi düzeyinde başarı faktörleri analiz edilmektedir. Literatürde makro değişkenler kullanarak ülkeler arası karşılaştırmayı inceleyen çalışmalar, aynı ülke içindeki krediler arasındaki farklılıklarının önemli bir kısmını gözden kaçırabildiğinden, bu çalışmanın, kredi kullanım büyüklüğü açısından Türkiye gibi önemli bir ülkeyi kredi seviyesinde incelemesi özgün tarafını oluşturmaktadır. İncelenen krediler kapsamında yürütülen program ve projelerin tamamlanma tarihleri 1997-2017 arasında değişmektedir. Analizlerde bağımlı değişken olarak her bir kredi için DB IEG birimi tarafından verilen başarı notları kullanılmıştır. İstatistiksel yöntemler aracılığıyla kredi/program/proje düzeyindeki bağımsız değişkenlerin kredi başarısı ile istatistiksel ilişkileri analiz edilmiş ve lojistik regresyon yöntemiyle bu değişkenlerin başarıyı tahmin etme gücüne bakılmıştır. Nihai olarak, analiz sonuçları literatür bulgularıyla mukayese edilerek tartışılmış, politika önerileri geliştirilmiş ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Dünya Bankası, Kredi Başarısı, Kalkınma Yardımları, Dış Yardımların Etkililiği, Program Kredileri, Proje Kredileri, Performans
Savunma sanayi projelerinin analitik hiyerarşi süreci yöntemi kullanılarak önceliklendirilmesi
Savunma sanayi ülkenin vazgeçilmez sektörleri arasındadır. Bir ülkenin savunma sanayi sektörü geliştikçe ülke sadece askeri açıdan değil sosyo - ekonomik açıdan da önemli ölçüde gelişecektir. Yüksek teknolojili üretim gerçekleştiren ve ülke savunması için kritik çalışmalar yapan bu sektörün devlet tarafından desteklenmesi oldukça önemlidir. Ülkenin bu alanda gelişmesiyle beraber toplum içerisinde güvenli yaşama duygusu da böylelikle artacaktır. Savunma sanayi birçok çalışmayı yaptığı projeler sayesinde neticelendirir. Bu sebeple projelerin zamanında doğru bir şekilde uzman kişiler tarafından belirlenmesi önem arz etmektedir. Bir projeden başarılı bir sonuç elde edilirse bu durum sektörün gelişmesi için yeni fırsatlar ortaya çıkaracaktır. Bu sebeple zamanında verilen doğru karar kritiktir. Savunma sanayi projeleri çok sayıda olup birçok kriter içermektedir. Bu sebeple durum çok kriterli karar verme olarak belirtilebilir. Bu amaçla çalışmada çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan analitik hiyerarşi süreci yöntemi seçim ve önceliklendirme amacıyla kullanılmıştır. Yöntemin uygulanabilmesi için çalışmanın gerçekleştiği savunma sanayide uzman çalışanlar ile görüşülmüştür. Gerçekleştirilen görüşme neticesinde 6 proje alternatif olarak seçilmiş ve belirlenen 11 kriter dahilinde yöntem uygulanmıştır. Uygulanan yöntem sonucunda savunma sanayi projelerinin önceliklendirilebilir olduğu görülmüştür. Bu durum sektör için önemli bir girdi olmuş olup farklı seçim ve karar verme durumlarını da değerlendirmek üzere kullanılabilir olacağı karar verici açısından ifade edilmiştir. Böylelikle ülkemiz için oldukça önemli bir sektör olan savunma sanayide yöntemin kullanılabilir olması sektör için olumlu bir sonuç ortaya çıkarmıştır.
BİLSEM proje sürecinin işbirlikli problem çözme açısından değerlendirilmesi: Bir acemi- deneyimli karşılaştırması
İş birlikli problem çözme (İBPÇ); bireyin, bir problemin çözümü için gerekli çabayı ve anlayışı diğer takım üyeleriyle paylaştığı girişim süreçlerini etkili bir şekilde iç içe kullanma kapasitesidir. Proje yürüten özel yeteneklilerin etkin bir İBPÇ süreci yaşamalarının, onların daha üretken olmalarını, öğrenmelerinde daha üst kazanımlara ulaşmalarını sağlayabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla proje çalışmasına katılan özel yetenekli öğrencilerin mevcut İBPÇ algılarının proje deneyimi olan yetişkinlerin algılarıyla karşılaştırılmasının, BİLSEM'lerde yapılan proje çalışmalarındaki İBPÇ ile ilgili mevcut durumun belirlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, proje çalışmasına katılan özel yetenekli öğrencilerin İBPÇ algılarının proje deneyimi olan yetişkinlerin algılarıyla karşılaştırılmasıdır. Bu araştırma, nicel karşılaştırmalı araştırma yöntemine göre yürütülmüştür. Araştırma 7-12. sınıf düzeyinde, özel yetenekli tanısı almış, BİLSEM proje aşamasında olan 178 öğrenci ve farklı sektörlerde aktif olarak projelerde görev almış deneyimli 105 yetişkinle yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak için likert tipte maddelerden oluşan İBPÇ Becerisini Kullanmaya İlişkin Algı Ölçeği, İş Birliğine Yönelim (İBY) Ölçeği, Marlowe-Crowne Sosyal Beğenirlik Ölçeği (MCSAÖ) ve bireysel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde ölçek uyarlamada açıklayıcı faktör analizi; veriyi tanımlamada frekans ve yüzde değerleri; çıkarımsal analizlerde korelasyon, regresyon analizi ve bağımsız gruplar için t-testi kullanılmıştır. Regresyon analizi, öğrencilerin İBY ve İBPÇ algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bağımsız t-testi sonuçları ise, İBPÇ ve İBY algılarında deneyimli yetişkinler ve öğrenciler arasında deneyimli yetişkinlerin lehine anlamlı bir farklılık olduğunu, BİLSEM'lerde yürütülen proje çalışmalarında öğrencilerin, deneyimli yetişkinlerin sahip olduğu İBPÇ ve İBY algısına sahip olmadıklarını göstermektedir. Sonuçlar, "proje aşamasında" yürütülen etkinliklerin İBPÇ ve İBY açısından detaylı değerlendirilmesinin gerekliliğini göstermektedir.
Proje yönetiminde dijital dönüşüm süreçleri için bir Bulanık ÇKKV Modeli önerisi
Dijital dönüşüm süreci şirketlerin iş yapma şekillerini yeniden düşünmelerine yol açmaktadır. Dijitalleşme tüm iş alanlarında olduğu gibi proje yönetiminde de değişikliklere yol açmıştır. Günümüzün proje yöneticileri, ekiplerini ve proje yönetim süreçlerini, rekabet edebilmek ve her zamankinden daha hızlı bir şekilde teslimat yapabilmek için, dijital ortama taşımaları gerekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı Endüstri 4.0 temelli dijital dönüşüm teknolojilerinin, proje yöneticileri için getirdiği yenilikleri göz önünde bulundurarak, proje yönetimi süreçlerinde dijital dönüşüm için ihtiyaç duyulan faktörler üzerinde önceliklendirme yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırma analizleri çerçevesinde Bulanık DELPHI, Tereddütlü Bulanık SWARA ve Bulanık PROMETHEE yöntemlerinin entegre edildiği kapsamlı bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) uygulaması sunulmaktadır. Öncelikle, literatür araştırması sonucu 23 adet proje yönetimi başarı kriteri elde edilmiştir. Bulanık DELPHI yöntemi ile bu 23 kriterden 21'i değerlendirme kriteri olarak belirlenmiştir. Sonrasında, Tereddütlü Bulanık SWARA yöntemi ile değerlendirme kriterlerinin göreli önem ağırlıkları hesaplanmıştır. Son olarak, Bulanık PROMETHEE yöntemi ile ağırlıkları belirlenmiş 21 adet potansiyel başarı kriteri ile Endüstri 4.0 teknolojileri ile ilişkili 12 adet proje alternatifi sıralanmıştır.
Kentsel dönüşüm sürecinde kent hakkı mücadelesi: İzmir Karabağlar Kentsel Dönüşüm Projesi örneği
Bu çalışma, kentleşme sürecini, ekonomik, fiziksel ve sosyal olarak etkileyen kentsel dönüşüm sürecini, İzmir Karabağlar Kentsel Dönüşüm Projesi örneğinde incelemektedir. Çalışma, kentsel dönüşüm projesine karşı çıkan mahalleliler tarafından kurulan, Karabağlar Mahalleler Birliği üyelerinin mücadelelerini ve kazanımları kentsel toplumsal hareketler ve kent hakkı talebi çerçevesinde incelenmektedir. Araştırmanın sonucu olarak, proje süresince, sürece dahil edilmeyen halk, dernekleşme yoluna giderek kentsel bir toplumsal hareket oluşturmuş ve kent hakkı taleplerini ortaya koymuşlardır. Bölge sakinleri, en temel insan hakkı olan barınma hakkı ve yaşam alanlarıyla ilgili alınacak kararlarda söz sahibi olmak istemektedirler.
Kelam ilminde yenilik arayışları ve M. Şerefeddin Yaltkaya'nın ictimai kelam projesi
Bu tezde, ondokuzuncu ve yirminci yüzyılda başlayan kelamda yenilenme çalışmaları ve o çalışmalar içerisinde yer alan M. Şerefeddin Yaltkaya'nın ictimai kelam projesi ele alınmıştır. Osmanlı Devleti, Mısır ve Hind alt kıtasında son iki asırda kelam ilminde yapılmaya çalışılan yenilik arayışları değerlendirilmiş, Yaltkaya'nın İctimai Kelam projesinin bu yenilenme çalışmaları içerisindeki yeri izah edilmiştir. Yaltkaya'nın ictimai kelam projesinin kelamda yenilik arayışları çerçevesinde ele alınabilmesi için birinci bölümde Kelamda yenilik hareketleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise, M. Şerefeddin Yaltkaya'nın hayatı ve eserlerine dair bilgi verildikten sonra "İctimai Kelam Projesi" bütün yönleriyle ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Yetiştiği dönemin Yaltkaya üzerindeki etkileri, projeyi en çok dile getirdiği İslam Mecmuası kadrosunun özellikleri, dile getirdiği görüşlerin hayata geçmesi hususunda hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemindeki çalışmalarından bahsedilmiştir. İctimai kelam projesine yönelik eleştiriler, özellikle kutsallığın kaynağını topluma dayandırıp dayandırmadığı, sistematik bir proje mi, yoksa bir öneri mi olduğu hususu değerlendirilmiştir. Sonuçta Yaltkaya'nın ictimai kelam projesinin söz konusu dönemde ortaya atılan kelamda yenilik hareketlerinden sayılıp sayılamayacağı tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kelamda Yenilenme, M. Şerefeddin Yaltkaya, İctimai Kelam Projesi
Proje yönetiminde liderlik ve motivasyon: PTT Dijital Arşivleme projesi örneği
Bu çalışma, yönetim biçimi olarak proje yönetimi ve iş konusu olarak dijital arşivleme işini temel alarak, lider davranışlarını ve bu davranışların çalışan motivasyonu üzerindeki etkisini ortaya koymak için yapılmıştır. Çalışma, benimsenen yöntem bakımından, pozitivist yaklaşım; kullanılan araştırma yöntemi bakımından, anket araştırması; kapsadığı süre açısından, anlık; amacı açısından ise açıklayıcı araştırmadır. Araştırmanın evrenini "PTT Dijital Arşivleme Projeleri", örneklemini ise "Ankara Tarih Arşiv Dijitalleştirme Projesi" çalışanları oluşturmaktadır. Ankete 46 çalışan katılım göstermiştir. Lider davranışları ve bu davranışların çalışan motivasyonuna etkisi olmak üzere iki ölçekten oluşan anket, 36 ifadeden oluşmaktadır. Çalışmanın teorik kısmında proje, proje yönetimi, motivasyon, liderlik, arşiv ve dijital arşivleme gibi, konu ile ilgili kavramlar açıklanmıştır. Uygulama kısmında ise SPSS programı kullanılarak bazı testler yapılmıştır. Yapılan testler sonucunda araştırmanın problemi, soruları ve hipotezlerine yönelik analizler yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda lider davranışları ile çalışan motivasyon düzeyi arasında güçlü bir ilişkinin olduğu, yani lider davranışlarının çalışan motivasyonu üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Yöneticinin iş yaparken sergilemiş olduğu davranışlar (iletişim biçimi, sorunları çözme yöntemi, karar alma vb. eylemlerin hepsini davranışın kavramının içine alabiliriz) astlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. Araştırma dijital arşivleme projelerinde lider davranışları ve bu davranışların çalışan motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapıldığından, bu araştırmada yönetici davranışları-performans ilişkisi, yönetici davranışları-proje başarısı gibi konulara değinilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Proje, Liderlik, Lider Davranışları, Motivasyon, Dijital Arşivleme.
Yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen ve kamu destekli projelerde ortaya çıkan buluşlar
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın konusunu Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlar ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlar oluşturmaktadır. Hukukumuzda konuya ilişkin düzenlemeler, Sınai Mülkiyet Kanunu'nda ve Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik'te bulunmaktadır. Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlar'ın önemi, hukukumuzda ilk kez düzenlenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmamızın konusu olan yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen ve kamu destekli projelerde ortaya çıkan buluşlar incelenirken zorunlu olarak çalışan buluşlarına da değinilmektedir. Bunun nedeni ise Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşları düzenleyen SMK md. 121'in istisnalar saklı kalmak kaydıyla çalışan buluşlarına atıf yapmış olmasından kaynaklanmaktadır. SMK md. 121'de çalışan buluşlarına yapılan atıf nedeniyle, yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen buluşlar da kural olarak hizmet buluşu olarak nitelendirilmekte ve yükseköğretim kurumaları bu buluşlar üzerinde hak sahibi olabilmektedir. Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlar açısından ise yürürlükte birden çok mevzuat bulunmaktadır. Çalışmamızda konuya ilişkin hukuki düzenlemeler incelenmektedir.
The effect of organizational citizenship behavior and teamwork on the success of information systems projects
Information systems project success topics have been extensively researched along with its indicators, success criteria and possible improvement areas in the academic literature. Beside this background, it is aimed to provide a framework which will emphasize the behavioral part of project management processes. Thus, this study investigates the impact of organizational citizenship behavior and teamwork on information systems project success. Organizational citizenship behavior is analyzed along five dimensions, namely; altruism, courtesy, conscientiousness, civic virtue and sportsmanship. In addition, teamwork is analyzed along three dimensions as communication, collaboration and cohesiveness. Data was collected from information systems project managers through an online survey. In order to examine the effect of these dimensions on information systems project success, nonparametric statistical test techniques were used on a sample of 173 projects executed in several industries of Turkey. The findings of the study demonstrated that all OCB dimensions and the construct itself have positive relations with IS project success. In addition, teamwork construct and all of its dimensions are also found as positively related with IS project success. On the other hand, although project scale determinations are frequently used in project success evaluation reports, the results of statistical tests showed that there is no significant difference among different project sizes (small-medium and large) according to their project success or fail situations in information system projects.
Kanal İstanbul ve Arafta Kalan Rıza: İki mega projenin karşılaştırmalı ve duygulanımsal bir analizi
This thesis presents the relationality between affects and hegemony and the importance of affects in social and political life. Affective and discursive practices might affect consent for hegemony and hegemony can use affects and construct identities in turn. Mega projects are very efficient in constructing consent and hegemony. Kanal İstanbul; the last mega project is used as the platform to study this relationality. In-depth interviews with the dwellers of Başakşehir and Arnavutköy which are in Kanal İstanbul area are made to capture the emotions and thoughts of the dwellers for the project. To get a solid idea another mega project which is already finished and being used by the dwellers; Yavuz Sultan Selim Bridge is also asked in the interviews to compare the differences and similarities in the ideas and emotions of the dwellers. What we have observed is that in transitional periods, affects and consent are also affected and divergences, breaks as well as limbo situations might appear. This thesis shows that affects and consent are changing in times of transformation. Positive affects like pride, joy and happiness can coexist with consent while negative feelings like anxiety, fear of abandonment from the in-born environment might cause to dissent or limbo situations.