Prophethood

90 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kur'an da nebi ve resul kavramları

Yüce Allah'ın mesajlarını insanlara ileten peygamberlere inanmak, İslâm Dini'nin inanç esaslarındandır.Peygamberler, insanların hayatı anlamlandırmalarına yardım ederler. Kulluğu öğretip insan ruhunu huzura kavuştururlar. Adaletli bir toplum oluştururlar.Kur'an-ı Kerim, ifrat ve tefritten uzak bir şekilde peygamberlere hak ettikleri değeri verir.İslâm Ekolleri peygamberliğin zorunluluk ve mümkünlüğünü tartışırken, Kur'an-ı Kerim, peygamberliği bir vakıa olarak ele alır.İslâm Ekollerinin çoğunluğu mucizeyi, peygamberliğin delili olarak kabul ederler.Kur'an-ı Kerim, peygamberliği ?resul? ve ?nebi? kavramlarıyla ifade eder.Peygamberliğin olmazsa olmaz şartı; peygamberlerin vahiy almalarıdır.Tebliğin iki temel boyutu, ?uyarı? ve ?müjdeleme? dir.Bütün peygamberler doğruluk, güvenilirlik, akıllı ve zeki olma, hata ve günahlardan uzak durma, Yüce Allah'ın mesajlarını olduğu gibi iletme özelliklerine haizdirler.Kur'an-ı Kerim'e göre peygamberlerin insanlardan olması gereklidir ve öyle de olmuştur.Anahtar Kelimeler: Allah, Kur'an, Nebi, Resul, Beşer ve Hatmu-n-Nübüvve.

AllahKur'an-ı KerimPeygamberlik+2
Mehmet Ali Durur
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihselci metodoloji ekseninde nübüvvetin delillendirilmesinin imkânı

Kelam ilmi, İslam akaidini temellendirmek için ortaya çıkmış bir ilimdir. Bunu yaparken kendi sistematiği dâhilinde deliller kullanır. Bu delilleri de aklî ve naklî diye iki ana kategoride yapmaktadır. Bu delillerden naklî olanları tartışmalıdır. Mantık ilmi içerisinde naklin içeriği olan haberin doğrudan burhânî delil olmaması sebebiyle itikadın haber üzerinden delillendirilmesi problemli hale gelmektedir. Aynı problem nübüvvet meselesini delillendirirken de ortaya çıkmaktadır. Bu problem modern dönem âlimlerinin de dikkatini çekmiş olduğundan farklı delillendirme yollarına başvuranlar olmuştur. Bunlar arasında Avrupa'da ortaya çıkan tarihselcilik fikrini benimseyenler de olmuştur. Tezin birinci bölümünde istidlal meselesi, klasik kelam literatüründeki delillendirme türleri, modern dönem anlayışları ve bu anlayışlardan olan tarihselcilik düşüncesi ele alınmıştır. Tarihselciliğin yönleri tez kapsamını aşmayacak kadarıyla incelenmiştir. Kelam ulemâsı nübüvveti delillendirirken naklî delilleri çok sık kullanmışlardır. Bu sebeple tezin ikinci bölümü naklî delilleri incelemeye ayrılmıştır. Bu delilleri tehaddî, Kur'ân kıssaları, mucizeler ve hatm-i nübüvvet başlıkları içerisinde ele almak mümkündür. Bu başlıkların içeriği nübüvvet için ne derece delil olabileceği tezimizin ikinci bölümünü oluşturmaktadır. Bu konuyu incelerken önce mütekaddimûn kelamcıların saydığımız başlıklar içerisinde nübüvveti delillendirmeleri incelenmiştir. Daha sonra bu başlıkların her biri tarihselci metodoloji içerisinde yeniden ele alınmıştır. Bu sayede naklî delil olarak zikredilen bu başlıkların nübüvvet için delil değeri farklı bir metodoloji nazarında göstermeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise kelamcıların kullandığı naklî delilin modern dünya nazarında değerinin olup olmadığını ifade edilip yeni metodolojiler karşısında klasik literatürün konumuna değinilmiştir. Anahtar Kavramlar: Nübüvvet, tarihselcilik, tehaddî, mucize, hatm-i nübüvvet.

DelilKur'an-ı KerimKıssalar+5
Nevfel Tilkat
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kelâmın klasik çağında deizm problemi

Deizm, insanlık tarihiyle birlikte zihnimizi meşgul etmeye başlamıştır. Tarihin belli dönemlerinde ortaya çıkan sonra zamanla önemini kaybeden deizm, günümüzde tekrar seslendirilmeye başlamıştır. Bu felsefi hareket Orta Çağ'da olduğu gibi dini ve dinin öğretilerini reddetmektedir. Dolayısıyla deizm İslam'ın temel inanç esaslarını da hedef almaktadır. Usûlü-d-Dîn olan kelâm (akaid) ilmi deizm ve ateizm gibi felsefi akımlara karşı İslam'ın temel inanç esaslarını akli ve nakli delillerden yola çıkarak temellendirmeye çalışmıştır. Kelâm ilminin klasik çağı olarak adlandırılan H.4. ve 8. yüzyıllar arasında da deizmin felsefi izlerine rastlamak mümkün görünmektedir. İslam dünyasında Tabiat felsefesinin ilk temsilcilerinden Ebu Bekir er-Râzi, nübüvveti ve vahyi reddettiği bilinen Berâhime adı verilen dini grup, İbnü'r-Râvendî ve Ebu İsa el-Verrâk gibi İslam ilim geleneğinde tartışılan isimlere atfedilen, nübüvvete ve dine karşı görüşler ve fikirler deizmin izlerine kelâm ilminin klasik çağında da rastlandığını göstermektedir. İslam'ın temel inanç esaslarından nübüvveti ve vahyi hedef alan görüşlere karşı ortaya konulan akli ve nakli fikir ve görüşler deizme karşı bugünde ilmi değerini korumaktadır. Kelam ekolleri, Mu'tezile, Eş'ariyye, Mâtürîdiyye ve diğer kelami fırkaların gerek Allah'ın isimleri, sıfatları ve fiilleri üzerine yaptıkları çalışmalar, gerekse nübüvvete ve vahye olan ihtiyacı açıklamak için kullanılan argümanlar bugünümüze de ışık tutacak zenginliktedir. Bu veriler ışığında tezin amacı, kelâmın klasik çağında görülen deist fikirlere karşı ortaya konulan ilmi çalışmaların günümüz deist fikirlerini karşı bir cevap niteliğinde olduğunu ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, Deizm, Nübüvvet, Vahiy

DeizmKelamPeygamberlik+2
Furkan Türkcan
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâtürîdî ve Kâdî Abdülcebbâr'a göre hikmet kavramının karşılaştırılması

Hikmet kavramının Kur'an'da birçok defa kullanılması ve Allah'ın hakîm ismiyle hikmet sıfatının birlikteliği hikmet ve ilâhî fiiller arasındaki ilişkiyi gündeme getirmiştir. Hikmet kavramı yargıda bulunmak, karar vermek anlamında "hükm" mastarından isimdir. Yine ""sakındırmak, engellemek, gem vurmak, alıkoymak" gibi anlamlara gelen "ihkam" masdarıyla anlam ilişkisi vardır. Istılâhı manası genel olarak ""sözde ve fiilde isabet etmek, isabet, her şeyin yerli yerince yapılması," demektir. Hikmetin anlam dünyasının bu denli geniş olması ayrıca kavramın anlamı, kapsamı, çeşidi, gibi hususlar üzerinde geniş şekilde düşünülmesine etki etmiştir. Bu sebeple birinci bölüm hikmet kavramının etimolojik tahlilini ve farklı ilmi disiplinlerde hikmetin; önemini, tarifini, ilmi disiplinlerde kullanımını, benzerlik ve farklılıkları, neyi kapsadığını, araştırdığımız bir niteliğe kavuştu. İkinci bölüm ise ilk bölümde hikmete dair bulgu ve çıkarımlar tezimizin konusunu oluşturmuştur. Yine ikinci bölümde kelâm ilminde hikmetin kullanımı ve hikmete dair Eş'arî, Mâtürîdî ve Mu'tezile mezheplerinin konuya dair genel yaklaşımları ortaya koyulmuştur. Sonrasında ise tezimizin amacını oluşturan İmam Mâtürîdî (ö. 333/944) ve Kâdî Abdülcebbâr'ın (ö. 415/1025) hikmete dair görüşlerini alt başlıklar halinde karşılaştırmalı olarak incelemeye, benzerlik ve farklılıklar gösterilmeye çalışılmıştır. Mâtürîdîler de ilâhî fiillerde hikmetin olduğunu ama hikmetin Allah'ın fillerine etkisi konusunda Mu'tezile'den ayrılırlar. Mâtürîdîler ilâhî fillerde bulunan hikmetin veya herhangi bir şeyin Allah'a vâcib olmayacağı görüşündedirler. Çalışmamızda yöntem olarak veri tarama tekniği olan belgesel kaynak derlemesi tekniği kullanılmış ve konumuza ilişkin literatür incelenmiştir. Tasnif edilen bu bilgiler objektiflik ilkesi çerçevesinde sosyal bilimlerin deskriptif (vasıflandırıcı) metodu kullanılarak yazılmıştır. Hikmet kavramına dair literatürde pek çok çalışma görülmektedir. Fakat İmam Mâtürîdî ve Kâdî Abdülcebbâr'ın hikmete dair görüşlerini karşılaştırmalı olarak inceleyen müstakil bir çalışma bizim ulaşabildiğimiz kadarıyla yoktur. Bu yönüyle tezin alana katkı sunması hedeflenmektedir. Hikmet kavramının birçok farklı ilmi disipline konu olması ve üzerinde çalışmaların yapılmasının nedeninin hikmet ve ilahi fiiller arasındaki ilişki olduğu düşüncesi olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında ayet ve hadislerde sık sık hikmete dair vurguların olması da bir başka etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Kâdî Abdülcebbâr, hikmet kavramını vücub aleallah bağlamında ele almış ve Allah'ın fiillerinin mutlaka bir fayda ve maslahat içermesini gerektiğini ifade etmiştir. Bu zorunluluğu tüm konularda geçerli olmadığını yalnızca dini konularla sınırlı olduğunu ifade etmiştir. Mâtürîdî, Allah'ın fiillerinde hikmetin bulunduğunu, onun hikmetinin her şeyi yerli yerine koymak olduğunu bu nedenle Allah'ın fiillerinin hikmetsiz olamayacağını savunmuş. Allah'ın fiillerindeki hikmetin asla onu bir şeye mecbur eden dışarıdan bir etki olarak görmeyip aksine bunu bizzat Allah'ın kendi kendine kural olarak koyduğunu ifade etmiştir. Anahtar Kavramlar: Kelam, Hikmet, Âlem, Ebû Mansûr el- Mâtürîdî, Kâdî Abdülcebbâr

AlemDinHikmet+6
Muhammet Bulut
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Fârâbî ve İbn Sînâ'da tahayyül kavramı

Fârâbî ve İbn Sînâ'nın tahayyül yetisi hakkındaki görüşleri psikoloji, epistemoloji, nübüvvet, siyaset gibi birçok alanı kapsayıcı ve felsefî birikime katkı sağlayıcı nitelikte önemli bir tartışma konusudur. Bu çalışmada Antik Yunan filozoflarının phantasiaya ilişkin fikirleri ve Fârâbî ile İbn Sînâ'nın tahayyül gücüne dair açıklamaları karşılaştırmalı olarak aktarılmış, İslam filozoflarının bu konuda ortaya koyduğu farklılıklara, değişimlere, yeniliklere değinilmiştir. Fârâbî ve İbn Sînâ'nın mütehayyile gücüne dair açıklamaları dört aşamalı olarak ele alınmıştır: (a) Tahayyül kavramının felsefî literatürdeki kavramsal serüveninde Antik Yunan filozoflarının etkisi ve İslam felsefesine intikalde phantasianın şekilsel-anlamsal dönüşümünün tercüme eserlerdeki takibi (b) Fârâbî ile İbn Sînâ'nın nefs teorisi bağlamında tahayyül yetisinin fizyolojisi (c) Faal Aklın insana etkisinde akıl-tahayyül yetileri arasındaki ilişki ve tümel-tikel içerikte olan verileni kabulde tahayyülün taklit fonksiyonu (d) Uyku ile uyanıklık gibi hallere göre tahayyülün işlevlerindeki farklılığın nübüvvetle bağlantısı ve filozofun, nebinin, ilk başkanın yasa koymasında tahayyül yetisinin rolü. Bu çerçevede "Fârâbî ve İbn Sînâ'nın tahayyül konusunda Antik Yunan filozoflarından etkilendiği noktalar nelerdir?"; "Fârâbî ve İbn Sînâ'nın tahayyülle ilgili özgün düşünceleri nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Bu sorular çözüme kavuşturulurken nebinin farklı bilinç düzeylerini tecrübe ettiği nübüvvetin gerçekleşmesinde akıl ve tahayyül yetisine ait işlevlerin belirginleştirilmesine özen gösterilmiş; Faal Aklın tahayyül yetisi mükemmel olan insana etkisinin nesnel dünyada algılanabilmesine olanak sağlayan görme teorilerinin nübüvvet meselesine dâhil edilmesi incelenmiş; Fârâbî'nin kehâneti nübüvvete dönüştürmesi konusu üzerinde durulmuş; nübüvvetin delilik ve sihirden üstünlüğü ispatlanmaya çalışılmıştır.

FantazyaFarabiKahin+6
Nursema Kocakaplan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kitab-ı Mukaddes'te peygamber görümleri

Dinler tarihinde kutsalı tecrübe eden kişilerin yaşadığı vizyonlar (görümler) önemli bir yer tutar. İnsanlık tarihi kadar eski denilebilecek bu kutsalı tecrübe anı günümüze kadar önemini korumuştur. İnsanlar bazen tanrıların doğrudan konuşmadığını sembollerle ve olağanüstü tasavvurlarla insanlara mesaj verdiğini düşünmüşlerdir. Eski Yunan'da 'orakller' Sümer medeniyetinde zigguratlarda görev yapan kahin sınıfı, Orta Asya'da esrime geçiren kam ve şamanlar, kutsalı tecrübe ettikleri anlarda tanrı yahut tanrılarla konuşmalarını çoğunlukla semboller ve simgelerle anlatmışlardır. Kutsal Kitap'ta da pek çok peygamber ya da tanrı adamı olarak isimlendirilen kişiler söz konusu anları yaşamış ve 'Rabb'in' kendisine gösterdiği olağanüstülükleri insanlara, krallara anlatmışlardır. Görümler (Vizyon, görü, müşahede) insanların bilinçleri açıkken diğer bir ifadeyle rüyada değilken kutsalı tecrübe anlarıdır. İnsanlar ve peygamberler görümleri oldukça sık bir şekilde müşahede etmiş ve uluslarına bu görümler vasıtasıyla müjdeler yahut uyarılar getirmişlerdir. Görümler genellikle tabiatları itibariyle olağanüstü semboller ve mecazlarla vuku bulmuştur. Bu görümleri defalarca tecrübe eden peygamberler bile görümlerin anlamlarını her zaman açık seçik anlamlandıramamışlardır. Biz de bu çalışmamızda söz konusu görümlerin dinler tarihindeki yerini tespit etmeye ve görümlerin insanların hayatlarında hangi anlamlara geldiğini bulmaya çalıştık.

Dinler tarihiHristiyanlıkKehanet+6
Oğuzhan Karahanlı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kemâleddin İbnü'l-Hümâm'ın nübüvvet anlayışı

Kelâm ilmi dinin temel esaslarını konu edindiği ve İslâm'a yönelmiş şüphelerin yok edilmesini hedef aldığından, en şerefli ilim kabul edilmiştir. İslâm tarihi boyunca ortaya çıkan birbirinden farklı akımlara karşı aklî ve naklî deliller ortaya koyarak mücâdele vermiştir. Bu mücâdele bir yönüyle de nübüvvetin ispati için gerekli görülmüştür. Biz de bu çalışmamızda Mâtürîdî kelâmında önemli bir konuma sahip olan İbnü'l - Hümâm'ın nübüvvet anlayışını el-Müsâyere isimli eserini temele alarak ele aldık. Bu itibarla, İbnü'l-Hümâm'ın peygamberlik anlayışını ve peygamberlikle ilgili meselelerdeki görüşlerini incelemeye çalıştık. Çalışmamızı giriş ve iki ana bölümde ele almayı uygun gördük. Girişte çalışmamız boyunca işleyeceğimiz konuyu anlaşılır hale getirmek için, bahsedilmesi gerekli olan temel kavramların sözlük ve terimsel/ıstılahî manalarına yer verdik. Birinci bölümde, İslâm düşüncesinde nübüvvet anlayışlarına genel bakış olması adına, nübüvvet anlayışlarına yer verdik. Peygamberlik müessesesini kabul etmeyenlerin görüşleri ile Deizm konusunu ifade ettik. Nübüvveti ispat sadedinde ise Mu'tezile ve Şia gibi mezheplerin görüşlerine değindik. İkinci bölümde ise, Kemâleddin İbnü'l-Hümâm'ın hayatı, ilmi şahsiyeti, yaşadığı dönem ve eserlerine dair genel bir bilgi verdikten sonra nübüvvete ilişkin görüşlerini ele aldık. Nübüvvetin imkânı, gerekliliği, kesbîliği-vehbîliği, nübüvvet-gayb ilişkisi, peygamberlerin ismeti, peygamberlerin cinsiyeti, efdâliyeti, sayısı, Hz. Muhammed'in peygamberliği ve mu'cizeleri gibi hususları İbnü'l-Hümâm'ın ifadeleriyle açıklamaya çalıştık.

KelamMucizelerMüsayere+4
Suat Doğan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sırât-ı Müstakîm mecmûasında nübüvvet meselesi

Nübüvvet kelâm ilminin ana konularındandır. İslâm tarihinde kelâm âlimleri, İslâm filozofları nübüvvet ile alakalı geniş bir literatür ortaya koymuşlardır. Nübüvvetin imkânı konusunda ortaya konulan fikirler günümüzde hâlâ geçerliliklerini korumaktadır. Bu bağlamda nübüvvet hâlâ güncel bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Biz bu çalışmamızda İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla yayın hayatına başlayan ve günümüzde hâlâ Sebîlürreşâd ismi ile yayınlanmaya devam eden Sırât-ı Müstakîm mecmûasında nübüvvet konusunun nasıl işlendiğini inceledik. Çalışmamızı giriş ve iki ana bölümden oluşturmayı tercih ettik. Giriş bölümünde derginin fikrî yapısını anlaşılır kılmak için Sırât-ı Müstakîm ve devamı olan Sebîlürreşâd mecmûalarının tarihçelerine yer verdik. Mecmûaların yazarlarına ve ele aldıkları konulara değindik. Birinci bölümde konu ile alakalı kavramları kısaca açıkladıktan sonra Mâtürîdilik bağlamında nübüvvet meselesine değindik. Nübüvvetin imkânı, hükmü, peygamberlerin özellikleri, Hz. Muhammed 'in nübüvveti, hissî, aklî ve manevî mucizeler, Miraç Olayı, Kur'ân-ı Kerîm mucizesi, peygamberlerin günah işleyip işlemediği ifade eden ismet kavramı, peygamberlerin sayısı, evliyaların kerameti gibi konuları ele aldık. İkinci bölümde ise nübüvvet meselesini Sırât-ı Müstakîm bağlamında ele aldık. Mecmûada ele alınan nübüvvetin gerekliliği, Hz. Muhammed'in manevî mucizesi olarak nitelenen ahlakı, aklî mucize olarak nitelenen Kur'ân mucizesi gibi konulara değindikten sonra genelde dönemin müsteşriklerine karşı verilen cevaplar, özelde Manastırlı'nın Dozy'e verdiği cevaplar, nübüvvet bağlamında değerlendirilen Garânîk Olayı, Nuh Tufanı, Avrupalıların Kur'ân ve Hz. Muhammed algılarına dikkat çektik.

AllahKelamMiraç+4
Ali Eşgünoğlu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vahyin başlangıcıyla ilgili siyer kaynaklarındaki rivayetlerin değerlendirilmesi

Hz. Peygamber'e ilk inen vahyin ne olduğu meselesi Siyer, Hadis ve Tefsir alanlarının ortak çalışma alanlarına girmektedir. İlk vahyin ilk dönem kaynaklarında nasıl ele alındığı konusunu İslâm tarihi açısından ele aldığımız bu çalışmamız esas itibariyle giriş ve iki bölümden müteşekkildir. Girişte konunun amacı, önemi ve kapsamı hakkında bilgi verilmiş, ayrıca özet bir şekilde hicrî ilk üç asırda Siyer yazıcılığının tarihî seyrinden, vahiy ve nübüvvet kavramlarından bahsedilmiştir. Birinci bölümde Mekke toplumunun dinî yapısı, mevcut dinler ve müntesipleri, dinî uygulamalar ile Hz. Peygamber'in risâlet öncesi dinî hayatı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Hz. Peygamber'in nübüvvetle görevlendirilmesinden önce tehannüs gibi hazırlık safhası olarak nitelenen konular ve nübüvvet alâmetleri meselesi ele alınmıştır. Daha sonra ilk vahiyle ilgili hicrî ilk üç asra ait siyer kaynaklarındaki rivayet malzemeleri belirli bir tasnif içerisinde ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Son olarak Câhiliye'den başlayarak İslâmî dönemde de devam eden Arap kıssacılık geleneğinin bahsi geçen rivayetlere etkilerinin bulunup bulunmadığına dair değerlendirmelerin yer aldığı bir kısım eklenmiştir. Anahtar kelimeler: İlk vahiy, peygamber, kıssa, tehannüs, cahiliye.

Hz. MuhammedKur'an-ı KerimPeygamberlik+5
Şükran Adıgüzel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülkâhir el-Bağdadi'nin nübüvvet ve âhiret anlayışı

Bu tezde İslâm kelâmı açısından inanç esasları bağlamında Nübüvvet ve Âhiret anlayışı irdelenecektir. Çalışmamızda Eş'ari kelâmının önemli isimlerinden olan Abdulkâhir el-Bağdâdî'nin nübüvvet ve âhiret anlayışı, onun kelâm ve mezhepler tarihi sahasında kaleme aldığı Usûlü'd-Dîn adlı eserleri bağlamında ele alınmıştır. Çalışmanın giriş kısmını oluşturan birinci bölümünde Bağdâdî'nin hayatı ilmî kişiliği, belli başlı kelâmî görüşleri ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Bağdâdî'nin nübüvvet anlayışını ortaya koymak gayesiyle, mesele kelâmcılarının konu hakkındaki görüşleri merkezinde ele alınıp işlenmiş ve genelden özele doğru görüşlere yer verilmiştir. Bağdâdî'nin nübüvvet kapsamında nebi-rasül, mucize-kerâmet, imâmet-siyâset gibi konular hakkındaki anlayışı ile peygamberlerin sayısı, masumiyeti, ilk ve son peygamber gibi mevzulara dair görüşleri ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Bağdâdî'nin âhiret anlayışını ortaya koymak için şefaat, rü'yetullah, ecel, kabir ahvali, ölümden sonra diriliş, mîzân, sırat, havuz, cennet ve cehennem konularla ilgili görüşleri hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırmanın sonunda ise Bağdâdî'nin nübüvvet ve âhiret anlayışının İslâm uleması arasındaki yeri tartışılmış ve tarafımızdan konular hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdülkâhir el-Bağdâdî, Usûlü'd-Din, el-Fark Beyne'l-Fırak,nübüvvet, âhiret

Abdülkahir el-BağdadiAhiretPeygamberlik+1
Mehmet Arıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş İslam düşüncesinde kelâmın temel meseleleri

Son iki asır içinde ilim, inanç, insan hak ve özgürlüklerine yaklaşım tarzında değişiklikler ve gelişmeler meydana gelmiştir. Batı, medeniyet yolunda bilimsel çalışmaları ve teknolojik ilerlemeleri hızla artırırken, bu dönemde İslâm toplumları iç ve dış sorunlarla uğraşmak durumunda kalmış ve Batı medeniyetine karşı güçlü bir hamle gösterememiştir. Son iki asırda İslâm coğrafyası yoğun bir şekilde Batı'nın meydan okumalarına maruz kalmıştır. Batı düşüncesindeki bu değişim, klasik kelam ilminden tevarüs eden ve temelde Yunan felsefesinden etkilenmiş olan kavramsallaştırmayı, yöntemi ve muhtevayı etkilemiştir. Son dönemde İslam düşünürleri, ortaya koydukları fikir ve çabalarla, kelam ilmine yeni perspektif kazandırmışlardır. Onlar, ateist ve materyalist akımlara karşı İslâm'ı savunma çabasına girmişler, özellikle din karşıtı akımların saldırısına maruz kalan ve halkın pratik hayatta karşı karşıya kaldığı inanç problemleriyle ilgilenmişlerdir. Bu durum, kelâm ilminin çağdaş dönemde konu bakımından klasik döneme göre yenilenmesine sebep olmuştur. Bu çalışma kelâm ilminin klasik dönemde ve son iki asırda tartışılan konularını ortaya koymakta ve çağdaş İslâm düşünürlerinin güncel problemlere dair görüşlerini ele almaktadır. Anahtar kelimeler: Çağdaş İslâm Düşüncesi, Kelâm Konuları, İlâhiyat, Nübüvvet, Sem'iyyât

KelamModern İslam düşüncesiPeygamberlik+2
Cebrail Özer
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fârâbi ve İbn Sînâ'nın peygamberlik anlayışı

Peygamberlik meselesi, İslâm kelâmının ve felsefesinin ortak ilgi alanlarından birisidir. Kelâmcılar peygamberlik hakkındaki düşüncelerini nasları esas alarak ortaya koymuş ve peygamberliğe yöneltilen eleştirilere karşı savunmacı bir rol üstlenmişlerdir. Meşşâî filozoflar ise özü itibariyle naslarla uyumlu; fakat son tahlilde rasyonel bir peygamberlik anlayışı oluşturmuşlardır. Kelâmcılar açısından peygamber, kendisini diğer insanlardan ayıran önemli özelliklere sahip olan; fakat en önemlisi, Allah tarafından görevlendirilen kimsedir. Meşşâilik açısından ise, peygamber yüksek muhayyile ve akıl gücüne sahip birisidir. Onun bu özellikleri nihâî olarak Tanrı'ya ulaşan bilgilenme sürecinin temel dayanağıdır. Kaynak Tanrı'dır; lâkin görevlendirme söz konusu değildir. Bu çalışma yukarıda bahsedilen peygamberlik anlayışlarını incelemektedir. Çalışmanın ilk bölümü farklı kelâm okullarının peygamberlik anlayışlarını özetlemektedir. İkinci ve üçüncü bölümde Meşşâî filozoflar Fârâbî ve İbn Sînâ'nın görüşleri anlatılmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise kelâm ile Meşşâî felsefenin anlayışları mukayese edilmiştir.

Din felsefesiFarabiFelsefe+4
Emine Tatlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Lâmi'î Çelebi'nin Şevâhidü'n-nübüvve Tercümesi: İnceleme-tenkitli metin-dizin

Şevâhidü'n-nübüvve, Molla Abdurrahmân-ı Câmî'nin Hz. Muhammed'in peygamberlik delillerini anlattığı kitabıdır. Bu çalışmanın esasını oluşturan eserse, Molla Câmî'nin Şevâhidü'n-nübüvve'sinin Lâmi'î Çelebi tarafından bazı ilâvelerle birlikte Türkçeye çevrilmiş hâlidir. Lâmi'î Çelebi, Farsçadan tercüme ettiği kitabı çeşitli ayet, hadis, rivayet, manzume ve peygamberliğin delili kabul ettiği bazı yeni bölümlerin ilâvesiyle zenginleştirmiştir. Bu çalışma esas olarak, toplamda dört nüshadan hareketle eserin tenkitli metnini ortaya koymak maksadıyla hazırlanmıştır. Yine bu çalışma kapsamında Hz. Muhammed'in peygamberliğini anlatan türler ele alınıp incelenmiş; Abdurrahmân-ı Câmî ile Lâmi'î Çelebi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Şevâhidü'n-nübüvve'nin ayrıntılı incelemesi yapılmış ve özel isimler indeksi hazırlanarak ilim dünyasının istifadesine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, Lâmi„î Çelebi, Abdurrahmân-ı Câmî, ġevâhidü‟n-nübüvve, Delâ‟ilü‟n-nübüvve, Siyer, Tercüme.

Hz. MuhammedLami`i ÇelebiMolla Cami+2
Erdem Can Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Seyyid Şerif el-Cürcânî'nin nübüvvet anlayışı

Seyyid Şerif el-Cürcânî, hicrî sekizinci asrın ikinci yarısı ile dokuzuncu asrın başlarında yaşamış olan Eş'arî kelâm ekolünün önemli şahsiyetlerinden birisidir. Bu doğrultuda Cürcânî'nin nübüvvet anlayışını ele alan bu araştırma giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntem ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde; peygamberlikle ilgili, nebî ve resûl kavramları, Kur'ân ve hadislerde peygamberlik, nübüvvetin ispatı, kelâm ekolleri ve filozoflara göre nübüvvetin imkânı, gerekliliği, nübüvveti inkâr problemi, peygamberliğin vehbîliği, filozofların peygamber algısı, peygamber göndermenin faydaları, nübüvvete özü gereği yapılan itirazlar, teklif bağlamında nübüvvete yönelik itirazlar, aklın yeterli görülmesi nedeniyle nübüvvete yönelik itirazlar ve peygamber göndermenin gerçekleşmediğine dair yapılan itirazlar ele alınmıştır. Bunun yanı sıra mucize kavramı, mucizenin şartları, mucizenin gerçekleşme şekli, nübüvvetin mucize ile temellendirilmesi, mucizeye yapılan eleştiriler, mucizenin delâletine yönelik eleştiler, mucizenin görmeyenler tarafından tasdiki ve irhas, keramet, maûnet, istidrâc ve ihanet türü olağanüstü olaylarla ilgili konulara yer verilmiştir. İkinci bölümde vahiy ve vahyin geliş şekilleri ve niteliği, ilham, kitap, suhuf ve melek kavramları, meleklerin masumiyeti fikri ve bunu reddedenlerin delilleri, bunlara verilen cevaplar, peygamberlerin meleklere üstünlüğü meselesi, meleklerin üstünlüğünü iddia edenlerin delilleri ve bu görüşlerin değerlendirilmesi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Hz. Muhammed'in nübüvveti, ismet kavramı, Hz. Peygamber'in masumiyeti, peygamberlere isnat edilen günahlar ve Cürcânî'nin bu isnatlara cevabı, Kur'ân'ın i'câzı ve buna yönelik eleştiriler, Cürcânî'ye göre Kur'ân dışındaki deliller, aklî, hissî, haberî ve diğer delillere ait konulara yer verilmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada Cürcânî'nin nübüvvet anlayışı ortaya konmuştur.

Kur'an-ı KerimPeygamberlikSeyyid Şerif Cürcani+1
Mehmet Arıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nübüvvet, Kur'an-ı Kerim'de nübüvvete dair kavramlar ve peygamberlerin beşeri yönü

Bu araştırma, İslam inanç esaslarının temel ilkelerinden biri olan nübüvveti konu etmektedir. İslam inanç sisteminde, nübüvvet vahyin ilk muhatabını ve hayata yansıyan yüzünü temsil eder. Elçiler, Allah tarafından seçilmiş ve görevlendirilmiş beşer şahsiyetlerdir. İslam âlimleri, nübüvvet hakkında farklı yorumlarda ve değer-lendirmelerde bulunmuşlardır. Kur'an-ı Kerim'de nübüvvete dair çok sayıda kavram geçmektedir. Bu kavramlar nübüvvette elçilerin sorumluluk, görev ve niteliklerini ifade etmektedir. Kur'an-ı Kerim, elçilerin beşerî özelliklerine özel vurgu yapmıştır. Bu bağlamda Kur'an, elçilerin farklı beşerî özelliklerine yer vermiştir. Elçilerin insan-lar içinden seçilmesi ve insanlara gönderilmesi vahyin anlaşılması ve hayata geçirilme-si açısından önemlidir. Bu yönleri ile elçiler insanlar için model şahsiyetlerdir.

Beşeri özelliklerElçilikKur'an-ı Kerim+3
Cihan Kuzu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mâtürîdî'nin Kur'an'da nübüvvete dair kavramlar hakkındaki görüşleri

İslam inanç ilkelerinden biri de nübüvvettir. Nübüvvet, vahyin anlaşılması, yorumlanması ve hayata yansıtılması hususunda merkezi bir konumdadır. İmam Mâtürîdî, İslam düşünce tarihinin önemli şahsiyetlerinden birisi olan, kullandığı yöntemi, görüşleri ve eserleri ile Ehl-i Sünnet düşüncesinin önemli kolunu oluşturur. Mâtürîdî, İslam düşüncesinde akıl ve nas bağlamında özgün görüşler ortaya koymuş ve Mâtürîdî ekolüne öncülük etmiştir. Kendisinden sonra gelen pek çok âlimi bu hususlarda etkilemiştir. Bu yüzden Mâtürîdî ve ona tabi olan âlimler üzerinde önemli çalışmalar yapılmış, eserleri, görüşleri ve metodolojileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Mâtürîdî'nin nübüvvete dair görüşlerinin Mâtürîdî akaidi ve Ehl-i Sünnet düşüncesi içinde önemli bir yeri vardır. Mâtürîdî'nin nübüvvet hakkındaki görüşlerini derinlemesine ve etraflıca ortaya koymak bu açıdan önemlidir. Mâtürîdî'nin, Kur'an-ı Kerim'de nübüvvete dair geçen kavramlara yüklediği anlam ve görüşlerinin yapacağımız çalışmamıza daha etraflıca ve derinlemesine ortaya konmasına yardımcı olacağını umarız.

BiyografiKavramlarKur'an-ı Kerim+4
Yüksel Mutlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken dönemde Hanefi-Matüridi kelam sisteminin tasavvufla ilişkisi

Bu tez erken dönemde Hanefî-Mâtürîdî kelam sisteminin tasavvufla ilişkisini konu almaktadır. Çalışma giriş, dört bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde Hanefî-Mâtürîdî kelam sisteminin tasavvufla ilişkisinin tarihi arka planına yer verilmektedir. İkinci bölümde ulûhiyyet konusunda kelam ve tasavvufun ilgi alanına giren konular her iki disiplin açısından ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde kelam ve tasavvufun en çok etkileşim halinde olduğu nübüvvet konusu velayet, ilham, ismet ve keramet konuları açısından ele alınmaktadır. Dördüncü ve son bölümde ise Horasan-Mâverâünnehir bölgesinin disiplinler üstü ortak tavrını gösteren esmâ ve ahkâm konuları kelam ve tasavvuf bağlamında değerlendirilmektedir. Sonuç bölümünde ise tüm bölümlerin ortak bir değerlendirilmesi yapılmak suretiyle erken dönemde Hanefî-Mâtürîdî kelam sisteminin tasavvufla ilişkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebû Hanîfe, Mâtürîdî, Tasavvuf, Ulûhiyyet, Nübüvvet, İman.

HanefilerKelamKur'an-ı Kerim+4
Yunus Eraslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû'l Berakât en-Nesefî'nin Medârik'ut Tenzîl ve Hakâiku't Te'vîl adlı eserinde Hz. Muhammed (S.A.S)'in niteliklerine dair yorumlar

Hz. Peygamber(s.a.s.)'in genel anlamda beşerî, nebevî ve ahlakî niteliklerine değinen bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin temel yapısına dayanak oluşturması için ön bilgilere temas edilmiş ve çalışmanın amacı, yön-temi, önemi, kapsamı ve kaynakları saptanmıştır. Birinci bölümde Ebû'l Berakât en-Nesefî, şahsî ve ilmi hayatıyla beraber eserleri de ele alınarak tanıtılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde çalışmanın ana konusu olan Hz. Muhammed (s.a.s.)'in sahip olduğu çok yönlü nitelikleri Medâriku't-Tenzîl ve Hakâiku't-Te'vîl tefsiri bağlamında incele-nerek meseleye bütüncül bir hususiyet kazandırılmak amaçlanmıştır. Böylece okuyucu-ya Allah Rasûlü (s.a.s.)'nün vasıflarıyla alakalı genel bir bakış açısı kazandırılmak is-tenmiştir. Bu bölümde Hz. Peygamber (s.a.s.)'in nasıl bir insan veya peygamber olduğu saptanmıştır. Üçüncü bölümde ise meseleye farklı bir perspektif kazandırılarak daha çok Hz. Pey-gamber(s.a.s.)'in nasıl bir insan olmadığı ve bir peygamber olarak hangi niteliklere sahip olmadığı üzerinde durulmuştur. Böylece okuyucu konuyla alakalı net bir görüşe sahip olabilecektir. Zira bir şeyin ne olduğunu öğrenmek kadar ne olmadığını da bilmek gerekmektedir. Örneğin Hz. Peygamner(s.a.s.)'in nebî, resul vb. vasıflara sahip olduğunu bilmek ne kadar önemliyse şâir, sihirbaz ve kâhin gibi niteliklere sahip olmadığını da bilmek o kadar önemli bir konudur.

AhlakEbu`l Berekat en-NesefiHakaiku't-Te'vil+6
Mehmet Yergök
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lübâbü'l-'Ukûl fi'r-Reddi 'ale'l-Felâsife adlı eseri bağlamında Miklâtî'nin nübüvvet anlayışı

Kelâm ve Felsefenin tartışma konularından birisi olan nübüvvet meselesi, İslâm düşünce tarihi içerisinde çeşitli yönleriyle tartışılmıştır. Bu tartışmalar çerçevesinde her akım kendi düşünce sisteminde farklı anlayışlar ortaya koymuştur. Miklâtî'de bir Eş'arî âlimi olarak özellikle felsefecilerin nübüvvete karşı yapmış oldukları itirazları, gerekliliği, imkânı, mûcize, nesih ve peygamberlerin ismeti (günahtan korunmuşluğu) gibi pek çok konu hakkında yöneltilen eleştirileri Kur'ân ve akıl çerçevesinde cevaplandırmaya çalışmıştır. Biz bu çalışmamızda Miklâtî'nin nübüvvet anlayışını farklı mezhep ve görüşlerle karşılaştırarak, konu hakkındaki görüşlerini ortaya koymaya çalıştık.

Eş`ariKelamMesih+5
Sueda Yavuz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ya'kûb bin Abdüllatîf'in kelamî görüşleri

Kelâm ilmi Hicri I. asrın sonlarında ortaya çıkmaya başlayarak günümüze kadar kesintisiz bir şekilde devam etmiştir. Kelam ilmi alanında yetişen ilim adamları her dönemde söz sahibi oldular. Her asırda onlarca kelam âlimi yetişti. Osmanlı devletinin zirveyi yaşadığı dönem olan XVI. asırda da bazı kelam âlimleri yetişmiştir. İşte bu dönemde kelam ve mezhepler tarihi alanında eser ortaya koyan Osmanlı âlimlerinden biri de Ya'kûb b. Abdüllatîf'tir. Bu eseri önemli kılan bir husus Kelâm ve İslam mezhepleri alanın da Osmanlı Türkçesi ile telif edilen ilk eser olma olasılığının yüksek olmasıdır. Bugün kütüphanelerimizin tozlu raflarından bulunan onlarca Osmanlıca Türkçesi yazma eser gün yüzüne çıkarılmayı beklemektedir. İşte henüz yeni gün yüzüne çıkarılan Ya'kûb b. Abdüllatîf'in "İslam Mezhepleri ve Kelamı" (İslam da Fırkalar) adlı yazma eseri de bunlardan biriydi. Ya'kûb b. Abdüllatîf'in kelami görüşlerini ele alacağımız bu çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Girişte amaç, yöntem ve kaynaklar hakkında bilgi verip Ya'kûb b. Abdüllatîf'in hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemi inceleyeceğiz. Birinci, İkinci ve üçüncü bölümlerde ise Ya'kûb b. Abdüllatîf'in Allah'ın varlığı, birliği, fiilleri, ahiret ahvali, peygamberlikle alakalı meseleler ve imamet hususundaki teolojik görüşlerini ele alacağız.

AhiretAllah'ın varlığıKelam+6
Nihat Bozkuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İbrâhîm Sûresi'nin konulu tefsiri

Konulu Tefsir yöntemiyle çalıştığımız İbrâhîm sûresinde: İbrâhîm peygamberin mücadelesinde önemli bir yer tutan tevhîd inancı, şirkin reddedilerek insanların putlara tapmaktan alıkonulması isteği, Allah'ın varlığı ve birliği, konuları işlenmiştir. Ayrıca her peygamberin kendi kavminin diliyle gönderilmesi, namaz ve duanın önemi, Allah'ın misaller vermesi, inananlara mükâfat verilecek olması, inanmayanların ise cezalandırılacak olmaları, inkârcıların hesap gününde içler acısı ibretlik bir durumda olmaları ve âhiret hayatı ile ilgili konular yer almaktadır. İbrâhîm Sûresinin Konulu Tefsiri hakkında yapmış olduğumuz çalışma, biri giriş kısmı olmak üzere iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş kısmında konunun önemi, amacı ve metoduyla ilgili bilgiler verilip genel anlamda konulu tefsir, konulu tefsirin tarihçesi ve sûre çerçeveli konulu tefsirden bahsedilmiştir. Birinci bölümde İbrâhîm peygamber ile ilgili genel bilgiler verilerek sûrede adı geçen peygamberlerden bahsedilip sûrenin anlaşılmasında öne çıkan kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde sûrede geçen âyetler konulu tefsir yöntemine göre başlıklar halinde sınıflandırılarak İbrâhîm sûresi konulu tefsiri yöntemiyle çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise çalışmamıza konu olan sûre hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır.

Kur'an-ı KerimPeygamberlikSure+3
Yusuf Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebu'l Mu'in en-Nesefi'ye göre aklın nübüvvete olan ihtiyacı

Eser Mâtürîdî geleneğini sistemleştiren, İmam Mâtürîdî'nin hem kelam hem de tefsirinin en iyi yorumcularından olan Nesefi'nin nübüvvet anlayışını ve aklın nübüvvete olan ihtiyacını ele almaktadır. Bu doğrultuda olmak üzere kitap giriş ve ardından üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde resul, nebi, mu'cize ve keramet konularına değinilmiştir. Birinci bölümde nübüvvet müessesi ve önemi, peygamber göndermenin hükmü, nübüvvetin gerekliliği, peygamber gönderilmeyenlerin durumu ve peygamberlerin hesaba çekilmesi gibi konulara değinilmiştir. İkinci bölümde Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberliği, peygamberliğinin imkânı, üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise akıl ve aklın nübüvvete ihtiyaç duyduğu alanlara değinilmiştir.

AkılEbu`l-Muin en-NesefiKur'an-ı Kerim+2
Ramazan Tektaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kütüb-i Tis'a bağlamında ziynet ile ilgili hadislerin tesbiti ve değerlendirilmesi

Günümüzde hâla tartışmalı olan birçok konu bulunmaktadır. Bu konulardan ziynet ve süs ile ilgili olanlarını ?Kütüb-ü Tis'a Kapsamında Ziynet Hadislerinin Tesbiti ve Değerlendirilmesi? adlı çalışmamızda inceledik. Konumuzun çok geniş olması sebebiyle, konu temel hadis kaynakları olan ?Kütüb-ü Tis'a? çerçevesinde sınırlandırılmıştır. Bu doğrultuda yaptığımız çalışma dört bölümden oluşmaktadır.Birinci Bölümde, kadın ve erkek kıyafetleri, ipek giyinmenin ve altın yüzük kullanmanın erkekler için mekruh oluşu, altın ve ipeğin kadınlara helal oluşu, peruk takma, döğme yaptırma gibi konular incelenerek, bu konulardaki sorunlar açıklığa kavuşturulmuştur.İkinci Bölümde, evlerimizde kullandığımız mutfak eşyalarından, yatak eşyalarından ve perdelerden bahsedilmiş, altın ve gümüş eşya kullanmanın yasak oluşu, insan ve hayvan suretli perde ve yatak eşyalarının kullanılmasının uygun olmadığı belirtilmiştir.Üçüncü Bölümde, savaş eşyalarından, yasaklanan müzik aletlerinden ve camilerde ziynet eşyası olarak kullanılan mihrap ve minberden bahsedilmiştir.Dördüncü Bölümde, Ziraatta, Hayvancılıkta ve Avcılıkta kullanılan ziynet eşyaları ele alınarak incelenmiştir.Çalışmamız Sonuç, Bibliyografya ve Ekler kısmıyla sona ermektedir.Yaptığımız bu çalışmanın Ziynet Eşyaları konusundaki problemlere cevap teşkil edeceğini düşünüyoruz.Anahtar Kelimeler: Ziynet, Süs, Altın, Peygamber.

AltınHadisKütüb-i Tis`a+5
Emine Muz Tanyıldızı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Sina'nın nübüvvet vahiy ve mucize anlayışı

İbn Sina, Ortaçağın en büyük filozof ve bilim adamlarından biridir. O, dönemin felsefî düşünce ve bilim dünyasına damgasını vurmuş, gerek İslam dünyasında gerekse Avrupa'da etkisini yüzyıllarca hissettirmiştir.İbn Sina birçok eserinde ?vahiy, nübüvvet ve mucize? konularını işlemiştir. Öncellikle dinî kavramlar olan bu konuları felsefî bir bakış açısıyla ele almıştır. Ona göre peygamberlik, gerek toplumsal gerekse siyasal olarak zorunlu bir kurumdur. Peygamber, ?Faal Akıl? ile iletişim kurarak Allah'tan bilgi alan kişidir. Vahiy ise, peygamberin ?Faal Akıl? ile iletişime geçmesi sonucu ilahî bilginin peygamberin kalbine inmesi olayıdır. İbn Sina'ya göre mucize ise peygamberlerin göstermiş olduğu olağanüstü olaylardır. Mucize nübüvvete delalat olması açısından önemli bir hadisedir. İbn Sina ?vahiy, nübüvvet ve mucize? konusunda Farabi'den etkilenmiştir; ancak O, konuyu daha da geliştirerek bu alanda kendi sistemini oluşturmuştur.Bu çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, ?vahiy, nübüvvet ve mucize? kavramlarının felsefî arka planı üzerinde durduk. Burada ilk önce Yahudilik ve Hristiyanlık dinine göre konumuzu ele aldık. Daha sonra İslam dünyasındaki İbn Sina'dan önce yaşamış olan ?Kindî, İhva-ı Safa ve Farabi,? gibi filozofların bu konulardaki görüşlerini açıklamaya çalıştık.Çalışmamızın ikinci ve esas bölümünde ise İbn Sina'ya göre ?vahiy, nübüvvet ve mucize? kavramalarını ayrı ayrı ele aldık. Bu bölümde ilk önce İbn Sina felsefesinde geçen ?akılları? açıkladık. Nübüvvet bölümünde; nübüvvetin gerekliliği, ispatı, nebilerin özellikleri ve görevleri üzerinde durduk. Vahiy bölümünde; vahiy tasavvuru, vahiyle bağlantılı olan ilham, rüya ve içgüdüsel vahyi ve vahiy-akıl, nübüvvet-hikmet ilişkisini ele aldık. Son kısımda ise mucize, keramet ve mucizenin nübüvvete delaletini açıkladık.Anahtar Kelimeler: Vahiy, Nübüvvet, Mucize, İbn Sina, Akıl

Din felsefesiMucizelerPeygamberlik+3
Haci Sağlık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects