Psychology of religion
81 theses under this subject heading
Covid-19'a yakalanan bireylerde dini başa çıkma (Amasya örneği)
2019 yılında Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Çin'in Hubei bölgesinde Wuhan kentinde deniz mahsülleri pazarında, sebebi belli olamayan fazlaca pnömoni hastası tesbit edilmiş ve bildirilmiştir. İlk defa 12 Ocak 2020'de bu tür şikâyetlerin nedenlerinin yeni tip bir koronavirüs olduğu (2019-nCoV) belirtilmiş ve 11 Şubat 2020 tarihinde bu salgın "Covid-19" pandemisi olarak adlandırılmıştır. Özellikle hastalığın tedavisi için herhangi bir yol ve yöntem belirlenememesi nedeniyle bu salgın insanlarda korku, tedirginlik ve strese sebep olmuş ve bu duygular da insanların davranış şekillerinde bozulmalara ve psikolojik sağlamlıklarında olumsuzluk durumunu ortaya çıkarmıştır. Bir şeye inanma yani din, hayatta karşımıza çıkan zor durumlara karşı bizi güçlü kılan, bize zorluklar karşısında güç veren özelliktir. Ayrıca din, insanlara karşısına çıkan problemlerin karşılığını vereceğini vaad etmektedir. Olağanüstü bir olay ve problemle baş başa kalan bireyler bu olayı anlamaya çalışırken diğer taraftan karşısına çıkan olaylarla dininden destek alarak başa çıkmaktadır. Hayatta karşı karşıya kaldığımız salgınlar, hastalıklar, tehlikeler veya bizi strese sokan olaylarla baş edebilmek ve bu durumdan kurtulmak için başa çıkma yöntemleri kullanmaktayız. Olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımız bu gibi durumlarda ortaya koyduğumuz bu çabanın dini yönelimi ise dini başa çıkma metodumuzu ortaya koymaktadır. Bazı kişiler Allah'tan yardım isterken, bazı kişiler ise dinden uzaklaşma davranışı gösterebilmektedir. Bu çalışmada Amasya il ve ilçelerinde ikamet eden ve resmi olarak Covid 19 tanısı alıp hastalığa yakalanmış kişilerin bu hastalığa yakalandıklarında bu hastalığın bir sağlık sorunu mu olduğunu düşündükleri yoksa hastalığı bir ceza olarak mı nitelendirdikleri, bu hastalıkla başa çıkmada dini başa çıkma yöntemlerine başvurup başvurmadıkları, hastalık sürecinde dini inanç ve ibadetlerinde farklılıklar olup olmadığı ve alternatif tıp yöntemlerine başvurup başvurmadıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Amasya il merkezi ve ilçelerinde yaşayan ve 2020-2021-2022 yıllarında Covid-19 salgınana yakalanan hastalar oluşturmaktadır. Örneklem olarak da tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen bireyler ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Başkale'nin (2016) çalışmasında derinlemesine görüşmelerde örneklemin yaklaşık 30 kişi olması gerektiğini ifade etmiştir. Buradan hareketle çalışmanın örneklemini 31 katılımcı oluşturmaktadır. Bu katılımcıların cinsiyetlerine göre homojen olarak dağılımlarına dikkat edilmiştir. Kullanılan yöntem ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan mülakat tekniğidir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştıma neticesinde varılan sonuç Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin çoğunluğu bu hastalığı küresel bir sağlık sorunu olarak görmektedirler. Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin bu hastalığa yakalandıklarında inanç durumlarını sorgulamadıklarını, dini başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını, bu hastalıkla birlikte dini inanç ve ibadetlerinde farklılık olduğunu belirtmişlerdir. Bu hastalığa yakalanan bireylerin büyük çoğunluğunun Covid-19 hastalığı ile başa çıkmak için alternatif tıp'a yönelmekle birlikte dini başa çıkma yöntemlerine başvurdukları ortaya çıkmıştır.
Hadisler ışığında iletişim ve kişiler arası ilişkiler
İletişim, insanlar arasında bilgi, duygu ve düşünce alışverişini sağlayan temel bir süreçtir. Bu süreç; sözlü, sözsüz, yazılı, görsel ve örgütsel iletişim olarak farklı yöntemlerle gerçekleştirilir. Bu çalışmanın amacı, hadisler ışığında Hz. Muhammed'in kişiler arası ilişkilerinde benimsediği iletişim yaklaşımını incelemek, bu yaklaşımın etkili sosyal ilişkilere ve iletişim engellerinin çözümüne örneklik teşkil etmesidir. Çalışmanın varsayımı, Hz. Muhammed'in iletişim yöntemlerinin evrensel olduğu ve günümüzdeki iletişim sorunlarına çözüm sunabileceği yönündedir. Çalışmanın kapsamını, Hz. Muhammed'in iletişim tarzı ve bu iletişim tarzının toplum üzerindeki etkilerine dair yapılan incelemeler oluşturmaktadır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde iletişim kavramının tanımı ve kavramsal çerçevesi çizilerek; iletişimin şekli ve iletişimi meydana getiren unsurlar; ikinci bölümde ise, Hz. Muhammed'in iletişimsel özellikleri ve kişiler arası ilişkilerinde öne çıkan hususlar ele alınmıştır. Çalışmada, hadisler temel alınarak, nitel araştırma yöntemlerinden literatür incelemesi, örnek olay yöntemi ve doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama sürecinde öncelikle Kütüb-i Sitte'yi oluşturan temel hadis kitapları (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce) detaylı şekilde taranmıştır. Bu tarama sonucunda iletişim ve kişiler arası ilişkilere ışık tutan hadisler belirlenmiştir. Hz. Muhammed'in belirli iletişim durumlarına odaklanan ve farklı sosyal bağlamları yansıtan hadislerin incelenmesi amacıyla örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Kitap, ansiklopedi, makale, tez ve internet kaynaklarından yararlanırken doküman analizi kullanılmıştır. Bu çalışmada, Hz. Muhammed'in iletişim yaklaşımlarının modern iletişim teorileriyle örtüşen çok boyutlu bir karakter taşıdığı sonucuna varılmıştır. Öncelikle, Hz. Peygamber'in iletişim yaklaşımı, tek yönlü bir bilgi aktarımından ziyade, alıcı ve verici arasında karşılıklı anlam inşasına dayalı bir süreç olduğu görülmektedir. Hz. Muhammed'in, kişiler arası ilişkilerde iletişimi başlatma, sürdürme ve iletişim engellerini çözme konusunda başarılı olduğu tespit edilmiştir.
Yetişkinlik döneminde dini başa çıkma üzerine bir araştırma
Bireylerin yaş dönemlerine bakıldığında, yetişkinlik dönemi kimlik arayışının olduğu bir dönem olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda bu araştırmanın temel amacı, yetişkinlik dönemindeki bireylerin kimlik statüleri ile kullandıkları başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bununla beraber yetişkinlik dönemindeki insanın anlam ve mutluluk arayışı, bir psikoterapi ekolü olarak Logoterapi, Logoterapinin dine bakış açısı, anlam arayışında kişinin dini inancının ne derece ve ne yönde etkisi ya da katkısı olduğu konuları ele alınıp araştırılmıştır. Yetişkin bireyin anlam arayışı ve anlamsızlık gibi konulara yer verilmiş olup onun dini inancının, dindarlık düzeyinin psikolojik iyi oluşuna ve bu bağlamda başına gelen olumsuzluklarla başa çıkma çabasına bulunduğu katkı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kişinin sahip olduğu Tanrı inancı, dindarlık düzeyinin başa çıkma yolculuğunda inanan insana bir dünya görüşü ve kalıcı anlamlar sunarak rehberlik etmek suretiyle destek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Emekli polis memurlarında Tanrı algısı
Bu araştırma; polis memurluğu görevini tamamlayarak emekli olmuş polislerin Tanrı algısı kavramına dair düşünce ve değerlendirmelerini incelemek üzere yapılmıştır. Polis memurluğunun yoğun stres ve zorluklarla iç içe olmasından dolayı tanrı algısına geçmeden önce stres ve travma kavramları ele alınmış; polislik ile stres ve travma kavramlarının ilişkisi araştırılmıştır. Tanrı algısında dinin etkileri incelenmiş, İslamiyet'te tanrı algısı ile insan arasındaki ilişkilere değinilmiştir. Yapılan anket ve ölçek çalışması ile; emniyet teşkilatının farklı birimlerinin herhangi birinde görev yaparak emekli olmuş polis memurlarının Tanrı fikrine ve Tanrı ile ilişkilerine dair cevaplar incelenmiştir. Son olarak ise sonuç kısmında bu etmenlerin polisleri üzerindeki yansımaları ve etkilerine bakılmıştır.
Manevi destek uzmanlarına göre hastanelerdeki manevi destek hizmetinin psiko-sosyal uyuma etkisi
İnsanların giderek yalnızlaştığı günümüzde zor ve sıkıntılı süreçlerden geçerken gereksinim duyulan desteğin profesyonel yollarca sağlanması ihtiyacı hasıl olmuştur. Özellikle hastalık gibi ölümle yüz yüze gelinen bir süreçte kişiler psikolojik, sosyal ve manevi olarak çeşitli problemler yaşayabilmektedirler. Bütüncül bakımın bir gereği olarak hastaların tedavisi sürecinde ihtiyaç duyduğu psikolojik, sosyal ve manevi desteğin karşılanmasında moral ve motivasyon sağlanmasında görev alan hizmet kollarından biri de manevi destek hizmetidir. Manevi destek hizmeti, hastalık sürecinde yaşanan çeşitli problemlerde dini/manevi referanslarla hastalara eşlik etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada hastaların hastalığa psiko-sosyal uyumları sürecinde manevi destek hizmetinin rolü ve etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma teorik ve alan araştırması olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde din, maneviyat ve manevi danışmanlık hakkında genel bilgiler verilmiş olup hastalık sürecinde görülen çeşitli psiko-sosyal sorunlar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise mülakat yöntemiyle Ankara, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul illerindeki hastanelerde görev yapmakta olan 24 manevi destek uzmanıyla yapılan alan araştırmasında manevi destek hizmetinin hastaların uyum süreçlerine ne ölçüde etki ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular özetlenerek katkı sağlayacağı düşünülen önerilere yer verilmiştir.
Yunus Emre'de dinî hayatın psikolojisi
Bu araştırma, Türk tasavvufunun önemli şahsiyetlerinden Yunus Emre'nin dinî hayatını psikolojik yönden incelenmeyi amaç edinmektedir. Bu amaçla onun şiirlerinden yola çıkılarak onun dinî hayatına dair psikolojik bulgular elde edilmiştir. Daha sonra onun genelde din olgusu, özelde ise dinî inanç ve ilâhi aşk'a ilişkin şiirleri değerlendirilmiştir. Tasavvufî yaşayış bir çeşit dinî yaşayış şekli olduğundan bu çalışmada Yunus Emre'nin tasavvufî yaşayışına da yer verdik. Bu sebeple biz Yunus'un tasavvufî yaşayışını incelemekle onun dinî hayatına dair ipuçları elde etmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Dinî Hayat, İlahî Aşk, Tanrı, Tasavvuf, Yunus Emre
Dindarlık ve kişilik arasındaki ilişki, Allport ve Fromm'un karşılaştırmalı analizi
Dindarlık ve kişilik kavramları hem Türkiye'de hem de Batı dünyasında çeşitli bakış açılarıyla analiz edilmiş ve bu konuda çok sayıda kuramsal ve uygulamalı araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaları yürüten bilim adamları kişisel ya da meslekî bakış açılarına göre farklı kişilik ve dindarlık tanımları ile dindarlık ve kişilik tipolojileri ortaya koymuşlardır. Bu nedenle iki kavram arasındaki ilişkinin ele alınmasında tek bir yaklaşım söz konusu değildir. Kişilik ve dindarlık kavramlarının analizi ve bu iki olgunun birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya konmasında, hem hareket noktaları hem de ulaştıkları sonuçları itibariyle farklı anlayışlara sahip olan Allport ve Fromm'un yaklaşımlarının açıklanması yararlı olacaktır. Nitekim ülkemizde, Allport ve Fromm'un görüşlerini dikkate alan karşılaştırmalı bir çalışma bulunmamaktadır. Allport, kişiliğin dindarlık üzerinde etkili olduğunu savunurken; Fromm, dindarlığın kişilik üzerinde etkili olduğunu vurgulamaktadır. Bu tez çalışmasında ise, dindarlık ve kişilik ilişkisi Allport ve Fromm'un bu düşünceleri esas alınarak irdelenmiştir. Hem kişiliğin dindarlık üzerinde hem de dindarlığın kişilik üzerinde etkili olduğu, ancak iki kavram arasındaki ilişkide dinin daha büyük bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yaşamın zorluklarıyla başa çıkmada kader inancının rolü
Bu çalışmada atıf kuramı çerçevesinde ?kader inancına? yüklenen anlamları ve bu inancın günlük hayatta karşılaşılan problemlerin üstesinden gelebilme hususunda bireye nasıl bir destek sağladığını tespite çalışılmıştır. Örneklem; Malatya/Battalgazi ve Kahramanmaraş/Andırın ilçelerinde 20-50 yaşları arası bayan Kur'an Kursu öğrencilerinden oluşmaktadır. Battalgazi'den 16, Andırın'dan 14 olmak üzere bu çalışmaya 30 öğrenci katılmıştır. Çalışmamızda yarı yapılandırılmış mülakat tekniğini kullanımıştır. Bu çalışma sonucunda da öğrenciler sorulan sorulara geleneksel müslüman kültürün değer yargılarıyla büyük oranda uyumlu cevap vermişlerdir. Öğrencilerin hayatın zorluklarıyla başa çıkarken kader inancından büyük bir destek aldıkları görülmüştur. Onlar için kader inancı psikolojik olarak rahatlatıcı bir görev üstlenmektedir. Çünkü kendi hayatını devam ettirirken tamamen pasif olan insan, yaşadıklarını anlamlı kılabilmek için ?yazılanı yaşadığını? ifade ederek zorlukların, çaresizliklerin üstesinden gelmeye çalışmaktadırlar.
Necip Fazıl Kısakürek'te dinî yaşayış
Bu çalışma şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek'in yaşamında ve şiirlerinde dinî yaşayışını konu edinmiştir. Kısakürek'in otobiyografilerine ve şiirlerine dayanılarak dinî hayatının psikolojik olarak tahlil edilmesi hedeflenmiştir. İlk olarak din ve dindarlık kavramları hakkında bilgi verilmiş, buna bağlı olarak şairin din ve dindarlık anlayışı araştırılmıştır. Şairin yaşamındaki dinsel değişim tecrübesi ve şiirlerine yansıyan dinî tasavvurlar din psikolojik açıdan analiz edilmiştir.
Küreselleşme sürecinin dinî yaşayış üzerindeki etkisi
Küreselleşme genel olarak devletler ve toplumlar arasında karşılıklı ilişki ve bağımlılık sürecini ifade etmektedir. Dünyanın bir köşesindeki olayların ve etkinliklerin dünyanın daha uzak köşelerindeki insanlar ve toplumlar üzerinde ne derece ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etmektedir.Küreselleşme ve din ilişkisi söz konusu olduğunda, öncelikle dikkat çekmemiz gereken nokta, hemen her dinin küresel iddialarının olduğudur. Dinlerin hemen hemen tamamının evrensel tezlere sahip olduğu, bütün insanları bu tezleri kabul etmeye çağırdıkları, neredeyse genel kabul gören bir hakikat durumundadır. Bu açıdan dinler, kendi değerlerini insanların tamamına duyurma yolunda küreselleşmenin olgusal imkânlarından yararlanabilirler. Bu sebeple küreselleşme, ?din yayma? faaliyetinin şeklini değiştirme, hızını ve etkisini artırma işlevi görebilir. Bir dinin kendi değerlerini yayması, ?dinî etkileşim? ve ?dinî eritim? faaliyetleri şeklinde olabilir.Bu araştırmada küreselleşmesinin dinî yaşayışa olan etkisi incelenmiştir.Anahtar kelimeler: Küreselleşme, din, dinî hayat
Din psikolojisi açısından Kur'an'da imanın oluşum süreci
Bu çalışma Kur'an'da imanın oluşum süreci ile ilgili ayetleri din psikolojisi açısından incelemeyi konu edinmiştir. Burada Kur'an ayetlerinin imanın oluşumunu nasıl ve hangi süreçlerden geçerek gerçekleştirdiği araştırılacaktır. Özellikle bu süreci yaşayan bireyin hangi duyguları yaşadığı ve imanın onun hayatında meydana getirdiği değişiklikler ortaya koyulmaya çalışılmakta ve aynı zamanda Kur'an ayetleri ile desteklenmeye gayret edilmektedir.
Hac ibadetinin bireysel yaşayıştaki rolü
Bu çalışmanın amacı, Din Psikolojisinin faydalandığı metot ve tekniklerden olan mülakat tekniğini kullanarak hac ibadetinin bireysel yaşayışa etkilerini incelemektir.Hac ibadeti, din tarafından kutsal kabul edilen yerleri belirli zamanlarda ziyaret etmek ve bu yerlerde sembolik bazı ritüelleri yerine getirmektir. Hac, bütün dinlerde yer alan bir ibadettir. Tarih boyunca insanlar, bazı yerleri ulûhiyetin yoğunluk kazandığı merkezler olarak görmüşler ve kutsallık atfetmişler, burada yapılan ibadetlerle bireysel bir arınma ve öze dönüş yaşayacaklarına inanmışlardır.Çalışmamızın birinci bölümünde araştırmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Öncelikle din ve dindarlığın boyutları tartışılmış, inanç-ibadet ilişkisine değinilmiş ve dinlerdeki hac ibadeti hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Bunların akabinde, İslâm dininde yer alan hac ibadetindeki uygulamaların sembolik anlatımlarına yer verilmiş, son olarak da bu ibadet esnasında bireyin yaşadığı psikolojik süreçlerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, araştırma süreci ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise 50 hacıyla yapılan mülakattan elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde, hac ibadeti boyunca edinilen bu yeni tecrübenin, bireyin hayatı için ?hacdan önce ve sonra? şeklinde özetlenebilecek bir dönüm noktası olabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hac, İbadet, Din Psikolojisi, Bireysel Yaşayış
Hafız Sadettin Kaynak'ın dünyasında müzik ve din
Bu çalışma, din görevlisi, besteci ve ses sanatçısı Hafız Sadettin Kaynak'ın yaşamında dinsel inancın ve müzik sanatının mahiyetini konu edinmiştir. Kaynak'ın otobiyografilerine, bestelerine, kaleme aldığı şarkı sözlerine, ayrıca sanat ve müziğe ilişkin yazılarına, röportajlarına ve hakkında yazılıp söylenilenlere dayanılarak, inancın ve sanatın hayatındaki yerinin psikolojik olarak analizi hedeflenmiştir. Öncelikle tarihsel gelişim sürecinde inancı incelenmiş, ardından sanatsal serüveni ele alınarak bestelerinden ve şarkı sözlerinden örnekler verilmiştir
Müslüman olan Almanlar üzerine psiko-sosyal bir inceleme
Bu çalışmanın amacı, mülakat yönteminden yararlanarak Almanya'da din değiştirip Müslüman olan kişilerin bu davranışının altında yatan psiko-sosyal nedenleri ortaya koymaktır.Din değiştirme genel bir ifadeyle, bir insanın kendi dinini terk ederek başka bir dine geçmesidir. Dünyaya gelen insanların büyük çoğunluğu, içerisinde doğup büyüdüğü toplumun dinini benimserken birtakım kişiler de atalarından miras aldıkları dinlerini değiştirme yolunu seçmektedirler. Hangi dinde olursa olsun din psikolojisi açısından din değiştirme, hem değişimi yaşayan birey açısından hem de sosyal çevre ve toplumun olayı algılayışı ve vakıaya gösterdiği tepki açısından incelenmeye değer bir konu olarak görülmektedir.Bu çalışmada Almanya'da Müslüman olan 20 kişiyle yaptığımız mülakatlarda elde ettiğimiz bulgulardan hareketle din değiştirme olgusunun gerçekleştiği süreci ve din değiştirmenin psiko-sosyal nedenlerini ortaya koymaya çalıştık. Birinci bölümde din değiştirme ve dinsel değişim kavramları incelenerek araştırmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Bununla birlikte Almanya'da dinî hayatla ilgili kısa bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde araştırma süreci ve yönteminden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde din değiştirme öncesi süreç irdelenerek mülakatlardaki bulgular yorumlanmış, bu konudaki çalışmalarla ilgili karşılaştırmalar yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise din değiştirme sonrası yaşanan değişime değinilmiştir.Sonuç olarak din değiştirme, bireyin öznel dünyasında, kendi şartlarında gerçekleşen bir olgudur. Din değiştiren bazı kişilerin hayatı derinden değişirken bazılarının çok sığ bir değişim yaşadığı tespit edilmiştir.
Kur'an'ın inanç ve inançsızlığa bakışı: Psikolojik bir yaklaşım
Bu çalışma, Kur'an'ın inanç ve inançsızlığa bakışını, psikolojik yönden incelemeyi konu edinmiştir. Burada, inancın tanımlanması, gelişimi ve evreleri, inancı besleyen kaynaklar, iman, imanın gelişim süreci, boyutları, kişiliğe yansıması, inanç ve iman ayırımı, inançsızlık, inançsızlığın tanımlanması, şekilleri, inançsızlıkta etken faktörler, dinsel şüphenin tanımlanması, çeşitleri, Kur'an-ı Kerim'in inanç ve inançsızlığa bakışı psikolojik yönden araştırılmıştır. Bireyin yaşamında, inanç ile inançsızlığın nasıl, ne şekilde psikolojik ve dinî değişiklikler meydana getirdiği ortaya konulmuş, aynı zamanda bu konular Kur'an ayetleri ile açıklanmaya gayret edilmiştir.Anahtar Kelimeler: İnanç, İman, İnançsızlık, Dinsel Şüphe, Kur'an, Din Psikolojisi
Hükümlülerde dini yaşayış: Psikolojik bir yaklaşım (Mersin örneği)
Din ve suç kavramlarının her ikisi de sosyal bilimlerin başlangıcından itibaren sosyal bilimciler tarafından pek çok farklı bakış açısıyla çalışılan eski ve önemli kavramlardır. Bununla birlikte, batı ülkelerinde uzun bir süredir din ve dindarlık ile suç ilişkisi sosyal bilimcilerin dikkatini çekmektedir. Bu çerçevede dindarlığın suç davranışını engelleyip engellemediği cevap aranan en önemli sorudur. Ayrıca, suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri de merak edilen konular arasında yer almaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda yapılan çalışmalar farklı sonuçlar bulmuşlarsa da günümüzde genel konsensüs dindarlıkla suç arasında negatif bir ilişki olduğu şeklindedir. Ülkemizde ise suç ve din ilişkisi konusunda az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri incelenmiştir. Araştırma Mersin E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda farklı suçlardan hükümlü 180 kişi üzerinde yürütülmüştür. Sonuç olarak hükümlülerin dindarlık düzeylerinin; suç tiplerine göre, yaşlarına göre, medeni durumlarına göre, hüküm sürelerine göre, daha önce hüküm alıp almadıklarına göre, öznel dindarlık algılarına göre, ailelerinin dindarlık düzeylerine göre ve arkadaşlarının dindarlık düzeylerine göre farklılaştığı bulgulamıştır. Bulgular ilgili kuramlar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Din, Dindarlık, Suç, Cezaevi, Hükümlüler
Aşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerinde din ve dindarlık
Bu çalışma halk şairi Âşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerinde dinî yaşayışı konu edinmiştir. Şatıroğlu'nun biyografilerine ve şiirlerine dayanılarak dinî hayatının psikolojik olarak tahlil edilmesi hedeflenmiştir. İlk olarak din ve dindarlık kavramları açıklanmıştır. Şair şiirlerini sazı ve türküleriyle tanıtan bir halk ozanı olduğu için, musikide din ve dinde musiki konuları da aynı bölümde kısaca ele alınmıştır. Daha sonra şairin tüm hayatı dikkate alınarak kişiliğinin oluşmasında belirleyici faktörler psikolojik olarak değerlendirilmiştir. Şiirlerine yansıyan tasavvufî tecrübeler ve dinî tasavvurlar din psikolojik açıdan analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: ÂşıkVeysel, dindarlık, tasavvuf, din psikolojisi, musiki.
Duygular ve din duygusu
İnanç hissinin insanda belirmesine eşlik eden duygu ve heyecanlar olarak ifade edilebilen dinî duygular, bireysel dinî yaşayışın karakterinin belirlenmesinde önemli rol oynarlar. Duygu ve heyecanlar, dinsel yaşayışa yön verirken, dinsel yaşayış da bireyin duygu dünyasında geniş yer kaplamaktadır. Temel duygu ve heyecanlar, dinî tecrübelerle birlikte ortaya çıktıklarında, bu yönde bir karakter kazanmaktadır. Bu çalışmada "inancın duygusal bir karakter taşıyıp taşımadığı" ve din duygusunun insandaki kökenlerine dair sorulara cevap aranmaktadır. Aynı zamanda temel duygu ve heyecanların "dinî" boyut kazanmasındaki etkenlere yer verilmektedir. Bu bağlamda Psikoloji literatüründe yapılan çalışmalar incelenmiş ve kutsal metinlerde geçen bazı duygu unsurlarına yer verilmiştir. Sonuç olarak insanın yüce bir varlığa inanmaya yatkın bir yapıyla dünyaya geldiği; ancak aile, yetiştirilme tarzı ve eğitim gibi bazı faktörlerle inancın açığa çıkarak belirginleştiği fikri benimsenmiştir. Aynı zamanda, dinî inancın tecrübe edilmesinde duyguların rolüne dikkat çekilmiştir. Dinsel yaşayışta bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçler bir arada bulunarak, dinî tecrübelere bütüncül bir anlam kazandırmaktadır.
Lise son sınıf öğrencilerinde sınav kaygısı ve maneviyat Şanlıurfa-Viranşehir örneği
Bu araştırma lise son sınıf öğrencilerinin yaşadıkları sınav kaygısı ile dindarlık ve maneviyat düzeyleri arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Örneklem Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesinde Fen Lisesi ve Anadolu Liselerinde öğrenim gören 12. sınıf öğrencileri arasından tesadüfi yöntemle seçilmiştir. Uygulama her iki okul türünden toplam 552 öğrenci üzerinden gerçekleşmiştir. Ölçme araçları olarak değişen maneviyat tutumlarını belirlemeye yönelik hazırlanan maddeler, sınav kaygısıyla başa çıkmada kullanılan stratejiler ve öğrencilerin sınav kaygı düzeylerini belirlemeye yönelik geliştirilen ve bireyin kendisi hakkında bilgi vermesi esasına dayalı Revize Edilmiş Sınav Kaygısı Ölçeği (Revised Test Anxiety ) kullanılmıştır. Bağımsız değişenler cinsiyet, yaş, okul türü, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, ebeveynin tahsil düzeyi ve sınava yönelik yaşanılan kaygı düzeyidir. Ulaşılan bulgular kız öğrencilerin sınav kaygısı yaşama, maneviyat düzeylerinin bu aşamada artış göstermesi ve sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanmaları bakımından erkek öğrencilerden anlamlı derecede farklılaştığını göstermiştir. Okul türü ile yaşanan sınav kaygısı arasında anlamlı düzeyde bir farklılık tespit edilememesine rağmen, Anadolu Lisesinde okuyan öğrencilerin aldıkları puanların ve maneviyat düzeylerinin Fen Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanma bakımından kız öğrencilerin erkek öğrencilerden, Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilerin de Fen Lisesi'ndeki öğrencilerden anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Kız öğrenciler sınav kaygısıyla başa çıkmada ağlama, uyuma, yemek yeme, içe kapanma gibi içe dönük başa çıkma stratejilerini tercih ederken, erkek öğrencilerin internete takılma ve sinemaya gitme gibi daha çok dışa dönük başa çıkma stratejilerini kullandıkları sonucu bulunmuştur. Ayrıca 'dua'nın sınav öncesinde ve sınav esnasında hissedilen kaygıyı azaltıcı ve rahatlatıcı etkisi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Buna karşın okul türü ile öğrencilerin maneviyat düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, sınav kaygısı, içe dönük dindarlık, maneviyat, başa çıkma,dini-manevi başa çıkma.
Türkçe atasözleri ve deyimlerde tanrı kavramına din psikolojisi açısından bir yaklaşım
Genellikle edebiyatın konusu kapsamında değerlendirilmiş olmasına rağmen atasözleri ve deyimler din psikolojisi alanında incelenebilir özelliklere sahiptir. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken şey dini muhtevaya sahip atasözleri ve deyimleri din psikolojisi açısından değerlendirmek olmalıdır. Çünkü din psikolojisi dindar bireyi ele alır ve bu bakımdan atasözleri ve deyimler topluma mal edilmiş olmasına rağmen bireylerin dini duygu, düşünce ve davranışları sonucu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Türk toplumunun dini bağlamda söylediği her atasözü din psikolojisi bağlamında rahatlıkla çalışılabilir. Bu çalışma, atasözleri ve deyimlerde Tanrı algısı ve tasavvurunun din psikolojik analizinden meydana gelmektedir. Muhtevasında Tanrı, Rab, İlah, Allah, Rahman, Hak ve Rahmet bulunan atasözleri belli bir bütünlük içerisinde incelenip din psikolojisi ile alakalı olarak değerlendirilmeye gayret edilmiştir. Ayrıca Tanrı kavramının Türk toplumunda nasıl bir zemine oturtulduğu ve Tanrı tasavvurlarının din psikolojik bağlamda ne mana ifade ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Atasözleri ve deyimler, Allah'ın sıfatları, Tanrı tasavvuru,Tanrı algısı, din psikolojisi.
Yapı ve fonksiyon açısından din psikolojisi
Türkiye'de bir asra yakın süredir bilim dünyasında yerini alan, değişen ve gelişen din psikolojisinin geldiğimiz noktada bir durum değerlendirmesine; varsa eksikliklerin belirlenmesi ile sağladığı kazanımların tespit edilip geliştirilmesine ihtiyacın olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, din psikolojisinin lisans eğitiminde bu dersi alanlar için ne anlam ifade ettiğinin, bu alana ilgi veya ilgisizliğin sebeplerinin, öne çıkan konularının, çağın soru veya sorunları karşısındaki yeterliliğinin, bireysel, toplumsal ve mesleki katkılarının, derslerdeki eksik yönlerinin ve alandan beklentilerin neler olduğunun belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemi lisans eğitiminde din psikolojisi dersi alan 159 öğrenci, 46 öğretmen ve 18 imam ile toplam 223 bireyden oluşturulmuştur. Veriler, literatür taraması ve araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanmış dört demografik değişken ve 10 açık uçlu sorudan oluşan anket ile elde edilmiştir. Toplanan veriler öncelikle içerik analizi ve kümeleme yapılarak incelenmiştir. Verilerin analizinde frekans ve yüzdeler kullanılmıştır. Araştırmada ulaştığımız bulgulara göre, din psikolojisi denince katılımcıların aklına %29,6 (f=66) oranında "dini duygu, düşünce ve davranışları inceleyen bilim dalıdır" ve %26,5 (f=59) oranında "İnsan-din ilişkisini inceler" ifadeleri gelmektedir. Din psikolojisi, örneklemin %76,2'sinin (f=170) ilgisini çekmektedir. Alana ilginin en büyük sebebi olarak "İnsanların dini inançlarını anlamayı sağlaması" (%17,5, f=39) saptanmıştır. Din psikolojisinin zorluğu, yabancı terim ve kelimelerin çok fazla olması, fonksiyonunu yerine getirememesi ve yabancı toplumlara hizmet etmesi; kültürümüzün değerlerine uygun olmaması alana ilgisizliğin sebepleri olarak belirlenmiştir. Din psikolojisi derslerinde en çok zihinlerde yer eden konular "Dua ve İbadet", "Dini Tecrübe" ve "Gelişim Psikolojisi ve Din" olarak tespit edilmiştir. Din psikolojisi derslerinde işlenen konuların/tartışmaların %74,4 (f=166) oranında yaşadığımız çağ ve sorunlarına kısmen veya tamamen cevap verebildiği düşünülmektedir. Örneklemin %44,8'i (f=100) din psikolojisi derslerinde işlenmeyen fakat öğrenilmesi gereken konular olduğunu düşünmektedir. Bu konuda katılımcılar özellikle din psikolojisi derslerinde daha fazla örnek ve pratik olması gerektiğini ifade etmektedir. Din psikolojisinin Batı kaynaklı olması konusunda iki baskın görüş elde edilmiştir. Birinci görüş, alanın temellerinin Batı'da atılmış olduğundan bu durumun doğal olduğunu düşünmektedir. "Temelleri Batı'da atılmış olsa da kendimize mâl etmeliyiz" ikinci ve en çok ifade edilen görüştür. "Kendimizi ve hedef kitleyi tanımak", din psikolojisinin en çok ifade edilen bireysel kazanımı olarak belirlenmiştir. "Toplumun dini hayatını kavramak ve bilinçli olmak", alanın önde gelen toplumsal katkısıdır. "Meslek hayatında verimlilik" ise alanın mesleki katkılarının önde gelen kazanımıdır. Örneklemin %51,1'i (f=114) alanın eksiklerinin olduğunu düşünmektedir. Bu oran din psikolojisi dersinin işlenişi, konuları, yöntemi, araştırmaları, araştırmacıları, kaynakları ve süresi gibi pek çok açıdan eksikleri kapsaması sebebiyle doğal karşılanmalıdır. Dersin ezbere dayalı oluşu ve pratik yapılmayışı en çok eksik bulunan nokta olarak belirlenmiştir. Alanın eksiklerine rağmen örneklemin %79,8'i (f=178) alandan beklenti içerisindedir. Din psikolojisinden en büyük beklentiyi "İnsan psikolojisini anlayabilmek" oluşturmaktadır. Katılımcıların %91,0'ı (f=203) alanı gerekli bulmaktadır. Örneklem grubu, %22,5 (f=40) oranında din psikolojisinin insanı ve toplumu anlamamızı sağladığı için gerekli olduğunu ifade etmiştir.
Transpersonel bir unsur olarak zikrin psikolojik ve tasavvufî açıdan incelenmesi
Kalbin, bilincin ve zihnin uyanıklığını sağlayan ve nefsi daha üst mertebelere yönelik evrilmesini sağlayan zikir, tasavvuftaki en önemli sufi pratiğidir. Sufizmin kalbi olarak da görülen zikir farklı dînî geleneklerde farklı şekillerde kendisine yer edinmiş kadîm spiritüel bir uygulama olarak karşımıza çıkmıştır. Perennial felsefeden kök bulan, William James'in fikirleri ile beslenen ve fizikte devrim yaratan kuantum teorisi ile paradigmasını modern bilimle destekleyen transpersonel psikoloji, mâneviyat ve modern ruh bilimini sentezleme gayreti ile insanın aşkın boyutunu, mistik deneyimlerle ortaya çıkan doruk deneyimleri psikolojinin inceleme alanına dahil ederek, modern psikolojinin alanını genişleterek insanı holistik olarak incelemeye çalışmıştır. Zikir gibi spitiritüel pratiklerin insanın bilincini dönüştürmede ve geliştirmede önemli yöntemler olduğunu iddia eden transpersonel psikoloji, psikolojide tabu olarak görülen bilince dair çalışmaları ile bilincin gündelik bilinç ile sınırlı olmadığını ortaya koyarak psikolojiye farklı bilinç halleri kavramının girmesini sağlamıştır. Bu çalışmada zikir uygulamasının transpersonel psikoloji çerçevesinde ele alarak zikrin bilinci dönüştürücü etkisini irdeleyerek transpersonel psikoloji ve sufizm arasındaki bağı ortaya koyduk ve aralarındaki müşterek olguları ortaya ele aldık. Hem transpersonel psikolojinin hem sufizmin insanın aşkın varlık olduğunu vurguladığını, aşkınlığın insanın evrensel insan olma yolunda önemli bir etken olduğunu, insanın içine sıkıştığı modern dünyanın dayattığı varoluşsal kalıptan kurtulabilmesi, kendini aşması ve ruhsal-fizyolojik açıdan iyi oluşu için zikir önemli bir yöntem olduğunu elde ettiğimiz verilerle ortaya koyduk. Anahtar Kelimeler: Zikir, sufizm, transpersonel psikoloji, bilinç, perennial felsefe, sufi psikolojisi.
Clınebell'in Gelişim Danışmanlığı'nın analizi ve Türkiye'de MDR alanında uygulanabilirliği
Bu tez, Howard Clinebell'in "Gelişim Danışmanlığı" yaklaşımını Türkiye'deki Manevi Danışmanlık ve Rehberlik (MDR) hizmetlerinin kuramsal ve uygulamalı ihtiyaçları bakımından yeniden değerlendirerek yerel bağlama uyarlanabilirliğini tartışır. Türkçe alan yazınında modeli merkeze alan kapsamlı bir incelemenin bulunmaması ve Diyanet İşleri Başkanlığı çatısı altında gelişen MDR'nin bütüncül, önleyici ve gelişimsel bir çerçeveye duyduğu gereksinim çalışmanın hareket noktasıdır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye literatüründe kuramsal düzeyde özgün bir katkı üretmeyi ve boşluğu doldurmayı ayrıca böylece amaçlamaktadır. Çalışma teorik ve yorumlayıcı bir tasarımla yürütülmüştür. Clinebell'in birincil eserleri ve seçilmiş ikincil kaynaklar ile Türkiye'de MDR'ye ilişkin akademik literatür üzerinde metin okuması, sistematik tarama ve içerik analizi yapılmıştır. Bulgular, Clinebell'in yaklaşımı ile Türkiye'deki MDR uygulamaları arasında karşılaştırmalı okuma üzerinden yapılandırılmış; sahadan nicel veri toplanmamış, ancak uygulama örnekleri somutlaştırıcı vaka ve program taslakları olarak incelenmiştir. Bulgular, modelin Türkiye bağlamında uygulanabilir olduğunu; ilişki merkezli ve eylem odaklı müdahalelerin, krizlerin gelişim fırsatı oluşu ve "gelişim grupları" gibi bileşenlerin MDR pratiğini güçlendirebileceğini göstermektedir. Çok boyutlu gelişim çerçevesi ve salujenik din anlayışını önceleyen teolojik temel, dinî duyarlılıkları gözeten önleyici ve geliştirici programların tasarımına dayanak sunar; dua, kutsal metin okumaları ve ritüellerin ölçülü kullanımı ilkeli bir uygulama zemini sağlar. Sonuçta tez, Clinebell modeline ilişkin sistematik bir sentez ve yerelleştirme önerileri sunar; DİB personelinin eğitim ve süpervizyonuna gelişim odaklı modüllerin eklenmesini, ADR Merkezlerinde grup temelli önleyici programların pilot uygulanmasını ve gönüllü destek ağlarının yapılandırılmasını önerir. Sınırlılık, verilerin metin ve ikincil kaynaklara dayanması, geniş örneklemli saha verisi ve etki analizlerinin bulunmamasıdır; genellenebilirlik bu nedenle sınırlıdır. Gelecek çalışmalar için ölçme araçları, boylamsal değerlendirmeler ve etki analizleri önerilmektedir.
The effect of parental separation on the religious life of children between 10-14 years of age (Kastamonu / Tosya case
The main purpose of this study is the effect of separation of parents on the religious life of children between the ages of 10-14 (Kastamonu / Tosya Case). The participants of the study consisted of 204 students in Tosya District of Kastamonu. 102 student's parents divorced and 102 student's parents live together. Personal information form as data collection tool and Münchner Motivational Religiosity Scale developed by Zwingmann et al. (2004) was used. The validity reliability test of the scale was performed by Uysal, Işık ve Turan (2017). As a result of the research, it was seen that children whose parents were separated differed from the children living with their parents in performing prayers such as praying, fasting, reading of the Qur'an, and the mean scores of religious motivation differed significantly.