Rivayetler

Bu konu başlığı altında 238 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sahîhayn rivayetleri özelinde şirk meselesi

Bu çalışma; Buhârî ve Müslim'in el-Câmiu's-Sahîh adlı eserlerinde şirk konusunda tahrîc edilen rivayetlerin değerlendirilmesini kapsamaktadır. Çalışma; bir giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde konu ile alakalı kavramsal çerçeve bağlamında, tevhid, şirk, küfür, cahd/cühûd, nidd, misl, kizb, zulüm, nifâk, iftira ve küfrân kavramları ele alınmıştır. İlk bölümde, özellikle Buhârî'nin konuya dair bâb başlıklarında yer verdiği âyetler çerçevesinde Kur'ân-ı Kerîm'e göre şirk meselesi; itikâdî, toplumsal ve âhiret boyutları ile irdelenmiştir. İtikad ile ilgili hükümlerin tetkik edildiği kısımda, Allah'ın şirkten münezzeh oluşu ve şirkin zulmün bir çeşidi kabul edilmesi konuları; toplumsal boyutlu âyetlerde, müşriklerin özellikleri, Hz. Peygamber'in şirk koşmamak üzere biat alması ve müşriklerle savaş meseleleri; âhiretle ilgili âyetlerde ise şirkin bağışlanmayacak bir günah olması, amelleri boşa çıkarması, azap sebebi kabul edilmesi ve şefaate engel oluşu meseleleri tetkik edilmiştir. İkinci bölümde ise Sahîhayn rivayetleri özelinde şirk meselesi yine itikad, ibadet ve toplumsal olmak üzere üç boyutlu incelemeye tabi tutulmuştur. İtikad ile ilgili haberlerde, şirkin en büyük günah oluşu, itikâdî nifak meselesi, Ehl-i kitabın müşrik olarak nitelenmesi ve müşrikler tarafından Allah'a denk kabul edilen varlıklar konuları; ibadetle ilgili rivayetlerin işlendiği kısımda, müşriklerin yaptıkları ibadetler; toplumsal boyutlu hadislerde ise dönemin özellikleri, müslümanlara karşı tutumları, müslümanların müşriklerle ilişkileri ve müşriklerle savaş meseleleri etraflı bir şekilde incelenmiştir.

BuhariEl-Camiu`s-SahihHadis+5
Hayrunnisa Kahveci
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mukâtil b. Süleyman'ın tefsir nakillerinin güvenilirliği -Ali b. Ebî Talha nakilleri ile metin karşılaştırması-

Ali b. Ebî Talha (ö.143/760) tefsire ilişkin ilk yazılı metinlerden birini yazmış veya yazdırmıştır. Bu tefsir sahifesi, İbn Abbâs'a ulaşan isnada sahip tefsir nakilleri içinde en güvenilir olması bakımından önemlidir. Tefsir tarihinde, günümüze ulaşmış ilk tam tefsir olma özelliğiyle Mukâtil b. Süleyman'ın (ö.150/767) Tefsîrü'l-Kebîr'i de büyük bir önemi haizdir. Vahiy dönemine yakınlığı nedeniyle ayrıca önemli olan ve erken dönem tefsir metinleri hakkında bilgi veren bir eserdir. Hiçbir eser müellifinden ve döneminden bağımsız düşünülemez. Mukâtil hakkındaki itham ve tenkitler kendisi gibi tefsirinin de önemli bir kesim tarafından bir müddet değer görmemesine ve görmezden gelinmesine neden olmuştur. Yaşadığı dönemin siyasî ve itikâdî anlamda oldukça çalkantılı olması, müfessire yöneltilen eleştirilerin ne kadar haklı olduğu sorusunu akla getirmektedir. O dönemde hem siyaseten hem ilmî bakımdan etkin olan ehl-i hadis anlayışının bu tenkitlere temel olduğu görülmektedir. Zira Mukâtil hakkındaki tenkitlerin, Mukâtil'in siyasetle iç içe olması ve tefsirini yazarken benimsediği usul olmak üzere iki temel neden etrafında toplandığı görülmektedir. Nitekim onun, döneminin halifeleri ile görüşmesi, siyasî-itikâdî tartışmalarda yer alması dikkat çekmektedir. Tefsirinde izlediği yol ve yöntem dönemin anlayışının aksi yönünde olmuştur. Mukâtil'in, çoğu zaman isnad kullanmayarak alışılmışın dışında bir yol tutması, ehl-i hadis tarafından ne müfessirin üslubuna ne de onun tefsir nakillerini hadis rivayetlerinden ayrı tutmasına hamledilmiştir. Ayrıca Mukâtil'in, kendi dönemindeki yaygın nakil anlayışından ayrıldığı gibi tefsir yazımı itibariyle de kendine has bir yol izlediği görülmektedir. Öncelikle tüm Kur'ân'ı tefsir etmesi, rivayet ve dirayeti birlikte kullanmakla birlikte rivayete olan bağlılığı ve gerek sebeb-i nüzûl olarak gerek müphem ifadelerin tafsilinde İsrâilî bilgiye çokça başvurması göze çarpmaktadır. Yukarıda bahsedilen verilerden hareketle çalışmamızın ilk bölümünde Ali b. Ebî Talha'ya nispet edilen sahifenin otantikliğini sorguladık. Ayrıca Mukâtil hakkında onun Müşebbihî, Mürciî veya Zeydî olduğu yönündeki ithamların, gerekçeleri de nazarıdikkate alınarak, müfessirin tefsir çalışmasında bir karşılığı olup olmadığını inceledik. Ayrıca bu iddiaları yaşadığı bölge ve dönemin şartları içerisinde değerlendirdik. İsrâiliyatı kullanımı hususu dışında, sözü geçen ithamların onun tefsirinde karşılığı olmayan, dönemsel ve siyasî boyutlu eleştiriler olduğu sonucuna ulaştık. İkinci bölümde ise Mukâtil'in güvenilirliğini tespit etme noktasında, İbn Abbâs'a nispet edilen en güvenilir isnada sahip Ali b. Ebî Talha nakilleri ile Mukâtil b. Süleyman'ın Tefsîrü'l-Kebîr eserindeki tefsir nakillerini mukayese ettik. Bunun sonucunda Mukâtil b. Süleyman tefsiri ile Ali b. Ebî Talha nakillerinin yüksek oranda benzerlik gösterdiği sonucuna ulaştık. Bununla birlikte ikisinin farklılaştığı hususların Mukâtil'in Ali b. Ebî Talha'dan literal anlamda rivayete bağlılık konusunda daha ileri olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Ayrıca bu mukayeseden elde edilen, manen benzerlik gösteren ve lafzen farklılık arz eden bir kısım nakillerin Taberî nakilleri ile karşılaştırılmasıyla da Mukâtil b. Süleyman'ın tefsir nakil geleneğiyle uyumu olduğu görülmüştür. Buradan hareketle Ali b. Ebî Talha ve Mukâtil b. Süleyman'ın tefsir malzemelerinin ortak bir kaynağa ait olabileceğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla Mukâtil b. Süleyman'ın tefsir nakilleri, tefsir nakil geleneği içinde kendisine yer bulmaktadır. Onun nakillerinin güvenilirliği hususundaki tartışmaların ise hadis nakil geleneği kriterleriyle değerlendirilmesinden kaynaklandığı ayrıca hakkındaki suçlamaların siyasî-itikâdî ideolojik temelli ithamlar olduğu görülmektedir.

Ali b. Ebi TalhaGüvenilirlikHadis+5
Merve Nur Çam
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern İslâmî literatürde deccâl

Deccâl, İslâmiyet'in ilk yıllarından modern döneme kadar bazı istisnaî görüşler dışında rivayetlerde anlatıldığı şekliyle kabul edilmiş, tartışma konusu olmamıştır. Klasik dönemden modern döneme kadar oluşan fikrî birikim, Batıda Aydınlanma Çağı'nın başlaması, Müslüman müelliflerin Batılı yazarların görüşlerinden etkilenmesi gibi âmiller deccâl mefhumunun zamanla tartışma sahasına taşınmasına zemin hazırlamıştır. Meselenin tartışma konusu olmasının tabii sonucu olarak modern döneme özgü birçok deccâl anlayışı ortaya çıkmıştır. "Modern İslâmî Literatürde Deccâl" isimli bu çalışmada modern dönemde deccâl hakkındaki görüşlerini serdeden araştırmacılar ve eserleri konu edilmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden müteşekkildir. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, metodu ve kaynakları tespit edilmiş, ayrıca meselenin daha anlaşılır olması için tarihsel süreçteki ve dinlerdeki deccâl mefhumu genel hatlarıyla anlatılmıştır. Birinci bölümde deccâli reddedenlerin, ikinci bölümde deccâli klasik anlayış üzere yorumsuz bir şekilde kabul edenlerin kimler oldukları ve görüşleri ele alınmış, üçüncü bölümde ise deccâl hakkında yorumda bulunanların kimlikleri ile onların deccâl telakkileri incelenmiştir. Çalışma esas olarak modern dönemdeki yazarların deccâl görüşlerini karşılaştırma yöntemiyle inceleyerek modern deccâl telakkilerinin tespit ve takdimine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

DeccalKelamKur'an-ı Kerim+4
Mahir Apak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa merkez ilçelerdeki mimari eserlerde kullanılan hadislerin değerlendirilmesi

İslâm medeniyet ve geleneğini inşa eden iki aslî unsur Kur'ân ve hadislerdir. Bu nedenle, mimariden âdet ve geleneklere varıncaya kadar akla gelebilecek her şey bu iki aslî unsur göz önünde bulundurularak anlaşılmalıdır. İslam toplumları tarih boyunca Hz. Peygamber'e (s.a.v.) olan bağlılıklarından dolayı, hadislere ayrı bir önem vermişlerdir. Onun sünnetini ve hadislerini hayatın her alanına yansıtmayı kendileri için bir görev addetmişlerdir. Bazı hadisler toplum hayatındaki etkisini sürdürürken, bazıları da ya kitapların sayfalarında kalmış ya da gözler önünde olmasına rağmen dikkatlerden kaçmış olabilir. İşte bu sebeple hadislerin toplumsal hayatta nasıl yer aldığı, nasıl kullanıldığı, topluma ne gibi mesajlar verdiği konuları, gün yüzüne çıkarılması ve dikkatlere sunulması gereken önemli hususlardandır. Bu tezde, Şanlıurfa'nın merkez ilçeleri olan Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerindeki camiler, mezarlıklar, medrese ve dini eğitim veren lise ve ortaokularında yer alan hadislerin kaynakları ve değerlendirmeleri yapılacaktır.

CamilerHadisMedreseler+7
Zeliha Beyza Taş
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Erkeklere Kadınlardan Daha Zararlı Bir Fitne Bırakmadım" hadisinin tahrîci, tenkîdi ve değerlendirilmesi

Aklın, bilgi ve ahlaka yegane kaynak olarak görülmeye başlandığı son yüzyıllarda vahyin alanı daraltılmış, insan aklının ermediği hususları reddetme yoluna gidilmiştir. Şüphecilik öne çıkarılmış, kimi yerel kültürler İslam'a mal edilmiştir. Ataerkil gelenek adı altında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sahih hadisleri de bu çerçeve içinde değerlendirmeye alınmıştır. Bu bağlamda Resûlullah'ın (s.a.v.) "Erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım" hadisi akla uymadığı ve kadınları değersizleştirdiği iddiası ile kimi çevrelerce uydurma sayılarak reddedilmiştir. Bu hususu dikkate alarak çalışmamıza konu ettiğimiz bu hadisin bütün ana kaynaklarda rivayet edildiği tarafımızdan tespit edildi. Hadisi, sahabî olan Üsâme b. Zeyd ve Saîd b. Zeyd, Hz. Peygamber'den (s.a.v.) merfu olarak rivayet ettikleri görüldü. Hadisin Ebû Dâvûd'un Sünen'i dışında Kütüb-i Sitte'de yer aldığı, gerek sened gerek metin bakımından üzerinde pek çok çalışmalar yapıldığı anlaşıldı. Günümüzde eleştiri konusu yapılan 'kadının fitne' olarak gösterilmesi hususu araştırıldı. Hadis şarihlerinin bu hadisi Al-i İmrân 3/14. ayet ile eşleştirdikleri görüldü. Bütün bunlar göz önünde bulundurularak tez iki bölümden meydana getirildi. Birinci bölümde hadisin tahrîci yapıldıktan sonra sened ve metin tenkîdine geçildi. Hadisin bütün râvileri hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde hadisin muhtevası incelendi ve 'fitne' kelimesi detaylı bir incelemeye tâbi tutuldu. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) ilgili hadis ile kastettiği mana araştırıldı.

FitneHadisKadınlar+3
Büşra Büyükdolu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rivayetlerde hayvan figürleri ile anlatım

Hz. Peygamber insani olan herhangi bir durumda ve İslam davetinde insanlara hitap ediyordu. Onun bu hitabı bazen İslami bir emrin uygulanması için yapılan açıklamada, bazen de ümmetine nasihati gerektirecek bir konudaki beyanında yer buluyordu. O, Mekke döneminde Arapçayı en iyi bilen bir kavmin içinde onlara kendi diliyle hitap etti. Bu daveti kabul eden etmeyen herkes onun hitabında, dili kullanımında asla bir kusur bulmadığı gibi aksine onun hitabına hayran kalmışlardı. Özellikle Mekke döneminde ne söylediği belli olmayan bir peygamberle karşı karşıya kalsalardı, o gün hiç şüphesiz muarızları bunu bir itiraz gerekçesi olarak kullanmaktan asla çekinmeyeceklerdi. O, dili süslü değil ancak anlaşılır, özlü ve hikmetli bir şekilde anlam yüklü söylerdi. Dinleyeni yormadan, anlamının da dışına çıkmadan maksada uygun ifadeler kullanırdı. Belagat ve Arap dili tabiriyle fasih bir üsluba sahipti. Peygamberler gönderildiği topluluğa Allah'ın yüklediği mesajı en mükemmel şekilde ulaştırmakla görevlendirilmiş ve o toplumun diliyle gönderilmiştir. Zira gönderildiği toplumla dil konusunda anlaşamayan, karşılıklı konuşamayan ve onların dillerinin inceliklerini bilmeyen bir peygamberin risalet görevini hakkıyla yapması düşünülemezdi. Rivayetlerde hayvan figürleri ile anlatımın Hz. Peygamber ümmetini eğitmedeki hassasiyetini, dili kullanımındaki inceliğini ve ne denli belagat içeren bir üsluba sahip olduğunu göstermektedir. Hayvan figürleri ile anlatım aynı zamanda her insanın muttali olduğu objeler üzerinden benzetme yapıldığından evrensel bir dilin kullanımıdır. Bu vesileyle anlatılmak istenen şeyin hafızalarda en kısa yoldan daha kalıcı hale gelmesi sağlanır ve konu daha iyi anlaşılmış olur.

AnlatımBenzetmeHadis+5
Baki Öcal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Peygamber'le ilgili bazı halk inanışlarının El-Hasaisü`l-Kübra'daki dayanakları

rv ÖZET HZ. PEYGAMBER'LE İLGİLİ BAZI HALK İNANIŞLARININ EL-HASÂİSÜ'L- KÜBRÂ'DAKt DAYANAKLARI Recep TUZCU Yüksek Lisans Tezi: Temel İslâm Bilimleri Ana Bilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Ali Osman ATEŞ Haziran 2002, 251 Say fe Bu çalışmanın konusu, es-Suyûtfnin el-Hasâisül-Kübrâ adlı eserinde yer alan ve halk arasında Hz. Peygamber hakkında yaygın yanlış kanaatler oluşmasına sebep olan bazı rivayetlerdir. Amacımız, Kur'ân, sahih hadisler ve tarihi gerçeklerle uyuşmayan bu rivayetleri, akim ve ilmin prensiplerini esas alarak, hadis metodolojisi çerçevesinde incelemektir. Araştırmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Peygamber kavramı, Hz. Peygambert konu edinen bilim dallan, hasâis kelimesinin tanımı, hasâis ve deîâil türü eserlerin benzer ve farklı yönleri, araştırmaya konu olan eseri tanıtıcı bilgiler üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde, Hz. Peygamberin doğumundan önceki ve peygamberlik dönemine kadar geçen süreç hakkındaki rivayetler incelenmiştir. Bu rivayetlerin çoğunun asılsız olduğunu, bunların Kur'ân'ın Hz. Peygamberi bir beşer olarak tanıtan açıklamalarına, sahih hadislere, tarihi gerçeklere uygun olmadıkları ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu tür rivayetlerin, Hz. Peygamber'i, diğer peygamberlerle kıyaslarken onu övmekte aşırılığa, kaçarak, onun gerçek kîmliğînin kaybolmasına kendisinin insanüstü bir varlık gibi algılanmasına sebep oldukları sonucuna ulaşılmıştır. İkinci bölümde, Hz. Muhammed'in peygamberliği döneminde cereyan eden olaylarla ilgili rivayetler araştırılmıştır. Burada daha çok Hz. Peygamber'in mucizeleriyle ilgili rivayetler incelenmiştir. Bunların da, Hz. Peygamber'in diğer peygamberlerden daha çok mucize gösterdiğini vurgulamak amacıyla uydurulmuş olduğunu gördük. îlgili rivayetlerin Ehl-i Kitaptan müslüman olanlar veya Hz. Peygamber'in de Kur'an'da bahsedilen diğer peygamberler gibi mu'cizeler göstermiş olmasını arzu eden bazı kişilerce uyduruldukları kanısına vardık. Bunların bir çoğunun mevzuat kitaplarında yer aldığım da îesbî t ettik.Üçüncü bölümde ise; Hz. Peygamberin geleceğe dair haberleri araştırma konusu yapılmıştır. Bu rivayetlerin, ilk asırda ortaya çıkan siyâsi guruplar arasındaki çekişmeler sebebiyle uydurulmuş olduğunu ve bazı hadis âlimlerinin bunların büyük bir çoğunluğunu mevzu kabul ettiklerim görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Peygamber, Rivayet, Sahih, Uydurma, Hasâis, Delâil.

El-Hasaisül-KübraHalk inançlarıHz. Muhammed+3
Recep Tuzcu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saîd b. Mansûr'un Sünen'indeki rivayetlerin Kütüb-i Sitte'ye intikâli

Saîd b. Mansûr (ö.227/842) ve Sünen (Sünen-i Saîd) adlı eseri ilk dönem sünen kaynaklarından olması nedeniyle önemlidir. Yapılan araştırmada Sünen-i Saîd adlı eserde geçen rivayetlerin, cami türü eser telif eden Buhârî, Müslim ve sünen türü eser yazan Ebû Dâvûd'un rivayetleri içindeki ortak hadisler konu edilmiştir. Saîd b. Mansûr'un eserine aldığı kendi rivayetleri ile Kütüb-i Sitte içerisindeki rivayet formları incelenmiştir. Böylece talebelerinin ve Kütüb-i Sitte'deki diğer ravilerin Saîd b. Mansûr'dan ne ölçüde etkilendiği ortaya konulmuştur. Tezimizde ne kadar hadisin nakil edildiği, senet ve metinlerde meydana gelen değişiklikler, bunların muhtemel sebepleri, ravilerin ve rivayetlerin değerlendirilmesi, bu rivayetlerin hangi konular üzerine yoğunlaştığı ele alınmıştır. Kütüb-i Sitte eserleri ile Sünen-i Saîd'in mukayesesini yaptığımız bu çalışmada Sünen-i Saîd ve Kütüb-i Sitte arasındaki rivayetlerin benzerlik ve farklılıklarını ortaya çıkarılmıştır. Böylece Temel hadis kaynakları özelinde hadislerin belli bir kaynağa dayanılarak kitabet metoduyla rivayet edildikleri ortaya konulmuştur. Hadis alimlerinin hoca talebe ilişkisi içerisinde sema metoduyla birlikte kitabet metodunu da kullandıkları, kitaplarını oluştururken hadis metinlerinde kendi tasarruflarının da olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu tasarruflar sebebiyle rivayetlerin aslında bir değişiklik meydana gelmemiştir. Bu itibarla hadislerin sonradan yazıldığı ya da isnat sisteminin sonradan oluştuğu söylemlerinin tutarlı olmadığı tespit edilmiştir. Özellikle Batıdaki modern tartışmaların Kütüb-i Sitte ve diğer hadis kaynaklarının şifahi nitelikte olduğu iddialarının aslı yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Mamafih araştırma neticesinde Ebû Dâvûd ve Müslim'in hocası olan Saîd b. Mansûr'dan etkilendikleri, rivayetlerin, bâb başlıklarının ve kitap isimlerinin karşılaştırılması neticesinde ortaya çıkarılmıştır.

HadisKütüb-i SitteRivayetler+3
Ahmet Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Recâ b. Hayve'nin hadis ilmindeki yeri

Yapılan bu çalışma Emevî iktidarlarında önemli görevler üstlenmiş olan Recâ b. Hayve'nin hadis ilmine sağladığı katkıların ortaya çıkarılması amacıyla ele alınmıştır. Bu doğrultuda öncelikle Recâ b. Hayve kimdir? İslâmî ilimlere ne denli vâkıftır? Üstlenmiş olduğu görevler nelerdir? Hadis ilmindeki yeri nedir? Tedvîn faaliyeti fikrinin ortaya çıkmasında herhangi bir etkisi olmuş mudur? Sorularına cevaplar aranmıştır. Bu sorulara cevap bulmak gayesiyle Recâ'nın hayatı, şahsiyeti ilmî kişiliği ve müşavirlik görevlerine değinilmiş, hadis ilmine ne denli kazanımlar sağladığının anlaşılabilmesi için çeşitli ilim dallarına kaynak teşkil eden rivâyetlerine yer verilmiş ve bu rivâyetler ışığında sünnet kavramı hakkındaki fikirleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Son olarak da resmî tedvîn faaliyetinin Hz. Ömer'den sonra yeniden yeşermesiyle Recâ'nın fikrî yapısı ve rivâyetleri arasında bir bağ olma ihtimali üzerinde durulmuştur. Resmî tedvîn düşüncesini yeniden canlandıranın Recâ olduğu tezini ispatlama amacıyla halifeler üzerindeki nüfuzuna, Emevî devlet politikası haline gelmiş bazı uygulamaları sona erdirecek ve kimin halife olacağını belirleyecek kadar yönetimde söz sahibi olduğuna değinilmiştir. Hocası olduğu Süleymân b. Abdülmelik ve kendisine kardeşim diye hitap eden Ömer b. Abdülaziz ile aralarındaki dostluk ve muhabbetin büyüklüğü, yanında kısa bir süre bulunduğu Mısır valisi Abdülaziz b. Mervân'ın da tedvîn girişiminde bulunmuş olması, ilmin yok olmasının âlimin yok olmasıyla mümkün olacağı yönündeki rivâyetiyle Ömer b. Abdülaziz'in tedvîne gerekçe gösterdiği sözünün birebir örtüşmesi gibi deliller ışığında konu ele alınmıştır.

BiyografiHadisReca b. Hayve+3
Ekrem Avcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Ahmed b. Muhammed b. Ebu'l-Hayr el-Merhûmî'nin "el-Hediyyetü'l-Mardiyye li zi'l-Meâsiri's-Seniyye" adlı eserinin tahkik ve değerlendirilmesi

Araştırmamız, Ahmed b. Muhammed b. Ebu'l-Hayr el-Merhûmî'nin "el-Hediyyetü'l-Mardiyye li zi'l-Meâsiri's-Seniyye" adlı el yazmasının Nisâ ve Hucurât Sûrelerindeki bazı ayetleri hakkındaki risalesinin tahkik ve değerlendirmesini konu edinmiştir. Osmanlı döneminde yaşamış Mısırlı bir alim olan Merhûmî, kendi halkasında halka tefsir dersleri yapmıştır. Merhûmî'nin tefsir anlayışı gelenekseldir ayrıca o tefsirinde esbâb-ı nüzule de yer vermiştir. Kendisinin fasih bir üsluba sahip olduğu söylenebilir. Çalışmamızda, Merhûmî'nin eserinde yer alan hadislerin ve rivayetlerin asıl kaynaklarına ulaşılmış; eserdeki muğlak ifadeler açıklanmaya çalışılmıştır. Böylece Merhûmî'nin hayatı ve görüşleri hakkında bazı sonuçlara ulaşılmış ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Merhûmî'nin tefsirinde ayetlerden ve kendinden önceki alimlerin görüşlerinden istifade ettiği, hem diğer şairlerin şiirlerini hem de kendi şiirlerini tefsirinde kullandığı, eserin dilbilgisi ve söz sanatları açısından zengin bir içeriğe sahip olduğu tezde ulaşılan diğer sonuçlardır.

Husamuldeen Ahmed Sulaıman Aldakhl
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hadis literatüründe dua

Dua insanın yaratılışının gereği olarak ortaya çıkan fıtri bir ihtiyaç ve olgudur. İnsan, tarihi boyunca yüce bir varlığa inanmak, ona sığınmak ve güvenmek istemiştir. Temeli Allah inancına dayanan hayat felsefelerinin tümünde yaratılmışların Allah'a doğru yönelimleri söz konusu olup, duanın insanı Allah'a yakınlaştıran bir fonksiyon icra ettiği görülmektedir. Son ilahi din olan İslam'a göre de Yüce Allah sevgi, saygı, ihtiram, sığınma, korku, endişe, pişmanlık vb. her ne sebeple ve duyguyla olursa olsun kulun kendisine yönelmesinden hoşnut olmakta, bunu istemekte ve beklemektedir. Dinin en önemli kaynaklarından olan hadislerde; dua kulluğun özü olarak kabul edilmiş ve dua konusu tüm detaylarıyla ortaya konmuştur. Bu çalışmada, dua konusu hadisler perspektifinden incelenmiş; duanın önemi, fazileti, adabı, şartları, psikolojik açıdan etkileri, insan hayatındaki fayda ve tesirleri, kader ve kaza ile duanın ilişkisi hadisler çerçevesinde ortaya konmuştur. Ayrıca hicri ikinci asrın başları gibi çok erken bir dönemden itibaren gerek konulu hadis kitaplarında gerekse müstakil dua literatürü çerçevesinde duanın hadis edebiyatındaki yeri incelenmiştir. Günümüze ulaşan en erken hadis eserlerinden biri olan Ma'mer b. Râşid'in el-Câmi adlı eserindeki dua konusu detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Hadisin rivayet dönemleri olarak isimlendirilen hicri ilk beş asırdaki müstakil dua literatürü ve konulu hadis edebiyatı içindeki dua bölümlerinin en önemlileri en erkenden başlayarak değerlendirilmiş, böylece dua konusunun kaynaklardaki gelişim ve değişim serüveni resmedilmiştir. Hadislerde dua, ibadet olarak kabul edilmiş, duanın makbul olabilmesi için gerekli şartlar belirlenmiş ve çerçevesi çizilmiştir. Hadislerdeki önemi ve konumu hadis edebiyatında dua türü edebiyatın oluşmasına zemin hazırlamış ve muazzam bir dua literatürü oluşmuştur.

DinDuaHadis+3
Yeliz Asar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Bişr b. Muâz el-Basrî'nin Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân'daki Nisa Suresi ve Maide Suresi'nin rivayetlerinin bir araya getirilmesi ve incelenmesi

Âlimlerin ifade ettiği gibi rivayetle Kur'ân tefsiri, en önemli tefsir ekollerindendir. İmam Muhammed b. Cerîr et-Taberî'nin Câmiu'l-beyân an te'vîli âyi'l-Kur'ân isimli eseri de bu ekole göre yazılmıştır. Eserde Bişr b. Muâz el- Basrî'ye ait Kur'ân'ın manası, hadisler ve tefsirle alakalı asara dair değerli bir ilmi miras yer almaktadır. Araştırmanın önemi, Taberî'nin ve tefsirinin ehemmiyetinden kaynaklanmaktadır. Taberî tefsir konusunda önde gelen alimlerden olup, eseri aralarında Bişr b. Muâz el-Basrî'nin de olduğu birçok tabiin aliminin görüşlerini içermektedir. Araştırmada Bişr b. Muâz'ın Taberî'nin tefsir metoduna etki eden rivayetleri tümevarım yöntemiyle bir araya getirilmiş, onun görüşleri ile diğer görüşler arasındaki farklar ortaya konmuştur. Araştırma Nîsâ ve Mâide sureleriyle sınırlandırılmıştır. Taberî tefsirinde Bişr b. Muâz'ın rivayetlerinin derlenmesi, Taberî'nin tefsir yorumlarına etkisi ortaya konulurken analitik tümevarım yöntemi takip edilmiştir. Rivayetler hakkında hüküm verme, sahîh ve zayıflığını tespit etmede eleştirel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Bişr b. Muâz tefsir, hadis, lügat gibi birçok ilimde mahir bir alimdir. Kendi döneminde Irak'ta oluşan akaid ve farklı mezheplerle ilgili oluşumlardan olumlu yönde etkilenmiştir. Ehl-i sünnet ve'l-cemâat mezhebine bağlı kalmış, muhaliflere cevap vermeye çalışmıştır. Taberî diğer müfessirlerin aksine Bişr b. Muâz'ın görüşlerine yer vermiştir. Nisâ suresinde Bişr'den nakledilen 127 rivayet bulunmaktadır. Bunlardan 12 si sahîh, 64 hasen, 34 ü Mürsel sahîh, 3 tanesi ise zayıftır. Rivayetlerden 14 nü

Mohanad Alı Shyaa Al-tulaıhı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Tezin başlığı: İmam Nesâî'nin Sünen'i Süğrâ isimli eserindeki fıkıh anlayışı (Kitâbü's-salât özelinde karşılaştırmalı fıkhî bir inceleme)

Bu çalışmada İmam Nesâî'nin es-Sünenü's-süğrâ isimli eserindeki fıkıh anlayışını salât bölümü özelinde dört mezhep imamlarının anlayışıyla karşılaştırmalı olarak ortaya koymayı hedeflemektedir. Nesâî'nin fıkhî meselelere yaklaşım usulünün boyutları ve fıkıh görüşlerinden birini tercih etmedeki yöntemi de araştırmanının konularına dahildir. Araştırmanın önemi ilel ve fıkıh konularında imam olan Nesâî'nin ilmi konumu ve kütüb-i sitte eserlerinden biri olarak kabul edilen kitabından kaynaklıdır. Araştırmanın hedeflerini gerçekleştirmek için betimleyici analitik tarihsel metot kullanılmıştır. Müellifin biyografisi, ilmi durumu, kitabının özelliklerinin tespitinde ve imam Nesâî'nin salât bölümündeki fıkhî görüşlerinin tespit ve tahlilinde bu yöntem kullanılmıştır. Nesâî'nin fıkhî görüşlerinin diğer fakihlerin görüşleriyle kıyaslanmasında karşılaştırma metodu kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlardan önemlileri şunlardır: İlel, ricâl ve hadis tarikleriyle ilgili mahareti sebebiyle İmam Nesâî, alimlerin çoğunun sahîh kabul ettiği rivayetleri tercih etmiştir. İmam Nesâî eserinde fıkıh ile hadis ilmini birleştirmiş, fıkıh ilmiyle ilgili en hassas konuları delilleriyle birlikte zikretmiştir. Fıkhî görüşlerini genellikle bab başlıklarında zikretmiş, delile uygun olanı tercih etmiştir. Adalet ve zabt sıfatlarına sahip ravilerden rivayette bulunmuştur. Nesâî'nin en meşhur fıkhî görüşlerinden biri, imam beş vakit namazı kılmak üzere insanlardan biat alır görüşüdür.

Anees Adnan Ahmed Alhababı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İmam Muhammed b. el-Hascn eş-Şeybâni'nin rakkiyât adlı kitabının derlenmesi ve tahlili

Bu tezin amacı, Muhammed b. Semâa'nın (ö. 233/847) hocası Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî'den (ö. 189/804) naklettiği er-Rakiyyât ismiyle bilinen görüşlerinin Hanefî kitaplarından derlenip bir araya getirilmesidir. Araştırmanın önemi, müellifin ilmî konumundan kaynaklanmaktadır. Zira Şeybânî, Hanefî mezhebinin önemli müçtehid imamlarından biridir. Zâhiru'r-rivâye dışında kalan diğer eserler gibi Rakiyyât'ın da ilmi kıymeti inkâr edilemez. Zira kitap Hanefî mezhebindeki fetvaları içermektedir. Üstelik bu rivayetler, kendisiyle istişhâd edip onlara dayanan Hanefî alimlerinin büyük ilgi ve alakasını çekmiştir. Araştırmada Şeybânî ve İbn Semâa'nın şahsî ve ilmî hayatları yazılırken betimleyici tarihsel yöntem kullanılmıştır. Hanefî kitaplarında yer alan Rakiyyât'la ilgili rivayetlerin derlenip, bir araya getirilmesi, mükerrer olan fetvaların atılması ve rivayetlerin fıkıh konularına göre taksiminde analitik tümevarım yöntemi tercih edilmiştir. Rivayetlerin birbirleriyle uyumu ihtilafı ve rivayetler arasında tercih yapılmasında karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır. Hanefî âlimler, Rakiyyât'da bulunan konulara kitaplarında değinmiş, konuyla ilgiyi bilgiyi Rakiyyât'tan aktarmış, bu hususlara önem vermiştir. Nâtifî, İbn Mâze, Ebu'l-Leys es-Semerkandî, Kudûrî ve Serahsî bu alimlerdendir. Rakiyyât isimli eser, günümüze ulaşamasa da içerdiği bilgiler, Hanefî âlimlerin kitapları aracılığıyla bilinmektedir. Anahtar Kelimeler: İslam Fıkhı, er-Rakiyyât, Şeybânî, İbn Semâa, Zâhiru'r-Rivâye, en-Nevâdir.

Aaeshah Ghanım Mansoor Al-nuaımı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Sahabeden Sevbân Bücdüd'ün (Ö.54/674) hayatı ve rivayetleri / The life and narrations of the companion Thawban b. Bujdud (D.54/674)

Bu çalışma Hz. Peygamber'in (s.a.s) ashabından Sevbân b. Bücdüd'ün )r.a.) hayatı ve rivayetlerini kapsamakta olup iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Sevbân b. Bücdüd'ün)r.a.) sahabe arasındaki yeri, Hz. Peygamber'in onun hayatındaki etkisi, Hz. Peygamber'e (s.a.s) olan bağlılığı ile zâhit kişiliğinden bahsedilmekte akabinde ise Sevbân b. Bücdüd'ün )r.a.) rivayetlerini aktaran sahabe ve tabiin nesline işaret edilmektedir. İkinci bölümde ise onun rivayet ettiği hadislerin tahrici, tahlili ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Rivayetlerin yer aldığı kaynaklar ilgi eser musanniflerinin vefât tarihleri esas alınarak önce Kütüb-i Tis'a eserleri daha sonra ise diğer eserler çerçevesinde başlıklar açılarak ele alınmıştır. Çalışmada ulaşılan neticeler ise sonuç bölümünde yer almaktadır.

Faısal Shaker Mudhahhee Alhardanee
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebû Bekre es-Sakafî ve hadis rivâyeti

Bu çalışmada, hadis rivâyet zincirinin ilk halkası olan sahâbîlerden Ebû Bekre es-Sakafî'nin hayatı ve rivâyetleri ele alınmaktadır. Müslüman oluncaya kadar köle olarak yaşayan, Tâif kuşatması sırasında İslam ile şereflenen Ebû Bekre'nin daha iyi tanınması ve onun tarikiyle gelen rivâyetlerin daha iyi anlaşılması amacıyla yapılan bu çalışmada bilgiler literatür taraması yöntemiyle bir araya getirilmiştir. Bu çalışma giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde ana hatlarıyla sahâbe ve hadis rivâyeti hakkında bilgi verilirken, ikinci bölümde Ebû Bekre es-Sakafî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve yaşadığı dönemde karşılaştığı olaylar hakkında bilgi verilmektedir. Ayrıca Ebû Bekre'nin fitne olayları diye adlandırılan Cemel ve Sıffîn Savaşlarındaki tutumundan hareketle bu konuda naklettiği rivâyetlere karşı nasıl bir tutum sergilediği, üçüncü bölümde ise Ebû Bekre es-Sakafî'nin erken dönem hadis kaynakları ile Kütüb-i Tis'a'da bulunan rivâyetleri incelenerek bu kaynaklarda geçen rivâyetleri hakkında bilgi verilmektedir. Bu bölümün sonunda "namaz" ve "fiten" konusunda Ebû Bekre tarikiyle gelen rivâyetler ve bu rivâyetlerin tahrici yapılmaktadır. Bu çalışma sonuç bölümüyle tamamlanmaktadır.

Ebu Bekre es-SakafiHadisKur'an-ı Kerim+2
Mehmet Çiçek
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İmam Ali b. Sultân el-Kârî el-Hereví el-Hanefî'nin (ö. 1014 H) el-Kasîdetu'l-Veteriyye Tahmîsinin Şerhi (Elif, Be ve Te Kasideleri) üzerine uygulamalı araştırma

Bu el yazması, "Tahmisu'l-Kasaidi'l-Veteriyye"nin enfes bir şerhi olup bu kasideler yüce peygambere duyulan büyük muhabbetin ifadesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine bu kasidelerde peygamberin şemaili, ahlakı, doğuştan gelen özellikleri ve huyları dile getirilmektedir. Veteriye'nin müellifi derin bir manevi nefesi olan mutasavvıf vaiz Muhammed bin Ebu Bekr bin Reşid el Bağdadî olup ondan sonra gelen Muhammesin müellifi olan Muhammed bin Abdulaziz bin Abdulmelik bin Şaban el-Verrâk bin el-Muezzin gelmiş, bu sıfatların yanı sıra bu şemaili keyifli ince bir üslupla geliştirmiştir. Veteriye'de ve Tahmisinde Mustafa'nın haberleri, Muhammed'in sıfatları ve Peygamber'in şemailinden değerli değersiz, doğru yanlış, güvenilir güvenilmez birçok şey yer almış, özellikle de sözü çok edilmiş olan gaip ile ilgili konulara yer verilmiştir. - Veteriyye'yi Ali bin Sultan Muhammed el Karî el Mekkî el Hanfî olan Ali el Karî ço güzel bir şekilde şerh etmiştir. Çünkü Karî, her zamanki gibi şiiri ayıklama, araştırma ve inceleme yoluna giderek ulaşabildiği nüshaların yanı sıra doğru ile yanlış arasında karşılaştırma yapmaya gayret etmiştir. Böylece doğru olanlarını tespit ettikten sonra geri kalan yalan yanlış nüshaları belirleyerek bunun nedenlerinden söz etmiş, yapılan tahrifat ve değişiklikleri açıklamıştır. - Biz araştırmamızda en iyi el yazması nüshalarını kullandık. Laleli Kütüphanesi'nde bulunan ve araştırmada (L) simgesiyle gösterilen ana nüshayı Aşir Efendi Kütüphanesi'nde bulunan ve araştırmada (A) simgesiyle gösterilen ikinci nüshayla ve Lala İsmail Kütüphanesinde bulunan ve (S) simgesiyle gösterilen üçüncü nüshayla karşılaştırdım. Daha sonra nüshalar arasındaki farkları haşiyede kaydetme yoluna gittim. - Ana nüshanın sayfa numaralarını metin içerisinde yazarak sayfa numarasıyla başladım. Daha sonra tablonun sağ yüzüne geçerek (A) simgesiyle gösterdim. Tablonun sol yüzünü ise (B) simgesiyle gösterdim. - Kur'an ayetlerini kaydedip hadis-i şerifleri çıkardıktan sonra rivayet edilmiş eserleri belirleyip söylenmiş sözleri sahiplerine dayandırma yoluna gittim. Bu arada yabancı kelimeleri sözlüklerde bulup anlamlarını belirleme yoluna gittim. Aynı şekilde el yazmasında isimleri geçen kimselerin hayat hikayelerine yer verdim. - Yine müellif ile ilgili bir yazı yazmak suretiyle hayatının en önemli yönlerini ele aldım. Özellikle hakkında çok yanlış yapılan doğum yılı üzerinde durdum. Hicri 930 olarak verilen doğum yılı gerçek doğum yılı olup kendisi Hicrî onuncu yüzyıl başlarında doğmuştur. - Faydalandığım kaynakları müelliflerinin ölüm tarihlerine göre sıralamaya özen gösterdim. - Aynı şekilde el yazması ile ilgili bir konu yazarak söz konusu el yazmasının dikkat çeken dil, dilbilgisi ve benzeri diğer konularla ilgili özelliklerini ele aldım. Araştırma çerçevesinde ayrıca el yazması nüshalar ile ilgili ayrıntılı bilgiler vererek izlemiş olduğum araştırma yöntemini anlattım. Böylece çalışmamı, öneri ve sonuçlara yer verdiğim bir sonuç bölümüyle bitirmiş oldum. - Benim bu el yazması nüsha ile ilgili olarak vardığım en önemli sonuç, Ali el Karî'nin bu el yazması için herhangi bir isim belirlemediği, nüshalarda bu el yazması ile ilgili olarak mevcut isimlerin ise askında nasihler tarafından konulmuş isimler olduğu şeklindedir. Anahtar Kelimeler : Arap Dili, Veteriyye, Tahmîs, el Bağdadî, Ali el Karî, Şerh, Medh

Mohammed Mahdi Shihab Albasha
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şerhu Kasîdeti'l-Bürde (Şerḥu Ḳaṣîdeti'l-Bürde) İmam Şeyhîzâde Muhyiddîn Muhammed b. Mustafa (Ö.951)

Bu şerh Kaside-i Bürde'nin ruh halini anlatan şerhlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Müellif şerhin mukaddimesinde, yaşadığı duyguları ve özlemleri betimleyerek özlem duyulan sevgilinin halini anlatmıştır. Sonrasında, kasidenin faziletinden ve halkı nezdindeki yerinden bahsederek sahibi İmam Bûsirî tarafından bu kasidenin yazılış sebeplerini de anlatmıştır. Müellif, Bürde'nin şerhinde başından sonuna kadar net bir şekilde tanımladığı bir hat üzere yol izlemiştir. Kasidenin beyitlerinden, sonrasında genel olarak kelimelerin anlamlarından bahsetmiş ve bazı durumlarda da kelimelerin irap yönlerini ele almıştır. Cevheri'nin Mucem es-Sıhâh'ını ana kaynak olarak kullanmıştır. Zira bu kitap kasideyi şerh ettiği süre zarfında kendisine yoldaşlık etmiştir. Ayrıca Zemahşeri'nin el-Fâiḳ kitabı gibi bazı kitaplarda bu süreçte faydalandığı kitapların başında gelmektedir. Sonra beyitlerin genel anlamından ve içinde dikkat edilmeyen, sadece bilinci açık ve uyanık olanların fark edebildiği delaletler ve işaretlerden bahsetmektedir. Müellif; Bedir, Uhud ve Huneyn gazvelerine işaret eden beyitlerden söz ettiğinde bu savaşların ayrıntılarını anlatarak sözlerine devam etmiş, on bölümden oluşan bu kasideyi daha da fazlalaştırarak adeta bu olayların içinde yaşamıştır. Müellifin diğer yönlere nazaran kelimelerin manalarının içsel (ruhî) yönü üzerinde çok durduğunu ve yaptığı şerhin anlamını teyit etmek için tasavvuf ehli tarafından nakledilen rivayetleri de zikretmeye devam ettiğini görmekteyiz. Müellif beyitleri kısa ve öz bir şekilde şerh etmekte, ardından şerh etmeye ve anlamları detaylandırmaya devam etmektedir. limlerin sözlerini fazlaca kullanmakta ve onlardan alıntı yapmaktadır. Alıntının çoğunu harfi harfine yapar. Zira bu alıntıları dil, tefsir, megāzî, biyografi, fıkıh ve tasavvuf eserleri arasında çeşitlilik göstermektedir. Müellifin bu şerhte en üst derecede sûfî olduğunu görmekteyiz. Nitekim kıssalarını ve hallerini anlatmakla birlikte tarikatlarındaki seyrüsülûklarının anlaşılmasına delalet eden sûfî anlamlarının içine aşırı bir şekilde dalmıştır. Bürde rivayetlerinde var olan diğer bazı lafızlara ek olarak, ilk önce beyite ait meşhur lafzı zikretmekte, sonrasında ise şerh esnasında başka manalar taşıma ihtimali olan diğer rivayetleri zikretmektedir. Dolayısıyla bu şerhin; peygamberimizden (s.a.v.) nakledilen zayıf hadisleri ve rivayetleri hatta bazen uydurma olan hadisleri fazlaca zikretmesi nedeniyle bazı kusurları bulunmaktadır.

Ghanım Ismaıl Ibrahım
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Ömer'in tefsir rivayetleri

Bu çalışma Kur'an ve tefsir tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Hz. Ömer'in tefsirle ilgili rivayetlerinin tematik ve sistematik tasnifini içermektedir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde ilk olarak Hz. Ömer'in İslam öncesi ve sonrası hayatı, bilhassa halifeliği dönemindeki önemli icraatları ve uygulamaları hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde Hz. Ömer'in Kur'an'ın metinleşme tarihindeki belirleyici rolü ve Ulûmu'l-Kur'ân kapsamındaki belli başlı konularla ilgili rivayetlerine yer verilmiştir. Bu bölümdeki rivayetler ışığında Hz. Ömer'in Ulûmu'l-Kur'ân'la ilgili rivayetlerinin ağırlıklı olarak kıraat ve esbâb-ı nüzûl konusuyla ilgili olduğu tespit edilmiştir.Üçüncü bölümde ise önce Hz. Ömer'in ?Muvâfakât-ı Ömer? diye bilinen ve bir bakıma ilâhî vahiyle duygudaşlık (empati) kurmanın beşerî bir imkân olduğunu gösteren rivayetler sunulmuştur. Daha sonra ise zaman ve şartlara göre Kur'an'ın bazı hükümlerini uygulamaması ya da ayetlerde belirtilenden farklı şekilde uygulaması gibi içtihat ve yorumlarıyla ilgili rivayetlere yer verilmiştir. Söz konusu içtihatlarla ilgili rivayetlerden Hz. Ömer'in Kur'an'daki herhangi bir ayetin hükmünü ilga/iptal etmediği, sadece askıya aldığı sonucuna varılmıştır.Bu üç bölüm kapsamında sunulan rivayetlerinden Hz. Ömer'in Kur'an'ın doğru anlaşılması ve yaşanması noktasında olgusal durumu öncelediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hz. Ömer, Tefsir, Yorum, İçtihat, Rivayet, Muvâfakat, Recm Ayeti.

Hz. ÖmerKur'an-ı KerimRivayetler+2
Muhammet Ali Erdal
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vasiyetle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi -Sahih-i Buharî özelinde-

İslam literatüründe Kur'an-ı Kerim'den sonra en önemli kitap kabul edilen Sahih-i Buhâri, kendi dönemi ve kendisinden sonraki dönemlerde Müslümanlara dinî alanda ışık tutmuştur. Sahîh-i Buhâri'nin diğer hadis kitaplarından daha güvenilir kabul edilmesinin sebebi, müellifinin sened ve metinlerin tespitinde gösterdiği titizliktir. Bu nedenledir ki üzerinde çok fazla şerh ve inceleme yapılmış; yapılmaya da devam edilmektedir. Sahih'in tamamı ve belli bölümleri incelemeye tabi tutulmuş ve üzerinde çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak bizim tespit ettiğimiz kadarıyla, müstakil olarak vasiyet konusu üzerinde, diğer konulara nispeten çok fazla çalışılmamıştır. Bu nedenle Sahîh-i Buhâri'nin vasiyet bölümünün incelenmesini kararlaştırdık. Günümüzde vasiyet konusu tam olarak bilinmemektedir. Vasiyet konusundaki hadis çalışmaları diğer konulara göre geride kalmış, istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Konumuzu Sahih-i Buharî özelinde yapmamızın sebebi ise Sahih-i Buhâri'nin Kur'an-ı Kerim'den sonra en güvenilir kaynak olması ve içinde vasiyet konusu ile ilgili yeterince rivayetin bulunmasıdır. Bu çalışma giriş, onu takip eden üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve önemi üzerinde durulmuştur. Onu takip eden birinci bölümde; Buhâri'nin hayatı, ilmi kişiliği anlatılmış; Sahih-i Buharî hakkında bilgi verilmiştir. Aynı zamanda 'vasiyet' kelimesinin tahlili yapılmıştır. İkinci bölümde; vasiyet bölümünün bâb başlıkları, senedlerin incelenmesi, râvi şeceresi, âli-nâzil isnad ve konu bakımından hadisler değerlendirmeye alınmıştır. Üçüncü bölümde ise önce Kütüb-i Sitte'nin diğer müellifleri hakkında kısa bilgiler verilmiş daha sonra vasiyet bölümleri karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise genel değerlendirme yapılmıştır.

Kütüb-i SitteRivayetlerSahih-i Buhari+2
Dursun Aykut
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam Asım'ın ravilerinden Ebû Bekir Şu'be ve Hafs B. Süleyman arasındaki rivayet farklılıklarının tahlili

Kur'an ilimleri denilince akla, öncelikle tefsir ilmi gelmektedir. Şunu belirtmeliyiz ki; tefsir ilmi ile birlikte Kur'an ilimlerinin önemli bir diğer ayağını da kıraat ilmi oluşturmaktadır. Bununla beraber, bu iki ilim arasında önemli bir bağ vardır. Kıraat ilmi sadece tefsirle de değil; İslâmî ilimler açısından bakıldığında; kelam, fıkıh ve diğer İslâmî ilimlerle de bağlantılıdır. Dolayısıyla kıraat ilmi, İslâmî ilimlere hatırı sayılır miktarda kaynak malzeme sunmaktadır. Kıraat ilmi içerisinde farklı ekoller vardır. Bunlardan birisi de Âsım kıraatıdır. Şu anda dünya üzerinde en çok kıraat olunan Âsım kıraatının, Ebû Bekr Şu'be ve Hafs bin Süleymân olmak üzere iki ravisi vardır. Araştırmamızda da bu iki ravinin farklı okuyuşları incelenmektedir. Bu farklar genel çerçevesiyle manayı değiştiren veya değiştirmeyen yöresel şive, hareke ve harf farklılıkları gibi bazı uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Ebû Bekr Şu'be, imâle, ihtilâs, iskân ve teshîl gibi kıraat uygulamalarıyla daha çok öne çıkarken; Hafs bin Süleyman'ın bu tür, lisana zor gelen uygulamaları birkaç istisna dışında yok denecek kadar azdır. Bu farklılıklardan doğan ihtilaflar beş yüz yirmi kadar yerde karşımıza çıkmaktadır. Tezimizde bu ihtilaflar tek tek ele alınmış ve kıraat ilmi usulü çerçevesinde tahlil edilmiş, manaya olan etkileri belirtilmiştir. Söz konusu ihtilaflar ilmî bir araştırma için açık ve belirgin bir şekilde tasnif edilmiştir.

Ebu Bekir ŞubeKur'an-ı KerimKıraat+3
Yasin Cenan
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Peygamber ile Teberrük rivayetleri (Yiyecek, içecek ve abdest suyu örneği)

Hz. Peygamber, yaratıcının O'na biçtiği misyon ve insanlara örnekliğindeki üstün ahlaki vasıfları nedeniyle getirdiği dinin mensupları tarafından çok sevilmiş ve diğer insanlardan üstün tutulmuştur. Bu olması gereken ve yaratıcının da emrettiği bir durumdur. Fakat diğer dinlerde olduğu gibi İslam Dini'nde de Hz. Peygamber'in misyonu kimi zaman yanlış değerlendirilmiştir. O'nu yaratıcının istediği ve emrettiği değerin çok daha üstünde olağanüstü, fevkalbeşer ve hatta ilâhî bir statüye çıkarmak isteyen insanlar İslam'ın başından beri hep olagelmiştir. Bunun en belirgin tezahürlerini ilk dönemden itibaren hadis kaynaklarında görmekteyiz. Konumuzun özünü teşkil eden teberrük kavramında ise Hz. Peygamber'e duyulan muhabbetin tezahüründe bazen farklı mecralara kayıldığını görmekteyiz. O'na ait herhangi bir şeyin insanı cehennemden kurtaracağı, hastalıkları iyileştireceği, imanını artıracağı vb. düşünceler hatırasına duyulan saygı ve hürmetten daha ön plana çıkmıştır. Hâlbuki îtikâdî açıdan medet umulacak, yardım edecek, kutsanacak yegâne varlık sadece Allah'tır. Bundan dolayı hadis eserlerindeki bu hususla alakalı rivayetler hadis teknikleri açısından titizlikle incelenmeli, konuyla alakalı îtikâdî, psikolojik ve sosyolojik boyutta samimi de olsa zaafa düşülmesinden sakınılmalıdır. Konuyla ilgili rivayetler hadis eserlerinde fazlaca bulunduğundan tezimizde konuyu sınırlandırdık. Teberrük kavramının Kur'an ve Hadisler ışığında genel bir analizini yaptıktan sonra hadis eserlerinde bu hususun hangi başlıklar altında yer aldığını ortaya koymaya çalıştık. Sonrasında Hz. Peygamberin yiyecek, içecek ve abdest suyu artıklarıyla teberrük edilmesine dair başta Kütüb-i Tis'a olmak üzere meşhur addedilen hadis kaynaklarındaki rivayetleri ilgili eserler ışığında değerlendirmeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Hadis, Hz. Peygamber, kutsal, artık, teberrük.

AbdestHadisHz. Muhammed+2
Zeynep Ay
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rivayetler ışığında kadının aile içindeki yeri ve önemi

Bu çalışmada Peygamberimizin rivayetleri göz önünde bulundurularak, kadının, aile içinde eş ve anne olarak dikkat edeceği hususlardan çocuk terbiyesine, aile içerisindeki sırlardan mahremiyet kurallarına, çocuklar arasında ayrım yapılmamasından kız çocuklarının eğitimine, çocukların ihmal edilmemesinden sosyal hayatta konum alınmasına kadar pek çok görev ve sorumlulukları bulunan kadının aile içindeki yeri ve önemi ele alınmıştır. Bu çalışmada Peygamberimizin rivayetleri göz önünde bulundurularak, kadının, aile içinde eş ve anne olarak dikkat edeceği hususlardan çocuk terbiyesine, aile içerisindeki sırlardan mahremiyet kurallarına, çocuklar arasında ayrım yapılmamasından kız çocuklarının eğitimine, çocukların ihmal edilmemesinden sosyal hayatta konum alınmasına kadar pek çok görev ve sorumlulukları bulunan kadının aile içindeki yeri ve önemi ele alınmıştır. İlk insanın yaratılmasından itibaren kadın, gerek yaratılış, gerekse konumu açısından daima kendisinden bahsedilen bir varlık olarak tarihteki yerini almıştır. Modernleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte kadının toplum içerisindeki görev ve sorumlulukları giderek artmaktadır. Müslüman bireyin hayatının hiçbir alanında boşluk bırakmayan İslâm dini, nesillerin yetiştirilmesi konusunda merkezi bir konuma sahip olan kadının aile içindeki görev ve sorumluluklarıyla ilgili çeşitli düzenlemeler getirmektedir. Müslüman kadının aile içindeki yeri ve önemi konusunda en güzel örnek ise Hz. Peygamberin Kur'ânî bir yaşam tarzı sunan sünnetinin rehberliğidir. Zira insanlık tarihinde hiçbir kişi veya öğreti kadına Hz. Peygamberin "Cennet annelerin ayakları altındadır" hadîsinde kendisini bulan kutsal bir konum vermemiştir. Bundan dolayı modern düşüncenin kadına biçtiği rol ve feminist düşüncenin bu durumdan kendisine çıkardığı vaziyetten farklı olarak, İslâm Peygamberinin rivayetleri bağlamında kadının aile içindeki yerinin ne olduğunu anlamaya çalışmak, kadının yaratılış gayesinin gerçekliğine doğru yol almak olacaktır.

AileAnnelikHadis+4
Mehtap Yalçıntaş
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasâis ve delâil edebiyatında Hz. Peygamber'e atfedilen hissî mucizelerin Kur'an çerçevesinde değerlendirilmesi

Bu çalışmanın konusu Beyhakî'nin (ö. 458/1066) Delâilü'n-Nübüvve ve Suyûtî'nin (ö. 911/1505) el-Hasâisü'l-Kübrâ adlı eserleri bağlamında Hz. Peygamber'in peygamberliğine delil olarak gösterilen rivayetleri Kur'an ve sahih hadis çerçevesinde incelemektir. Araştırmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş veya birinci bölümde hasâis, delâil ve mûcize kavramları ele alınmış ve mûcizenin çeşitlerine değinilmiştir.İkinci bölümde Hz. Peygamber'in doğumundan peygamberlik öncesi ve sonrası döneme kadar geçen süreçte meydana gelen olağanüstü hadiseler ile Hz. Peygamber'in fizikî özelliklerini konu edinen rivayetler ele alınmıştır. Bu rivayetlerin çoğunun Hz. Peygamber'e asılsız olarak isnat edildiği, Kur'an, sahih hadis ve tarihî gerçeklerle örtüşmediği ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca Hz. Peygamber'in adeta diğer peygamberlerle yarıştırılmasının ona nispet edilen mûcizelerin sayısının artmasında oldukça etkili olduğu belirtilmiştir.Üçüncü bölümde ise Hz. Peygamber'e atfedilen hissî mûcizeler Kur'an bağlamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunun yanında söz konusu mûcizelerin çıkış sebepleri üzerinde durulmuş ve mûcizelerin ortaya çıkışında Ehl-i hadis ekolünün, Yahudi geleneğinin ve diğer peygamberler için mûcize diye nitelenebilecek vasıfların Hz. Peygamber için de bulunması gerektiği düşüncesinin olduğu ifade edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Peygamber, Mûcize, Delil, Rivayet.

DelilHadisHz. Muhammed+4
Fatıma Ünsal
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00

İlgili konular